Program evaluation
461 theses under this subject heading
11. sınıf rehberlik programının öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırma, ortaöğretim 11. sınıf rehberlik programına ilişkin öğrenci görüşlerini belirlemek amacıyla yapılan tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Siirt il merkezinde bulunan 25 devlet okullarında öğrenim görmekte olan ortaöğretim 11. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise, 863 ortaöğretim 11. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Topçu (2014) tarafından geliştirilen "Okul Rehberlik Programı Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Katılımcıların ölçeklere vermiş olduğu yanıtların veri girişleri yapılarak betimsel istatistik ile puan ortalamalarının karşılaştırılması için T Testi, Mann Whitney U, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Kruskal Wallis analiz yöntemleri uygulanmıştır. Öğrencilerin ölçekte yer alan, alt boyutlara göre görüşlerinin değerlendirildiği çalışmada elde edilen sonuçlara göre yanıtların puan aralıkları doğrultusunda, öğrencilerin yanıtlarının tüm alt boyutlarda orta düzeyde olduğu görülmektedir. Öğrencilerin demografik değişkenlerine göre rehberlik programına ilişkin alt boyutların karşılaştırılması analizlerinde, öğrencilerin daha önce rehberlik ve psikolojik danışmanlık biriminden hizmet alıp almama durumu, lise türü, not ortalaması ile anne ve baba eğitim düzeyi bakımından anlamlı ölçüde farklılaştığı bulunmuştur.
Serbest etkinlik uygulamalarının sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre değerlendirilmesi
İlkokul 1, 2 ve 3. sınıflarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin serbest etkinlikler dersi uygulamasına yönelik görüşlerini almayı amaçlayan bu araştırma betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçelerinde bulunan 206 ilkokulda görev yapan 2804 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemi ise 372 öğretmenden elde edilen ölçeklerden oluşmaktadır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. İlkokul öğretmenlerinin serbest etkinlikler dersini uygulama düzeylerinin; cinsiyete, mesleki kıdeme, okutulan sınıf mevcuduna, okutulan sınıf düzeyine, mezun olunan okul ve bölüme, lisansüstü eğitim alıp almama durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığının tespiti amacıyla karşılaştırma analizleri olan bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Kruskal-Wallis H testi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin serbest etkinlikler dersine yönelik görüşlerinin cinsiyet değişkenine, mesleki kıdemlerine, sınıf düzeyi ve mezun olunan fakülte değişkenine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Serbest etkinlikler dersine yönelik öğretmen görüşlerinin sınıf mevcutlarına göre sorunlar boyutunda farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin, ilkokullarda uygulanan serbest etkinlik saatlerine ilişkin görüşlerinin lisansüstü eğitim alma durumlarına göre planlama ve uygulama boyutlarında lisansüstü eğitim alan öğretmenlerin lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür.
Ortaöğretim 9. sınıf matematik dersi öğretim programının CIPP Modeli ile öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırma, 2017-2018 yılında uygulanan ortaöğretim 9. sınıf matematik dersi öğretim programını ve programın uygulanışını öğretmen ve öğrencilere uygulanan anket doğrultusunda değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın katılımcılarını Siirt il merkezinde resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan 149 matematik öğretmeni ve bu okullarda okuyan 324 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Fer ve Aközbek (2008) tarafından geliştirilen "Lise 1.sınıf Matematik Öğretim Programını Değerlendirme Anketi Öğretmen ve Öğrenci Formu" kullanılmıştır. Programın bağlam boyutuna yönelik öğretmenlerden elde edilen verilere göre; programdaki amaç ve kazanımların öğrencilerin gelişim özelliklerine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ders içeriklerinin azaltıldığı ve içerisindeki kuramsal bilgilerin yeterli olduğu ancak kazanımlara ayrılan sürenin yetersiz olduğu sonuçlarına varılmıştır. Girdi boyutuna yönelik; kaynak ve materyallerin öğrenmeyi kolaylaştırdığı, ders kitabındaki kazanımların anlaşılır olmadığı, kitabın sıkıcı olduğu ve programın öğretmen odaklı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Süreç boyutuna yönelik; programda bireysel etkinliklere yer verildiği ve bu etkinliklerin sıkıcı olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Ürün boyutunda ise programın öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına cevap vermediği, ancak matematiksel beceri gelişimine katkı sağladığı sonuçları elde edilmiştir.
2013 okul öncesi eğitim programının Eisner'in eğitsel eleştiri modeline göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı 2013 okul öncesi eğitim programını Eisner'in eğitsel eleştiri modeli ile değerlendirerek programın mevcut durumunun etkililiğini tespit etmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup durum çalışması deseninden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Siirt ve Batman illerinde farklı okul türlerinde görev yapmakta olan 30 okul öncesi öğretmeni ile Türkiye'deki farklı devlet üniversitelerinde görev yapan ve okul öncesi eğitim alanında uzman olan 10 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemine göre seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analiz yöntemi kullanılarak eğitsel eleştiri modelinin "betimleme", "yorumlama", "değerlendirme" ve "temalaştırma" alt boyutları dikkate alınarak bulgular sunulmuştur. Araştırma sonucunda okul öncesi eğitim programı, öğretmen ve akademisyenler tarafından eleştiriler gelse de genel olarak yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı gözlem sonucunda öğretmenlerin programı uygulama konusunda problemler yaşadıkları tespit edilmiştir. Akademisyenlerin program ile ilgili teorik çerçeveye hâkim olduğu ancak programın uygulanmasına yönelik görüş farklılıklarının olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir.
Ortaokul matematik öğretim programlarının matematik okuryazarlığıaçısından karşılaştırılması: Singapur, İngiltere, Kanada, Türkiye örneği
Bu araştırmada, PISA ve TIMSS gibi uluslararası sınavlarda başarılı olan Singapur, İngiltere ve Kanada ülkeleri ile Türkiye ortaokul matematik dersi öğretim programları benzerlik ve farklılıklarını matematiksel okuryazarlık çerçevesinde ortaya çıkarmak amacıyla incelenmiştir. Karşılaştırmalı çalışmaların amacı ülkelerin; kendi eğitim politikalarına yön vermeleri için diğer ülkelerdeki öğretim programlarını sınıf içi uygulamalarda karşılaştırma ve sonuçlar çerçevesinde kendilerine uygulanabilir birtakım sonuçlar çıkartabilmektir. Bu çalışmada karşılaştırma yapılan ülkeler bulundukları kıtalarda PISA sonuçlarına göre yüksek puan alan ülkelerdir. Araştırmada, nitel araştırma desenlerinden biri olan doküman inceleme yöntemi benimsenmiştir. Ortaokul matematik dersi öğretim programları için kazanımlar ve programların genel yapısı, vizyonları hedefleri üzerinden incelemeler yapılmıştır. Ülkelerin öğretim programları PISA matematik okuryazarlığı değerlendirme çerçevesinin genel içerik alanları, matematiksel içerik alanları matematiksel süreçler ve matematiksel yetenekler bağlamında ele alınmıştır. Öğretim programlarını belli özellikler doğrultusunda sınıflandırabilmek için içerik analizi ve betimsel analiz kullanılmıştır. Türkiye, Singapur, İngiltere, Kanada(Ontario) matematik dersi öğretim programlarında dersin hedef kazanımları, öğrenme alanları ve konulara göre ayrılmış olarak öğretmenlere faydalı birtakım açıklamalarla birlikte yayınlanmıştır. İngiltere matematik dersi öğretim programı fazla ayrıntıya yer vermeyen çekirdek bir program olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye ve Singapur matematik dersi öğretim programları her sınıf düzeyi için ayrı ve ayrıntılı olarak hazırlanmıştır. Ontario matematik dersi öğretim programı ise her sınıf düzeyi için ayrı hazırlanmış ve diğer üç ülkenin programına göre öğrenme alanları, kazanım sayıları, öğretmen açıklamaları bakımından oldukça kapsamlı olarak hazırlandığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, farklı ülkelerin kullandıkları öğretim programları matematik okuryazarlığı bakımından değerlendirildiğinde matematik okuryazarlığı içerikli öğrenme hedeflerinin ve ders içi etkinliklerin ülkelerin öğretim programlarında daha fazla yer alması gerektiği önerilmiştir.
Türkiye'de fen bilimleri dersi öğretim programlarının tarihçesi, gelişimi ve eğilimler (1923-2023)
Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki 1923-2023 yılları arasında uygulamaya koyulan ilkokul Fen Bilimleri dersi öğretim programlarının tarihçesini, gelişimini, değişimini ve eğilimlerini; programın bileşenleri açısından incelemektir. Çalışmanın yöntemi nitel araştırma yöntemi, deseni doküman analizi desenidir. Çalışmanın verilerini Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar olan süreçte uygulanan ve uygulanmakta olan ilkokul fen bilimleri dersi öğretim programlarının yazılı metinleri oluşturmuştur. İlgili dokümanlardan elde edilen nitel veriler betimsel analiz tekniği ile incelenmiştir. Alan yazında öğretim programlarının bileşenleri temele alınarak programda ilgili bileşenlerle bağlantılı olan kategoriler oluşturulmuştur. Program bileşenleri açısından; (1) dersin adı, (2) program geliştirme sıklığı, (3) program geliştirme ilkeleri, (4) program geliştirmeyi gerekli kılan nedenler, (5) program geliştirme ekibi, (6) temel eğitim felsefeleri, (7) program tasarımı yaklaşımları, (8) program geliştirme modelleri, (9) hedef yazma yaklaşımları, (10) içerik düzenleme yaklaşımları, (11) öğrenme-öğretme yaklaşımları, (12) ölçme-değerlendirme yaklaşımları olmak üzere 12 kategori belirlenmiş ve belirlenen kategorilere göre analiz yapılmıştır. Programlarda ders isimlerinin yıllara göre değişiklik gösterdiği, programların geliştirilmesi ve güncellenmesinde belirli bir sistem izlenmediği, program geliştirme ilkelerinin çoğunlukla gözetilmediği ancak en fazla 1926 Programında program geliştirme ilkelerine yer verildiği, programlarda program geliştirme ekibinde görev alan kişilere 2004 Programı dışında yer verilmediği, program geliştirme modellerinin bu programlarda uygulanmadığı ancak Millî Eğitim Bakanlığı'nın geliştirdiği program geliştirme modelinin uygulandığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: program geliştirme, eğitim programları, program tarihçesi, fen bilimleri dersi öğretim programı
Türkçe eğitiminde değerlendirme becerilerinin öğretimi
Bu araştırma Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) ve Türkçe ders kitaplarını, değerlendirme becerisi kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın ana problemi Türkçe Dersi Öğretim Programı'ndaki (2019) değerlendirme becerisi kazanımlarının durumunu ortaya koymak ve Türkçe ders kitaplarındaki değerlendirme becerisine yönelik etkinliklerin, öğrenme sürecinin nasıl yapılandırıldığını saptamaktır. Bu doğrultuda program ve ders kitabına ek olarak öğretmen görüşlerine de başvurulmuştur. Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) ve MEB tarafından hazırlanan 5-8. sınıf düzeyleri arasında hâlihazırda öğretim materyali olarak kullanılan Türkçe ders kitapları araştırmanın inceleme nesnelerini oluşturmuştur. Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) ve Türkçe ders kitaplarındaki veriler doküman analiziyle elde edilmiştir. Kitaplardaki değerlendirme etkinliklerinin incelenmesinde araştırmacı tarafından oluşturulan "Değerlendirmeye Yönelik Bilişsel İşlemler Kontrol Listesi" kullanılmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasının iç içe geçmiş çoklu durum deseni ile yapılandırılmış, verilerin çözümlenmesi içerik ve betimsel analiz tekniği ile yapılmıştır. Araştırmada, Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda (2019) değerlendirme becerisine ilişkin kazanımların öğrenme alanlarına göre eşit dağılım göstermediği, MEB tarafından hazırlanan Türkçe ders kitaplarındaki etkinliklerin değerlendirme becerisi ile ilgili öğrenme süreci oluşturma konusunda yetersiz kaldığı, öğretmenlerin değerlendirme becerilerine yönelik bilgilerinin yanlış ve yetersiz olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
1923–2018 yılları arasında uygulanan Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarının analizi
Bu çalışmada, 1923-2018 yılları arasında uygulanan Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programları analiz edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi deseninden yararlanılmıştır. Araştırmanın birincil veri kaynağı 1923-2023 yılları arasında uygulamaya konulan ortaöğretim Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarıdır. İkincil veri kaynakları ise Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarına yönelik hazırlanan tezler, raporlar, araştırma makalelerinden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel verileri betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgularda, Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarının 1960 yılına kadar sık sık değiştirildiği sonrasında uzun bir dönem değiştirilmediği ve 2005 sonrasında da sıklıkla değişeme uğradığı görülmüştür. 2005 yılına kadar hazırlanan programların eğitim programlarında yer alması gereken tüm öğelere sahip olmadığı görülmüştür. 2005 yılından itibaren programlar, olması gereken tüm program öğelerini barındırmıştır. Bununla birlikte, 1929, 1957 ve 2005 programları incelenen programlar içerisinde, öğeleri ve perspektifleri açısından olumlu anlamda öne çıkmıştır. 1976 programı ise özellikle hedef ve içerik boyutunda olumsuz özellikleriyle öne çıkmıştır. Son yıllarda hazırlanan programlar, tüm öğeleri içerse de detaylıca incelendiğinde, bu öğelerin olması gerektiği gibi yapılandırılmadığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmanın, ortaöğretim Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarının gelişimine ışık tutacağı ve bundan sonra yapılacak program geliştirme çalışmalarına fayda sağlayacağı düşünülmektedir
A critical evaluation of pronunciation teaching in an ELT department in Turkey
Growing evidence has confirmed that pronunciation is essential for effective communication despite its various degrees of importance across teaching contexts. In Turkey, English teacher trainees usually receive little or no pronunciation instruction in primary/secondary education and take the Listening and Pronunciation I course in tertiary education. Given the particular significance of pronunciation for effective communication, this study evaluated the state of pronunciation teaching at the English Language Teacher Education Program of a state and research university within the scope of the course. The study adopted a mixed-methods case study and collected qualitative and quantitative data (e.g., diagnostic tests, focus group and semi-structured interviews, course evaluation survey, and instructional/institutional documents) from the undergraduate and graduate students, the course instructor, and non-native expert lecturers during emergency online education. Descriptive, inferential, and thematic analyses revealed varying degrees of pronunciation knowledge (moderate), perception (minor), and production (large) of the teacher trainees. However, specific knowledge gaps and problems with segmentals and suprasegmentals persisted. The undergraduates and graduates suggested convergent and divergent remarks about the course evaluation components. The study also reported congruent and contrasting findings with the remedial and expert judgment approaches. The teacher trainees found the evaluated course adequate or inadequate, depending on their diverse expectations. Ultimately, pedagogical and methodological suggestions were made.
İngilizce hazırlık programının Stake'in Uygunluk-Olasılık Modeline göre değerlendirilmesi: Bir devlet üniversitesi örneği
Çalışmanın amacı, Ankara'daki bir devlet üniversitesinin Yabancı Diller Yüksekokulu İngilizce hazırlık programını Stake'in uygunluk-olasılık modeline göre değerlendirmektir. Modele uygun olarak, program değerlendirme girdi süreç ve çıktı boyutlarına göre yapılmıştır. Araştırmada nitel ve nicel verilerin beraber kullanıldığı karma yöntemlerden yararlanılmış, eş zamanlı/birleşen karma yöntemler araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında 620, nitel kısmında ise 43 katılımcı yer almıştır. Verilerin toplanması için tutum ve özyeterlik ölçekleri, akademik başarı testi, program taslağını inceleme formu, yabancı dil programını değerlendirme ölçeği ve görüşme formları kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımlı örneklemler t-testi, Cohen'in d analizi, Wilcoxon işaretli sıralar testi ve kodlama tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sorularına paralel olarak, program değerlendirme modelinin girdi boyutuna yönelik yedi adet, süreç boyutuna yönelik dört adet ve çıktı boyutuna yönelik yedi adet olmak üzere, toplam on sekiz kriter ortaya çıkmıştır. Bu kriterlerin sekiz tanesinde program değerlendirme modelinde belirlenen standartlara ulaşılmış, sekiz adet kriterde standartlara kısmen ulaşılmış, iki kriterde ise standartlara ulaşılamamıştır. Araştırmadan çıkan sonuçlara göre programın program geliştirme ilkelerine uygun olarak gözden geçirilmesi önerilebilir, çalışmanın program değerlendirme çalışmalarına da rehberlik etmesi beklenebilir.
Çocuk kütüphanelerinde yaşam becerilerinin geliştirilmesi: Bir kütüphane programı önerisi
Bu çalışma, çocuk kütüphanelerinde 60-72 ay arasındaki çocuk kullanıcıların yaşam becerilerinin gelişimini sağlamak amacıyla geliştirilmiş özgün etkinlikleri içeren bir kütüphane programı oluşturmak, çocukların yaşam becerileri üzerindeki etkisini ve bu etkinin kalıcılığını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim döneminde Sincan Törekent Halk Kütüphanesinin Çocuk Bölümünde kullanıcı olan toplam 57 çocuk (30 çocuk deney grubu, 27 çocuk kontrol grubu) ile yürütülmüş ve çocukların bu kütüphaneyi düzenli olarak kullanmaları sağlanmıştır. Araştırmada yöntem olarak yarı deneysel desenlerden biri olan "denkleştirilmiş kontrol gruplu ön test-son test deseni" kullanılmıştır. Bu amaçla deney grubunda araştırmacı tarafından hazırlanan yaşam becerilerine dair etkinliklerden oluşan "Kütüphanede Yaşam Becerileri Programı", çocuk kütüphanesinde beş hafta boyunca düzenli aralıklarla gerçekleştirilmiş, kontrol grubu sürece dâhil olmamıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak, Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanan yaşam becerileri bileşenlerinden oluşan bir Kontrol Listesi ve Erken Çocukluk Yaşam Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Kontrol Listesinin kapsamında, anılan yaşam becerileri bileşenlerinin tanımlarından yola çıkılarak listelenen hedef davranışlar bulunmakta, bu hedef davranışlar ise her biri için yazılmış olan etkinliklerin uygulanması ve bu etkinliklere dayalı performans puanlamalarının hesaplanması yoluyla değerlendirilmektedir. Veri toplama araçları deneysel işlem öncesinde ve sonrasında uygulanmıştır. Çalışmanın uygulama sürecinin gerçekleştirilmesinden ve son testlerin uygulanmasından 6 hafta sonra ise programın çocukların yaşam becerileri üzerindeki etkisinin kalıcı olup olmadığına bakılması için kalıcılık incelemesi yapılmış ve test deney grubu için bir kez daha tekrarlanmıştır. Araştırmada, demografik bilgilerin betimlenmesinde; frekans (f) ve yüzde (%) kullanılmıştır. Verilere ilişkin normallik testleri Shapiro-Wilk Testi ve Kolmogorov-Smirnov Testi aracılığı ile analiz edilmiştir. Uygulamadan elde edilen puanlar bağımlı örneklem t testi ve bağımsız örneklem t testi ile incelenmiştir. Araştırma sonunda deney grubu çocuklara uygulanan Kütüphanede Yaşam Becerileri Programının çocukların yaşam becerileri düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık yarattığı tespit edilmiştir.
Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi entegre eğitim programına geçiş sonrasında dönem öğrenci başarı ve görüşlerinin incelenmesi
Tıp eğitimi dinamik bir süreçtir ve güncel şartlara, ortam ve zamana göre sürekli uyarlanması gerekmektedir. Günümüzde tıp eğitiminde niteliğin artırılmasını amaçlayan uygulamaların önemli adımlarından biri uygulanan eğitim programının değerlendirilmesi ve gelişime yönelik değişikliklerin dinamik bir şekilde yapılabilmesidir. Eğitimde öğrencilerin programı değerlendirmelerinde değerlendirme anketleri uzun yıllardır kullanılmaktadır ve öğretim etkinliğinin değerlendirilmesinin gerekli ve önemli bir parçasıdır. Bu çalışmanın amacı, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde değişen tıp eğitimi modelinin uygulamaya girdiği 2016-2017 eğitim-öğretim yılı ile birlikte, izleyen iki eğitim-öğretim yılı boyunca, dönem 1 öğrencilerinin kurullarda almış oldukları eğitime yönelik geribildirimlerinin ve akademik başarılarının incelenmesidir. Öğrencilerin kurullarda almış oldukları eğitime ilişkin görüşleri 5 li Likert ölçeği ile hazırlanan geribildirim formlarından elde edilmiştir. "Kurul 2" dışında öğrenci geribildirimlerinin "Bilgilendirme ve İletişim", "Kurul Yapılanması", "Entegrasyon", "İçerik", "Ölçme-Değerlendirme" ve "Genel Görüş" temaları ilk yıla kıyasla belirgin iyileşme göstermiştir. Elde edilen verilerin hem sürecin değerlendirilmesi hem de bir sonraki yılın program hazırlığında kullanılmak üzere değerlendirmeye alınması ile eğitim dinamik bir sürece dönüştürülmüştür. Ayrıca kendilerinden alınan geribildirimlere göre yapılan iyileştirmeler konusunda öğrenciler bilgilendirilmiş ve böylece kendilerine ve görüşlerine değer verildiği hissettirilerek, BUÜTF için önemli olan bu süreçte etkin rol almaları sağlanmıştır. Anahtar Sözcükler: tıp eğitimi, entegrasyon, tıp öğrencisi, program değerlendirme
Okul yöneticilerinin ilköğretimdeki önleyici hizmet programlarına bakış açısının değerlendirilmesi
Bu araştırmada "Okul Yöneticilerinin İlköğretimdeki Önleyici Hizmet Programlarına Bakış Açısının Değerlendirilmesi" konu edilmiştir. Bu bağlamda araştırmanın amacı örneklem grubunda görev yapan okul müdürlerinin önleyici hizmete yönelik algılarının belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili, örneklemi ise İstanbul Bahçelievler ve Bakırköy ilçelerinde bulunan 51 ilkokul müdürünü kapsamaktadır. Araştırma, nitel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan anket kullanılmıştır. Ankette birinci bölümde katılımcıların demografik özelliklerini ortaya koymak amacıyla 5 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, ikinci bölümde ise "Okul Yöneticilerinin İlköğretimdeki Önleyici Hizmet Programlarına Bakış Açısının Değerlendirilmesi" amacıyla hazırlanan yanıtları evet ve hayırdan oluşan 10 soru yer almaktadır. Anket formunun görünüş geçerliliğinin tespiti amacıyla iki uzman görüşüne başvurulmuştur. Ayrıca yine araştırmacılar tarafından hazırlanan 5 soruluk yapılandırılmış görüşme formu anket sonuçlarının geçerliliğini sorgulamak amacıyla 11 müdürle yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Veriler, frekans analizleri, Ki-Kare ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonunda, önleyici hizmet anketi maddelerine müdürlerin verdikleri cevaplar incelendiğinde cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem yılı ve öğrenim durumuna göre anlamlı farklılığın görülmediği tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin önleyici hizmet programının uygulanması eğitim-öğretime katkı sağladığını düşündükleri, ancak okul müdürlerinin 1.Sınıfa başlayacak öğrenciler için disleksi (öğrenme bozukluğu) testi, hiperaktivite ve dikkat eksikliği testi, diskalkuli (matematik bozukluğu) testi yapmadıkları, hazırbulunuşluk testinin de uygulanmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında müdürlerin, "Öğrencilerin seviyelerine uygun gerekli ders araç-gereçleri temin edildi." önermesine katıldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerine, öğrencilerin başarısını artırmada erken dönemde alınacak önlemlerden birisinin önleyici hizmetler olduğunun farkındalığının artırılması, teşvik edilmesi ve konuyla ilgili bilgilendirmeler yapılması önerilebilir.
İlköğretim 4.sınıf Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler öğretim programlarının üstbilişsel açıdan incelenmesi
Eğitim ile ilgili yapılan tartışmaların ardından doğru eğitim kavramı ile ilgili yüzyıllardır birçok eğitim yöntem ve tekniği ortaya çıkmıştır. Tüm bu yöntem ve tekniklerin temel amacı; anlamlı öğrenmeyi sağlamak ve öğrenmeleri kalıcı hale getirmek olmuştur. Anlamlı ve kalıcı öğrenme ile literatüre giren üstbiliş; bireylerin zihinsel faaliyetleri üzerinde tahmin, planlama, izleme ve değerlendirme süreçlerini kapsamaktadır. Kişilerin kendi öğrenme süreçlerinde rol aldıklarında anlamlı öğrendiklerini kabul eden üstbiliş kavramının, yenilenen ilköğretim eğitim programımızdaki kazanımların, becerilerin ve ölçme değerlendirme uygulamalarının üstbilişsel düzeylerini belirlemek bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, İlköğretim 4.sınıf Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler dersleri program kazanımları, becerileri ve ölçme değerlendirme yöntemleri üstbilişsel açıdan incelenmiştir. Araştırma bir durum çalışmasıdır.Program kazanımları incelenirken Kratthwohl ve diğerleri (2001) tarafından yenilenen Bloom Taksonomisi, program becerileri ve ölçme-değerlendirme yöntemleri incelenirken araştırmacılar tarafından literatürden yararlanılarak geliştirilen ölçekler kullanılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda; program kazanımlarının üstbilişsel bilgiye yönelik (%9,24) olmadığı, daha çok kavramsal bilgi boyutunda kaldığı (%37,04), kazanımların tüm bilgi düzeylerine eşit şekilde dağılmadığı görülmüştür. Ancak eski ilköğretim 4.sınıf programına kıyasla öğretim programında üst düzey becerilerin daha çok yer aldığı görülmüştür. Program becerileri bakımından yapılan incelemede ise, İlköğretim Türkçe öğretim programının kendine ait becerilerinin olmaması nedeniyle incelemeye dâhil edilmemiş, İlköğretim 4.sınıf Matematik, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri öğretim programlarında yer alan 41 becerinin bilişsel kazanıma yönelik olduğu (%51,03), üstbilişsel becerilere yönelik kazanımların da programda bulunduğu (%48,06) saptanmıştır. Öğretim programlarının ölçme değerlendirme süreçlerinin ise üstbiliş destekler nitelikte olduğu belirlenmiştir. Uluslararası sınavlardaki başarıların arttırılması ve eğitim sistemimizin anlamlı öğrenmeyi bir plan dâhilinde sağlaması amacıyla üstbilişsel eğitimin öğretim programına dâhil edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler : Üstbiliş, program incelemesi, kazanım, ölçme ve değerlendirme, program becerileri.
Lisansüstü programlarda program tercih nedenlerinin grup uyumuna etkisinde algılanan hizmet kalitesi açıklıyıcılığı
Üniversite tercih nedenleri, yükseköğretim kurumlarında eğitim kalitesinin artırılması konusunda son derece kritik bir bilgi kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Teknolojinin hızla artan gelişimi; bilgi erişimi ve bilgi kaynaklarının araştırma alanına özgü kalite standartlarının maksimizasyonunu gerekli kılmaktadır. Bilgi merkezleri olarak da değerlendirilen üniversitelerin öğrenciler ve adaylar üzerinde yarattığı imaj algıları, bu imajın kulaktan kulağa iletişim modeli ile yayılmasına aracılık edecek öğrenci bağlılığını etkilemektedir. Bu bağlamda üniversitelerin kurumsal stratejilerini geliştirecekleri ve imaj çalışmalarını temellendirecekleri faktörler, aday öğrencilerin tercih nedenlerinin saptanması ile belirlenmektedir. Literatürde lisans programlarının tercih nedenlerine ilişkin yapılmış çok sayıda araştırmaya rastlanmaktadır. Ancak lisansüstü program tercih nedenlerine ilişkin araştırma sayısı oldukça az sayıdadır. Bu çalışma, üniversitelerde lisansüstü programları tercih edecek adayların tercih nedenlerinin öğrencilerin tatminine etkisini araştırmaktadır. Bununla birlikte öğrencilerin eğitim aldıkları lisansüstü programları süresince, bağlı oldukları üniversitenin hizmet kalitesi algılarının; tercih nedenlerinin öğrenci bağlılığı ilişkisindeki etkisini incelemektedir. Bu veriler, lisansüstü program seçimlerinde öğrencilerin tercih nedenlerinin belirlenmesini sağlayarak, öğrenci bağlılığı ve buna bağlı olan başarısını artıracak verileri belirlemektedir. Böylece ilgili bulgular, üniversitelerin program verimliliklerini artırmalarına aracılık edecektir. Ayrıca bu süreçte grup uyumu ara değişken etkisinin araştırılması, bu yönde bir araştırmanın olmaması dolayısıyla literatür ve uygulama alanına ışık sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Lisansüstü Program Tercih Nedenleri, Algılanan Hizmet Kalitesi,Grup Uyumu.
Türkiye'de okutulan görsel sanatlar ders kazanımlarının zihin engelli öğrencilere uygunluğuna yönelik öğretmen görüşleri
Araştırmada, Türkiye'de okutulan görsel sanatlar dersinin ders kazanımlarının görsel sanatlar ve özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerine göre zihin engelli öğrencilere uygun olup olmadığı değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini zihin engelli öğrencilerin okuduğu okullardan 11 ilden 16 okul ve bu okullarda eğitim veren 15 görsel sanatlar ve 27 özel eğitim sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Bu doğrultuda; öğretmenlerin algı puanlarının görsel sanatlar ya da özel eğitim alanında olma durumuna ve bay ya da bayan olma durumlarına göre, istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacıyla t-testi kullanılmıştır. Araştırmada; 1. Görsel sanatlar dersinin temelini oluşturan ve tüm görsel sanatlar eğitimin üzerinden şekillendiği, mevcut görsel sanatlar ders kazanımlarını,öğretmen görüşlerine göre, eğitim açısında kabul edilebilir öğrenci sayısı ya da oranı tarafından kazanılamadığı; bu nedenle de zihin engelli öğrencilere uygun olmadığı sonucu çıkmaktadır, 2. Görsel sanatlar ders kazanımlarını zihin engelli öğrencilerin kazanma oranlarına yönelik öğretmen görüşleri görsel sanatlar ya da özel eğitim sınıf öğretmeni branşında olmalarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir, 3. Görsel sanatlar ders kazanımlarını zihin engelli öğrencilerin kazanma oranlarına yönelik öğretmen görüşleri kadın ya da erkek olmalarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir, sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca; araştırma sonunda, ortaya çıkan sorunlara dayalı olarak araştırmacı tarafından ortaya konulan önerilere yer verilmektedir. Anahtar Sözcükler: Görsel Sanatlar, Zihinsel Engel, Sanat Eğitimi,
Müzik eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında ses kayıt ve müzik teknolojileri ile ilgili derslerin öğretimi
Bilimsel ve teknolojik alandaki hızlı gelişmeler, her alanda olduğu gibi müzik sanatını da oldukça etkilemiştir. Teknolojideki bu hızlı değişim, bilgisayar yazılımlarından donanımlara kadar sürekli bir gelişim göstermekte, bir müzisyenin, bir müzik öğretmeninin veya bir müzik öğrencisinin ses kayıt ve müzik teknolojilerinden yararlanabileceği birçok seçenek sunmaktadır. Müzik eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında okuyan öğrencilerin; teknolojinin gelişmesiyle birlikte müzik teknolojilerini tanıması, öğrendiği bilgilerle kendi çaldığı enstrümanı düzgün bir şekilde kaydedebilmesi, müzik beceri ve donanımıyla kendi ürünlerini amatör veya profesyonel düzeyde ortaya çıkarabilmesi öğrencinin müzikal yeteneklerinin keşfedilmesine katkı sağlamaktadır. Günümüzde müziği icra etmek kadar önemli olmaya başlayan, müzik icrası ile bir bütün olarak değerlendirilen ve üretiminden dinleyiciye ulaştırılmasına kadar etkisini gösteren ses kayıt ve müzik teknolojileri, bu alandaki eğitimin önemini artırmaktadır. Bu çalışma; müzik eğitimi veren yüksek öğretim kurumlarında ses kayıt ve müzik teknolojileri ile ilgili derslerin bulunup bulunmadığını öğrenmek ve hangi başlıklar altında öğretildiğini saptamak bakımından, ses kayıt ve müzik teknolojileri ile ilgili derslerin içeriği hakkında bilgi sahibi olmak, dersin uygulandığı fiziksel ortamları saptamak bakımından, ses kayıt ve müzik teknolojileri ile ilgili derslerin etkinliğini saptamak ve daha etkili hale getirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Araştırmada ses kayıt ve müzik teknolojileri ile ilgili derslerin öğretimine yönelik bir durum tespiti yapmak amaçlanmıştır. Literatür taraması ve nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme formu tekniği kullanılmış, müzik eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında ses kayıt ve müzik teknolojileri ile ilgili derslerin öğretiminin gerçek anlamada yapılamadığı ve bu derslerin bir gereklilik olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma veri ve sonuçlarının bundan sonra yapılacak araştırmalara ışık tutacağı inancı taşınmaktadır.
Türkiye'de uygulanan İngilizce öğretmenliği lisans eğitim programının öğrenci, öğretim elemanı ve İngilizce öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, 2006 yılında uygulamaya konulan İngilizce Öğretmenliği lisans eğitim programını üniversite son sınıf öğrencileri, öğretim elemanları ve İngilizce öğretmenleri görüşleri doğrultusunda değerlendirmektir. Bu çalışma İngilizce öğretiminin önemli bir boyutu olan öğretmen eğitimine ilişkin bir değerlendirme sunarak yabancı dil öğretimine yönelik çalışmalara katkı sağlamayı hedeflenmektedir. Betimsel tarama modelinde desenlenen bu çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, 2016-2017 öğretim yılında eğitim fakültelerinin İngilizce Öğretmenliği bölümünün dördüncü sınıfında okuyan üniversite öğrencileri, ilgili bölümlerdeki öğretim elemanları ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında görev yapan ve meslekte beş yılını doldurmamış İngilizce öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada, amaçlı örnekleme yöntemlerinden tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, 10 üniversitenin son sınıfında okuyan 524 İngilizce öğretmenliği son sınıf öğrencisi, bu üniversitelerde görev yapan 35 öğretim elemanı ve 11 İngilizce öğretmeniyle yürütülmüştür. Araştırma verileri; araştırmacı tarafından geliştirilen İngilizce öğretmenliği lisans programı değerlendirme anketi, İngilizce öğretmenliği program yeterlik ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler ve fark istatistikleri, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programından ve nitel veriler için ise NVİVO-11 programından yararlanılmıştır. Çalışma sonuçları Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yenilen 2018 İngilizce öğretmenliği lisans programıyla karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda ulaşılan sonuçlar aşağıda özetlenmiştir: • Çalışmaya katılan öğrencilerin çoğu üniversiteleri/fakülteleri sınıfların teknolojik altyapısı, internet erişimi ve kütüphane açısından yeterli bulurken, öğretim elemanları sınıfların fiziki yapısını, internet erişimini ve kütüphanelerdeki basılı kaynakları yetersiz bulmaktadır. • Öğrenciler ve öğretim elemanları Erasmus ve Mevlana gibi yurtdışı programları yeterli bulurken, öğretim elemanları gidilen üniversitelerin sınırlı olduğunu ve yurtdışından yeterli sayıda öğrenci gelmediğini düşünmektedir. • Öğrenciler bölümlerdeki öğretim elemanlarını sayı ve nitelik açısından yeterli bulurken öğretim elemanları bölümlerde yeterli sayıda akademik personelin olmadığını ve bunun iş yüklerini çok arttırdığını düşünmektedir. • Öğrenciler İngilizce öğretmenliği lisans eğitim programını güncellik, ilgi ve ihtiyaçlara uygunluk, teori ve uygulama dengesi açısından yeterli bulmaktadır ancak öğretim elemanları programın güncellenmesi gerektiğini düşünmektedir. • Öğrenciler alan bilgisi, meslek bilgisi ve genel kültür bilgisi alanlarında kendilerini yeterli bulmaktadır. Öğrenciler kendilerini en fazla programın alan bilgisi boyutunda yeterli bulmaktadır. • ÖğretimelemanlarıveIngilizceöğretmenlerimeslekbilgisigrubundayeralanderslerinalanayönelikveİngilizceolarakverilmesinigerektiğinidüşünmektedir. • Öğretimelemanlarıveİngilizceöğretmenlerilisansprogramındayeralanİngilizcedilyeterliliğidersleriniyetersizbulmaktavedilyeterliklerinigeliştirmeyeyönelikdahafazladerseklenmesigerektiğinidüşünmektedir. • İngilizceöğretmenlerilisanseğitimindeöğrendikleriniöğretmenlikyaptıklarıgerçekortamlardauygulayamadıklarınıdüşünmektedir. • Öğretimelemanlarıveİngilizceöğretmenleriprogramıngenelkültürbilgisigrubundayeralanderslerinhedefdilinkültürünütanımayayönelikderslerdenoluşmasıgerektiğinidüşünmektevebualandayeralandersleriyetersizbulmaktadır.
A. J. Hoge training program for teaching English toteenagers
This paper is an introduction to a modern language teaching system to teach English language skills such as listening, reading, writing and speaking and language areas such as grammar, vocabulary, and pronunciation in the classroom. This teaching system had been developed since 2008 by A. J. Hoge, as the Director of Effortless English Club, with his friends Kristin Dodd's and Joe Weiss from San Francisco-California. They created the Effortless English System based on the researches on language teaching conducted by Dr. Stephen Krashen (1981). and Dr. J. Marvin Brown (1984). (Basari, 2011: 23). The purpose of this study is to reveal the role of A. J. Hoge training program to teach language skills practically. For this purpose, the paper describes the problems that teachers encounter in the classroom in North Iraq. Paper's aim is showing the role of mini stories in the process of teaching English, as a foreign language for teenagers based on from age 13 to 15. Effortless English will change the English language teaching from theoretical to practical way and improve student's personal and academic language skills. Eventually, it can give information about the role of mini stories in language teaching. The primary goal of this system is to improve English language skills of the learners like a native and it mainly focuses on everyday English. (Basari, 2011: 22). A. J. Hoge gets benefit from other writers and teachers of personal development such as Blaine Ray, Tony Robbins and Dr. Ashley Hastings, and Dr. Brenda Murp. (Basari, 2011: 23). Effortless System makes sense because native speakers in any country spend most of their time speaking their daily language. Effortless English system suggests that learners should study this system from 6 to 12 months. The lessons are designed to enable learners to improve their speaking quickly and effortlessly. In recent years, teachers use the Grammar Translation System in North Iraq. In practice, students focus more on grammar rules, translation, and word memorizing. The system does not benefit students' English language skills especially speaking skills, because students always think and translate in their own language. This is an obstacle to speak automatically without fear, stress, and other psychological barriers. On the other hand, Effortless English System teaches students with entertainment, games, and various practical activities. This system does not teach grammar consciously and analytically; instead, it teaches grammar unconsciously by using interesting mini stories. Using a story technique developed by Blaine Ray, the teacher makes a story by asking many easy questions. The importance of this technique is training students to reply more quickly about a certain story. There are some steps to teach language skills through mini stories. First, student listens to the story carefully, second, the teacher reads it; third, teacher uses question and answer technique to teach language skills. For example, the teacher has a story about a monkey and says, "class, there was a monkey. Was there a monkey?" Students shout, "yes, there was a monkey." Then teacher asks, "Was there a monkey or a girl?" Students immediately shout, "A monkey, a monkey." Teacher says, ah, I see there is a monkey. What was his name? Here, both the teacher and students develop unconscious questions and answering method. This continues for twenty minutes because Effortless System helps student to think in English. Teacher can increase the number of questions. In this way, teacher can make students more energetic and active in the classroom. Effortless System focuses on teaching learner's language skills. The key of excellent speaking is listening to mini stories many times. It is not reading many mini stories one time. If students follow these rules, they will end up with speaking English like a native. This research tried to answer "Why learners can't learn English language skills after twelve years of studying at school?" In this research, the researcher used sixteen technniques related to teach langauge skills to solve this problem. To clarify, some of these techniques belong to Hoge's effortless English system. While others belong to different authors in which the researcher used them to enrich this study. This method was applied in an English language course at Hawler Educational Academy on two groups, which were control, and experimental groups. In the control group, the researcher applied traditional English teaching method. In the experimental group, the researcher applied A. J. Hoge training program. This course covers a two-month period. The mean of first exam marks of the experimental group before the researcher applied the A. J. Hoge method was 66.68. The mean of second exams marks of the experimental group after the researcher applied the A. J. Hoge method was 78.64. In pair 1 we can see the power of A. J. Hoge training program to improve learners' linguistic skills practically and effortlessly. The mean of first exam marks of the control group before the researcher applied traditional language teaching method was 61.56. The mean of second exam marks of the control group, after the researcher applied traditional language teaching method was 65.56. In pair 2 we can see that the traditional method is not powerful to improve learner's linguistic and language learning skills, in comparison to A. J. Hoge's language teaching method; because it is not practical. Keywords: A. J. Hoge's Effortless English Method, Language Skills, Question and Answer Technique.
Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar geçen sürede ilköğretim birinci kademe fen bilgisi programlarının içerik ,yöntem ve felsefe açısından karşılaştırılması
Fen ve Teknoloji programında yapılan değişikliklerle çağın şartlarına uygun biçimde fen eğitim yaşantıları oluşturulması amaçlanır. Değişikliğin temel sebebi eğitim felsefesinin değişmiş olmasının yanında günün şartları gereği yetiştirilmek istenen bireylerin önceki dönemlere göre farklı olmasının gerekliliği söylenebilir. Sayılanlar gibi daha farklı birçok gerekçe olmasına karşın programlarda değişiklik yapılmasının temel gerekçesini bu şekilde belirtmek mümkündür.Günümüzden Cumhuriyet'in ilan tarihi olan 1923'e kadar baktığımızda Türkiye'de 1924, 1926, 1936, 1948, 1968, 1992, 2000 ve 2004 yıllarında genel hatlarıyla fen bilgisi eğitim programlarının değiştirildiğini görmekteyiz. Buradaki değişikliklerin tam olarak neden ve sonuçlarının anlaşılabilmesi için tarihsel olayların iyi analiz ve karakterize edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Cumhuriyet döneminin başından günümüze İlköğretim 1. kademe 4 ve 5. sınıflarda okutulan şu anki adıyla Fen ve Teknoloji dersiyle ilgili program çalışmaları kendi içerisinde karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Karşılaştırmalar daha çok amaçlar, üniteler ve hedefler (davranışlar veya kazanımlar), öğrenme ortamlarıyla ölçme ve değerlendirme boyutunda yapılmaya gayret edilmiştir.Çalışma mevcut dokümanlar çerçevesinde yapılmıştır ancak ulaşılamayan dokümanlar için konu ile ilgili alanda yapılan çalışmalardan faydalanılmıştır. Çalışmanın temel yöntemi doküman analizi olduğu için mevcut programların analizi yukarıda belirtildiği gibi amaç, üniteler, öğrenme ortamları, değerlendirme boyutları çerçevesinde yapılmıştır.Sonuç olarak program amaçlarının genel olarak birbiriyle örtüştüğü gözlenmiş, başlangıçtaki programlar felsefe açısından daha çok daimicilik ve pragmatizm boyutunda iken son programların öğrenci merkezli olmaya başladığı görülmüştür. Özellikle 2004 programı daha çok yapılandırmacı yaklaşım dikkate alınarak yapılmaya çalışılarak ölçme - değerlendirme boyutunda güncel ölçme araçlarının seçilmesine gayret edilmiştir.
Avrupa Birliği Comenius Programı'na katılan öğretmenlerin hareketlilik programının etkililiğine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi
Öğrenci hareketliliği eğitim tarihi boyunca gündemde kalmış bir konudur. Fakat hareketlilik yaş, süre ve dil bariyeri gibi sebeplerle genellikle yüksek öğretimde görülmüştür. Comenius Programı, Avrupa Birliği'nde hareketliliği ortaöğretim seviyesine uyarlayan bir programdır. Programın hedefleri arasında hareketliliğin artırılması, okullar arası işbirliğinin geliştirilmesinin yanı sıra dil öğreniminin teşvik edilmesi ve eğitimde kalite ve Avrupa boyutunun öne çıkarılması gibi amaçlar da vardır. Bu çalışma bazı öğretmenlerin Comenius Programının amaçlarına ne kadar ulaştığı hakkındaki görüşleri ile sınırlıdır. Bu araştırma olgu bilim deseninde nitel bir araştırmadır. Çalışmanın evreni 2013-2014 eğitim öğretim yılında Antalya il merkezinde yer alan Comenius programına katılan ilkokul ve liselerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise olasılığa dayalı olmayan amaçlı örnekleme yöntemine göre Comenius projesine dahil olan ilkokul ve liseler arasından seçilmiştir. Veriler projeye katılan kişilerle yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle elde edilmiştir. Yüzyüze görüşmenin mümkün olmadığı bazı durumlarda veriler katılımcıların soruları email yoluyla cevaplamasıyla elde edilmiştir. Görüşmelerin ses kaydı alınmış, daha sonra katılımcı görüşleri üzerinde içerik ve doküman analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda Türk öğretmenlerin Comenius programına katılmadan önce yeterli bilgi sahibi olmasalar da yararlı olacağı inancıyla programa iştirak ettikleri sonucuna varılmıştır. Ayrıca programın hedefleri olan eğitim yöntem ve malzemelerinin kullanımında yenilikleri özendirme; dil öğreniminin teşvik edilmesi; kültürlerarası bilincin gelişimine katkı sağlama ve eğitimde Avrupa boyutunun güçlendirilmesi konularında başarılı olduğunu ortaya koymuştur. Programın ayrıca öğrencilerin özgüvenini artırdığı ortaya çıkmıştır.
