Mental health

125 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Öğretmen adaylarında öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı ölçeği" geliştirme çalışması

Amaç: Öğretmenlerin öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı; öğrencilerin iyi ruh sağlığını sağlaması, ruhsal bozukluklarını tanıması, yönetmesi ve doğru bilgi kaynaklarına ulaşabilmesi açısından mezuniyet öncesi kazanılması gereken bir beceridir. Araştırmamızda Öğretmen Adaylarında Öğrenci Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği (ÖRSO-ÖA) geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu metodolojik çalışma 2019'da Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi 4.sınıf öğrencilerinde yürütülmüştür. Evrenin tamamına (559) ulaşılması hedeflenmiş, 510 (%91,2) öğrenci araştırmaya dâhil edilmiştir. Veri toplamada araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu ve 90 maddelik madde havuzundan uzman görüşü ile 50 maddeye düşürülen 5'li Likert tipinde ÖRSO-ÖA kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde; tanımlayıcı istatistikler, kapsam geçerlilik indeksi, madde, temel bileşenler, açımlayıcı faktör analizleri, Cronbach Alfa katsayısı, yarıya bölme yöntemi, Tukey's test of additivity, Hotelling's T-Squared, Interclass Correlation Coefficient, Kolmogorov-Smirnov, Mann Whitney-U ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmış, p<0,05 önemli kabul edilmiştir. Bulgular: Öğretmen adaylarının %59,4'ü kadın olup, %68,6'sının anne eğitimi, %46,3'ünün baba eğitimi okuryazar değil/okuryazar/ilkokul mezunudur. %6,5'inin kendisinde ve %13,3'ünün yakın çevresinde doktor tanılı ruhsal hastalık bulunmaktadır. Madde elemesi analizleriyle 30 maddeye indirilen ÖRSO-ÖA'nın KMO:0,913, Bartlett Küresellik Testi p<0,001'dir. Ölçek 7 faktörden oluşmuş açıklanan toplam varyans %62,07'dir. Faktör1 "Ruh Sağlığı Bozukluklarını Tanıma", Faktör2 "Pozitif Ruh Sağlığını Geliştirme ve Sürdürme", Faktör3 "Yasal Durumları Yönetme", Faktör4 "Sosyal Sorunları Yönetme", Faktör5 "Zararlı Alışkanlıkları Fark Etme", Faktör6 "Profesyonel Yardım", Faktör7 "Ruh Sağlığı ile İlgili Doğru Bilgiye Ulaşma" olarak adlandırılmıştır. Cronbach Alfa katsayısı 0,908, Guttman Split-Half katsayısı 0,816, Spearman–Brown katsayısı 0,827'dir. Ölçek puanı toplanabilir özellikte değildir ve ölçmek istenilen özelliği ölçen, güçlü ve homojen bir ölçektir (p<0,001). Ölçek maddelerinin sıralanma şekli ve birbirleriyle uyumu uygundur (p<0,001). Faktör1-2-6-7 puanları kadınlarda, Faktör1-2-4-5-6-7 puanları sınıf öğretmenliği bölümünde okuyanlarda, Faktör5 puanı baba eğitimi ortaokul/lise/üniversite ve üzeri olanlarda, Faktör6 puanı ise ruhsal hastalık tanısı olmayanlarda daha yüksektir (p<0,05). Sonuç: ÖRSO-ÖA öğretmen adaylarının öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı düzeylerinin değerlendirilmesinde geçerli ve güvenilir bir araç olup, öğretmen adaylarının öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı düzeyini 7 alanda ölçmekte, toplam puanı bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Ruh Sağlığı Okuryazarlığı, Öğretmen adayı, Öğrenci, Ölçek, Geçerlilik-Güvenilirlik.

Aday öğretmenlerRuh sağlığıSağlık okuryazarlığı+3
Mehtap Canciğer Eltaş
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik toplum tutumları üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolü

Amaç: Bu çalışma; ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik toplum tutumları üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolünü incelemek amacıyla tasarlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı-ilişki arayıcı modelde tasarlanmış bu araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinde dahili ve cerrahi birimlerde yatarak bakım hizmeti alan hastaların yakınları oluşturmaktadır. Evreni belli olmayan örneklem hesabı yapılmış ve çalışma 270 (n=270) hasta yakınının katılımı ile tamamlanmıştır. Veriler Nisan 2022-Ekim 2022 tarihleri arasında Kişisel Bilgi Formu, bu çalışma kapsamında geliştirilen Şizofreniye İlişkin Mitler Formu, Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği, Ruhsal Sorunlu Bireylere Yönelik Toplum Tutumları Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın aracılık etkisinin değerlendirilmesinde hiyerarşik regresyon analizleri PROCESS Model 4 kullanılmıştır. Anlamlılık değeri p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik olumlu toplum tutumları (iyi niyet alt boyutu, toplum ruh sağlığı ideolojisi alt boyutu) üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolü bulunmazken (p>0,05), olumsuz toplum tutumları (korku/dışlama alt boyutu) üzerine etkisinde mitlerin aracılık ettiği tespit edilmiştir (β:0,403; p=0,000). Sonuç: Bu çalışma ile birlikte şizofreniye ilişkin mitleri değerlendiren bir form geliştirilmiştir ve aracılık etkisi ilk kez değerlendirilmiştir. Ayrıca şizofreniye ilişkin mitlerin olumsuz toplum tutumlarına neden olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda ruh sağlığı okuryazarlığı düzeyinin arttırılarak mit düzeyinin azaltılmasına ve olumlu toplum tutumlarının geliştirilmesine yönelik toplumsal farkındalığı arttıracak hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, Mit, Ruh sağlığı okuryazarlığı, Şizofreni, Tutum.

MitlerRuh sağlığıSağlık okuryazarlığı+2
Türkan Peşkirci
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin sağlıklı yaşam davranışları ve ruhsal sağlık durumu

Bu araştırmanın amacı Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin sağlıklı yaşam davranışlarının ve ruhsal sağlık durumlarının değerlendirilmesidir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan araştırma etik kurul onayı alındıktan sonra 22 Eylül-30 Ekim 2017 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın evrenini Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 472 öğrenci oluşturdu. Araştırma 375 öğrencinin katılımıyla tamamlandı. Araştırmanın verilerinin toplanmasında sosyo-demografik bilgi formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-52 ve Genel Sağlık Anketi-12 kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Verilerin istatistiksel analizinde; bağımsız gruplar için t testi, One-Way Anova (Post-hoc Tukey testi), Pearson Kolerasyon analizi ve Ki-kare testi kullanıldı. Değerlendirmelerde p<0,05 değerleri istatistiksel açıdan anlamlı olarak kabul edildi. Araştırma kapsamına giren öğrencilerin %72,5'i kadın, %27,5'i erkek, %60,8'i' 21 yaşın altında ve yaş ortalaması 20,37±2,04 yıldır. Öğrencilerin %34,1'i birinci sınıfta, %88,3'ü hemşirelik bölümünde öğrenim görmektedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği toplam puanı 123,14±19,71 olarak bulunmuştur. En yüksek puan ortalamasının kişilerarası ilişkiler, en düşük puan ortalamasının ise fiziksel aktivite boyutuna ait olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin sınıf düzeyleri, bölümleri, aile yapısı, ekonomik durum ve genel sağlık algıları, kronik hastalık durumları ile sigara içme durumları sağlık yaşam davranışları üzerinde etkili bulundu (p<0,05). Öğrencilerin %48,3'ünde ruhsal sağlık iyi, %51,7'sinde ruhsal sağlık kötü bulundu. Sürekli olarak köy/kasabada yaşayanlar ile halen sigara içenlerde ve alkol kullananlarda ruhsal sağlık daha kötüdür (p<0,05). Genel sağlığı iyi olanların ruhsal sağlığı da daha iyidir (p<0,05). Arkadaş ilişkisi ve akademik başarı algısı öğrencilerin ruhsal sağlıkları üzerinde anlamlı etkiye sahipti (p<0,05). Bölümünden memnun olanların ruhsal ağlıkları daha iyidir. Son bir yıl içinde kaygı yaşadığını belirten öğrencilerde ruhsal sağlık daha kötüdür (p<0,05). Ruhsal sağlığı iyi olan öğrencilerde sağlıklı yaşam davranışları daha yüksektir (p<0,05). Öğrencilerin sağlıklı yaşam davranışları azaldıkça ruhsal sağlıkları kötüleşmektedir (p< 0,05). Öğrencilerin sağlıklı yaşam davranışları orta düzeyde olup en az aldıkları puan fiziksel aktivitedir. Öğrencilerin yarısından fazlasında ruhsal sağlık durumu kötüdür. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları olumlu hale geldikçe ruhsal sağlık durumları daha iyi olmaktadır. Sağlıkla ilgili alanlarda öğrenim gören öğrenciler mesleki ve toplumsal rolleri gereği öncelikle kendi yaşam davranışlarını düzeltmelidirler. Bu sayede fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı bireyler olarak hizmet verecekleri toplumu etkileme özelliğini kazanabilirler. Anahtar Kelimeler: Sağlık bilimleri; Sağlıklı yaşam davranışları; Öğrenci; Ruhsal sağlık

DavranışRuh sağlığıSağlıklı yaşam+2
Ayşe Çalmaz
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ruh sağlığı birimine başvuran bireylerin içselleştirilmiş damgalama düzeyleri ile sağlık kontrol odağı inançları arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı ruh sağlığı bozukluğu tanısı almış kişilerin sağlık kontrol odağı inançları ile ruhsal hastalıklara yönelik damgalamayı içselleştirme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve sağlık kontrol odağı inancının kendi kendini damgalama düzeyi üzerinde etkisinin saptanmasıdır. Bu amaçla araştırmaya Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'na başvuran 159 katılımcı araştırmaya dahil edilmiş, karıştırıcı etkinin önlenmesi amacıyla adli kurul ve sağlık kurulu hastaları çalışmaya alınmamıştır. Araştırmada Çok Boyutlu Sağlık Kontrol Odağı Ölçeği ve Ruhsal Hastalıkların İçselleştirilmiş Damgalanması Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada elde edilen verilen aşamalı çoklu doğrusal regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; hastaların kendi kendilerini damgalama düzeylerini en iyi şans kontrol odağı inancının yordadığı bulunmuştur. Şans sağlık kontrol odağı inancı ile iç sağlık kontrol odağı inancının kendini damgalama puanları ile ilişkisi olduğu görülmüştür. Buna göre, şans sağlık kontrol odağı inancı yüksek bireylerin içselleştirilmiş damgalama puanları yüksek, iç sağlık kontrol odağı inancı yüksek bireylerin kendini damgalama puanlarının düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca veri toplama araçlarından alınan puanlarla, hastaların demografik özellikleri ve hastalık tanıları ile aldıkları tedavi ilişkisi de araştırma kapsamında incelenmiştir. Elde edilen bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, araştırmanın sınırlılıkları ve gelecek çalışmalara yönelik öneriler çalışma sonunda sunulmuştur.

DamgalamaMental bozukluklarRuh sağlığı+1
Neslihan Yortan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerine verilen ruhsal hastalıklara yönelik eğitimin inanca ve sosyal mesafeye etkisi

Çalışma ergenlere verilen ruhsal hastalıklara yönelik eğitimin, ergenlerin ruhsal hastalıklara yönelik inancına ve sosyal mesafelerine etkisini araştırmak amacı ile yarı deneysel ön test-son test kontrol gruplu desen etkisinde planlanmıştır. Araştırma Afyon Dazkırı İlçe Merkezi'nde bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı dört lisede yapılmıştır. Araştırmanın uygulama kısmı 2014-2015 öğretim yılında bahar yarıyılında bu liselerde öğrenim gören araştırmaya katılmayı kabul eden öğrencilerle yürütülmüştür. Çalışmaya alınacak öğrencileri belirlemek amacıyla; Dazkırı ilçesinde öğrenim gören 727 lise öğrencisine Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnanç ölçeği ve Sosyal Mesafe ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerden yüksek puan alan 154 öğrenci ile çalışmaya devam edilmiştir. Bu öğrencilerin belirlenmesinde ruhsal hastalıklara yönelik inanç ölçeği puanının yüksekliğine dikkat edilmiştir. Bu öğrenciler basit rastgele tesadüfi örneklem yöntemine göre 78 girişim ve 76 kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Girişim grubuna ruhsal hastalıklara yönelik verilen eğitime olumlu katkı sağladığı bilinen "Akıl Oyunları" ve "Biz, siz, onlar" filmleri seyrettirilerek ve haftada iki toplamda on saatten oluşan ders anlatımlı ve tartışmalı olarak planlanan ruhsal hastalıklara yönelik bir damgalama eğitimi verilmiştir. Eğitim sonrası girişim ve kontrol grubu karşılaştırılarak eğitimin etkinliği değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Etik olarak girişim ve kontrol grubuna eğitimin bitiminden bir ay sonra anketler tekrar uygulanmış ve ardından girişim grubuna verilen eğitimin aynısı kontrol grubuna ve eğitime katılmak isteyen öğrencilere de bir oturum şeklinde verilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, damgalama eğitiminin öğrencilerin ruhsal hastalığa yönelik inanç ve sosyal mesafe algılarını olumlu yönde değiştirdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Damgalama eğitimi verilen öğrencilerin ruhsal hastalığa yönelik inanç ve sosyal mesafe algıları damgalama eğitimi verilmeyen öğrencilere göre daha olumlu yönde değişmiştir. Ergenlere verilen eğitimler ruhsal hastalığa karşı olan tutumda pozitif yönde etkili olmuştur(p<0,05). Anahtar Kelimeler: Eğitim, Ergen, İnanç, Ruhsal Hastalık, Sosyal Mesafe

ErgenlerLise öğrencileriPsiko-eğitim programı+3
Hatice Çalık Koyak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Amatör ve profesyonel futbolcuların Covid–19 pandemi döneminde mental sağlıklarının araştırılması

Bu çalışmanın amacı Covid-19 pandemi döneminde amatör ve profesyonel futbolcuların mental sağlıklarını araştırılmasıdır. Bu amaçla 49 amatör kadın, 68 amatör erkek ve 34 profesyonel erkek futbolcular çalışmaya katılmıştır. Katılımcıların uyku kalitesi ve depresyon belirtilerini ölçmek amacıyla 24 sorudan oluşan Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ve 21 sorudan oluşan Beck Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Değerler minimum, maksimum, ortalama, standart sapma, standart hata şeklinde ortaya koyuldu. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Normallik sınaması için Kolmogorov-Smirnov testi yapıldı. Gruplar arası farkların analizi için One Way Anova ve LSD testleri yapıldı. Katılımcıların yaşa göre gruplandırılmasında BDÖ toplam puanında, öznel uyku kalitesi ve uyku bozukluğu parametrelerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. (p<0.05) Katılımcıların spor kategorilerine göre gruplandırılmasında BDÖ toplam puanı, öznel uyku kalitesi, uyku latensi, uyku bozukluğu, toplam PUKİ puanı parametrelerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. (p<0.05) Katılımcıların spor yaşına göre gruplandırılmasında hiçbir parametrede anlamlı farklılık bulunamamıştır. (p>0.05) Sonuç olarak Covid-19 pandemi döneminde amatör kadın ve amatör erkeklerin uyku kalitesinin kötü, profesyonel erkeklerin uyku kalitesinin iyi olduğu söylenebilir. Covid-19 pandemi döneminde amatör kadınların depresyon belirtisinin kötü, amatör erkek grubunun orta ve profesyonel erkeklerin depresyon belirtilerinin iyi olduğu söylenebilir.

COVID 19DepresyonFutbol+4
Hasan Akgün
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ciddi ruhsal bozukluğu olan hastaların madde kullanımlarının ve ilişkili değişkenlerin belirlenmesi

Bu çalışma ciddi ruhsal bozukluğu olan hastalarda sigara, alkol ve diğer bağımlılık yapıcı madde kullanımlarının birlikte görülme sıklığını ve bu ilişkiyi çeşitli yönleriyle araştırmak amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı türde yapılan araştırma, bir eğitim ve araştırma hastanesinin ve bir üniversite hastanesinin psikiyatri poliklinik ve yataklı servisindeki hastalarla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar, ikiuçlu bozukluk, majör depresif bozukluk, anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluğu tanısı almış 358 hasta oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, Sosyodemografik Bilgi Formu ve Madde Kullanım Özellikleri Formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve ki-kare testi kullanılmıştır. Sigara kullanımında en yüksek grup şizofeni tanılı hastalar (%70.4) olmak üzere diğer ruhsal bozukluklar arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür (p<0.05). Sigara kullanım oranı, çoktan aza doğru sırası ile şizofreni ve psikozla giden bozukluklar, iki uçlu bozukluk, majör depresyon, anksiyete bozukluğu ve obsesif kompulsif bozukluk şeklindedir. Hastaların alkol ve madde kullanım oranlarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Çalışmaya dahil edilen hastalardan alkol ve madde kullanan kişilerde sigara içme deneyimi olduğu ve herhangi bir madde kullanımına en çok gençlik yıllarında başlandığı saptanmıştır. Sigara, alkol ve diğer madde kullanımının önlenmesi için psikiyatri hemşireleri tarafından risk faktörlerinin belirlenmesi, madde kullanım bozukluğu geliştirme riski yüksek olan hasta gruplarının bilinmesi, bu maddeleri kullanım oranı yüksek olan hasta grupları başta olmak üzere etkili başetme yöntemlerinin tedaviyle birlikte hastalara verilmesi önerilir. Ayrıca alkol ve diğer madde kullanımına geçişte basamak görevinde olan sigara kullanımının önlenmesinde özellikle psikiyatrik tıbbi tanısı bulunan hastaların risk grubunda değerlendirilmesi, birincil ruhsal hastalığın tedavisi yapılırken ya da tamamlandıktan sonra mevcut madde kullanım bozukluklarının tedavi edilmesi önerilir. Anahtar kelimeler: Psikiyatri Hemşireliği, Ruhsal Bozukluk, Madde Kullanım Bozuklukları

Madde kullanım bozukluklarıMental bozukluklarPsikiyatrik hastalıklar+2
Tuğba Koca
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVİd-19 pandemisinin öğretmenlerde mental, fiziksel sağlık ve yaşam doyum düzeylerine etkisi (Gaziantep İli)

Bu çalışmada, Covid-19 pandemisinin Gaziantep ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin fiziksel sağlık mental sağlık ve yaşam doyumlarına etkisini belirlemek amaçlanmaktadır. Mental ve fiziksel sağlık ölçeği kullanılarak anket yapılmıştır. 4'lü likert tipi ölçektir. İkiden fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında normal dağılıma sahip değişkenler için Anova ve Tukey çoklu karşılaştırma testleri ile normal dağılıma sahip olmayan değişkenlerde Kruskal Wallis ve Dunn çoklu karşılaştırma teknikleri sonuçları değerlendirildiğinde, katılımcıların "evde spor yapma süreleri" değişkeni bakımından mental ve fiziksel sağlık ölçeği puanları ile yaşam doyum ölçeği puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu ifade edilebilir. Farklılığın hangi bağımsız gruplardan kaynaklandığının anlaşılabilmesi için yapılan ikili karşılaştırmalarda, katılımcıların mental ve fiziksel sağlık ölçeği puanlarının tüm gruplarda anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Katılımcıların yaşam doyumu ölçeği puanlarının ise "Hiç" spor yapmayan ve "Haftada 1 Gün" ayıran katılımcılar arasındaki farkın anlamlı olmadığı diğer tüm gruplar arasındaki farkın ise anlamlı olduğu saptanmıştır. Katılımcıların "günlük internet kullanım süresi" değişkeni bakımından mental ve fiziksel sağlık ölçeği puanları ile yaşam doyum ölçeği puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu ifade edilebilir. Bağımsız gruplar arasında yapılan ikili karşılaştırmalara göre, "Covid-19 pandemi döneminde günlük internet kullanım süresi" 1-3 saat olan katılımcıların mental ve fiziksel sağlık ölçeği puanları 4 saat ve üzeri olan katılımcıların puanlarından anlamlı şekilde yüksektir. Katılımcıların Yaşam Doyumu Ölçeği puanlarının ise tüm gruplar arasında anlamlı farklık gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların "Covid-19 pandemi döneminde evde en sık yapılan rekreaktif aktivite" değişkeni bakımından Yaşam Doyum Ölçeği puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu söylenebilir. Katılımcıların "Covid-19 pandemi döneminde evde en sık yapılan rekreaktif aktivite" değişkeni bakımından mental ve fiziksel sağlık ölçeği puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu ifade edilebilir. Bireylerin ruh sağlığı ve fiziksel sağlığını koruyabilmesi ve yaşam kalitelerini artırabilmeleri için düzenli fiziksel aktivite yapmaları önerilmektedir.

COVID 19GaziantepKorona virüs enfeksiyonları+6
Mehmet Eşki
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ayaktan tedavi alan psikiyatri hastalarında sağlık anksiyetesi ve içselleştirilmiş damgalanma algısı ile ilaç uyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Ayaktan tedavi alan psikiyatri hastalarında sağlık anksiyetesi ve içselleştirilmiş damgalanma algısı ile ilaç uyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yürütülen araştırma 286 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği ve Morisky Tedavi Uyum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı testler (ortalama, standart sapma, medyan, yüzde dağılımları) ile nonparametrik testler ve kolerasyon testleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği toplam puanı 60,65±15,32 ve sağlık anksiyetesi toplam puanı 20,46±9,33 olarak hesaplanmıştır. İlaç uyumu %33 oranında yüksek, %52 oranında orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizinde Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği alt boyutları ve toplam puan ortalamaları ile sağlık anksiyetesi puan ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu, damgalanmaya karşı direnç alt boyutu ile sağlık anksiyetesi arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Hastaların sosyodemografik özelliklerine göre incelendiğinde, 40 yaş altındakilerin, boşanmış olanların, ücretli bir işte çalışmayanların, düşük ilaç uyum düzeyine sahip olanların içsellştirilmiş damgalanma düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca boşanmış olanların ve ücretli bir işte çalışmayanların sağlık anksiyetesi düzeylerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu (p<0.05) saptanmıştır. Psikiyatri hemşireleri, hastaların yaşadığı damgalamayı ve anksiyeteyi azaltmada ve tedaviye uyumlarını artırmada önemli rollere sahiptir. Bu nedenle hastaların iyileşme ve rehabilitasyon sürecinde dayanıklılık geliştirmelerine ve güçlenmelerine destek olacak uygulamalarda aktif rol üstlenmelidir.

AnksiyeteDamgalamaPsikiyatrik hastalar+4
Aydan Çelik
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of lifestyle of patients with colon cancer in mosul city

Colon cancer is one of the cancer types associated with the highest number of deaths each year worldwide. There is no specific information about the cause, but there is a lot of evidence associated with the incidence of colon cancer. The lifestyle factors of patients with colon cancer are very important because of the incidence of the disease and their impact on the course of treatment after the patient is diagnosed. The present study aims to evaluate lifestyle factors among patients in the city of Mosul in 2022. The study is a descriptive and cross-sectional study. In the study, a special tool suitable for Iraqi societies was applied. The tool consists of two parts, in the first part of which the demographic information of the patient is included, and in the second part, questions about general health, physical activities, balanced nutrition, mental health and weight control. The study was carried out with 72 patients diagnosed with colon cancer. Evaluation was made by percentage analysis. Looking at the results of the study, 27.8% of the sample of the study was between the ages of 49-58, 61.1% were male, 87.5% were married, 54.2 of them lived in the city, 31.9% were primary school graduates, 41.1% did not have a good income, 52.8% had a positive family history, 33.3% had a weight between 81-90 kg, 66.7% had a colostomy, 45.8% It was concluded that he had an additional disease and 57.57% of these additional diseases were hypertension, at the same time 83.3% had complications and these complications were mostly anorexia at a rate of 68.33%. When we questioned the lifestyles of the patients in the study, it was seen that 80.6% of the patients gave importance to their health in the field of general health, but 54.2% did not follow the health programs on television or radio. In the physical activities of the patients, It was observed that 59.7% of them led an active life, but 54.2% stated that they did not have enough energy to continue their daily living activities and they felt tired. In terms of nutrition, it was observed that the patients generally preferred a healthy diet and 59.7% of them avoided salty foods. Considering the mental health outcomes of the patients, It was concluded that 80.6% were satisfied with their life, but 56.9% did not have positive thoughts or feelings. As a result of questions about weight control. It was observed that 59.7% of the patients kept their weight at an appropriate level, but 69.4% did not follow a diet. Looking at the results in general, it can be said that patients diagnosed with colon cancer pay attention to their quality of life. However, these patients are still recommended to apply education programs to improve and their quality of life.

NutritionBalanced nutritionPhysical activity+6
Saad Mohammed Alı Alı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between university students' barriers to seeking mental health counseling and their attitudes to seeking professional psychological help

Aim: This research aims to determine the barriers that prevent university students from getting mental health counseling and the effects of these barriers on their attitudes towards seeking professional psychological help. Method: A cross-sectional descriptive study was conducted at five universities in Iraq between 9/1/2020 and 1/3/2021. The universe of the research consisted of students studying at these universities. The sample number was determined as at least 384 people by the sample calculation method in cases where the universe is unknown. The data were collected online via google forms. "Personal Information Form", "Barriers to Seeking Mental Health Counseling" and "Attitudes Toward Seeking Professional Psychological Help" were used to collect data. Results: It was determined that 89.8% of the study group were male and 76.8% were between the ages of 19-23. Barriers to Seeking Mental Health Counseling Scale mean score of university students 27.33 ± 3.62 Attitudes Towards Seeking Professional Psychological Help scale mean score of 6.47 ± 3.62 Barriers to Seeking Mental Health Counseling Scale of university students sub-dimension scores of discomfort, in-group stigma, lack of knowledge and cultural barriers it was determined that there is a statistically significant negative relationship between the total score of the Attitudes Towards Seeking Professional Psychological Help scale and the total score. As the sub-dimension scores of discomfort related to emotions, in-group stigma, lack of knowledge and cultural barriers increase, the total score of the Attitudes Towards Seeking Psychological Help scale decreases. Conclusion: It was determined that the students' scores on the Barriers to Seeking Mental Health Counseling scale were high and these barriers negatively affected the Attitudes Towards Seeking Psychological Help. Keywords: Mental health, Psychological counseling, Prevention of mental health problem

Psychological counselingPsychological helpMental health+2
Wısam Herez Abd Alı Al-rubaye
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozukluk hastalarında içselleştirilmiş damgalanmanın yaşam kalitesi ve tedavi uyumu üzerine etkisi

İçselleştirilmiş damgalanma, toplumdaki kişilerin hasta hakkındaki olumsuz kalıp yargılarının hasta tarafından benimsenmesi ve bunun neticesinde değersizlik, yetersizlik gibi olumsuz duygu ve düşüncelerle kendisini toplumdan geri çekmesidir. Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), bireyin mesleki ve sosyal işlevselliği üzerinde olumsuz etkileri olan, obsesyon ve/veya kompulsiyonlarla karakterize, kronik seyirli ruhsal bir hastalıktır. Bu çalışmada, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) hastalarında içselleştirilmiş damgalanmanın, yaşam kalitesi ve tedavi uyumu üzerine olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın örneklemi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi veya Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniklerine başvurmuş 55 OKB hastasından oluşmaktadır. Çalışmaya katılan hastalara Sosyodemografik Veri Formu, Yale-Brown Obsesif Kompulsif Skalası (Y-BOCS), Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği (RHİDÖ), Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Form (WHOQL-BREF) ve Morisky Uyum Ölçeği (MUÖ) uygulanmıştır. Adli öyküsü olanların RHİDÖ puanlarının yüksek olduğu bulunmuştur (p=0,002). İçselleştirilmiş damgalanma düzeyi ile obsesyon düzeyi ve içselleştirilmiş damgalanma düzeyi ile kompulsiyon düzeyi arasında anlamlı düzeyde bir ilişki bulunmuştur (p=0,000). İçselleştirilmiş damgalanma düzeyi ile yaşam kalitesi arasında yüksek düzeyde ters yönlü bir ilişki bulunmuştur (p=0.000). İçselleştirilmiş damgalanma düzeyi ile tedavi uyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p=0.061). Sonuç olarak, OKB hastalarının yaşam kalitesi çalışmalarında içselleştirilmiş damgalanma etkisi dikkate alınmalıdır.

DamgalamaHasta uyumuObsessif davranış+4
Hüseyin Mesut Mercan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane çalışanlarında tükenmişlik sendromunun bel ağrısı, boyun ağrısı, ruhsal durum ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma hastane çalışanlarında tükenmişlik sendromunun bel ağrısı, boyun ağrısı, ruhsal durum ve yaşam kalitesi ile ilişkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma toplamda 235 hastane çalışanı olan bireyi içerdi. Çalışmaya alınan tüm bireylerin ayrıntılı sosyodemografik verileri kaydedildi. Bel ve boyuna ait ağrı şiddeti ölçümleri (Vizüel Analog Skalası/VAS), tükenmişlik düzeyinin belirlenmesi (Maslach Tükenmişlik Ölçeği/MTÖ) değerlendirmeleri yapıldı. Aynı zamanda bireylerin boyun ağrısı ile ilişkili özür durumu (Boyun Özür Göstergesi/BÖG), bel ağrısı ile ilişkili özür durumu (Oswestry Skalası), ruhsal durum (Beck Depresyon Ölçeği/BDÖ) ve yaşam kaliteleri (SF-36) değerlendirmeleri yapıldı. Çalışmamızın sonuçları yaş ve cinsiyetin tükenmişlikle ilişkili olmadığını göstermiştir (p>0.05). Medeni durum, eğitim durumu, meslek, hizmet yılı, haftalık çalışma saati ve iş memnuniyetinin tükenmişlikle ilişkili olduğu sonucuna vardık (p<0.05). Bel/boyun ağrı şikayeti bulunan hastane çalışanlarında tükenmişlik düzeyinin ağrısız çalışanlara göre anlamlı derecede daha yüksek olduğunu saptadık (p<0.05). Duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı düzeyleri ile BÖG, Oswestry Skalası, BDÖ ve SF-36 değerlendirme sonuçları arasında anlamlı bir korelasyon bulundu (p<0.05). Bu çalışma bel/boyun ağrı şikayeti bulunan hastane çalışanlarında tükenmişlik düzeyinin ağrısız çalışanlara göre anlamlı derecede daha yüksek olduğunu ve bu çalışanlarda TS' nin özür, ruhsal durum ve yaşam kalitesi ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle ağrı şikayeti olan hastane çalışanlarında tükenmişlik durumunun da değerlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Bel ağrısı, boyun ağrısı, hastane çalışanı, tükenmişlik sendromu, MTÖ

AğrıBel ağrısıBoyun ağrısı+7
Hazel Çelik
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik bireylerde ambulasyon seviyesinin bireylerin yaşam kalitesi ve mental durumları ile ilişkisinin incelenmesi

ÖZET GERİATRİK BİREYLERDE AMBULASYON SEVİYESİNİN BİREYLERİN YAŞAM KALİTESİ VE MENTAL DURUMLARI İLE İLİŞKİSİNİN İNCELENMESİ Yasin Gökhan BULU Tez Danışmanı: Prof. Dr. Özlem ALTINDAĞ Yüksek Lisans Tezi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Haziran 2018, 73 sayfa Demans, yürüyüş ve denge bozuklukları genellikle yaşın ilerlemesiyle birlikte geriatrik bireyler ile nörodejeneratif hastalığı olan hastalarda daha sık görülmektedir ve bu popülasyondaki düşmelerin önemli bir nedenini oluşturmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada geriatrik bireylerde ambulasyon seviyesinin bireylerin yaşam kalitesi ve mental durumları ile ilişkisini incelenmiştir. Bu çalışma Ocak - Ağustos 2017 tarihleri arasında T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Hatay Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ve Hatay ilinde yaşayan çalışmaya katılmaya gönüllü olan ve kriterlere uyan 100 birey alınarak gerçekleştirildi. Çalışmamızda çeşitli meslek gruplarından katılan 100 gönüllü bireyin %38'i kadın, %62'si erkekdi ve bireylerin yaş ortalaması 72.13±7.58 yıldı.Çalışmamıza katılan bireylerin Fonksiyonel Ambulasyon Sınıflaması (FAS) ortalama değeri 3.88±1.54 olarak saptanmıştır. Ayrıca çalışmamızdaki bireylerin ambulasyon seviyesi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki incelendiğinde pozitif yönde düşük kolerasyonlu bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Ambulasyon seviyesi ile mental durum arasındaki ilişki incelendiğinde pozitif yönde düşük kolerasyonlu bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Bunun yanı sıra çalışmamızda 100 geriatrik bireyde cinsiyet ile ambulasyon seviyesi ve mental durum arasında anlamlı bir fark bulunmazken, yaş faktörü ile ambulasyon seviyesi ve mental durum arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05).Çalışmamızdaki bireylerin WHOQOL-OLD Toplam Skoru ortalama 86.6±16.91 olarak bulunmuştur. Ayrıca çalışmamızdaki bireylerin hem ambulasyon seviyesi hemde mental durumları ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki incelendiğinde pozitif yönde düşük kolerasyonlu bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Bireylerde cinsiyet, medeni durum ve yaş faktörlerinin yaşam kalitesi ile ilişkisi incelendiğinde anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05).Çalışmamızda yer alan yaşlı bireylere ait (MMSE-E) Eğitimsizler için Mini Mental Teste göre elde edilen ortalama değer 24.39±5.78 olarak bulunmuştur. Çalışmada ayrıca Mental durum ile hem ambulasyon seviyesi hem de yaşam kalitesi arasındaki ilişki incelendiğinde de pozitif yönde düşük kolerasyonlu bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Bunun yanı sıra cinsiyet değişkeni ve medikal ilaç kullanımı ile mental durum arasında anlamlı bir fark bulunmazken, yaş faktörü ve medeni durum ile arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Çalışma sonucunda geriatrik bireylerde ambulasyon seviyesinin bireylerin yaşam kalitesi ve mental durumları ile aralarında anlamlı ilişkinin bulunduğu ve yaşlanmanın vücut ve zihin üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletmek için insanların yaşam biçimlerinin bir parçası olarak fiziksel aktivite ve egzersiz yapmaları gerektiğini sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Geriatrik Birey, Ambulasyon Seviyesi, Yaşam Kalitesi, Mental Durum

GeriatriGünlük yaşam aktiviteleriMental bozukluklar+4
Yasin Gökhan Bulu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde uyku kalitesi ile genel ruhsal durum ve depresyon düzeyi arasındaki ilişki

İş yaşamı ve ruhsal durum, bireyin uyku kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Uyku ise sağlığın vazgeçilmez bir unsuru olarak düşünülmektedir. Uyku kalitesindeki bozukluklar beden ve ruh sağlığının bozulmasına yol açabilir. Bu çalışmada bir ilçe devlet hastanesinde çalışan hemşirelerin uyku kaliteleri ile genel ruhsal durumları ve depresif belirti düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışma Ağustos 2017-Temmuz 2018 tarihleri arasında İlçe Devlet hastanesinde çalışan 109 hemşireye, araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formu, "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ)'', "Kısa Semptom Envanteri (KSE)" ve "Beck Depresyon Envanteri (BDE)" uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde Kruskal Wallis, Shaphiro wilk, Mann Whitney u, Allpairwise ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 31.17 ± 8.165 olarak saptandı. Hemşirelerin %58.7' si (n=58) evli, %59.6' sı (n=65) dahili ve cerrahi dışındaki birimlerde çalışmaktadır. Araştırmaya katılan 54 hemşire uyku kalitesini "oldukça kötü" olarak değerlendirmiştir. PUKİ ile KSE Anksiyete alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki, PUKİ ile KSE depresyon alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki, PUKİ ile KSE olumsuz benlik alt boyutu arasında, pozitif yönde orta anlamlı ilişki, PUKİ ile KSE somatizasyon alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki, PUKİ ile KSE hostilite alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,05). PUKİ toplam ile BDE arasındaki ilişki incelendiğinde; pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak hemşirelerin uyku kaliteleri azaldıkça genel ruhsal durumlarında bozulmalara ve depresif belirti düzeylerinde artışa neden olduğu belirlenmiştir.

Depresif bozukluk-majörHastane hemşireleriHemşireler+6
Abdullah Esen
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık personelinin iş/aile çatışmalarının ruh sağlığına etkisi: Duygusal zekanın aracılık rolü

Bu çalışmada bireyin iş/aile çatışmalarının ruh sağlığına olan etkisi ve bu etkide duygusal zekânın aracılık rolü incelenmiştir. İş ve aile hayatı bireyin yaşamının önemli bir kısmını oluşturan iki önemli yaşam alanıdır. Gerek iş ve aile yaşamının gerektirdikleri gerekse bireyin yeterli zaman, enerji ve kaynağa sahip olmaması bireyin iş/aile çatışması yaşamasına neden olmaktadır.Özelikle değişen toplumsal yapıyla birlikte kadınların çalışma hayatı içerisinde daha fazla yer alması, iş yaşamında da çalışanlardan beklentilerin artması iş/aile çatışmalarını kaçınılmaz kılmıştır. Araştırmada iş/aile çatışması, duygusal zekâ ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiler ve etkiler, ayrıca duygusal zekânın aracılık rolü değerlendirilmiştir. Araştırma Ankara ilinde bulunan birden fazla sağlık kurumunda uygulanmıştır. Sağlık personelinin demografik özelliklerini, iş/aile çatışmalarını, ruh sağlıklarını ve duygusal zekâlarını ölçmeye yönelik sorular sorularak elde edilen veriler istatistik paket programıyla regresyon, korelasyon, t testi, anova ve aracılık analizlerine tabi tutulmuştur. Buna göre iş/aile çatışmaları ile ruh sağlığı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İş/aile çatışmalarının bireyin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Duygusal zekânın ise değişkenler arasında tam aracılık rolüne sahip olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda iş/aile çatışmalarının olumsuz etkilerinin azaltılması veya ortadan kaldırılması için duygusal zekâ' nın önemli bir aracı olduğu anlaşılmıştır.

Demografik özelliklerDuygusal zekaRuh sağlığı+4
Kübra Sağlam
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelikte sağlıklı yaşam davranışlarının depresyon üzerine etkisinin incelenmesi

Gebelik, kadının biyopsikososyal açıdan önemli değişimler yaşadığı ve sağlıklı yaşam davranışları ile ruhsal durumun gebelik sonuçlarını doğrudan etkilediği kritik bir dönemdir. Bu bağlamda, gebelikte sağlıklı yaşam davranışları ile depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı gebelikte sağlıklı yaşam davranışları, depresyon belirtileri, etkileyen faktörler ve aralarındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışma Manisa ilinde bir devlet hastanesinin Non Stress Test Polikliniğine başvuran 373 gebe ile yürütülmüştür. Veriler kadınların tanıtıcı özellikleri soru formu, Gebelikte Sağlıklı Yaşam Davranışları Ölçeği (GSYDÖ) ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile toplanmıştır. Araştırmada GSYDÖ toplam puan ortalaması 116,7±11,1'dir. GSYDÖ toplam puan ortalaması kadınların ve eşlerinin eğitim düzeyi yüksek olan, çekirdek ailede yaşayan, doğum yapmayan ve çocuğu olmayanlarda yüksek belirlenmiştir. Bununla birlikte, beslenmelerine dikkat eden, gebeliğinde egzersiz yapan ve gebelikten önce düzenli jinekolojik muayeneye giden kadınlarda GSYDÖ toplam puan ortalaması yüksektir. Eşi ile ilişkisi çok iyi olduğunu ifade eden kadınların GSYDÖ toplam puan ortalaması istatistiksel anlamlı yüksek bulunmuştur (p<0,05). Araştırmada gebelerin BDÖ puan ortalaması 11,7±6,5 olup, %62,7'sinde minimal düzeyde depresyon bulunmuştur. Çalışmada düşük eğitim düzeyine sahip eşi olan, beş yıl ve üzeri evli olan, eşi ile ilişkisi orta olduğunu ifade eden kadınların BDÖ'nden yüksek puan almışlardır. İstemeyerek gebe kalan, ölü doğum öyküsü olan, gebelikte sağlıkla ilgili eğitim almayan ve gebeliği süresince egzersiz yapmayanların BDÖ puan ortalaması istatistiksel anlamlı olarak yüksektir (p<0,05). Çalışmada kadınların BDÖ puanları ile GSYDÖ puanları arasında negatif ve orta düzeyde korelasyon belirlenmiştir (r=-0,317, p<0,001). Araştırma bulguları sağlıklı yaşam davranışları olan kadınlarda depresyon semptomlarının daha az görüldüğünü göstermektedir. Bu nedenle, bu davranışların antenatal bakımda vurgulanması önem taşımaktadır.

Beck Depresyon ÖlçeğiDepresyonDoğum öncesi+4
Saliha Nur Yeşil Demir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Planlanmış Davranış Teorisi bağlamında evliliği sürdürme ve sonuçları

Evliliklerin sürdürülmesi zor fakat önemli bir süreçtir. Bu süreç kişinin gerek var olan ilişkiyi devam ettirmek gerekse onarmak için belli davranışlarda bulunmasını gerektirir. Bilimsel çalışmalar doyum sağlanan, ödülü yüksek, bedeli düşük evliliklerin sürdürüldüğünü ve evliliklerin sürdürülmesinde sosyal çevrenin ve benlik kurgularının etkili olduğunugöstermektedir. Doyum sağlanan, mutlu bir evliliğin hem kadın hem de erkeğin sağlığını olumlu etkilediği görülmektedir. Evliliğin sürmesi, kişinin ilişkiyi sürdürme isteği de dahil pek çok değişkenden etkilenmektedir. Bu çalışma kapsamında evliliği sürdürme niyeti ve bu yönde gösterilen sürdürme davranışları "Planlanmış Davranış Teorisi (PDT)" bağlamında ele alınmıştır. Bu amaçla evliliği sürdürme niyetine yönelik PDT temelli bir ölçek hazırlanmış ve ölçek maddelerinin hazırlanması, geçerliği ve güvenirliğin test edilmesi amacıyla pilot bir çalışma yapılmıştır. Ana çalışmada evliliği sürdürme niyeti ve bu yönde gösterilen davranışlar üzerinde evlilik doyumu, algılanan ödül-bedel, benlik kurguları, PDT değişkenleri olan inançlar, evliliğe yönelik tutum, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrolün nasıl etki ettiği incelenmiştir. Ayrıca çiftlerin evliliği sürdürme niyeti, evlilik doyumu ve ruhsal sağlık arasındaki etkileşimde ilişkiyi sürdürme davranışlarının rolünün hem bireysel hem de ikili ilişki düzeyinde incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya çiftlerin ikili analizleri için 168 evli çift ve PDT kapsamında yol analizleri için de 183 kadın 178 erkek olmak üzere 361 evli kişi katılmıştır. Katılımcılara araştırmacı tarafından pilot uygulaması gerçekleştirilmiş olan PDT'nin boyutlarını içeren Evliliği Sürdürme Niyeti Ölçeği'nin yanı sıra İlişki Sürdürme Mekanizmaları Ölçeği, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Algılanan Ödül-Bedel Ölçeği, Genel Sağlık Anketi-12, İlişkisel-Özerk Benlik Kurgusu Ölçeği ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Gerçekleştirilen yol analizleri sonucunda, PDT'nde yer alan davranışsal inançlar, normatif inançlar ve kontrol inançları boyutlarının, ana değişkenler olan davranışa yönelik tutum, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrolle olumlu yönde ilişkili olduğu; ancak inançlar üzerinden çizilen modelin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra PDT'nin ana değişkenlerinin yer aldığı model anlamlı bulunmuştur ve modelin sonucuna göre evliliği sürdürmeye yönelik davranışsal tutumların, öznel normların ve algılanan kontrolün yüksek olması evliliği sürdürme niyetini olumlu yönde etkilemekte; bunun sonucunda da sürdürme niyeti ilişki sürdürme mekanizmalarına yol açmaktadır. Bu süreçte ilişkisel benlik kurgusu düzeyinin yüksek olduğu kişilerin evliliği sürdürmeye yönelik daha olumlu tutumlar ve daha yüksek öznel normlara sahip olduğu görülürken; ilişkisel benlik kurgusu düzeyinin yüksek olmasının algılanan davranışsal kontrol ile ilişkisi anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca PDT değişkenlerine ek olarak, evlilik doyumunun sürdürme mekanizmaları ile ilişkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı; ancak algılanan ödül-bedelin sürdürme mekanizmaları üzerinde anlamlı ve orta düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Gerçekleştirilen Aktör-Partner Karşılıklı Bağımlı Aracılık Modeli analizleri sonucunda erkeklerin evliliklerini sürdürme niyetleri ile ruh sağlıkları arasında kendilerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması ve partnerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması aracılık ederken; evlilik doyumu ve ruh sağlığı arasındaki ilişkide ise, yalnızca erkekler için partnerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması aracılık etmektedir. Evliliği sürdürme niyeti ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide sürdürme mekanizmalarını kullanmanın etkisinin incelendiği modelde, hem kadın hem de erkeğin evliliği sürdürme niyeti ile evlilik doyumu arasında kendisinin sürdürme mekanizmalarını kullanmasının aracılık ettiği görülürken; erkeğin evliliği sürdürme niyeti ile kadının evlilik doyumu arasında kadının sürdürme mekanizmalarını kullanmasının aracılık ettiği bulunmuştur. Bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, çalışmaya dair sınırlılıklar ele alınmış ve gelecek çalışmalar ile uygulamaya dair önerilerde bulunulmuştur.

Benlik kurgularıDavranışsal niyetDavranışsal tutum+5
Gamze Karadayı Kaynak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda gürültü düzeyi, gürültünün öğrencilerin fiziksel ve ruhsal sağlığına etkisi: Aydın ili örneği

Bu çalışma, Aydın İli Efeler ilçesine bağlı ortaokullarda gürültü düzeyinin ölçülmesi ve gürültünün öğrenciler üzerindeki etkilerinin belirlenmesine yönelik kesitsel tipte planlanmış bir çalışmadır. Araştırma, Aydın İli Efeler İlçesinde Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ortaokullarda 2018- 2020 eğitim öğretim yıllarında güz ve bahar dönemlerinde öğrenimine devam eden öğrenciler ile yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini toplam 11727 öğrenci oluşturmuştur. G-power programı kullanılarak örneklem hacmi hesaplamıştır. Çalışmanın örneklemini 2448 öğrenci oluşturmuştur. Veri formu; sosyo demografik özellikler ve gürültü algılama sorularından oluşmuştur. Svantek 957 model gürültü ölçüm cihazı kullanılarak gürültü ölçümü yapılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22,0 paket programı kullanılarak sayı, yüzde, frekans analizi kullanılmıştır. Bu araştırma Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Bilimsel Araştırma Fonundan proje desteği almıştır. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulundan ve Aydın il Milli Eğitim müdürlüğünden araştırmanın yapılabilmesi için izin alınmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin %49,1'i kız, %50,9'u erkektir. Öğrencilerin %18,8'i gürültüyü "çok ses çıkarmak" olarak tanımlamıştır. Araştırmadaki öğrencilerin okulda bulundukları zaman diliminde dış ortamdan gelen otomobil sesinden rahatsız olanların oranı %51,2, okul içindeki gelen seslerden rahatsız olanların oranı %68,8'dir. Gürültü olduğunda öğrencilerin %71,2'si derste dikkatlerinin dağıldığını, %68,5'i dersi anlamakta güçlük çektiğini ifade etmiştir. Öğrencilerin %73,4'ü okullarının daha sessiz bir yerde olmasını istemektedirler. Sınıfta ve okul bahçesinde gürültü düzeyleri Svantek 957 ile ölçülmüştür. En yüksek gürültü düzeyi ortalaması teneffüs esnasında 66,2 dB(A), en düşük gürültü düzeyi ortalaması boş sınıfta pencereler kapalı olduğunda 48 dB(A) olarak ölçülmüştür. Ders esnasında gürültü düzeyi ortalaması 48,6 dB(A) olarak elde edilmiştir. Bazı okullardaki gürültü düzeyleri kabul edilebilir sınır değerlerin biraz üzerindedir. Gürültü, okullarda öğrencilerin konforunu bozan, dersi anlamasını zorlaştıran, sağlığı olumsuz etkileyen bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Okullardaki gürültü ile ilgili yeterli önlemlerin alınabilmesi amacıyla; gürültü ve sağlığı olumsuz etkileyen durumlar ile ilgili öğrencilere, velilere, öğretmenlere, okul idarecilerine ve diğer okul çalışanlarına okul hemşireleri tarafından eğitim verilebilir. Bunun için de okul sağlığı hemşiresi kadrosu Türkiye'deki tüm Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı okullara tahsis edilebilir. Böylece okullarda gürültü ve sağlığı olumsuz etkileyen durumlar erken fark edilebilir. Anahtar Kelime: Anlama, Gürültü, Okul, Okul Sağlığı, Rahatsızlık

AnlamaAydınGürültü+5
Gülçin Denli
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Epilepsili hastaların hastalıklarına dair tutumlarının ruhsal sağlık ve yaşam kalitesine etkisi

Amaç: Araştırma, epilepsi tanısı almış hastaların ruhsal sağlıklarının değerlendirilmesi, epilepsi hastalığı hakkındaki tutumlarının değerlendirilmesi ve yaşam kalitesiyle ilişkisinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma Nisan 2015-Ağustos 2018 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Nöroloji Polikliniğinde tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapıldı. Araştırmanın örneklemini 182 hasta oluşturdu. Veriler, Epilepsi Hastaları İçin Tanıtıcı Bilgi Formu, Epilepsinin Etkisi Ölçeği, Epilepsi Bilgi Envanteri, Epilepsi Tutum Envanteri, Short Form-36 (Yaşam Kalitesi Ölçeği), Kısa Semptom Envanteri kullanılarak toplandı. Veri analizi için SPSS 21 paket programı kullanıldı. Verilerin analizinde t testi, Anova, Scheffe post hoc testi, Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 36,39±13,44'tür. Katılımcıların %54,9'u kadın, %46,7'si çalışmakta, %84,6'sı yaşamını stresli bulmakta, %68,7'si kontrollere düzenli olarak gitmekte, %35,2'sinin epilepsi dışında hastalığa sahip, %83,5'i hastalık ile baş etmede destek almaktadır. Katılımcıların epilepsi tutum ölçek puanı 48,66±13,13 olarak hesaplanıp tutumları olumsuz yöndedir. Katılımcıların yaşam kalitesi ölçeğinde alt boyutlarından aldıkları puanlar düşük tespit edildi. Epilepsiye ilişkin tutumu yüksek düzeyde olumlu olan epilepsi hastalarının yaşam kalitesi algısı yüksektir. Epilepsiye ilişkin tutumu olumlu olan epilepsi hastalarının psikolojik belirtileri azalmaktadır. Sonuç: Epilepsi etkisini yüksek düzeyde olumsuz olarak algılayan epilepsi hastalarının yaşam kalitesi düştüğü ve psikolojik belirtileri yükseldiği belirlendi. Yaşam kalitesi algısı yüksek düzeyde olumlu olan epilepsi hastalarının psikolojik belirtileri azaldığı belirlendi. Anahtar Kelimeler: Epilepsi, yaşam kalitesi, tutum, psikolojik belirti, hemşire.

Belirti ve semptomlarEpilepsiHastalık+5
Tuğba Akyol
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesi çevresinde yaşayan bireylerin hastane ve hastalara yönelik tutumlarının değerlendirilmesi: Manisa örneği

Amaç: Bu araştırmada, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi çevresinde yaşayan bireylerin sosyo-demografik özellikleri ile hastane ve hastalara yönelik damgalayıcı tutuma sahip olup olmadıklarının incelenmesi (belirlenmesi) amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi çevresinde yaşayan 175 bireyle yapılmıştır. Nicel ve genel tarama modeline dayalı bu araştırma da veriler, Mayıs-Haziran 2019 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile Taylor ve Dear (1981) tarafından geliştirilen "Ruhsal Sorunları Olan Bireylere Yönelik Toplum Tutumları Ölçeği" araştırmanın veri toplama araçlarını oluşturmaktadır. Araştırma verileri bireylerle yüz yüze görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde SPSS 21.0 istatistik programı kullanılmıştır. Veriler Ki Kare (X2), Mann Whitney U ve Kruskal Wallis - H testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Eğitim seviyesi ve geliri yüksek katılımcıların daha olumlu tutuma sahip oldukları görülmüştür. Bekar bireylerin evlilere göre daha az damgalayıcı oldukları belirlenmiştir. Ayrıca hastaneden uzak bir mahalleye taşınmak isteyenlerin, istemeyenlere göre daha damgalayıcı olduğu görülmüştür. Bu gruplar ile ruhsal sorunu olan bireylere yönelik tutumları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuçlar: Eğitim seviyesi ve ekonomik durumun, damgalama üzerinde etkili faktörler olduğu sonucuna varılmıştır.

DamgalamaHastalarHastaneler+5
Dilara Solmaz Akkuş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk gelin olarak evlilik yapmış kadınların ruh sağlığının araştırılması

ÖZET Çağımızda çocuk gelin problemi dünyanın birçok ülkesinde güncelliğini koruyan bir problem olarak karşımıza çıkmakta, gerekli yasal tedbirlerin alınmasına karşın sorunun temelden çözülemediği görünmektedir. Çocuk gelin sorunu sadece yasal düzenlemelerle ilgili bir sorun olmanın dışında, kişilerin genel olarak sağlığını, ruh sağlığını etkileyen sosyokültürel ve geniş kapsamlı bir sorun olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, çocuk gelin kavramı, evlilik kavramının içeriği, çocuk gelin sorunu genel sağlık ve özellikle ruh sağlığı yönünden incelenmiştir. Bulgular doğrultusunda, çalışmaya katılan (geçmişte erken evlilik yapmış olan) kadınların %67,7'si sağlık sorunlarının olduğunu ifade etmişlerdir. Sonuçlara göre erken evliliğin araştırmaya katılan bireylerin %84,6'sının genel sağlığını olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Erken evliliğin ruhsal yönde katılımcıları nasıl etkilediği sonucuna göre, katılımcıların %96,9'unun ruhsal sağlıklarını olumsuz etkilediği bulunmuştur. Katılımcıların evlilik ile ilgili bilgilerine baktığımızda ise 65 kişiden 63'ünün evlilik hakkında bilgileri olmadığı sonucu elde edilmiştir. Genel olarak sonuçların, erken yaşta evliliklerin çocuk gelinleri genel olarak ruhsal açıdan olumsuz etkilediği görülmektedir. Araştırmada elde edilen bulguların, toplumsal bir sorun olarak ele alınan çocuk gelinlere yönelik psikososyal müdahalelerin yapılandırılmasına önemli katkılar sağlayabileceği öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk gelin, Evlilik, Kadın, Ruh Sağlığı.

Erken evlililkKadınlarRuh sağlığı
Ayhan Ekici
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sığınmacı kadınların ruh sağlığını etkileyen durumların araştırılması (Ege bölgesi örneği)

Bu çalışmada Ege Bölgesinde yaşayan sığınmacı kadınların ruh sağlığını etkileyen durumların araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği'ne danışmanlık için gelen ve gönüllü katılımı kabul eden 32 sığınmacı kadın katılmıştır. Araştırmada, tarafımızca hazırlanan sosyodemografik bilgileri de içeren yarı yapılandırılmış anket formu kullanılarak yapılan birebir görüşmelerle bilgi elde edilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen bilgi, deneyim ve algılar ile birlikte sığınmacı kadınların sahip oldukları etnik köken ve sosyokültürel arka planlar da göz önünde bulundurularak kişilerin ruh sağlığını etkilediği düşünülen durumlar belirlenerek klinik psikoloji çerçevesinde ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiştir. Farklı etnik kökenlerdeki sığınmacı kadınların ruh sağlığını en fazla etkilediği düşünülen durumları ekonomik ve güvenlik problemleri başta olmak üzere dil, eğitim, sosyal ve kültürel farklılıklar olarak özetleyebiliriz. Göç öncesi ve göç esnasında yaşanılan deneyimlerin de sığınmacı kadınların göç sonrası yaşamlarında ruh sağlığı üzerinde anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Sığınmacı kadınların ruh sağlığını etkileyen durumlara klinik psikoloji çerçevesinde bakıldığında, göç öncesi, göç esnası ve göç sonrasında yaşanılan farklı zorlu deneyimlerin travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), depresyon ve anksiyete bozuklukları başta olmak üzere ruhsal bozukluğu sebep olabileceği sonucuna varılmıştır. Çalışmanın sonuçları, sınırlılıkları diğer literatür sonuçlarıyla karşılaştırılmış ve bu karşılaştırmalar doğrultusunda öneriler tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, Kadın, Ruh Sağlığı, Sığınmacı, Travma

Ege bölgesiGöçlerGöçmenler+6
Merve İnaç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin psikolojik dayanıklılığının kişilik özellikleri ve farklı bağlanma türleri ile ilişkisinin incelenmesi

Alan yazında koruyucu ruh sağlığının üzerinde etkisi olduğu düşünülen bir kavram olan psikolojik dayanıklılık (resilince) kavramı bu araştırmanın ana değişkenini oluşturmuştur. Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin psikolojik dayanıklılığın kişilik özellikleri ve farklı bağlanma türleri ile ilişkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemi Gaziantep ve Kayseri illerindeki çeşitli bölümlerde öğrenim gören üniversite öğrencilerinden belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda psikolojik dayanıklılık seviyesi ile bağlanma stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Psikolojik dayanıklılık düzeyi ile kişilik özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Psikolojik dayanıklılık düzeyleri kadın ve erkek öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Yordayıcı değişkenlerin bağımlı değişkenler olan kısmi ilişkilerini gösteren şekiller incelendiğinde; dışa dönüklük, uyumluluk, sorumluluk, duygusal denge, güvenli bağlanma, yakınlık ve dayanma ile bağımlı değişken olan psikolojik dayanıklılık arasında doğrusal ve pozitif bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Son olarak, yordayıcı değişkenlerden korkulu bağlanma ve kaygı ile bağımlı değişken psikolojik dayanıklılık arasında doğrusal ve negatif bir ilişkinin olduğu neticesi elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, kişilik özellikleri, bağlanma stilleri, koruyucu ruh sağlığı.

BağlanmaBağlanma stilleriKişilik özellikleri+3
Ahsen Hümeyra Ak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects