Kamu borçları

Bu konu başlığı altında 73 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ülke CDS primi ve iç borçlanmanın vade yapısı arasındaki ilişkinin analizi: Türkiye örneği

Kamu borçlanması gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için ekonomik büyüme ve gelişme, ekonomik aktivitenin arttırılması noktasında önemli rol oynamaktadır. CDS primi ise, ülkenin mevcut görünümü ve ekonomisini yansıtan bir gösterge olarak kabul edildiğinden ülkeler için oldukça önemli bir kavram olarak öne çıkmaya başlamıştır. Borçlanma piyasalarıyla yakından ilişkili olan CDS primi, kamu borçlanması ve borçlanma maliyetleri üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, kamu borç yönetiminde önemli bir gösterge olarak değerlendirilen iç borçlanmanın ortalama vadesi ile Türkiye'nin beş yıllık CDS priminin nasıl bir ilişkisi olduğunu ortaya koymaktır. Bu ilişki ortaya konulurken literatürde CDS primi üzerinde etkisi bulgulanan çeşitli kamu borç göstergeleri de analizlerde değerlendirmeye alınmaktadır. İlişkinin tespit edilmesi aşamasında ekonometrik yöntem olarak ARDL Sınır Testi (Autoregressive Distributed Lag Bound Test) yaklaşımı kullanılmaktadır.

ARDLBorçlanmaKamu borçları+4
Merve Zorlutuna Kavkacı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Central Bank independence and stability

This study examines the impact of stability and institutional indicators on Central Bank Independence (CBI) using a fixed effects panel data analysis for 51 countries from 2008 to 2017. Stability indicators include Past Inflation, Financial Depth, Trade Openness, Total Government Debt, Current Account Balance, and GDP per Capita, while institutional indicators encompass Control of Corruption, Government Effectiveness, Political Stability, Rule of Law, Voice and Accountability, and Regulatory Quality. The analysis adopts a broader measure of CBI developed by Romelli (2022). This paper aims to enrich the literature by investigating how these indicators shape the independence of central banks in the post-global crisis era, providing valuable insights for policymakers and shedding light on essential elements that affect the autonomy of central banks. It contributes to the existing literature by considering two additional important variables- Current Account Balance and Total Government Debt- which have been largely overlooked in previous studies. Based on the panel data analysis conducted with the Driscoll & Kraay robust estimator, while all models turned out to be statistically significant, only Past Inflation, Trade Openness, Government Debt, and Control of Corruption were statistically significant at the variable level. The remaining variables did not turn out to be significant in any model.

IndependenceFinancial institutionsFinancial deepening+7
Sait Can Özarslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of external public debt on per capita income: In the case of common market for Eastern and Southern Africa (COMESA)

This study examines the relationship between external public debt and real per capita income growth of Common Markets for Eastern and Southern African countries (COMESA). The study uses panel data covering the period between 1990-2018. We applied dynamic random effect, dynamic fixed effect, and generalized method of moments (GMM) models. Following the literature, we focus on variables of real per capita income (as a proxy for growth), gross general government debt, short-term external debt stock, external debt stock (% of GNI), external debt stock guarantee, long-term external debt stock, gross capital formation as an instrument for physical capital, labor force, real inflation rate, trade openness, external debt service, and debt service percentage of export. Our explanatory variables are gross government debt, short-term external debt stock, external debt stock (% of GNI), external debt stock guarantee, long-term external debt stock, debt service percentage of export, and external debt service, while the rest are used as control variables. Data come from the World Bank Development Indicators (WDI) and the International Monetary Fund (IMF). Keywords: Budget Deficits; COMESA; Dynamic Panel; Economic Growth; Gross Debt; GMM

African countriesBudget deficitsCOMESA+5
Mahat Maalım Ibrahım
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Borçların sürdürülebilirliği ve çok borçluluk ölçütleri açısından Türkiye'de 2000 sonrası dış borçların incelenmesi

Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde temel sorunların başında tasarruf ve kronikleşen bütçe açıkları gelmektedir. Türkiye'de gelişmekte olan bu ülkelerden biri olmakla birlikte, Türkiye'de hem tasarruf eksikliği hem de kronikleşen bütçe açıkları mevcuttur. Genel olarak bütçe açıklarını kapatmak ve ekonomik büyümeye katkı sağlayacak yatırımların gerçekleşmesi için finansal kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. İhtiyaç duyulan finansal kaynaklar ya vergi oranlarının artırılması ya da borçlanma yoluyla temin edilmektedir. Hükümetler kendilerine avantaj sağladığı için genellikle vergi gelirlerini artırmaktansa dış borçlanmaya başvurmayı tercih etmektedirler. Hükümetler ağırlıklı olarak vergi yerine borçlanma aracına başvurduğundan dolayı ülkelerin borçluluk düzeyi gün geçtikçe artmakta ve riskli hale gelmeye başlamaktadır. Bundan dolayı günümüzde çok borçluluk ve borçların sürdürebilirliği konusu önem kazanmaktadır. IMF ve Dünya bankası bir ülkenin çok borçlu olup olmadığını Toplam Dış Borç Stoku/GSYH, Toplam Dış Borç Stoku/İhracat, Toplam Dış Borç Servisi/İhracat ve son olarak Toplam Dış Borç Faiz Servisi/İhracat rasyolarına bakarak değerlendirmektedir. Bu dört göstergenin üçü belirtilen eşik değeri geçmesi durumunda ülke çok borçlu ülke kategorisine alınmaktadır. Çok borçlu ülke kategorisine giren ülkeler uluslararası kurumlardan/kuruşlardan borçlanma konusunda sorun yaşamakta veya borçlanamamaktadır. Ayrıca kredibilitesi düşük olduğu için borçlanma maliyetleri diğer ülkelere göre yüksek olmaktadır. Çalışma, IMF ve Dünya Bankası tarafından kabul edilen çok borçluluk göstergeleri açısından Türkiye'nin 2000-2022 yıları arasındaki dış borçlarının sürdürebilirliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye'nin 2000-2022 yıllarına ait dış borçlarının, çok borçluluk kriterleri açısından incelendiği bu çalışmada, Türkiye'nin ağır orta derecede borçlu bir ülke olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca son yıllarda ihracat gelirlerindeki artışlar sayesinde Türkiye'de dış borçların sürdürülebilir olacağı kanısı ağırlık kazanmaktadır. Bundan dolayı dış borçların sürdürebilir olması için tasarruflar artırılmalı ve dış borçlanma kısılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Dış Borçlar, Dış Borçların Sürdürebilirliği, Çok Borçluluk

BorçlarBorçlulukDış borçlar+2
Tuba Barut
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu borçlarının gelir dağılımı üzerindeki etkisi: Avrupa Birliği geçiş ekonomileri örneği

Günümüz modern sosyal devlet ilkesini benimseyen devletlerin ekonomik alandaki görev ve fonksiyonlarının artması nedeniyle doğal olarak daha fazla kamu harcamaları yapmaları kaçınılmaz olmuştur. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, artan kamu harcamalarının finansmanı için vergi gelirlerinin yetersiz kalması nedeniyle vergi gelirlerine alternatif bir kaynak olarak borçlanmaya başvurabilmektedirler. Vergilerden farklı olarak devlet borçlarının vade bitiminde anapara ve faizi ile birlikte geri ödemelerinin yapılması ve özellikle yüksek faiz ve birtakım vergisel avantajlar nedeniyle gelir dağılımında eşitsizliğin, diğer bir ifadeyle adaletsizliğin artmasına yol açabilmektedir. Kamu borçlanmasının gelir dağılımı üzerindeki doğrudan etkileri (olumlu ve olumsuz) ile diğer birtakım ekonomik faktörler üzerinden gerçekleşen dolaylı etkileri borcun kaynağı, vadesi, faiz oranı, kullanım şekli ve miktarı gibi faktörlere bağlı olarak değişebilmektedir. Bu çalışmada, panel veri analizi yöntemi kullanılarak 2007-2017 döneminde 10 Avrupa Birliği geçiş ekonomisi ülkesinde kamu borçları ile ekonomik büyümenin gelir dağılımı üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, bağımlı değişken gelir dağılımı (temsilen Gini katsayısı) ile bağımsız değişken kamu borçları arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiş, diğer bir ifadeyle kamu borçlarının gelir dağılımı eşitsizliğini arttırdığı tespit edilmiştir. Diğer yandan kontrol değişken ekonomik büyüme ile gelir dağılımı arasında negatif bir ilişki tespit edilmiş, diğer bir ifadeyle ekonomik büyümenin gelir dağılımında eşitsizliği azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan nedensellik testi sonucuna göre, borçlanma ile gelir dağılımı ve borçlanma ile büyüme arasında anlamlı ve çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiş, ekonomik büyüme ile gelir dağılımı arasında ise herhangi bir nedensellik ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamu Borçları, Ekonomik Büyüme, Gelir Dağılımı, Panel Veri Analizi

Avrupa BirliğiBorçlarGelir dağılımı+4
Muhammed Ali Arslan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kamu iç borçlanmasının finansal gelişme üzerindeki etkisi: Avrupa Birliği geçiş ekonomileri örneği

Finans sektörü ekonomik büyüme ve kalkınma, vergi gelirleri, doğrudan yabancı sermaye yatırımları, kayıt dışı ekonomi, gelir dağılımı ve yoksulluk başta olmak üzere çok sayıda ekonomik değişkenin önemli bir belirleyicisidir. Finans sektörünün söz konusu ekonomik etkileri dikkate alındığında finans sektörünün gelişiminin belirleyicilerinin tespit edilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada ikinci nesil eşbütünleşme ve nedensellik analizleri kullanılarak 1996-2017 döneminde kurumsal ve ekonomik bir dönüşüm geçiren Avrupa Birliği geçiş ekonomilerinde kamu iç borçlanması ile birlikte doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve işçi dövizlerinin finansal gelişme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Ekonometrik analiz kapsamında nedensellik analizi, kamu iç borçlanmasının finansal gelişme üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer yandan, eşbütünleşme analizi ile uzun dönemde güvenli varlık (safe asset) ve tembel banka (lazy bank) görüşlerini destekleyen bulgulara ulaşılmıştır. Ayrıca, doğrudan yabancı sermaye yatırım girişleri ile işçi dövizlerinin uzun dönemde finans sektörünün gelişimi üzerinde zayıf pozitif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.

BorçlanmaDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıDöviz+7
Emre Şakar
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Determinants of fiscal space: An empirical analysis for OECD countries

The concept of fiscal space, which has gained importance especially after the 2008 global crisis, can be broadly defined as a budgetary possibility that provides resources to a government for a targeted purpose without negatively affecting the sustainable financial position of the government. Fiscal space is mostly associated with the concepts of fiscal sustainability and debt sustainability in the literature and generally discussed in terms of creation methods, measurement methods, and its relationship with other policies. The main objective of this study is to empirically reveal the impacts of the determinants of fiscal space and to present policy recommendations within this framework. For the empirical analysis, two different fiscal space indicators are calculated within the de facto fiscal space approach put forward by Aizenman and Jinjarak (2010) and the debt limit-based approach of Ostry et al. (2010). Accordingly, this study analyzes the impacts of selected macroeconomic, institutional, political and global variables (determinants of fiscal space) on the calculated fiscal space indicators by using panel data techniques for 27 OECD countries in between 1999 and 2020. Our findings suggest that in addition to macroeconomic variables, institutional and political variables also have significant impact on fiscal space. On the other hand, global variables do not have direct impact on fiscal space but have an indirect impact by characterizing the global environment in terms of global liquidity.

