Bölgesel kalkınma
Bu konu başlığı altında 186 tez
Türkiye'de bölgesel kalkınma politikaları ve kalkınma ajansları
Helsinki Zirvesi ile Avrupa Birliği'ne adaylığının teyidinden sonra Türkiye, yarım yüzyıla yakındır uygulamakta olduğu merkezi planlamaya ve teşvik sistemine dayalı bölgesel gelişme politikalarını terk ederek yeni bir anlayışa yönelmiştir. Bu yeni anlayış yerel dinamiklerin harekete geçirilerek bölgelerarası farkların azalacağını, bölgedeki ekonominin canlanacağını öne sürmektedir. Politikanın uygulanmasının formülü ise, kamu- özel- sivil toplum kuruluşlarının ortaklığı olarak gösterilmektedir. Kalkınma ajansı benzeri yapılar Türkiye dâhil çoğu ülkede uzun yıllar önce kurulmuştur. Avrupa Birliği'nde merkez ülkeler Bölgesel Kalkınma Ajansı Sistemi'ni yerleştiren ilk ülkeler olmuştur. Gerek merkez ülkelerde gerekse birliğe sonradan üye olan çevre ülkelerde bu kurumlar olumlu sonuçlar aldığı kadar olumsuz eleştirilerle de karşılaşmıştır. AB'nin adaylık sürecinde bütün aday ülkelere benimsettiği bu politika bölgesel rekabet ve yönetişim anlayışıyla sermayeyi ön planda tutmaktadır. Bu çerçevede çoğu ülkede bu kurumlar kamu ve özel sektör eliyle yürütülen işletmeler olarak iki yapılı olarak oluşturulmuştur. Türkiye'de de bu politikaların yansıması olan Kalkınma Ajansları 2006 yılından itibaren kurulmaya başlandı ve 26 NUTS 2 düzeyinde, 26 Kalkınma Ajansı kuruldu. Gerek planlı dönem öncesinde gerek ise planlı dönemde üretilen politikalara rağmen bölgelerarası farkların ortadan kaldırılamaması sorununun çözümü yeni süreçte bu 26 ajansa devredilmiş oldu. Rekabet unsuruyla bölgenin kalkındırılmasını hedefleyen bu kuruluşların ise, yapısal olarak Türkiye'ye tam uygun olmaması ve bölgesel potansiyellerin göz ardı edilmesinden dolayı çözüm yolunda nasıl bir etki gösterecekleri belirsizdir. Bu noktada merkezi planlama anlayışının yarım yüzyıldan fazla hüküm sürdüğü post-komünist ülkelerde yaşanan deneyimler ve alınan sonuçlar, yaşanan hızlı değişimin rahatlıkla incelenebilmesi açısından önem teşkil etmektedir.
Bölgesel kalkınma ajanslarının bölgesel kalkınmadaki rolü: Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı örneği
Bölgesel kalkınma politikalarının gerçekleştirilmesinde önemli bir rol oynayan bölgesel kalkınma ajansları (BKA), faaliyette oldukları bölgedeki gelişmişlik farklarının azaltılması ve bölgenin sahip olduğu potansiyeli işleyerek bölgede sosyal ve ekonomik olarak gelişmesinde katkı sağlamaktadır. Bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesinde etkili olan faktörlere ait veriler toplanarak incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, ulusal kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesine bir katkı olarak TR83 Bölgesinde aktif bir şekilde rol oynayan Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı'nın (OKA), bölgesel kalkınmadaki faaliyetleri ele alınmaktadır. OKA'nın, bölgesel eşitsizlik sorununu ortadan kaldırmak için sağlamış olduğu programlar, projeler ve destekler analiz edilmiştir. Çalışma sürecinde elde edilen bulgular neticesinde, OKA'nın, TR83 Bölgesinde sağladığı desteklerin bölgesel kalkınmada oldukça önemli olduğu görülmektedir. Anahtar Kavramlar: Kalkınma, Bölgesel Kalkınma, Bölgesel Kalkınma Ajansları, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA).
Bölgesel kalkınmada kadın girişimciliğinin etkisi: Çorum ili örneği
Ülkelerin birbirinden farklı zamanlarda meydana gelen kalkınma süreçleri, ülkeler arasında gelişmişlik farklılıklarına yol açmıştır. Kalkınma ekonomik, sosyal ve kültürel alandaki gelişmeleri içinde barındırmaktadır. Ülkeler arasında olduğu kadar bölgeler arasında da gelişmişlik farkları meydana gelmektedir. Bölgesel kalkınmanın bir sorun olarak görülmeye başlamasından itibaren ülkeler bu farklılıkların giderilmesi için çeşitli politikalar uygulamışlardır. Bölgesel gelişmişlik farklılıklarının ortadan kaldırılmasında kilit rol üstlenen girişimcilik, kadınların istihdamda daha fazla yer edinmelerini sağlayan önemli bir yol olarak ön plana çıkmıştır. Kadın girişimciliği aile ve bireye sağladığı faydanın yanı sıra üretim, istihdam ve milli gelire de önemli katkılar sağlamaktadır. Kadınları girişimcilik faaliyetlerine teşvik etmek, gereken destekleri sağlamak ülke ekonomisine kazanç sağlarken kalkınmanın da hızlandırılmasına ivme kazandıracaktır. Bu çalışmada; kadın girişimcilerin bölgesel kalkınmaya etkisini ve aktif çalışma hayatına katkıları araştırılmıştır. Bu bağlamda Çorum ilinde faaliyet gösteren kadın girişimcilere anket çalışması uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular, kadın girişimcilerin istihdam yaratmada, üretimi artırmada, yeni endüstrilerin doğmasında ve bölgeler arasındaki gelişmişlik farklılıklarının ortadan kaldırılmasında önem teşkil ettiği görülmektedir.
Girişimcilerin sosyal sermaye düzeyinin girişimcilerin kadın olma olasılığına etkisi: Çorum ili için bir araştırma
İnsan kaynağı olarak kadının gerek iş hayatında gerekse girişimsel davranışta bulunması ülke ekonomisi için önem arz etmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) gibi kuruluşların verilerine göre kadın girişimcilerin erkek girişimcilere göre oranının ülke genelinde oldukça az olduğu bilinmektedir. Ayrıca kadın girişimcilerin oranının bölgelere göre farklılık göstermesi, ekonomik gelişme açısından bölgesel farklılık oluşturmaktadır. Çorum Ticaret ve Sanayi Odası' ndan edinilen bilgilere göre 2022 yılı itibariyle Çorum ilinde 663 kadın ortak girişimci, ve 647 kadın yetkili girişimci iken 4874 erkek ortak girişimci ve 3654 erkek yetkili girişimci bulunmaktadır. Bu durumda kadınların girişimcilik faaliyetine yönelmesi ve kadın girişimcilerin yüksek kazanç elde etmesi, bölgesel ekonomi açısından önem teşkil etmektedir. Çalışmada girişimciler içerisinde kadınların oranının artması hedeflenerek girişimcilerin yüksek sosyal sermaye düzeylerinin girişimcilerin kadın olma olasılığına etkisi lojistik regresyon analiziyle araştırılmıştır. Kadınların yanı sıra erkeklerin sosyal sermaye düzeyinin yüksek olmasının, sayıca yüksek olan erkek girişimcilerin kadın girişimcilerle olan ortaklıklarını artıracağı öngörülmüştür. Ayrıca kadın girişimcilerin yüksek sosyal sermaye düzeyinin kadın girişimcilerin kazançlarının yüksek olma olasılığına etkisinin lojistik regresyon analiziyle araştırılması amaçlanmıştır. Çorum ilinde Ticaret ve Sanayi Odası' na üye olan 411 girişimciye anket uygulanmış, anket verilerine SPSS 27. 0 programında bağımsız örneklem T testi, tek yönlü Anova testi ve post-hoc ikişerli karşılaştırma testleri ve lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz bulgularına göre girişimcilerin sosyal sermayedüzeyi; cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, girişimcilerin annelerinin ve babalarının eğitim düzeyi, doğum yeri, sektör, ailelerinin gelir düzeyi, işletmelerinin kazancı, işletmelerindeki kişi sayısı, işletmelerinin faaliyet süresine göre farklılık göstermektedir. Kadın girişimcilerin sosyal sermaye düzeyi ise yaş, sektör, ailelerinin gelir düzeyi, işletmelerinin kazancına göre farklılık göstermektedir. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre girişimcilerin kadın olma olasılığına grup ve ağlar kategorisinde girişimcilerin sosyal sermaye düzeyinin yüksek olmasının pozitif yönde etkisi bulunmaktadır. Kadın girişimcilerin kazancının yüksek olma olasılığına grup ve ağlar kategorisinde kadın girişimcilerin sosyal sermaye düzeyinin yüksek olmasının pozitif, güven ve dayanışma kategorisinde kadın girişimcilerin sosyal sermaye düzeyinin yüksek olmasının negatif yönde etkisi bulunmaktadır. Yazında kadın girişimcilerle sosyal sermaye düzeyi arasındaki ilişkiyi Türkiye için araştıran birkaç çalışma bulunmaktadır. Ancak girişimcilerin sosyal sermaye düzeyinin yüksek olmasının girişimcilerin kadın olma olasılığına ve kadın girişimcilerin sosyal sermaye düzeyinin yüksek olmasının kadın girişimcilerin yüksek kazanç elde etme olasılığına etkisini Çorum ili için araştıran çalışmalara rastlanmamıştır. Bu nedenle çalışmanın özgünlük oluşturacağı ve yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Türkiye'de kültürel çeşitliliğin bölgesel kalkınma üzerindeki etkisinin mekansal analizi
Farklı kültürden insanların aynı coğrafyayı paylaşması ile oluşan kültürel çeşitlilik olgusu, dünya tarihinde yeni bir konu olmamakla birlikte 1980 sonrasında yaşanan küreselleşme süreci ile birlikte daha yaygın bir hal amıştır. Artan kültürel çeşitlilik, farklı alanlardan araştırmacıların ilgisini çekmiş ve 1990'lı yıllardan itibaren kültürel çeşitliliğin, ülkelerin ekonomik performansları üzerine etkilerini analiz eden çalışmalar yapılmıştır. Bu konudaki öncü çalışmalarda yüksek kültürel heterojenliğin zayıf ekonomik performansa neden olduğu tespit edilmiştir. İlerleyen süreçte ise bazı araştırmacılar, belli koşullar altında kültürel çeşitliliğin pozitif ekonomik sonuçlar sağlayabileceğini ortaya koymuştur. Kültürel çeşitlilikle ilgili olumlu yaklaşımın altında yatan temel görüş, farklı kültürel arkaplana sahip bireylerden oluşan bir grupta fikir çeşitliliğinin daha yüksek olmasıdır. Bu durum, bireyler arasında yetenek tamamlayıcı bir etki yaratır ve kültürel açıdan heterojen grup homejen gruba kıyasla belirli bir işte daha iyi performans gösterir. Bu çalışmanın amacı, kültürel çeşitliliğin bölgesel kalkınma üzerine etkisini Türkiye'de 81 adet Düzey 3 bölgesi (iller) kapsamında incelemektir. Çalışmada öncelikle, literatürde yaygın bir şekilde kabul görmüş ölçüm kriteri olan doğum yeri farklılıklarına göre kültürel çeşitlilik endeksi oluşturulmuştur. Bölgesel kalkınma göstergeleri olarak ise illerin kişi başına gelir, inovasyon ve girişimcilik düzeyleri kullanılmıştır. Ampirik analizler, mekansal istatistik ve mekansal ekonometrik yöntemler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre Türkiye'de kültürel çeşitlilik, bölgesel kalkınmayı pozitif yönde etkilemektedir. Sonuçlar genel olarak literatürle uyumluluk göstermektedir. Diğer taraftan mekansal analizler bölgeler arası mekansal bağımlılığın varlığına işaret etmektedir.
Türkiye'de bölgesel kalkınmayı sağlamada kalkınma ajanslarının değerlendirilmesi
Ulusal kalkınmanın sağlanmasında sürdürülebilir bir kalkınma süreci yaşayabilmek için bölgesel kalkınma çalışmalarına büyük önem verilmektedir. Gerek dünya da gerekse Türkiye'de ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan geri kalmış bölgeler mevcuttur. Aradaki gelişmişlik farklarını ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluş çalışmalarıyla kapatmak mümkündür. Bu kurumların içerisinde en büyük rolü kalkınma ajansları yürütmektedir. Kalkınma ajanslarıyla katılımcılık anlayışına dayalı bir süreç içerisinde bölgelerarası gelişmişlik farklarını azaltmak, bölgesel kalkınmaya katkı sağlamak amaçlanır. Kalkınma ajanslarının faaliyetlerinin bölgesel kalkınmaya etkisini görebilmek, performansları hakkında değerlendirme yapabilmek adına araştırmalara başlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; ekonomik kalkınma kavramından hareketle ülkelerin kalkınma sorununa yönelik geliştirilen teori ve stratejilere yönelik araştırma yapılmıştır. Devletin kalkınma sürecindeki rolü ve bu süreci başarılı geçirebilmek adına kullandığı araçlar başta teşvik politikaları olmak üzere incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; ulusal kalkınmanın sağlanmasına zemin hazırlayan bölgesel kalkınma yaklaşımından hareketle AB ülkeleri ve Türkiye'deki bölgesel kalkınma uygulamaları başta kalkınma ajansları ayrıntılı olarak incelenmiş ve Türkiye açısından bölgesel kalkınma yaklaşımına yönelik genel değerlendirilme yapılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde; çalışmamızın asıl amacını oluşturan Türkiye'de Düzey 2 bölgelerinde hizmet veren 26 kalkınma ajansının bölgelerarası gelişmişlik farklarını azaltmada kanunlar tarafından belirlenmiş görevleri yerine getirip getirmediğini görebilmek ve performanslarına yönelik fikir sahibi olabilmek adına çalışma yapılmıştır. Geliştirilen veri setiyle kalkınma ajanslarının destek türleri, bütçe imkânları, bölgeye katkıları kuruldukları yıldan 2020 yılına dek ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışmanın temel hipotezi, "Kalkınma ajansları bölgesel kalkınmaya yönelik faaliyetlerinde etkin değildir." şeklinde belirlenmiştir. Hipotezin geçerliliğini sınamak adına ajanslara yönelik raporlar incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda hipotezimizin geçerliliği sınanmış ve kalkınma ajanslarının ilk kuruldukları yıllardan bugüne gelişim gösterdiği ancak sürdürülebilir bir başarı yakalayamadıkları sonucuna varılmıştır.
Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de yeni bölgeselcilik anlayışı çerçevesinde bölgeler arası gelişmişlik faklılıkları ve yakınsama
Yerel potansiyeli harekete geçirerek, diğer bölgelerle ve ülkelerle entegre olabilen, rekabetçi ve kendine güvenen bir bölge oluşturabilmek yeni bölgeselcilik anlayışının temel amacıdır. AB'de yeni bölgeselcilik, sosyo-ekonomik karar alma sürecinin yerelleştirilmesi ve ulus-altı kurumsal çerçeve için ortak bir politika uygulamaya konulması yollarıyla en iyi şekilde düzenlenmektedir. Bu anlayışın etkisi ile birlikte AB bölgesel politikaları, ekonomik belirsizlik ve siyasi değişiklik ortamında daha etkili stratejileri araştıran bir dönüm noktasından geçmiştir. Bu süreçte bölgeler arası yakınsama ve bölgesel kalkınma ajansları ön plana çıkmaktadır.AB'de bölgesel kalkınma ajansları, bütün üye ülkelere benimsetilen bir yaklaşım olmaktadır. Amaçları, bölgelerin potansiyellerini, sorunlarını göz önüne alarak geliştirdikleri politikalar ile bölge ekonomisini canlandırmak, bölge halkının gelişmeye katılımını ve gelişmeden yararlanmasını sağlamak olan ajanslar, bölgelerinin ekonomik gelişme açısından gittikçe özerkleşmesini ve bölgelerine dışarıdan yatırımcı çekerek bölgeler arası kalkınma yarışına katılması yönünde gelişime neden olmaktadırlar. Bölgesel eşitsizliğin ortaya konularak yakınsama ya da ıraksama olup olmadığı bu yeni süreçte ve bölgesel kalkınma ajansları bağlamında önemlidir. Çünkü AB, 1990'lar ile birlikte, yakınsama olgusuna önem vermiş, yeni bir bölgeselcilik anlayışına sahip olmuş ve bölgesel kalkınma ajanslarına bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarını azaltmak görevini yüklemiştir.Türkiye'de fiziksel, ekonomik, toplumsal koşullara bağlı olarak bölgeler arasında önemli gelişmişlik farklılıkları görülmektedir. 1960'lı yıllardan bu yana, sorunu azaltma amacını güden politikalar uygulanmaktadır. 1999 yılında Helsinki'de toplanan Avrupa Konseyi'nde, Türkiye'nin AB üyeliğine adaylık süreci başlamıştır. 2001 yılından itibaren Türkiye, kurumsal ve yasal bazı düzenlemelerle AB'nin bölgesel politika alanına uyum sağlamaya çalışmaktadır. AB tarafından yapılan değerlendirmede Türkiye, üye ve aday ülkeler arasında en ciddi bölgesel sorunları yaşamakta olan ülke olarak tanımlanmaktadır. Türkiye'de yeni bölgeselcilik anlayışının benimsenmesi ve bölgesel kalkınma ajanslarının, AB ülkelerindeki gibi uygulama alanı bulması gerekmektedir.
Yatırım teşviklerinin Kütahya il ekonomisine etkilerinin analizi
Bu çalışma, bölgesel gelişim amaçlı uygulanan yatırım teşviklerinin bölge ekonomileri üzerinde ekonomik etkilerini araştırma konusu yapmıştır. Yatırım teşviklerinin uygulandığı dönemde yatırımlar ve istihdam üzerine etkileri incelenerek, teşviklerin aynı zamanda işletmelerin ekonomik durumları üzerine etkileri de araştırılmıştır.Bu araştırma sadece Kütahya İli ile sınırlandırılmıştır. 5084 sayılı kanun'un kapsamının genişletilmesi sonucu Kütahya İli 5084 sayılı kanun kapsamına alınmış olup bu teşvik politikasının uygulandığı dönemde 2005 ve 2008 yılları arasında yatırım teşviklerinin ekonomik etkileri araştırılmıştır. Bunun yanında yatırım teşviklerinin işletmeler üzerine etkilerinin ölçmek amacıyla Kütahya Organize Sanayi Bölgesinde bir anket çalışması yapılmıştır.Araştırmada Kütahya Organize Sanayi Bölgesindeki işletmelerin ekonomik durumları teşvik öncesi ve sonrası karşılaştırılmıştır. Bunun yanında Kütahya İl ekonomisine ait verilerin teşvik öncesi ve sonrası durumu da karşılaştırılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlarda, Kütahya İlinde teşvik sonrası yatırımların ve istihdamın arttığı gözlemlenmiştir.Anahtar kelimeler: Yatırım Teşvikleri, Teşvik Tedbirleri, Devlet Yardımları, Bölgesel Gelişmişlik.
AB entegrasyonu sürecinde Türkiye'de kalkınma ajanslarının kuruluşu ve işlevi
Dünyada yaşanan hızlı küreselleşmenin etkisiyle bölgesel kalkınma politikalarının önemi giderek artmaktadır. Bölgesel kalkınmanın ulusal ekonomide ve kalkınmaya olumlu etkisi bölgelerde yapısal kurumları zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya toplayan kalkınma ajansları ortaya çıkmıştır. Katılımcı, yenilikçi, sürdürülebilir ve rekabetçi bir anlayışa sahip ajansların dünyada birçok başarılı örneği bulunmaktadır.Türkiye'de kalkınma ajansı kurulma çalışmaları Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde başlamıştır. Bölgesel kalkınmada daha katılımcı bir anlayışa sahip olan ajanslar 2006 yılında çıkan kanunla yasalaşmıştır. İlk dönemlerinde yoğun tartışmalara yol açmış ve yaşanan yargı süreciyle beraber uygulama süresi gecikmiştir. Yaşanan bu gecikme yargı sürecinin tamamlanmasına rağmen ajansların kurumsallaşma süreci uzamıştır. İki pilot bölgede uygulamaya başlayan ajansların başarısı bölgesel kalkınmadaki gelecekleri için önemlidir.Bu çalışmada kalkınma ajanslarının dünyada ortaya çıkış sürecini Avrupa'da İngiltere örneğiyle inceleyerek Türkiye'de ajansların kurulmasından önceki süreçte bölgesel kalkınma araçları irdelenmiştir. Kalkınma ajanslarının kurulma sebepleri ve ardından oluşturulan ajansların durumu ortaya konmaya çalışılmıştır.
İller Bankası' nın Türkiye'deki bölgelerin gelişmişlik düzeyine etkisi
Bir ülke veya bölgede ekonomik büyümenin ve toplumsal refahın arttırılması için altyapı ve üstyapı yatırımları önemli rol oynamaktadır. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde yaşanan hızlı nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşme sonucunda bölgelerde ve şehirlerde yerel yönetimlerce yapılan altyapı ve üstyapı yatırımlarında önemli artışlar meydana gelmiştir. Bu yatırımlarının finansmanında belediye ve il özel idarelerinin öz kaynakları yetersiz kalmaktadır. Bu noktada yerel yönetimlerin bankası olan İller Bankası, yerel yönetimlere düşük faizli kredi açmakta ve teknik alanda da destek vermektedir. Bu çalışmada; İller Bankası'nın yerel yönetimlere kullandırdığı kredilerin Türkiye'deki yedi coğrafi bölgenin gelişmişlik düzeylerine etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde, dünyada ve Türkiye'de kalkınma ve yatırım bankacılığının gelişimi ve ikinci bölümünde, İller Bankası'nın kurumsal kimliği ve faaliyetleri konusunda bilgi verilmiştir. Son bölümünde ise, bölge türleri ve gelişimi, Türkiye'deki coğrafi bölgelerin gelişmişlik düzeyleri ile 1999-2009 periyodunda İller Banka'sının kullandırdığı kredilerin, panel veri analizi yöntemi kullanılarak Türkiye'deki bölgelerin gelişmişlik düzeylerine etkisinin analizi yapılarak yorumlanmıştır.Yapılan çalışma sonucunda, İller Bankası'nın bölgelerdeki yerel yönetimlere kullandırdığı kredilerde meydana gelecek %1'lik bir artış o bölgenin Bölgesel GSMH'yi %1.05 oranında arttırırken, yerel yönetimlere Banka aracılığıyla bölgesel bazda gönderilen yasal paylardaki %1'lik artış Bölgesel GSMH'yi %1.50 oranında arttıracağı bulgusuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kalkınma ve Yatırım Bankacılığı, İller Bankası, Bölge Çeşitleri, Bölgesel Dengesizlik, Bölgesel Gelişme, Panel Veri Analizi, Hausmann Model.
Kütahya`nın bölgesel kalkınmasında madencilik sektörünün stratejik önemi
ÖZET Küreselleşme sürecinde, ülkelerin kendi varlıklarını devam ettirebilmeleri ve söz sahibi olabilmeleri için mutlaka güçlü olmaları gerekmektedir. Dünya üzerinde, siyasi, sosyo-ekonomik, hukuki ve teknolojik yönlerden güçlü olan ülkeler ve bölgeler daima söz sahibi olacak ve kendi benliklerini muhafaza edeceklerdir. Bu gücü yakalamak, ülke ve bölgelerin belirtilen alanlarda topyekün kalkınmış olmalarına bağlıdır. Bu çalışmada, Kütahya İlinin, bölgesinde, diğer illere nazaran güçlü bir il olması amacıyla madencilik sektörünün nasıl daha etkin kullanılması gerektiği araştırılmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, kalkınma, bölgesel kalkınma ve doğal kaynaklar kavramları teorik olarak incelenmiştir. Kalkınma politikaları ve bölgesel kalkınma politikaları belirtilerek, doğal kaynaklar yoluyla kalkınmanın gerçekleştirilebilmesi için gerekli stratejiler incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, madencilik sektörünün genel analizi yapılmış; madenciliğin tarihçesi incelenerek, madenlerin ekonomik ve teknik özellikleri belirtilmiştir. Ayrıca Kütahya ili bölgesel jeolojisi ve maden haritası kapsamında, ilin maden potansiyeliyle birlikte madencilik sektörünün Kütahya'daki gelişim potansiyeli analiz edilmiştir. Bu analize bağlı olarak ilin sosyo-ekonomik yapısı da incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, madencilik sektörünün hem Türkiye genelinde hem de Kütahya'da karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri belirtilmiştir. Ayrıca FÜTZ analizi yardımıyla madenlerin Kütahya'nın kalkınmasında alacağı stratejik rol belirlenmeye çalışılarak, Kütahya'da madencilik sektörünün geleceğine yönelik stratejiler oluşturulmuştur.
