Protection

71 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kur'an'da muhsan kavramı

Kale gibi korunmuş, muhafaza edilmiş kök manasına gelen, "حصن "kökünden türeyen bir kelime olan "muhsan" Kur'an-ı Kerim'de bu şekliyle mecaz manasında kullanılmış olup, hem iffetin korunmasını, hem bu korumayı sağlayan evlilik ve hür olma durumlarını ifade eden bir tabirdir. Bu çalışmanın birinci bölümde kelimenin kavramsal çerçevesi, lügat ve ıstılah manaları ve ilişkili olduğu kavramlar ele alınmıştır. İkinci bölümde, tefsirlerde kelimenin yukarıda bahsedilen manalarından hangisinin tercih edildiğinin, tercih farklarının ortaya çıkardığı sonuçların, bu sonuçlarla bağlantılı olarak yapılan tartışmaların izi sürülmeye çalışılmıştır. Her ne kadar birkaç ayette kelime kök manasıyla ilişkili olarak kullanılmış olsa da bunlar "muhsan" formunda yani ism-i mef'ul kalıbında değildir. "Muhsan" kalıbında kullanıldığı yerler iffetin korunması ile ilgili olup bunun sonucu olarak da evlilik hukuku ve namus iftirası ile ilgili konulardan bahsedilmektedir. Evlilik hukuku ile ilgili evli/bekar olma, hür/cariye olma, kitabi/ümmi olma, iffetli/iffetsiz olma gibi temel tartışma konuları doğrudan muhsan kelimesine verilen anlam ile alakalı olduğundan kelimenin geçtiği ayetlerin bu anlam odaklarına göre gruplanarak incelenmesi uygun görülmüştür. Bu açıdan kavramsal çerçeveyi ortaya koyduktan sonra ikinci bölümde hür kadın manasında kullanımı ve iffetli kadın manasında kullanımı şeklinde temel bir ayrım yapılmıştır. Bununla ilgili nikâh hukukunu etkileyen cariye ve hür kadın arasındaki farklar, kitabî, ümmi ya da Müslüman olmanın evliliğe etkisi, evlilik tercihinde iffetin belirleyici olması gerektiği gibi detaylar alt başlıklarda yansıtılmaya çalışılmıştır. Bu tartışmalarda oldukça fazla yer tutan Ehl-i Kitabın tanımı ve kapsamı, Kuran'a göre kimlerin iffetli sayılıp sayılmayacağı, kölelik hukukunun evliliğe etkileri gibi konulara da kısmen değinilmek zorunda kalınmıştır. Evlilik hukuku Kur'an'da çok geniş ve detaylı yer kapladığından bu detaylara kavramın anlaşılmasını sağlayacak kadar yer vermek uygun görülmüştür. Daha sonra muhsan kavramının kullanıldığı, hem nüzul tarihi açısından hem fıkıh açısından Kur'an'da genişçe yer alan kazif haddi ile ilgili ayetler incelenmiştir. Kazf suçunun mağduru olanlar için muhsan tabirinin kullanılışı kelimenin iffetli vurgusuyla alakalı olduğundan kazifle ilgili detaylara yer verilmiştir. Ayrıca kazifle ilgili ayetlerin İslam tarihinde "ifk hadisesi" olarak bilinen olayla ilgili bir tarihsel iv zemine oturması muhsan kavramının somut karşılığını anlamak açısından önem arzettiğinden konu bu detayları da verilerek ele alınmaya çalışılmıştır.

EvlilikKorunmaKur'an-ı Kerim+5
Fatma Yavuz
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta beden ilişkisiyle ihtiyacın dönüşümü

İnsanlar varolduğu günden bu yana bedenlerini çeşitli sebeplerden dolayı korumaya almıştır. Bu durumun nedenleri araştırılırken insan fizyolojisinin kendini korumaya alma eyleminin ihtiyaç kavramıyla paralellik içinde olduğu bulgusuyla karşılaşılmıştır. Bununla birlikte araştırma sürecinde ihtiyaç kavramının tarih boyunca nesnelerle olan ilişkisine ait bulgular elde edilmiştir. Tarih boyunca varolan ihtiyaç nesneleriyle ilgili bilimsel ve sanatsal araştırmalar yapılmış ve bu araştırmalar göz önüne alınarak korunma ihtiyacıyla ortaya çıkan nesnelerin zamanla dönüşüme uğradığına tanık olunmuştur. Bu dönüşümün ortaya konduğu argümanlarla yola çıkılan araştırma süreci; barınma, giyinme, beslenme gereksinimlerinin insan fizyolojisinde temel olarak aynı öncelikte olma durumu ve bu temellerin söz konusu dönüşüme uğradığı gözetilerek başlamıştır. Bu doğrultuda tarihsel gelişmelere bağlı olarak fizyolojik gereksinimlerin yanı sıra ihtiyaç kavramının kendisinin de dönüşüme uğradığı kanısına varılmıştır. Söz konusu dönüşümü oluşturan kültürel ve toplumsal gelişmeler, hiyerarşik sınıflamalar, çağ icatları gibi dinamik olguların sebeplerine varılmıştır. Öte yandan belirli bir kronolojik değerlendirmeyle yakın geçmişten başlayarak ihtiyaç nesneleri ve ihtiyaç kavramının günümüzde tüketim olgusuyla beraber bir işleyiş haline geldiği bulguları elde edilmiştir. Bu bulguların sonucunda korunma ihtiyacıyla ortaya çıkan nesnelerin zaman içinde tüketimin oluşturduğu verilerle korunaksız bir olguya dönüşerek yapaylaştığı sonucu elde edilmiştir. Böylelikle yapılan araştırma hem sanat tarihi hem de antropolojik değerlendirmelerle incelenerek sanat perspektifinden uygulamaların konusu olmuştur.

BedenHeykel sanatıKorunma+5
Ece Kibaroğlu
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası göç hareketleri karşısında ulus devletin korunma stratejileri: Türkiye örneği

İnsanların mekânsal hareketliliği olarak ifade edebileceğimiz göç olgusu ulus devlet düzeniyle birlikte yeni bir anlam kazanmıştır. Göçün tarihsel olarak bu yeni formunun özü insanoğlunun sınırlar arası hareketliliğine dayanmaktadır. Ulus devlet düzeninin yaygınlaşmasıyla birlikte sosyolojik bir olgu olarak göç uluslararasılaşmıştır. Uluslararası göç olgusu ulus devlet düzeni tarafından şekillendirilmiştir. Bu bakımdan modernizmin bir ürünü olarak adlandırabileceğimiz uluslararası göç olgusu modern dünyanın şekillenmesinde de belirleyici bir etken olmuştur. Göçü etkileyen pek çok konjonktürel faktör bulunmaktadır. Göçün temelinde coğrafi, fiziki ve demografik hareketlerden oluştuğu kanaati olsa da sonuçları gereği sınır aşan bir yapıda olduğunu söylemek mümkündür. Meydana gelen küresel ölçekteki göç hareketleri ulus devletlerin varlıkları açısından ciddi güvenlik tehditlerini de beraberinde getirmeye başlamaktadır. Bu tehditler karşısında ulus devletlerin mevcudiyetlerini korumaya yönelik aldığı tedbirler ve geliştirdikleri uygulamalar varlıkları açısından hayati bir öneme sahip olmaktadır. Bu bağlamda çalışma, uzun yıllar boyunca göç alan bir ülke olan Türkiye'nin özellikle 2011'den itibaren artarak devam eden göç hareketleri karşısında geliştirdiği iç ve dış politikalarını, yasal düzenlemelerini, uluslararası iş birliklerini metin analizi yöntemi ile incelemeyi hedeflemektedir.

Düzensiz göçGöçlerGüvenlik+6
Özge Savacı
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Denizli il merkezindeki aile sağlığı merkezlerine başvuran yetişkinlere deri kanseri ve güneşten korunma ile ilgili verilen eğitimin bilgi düzeyi ve davranışlara etkisi

Deri kanseri en sık görülen kanserlerden biridir ve en önemli risk faktörü UVR maruziyetidir. İnsidansları tüm dünyada giderek artış gösteren deri kanserinden korunmada en önemli adım güneşten korunma önlemlerinin doğru bir şekilde uygulanmasıdır. Haziran-Ağustos 2022 tarihleri arasında Denizli il merkezinde belirlenen 5 ASM'ye başvuran 96 katılımcı ile yürütülen bu çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. Kesitsel tipte olan ilk aşamada katılımcıların güneşten korunma davranışları sorgulanmış; bilgi düzeylerini tespit etmek için Deri Kanseri ve Güneş Bilgi Ölçeği kullanılmıştır. Müdahale çalışması olan ikinci aşamada; ilk testin ardından katılımcılara eğitim materyalleri kullanılarak aynı kişi tarafından yüz yüze verilen eğitimin hem kısa hem de uzun dönemde bilgi düzeyine ve davranışlara olan etkisi araştırılmıştır. DKGBÖ puan ortalamaları eğitimden önce 13,11±3,38; eğitimden hemen sonra 21,34±2,87; eğitimden 1 ay sonra ise 20,02±2,89 olarak saptanmıştır. Hem eğitimden önce hem de eğitimden sonra güneşten korunmak amacıyla en sık alınan önlem gölgede durmak; en az alınan önlem ise güneş kremi kullanmaktır. Verilen eğitimin ardından güneşi tehlike olarak görenlerin oranı %58,3'ten %99'a; koyu renkli ve uzun kıyafet tercih edenlerin oranı %57,3'ten %91,7'ye; benlerin değişimini takip etme oranı ise %57,3'ten %95,8'e yükselmiştir. Verilen eğitim katılımcıların bilgi düzeylerini; güneş kremi ve güneş gözlüğü kullanımı dışında tüm güneşten korunma davranışlarının sıklıklarını artırmada etkili olmuştur. Bireyler deri kanseri ve güneşten korunma konusunda bilgilendirilmeli, güneşten korunma önlemlerini almaları sağlanmalı, her bireye kendi kendine deri muayenesi öğretilmeli ve deri kanseri açısından gerekli taramalar yapılmalıdır. Anahtar kelimeler: Deri kanseri, Güneşten korunma, Aile Hekimliği

Aile hekimliğiAile sağlığı merkeziDenizli+7
Melek Ergin
Pamukkale University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Relational cutoff and its role in protecting the self in social contexts

The present study aimed to explore defensive features of relational cutoff in social contexts. Relational cutoff was conceptualized as stopping speaking to another person for a variable length of time, because of seemingly unresolvable conflict between intimates. Relational cutoff was investigated conditions in which the participants had the role of the offended or the offender in the conflict. The data were collected from 12 participants including 6 university students and 6 adults through a semi-structured one time interview. Grounded theory (Charmaz, 2006) was applied to analyze the interviews. It appeared that relational cutoff involved both intrapsychic and interpsychic processes, beginning with a narcissistic injury, followed by counteractions, relational evaluation. Relatioanal cutoff ended with forgiveness, resolved partially or stayed as unresolved. The results revealed that relational cutoff can be considered as having defensive elements consisting of avoiding overwhelming unpleasant emotions and having an unconscious motivation to protect the cohesiveness of self and self-esteem. The findings were discussed through the classical and the relational psychoanalytical perspectives by taking into consideration of the norms in the Turkish culture. Generational and gender differences in experiencing relational cutoff were also debated. Limitations and implications of the present study were also reviewed.

EgoSelf-controlProtection+6
Metin Koçyiğit
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Surviving male partner violence in Turkey: Women's stories of powerlessness, empowerment, and recovery

Alternative to the psychopathology-oriented approaches on women's responses to male partner violence, research grounded on strength-based perspectives has contributed significantly to a better conceptualization of women's experiences of coping with and surviving violence. Much research in psychology, however, focused on intrapersonal and interpersonal aspects while neglecting the socio-structural determinants of leaving and empowerment. Integrating a feminist, multidimensional approach, the present study provides a contextualized framework of women's pre- and post-separation processes. As no previous studies in Turkey systematically examined women's leaving and post-separation experiences, this research also aimed to identify the processes shaped by the particular context of the country. The participants included 16 women survivors of male partner violence. Two in-depth interviews were conducted with each woman. The Constructivist Grounded Theory was used for the analysis. The results demonstrated the substantial effect of the degree of women's socio-economic power on their stay/leave decision-making and their experiences after separation, which indicated the complexity of sociocultural and structural factors in Turkey, incumbering women's escape and healing. The narratives also revealed nonlinear, coexistent processes that constituted women's unceasing struggle to survive disempowering circumstances in their lives, both before and after separation. While not reflecting an end to their distress, their efforts to resist violence and powerlessness, as strengthened by the relational and practical support available to them, were shown to evolve into a profound sense of well-being and empowerment. The results are discussed from the perspective of feminist intersectional approaches, and social/clinical implications in relation to the country context are presented.

MenUse of forceEmpowerment+4
Büşra Yalçınöz Uçan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran yetişkinlerin deri kanseri hakkında bilgi düzeyleri ve güneş ışınlarından korunma durumları

Amaç: Bu araştırmada birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran yetişkinlerin deri kanseri hakkında bilgi düzeyleri ve güneş ışınlarından korunma durumlarını belirlemek amaçlandı. Yöntem: Çalışma kesitsel tanımlayıcı tasarıma sahip olup Şubat-Eylül 2020 tarihleri arası arasında belirlenen dört ASM'ye herhangi bir neden ile başvuran, erişkinlere yapılmıştır. Anket sosyodemografik bilgiler ve fiziki yapı ile ilgili 12 soru, güneş kremi kullanma durumu ve güneş ışınlarının korunmayla ilgili 14 soru, Deri Kanseri ve Güneş Bilgi Ölçeğinin 25 sorusu olmak üzere toplam 51 sorudan oluşmaktaydı. Bulgular: Çalışmaya 815 gönüllü katıldı. Katılımcılardan 458 (%54.9) kişi kadın, 377 (%45.1) kişi erkek olup yaş ortancası 27 (min:18-maks:65) idi. Güneş kremi kullanan 319 (%38.2) kişinin 83'ü (%26) her mevsim düzenli kullanıyordu. 119 (%23.1) kişi pahalı olduğu için güneş kremi kullanmıyordu. Katılımcılardan 738 (%88.4) kişi güneşten korunmak için aldığı önlem gölgede durmaktı ve ortalama alınan önlem sayısı ise 3.32±1.33 idi. Deri Kanseri ve Güneş Bilgi Ölçeği puan ortancası 14 (min:3-maks:23) bulundu. Yaş ile ölçek puanları arasında negatif korelasyon olduğu görüldü (r=-0.185; p˂0.001). Gelir seviyesi iyi olanların ve üniversite/yüksekokul mezunlarının kendi kategorilerinde ölçek puanı yüksekti (p˂0.001). Kadınların 258 (%56.3) kişi, erkeklerin ise 61 (%16.2) kişi güneş kremi kullanıyordu (p˂0.001). Ayrıca gelir seviyesi iyi olanlarda ve üniversite/yüksekokul mezunlarında güneş kremi kullanma oranı daha fazlaydı (p˂0.001 ve p˂0.001). Cilt kanserine yakalanma fiziksel risk faktörü olmayan katılımcılardan 19 (%46.3) kişi 50 faktör ve üstü güneş kremi kullanmaktaydı. Sonuç: Toplumun, özellikle ileri yaş ve düşük öğrenim durumuna sahip kişilerin güneşin zararlı etkilerini bilme, güneşten korunma, cilt kanseri hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaçları vardı. Ayrıca güneş kremi kullananlar da krem kullanımı hakkında yetersiz bilgiye sahipti. Anahtar kelimeler: Cilt kanseri, Güneşten korunma, Aile Hekimliği

Bilgi düzeyiBirinci basamak sağlık hizmetleriDeri hastalıkları+6
Yalçın Akgün
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tam korumalı mevduat sigorta sisteminde ahlaki rizikonun ekonomik krizlerle ilişkisi

Bir bankanın batışı finansal ilişkilerinden dolayı diğer bankaların da batmasını zincirleme olarak tetikleyerek ekonomiye büyük zararlar verebilir. Bunu engellemek için hükümetler mevduatlara tam koruma getiriler. Mevduat sigortası banka hücumlarını önlemede başarılı iken ahlaki riziko sebebi ile bankaların aşırı yüksek oranda risk almasını teşvik eder. Ahlaki riziko daha çok hükümetlerin bankalardaki mevduatlara tam kapsamlı garanti vermesi durumunda ortaya çıkar. Ahlaki riziko problemi önlenebildiği durumlarda aşırı risk almanın önüne geçilmiş ve bundan dolayı ortaya çıkabilecek sistematik riskler azaltılmış olur.Bu çalışma bankacılık sektöründe ahlaki riziko probleminin ortaya çıkış nedenlerini ve onu engelleme ya da azaltma yöntemlerini inceler. Çalışmada Türkiye'de 1994 yılındaki ekonomik krizde banka hücumlarını önlemek için tam kapsamlı sigorta sistemine geçildikten sonra ahlaki rizikonun Türk bankacılık sektörüne yaptığı etkiler incelenmiştir.1992-2008 yılları arasında bankalardan elde edilen finansal veriler ile logit yöntemi kullanılarak model oluşturulmuştur. Sonuca göre 1994 yılında bankacılık sektöründe mevduatlara getirilen tam korumanın sebep olduğu ahlaki rizikonun 2001 yılına kadar 31 bankadan 21'inin batışında etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Ahlaki riskBankacılıkBankacılık sektörü+7
Özgür Altuntaş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Otizmli bireylere yabancı kişilerden korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykülerin yalnız sunumuyla video modelle birlikte sunulmasının karşılaştırılması

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) sosyal etkileşim sorunları ve sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışlarla ya da çoğunlukla olduğu gibi bu sorunların yanı sıra, dil ve iletişim becerilerinde gözlenen sınırlılıklarla ortaya çıkan ileri derecede ve karmaşık bir gelişimsel yetersizlik türüdür. Alan yazında OSB olan bireylerin toplumda bağımsız bireyler olarak yaşayabilmeleri için gereksinim duydukları davranış ve becerilerin öğretiminde kullanılmak üzere çeşitli öğretim uygulamaları geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Sosyal öyküler ve video modelle öğretim de bu uygulamalar arasında yer almaktadır. Bu araştırmanın amacı, OSB olan bireylere yabancı kişilerden korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykülerin yalnız sunumuyla, video modelle birlikte sunumunun etkililik ve verimlilik açısından farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma 10 – 13 yaş aralığında OSB tanılı dört çocukla yürütülmüştür. Araştırmada katılımcılara öğretilen hedef davranışlar yabancı kişilerin kaçırma girişimlerinden korunma ve kapıyı çalan yabancı kişilerden korunma becerileridir. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın etkililik bulguları, OSB olan dört katılımcıdan üçünün yabancı kişilerden korunma becerilerini her iki uygulamayla da ölçütü karşılar düzeyde öğrendiklerini göstermiştir. Dördüncü katılımcı için sosyal öykülerin yalnız sunulduğu öğretimin daha etkili olduğu gözlenmiştir. Dördüncü katılımcıda sosyal öykülerin yalnız sunulduğu öğretimle üzerinde çalışılan beceride belirli bir düzeyde öğrenme gerçekleşmiş olmasına rağmen ölçüt karşılanamamıştır. Katılımcıların üçünde iki uygulama arasında kalıcılık etkisi bakımından bir farklılık olmadığı görülmüştür. Katılımcıların her iki yöntemle de öğrendikleri yabancı kişilerden korunma becerilerini korudukları gözlenmiştir. İki öğretim uygulaması verimlilik açısından karşılaştırıldığında, elde edilen bulguların tüm katılımcılarda tutarlı bir biçimde yinelenemediği görülmektedir. Sosyal öykülerin yalnız sunulduğu öğretim uygulamasının üç katılımcıda daha verimli olduğu görülmüştür. Çalışmada yer alan katılımcıların birinde ölçüt karşılanıncaya kadar gerçekleşen oturum sayısı, deneme sayısı, toplam öğretim süresi ve hatalı öğrenci tepkilerinin yüzdesi açısından sosyal öykülerin yalnız sunulduğu öğretim uygulaması daha verimli olmuştur. Katılımcıların bir diğerinde ise tüm parametreler açısından sosyal öykülerin video modelle birlikte sunulduğu öğretim uygulaması daha verimli olmuştur. Diğer bir katılımcıda ise sosyal öykülerin yalnız sunumuyla gerçekleştirilen öğretimin sosyal öykülerin video modelle sunulduğu öğretime kıyasla sadece toplam öğretim süresi açısından daha verimli olduğu görülmüştür. Son katılımcıda ise sosyal öykülerin yalnız sunulduğu uygulama etkili olurken sosyal öykülerin video modelle birlikte sunulduğu öğretim uygulamasıyla ölçüt karşılanamamıştır. Bu araştırmada hem katılımcıların annelerinden hem de kendilerinden sosyal geçerlik verisi çalışma sırasında hazırlanan sosyal geçerlik soru formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın bulguları, katılımcıların kendilerinin ve annelerinin çalışma hakkında olumlu görüşler ifade ettiklerini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Güvenlik becerileri, Otizm, Sosyal öyküler, Video modelle öğretim

GüvenlikKorunmaOtistik bozukluklar+3
Metehan Kutlu
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Ordusu içerisinde Kırım Hanlığı kuvvetlerinin mahiyeti ve ehemmiyeti

