Psikolojik sağlamlık
Bu konu başlığı altında 266 tez
Öğretmenlerin psikolojik sağlamlıkları ile prososyal motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin psikolojik sağlamlıkları ile prososyal motivasyonları arasında ilişkiyi incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evreni 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Siirt ilinde görev yapan 5081 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise basit seçkisiz örnekleme yöntemlerinden tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 564 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırm kapsamında Karaırmak (2007a) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" ile Kesen ve Akyüz (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Prososyal Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin psikolojik sağlamlıklarına ilişkin algıları orta düzeyde, prososyal motivasyon düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin psikolojik sağlamlıkları ve prososyal motivasyonlarına ilişkin algılarında bazı değişkenlerin anlamlı farklılık oluşturduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda; öğretmen algılarına göre prososyal motivasyon ile psikolojik sağlamlıkta düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Regresyon analizinde ise öğretmenlerde psikolojik sağlamlığın prososyal motivasyonu anlamlı bir şekilde yordadığı (%10) sonucuna ulaşılmıştır.
COVID 19 pandemisinin hemşirelerin psikolojik sağlamlık anksiyete ve depresyon düzeylerine etkisi
Bu araştırma COVID-19 pandemisinin hemşirelerin psikolojik sağlamlık, anksiyete ve depresyon düzeylerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı türde yapılan bu çalışma, Gaziantep ilinin merkez ilçesinde hizmet vermekte olan 25 Aralık Devlet Hastanesi'nde 10 Kasım 2020-20 Haziran 2021 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Çalışmanın örneklemini pandemi sırasında aktif görev yapan, çalışmaya katılmayı kabul eden 25 Aralık Devlet Hastanesi'nde çalışan hemşireler oluşturdu. Çalışmanın örneklemini 260 hemşire oluşturdu. Veriler; Kişisel Tanıtım Formu, ''Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği'' (PSÖ), ''Beck Depresyon Envanteri'' (BDE) ve 'Beck Anksiyete Ölçeği'' (BAÖ) ile toplandı. Verilerin istatistiksel analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ortanca, minimum-maksimum, Shapiro-Wilk, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testleri, Post Hoc testlerinden Tukey ve Tamhane's T2 testleri ile Spearman korelasyon testi kullanıldı. BDE, BAE ve PSÖ skorlarına etki eden faktörlerin belirlenmesinde çoklu lineer regresyon modeline başvuruldu. Tüm testlerde istatistiksel önemlilik düzeyi 0,05 olarak kabul edildi. Hemşirelerin %68,1'inin kadın, %39,2'sinin 25-30 yaş, %75,0'inin lisans/önlisans mezunu, %31,5'inin yoğun bakımda, %40,8'inin serviste çalıştığı belirlendi. Hemşirelerin BDE puan ortalaması 11,0±7,6, BAÖ puan ortalaması 14,7±10,9, PSÖ puan ortalaması 19,4±4,3 olarak saptandı. Hemşirelerin BDE puanı ile BAÖ puanı arasında pozitif yönlü zayıf bir korelasyon (r=0,457) (p<0,001); BDE ile PSÖ arasında ise negatif yönlü zayıf bir ilişki saptandı (r=-0,294) (p<0,001). PSÖ ile BAÖ arasında da negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu belirlendi (r=-0,263) (p<0,001). Hemşirelerin BDE puanını etkileyen faktörlerin; BAÖ ve PSÖ puanları ile hemşirelerin istifa yönelimi ve eğitim durumu olduğu belirlendi. Hemşirelerin BAÖ puanını etkileyen faktörlerin; BDE ve PSÖ puanları ile hemşirelerin mesleğe bakış açısının olumsuz yönde değişmesi, enfekte olma, kronik hastalığa sahip olma durumu olduğu belirlendi. Hemşirelerin PSÖ puanını etkileyen faktörlerin; BDE ve BAÖ puanları ile hemşirelerin ruh ve beden sağlığının etkilenme durumu ve enfekte olma riski olduğu belirlendi. Bu çalışma sonucuna göre; COVID-19 pandemisinde görev alan hemşirelerin ruhsal olarak etkilendikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Onkoloji hemşirelerinde yaşlanma anksiyetesi, mesleki stres ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki
Bu tanımlayıcı ilişkisel araştırma, onkoloji hemşirelerinde yaşlanma anksiyetesi, mesleki stres ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Aralık 2023 – Şubat 2024 tarihleri arasında Ankara ili sınırları içerisinde yer alan bir onkoloji hastanesinde çalışmakta olan 220 hemşire ile yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanmasında, Kişisel Bilgi Formu, İlişkisel Yaşlanma Anksiyetesi Ölçeği, Hemşire Stres Ölçeği ve Hemşireler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve Spearman korelasyon analizleri uygulanmıştır. Araştırmaya dahil edilen onkoloji hemşirelerinin yaş ortalaması 33,3±9,3'tür. Katılımcıların %80,9'u kadın ve %55,5'i 6 ay-5 yıl çalışma deneyimine sahiptir. Araştırma sonucunda onkoloji hemşirelerinde ilişkisel yaşlanma anksiyete, mesleki stres ve psikolojik sağlamlık düzeyi orta düzeyde bulunmuştur. Yaşlanma anksiyetesi ve mesleki stres arasında düşük düzeyli pozitif yönlü ilişki, yaşlanma anksiyetesi ve psikolojik sağlamlık arasında düşük düzeyli negatif yönlü ilişki bulunmuştur (p<0,05). Araştırma sonucunda onkoloji hemşirelerinde mesleki stres ve psikolojik sağlamlık arasında ilişki saptanmamıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda, onkoloji hemşirelerinde yaşlanma anksiyetesinin azaltılmasında mesleki stresin yönetilmesine ve psikolojik sağlamlığın desteklenmesine yönelik hizmet içi eğitim ve uygulamaların planlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, yaşlanma anksiyetesi, stres, psikolojik sağlamlık
Roman öğrencilerin okul terki riskleri ile bireysel ve ailevi değişkenler arasındaki ilişkiler
