Judicial decisions

107 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İskilipli Mehmed Âtıf Efendi'nin fıkhî kişiliği (Makaleleri bağlamında)

Âtıf Efendi, Osmanlının en buhranlı dönemlerinde yaşamış bir âlimdir. Çalışmalarında devletin ve toplumun sorunlarına değinmiştir. Toplumu içinde bulunduğu durumdan kurtararak ileriye taşıyacak önerilerde bulunmuş, önerilerinde İslâmcı yaklaşımı savunmuştur. Âtıf Efendi, devletine sahip çıkmaları ve birlik olmaları hususunda halkı bilinçlendiren yazılar kaleme almıştır. Donanma cemiyeti yararına kaleme aldığı Nazar-ı Şerîatte Kuvve-i Berriyye ve Bahriyye'nin Ehemmiyet ve Vücûbu adlı eseri ile takdirname almıştır. Medreselerin ıslah çalışmalarında yer alan Âtıf Efendi, ilim dünyasındaki donukluğun nedenlerini açıklamış, çözüm önerilerinde bulunmuştur. İlme gereken değer verilmediği müddetçe toplumun ileriye gidemeyeceğini ve gerilemeye maruz kalacağını belirtmiştir. Âtıf Efendi, İslâm'ı medeniyetin önünde engel olarak gören yaklaşımlara karşı mücadele etmiş, gazetelerde ve dergilerde bu konuda ilmî yazılar kaleme almıştır. Âtıf Efendi'nin amacı, İslâm'ı doğru tanıtmak ve onun doğru anlaşılmasını sağlamaktır. Ona göre İslâm'a sarılmak yükselme ve ilerleme, İslâm'dan uzaklaşmak ise gerileme ve çöküş nedenidir. Âtıf Efendi'nin üzerinde hassasiyetle durduğu bazı hususlar şunlardır: İslâm, her dönemin ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte bir dindir. İçtihat, İslâm'ı evrensel ve dinamik kılan unsurlardan biridir. Bu nedenle içtihat kapısı açıktır ve hiçbir zaman kapanmayacaktır. İçtihat anlayışı dinamizme kavuşturulmalıdır. İçtihadın yeniden canlandırılması, toplumda yanlış İslâm algısının önüne geçecek ve İslâm'ın doğru anlaşılmasını sağlayacaktır. Âtıf Efendi, içtihat yeterliliğine sahip müçtehitler yetiştirilmesi gerektiğinin altını çizer. Ona göre Kur'an, her türlü düzenlemede ilim insanlarına yeterli veri sağlayacak nitelikte bir kaynaktır. Düzenlenecek anayasa çalışmalarında ve kanuni düzenlemelerde zamanın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak içtihada başvurulmalıdır. Anahtar Kavramlar: İçtihat, Taklît, İslâm, Medeniyet, Yozlaşma

Atıf EfendiMedeniyetTaklid+4
Bedriye Bilim
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hadislerin sıhhatini belirlemenin ictihâdî oluşu

Hadîslerin sıhhatini belirlemenin ictihâdî oluşunu konu alan tezimizle, rivâyetlerin sıhhatinin tespitinde ictihâdın rolü ortaya konulmaya çalışılmış, bu bağlamda; muhaddislerce ve fakîhlerce hadîsleri değerlendirmede etkin rol oynayan kriterlerin ictihâdî olduğuna, ictihâdın âlimlerin hadîslere farklı hüküm vermelerindeki etkisine değinilmiştir. Bu bilgilerden hareketle de aynı rivâyetin, sahîh, hasen, zayıf ve mevzû gibi birbirinden farklı hükümlere konu olmasındaki sebebin ne olduğunun anlaşılması hedeflenmiştir. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, amacı, kaynakları ve yöntemi hakkında bilgilendirmede bulunulmuş, Tezin Birinci Bölüm'ünde konu ile ilintili bazı kavramlara ve bunlara ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Çalışmanın İkinci Bölüm'ünde, tarihî süreçte ictihâd kapısının açık olup olmadığı tartışmaları bağlamında İbnü's Salâh'ın görüşüne temas edilmiş, ayrıca âlimlerin onun görüşüne yaklaşımları kronolojik olarak özetlenmiştir. Bununla birlikte hadîslerin sıhhatini tespitte özellikle hadisçilere göre etkin rol oynayan hadîs usûlü ve cerh-ta'dil ilminin teşekkülünde ictihâdın etkisi ele alınmıştır. Araştırmanın Üçüncü Bölüm'ünde ise hadisçilere ve fıkıhçılara göre sahîh hadîsin şartlarına ve fıkıhçıların zayıf hadîsleri sahîh olarak kabul etmelerine yol açan bazı alternatif metotlara yer verilmiş, ayrıca bu bölümde aynı ilmî disipline mensup âlimlerce rivâyetlerin farklı hükümlere konu olmasına örneklerle temas edilmiştir. Tüm bu verilerden hareketle de hadîslerin sıhhatini tespitte ictihâdın rolü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda son olarak ulaştığımız bazı tespitlere yer verilmiştir.

HadisKur'an-ı Kerimİslamiyet+1
Abdullah Koçak
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Klasik ve modern fıkıh düşüncesinde makâsıd içtihadının ilke ve sınırları

IX. yüzyılda genelde İslam, özelde ise fıkıh düşüncesinin donuklaşma ve gerileme sürecine girdiği şeklinde baskın bir kanaat bulunmaktadır. Bu düşünce büyük ölçüde İslam'ın temel kaynaklarının makâsıdî (teleolojik) olmaktan ziyade lafzî (literal) bir yoruma tabi tutulmasıyla doğrudan ilişkilendirilmiştir. Bu bağlamda geleneğe hâkim olan lafzî yorum yaklaşımının, İslam dünyasının geride kalmasına neden olduğu iddia edilmiş, makâsıdî yoruma ise sık vurgu yapılarak ön plana çıkarılmıştır. Bu sâikle modern dönemde bazı araştırmacılar gâî yorumu bir çıkış yolu olarak görmüş, bu yöntemi içtihatta merkeze alarak lafzî yorumun/beyan içtihadının bir tarafa konulması gerektiğini ifade etmişlerdir. Bunlar kısaca usul ilminin bir kenara bırakılmasını, nass ile makâsıdın çatışması durumunda ise makâsıdın tercih edilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Ancak bu düşüncenin birçok içtihadî ve hukukî probleme sebebiyet vereceğinden bu içtihat yönteminin delil değerini ve ilkelerini belirleme gereği doğmuştur. Buna binaen tezde, makâsıd içtihadının delil değeri, problemleri ve makâsıd içtihadının ilke ve sınırları tespit edilmeye çalışılmıştır. Neticede makâsıdın gayri mansûs meselelerde delil olduğu, bu yöntemle içtihat edilebileceği, ancak zaptı sağlanmadığı takdirde İslam hukukunun formel ve normatif yapısına zarar vereceği, makasıd içtihadının bir takım ilke ve sınırlarının bulunduğu görülmüştür. Bu çalışmanın birinci bölümünde makâsıdın, tarihi serüvenine, dayandığı temel kavramlara ve kısımlarına değinilmiştir. İkinci bölümde içtihat yöntemleri, makâsıd içtihadının delil değeri ve ilkeler belirlenmeden başvurulan içtihadın doğuracağı hukuki problemler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise içtihat/yorum ilkeleri, makâsıd içtihadını sınırlayan deliller, bu yöntemin genel ve özel ilkeleri konularına göre incelenmeye çalışılmıştır.

GayeKur'an-ı KerimMakasidü'l-Kur'an+5
Yusuf Bulutlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında Türk vergi hukukunda muvazaa ve peçeleme işlemleri

Çağdaş toplumlarda devletler, yüklenmiş olduğu misyon gereği kamu gelirlerine ihtiyaç duymaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için vergi toplanarak vergi geliri elde edilmesi, devletlerin geçirmiş olduğu uzun bir evrimin sonucudur. Bununla birlikte vergilerin, devletin üstün egemenlik gücüne dayanılarak toplanmasının yanı sıra, vergilendirmede keyfiyete engel olan bireyleri koruyucu anayasal ilkeler de mevcuttur. Bunlardan en önemlileri, 1982 Anayasası'nda yer alan eşitlik ve mali güce göre vergilendirme ilkeleridir. Bu kapsamda Türk vergi sistemine ilişkin uygulamalarda, devletin kamu hizmetlerini görürken ihtiyaç duyduğu vergi gelirlerinde kayba sebebiyet veren ve aynı zamanda eşitlik ve mali güce göre vergilendirme ilkelerine de zarar veren bazı işlemler mevcuttur. Bu işlemler, muvazaa ve peçeleme işlemleridir. Türk vergi sistemi içerisinde mükellef ve vergi sorumlularının sözleşme özgürlüklerini kullanarak, vergiden kaçınma veya vergiden kaçırma amacıyla giriştikleri bu işlemler, vergi hukuku açısından tespiti, nitelendirilmesi ve yargı aşamasında ispatı çok önemli hususlardır. Vergi mevzuatının kapsamlı ve karmaşık yapısı sebebiyle bu işlemler çok farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu işlemlerin dinamik yapısı sebebiyle de yeni peçeleme ve muvazaa işlemleri de ortaya çıkabileceğinden, bu işlemleri mevzuat kapsamında yasaklamak kalıcı bir çözüm olamayacaktır. Bu sebeple muvazaa ve peçeleme işlemlerin önlenmesine yönelik çabaların en başında doğru nitelendirme ile etkin ve etkili bir yargılama sistemi olması gerekmektedir. Peçeleme ve muvazaa işlemlerinin içeriğini belirlemek, yargı kararlarında bu işlemlerin ne şekilde ele alındığı göstermek, akademik literatüre katkı sağlamak ve vergi hukuku alanında üzerinde sınırlı çalışma yapılmış bir konuyu incelemenin yararlı olacağı sebebiyle, peçeleme ve muvazaalı işlemler, araştırma konusu olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, muvazaa ve peçeleme işlemleri kavramları, bu kavramların benzer diğer kavramlardan farkları, yargı kararları ve öğreti doğrultusunda bu işlemlerin ne şekilde ortaya çıktığına yönelik örnekler ve bu işlemlerin ispatının ne şekilde olacağı hususları ele alınmıştır.

DanışıklılıkMuvazaaPeçeleme+6
Ahmet Onarıcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında yükseköğretimde öğretim elemanları disiplin ve ceza soruşturmaları

Hazırlanan tez, daha önce 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan hüküm uyarınca Yönetmelik ile düzenlenmiş olan yükseköğretim öğretim elemanlarının disiplin işlemlerinin, söz konusu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'nın 38, 128 ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi sonucunda 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile tümüyle yeniden düzenlendiği dikkate alınarak, yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının disiplin suçları nedeniyle yapılacak disiplin soruşturmaları ve yine aynı maddede yer bulan göreve ilişkin suçları nedeniyle yapılacak ceza soruşturmalarının usul ve niteliklerinin yargı kararları da göz önüne alınarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, üç bölüm halinde hazırlanan çalışmanın birinci bölümünde, disiplin kavramı ile disiplin suçu ve disiplin hukukuna ilişkin genel ilkeler incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının hangi fiillerinin disiplin suçu olarak tanımlandığı ve bu fiiller karşılığında verilecek cezaların neler olduğu hususlarına kısaca değinildikten sonra, öğretim elemanlarının disipline aykırı fiilleri nedeniyle yapılacak soruşturmalarda izlenecek usul, soruşturmalarda dikkat edilmesi gereken ilkeler ve soruşturma sonucunda tesis edilecek işlemler yargı kararları ile birlikte incelenmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise, yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanlarının görevleri nedeniyle ya da görevlerini yaptıkları esnada işledikleri ileri sürülen suçlarına yönelik olarak yapılacak ceza soruşturmalarında 2547 sayılı Kanun ile benimsenen soruşturma sistemi, bu soruşturmalarda yetkili olan makamlar, izlenecek usuller, soruşturmaları yürütenlerin yetkileri ve soruşturmalar sonucunda ilgililer hakkında verilecek kararlar ve bu kararlara itiraz yolları yine yargı kararları ile birlikte incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Soruşturma, Yükseköğretim Kanunu, Öğretim Elemanları.

Disiplin cezasıDisiplin soruşturmasıSoruşturma+4
Özgür Bozkurt
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

الجهود الفقهية لابي الليث السمرقندي في فقه النوازل

Muslims always pay attention to the rules of religion in order to gain Allah's approval and avoid His wrath. The Qur'an and Sunnah contain amm, hass, mujmal and mufassal rulings. The purpose of these rules is to regulate people's life affairs. However, the texts of the Qur'an and Sunnah do not contain all people's affairs and behaviors. In every era, new issues appear in society that were not known in previous societies. This is the nature of human life. With the Islamic conquests, many people entered the religion of Islam, and with them new topics entered and issues occurred that were not known in the Islamic society at the time. Of course, these topics needed a proper place in the jurisprudential frameworks. This study stands at an important person in the history of Islamic jurisprudence from the region of Transoxiana. This person is Imam Abo Al Laith Al Samargandi. The study aims to introduce this imam and his jurisprudential views. In this context, he discussed his opinions on fiqh of the current controversial issues (Fiqh al-Nawazil). Keywords: Abo Al Laith Al Samargandi. Jurisprudential Opinions. Islamic Jurisprudence. Fiqh Al-Nawazil.

Saadoon Mohammed Shaker Jameel
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

الاحكام الفقهية بالتعامل مع التقنيات الحديثه في باب الجنايات

This thesis and tagged (jurisprudential rulings related to dealing with modern technologies in the chapter of felonies) mainly talks about the relationship of modern technologies with jurisprudential rulings in the section of felonies, and since the chapter of felonies is linked to people's lives and paying damage to them, it has dealt with what can affect the preservation of the necessities that Sharia came out such as the soul, presentation, money and mind, and showed the attention of Sharia scholars to this section and discussed the jurisprudential dispute in some parts through the huge amount of knowledge in our blessed Islamic library.

Nazar Abdulameer Hasan Hasan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

القواعد الفقهية المستخدمه من كتاب البحر الرائق لابن نجيم الحنفي

The research study the "jurisprudential rules extracted from the book "Al-Bahr Al-Ra'iq" by Ibn Nujaim Al-Hanafi, who died (970 AH). The researcher chose this book firstly for the well-known scientific status of its author and his book "Al-Bahr Al-Ra'iq" The researcher defined the terminology and principles of jurisprudence, and studied the history of the jurisprudential rule, its origin, the development of its terminology and its most prominent characteristics. Then he presents a chapter on the rules found in the book (Al-Bahr Al-Ra'iq) and the sub-issues that fall under each rule by returning each branch to its origin. He compares what was stated in the book as a jurisprudential body for the Hanafis, and the rest of the four schools of jurisprudence, in specific aspects related to the rule and Ibn Nujaim's application of it in various cases and issues. The originality of this research lies in collecting these rules by extracting them from this book, and comparing them with what was mentioned in other books and texts, and to know how to apply them, including what Ibn Nujaim applied in terms of facts and rulings in various jurisprudential issues, It also helps to understand Ibn Nujaim's jurisprudential personality, due to his deep understanding of the fundamentals of the Hanafi school of jurisprudence with his intelligence and farsightedness. The researcher followed the inductive and analytical approach when collecting jurisprudential rules and their applications scattered in the books of jurisprudence and principles, analyzing these rules and extracting what branches from them and builds on them from the jurisprudential branches. He also followed the comparative approach when comparing the Hanafi school with other schools of jurisprudential issues and rules, highlighting similarities and differences. The most important results reached: Statement of the sources from which Ibn Nujaim took his rulings and rules, As well as presenting models for the application of these jurisprudential rules in various jurisprudential events according to Ibn Nujaim's understanding, as well as Ibn Nujaim's reasoning with many jurisprudential rules that have a valid legal origin from the Qur'an or Sunnah. Ibn Nujaim also benefited from what the previous scholars left in Islamic jurisprudence, and his sources came all authentic which considered as mother books of the Hanafi school such as: Al-Nihaayah Sharh of Al-Hidaya, al-Sarraj al-Wahaj, Explanation of Mukhtasar Al-Qadouri and Explanations of al-Wiqayah and al-Niqayah, and so on.

Omar Kadhim Abbas Al-gburı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

تاريخ الاجتهاد في تفسير القرآن في عصر النبوة والصحابة والتابعين والعصر الحديث(دراسة مقارنة

Research in this thesis (the history of independent thinking (Ijtihad) in the interpretation of the Holy Qur'an) revolves around three main and central sections, each of which represents a historical period in the interpretation of the Holy Qur'an, and in each era new developments emerged that influenced the interpretation of the verses of the Holy Qur'an First section: Ijtihad (independent thinking) of the time of the Prophet, (PBUH), his honorable companions and their followers, may God be pleased with them. The Prophet,(PBUH), is the only analyzer and interpreter, to whom the honorable Companions are referred back to what matters are hidden from Their religion, including the interpretation of the verses of the Holy Qur'an, and the methodology of the Prophet, (PBUH), in interpretation was to explain the Qur'an with the Qur'an, or he explains the verses that his esteemed companions ask him about, or he reads the verse and then mentions its interpretation, and sometimes he (PBUH) approves the interpretation of some of hes companions - including the People of Qur'an - if that is correct. Then followed that the era of The honorable companions, may God be pleased with them, used to interpret the Holy Qur'an with what was authenticated by the Prophet (PBUH) otherwise they resorted to the sciences and arts of language (linguistic), and if this is not so,strive hard with their opinion, for they are all fair and trustworthy,and they have established schools of interpretation for th followers.Theyspread the science of exegesis in it, and their approach was like that of the Companions,may God be pleased with them.The Israeli novels were narrated without evidence until it was attributed to the Messenger, (PBUH), falsely and with falsehood, and this was influenced the interpretation of The Holy Qur'an. The second section: Ijtihad in the era of codification, when science spread until it reached its climax of various kinds Including the science of exegesis, a new form of exegesis appeared, which is exegesis by opinion. After the interpretation was based on the correct influencing of the narrations reported on the authority of the Prophet, (PBUH), and his companions and those who follow, may God be pleased with them, appeared the interpretation In opinion, as every interpreter interprets the Holy Qur'an with his own opinion, and if the interpretation is based on the correct from the aphorism, and the science of Language and sound methodology in exegesis, this is considered from the exegesis with the praiseworthy opinion, and if it is victorious for the doctrine and sect And not taking the correct conditions in consideration in the interpretation, it is considered an interpretation with a blameworthy opinion. In this era, 6 the translation of the Holy Qur'an from Arabic into various languages appeared, and many mistakes were made, it reflected on the integrity of the interpretation, intentionally or unintentionally, as the translators sometimes did not know the two languages, or they were discriminated . Because of their belief and sect, the translation distorted the purpose that God Almighty wanted from the revelation of the text of the Qur'an. The third section: interpretation in the modern era, the scientific progress that the modern era witnessed, and the scientific discoveries Modern interpretation led to the emergence of new forms of interpretation, such as scientific and social interpretation, and others, where some Commentators in this era make the link between modern discoveries and generous verses in various fields, trying to do so. Show the scientific miracles in the Holy Qur'an. What affects in the interpretation in this era is the emergence of Orientalism and the Orientalists, and they were divided into two groups, one whose main goal was to undermine Islam and Muslims through Challenging the validity of the Holy Qur'an and the maxim of its interpretation, or the interpretation of the Holy Qur'an according to their goals, far from the principles of interpretation and its sound approach developed by the nation's scholars to reach the intended meaning of the noble verses, and another team Its aim is to show the truth and clarify the true goals of Islam.These people do justice to Islam and Muslims through their books and writings. And they left aclearimprint that indicates their goals, sincerity and sincerity in their work. Key Words : History, History of diligence, Age of prophecy, The Age of belonging, Age of followers.

Mohammed Kamal Hammood Alrashedı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti'nde yüksek yargı kararları çerçevesinde aydınlatılmış onamın incelenmesi ve hekimlerin aydınlatılmış onama yaklaşımları

İnsan haklarının en temeli yaşam hakkıdır. Bu hak dünya genelinde bir takım düzenlemelerle garanti altına alınmaya çalışılmaktadır. Her bireyin özerk olmaya hakkı vardır. Bu hak birçok alanda ihlal edilebileceği gibi sağlık alanında da ihlallerle karşı karşıya kalabilmektedir. Kişiler sağlıkları ile ilgili sorun yaşadıkları durumda hekime veya sağlık sunucusuna başvurmaktadır. Burada kişinin sağlığına tekrar kazandırılması, acısının azaltılması veya ortadan kaldırılması için vücut bütünlüklerine yönelik bir takım girişimlerde bulunulmaktadır. Bu girişimlerin tıbbi müdahale olarak nitelenebilmesi için belirli kriterler mevcuttur. Fakat herşeyden önce bu girişimlerin uygulanabilmesi için hastanın hastalığı ile ilgili konuda tam bir bilgiye sahip olacak şekilde yapılacak girişime rıza göstermesi gerekmektedir. Bu müdahaleler geniş bir yelpazede değerlendirilebilir. Yapılacak basit bir tıbbi müdahaleden başlayarak en ağır cerrahi müdahalelere kadar tıbbi müdahale olarak adlandırılmaktadır. Fakat kişinin kendisine yapılacak müdahaleyi kavrayarak müdahale sonucunda elde edilecek yarar ile oluşabilecek olumsuz durumlara da rıza göstermesi gerekmektedir. Aydınlatılmış onam, bu konuda hasta ile müdahaleyi gerçekleştirecek yetkili kişi/kişiler arasında sözleşme olarak ortaya çıkmış bir akittir. Aydınlatılmış onam, hasta ile aradaki güveni tesis ettiği gibi, sonrasında oluşabilecek hukuki durumlar açısından temel ispat delili görevi de görmektedir. Uygulamada aydınlatılmış onam, sağlık profesyonelleri tarafından külfet gibi algılanmasına rağmen aslında bir koruyucu mekanizmadır. Aydınlatılmış onam hasta ile iletişim noktasında kilometre taşı görevini görmekle birlikte, oluşabilecek hukuki olumsuzları ortadan kaldırmak için de gereklidir. Bu çalışmanın amacı tıbbi müdahalelerde aydınlatılmış onamın yeri ve taraflar açısından gerekliliği üzerinde durmaktır.

Aydınlatılmış onamDoktorlarHekimler+4
Ahmet Sönmez
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fazlurrahmanda metodoloji sorunu

Fazlurrahman, İslâm düşüncesine yeni bir anlayış getiren mütefekkirlerden birisidir. Geleneği modern şekilde okuma yoluna giden Fazlurrahman içinde bulunduğu çağın şartlarına kayıtsız kalmamış, özgün bir metot arayışında olmuştur. O, gerek doğu gerekse batı kültürüne vakıf, her iki kültürün de karşı karşıya kaldığı sorunları iyi bilen, sorunlara kendi anlayışı çerçevesinde çözüm önerileri geliştiren bir düşünür olmuştur. Fazlurrahman kadim kelâmın sorunları çözüm becerisinin kendi dönemi için uygun olduğunu ancak günümüz sorunlarının sosyal, ekonomik ve teknolojik gelişmelerden dolayı farklılaşması ile eksik olduğunu belirtmiştir. Ona göre geçmiş dönemde kullanılan yöntemler günümüz sorunlarını çözmede yetersiz kaldığından, vahyin ruhuna uygun rasyonel çözümler üretmede yeni bir metot arayışına girme zorunluluğu vardır. Bu tezde, Fazlurrahman'ın metot konusundaki fikirleri tefsir, hadis ve İslâm hukuku alanındaki düşünceleri ile birlikte ele alınmış, böylece onun kelam ilmîne dair eleştiri ve önerilerine ışık tutulmaya çalışılmıştır. Fazlurrahman'ın düşünce dünyasında semantik okuma, tarihsellik, metnin bağlamı içerisinde değerlendirilmesi, lafzın maksadının dikkate alınması ve ahlaki ilkelerin tespiti son derece önemli yer tutar. Bu sebeple o, klasik kelam ekollerinin tarihi tenkidini önerir. Bu, mevcut itikadi fırkaların Kur'an'ın dünya görüşüyle ne derece uyuştuğunu da ortaya çıkaracaktır. Böylece Fazlurrahman, çağdaş yüzyılda İslâm dünyasındaki problemlerin ahlakî çözümünün akıl ve Kur'an merkezli bir çaba ile mümkün olduğunu temellendirmeye çalışmıştır.

KelamKur'an-ı KerimMalik, Fazlurrahman+3
Mücahide Zeynep Özçoban
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukukunda tebligat ve yargı kararları ışığında değerlendirilmesi

Tebliğ, vergi hukukunun önemli konularından biridir. Vergi alacağının sorunsuz bir şekilde tahsil edilebilmesi için tebliğ işleminin hatasız bir şekilde yapılması gerekmektedir. Vergilendirme işlemlerine ilişkin tebliğ hükümleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmektedir. Ancak bu kanunda hüküm bulunmaması halinde, vergilendirme işlemlerinin tebliğinde 7201 Tebligat Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu çalışmada, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan tebliğ hükümleri ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. Tebliğde yapılan hatalar tek tek incelenerek, hatalı tebliğlerin sonuçları üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte çalışmada tebliğ işleminin hukuki niteliği üzerinde durulacaktır. Çalışmada yargı kararları ve doktrinde yer alan görüşlere de yer verilecek, ortaya çıkan aksaklıklar hakkında değerlendirmeler yapılacak ve öneriler sunulacaktır. Konu incelenirken kanun hükümleri ile uygulama arasındaki farklılıklar ortaya konulacak ve doğru olan uygulama şeklinin ne olduğu tespit edilmeye çalışılacaktır.

TebligatTebliğTürk vergi hukuku+4
Ahmet İnneci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Danıştay kararları ışığında usulsüzlük kabahatleri

Devlet üstlendiği sorumlulukları yerine getirebilmek amacıyla anayasanın vermiş olduğu haklar çerçevesinde çeşitli kaynaklardan gelirler elde etmektedir. Elde edilen bu kamu gelirleri içerisinde vergiler % 80 - % 90 gibi oranda önemli bir paya sahiptir. Vergi, devletin gerçek ve tüzel kişilerin ödeme güçlerine göre ve herhangi bir kamu ihtiyaçlarını karşılamak üzere hizmete karşılık olmaksızın cebri olarak alınan parasal yükümlülüklerdir. Temelinde zorunluluğun var olması ve vergi ödemenin karşılığının bulunmaması vergilerin, ödenmesinde birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Örneğin bireyler, vergiler karşısında doğrudan fayda sağlamadıkları için ödemeleri gereken vergileri azaltmaya çalışmaktadırlar. Eğer bu çabalar yasal ise sorun içermemektedir. Ama yasal olmayan yollara bireylerin başvurmaları durumunda, vergi kaybı nedeniyle vergi kabahat ve cezalarını ortaya çıkarmaktadır. Vergi kabahat ve cezaları, vergi ceza hukukunun ilgili alanına girerek, cezaların tespiti ile birey ve devlet arasındaki vergi uyuşmazlıkları, usulsüzlükleri ve kabahatlerinin Vergi Kanunları'nda gösterilen maddi ve biçimsel yükümlülüklere göre çözümlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada öncelikli olarak verginin tarihsel gelişimine yer verilip, vergi ödemenin önemi ve gerekliliğinden bahsedilerek ardından Vergi Usul Kanunu'nda yer alan usulsüzlük kabahatlerini oluşturan eylemlere uygulanan yaptırımlar, usulsüzlük kabahatlerine pişmanlık indirimleri, usulsüzlük kabahatlerinin tebliği, itiraz yolları, bu kabahatleri sona erdiren durumları ile usulsüzlük kabahati yaptırımları incelenmektedir.

DanıştayVergi Usul KanunuVergi ceza hukuku+5
Mehmet Ös
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında görevi kötüye kullanma suçu

İnceleme konumuz olan görevi kötüye kullanma suçu, 5237 sayılı kanunun dördüncü kısım, birinci bölümünde "Kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar" başlığı altında 257. maddede düzenlenmiştir. Görevi kötüye kullanma suçu genel, tali ve tamamlayıcı bir suçtur ve düzenlemesi itibariyle mahsus suçlardan olup, sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilir. Kamu görevlisi, kamu fa¬aliyetinin yürütülmesi sırasında, görevinin gerekli kıldığı yükümlülüklere uygun hareket etmek zorundadır. Böylelikle kamu faaliyetlerinin adalet ilkelerine uygun yürütüldüğü husu¬sunda toplumda hâkim olan güvenin, inancın sarsılmaması gerekmektedir. Bu yükümlülükle bağdaşmayan davranışlar, belli koşullar altında 5237 sayılı TCK'nın 257. maddesinde suç olarak tanımlanmıştır. Çalışma kapsamında görevi kötüye kullanma suçu üç bölüm altında değerlendirilmiş olup, birinci bölümde suça ilişkin genel bilgilere, tanımlara, tarihçe, kanun gerekçesi ve korunan hukuksal yarara yer verilecek; ikinci bölümde suçun faili, mağduru, maddi ve manevi unsurları ile özel görünüş biçimleri ele alınacak; üçüncü bölümde ise usuli hükümler ile hukuka uygunluk nedenleriyle ilgili açıklamalara ve değerlendirmelere yer verilmiştir.

Görevi kötüye kullanmaKamu HukukuTürk Ceza Hukuku+2
Hatice Tuğba Altun
Gaziantep University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında vergi kaçakçılığı suçu

Vergi kanunlarına aykırı fiiller ve bu fiillere uygulanacak cezalar 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile düzenlenmiştir. Vergi hukukunun suç ve cezaları düzenleyen kısmı olan Vergi Ceza Hukukunda, vergi kanunlarına aykırı fiillere verilecek cezalar idari para cezaları (mali cezalar) ve hürriyeti bağlayıcı cezalar (adli cezalar) olarak ikiye ayrılmaktadır. Tezde hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren, Vergi Ceza Hukukunun konularından birini oluşturan ve Vergi Usul Kanunu 359. maddesinde düzenlenen vergi kaçakçılığı suçu incelenmiştir. Tezde tüm unsurları ile ele alınan vergi kaçakçılığı suçu, üç bölümde incelenmiştir. Birinci bölümde genel olarak vergi suçları ele alınmış, suçla korunan hukuki değer incelenmiş, vergi kaçakçılığı suçunun tarihsel gelişimine yer verilmiştir. İkinci bölümde vergi kaçakçılığı suçunun unsurları ve cezası incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise vergi kaçakçılığı suçunun özel görünüş şekilleri, kusuru kaldıran ve azaltan haller, davayı veya cezayı düşüren haller ve yargılama usulü incelenmiştir.

Ekonomi hukukuKaçakçılıkMali hukuk+3
Merve Babayiğit Aksu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanununda cinsel saldırı suçu

Toplumsal düzenin sağlanması ve adalet duygusunun zedelenmemesi için, o toplumda işlenen haksız fiillere belirli yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu yaptırımlarla mağdurun tatmin olması sağlandığı gibi, faile ve fail adaylarına da korkutma ve caydırma mesajı verilmektedir. Bir suçun karşılığında uygulanacak ceza belirlenirken hem hukuka uygun hem de toplumsal vicdanın kabul göreceği bir ceza olmalıdır. Aksi takdirde, toplumsal düzen sağlanamamakta, adalet duygusu zedelenmekte hatta faillerin cezası toplum tarafından verilmek istenmektedir. Cinsel saldırı fiili de, sınırlarının belirlenmesi ve hukuka uygun bir cezaya hükmedilebilmesi açısından önem arz etmektedir. Bu belirlenme, devletin izlediği suç ve ceza siyasetiyle ve toplumun içinde bulunduğu dinamiklerle sağlanmalıdır. Cinsel saldırı suçlarının resmi istatistiklere göre, işlenme oranı belli bir seviyede iken, bu suçlara sessiz kalınan ve şikayeti engellenen vakıalar da eklenirse, işlenen suçlar arasında önemli bir yer teşkil edecektir. Bu fiillerin yaptırımı caydırıcı olursa, suçun mağdurları da sessiz kalmayıp güvenle adli mercilere ulaşacaklardır.

Cinsel istismarCinsel saldırı suçuCinsel suçlar+3
Feyza Nur Kaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yargıtay'da 2010-2017 yılları arasında karara bağlanan hatalı tıbbi uygulama (malpraktis) dava kararlarının değerlendirilmesi

Amaç: Hatalı tıbbi uygulama ile ilgili davalarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi şekilde artış olmaktadır. Sağlık çalışanları cezai yaptırımlarla birlikte yüksek miktarlarda tazminat ödemeye mahkum edilmektedir. Hatalı tıbbi uygulama iddiası olan davalarda yargılamada nihai karar merci olan Yargıtay kararlarının incelenmesi ile; kusur olarak değerlendirilen durumların ortaya konması, hekimlerin ve hastaların zarar görmemesi için mesleki açıdan riskli olarak nitelendirilebilecek durumlar ile tanı, tedavi ve takip konularında yol gösterilmesi, sağlık çalışanlarının maruz kaldığı iddiaların ortaya konması ve uygulamalardaki bu sorunların ortadan kaldırılmasına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda; karar tarihi 2010 ile 2017 yılları arasında olan ulaştığımız Yargıtay temyiz kararlarından çalışmamız için belirlediğimiz koşullara uygun olan 508 karar incelenmiştir Bulgular: hatalı tıbbi uygulama iddiası nedeniyle şikayet edilen sağlık çalışanlarının % 81'nin doktor olduğu, uzmanlık alanlarına göre en sık kadın hastalıkları ve doğum doktorları ile acil serviste çalışan doktorların şikayet edildiği, şikayet edilenlerin en çok özel hastane/klinikte çalıştığı, sağlık çalışanlarının en sık tedavi hatası ve ilgisizlik/özensizlik nedeniyle şikayet edildiği, olguların % 43'ünün acil koşullarında hastanelere başvurduğu, olgularda uygulanan tıbbi işlemin en çok cerrahi girişim olduğu, sağlık çalışanlarının yerel mahkemeler tarafından hukuk davalarında % 20,7'sinin, ceza davalarında ise % 27,4'ünün cezalandırılması yönünde karar verildiği, mahkeme kararlarının % 79'unun Yargıtay tarafından bozulduğu ve bozma nedeni olarak çoğunlukla bilirkişi raporunun eksik/yetersiz olduğunun açıklandığı, bilirkişi raporlarının % 30,8'inde sağlık çalışanlarının kusurlu bulunduğu, bu bilirkişi raporlarında hataların 'gerekli tetkik ve görüntüleme istememe' 'konsültasyon istememe' 'eksik ve özensiz tedavi' 'tıbbi işlemin kusurlu olması' ve 'tedavi takibinde eksiklik' yoğunlaştığının dikkati çektiği görülmüştür. Sonuç: Malpraktis iddialarını en aza indirmek için sağlık çalışanları mesleki bilgi ve tecrübelerini geliştirmeli, hasta ile iletişimi iyi kurmalıdır. Ayrıca sağlık çalışanlarına cezai tedbirler yerine mesleki uygulamaları ile ilgili tedbirlerin getirildiği, kusur ve komplikasyon kavramlarının ayrıntılı tanımlandığı bir tıbbi malpraktis yasasına ihtiyaç vardır.

Sağlık personeliTıbbi uygulama hatasıYargı kararları+2
Mustafa Kırtışoğlu
Çukurova University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir heyet ictihadı kurumu olarak Avrupa Fetva ve Araştırmalar Meclisi: Kararlar ve usul

Avrupa Fetva ve Araştırmalar Meclisi; Kur'an, sünnet, icmâ gibi dinin temel delillerine ve kıyas, istihsan, sedd-i zerîa ve maslahat gibi yöntemlere dayanmak suretiyle daha ziyade Avrupa'da vuku bulan ve oradaki müslüman azınlıkları ilgilendiren olay ve sorunlar hakkında kolektif olarak fetva ve karar vermektedir. Bu araştırma, ilgili kurumun verdiği karar ve fetvaları mezheplerin temel kabulleriyle kıyaslamak suretiyle bilimsel değerlendirme yapmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın Giriş kısmında fetva, hüküm, içtihat ve aralarındaki farktan söz edilerek heyet içtihadının ne olduğu ifade edildi. Bölüm I'de Avrupa Fetva ve Araştırmalar Meclisi'nin kurumsal yapısı tanıtılarak Meclis'in fetva ve kararlarında ilke edinmeyi taahhüt ettiği iç tüzüğünden bahsedildi. Sonrasında ise Meclis'in yayımladığı araştırma, dergi, oturum, karar ve fetvaları hakkında istatiksel açıklamalarda bulunuldu. Bölüm II'de ise Meclis'in gündemine aldığı bazı fetva ve kararlar, Meclis'in her bir fetva ve kararı çıkarırken itimat ettiği dayanaklara göre kısımlara ayrılıp incelendi. Denilebilir ki Meclis, hüküm kurarken kendi iç tüzüğüne sadık kaldığı gibi Sünnî fıkıh mezheplerinin yaklaşımlarına da bağlı kalmıştır. Buna mukabil çok az meselede dört mezhebin dışına çıkılarak bazı sahabî ve tâbiîn alimlerinin görüşlerine uygun fetva verilmiştir. Ayrıca Meclis'in verdiği bir çok fetva ve kararda maslahat ve örf vurgusu dikkat çekmektedir.

Avrupa Fetva ve Araştırma KonseyiFetvalarKur'an-ı Kerim+4
Zeyne Nanay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında ithalatın vergilendirilmesine ilişkin uyuşmazlıklar ve değerlendirilmesi

Dış ticaretten alınan vergiler, ülkelerarası mal ve hizmetin yer değiştirmesi nedeniyle, ticarete konu olan mal ve hizmetin miktarı veya kıymeti üzerinden alınan ekonomik, sosyal ve mali işlevlerinin yanında önemli bir dış ticaret ve ekonomi politikası aracıdır. Dış ticaret işlemlerini, ağırlıklı olarak ithalat ve ihracat işlemleri oluşturmakla birlikte, ülkemizde ihracatın teşvik edildiği ve daha ziyade ithalat işlemlerinden vergi alındığı göz önüne alındığında; dış ticaret işlemleri üzerinden alınan vergilerle ağırlıklı olarak ithalat işlemleri üzerinden alınan vergiler ifade edilmek istenmektedir. Bu nedenle, tezin konusunu da ithalat işlemlerinden alınan vergiler ve benzeri mali yükümlülükler oluşturmaktadır. Türkiye'de ithalat işlemleri üzerinden başta gümrük vergisi olmak üzere çeşitli isimler altında vergi ve eş etkili mali yükümlülükler alınmaktadır. Vergilendirilme sürecine ilişkin temel düzenleme Vergi Usul Kanunu iken, gümrük vergileri bu kanunun kapsamı dışında tutularak Gümrük Kanunu ile düzenlenmiştir. İthalat işlemlerinden alınan özel tüketim vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi gibi vergiler kendi kanunlarında düzenlenmekle beraber, Vergi Usul Kanunu sistematiğine tabidir. İthalat işlemlerinin vergilendirilmesi sürecinde, ithalat işlemlerinin uluslararası hukuk kuralları ile ilişkisinin bulunması, ticari ilişkilerin dinamik yapıya sahip olması, gümrük işlemlerinin teknik bilgiyi gerektirmesi, mevzuatın karmaşık ve dağınık olması gibi sebeplerle çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Uyuşmazlıklara ilişkin çözüm yollarının hepsinin yasalarda düzenlenmiş olması mümkün olmadığından, yargı yoluyla çözümüne ilişkin kararların incelenmesi ve değerlendirilmesi, uygulayıcılara yol göstermesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Tez konumuz, üç bölüm altında incelenecektir. Birinci bölümde, genel olarak dış ticaret ve vergilendirilmesi, seçilmiş ülkeler çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, ithalattan alınan vergi ve eş etkili mali yükümlülüklerin temel vergilendirme aşamalarına yasal mevzuat kapsamında yer verilmiştir. Tezin son bölümünde, gümrük vergisine ilişkin uyuşmazlıkların çözüm süreci, diğer vergilerde oluşan süreçten farklı olduğundan öncelikle zorunlu idari itiraz yolu ve yargı yoluna ana hatlarıyla yer verilmiş, ithalattan alınan vergilere ilişkin uyuşmazlıklara ait yargı kararlarından örnekler verilmek suretiyle uygulama hakkında değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İthalat, Gümrük Vergisi, Vergi Yargısı, Gümrük Uyuşmazlıkları.

Gümrük vergisiHukuki uyuşmazlıklarMali hukuk+6
Özge Mertoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının yargı aşamasında çözümlenmesi ve vergi davalarının değerlendirilmesi

Vergi, devletin kamu harcaması yapabilmesi bakımından gerekli olan en önemli finansman kaynağıdır. Bu nedenle verginin adil ve doğru bir şekilde toplanması oldukça önemlidir. Fakat verginin tarafları olan vergi dairesi ve mükellefler arasında hatalar ya da anlaşmazlıklardan dolayı ihtilaf dediğimiz 'vergi uyuşmazlıkları' ortaya çıkar. Bu uyuşmazlıkların verginin kanuniliği ilkesi gereği kanuna dayalı, adalet ilkesi gereği adaletli, doğruluk ilkesi gereği doğru bir şekilde ele alınması için çözüm yolları açılmıştır. Vergi uyuşmazlıklarının idari aşama ve yargı aşaması olmak üzere iki çözüm yolu vardır. Taraflar uyuşmazlığın çözümü için vergi mahkemelerinin iş yükünün arttırılmaması sebebi ile düzenlenen ve barışçıl çözüm yolları olarak adlandırılan idari aşamaya başvurabildiği gibi, yargı aşamasına da başvurabilir. Bu çalışmanın esas amacı vergi uygulamalarından doğan vergi ihtilaflarını ortaya koymak, idari ve yargı olmak üzere çözüm yollarını belirterek mükelleflerin karşılaştığı sorunlar karşısında hangi sorunda nasıl bir yol izleyeceğini belirleyebilmektir. Buna istinaden ilk bölümde; vergi uyuşmazlıkları ve buna neden olan durumlar incelenmiş, ikinci bölümde çözüm yolları verilmiş ve son bölümde de yargı aşaması ele alınarak mükellef ve idare açısından durumuna yer verilmiştir. Bu amaca yönelik olarak Türkiye'de son 20 yıl örneklerine ait Danıştay kararları incelenmiştir. Yıllar itibariyle görülen konuyla ilgili davalar araştırılarak kıyaslama yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, araştırmayı kapsayan 1998-2018 yılları arasında Türkiye'deki vergi mahkemelerinde açılan ve Danıştay'a intikal eden davalar incelenmiş, mükellef lehine ya da aleyhine verilen kararların karşılaştırılması yapılmıştır.

DavalarMali hukukUyuşmazlık+5
Hazal Yıldız Bilgen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessAR

İbn Berhân's views on ictihad in his book of el-Vusûl ile'l-usûl.

This thesis examines the views of Ibn Barhan (d.518/1124) about ijtihad (independent judicial reasoning) in his work named al-Wusul ila al-Usul. It studies his life, teachers, the personalities who influenced him, his views regarding ijtihad and taklid (following a mujtahid). The study has found out that Ibn Barhan did not strictly follow his predecessors and did not always share the perspectives of his teachers meaning that he was able to think independently. It has also revealed that he had the view that the Prophet Muhammed exercised independent judicial reasoning, and mujtahids cannot follow the views of sahaba (the companions of the Prophet), and each mujtahid reached the right opinion, and people can follow any mujtahid whom he desires. The view attributed to Ibn Barhan that people does not have follow a specific mujtahid in all matters has not been verified. The subjects which he examined in his book are still under discussion.

Bilal Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Vergi Hukuku kaynağı olarak bağlayıcı yargı kararlarının analizi (1950-2010 dönemi itibariyle)

Pozitif hukukun kaynaklarını bağlayıcılıkları bakımından asli ve yardımcı kaynaklar olarak ikiye ayırmak mümkündür. Aynı ayrım vergi hukukunda herhangi bir kaynağın yeni bir vergi normu ortaya koyup koymadığı ölçütüne göre de uygulanabilir.Genel olarak pozitif hukukun tüm kaynakları vergi hukuku için de geçerli olmakla birlikte, bu kaynakların bir kısmı vergi hukukunun niteliği gereği bazı ayırıcı özellikler taşır. Pozitif hukuktakilere ek olarak, özelge gibi vergi hukukuna özgü bazı yardımcı kaynaklar da bu alanda görülür. Danıştay içtihadı birleştirme kararları ile Anayasa Mahkemesi iptal kararları pozitif hukukun olduğu gibi vergi hukukunun da asli kaynakları arasındadır.Bu çalışmada, 1950-2010 döneminde Türkiye' de vergi hukuku kaynağı olarak bağlayıcı yargı kararları olan Danıştay içtihadı birleştirme kararları ile Anayasa Mahkemesi iptal kararları ilgili oldukları vergi türü, lehine sonuçlandıkları taraf ve dava tarihi ile karar tarihi ve resmi gazetede yayımlanma tarihleri arasında geçen gün sayıları gibi yönlerden analiz edilmiştir.

Anayasa MahkemesiDanıştayMali hukuk+5
Savaş Yurdagül
Manisa Celal Bayar University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında anonim ve limited şirketlerde kanuni temsilcilerin vergisel sorumluluğu

Vergi; devletin veya devletin verdiği yetkiyle kamu tüzel kişilerinin kamusal faaliyetlerinin harcamalarını karşılamak ya da kamusal görevlerini yerine getirmek amacıyla ve yasal esaslara uyarak hukuki müeyyide altında, özel bir karşılık vaadi olmadan, geri vermemek üzere gerçek kişiler ile gerçek olmayan kişilerden aldıkları para tutarları olarak tanımlanabilir. Vergilendirme yetkisi de; devletin egemenliğine dayanarak vergi alma konusunda sahip olduğu hukuki ve fiili güç olarak tanımlanabilmektedir. Söz konusu kamu alacağı olan verginin tarafları bulunmaktadır. Bunlar idare, vergi sorumlusu ve vergi mükellefidir. Vergi sorumluluğu kamu hukuku ilişkisinden kaynaklanmakta ve vergiyi doğuran olay ile başlamaktadır. Vergi sorumluluğunun hukuki niteliği fer'i, bağımlı ve sınırsızdır. Bununla birlikte vergi hukukunda sorumluluğun müşterek ve müteselsil olması, kanundan ve sözleşmeden doğması, kusurlu ve kusursuz olması, rücu edilebilen rücu edilememesi gibi türleri bulunmaktadır. Kişi kendisiyle ilgili bir hukuki işlemi yine kendisi yapar. Fakat bazen kişi, iradesiyle veya irade dışı bazı sebepler neticesinde hukuki işlemi bizzat kendisi yapamayabilir, işte burada kanuni temsilci rol almaktadır. Vergi hukukunda da kanuni temsilcilerin birçok ödev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Söz konusu ödevleri kanunlarla düzenlenmiştir. İhmali halinde müeyyideleri bulunmaktadır. Sermaye şirketlerinden olan anonim ve limited şirketlerin kanuni temsilcilerinin şirkete karşı ödev ve sorumluluklarının yanında devlete karşı vergi sorumlulukları da bulunmaktadır. Bu sorumluluklar Vergi Usul Kanunu ve Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'da belirtilmiştir. Anonim şirketler ve limited şirketlerde kamu alacağına ilişkin kanuni temsilcilerin değişmesi, temsil sıfatının sona ermesi, ortaklığın devri ve tasfiye halinde sorumluluklarının sınırı belirlenmiştir. Vergi borcundan dolayı kanuni temsilcilere yapılacak ödeme emrinin tebliği, şekli, içeriği, itiraz yolları belirlenmiş ve çalışmamızda belirtilmiştir. Söz konusu şirketlerin kanuni temsilcilerinin vergisel sorumlulukları konusunda uygulamada sık sık problemler ve ihlaller yaşanmaktadır. Bu çalışmanın amacı son yıllarda gerçekleşen sorunlara dikkat çekmek ve teori ve uygulamada yaşanan sorunları dile getirerek bu konuda çözüm üretilmesini sağlamak amacıyla tez konusu olarak seçilmiştir. Çalışma kapsamında anonim ve limited şirketlerde kanuni temsilcinin vergisel sorumluluğunun mevzuattaki yeri, doktrindeki görüşler ve emsal Danıştay kararları bağlamında ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Vergi, Vergi Sorumluluğu, Şirketler, Kanuni Temsilci, Kanuni Temsilci Sorumluluğu, Türk Ticaret Kanunu, Vergi Kanunu

Anonim şirketlerKanuni temsilciLimited şirketler+4
Ömer Alper Köroğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında ceza muhakemesi hukukunda müdafi yardımından yararlanma hakkı

Suç işlendiği yönündeki bir şüpheyle başlayan, iddia, savunma ve yargılama biçimindeki ortak çalışmalar sonucunda gerçekleşen ceza muhakemesinde adil yargılamanın gerçekleşebilmesi için, savunma hakkının tanınması, savunma hakkının etkin kullanılmasının sağlanması ve bu hakkın kısıtlanmaması gerekir. Bu bağlamda savunma hakkı kapsamında yer alan müdafi yardımından yararlanma hakkı, adil yargılanma hakkının somut bir görünümü olarak ortaya çıkmaktadır. Ceza muhakemesinde bir suç isnadı ile karşı karşıya kalan şüpheli ve sanığın, adil bir şekilde yargılanması ve savunma hakkını etkin kullanabilmesi için müdafi yardımından yararlanma hakkına sahip olmalıdır. Zira şüpheli ve sanığın müdafi yardımından yararlanması, bireysel savunmanın yetersiz ve aksayan yönleri gidermeyi, kamusal gücü elinde bulunduran iddia makamı karşısında silahların eşitliğini ve çelişmeli yargılamayı sağlayacaktır. Bu çalışmada, müdafi yardımından yararlanma hakkının adil yargılanma ve savunma hakkı açısından arz ettiği önem, müdafilik kurumunun tarihsel gelişimi ve hukuki statüsü, müdafi yardımından yararlanma hakkının ulusal ve uluslararası hukuk belgelerinde düzenlenişi, müdafi yardımından yararlanma biçimleri, müdafiin yetki ve görevleri yargı kararları ışığında incelenerek çözüm önerileri getirmeye çalışılmıştır.

Adil yargılanmaCeza muhakemesi hukukuMüdafii+2
Ahmet Ertan Yılmaztekin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects