Özel hayatın gizliliğinin korunması

Bu konu başlığı altında 74 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş ilişkisinde kişisel verilerin korunması

İş sözleşmeleri, kendine özgü nitelikleri nedeniyle eşitlik ilkesinin hâkim olduğu borçlar hukuku sözleşmelerinden ayrılmaktadır. Bu durum, işçinin işverene ekonomik ve kişisel bağımlılığı karşısında, işverenin yönetim ve talimat hakkı bulunmasından kaynaklanmaktadır. İşçinin işveren karşısındaki güçsüz konumu, son yıllarda temelleri oturtulmaya ve hukuki bir kavram olarak şekillendirilmeye başlanan kişisel verilerinin korunması hakkının ihlaline yol açabilmektedir. İş ilişkisinde kişisel verilerin korunmasına yönelik özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte; 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe giren 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, bu konuda yol gösterici temel düzenleme olmuştur. Ayrıca ulusal ve uluslararası düzenlemeler ile içtihatlar ve Kişisel Verilerin Korunması Kurulunun verdiği kararlar da işçinin kişisel verilerinin korunması amacına hizmet etmektedir. Çalışmamızda öncelikle, kişisel veri, veri işleme, ilgili kişi ve veri sorumlusu gibi veri koruma hukukuna ilişkin temel kavramlar açıklanmış, sonrasında bu kapsamda ülkemizdeki ve uluslararası alandaki yasal düzenlemeler incelenmiştir. Akabinde, işverenin işçinin kişisel verilerini işlerken uyması gereken ve KVKK bünyesinde hüküm altına alınan temel ilkeler somutlaştırılarak açıklanmıştır. Nitekim uygulamada, işverenlerin bu ilkelere riayet etmeksizin yalnızca iş ilişkisini gerekçe göstererek çeşitli veri işleme faaliyetlerinde bulundukları görülmektedir. Çalışmamızda son olarak, iş ilişkisinde yaygın olarak görülen veri işleme faaliyetleri ele alınarak bunların hukuka uygunluğu değerlendirilmiş, hukuka aykırı veri işleme halinde işverenin karşılaşabileceği hukuki ve cezai yaptırımlar açıklanmıştır. Özellikle teknolojide yaşanan gelişmeler ve bilgiye erişimin kolaylaşması nedenleriyle, işverenlerin, ölçüsüz ve aşırıya kaçan veri işleme faaliyetlerinde bulunduğu görülmektedir. Bu çerçevede hem işçilerin hem işverenlerin hakları ve yükümlülükleri konusunda bilinçlendirilmesi ve buna uygun hareket etmelerinin sağlanması önem arz etmektedir.

Kanunlar 6698 sayılıTürk iş hukukuVeri koruması hukuku+2
Helin Karakuş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşçinin işyerinde elektronik yöntemlerle izlenmesi

İşverenlerin işyerinin ve işçilerin güvenliğini sağlamak, denetimini yapmak amacıyla gözetme borcunun da bir gereği olarak izleme faaliyetlerine başvurduğu bilinmektedir. Bilişim ve iletişim teknolojilerinin gelişimi ve iş hayatında daha çok yer alması ile birlikte kullanılan elektronik yöntemlerle işçilerin izlenmesi yoluna sıklıkla başvurulmakta ve bunun sonucu olarak işverenler tarafından işçilerin özel hayatlarının gizliliği başta olmak üzere birçok temel hakkına müdahaleci bir yaklaşım sergilenmektedir. Özellikle son yıllarda yapay zekâ sistemlerinin de gelişmesiyle birlikte elektronik yöntemlerle izleme faaliyeti, algoritmik izleme olarak tanımlayabileceğimiz bir düzeye ulaşmıştır. Bunun sonucu olarak işverenin menfaatleri ve işçilerin temel hakları arasındaki ilişkide birçok husus tartışmalı hale gelmiş ve bu noktada işveren ve işçilerin menfaatleri arasındaki dengesinin kurulması daha da önem kazanmıştır. Yalnızca klasik istihdam alanlarında değil, dijitalleşmenin ve ekonomik gelişmelerin de etkisiyle oluşan yeni çalışma alanlarında da buna ilişkin sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada dijitalleşmenin etkisiyle ortaya çıkan ve sürekli gelişmekte olan elektronik izleme yöntemleri, bu yöntemlerin işçinin haklarına müdahale düzeyi ve bunun hukuka aykırı sonuçları, ulusal ve uluslararası yasal düzenlemeler ve güncel yargı kararları ışığında incelenmiştir.

Algoritmik modelElektronik izlemeKişisel veri+6
Rümeysa Savran
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında kişisel verilerin korunması

Kişisel veri, belirli veya kimliği belirlenebilir nitelikte olan bir kişiye ilişkin tüm bilgileri ifade etmektedir. Bu kapsamda kişisel veriler sadece kişilere ait ad, soyad, doğum tarihi, doğum yeri vatandaşlık numarası gibi olağan kimlik bilgilerini değil, bunun yanında düşünce ve inanç, etnik köken, fiziksel özellikler, sağlık, öğrenim ve istihdam durumu, bireysel ve aile içi yaşantı, başkaları ile gerçekleştirdiği haberleşmeler, ikamet ve kredi kartı hakkındaki bilgiler gibi kişileri belirlenebilir kılan tüm bilgileri kapsamaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte yaygınlaşan bilgisayar sistemleri ve internet kullanımındaki artış ile sosyal medya ağlarının yaygın bir şekilde kullanımı kişisel verilerin çok hızlı bir şekilde işlenme, iletilme, saklanma ve kullanılma kapasitesinin artmasını sağlamış ve kişilerin kendileriyle ilgili bilgiler üzerindeki kontrol gücünü azaltmıştır. Kişisel verilerle ilgili söz konusu yoğun işlenmeyle ortaya çıkan hak ihlallerindeki artış ulusal ve uluslararası alanda kişisel verilerin korunmasına yönelik bir savunma mekanizmasının gelişmesini ve bu bağlamda kişisel verilerin korunması konusunda düzenleme yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Temel hak ve özgürlükler arasında yer alan kişisel verilerin korunması hakkı, hukuk devleti ilkesi ve demokrasinin gelişmesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Kişisel verilerin korunmasının en temel amaçları kişiliğin korunması ve serbestçe gelişmesine imkân vermek ve özel hayatın gizliliğinin korunmasını sağlamaktır. Başlangıçta özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında ele alınan kişisel verilerin korunması süreç içerisinde kendine özgü birtakım kurallara ihtiyaç göstermiş ve zamanla özel hayatın gizliliği hakkından bağımsız olarak ayrı bir başlık altında hukukun konusunu oluşturmuştur. Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili yaşanan gelişmeler bu hakkın pek çok ulusal ve uluslararası mevzuatın konusunu oluşturmasını sağlamıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelere de bağlı olarak kişisel verilerin korunması hakkı, özel hayatın gizliliği hakkından bağımsız olarak kendine özgü kuralları çerçevesinde özel bir koruma alanına sahip olmuştur. Kişisel verilerin korunması alanındaki son gelişmelere paralel olarak AB'de mevzuatında konuya ilişkin yapılan değişikliklerin iç hukuk sistemimize de uyarlanması kişisel verilerin daha kapsamlı, etkin bir şekilde korunmasına katkı sağlayacaktır.

Anayasa MahkemesiAvrupa İnsan Hakları MahkemesiKamu Hukuku+4
Berrak Yılmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa Birliği bağlamında Türkiye'de Kişisel Verileri Koruma Kurumu

Günümüzde teknolojinin gelişmesi, verilerin dijital ortamda hızla dolaşmasını, depolanmasını ve ulaşılabilirliğini kolay kılmaktadır. Bu durum çok fazla veri trafiğine yol açmakta ve birçok hak ihlaline de neden olmaktadır. En önemlisi de kişinin mahrem alanı bundan zarar görmektedir. Bu nedenle kişisel verilerin korunması gerek ulusal gerekse uluslararası alanda yeni düzenlemelerin yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu düzenlemelerde, verin işlenmesi sonucu oluşabilecek zararların önlenmesi açısından koruyucu mekanizmaların oluşturulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de kişisel verilerin etkin bir şekilde korunmasını sağlamak için oluşturulan Kişisel Verileri Koruma Kurumu yapısal ve işlevsel açıdan ele alınıp Avrupa Birliği'nde yapılan son düzenleme olan Genel Veri Koruma Tüzüğü ışığında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kişisel Veri, Veri Koruma, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü.

Avrupa BirliğiKamu HukukuKişisel Verileri Koruma Kurumu+3
Samed Değirmenci
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Vergi Hukuku açısından kişisel verilerin korunması

Kişisel verilerin korunması ve bu hususta verisi işlenen kişilere tanınan haklar, günümüzde önemi gittikçe artan ve ülkeler tarafından çeşitli çözüm önerileri getirilmek istenen konulardan birisini oluşturmaktadır. Nitekim teknolojinin de gelişmesiyle birlikte, kişisel verilerin işlenmesi hem çok daha kolay hale gelmiş hem de işlenen veri sayısı çok daha fazla artmıştır. Çalışma kapsamında, öncelikle kişisel verilerin korunmasına ilişkin kavramsal açıklamalara ve kişisel verilerin korunması hakkının niteliğine ilişkin tartışmalara yer verilmektedir. Kişisel verilerin korunması, küresel bir konu olduğundan, kişisel verilerin korunması hukukunun gelişiminin değerlendirilmesi de önemlidir. Bu çerçevede, mevzuatımıza da etki eden uluslararası kaynaklar ele alınmıştır. Ülkemizde ise, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrasına eklenen hüküm çerçevesinde, kişisel verilerin korunması bir hak olarak Anayasa'da açıkça yer almaya başlamıştır. 2016 yılında da, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu çerçevede, çalışma kapsamında 6698 sayılı Kanun'un getirdiği düzenlemelere de ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Söz konusu Kanun ile getirilen düzenlemeler, vergi mükellefleri açısından da önemlidir. Nitekim uluslararası kaynaklara da benzer şekilde, Kanun ile kişisel verileri işlenen gerçek kişilere oldukça önemli haklar tanınmaktadır. Çalışma kapsamında da, vergi mükelleflerinin kişisel verilerin korunmasına ilişkin hakları, vergi konularına ilişkin istisnalar ışığında ele alınmaktadır.

Kamu hukukuKanunlar 6698 sayılıKişisel Verilerin Korunması Kanunu+5
Pınar Nur
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni nesil teknolojilerden insansız hava aracı ve özel hayatın gizliliğinin korunması

Askeri amaçlar için üretilen insansız hava aracının (İHA), birey kullanımına kadar olan evrimi ve gelişimi hayatın her alanına nüfuz etmeye devam etmektedir. İHA'lara entegre edilebilen faydalı yükler, uçuş süresinin uzunluğu, insan faktörünün nerdeyse sıfıra inmesi gibi avantajları sayesinde kamu güvenliğinin ve huzurunun sağlanması için polis teşkilatı tarafından da İHA kullanımı son yıllarda çarpıcı biçimde artmaktadır. Türkiye'de Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Havacılık Dairesi Başkanlığı 2018 yılı itibari ile 81 ilde İHA büro amirliklerinin kurulumu tamamlanmış olup gelecek vizyonu olarak her geçen gün İHA kapasitesini arttırmaktadır. ABD'de yaşanan 11 Eylül saldırısından sonra "tehlikenin tehlikesini önlemek" proaktif polislik anlayışı olarak benimsenmektedir. Tehlikenin önlenmesi ancak gelişmiş gözetim teknolojileriyle mümkün olmaktadır. Bu bağlamda polis tarafından aslında her an var olduğunu bildiğimiz ama aslında çoğu zaman göremediğimiz yeni nesil araçlarla yoğun bir gözetim teknolojisi kullanılmaktadır. Bilimdeki yenilikler, teknolojinin ilerlemesi bunun sonucu olarak, daha sofistike teknolojik kapasite, yalnızca artan verimlilikle değil, aynı zamanda ahlaki değerlerle, politik ve hukuki ilerlemeyle de ilişkilidir. Günümüzde gözetim teknolojilerinin yaygın ve yoğun kullanılması bireylerin, tüm hareket ve davranışlarının her zaman izleniyormuş gibi kendilerini ayarladıkları bir öz disiplin etkisini, Jeremy Bentham'ın kurguladığı ve Michel Foucault tarafından anlatılan "Panopticon" metaforunu beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, özel hayatın gizliliği ve kamu güvenliği arasındaki değer çatışması, kolluğun yeni nesil gözetim araçlarından olan İHA kullanarak kapsamlı gözetiminden kaynaklanan en önemli etik sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Kolluğun İHA kullanımının her geçen gün yaygınlaşması ve kullanılan teknolojinin daha sofistike hale geleceği dikkate alındığında özel hayatın gizliliğine müdahale olabilecek durumların ihtimali artmaktadır. Kolluğun yetkilerini, bireyin haklarını belirlemek bu bağlamda özel hayatın gizliliği ile kamu güvenliğini arasındaki hassas dengenin sağlanmasında büyük önem arz etmektedir. Anayasa tarafından korunan temel ve hak hürriyetlere, olabilecek sınırlamaların ancak kanunla düzenlenebileceği noktasından hareketle, kolluğun İHA kullanımı ile ilgili kanuni düzenleme yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada insansız hava araçlarının kamu güvenliğinin sağlanmasına yönelik artan önemine değinilmiş, bu bağlamda insansız hava araçlarıyla ilgili mevzuatta ve güvenlik yönetimi alanlarında kapsamlı düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Güvenlik önlemleriKamu hukukuPolis+5
Mehmet Enes Yılmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin bilgi ve iletişim güvenliği farkındalığının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin bilgi ve iletişim güvenliği farkındalık düzeylerini belirlemek ve bu farkındalık düzeylerinin çeşitli demografik ve dijital değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile düzenlenmiştir. Çalışmanın evrenini İstanbul Üniversitesi- Cerrahpaşa Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri oluşturmuştur. Örneklem, basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilmiş 231 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Can Güldüren tarafından geliştirilen "Bilgi ve İletişim Güvenliği Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek toplam 34 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin genel güvenirlik katsayısı (Cronbach's Alpha) 0,89 olarak bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiş, tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve normallik testleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin genel farkındalık düzeyleri orta-yüksek düzeyde bulunmuştur. Bilgisayar ve internet kullanım süresi, bilgi güvenliği dersi alma ve bilgisayar eğitimi gibi değişkenlerde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Buna karşılık cinsiyet, yaş ve öğrenim görülen bölüm gibi değişkenlerde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sonuç olarak, dijital deneyim ve bilgi güvenliği eğitimi gibi etmenlerin öğrencilerin siber güvenlik farkındalıklarını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin dijital ortamlarda karşı karşıya kaldığı güvenlik tehditleri konusunda ne düzeyde bilinçli olduklarını ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. Araştırma sonuçları, bilgi güvenliği konusunda teorik bilgiye sahip olmanın yanı sıra, pratik deneyimlerin ve eğitim süreçlerinin de farkındalık üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, üniversitelerde bilgi ve iletişim güvenliğine yönelik derslerin yaygınlaştırılması, öğrencilerin dijital ortamlarda daha bilinçli ve güvenli hareket etmelerine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Bilgi, İletişim, Bilgi ve İletişim Güvenliği

Ağ güvenliğiBilgi ve iletişim teknolojileriHaberleşmenin gizliliğini ihlal+4
Eren Tek
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk hukukunda kitle iletişim faaliyetleriyle şeref, haysiyet ve özel yaşamın ihlalinde hukuksal koruma

Kitle iletişim araçlarındaki teknolojik gelişmeler ve bu araçların yaygınlaşması ile bilgi paylaşımı hızlı ve pratik bir hale gelmiştir. Bu hız ve pratiklik her ne kadar olumlu olsa da bazı olumsuz durumlara neden olmaktadır. Bu olumsuzlukların başında ise şeref haysiyet ve özel yaşam alanında meydana gelen ihlaller gelmektedir. Yazılı basın, radyo, televizyon ve internet ortamlarında meydana gelen bu ihlaller ilgili mevzuattan daha önde gitmekte ve hukuki düzenlemeler somut olaylara göre şekillenmektedir. Bu nedenle kişilere sunulan hukuksal korumanın günün şartlarına uygun olarak kullanılabilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmanın hazırlamasındaki temel amaç şeref haysiyet ve özel yaşam alanının ihlal edildiği durumları saptamak ve ihlal halinde kişiye sağlanan hukuksal koruma konusunda bilgi vermektir.

Basın özgürlüğüHukuksal korunmaKitle iletişimi+7
Muhammed Duman
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medyada kişisel verilerin korunması sorunu

Sosyal medya, hemen her kişinin hayatında yeri olan, toplumsallığın bir biçimi olarak toplumla etkileşen ve onu birçok yönden etkileme ve değiştirme gücüne sahip kendine özgü biçimi, dili ve farklı işlevleri olan bir araç haline gelmiştir. Sosyal medya platformları, kullanıcıların kişisel verilerini toplamaktadır. Bu verileri kaydedip işlemekte ve üçüncü taraflarla paylaşarak çıkar sağlamaktadırlar. Bireyler de kendileri için bir gereksinim haline gelen sosyal medya kullanımı sırasında özel yaşamlarıyla ilgili pek çok veriyi gönüllü olarak paylaşmaktadır. Çağımızda, artık hiçbir şeyin gizlenemeyeceğine ve mahremiyetin giderek olanaksızlaştığına dair görüşler öne çıkmaktadır. Tez çalışmamızın amacı, sosyal medyada gönüllü olarak veya yeterince bilgi sahibi olmadan aktarılan ve kaydedilen kişisel verilerin, bireyler için yaratacağı riskleri ve söz konusu verilerin kullanılması durumunda toplumu etkileyecek sorunları belirlemek; ayrıca sadece yasal düzenlemelerin tek başına bu bağlamdaki tüm sorunları çözümlemede ve çözüme kavuşturmada yeterli olamayacağını savunarak sorunu ele almada felsefi-etik yaklaşımın önemini ortaya koymaktır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, kişisel veri kavramı açıklandıktan sonra kişisel verilerin korunması hakkının tarihsel gelişimine değinilmiştir. Kişisel verilerin korunması hakkının diğer temel hak ve özgürlüklerle ilişkisi belirtilerek bir insan hakkı olarak kişisel verilerin korunması konusu ele alınmıştır. Ayrıca kişisel verilerin korunmasıyla ilgili hukuki düzenlemeler hakkında bilgi verilip hukuki çerçeve belirlenmiştir. İkinci bölümde, sosyal medya kavramı ve bu olgunun ortaya çıkışıyla gelişiminin tarihi üzerinde durulmuştur. Bazı medya platformlarına ait gizlilik politikaları hakkında bilgi verilmiştir. Kişisel verilerin işlenmesinin gereğini ve bu verilerin korunmasındaki riskleri yaratan nedenlerden büyük veri teknolojisi ve veri madenciliği üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölüm, ana problemin açımlandığı kısımdır. Sosyal medyada kişisel verilerin korunması ihtiyacı, temel hak ve özgürlükler bağlamında incelenmiş ve veri gizliliğinin sağlanmasında alınması gereken önlemler hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak hukuki düzenlemelerin dışında bu konuda ortaya çıkan ve çıkabilecek hak ihlallerinin önlenmesinde çok büyük bir işleve sahip olan, toplumun konuyla ilgili bilinçlenme edimi gerçekleştirilirken temele alınması gereken insan hakları bilgisiyle etik konusu ele alınmıştır.

Kişisel veriSosyal medyaVeri gizliliği+3
Damla Sabiha Varol
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kişilik hakkı kapsamında işçilerin izlenmesi ve gözetlenmesi

Mutlak bir niteliğe sahip olan kişilik hakkı, bu niteliği itbariyle herkese karşı ileri sürülebilir. Günümüz teknolojisinin geldiği noktada kişilik hakkına dahil olan özel hayat kavramının sınırlarının tayini giderek zorlaşmaktadır. Söz konusu belirleme, işverenin emir ve talimatlarına uymak zorunda olan işçiler açısından daha da zorlaşmış durumdadır. Zira hukukumuzda bu konuda doğrudan bir düzenleme de yer almamaktadır. Dolayısıyla ayrıma yönelik kriterlerin belirlenmesi öğretiye ve yargı kararlarına bırakılmıştır. İşverenler kendi menfaatlerini koruyabilmek için bugün birçok yöntem kullanmaktadır. Bu yöntemlerim başında işçilerin izlenmesi ve gözetlenmesi gelmektedir. Özellikle, işçilerin e-postalarının, internet kullanımının, telefonlarının izlenmesi, video kameralarla gözetlenmesi ve GPS aracılığıyla izlenmesi en çok kullanılan yöntemlerdir. Ancak burada işverenin mülkiyet hakkı ile işçinin kişilik hakkı çakışmaktadır. Dolayısıyla bunların dengelenmesi gerekmektedir. İşverenler bahsi geçen yöntemlere başvururken bazı sınırlamalara uymalıdır. Unutulmamalıdır ki, tüm bu yöntemlerin işçilerin üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu çalışmada öncelikle kişi, kişilik ve kişilik hakkı kavramları üzerinde durulmuş, devamında da bahsi geçen kavramların uluslararası ve ulusal kaynakları belirtilmiştir. Sonrasında işyerinde izleme ve gözetleme yöntemleri, bunun etkileri ve hukuka uygun izleme ve gözetlemenin koşullarına değinilmiştir. Nihayet son olarak, izleme ve gözetlemenin hukuka aykırı yapılmasının sonuçları açıklanmıştır.

Elektronik izlemeGizli izlemeGözetim+5
Canan Erdoğan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Privacy concerns on mobile applications vis-à-vis the number of permissions requested by android apps

Privacy Concerns on Mobile Applications Vis-À-Vis the Number of Permissions Requested by Android Apps Since the introduction of smartphones and applications, privacy concerns have been rapidly rising. Today, over one billion people use smartphones with millions of apps. These apps may request different permissions from users. Whether it's Android, IOS, Windows, or any other mobile operating system, apps may mostly request permissions more than necessary. In this study, Android apps from Google Play Store are examined. Python scraping code was used to collect details for over 5,000 apps including different parameters such as permissions requested and number of installs. The data was then analyzed using SPSS, AMOS, and Power BI. The analyses made varied from simple descriptive, to one-way ANOVA, multiple regression, and correlation. Also, graphs were constructed. Data analysis was fruitful and different hypothesis were significantly. The results showed that number of permissions requested is correlated with several other variables such as number of reviews, number of installs, and review score. Also, ANOVA tests showed that different developers and categories can possess statistically different number of permissions requested. The study has several limitations such as the IP address of the computer used in Turkey. Turkish apps were suggested. Also, the number of apps collected was 5,264 which relative to total number of apps on the store might be considered as small and non-representative.

SmartphonesConfidentialityMobile application+2
Ala Rabea
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

Towards trustworthy personal assistants for privacy

Many software systems, such as online social networks, enable their users to share information about themselves online. However, users worry about the privacy implications of sharing content. It's a tedious process to make privacy decisions and it makes managing privacy difficult. Recent approaches to help users manage their privacy involve building personal assistants that can recommend whether a user's content is private or not. However, privacy's ambiguous nature and difficulties in explaining assistants' decision-making are challenges hampering users' trust in these systems and therefore also widespread user adoption. In this dissertation we design trustworthy privacy assistants that can help tackle both challenges. We first propose a personal assistant called PURE that integrates machine learning to make predictions on whether a user would identify an image as private or not. An important characteristic of PURE is its ability to model uncertainty in its decisions explicitly. When uncertainty is high, no prediction is made and the decision is delegated to the user. By factoring in user's own understanding of privacy, PURE is able to personalize its recommendations. A second crucial factor in fostering trust in personal assistants is their ability to explain their decision-making processes. Our second assistant PEAK is capable of generating such explanations for its recommendations, using latent topics and predefined explanation categories to do so. A user study shows users find PEAK's explanations useful and easy to understand. Additionally, privacy assistants can use the explanations to improve their own decision-making, with the incorporation of PEAK into PURE resulting in less uncertain images delegated to the user whilst model performance is not compromised. Overall, our work makes an important contribution towards the development of trustworthy personal assistants capable of preserving users' privacy.

Breach of confidentialityPersonal information managementArtificial intelligence+1
Gönül Aycı
Boğaziçi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kişilik hakkı açısından tıbbi genetik analizler

Genetik analizler kişinin kalıtımsal yapısını ortaya çıkararak, o kişinin sağlık ve hayat beklentileri yönünden etkili ve önemli kişisel verilere ulaşılmasını mümkün kılar. Kişinin gelecekteki sağlık durumunu da belirleyecek bazı fiziksel ve ruhsal özelliklerini içeren bu veriler kişinin özel hayat alanına dâhildir. Dolayısıyla, bu bilgilerin açıklanması, sigorta alanında veya iş hayatında ayrımcılık amaçlı kullanılması kişilik hakkı ihlâllerine sebep olur. Diğer yandan, genetik bir analizin uygulanması için kullanılacak biyolojik materyalin, kişinin bedeninden alınması gerekmektedir. Bu durum ise, kişinin vücut bütünlüğü ve dokunulmazlığı kapsamında bir kişilik hakkı ihlâli ortaya çıkarabilir.Günümüzde genetik analizlerin yaygın kullanımı ve bunun karşısında yaşanan kişilik hakkı ihlâlleri, konuya hukuki bir çerçeve çizme zorunluluğu doğurmuştur. Bu kapsamda, özellikle, genetik analizlerin uygulanmasında aranacak hukuka uygunluk koşulları ve hukuka aykırılık durumunda karşılaşılacak yaptırımların tespit edilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada Türk hukukunda konuya değinen hukuki düzenlemeler kadar, uluslararası belgelerde yer alan temel ilkeler ve özellikle İsviçre ve Alman hukuklarındaki düzenlemeler de dikkate alınarak, ihtiyaç duyulan hukuki çerçeve çizilmeye çalışılmıştır.

GenetikGenetik-medikalHukuka uygunluk+7
Meral Gürbüz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme suçu

Bilişim teknolojilerinin büyük bir devinimle geliştiği günümüzde 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 2016 yılında yürürlüğe girmesiyle kişisel verilerin korunması hukukunun yeniden yorumlanması ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyacın son derece yoğun olduğu alanlardan birisi 2005 yılında yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ile ilk defa düzenlenen kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme suçudur ("TCK m. 136"). Çalışmamızda ilk etapta kişisel verilerin korunması hukukuna özgü kavramlar ile TCK m. 136 arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu inceleme neticesinde kişisel verilerin korunması için ceza hukukunun mutlaka başvurulması gereken bir hukuk dalı olup olmadığı değerlendirilmiştir. Son olarak da TCK m. 136'ya yönelik şekil, içerik, kapsam bakımından olan ve olması gereken hukuka ilişkin eleştiri ve önerilerde bulunulmuştur.

Bilgisayar suçlarıBilişim sistemleriBilişim suçları+7
Eşref Barış Börekçi
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Filistin ve Ürdün Anayasaları çerçevesinde dijital mahremiyet hakkı: Niteliği, kapsamı ve mevcut anayasal güvenceler

Bu tez, dijital mahremiyet hakkının Ürdün ve Filistin'deki anayasal düzenlemesini ele almakta ve özellikle dijital mahremiyet hakkının gelişimi, yasal kapsamı, Ürdün ve Filistin anayasalarındaki ele alınışı ve iki ülke mevzuatının bu hakka tanınan anayasal güvencelere uygunluğu gibi çeşitli konuları incelemektedir. Ayrıca tezin önemi, dijital mahremiyet hakkı anlayışının yeni olmasından ve anayasa ile diğer mevzuat kapsamında bu hakkın konusunu düzenleyen açık ve net yasal metinlerin bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Bu durum, doğalarındaki benzerlikten dolayı özel hayat gizliliği hakkının genel kurallarını dijital mahremiyet hakkı için uyarlama ve örnek alma gerekliliğini doğurmaktadır. Zira günümüz dünyasında dijital mahremiyet hakkı, giderek daha önemli bir hale gelmektedir. Bu tezin ilk bölümü, dijital mahremiyet hakkı anlayışının gelişim tarihini sunarken, ikinci bölüm, bu hakkın Ürdün ve Filistin anayasal ve yasal anlamda ele alınmasını ve bunların karşılaştırılmasını incelemiştir. Üçüncü bölüm ise, Ürdün ve Filistin'de dijital mahremiyet hakkına tanınan anayasal güvenceleri analiz etmiş ve bu hakla ilgili yasaların Ürdün ve Filistin anayasalarının ilkeleriyle ne kadar uyumlu olduğu ele almıştır.

AnayasaFilistinKamu hukuku+5
Mahmoud W. M. Abunada
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk ceza hukukunda kişisel verilerin korunmasına yönelik suçlar

Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaşanan gelişmeler sonucunda, kişilere ait bilgilerin kaydedilmesi, yayılması gibi işlemler, çok daha kolay ve hızlı işlemler haline gelmiştir. Bu durum da kişisel verilerin korunması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Uluslararası alanda uzun yıllardır kişisel verilerin korunması konusunda tartışmalar ve çalışmalar mevcuttur. Kişisel verilerin korunması hakkı, pek çok hukuki düzenlemede ayrı bir hak olarak yer almayıp özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında korunmuştur. Ancak teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte kişisel verilerin korunması hakkının önemi artmış, bu hak temel hak ve özgürlüklerden biri olarak sayılmıştır. Temel hak ve özgürlükler içinde yer alması sebebiyle de bu hakkın korumasına yönelik önlemler alınması daha da önemli hale gelmiştir. Uluslararası alanda çeşitli hukuki metinlerle koruma altına alınan kişisel veriler, ülkemizde de çeşitli hukuki düzenlemeler ile korunmaktadır. Mevzuatımıza 2016 yılında dahil olan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel verilerin korunması alanındaki ana kaynaktır. Bu kanun, kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na atıf yapmıştır. Bu çalışmada kişisel verilerin korunması konusu incelenmiş olmakla beraber, çalışmamızın asıl amacı Türk Ceza Hukuku'nda kişisel verilerin korunmasına yönelik inceleme yapmak olduğundan, özellikle Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen suçlar ile kişisel verilere sağlanan koruma konusunda detaylı inceleme ve açıklamalara yer verilmiştir.

Kişisel veriTürk Ceza KanunuTürk ceza hukuku+4
Gizem Büşra Titrek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimEN

Understanding privacy and its related concepts in psychological and cultural context

Privacy is the ability of an individual and/or a group to limit access to oneself and/or their group in physical, interactive, psychological, and informational dimensions, and it is a universal need that shows cross-cultural differences. This study aims to examine privacy from both cultural and psychological perspectives, develop a measurement tool, and investigate its relationship with fundamental psychological variables. To achieve this goal, firstly, a qualitative study with 88 participants was conducted to explore privacy culturally and develop a measurement tool. Prominent examples and definitions of privacy were examined in the qualitative study with content analysis, and a pool of 72 items was prepared. These items were evaluated by experts, and a second study was organized with the identified 56 items. Exploratory Factor Analysis was applied to the data collected from 283 participants, and the sub-dimensions of the scale were determined. In a third study, the predictive validity of the developed measurement tool was examined using data collected from 432 participants and the self-disclosure measurement. Confirmatory Factor Analysis was applied by examining alternative models, and the final form of the measurement tool was determined. The developed Privacy Sensitivity Scale consists of 28 items and four sub-dimensions. These dimensions are identified as privacy sensitivity on "personal information, personal space, sharing in close relationships, and community surveillance" contexts. It was observed that all sub-dimensions of privacy sensitivity were associated with self-disclosure. The relationships of these dimensions with gender, education level, personality, values, religiosity, interpersonal trust, and social anxiety were also examined. Various relationships between these variables and privacy sub-dimensions were identified. The findings were discussed considering the universal and cultural context of privacy.

Data privacyRight of privacy and its protection
Pelin Sağlam
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kişisel verilerin korunması

Çalışmanın amacı giderek daha da önem kazanan kişisel verilerin hayatın her alanında korunması gerekliliğini açıklığa kavuşturmak ve konunun önemini vurgulamaktır. Zira gün geçtikçe kişilerin özel nitelikteki bilgilerinin izinsizce ele geçirilmesi gelişen teknoloji sayesinde daha da kolay hale gelmektedir. Kişilerin telefon konuşmalarının izinsizce dinlenmesi, kayıt altına alınması, görüntülerinin kayıt altına alınması, iletişim bilgilerinin, banka hesap bilgilerinin aynı şekilde ele geçirilmesi veya ifşa edilmesi özel hayatın gizliliğinin giderek ortadan kalkması sonucunu beraberinde getirecektir.

Kişisel veriVeri güvenliğiÖzel hayatın gizliliğinin korunması+1
Hussein Erdoğu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Analyzing of distributed application development platforms on blockchain technology

In the last decade, the most important research area is the blockchain technology because of its distributed consensus, decentralized, anonymity properties, and peer to peer transaction. Problems such as regulatory and technical challenges can be covered by blockchain technology. In other words, blockchain can provide a secure, easily accessible, and tamper-proof network in the distributed ledgers. It is a published record of transactions, all over a network of users. Mohanta (2018) writes that Satoshi Nakamoto expresses peer to peer cash transactions in the distributed system in 2008, and after the idea of cryptocurrency grew rapidly. Currently, there are 1639 different types. There is no limit for using areas in blockchains such as the pharmaceutical industry, smart contracts, logistics, banking, and cybersecurity. More than three-quarters of researches on blockchain-related are focused on the financial part of blockchain like Bitcoin. The remaining part of researchers is trying to research the smart contract-based blockchain platforms and how these innovations can affect daily life. This thesis primarily focuses on the blockchain platforms which are used a smart contract system. To identify the goal, a comparison of platforms with each other in terms of specific and innovative features is used as a purpose. Another purpose of this thesis is that giving an idea of which platform is appropriate for what kind of problems and sectors. To reach these goals, the first technic is used by this thesis is a literature review. We look at the literature on what is going on the academia in terms of our aims. Then, we look at the example of real-time applications or proposed by researches for improving the current daily living standards. The last method we use is collecting all this information in one common environment and analyzing it. Our conclusion of this research is given the flowchart of six common blockchain platforms in terms of their features for specific problems and sectors. These six smart contract-based blockchain platforms are compared with sickle features to decide which platform is suitable for which sector and problem. All outputs are represented as a comparison table. During this thesis six common platforms which are Hyperledger, Ethereum, Corda, IOTA, Stellar and Ripple are researched.

Information securityCognitive consensusDistributed leadership+1
Hilal Nur Issı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk hukukunda özel hayatın gizliliği hakkının sınırları ve korunması

Özel hayat kavramı, devamlı yeni gelişmelerin meydana gelmesi ve bu gelişmelerin söz konusu kavrama yeni anlamlar yüklemesi nedeniyle, geçmişten bugüne değin hakkında tartışmaların yaşandığı bir mesele olmuştur. Bilişim teknolojisinde yaşanan gelişmelerle birlikte kişilerin özel hayatlarına müdahaleler daha kolay hale gelmiş ve sözü edilen hakkın önemi günümüzde daha çok hissedilmeye başlanmıştır. Özel hayatın gizliliği hakkını korumada en önemli araç şüphesiz hukuk kuralları olacaktır. Dolayısıyla günümüzde özel hayatın gizliliği hakkı uluslararası insan hakları sözleşmelerinde yer almakta, birçok devlet anayasaları ve yargı kararları ile özel hayatın gizliliği hakkını korumaya çalışmaktadır. Bu kapsamda Türk Anayasa Mahkemesi'nin özel hayatın gizliliği konusunda kendisine referans aldığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatları doğrultusunda sözü edilen hakkın kapsamı ve bu hakka getirilen sınırlamalar hususlarında mahkemenin temel bakışı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonraki bölümde, özel hayatın gizliliğinin anayasamızdaki düzenlemesi irdelenmiş ve akabinde Anayasa Mahkemesi'nin özel hayatın gizliliği hakkına yaklaşımı incelenmiştir. Uygulamada Türk Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları yol gösterici niteliğinde olduğundan, bu iki mahkemenin güncel içtihatlarıyla özel hayatın gizliliği hakkının sınırları ve korunması ortaya konulmaya gayret edilmiştir.

Anayasa MahkemesiTürk hukukuÖzel hayatın gizliliğinin korunması+2
Mehmet İlteriş Öztürk
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu

Kişinin sahip olduğu manevi varlıklardan birisi de özel hayattır. Kişinin bu varlığı üzerinde sahip olduğu hak olan özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı, Anayasa'nın 20 ile 22'nci maddeleri arasında özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti ve konut dokunulmazlığı olarak üç başlık halinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ''özel hayata ve aile hayatına saygı'' başlıklı 8'inci maddesi de özel hayat, aile hayatı, konut ve haberleşmeyi koruyan bir düzenleme içermektedir. Türk hukukunda özel hayatın gizliliğinin ihlali bir suç olarak ilk defa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap, İkinci Kısım, ''Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar'' başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yer alan 134'üncü madde ile düzenlenmiştir. Bu çalışmanın amacı; kişinin kendisine yakın olan kişilerle paylaştığı ve bu kişiler dışındaki kimselere kapalı olan, kişiliğini geliştirmek ve gerçekleştirmek için sahip olduğu özel hayat alanının sınırlarını tespit etmek, kapsamını ortaya koymak, ulusal ve uluslararası hukuktaki görünümünü açıklamak ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yapısal unsurlarını tüm yönleriyle incelemektir.

Kanunlar 5237 sayılıKişiKişilik hakkı+3
Name Turhan
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu: Avrupa İnsan Hakları mahkemesi ve yargıtay kararları ışığında

Bireyin yaşam tarzının ve buna bağlı olarak toplumsal ilişkilerin, gelişen teknolojinin bir yansıması olarak her geçen gün biraz daha fazla değişime uğradığı aşikardır. Ayrıca internet kullanımının yaygınlaşması ve giderek insan hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmesinin sonucunda bireylerin hayatlarına ilişkin bilgilerin yalnızca yüz yüze değil sanal dünyada da açıklandığı, açığa çıkarıldığı ve diğer kişilerin bilgisine sunulduğu görülmektedir. Bununla birlikte devletin ve gerçek veya tüzel kişilerin de eskiye oranla kişilerin özel hayatına müdahalesinin daha olanaklı olduğu bir çağda yaşadığımızı söyleyebiliriz. Bu yoğun tehlikenin sonucu olarak "özel hayatın gizliliği" kavramı daha da önem kazanmış ve daha çok korunmaya muhtaç hale gelmiştir ki 1982 Anayasası'nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde koruma altına alınan "özel hayatın gizliliği" hakkına yönelik ihlaller ilk kez 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda suç olarak düzenlenmiştir. Çalışmamızın konusu olan özel hayatın gizliliğini ihlal suçu iki kısımda ele alınmıştır. Birinci kısımda özel hayat kavramı, tarihi gelişimi, ulusal ve uluslararası hukuktaki yeri ve kapsamı öğretide ileri sürülen görüşler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde incelenmiştir. İkinci kısımda ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinde düzenlenen "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçu ceza hukuku prensipleri açısından tüm yönleriyle ele alınmıştır. Bu kısımda çok sayıda Yargıtay kararına yer verilerek konunun ve pratik uygulamasının daha iyi anlaşılması amacı güdülmüştür.

Avrupa İnsan Hakları MahkemesiCeza HukukuGizliliğin ihlali+7
Samet Büyük
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hukuksal yönleriyle insan geni üzerindeki incelemeler

İnsan geni üzerindeki incelemeler, genlerin ve gen ürünlerinin incelenmesini içerir. Bu incelemelerin insanlığa bir çok alanda olumlu katkılar sağladığı açıktır. Ancak gen incelemeler, etik ve hukuksal açıdan çeşitli sorunlara yol açmıştır. Oluşan bu sorunlara hukuk, etik, biyoetik ve tıp biliminin kurallarıyla, etik ilkelere uygun çözümler getirilmeye çalışılmıştır. Ülkemizde gen incelemelerinin yapılışını ve sonuçlarını düzenleyen bağımsız bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Konuya ilişkin Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, AİHS gibi iç hukukumuzu bağlayıcı sözleşmelerin yanı sıra, bildirge ve yönergeler ile Anayasamız, TMK, TBK, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu gibi ulusal yasalarımız ile Türk Deontoloji Nizamnamesi ve ÜYTE, HHY gibi yönetmeliklerle, insan geni üzerindeki incelemelerin sebep olduğu etik ve hukuksal sorunlar çözümlenmeye çalışılmaktadır. Bu nedenle genetik incelemeler ve tanılarla ilgili olarak , Gen Teşhisi Kanunu, Embriyonun Korunması Kanunu, Kök Hücre Araştırmaları Kanunu gibi kanunların bir an önce çıkarılması zorunludur. Hatta bu konuların tümünün İnsan Geni İncelemeleri Hakkında Kanun olarak düzenlenmesi isabetli olacaktır. Bu yasa ile insan haklarının ve temel özgürlüklerin ve insan onuruna saygının korunması gerçekleşecektir. İnsan geni üzerinde yapılacak incelemeler ile bu incelemelerin sonuçlarının etik ilkeler de göz önüne alınarak; ulusumuzun hak ettiği demokratik, çağcıl, insan onuruna ve haklarına uyan yasal düzenlemelerin, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi başta olmak üzere evrensel hukuk normlara uygun olarak bir an önce gerçekleştirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Araştırma programlarıBiyo-tıpEtik+7
Remzi Demir
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milletlerarası özel hukukta haksız fiil bağlamında kişisel verilerin korunması

Kişisel veri, kimliği belli bir kişi ile ilişkilendirilebilen her türlü bilgidir. Kişisel veriler, günümüzde ekonomik bir değer taşımakta olup gelişen teknoloji karşısında kişisel verilerin işlenmesi giderek kolaylaşmaktadır. Bu sebeple de işlenen kişisel veri miktarı katlanarak artmaktadır. Bu durum kişisel verilerin korunması ile ilgili düzenlemelerin getirilmesini gerekli kılmıştır. Kişisel verilerin korunması hakkı, Türk hukukunda kişilik hakkı kapsamında yer almaktadır. Kişisel verilerin işlenmesi suretiyle gerçekleşen kişilik hakkının ihlâli, haksız fiil sorumluluğunu doğurabilmektedir. Dijitalleşme ile kişisel verilerin uluslararası dolaşımı gün geçtikçe artmakta ve bu durum haksız fiil bağlamında kişisel verilerin korunması hakkı ihlâllerinden kaynaklanan yabancı unsurlu uyuşmazlıkları da arttırmaktadır. Kişisel verilerin işlenmesinden kaynaklanan yabancı unsurlu uyuşmazlıklara uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecektir. Kişisel verilerin işlenmesi veya kişisel veriler hakkında bilgi alma hakkının sınırlandırılması yolu ile kişilik hakkı ihlâline uygulanacak hukuka ilişkin bağlama kuralı, MÖHUK m. 35/3 hükmü ile özel olarak düzenlemiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ise MÖHUK m. 40 gereğince, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına göre tayin edilecektir.

Haksız fiilKanunlar 5718 sayılıKişilik hakkı+5
Cemrenur Coşkun
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

İlgili konular