Psikanaliz

Bu konu başlığı altında 77 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aslı Erdoğan'ın öykü ve romanlarının psikanalitik yöntemle incelenmesi

Aslı Erdoğan'ın Öykü ve Romanlarının Psikanalitik Yöntemle İncelenmesi? başlıklı bu tez çalışması edebiyat ve psikanaliz ilişkisini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Aslı Erdoğan'ın anlatıları kişisel deneyim ve içsel yaşantıların işlendiği eserlerdir. Psikolojik unsurların fazlasıyla yer aldığı bu eserler psikanalitik açıdan incelenmeye uygun eserlerdir.Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın I. bölümü ?Edebiyat ve Psikoloji İlişkisi? başlığını taşımaktadır. Bu bölümde ?Edebiyat ve Psikanaliz? başlığı altında bu iki alanın birbirleriyle olan etkileşimi ele alınmış, yine bu bölümde ?Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi? başlığı altında psikanalitik edebiyat eleştirisi ve çalışmada izlenen yöntem hakkında bilgi verilmiştir. ?İnsan Ruhunun Dehlizlerinde Dolaşan Bir Yazar: Aslı Erdoğan? başlıklı II. bölüm'de teze katkısı olacağı düşüncesiyle Aslı Erdoğan'ın hayatı ve sanatı hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın esas bölümünü oluşturan ?Aslı Erdoğan'ın Anlatılarındaki Psikanalitik Unsurlar? başlığını taşıyan III. bölümde Aslı Erdoğan'ın anlatıları psikanalitik bir bakış açısıyla incelenmeye çalışılmıştır. Bu bölümde psikanalitik eleştiriyi bütünüyle uygulamak yerine psikanalitik eleştiriye dayanan daha esnek bir yaklaşım tarzı geliştirme fikriyle hareket edilmiştir. Sonuç bölümünde de yapılan incelemenin sonuçları ortaya koyulmuştur.Anahtar Kelimeler: Aslı Erdoğan, anlatı, psikanaliz, psikanalitik yöntem psikanalitik edebiyat eleştirisi, psikanalitik unsurlar.

AnlatıErdoğan, AslıHikaye+5
Murat Parlakpınar
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The female exploration in a patriarchal society as reflected in Virginia Woolf's 'The Voyage Out' and Halide Edip-Adivar's 'Handan'

The present thesis examines the female explorations and the emergence of `new women identity? in patriarchal Victorian and Ottoman societies in the late nineteenth and early twentieth centuries by focusing on Virginia Woolf?s The Voyage Out and Halide Edip-Adıvar?s Handan. The two novels are analyzed and evaluated by putting the feminist approach and the mental attitudes appropriate to the historical contexts of the mentioned periods in the centre.The first chapter points to the social transformations in Victorian England and Ottoman Empire concerning `the new women identity?. Moreover, the psychoanalytic theories related to the construction of gender roles and identity acquisition process are emphasized to clarify better the relationship between women and men.In the second chapter, the personal life stories and women perceptions of Virginia Woolf and Halide Edip-Adıvar are studied in details by making a comparative analysis in order to form a sound basis for the evaluation and analysis of the novels in terms of new and independent female identity explorations in patriarchal societies.In the last chapter of the thesis, the precedent novels of the writers, The Voyage Out by Virginia Woolf and Handan by Halide Edip-Adıvar, are compared and examined through the feminist psychoanalytic approach to show the existential struggles and the self-identity explorations of women in their patriarchal societies.At the end of the thesis, it is concluded that the patriarchal system and its dictates based on religion and moral values play an important role in the female identity formation process, and set a bar against women in their search to gain their self-esteems and independent women identities. Naturally, it is also seen that Virginia Woolf and Halide Edip-Adıvar, as being women and writers having been brought up in such kinds of patriarchal societies, are not able to become free from the social, political and ethic influences of their eras, which affects the subjective experience and female creativity shaping their literary works.

Adıvar, Halide EdipFeminismPsychoanalysis+1
Muzaffer Derya Nazlıpınar
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Leyla Erbil'in eserlerine Lacancı özne merkezli bir yaklaşım

Bu çalışmada Leyla Erbil'in romanlarındaki ve anlatılarındaki özneleri oluşturan dinamikler ele alınmıştır. Bu öznelerin hem bireysel hem toplumsal düzeyde özne olma durumları incelenmiştir. Öznelerin oluşmasını sağlayan yapılar sadece içerik değil; anlatım teknikleri, edebi tür, kullanılan dilin çözümlenmesi gibi metni oluşturan öğelerin çözümlenmesiyle de tetkik edilmiştir. Çalışmanın kuramsal temeli, Jacques Lacan'ın özne kuramına ve bu kuramı oluşturduğu düşünülen kavramlara dayanmaktadır. Bunun sebebi ise Leyla Erbil'in eserlerindeki eksik ve arzulayan öznelerin, Lacan'ın simgesel düzeninde yer alan devlet, aile, toplum, dil, kültür, aşk, öteki, milliyet, din, cinsellik, siyaset gibi yapılar içerisinde konumlanmalarıdır. Lacan'ın negatif öznesinin izleri, Leyla Erbil'in Tuhaf Bir Kadın, Karanlığın Günü, Mektup Aşkları, Cüce, Kalan, Tuhaf Bir Erkek adlı eserlerinde aranmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde özne kavramının tarihi gelişimi, Lacan'ın özne kuramı ve Leyla Erbil'in edebi hayatına ve eserlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, adı geçen eserler içerik, anlatım teknikleri ve dil kullanımına göre Lacancı Özne Kuramının çeşitli kavramlarına göre değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Leyla Erbil, Lacan, Özne, Psikanalitik Edebiyat Kuramı

Edebi eserlerErbil, LeylaLacan, Jacques+6
Ayşe Özkan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Vüs'at Orhan Bener'in eserlerinin varoluşçu psikanalitik yaklaşımla incelenmesi

Varoluşçu psikanalitik yaklaşım; psikoloji dünyasında yirminci yüzyılın sonlarında yer edinmeye, yirmi birinci yüzyılın ilk dönemlerinde popülerleşmeye başlaması nedeniyle yazın alanında kuram olarak yabancı kalınan bir felsefedir. Varoluşçu psikanaliz bir terapi yöntemi olmasına rağmen felsefe olarak değerlendirme nedenimiz ise varoluşçu psikanalistlerin terapi yöntemlerinde varoluşçu filozofların görüşlerini temele aldıklarını açıkça ifade etmeleridir. Bu nedenle varoluşçu psikanalitik yaklaşım yalnızca bir terapi ve analiz kuramı değil varoluşla içkin bir felsefe olarak değerlendirilebilir. Ancak çalışmamızda, varoluşçu psikanalistlerin söz konusu kuramın çerçevelerini çizdikleri sınırlarda ele alındığını belirtmeliyiz. Türk edebiyatı incelemelerinde varoluşçu psikanalitik yaklaşım henüz kuram olarak değerlendirmeye alınmamıştır. Çalışmamızın amacı, Vüs'at O. Bener'in roman ve öykülerini varoluşçu psikanalitik yaklaşımla incelemekle beraber varoluşçu psikanalitik yaklaşımın edebi değerlendirmeye uygunluğunu tartışabilmektir. Vüs'at O. Bener'in eserlerindeki kompleks yapı ve yarattığı karakterlerin felsefi sorgulamalarının zenginliği çalışmamızın kuramı ile örtüşen bir akış sunmaktadır. Bu nedenle Bener'in eserleri çalışmamıza örneklem olarak alınmıştır. Anahtar kelimeler: Varoluşçu psikanaliz, varoluşçu psikanalitik yaklaşım, Vüs'at O. Bener.

Bener, Vüs`atHikayePsikanaliz+4
Ersu Çırak
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kumuk Masallarının Monomit Kuramı bağlamında incelenmesi

Kumuk Masallarının Monomit Kuramı Bağlamında İncelenmesi adlı çalışmanın amacı, Kumuk masallarının monomit kuramından hareketle kolektif birikimin ürünü olduğunu göstermektir. Çalışma; Kumıkskiye Narodnıye Skazki (1959), Qumuq Xalq Yamaqları (1977; 1989), Qumuq Adabiyat: 4 (2004), Qumuq Adabiyat: 3 (2005) ve Qumuq Xalq Awuz Yaratıwçuluğu: Yammaqlar (2021) adlı kaynaklardan alınan bazı masallar etrafında şekillenmiş olup diğer masallar sınırlılık getirmesi açısından dâhil edilmemiştir. Tez, beş (5) ana bölümden oluşmaktadır. Tezin "Giriş" bölümünde monomit kuramını hazırlayan bilimsel süreç hakkında temel bilgiler verilmiş ve ana bölümlere yönelik kuramsal bir zemin oluşturulmuştur. İkinci bölümde tez içerisinde incelenen masalların antropolojik, antrozoolojik, folklorik, mitolojik, psikolojik, sosyolojik ve edebî arka planını ortaya koymak amacıyla Kumuk halk edebiyatının anlatma esasına bağlı edebî ürünleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Joseph Campbell'ın hayatı ve eserleri tanıtılmış, The Hero with a Thousand Faces (1949) adlı kitabında literatüre kazandırdığı ve "kahramanın macerası" olarak bilinen monomit kuramı ele alınmıştır. Dördüncü bölümde teze konu olan masallar Kumuk Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılmış, monomit kuramı ve bilimin ilgili diğer disiplinlerinden (analitik psikoloji, arketipsel sembolizm, psikanaliz vd.) istifade ederek çözümlenmeleri yapılmaya çalışılmıştır. Beşinci ve son bölümde Kumuk masallarının kolektif birikimin ürünleri olduğu, anlatma esasına bağlı edebî ürünler arasında önsel ortaklıkların bulunduğu, Kumuk masallarının monomit kuramıyla çözümlenebileceği gibi birçok konu saptanmış ve "Sonuç" bölümü içerisinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında Türk dünyası edebiyatları alanında Kumuk masallarını monomit kuramı temelinde topluca inceleyen bir çalışmanın daha önce yapılmamış olması nedeniyle bu çalışmanın yeni çalışmalara kapı aralayacağı öngörülmüştür.

Analitik psikolojiFreud, SigmundHalk bilimi+7
Mehmet Emrecan Yük
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern sanatta ifade aracı olarak portre (Psikanalitik bir yaklaşım)

Bu çalışma başlangıcından günümüze kadar birçok sanatçının eserine konu olan portre çalışmalarının, modern dönemde yapılmış olan belli başlı örneklerinden hareketle sanatçının bilinçaltı ile olan ilişkisini sorgulamak ve bunun bir ifade olarak portre çalışmalarına nasıl yansıdığını araştırmayı amaçlamıştır. 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkan modern sanat anlayışında, sanatçının dış gerçeklikten iç gerçekliğe yönelmesi ile temsil anlayışı diğer alanlarda olduğu gibi portre çalışmalarında da ifadeciliği ön plana çıkarmıştır. Bu yaklaşım ile modern döneme kadar taklit olarak tasvir edilen yüzün, sanatçının geçmiş yaşantısına bağlı olarak bilinçaltı unsurları, sanatçıların farklı üslup ve anlayışlarda çalışmalar üretmesine neden olmuştur. Bu doğrultuda sanatçıların yapmış oldukları portre çalışmaları yazılı ve basılı kaynaklardan nitel tarama yöntemi ile elde edilmiş ve tarama sonunda tespit edilen sanatçı ve portre çalışmaları algısal farklılıklara göre sınıflandırılarak dönemlere göre incelenmiş ve Freud'un psikanalitik çözümleme yaklaşımı ışığında analiz edilmeye çalışılmıştır. Psikanalitik yöntem ile yapılan değerlendirme sonucunda portre çalışmalarının, sanatçının bilinçaltına bağlı olarak özgün bir yaklaşım ortaya koydukları görülmüştür. Böylece portrenin sadece bireyin temsili ve taklidine değil aynı zamanda sanatçının bir ifade aracına nasıl dönüştüğü de ortaya konulmuştur.