Financial riskFinancial sustainabilityPublic debts+6
Okan Aslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

CDS (Kredi Temerrüt Swapları) ile yeni bir kamu iç borç sürdürülebilirliği analizi

Bu tez çalışmasında, 2008 küresel ekonomik krizi sonrası, 2010Ç1 – 2019Ç4 arası dönemde gelişmekte olan ve gelişmiş 20 ülke açısından ulusal ekonomilerin kamu iç borçlarının sürdürülebilirliği bakımından geçerli bir iç borç eşiğinin varlığı araştırılmaktadır. Sürdürülebilirlik analizlerinde klasik çerçevede üzerinde durulan temel konu zamanlararası bütçe kısıtıdır. Bununla birlikte, eşik analizleri de sıklıkla üzerinde durulan diğer bir sürdürülebilirlik analizi yöntemidir. Eşik analizi yaklaşımı ile birlikte borçların ödenmemesine ilişkin riskler çeşitli ekonomik değişkenler bağlamında ele alınmaktadır ve bu bağlamda yetkililer açısından dikkate değer kıyaslar sağlanmaktadır. Sonuç olarak, eşik analizleri, kamu borç sürdürülebilirliğinin analizi noktasında önemli birer politika aracıdır. Tez çalışmasında da, örneklemi oluşturan 20 ülkenin borçluluk düzeylerinin sürdürülebilirlik ve ona bağlı olarak CDS primiyle temsil edilen ülke temerrüt riski açısından kritik bir eşik yaratıp yaratmadığı, eşik analizi çerçevesinde araştırılmaktadır. Bu çerçevede, kamu iç borç sürdürülebilirliğindeki doğrusal olmayan ilişkinin ülke CDS primlerinde karşılık bulduğu varsayımı altında bir panel regresyon analizi gerçekleştirilmektedir. Analizde, CDS primleri bağımlı; kamu iç borç oranları ise temel bağımsız değişkendir. Hansen (1999) tarafından geliştirilen eşik regresyon tahmin yöntemi kullanılarak kamu iç borç sürdürülebilirliğini etkileyen borç eşiklerinin tahmin edilmesine çalışılmıştır ve sonuç olarak, kamu iç borç yükleri ile CDS primleri arasındaki ilişkide, istatistiksel olarak anlamlı bulunan borç eşiklerinin belirlediği asimetrik etkilerin varlığı sonucuna ulaşılmıştır.

BorçlarKamu borçlarıKredi temerrüt takası+2
Ferhat Günaydın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu borcunun ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Son yıllarda artış gösteren ve kamu açısından neredeyse olağan gelir kaynağı hale gelen borçlanmanın, başta büyüme olmak üzere makroekonomik değişkenler üzerinde meydana getirdiği etki, ilgi çekici bir husus olmuş ve bu konuda hatırı sayılır büyüklükte bir literatür oluşmuştur. Bununla beraber bu çalışmaların genelinde, iki değişken arasındaki ilişkinin teorik ve ampirik yönleri birbirinden bağımsız olarak ele alınmış ve konu bunlardan sadece birisi ekseninde açıklanmıştır. Bu çalışmada ise kamu borcunun büyüme üzerindeki etkisinin, hem teorik çalışmalarda ortaya konan savların Türkiye'deki karşılığı üzerinden iktisadi gerekçelerle hem de ampirik çalışma ile ortaya konulması amaçlanmaktadır. Göstergeler ışığında yapılan analiz neticesinde, 2000 sonrası Türkiye'de kamu borcunun büyüme üzerinde hem olumlu hem olumsuz sonuçlar doğurabilecek kullanımlarının olduğu ve nihai sonucun bu iki etkinin göreceli durumuna bağlı olduğu kanaati oluşmuştur. Bahse konu olan etkilerden hangisinin baskın olduğunu yani nihai etkinin yönünü analiz etmek üzere yapılan ampirik çalışmada ise; toplam kamu borcunun uzun dönemde büyümeyi pozitif yönde etkilediği buna karşın iç ve dış borç şeklinde alt bileşenlerine ayrıldığında büyüme üzerindeki etkinin kalktığı sonucuna ulaşılmıştır.

BorçlarBüyümeEkonomik büyüme+2
Zeynep Akpınar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

Estimating a time-varying fiscal reaction function to appraise public debt sustainability in Turkey: 1970-2017

This thesis appraises the public debt sustainability in Turkey by estimating a fiscal reaction function in time-invariant and time-varying (state space) settings. Succinctly speaking, this function gauges the scale of fiscal responses in the form of primary balance improvements to trim the excessive upward movements in the public debt so as to bring in a verdict about the level of fiscal sturdiness in the country. The data set used for this estimation covers the 1970-2017 period. According to the findings, the time-invariant estimation results are indicative of public debt sustainability albeit in a narrow perspective for the entire sample whereas time-varying estimation results point out to a transformation in the fiscal reaction rather than strict sustainability. The evolution of fiscal reaction parameter exhibits a shift from negative to positive which corresponds to a transition from unsustainable to sustainable debt position. This transformation trimmed the adverse effects of the concurrent positive snowball effect on debt dynamics and thereby initiated the public debt sustainability during early 2000s which did not exist before. The empirical findings are also suggestive of the fact that recent fiscal performance is not on a par with the past achievements and the fiscal reaction strength of Turkey has been waning gradually during the late 2010s. Coupled with worsening growth and real interest rate environment, the recent gradual downturn in the fiscal reaction competence of the government emits risks of a looming debt crisis reminiscent of 2001 whose impairing effects can swiftly permeate all sectors of the economy. In order to preserve sustainability, this trend should be reversed in a timely manner by policy alterations. Reducing extravagance and profligacy in public sector for restoring commitment to fiscal discipline through a back-loading adjustment and a full-fledged tax system restructuring are among the potential policies to be considered for facilitating the required primary balance generation. Keywords: Debt Sustainability, Fiscal Reaction Function, Primary Balance, State Space Model, Ponzi Scheme

Discrete time state space modelsFinancial sustainabilityPublic debts+2
Cansın Kemal Can
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Optimal kamu borç yönetimi: Mikro ve makro yaklaşım

Kamu borç yönetimi, belirili bir zamanda ve belirli bir risk düzeyinde kamu borçlanma maliyetlerini minimize eden bir strateji oluşturma sürecidir. Etkin bir şekilde yönetilen kamu borcu, ülkede ekonomik istikrarın sağlanmasında rol oynayan önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle optimal bir kamu borç yönetimi, kamu borcunun sürdürülebilirliğinin sağlayan kamu borç portföyünün oluşturulmasını, borç sürdürülebilirliğini etkileyen makro ekonomik faktörlerin ortaya konulmasını gerekli kılmaktadır. Bu noktadan harketle tezin iki amacı bulunmaktadır. Bu amaçlar, kamu borç yönetimini hem mikro hem de makro yaklaşım çerçevesinde incelemektir. Kamu borç yönetiminin mikro yaklaşım çerçevesinde incelendiği bölümde, 2005:01-2017:12 dönemi için ülke risk priminin yüksek ve düşük olduğu dönemlerde Türkiye'de optimal kamu borç portföyünün nasıl oluşturulması gerektiğini belirlemeyi amaçladım. Bu kapsamda kamu borçlanma araçlarına ve kamu borçlanma maliyetlerine ilişkin riskler ortaya konulmuş, daha sonra ülke risk priminin yüksek ve düşük olduğu dönemlerde belirli bir risk düzeyinde borçlanma maliyetlerini minimize eden optimal kamu borç portföyleri oluşturulmuştur. Yapılan analiz sonucunda, ülke risk priminin yüksek ve düşük olduğu dönemlerde değişken faizli borçlanma senetlerinin riskinin yüksek olduğu; buna karşın, sabit faizli ve enflasyon endeksli iç borçlanma senetlerine ilişkin risklerin ise düşük olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, ülke risk priminin yüksek olduğu rejimde kamu borcunun optimal bir şekilde yönetilebilmesi için vade oranının kısaltılmasını, portföy içinde sabit faizli iç borçlanma senetlerinin oranını arttırmasınıve değişken faizli borçlanma senetlerinin payının azaltılmasını; ülke risk priminin düşük olduğu dönemlerde ise vade oranının uzatılması, sabit faizli ve TUFE endeksli senetlerin payının arttırılmasını ve değişken faizli borçlanma senetlerinin payının azaltılması gerektiğini göstermektedir. Kamu borç yönetiminin makro yaklaşım çerçevesinde incelendiği bölümde, 1994:Q1-2017Q4 dönemi için Türkiye'de kamu borcunun sürdürülebilirliğini ve kamu borcunun sürdürülebilirliğinin yüksek ve düşük olduğu rejimlerde makro ekonomik faktörlerin kamu borç sürdürülebilirliğini nasıl etkilediğini ortaya koymayı, Türkiye için optimal kamu borç düzeyini ve optimal kamu borç düzeyini elde edebilmek amacıyla temel ekonomik değişkenlere ilişkin oranların ne olması gerektiğini belirlemeyi amaçladım. Analiz sonucunda, Türkiye'de kamu borcunun sürdürülebilir bir yapı sergilemesine karşın, ekonomik kriz ve seçim dönemlerinde kamu borcunun sürdürülebilirliğinin azaldığı görülmüştür. Ayrıca Türkiye'de optimal kamu borç stoku/GSYH oranının %47.23; bu optimal oranı elde edebilmek için ise enflasyon oranının %11.3'ün altında, ekonomik büyüme oranının %5.89'un üzerinde ve politika faiz oranını temsilen kullanılan interbank faiz oranının ise %16.85'in altında olması gerektiği bulunmuştur. Kamu borcunun sürdürülebilir bir yapıda olduğu rejimde, dışa açıklık oranı, enflasyon oranı, vergi oranlarının bütçe içindeki payı ve bütçe dengesi kamu borcunun sürdürülebilirliğini pozitif yönde etkilerken, ekonomik ve politik risk negatif olarak etkilemektedir. Kamu borcunun sürdürülemez bir yapı sergilediği rejimde, ekonomik büyüme oranı ve dışa açıklık oranı kamu borcunun sürdürülebilirliği üzerinde pozitif etkiye sahipken, enflasyon oranı, politik risk ve dolar kurundaki oynaklık ise negatif etkiye sahiptir.

Borçlanma yönetimiBorçlarDış borçlanma+2
Elif Erer
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Sovereign debt distress in the developed and emerging countries

Global financial markets have experienced one of the biggest economic crises since the Great Depression in the 1930s. The negative effect of the economic crisis is felt by all the major economies of the world, especially by the countries with structural fiscal problems. Since financial debt or public debt is crucial for economic growth and development, many major governments have borrowed heavily. Over the last two decades, emerging economies had similar experiences and faced sovereign debt crises as a result of heavy debt burdens. The aim of the study is to investigate the stages of a sovereign debt crisis and determine the major indicators of a debt crisis for major developed and emerging countries over the period of 1993-2011. Ordinary Least Squares (OLS) Method is employed to determine the sources of debt crisis and compare the performances of countries, with quarterly panel data.The striking feature of the analysis is that major indicators of sovereign debt default have a strong effect in both models for the developed countries and the European countries with default risk. Empirical results indicate that current account balance-to-GDP is important in terms of sovereign debt default for all countries. Total external debt-to-GDP is found to be a very important determinant for sovereign debt default in the developed countries. Interest rates are implied to be an important determinant in advanced countries but it is not that important in emerging markets. Foreign exchange reserves are also important for emerging market countries and more important for European countries with default risk.

DebtsExternal borrowingEconomic crisis+5
Sinan Durmuşalioğlu
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Limited şirketlerde müdür ve ortakların kamu borçlarından doğan sorumluluğu

Türk hukuk sisteminde sermaye şirketlerinde geçerli olan sınırlı sorumluluk ilkesi uyarınca ortakların sorumluluğu şirkete karşı ve kural olarak koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile sınırlıdır. Kanuni temsilcilerin de şirket adi alacaklılarına karşı doğrudan bir sorumluluğu söz konusu değildir. Limited şirketler, bir sermaye şirketi olarak temelde sınırlı sorumluluk ilkesine dayanmaktadır. Ancak kamusal ihtiyaçların karşılanması hususunda kamusal gelirlerin tahsili ayrı bir öneme sahip olduğundan kamu alacakları bakımından genel kurala istisnai nitelikte düzenlemeler yapılmıştır. Konu hakkındaki düzenlemeler esas itibariyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun (AATUHK) m. 35, Mükerrer m. 35, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) m. 10 ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (SSGSSK) m. 88 hükümlerinde yer almaktadır. Söz konusu hükümlerden hareketle, limited şirketin malvarlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyen kamu borçlarından dolayı şirket müdür ve ortaklarının şahsi malvarlığına başvurma imkânı söz konusudur. Bu noktada ortaklar söz konusu kamu alacaklarından dolayı yalnızca sermaye payları oranında sorumlu tutulurken (AATUHK m. 35), müdürün sorumluluğu borcun tamamı kadardır (AATUHK Mükerrer m. 35). Çalışmamız limited şirketlerde müdür ve ortakların kamu borçlarından doğan sorumluluğunu konu almaktadır. Bu kapsamda çalışma konusu, AATUHK m. 35, 170 Mükerrer m. 35 ve VUK m. 10 ve SSGSSK m. 88 hükümleri çerçevesinde incelenecektir.