Bu araştırma COVID-19 Pandemi döneminde ortaokula devam eden Roman olan ve olmayan öğrencilerin okul terk risklerini çeşitli sosyodemografik değişkenlere göre ve psikolojik dayanıklılık, duygusal sorunlar, benlik algısı, okul iklimi ve okul terki riski yönünden karşılaştıran betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara, İstanbul ve Balıkesir illerindeki 125 Roman ve 175 Roman olmayan öğrenci ve onların anne ve babaları oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Duygusal Sorunlar Alt Ölçeği- Ebeveyn Formu, Çocuklar için Benlik Algısı Profili, Okul Terk Etme Riski Ölçeği ve Okul İklimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t Testi, Kruskal Wallis, Mann Whitney U Testleri kullanılmış olup analizler SPSS 26.00 ve AMOS 26 Programları aracılığıyla yürütülmüştür. Ortaokula giden Roman öğrencilerin okul terki riskleri ile başarısızlık algısı, antisosyal ve sessiz davranma tiplerindeki riskleri Roman olmayanlara kıyasla daha yüksek bulunmuş, Romanlar arasında da erkek öğrencilerin okul terki riski, başarısızlık algısı ve antisosyal davranma tiplerinde risk düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Roman öğrencilerin okul terki riski, başarısızlık algısı, sessiz ve antisosyal davranma tiplerindeki puanlarının sınıf düzeyine, ailenin aylık gelir düzeyine, kardeş sayısına ve babanın eğitim düzeyine göre fark bulunmadığı saptanmıştır. Anneleri ilkokul ve altı eğitim düzeyinde olan Roman öğrencilerin okul terki riskleri daha yüksek bulunmuştur. Uzaktan eğitime erişimi olan Roman öğrencilerin okul terki riski puanları daha yüksek bulunmuştur. Roman olan ve olmayan öğrencilerin psikolojik dayanıklılık, duygusal sorunlar ve okul iklimi puanları arasında fark anlamlı bulunmamıştır. Bulgular alanyazın doğrultusunda tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlıkları ve pandemiyle başa çıkma stratejileri arasında iyimserliğin aracı rolü
Bu araştırmanın temel amacı COVID-19 Pandemisi'nde üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlıkları ile pandemiyle başa çıkma stratejileri arasında iyimserliğin aracı rolünün araştırılmasıdır. Bununla birlikte, çalışmada üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık puanları ile yaş, cinsiyet, sınıf düzeyi, pandemi sırasında algılanan sosyo-ekonomik düzeyi ve pandemi döneminde ekonomik durumun etkilenme düzeyi ve pandemi döneminde kayıp yaşama durumlarını içeren sosyodemografik değişkenler arasında anlamlı fark olup olmadığı araştırılmıştır. Mevcut araştırmanın katılımcıları 426 üniversite öğrencisinden oluşmakta olup, katılımcılar uygun örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırma korelasyonel desen takip edilerek düzenlenmiş bu bağlamda tek aracılı yapısal model kurulmuştur. Bunun yanında t testi ve ANOVA analiz yöntemleri sosyo demografik değişkenlerin analizi için kullanılmıştır. Analizler SPSS 23.00 ve AMOS kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda iyimserliğin psikolojik sağlamlık ve pandemiyle başa çıkma arasındaki ilişkide aracı rolü olduğu anlaşılmıştır ve psikolojik sağlamlık, iyimserlik; iyimserlik ve pandemiyle başa çıkma; psikolojik sağlamlık ve pandemiyle başa çıkma değişkenleri arasındaki ilişkilerin olumlu yönde ve anlamlı olduğu saptanmıştır. İncelenen sosyodemografik değişkenler içinden (yaş, cinsiyet, sınıf düzeyi, pandemi sırasında kiminle yaşandığı, algılanan sosyo-ekonomik düzey ve pandemi döneminde ekonomik durumun etkilenme düzeyi, pandemi döneminde kayıp yaşama durumu) yalnızca psikolojik sağlamlık ile cinsiyet arasında erkeklerin lehine anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılarak yorumlanmış ve araştırmacılar ve uygulayıcılar için önerilerde bulunulmuştur.
Çocukluk istismar ve ihmalinde psikolojik sağlamlığa yönelik çocukluk dönemi destekleyici ve koruyucu faktörleri
Çocukluk istismarı ve ihmali sonrası psikolojik sağlamlıkla ilişkili çocukluk dönemi destekleyici ve koruyucu faktörlerinin incelendiği bu araştırma kesitsel, retrospektif ve öz bildirime dayalıdır. Üniversitede öğrenim gören 913 genç yetişkinden elde edilen veriler çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada Psikolojik Sağlamlık Kuramının Telafi Edici ve Koruyucu Faktör modelleri sınanmıştır. Bu amaçla öncelikle Çocukluk Dönemi Koruyucu Yaşantılar Ölçeği geliştirilmiştir. Veriler, Çocukluk Dönemi Koruyucu Yaşantılar Ölçeği, Çocukluk Çağı Olumlu Yaşantılar Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri ve Sosyo-Demografik Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Geliştirilen ölçeğin geçerliği ve güvenirliği; kapsam geçerliği, görünüş geçerliği, yapı geçerliği ve ölçüt bağıntılı geçerlik, Cronbach alfa, Mcdonald omega ve Tabakalı alfa güvenirlik katsayıları aracılığıyla incelenmiştir. Araştırmanın hipotezleri hiyerarşik regresyon ve düzenleyici etki analizleriyle sınanmıştır. Bulgulara göre, Çocukluk Dönemi Koruyucu Yaşantılar Ölçeği geçerli ve güvenilirdir. Çocukluk istismarı ve ihmali genç yetişkinlikteki psikolojik sağlamlığı ve psikopatolojik belirtileri yordamaktadır. Çocukluk döneminde algılanan sosyal destek ve kendini düzenleme çocukluk istismarı ve ihmali düzeyinden bağımsız şekilde psikolojik sağlamlık ve psikopatolojik belirtileri yordarken mahalle birliği yordamamaktadır. Algılanan sosyal desteğin psikolojik sağlamlık ile çocukluk istismarı ve ihmali arasındaki düzenleyici rolü çocukluk istismarı ve ihmali düşük veya orta düzeydeyken anlamlı; yüksek düzeydeyken anlamsızdır. Kendini düzenleme ve kümülatif çocukluk dönemi koruyucu yaşantıları psikolojik sağlamlık ile çocukluk istismarı ve ihmali arasındaki ilişkiyi düzenlemektedir. Algılanan sosyal destek, kendini düzenleme ve mahalle birliğinin psikopatolojik belirtiler ile çocukluk istismarı ve ihmali arasındaki düzenleyici rolü anlamlı değildir ancak bu ilişkide kümülatif çocukluk dönemi koruyucu yaşantılarının düzenleyici rolü anlamlıdır. Araştırmacılara, uygulamacılara ve politika yapıcılara önerilerde bulunulmuştur.
Pandemi döneminde Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin öğrenme yaklaşımlarıyla psikolojik durumları arasındaki ilişki ve psikolojik sağlamlığın aracılık rolü
Bu çalışmada pandemi döneminde Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin öğrenme yaklaşımlarıyla psikolojik durumları arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracılık rolünün değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Öğrenme Yaklaşımları ve Çalışma Becerileri Ölçeği, Birinci Basamak İçin Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarına bakıldığında derin öğrenme yaklaşımı 57,2±8,0; yüzeysel öğrenme yaklaşımı 47,7±9,2; stratejik öğrenme yaklaşımı 68,8±11,7 puan almıştır. Çalışmamızda öğrencilerin %55,4'ünde depresyon, %68,6'sında hafiften şiddetliye varan anksiyete bozukluğu saptanmıştır. Üçüncü sınıf öğrencisi olmak, preklinik dönem öğrencisi olmak ve tıp fakültesini kendi isteği ile seçmemek depresyonu; cinsiyet, İngilizce program öğrencisi olmak, birinci sınıf öğrencisi olmak ve preklinik öğrencisi olmak ise anksiyeteyi etkileyen faktörler olarak saptanmıştır. Çalışmamızda öğrencilerimizin Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği puan ortalaması 19,0±7,2 olarak bulunmuştur. Erkek cinsiyet, klinik dönemde olmak, 4. sınıf öğrencisi olmak, tıp fakültesini kendi isteyerek seçmenin psikolojik sağlamlığı artırdığı gözlenmiştir. Derinlemesine öğrenme yaklaşımı ile depresyon arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın tam aracılık etkisi; stratejik öğrenme, depresyon ve psikolojik sağlamlık ilişkisinde ölçme modeli incelendiğinde kısmi aracılık etkisi; yüzeysel öğrenme, depresyon ve psikolojik sağlamlık ilişkisi incelendiğinde psikolojik sağlamlığın kısmi aracılık etkisi vardır.
Kanserden sağ kalan bireylere uygulanan randomize kontrollü psikososyal müdahalelerin psikolojik sağlamlık, travma sonrası büyüme ve anlam bulma düzeyi üzerine etkisi: Bir sistematik derleme ve meta-analiz çalışması
Bu sistematik derleme ve meta-analiz araştırması, kanserden sağ kalan bireylere uygulanan randomize kontrollü psikososyal müdahalelerin, psikolojik sağlamlık, travma sonrası büyüme ve anlam bulma üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. CINAHL Plus with Full Text (EBSCOhost), CENTRAL, Pubmed ve WOS Core Collection veri tabanlarında yayın tarihi ve dil kısıtlaması konulmadan tarama yapılmıştır. Çalışma seçimi aşamasında yayın dili İngilizce olmayan çalışmalar derlemeden dışlanmıştır. Derlemeye 1801 katılımcıyı içeren 14 randomize kontrollü deneysel çalışma dahil edilmiştir. Travma sonrası büyüme ve anlam bulma sonuç çıktılarını raporlayan 10 çalışma aynı zamanda nicel analiz sürecinde de yer almıştır. Psikososyal müdahalelerin psikolojik sağlamlık üzerindeki etkileri dahil edilen sınırlı sayıda çalışma olması sebebi ile istatistiksel olarak birleştirilememiştir. Çalışma seçimi, veri çekme, yanlılık riski ve kanıt kesinliği değerlendirme süreçleri "Cochrane Müdahalelerin Sistematik Derlemeleri için El Kitabı"nda önerilen standart yöntemler doğrultusunda yürütülmüştür. Bir çalışma dışında diğer tüm çalışmaların genel yanlılık riski "şüpheli" ve "yüksek" olarak belirlenmiştir. Anlam bulma düzeyine yönelik müdahale öncesi ve müdahale sonrası değişim etkisi kapsamında birleştirilmiş bulgular psikososyal müdahale lehinde küçük düzeyde yararlı bir etki olduğunu göstermiştir (Cohen'in d'si = -0,298, %95 GA: -0,518 . -0,077; p = 0.008; I2 = %0; düşük düzey kanıt kesinliği). Bununla birlikte, anlam bulma düzeyine ilişkin müdahale öncesi ve en son ölçüm değişim etkisini içeren meta-analiz, bu etkinin sürdürülmediğini ortaya koymuştur. Meta-analiz ayrıca psikososyal müdahaleler ile rutin bakım arasında travma sonrası büyüme düzeyi açısından anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. Bulgular, kanıt kesinliğinin "düşük" ile "çok düşük" düzey arasında değişmesi sebebi ile psikososyal müdahalelerin tüm sonuç çıktıları üzerindeki etkilerinin belirsiz olduğunu ve ek kanıtlara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Psikososyal müdahalelerin kanserden sağ kalan bireylere yönelik güçlü etkilerini saptamak için gelecekte yürütülecek yüksek metodolojik kaliteye sahip randomize kontrollü deneysel çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Afgan refakatsiz çocukların ve gençlerin dayanıklılıklarının ve yapabilirliklerinin incelenmesi: Türkiye'den deneyimler
Araştırmanın amacı Afgan refakatsiz çocukların ve gençlerin karşılaştıkları zorluklar karşısında nasıl hayatta kaldıklarını anlamaya çalışmaktır. Araştırmacının güçler perspektifini benimseyerek çıktığı yolda, araştırmanın kuramsal temelleri dayanıklılık ve yapabilirlikler yaklaşımı üzerine inşa edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak deneyimler keşfedilmeye çalışılmıştır. Amaçlı örneklem stratejilerinden farklılıklar içerisindeki ortaklığı anlayabilmek için maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Ek olarak kartopu örneklemesi ile alanında deneyimli meslek elemanlarına erişilmiştir. (Farklı) kurumlarda ve illerde refakatsiz çocuklarla çalışma deneyimi olan 16 meslek elemanı ve çocuk koruma sistemine eriş(e)memiş 12 Afgan refakatsiz gençle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın verileri ATLAS.ti nitel veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Tematik analiz ile sırasıyla açık, eksen ve seçici kodlamaya göre veriler kodlanarak iki temaya ve altı kategoriye ulaşılmıştır. Temalar sırasıyla "Refakatsiz Çocukların Çocuk Koruma Sistemine Erişim Sürecinde Karşılaştıkları Zorluklar ve Sisteme Karşı Mücadele" ve "Afgan Refakatsiz Gençlerin Hayatta Kalabilme Becerileri"dir. Afgan refakatsiz çocuklar, menşe ülkelerinde yıllardır devam eden savaş ve şiddetin sonucu olan ekonomik istikrarsızlıklardan dolayı göç etmek zorunda kalırlar. Göç yolundaki kaynakları ailenin maddi desteği, yolda beraber geldikleri göçmen grupları, gıda, kolektif benlik ve (çoğu zaman geri gönderilmelerini engellediğinden) çocuk yaşta olmalarıdır. Türkiye'ye vardıklarında çocuk koruma sistemine erişemez ya da çalışabilmek için erişmek istemezler. Sisteme erişseler dahi kurumsal kapasitelerden yoksun, uygulamaların mevzuata göre yürümediği ve engellerin olduğu sınırlandırılmış yapabilirliklerle karşılaşırlar. Refakatsiz çocukların kimi zaman baskıya yol açan bu sisteme karşı mücadeleleri gerçek bilgilerini paylaşmayarak ve kurum bakımından kaçarak devam eder. Afgan refakatsiz çocuklar ve gençler, çocuk koruma sistemine eriş(e)mediklerinde çoğunlukla çocuk işçi olarak prekaritede hayatta kalmaya çalışırlar. Geride kalan aileleri ve kendileri hayatta kalabilsin diye çalışmak ve para kazanmak üzerine bir hayat kurarlar. Geride kalan ailelerine karşı devam eden sorumlulukları, farkındalıkları, öz yeterlilikleri ve homososyal dayanışma ağları dayanıklılıklarını destekler. Araştırmada (Afgan) refakatsiz çocuklara yönelik dokuz maddeden oluşan ve gelişmeye açık bir yapabilirlikler listesi önerilmiştir. Bu araştırma göç alanındaki araştırmalara ve refakatsiz çocuk koruma sistemine verilecek katkı bakımından önemlidir.
Ergenlik döneminde psikolojik sağlamlık ve algılanan anne baba tutumları arasındaki ilişkinin ekolojik sistem kuramı çerçevesinde incelenmesi
Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olarak görülen ergenlik dönemi akran ilişkileri, kimlik ve özerklik kazanmaya yönelik sosyo-duygusal değişimlerin yaşandığı kritik öneme sahip gelişim dönemidir. Bu dönemde yaşanan stres olayları karşısında ergenin tepkisini belirlemesinde ergenin psikolojik sağlamlık düzeyi ve anne baba tutumları etkili olmaktadır. Psikolojik sağlamlık, çevresel ve bireysel faktörlerden etkilenmesi nedeni ile ekolojik sistem kuramı ile ilişkili kabul edilmektedir. Bu çerçevede, sosyo-duygusal gelişim açısından ergenlik döneminde anne baba tutumları ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi planlanmıştır. Çalışma grubunu, İstanbul ili Beylikdüzü ilçesinde farklı lise türlerindeki okullarda öğrenime devam eden 9,10 ve 11. Sınıf 308 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve Çevre ile İlişkiler Formu, Psikolojik Sağlamlık Tutum ve Beceri Ölçeği Çocuk Formu ve Anne Baba Tutum Ölçeği ile veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. Ergenlerden alınan bilgileri incelemek amacıyla bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda: psikolojik sağlamlık ile ergenin algıladığı anne baba kabul (r = 0.13, p < .05) ve denetleme (r = 0.13, p < .05) tutumları arasında pozitif yönde, psikolojik özerklik (r=-0,15, p<.05) tutumu arasında negatif yönde istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Ergenin algıladığı anne baba kabul arttıkça ergenin okul ile ilişkisinin arttığı (r=,335 , p<0,001), annenin okul ile ilişkisinin arttıkça çocuğun okul ile kurduğu ilişkinin arttığı (r=,307 , p<0,01) bulunmuştur.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ebeveynler için psikolojik sağlamlık ölçeği'nin geliştirilmesi, geçerliliği ve güvenilirliği
Bu çalışmanın amacı, otizmli çocukların ebeveynlerinin psikolojik sağlamlık düzeyini incelemek için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçülecek özelliklerin ve kavramsal yapının belirlemesi için literatürde yer alan psikolojik sağlamlık ile ilgili ölçekler ve psikolojik sağlamlık modelleri incelendi. Kapsam geçerliliğinin belirlenmesi için 9 uzmana Davis tekniğine göre uyarlanmış kapsam geçerlik formu iki kez uygulandı. Kapsam geçerliliği sonrasında oluşturulan taslak formuna pilot çalışma uygulandıktan sonra yeniden düzenlenen form 0-18 yaş arası otizm tanısına sahip çocukların ebeveynlerine uygulandı (n=556). 139 ebeveyne iki hafta sonra tekrar test uygulandı. Madde analizi ile ölçeğin iç tutarlığı değerlendirildi. Ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi teknikleri kullanıldı. Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0,954 bulundu. Faktör analizi sonucu, 19 maddeden oluşan ölçeğin, toplam varyansın %53,88'sini açıklayan 5 faktörlü bir yapı gösterdiği görüldü. Doğrulayıcı faktör analizinde ise faktör birleştirme tekniğiyle oluşturulan yapıya ait model uyum indeksleri RMSEA=0,033; GFI=0,937; AGFI=0,913; NNFI=0,943; CFI=0,954; NFI=0,830; IFI=0,956 ve CMIN/df=1,293 olarak hesaplandı. Edilen model uyum indeksleri göz önüne alındığında, ölçüm modelinin uygun olduğu belirlendi. Ölçeğin güvenilirlik analizinde ölçek için ICC=0,984 ve Cronbach alfa=0,992 bulundu. Ön test ve son testler arasında çok güçlü korelasyon katsayıları bulunmuş olup iki ölçüm arası ilişki istatistiksel olarak anlamlıydı (r=0,984; p˂0,01). Sonuç olarak, geliştirilmiş beş boyuttan oluşan 19 maddelik bir ölçek yapısının geçerliliği doğrulanmıştır. Ölçeğin 0-18 yaş arası otizm tanısına sahip çocukların ebeveynlerinde psikolojik sağlamlık düzeyini incelemek için gerekli ölçütleri karşıladığı ve psikometrik özelliklerinin yeterli olduğu söylenebilir.
Kanser sürecinde bireylerin üstbilişlerinin psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalık ile ilişkisi
Bu araştırma kanser sürecinde bireylerin üstbilişlerinin psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalık düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla ilişki arayıcı araştırma deseni kullanılarak yapılmıştır. Araştırma, Kansersiz Yaşam Derneği'ne üye veya Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Hastanesi'nde aktif kanser tedavisi almakta olan araştırmaya katılmaya gönüllü 164 aktif kanser sürecindeki birey ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Googleforms olarak hazırlanan araştırma linkinin eposta yolu ile katılımcılarla paylaşılması yoluyla çevrimiçi anket olarak 2 Temmuz 2021- 1 Mayıs 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak tanıtıcı veri formu, Üstbiliş Ölçeği, Connor- Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Bilinçli Farkındalık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sıklık analizleri ile Pearson korelasyon katsayı analizi ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; katılımcıların Üstbiliş Ölçeği puanları ile Psikolojik Sağlamlık Ölçeği toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadığı görülmüştür (r=-0,093; p=0,235). Öte yandan, üstbilişler ölçeği ve alt boyutları ile psikolojik sağlamlık ölçeği alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Katılımcıların Üstbilişler Ölçeği puanları ile Bilinçli Farkındalık Ölçeği toplam puanları arasında ise, istatistiksel olarak anlamlı orta düzeyde negatif yönlü ilişki bulunmaktadır (r=-0,314; p<0,001). Bu sonuçlar doğrultusunda, kanser sürecini deneyimleyen bireylerin bu süreçten kazanım sağlayabilmeleri açısından bakımda fonksiyonel üstbilişleri desteklemeye yönelik müdahalelere bilinçli farkındalık artırmaya ilişkin girişimlerin dahil edilmesi ve bu çalışmada doğrudan ilişkisi çıkmamış olsa da alt boyutları ile üstbilişlerle ilişkisi ortaya konulan psikolojik sağlamlığın planlamalara dâhil edilmesi önerilebilir. Ayrıca, kanser sürecindeki bireylerin üstbilişlerinin psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalık ile ilişkisinin daha ayrıntılı değerlendirilebileceği nitel ve nicel çalışmaların yapılması önerilebilir
Rotator manşet yırtığı cerrahisi geçiren bireylerde deltoid kasının santral nöromüsküler etkileniminin, omuz fonksiyonel düzeyinin ve psikolojik faktörlerin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, unilateral artroskopik rotator manşet cerrahisi sonrası deltoidin uyarılabilirliği değerlendirilerek inhisbiyon durumu ve omuz fonksiyonel düzeyi incelendi. Çalışmaya, rotator manşet cerrahisi geçirmiş (>6 ay) 30-65 yaş aralığındaki (54,00±4,85 yıl) 21 birey ile 21 sağlıklı birey (50,19± 7,61 yıl) katıldı. Transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS) ile motor uyarılmış potansiyel (MUP) belirlendi. Deltoid kasının kortikal eksitibilitesini değerlendiren İstirahat Motor Eşik (İME), Aktif Motor Eşik (AME), Kortikal Sessiz Periyot (KSP) kaydedildi. Omuz fonksiyonel düzeyinin değerlendirmesi için Amerikan Omuz ve Dirsek Cerrahları anketi (ASES) kullanıldı. Depresyon, anksiyete ve stres düzeyinin ölçülmesi için Depresyon, Anksiyete, Stres-21 Ölçeği (DASS-21); psikolojik sağlamlık düzeyi ise Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CD-RISC) ile değerlendirildi. Çalışmanın sonuçları, rotator manşet cerrahisi geçiren bireylerde deltoid kasının eksitabilitesinin etkilendiği ve omuz fonksiyonel düzeyinin de sağlıklı bireylerden farklı olduğunu gösterdi (p<0,001). Ayrıca, psikolojik faktörlerin omuz fonksiyonel düzeyi ile doğrudan ilişkili olduğu belirlendi (r=0,508; p<0,001). Rotator manşet cerraisi sonrası deltoid kasının eksitabilite değişimi ile psikolojik faktörlerin fonksiyonellikle ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda rehabilitasyon sürecine bütüncül bir bakış açısı getirilmesi gerektiği sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Rotator Manşet Yırtığı, Transkraniyal Manyetik Stimulasyon, Psikolojik Sağlamlık, Fonksiyonel Düzey Bu yüksek lisans tezi, Hacettepe Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi'nin Katılımlı Araştırma Projesi kapsamında 20542 nolu TUK-2023-20542 proje kodu ile desteklenmiştir.
Üniversite öğrencilerinin mutluluk, psikolojik sağlamlık ve öz yeterlik düzeylerinin incelenmesi
Psikoloji başta olmak üzere insanı ve toplumu anlamayı kendine amaç edinmiş farklı disiplinler mutluluğu insanlığın ulaşmak istediği en büyük amaç olarak belirlemiştir. Mutluluğa atfedilen bu önem ise mutluluğu yordayan etmenleri araştırmayı önemli kılmaktadır. Bu araştırmanın amacı da üniversite öğrencilerinin mutluluk, psikolojik sağlamlık ve öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi, farklı fakültelerde öğrenimine devam eden, 208 kadın ve 105 erkek olmak üzere toplam 323 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla; Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu (OMÖ-KF), Genel Öz Yeterlik Ölçeği (GÖYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ve Kişisel Bilgi Formu (KBF) kullanılmıştır. Ölçekler yardımıyla toplanan veriler bilgisayara aktarılmış ve SPSS 21.00 paket programıyla analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, korelasyon analizi tekniklerinin yanı sıra üniversite öğrencilerinin mutluluk, psikolojik sağlamlık ve öz yeterlik düzeylerinin, öğrenim görülen fakülte, sınıf düzeyi ve yaşanılan yere göre farklılaşıp farklılaşmadığı tek yönlü ANOVA analiz edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin mutluluk, psikolojik sağlamlık ve öz yeterlik düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını analiz etmek için t testinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda üniversite öğrencilerinin mutluluk, öz yeterlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Öğrencilerin cinsiyetleri, sınıf düzeyleri ve yaşanılan yere göre mutluluk düzeyleri karşılaştırıldığında manidar bir farkın görülmediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda öz yeterlik, psikolojik sağlamlık ve mutluluğu artırmaya yönelik ayrı ayrı çalışmalar yapılıp etkililiği araştırılabilir. Ayrıca psikolojik sağlamlık ve öz yeterlik düzeyleri dördüncü sınıflara nazaran 1-2 ve 3. Sınıf öğrencilerinde daha düşük bulunmuştur. Bu açıdan bakıldığında, üniversitelerin Psikolojik Danışma Birimlerinin özellikle üniversiteye yeni başlayacak öğrencilere yönelik psiko-eğitim programları düzenlemesi faydalı olacaktır.
Üniversite öğrencilerinde benlik saygısı algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi
Toplumsal etki, bireysel gelişimin en önemli parçasıdır. Aile ve sosyal çevre, bireylerin hayata karşı direngenliğini, kendini algılayışını, zorluklarla baş edebilme düzeyini önemli ölçüde belirlemektedir. Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinde, benlik saygısı, algılanan sosyal destek ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki araştırılacaktır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili, Üsküdar ilçesinde bulunan vakıf üniversitelerinin öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan grubun %75.8'i (n:113) kadın, % 24.2' si (n:36) erkek olmak üzere toplam 148 kişidir. Katılımcıların % 96,6 sının (n:144) medeni durumunun bekar olduğu, %92,6 sının (n:138) eğitim durumunun lisans düzeyinde olduğu görülmektedir. Araştırmaya katılanların %25,5 i (n:38) psikiyatrik veya psikolojik tedavi görmüşler, bunların %3.4'ü (n:5) düzenli, %2 si (n:3) ara sıra ilaç kullanmaktadır. Geri kalan %15,4'ü (n:23) ise geçmişte ilaç kullandığını ifade etmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Rosenberg benlik saygısı ölçeği, algılanan sosyal destek ölçeği, psikolojik sağlamlık (ego sağlamlığı) ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada, tüm değişkenler arasındaki korelasyonlara bakılarak; benlik saygısı, algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyete göre, Rosenberg ölçeğinin alt boyutlarının ortalama puanları bağımsız örneklem t testi ile karşılaştırılmış ve istatistiksel olarak fark elde edilememiştir. Cinsiyete göre, benlik saygısı, kendilik kavramının sürekliliği, insanlara güven duyma, eleştiriye duyarlılık, depresif duygulanım, hayalperestlik, psikosomatik belirtiler, kişilerarası ilişkilerde tehdit hissetme, tartışmalara katılabilme derecesi, ana-baba ilgisi, babayla ilişki ve psişik izolasyon puanları arasında bir fark bulunamamıştır. Yaşa göre bakıldığında, hayalperestlik ve psikosomatik belirtiler, alt boyutları dışında diğer alt boyutların ortalamaları arasında istatistiksel olarak bir fark elde edilememiştir. Hayalperestlik ölçeğinde en yüksek ortamla 21 yaşındaki bireylerde, en düşük ortalama ise 24 yaş ve üstü bireylerdedir. Yaşa göre, psikolojik sağlamlık ölçeği ve algılanan sosyal destek ölçeğinin alt boyutlarının ortalama puanları bağımsız örneklem t testi ile karşılaştırılmış ve istatiksel olarak fark elde edilememiştir. Bu araştırmada psikolojik tedavi görenlerin, tedavi görmeyenlere göre psikolojik sağlamlık puanlarının ortalaması daha düşük bulunmuştur. Psikolojik tedavi görme durumuna göre benlik saygısı, görmeyenlerle karşılaştırıldığında anlamlı bir fark elde edilememiştir. Psikolojik tedavi görme ve psikiyatrik ilaç kullanımına göre algılanan sosyal destek ölçeğinin alt boyutlarının ortalama puanları bağımsız örneklem t testi ile karşılaştırılmış ve alt boyutlarının ortalamalarında istatistiksel olarak bir fark elde edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Benlik Saygısı, Psikolojik Sağlamlık, Algılanan Sosyal Destek.
Bağlanma stilleri ve duygusal tepkisellik arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracılık rolünün incelenmesi
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri ve duygusal tepkisellik arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracılık rolünü incelemektir. Araştırmaya Karadeniz Teknik Üniversitesi ve İstanbul Arel Üniversitesinde öğrenim gören 207 si kadın 177 si erkek olmak üzere toplam 384 üniversite öğrencisi katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; duygusal tepkisellik ölçeği, yetişkinler için psikolojik dayanıklılık ölçeği, yakın ilişkide yaşantılar envanteri ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan ölçme araçlarından elde edilen verilere dair sonuçlar tablolar halinde bulgular bölümünde gösterilmiştir. Verilerin analizi aşamasında, araştırmanın bağımlı değişkeni olan duygusal tepkiselliği çeşitli sosyo demografik değişkenler açısından incelemek için bağımsız örneklem t testi ile tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Bağlanma stilleri ile duygusal tepkisellik ilişkisinde psikolojik sağlamlığın aracılık rolünü incelemek amacıyla bootstrapping işlemi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi "IBM SPSS Statistics 22" paket programı kullanılarak yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucu incelendiğinde cinsiyet ve ebeveyn tutumu açısından üniversite öğrencilerinin duygusal tepkisellik düzeyi puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılaşma bulunurken sınıf düzeyi, kardeş sayısı, aile içindeki çocuk sırası ve aile yapısında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Duygusal tepkisellik; kaçınma bağlanma stili ve kaygılı bağlanma stili ile pozitif yönde anlamlı ilişki gösterirken psikolojik sağlamlık ile negatif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Diğer taraftan psikolojik sağlamlık; kaçınma bağlanma stili ve kaygılı bağlanma stili ile negatif yönde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Kaçınma bağlanma stili ve kaygılı bağlanma stili psikolojik sağlamlık düzeylerini doğrudan negatif yönde anlamlı yordadığı görülmektedir. Diğer taraftan psikolojik sağlamlık da duygusal tepkiselliği doğrudan negatif yönde anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Yapılan araştırmadaki analiz sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinde kaçınma bağlanma stili ile duygusal tepkisellik ilişkisinde psikolojik sağlamlığın tam aracı rol, kaygılı bağlanma stili ile duygusal tepkisellik ilişkisinde psikolojik sağlamlığın kısmı aracı rol oynadığı sonucuna varılmıştır.
Sağlık çalışanlarında algılanan stres, psikolojik sağlamlık ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin durumluk ve sürekli kaygı düzeyini yordama gücü
Bu çalışmanın temel amacı sağlık çalışanlarında algılanan stres, psikolojik sağlamlık ve bilişsel duygu düzenlemenin durumluk ve sürekli kaygıyı ne derece yordadığını incelemektir. Araştırmaya katılanların yaşları "21-60" arasında olup 183 kadın (%65.6), 96 erkek (%34.4) olmak üzere toplamda 279 kişiden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, Algılanan Stres Ölçeği, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Spielberger Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılar Kişisel Bilgi Formu'nu doldurmuşlardır. Elde edilen verilerin analizi için, "Bağımsız Örneklemler T-Testi", "Tek Yönlü ANOVA", "Korelasyon Analizi" ve "Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; kadınların algılanan stres ve sürekli kaygı düzeylerinin erkeklerden yüksek olduğu görülürken; psikolojik sağlamlılığın erkeklerde daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden olayın değerini azaltma stratejisi ile durumluk ve sürekli kaygı arasında bir ilişki bulunmazken; diğer stratejiler ile durumluk ve sürekli kaygı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Stres, psikolojik sağlamlık ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin durumluk kaygının %35.6'lık kısmını açıklarken; sürekli kaygının ise %63.1'lik kısmını açıkladığı görülmüştür.
Ergenlerde duygusal zeka özellikleri ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; ergenlerin duygusal zeka özellikleri ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin cinsiyet, sınıf, okul kardeş sayısı, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, anne ve babanın yaşama durumu, anne ve babanın birliktelik durumu, aile gelir durumu, aile tipi, ilgilenilen ders dışı aktiviteler değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşma ve ilişki var mıdır şeklindeki sorulara yanıt aramaktır. Araştırma 2015-2016 eğitim ve öğretim yılı İstanbul İli Avrupa yakası, Küçükçekmece ilçesindeki Zehra Mustafa Dalgıç Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Sefaköy Anadolu Lisesi ve Küçükçekmece Anadolu Lisesinde 9. 10. 11. ve 12. sınıflarında öğrenim görmekte olan öğrenciler arasından tesadüfi küme örneklemi yoluyla 179'u kız, 181'i erkek toplam 360 kişiden oluşmaktadır. Bu araştırmada öğrencilerin kişisel bilgilerini belirlemek amacıyla 'Kişisel Bilgi Formu', psikolojik sağlamlıklarını ölçme amacıyla 'Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, ve duygusal zeka özelliklerini ölçme amacıyla 'Duygusal Zeka Ölçeği' kullanılmıştır. Bu çalışmada verilerin analizi bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisini ortaya koyacak bir model şeklinde ele alınmıştır. Çalışmada kullanılan anketler ve ölçekler ile toplanan verilere ilişkin frekans ve yüzdelik dağılımlar bulunmuş, elde edilen sonuçlar tablo olarak bulgular bölümünde yorumlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; Duygusal zeka alt boyutlarından sadece duygusallık alt boyutunun psikolojik sağlamlık üzerinde anlamlı düzeyde etkili olduğu, duygusal zekanın psikolojik sağlamlık üzerinde etkisinin anlamlı olduğu bulunmuştur. Duygusal zeka ölçeği alt boyutları olan iyioluş, özkontrol, duygusallık ve sosyallik ile psikolojik sağlamlık alt boyutları olan bireysel, aile/bakım verenler ve bağlam/kaynak arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Ergen, Duygusal Zeka, Psikolojik Sağlamlık.
Ergenlik döneminde algılanan ebeveyn kabul reddi, duygu dışavurum ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ergenlik döneminde algılanan ebeveyn kabul reddi, duygu dışavurum ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya; İstanbul' un Silivri ilçesinde Toki Cumhuriyet Anadolu, Hasan Sabirye Gümüş Anadolu, Silivri Kız İmamhatip, Necip Sarıbekir Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi'nde eğitim gören, 14-17 yaş arasında 259 kız ve 129 erkek olmak üzere toplam 388 ergen katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi formu, Ebeveyn Kabul Red Çocuk/Ergen EKRÖ (kısa form) Ölçeği, Duygu Dışavurum Ölçeği, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre ergenlerin yaşı, kardeş sayısı, doğum sırası, anne baba eğitim durumu, anne baba çalışma durumu, anne babanın birlikte/ ayrı olması, aylık gelir değişkenleri psikolojik sağlamlık, duygu dışavurum, algılanan anne baba kabul red düzeylerinde anlamlı bir farklılık yaratmamıştır. Cinsiyet değişkeninin psikolojik sağlamlık düzeylerinde anlamlı bir farklılık yaratmazken; babadan algılanan düşmanlık ve ayrışmamış red, duygu dışavurumunun alt boyutu olan duygusal destek yokluğu düzeylerinde istatiksel açıdan anlamlı fark yarattığı saptanmıştır. Psikolojik sağlamlık düzeyleri ile ebeveyn kabul red ölçeğinin baba formunun alt boyutları olan algılanan sıcaklık ile pozitif yönde orta düzeyde; babadan algılanan düşmanlık, kayıtsızlık/ ihmal ve ayrışmamış red düzeyleri ile negatif yönde orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile ebeveyn kabul red ölçeğinin alt boyutu olan anneden algılanan sıcaklık düzeyleri ile arasında negatif yönde, güçlü ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile EKRÖ anne ölçeğinin alt boyutları olan algılanan düşmanlık, kayıtsızlık ve ayrışmamış red arasında aynı yönde, orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile EKRÖ babadan algılanan sıcaklık arasında negatif yönde, güçlü ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile EKRÖ baba ölçeği alt boyutlarından algılanan düşmanlık, kayıtsızlık ve ayrışmamış red arasında pozitif yönde, orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Buna ek olarak, psikolojik sağlamlık düzeyleri ile duygu dışavurum düzeyleri arasında negatif yönde, orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Key Words: Hospital, Hospital Employee, Privacy, Consciousness of Privacy, Citizenship, Organization, Organizationel Citizenship Behavior
İlk ve orta ergenlik dönemlerindeki bireylerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkide algılanan aile bütünlük duygusunun aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, ilk ve orta ergenlik dönemlerindeki bireylerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkide aile ortamında algıladıkları bütünlük duygusunun aracı rolünün incelenmesidir. Aynı zamanda bu üç değişkenin bireylerin demografik özelliklerine bağlı olarak farklılık gösterip göstermediği de incelenecektir. Araştırmanın çalışma grubu 12-17 yaş aralığındaki 159 kız ve 164 erkek olmak üzere 323 bireyden oluşmaktadır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla 'Demografik Bilgi Formu', 'Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği', 'Yaşam Doyumu Ölçeği' ve 'Aile Bütünlük Duygusu Ölçeği Kısa Formu' kullanılmıştır. Verilerin analizleri yapılırken SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında Bağımsız Örneklem t-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Bootstrap yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, psikolojik sağlamlık, yaşam doyumu ve aile bütünlük duygusu toplam puanlarının ekonomik duruma bağlı olarak farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, her üç değişkenin toplam puanlarının yaş ve cinsiyet değişkenlerine bağlı olarak farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilere bakıldığında, araştırma değişkenlerinin tümü arasında pozitif ve anlamlı yönde ilişkiler olduğu saptanmıştır. Analizin son aşamasında ise, aile bütünlük duygusunun psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide anlamlı bir aracılık rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yetişkinlerde koronavirüs korkusu, psikolojik sağlamlık ve pozitif fonksiyonel tutumlar arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yaşayan yetişkin bireylerde koronavirüs korkusuyla psikolojik sağlamlık ve pozitif fonksiyonel tutumlar arasındaki ilişkiyi ve koronavirüs korkusu ile pozitif fonksiyonel tutumların psikolojik sağlamlık üzerindeki yordayıcı gücünü araştırmaktır. İlişkisel tarama modeline göre yapılan araştırmanın örneklemini 478 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler, sosyodemografik bilgi formu, Koronavirüs Korkusu Ölçeği, Pozitif Fonksiyonel Tutumlar Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ile Pozitif Fonksiyonel Tutumlar Ölçeğinin toplam puanları arasında anlamlı pozitif korelasyon vardır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ile Koronavirüs Korkusu Ölçeği puanları arasında anlamlı negatif korelasyon vardır. Koronavirüs Korkusu Ölçeği ile Pozitif Fonksiyonel Tutumlar Ölçeğinin toplam puanları arasında anlamlı negatif korelasyon vardır. Pozitif Fonksiyonel Tutumlar Ölçeği puanları ile Koronavirüs Korkusu Ölçek puanları birlikte Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçek puanlarını anlamlı şekilde yordama gücüne sahiptir. Elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.