Modern sanatModern sanat akımlarıPortre+5
Selcan Kethüdaoğlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A psychoanalytic reading of Born on a Tuesday by Elnathan John

This study aims to offer a psychoanalytic reading of Elnathan John's novel Born a Tuesday (2015). The relentless ferocity of Boko Haram, the Nigerian most deadly terrorist group, has drawn the attention of the global community to the rise of Islamic extremism in the West African sub-continent and compelled scholars in the social sciences to pay attention to the nature of Islamic fundamentalism in the African continent and its peculiarities. Born on a Tuesday is a literary interpretation of the phenomena of Boko Haram terrorism per excellence as the novel depicts a complex web of the numerous religious, political, economic, social and psychological forces involved in this particular version of Islamic fundamentalism. Psychoanalytic criticism, an insightful method of reading which utilises the theories and principles of psychoanalysis in studying literature, has been used in this study in order to analyse Born on a Tuesday critically and come up with a finding that is both original and revealing. By examining the behaviours of the characters in Born on a Tuesday under the light of the Freudian psychoanalytic concepts such as the Oedipus complex and the theory of defense mechanisms, this study attempts at answering the question: what are the major causes of Islamic extremism in Nigerian context? Even though this study does not negate the existence of other contributing factors, its findings establish the psychology of the people (the governments inclusive) as the principal source of the Islamic extremism. Finally, the study also re-affirms the paramount importance of psychoanalytic criticism in revealing the otherwise inaccessible roots and meanings of both literary texts and the poorly understood social phenomenon of terrorism.

Literary worksJohn, ElnathanPsychoanalytic Criticism Theory+2
Hassan Musa Muhammad
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gülten Akın'ın şiirlerinin psikanalitik kuram açısından incelenmesi

Gülten Akın'ın şiir ve bazı nesirlerinden hareketle eserleri incelenmiştir. Bu amaçla uygulanan başlıca metot ise Sigmund Freud tarafından geliştirilen psikanaliz edebiyat kuramıdır. Sadece Freud değil ondan sonra varlık gösteren psikanaliz ekollerden de incelemede faydalanılmıştır. Bu çalışmada, Gülten Akın'ın psikolojisi ve biyografisi eserleri üzerinden anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümü; psikanalizin temel kavramları, temsilcileri, edebiyatla ilişkisi ve şiirde bulunan unsurlara ayrılmıştır. İkinci bölüm Gülten Akın'ın hayatı ve şiir dünyasına ayrılmıştır. Üçüncü bölüm ise, Gülten Akın'ın şiirlerinde psikanalitik unsurlara ayrılmıştır. Gülten Akın'ın tüm şiirlerinin toplandığı Kırmızı Karanfil (1956-1971), Ağıtlar ve Türküler (1972-1983) ve Uzak Bir Kıyıda (1991-2013) kitaplarındaki şiirler çalışma kapsamında incelenmiş ve çalışmada tema ve şiirlerde ağırlıklı anlatım başlıkları oranlarıyla çalışmada sunulmuştur. Psikanalitik unsurların arandığı şiirlerde özellikle bilinçaltı ve unsurları, yalnızlık, karamsarlık, içe ve dışa dönük psikanalitik algılar, kişisel değişim süreci, aşk ve sevgi yansımaları, kadın ve erkek ikilemi, toplumsal aktarımlar, dönemin siyasi resmi ve şiirlerdeki ataerkil gelenek gibi temalara yorumlanmıştır. Sonuç bölümünde ise bu üç bölümde ortaya konulan çalışmanın sonuçlarına yer verilerek çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Gülten Akın, şiir, psikanalitik unsurlar, bilinçaltı, yalnızlık, aşk, ataerkil söylem.

Akın, GültenPsikanalitik Eleştiri KuramıPsikanaliz+4
Çağla Bozpinar
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Metafizik ve psikanalizin modernizm ve sonrası sanata etkisinin değerlendirilmesi: KTÜ örneği

Bu araştırmanın amacı; Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim Öğretmenliği Anabilim Dalı öğrencilerinin Modernizm ve sonrası sanatta metafizik ve psikanaliz ile ilgili mevcut bilgi düzeyleriyle eğitim seminerleri sonundaki bilgi düzeyleri arasındaki farkı araştırmak ve bu konuya ilişkin aldıkları eğitimin değerlendirilmesidir.Bu araştırmada, deney grubu ön test, son test deneysel deseni ile karma yöntem kullanılmıştır. Karma yöntem, nicel ve nitel araştırma tekniklerinin bir arada kullanıldığı araştırmalardır.Araştırmaya, 2011-12 Eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Karadeniz Teknik Üniversitesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Eğitimi Anabilim Dalı'ndan 153 öğrenci katılmıştır. Örgün ve ikinci öğretim öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşen bu araştırma, resim ve grafik atölyelerinden 2, 3 ve 4. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın nicel kısmında, öğrencilerin bilgi düzeylerinin belirlenebilmesi için modernizm ve sonrası sanatta metafizik ve psikanaliz konulu 26 sorudan oluşan ön test uygulanmış, sonrasında ise üç hafta boyunca bu konuda psikanalitik eleştiri yöntemine göre interaktif olarak eğitim seminerleri verilmiştir. Eğitim seminerlerinden iki hafta sonra ise son test uygulanmıştır. Ön ve son test sonrasında, araştırmaya katılan 3 ve 4. sınıf öğrencilerden 7'şer kişilik odak gruplar oluşturularak eğitim seminerlerinden önce almış oldukları eğitimin yeterliliğini tartışmaları ve bunu eğitim seminerleri ile karşılaştırmaları istenmiştir. Başarı testine katılan 2. sınıf öğrencileri Sanat Eleştirisi Dersini almamış oldukları için odak grup görüşmesine dâhil edilmemişlerdir.Araştırmanın nicel boyutunu oluşturan veri toplama aracı (başarı testi) ve buna ilişkin alt problemlerin analizi SPSS programı ile nitel boyutunu oluşturan veri toplama aracı (odak grup görüşmesi) ise betimsel analiz ile gerçekleştirilmiştir.Sonuçta öğrencilerin geleneksel yöntemle (pedagojik sanat eleştirisi) aldıkları sanat eleştirisi dersi ile eğitim seminerleri (psikanalitik sanat eleştirisi) karşılaştırıldığında, eğitim seminerinin geliştirilen başarı testine göre öğrencilerin bilgi düzeylerini olumlu yönde etkilediği bilgisine ulaşılmıştır. Ayrıca öğrenciler, Çağdaş Sanat Tarihi ve Sanat Eleştirisi derslerini kapsam, öğretim elemanı ve yöntem açısından yeterli bulmadıklarını ifade etmişlerdir.Sonuçlar doğrultusunda modernizm ve sonrası sanat eserlerinin psikanalitik sanat eleştirisi yöntemi ile incelenmesi, çağdaş sanat tarihi ve sanat eleştirisi derslerinde teknoloji kullanımının etkinleştirilmesi ve bu dersleri veren öğretim elemanlarının bilinçlendirilmesi, sanat eleştirisi dersinin devamı olabilecek çağdaş sanat eleştirisi dersinin programa dâhil edilmesi gerektiği düşünülerek önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerEğitimKaradeniz Teknik Üniversitesi+11
Seda Liman
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A Freudian approach to D.H. Lawrence