Yenilenen 3. ve 4. sınıf fen bilimleri öğretim programının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
İlköğretimdeki mihver derslerden biri olan Fen Bilimleri dersi programının amaçlarından biri bireylerin bilimsel bilgi ve becerilerini geliştirmek ve böylece toplumun gelişimsel ihtiyaçlarını karşılayarak çağa uyum sağlamaktır. Bunun için Fen Bilimleri öğretim programının canlı ve dinamik bir şekilde programını revize etmesi ve niteliği artırıcı çaba içerisinde bulunması gerekli ve zorunlu bir durumdur. Bu çalışmada, İlkokul Sınıf Öğretmenlerinin yenilenen 3. ve 4. Sınıf Fen Bilimleri Öğretim Programına Yönelik Görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.Çalışma grubunu 2014-2015 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında Şanlıurfa'da bulunan devlet ilkokullarında görev yapan 160 4. Sınıf, 163 3. Sınıf olmak üzere toplam 323 tane sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Sınıf öğretmenlerine araştırmacı tarafından uygulanan anket ile Fen Bilimleri öğretim programının genel durumu, beceri ve kazanım, tema, etkinlik, ölçme-değerlendirme öğeleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma betimsel tarzda tarama modelinde bir çalışmadır. Değerlendirilen 323 anketten elde edilen veriler, bilgisayarda istatistik programı yardımıyla frekans, yüzde, ortalama kullanılarak çözümlenmiştir. Normal dağılım gösteren değişkenler için t-testi ve anova, normal dağılım göstermeyen değişkenler için Kruskal Wallis ve Mann Whitney-U testleri kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilirlik katsayısı Cronbach alpha iç tutarlılık katsayısı kullanılarak hesaplanmış ve 0,949 bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenler yenilenen 3. Sınıf fen bilimleri programını 4. Sınıf programına göre daha yetersiz ve öğrenci seviyesine uygun olmadığını belirtmişlerdir.
2018 yılında güncellenen bilişim teknolojileri ve yazılım dersine yönelik öğretmen ve öğrenci görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 2018 yılında öğretim programı güncellenen Bilişim Teknolojileri ve Yazılım (BTY) dersinin uygulanma düzeyini, öğretmen ve öğrenci açısından yaşanılan sorunları ve üretilen çözümleri belirlemektir. Araştırma kapsamında Denizli ilindeki 5. ve 6. sınıflardaki BTY dersini alan 410 öğrenciye ve 32 bilişim teknolojileri öğretmenine anketler uygulanmış ve ders hakkındaki görüşlerini detaylandırabilmek için açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Bu dersin uygulanmasını daha detaylı inceleyebilmek adına üç öğretmen ile de görüşmeler yapılmıştır. BTY dersine ilişkin anketlerde öğretmen ve öğrencilerin derse yönelik görüşleri incelenmiştir. Buna ek olarak öğretmen görüşlerinin cinsiyet, mesleki kıdem, mezun oldukları bölüm, sınıf mevcutları, sınıflarındaki bilgisayar sayıları; öğrenci görüşlerinin ise cinsiyet, sınıf seviyeleri, bilgisayar kullanım süreleri ve becerileri açısından değişiklik gösterip göstermediği incelenmiştir. BTY dersine ilişkin öğretmen ve öğrencilerden elde edilen nicel veriler incelendiğinde, öğretmen ve öğrenci görüşlerinde dersin alt boyutları ve çeşitli değişkenler açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Çalışmanın nitel bulguları BTY dersinin uygulamalarını daha detaylı incelemeyi hedeflemiştir. Nitel bulgular incelendiğinde, öğrencilerin büyük çoğunluğunun BTY dersinde internet kullanımı ile tanımlanan görsel, işitsel konuları sevdiği, donanım ve kodlama gibi konuları ise sevmediği görülmektedir. Ayrıca öğretmenler BTY dersinin ilkokul düzeyinde işlenmediğini, uygulamaların daha çok ortaokul düzeyinde başladığını belirtmişlerdir. Öğretmenler ve öğrenciler BTY dersinde uygulamaların artması gerektiğini ifade etmişlerdir. Ancak öğretmenler bu dersi ne kadar aktif işlerse işlesin BTY dersine yönelik uygulama örneklerinin diğer derslerle ilişkilendirilmediği gözlenmiştir. BTY derslerinin daha etkili işlenebilmesi için, BTY dersine yönelik uygulamaların ilkokul düzeyinde arttırılması ve BTY dersinin diğer derslerle ilişkilendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Posner'ın program türlerine göre ortaokul İngilizce dersi öğretim programına ilişkin öğretmen görüş ve deneyimleri
Bu araştırma, Posner'ın beş program türüne göre İngilizce öğretmenlerinin görüş ve deneyimleri odağında ortaokul İngilizce dersi öğretim programının incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni ile yürütülen araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Kırşehir ili Merkez ilçesindeki devlet okullarında görev yapan ve ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenen toplam 9 ortaokul İngilizce öğretmeninin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu yoluyla toplanan veriler, betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Veri analizi sonucunda "Resmi Program", "Uygulanan Program", "İhmal Edilen Program", "Örtük Program", "Ekstra Program" ve "Uzaktan Eğitim Süreci" olmak üzere toplam 6 tema belirlenmiştir. Bulgularda, resmi program boyutunda öğretmenlerin bir kısmının öğretim programını incelemediği, diğerlerinin ise bir defa incelediği, programa ilişkin hem olumlu hem olumsuz görüşlerin olduğu; uygulanan program boyutunda dil becerileri, öğretme-öğrenme ve ölçme-değerlendirme süreci bakımından resmi program ile uygulanan program arasında uyuşmazlık olduğu, iletişimde ana dilin daha yoğun kullanıldığı, ders saati, materyal yetersizliği ve öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyinin düşük olması bakımından zorluklar deneyimlendiği; ihmal edilen program boyutunda öğretmenlerin resmi programa dahil edilmeyen beklentilerinin olduğu, konuşma ve yazma becerilerinin uygulanmadığı, öğretme-öğrenme sürecinde otantik materyal kullanılmadığı, ölçme-değerlendirme sürecinde konuşma ve dinleme becerilerinin ölçülmediği ve alternatif ölçme araçlarının kullanılmadığı; örtük program boyutunda olumlu ve olumsuz mesajlar verildiği ancak örtük program mesajlarının verilmesine yönelik engellerle karşılaşıldığı; ekstra program boyutunda programı desteklemeye yönelik sınırlı düzeyde etkinliklere yer verildiği; uzaktan eğitim sürecinde ise resmi programın uygulanabilirliğine ilişkin hem olumlu hem olumsuz görüşlerin olduğu ve sürecin farklılıklar meydana getirdiği tespit edilmiştir. Bu bulgular ışığında elde edilen sonuçların, öğretim programlarının iyileştirilmesi ve daha uygulanabilir hale getirilmesi bakımından katkı sağlaması beklenmektedir.