COVID-19 pandemi sürecinde obsesif inançların açıklanmasında psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve bilişsel duygu düzenlemenin rolü
Bu araştırmanın amacı Covid-19 pandemi sürecinde kişilerin obsesif inançlarının açıklanmasında psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerin rolünü incelemektedir. Bunun yanında Kişisel Bilgi Formu aracılığı ile elde edilen demografik özelliklerin obsesif inançlar ile ilişkilerinin incelenmesi de amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 18-65 yaş aralığında 328'i kadın, 161'i erkek katılımcı olmak üzere toplamda 489 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılara sırasıyla Bilgilendirilmiş Gönüllü Formu, Kişisel Bilgi Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve Obsesif İnanışlar Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için Bağımsız Örneklem t Testi, Tek Yönlü Anova, Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre algılanan sosyal destek ve obsesif inançlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken psikolojik sağlamlık ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden olan kendini suçlama ve felâketleştirme sorumluluk/tehlike beklentisi, mükemmeliyetçilik/ kesinlik ve önem verme/düşünceyi kontrol etme alt boyutlarını yordamaktadır. Bununla beraber düşünceye odaklanma/ruminasyon stratejisi, sorumluluk/tehlike beklentisi ve mükemmeliyetçilik/kesinlik alt boyutunu; diğerlerini suçlama stratejisi ise sorumluluk/tehlike beklentisi ve önem verme/düşünceyi kontrol etme alt boyutunu yordamaktadır. Katılımcıların yaşlarına ve cinsiyetlerine göre obsesif inançlar alt boyutlarında anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Gelir düzeyine göre sorumluluk/tehlike beklentisi alt boyutunda farklılaşma görülürken öğrenim düzeyine göre sorumluluk/tehlike beklentisi ve önem verme/düşünceye odaklanma alt boyutlarında farklılaşma olduğu görülmüştür. Kişilerin Covid-19 tanısı almalarına göre obsesif inançlarda anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Mevcut çalışmadan elde edilen sonuçlar literatür çerçevesinde tartışılmıştır.
Polislerde öz denetim, sosyal sorun çözme becerisi, psikolojik sağlamlık ve duyguları ifade etme arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmada polislerde öz denetim, sosyal sorun çözme becerisi, psikolojik sağlamlık ve duyguları ifade etme arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye‟de Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan polisler oluşturmaktadır. Örneklem ise Trabzon ve Rize illerinde görev yapan ve amaçlı örneklem yöntemi kullanılarak ulaşılabilen 200 erkek ve 14 kadın toplam 214 emniyet mensubundan oluşmuştur. Gerçekleştirilen bu araştırma, ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırma kapsamında veriler yüz yüze toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Öz Denetim Ölçeği (ÖDÖ), Sosyal Sorun Çözme Envanteri (SSÇE), Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (YPS) ve Duyguları İfade Etme Ölçeği (DİEÖ) kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Korelasyonu kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılara ilişkin bulgular ile ölçek puanlarına ait tanımlayıcı bulguların tespitinde frekans ve yüzde analizi ile aritmetik ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öz denetim, sosyal sorun çözme becerileri, psikolojik sağlamlık ve duyguları ifade edebilme arasındaki ilişkilerin tamamı güçlü derecede pozitif ve anlamlı bulunmuştur. Öz denetim, sosyal sorun çözme becerileri, psikolojik sağlamlık ve duyguları ifade edebilmenin demografik ve mesleki özelliklere göre karşılaştırılması sonucunda ise öncelikle bunların tamamının ii cinsiyete, yaşa, eğitim durumuna, meslekteki görev süresine, günlük çalışma süresine ve algılanan ekonomik düzeye göre anlamlı farklılık oluştuğu belirlenmiştir. Kadınların; öz denetim kapasiteleri, sosyal sorun çözme becerileri, psikolojik sağlamlıkları ve duygularını ifade edebilme becerileri erkeklerden anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Polis, Öz Denetim, Sosyal Sorun Çözme, Duyguları İfade Etme, Psikolojik Sağlamlık
Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlıklarını yordamada bilişsel esneklik ve maneviyatın rolü
Araştırmanın temel amacı, pozitif psikoloji için önemli kavramlardan olan ve bireylerin güçlü yanlarının varlığına işaret eden bilişsel esneklik, maneviyat ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın yaklaşımı nicel yöntemlerden olan betimsel ilişkisel tarama modelidir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin bazı demografik özellikleri ile birlikte bilişsel esneklik, maneviyat ve psikolojik sağlamlık düzeyleri belirlenerek bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma 250 kadın, 199 erkek olmak üzere toplam 449 kişiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi Sakarya Üniversitesi'nde çeşitli fakültelerde lisans okuyan öğrencilerden oluşmaktadır. Örneklem uygun örnekleme yöntemiyle ve gönüllülük esasına dayanılarak seçilmiştir. Öğrencilere çevrimiçi kanallar vasıtasıyla ulaşılmıştır. Veriler katılımcıların bazı demografik değişkenlerini tespit edebilmek adına araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve nicel değişkenlerin ölçümlerini yapabilmek için geçerli ve güvenilir ölçekler olan Bilişsel Esneklik Ölçeği (BEÖ), Manevi Yönelim Ölçeği (MYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 25 yardımıyla analiz edilmiştir. Veri analizi için betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson momentler korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda psikolojik sağlamlık katılımcıların erkek veya kadın olmasına göre farklılaşmazken, bilişsel esneklik erkeklerde kadınlara göre, maneviyat ise kadınlarda erkeklere göre anlamlı bir şekilde farklılaşmış ve yüksek bulunmuştur. Araştırmada öğrencilerin "sosyal aktivitelere haftalık katılım" ve "aylık gelir seviyeleri" ile psikolojik sağlamlık becerileri arasında anlamlı bir fark bulunurken, "sınıf düzeyleri" ve "algılanan aile tutumuna" göre psikolojik sağlamlık puanları arasında herhangi anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bununla birlikte, yapılan korelasyon analizine göre katılımcıların bilişsel esneklik ve psikolojik sağlamlık puanları arasında orta düzey pozitif yönlü bir ilişki varken, maneviyat ile bilişsel esneklik ve maneviyat ile psikolojik sağlamlık arasındaki korelasyon düşük düzeyde anlamlıdır. Bilişsel esneklik ve maneviyatın yordayıcı değişken, psikolojik sağlamlığın yordanan değişken olarak ele alınmasıyla kurulan çoklu doğrusal regresyon modeli düşük düzeyde anlamlı bulunmuştur. Modeli anlamlı kılan yordayıcı değişken bilişsel esneklikken, maneviyat model içerisinde anlamlı bir yordayıcı değildir.