The present thesis, which focuses on D.H. Lawrence and two of his significant masterpieces, seeks to display the critical role and the significance of childhood experiences in the formation of individuality. The principal purpose is to analyze the main characters of these novels according to Freudian psychoanalytical theories. This thesis explores the connection between the characters and their psychological states which account for their behavior. Both Sons and Lovers and Women in Love have various autobiographical traces, since both of them reflect the personality, the time, the experiences, and the psychological state of the writer.As an outcome, this study firstly gives the necessary theoretical background on both D.H. Lawrence and the relevant psychoanalytical discussion. Secondly, the literary discussion starts with the interpretation of Sons and Lovers according to the Oedipus complex. An inappropriate maternal relationship between the characters in this novel results in the destruction of Mrs. Morel?s son Paul, largely representative of Lawrence himself. Excessive possession by his mother creates a dependent person of him. Thus, he is a man that can neither love nor give himself wholly to other women, which means he becomes unable to achieve full satisfaction.This thesis then continues with the discussion of the main characters of Women in Love according to Freud?s topographical and structural models of the mind. The three levels of consciousness and the significance of the unconscious are discussed in the analysis of the four main characters by making some references to their childhood and previous experiences. Their intricate relations, their psychic worlds, and their choices are discussed differentially on the basis of their own individual backgrounds.By presenting such a detailed discussion based on Freud?s psychoanalytical theories, this thesis hopes to display the underlying reasons of the inner conflicts, and the deteriorations of the various characters created by D.H. Lawrence in both the novels discussed here, Sons and Lovers and Women in Love.

Women in loveFreud, SigmundLawrence, David Herbert+3
Emel Gümüş
Doğuş University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ferit Edgü'nün öykülerinin psikanalitik açıdan incelenmesi

Ferit Edgü 1950'li yılların önemli yazarlarından biridir. Roman, öykü, anı, şiir, deneme gibi farklı türlerde eserler vermiştir. Yazarın adı 1950 kuşağı öykücülerinin içinde anılmaktadır. Öykülerini sıra dışı bir yapıyla ortaya koyan yazar kuşağının adeta temsilcisi olmuştur. Dili kullanma, az sayıda sözcükle öyküler oluşturma yazarın öykücülüğünde önemli bir unsurdur. Psikoloji ve edebiyatın ortak paydası insan ve insan davranışları olduğu için bu iki bilim dalının birbirini beslemesi ve birbirine kaynak oluşturması kaçınılmazdır. Edebi metinlerdeki karakterlerin oluşturulmasında psikoloji büyük bir öneme sahiptir. İnsanın bilinçaltını tanımlayan çeşitli yöntemlere sahip olan psikanaliz, edebiyatta önemli bir yere sahiptir. Psikanalizin kurucusu olan Sigmund Freud'un sanatçılara uyguladığı psikanaliz, zamanla yerini öğrencilerinin sanat eserlerine uygulaması ile psikanaliz ve edebiyatı aynı paydada buluşturmuştur. Geliştirilen bu metotlardan yararlanan edebiyat eleştirmenleri psikanalitik edebiyat eleştirisi yöntemini geliştirerek edebi metinlere uygulamışlardır. Bu çalışmada Ferit Edgü'nün öyküleri psikanalitik açıdan analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Ferit Edgü, Öykü, Psikanalitik Kuram, Cinsellik, Oidipus Kompleksi, Narsisizm

CinsellikEdgü, FeritHikaye+4
Bilgen Tekben
Bitlis Eren University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Şiir dili ve psikanalitik kuram bağlamında Nilgün Marmara

Nilgün Marmara, kısa ama çarpıcı yaşamının ardında bıraktığı şiirleri, günlükleri ve denemeleriyle varlığını sürdürmeye devam etmektedir. İçinde bulunduğu sanatçı çevre, entelektüel birikim, üzerine çalıştığı isimler ve kavramlar çerçevesinde kendisine bir sanat belleği oluşturmuştur. Bu bellekten süzülen imge ve söylemlerle özgün bir şiir dili kuran Marmara, kurduğu imge, bağdaştırmalar ve sapmalarla şiir dilini incelemeye değer kılmıştır. Nilgün Marmara'nın varoluşuna ve dünyayı kavrayışına dair bir izlenim veren şiirleri; edebiyatın psikoloji ile olan yadsınamaz bağından hareketle disiplinlerarası bir çalışmaya zemin hazırlamaktadır. Marmara şiirlerinin ve şiir dilinin psikanalitik kuram bağlamında incelenmesi, şiirlerini anlamlandırma aşamasında bütünleyici olduğu kadar yeni anlam alanlarına ve çağrışımlara da yol açmaktadır. Buradan hareketle çalışmada, psikanaliz üzerine, edebiyat alanını ilgilendiren, bilgilendirmeler yapıldıktan sonra Marmara'nın Defterler, Metinler, Kâğıtlar ve Sylvia Plath'in Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi adlı eserlerinden hareketle dünya algısı ortaya konmaya çalışılmış ve sanatçıdan esere yönelik bir tavırla ölümünden sonra yayımlanan tek şiir kitabı Daktiloya Çekilmiş Şiirler'deki şiirleri, belirlenen kavramlar çerçevesinde çözümlenmiştir.

Marmara, NilgünPsikanalitik Eleştiri KuramıPsikanaliz+4
Güzel Zeynep Tunçok
Bolu Abant İzzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Necati Tosuner'in roman ve öykülerinin yapısal, tematik ve psikanalitik açıdan incelenmesi"

"Necati Tosuner'in Roman ve Öykülerinin Yapısal, Tematik ve Psikanalitik Açıdan İncelenmesi" adlı çalışmamızda basım yılı dikkate alınarak yazarın; "Sancı..Sancı…, Yalnızlıktan Devren Kiralık, Bana Sen Söyle, Kasırganın Gözü, Susmak Nasıl da Yoruyor İnsanı!, Korkağın Türküsü ve Çırpınışlar" adlı romanlarını inceledik. Ayrıca sanatçının "Özgürlük Masalı, Çıkmazda, Kambur, Sisli, Necati Tosuner Sokağı, Çılgınsı, Bir Tutkunun Dile Getirilme Biçimi, Güneş Giderken ve Yakamoz Avına Çıkmak" adlı öyküleri de tema, kişi kadrosu, zaman ve mekân bakımından ele alınmıştır. Dört bölümden meydana gelen çalışmanın birinci kısmında; Necati Tosuner'in yaşamına, edebiyat ve sanata dair görüşlerine ve eserlerine yer verildi. Tezin ikinci bölümünde ise belirtilen romanlar, yayımlanma sırasına göre roman teknikleri çerçevesinde "Yapı ve Tematik Kurgu" başlığı altında teker teker incelendi. Eserlerin olay örgüsü, mevcut bakış açısı ve anlatım teknikleri, zamanı, mekânı, şahıs kadrosu ve temaları değerlendirildi. Romanlardaki kişi kadrosu; karakter oluşturma ve başkişi, norm, kart ve fon karakterler halinde fonksiyonları ve nitelikleri doğrultusunda tahlil edildi. Çalışmanın üçüncü bölümünde yazarın dokuz hikâye kitabında bulunan doksan sekiz öyküsü Ramazan Korkmaz'ın Sabahattin Ali- İnsan ve Eser çalışmasındaki öykü incelemesine göre değerlendirildi. Tezimizin son bölümü olan "Necati Tosuner'in Anlatılarındaki Psikanalitik Unsurlar" kısmında ise Sigmund Freud'un, Alfred Adler'in, Carl Jung'ın, Erich Fromm'un ve Varoluşçuların kuramları hakkında bilgi verildi. Sonuç kısmında da çalısma boyunca elde edilen argümanların genel bir değerlendirmesi yapıldı. Tezin sonunda ise yararlanılan tüm kaynakları içeren bibliyografya yer almaktadır. Anahtar Sözcükler:Necati Tosuner, roman, öykü, yapı, tema, Psikanalitik edebiyat kuramı, Sigmund Freud, Varoluşçuluk

Psikanalitik Eleştiri KuramıPsikanalizRoman+3
Pınar Akman Eliaçık
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Psikanalitik açıdan ikinci yeni şiiri

Türk şiirinin değişim süreci içerisinde önemli bir kırılma noktası olan İkinci Yeni, 1950'li yıllarda gelişen bir harekettir. Şiire modernist düzlemde yeni bir poetik ark açan bu oluşum, dile getirdiği yeni estetik olanaklarla birlikte bireye derinlikli bir bakışı öngören köklü bir değişim yaratmıştır. Metinde işleyen bilinçdışı süreçleri merkeze alan psikanalitik bakış, İkinci Yeni'nin imge üzerine kurulmuş geniş çağrışımlı anlam evrenine ruhsal dinamikleri temel alan farklı ve zengin bir okuma getirecektir. İkinci Yeni şiiri üzerinde psikanaliz ve psikanalitik edebiyat kuramı doğrultusunda bir incelemenin yapıldığı bu çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Tezin kuramsal temelinin inşa edildiği birinci bölümde, çalışmanın kapsamı çerçevesinde psikanalizin ortaya çıkışı, temel kavramları ve gelişimiyle birlikte farklı psikanalistlerin öne sürdüğü görüşler, kuramlarla ilgili bilgi verilmiştir. Bu bölümde, psikanalitik kuram doğrultusunda geliştirilen psikanalitik edebiyat kuramı üzerinde durulmuştur. Tezin ikinci kısmında, İkinci Yeni hareketinin ortaya çıkış şartları ve poetikası hakkında bilgiler verilerek bu şiir üzerinde, psikanalitik bir okumanın olanakları düşünülmüştür. Tezin ana bölümü olan üçüncü kısımda ise İkinci Yeni'nin öncü temsilcilerinden Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Sezai Karakoç ve Ece Ayhan'ın şiirleri üzerinde inceleme yapılmıştır.

Cansever, EdipModern şiirPsikanalitik Eleştiri Kuramı+7
Zehra Tekin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Örtü

''Örtü'' filmi, terk edilme olgusunu işleyen kısa bir filmdir. Film, terk edilmenin yarattığı sarsıntıyı, yalnızlığı ve ruhsal yıkımı yansıtır. Filmdeki ikinci anlam katmanı mekânın anlatısallığından yararlanarak oluşur. Hikâye, bodrumu ve çatı katı bulunan bir evde geçer. Filmin içeriği ve mekânın niteliği, psikanalizin id, ego ve süperego kavramlarına göndermeler yapacak şekildedir. Bilinç ve bilinçaltının oluşumu, insanın insanla ve nesneyle kurduğu etkileşim önemli bir sorundur. Psikanaliz ve diyalektik materyalizmin bu konulara yaklaşımı farklıdır. Film, evli bir çiftin arasındaki çatışmalı ilişkiyi, insan bilincinin ve ilişkilerinin, toplumsal yapı içinde ve tarihsel süreçte oluştuğu gerçeği temelinde ele almıştır. Filmin anlatısı rüya üzerine kurulduğu için, rüya estetiğinin bütün boyutları da diyalektik bakış açısıyla ortaya konmuştur.