Karadeniz'in kuzeyinde kurulmuş olan Kırım Hanlığı, bölgesinde önemli bir askeri gücü teşkil etmekteydi. Hanlığın Osmanlı Devleti himayesine girmesiyle birlikte bu önemli askeri güç; Rusya içlerinden, Orta Avrupa'ya, Kafkaslardan, İran'a kadar büyük bir bölgede askeri faaliyetlerini Osmanlıların isteklerine göre uygular hale gelmişti. Devlet ve askeri teşkilatı şüphesiz ki Altın Orda ve kadim bozkır kültürü temelinde şekillenen bu devlet, Osmanlı Devleti'nin himayesi ile birlikte kadim kökleri üzerinde, Osmanlıların nüfuzu ile gelişerek güçlü bir siyasi yapı ortaya koyabilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kırım Hanlığı, Osmanlı Devleti, Himaye, Kırım, Karadeniz, İran, Orta Avrupa, Ordu, Teşkilat, Giray, Hacı Selim Giray

Askeri personelAskeri sistemlerAskeri teşkilat+5
Batuhan Yıldız
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sığınmacıların korunmasında sivil toplum kuruluşlarının rolü

Temelde insan hakları ihlallerini içeren sığınma, geçmişten günümüze süregelen bir sorundur. Uluslararası hukuk, sığınmacıların korunmasında temel normları belirlemiş olsa da ülkelerin kendilerine özgü düzenlemeleri konunun farklı boyutlarda ele alınmasına neden olmaktadır. Özellikle son yıllarda sığınma ve göç hareketliliğindeki artış ülkelerin sığınmacıların kabulünde ve korumasında sınırlılıklar getirmesine yol açmıştır. Ayrıca sığınmacıların korunması gerekliliği sivil inisiyatifin konuyla ilgili sorumluluklarını çoğaltmıştır. Uygulamaya konan yeni normlar ve sivil inisiyatifin geliştirilmesi çabaları sığınmacıların korunmasına etkin ve pratik çözüm yolları geliştirme amacını taşıyan sivil toplum kuruluşlarının etkinlik alanını genişletmiştir. Türkiye ise gerek konumu gerekse Avrupa Birliği'ne uyum süreci ve taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ışığında yeni bir sığınma planı oluşturmak ve sivil inisiyatifi Türkiye genelinde geliştirmek misyonunu üstlenmiştir.Çalışmada öncelikli olarak konuyla ilgili temel kavramlar üzerinde durulmuştur. Uluslararası sığınma mevzuatı ve Avrupa Birliği müktesebatı incelenmiştir. Uluslararası koruma ile ilgili bilgi verilmiştir. Türkiye'deki sığınma mevzuatı ve prosedürü açıklanmıştır. Son bölümde ise, sivil toplum kuruluşlarının sığınmacıların korunması sürecindeki rolleri örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır.

KorunmaMültecilerSivil toplum örgütleri+1
Canan Öykü Dönmez Kara
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde nepotizmin örgütsel adalet algısı ile ilişkisinin tespitine yönelik bir araştırma

Kayırmacılık türlerinden biri olan ve bireylerin akrabalık ilişkisi içinde oldukları diğer kişileri kayırmasını ifade eden nepotizme örgütlerde sıkça rastlanmaktadır. Nepotizmin örgüt ve nepotizmden faydalanan bireyler için bazı olumlu etkileri olsa da, yine örgüt üzerinde ve örgütün nepotizmden faydalanmayan diğer bireyleri üzerinde olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Dolayısıyla oldukça yaygın olan nepotizmin örgüte olan faydalarını arttırıp, olası zararlarını kontrol edebilmek için nepotizmin yönetilmesine gereksinim duyulmaktadır. Nepotizmi yönetebilmek içinse, öncelikle bu olgunun iyi anlaşılması ve örgüt ve çalışanları üzerindeki etkilerinin tam olarak bilinmesi gerekmektedir. Bu bağlamda nepotizmin örgütte çalışanların örgütsel adalet algısı üzerinde önemli etkileri olduğu düşünülmektedir. Örgütsel adalet algısının ise çalışanların işle ilgili pek çok diğer tutum ve davranışını etkilediği bilinmektedir. Bu çalışmada örgütlerde nepotizm ile örgütsel adalet algısı arasındaki ilişki incelenmeye çalışılmıştır.Nepotizm kavramı ve örgüte olan etkileri üzerine yabancı literatürde çalışmalara rastlanmakla birlikte, yerli literatürde bu konudaki çalışmaların oldukça kısıtlı olduğu görülmektedir. Bununla birlikte örgüt üzerinde önemli etkileri olan bu kavram üzerine daha çok araştırma yapılmasına gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmada nepotizmin örgütsel adalet algısına olan etkileri, İSO'nun hazırladığı ''Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması''na göre listeye giren bir tekstil işletmesinde anket tekniği kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonuçlarının literatüre katkı sağlaması umut edilmektedir.Anahtar Kelimeler: Nepotizm, Örgütsel Adalet, Örgütsel Adalet Algısı.

AdaletEşitlikHimaye+1
Gülçin Polat
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

VI-XI. yüzyıllar arasında Kapadokya'da hıristiyan dini mimarisi ve koruma metodolojisi

Kapadokya mimari mirasında önemli bir yer tutan dini yapılar hakkında yapılmış olan çalışmalar, dini mimariyi bütünüyle değerlendirmekten çok kaya oyma kiliseler ile duvar resimleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu araştırmada, Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olan Kapadokya'da yer alan, VI-XI. yüzyıllar arasına tarihlenen, günümüze ulaşabilmiş kagir kiliseler tespit edilerek, tarihsel ve mimari özellikleri açısından değerlendirilmesine ve koruma sorunlarının belirlenmesine çalışılmıştır.Tez, 1. Giriş bölümü dışında dört ana bölümden oluşur.2. Bölüm'de bölgenin Antik dönem, Kappadokia Krallığı ve Roma İmparatorluğu dönemi ile Ortaçağ'daki tarihsel gelişimi; bölgede Hıristiyanlığın yayılması ve coğrafi özellikleri incelenmiştir.3. Bölüm'de kiliseler mevcut plan şemaları dikkate alınarak sınıflandırılmış; konum, tasarım ve yapım özellikleri, bozulma ve koruma durumu ana başlıkları altında irdelenmeye çalışılmıştır. Bölüm sonunda kiliselerin yapı malzemeleri ve yapım sistemleri değerlendirilmiştir.4. Bölüm'de, kiliselerde tespit edilen bozulma nedenleri; yapım sistemi ve malzeme ile insana ve doğal olaylara bağlı bozulmalar olarak ortaya konulmuştur.5. Bölüm'de, yapıların konumları ve içinde bulundukları koşullar göz önüne alınarak, 4. Bölüm'de saptanan bozulmalara karşı ne tür müdahaleler uygulanabileceği saptanmıştır.6. Bölüm'de Sonuç metni olarak, kiliselerin plan, cephe, yapım sistemi ve koruma sorunlarına yönelik genel değerlendirmeler yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kapadokya, kilise, mimari, Bizans, koruma.

KiliselerKoruma yöntemleriKorunma+3
Banu Çelebioğlu
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik mirasın korunmasında ören yeri müzelerinin rolü

ÖZET Ülkemizde ören yeri müzeleri ile ilgili yapılan ilk çalışma olan bu tezin amacı, ören yeri müzelerinin arkeolojik mirasın korunmasında neden gerekli olduğunu tespit etmek; ülkemizde mevcut ve kurulmakta olan ören yeri müzeleri için tanım, yer ve bina, bölümler, yönetim ve kadro, koleksiyon ve sergileme, güvenlik ve eserlerin korunması ile ilgili öneriler getirmektir. Bu tezde kütüphaneler ve internet aracılığıyla yabancı ve Türkçe kitaplar, tezler, süreli yayınlar taranmış; ABD, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya, Macaristan ve Yunanistan'daki müzelerin bağlı olduğu kurumlar, müze müdürlükleri, T.C. Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Çatalhöyük Ören Yeri Müze Projesi yetkililerden yazdı açıklamalar alınmış; gönderilen kanun metinleri, müze rehber kitapları, kataloglar, broşürler, istatistiki bilgiler incelenmiş; ülkemizde ören yeri müzesi olarak değerlendirilebilecek Side, Gordion, Milet, Aphrodisias, Pamukkale (Hierapolis) Arkeoloji Müzeleri ziyaret edilmiş, müze müdürleri ve Çatalhöyük Ören Yeri Müze Projesi yetkilileri ile görüşülmüştür. Bütün bu yöntemlerle tezde sunulan bilgileri destekleyecek slayt, kanun metinleri; müze kataloglarından, broşürlerden ve konuyla ilgili yayınlardan fotoğraf, harita, çizim gibi malzemeler elde edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan bu tez, Giriş; Tanımlar; Ören Yerlerinin Tahrip Nedenleri; Ören Yeri Müzelerinden Örnekler; Arkeolojik Mirasın Korunmasında Ören Yeri Müzelerinin Rolü; Ülkemizde Mevcut ve Kurulmakta Olan Ören Yeri Müzeleri için Öneriler ve Sonuç olmak üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Bu tezde, ören yeri müzelerinin uluslararası alanda veya ülkemizde resmi herhangi bir tanımının yapılmadığı; ABD ve Avrupa'da ören yeri müzelerinin, ülkemizde ise ören yeri müzesi niteliğinde müzelerin olduğu; Akropolis, Çatalhöyük, Troia, Zeugma ve Aphrodisias'ta ören yeri müzelerinin kurulması konusunda girişimlerde bulunulduğu; Akropolis, Çatalhöyük ve Aphrodisias'ta ören yeri müzelerinin projelendirildiği tespit edilmiştir. Bu tez kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda arkeolojik eserlerin kendi ortamında korunmasına ve araştırılmasına imkan vermek; ören yerlerinin güvenliğini sağlamak; ören yerinin ve ören yeri müzesinin bulunduğu bölgenin tanıtımını yapmak için ören yeri müzelerinin gerekli olduğu; mevcut kanunlar, teşkilatlanma şeması ve kadro yapısı değiştirilerek, arkeolojik mirasın korunması için ören yeri müzelerinin kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır. n

Arkeoloji müzeleriKorunmaMüzeler+2
Nevra Ertürk
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Organik malzemeli müze eserlerinin (kağıt, ahşap, dokuma, deri) mikrobiyoloji kökenli etkenlerle bozulması ve alınacak önlemler

Organik malzemeli müze eserleri, kendi yapı özelliklerine ve içinde bulundukları çevre koşullarına bağlı olarak zaman içinde bozulurlar. Müzelerin öncelikli sorumluluğu; var olmalarını sağlayan eserleri korumak, onlar için en uygun çevre koşullarım gerçekleştirmektir. Ortam koşullan nem, sıcaklık, ışık, biyolojik zararlılar, hava kirliliği... gibi unsurları kapsar. Koleksiyonların bulunduğu iç mekanlarda iklimin sürekli ve düzenli olarak ölçülmesi ve elde edilen veriler yorumlanarak bu doğrultuda ortam koşullarının denetlenmesi gerekir. Çalışmamızın Genel Bilgiler kısmında anlık / sürekli / bilgisayarlı ölçüm cihazlarının kullanımı, verilerin değerlendirilmesi, iç iklim değişkenlerini düzenlemek için kullanılabilecek malzeme ve yöntemler üzerinde durulmuş; ortam koşullan ve kendi yapısındaki maddelere bağlı olarak eserleri tutan mantarlar, bakteriler ve parazitler yapı ve yaşam özellikleri ile bozucu etkileri bakımından incelenmiştir. Bir kısım organik eserlerdeki mikrobiyoloji kökenli bozulmaları incelemek üzere farklı koleksiyonlarda bulunan örneklerle çalışılmıştır. Kağıt malzemeye örnek olarak özel bir koleksiyonda bulunan küflenmiş kitaplardan; ahşap malzemede görülebilen çeşitli bozulma tiplerini örnekleyebilmek için Manisa Müzesi'ne ait Sardes Bin Tepeler 89 Tümülüsü odun buluntularından, IH. Ahmed Çeşmesi ahşap saçaklarından ve Büyükada'da bir ahşap evden; dokumalarda karşılaşılanları aramak amacıyla İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde bulunan Bizans dokuma parçalarından; deri eserleri tutan mikroplan incelemek üzere Topkapı Sarayı Müzesi'ne ait bir parşömen elyazmadan; karışık malzemelilerde karşılaşılanları örneklemek amacıyla da Atagök'e ait tuval resimlerinden ve bir özel koleksiyonda bulunan güzel yazı levhasından alınan örneklerde etken aranmıştır. Örnekler çıplak gözle ve mikroskop altında incelenmiş, kültürler hazırlanmış, bunlar da mikroskopta ve çıplak gözle incelenmiş, sırasında ileri tanım yöntemlerine de başvurularak etken olan bakteri ve mantarlar tanımlanmıştır. Bu eserlerden ayırdığımız mikropların mücadelede kullanılabilecek ilaçlara duyarlılığım ortaya çıkarmak amacıyla, konservasyon literatüründe eserlere uygun olduğu bildirilmiş dört antifungal madde kullanılarak duyarlılık deneyleri yapılmış ve herbirinin bu kökenler üzerinde etkin olduğu en düşük yoğunluk belirlenmiştir. Örnek eserlerimizdeki bozulmaların %80.81'inde mikropların etken olduğu, bu etkenlerin %15.39'unu bakteri, %65.26'sım mantarların oluşturduğu görülmüştür. İncelediğimiz materyallerden, kağıttan Aspergillus rriger; ahşapta Sardes buluntularından Gram pozitif koklar, Cladosporium sp, Eupenicillium alutaceum, E. crustaceum, Ajellomyces capsulatus; HI. Ahmed Çeşmesi saçaklarından Penicillium frequentans, Acremonium charticola; Büyükada, ahşap evden Verticitlium cinnabarinum, Fusarium sporotrichioides; deriden Trichophyton verrucosum, dokumalardan Alternaria tenuis; kanşık malzemelilerden resim P.implicatum, Mucor sp.; güzel yaza levhasından P. chrysogenum ayrılmıştır. Bu materyallerden %15.39'u bakteri ve %65.26'sı mantar olmak üzere toplam %80.8I'inde mikroorganizmalar etken olarak ayrılmıştır. Duyarlılık deneylerimizde de Aspergillus niger için en düşük yoğunlukta etkili olan madde TBZ (0.33 jug/ml); Alternaria tenuis için TBZ (1.33 ug/ml); Trichophyton verrucosum için potasyum sorbat (20.00 ug/ml); Eupenicillium alutaceum ve E crustosum için TBZ (0.66 ug/ml); Verticillium cinnabarinum için potasyum sorbat (20.00 ug/ml); Acremonium charticola için potasyum sorbat (2.00 ug/ml); Fusarium sporotrichioides için TBZ (1.33 ug/ml); Histoplasma capsulatum için potasyum sorbat (2.00 (Jg/ml); Cladosporium sp için TBZ (0.66 ug/ml); P.frequentans için TBZ (0.33 ug/ML); P.implicatum için potasyum sorbat (0.50 ug/ml); Mucor sp için TBZ (0.66 ug/ml) olarak belirlenmiştir. Mikroorganizmalar sahip oldukları zengin enzimler vasıtasıyla eserlerin malzemelerini parçalayarak kullanır, çıkartılanyla lekelere sebep olabilirler. Eserlerdeki bozulmanın önlenmesi için ortamın düzenlenmesi ön koşuldur. Organik malzemeli eserlerin uzun vadeli olarak korunması ve geleceğe aktarılabilmesi için depo ve sergi alanlarında uygun çevre koşullarının sağlanması öncelikle gerekir. Bunun yanı sıra ortama ve mikroplarla infekte olmuş eserlere uygun kimya maddeleri ve yöntemler kullanılarak ilaç uygulanması da gerekebilir. Uygun ilacın seçiminde duyarlılık deneyleri yapılması etkin ilacın seçilebilmesi bakımından önem taşır. Diğer yandan bu eserlerle yakın temasta olan kişilerin olası hastalık tehlikelerinden korunabilmesi için eldiven, maske ve önlük kullanmaları yararlı önlemlerdir. Çeşitli yabancı ülkelerde kültür varlıklarında mikrobiyoloji kökenli bozulmalarla ilgili çalışmalarda ayrıldığı bildirilen mikroorganizmalarla tez sonuçlarımız karşılaştırılmış, benzer saprofit mantarlar ve bakterilerle karşılaşıldığı görülmüştür. Ancak parşömen elyazmadan ayırdığımız T.verrucosum insanda deri ve eklentilerinde dermatofitoza yol açmaktadır. Sardes buluntularından ayırdığımız H.capsulatum ise sessiz infeksiyonlardan ölümle biten ağır hastalıklara kadar çeşitli şiddette belirtilerle seyreden bir infeksiyondan sorumludur. Müze eserleriyle ilgili dış kaynaklı çalışmalarda solunum yoluyla alınabilecek mikropların bulunduğu bildirilmişse de gerçek patojen mantarların da bulunabildiği ilk kez tezimizde gösterilmiştir.

