İlaç kullanımını değerlendirme

Bu konu başlığı altında 57 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adjuvan hormon tedavi gören meme kanserli kadınlarda, ilaç hatırlatma mobil uygulamasının tedaviye uyum üzerine etkisi

Bu araştırma, adjuvan hormon tedavisi almakta olan meme kanseri kadınlarda, hemşire öncülüğünde hazırlanmış ilaç hatırlatma mobil uygulamasının tedaviye uyum üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla ön test-son test kontrol gruplu, prospektif, basit randomizasyon yöntemi kullanılan, yarı deneysel bir çalışma olarak planlanmıştır. Bu çalışma, 26 deney ve 26 kontrol grubu olmak üzere toplam 52 adjuvan hormon tedavisi gören meme kanserli kadın ile yürütülmüştür. Araştırmacılar tarafından geliştirilen ilaç alarmı mobil uygulaması deney grubuna tedaviye uyum üzerine etkisini belirlemek amacıyla uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve İlaç Tedavisine Bağlılık/Uyum Öz-Etkililik Ölçeği (MASES) kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunun ilk verilerinin toplanmasının ardından deney grubu 8 hafta süre ile "İlaç Alarmı" mobil uygulamasını kullanmıştır. 8 haftalık sürecin sonunda her iki gruba tekrar MASES uygulanmıştır. Deney grubundakilerin ön test – son test MASES toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Deney grubunun son test MASES toplam puanları ön teste göre anlamlı derede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Gruplar arasında ise son test MASES toplam puanları açısından deney grubunun son test toplam puanları istatistiksel olarak anlamlı derece yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Bu sonuçlar, adjuvan hormon tedavisi alan meme kanserli hastalarda "İlaç Alarmı" mobil uygulamasının tedaviye uyumu arttırma konusunda etkili bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adjuvan Hormon Tedavisi, İlaç Uyumu, Meme Kanseri, Mobil Uygulama

HormonlarKadınlarMeme hastalıkları+5
Özge Budaycı
Pamukkale University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

0-14 yaş arası çocuğa sahip ebeveynlerin çocuklarda akılcı antibiyotik kullanımı ile ilgili bilgi ve tutumlarının araştırılması

Antibiyotik kullanımın en sık olduğu dönemlerden biri çocukluk dönemidir. Antibiyotiklerin bilinçsiz kullanılması toplumda dirençli bakterilerin hızla yaygınlaşmasına neden olan önemli bir halk sağlığı problemidir. Bu çalışmada Denizli il merkezindeki aile sağlığı merkezlerine başvuran 0-14 yaş arası çocuğa sahip ebeveynlerin çocuklarda akılcı antibiyotik kullanımı hakkında bilgi düzeylerinin saptanması ve tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini Denizli il merkezinde yer alan aile sağlığı merkezlerine başvuran 0-14 yaş arası çocukların anne veya babaları oluşturmaktadır. Evreni temsil edecek örneklem büyüklüğü 323 olarak hesaplanmıştır. Veri toplama aracı olarak 42 soruluk anket formu kullanılmıştır. Çalışmamıza toplam 351 ebeveyn katılmış olup, ebeveynlerin %78,3'ü (n=275) hastanın annesi, %21,7'si (n=76) babasıdır. Çalışmaya dahil edilen çocukların yaş ortalaması 7,00 ± 3,46 yıldır. Araştırma grubunun %72,9'unun akılcı antibiyotik kullanımı hakkında bilgi aldığı bulunmuştur. Bilgi alanların en sık bilgi edindiği kaynak sağlık personelidir. Çalışmaya dahil edilen çocukların son bir yılda en fazla antibiyotik kullandığı hastalık %70,4 ile üst solunum yolu enfeksiyonudur. Çalışmamıza katılan ebeveynlerin %13,1'i her ateşli hastalıkta antibiyotik gerektiğini, %28,2'si antibiyotiklerin soğuk algınlığı, grip, nezle gibi hastalıkları tedavi ettiğini düşünmektedir. Ebeveynlerin eğitim düzeyi, annelerin mesleği, gelir durumu ve ebeveynlerin cinsiyeti ile soğuk algınlığında antibiyotik gerektiğini düşünme durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Antibiyotik direncini bilen, prospektüs okuyan, reçetesiz antibiyotik kullanmayan, evde yedek antibiyotik bulundurmayan, doktordan antibiyotik talep etmeyen ebeveynlerin antibiyotiği doktorun belirttiği süre kadar kullanma oranı daha yüksektir ve bu durum istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Reçetesiz antibiyotik kullanma ile anne eğitim düzeyi, yedek antibiyotik bulundurma, doktordan antibiyotik talebi, soğuk algınlığında antibiyotik gerektiğini düşünme, her ateşli hastalıkta antibiyotik gerektiğini düşünme durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Katılımcıların %30,8'i çocuğu hastalandığında doktordan antibiyotik yazmasını talep etmektedir. Eğitim durumu daha yüksek olan ebeveynlerin, gelir durumu daha yüksek olanların, il merkezinde yaşayanların, aile tipi çekirdek aile olanların, antibiyotik direnci ve yan etkilerini bilen ebeveynlerin doktordan antibiyotik talebi daha az olduğu bulunmuştur. Akılcı antibiyotik kullanım bilincini oluşturmak için ebeveynlere antibiyotikler hakkında uygun doz, yeterli süre, yan etkiler, direnç kavramı ve mutlaka hekim reçetesi ile antibiyotik kullanılması ile ilgili bilgilendirme yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: akılcı antibiyotik, çocuk, direnç

Akılcı ilaç kullanımıAntibiyotiklerAntienfektif ajanlar+5
Şeyma Sabancı
Pamukkale University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Aile Hekimliği polikliniklerine başvuran 18 yaş üzeri hastaların proton pompa inhibitörü kullanım özellikleri ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi

Asit ilişkili patolojilerde anaakım tedavi olan Proton Pompa İnhibitörleri (PPI), tüm dünyada ve ülkemizde en çok reçete edilen ilaç gruplarındandır. Uzun sürelerde artan miktarlarda kullanılması ve potansiyel advers etkileri bildiren yayınların çoğalmasıyla, uygunsuz kullanımı ile ilgili araştırmaları beraberinde getirmiştir. Çalışmamızda, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran PPI kullanmakta olan 18 yaş üzeri 160 gönüllüye tıbbi literatür ışığında oluşturulmuş anketteki sorular, araştırmacılar tarafından yöneltilerek elde edilecek sonuçlara göre PPI kullanan hastaların özelliklerinin, PPI kullanım ve reçetelendirilme trendlerinin tespit edilmesi ve uygunsuz PPI kullanımı ile ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda, PPI uygunsuz kullanımı %26,9 oranında saptanmış olup literatürdeki uygunsuz kullanım oranlarından daha düşüktür. Uygunsuz kullanım ile cinsiyet, eğitim durumu ve gelir düzeyi arasında herhangi bir anlamlı ilişki bulunamamıştır. Ancak 65 yaş ve üzerinde PPI uygun kullanım oranı, 65 yaş altına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fazla saptanmıştır (p=0,008). Daha önce Helicobacter pylori (HP) eradikasyon tedavisi alma oranı yaklaşık %20 olarak saptanmıştır ve ülkemizdeki HP prevalansı göz önünde bulundurulduğunda bu oran oldukça düşüktür. Hastalarda PPI kesme denemesi yapılma oranı %43,8 olup, bunların %82'si hastaların kendisi tarafından yapılmıştır ve %95'i şikâyetlerin tekrar başlaması üzerine PPI tedavisine geri dönmüştür. İlk reçetelenmelerinden sonra PPI'ları tek başına aile hekimleri en çok reçete eden hekim grubudur. Bu nedenle, ilaç kesimi girişimlerinin uygun hastalarda ve uygun stratejilerle aile hekimleri tarafından yapılması en ideal yaklaşım olarak görülmektedir.

Akılcı ilaç kullanımıHelicobacter pyloriProton pompası inhibitörleri+2
Reyhan Deniz Tokkan Sezer
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Genel dahiliye polikliniğine başvuran yaşlı hastalarda potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı ve tedaviye uyumun araştırılması

Yaşlanma ile birlikte eşlik eden kronik hastalıklar ve geriatrik sendromlar artmakta, bunlara bağlı olarak kullanılan ilaç sayısı da artmaktadır. Bu çalışmada yaşlı hastalarda polifarmasi, ilaç kullanım hataları ve potansiyel ilaç kullanım oranlarının belirlenmesi amaçlandı. Bu prospektif kesitsel çalışmada Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Dahiliye Polikliniğine başvuran yaşlı hastalarda mevcut kronik hastalıkları, kullandıkları ilaçlar, ilaç kullanım hataları ayrıntılı olarak kaydedildi. Daha sonra 5 farklı ölçekle potansiyel uygunsuz ilaç kullanımının belirlenmesi planlandı. Çalışmaya 190 kadın ve 125 erkek olmak üzere toplam 315 hasta alındı. En sık eşlik eden kronik hastalıklar hipertansiyon (%77,4), diyabetes mellitus.(%47,9) ve dislipidemi (%39,3), geriatrik sendromlar ise kronik ağrı (%31,4), depresyon (%29,2) ve inkontinanstı (%25,1). Hastaların günlük kullandıkları ortalama ilaç sayısı: 5,5, polifarmasi oranı: %59,4, hiperpolifarmasi oranı: %10,5, ilaç kullanım hatası oranı: %25,7 idi. Hastaların verileri potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı açısından PRISCUS Listesi, EU (7) PIM Listesi, Beers 2019 Kriterleri ve STOPP/START Kriterleri versiyon 2 olmak üzere 5 farklı ölçekle değerlendirildi ve sırasıyla %15,9, %45,1, %48,9, %44,8 ve %73,9 saptandı. PRISCUS listesi ile saptanan potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı diğer ölçeklere göre daha düşüktü. START kriterleri ile saptanan yüksek uygunsuzluğun en önemli nedeni pnömoni ve yıllık influenza aşılarının ihmal edilmesiydi. Polifarmasi alanlarda günlük 1-4 ilaç alan gruba göre potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı yüksekti. Sonuç olarak, bu çalışmada yaşlı hastalarda polifarmasinin sık olduğunu ve buna bağlı olarak potansiyel uygunsuz ilaç kullanımının arttığını gözledik. Anahtar kelimeler: Yaşlı, polifarmasi, potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı

Akılcı ilaç kullanımıPolifarmasiTedaviye bağlılık ve uyum+3
Ulvıyya Hasanzade
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akılcı ilaç kullanımı uygulamalarının tıp etiği açısından değerlendirilmesi

Akılcı olmayan ilaç kullanımı, ülkemizde olduğu kadar dünyada da önemli sağlık problemleri arasındadır. İdari açıdan yasal boyutunu belirlemek ve hazırlamak açısından sağlık politikası hazırlayanları, sağlık hizmet sunumu açısından hekimi, ilaçların sağlanması açısından eczacıyı, ilaç kullanımı açısından hastaları etkilemekte olan bu yanlış kullanım son 50 yıl içerisinde her bir paydaşın aktif sorumluluklarının tartışıldığı ve etik açıdan değerlendirmelerin yapıldığı önemli bir konu haline gelmiştir. Bu nedenle konunun özellikle tıp etiği açısından değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Küresel bir problem olan akılcı olmayan ilaç kullanımına karşı Dünya Sağlık Örgütü de bireysel ve toplumsal bağlamda çözüm önerileri getirmiş olmasına rağmen henüz tam olarak etkin bir çözüme ulaşılamadığı görülmektedir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle akılcı ilaç kullanımının günümüzdeki yeri ve önemi, küresel çapta neler yapıldığı, ülkemizde ne gibi önlemler alındığı literatürde araştırılmıştır. "Akılcı İlaç Kullanımı", "Akılcı Olmayan İlaç Kullanımı", "Akılcı Antibiyotik Kullanımı", "Tıp Etiği", "Akılcı İlaç ve Etik" başlıkları belirlenmiş ve bu başlıklarda yazılmış makale ve tez çalışmaları çeşitli arama motorlarında taranmıştır. Yapılan tarama sonucunda ilgili başlıklarda toplam 4663 makale, 95 tez çalışması bulunmuştur. Ancak bu çalışmalarda akılcı ilaç kullanımı konusunun tıp etiği açısından değerlendirilmediği saptanmıştır. Ayrıca çalışmaya katkı sağlaması amacıyla Bursa Eczacılar Odası Başkanı Ecz. Okan Şahin ile "Akılcı İlaç Kullanımı"na yönelik bir röportaj gerçekleştirilmiş ve çalışmayı destekler cevaplara varıldığı gözlenmiştir. Bu çalışmada akılcı ilaç kullanımı uygulamaları tıp etiği açısından değerlendirilmiş, tıp etiğine ilkelerine uygun olmayan ilaç kullanımının hem sağlık hem ekonomik boyutuyla problem olabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca AİK desteklemek amacıyla da çeşitli öneriler geliştirilmiştir

Akılcı ilaç kullanımıEtikSağlık harcamaları+3
Selim Genç
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

KOAH tanılı hastalara Role-Play yöntemi ile verilen eğitimin ilaç uyum durumlarına etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada KOAH tanılı hastalara role-play yöntemi ile verilen eğitimin hastaların ilaç uyum durumlarına olan etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma müdahale olarak uygulanacak olan eğitim içeriğinin hazırlandıktan sonra Ankara'da bir eğitim araştırma hastanesinin göğüs hastalıkları servislerinde yatmakta olan hastalara ön test-müdahale-son test düzeninde gerçekleştirilmiştir. 44 hasta ile çalışma sonuçlandırılmıştır. Veriler "Hasta Tanıma Formu", "İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeği", "Dispne-12 Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Hasta Tanıma Formu ile birlikte ölçeklerin ön testleri uygulanan hastalara müdahale uygulanmıştır. Role play yöntemi ile uygulanan eğitim müdahalesi sonrası 5-7 gün sonra son testler uygulanarak müdahalenin etkinliği izlenmiştir. Verilerin analizi SPSS programında yapılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin çoğunluğu 56-65 yaş aralığında ve erkektir. Katılımcıların %45.5'i bir yıl önce KOAH tanısı almıştır ve %50' si hastalığın ikinci evresindedir. Bireylerin KOAH alevlenme sayıları arttıkça Dispne-12 Ölçeğinden aldıkları puanlar da artmıştır (p<0.05). Bireylerin fiziki koşulları İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeğinden aldıkları puanları etkilemektedir (p<0.05). Katılımcıların ön test ve son test puanları arasında hem Dispne-12 Ölçeğinde hem de İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeğinde %99 güven aralığında p<0.01şeklinde anlamlı bir farklılık mevcuttur. Çalışmada yapılan müdahale sonucunda hastaların Dipne- 12 Ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları azalmış, İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları ise artmıştır.

Hemşirelikİlaç kullanımını değerlendirme
Huri Çillik Parça
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Geriatrik hastaların, acil servise tekrarlayan başvurularının reçete edilen potansiyel olarak uygunsuz ilaçlarla ilişkisi

Bu çalışmada; Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'na başvuruları sırasında reçete edilen Potansiyel Olarak Uygun Olmayan İlaçların, geriatrik hastalarda artan acil servis başvuruları ile ilişkili olup olmadığını belirlemeyi hedefledik. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'na başvuran 65 yaş üstü hastalara düzenlenen reçeteler, geriye dönük arşiv taraması yapılarak incelenmiştir. Potansiyel olarak uygunsuz ilaç alma durumu, yaş grupları, cinsiyet, başvuru şikâyeti, reçetelerdeki ilaç sayısı, taburculuktan sonraki 30 gün içerisinde acil servise tekrarlayan başvurularının olup olmaması, taburculuktan sonraki 30 gün içerisinde hastaneye yatış olup olmaması ve reçetelerin ortalama maliyetleri gibi veriler toplanarak, bu verilerin istatistiksel analizi SPSS 22,0 Windows versiyon paket programı ile yapıldı. Araştırma evreni 1 Eylül 2020 ve 31 Ocak 2021 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Erişkin Acil Servisi'ne başvurmuş 65 yaş ve üstü, reçete ile taburcu edilmiş hastalardan oluşmaktadır. Çalışmamıza %48'i erkek (n=4142), %52'si ise kadın (n=4422) olmak üzere toplam 8564 hasta dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların %51'i (n=4341) reçete alırken, %49'u (n=4223) ise reçete almamıştır. Çalışmaya dahil olup reçete alan hastaların %59 gibi yüksek bir oranla 65-74 yaş arası olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamıza dahil edilip reçete ile taburcu olan hastaların %50,2'sine (n=2181), herhangi bir ilacın endikasyon dışı veya yan etki açısından yüksek risk alınarak kullanımı olarak tanımlanan 'potansiyel olarak uygunsuz ilaç' reçete edilmiş olup, %49,8'ine (n=2160) potansiyel olarak uygunsuz ilaç reçete edilmemiştir. Potansiyel olarak uygunsuz ilaç reçete edilen hastaların acil servise 30 gün içerisinde mükerrer başvuru oranları ve bu başvurular sırasında hastaneye yatış oranları anlamlı derecede düşük olarak tespit edildi. Acil Tıp kliniğimize, reçete ile taburcu olduktan sonraki 3-30 gün içerisinde tekrardan başvurma sırasında hastaneye yatış durumu, 4 adet ve üzerinde ilaç alan hastalarda anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Çalışmaya dahil edilen katılımcılara düzenlenen reçetelerin %48'i 150TL ve üstü, %19'u 100-150TL arası, %21'i 50-100TL arası ve %12'si ise 1-50TL arası ortalama maliyete sahipti. Bu çalışmada, 65 yaş üstü hastaların acil servise tekrarlayan başvurularının ve hastaneye yatış oranlarının, reçete edilen potansiyel olarak uygunsuz ilaçlarla ilişkili olamayabileceği, hastane yatış oranlarının daha çok reçete edilen ilaç sayısı ile ilişkili olabileceği sonucuna varılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Potansiyel olarak uygunsuz ilaç; Geriatrik hastalar; Beer's kriterleri; Acil servis.

Acil servis-hastaneAcil tıpAkılcı ilaç kullanımı+7
Ahmet Doksöz
Gaziantep University
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Geriatrik popülasyonda polifarmasi ile antikolinerjik yükün nütrisyonel parametreler üzerine etkisi

Giriş ve Amaç: İştahsızlık, disfaji ve malnütrisyon yaşlılarda sık görülmektedir ve çok sayıda komplikasyonla ilişkilidir. Antikolinerjik ilaçlar ağız kuruluğu, konstipasyon ve kognitif fonksiyonlarda bozulma gibi yan etkilerle nütrisyonel parametreleri olumsuz etkileyebilir ve bu ilaçlar demans hastalarında daha sık kullanılmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada antikolinerjik ilaç yükünün (AİY) fazla olmasının, demans olan ve olmayan yaşlılarda, disfaji ve nütrisyonel durum üzerine etkisi araştırılmaktadır. Materyal ve Metot: Geriatri kliniğine ayaktan gelen 1165 (%31.6'sı demans) yaşlı hasta çalışmaya dahil edildi. Yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, komorbit hastalıkları, kullandıkları ilaçlar ve ilaçların sayısı; günlük temel ve enstrümental günlük yaşam aktiviteleri (TGYA, EGYA) ve kognitif fonksiyonları değerlendirildi. Antikolinerjik ilaç yükü için antikolinerjik burden scale (ACB) kullanıldı; ACB skoru ≥2 olanlar yüksek AİY olarak kabul edildi. Hasta ve bakım verenleri ile yapılan görüşme ile tüm hastalara nütrisyonel durum için Mini-Nutritional- Assessment (17-23.5/30 ve <17/30, sırasıyla malnütrisyon riski ve malnütrisyon) ve disfaji ise Eating Assessment Tool score-10 skalası uygulanırken (≥3/10, disfaji); Council on Nutrition Appetite Questionnaire yalnızca demans olmayan hastalara uygulanabildi (≤ 28/40, iştahsızlık). Bulgular: Demans hastalarının %44,5'inde yüksek AİY vardı. Demans hastalarında, yüksek AİY olanlarla düşük AİY olanlar karşılaştırıldığında ortaya çıkan değişkenler olan yaş, Parkinson hastalığı (PH), kalp yetmezliği (KY), Barthel TGYA ve Lawton EGYA skorlarının etkisi ortadan kaldırıldıktan sonra; yüksek AİY olanlarda malnütrisyon 5.3 ve malnütrisyon riski 2.9 kat fazlaydi (p<0.05); ancak disfaji, iki grup arasında farksızdı (p>0.05). Demans olmayanlarda ise, yine yüksek AİY olanlarla düşük AİY olanlar karşılaştırıldığında ortaya çıkan farklı değişkenler olan cinsiyet, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, KY, PH ve azalmış Barthel TGYA ve Lawton EGYA skorlarının etkisi ortadan kaldırıldıktan sonra malnütrisyon, disfaji ya da iştahsızlık ile ilişki olmadığı bulundu (p>0.05). Sonuç: Yaşlı demans hastalarında antikolinerjik ilaç kullanımı malnütrisyon ve malnütrisyon riskinde artış ile ilişkilidir. Bu nedenle, demans hastasının tedavisi düzenlenirken antikolinerjik etkisi düşük olan ilaçlar tercih edilmeli ve/veya bu ilaçlar kullanılırken nütrisyonel değerlendirme yapılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Malnutrisyon, antikolinerjik yük, polifarmasi, demans

BeslenmeBeslenme durumuGeriatri+6
Meysere Nur Akuç
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Eczacılıkta UzmanlıkAçık ErişimTR

Böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda ilaç kullanımının incelenmesi ve klinik eczacılık hizmetlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma ile genel dahiliye servisinde yatmakta olup böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda ilaç kullanımının incelenmesi, ilaç ile ilişkili sorunların (İLİS) tespiti ve çözümünde klinik eczacılık hizmetlerinin değerlendirilmesi ve renal doz ayarı gerektiren ilaçların kullanımında klinik eczacının bilgilendirme ve müdahalesinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Kasım 2021-Kasım 2022 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin Genel Dahiliye servisinde yürütülen prospektif, yarı-deneysel bir çalışmadır. Araştırma üç ardışık dönemde alınan hasta grupları ile yapılmış olup hastalar İLİS tespiti, renal doz ayarı gerektiren ilaçların kullanımı ve uygunluğu açısından incelenmiştir. Klinik eczacı ilk grupta herhangi bir müdahalede bulunmazken ikinci grupta hastaların bakımından sorumlu hekimlere sık kullanılan ilaç gruplarında renal doz ayarlamaları ile ilgili bilgilendirme sunumu yapmış ve hastalar bu sunum sonrası çalışmaya dahil edilmiştir. Üçüncü grupta ise klinik eczacı doğrudan serviste yer alarak hastalardaki İLİS'leri tespit etmiş ve bunların çözümüne yönelik girişimlerde bulunmuştur. İLİS sınıflandırması, PCNE (Pharmaceutical Care Network Europe) V9.1'e göre yapılmıştır. Çalışmaya toplam 160 kişi dahil edilmiştir. Kontrol, eğitim ve müdahale grubundaki hastaların yaş ortalaması sırasıyla 73,1±10,3; 75,6±8,49 ve 74,5±10,1 olarak tespit edilmiştir. Hastalarda en sık görülen komorbiditeler sırasıyla hipertansiyon, diyabet, koroner arter hastalığı, atrial fibrilasyon ve kalp yetmezliği olmuştur. Gruplarda tespit edilen İLİS sayısı sırasıyla 238, 195 ve 169'dur. Çalışma sırasında müdahale grubundaki 80 İLİS'e yönelik 156 öneride bulunulmuştur. Bu önerilerin 154'ü (%98,71) hekimler tarafından kabul edilmiştir. Gruplar arasında toplam İLİS ve renal disfonksiyon ile ilişkili İLİS sayısı açısından sayısal farklılıklar görülse de istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Kontrol ve müdahale grupları arasında renal disfonksiyon ile ilişkili İLİS tespit edilen hasta sayısında ise istatistiksel açıdan anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Çalışmamızda tespit edilen İLİS ve buna yönelik girişimlerin kabul oranının yüksek olması klinik eczacının, böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda ilaç kullanımının ve hasta sonuçlarının iyileştirilmesine katkısı olduğunu göstermektedir. Gruplar arasında toplam İLİS ve renal fonksiyon bozukluğu ile ilişkili İLİS açısından sayısal azalmalar gözlenmiştir. Kontrol ve müdahale grupları arasında renal disfonksiyon ile ilişkili İLİS tespit edilen hasta sayısında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre klinik eczacının özellikle böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastaların tedavisinde, sağlık ekibinin içinde yer almasının hasta sonuçlarının iyileştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Böbrek fonksiyon testleriBöbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-akut+4
Özge Özmen
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnhaler uyum ölçeği'nin psikometrik özellikleri; geçerlilik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırma, KOAH'lı bireylerin inhaler cihaz uyumunun değerlendirilmesi ve İnhaler Uyum Ölçeği'nin psikometrik özellikleri-geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçeye uyarlanması amacıyla analitik türde yapılan bir çalışmadır. Çalışma Şubat-Nisan 2022 tarihlerinde Çankırı Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğine başvuran toplam 300 KOAH hastası ile yapılmıştır. Çalışma da veriler Sosyodemografik Anket Formu, İlaç Uyum Bildirim Ölçeği ve İnhaler Uyum Ölçeği kullanılarak hastalar ile yüz yüze görüşme yoluyla toplanmıştır. Çalışmada etik kurul onayı, kurum izni ve bireylerden sözlü gönüllülük onayı alınmıştır. Çalışmaya kabul edilen KOAH'lı bireylerin anket sorularını cevaplaması istenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde Histegram ve Olasılık Grafikleri, Kolmogorov, Smirnow/Shapiro-Wilk Testleri kullanılarak parametrik ya da non-parametrik testler ile analiz yapılmıştır. İnhaler Uyum Anketi'nin Türkçeye uyarlanması, dil ve kapsam geçerliliği , test-tekrar test güvenilirliği, iç tutarlılık ve yapı geçerliliği aşamaları tamamlanarak sağlanmıştır. Çalışma sonucunda araştırmada kullanılan ilaç uyum bildirim ölçeği ve inhaler uyum bildirim ölçeği ile elde edilen bulgulara bakıldığında kolerasyon analizi sonucu iki ölçek arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. KOAH'lı bireyler de inhaler cihaza olan uyumun ileri yaş, erkek cinsiyet, eğitim düzeyinin düşük, gelir durumunun az olması durumlarında daha az olduğu belirlenmiştir. İnhaler cihaza olan uyumun arttırılması için doğru eğitimin verilmesi ve verilen bu eğitimin düzenli aralıklarla tekrarlanarak inhaler ilaçların kötüye ve yanlış kullanımı önlenmelidir. Çalışmada inhaler uyum anketinin Türkçe'ye uyarlamasının yapılması hedeflenmiştir ve yapılan analizler sonucunda anketin güvenirlik-geçerlilik değerleri iyi olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin kullanıma uygun olduğu belirlenmiştir. Gelecekte yapılacak olan araştırmalarda ölçeğin kullanılması önerilmektedir.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifGüvenilirlik ve geçerlilikPsikometri+5
Şükriye Aktaş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyabetli bireylerde sağlık okuryazarlık, ilaç uyumu ve siberkondria düzey ilişkisi

Araştırma, diyabetli bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyleri, ilaç kullanım uyumları ve siberkondri düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini bir eğitim ve araştırma hastanesine başvuran dâhil edilme kriterlerini karşılayan Tip 2 diyabet tanılı hastalar (n=156) oluşturmaktadır. Veriler; Tip 2 Diyabetli Bireylerin Demografik Özelliklerini içeren form, Türkçe Modifiye-Morisky İlaç Uyumu Ölçeği (MMÖ), Diyabetli Erişkin Hastalarda Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği, E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Siberkondria Ciddiyet Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verileri değerlendirilmesinde; oran, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler, ANOVA ve bağımsız gruplarda t testi, Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri p<0,05 kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; bireylerin sağlık okuryazarlık ve e-sağlık okuryazarlık düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu, siberkondri düzeyinin orta seviyede olduğu saptanmıştır. Bireylerin eleştirel ve interaktif sağlık okuryazarlığı, e-sağlık okuryazarlığı ve ilaç kullanımında motivasyon durumları arttıkça siberkondri aşırılık boyutunun arttığı, fonksiyonel sağlık okuryazarlığı arttıkça aşırılık boyutunda azalma olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, alt boyutların karşılaştırıldığı çalışmada sağlık okuryazarlık ve ilaç uyumunun siberkondri ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin sağlık okuryazarlık, dijital okuryazarlık becerilerini geliştirici uygulamalara öncelik verilerek aşırı çevrimiçi sağlık bilgisi arama davranışlarının önüne geçilmelidir. Anahtar Kelimeler: İlaç uyumu, Sağlık okuryazarlığı, Siberkondri, Tip 2 diyabet

Diabetes mellitusSağlık okuryazarlığıSiberkondri+3
Şeyma Öcal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dahili polikliniklere başvuran kronik hastalığı olan hastalarda öz bakım yönetimi ve ilaç uyumu

Araştırma Yozgat ili merkezinde bulunan iki hastanenin dahili polikliniklerine başvuran, en az bir kronik hastalığa sahip olan 112 hasta ile yürütülmüştür. Araştırmanın yapılması için Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü'nden ve Bozok Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan izin alınmıştır. Araştırmanın verileri tanıtıcı özellikler formu, Öz Bakım Yönetimi Ölçeği (SCMP-G) ve İlaca Uyum ve Reçete Yazdırma Ölçeği (İURYÖ-7) kullanılarak yüz yüze görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Verilerin istatistiksel hesaplanmasında sayı, yüzdelik, minimum ve maksimum değerler, ortalama ve standart sapma, Shapiro Wilk, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis ve Dunn's kullanılmıştır. Hastaların yaş ortalaması 61,55±16,66, beden kitle indeksi ortalaması 27,55±4,38 olup %53,6'sının kadın, %30,4'ünün çalıştığı ve %33,9'unun emekli olduğu saptanmıştır. Hastaların öz bakım toplam ölçek puanı (SCMP-G) ve alt ölçek puanları incelendiğinde; ölçek genel toplam puanının 121,72±13,84 ve Öz Koruma alt ölçek puanının 73,33±8,51, Sosyal Koruma alt ölçek puanının 48,39±7,04 olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan hastaların, mesleğine, bir işte çalışma durumuna, sigara içme ve ameliyat olma durumuna göre öz bakım yönetimi ölçeğinden ve sosyal koruma alt ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Hastaların ölçek genel toplam puanının 10,99±2,91, İlaca Uyum alt ölçek puanının 5,53±1,90 ve Reçete Yazdırma alt ölçek puanının 5,45±1,37 olduğu belirlenmiştir. Hastaların sigara içme, alkol içme durumu ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık düzeyine göre İlaca Uyum ve Reçete Yazdırma Ölçeği (İURYÖ) genel ve alt ölçeklerinden aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda hastaların öz bakım yönetimi ve ilaç uyumuna farkındalıklarının artırılması için hemşirelerin eğitici videolar, afişler ve broşürler hazırlaması önerilir. Anahtar Kelimeler: Kronik hastalık, öz bakım yönetimi, ilaç uyumu

Kronik hastalıkTedaviye bağlılık ve uyumÖzbakım+2
Nigmet Kaya
Yozgat Bozok University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çocukluk çağında orak hücreli anemili hastaların ağrılı krizlerinde ketamin infüzyonunun ağrı kontrolüne etkisi

ÖZET Çocukluk Çağında Orak Hücreli Anemili Hastaların Ağrılı Krizlerinde Ketamin İnfüzyonunun Ağrı Kontrolüne Etkisi Giriş ve Amaç: Orak hücreli anemi (OHA) β globin zincirinin 6. pozisyonunda glutamik asitin valinle yer değiştirmesi sonucunda hemoglobin solubilitesinin bozulduğu bir hemoglobinopatidir. Otozomal resesif kalıtım gösteren bu hastalıkta Hb S'i homozigot durumda taşıyan hastalar için orak hücreli anemi (OHA) terimi kullanılır. Hastalığın patogenezinde oraklaşma ve vazo-oklüzyon kilit rol oynar. Orak hücre anemili çocuk hastaların vazo-oklüzif krizleri çoğunlukla yatarak tedavi edilmesini gerektiren ağrılara neden olmaktadır.5 Ağrılı krizler acil serviste ve hastanede ağrı kesici ilaçlar, hidrasyon ve sık değerlendirme ile etkin bir şekilde yönetilir. Geleneksel ağrı kontrol yöntemlerinden sonra ağrısı kontrol edilemeyen hastalarda, ketamin infüzyonlarının yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Çalışmamızda akut ağrılı kriz nedeniyle acil servise başvuran orak hücreli anemi hastalarında VAS puanlama sistemini kullanıp ağrı şiddetini belirledikten sonra ketamin ve tramadol uygulanan hastalarda geriye dönük olarak tedavideki etkinliğini, yan etkilerini, ilaç uygulaması sonrasında ilk 1 saat içinde ağrı skorundaki en fazla değişimi, hastane yatış süresi ve hemodinamik değişkenler üzerine etkilerinin incelenmesi ve elde edilen verilerden yararlanarak bu uygulamaların geliştirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Bu çalışma geriye dönük, gözlemsel, tek merkezli olarak 01.01.2017-30.08.2018 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Çocuk acil servisine orak hücre anemili ağrılı kriz ile başvuran çocuk hastalar incelenmiştir. Hastaların yaş, cinsiyet, ağrı süresi, işlem süresi, ilaç dozu, ek doz gereksinimi, ek başka bir ilaç yapılması, yaşamsal bulgular, başka ilaç kullanımı, kusma-bulantı, laringeal spazm, desatürasyon ya da başka bir komplikasyon gelişimi, Vizuel Ağrı Skalası (VAS) arşiv dosyalarından kaydedildi. Ek olarak ketamin ve tramadol uygulanan hastalara ilaç uygulamasından hemen önce ve sonrasında Çocuk Acil Polikliniğinde rutin olarak kaydedilen 5, 10, 30, 60. dakikalardaki ağrı ölçeklendirmesi ve eş zamanlı ketamin infüzyonuna bağlı taşikardi, hipertansiyon, hipotansiyon, aritmi, solunum baskılanması, halüsinasyon gibi yan etkilerin gelişip gelişmediği arşiv dosyalarından kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya ağrılı kriz nedeniyle başvuran 38'i erkek (%50), 38'i kadın (%50) toplam 76 orak hücre anemili hasta alındı. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması ve standart sapması 14,93±3,69 yıl idi. Hastaların ağrı derecesi VAS'a göre sınıflandırıldığında hafif ağrılı 3 (%3,9) olgu, orta şiddette ağrılı 27 (%35,5) olgu ve şiddetli ağrılı 46 (%60,5) olgu mevcuttu. Orta ve şiddetli ağrısı olan hastaların tedavisinde 32'sine (%42,1) tramadol, 16'sına (%21,1) ketamin infüzyonu uygulandı. 0,5,10,20,60. dakikada VAS değişimi kaydedildi.0. dakikada ortalama VAS puanı tramadol grubunda 7,69±1,76 iken ketamin grubunda 9±1,26 idi (p=0,013). Orta ve şiddetli ağrısı olan hastaların tedavisinde 32'sine (%42,1) tramadol, 16'sına (%21,1) ketamin infüzyonu uygulandı. 60. dakikada ortalama VAS puanı; tramadol infüzyonu uygulanan grupta 4,96±0,48 iken ketamin infüzyonu uygulanan grupta 3,31±0,68 idi. 60. dakikada VAS değerleri açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark mevcuttu (p=0,039). Sonuç: Çalışmamızda OHA ağrılı krizde şiddetli ve orta derecede ağrısı olan hastalarda tam rahatlama (VAS'ta >5 puan azalma) ketamin infüzyonu uygulanan hasta grubunda 20.dakikada, tramadol infüzyonu uygulanan hasta grubunda 60.dakikada gerçekleşti. Sonuçta ağrılı krizlerin tedavisinde ketamin uygulaması ilk saatte tramadolden daha etkili bulunmuştur. Tramadol tedavisinin ilk saatteki etkisinin daha geç ortaya çıkması nedeniyle, ketamin, ağrı skoru yüksek olan ağrılı krizlerde hızlı ağrı kontrolu amacıyla bir seçenek olarak düşünülebilir. Beklenen Yararlar OHA ağrılı krizlerinde ketamin infüzyonu kullanılarak hızlı ve etkili ağrı kontrolü sağlanması. Anahtar Kelimeler: Orak Hücre Hastalığı, Ağrılı Krizler, Ketamin

Acil servis-hastaneAnemiAnemi-orak hücreli+7
Hacer Temiztürk Basan
Çukurova University
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaşlı bireylerin akılcı ilaç kullanımıyla ilgili bilgi ve uygulamaları

Bu çalışma, yaşlıların akılcı ilaç kullanımına yönelik bilgi ve uygulamalarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı türdeki çalışma 382 yaşlı birey ile yürütülmüştür. Veriler Akılcı İlaç Kullanım Anketi ile yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı analiz yöntemleri ve ki-kare testi ile değerlendirilmiştir. Çalışmada yaşlıların %72.5'i doktor tavsiyesi olmadan ilaç kullandıklarını, %23.6'sı doktora danışmadan ilaç dozlarını artırıp/azalttıklarını, %91.1'i doktorun önerdiği ilaç saatlerine uyduklarını, %44.2'si de doktorun önerdiği süreden önce ilaç kullanmayı bıraktıklarını ifade etmişlerdir. Yaşlılarda akılcı ilaç kullanımı ile ilgili en önemli sorunların doktor tavsiyesi olmadan ilaç kullanımı ve ilacın önerilen süreden önce bırakılmasıdır. Bu sonuçlar doğrultusunda yaşlıların akılcı ilaç kullanımı konusunda desteklenip, bilgilendirilmesi ilaçların akılcı kullanımına önemli katkı sağlayacaklardır.

Akılcı ilaç kullanımıBilgiGeriatri+4
Ömer Hacıoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelik öğrencilerinin COVID-19 pandemisinde kendi kendine ilaç kullanım özellikleri

Kendi kendine ilaç kullanımı dünya çapında yaygın bir uygulamadır ve bunun sonucu maddi, manevi ve sağlık kayıpları olmaktadır. AraĢtırma COVID-19 pandemi sürecinde hemĢirelik bölümü öğrencilerinin kendi kendine ilaç kullanım yaygınlığını ve etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı nitelikte yapılmıĢtır. ÇalıĢma KırĢehir Ahi Evran Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi hemĢirelik bölümünde 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, araĢtırmaya katılmayı kabul eden 560 öğrenci ile yürütülmüĢtür. AraĢtırmada evrenin %61.40'ına ulaĢılmıĢtır. Veriler, araĢtırmacılar tarafından ilgili literatür incelenerek oluĢturulan "Veri Toplama Formu" kullanılarak toplanmıĢtır. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ortalama ve Ki-Kare testi kullanılmıĢtır. AraĢtırmaya katılan hemĢirelik öğrencilerinin yarıdan fazlasının (%63,6) kendi kendine ilaç kullandığı, en sık oranda baĢ ağrısı, nezle/grip ve menstruasyon ağrısı nedeniyle ilaç kullandıkları ve en sık kullanılan ilacın ağrı kesici/analjezik (% 69,8) olduğu belirlenmiĢtir. HemĢirelik öğrencileri en çok kendi kendine ilaç kullanma nedenleri önceden aynı ilacı kullanma (%56,2), ilaca iliĢkin tıbbi bilgiye sahip olma (%26,8), ilacın evde mevcut olması (%26,8), önemsiz gibi görülen sağlık sorunu (%16,8), sorunun acil olması (%14,6) ve pandemi süreci (COVID-19) nedeni ile (%13,4) Ģeklinde belirlenmiĢtir. Öğrencilerin kendi kendine ilaç kullanma durumları ile sosyodemografik özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıĢtır (p>0,05). Anne eğitim durumu ortaokul ve üstü olan öğrencilerin, evde eczane dolabında, buzdolabında ya da dolapta ilaç bulunduran öğrencilerin kendi kendine ilaç kullanım oranının daha fazla olduğu bulunmuĢtur. HemĢirelik öğrencilerin, kendi kendine ilaç kullanma oranı oldukça yüksektir. HemĢirelik lisans eğitimi ders müfredatlarında kendi kendine ilaç kullanımı konusuna yer verilmelidir. Ayrıca, öğrenciler kendi kendine ilaç uygulamalarının sonuçları konusunda eğitilmelidir. Anahtar Kelimeler: Kendi kendine ilaç kullanımı, hemĢirelik öğrencisi, ilaçlar.

COVID 19HemşirelerHemşirelik+7
Ayşe Çiğdem Şahin
Kırşehir Ahi Evran University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerin kendi kendine ilaç kullanım özellikleri

Kendi kendine ilaç kullanımı dünya çapında yaygın bir Halk sağlığı sorunudur. Çalışmada yetişkin bireylerin kendi kendine ilaç kullanımı ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı nitelikte yapılan çalışma, Kırşehir'in Mucur ilçesindeki bir Aile Sağlığı Merkezine kayıtlı 160 yetişkin birey ile yürütülmüştür. Araştırmada verileri, literatüre dayalı geliştirilen 27 soruluk anket formuyla toplanmıştır. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ortalama ve Ki-Kare testi kullanılmıştır. Araştırmada bireylerin %40,6'sı kadın olup yaş ortalaması 29,10±8,54'tür. Bireylerin %23,1'inin doktor tarafından tanılanmış mevcut kronik hastalığı olduğu, %23,8'inin düzenli ilaç kullandığı ve günlük kullanılan ilaç sayısı ortalamasının 1,20±1,72 olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan yetişkin bireylerin yarıdan fazlasının (%68,8) kendi kendine ilaç kullandığı, ağrı kesicinin bireyler tarafından en çok kullanılan ilaç olduğu ve kendi kendine ilaç kullanımının ilk sebebi önceden aynı ilacı kullanma olarak belirlenmiştir. Bireylerin yaş grupları, cinsiyet, medeni durum, çalışma durumu, algılanan gelir durumu, aile yapısı ve birlikte yaşanılan kişiler ile kendi kendine ilaç kullanımı arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Eğitim düzeyi yüksekokul ve üzeri olan bireylerin kendi kendine ilaç kullanımının daha fazla olduğu bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin sosyal güvence durumu, sağlık kurumuna ulaşmada sorun yaşama durumu, doktor tarafından tanılanmış mevcut kronik hastalığı olma durumu ve düzenli ilaç kullanımına göre kendi kendine ilaç kullanımı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Evde eczane dolabında, buzdolabında ya da dolapta ilaç bulunduran bireylerin kendi kendine ilaç kullanım oranının daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Yetişkin bireylerin, kendi kendine ilaç kullanma oranı oldukça yüksektir. Anahtar Kelimeler: İlaçlar, kendi kendine ilaç kullanımı, yetişkin birey.

Yetişkinlerİlaç kullanımıİlaç kullanımını değerlendirme+2
Akgul Babayeva
Kırşehir Ahi Evran University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Gastrointestinal kanama ile başvuran hastalarda yeni oral antikoagülan kullanım sıklığı ve prognoza etkisi

Gastrointestinal Kanama İle Başvuran Hastalarda Yeni Oral Antikoagülan Kullanım Sıklığı Ve Prognoza Etkisi Giriş: Atrial fibrilasyon veya mekanik kalp kapağı hastalarında venöz tromboembolizmi önlemek ve derin ven trombozu/pulmoner emboli tedavisi için oral antikoagülanlar kullanılmaktadır. Varfarine ek olarak yeni oral antikogülan ilaçların kullanımı giderek artmaktadır. Antikoagülan ilaçlar gastrointestinal kanama için risk faktörüdür ve kanamayı artırmaktadır. Çalışmamızda gastrointestinal kanama ile başvuran hastalarda yeni oral antikoagülan kullanım sıklığını ve prognoza etkisini belirleyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesine 12/05/2016 ve 05/09/2017 tarihleri arasında gastrointestinal kanama ile başvuran ve yatışı sırasında gastrointestinal kanama gelişen hastalar prospektif olarak dahil edildi. Hastalar yeni oral antikoagülan kullananlar ve yeni oral antikoagülan kullanmayanlar olarak sınıflandırılıp; yaş, nabız sayısı, taşikardi varlığı, sistolik kan basıncı değeri, sistolik kan basıncının 100 mmHg'nın altında olması, hastanede yatış süresi (gün), yoğun bakım ihtiyacı olması, yoğun bakımda yatış süresi (gün), hemoglobin düşüşü (g/dl), yapılan eritrosit süspansiyonu transfüzyonu sayısı (ünite), 4 ünite üzerinde eritrosit süspansiyonu transfüzyonu ihtiyacı kriterleri açısından karşılaştırıldı. Yeni oral antikoagülan kullanan hastalar aynı kriterler açısından "varfarin kullananˮ ve "asetil salisilik asitˮ kullanan hastalar ile de karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya 146 hasta alındı. Hastaların 8'inde (% 5,5) yeni oral antikoagülan kullanımı olup bu hastaların yaş ortalaması 82,2±7,7 yıl olarak saptandı. Yeni oral antikoagülan kullanmayan hastalar ile karşılaştırıldığında, yeni oral antikoagülan kullanan hastalar daha yaşlı idi ve istatistiksel olarak anlamlı (p<0,001) bulundu. Yeni oral antikoagülan kullanan hastalar, "varfarin kullananˮ ve "asetil salisilik asitˮ kullanan hastalar ile karşılaştırıldığında da daha yaşlı idi ve istatistiksel olarak anlamlı (p: 0,035 ve 0,006) bulundu. Yeni oral antikoagülan kullanan hastalar nabız sayısı, taşikardi varlığı, sistolik kan basıncı değeri, sistolik kan basıncının 100 mmHg'nın altında olması, hastanede yatış süresi (gün), yoğun bakım ihtiyacı olması, yoğun bakımda yatış süresi (gün), hemoglobin düşüşü (g/dl), yapılan eritrosit süspansiyonu transfüzyonu sayısı (ünite), 4 ünite üzerinde eritrosit süspansiyonu transfüzyonu ihtiyacı kriterleri açısından yeni oral antikoagülan kullanmayan, varfarin kullanan, asetil salisilik asit kullanan hastalar ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı (p>0,05). Yeni oral antikoagülan kullanan hastalarda gastrointestinal kanama sebebi ile mortalite izlenmedi. Sonuçlar: Literatürde gastrointestinal kanamalı hastalarda yeni oral antikoagülan kullanım sıklığını değerlendiren sınırlı sayıda çalışma mevcuttur. Çalışmamızda gastrointestinal kanama ile başvuran hastalarda yeni oral antikoagülan kullanım sıklığını % 5,5 olarak saptadık. Çalışmada yeni oral antikoagülan kullanımının yeni oral antikoagülan kullanmayan, varfarin kullanan, asetil salisilik asit kullanan hastalar ile ayrı ayrı karşılaştırıldığında prognozu olumsuz etkilemediğini saptadık. Yeni oral antikoagülan kullanan hasta sayısının az olması sebebi ile prognoz hakkında daha sağlıklı veriler elde edebilmek için daha fazla sayıda hasta içeren çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Sözcükler: Gastrointestinal kanama, yeni oral antikoagülan ilaçlar, varfarin

AntikoagülanlarGastrointestinal hemorajiHemorajiler+4
Yalçın Bozkurt
Çukurova University
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuk hemşirelerinin ilaç hatalarına yönelik bilgi ve tutumlarının incelenmesi

Amaç: Araştırma T.C. Sağlık Bakanlığı Manisa İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Manisa Şehir Hastanesi, Akhisar Devlet Hastanesi, Alaşehir Devlet Hastanesi, Gördes Devlet Hastanesi, Salihli Devlet Hastanesi, Soma Devlet Hastanesi, Turgutlu Devlet Hastanesi ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi çocuk servislerinde çalışan çocuk hemşirelerinin ilaç hatalarına yönelik bilgi ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından literatür bilgileri doğrultusunda oluşturulan sosyodemografik veri formu ve çocuk hemşirelerinin ilaç hatalarına ilişkin bilgi ve tutumlarını belirlemek için ''ilaç hatalarına yönelik hemşire bilgi ve tutum ölçeği'' formu kullanılmıştır. Tanımlayıcı kesitsel tipte yapılan bu çalışma 15 Ekim-15 Aralık 2018 tarihleri arasında 211 çocuk hemşiresi ile gerçekleştirilmiştir (n=211) . Uygulanan formlardan elde edilen veriler SPSS 15.0 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmamız %92,9 kadınlardan, %7,1 erkeklerden oluşmaktadır. Çocuk hemşirelerinin 20-30 yaş grubunun %45, 31-40 yaş grubunun %40,3 ve 41-50 yaş grubunun %14,7 olduğu ve %47,4'ünün güvenlik önlemleri çerçevesinde çalıştığı,%45'inin hemşirenin, %48,8'inin doktorun, %51,7'sinin eczacının hatasına tanık olduğunda bunu raporladığı, %33,6'sının hatalı uygulamasını hasta ve ailesi ile paylaştığı,%43,1'inin ilaç uygulamalarında kısaltma kullandığı, %57,8'sinin ilaç uygulamalarını uygulama sırasında kayıt ettiği, %79,6'sının sözlü order alma protokolüne uygun davrandığı belirlenmiştir. Çalışmamızda güvenli ilaç uygulama doğru cevap yüzde ortalamaları %47,7 olarak saptanmıştır. Sonuçlar: Hastanelerde kliniklere özgü eğitim programlarının sayı ve niteliklerinin arttırılmasının, iç denetimlerin sıklıklarının arttırılarak cezalandırıcı olmayan kurum kültürünün güçlendirilmesinin ve hata raporlama sistemlerinin değerlendirilmesi ile ilaç hatalarının nedenlerinin tespit edilerek gereken tedbirlerin alınmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Çocuk hemşireliği, ilaç hataları, bilgi, tutum

BilgiHemşirelerHemşirelik+6
Semra Özkardaş
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin akılcı ilaç kullanımına yönelik tutumlarının değerlendirilmesi

Betül Şebnem BİNER, Çocuğu Hastanede Yatan Ebeveynlerin Akılcı İlaç Kullanımına Yönelik Tutumlarının Değerlendirilmesi, Hemşirelik Programı Yüksek Lisans Tezi. Gaziantep, 2020. Araştırmanın amacı, çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin akılcı ilaç kullanımına yönelik tutumlarının değerlendirilmesiydi. Şanlıurfa il merkezinde bulunan Harran Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi 0-12 yaş aralığında çocuğu hastanede yatan ebeveynlerle tanımlayıcı bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Çalışma verileri 01 Ocak- 31 Mart 2020 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın evrenini çocuk kliniklerinde (çocuk nöroloji kliniği, çocuk hematoloji ve onkoloji kliniği, çocuk cerrahi kliniği, genel çocuk kliniği) 0-12 yaş aralığında çocuğu hastanede yatan (tedavi gören) 918 ebeveyn oluşturdu. Çalışmada örneklem seçimine gidilmeyip evrenin tamamına ulaşılmaya çalışıldı, çalışma grubu seçim kriterlerini sağlayan ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 205 ebeveyn ile çalışma yürütüldü. Verilerin toplanmasında 'Ebeveyn ve Çocuk Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Akılcı İlaç Kullanımına Yönelik Ebeveyn Tutum Ölçeği' kullanıldı. Araştırma verilerinin analizinde IBM SPSS.23 programı kullanıldı. Çalışmanın analizinde bağımsız örneklemlerde t testi, normal dağılım gösteren sürekli değişkenlerin karşılaştırmalarında One-Way Anova kullanıldı. Ebeveynlerin AİKYETÖ puan ortalaması (143,83 ± 16,54), doğru ve bilinçli kullanım alt boyutu puan ortalaması (108,96±13,01), etkili ve güvenli kullanım alt boyutu puan ortalaması 34,87±5,98 olarak bulundu. Araştırmada AİKYETÖ'nün toplam puan ortalaması ile; çocuğu düzenli olarak sağlık izlemi alan ailelerin, çocuğuna reçetesiz ilaç kullanan ailelerin, çocuğun yaş gruplarına göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde fark olduğu saptandı. Ayrıca, çocuğun şikayeti/hastalığı durumunda ilk başvurulan yere göre, ebeveynlerin çalışma durumuna göre, sosyal güvencesi olan ebeveynlere göre, ebeveynlerin eğitim durumuna göre, ebeveynlerin ekonomik düzeylerine göre, ebeveynlerin en uzun süre yaşadıkları yere göre, ebeveynlerin çalışmaya katılan çocukları dâhil sahip oldukları toplam çocuk sayısına göre, ebeveynlerin çalışmaya katılan çocukları dahil sahip oldukları 0 – 12 yaş arası çocuk sayısına göre, ebeveynlerin çalışmaya katılan çocukları dahil sahip oldukları 0-12 yaş çocuk gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark olduğu saptandı. Bu sonuçlar bazı değişkenlerin akılcı ilaç kullanımı etkilediğini, ebeveynlerin akılcı ilaç konusunda bilgi eksiklikleri olduğunu göstermektedir.

Akılcı ilaç kullanımıAna-babaTutumlar+5
Betül Şebnem Akdoğan
Hasan Kalyoncu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Hipertansiyonu olan hastalarda ilaç uyumunun değerlendirilmesi

Amaç: Hipertansiyon hastalarında kan basıncı kontrol oranları istenilen seviyelerde değildir ve kan basıncı kontrolünün sağlanamamasının en önemli nedenlerinden biri ilaç uyumsuzluğudur. Bu çalışma ile aile hekimliğine ve hipertansiyon kliniğine başvuran hipertansiyon tanısı almış hastaların bilgi düzeylerini, hastaların ilaç uyumunu, tedavi uyumunu etkileyen faktörlerin değerlendirilmesini amaçladık. Gereç-Yöntem: Çalışmamızın evrenini 22.10.2022-11.02.2023 tarihleri arasında Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Aile Hekimliği veya Hipertansiyon Polikliniklerine başvuran, en az 1 yıldır antihipertansif tedavi alan, 18 yaşından büyük hipertansiyon hastaları oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan hastalara literatür tarayarak oluşturduğumuz sosyodemografik veriler anketi, hipertansiyon bilgi düzeyi ölçeği (HİB-DÖ) ve ilaç uyumunu bildirim ölçeği (İUBÖ) uygulandı. Hastaların en az 2'şer dakika arayla 3 kez kan basıncı ölçümleri yapıldı. Bulgular: Çalışmaya 357 hipertansiyon hastası dahil edildi. Katılımcıların yaş ortalaması 56.7±11.8, %53.5'i kadın, %46.5'i erkekti. Hastaların HİB-DÖ ölçeği ortalaması 17.8±2.7, medyan 19, İUBÖ ortalaması 22.7±3.4, medyan 24 olarak bulundu. Kan basıncı hedef aralıkta olan hastaların oranı %44.3 iken hedef aralıkta olmayanlar %55.7'ydi. Hipertansiyon bilgi düzeyi ölçeği ile ilaç uyumunu bildirim ölçeği arasında anlamlı düzeyde pozitif bir ilişki vardı (r=0.194, p<0.001). Kan basıncı kontrol oranı hedef aralıkta olanların HİB-DÖ ve İUBÖ puanları olmayanlara göre anlamlı derecede daha yüksekti (p=0.017, p=0.001). Sonuç: Çalışmamızda hastaların bilgi düzeyi artıkça tedaviye uyumlarının ve kan basıncı kontrol oranlarının arttığını bulduk. Tedavi uyumu arttıkça hastaların kan basıncı kontrolü artmaktaydı. Hastalara kontrollerde yeterince vakit ayrılarak hipertansiyon hakkında bilgi düzeylerinin arttırılmalı ve ilaç uyumları sorgulanmalıdır.

Bilgi düzeyiHipertansiyonKan basıncı+3
Abdullah Işık
Düzce University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Asistan hekimlerin akılcı ilaç kullanım ve hasta merkezli yaklaşım özellikleri ve hasta merkezli yaklaşımın akılcı ilaç kullanım üzerine etkisinin araştırılması

Akılcı ilaç kulanımı (AİK), en uygun ilacın, uygun süre ve dozda, uygun maliyetle ve kolay bir şekilde sağlanabilmesidir. Hasta Merkezli Yaklaşım (HMY) ise kişinin değerlerine, ihtiyaçlarına, bireysel tercihlerine saygılı ve duyarlı, hasta değerlerinin ve düşüncelerinin tüm klinik kararlarda rehberlik etmesine olanak sağlayan yaklaşımdır. Bu çalışma Fırat Üniversitesi Hastanesi'nde çalışmakta olan asistan hekimlerin AİK ve HMY özellikleri ve HMY'nin AİK üzerine etkisinin araştırılması amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı-kesitsel türde olan araştırmanın evrenini Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışmakta olan asistan hekimler oluşturmuştur. Araştırmaya herhangi bir örneklem yöntemine başvurulmadan, katılmaya gönüllü olan Kasım 2020-Nisan 2021 tarihleri arasında çalışmakta olan 182 asistan hekim dahil edilmiştir. Katılılımcılara sosyodemografik özelliklerini ve AİK ile ilgili bilgi ve tutumlarını değerlendirmek amacıyla 32 sorudan oluşan bir anket ile HMY özelliklerini değerlendirmek amacıyla Hasta Hekim Yönelim Ölçeği (HHYÖ) uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan asistan hekimlerin %53,3'ü (n=97) erkek, %69,4'ü (n=126) dahili branşlardan idi. Hekimlerin hastalarına ayırdıkları süre ile cinsiyet, asistanlık yılı, hekimlik yılı ve asistanlık öncesi çalışma süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Reçete yazma oranı daha az olan ve sık karşılaşılan hastalıklar için hazır reçete kullanmadığını bildiren hekimlerin AİK olumlu tutumları daha yüksek saptanmıştır (p<0.05). Katılımcıların HHYÖ total puanı ortalaması 48,5±7,3 idi. Hekimlerin HHYÖ puanı ile yaş, asistanlık yılı, mezuniyet sonrası geçen süre, günlük bakılan hasta sayısı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). AİK olumlu tutum sergileyen hekimlerin HHYÖ puan ortalamaları daha yüksek saptanmıştır. Sonuç olarak; hasta merkezli yönelimli asistan hekimlerin AİK tutumlarının daha olumlu olduğu saptanmıştır. Bu nedenle hem AİK hem de HMY ile ilgili eğitim ve çalışmalar desteklenmeli ve arttırılmalıdır. Anahtar kelimeler: Akılcı ilaç kullanımı, hasta merkezli yaklaşım, asistan hekim, eğitim

Akılcı ilaç kullanımıDoktorlarTıp eğitimi+4
Miraç Koçoğlu
Fırat University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastane öncesi acil sağlık çalışanlarının, ambulansta kullanılan ilaç ve tıbbi cihazlar hakkındaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Bu araştırma; Çorum İli sınırları içerisinde hastane öncesi acil sağlık çalışanlarının, ambulansta kullanılan ilaç ve tıbbi cihazlar hakkındaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesine yönelik olarak planlanmış tarama modelinde nicel bir çalışmadır. Bu araştırmanın evrenini 2021-2022 yılı içerisinde Çorum İl Ambulans Servisi Başhekimliği bünyesinde bulunan acil sağlık hizmetleri istasyonlarında çalışan, Hekim, Paramedik, Acil Tıp Teknisyeni, Hemşire ve Ebeler oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu acil sağlık çalışanları içinden gönüllü olan 210 ATT, 109 Paramedik, 17 Hekim, 41 Hemşire ve 31 Ebe oluşturmaktadır. Araştırmada ilaç, tıbbi cihazlar ve uygulama yöntemleri ile ilgili 3 bölümlük anket uygulanmıştır. Anketin ilk bölümü olan tanıtıcı özelliklerinde 13 soru, ikinci bölümünde acil serviste ve 112 ambulansında sıklıkla kullanılan IV ilaçlarla ilgili toplam 22 ifade ve üçüncü bölümünde ise acil serviste ve 112 ambulansında sıklıkla kullanılan tıbbi cihazlarla ilgili toplam 28 ifade bulunmaktadır. Araştırmanın sonucunda katılımcılar 30,9 yaş ortalamasında, çoğunluğu ön lisans mezunu, ortalama olarak 9,7 yıllık meslek deneyimine sahip paramedik, ATT, hekim, hemşire ve ebelerden oluştuğu tespit edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğunun mezuniyet sonrası ilaç ve ilaç uygulamaları ve girişimsel uygulamalar ile ilgili hizmet içi eğitim aldığı, ilaç ve ilaç uygulamaları ve girişimsel uygulamaları konusunda paramedik ve hekimlerin bilgi düzeyinin yeterli olduğu, ATTlerin kısmen yeterli olduğu, hemşire ve ebelerin ise yetersiz olduğu tespit edilmiştir. En fazla yanlış cevabın ilaç dozları ile ilgili sorulara verildiği görülmüştür. Girişimsel işlemlerde ise en fazla yanlış intraosseöz uygulaması ve kapnometre ile ilgili sorularda verilmiştir. Kurumlarında girişimsel işlemler, ilaç ve ilaç uygulamaları ile alakalı hizmet içi eğitim alanların daha başarılı olduğu saptanmıştır. Tüm bu sonuçlar dikkate alındığı ambulansta sadece bu alanda eğitim almış, paramedik, ATT ve hekimlerim görev yapması önerilebilir. Ayrıca, güvenli ilaç uygulaması ve girişimsel işlemlerle ilgili düzenli aralıklarla hizmet içi eğitimlere devam edilmesi önerilebilir.

Acil servis-hastaneAmbulanslarAraç kullanımı+7
Mustafa Tutumlu
Bolu Abant İzzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gebelerin ilaç kullanım nedenleri ve etkileyen faktörler

Bu çalışma Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi'nde 20 Ekim 2020 ile 15 Nisan 2021 tarihleri arasında kadın doğum polikliniğine başvuran 750 gebe ile ilaç kullanım nedenleri ve etkileyen faktörleri tespit etmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Gebelikte Kullanılan İlaçlar ve Nedenleri Tespit Formu" ve "Akılcı İlaç Kullanım Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde; sayı, yüzde, medyan, minimum, maksimum değerleri ve Lojistik Regresyon Analizi yapılmıştır. Gebelerin %93.7'sinin gebelik süresince ilaç kullandığı ve kullanılan ilaçların %91.6'sının reçeteli, %2.1'inin reçetesiz olduğu ayrıca %63.1'inin birden fazla ilaç (28.3'ü bir ilaç, %30.5'i iki ilaç, %26'sı üç ilaç, %6.8'i dört ilaç) kullandığı saptanmıştır. Gebelerin en çok kullandığı ilaçların sırasıyla %86 oranında vitamin (folik asit, D vitamini, multivitamin), %33 oranında antikoagülan (ecopirin, oksapar), %30.2 oranında demir ilaçları (vegaferon, maltofer, ferrosanol) olduğu belirlenmiştir. Gebelerin %76.4'ünün vitamin / vitamin eksikliği, %30.4'ünün antikoagülan, %23.3'ünün demir eksikliği / anemi nedeniyle ilaç kullandıkları tespit edilmiştir. Bununla birlikte gebelerin %68.4'ünün ilaçları akılcı şekilde kullandığı saptanmıştır. Gebelerin akılcı ilaç kullanımını etkileyen faktörlerin belirlenmesi için yapılan regresyon analizinde ise lise ve üstü eğitim seviyesinde olma, sağlık sigortasına sahip olma, sigara kullanmama, ev ile sağlık kuruluşu arasındaki mesafenin 1 km'den az olması, hastalık durumunda ilk aile sağlığı merkezine başvurma, gebelik takiplerine düzenli gitme, evde yedek ilaç bulundurmama, doktor tarafından ilaçlarla ilgili bilgilendirilme ve doktorların gebelere ayırdığı zamanın az olmasının reçete edilen ilaç sayısını etkilemediğini düşünme durumunun gebelerin akılcı ilaç kullanımını etkilediği tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak gebelerin çoğunluğunun reçeteli ilaç kullandığı, ilaç kullanım nedenlerini bildiği, ilaç kullanımını birden fazla faktörün etkilediği ve ilaçları akılcı şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Gebeler gebelik takiplerinde kullanması gereken temel ilaçlar hakkında, reçete edilen ilaçların etkileri, ilaç kullanırken dikkat edilmesi gereken noktalar ve ilaç kullanımı sonucu hastaneye başvurması gereken durumlar konusunda bilgilendirilmelidir.

FarmasötiklerGebelikTrabzon+2
Nazan Tayar
Karadeniz Technical University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Hipotiroidi hastalarının levotiroksin kullanımı konusundaki bilgi durumları

Hipotiroidi Hastalarının Levotiroksin Kullanımı Konusundaki Bilgi Durumları Amaç: Hipotiroidi toplumda yaygın görülen endokrin bir hastalıktır ve levotiroksin ile tedavi edilmektedir. Bu çalışmanın amacı levotiroksin kullanan hastaların ilaç kullanımı konusundaki bilgi durumunu değerlendirmektir. Gereç ve yöntem: Çalışmamız; kesitsel ve tanımlayıcı nitelikte olup Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı'nda Temmuz 2021 ile Ekim 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmaya Aile Hekimliği ve Endokrinoloji polikliniklerine başvuran, levotiroksin kullanan, 18 yaş üstü 384 hasta dahil edilmiştir. Katılımcılara sosyodemografik özellikler ve levotiroksin doğru kullanımıyla ilgili bilgileri ölçmek amacıyla araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu, yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmamızdaki 384 katılımcının yaş ortalaması 46,5 (±13,6) yıl olup %90,4'ü (n=347) kadınlardan oluşuyordu. %98,2'lik (n=377) oranla en çok sayıda katılımcının doğru bildiği önerme LT4'ün kahvaltıdan en az 30 dakika önce aç karnına alınması gerektiği bilgisiydi. %31,0'lık (n=119) oranla en az sayıda katılımcının doğru bildiği önerme ise kalsiyum, demir gibi ilaçlar kullanılacak ise LT4 ile arasında en az 4 saatlik zaman farkı bırakılması gerektiğiydi. Bu önermeye verilen cevaplar ile yaş (p=0,000), eğitim durumu (p=0,002), meslek (p=0,000) ve kalsiyum kullanımı (p=0,000) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı. %33,1'lik (n=136) oranla en çok sayıda katılımcının yanlış bildiği önerme ise LT4 yan etkilerinin sorgulandığı önermeydi. Önermeye verilen cevaplar ile yaş (p=0,019), eğitim durumu (p=0,000), meslek (p=0,003), tiroid cerrahisi öyküsü (p=0,047) ve takipli olunan hekim (p=0,004) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı. Sonuç: Çalışmamızda katılımcıların levotiroksin kullanımı konusunda bilgi düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Çalışmamızın neticesinde tedavinin önemli bir bileşeni olan ilaç uyumunun artırılması için hastalara ilaç kullanımı, olası etkileşim ve yan etkiler konusunda ayrıntılı bilgi verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Hipotiroidi, Levotiroksin, İlaç uyumu, Tedavi uyumu

HipotiroidizmLevotiroksinTedaviye bağlılık ve uyum+3
Sevgi Pekşen
Karadeniz Technical University
2022
00

İlgili konular