DiyalektikEvlilik ilişkisiFilm+3
Soner Derse
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oğuz Atay'ın 'Tutunamayanlar' romanının Lacan'ın psikanalitik kuramı çerçevesinde incelenmesi

Ontolojik kaygılar geçmiş yüzyıllardan günümüze kadar süregelen temel sorunsallardan biridir. İnsanın kendi doğasını ve gerçekliğini anlama ve anlamlandırma süreci her daim sancılı olmuştur. İnsanların yaşadığı sıkıntılar, travmalar, umutsuzluk, ölüm vb. sorunlar kimi zaman baş edilemeyen kaygılara dönüşür ve insanlar bu noktada bir açmaza girerler. Psikanaliz, yirminci yüzyılda yeni ve radikal bir klinik anlayış oluşturmakla kalmayıp aynı zamanda bu açmazların nedenleri ve çözümlemeleri konusunda da ufuk açıcı bilgiler sunan en kapsayıcı kuramlardan birini oluşturmuştur. Psikanalitik kurama göre bilinçdışı, insan edimlerinin gizil gücü ve temel kaynağıdır. Bu kaynağa ulaşmanın temel yolu ise söylemlerin yani dil ile açığa çıkan alanın ardında bastırılmış olan anlamın açığa çıkartılmasıdır. Bu noktadan hareketle edebi metinlerin taşıdığı bilinçdışı katmanı psikanaliz ile açıklamak her iki alanın temelinde olan dil bağlamında bir ortaklık sağlamaktadır. Nitekim psikanalizin kurucusu Freud ve ardılları psikanalitik yöntemi edebi metin çözümlemelerinde kullanmışlar ve Freud; Dostoyevski, Shakespeare gibi yazarların metinlerinin analitik çözümlemesini yapmıştır. Kendi psikanalitik kuramını Freud'a dönüş olarak niteleyen ve bilinçdışının dil gibi yapılandığını söyleyen Jacques Lacan da Sophokles'in Antigone'si, Shakespeare'in Hamlet'i ile ilgili çözümlemeler yapmış ve Edgar Allan Poe'nun "Çalınan Mektup" öyküsünü analiz ederek psikanalizin edebi eser üzerinde uygulanışını göstermiştir. Bu çalışmada Lacan'ın psikanalitik kuramının epistemolojik çerçevesinin açıklanabilmesi için öncelikle kavramların kaynağı olarak ele aldığı Freud'un psikanalitik kuramının temel kavramlarının çerçevesi verildikten sonra, Lacan'ın kendi özgün kuramına temel teşkil eden kavramları açıklanmıştır. Oğuz Atay'ın 'Tutunamayanlar' romanındaki varoluş metaforu metin ve metinde yer alan karakterler bağlamında ele alınarak, Lacan'ın psikanalitik kuramı çerçevesinde açıklanmıştır. Yalnızlık, anlamsızlık, intihar, ölüm, umutsuzluk, yabancılaşma, absürd gibi romandaki karakterlerin psişelerini oluşturan unsurların bilinçdışı simgelerinin analizi Lacan'ın kuramı ile yapılmıştır.

Atay, OğuzKarakterLacan, Jacques+4
Deniz Türk
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk sinemasında psikanalitik arayışlar

Türk Sineması'nda Psikanalitik Arayışlar isimli bu araştırma ile, sinema ve psikanalizin dünya sinemasındaki kesişmelerinin ardından, Türk sinemasındaki yeri ve süreci üzerinde durulmuştur.İnsan davranışlarının ardında olup bitenleri ?nedesellik? ilkesinden yola çıkarak açıklayan psikanaliz ile, insanı temel alan ve hayatın içinden parçaları izleyicisine sunan sinema arasındaki bağlar yeni değildir. Ancak daha bilinçli kurulacak bağlar ile derinliği olan canlı, gerçekçi karakterler yaratılabileceği görülmüştür. Bu kapsamda, ne yazıkki yeni yeni örnekleri ortaya çıkmakta olan Türk sinemasından seçilen, Takva, Mustafa Hakkında Her Şey, Beyza'nın Kadınları ve Kaçıklık Diploması isimli dört film üzerinde psikanalitik çözümler yapılmış, bu filmlerin senaryo ve yönetim aşamasındaki karakterlere yansıyan yaratıcı süreci tahlil edilmiş, karakterlerin davranışları psikanalitik bakışla açıklanmaya çalışılmıştır.

PsikanalizSenaryoSinema+2
Yeliz Karakütük
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk sinemasında psikanalitik yolculuk

Bu belgesel film projesinin amacı sinema ve psikanaliz ilişkisine dikkat çekmek ve Türk Sinemasından seçilen dokuz kült filmin psikanalitik çözümlemeleri eşliğinde Türk Sineması' nda kadının temsilini ve psikanaliz yardımıyla arzu, cinsellik ve kurmaca gerçeklik başlıkları altında oluşan üç bölümde incelemektir. Böylece Türk Sinemasından örneklerle daha önce ele alınmamış bir konu olması sebebiyle literatüre katkıda bulunmayı da amaçlamaktadır

Belgesel filmCinsellikFilm+4
Sinem Naz Akkaya
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Nesne ilişkileri kuramı ve Tanrı tasavvuru

Sahip olduğu fiziksel ve psikolojik donanımı açısından evrendeki en karmaşık canlılardan birisi olan insan, tarih boyunca tüm dikkat ve ilgisini kendini tanıma ve anlamaktan ziyade dış dünyanın keşfine adamıştır. Bu keşif sürecinde o, doğal olarak en çok kendi aklına güvenmiş ve genellikle de onu diğer varlıklara karşı bir üstünlük aracı olarak kullanmıştır. Oysaki kendisine çok güvendiğimiz bu yetimizin çoğu zaman bizi özellikle de bize dair konularda yanılttığı bir gerçektir. Belki de bu konuların en başında gelmektedir kişilik. Öyle ki bugün, uzak galaksiler ve hatta evrenin sınırları hakkında çok şey söyleyebilen insanoğlunun kendisini kuşatan bu yapı ve hatta onun sınırlarına dair söyleyebilecek çok az sözü bulunmaktadır. Geçen yüzyılın başlarında ortaya çıkan psikanaliz, günümüz insanına her ne kadar kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini gösterememiş olsa da, en azından onu içinde yaşamış olduğu bu evin (kişiliğin) gerçek sahibi olmadığı noktasında bilgilendirmiştir. Bu sınırları belirsiz yapıyı anlayabilmek ve açıklayabilmek için çok sayıda yeni kavram ve terim üretmek zorunda kalan Freud, özellikle kendi narsisizmi ve çocuk cinselliğini haddinden fazla ön plana çıkarmasından dolayı başarısız olmuştur. İlk kez onun tarafından kullanılan bu terim ve kavramlar, klinik çalışmalarda klasik dürtü kuramını yetersiz bulan ve bu nedenle de kendi kişilik modellerini geliştirmek zorunda kalan birçok psikanalist için bir başlangıç noktası olmuştur. İnsan kişiliği hakkında birbirlerine yakın düşünce ve görüşler ileri süren bu kuramcılar, zamanla okul ya da model olarak isimlendirilen gruplar altında toplanmaya başlamıştır. İnsanın ilişki arayışını ve dolayısıyla da ilişki kavramını en güçlü insani motivasyon olarak kabul eden ve kişilik gelişiminin de, büyük ölçüde preoedipal dönem anne-bebek ilişkisi tarafından şekillendirildiğini düşünen ilk psikanalistler, nesne ilişkisi kuramcıları/object relation theorists olarak isimlendirilmiştir. M. Klein, Fairbairn ve D. Winnicott bu okulun ilk ve en önemli temsilcilerindendir. Nesne ilişkisi kuramcılarına göre, kendilik hissinin gelişimi yaşamın erken dönemlerinde ilişkisel şemaların oluşumuyla başlamaktadır. Bu şemaların oluşumunda aile çevresinin rolü oldukça önemlidir. Çünkü bir kendilik olma süreci ailede başlamaktadır. Aile çevresi çocuğun sadece kendilik hissini desteklemekle kalmayıp aynı zamanda ona kendi Tanrı imgelerini geliştireceği bir zemin de sunmaktadır. Bunun içindir ki, nesne ilişkisi kuramcıları Tanrı tasavvurunun ana kaynağının ilk nesne ilişkilerinde bulunduğunu varsayarlar. Bu açıdan bakıldığında Tanrı tasavvuru, nesne tasavvurunun özel bir türü olarak görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Psikanaliz, Nesne İlişkisi, Tanrı Tasavvuru, Winnicott, Geçiş Nesnesi

Din psikolojisiNesnePsikanaliz+2
Cihad Kısa
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ingmar Bergman'ın "Persona" filminin psikanalizm çerçevesinde Christian Metz'in göstergebilimi bağlamında incelenmesi

Göstergebilim, birçok alanda olduğu gibi sinemada da bir çözümleme yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bu çözümlemede hiç şüphesiz psikanalizmin de aktif bir rolü vardır. Çünkü gerek sinema gerek psikanalizm özellikle insanı konu alan iki ayrı alandır. Ingmar Bergman'ın "Persona" adlı filmi, sinema ve psikanalizmin nasıl birbirleriyle ilişkili olduğunu ve Christian Metz'in sinemasal göstergebilimi çözümlemesine ne kadar uygun olduğunu gösteren bir örnektir.

Bergman, IngmarFilmGösterge bilim+6
Janset Mina Nazlı Günerhanal
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Moda dergilerindeki reklamların psikanalitik çözümlenmesi

Bu tez çalışmasının amacı moda dergilerinde bulunan reklamları, daraltılmış psikanalitik bakış açısı ile Freud'un düş çözümleme yöntemini açıkladığı ?Düşlerin Yorumu I-II? çalışması ışığında çözümlemektir. Türkiye'de yayımlanan ?Vogue?, ?Marie Claire?, ?Cosmopolitan?, ?Elle?, ?Elele?, ?Harper's Bazaar?, ?Instyle?, ?All? ve ?Süper? moda dergilerinin içinde bulunan toplam 316 reklamdan ortak reklamların çıkmasıyla geriye kalan 185 adet reklam metni Freud'un düş çözümleme yöntemi ile (ve gerekli yerlerde de içerik çözümlemesinden faydalanarak) incelenmiş; söz konusu reklam metinlerinden gerekli görülen 68 adet reklam çözümlemesine tez çalışmasında yer verilmiştir. Tüketim, insanlar için sadece ihtiyaçların giderilmesi değil, kimlik oluşumunu simgesel bir biçimde oluşturarak, nesneler gibi düşüncelerinde tüketildiği eksiklik temelli duyulan ?arzu? üzerine kurulu bir süreç haline gelmiştir. Reklamlar eksiklik duygusu ve arzu üzerine kurdukları görsel imgelerle tüketimi sürekli olarak önermekte, yarattığı düşler ile reklam okurunun düşlerinin çakışmasını sağlamaktadır. Reklam metinlerinin ürünün kendi gerçek özelliklerine değil de, düşlere dayanması, reklam metinlerini, reklam okurunun arzularının karşılık bulduğu birer düş metni haline gelmesine neden olmaktadır.Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, düşleri açıkladığı ve düşlerin anlamsız olmadığını dile getirerek düşlerin görünür içeriklerinin yorumlandığı zaman çok geniş olan gizli düş düşüncelerinin ortaya çıkarılabileceğini açıkladığı ?Düşlerin Yorumu I-II? başlıklı çalışmasında, düşleri her yönüyle ele alarak, düşlerin yorumunun bizi, öznenin bilinçdışı etkinliklerine götürecek bir ?kral yolu? olduğunu göstermektedir. Reklamları birer düş metni olarak ele alan bu tez çalışmasında reklam metinleri Freud'un ?Düşlerin Yorumu I-II? çalışmasında ele aldığı düş çözümleme yöntemi ışığında reklam metinlerindeki görünür içeriğin arkasında bulunan ve asıl anlamı içeren gizli içeriğe ulaşılması hedeflenmiştir. Düşlerin ?istek doyurma? olduğu savını geliştiren Freud'un düşleri çözümleme yönteminde kullandığı konu ve kavramların (görünür içerik, gizli içerik, istek doyurma, belirti, bilinçdışı arzular, serbest çağrışım, düşlerde çarpıtma, birinci ve ikinci ruhsal ajan, düş-işlemi, yoğunlaştırma, yerdeğiştirme, temsil edilme, ikincil düzeltme ve savunma mekanizmaları) reklam çözümlemesine uyarlandığı bu tez çalışmasında reklamların yorumlanmasının içinde yaşanılan kültürel dünyayı anlamaya giden bir ?kral yolu? olması sağlanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Reklam, reklamcılık, psikanaliz, Freud, ?Düşlerin Yorumu?

DergilerDüşlerFreud, Sigmund+4
Nihan İlhan
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The study of "Beloved" by Toni Morrison from the perspective of psychoanalytic approach

This critical study explores psychoanalysis as a form of literary criticsm on Beloved, a Plutzer prized novel by Toni Morrison. Key concepts of the psychoanalytic approach is overviewed through the lenses of Sigmund Freud, the father of psychoanalysis; Jacques émile Lacan, the forerunner French psychoanalyst; Alfred Adler, one of the initiatives of the school of the psychoanalysis; and Julia Kristeva, a living representative of French psychoanalysts. This makes up the theoretical background for the thesis. The necessary information about the literary career of Toni Morrison and the plot summary of Beloved has been viewed as central to the textual analysis. The psychoanalytic theory is applied both to the author?s life and the novel in order to show the close relation between the psychoanalysis and the literary criticism. Finally, this study challenges drawing out some psychoanalytic elements in the form of teaching materials so as to illustrate how it is possible to read a novel through the psychoanalytic perspective.

American literatureAmerican novelMorrison, Toni+4
Filiz Körez
Dokuz Eylül University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Psychoanalysis of repetition: Return of the symbolic and the real in Edgar Allan Poe's tales

Although psychoanalysis has been partly replaced by the branches such as neurobiology and hypno-psychotherapy, it has been one of the prominent criticism and analysis techniques used in academia since the end of the 20th century, and this new tradition still maintains its popularity. Besides, psychoanalyzing the society, media and politics has become widespread today. With Jacques Lacan?s amalgamation of Freudian and post-structuralist theories and his creation of a new movement, it has also begun to be used in other schools of criticism like post-feminism and gender studies.Psychoanalysis as a literary criticism not only brings out the mental structures of the characters in novels and short fiction, but also aims at unfolding the reasons regarding the style and narration, which stem from the unconscious. What it actually does is neither a thorough analysis of the writer nor the restoration of the psychological defects within the text; it is not the ethical rehabilitation of the guilty, but the presentation of the real to the reader by dislocating them from the said and the unsaid inside the text. Thus, it forces them to face the unknown and leave them at this point, thereby providing an open-ended solution for the reader.The fact that the neurotic, hysterical and psychotic symptoms of Edgar Allan Poe?s characters are so definite enables the affective use of psychoanalysis. Their distance from the notion of the typical subject of Lacan?s Symbolic order causes the disclosure of the unconscious at certain moments, and these result in regret, alienation, violence and melancholy. Whether it is the outside `big Other? that is repressed or the idea and thought inside the mind, it returns to the conscious in various ways and it may make the experienced crisis vicious and unbearable. The Symbolic is usually capable of manipulating both the conscious and the unconscious of the subject. Thus the study in this thesis is the close analysis of the returns of Symbolic and the Real among the traumatic repetitions to the consciousness of Poe?s characters.

American literatureStoryPoe, Edgar Allan+3
İsmail Bağcıbaşı
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Revisiting the canon: Evolution of evil in American Gothic short fiction

Literature, since its beginning, has aimed to portray man?s complex nature. In addition to this, criticising its own era and the values and beliefs that shaped that era is one of the main motives of literature. Especially, since 17th century, along with ?modernization? of man, these motives have gained acceleration. When the popularity of desire for progress and rationalism have merged with the dogmatic religion, which normally stands at the opposite of rational thinking, the necessary ground for the birth of gothic as a literary genre has become mature. In this respect, Gothic literature since its birth, have served to reveal comparatively darker aspects of history and human nature along with the tensions of the era it has been written through the bizarre and extreme emotions it creates. American Gothic fiction enables American writers to present an alternative criticism of their culture and history. This literary genre also allows them to reach and reflect dark and hidden parts of human psyche to its readers at the same time. These writers convey a nightmarish American experience through using the elements unique to their own culture in addition to some universal elements. These writers present another reality beyond the traditional plot and perceptions and tell stories about evil, good and bad, virtue, humankind and world embellished with awesome and eerie images, suspense and terror in their fiction. Gilman and Hawthorne, whom I have chosen for their tendency to different subjects with a similar approach, tell us the story of a desperate individual, whose experience is shaped by his/her complex inborn psychology as well as the social construction of the era which also has a great influence on human psychology and behaviours, in a fascinating way.Key Words: 1) Gothic Literature 2) American Gothic Short Fiction 3) Psychoanalysis 4) Charlotte Perkins Gilman 5) Nathaniel Hawthorne

19. centuryAmerican literatureGilman, Charlotte+4
Sevil Özçelik
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00

İlgili konular