BozulmaKorunmaMüzeler+1
Ayşe Serda Kantarcıoğlu
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Türk toplumunda Covid-19 pandemi tedbirlerine uyma davranışları

Bu araştırmanın temel amacı Covıd-19 döneminde, Covıd-19 kurallarına uymaya yönelik tutumlarının araştırılmasıdır. Bu amaçla Türkiye genelinde 46 şehirden, 245 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada, Doç. Dr. Şahin DOĞAN'nın hazırlamış olduğu ölçek kullanılmıştır. Katılımcılara sosyal medya aracılığı ile (WhatsApp, Instagram) form gönderilerek online anket uygulaması yapılmıştır. Verilerin faktör yapısını belirlemek amacıyla açıklayıcı faktör analizi uygulanmış ve analiz sonucunda cevapların dört faktörde toplandığı görülmüştür. Bunlardan birinci faktör "Kurallara uymayanlar" ikinci faktör "Temizlik Kuralları", üçüncü faktör "Mesafe Kuralları " ve dördüncü faktör de " Temastan Kaçınma" olarak adlandırılmıştır. Araştırma sonuçları SPSS-26 programı ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Covıd-19 algısı, Pandemi, Covıd-19 önlemleri

COVID 19KorunmaKorunma tedbirleri+2
Leyla Dursun
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Askeri Müzesi'nde depolamanın değerlendirilmesi ve öneriler

Araştırmanın konusu "ASKERİ MÜZEDE DEPOLAMANIN DE?ER LENDİRİLMESİ VE ÖNERİLER" başlığı altında günümüze kadar gelmiş tarihi eserlerin en iyi şartlarda muhafazası ve korunmağını oluşturmaktadır. Askeri Müzede bulunan 5 1 896 adet tarihi eserlerin en iyi şartlarda depolanması konusundaki çalışmaların yetersizliği nedeniyle, bu alanda bir araştırmanın yapılması gerekliliği, beni bu konuda çalışmaya yöneltmiştir. Çalışmamın giriş bölümünde konunun amacı, kapsamı ve yöntemini içeren açıklamalar yapılarak konuya kısa bir giriş yapılmıştır. Birinci bölümde "Eserlerin Genel Depolama Ve Koruma Yöntemleri" başlığı altında Askeri Müzeye uygulanabilirliliği anlatılmıştır. İkinci bölümde, Askeri Müzenin kısaca kuruluş tarihi ve müze koleksiyonlarının oluşumu, silahların zamanla nasıl toplandığı ve saklandığı özet olarak anlatılmıştır. Üçüncü bolümde, organik ve inorganik eserlere Askeri Müzede uygulanan depolama yöntemleri, yurt dışı müzelerde uygulanan depolama yöntemleriyle karşılaştırılarak anlatılmıştır. Dördüncü bölümde, Askeri Müzedeki depolama sisteminde bulunulan eksiklikler ve alınması gerekli tedbirler anlatılmıştır. Beşinci bölümde, birinci ve üçüncü bölümde anlatılan konular şekil ve resim lerde gösterilmiştir.

Askeri müzeDepolamaKorunma
Erkan Tokyürekli
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

5941 sayılı Çek Kanunu ve 6102 sayılı Ticaret Kanunu çerçevesinde çek hamillerinin korunması

Çalışmamızda 5941 sayılı Çek Kanunu değerlendirilmeye çalışılmış ve uygulamada çek hamillerinin yaşadığı sorunlara ve bu sorunların çözümü için yapılması gerekenlere değinilmiştir. 6102 sayılı Ticaret Kanunu'nun çeklerle ilgili olan 780?823 arasındaki maddeleri, Çek Kanunu'nda düzenlenmeyen konularda uygulanmaya devam edecektir.3167 ve 4814 sayılı Kanunlar ile hamil yeterince korunamamış ve karşılıksız çek keşidesinin önüne amaçlandığı şekilde geçilememiştir. Bu nedenle 5941 sayılı Çek Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun, baştan sona yeni bir kanundur ve çek hamilini korumaya yönelik, karşılıksız çek keşidesini önlemeye yönelik birçok madde içermektedir. Çalışmamızda 5941 sayılı Çek Kanunu ve 6102 sayılı Ticaret Kanunu ile karşılıksız çek keşidesi durumunda keşideciye uygulanacak cezai yaptırımlar, çek hamiline çekin karşılıksız çıkması durumunda başvurabileceği yollar, muhatap bankaya ve banka personeline getirilen hukuki sorumluluklar ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir.

HamilikKanunlar 5941 sayılıKanunlar 6102 sayılı+6
Sevcan Kılçık
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ili Nallıhan ilçesi tarihi kent dokusunun incelenmesi ve koruma önerisi

Bu çalışmanın amacı Nallıhan ilçesinin tarihi ve kültürel dokusunu zaman içinde uğradığı değişim ve gelişimleri doğrultusunda araştırmak, günümüze kalanları saptamak, yeni yapılaşmaların mevcut karar ve yönetmelikler doğrultusunda olumlu, olumsuz yönlerini ortaya koyarak bölgenin rekreasyona uygun niteliklerinin geliştirilmesine katkıda bulunmaktır.Birinci bölümde, çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi anlatılmıştır.İkinci bölümde, Nallıhan ilçesinin coğrafi konumu, fiziksel özellikleri ve sosyal nitelikleri ele alınmıştır.Üçüncü bölümde, Nallıhan ilçesinin genel tarihi ve idari gelişimi anlatılmıştır.Dördüncü bölümde, Nallıhan ilçesinin tarihi ve kültürel değerleri, günümüze ulaşan örnekleri incelenmiştir.Beşinci bölümde, Nallıhan ilçesinin mimari, fiziksel ve sosyal analizi yapılarak alanın sorunları araştırılmıştır.Altıncı bölümde, yapılan mimari, fiziksel ve sosyal analizlerin genel değerlendirilmesi yapılmıştır.Yedinci bölümde, Nallıhan ilçesi geleneksel mimari ve kültürel değerlerini koruma önerileri ve genel müdahale kararları ortaya konulmuştur.Sekizinci bölümde, çalışmanın sonucu yer almaktadır.

Geleneksel konut mimarisiKorunmaRestorasyon+2
Belkız Çolakoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik birliğinin korunması

Aile, toplumun temel yapı taşı, en küçük sosyal birimidir. Ailenin dağılmadan, dirlik ve düzen içinde devam etmesinin aile bireylerine olduğu kadar içinde bulunduğu topluma da faydaları vardır. Bu nedenle aile kurumu hem anayasal hem de genel ve özel kanunlarla koruma altına alınmıştır.Dayanağı Anayasa'nın 41. maddesindeki ailenin korunması ilkesi olan evlilik birliğinin korunması kurumu temel olarak 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 195 ve 201. maddeleri arasında ve ayrı ayrı bazı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu hükümler, hâkimin uyuşmazlık içerisindeki evlilik birliğine müdahalesi ile evlilik birliğinin devamı sırasında ortaya çıkan sorunların, boşanma veya ayrılık aşamasına gelinmeden çözülmesini ve evlilik birliğinin huzurlu bir şekilde devamını sağlamaya yönelik olarak düzenlenmiş hükümlerdir. Ancak evlilik birliğini korumaya yönelik hükümler bunlarla sınırlı değildir. Türk Medenî Kanunu'nun Aile Hukuku başlıklı kitabında dağınık bir şekilde evlilik birliğini koruyucu birçok hüküm yer almaktadır. Bu hükümler, evlilik birliğinde henüz bir uyuşmazlık söz konusu olmamasına rağmen uyuşmazlık çıkması muhtemel konularda eşlerin sözleşme özgürlüğüne sınırlamalar getirerek evlilik birliğini korumayı amaçlamaktadır.Türk Medenî Kanunu'nun evlilik birliğini koruyucu hükümlerinin aile içi şiddeti önlemede yetersiz kaldığı düşüncesiyle 14.01.1998 tarihinde 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun kabul edilmiş; böylece toplumun huzuru ve refahı için ailenin daha etkin bir şekilde korunması amaçlanmıştır. 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun, 04.05.2007 tarihinde Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5636 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile önemli değişikliklere uğramış, birçok açıdan kanunun daha yaygın şekilde uygulanması hedeflenmiştir. 01.03.2008 tarihinde yayınlanan 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun'un Uygulanması Hakkında Yönetmelik ile kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş, kanunun uygulanmasına birçok konuda açıklık getirilmiştir.?Evlilik Birliğinin Korunması? başlıklı bu çalışmada Türk Medenî Kanunu'nun ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun'un evlilik birliğini koruyucu hükümleri incelenmiştir. Üç ana bölümden oluşan çalışmamızın giriş bölümünde konu ve konu ile ilgili temel kavramlar açıklanmıştır. Birinci bölümünde Türk Medenî Kanunu'nun eşlerin sözleşme özgürlüğünü sınırlayan hükümleri; ikinci bölümde Türk Medenî Kanunu'nun hâkimin evlilik birliğinin iç işleyişine müdahalesini öngören hükümleri incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise eşleri ve aynı zamanda diğer aile bireylerini aile içi şiddetten korumak amacıyla özel olarak hazırlanan 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun kapsamında hâkimin alabileceği tedbirler ele alınmıştır.Anahtar Sözcükler1.Medenî Hukuk2.Aile Hukuku3.Evlilik Birliği4.Ailenin Korunması5.Aile İçi Şiddet

Aile hukukuAile içi şiddetAilenin Korunmasına Dair Kanun+6
Fikriye Ceren Palaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Avrupa Birliği Hukukunda marka hakkının korunmasının kapsamı

556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesinde, marka tescilinden doğan hakların kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre, söz konusu hükümde öncelikle marka sahibinin tescilden doğan haklara münhasıran sahip olduğu hususu belirtilmiş olup, bu çerçevede marka sahibinin önlenmesini talep edebileceği fiiller 1. fıkrada üç bent halinde sayılmıştır. Devamında, maddenin 2. fıkrasında ise, doktrine göre numerus clausus olmayan bir şekilde sayılmış olan ve 1. fırka kapsamında belirlenen haller kapsamında kabul edilen ve bu sebeple de yasaklanabilen haller beş bet halinde sıralanmıştır. Son fıkrada ise, ilgili maddede belirtilen hakların, markanın tescil edilmesinden sonra kullanılabileceği, zira markadan kaynaklanan hakların üçüncü kişilere karşı markanın tescilinin ilanından sonra hüküm ifade ettiği kabul edilmektedir. Marka sahibinin, markasının kullanılmasına müdahale edemediği ve engelleyemeyeceği durumlar olduğu gibi, bazı hallerde de marka tescilinden doğan koruma kendiliğinden sınırlandırılmış veya sona ermiş olabilmektedir. İlk olarak bazı hallerde, üçüncü kişilerin markayı kullanımları yasal kullanım olarak kabul edilmekte olup, bu kullanımların tecavüz oluşturmadıkları düzenlenmiştir. KHK'nın 12. maddesinde düzenlenen marka hakkının kapsamında kabul edilen istisna, KHK'nın 10. maddesinde düzenlenen markanın sözlük veya başvuru eserlerinde kullanılabilmesi hakkı ve KHK'nın 13. maddesinde düzenlenen marka hakkının tükenmesi ilkesi, bu hallerden en önemli ve esaslılarını oluşturmaktadır. Diğer yönüyle baktığımızda ise, markanın kullanmama sebebiyle koruma dışı kalması, markanın hükümsüz kılınması sebebiyle geçmişe etkili olarak marka hakkının korunmasının ortadan kalkması, marka hakkının sona ermesi ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı, zamanaşımı veya inhisari lisans verilmesi yoluyla gerçekleşebilen diğer sınırlandırma hallerinin gerçekleşmesi halinde ise, marka sahibinin artık marka tescilinden kaynaklanan bir hakkı ve dolayısıyla da korumasının söz konusu olmadığı kabul edilmektedir.Anahtar Sözcükler1. Marka koruması2. Koruma kapsamı3. Tescilden doğan haklar4. Koruma istisnası5. Tecavüz oluşturmayan haller

Avrupa Birliği hukukuKorunmaMarka hakkı+1
Güldeniz Doğan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Diplomatik koruma ve insan hakları ilişkisi

Diplomatik Koruma ve İnsan Hakları İlişkisi başlıklı bu tezde, diplomatik koruma ve insan hakları kavramları ele alınmış olup, bu iki kavramın birbiriyle ilişkisi üzerinde durulmuştur.Tezin birinci bölümünde diplomatik koruma kavramı ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir.Tezin ikinci bölümünde insan hakları hukukunun amaçları ve bireyin uluslararası hukuktaki yeri açıklanmıştır.Tezin üçüncü ve son bölümünde ise diplomatik korumanın, insan hakları hukukunun amaçları çerçevesinde ne şekilde uygulanması gerektiği irdelenmiştir.

DiplomasiDiplomatik himayeHukuk+3
Ali İbrahim Akkutay
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli piyasalarda yatırımcının korunması ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı tüm finansal sistem içinde önemli bir yere sahip olan yatırımcının para, sermaye, altın ve gayrimenkul piyasalarında korunmasına yönelik olarak, ülkemizde ve yabancı ülke olarak ele alınan ABD, AB, İngiltere, Japonya ile Almanya'da yapılan düzenlemelerin incelenmesi ve bu incelemenin sonucunda ülkemizde konuyla ilgili yapılan düzenlemelerin durumunun ortaya çıkarılmasıdır. Çalışmamın çıkış noktası finansal piyasalar ve yatırımcıdır. Yatırımcı, ilerde daha fazla gelir elde edebilmek için bugünkü harcamalarından vazgeçen kişidir. Vazgeçilen harcamalar tasarrufları oluşturur. Tasarruflar da yatırım araçları vasıtasıyla yatırıma dönüşürler. Yatırımlar bir ülke ekonomisinin gelişmesi için çok önemli kaynaklardır. Ülke ekonomisi için bu kadar önemli olan yatırımcılar güven duymadıkları piyasalara yatırım yapmaktan kaçınırlar. Bir ülkede yatırımcılar, piyasalarda çeşitli risklere karşı korunduklarını bildiklerinde yatırım tutarlarını arttıracaklardır. Böylece tasarruflar piyasalar aracılığıyla ekonomik büyümeye katkı sağlamış olacaktır. Yabancı ülkeler yatırımcının korunmasına ülkemize göre çok daha önce önem vermişlerdir. Ülkemizde de özellikle AB uyum çalışmaları sırasında bu konudaki eksiklikler görülmüş ve piyasalarda çeşitli düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır.Bu çalışmada dört konu üzerinde durulmuştur. İlk konumuz finansal piyasalarda genel olarak yatırımcının korunmasının incelenmesidir. Konumuzla ilgili yatırım, yatırımcı gibi başlıklar genel literatür çalışması yapılarak açıklanmıştır. İkinci olarak para, sermaye, altın ve gayrimenkul piyasalarının ülkemizdeki gelişimi ve yatırımcının korunmasına yönelik düzenlemeler incelenmiştir. Uluslararası ilişkilerin giderek önem kazanması ve yaşanan ekonomik krizlerin etkisiyle ülkemizde yatırımcının korunması ile ilgili düzenlemeler son yıllarda hız kazanmıştır. Ancak hala eksiklikler olduğu görülmektedir. Üçüncü olarak, dünya piyasalarında önem taşıyan ve çalışmalarıyla ülkemize örnek olabilecek ABD, AB, İngiltere, Japonya ve Almanya'nın bu piyasalardaki düzenlemeleri incelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde incelenen ülkelerle ülkemiz arasındaki çalışmalar karşılaştırılmış, benzerlikler, farklılıklar ve eksiklikler açıklanmıştır. Özellikle bu piyasalarda yatırımcılar için en önemli konuların şeffaflık, manipülasyon, denetim, aracılara ait riskler ve yatırımcıların eğitimi olduğu görülmüştür. Ülkemizde para, sermaye, altın ve gayrimenkul piyasalarıyla ilgili yatırımcının korunması ile ilgili düzenlemeler dikkat çekicidir. Özellikle para ve sermaye piyasasında yapılan son düzenlemelerle yabancı ülkelerdeki koruma düzeyine oldukça yaklaşılmıştır. Altın piyasasında ayar evleri, sertifikalı altınlar yatırımcının uluslararası alanda da yatırım yapmasına ve korunmasına fayda sağlamıştır. Gayrimenkul piyasasında özellikle dolaylı yatırıma ait ikincil piyasanın hala oluşmamış olması bu piyasa için önemli bir eksikliktir. Yapılan bu karşılaştırmalar ülkemizde yapılan çalışmaların oldukça önemli aşamalar kaydettiğini fakat hala eksikliklerinin olduğunu göstermiştir.

AltınAmerika Birleşik DevletleriAvrupa Birliği+10
Sıdıka Öznur Sakınç
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sigortalarda sigorta himayesinin başlayacağı ve sona ereceği anı tayin eden esaslar

Sigorta ettireni sigorta akdi imzalamaya sevk eden amil, muayyen yahut gayrimuayyen müddet zarfında sigorta himayesine kavuşmaktır. Böylelikle, gerçekleşmesinden endişe ettiği rizikoların yol açacağı zararları sigortacının karşılayacağını bilerek, sigorta himayesinin bahşedildiği müddet zarfında endişelerinden sıyrılmış olur. Ancak tek başına sigorta sözleşmesinin yapılmış olması, sigorta ettirenin bu sözleşmeden umduğu menfaate kavuşması için yeterli değildir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, sigorta himayesinin başlangıç anını primin veya ilk taksitinin ödenmesi şartına bağlamıştır. Bu itibarla, sigorta himayesine kavuşmak isteyen sigortacının, kural olarak prim borcunun tamamını veya ilk taksitini ödemesi iktiza edecektir. Ne var ki, anılan kaide mutlak olmayıp, Kanun Koyucu tarafından istisnaları da vaz edilmiştir. Bu kaidenin aksi, sigorta ettiren lehine olmak kaydıyla taraflarca kararlaştırılabileceği gibi, Kanunda da bu kaideyi bertaraf eden birtakım hükümler olduğu müşahede olunmaktadır. Ancak sigorta himayesinin başlangıç anını tayin etmek her zaman çok kolay değildir. Zira sigorta himayesinin başlangıç anına ilişkin istisnaların birçoğu Kanunda sarahaten hüküm altına alınmış olsa da, bunlardan bir kısmı tatbikattaki işleyiş sonucu ortaya çıkmıştır. Çalışmamızda sigorta himayesinin başlangıç anı muhtelif ihtimaller nazarında mütalâa edilerek, tatbikata yönelik çözüm önerilerini ortaya koymak hedeflenmiştir.

HimayeSigortaSigorta hukuku+3
Burak Doğan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00

Related subjects