Kamu borçlarıLimited şirketler
Meryem Ceylan
Ankara University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye ekonomisinde mali sürdürülebilirlik ve kamu borç yönetimi: 2006-2024 dönemi üzerine bir inceleme

Bu doktora tezinde, Türkiye'de mali sürdürülebilirlik 2006:Q1–2024:Q2 dönemi arasında çeyreklik veriler kullanılarak Fourier Autoregressive Distributed Lag (FARDL) yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, ele alınan dönemde Türkiye ekonomisinde makroekonomik değişkenlerdeki dalgalanmaların, faiz dışı fazla aracılığıyla kamu borcu sürdürülebilirliği üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu kapsamda, mali sürdürülebilirliğin teorik temellerini oluşturan ve literatürde öne çıkan Hamilton ve Flavin (1986) ile Bohn (1998) yaklaşımları dikkate alınmış; bu yaklaşımlar FARDL yöntemi çerçevesinde ampirik olarak test edilmiştir. Bunun yanında, faiz dışı fazla üzerinde etkili olabileceği düşünülen temel makroekonomik değişkenler kullanılarak iki ayrı FARDL modeli oluşturulmuş ve mali sürdürülebilirlik karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye ekonomisinin mali yapısının sürdürülebilir olduğunu ancak bu sürdürülebilirliğin zayıf bir düzeyde gerçekleştiğini göstermektedir. Bu sonuç, politika yapıcılar açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durumu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Mali sürdürülebilirlik, Kamu borç sürdürülebilirliği, Faiz Dışı Fazla, FARDL

ARDL Sınır TestiKamu borçlarıKamu maliyesi+1
Burak Saykal
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kamu borç yönetiminde risk unsuru olarak koşullu yükümlülüklerin analizi ve mali alan açısından değerlendirilmesi: Türkiye örneği

Kamu borç yönetiminde genel nitelikli riskler ile sürdürülebilirliği tehlikeye atan mali nitelikli çeşitli risk unsurları söz konusudur. Mali nitelikli risk unsurları arasında yer alan ve gerçekleşmesi belirli olayların ortaya çıkmasına bağlı olan yükümlülükleri nitelemek için kullanılan koşullu yükümlülükler ise son dönemlerde kamu borç yönetiminde karşılaşılan önemli risklerden biridir. Türkiye'nin kamu borç yönetiminde de risk yaratan faktörlerden olan koşullu yükümlülükleri, mali alan açısından incelemek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bir ülkede mali istikrar için yalnızca kamu borcu ve bütçe açıklarına bakmanın yeterli olmayacağı, sağlıklı bir kamu finansman yapısı için koşullu yükümlülüklerin de dikkate alınması gerektiği ise çalışmanın en temel hipotezini oluşturmaktadır. Bu amaç ve hipotez doğrultusunda çalışma üç bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde kamu borç yönetimi, koşullu yükümlülükler ve mali alan kavramsal ve kuramsal düzeyde incelenmiş, kavramların birbirleriyle olan ilişkisi ortaya konmuştur. İkinci bölümde Türkiye'nin 1990 sonrası dönemde kamu borç yönetiminde izlediği stratejiler ele alınmış ve koşullu yükümlülüklerin durumu analiz edilmiştir. Buna göre son yıllarda söz konusu yükümlülüklerin ve bu yükümlülüklere bağlı risklerin artış gösterdiği tespit edilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Türkiye'nin mali alanı önce Ostry ve diğerleri tarafından geliştirilen borç limiti yaklaşımı esas alınarak ekonometrik zaman serileri yardımıyla ölçülmüş, ardından bulunan mali alan değerinin aşılıp aşılmama olasılıkları istatistiki Riske Maruz Değer tekniğiyle test edilmiştir. Sonuç olarak düşük sayılabilecek bir kamu borcuna sahip görünen Türkiye'de, koşullu yükümlülüklerin mali alan üzerinde tehdit yaratan bir baskı unsuru olduğu bulgusuna erişilmiştir. Elde edilen bu sonuç, ileri sürülen hipotezlerle de uyumludur.

Borçlanma yönetimiFinansal denetimKamu borçları+6
Semih Şen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de makroekonomik istikrarın sürdürülebilirliğinde dış borçlanmanın rolü

Dış borç, esas olarak bir ülkenin kalkınmasını ve diğer ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla yurt içi kaynakların yetersiz kalması durumunda kullanılan önemli bir finansman kaynağıdır. Türkiye'de kamu kesimi ve özel sektör genellikle bu amaçlar için dış borçlanmaya başvurmaktadır. Türkiye'nin dış borç miktarı artan bir görüntüye sahiptir. Özellikle 2000'li yılların başından itibaren özel sektör dış borçlanmasında daha belirgin artışlar olmuştur. Ekonomik büyüme, kişi başına düşen GSYH, enflasyon, cari işlemler dengesi ve bütçe dengesi gibi temel makroekonomik değişkenlerin istikrarının sağlanmasında bu borçlanmaların rolü tartışma konusu olmuştur. Bu çalışmada, kamu kesimi ve özel sektör dış borçlanmasının makroekonomik istikrar üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, Türkiye'de 1970-1979, 1980-1989, 1990-1999 ve 2000-2021 dönemleri için kamu kesimi ve özel sektör dış borç stoku/GSYH ile ekonomik büyüme, enflasyon, işsizlik, cari işlemler dengesi, bütçe dengesi, gelir dağılımı ve net ihracat arasındaki ilişki grafiksel olarak incelenmiştir. Çalışmanın ampirik kısmında ise, 1990-2021 dönemi için dış borçlanma (kamu-özel) ile makroekonomik istikrar arasındaki ilişki zaman serisi analizlerinden Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Sınır Testi (ARDL) yöntemleri ve Toda-Yamamoto nedensellik testi ile tespit edilmiştir. Ekonometrik modelde makroekonomik istikrar endeksi/riski, kamu dış borç stoku, özel sektör dış borç stoku, ithalat ve kişi başına düşen GSYH değişkenleri kullanılmıştır. Ekonomik istikrar endeksinin oluşturulmasında "Uluslararası Ülke Risk Rehberi (ICRG) yöntemi esas alınmıştır. ARDL sınır testinde ise kısa ve uzun dönemde kamu dış borç stoku ile ekonomik istikrar arasında negatif bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Uzun dönemde özel sektör dış borç stokunun bir dönem gecikmesi ekonomik istikrarı pozitif yönde etkilemektedir. Kısa dönemde ise özel sektör dış borç stokunun bir dönem gecikmesinin ekonomik istikrarı olumsuz etkilediği bulgusu elde edilmiştir. Toda-Yamamoto nedensellik analizine göre, ekonomik istikrar endeksinden özel sektör dış borcuna ve kişi başına düşen GSYH'den ekonomik istikrar endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Kamu dış borç stoku ve ithalat ile ekonomik istikrar endeksi arasında ise herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir.

Devlet borçlanmasıDış borçlanmaEkonomik istikrar+2
Şaban Öncebe
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Olağan ve olağanüstü gelirler olarak Türkiye'de vergi gelirleri ve borçlanma

Kamu gelirleri, ülkelerin kalkınmaları için önemli bir araçtır. Devlet kalkınmayı sağlamak için kamu harcamaları ve kamu gelirleri arasındaki ekonomik dengeyi sağlamalıdır. Kamu gelirleri içerisinde en fazla vergiler gelir sağlar. Ekonomik dengenin sağlanamadığı durumlarda borçlanma tercih edilir. Borçlanma kamu gelirleri içerisinde olağanüstü bir gelir olarak bilinir fakat günümüzde olağan hale gelmiştir. Vergilerin ve borçların arasındaki en bilinen fark, vergilerin mecburi, borçlanmanın ise gönüllü olarak alınmasıdır. Günümüz itibariyle borçlanma, vergilere benzemeye başlamış ve sadece olağanüstü durumlarda değil ekonomik dengenin sağlanması amacıyla da alınmaktadır. Bu çalışmada vergi gelirleri ve borçlanma ele alınarak 2000-2021 yılları arası verileri ile o dönemde yaşanan sıkıntılar doğrultusunda azalma ve artış eğilimleri incelenmiş ve çalışmanın son kısmında vergi gelirleri ve borçlanma gelirleri arasında eşbütünleşme testi yapılarak karşılaştırılmıştır. Yapılan eşbütünleşme testi sonucunda vergi gelirleri ile borçlanma arasında doğru orantılı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Daha sonra vergi gelirleri ve dış borçlanma, vergi gelirleri ve iç borçlanma analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak vergi gelirleri ile iç borçlanma arasında bir eşbütünleşme bulunamamış fakat bağımlı değişken olan dış borçlanma ile vergi gelirleri arasında bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış Borçlanma, Dolaylı Vergiler, Dolaysız Vergiler, Eşbütünleşme, İç Borçlanma, Kamu Borçlanması, Türk Vergi Sistemi

BorçlanmaDolaylı vergilerDolaysız vergiler+7
Ayça Saygı Beyazit
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kamu açık ve borçlarının sürdürülebilirliği: 1970-2005 Türkiye örneği

90'lı yıllarla birlikte gündeme gelen sürdürülebilirlik olgusu günümüzde halagüncelliğini ve önemini korumaktadır. Bütçe politikaları açısından sürdürülebilirlikhükümetlerin şimdiki ve gelecekteki harcama yükümlülüklerini yönetme yeteneğidir.Sürdürülebilirlik kavramı, kamu açık ve borçlarının aşırı boyutlarda olup olmadığınıortaya koymakta ve hükümetlerin acze düşme olasılığını göstermektedir. Sürekli olarakaçık veren bir ekonomide, hükümetin açıklarını borçlanma yoluyla finanse etmeyeçalışması, faiz ve borç yükünün hızla artmasına ve borçlanma politikasının çökmesineyol açacaktır. Diğer yandan açık ve borçların milli gelir içindeki payının yükselmesitemel makroekonomik değişkenleri ve sürdürülebilirlik için önemli bir belirleyici olanbeklentileri olumsuz yönde etkileyecektir.Sürdürülebilirlik kavramının ölçülebilmesi için üç temel yaklaşımkullanılmaktadır. Bunlar, muhasebe yaklaşımı, sürdürülebilirlik göstergeleri yaklaşımıve bu çalışmaya temel teşkil edecek olan dönemlerarası bütçe kısıtı yaklaşımıdır. Kamuaçık ve borç dinamiği, dönemlerarası bütçe kısıtı yaklaşımı altında incelendiğindemevcut borç stokunun veya açığın gelecekteki gelir fazlaları ile karşılanıpkarşılanamayacağı sorusuna cevap aranır. Gelecekteki faiz dışı fazlaların bugünküdeğeri, borç stoku veya açıklarının bugünkü değerine eşit veya fazla olduğu durumdakamu açık ve borçlarının uzun vadede sürdürülebilir olduğu yargısına varılır.Dönemlerarası bütçe kısıtının sağlanmaması ise mevcut açık ve borçlarınsürdürülemeyeceğine ve mali politikalarda köklü bir değişimin gerekliliğine işaret eder.Dönemlerarası bütçe kısıtının sağlanıp sağlanmadığının incelenebilmesi içinise temel olarak üç yöntem kullanılmaktadır. Bunlar; açık ve borç stoku serilerinindurağanlığının incelenmesi, uzun dönemde gelir ve harcamalar arasındaki ilişkininincelenmesi ve faiz dışı fazlaların borç stokundaki değişimlere gösterdiği tepkilerinincelenmesi yöntemidir.Bu çalışmada, Türkiye'de özellikle 1990 sonrasında kamu açıklarının ve borçstokunun hızlı bir şekilde büyümesiyle birlikte gündeme gelen, açık ve borçlarınsürdürülebilirliği sorunu incelenecektir. Bunun için öncelikle açık ve borçlarındurağanlığı, sonrasında da kamu gelir ve harcamalarının uzun dönemli ilişkisiincelenecektir.