Avrupa Birliği'nin bölgesel gelişmeye etkisi: İspanya ve İngiltere örneği
Avrupa Birliği sosyal, ekonomik ve kültürel olarak çok farklı yapılara ve geçmişe sahip ülkelerden tarafından oluşmuştur. Ülkelerin sahip olduğu bu farklılıklar ulusal anlamda olduğu gibi bölgesel anlamda da kendini hissettirmektedir. AB kurulduğu tarihten günümüze kadar bölgesel gelişmişlik farklılıkları konusunda hassas davranmış ve son derece önemli politikalar üretmiştir. AB tarafında oluşturulan bu politikalar, zamanla genişleyen ve büyüyen bu yapıda gün geçtikçe önemini artırmaktadır. Bölgesel gelişme ile ilgili belirlenen politikaların hayata geçirilmesinde, ülkelerin sahip oldukları yerel aktörler, kalkınma ajansları ve politikaların hayata geçirilebilmesi için oluşturulan fonlar çok önemli bir rol oynamaktadır. Gerçek anlamda bir birliğin ortaya konabilmesi için bölgesel gelişme ile ilgili farklılıkların azaltılmasının öneminin farkında olan AB, bu konuda sürekli yeni politikalar ortaya koymaktadır. Bahsettiğimiz tüm bu hususlar ışığında, Bu çalışmada, AB gibi örgütlerin ülkelerin bölgeleri arasında var olan gelişme farklılıklarını ortadan kaldırıcı bir etkiye sahip olup olmadığı incelenmektedir. Bu amaçla çalışmada, demokrasileri Avrupa ortalamasının üzerinde gelişmiş olan İngiltere ve İspanya'nın Avrupa Birliği üyelikleri öncesi ve sonrası durumları ile üye olduktan sonra almış oldukları fonlar incelenecek ve bunların ülkelerin bölgesel gelişmelerine olan etkileri üyeliklerinden sonraki dönem için araştırılacaktır. Anahtar Sözcükler: Avrupa Birliği, NUTS, Bölgesel Gelişme, AB Fonları
AB projelerinin kurumsal kapasite gelişimi ve bölgesel kalkınmaya etkisi (TR82 düzey 2 bölgesi örneği)
AB'ye aday ülke olan Türkiye, IPA kapsamında AB mali yardımlarından yararlanmaktadır. Türkiye'de bugüne kadar, Merkezi Finans İhale Birimi (MFİB) aracılığıyla 3 226 adet AB hibe projesi uygulanmış ve AB'den 402 755 635,71 avro mali destek alınmıştır. Bu tezin amacı, AB'den projeler ile sağlanan bu mali yardımların kurumsal kapasite gelişimi ve bölgesel kalkınmaya etkisini ortaya koymaktır. Böylece AB'den sağlanan bu mali desteklerin etki ve sonuçlarını gösteren bir örnek oluşturulacaktır. "TR82 Düzey 2 Bölgesi" araştırma bölgesi olarak seçilmiştir. Geçmiş yıllarda bölgede MFİB aracılığıyla AB hibe projesi yürütmüş olan kurum/kuruluşlar arasından "gayeli örnekleme yöntemi" ile seçilenlerden anket yoluyla birincil veriler toplanmıştır. Çalışmada, MFİB aracılığıyla yürütülen AB hibe destekli projelerin kurumsal kapasite gelişimi ve bölgesel kalkınmaya katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca anket uygulanan kurum/kuruluşların yasal statüleri, illeri, proje yürütme deneyimleri ile farklı kriterler arasında "ki-kare (χ2)" uygulanmış ve analiz sonucu bulunan ilişkiler ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: IPA, Kurumsal Kapasite, Bölgesel Kalkınma,TR82 Düzey 2 Bölgesi, Türkiye
Bölgesel kalkınmada yöresel ürünlerin kullanımı: Divle tulum peyniri örneği
Bu çalışmada, sonuçlanmış bir yöresel kalkınma projesi incelenmiştir. Çalışmanın amacı Avrupa Birliği'nin Bölgesel Kalkınma Politikası doğrultusunda hibe alarak yürütülmüş ve sonuçlanmış olan ?Benim Peynirim Divle Projesi?nin uygulama sonuçlarının, projeden yararlananlardan derlenecek birincil verilere dayalı olarak, değerlendirilmesi ve gelecekte yürütülecek benzer nitelikteki çalışmalara yararlı olabilecek önerilerin geliştirilmesidir.Araştırmada birincil veriler peynir üreticilerinden sözlü anket yöntemiyle toplanmıştır. Proje ile; tulum peyniri üretiminin standart hale getirilmesi, kalitesinin yükseltilmesi için verilmiş eğitimlerin hedef kitle tarafından kabullenilme düzeyi ve bunun pratiğe aktarılma boyutunu ölçmek için Likert Tipi Derecelendirme Ölçeği kullanılmıştır. Üreticilere yöneltilen sorular proje kapsamında verilen eğitim konularından seçilmiş, üreticilerin üretim faaliyetlerine ilişkin teknik uygulamalara ne ölçüde katıldığı saptanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonunda bireylerin proje kapsamında verilen eğitimlerdeki konuları kabullendikleri, ancak davranışlarını değiştirmedikleri görülmüştür. Bu açıdan projenin başarısız olduğu söylenebilir. Öneri olarak Türkiye için kırsal kalkınma çalışmalarında projelerin kapsamlı alan araştırmaları ile hedef kitlenin davranış ve tutumları ölçülerek dizayn edilmesi gerekmektedir. Proje sonrası değerlendirme çalışmaları proje dizaynı kadar önemli bir konudur.
Kümelenme ve Türkiye'de kırsal ve tarımsal kalkınma açısından uygulanabilirliği
Türkiye'de son dönemde özellikle sektörel yoğunlaşma olan bölgelerde kümelenme yaklaşımının benimsenmesi ve uygulanması yönünde çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Söz konusu çalışmalar, Türkiye'de kümelenme potansiyeli taşıyan yerlere ve aktörler arasında kümelenmeye ciddi bir merak ve istek olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Türkiye'de kamu politikalarına bakıldığında ise son yıllarda kümelenme kavramına önem verildiği ancak kümelenmenin net bir çerçeveye oturtulmadığı görülmektedir. Önümüzdeki süreçte kamu politikaları açısından kümelenme yaklaşımının nasıl benimseneceğine karar verilmesi beklenmektedir. Türkiye'de kümelenme yaklaşımının özellikle bölgesel ve kırsal kalkınma politikası açısından nasıl kullanılacağını araştıran yol gösterici bir çalışmaya ihtiyaç vardır.Bu çalışmada ilk olarak kümelenme kavramının gelişimi konusunda literatür taraması yapılmış ve değişen bölgesel ve kırsal kalkınma politikaları çerçevesinde kümelenme kavramının konumuna ve yapısına değinilmiştir. Ayrıca, kümelenmelerin desteklenmesi için benimsenen modellere ve farklı ülke uygulamalarına yer verilmiştir. Mersin Tarım-Gıda, İzmir Organik Gıda ve Maraş Biberi Kümelerine anket ve SWOT analizi yapılmış ve kümelenme sonrası gelişmeleri değerlendirilmiştir. Bunun yanında, Türkiye'de kümelenmeye verilen önem ve hâlihazırda kümelenme yönünde verilen destekler değerlendirilmiştir. Çalışmanın neticesinde ise, Türkiye'de farklı politikalar arası uyum sağlanması ihtiyacına, kümelenme oluşumlarının desteklenmesi gerekliliğine ve bölgesel düzeyde işletmelerin rolü üzerine öneriler geliştirilmiştir.
Türkiye'de KOBİ'lerin ekonomik kalkınma üzerindeki rolü: Adana ili örneği
1980'li yıllarda ölçek ekonomilerinde yaşanan sorunlar, global düzeyde yaşanan finansal ve ekonomik krizin etkisiyle, büyük ölçekli birimlerin değişiklikler karşısında uyum sağlayabilme becerilerindeki hayal kırıklıkları karşında KOBİ'lerin önemi ortaya çıkmış ve bu birimlerin ekonomik avantajları yanında sosyal etkilerinin önemi anlaşılmaya başlanmıştır. Yeni teknoloji geliştirmede ve hızla değişen piyasa şartlarına uyum sağlamada KOBİ'lerin sahip olduğu esneklik büyük önem arz ettiği ve bu nedenle çok hızlı değişen dünya piyasalarına büyük ölçek ekonomileriyle değil, KOBİ'ler vasıtası ile ulaşılabileceği artık böylece tüm dünyada kabul edilmektedir. Bu çerçevede tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de KOBİ'lerin kalkınmadaki önemi anlaşılmıştır. Türkiye Ekonomisi'nin de dinamik ve sürükleyici unsurlarından biri olan KOBİ'ler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdeki ekonomik büyüme ve bunun bölgesel gelişmeye katkısı açısından son derece önemlidir. Bu çalışma ile KOBİ'lere yönelik Dünya uygulamaları ve ülkemiz uygulamaları karşılaştırmalı incelenmiştir. KOBİ'lerin yapısal sorunları üzerinde durulmuş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Adana İli özelinde KOBİ'lerin durum analizi yapılmış, il ekonomisine yönelik sorunlar tespit edilmeye ve çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: KOBİ, ölçek ekonomileri, ekonomik büyüme, bölgesel gelişim
Evaluation of outputs of financial supports provided by the Ahiler Development Agency
Since its establishment, the Republic of Turkey has tried to eliminate the developmental disparities between regions with policies from top to bottom. However, there was no great success in the elimination of inter-regional inequalities with these policies. At the end of the 1990s, in line with Turkey's EU accession target, the EU asked candidate countries to apply regional policies where local actors are active rather than top-down practices as a means of structural policy instruments in the accession process. In this regard, new arguments have been set for the establishment of regional policies in Turkey. In this sense, based on the statistical region units classification made by the European Union Statistics Office (Eurostat) in the mid-1970s, a total of 26 Regional Development Agencies were established, namely Izmir and Cukurova Development Agency in 2006, 8 Agencies in 2008 and 16 Agencies in 2009 with Law no. 5449. In this study, we examined the effectiveness of the financial supports provided to SMEs by the Ahiler Development Agency between 2010 and 2015 years for increasing the capacity of the firms. In this context, books, articles and statistical data related to regional development and development agencies were examined and 89 of 121 companies that received support were surveyed. Results obtained from the survey were evaluated through the SPSS program. As a reult of the study, there has been found a significant increase in the turnover, employment, openness to new markets and market share of companies that received financial support from the development agency in the region. However, there has been found no increase in the exports and R & D and innovation of the majority of the firms.
TR 72'de girişimcilik profilinin analizi
Türkiye'yi 26 bölgeye ayıran NUTSII kriterlerine göre TR72(Kayseri, Sivas ve Yozgat) bölgesinde her ilde girişimcilik eğitimi alan kişilerin girişimcilik profillerini değerlendirmek amacıyla hazırlanan bu çalışma genel olarak genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde girişimcilik kavramı ve ilgili kavramlar anlatılmaktadır. İkinci bölümünde bölgesel kalkınma ajanslarına yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise çalışma kapsamında yapılan uygulama ve bulgular yer almaktadır. Çalışmanın evrenini TR 72 bölgesi oluşturmaktadır. Örneklem ise ORAN Kalkınma Ajansı ve KOSGEB tarafından ortaklaşa verilen uygulamalı girişimcilik eğitimine katılan kursiyerlerden gönüllülük esasına göre321 kişiye uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre kendi işlerinin sahibi olmak katılımcıların en büyük idealleridir ve katılımcılar maddi kazanç elde edemeyecekleri işlerde çalışmayı istememektedir. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Kalkınma, Bölgesel Kalkınma
Bölgesel kalkınma ve Çukurova örneği
Geçmişten günümüze, bölgesel dengesizlikler bütün ülkeler için sorun teşkil etmiştir. Bölgesel Kalkınma Yaklaşımı, özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra, çok sayıda ülkenin ekonomi politikalarında yer almıştır. Az gelişmiş, gelişmekte veya gelişmiş olan çok sayıda ülkenin bölgeleri arasındaki mevcut kalkınma farklılıkları, ülkeleri bu farklılıkları gidermeyi sağlayacak veya minimum düzeye indirecek çalışmalar yapmaya itmiştir. Bu sebeple ülkeler, mevcut potansiyellerini iyi analiz edip, bu potansiyellere uygun çözümler üretmeye başlamışlardır. Ülkeler, sosyoekonomik ve kültürel özelliklerine göre farklı bölgesel kalkınma stratejileri uygulamaktadır. Bu çalışmada, geri kalmış bölgelerin potansiyellerini ortaya çıkarmak adına, vergisel teşvikler, kalkınma ajansları, girişimcilik, kooperatifçilik, inovasyon, Ar-Ge ve turizm gibi bölgesel kalkınma araçlarının ve faaliyetlerinin kalkınma farklılıklarını gidermeye yardımcı faaliyetler olduğu saptanmıştır. Çalışmanın Bölgesel Kalkınma ve Çukurova Bölgesi kısmında, Çukurova Bölgesi'nde yer alan Mersin, Adana ve Osmaniye illeri üzerinden bölgenin kalkınma seviyesi, sosyal ve ekonomik yapıları ile ilgili veriler doğrultusunda tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen bilgiler, mukayeseli üstünlük yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Üç ildeki öne çıkan sektörler belirlenmiştir. Çukurova Bölgesi'nin kalkınma düzeyini arttıracak öneriler sunulmuştur. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar sonucunda bölgenin, Marmara Bölgesi'ne alternatif bölge olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Adana bölgesi için girdi-çıktı analizi
Bir bölge, şehir ya da ülkeye yönelik planlama yapılırken önce o bölgenin sosyo-ekonomik, tarihsel ve yapısal analizi detaylı bir şekilde ele alınmalıdır. Bölgesel kalkınma planlarının, bölge yapısıyla uyumlu olması ve ekonomik ilişkilerin yönünün ve boyutunun doğru tespit edilmesi son derece önemlidir. Bu bağlamda, Girdi-Çıktı analizleri, sektörlerin karşılıklı etkileşimlerini ve birbirlerine bağımlılıklarını dikkate alması bakımından, detaylı yapısal analizlere imkân sağlamaktadır. Bu tezde, Adana Bölgesi için Girdi-Çıktı analizi yapılarak, bölgede faaliyet gösteren 69 sektör belirlenmiştir. Analiz yapılırken, önce birim matris, sonrasında teknik katsayılar matrisi, ardından da Leontief ters matrisi hesaplanmıştır. Analiz sonucunda Hirschman kategorisine göre 18 adet kilit sektör saptanmıştır. Çalışma kapsamında hesaplanan katsayılar yardımıyla Adana'nın endüstriyel bağınlaşma yapısı ortaya koyulmuş, bölgesel planlamada kullanılabilecek önemli göstergeler tespit edilmiştir. Tezde kullanılan veriler, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Girişimci Bilgi Sistemi'nden temin edilmiştir ve sistemdeki en güncel veri yılı olan 2017 yılına aittir.
TR62 bölgesinde sektörel rekabet gücünün değerlendirilmesi
Sanayi devrimi sonrasında yaşanan teknolojik gelişmeler ve küreselleşme sonucunda ülkeler arasındaki ticaret ve entegrasyon artarken ülkelerin büyüme hızları da artmaktadır. Yeni dünya düzeninde kızışan rekabet, ülkeleri ve bölgeleri bir yarış içine sokmuş ve kalkınma çabaları bölgesel gelişme trendini yaratmıştır. Türkiye de bu yarışta uluslararası düzeyde rekabet edebilen gelişmiş ülkeler arasına girmeyi hedeflemektedir. Bu tez çalışmasında, Türkiye'nin güneyindeki büyüme odağı konumunda bulunan TR62 Bölgesi'nde ekonomik kalkınmanın sağlanması için sektörel rekabet güçleri analiz edilmiştir. Böylece, bölgenin gelişmesi için kaynakların hangi alanlara yönlendirilmesi gerektiği konusunda karar vericilere ışık tutacak sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda TR62 Bölgesi'nin Türkiye'deki yeri ile Adana ve Mersin'in genel ekonomik görünümü çerçevesinde istihdam, ihracat ve net satış verilerine ile analizler gerçekleştirilmiş ve rekabetçi sektörler tespit edilmiştir. Yapılan analizler ve değerlendirmeler neticesinde elde edilen sonuçlara göre bölgede bitkisel üretim, gıda ürünleri, toptan ve perakende ticaret ile lojistik sektörleri her iki il için rekabetçi sektörler arasında yer alırken, Adana'da tekstil ürünleri, kimyasal ürünler ve plastik ürünleri sektörlerinin, Mersin'de ise metalik olmayan mineraller ile ormancılık ve tomrukçuluk sektörlerinin en rekabetçi sektörler olduğu tespit edilmiştir. Her iki ilde rekabetçi olan lojistik sektörünün elmas analizi ile rekabet analizi gerçekleştirilmiştir. Bundan sonraki çalışmalarda iki basamaklı istatistiki verilere dayanarak gerçekleştirilen analizlerin daha detaylı şekilde genişletilmesi, araştırma ve inovasyon stratejileri (RİS3) ve kümelenme gibi modellerle sektörel stratejilerin ve yol haritalarının oluşturulması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: rekabet, rekabet gücü, sektörel rekabet, bölgesel gelişme, kalkınma
Konya Ovası Projesi'nin Konya ve Karaman tarım sektörü istihdamı üzerine etkisi
Tez çalışması, son dönemin en önemli bölgesel kalkınma projelerinden olan Konya Ovası Projesi'nin (KOP) Konya ve Karaman illerinin genel ve tarımsal istihdam göstergeleri üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlamıştır. Analizlerde TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi (2008-2017) havuzlanmış yatay kesit mikro veriseti kullanılmıştır. Bölgenin sahip olduğu coğrafi yapı her ne kadar bölgeyi tarımsal faaliyetler için son derece uygun bir hale getirsede, bölgede hâkim konumda olan karasal iklim, yazın yağışların son derece az olmasını tetiklemekte ve bölge tarımının önünde bir engel oluşturmaktadır. Bu faktörler nedeniyle KOP'un ana hedeflerinden biri bölgede etkin bir sulama ağını kurmak ve mevcut sulama sistemlerini iyileştirmektir. KOP sulama sistemlerini iyileştirmenin yanı sıra bölgenin alt yapısı ve istihdam imkanlarını geliştirmek gibi sosyo-ekonomik yapısını canlandıraracak projeleri de faaliyete geçirmiştir. "Farkların Farkı" ve "Eğilim Skoru Eşleştirme" yöntemleri kullanılarak 2008 ve 2017 yılları arası politikanın istihdam göstergeleri üzerindeki etkisi ampirik olarak tahmin edilmiştir. Sonuçlar KOP'un bölgede farklı sektörlerde yeni istihdam yaratma konusunda etkin olmadığını, ama tarım sektörü istihdamı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle sürekli istihdam için bulunan bulgular tarımda çalışan bireylerin istihdamını KOP sayesinde koruduğunu göstermiştir. Günümüzde tarım işçiliğini bırakarak gençlerin kırsal kesimden kente göç etmesine KOP gibi politiklarla engel olabilineceği tez çalışmasının politika önerileri arasındadır.
Kooperatiflerin yerel kalkınmadaki rolü: İzmir Tire Süt Kooperatifi örneği
Yerel, kırsal ve bölgesel kalkınmanın kooperatifler arasındaki ilişkisi, ülkemizde gerek politik gerekse ekonomik faktörler nedeniyle yeterince araştırılamamıştır. Ayrı ayrı ele alınan kooperatif ve kalkınma konuları bu çalışmada birlikte incelenmiş ve yerel kalkınma düzleminde bir örnek olan 'Tire Süt Kooperatifi' alan araştırmasına konu olmuştur. Yukarıda belirtilen alan araştırmasında yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ve Swot Analizi kullanılmıştır. Bu yöntemi seçme nedeninin, karşılıklı iletişimi sağlarken taraflar için rahat ve yönlendirilebilir bir alan oluşturulması olduğunu söylemek mümkündür. Araştırmanın bulguları, kooperatifçilik ve kalkınma arasındaki yakın ilişkiyi de kanıtlamaktadır. Ayrıca, bu çalışma, Tire Süt Kooperatifi' nin çalışma şekli, organizasyonel yapısı ve ortaklara sağladıkları faydalar hakkında bilgi vermektedir. Yine bu çalışma örgütlü yapılarla çalışmayan çiftçilerin sorunları ve görüşlerine de yer vermekte ve kooperatifler hakkında karşılaştırmalı bir bakış açısı da sunmaktadır.
Türkiye'de bölgelerarası enflasyon ve gelir yakınsaması
Bu çalışmada; Türkiye'de istatistiki bölge birimlerine (İBBS) göre Düzey 2'de yer alan 26 bölge için bölgeler arasında enflasyon yakınsamasının varlığı; 2004:M01-2016:M12 dönemi aylık verileri kullanılarak 6 farklı modelle, enflasyonun bölgeler arası gelir yakınsaması üzerindeki etkileri ve bölgeler arası gelir yakınsaması hipotezinin geçerliliği;2004-2016 dönemi yıllık verileri kullanılarak 22 farklı model yardımıyla, mutlak β (beta) yakınsama, koşullu β yakınsama, σ (sigma) yakınsama ve varyasyon (değişim) katsayısı yaklaşımlarıyla analiz edilmiştir. Serilerin durağanlığı;Levin, Lin, Chu (2002), Im, Pesaran ve Shin (2003) ve Hadri (2000) panel birim kök testleriyle sınanmış ve serilerin I(1) oldukları görülmüştür. Seriler arasında nedensellik ilişkilerinin varlığı; Granger (1969) ve Dumitrescu ve Hurlin (2012) panel nedensellik testleriyle incelenmiştir. Modellerde yer alan seriler arasında eşbütünleşme ilişkisinin varlığı Kao (1999) panel eşbütünleşme testiyle sınanmıştır. Modellerde yer alan eşbütünleşme katsayıları PDOLS yöntemiyle tahmin edilmiştir. Analiz sonucunda Türkiye'de 2004-2016 döneminde enflasyon konusunda mutlak yakınsama ve koşullu yakınsama hipotezlerinin geçerli olmadığı görülmüştür. Fiyatlar genel düzeyi noktasında bölgeler arasında düşük hızlı bir ayrışma söz konusudur. Enflasyon için yapılan sigma yakınsama ve varyasyon katsayısı yaklaşımlarına göre de 2004-2016 döneminde Türkiye'de bölgeler arasında enflasyon yakınsaması değil, düşük hızlı bir enflasyon ıraksaması durumunun söz konusu olduğu görülmüştür. Ayrıca ilgili bölgenin Ülkenin Batı kesimimde yer alıp almaması, ortalama sıcaklık, yağış miktarı, karın yerde kalış süresi ve petrol fiyatlarının, enflasyonun birer belirleyicisi olduğu ve bu değişkenlerin enflasyon ıraksama hızı üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Gelir yakınsamasının varlığını incelemek için yapılan analizlerde; mutlak β yakınsaması hipotezinin geçerli olmadığı, koşullu β yakınsamasının ise bazı modellerde geçerli, bazı modellerde geçersiz olduğu görülmüştür. Yakınsamanın olduğu modellerde yakınsama hızının, ıraksamanın olduğu modellerde de ıraksama hızının düşük olduğu tespit edilmiştir. Modellerin detayına bakıldığında; Doğu-Batı bölgesel kukla değişkenin istatistiksel olarak anlamsız olduğu ama gelir ıraksaması hızını bir miktar düşürdüğü görülmüştür. Fiyatlar genel düzeyi değişkenin katsayısı istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş ve bu modelde koşullu β yakınsama hipotezinin geçerli olduğu tespit edilmiştir. Yakınsama hızı da oldukça yüksektir. Bu sonuçtan hareketle Türkiye'de 2004-2016 döneminde bölgeler arası enflasyon ıraksamasının, gelir yakınsamasını olumlu yönde etkilediği söylenebilir. Türkiye'de 2004-2016 döneminde bölgeler açısından, kişi başına düşen milli gelir noktasında bir yakınsama yaşanmıştır. Alt dönemler itibariyle bakıldığında; 2004 yılı başından, 2005 yılı Ağustos ayına kadar düşük hızlı bir gelir yakınsaması yaşandığı, bu tarihten 2007 Eylül'üne kadar gelir ıraksaması yaşandığı, küresel ekonomik krizin gün yüzüne çıktığı Eylül 2008'den itibaren gelir yakınsamasının hızlandığı, ekonominin sırasıyla %8.9 ve %11.1 büyüdüğü 2010-2011'de yıllarında gelir ıraksamasının başladığı, cari işlemler açığını azaltmak için daraltıcı para politikası uygulanan ve ekonomik büyümenin %4.8'e gerilediği 2012 yılında tekrar gelir yakınsamasının yaşandığı, ekonomik büyümenin görece ivme kazandığı 2013-2014 döneminde gelir ıraksamasının başladığı, yurtiçinde yaşanan siyasi gelişmeler ve FED'in daraltıcı para politikası uygulamaya başladığı 2015-2016 döneminde ise tekrar gelir yakınsamasının yaşandığı görülmüştür. Bu durumda genel olarak Türkiye'de ekonomik büyümenin hızlandığı dönemlerde gelir ıraksaması, ekonomik büyümenin düştüğü dönemlerdeyse gelir yakınsamasının yaşandığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bölgesel Enflasyon Yakınsaması, Bölgesel Gelir Yakınsaması, Bölgesel Enflasyonun Belirleyicileri, Bölgesel Gelir Yakınsamasın Belirleyicileri.