Religious psychology
124 theses under this subject heading
Aile içi duygusal / psikolojik şiddeti önlemede öfke kontrolü ve dinin rolü
Her gün gerek basından gerekse bizzat şahit olduğumuz aile içi şiddet dozunu öylesine artırdı ki, tüm dünyada devletler yasalarına, özellikle bu konuda dezavantajlı durumda olan kadın ve çocuklara yönelik pozitif ayrımcılık içeren maddeler eklemek durumunda kaldılar. Şiddeti, güçlü olanın kendinden daha zayıf olanlara karşı uyguladığı zorbalık ve sindirme hareketi olarak düşünürsek, ilk aklımıza gelen fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet veya çocuklara yönelik istismar olacaktır. Ancak, görevim icabı bana gelen soru ve şikâyetlerden anladığım kadarıyla - bir çoğu bunu bir şiddet unsuru olarak kabullenmese de – kadınlar ve çocuklar için en yaralayıcı, unutma ya da kabullenme konusunda en çok zorlandıkları husus duygusal /psikolojik (manevi) şiddettir. Bu nedenle araştırmamızın konusunu, hakaret etme, küçük düşürme, tehdit etme, aşırı kıskançlık vb. her türlü ruh sağlığını bozucu davranışlar şeklinde tezahür eden duygusal/psikolojik şiddet, bunu önlemeye yönelik öfke kontrolü ve İslam dininin öfke kontrolüyle ilgili tavsiyeleri oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar: Saldırganlığı ister doğuştan getirdiğimiz içsel bir dürtü, isterse sonradan dış etkileşimler sonucu elde edilen bir davranış olarak kabul edelim aile içi şiddetin ortaya çıkmasında bireylerin saldırganlık düzeyleri ve öfkelerini ifade etme yöntemleri büyük rol oynamaktadır. Aile içi duygusal/psikolojik şiddet kişilerin kolaylıkla ifade edemediği hatta çoğu zaman farkına bile varmadıkları bir şiddet çeşidi olmasına rağmen sonuçları bakımından en yıpratıcı olanıdır. Öfke kontrolü, saldırganlık düzeyini aşağı çekmede dolayısıyla ortaya çıkabilecek şiddeti önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Din algısı ve dinin kişiler üzerinde bir yaptırım mekanizması oluşturduğu düşünülürse İslam Dini'ni doğru anlama ve algılamanın öfke kontrolü dolayısıyla da aile içi şiddeti önlemede ne kadar etkili olduğu ortaya çıkacaktır. Anahtar Kavramlar: Öfke, Öfke kontrolü, Aile İçi şiddet, Din.
İmam hatip ortaokulu öğrencilerinde tanrı tasavvuru
Din psikolojisi insanoğlunun yaşamının dini ve ruhsal yönünü ve bu ruhsal yönün insan davranışları üzerindeki etkilerini, olası neden ve sonuçlarını da göz önünde bulundurarak inceleyen bilimdir. İnsan hayatında din duygusunun oluşum nedenlerinin temelinde Tanrı kavramının önemli bir yeri vardır ve Tanrı tasavvuru konusu da din psikolojisi açısından büyük önem taşır. Piaget'in bilişsel gelişim dönemlerinden somut işlemler dönemi olarak adlandırmış olduğu dönemde çocuk yeterli zihni olgunluğa erişemediği için tasavvurları da daha çok var olan şeyler üzerinden yapmaktadır. Somut işlemler dönemi ile soyut işlemler döneminde bulunan çocuklar arasında Allah tasavvuru konusunda ne gibi farklılıkların olduğu, somut işlemler döneminde bulunan bir çocuğun Allah gibi soyut bir kavramı ne şekilde tasavvur ettiği, tasavvur konusunda gerekli zihni olgunluk dışında dış etmenlerinde etkili olup olmadığı gibi hususlar hep merak edilegelmiştir. Çalışmamızda somut işlemler döneminde bulunan çocukların Allah tasavvurunun nasıl olduğu ve bu tasavvur üzerinde alınan eğitim veya sosyal çevrenin etkilerinin olup olmadığı gibi konular incelenmiştir. Araştırmamızın örneklemini Çorumda bulunan Danişment Gazi İHO, Suheybi Rumi İHO, Yıldırım Beyazıt İHO ve Türkiyem İHO'da okuyan 10-11 ve 13-14 yaş grubunda bulunan 48 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmamızı oluştururken veri toplama amaçlı yarı yapılandırılmış mülakat metodu kullanılmıştır. Araştırmamızda elde ettiğimiz bulgular betimsel çözümleme yöntemiyle yorumlanarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz. 10-11 yaş grubu öğrencilerimiz için genel bir değerlendirme yapacak olursak Allah'ı tasavvur ederken onun bazı sıfatlarını her ne kadar soyut özelliklerle tasavvur etmiş olsalar da öğrencilerin genelinde somut işlemler döneminin bilişsel özelliklerinin etkin olduğu görülmüştür. Kullanmış oldukları ifadelerinden de anlaşıldığı üzere soyut tasavvurlarının altında almış oldukları dini eğitimin ve sosyal çevrelerinden edinmiş oldukları hazır, ezberlenmiş bilgilerin yattığı görülmüştür. Bu dönem çocuklarının Piaget'in bilişsel gelişim kuramının somut işlemler döneminin genel özelliklerini taşıdığı görülmüştür. 13-14 yaş grubunda bulunan öğrencilerimizde ise Allah'ı insan biçiminde tasavvurlarının gitgide zayıfladığı, ancak bu yaş grubundaki çocukların soyut işlemler dönemine giriş yaptıkları söylenememekle birlikte zihinsel olarak bir geçiş dönemi içerisinde oldukları söylenebilir. Çocukların Allah'ı çoğunlukla soyut zaman zaman da somut olarak tasavvurlarının temelinde bu yatmaktadır. 14 yaşından sonra çocuk zihinsel olgunluk düzeyine erişecek ve Yaratıcıyı soyut özelliklerle tasavvur etme kabiliyetini tam olarak kazanacaktır denilebilir. Anahtar Kavramlar: Bilişsel Gelişim, Tanrı, Tasavvur
Hemodiyaliz hastalarında dindarlık ve öznel iyi oluş
Kronik hastalıklar tıbbi girişimlerin sonuçsuz kaldığı, hastanın öz bakım ve sorumluluk düzeyini yükseltmek ve işlevselliğini artırmak için periyodik takip ve destek bakım gerektiren durumlardır. Kronik hastalıklardan birisi olan kronik böbrek yetmezliği de toplumda önemli yer tutan ciddi bir sağlık sorunudur. Sağlık hizmeti, bakım ve tedavi masrafları yönünden kişileri hızla fakirlik sınırının altına düşürebilmektedir. Bu hastalarda beden imajı değişikliği, yaşam tarzında bozulma, öz-güvende azalma, üzüntü, öfke, çaresizlik, sürekli ağlama, ümitsizlik, endişe, içe kapanma, aile ve iş yaşantısında rol kaybı, bağımlı olma endişesi, sosyal izolasyon ve ölüm korkusu gibi psiko-sosyal problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle öznel iyi oluşun esasını oluşturan daha çok olumlu duygulanım, daha az olumsuz duygulanım ve yaşam doyumu hastalar için oldukça zor görülmektedir. Bu bağlamda söz konusu olumsuzluklarla baş etmede ve hastanın öznel iyi oluşunu artırmada dinin etkili bir arabulucu olarak işlev görebileceği varsayılmıştır. Bir alan araştırması olan bu doktora tezinin genel amacı da betimsel bir yaklaşımla sosyo-psikolojik metotlardan faydalanarak, hemodiyaliz tedavisi gören kronik böbrek yetmezlikli hastaların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemek ve dindarlık düzeyleri ile öznel iyi oluşları arasındaki ilişkiyi tespit etmeye çalışmaktır. Dinî başa çıkma yaklaşımlarının katılımcıların öznel iyi oluşlarına etkisine ilişkin bulguların psikolojik perspektiften yorumlanması da bu incelemenin amaçları arasındadır. Buna göre, konuyla ilgili yirmi üç hipotez geliştirilmiş ve araştırma sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle söz konusu hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın örneklemi T.C. Sağlık Bakanlığı, Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çorum İlçe Diyaliz Ünitelerinde tedavi gören hastalardan tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 205 kişiden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan hastaların % 54,1'i (111 kişi) erkek, % 45,9'u (94 kişi) da kadındır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın kıstaslarına göre belirlediğimiz demografik özelliklerin bulunduğu "Kişisel Bilgi Formu", katılımcıların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemeye yönelik 5'li Likert tipi "Dindarlık Envanteri" ve "Öznel İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan örneklem dağılımına uygun olarak ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen 20 kişilik grupla görüşmeler yapılmış, yapılan görüşmelerde katılımcılara önceden belirlenen sorular yöneltilerek cevapları kaydedilmiştir. Ses kayıtlarının deşifresinden elde edilen veriler veri setleri halinde tanzim ve tasnif edilmiş, daha sonra da NVivo 9.0 programı yardımıyla temalara ayrılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson momentler çarpımı korelâsyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi gibi istatistiksel analiz teknikleri kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda elde edilen F değerinin anlamlı bulunduğu durumlarda farkların kaynağını saptayabilmek amacıyla varyansların homojen olduğu gruplarda Scheffe ve LSD testi, varyansların homojen olmadığı gruplarda da Tamhane's T2 testi kullanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı en az 0.05 olarak alınmıştır. Çalışmada nitel ölçüm yoluyla elde edilen bulgular yer yer nicel ölçüm araçlarıyla elde edilen verilerin yorumlanmasında kullanılmıştır. Araştırma sonucunda demografik değişkenler ile dindarlık, demografik değişkenler ile öznel iyi oluş arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık ve ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, her iki yöntemle elde edilen bulgulara göre; katılımcıların dindarlık düzeyi ile öznel iyi oluş düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin bulunduğu ve dindarlığın öznel iyi oluştaki varyansın % 31,9'unu açıkladığı saptanmıştır. Bulgular dindarlığın öznel iyi oluşun anlamlı ve önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Olumlu dinî başa çıkma yöntemlerinin örneklem tarafından sıklıkla kullanıldığı ve dinî motifli olumlu başa çıkma yaklaşımlarının hastanın öznel iyi oluşu üzerinde pozitif yönlü katkısının olduğu da araştırmanın bulguları arasındadır. Anahtar Kavramlar: Hemodiyaliz, Dindarlık, Öznel İyi Oluş, Dinî Başa Çıkma, Mutluluk, Yaşam Doyumu.
İşsizlik, stres ve dini başa çıkma
Bu çalışmanın amacı, işsiz bireylerin işsizlik sürecinde kullandıkları dini başa çıkma tarzları ile algıladıkları stres düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli demografik değişkenler de göz önüne alınarak incelenmesidir. Bu amaçla, 2019 yılı Ekim ayı içerisinde Çorum Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne iş aramak için başvuruda bulunan bireyler içerisinden seçilen 192 erkek ve 208 kadın olmak üzere toplam 400 kişiden oluşan örneklem grubuna, sözlü onayları alındıktan sonra, sosyo-demografik özellikleri, hissettikleri sosyal dışlanma ve stres durumlarının tespiti için araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, algıladıkları stres düzeylerinin ölçülebilmesi için Algılanan Stres Ölçeği ve dini başa çıkma tarzlarını ve düzeylerini belirlemek için Dini Başa Çıkma Tarzları Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen bulguların istatiksel analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışmada, çeşitli değişkenlerin bireylerin dini başa çıkma düzeyleri ve algılanan stres düzeyleri üzerinde etkisinin olduğu, ayrıca dini başa çıkma tarzları ile algılanan stres düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu görülmüştür. Ulaşılan sonuçlar bulgular ve yorumlar bölümünde ayrıntılı olarak verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Çalışma, işsizlik, stres, başa çıkma, din, dini başa çıkma
Nuri Pakdil'in şiirlerinde dini unsurlar ve değerler
Nuri Pakdil, Türk Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biridir. Başta deneme olmak üzere, oyun, çeviri, röportaj, söyleşi, anı, mektup ve şiir gibi pek çok edebi türde eserler vermiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli simalarından birisi olan Pakdil, devrimci duruşu ile dikkat çeken bir fikir adamıdır. İslami camianın önemli temsilcilerinden olan Pakdil, eserlerindeki özellikle de şiirlerindeki temaları ele alış biçimi ile kendi camiasında dahi farklılık göstermektedir. 1934-2019 yılları arasında yaşayan Pakdil, edebiyatçı kimliğinin yanı sıra, İslami hassasiyeti olan entelektüel bir kişiliğe de sahiptir. O, kendi ifadesi ile "Devrimci bir Müslüman" ve "Devrimci bir Yazar"dır. Yaşadığı dönemde, meydana gelen ulusal ve uluslararası pek çok değişikliğe tanıklık eden Pakdil, bu hadiselere tepkisiz kalmayarak, eserleri aracılığıyla sosyal, siyasi ve dini birçok konuda fikirleri ile kamuoyunu etkilemeyi başarmıştır. Bu çalışmada Pakdil'in şiirlerinin altyapısını oluşturan dini unsurlar ve değerler, tespit etmeye gayret edilmiştir. Dokümanter yöntem kullanarak hazırlanan bu çalışma Pakdil'i tanımak ve tanıtmak açısından elbette yeterli olmayacaktır. Sanatçı ve şair kişiliğinin yanı sıra eserlerinde tercih ettiği edebi dil ve üslubu Pakdil'i anlamayı zorlaştırmaktadır. Bu bağlamda "Nuri Pakdil'in Şiirlerinde Dini Unsurlar ve Değerler" isimli çalışmada; Pakdil'in şiirleri; kişiliği, ideolojisi ve muhafazakârlığı bağlamında incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dini Unsur, Değer, Nuri Pakdil, Şiir
Rüya ile ilgili inanç ve tutumların davranış üzerine etkisi
Bu araştırmada rüyaların bireyin dinî ve dinden bağımsız davranışları üzerindeki etkisi ile rüyayla bağlantılı inanç, davranış ve uygulamalar incelenmiştir. Çalışmanın amacı rüyaların bireyin günlük yaşamına, psikolojik durumuna ve dinî hayatına ne ölçüde ve nasıl etki ettiğini anlamak, rüya fenomeninin günümüzde nasıl algılandığını ve anlamlandırıldığını açıklamaya çalışmaktır. Çalışma hem teorik hem alan araştırmasından oluşan iki boyutlu nitel bir araştırmadır. Teorik bölümde dokümantasyon yöntemi ile elde edilmiş olan rüya ile ilgili veriler sistematik bir şekilde sunulmuştur. Uygulama kısmında ise veriler tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Rastlantısal örneklem, amaçlı örneklem ve kartopu örneklem yöntemleri ile Çorum'da ikamet eden 18 yaş ve üzeri farklı sosyo-kültürel ve dinî geçmişi olan, farklı meslek gruplarından, farklı gelir ve eğitim düzeyine sahip 59 katılımcı ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz ile yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların genelinin sık olarak rüya gördükleri, gördükleri rüyalar üzerine düşündükleri, rüyayı yorumlamaya çalıştıkları, bazen yorumlaması için güvendikleri kişilerle paylaştıkları ancak rüyaların etkisinin genel olarak kısa sürdüğü, katılımcıların günlük hayatını, rutinini, dinî hayatını ve hayatıyla ilgili aldığı basit ya da önemli herhangi bir kararı etkilemediği tespit edilmiştir. Rüyanın karara etkisi konusunda dindarlık ya da eğitim seviyesi değil kişinin rüyaya yaklaşımının şekillendirici olduğu saptanmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğunun rüyadan sonra uyguladığı herhangi bir ritüelin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bireyin sekülerleştikçe rüyaya verdiği önemin ve yüklediği anlamın azaldığı tespit edilmiştir. Bu katılımcıların, daha dindarken Tanrı'dan mesaj olarak nitelendirdikleri rüyalara artık daha rasyonel ya da bilimsel açıklamalar getirmeye çalıştıkları gözlenmiştir. Rüyaya yüzyıllardır atfedilen dinî değerin azaldığı görülmüştür. Rüyanın dinden ve doğaüstü güçlerden bağımsız, tamamen kişinin bilinçdışından kaynaklı olduğu inancı ve/veya bilgisi yaygın görüş hâline gelmektedir. Buna rağmen, konunun özündeki belirsizlik, gizem ve/veya bazı rüyaların açıklanamaması rüyaların kutsalla olan bağının kesin olarak reddedilmesini zorlaştıran bir unsur olarak ulaşılan sonuçlar arasındadır.
Yas danışmanlığı ve yas sürecinde manevi danışmanlık
Bu çalışma ile yakınını kaybetmiş çocuk ve yetişkin bireylere yas sürecinde danışmanlık yaparak süreçteki aşamaları gözlemlemek ve psikolojik olarak destek olmak amaçlanmıştır. Ayrıca ülkemizde gelişmekte olan manevi danışmanlık alanına katkı sağlamak amacıyla da çalışmada manevi danışmanlık teknikleri kullanılmıştır. Bu çalışmaya STK'lara başvuran, bir yakınını kaybetmiş ve danışmanlığa ihtiyaç duyan kişiler arasından kaybın üzerinden en fazla 1 yıl geçmiş olan10 kişi talep sırasına göre (5 yetişkin ve 5 çocuk olmak üzere) dâhil edilmiştir. Bu çalışmada karma desen modeli benimsenerek yetişkinlere görüşme öncesinde 'İki Boyutlu Yas Ölçeği' uygulanmış, 8 yaş üzerindeki çocuklara 'Beier Cümle Tamamlama Testi' ve ailelerine 'Çocukların Ölümle İlgili İletişimleri Formu' uygulanmıştır. 8 yaş altındaki çocuklardan ise yalnızca ebeveynlerinden alınan "Çocukların Ölümle İlgili İletişimleri Formu" uygulanmış ve aileden çocuk hakkında edinilen bilgiler çalışmaya dâhil edilmiştir. Süreç, her bir danışanla en az 12 seanslık derinlemesine yapılan görüşmeler sonucunda tamamlanmıştır. Yas danışmanlığı sürecinde birçok terapi tekniğinden faydalanılmış ve seçilen teknikler danışanın ihtiyacına göre belirlenmiştir. Danışma sürecinin dokümanlarının belirli bölümleri kesitsel olarak alıntılanmış ve çalışmaya dâhil edilmiştir. Manevi danışmanlık tekniklerinin nasıl uygulandığı ise vakalar üzerinden paylaşılmıştır. Süreç çocuklarda, oyun, resim ve etkinlikler yoluyla yürütülmüştür. Danışma sürecinde çocukların ölümü nasıl algıladıkları, yaş ve gelişim özelliklerine göre değerlendirilerek sunulmuştur. Ülkemizde çocuklarla ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde genellikle çocukların ölüm olayını nasıl kavradığı ve anlamlandırdığı, ölümü ifade ederken din ve Tanrı kavramlarını çocuğun nasıl anladığı ve ifade ettiği ile ilgili çalışmalara rastlanmıştır. Ancak Türkiye'de çocuklara manevi danışmanlığın nasıl uygulanacağı ve sınırlılıkları konusunda herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada çocuklarda manevi danışmanlıkla ilgili olarak diğer ülkelerde yapılan çalışmalar sunulmuş, ölüm ve yas gibi önemli konularda manevi danışmanlığın çocuklara uygulanması ve sınırlılıkları üzerinde durulmuştur.
Türbe ziyaretleri üzerine psikososyolojik bir inceleme: Çorum Hıdırlık örneği
Bu çalışma ile Çorum Hıdırlık örneğinde Türbe Ziyaretlerinin Psikososyolojik analizinin yapılması amaçlanmıştır. Türbe, yatır vb. yerler Allah'ın sevgili kullarının medfun bulunduğu kutsal mekânlar olarak kabul edilmektedir. Bu inanışa sadece İslam ülkelerinde değil hemen hemen tüm din ve kültürlerde rastlanılmaktadır. Kutsal olarak kabul edilen bu mekânlara yapılan ziyaretler esnasında birtakım ritüeller de uygulanmaktadır. Bizim çalışmamızı yaptığımız Çorum Hıdırlık bölgesindeki türbelerde sahabelerin medfun olduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle buraya yapılan ziyaretler hiçbir dilek amacı gütmeksizin sadece ziyaret maksadıylan yapıldığı gibi bir takım dua ve dileklerin gerçekleşmesi amacıyla da yapılmaktadır. Özellikle evlilik merasimi, sünnet merasimi, asker uğurlaması gibi toplu ziyaretlere sıkça rastlanılmaktadır. Bu tür ziyaretlerde amaç evlenen kişilerin hayırlı bir evlilik tesis etmesi, sünnet olan çocuğun hayırlı bir evlat olması ve askere giden gencin hayırlı bir şekilde geri gelmesi amacıyla yapılmaktadır. Aynı şekilde mübarek gün ve geceler olarak kabul edilen kandil gecelerinde, dini bayram günlerinde de bu bölge yoğun bir şekilde ziyaretçi akınına uğramaktadır. Ayrıca inanç turizmi kapsamında da bölgenin ziyaret edildiği görülmektedir. Biz bu çalışmamızın Çorum Hıdırlık bölgesinde yer alan ve sahabeden Suheyb-i Rûmî, Kereb-i Gazi ve Ubeyd-i Gazi'nin türbelerine yapılan bu ziyaretlerin nedenlerini, ziyaret yapan kişilerin ziyaret öncesi, ziyaret anındaki ve ziyaretten sonraki dini ve psikolojik durumlarını Din Psikolojisi biliminin yöntem ve metodları doğrultusunda tespit etmektir. Çalışmamızın önemini ise şu şekilde ifade edebiliriz. Her şeyden önce bu çalışmanın en önemli yönü Çorum'da Hıdırlık bölgesinde bulunan Suheyb-i Rûmî, Kereb-i Gazi ve Ubeyd-i Gazi türbelerine yapılan ziyaretlerin din psikolojisi alanında çalışılan ilk lisansüstü tezi olmasıdır. Ayrıca çalışmamız kutsal mekân ziyaretleri üzerine yapılan çalışmalarla ilgili olarak alana katkı sunması açısıyla da önemlidir. Çalışmamız nicel araştırma yöntemi kullanılarak ve anket tekniğiyle yapılmıştır.
Barış Manço'nun şarkılarında yer alan dinî unsurların ve manevi değerlerin din psikolojisi perspektifinden incelenmesi
Bu çalışmada Barış Manço'nun yaşadığı dönemde ortaya koyduğu, ölümü sonrasında da miras bıraktığı eserlerinde yer alan dinî unsurlar ve manevi değerler din psikolojisi perspektifinden incelenmiştir. Çalışmanın amacı Manço'nun özgün sanat ve müzik formunda informal eğitim aracı olarak başarıyla kullandığı eserlerini analiz ederek, dinî unsur ve manevi değer içeren şarkılarının formal eğitim aracı olarak kullanılmasına katkı sağlamaktır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Manço'nun şarkılarında analiz edilecek dinî unsurlar ve manevî değerlerin kavramsal çerçevesi kuramsal tartışmalara girilmeden bütüncül bir yaklaşımla ortaya konulmaya çalışıldı. İkinci bölümde Barış Manço'nun hayatına ve sanatçı kişiliğine, müzik ve değer anlayışına yer verildi. Manço'nun felsefesinde benimsediği değerleri şarkı sözlerine de taşıyarak teori ve pratikte oluşturduğu bütünlük gösterilmeye çalışıldı. Üçüncü bölümde dinî unsurlar ve manevî değerlerle ilişkilendirilen şarkılarındaki dinî unsurlar ve manevi değerler şarkı tablosunda listelendi. Bu çalışmada literatür taraması ve doküman tarama yöntemiyle Manço'nun sözlerini kendi yazdığı ve seslendirdiği 256 eser üzerinde içerik analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda Manço'nun 23'ü yetişkin 7'si çocuk şarkısı olmak üzere 30 şarkısında dinî unsurlara ve manevi değerlere yer verdiği tespit edilmiştir. Manço'nun şarkılarında; Allah, ahiret, ölüm, ecel, vade, sur, kıyamet, mahşer, hesap, peygamberlik, kutsal kitap, dünyanın faniliği, dua, kulluk bilinci, kaliteli yaşam, sıratı müstakim, itidal/denge, şükür, nasip, bayram ve bayramlaşma, selam ve selamlaşma, pişmanlık ve tövbe, sevap, günah, haram, helal, tevekkül, dünya malına meyletmeme, kanaatkarlık, helal kazanç, yetim ve yoksulun hakkını koruma, kul hakkına riayet etme, kabir ziyareti, nasihat, kader, teslimiyet, takdir etme, razı olma, helalleşme, tarikat, şeriat, marifet, hakikat, nefs, insanı kamil, ilim, ilim, hikmet, rızık, ilahi aşk, canın kutsallığı, Allah'ın güzel isimleri, rahmet, bereket, fıtrat, yaratılış, cüzi irade, kurban, dört kapı, kırk makam, sema, semah gibi dinî unsurlar tespit edilmiştir. Manço'nun şarkılarında yer verdiği manevi değerler ise; sorumluluk, sevgi, saygı, dürüstlük, yardımseverlik, özdenetim, vatanseverlik, sabır ve dostluk temel değerleri ile bilgelik, hikmet, olgunluk, güven, sadakat, ahde vefa, özgürlük, çalışkanlık, yiğitlik ve cesaret, mertlik, iffet, cömertlik, paylaşma, birlik ve beraberlik, müsamahakârlık, mütevazılık, şükür, affedicilik, merhamet, fedakârlık, misafirperverlik, temizlik, hüsnü-zan, sadelik ve samimiyet, denklik, nezaket gibi değerleri tema olarak işleyerek değer aktarımına katkıda bulunmuştur. Barış Manço "Allah'ım Güç Ver Bana", "Yol", "Eğri Eğri Doğru Doğru", "Benden Öte Benden Ziyade", "Dört Kapı" isimli eserlerinde dinî unsurları daha çok işlemektedir. Bu şarkılarda ön plana çıkan ortak dinî unsur Allah'a bağlılık, ölüm, dua iken ortak değer sabır olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer on yedi şarkısında dinî unsurlar ve manevi değerler dengeli bir dağılım gösterirken, bu şarkıların merkezinde sevgi, saygı, kardeşlik, birlik beraberlik ve hoşgörü değerlerinin ön plana çıktığı tespit edilmiştir. "Hemşerim Memleket Nire" isimli şarkısında ise dinî unsurlar hiç yer almamakta tamamen değerler konu edinilmektedir. Çocuklara seslendiği yedi şarkısından altısında manevi değerler ağırlıklı olarak yer alırken, "Bugün Bayram" isimli şarkısında dinî unsurlara daha çok yer verdiği görülmektedir. Bu çalışma değerler eğitiminde belirlenen değer temasına uygun Manço'nun şarkısının belirlenmesine rehberlik etme niteliği taşımaktadır. Ülkemizde değerler eğitiminde Barış Manço'nun spontane eğitim aracı olarak kullandığı müzik ve sanat formunun formal eğitim materyali olarak kullanılmasına kılavuzluk ve kaynaklık etmesi yönüyle bu çalışma önem arz etmektedir.
İlahi ve beşerî aşkın kaynağı, türleri ve boyutları üzerine bir araştırma
Aşkın anlaşılması, araştırılması ve anlamlandırılması günlük hayattaki pratiklerinin kavranması için oldukça önemli olduğu için bu çalışma geçmişten günümüze kadar ilgi ve merakla gelmiş aşk kavramına yüklenen manayı anlamaya çalışmak ve yordamaktır. Birbirleriyle çok yakın olarak kullanılan aşk ve sevgi kavramlarının benzer ve farklı yönlerine açıklık getirmek kavramsal manada akademik bir zemine oturtmaktır. Bu çalışmamızın bir diğer amacı ise geleneksel anlamda yorumlanan ve anlanan aşkın neyi ifade ettiği ile aşka fenomen olarak bakan disiplinlerin bilimsel, kuramsal bakış açılarını anlamaktır. Bu bakış açısını yakalamak amacıyla ilahi aşk, beşerî aşk, İslam bilginlerinin aşka bakış açısı ile aşkın psikoloji disiplini ile ilintili kuramlarını aşkın fizyolojik yönleri ile açıklamaya çalışmaktır.
Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ve dindarlık ilişki üzerine bir inceleme (Batman ili örneği)
Hayatın devamı için artık vazgeçilmez bir öneme sahip olan internet ilk çıkış noktasının ötesinde farklı bir anlam kazanmış bulunmaktadır. Bu anlam dünyası özelde Müslümanları genelde ise bütün insanlığın inanan "dindar" bireyleri kapsamına almakta ve inançlarının hayata bakan taraflarını ortadan kaldırmaktadır. Yani internet sosyal medya alt başlığı ile alternatif ve çekici içeriği olan bir nevi -post modern din- konumunu kazanmış durumdadır. Bu durum özellikle gençlerde "bağımlılık" meydana getirmektedir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin dindarlık ve sosyal medya bağımlılığı ilişkisi incelenecektir. İlk bölümde genel olarak bağımlılık ve çeşitleri incelenmiştir. İkinci bölümde sosyal medya ve içerikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde din, dindarlık ve sosyal medya incelenmiştir. Son bölümde ise saha çalışmasından elde edilen veriler değerlendirilerek konu içeriği tamamlanmış ve sonuç bölümünde de sonuçlar, tespitler ve tavsiyeler dile getirilmeye çalışılmıştır.
İmam Gazâlî'nin İhyâ-u Ulûmi'd-Din adlı eserinde din ve mutluluk ilişkisi üzerine araştırma
Din ve mutluluk, etkileşim içinde olan olgulardır. Mutluluk insanın yaşamı boyunca elde etmeyi nihai amaç olarak karşımıza çıkarken din de insanlar için hem dünya hem de ahiret mutluluğunu hedeflemektedir. Bu yüzden mutluluk arayışında dinin önemli bir etkisi oluğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmamızda din ve mutluluk ilişkisi hakkında İmam-ı Gazâlî'nin görüşleri, din psikolojisi çerçevesinde incelenmiştir. Öncelikle din ve mutluluk kavramları ve psikoloji alanında din ve mutluluk ile ilgili yaklaşımlar incelenmiştir. Daha sonra İmam-ı Gazâlî'nin mutluluk tanımı, mutluluk ile ilişkilendirdiği kavramlar ve sonsuz mutluluk için açıkladığı unsurlar ele alınmıştır. Araştırma sonucunda Gazâlî'nin gerçek mutluluğun ahirette olacağı ile ilgili görüşünün İslam psikolojisi ile örtüştüğü saptanmıştır. Bunun yanında Batı psikoloji biliminin mutluluk ile ilgili yaklaşımlarından hümanistik yaklaşım ile pozitif psikoloji yaklaşımı arasında bazı temel benzerlikler tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Din, mutluluk, İhyâ-u Ulûmi'd-Din, ahiret mutluluğu
Bir Nakşi Şeyhi Hasan Burkay'ın kişilik özellikleri
Tezimizde 20. yüzyıl mutasavvıflarından olan Hasan Burkay'ın yaşamı, eserleri, kişilik özellikleri ele alınmıştır. Çalışmamızın amacı, birçok insanın hayatını derinden etkileyen, dini içselleştirmiş olan Hasan Burkay'ın kişilik özelliklerini Beş Faktörlü Kişilik Envanteri çerçevesinde incelemektir. Araştırmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Hasan Burkay'ın çocukluğu, gençliği, şeyh oluşu, mensup olduğu tarikat, eserleri, gösterdiği kerametler ele alınmıştır. Bu bölüm kendisi ve ihvanları tarafından yazılan eserlerden, belgesel ve sosyal medyadan yararlanılarak oluşturuldu. İkinci bölümde, kişilik, kişiliğe etki eden faktörler, din ve kişilik ilişkisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Beş Faktörlü Kişilik Modeli'nin tanımı yapılmış, ortaya çıkış süreci ele alınmış ve modelin özelliklerine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde, Hasan Burkay'ın en yakın çevresinden başlayarak dostları ve ihvanları ile yapılan görüşmelere yer verilmiş ve Hasan Burkay'ın kişiliği Beş Faktörlü Kişilik Envanteri çerçevesinde ele alınmıştır. Elde edilen veriler ışığında Hasan Burkay'ın nasıl bir kişilik yapısına sahip olduğu yorumlanmıştır. Ekler bölümünde, Hasan Burkay'ın kendisine, şeyhlerine ait fotoğraflar bulunmaktadır. Dini kişiliğine entegre ederek insanların hayatlarına kattığı farlı bakış açısı neticesinde kitleleri etkileyen mutasavvıf Hasan Burkay, 2005 yılında Ankara'da vefat etmiştir. Anahtar Kelimeler: Hasan Burkay, Kişilik, Beş Faktörlü Kişilik Envanteri
Dinin eşler arası ilişkiler üzerine etkisi: Dindar evli çiftlerin algısı üzerine nitel bir araştırma
Bu çalışma, dindar eşlerin ilişkilerine dinin nasıl etki ettiğine ilişkin algılarını anlamayı amaçlamaktadır. Dinin Eşler arası ilişkiler üzerine etkisinin nasıl algılandığı anlamanın yanı sıra, dinin evlilik ilişkisinin kurulmasına, anne-baba ve çocuk ilişkilerine, eşler arasında yaşanan sorunların önlenmesine, aile sorunlarının ve krizlerinin çözümüne etkileri anlaşılmak istenmektedir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden kuram oluşturma yaklaşımına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda amaçlı örnekleme yöntemi ile ulaşılan, yaşları 32 ile 63 arasında değişen, en az 10 yıldır evli bulunan 30 çiftle (60 kişi) yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada içerik analizi ve betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmamıza katılan dindar eşlerin algısında, din, eş seçiminden itibaren aile ilişkilerini etkilemekte, hem eşler arası ilişkilere hem de anne-baba ve çocuk ilişkilerine olumlu katkılar sağlamaktadır. Araştırmamızın sonuçları dinin aile ilişkilerine etkilerini ele alan literatür ile uyumludur. Araştırmamız, dindar eşlerin, dini, aile sorunlarının oluşmasında önleyici ve ortaya çıkan aile sorunlarının çözümünde destek sağlayıcı olarak gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu nedenle din, aile sorunlarının çözülememesinden kaynaklı içsel aile krizlerinin ortaya çıkmasını engelleyici, dışsal nedenli aile krizlerinin aşılmasında destek sağlayıcı ve aile yılmazlığını güçlendirici bir faktör olarak algılanmaktadır. Araştırmanın bulguları ilgili literatüre dayalı olarak tartışılmış, elde edilen sonuçların literatürle uyumlu olduğu görülmüştür. Son olarak ileri çalışmalar ve aile üzerinde çalışma yapan kurumlar için önerilerde bulunulmuştur.
Manevi danışmanlık ve rehberlikte kriz terapisi üzerine düşünceler
Manevi danışmanlık ve rehberlikte kriz durumlarının aşılmasında manevî desteği konu edinen araştırmanın amacı, Allah tasavvurlarının ve varlık mertebelerinin doğru konumlandırılması ile kişinin mevcut durum ile başa çıkmasına yardımcı olmaktır. Temel sorusu "Allah tasavvuru ve varlık mertebeleri çerçevesinde, bireyin yaşadığı krizlerle başa çıkması arasında bir ilişki var mıdır" olan araştırma, Allah tasavvurlarını İslam doktrini çerçevesinde oluşturmayı konu edinmiştir. Literatürde sınıflandırılan Tanrı'nın olumlu veya olumsuz sınırlı tasavvurlarının kişinin olaylarla başa çıkmasında yetersizlik oluşturduğu görülmektedir, doğru bir Tanrı tasavvuru için İbnü'l Arabî'nin isim ve sıfatlar teorisi önerilmiştir. Yapılan çalışmalar Tanrı'yı sadece ʻsevgiʼ unsuru olarak görmenin basit maneviyata neden olduğu, Tanrı'nın tüm yönlerinin birlikte kabul edilmesi gerektiğini göstererek ʻisim ve sıfatlar teorisiniʼ desteklerken, Tanrı'nın bilinemez yönünün Jung'da Tanrı'nın arketipal formunun İbnü'l Arabî'de ahâdiyyet makamının kişinin sahip olması gereken bir zihinsel işlem olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan bilincin katmanlarından bahseden Charles Tart'ın müşahede olarak isimlendirdiği Ken Wilber'da (universal mind) küllî akla dönüşen tevhid bilinci ile ilişkiye giren ʻgerçek benlikʼ ahâdiyyet makamı ile kurduğu ilişkinin sonucu olarak İbnü'l Arabî'nin bahsettiği varlık mertebelerinde yerini alır. Bu ise kişinin latif duygulara yakınlık ve uzaklığını belirler ve yaşamda başına gelen olayları bu hisler ile değerlendirmesini sağlar. Belgesel tarama yöntemiyle gerçekleşen araştırma bireylerin ʻDoğru Tanrı tasavvuru ve varlık mertebeleriʼ algılarının, krizleri aşmada etkili olduğunu göstermiştir. Allah'ı Aşkın ve İçkin olarak tasavvur edenlerin kriz zamanlarında kendilerine zor zamanlarda bir dayanak noktası olan Tanrı tasavvurunu doğru şekilde oluşturduğu ve bu olaylar ile başa çıkmada yeterlilik gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca varlık mertebelerinde perdeleri kaldırıp yükseldikçe kişi Allah'a yaklaşacak ve zor zamanları bir fırsat olarak değerlendirecektir.
Denetimli serbestlik tedbiri altındaki hükümlülerin rehabilitasyonu ve mükerrer suçun önlenmesinde manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri (Dindarlık ve suç ilişkisi üzerine araştırma)
Suç davranışı ve suç davranışının tekrarı bireysel, sosyal ve psikolojik birçok etmen içermekte ve bu konu adli psikoloji disiplininin çalışma alanları arasında bulunmaktadır. Mevcut araştırma kapsamında motive edici bir araç olarak din ve dindarlık olgusunun hükümlüler için taşıdığı önemin ve onun sosyal fonksiyonunun belirlenmesi, doğru ve etkili bir yaklaşımın benimsenmesi ise bu konudaki gereksinimlerin ve beklentilerin karşılanması çabalarına katkı sunacaktır. Suç, mükerrer suç ve din ile suç ilişkisinin incelendiği çalışmanın ilk bölümünde denetim serbestliğine ilişkin kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde din ve suç ile dindarlık ve suç kavramları ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise manevi rehberlik, dini danışmanlık ve denetimli serbestlikte manevi rehberlik ve dini danışmanlık konularına yer verilmişti. Araştırma bulguları incelendiğinde Kendilerinin dindar olarak tanımlayan kişiler, dinin suç işlemeyi engelleyen bir yapıda olduğu, ailelerin dini inanç ve yaşayışları açısından değerlendirildiğinde bu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olduğu, Cezaevinde dini danışma ve rehberlik hizmetleri kapsamında birden fazla etkinliğe katılanların dini danışma ve rehberlik hizmetleri aldığı sürede tekrardan suç işleme konusunda engelleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinde değerler, dindarlık ve stresle başa çıkma ilişkisi
Çalışma Aydın ilinde ki resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin değerler, dindarlık ve stresle başa çıkma tarzları üzerinde sosyo-demografik değişkenlerin etkisini değerler, dindarlık ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiyi bilimsel bir şekilde anlamayı hedeflemektedir. Çalışmaya 367 sınıf öğretmeni katılmış, katılan öğretmenlere "Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Değerler Ölçeği, Ok-Dini Tutum Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" uygulanmıştır. Veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Fütüvvet değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım biliş, duygu, davranış, Tanrı ve dindarlık boyutları arasında ve özgürlük değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır. Romantik değerler ile çaresiz/kendini suçlayıcı yaklaşım, davranış boyutu arasında ve insan onuru değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır. Materyalist değerler ile boyun eğici yaklaşım, duygu, davranış, dindarlık boyutları ve maneviyat değerleri ile iyimser, çaresiz/kendini suçlayıcı yaklaşım arasında pozitif yönde zayıf ilişki, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde orta şiddette ilişki bulunmaktadır. Entelektüel değerler ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları ve kariyer değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır. Toplumsal değerler ile biliş, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır.
İnsanın anlam ve mutluluk arayışında inancın rolü
Bu çalışmada, insanın anlam ve mutluluk arayışı, Logoterapi ve anlam arayışı, Logoterapi ve teoloji, nihaî anlam arayışında inanç ve dinin rolü konuları ele alınıp araştırılmıştır. İnsanın anlam arayışı ve anlamsızlık, mutluluk arayışı ve mutsuzluk ile ilgili konulara dair görüşler incelenmiş olup, anlam-anlamsızlık ve mutluluk-mutsuzluk olgularının yapısal niteliklerine açıklama getirilmiştir. Logoterapinin, anlam arayışındaki insana sunduğu yanıtlar ve teolojiye bakışı ele alınmıştır. Tanrı inancı, dinî inanç ve ebedîyet inancının, insanın anlam-nihaî anlam arayışındaki rolü araştırılıp incelenmiştir. Logoterapinin, bir psikoterapi ekolü olarak bulduğu tekniklerle ve sunduğu yanıtlarla, insanın anlam arayışına katkıda bulunduğu saptanmıştır. Tanrı inancı, dinî inanç ve ebedîyet inancının, anlam ve nihaî anlam arayışındaki inanan insana, nihaî bir dünya görüşü ve kalıcı anlamlar sunarak rehberlik ettiği ve destek olduğu sonucuna varılmıştır.
Hadisler bağlamında mutluluk
İslam, mutluluğu; dünya mutluluğu ve ahiret mutluluğu olmak üzere iki farklı kategoride ele almıştır. Dünyayı ebedi mutluluk yurdu, cennetin elde edilebileceği mekân olarak değerlendiren İslam'ın, ahiret hayatına daha fazla önem verdiğini söyleyebiliriz. Bu tezimizde İslam'ın dinin temel kaynaklarından ikincisi kabul edilen Hz. Peygamberin hadislerinin, mutluluk kavramıyla ilgili olanlarından yola çıkarak Hz. Peygamberin mutluluğa bakış açısını ele alıp incelemeye çalıştık.
Psikolojik açıdan ateizm: Nitel bir araştırma
Türkiye'deki din psikolojisi araştırmalarında genellikle inanç ve dindarlık üzerinde fazla durulurken inançsızlık ve Tanrı'nın reddedilmesi gibi hususlar pek dikkate alınmamıştır. Kuşkusuz psikolojik açıdan ateistlerin incelendiği çeşitli çalışmalar mevcuttur. Ancak bunlar oldukça sınırlıdır. Bu durum Türkiye'de ateizm konusunun hâlâ araştırılmaya muhtaç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu düşünceden hareketle planlanan bu araştırmada ateistlerin neden inanmamayı tercih ettiği problemine cevap aranmaktadır. Nitel bir desene sahip olan bu çalışmada yapılandırılmış (güdümlü) mülakat tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda açık uçlu 20 soru hazırlanmış, İstanbul'da bulunan Ateistler Deneğine üye olan 18 kişi ile yüz yüze görüşülmüştür. Veriler ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş, daha sonra birebir dökümü yapılarak yazılı hale getirilmiştir. Veriler iki şekilde çözümlenmiştir: Birincisi anahtar kavramlar oluşturularak kümeleme yapılmış, ikincisi söylem analizi tekniğinden faydalanılmıştır. Anlayıcı geleneğe bağlı bir karakter arz eden bu araştırma özü itibariyle hermenötik çözümleme kapsamında değerlendirilebilir. Ulaşılan bulgulara göre ateistlerin Tanrıyı reddetme gerekçeleri "bağımsızlık ve özgürlük arzusu", "Tanrı'nın algılanma biçimi", "kötülük problemi", "anlam arayışı", "akılcı ve mantıkçı (rasyonel) düşünce", "bilim ve teknolojik gelişmeler", "ekonomik liberalizm", "modernite ve sekülerizm" şeklinde sıralanabilir. Özgürlük ve bağımsızlık duygusunun psikolojik çözümlemesinde "kendi kendine yetebilirlik", "güç istenci", "bireyleşme", "narsisizm", "hedonizm" ve "bağlanma ilişkilerinin" bu duyguyu beslediği görülmektedir. Tanrının inkâr edilmesinde psikolojik ve sosyolojik faktörlerin ön plana çıktığı görülmüştür. Özellikle dramatik tecrübeler, kötülük problemi ve olumsuz sosyo-ekonomik koşulların beslediği duygu ve düşünceler ateistlerin Tanrı'yı özü itibariyle kötü algılayarak inkâr ettiklerini göstermektedir. Bu arada onların hayatın anlamını ve varoluşsal boşluğu Tanrısal bir nedene dayandırmadan dünyevi psikolojik gerekçelerle açıklamaya çalıştıkları görülmektedir. Metafizik nedenleri kabul etmeyen ateistler dünyada olup biten tüm hadiseleri aklî ve bilimsel izahlarla açıklamaya gayret etmektedir. Nihayet modernite ve sekülerleşme sürecinin ateistlerin Tanrı, din ve dünya algılarını köklü bir şekilde etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Ateizm, inançsızlık, kötülük problemi, sekülerleşme, insanın özgürleşmesi.
Psikolojik açıdan hayatın zorlukları karşısında dini inanç ve sabır: Nitel bir çalışma
Dinî inanç sistemlerinin ve öğretilerinin tümünde inananlardan hayatın zorluklarına karşı tahammül etmeleri istenir. Bu tahammül sürecinde inananlar çeşitli şekillerde baş etme stratejileri geliştirmişlerdir. İslamî kültürde inananlardan Allah'ın takdirine razı olmaları, başa gelen zorluklara sabretmeleri, haram ve yasakları terk etme ve ibadetlere devamlılık hususunda sebat ve ciddiyet göstermeleri beklenir. Bu çalışma, hayatın zorlukları karşısında Müslüman bireyin hangi psikolojik hallerden geçtiği merakıyla ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla müslüman kültürde insanların hayatın zorluklarıyla nasıl başettikleri, bu insanların nasıl bir yas sürecinden geçtikleri, yaşanan bu zorluklar ve ardından gelen yas sürecinde sosyal destek sistemlerinin nasıl bir işlev üstlendiği sorularına cevap aranmıştır. Öncelikle hayatın zorlukları, yas tutma süreci, başa çıkma stratejileri ve İslamî kültürde sabır olgusunun teorik altyapısı psikolojik bakışla detaylı bir şekilde incelenmiştir. Daha sonra alan araştırması yapılmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden gömülü teori (grounded theory) yaklaşımıyla hazırlanmıştır. Veriler, amaçlı örneklem metoduyla belirlenen insanların yaşadığı ve araştırmacının bizzat şahit olduğu travmatik olaylar ve sonrasında yaşanan tecrübelerin katılımlı gözlem yapılarak kayıt altına alınmasıyla elde edilmiştir. Ayrıca o travmatik olayları yaşayan veya o hadiselerden birinci derecede etkilenen insanlar ve yakınlarıyla yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Elde edilen bütün veriler fenomenolojik analize tabi tutulmuştur. Çalışma sonunda başa çıkma ve sabır bağlamında bazı zorlanan insan tipleri (Şaşkınlar, Kaygılılar, Öfkeliler, Suskunlar, Teslimiyetçiler) ile karşılaşılmış, bir model önerisi olarak da sabra yolculuğun beş hali (Şok-Şikayet-Şüphe-Şükran-Şükür) adını verdiğimiz bir çerçeve oluşturulmuştur. Sonuç olarak inanan insanların hayatın zorlukları karşısında bu hallerden geçeceği ve bu tiplerden birine bürüneceği iddiası ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Keder, yas, sosyal destek, başa çıkma, inanç, iman, sabır.
Dindarlık ile sorumluluk ve öz düzenleme arasındaki ilişki: Çukurova Üniversitesi örneği
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin dindarlık ile sorumluluk ve öz düzenlemeleri arasında nasıl bir ilişki olduğunu incelemektir. Araştırmanın örneklemi 2017-2018 eğitim öğretim yılında Çukurova Üniversitesine bağlı fakültelerde eğitimlerine devam eden ve basit rastlantısal yöntemle seçilen 453 kişiden oluşmaktadır. Veriler demografik bilgi formu İçsel Dini Motivasyon Ölçeği, Sorumluluk Duygu ve Davranışı Ölçeği, Algılanan Öz Düzenleme Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada katılımcıların sorumluluk ve öz düzenleme düzeylerinin dini yönelimleri ve demografik değişkenlerle ilişkileri incelenmiştir. Ayrıca Dindarlık görüntülerinin yaş, cinsiyet, fakülte, kardeş sayısı, kardeş sırası ve gelir düzeyi ile ilişkisi araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların öğrenim gördükleri fakülte ile sorumluluk ve öz düzenleme düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca sorumluluk ve öz düzenleme düzeyi açısından cinsiyet değişkeni haricinde diğer değişkenler ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Bununla birlikte dindarlık, sorumluluk duygusu ve öz düzenleme düzeyi açık olma boyutunda kadınların erkeklere oranla daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Dindarlık düzeylerinin ise kardeş sayısı ve kardeş sırasına göre anlamlı bir farklılaşma gösterdiği, ortanca çocukların sorumluluk duygu düzeylerinin yüksek, tek çocukların sorumluluk düzeylerinin ise daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kullanılan ölçekler arasında ise her üç durumda da pozitif yönde seyreden anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dindarlık, Sorumluluk, Öz Düzenleme, Çukurova Üniversitesi.
Evlilik uyumu-dindarlık ilişkisi: Adana örneği
Bu çalışmanın amacı, evlilik uyumu ve dindarlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi, en az bir yıllık evli olan 418 bireyden oluşmaktadır. Veriler demografik bilgi formu, Çift Uyum Ölçeği ve Dinsel Yaşayış Ölçeği ile toplanmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan evlilikte dinin etkisini hissetme, evlilikteki cinsiyet rolleri, eşe yapılan yüklemeler ve akraba ilişkilerine dair tutum maddelerine de yer verilmiştir. Toplanan veriler Pearson Moment ve Spearman Rho korelasyon analizi, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA, tek yönlü MANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre evlilik uyumu ve dindarlık arasında pozitif yönde, anlamlı, ancak düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Aynı şekilde dindarlık ve evlilik uyumunun alt boyutları ile evlilik uyumu ve dindarlığın alt boyutları arasında da pozitif yönde, genellikle anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya ait diğer bulgular şu şekildedir: 1. Evlilikte dinin etkisini hissetmeye dair değişkenler ile evlilik uyumu arasında anlamlı bir ilişki vardır. 2. Evlilikteki cinsiyet rolleri, eşe yapılan yüklemeler ve akraba ilişkilerine ait değişkenlerle hem evlilik uyumu hem de dindarlık arasında anlamlı bir ilişki vardır. 3. Erkeklerin evlilik uyumu, kadınlara göre daha yüksektir. 4. Görücü usulü ve isteyerek evlenenlerin dindarlık düzeyi, tanışarak evlenenlere göre daha yüksektir. 5. Evlilik yaşı arttıkça evlilik uyumu artmakta, dindarlık ise azalmaktadır. 6. Eşle yaş farkına dair bazı gruplar, evlilik uyumu açısından farklılaşmaktadır. 7. Evlilik süresi arttıkça dindarlık artmaktadır. 8. Çocuk sayısı ve planlanan çocuk sayısı arttıkça dindarlık artmaktadır. 9. Çalışan erkeklerin evlilik uyumu, çalışan kadınlardan daha yüksektir. 10. Çalışmayan kadınların dindarlık düzeyi, çalışan kadınlardan daha yüksektir. 11. Eşi çalışmayan katılımcıların evlilik uyumu, eşi çalışan katılımcılara göre daha yüksektir. 12. Eşi çalışmayan erkeklerin evlilik uyumu, eşi çalışmayan kadınlara göre daha yüksektir. 13. Geliri eşinden az olan kadınların dindarlık düzeyi, geliri eşinden fazla olan kadınlara göre daha yüksektir. 14. Evlilik öncesi cinsel tecrübe yaşamayanların dindarlık düzeyi, evlilik öncesi cinsel tecrübe yaşayanlara göre daha yüksektir. 15. Evlilik öncesi cinselliği onaylamayanların dindarlık düzeyi, evlilik öncesi cinselliği onaylayanlara ve kararsızlara göre daha yüksek, evlilik öncesi cinselliği onaylayanların dindarlık düzeyi de kararsızlara göre daha yüksektir. 16. Evlilik dışı cinsel tecrübe yaşamayanların hem evlilik uyumu hem de dindarlık düzeyi, evlilik dışı cinsel tecrübe yaşayanlara göre daha yüksektir. 17. Evlilik dışı cinsel tecrübeyi onaylayanlar ve onaylamayanların dindarlık düzeyi, kararsızlara göre daha yüksektir. 18. Anne-babanın evliliğine ait mutluluk düzeyi arttıkça hem evlilik uyumu hem de dindarlık artmaktadır. Ortaya çıkan bu araştırma bulguları ilgili literatür bağlamında tartışılmış ve yorumlanmış, ileride yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Ahlâkî olgunluk-dindarlık ilişkisi: Adana örneği
Din ile ahlâk arasındaki ideal ilişki, davranışsal düzlemde her zaman karşılık bulmayabilmektedir. Dinî öğretilerin ahlâkî davranışlara aracılık etmesinde, bireylerin dindarlıkları ve çeşitli tutumlarının etkileri söz konusudur. Bu araştırmada ahlâkî olgunluk ile dindarlık arasındaki ilişki incelenmiş ve bu ilişkiyi etkileyebileceği düşünülen çeşitli faktörler araştırılmıştır. Araştırma, betimsel ve nicel desenli olup ilişkisel tarama modeli ile hazırlanmıştır. Araştırma örneklemi, Adana'da görev yapan öğretmenler, imam-hatipler, mühendisler ve Kur'an kursu öğreticilerinden 387 gönüllü katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler, katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin bilgi formu, Ahlâkî Olgunluk Ölçeği, Dinsel Yaşayış Ölçeği ve din-ahlâk ilişkisine yönelik tutumlara ilişkin likert tipi ek sorularla, anket tekniği aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS Statistics 22 ile SPSS Amos 24 uygulamalarından yararlanılmıştır. Araştırma sorularına yanıt bulabilmek adına, analiz tekniklerinden Pearson Moment ve Spearman Rho korelasyon analizi, Bağımsız Gruplar t-Testi, Mann-Whitney U Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kruskal-Wallis H testi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca dindarlığın ahlâk boyutu ile ahlâkî olgunluk arasındaki ilişkide ibadet boyutunun aracılık etkisini tespit edebilmek maksadıyla SPSS Amos uygulaması ile yapısal eşitlik modellemesi uygulanarak aracılık analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, ahlâkî olgunluk ile dindarlık arasında pozitif yönlü ve anlamlı, orta düzeyde ilişki bulunduğunu göstermektedir. Dindarlık-ahlâklılık ilişkisine yönelik tutumlardan "iki yapının birbirinden bağımsız olduğu" görüşünün ahlâkî olgunluğu %5 oranında negatif yönlü yordadığı görülmektedir. Dahası, dindarlığın ahlâk boyutu ile ahlâkî olgunluk arasındaki ilişkide ibadet boyutunun tam aracılık etkisi göstermesi, dikkat çekici bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sonuçlar, dindarların daha yüksek bir ahlâkî olgunluk ortalamasına sahip olduğunu ve çoğunlukla dindarlıktan bağımsız bir ahlâkî yaşamı onaylamadıklarını göstermektedir. Ayrıca ahlâkî olgunluk hususunda, dindarlığın ibadet boyutunun ahlâk boyutuna göre daha fazla belirleyici olduğu düşüncesi ön plana çıkmaktadır. Buna dayanarak dindarlık-ahlâkî olgunluk ilişkisini şekillendiren faktörler, farklı örneklem ve yöntemlerle incelenmeli ve muhtemel yeni dindarlık formları dikkate alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ahlâkî olgunluk, dindarlık, inanç, ibadet, ahlâk psikolojisi.