Kamu açıklarıKamu borçlarıSürdürülebilirlik
Süleyman Emre Özcan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisi: Ekonometrik bir analiz

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisini 2002 sonrası dönemini dikkate alarak araştırmaktır. Bu bağlamda ilk olarak kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik çerçeveye yer verilmiş, ardından literatür taraması yapılarak kamu harcamaları ve dış borçlanma arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik bilgiler sunulmuş, ikinci bölümde ise Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisinin ekonometrik analizi gerçekleştirilerek, Türkiye'de kamu harcamalarının tarihsel gelişimi, kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisine yönelik literatür taraması ve değişkenler arasındaki ilişkinin test edilmesine yer verilmiştir. Değişkenler arasında ilişkinin test edilmesi amacıyla Granger Nedensellik Analizi ve Johansen Eşbütünleşme Analizi kullanılmıştır. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre ise Türkiye'de 2002 sonrası dönemde kamu harcamaları ile dış borçlanma arasında bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin yönünün pozitif olduğu tespit edilmiştir. Teorik beklentiyle uyumlu olan bu sonuç aynı zamanda 2002 sonrası dönemde kamu harcamalarında meydana gelen artışların dış borç stokunda da artışlar yaratacağı bulgusunu sunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcamaları, Dış Borçlanma, Türkiye, Granger Nedensellik Analizi, Johansen Eşbütünleşme Analizi

BorçlanmaBorçlanma yönetimiDış borçlanma+6
Mehtap Tarhan Bölükbaş
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kamu borç yönetiminde etkinliğin OECD ülkelerinin makroekonomik performansına etkisi

Küreselleşme sonrası sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, kamu borç portföyünün risklere karşı duyarlılığını arttırarak makroekonomik denge üzerinde bir risk oluşturmuştur. Ekonomik ve finansal istikrarsızlıkları tetikleyen böylesi bir yapı, kamu borç yönetiminde daha profesyonel ve etkin bir yaklaşım sergileme çabalarını teşvik etmiştir. Kamu borç yönetiminde etkinlik, kamunun finansman ihtiyacını düşük maliyet ve kontrol edilebilir risk düzeyinde karşılamak amacıyla oluşturulan strateji geliştirme ve yürütme sürecidir. Etkinlikten uzak ve yasal bir çerçeveye oturtulmayan borç yönetimi politikalarının varlığı kamu maliyesi üzerinde baskı yaratırken, artan borçlanma eğilimi ise makroekonomik dengede bozulmalara yol açmaktadır. Bu çalışmada, 35 OECD ülkesi için 1995-2017 ve 26 OECD ülkesi için 2004-2017 dönemleri baz alınarak kamu borç yönetiminde etkinlik kriterlerinin makroekonomik performans üzerindeki etkisi panel veri analizi ile incelenmiştir. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre, kamu borç yükündeki artışın ekonomik büyümeyi negatif etkilediği, işsizlik, enflasyon ve bütçe açığını ise arttırdığı tespit edilmiştir. Ekonomik büyüme üzerinde pozitif bir etki yaratan faiz yükündeki artış, enflasyonu düşürücü yönde bir baskı yaratırken işsizlik oranı ve bütçe açığını arttırmıştır. İşsizlik hariç diğer tüm makroekonomik göstergeler ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olmayan kamu borçlanmasında uzun vadeli faiz oranları ve işsizlik ilişkisine bakıldığında, uzun vadeli faiz oranlarındaki artışın işsizlik üzerinde azaltıcı etkisi tespit edilmiştir. Borçlanmada kısa vadeli faiz oranları ile makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkiye bakıldığında kısa vadeli faiz oranlarındaki artışın enflasyon ile bütçe açığını arttırdığı, ekonomik büyümeyi negatif etkilediği ve işsizliği düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır. Kamu dış borç yükü ile makroekonomik göstergeler arasında anlamlı bir ilişki bulunmamış ve bütçe dengesindeki iyileşmenin büyüme ve istihdamı pozitif etkilediği görülmüştür. Ayrıca, Dumitrescu ve Hurlin (2012) panel Granger nedensellik testinden elde edilen bulgular, değişkenler arasında tek ve çift yönlü nedensellik ilişkisinin varlığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Borç Yönetimi, Borç Yönetiminde Etkinlik, Panel Veri Analizi, Makroekonomik Performans Göstergeleri

Borçlanma yöntemiBorçlarDevlet borçları+5
Ahmet Köstekçi
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

AB ülkeleri ve Türkiye'nin kamu borçlarının Maastrıcht mali disiplin kriterlerine uyumu açısından yakınsama analizi yöntemi ile incelenmesi

II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da bir barış ortamı yaratmak için başlatılan ekonomik birleşme çabaları sonucu 1951'de, Paris Antlaşmasıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu oluşturulmuştur. 1957'de Roma Antlaşması ve altı ülkenin katılımıyla (Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve Fransa) Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve yine aynı yıl içerisinde Avrupa Atom Enerji Topluluğu (EURATOM) kurulmuştur.Topluluk önemli ölçüde dinamizm gösterdikçe katılımlar da artmış ve üye ülke sayısı 27'ye yükselmiştir.1963'te Ankara Antlaşması'nı imzalayan Türkiye ise 1987 yılında üyelik başvurusunda bulunmuş, 3 Ekim 2005'te müzakere çerçeve belgesinin kabulü ile resmen müzakere sürecine başlamaya hak kazanmıştır.Ekonomik Parasal Birliğin gerçekleştirilmesi için 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe giren, üye ülke ekonomileri arasındaki farklılıkların giderilebilmesini teminen, bazı makro büyüklükler açısından, ?Maastricht Kriterleri? olarak adlandırılan yakınlaşma kriterleri tespit edilmiş ve bunlara uyulmaması durumunda uygulanacak yaptırımlar belirlenmiştir.Maastricht Kriterleri Avrupa Birliğine üye ülkelerin uyması gereken şartları ifade ederken, Kopenhag Ekonomik Kriterleri ise Avrupa Birliğine üye olmak isteyen aday ülkelerden istenen şartları ifade etmektedir.Bu çalışmada Maastricht Mali Disiplin Kriterlerinden Borç Stoku Kriteri açısından Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'nin durumu incelenmiştir.Birinci bölümde, genel olarak bütçe açığı ve borçlanma kavramlarından bahsedilmiştir. Bunların çeşitleri, nedenleri ve yönetimi incelenmiştir.İkinci bölümde Maastricht Antlaşması ve yakınlaşma kriterleri incelenerek, Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye'deki durum tablolarla değerlendirilmiştir.Üçüncü ve son bölümde Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye arasında Borç Stoku ve GSYH için yakınsama analizi yapılarak sonuçlar değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kamu Borçları, Maastricht Kriterleri, Yakınsama

Avrupa BirliğiBütçe açıklarıKamu borçları+2
Cemalettin Çizmeci
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demokratik toplumlarda hükümetlerin oylama gücü ve oylama gücünün kamu borçlarına etkisi: Türkiye örneği

Demokratik toplumlarda siyasi partiler, çıkarları ve kendi seçmen tercihleri doğrultusunda hareket ederler. Alınan kararlar ve bu kararların politik-ekonomik etkileri göz önüne alındığında, partilerin ellerinde bulundurdukları oylama gücü önemlidir. Çoğu zaman oylama gücü, partilerin mecliste sahip olduğu sandalye sayısı olarak algılanır. Fakat karar mekanizmalarında bir aktörün ya da seçmenin gücü, sadece sandalye sayısına değil, aynı zamanda, seçim sistemine, oluşacak koalisyona, uygulanan kota sistemine ve koalisyon oluşumlarını etkileme gücüne bağlıdır. Bu nedenle karar mekanizmalarında, oylama gücünün daha iyi tanımlanabilmesi için bazı ölçüm teknikleri geliştirilmiştir. Ölçüm teknikleri arasındaki farklılıklar çok sayıda indeksin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çok sayıdaki indeksleri ve temel kavramları açıklayarak Türkçe literatüre kazandırmak bu çalışmanın amaçlarından biridir. Çalışmanın bir diğer amacı, 1987 sonrasında meclisteki günlük hareketlenmeye bağlı olarak, meclisteki siyasi partilerin, hükümetlerin ve muhalefetin oylama güçlerini belirlemek ve bunları içeren zaman serileri oluşturmaktır. Bu hesaplamalarda, literatürde yaygın olarak kullanılan Normalize Edilmiş Banzhaf Güç İndeksi'nden (NBI) yararlanılmıştır. Çalışmanın ifade edilebilecek son amacı ise, geliştirilen zaman serileriyle, TBMM'deki siyasi partilerin, hükümetlerin ve ana muhalefetin güç indeksleriyle, kamu kesimi toplam borcu arasında ilişkiyi açıklamaktır. Türkiye için hükümet, hükümeti kuran siyasi parti ve ana muhalefet partilerinin basit oy çokluğuna göre hesaplanmış NBI'ları veri alınarak, oylama gücü ile kamu kesimi toplam borcu arasındaki ilişki, En Küçük Kareler Yöntemi'yle test edilmiştir. Analiz bulgularına göre, literatüre uygun olarak, 1987-2010 yılları arasında TBMM'deki iktidar partilerinin ve bu dönemde oluşan koalisyonların oylama güçleri, kamu kesimi toplam borcu üzerinde pozitif etkiye sahiptir. Ancak istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktur. Ana muhalefetpartilerinin ise, benzer şekilde istatistiksel olarak anlamlı olmadığı fakat kamu kesimi toplam borcu üzerinde negatif etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oylama Gücü, Basit Oylama, Kazanan Koalisyonlar, Ağırlıklı Oylama, Oylama Gücü İndeksleri, Kota, Etki gücü, Oransal Güç.

Demokratik toplumHükümetlerKamu borçları+3
Ersin Nail Sağdıç
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Amme alacağının tahsiline engel olma suçu

İktisadi açıdan bakıldığında, faydasını maksimize etmeye hedeflemiş ekonomik insanın (homo economicus), satın alma gücünde veya ekonomik iktidarında azalmaya sebep olabilecek bir eyleme gönüllü bir biçimde katılmasının beklenmesi rasyonel olmayacaktır. Kamu borçlusunun tahsil sürecinde gösterdiği direncin açığa vurulması boyutunda karşılaşılan durumlardan birisi de gösterdiği tepkidir. Bu tepki aşamasında kamu borçlusu, alacağın tahsiline kısmen veya tamamen engel olmak dürtüsüyle birtakım davranışlarda bulunabilmektedir. Buna karşılık, kamu alacaklısı idare, alacağına tam ve eksiksiz ulaşmak için, kamu borçlusunun olası direncine karşı birtakım davranışları yasaklayarak, karşılığında çeşitli yaptırımlar öngörmektedir. Ceza içeren kanun olarak nitelendirilebilecek olan 6183 sayılı AATUHK'da yer verilen suç tiplerinden birisi de amme alacağının tahsiline engel olma suçudur. Toplam iki fıkrada, iki ayrı grup hareket karşılığında, hürriyeti bağlayıcı bir ceza öngörülmüş olan suçun muhakemesinde bir şart öngörülmektedir. Mahalli en büyük memurunun ihbarı ile soruşturulmasına başlanılan suç, ayrıca, objektif bir cezalandırılabilme koşulu da içermektedir. Çalışmada, unsurları detaylı biçimde incelenen suçun, evrensel ceza hukuku ilkeleri karşısında taşıdığı eksiklikler tam olarak giderildiğinde, hem tahsil süreci korunmaya devam ederek kamu alacaklarının korunmasında optimal fayda sağlanacak, hem de kamu alacaklısı idare ile kamu borçlusu arasındaki menfaat ilişkisinin dengede kalması sağlanmış olacaktır.

GizlemekKamu borçlarıMali suçlar+2
Erdem Utku Çakır
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of sovereign debt restructuring on growth: Evidence from emerging G20 countries

Sovereigns with unsustainable debt burden have the potential to experience sovereign debt defaults and/or debt crises. These kind of undesired circumstances may cause serial sovereign debt restructurings. The last sovereign debt restructuring treatments is called 'final restructuring'. After final restructurings, by means of a number of factors such as re-access to the financial markets, positive impact of debt relief and improvement in the cost of borrowing the countries may have a much more stable growth performance relative to the pre-restructuring period. In this context, this thesis aims to examine the impact of sovereign debt restructuring treatments on the growth in Emerging G20 countries. In order to test this possible interaction, Ordinary Least Squares is applied to each country separately, due to their high degree of heterogeneity. In accordance with the results, most of sovereign debt restructuring operations have a significant impact on the annual GDP growth rate of the selected countries. Moreover, an important part of the sovereign debt restructuring treatments has positive impact on growth. However, in some countries, there is not observed a statistically significant impact of sovereign debt restructuring operations on growth.

DebtsGrowthEconomic growth+3
Burak Pirdal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular