Semiotic analysis
63 theses under this subject heading
Anadolu âşıklığında kültürel bellek: Doğu Anadolu sahası
Âşıklık; toplumsal değerlerin, ahlaki kodların ve kültürel mirasın kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan bellek alanıdır. Araştırmanın temel amacı, 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar yaşamış Doğu Anadulu âşıklığının temsilcilerinin eserlerinden hareketle, halk hikâyelerinin, serencamların ve şiirlerin kültürel belleğin oluşumundaki işlevini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda âşıklık "metinlerarasılık" ve "yazınsal göstergebilim" yöntemleriyle incelenmiş; halk hikâyelerinde yer alan anlatısal yapılar, değer nesneleri, eyleyenler ve bellek aktarım biçimleri irdelenmiştir. Âşıkların tasnifi olan halk hikâyeleri, Paris Göstergebilim Ekolü'nün günümüz temsilcilerinden Denis Bertrand'ın "Anlatı İzlencesi" modeline göre ele alınmıştır. Metinlerarasılığın alt başlıklarıyla, âşıkların eserlerinde bulunan ortaklıklar belirlenerek bunların Türk kültür belleğine ne yönde hizmet ettiği açıklanmıştır. Çalışmada ayrıca, bireysel ve toplumsal bellek ilişkisinin âşıklığa yansımaları değerlendirilmiş, otobiyografik belleği şekillendiren etmenler "eksiklik" duygusu ve "çekmece" imgesi kapsamında ele alınmıştır. Sonuç olarak âşıklarının eserlerinin kültürel belleği canlı tutan, toplumsal kimliği pekiştiren ve kültür aktarımında rol üstlenen değer olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.
Göstergebilimsel Bir Serüven: Üç öyküsüyle Türkçe'de Oscar Wilde
"Göstergebilimsel Bir Serüven: Üç Öyküsüyle Türkçe'de Oscar Wilde" başlıklı bu çalışma, Wilde'ın The Selfish Giant, The Devoted Friend ve The Nightingale and The Rose başlıklı üç masalsı öyküsünü göstergebilimsel bakış açısıyla ve çeviri göstergebilimi bağlamında incelemektedir. Göstergebilim ile birlikte çeviri göstergebilimini ve amaçlarını uygulamalı örnekler ortaya koyarak tanıtmayı hedeflemektedir. Eserin "Gösterge ve Göstergebilim" başlıklı ilk bölümü kuramsal çerçevedir. Göstergeyi, göstergebilimi ve çeviri göstergebilimini tanımlamakla birlikte uygulama kısmında kullanılan yöntemin, yaklaşımlarından sentezlenerek elde edildiği göstergebilimin, özellikle de yazınsal göstergebilimin üç önemli ismi Algirdas Julien Greimas, Roland Barthes ve Jean-Claude Coquet'nin kuramlarını da özetlemektedir. "Bütünce ve Uygulama" başlıklı ikinci bölümü ise uygulama kısmıdır. Oscar Wilde'a ve dönemine ilişkin özet bilgi verildikten sonra söz konusu üç eser burada göstergebilimsel çözümlemeye tabi tutulmuştur. Çözümlemeler, öykülerin 1962'de Penguen yayınevi tarafından yayınlanan özgün metinleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Öykülerin iki tanesi için sekiz, biri için de yedi farklı çevirmen tarafından gerçekleştirilmiş olan Türkçe çevirileri çeviri göstergebilimi ölçütleriyle değerlendirilmiştir. Prof. Dr. Sündüz Öztürk Kasar tarafından geliştirilen Çeviride Anlam Bozucu Eğilimler Dizgeselliği uyarınca elde edilen bulgular tablolar üzerinde topluca gösterilmiş ve sayısal verilerle de ifade edilmiştir. Bu çalışma, hem göstergebilimle, göstergebilimin çevirideki rolüyle ve çevirmene nasıl yardımcı olabileceğiyle ilgilenen akademik okurlara hem de genel anlamda göstergebilime ve çeviri göstergebilimine ilgi duyan tüm okurlara ışık tutabilmek amacındadır.
Çocuk reklamlarının göstergebilimsel analizi
Bu çalışmada çocukların yer aldığı veya çocuklarla ilgili göstergelerin bulunduğu televizyon reklâmlarının göstergebilimsel analizi yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde göstergebilim ve göstergebilimle ilgili kavramlara değinilmiş, bu bilim dalının tarihi ve bu bilim dalına katkıda bulunan şahsiyetlere yer verilmiştir. Ayrıca bu bölümde reklâm kavramı üzerinde durulmuş, reklâm-çocuk ilişkisi de ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise çocukluğun ve tüketimin yeniden üretim aracı olarak bazı çocuk reklâm filmlerinin detaylı analizi yapılmıştır. Reklamlarda yer alan ses, yazı, görüntü, renk, nesne, ışık, açı gibi öğeler birer gösterge olarak incelenmiş göstergebilimsel çerçevede gösteren ve gösterilen düzeylerde anlamları irdelenmiştir.
Zeki Demirkubuz sinemasında ataerkillik söylemi Bulantı filminin göstergebilimsel bir incelemesi
Ülkemizde sinema ortamı, uzun bir aranın ardından 1990'lı yıllarda yeniden hareketlenmeye başlamış, sinemanın dili çözülerek seyirci ilk kez sanat filmi perspektifiyle, dokusu Yeşilçam sinemasından farklı, 'Yönetmen Sineması'yla tanışmıştır. 'Çağdaş Türk Sineması' adını alan bu yeni dönemin görsel üslup ve anlatı dili, 'Yeni, Bağımsız, Auteur, Minimal' kavramlarıyla birlikte anılmaktadır.Türk sinema tarihi bakımından ismi "Bağımsız Sinema" ile özdeşleşen, yurt içi ve yurt dışında aldığı ödüller ile 'auteur' kabul edilen araştırma konumuzun öznesi Zeki Demirkubuz, bu türün en başarılı temsilcilerindendir. Yalın anlatımı, gerçekçi sinema dili ve filmin geneline işleyen 'Demirkubuz stili' ile yerli sinemaya büyük bir ivme kazandıran yönetmen, yurt dışında düzenlenen festivallerde Türk Sineması algısını olumlu yönde değiştirmiştir. Genelde Yeni Sinemanın,özelde Demirkubuz sinemasının ana temasını oluşturan 'bireysellik', yönetmenin sinemasal kimliği ve filmlerialt başlıklar altında incelenerek, Zeki Demirkubuz 'un kendi deyimiyle "en kişisel filmim" dediği 'Bulantı' filminin, sembolleri ve görünenin ötesindeki anlamıfeminist kuram bağlamında göstergebilim perspektifinden değerlendirilecektir
Sigara markalarının görsellerinde kadın imgesi ve ikna odaklı anlam aktarımı: Görsel göstergebilimsel çözümleme uygulama örneği
Reklam iletileri, iletişim etkisini arttırmak, etkili algılanma, öğrenme ve hatırlanmayı sağlamak için iknayı en etkili biçimde kullanmaktadır. Dolayısıyla yapılan reklam çalışmalarında kullanılan görsel veya iletilerde, tüketiciyi etkilemek için pek çok yöntem bulunmaktadır. Göstergebilim bu yöntemlerde kullanılan imgelerin hangi anlamlara geldiği konusunda bize yardımcı olmaktadır. Bir reklam görselinde anlam taşıyan her sembolün detaylı bir şekilde analizini yaparak, ne tür ikna yöntemleri kullanıldığını açıklamamıza olanak sağlayan bir analiz yöntemi olarak bilinmektedir. 19. y.y'dan beri reklamlar hayatımızın içindedir. Teknolojinin bulunduğumuz zamandaki kadar gelişmemesine rağmen, reklamlarda ikna teknikleri yoğun olarak kullanılmaktaydı. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte reklamlarda kullanılan tüm göstergeler ilk anlamın yanında, mutlaka ikna metotlarından renk, vurgu, dilsel veya görsel bir unsur bulundurarak ikinci bir anlam taşımaktadır. Çalışmaya konu edindiğimiz sigara reklamları görselleri için Stanford Üniversitesi'nin yapılan SRITA araştırması kapsamında oluşturulan veri tabanı kullanılmıştır. Araştırmada çevrimiçi erişimi olan reklam kategorileri bulunmaktadır. Her bir kategoride ayrıntılı bir biçimde alt başlıklar bulunmaktadır. Bu kategorilerden sigara seçilmiş olup, bu kategoriye ait alt başlıklardan Targeting Women seçilmiştir. "Targeting Women" başlığı altında bulunan 16 başlıktan da 5 başlık belirlenmiş ve araştırma bu şekilde amaca uygun ayrıcı özelliği olan, farklı anlamlar aktaran görseller seçilerek belirlenmiştir. 1900 - 2011 (111 yıl) yılları arasında yayınlanmış 1168 görsel içerisinde, 1994 - 2004 yılları arasındaki görseller veri tabanından seçilmiştir. Çalışmada tarih kriteri çerçevesinde, 25 adet kadını hedefleyen sigara markası ve reklam görseli ele alınmıştır. Araştırmanın evreni oldukça geniş olduğundan, sınırlıkları belirlemek adına amaca uygun yöntemler belirlenmiştir. Çalışma nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan, amaçlı örnekleme yönteminin alt birimi olan benzeşik örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Böylece çalışmanın amacına uygun görseller seçilmiştir. Bu çalışma Stanford Üniversitesi veri tabanında bulunan SRITA araştırma verileri baz alınarak yapılmıştır. Sigara markası görsellerinin özellikle kadını hedefleyen olanları seçilerek; reklam tasarımı açısından, reklam betimlemesi ve Aristoteles'in ikna kurallarına göre göstergebilimsel analizi yapılmıştır.
Çağdaş resim sanatında ezoterik sembollerin göstergebilimsel çözümlemesi
İnsanlık, var olduğundan bu yana dünya üzerindeki pek çok olguyu, neden var olduğunu, içinde yaşadığı fauna ve florayı, duygu, düşünce ve yaşama dair pek çok sorunsalı sorgulamakta olan bir canlıdır. Düşünsel veya eylemsel boyutta kendi sorularının cevabını arayan insanoğlu realizmden başlayıp, mistisizme kadar giden geniş bir yelpazede çıkarımlar yapmaya çabalamıştır. Ancak bu uğurda ortaya koymuş olduğu cevapların, her zaman bir antitezinin var olmuş olması yaşama dair bir dilemmanın da var olmasına neden olmuştur. Kimi insan toplulukları kutsallık atfettikleri bu cevaplara mutaassıpça bağlanırken, kimileri ise cevapların gerçek/hakiki manalarını yalnızca kabullendikleri doktrinler ile sorgulamaktadırlar. Mistisizm yüklenmiş cevaplar ve anlamsal çıkarımlar toplumların veya grupların kendi öğretileri içerisinde özel bir yer tuttuğu da muhakkaktır. Tamda bu düzenin özelliklerini taşımakta olan Ezoterizm; saklı/sır tutulan düşünce sistemleri ve farklı birçok pratik bilgi formuyla ilişkilendirilmekte olan bir öğretim sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşamın her alanına sirayet etmekte olan Ezoterizm; içsel olana dönüş, arınma, şifalanma sağlayan bir sanat yaklaşımı olarak düşünülmekteyken, efsunlu, gizli yönleriyle geçmişte de olduğu üzere günümüz sanatına da yansımaktadır. Zira sanatçı birey sanatsal yaratım süreci esnasında, inisiyatik eğitim alan bir bireyin yaşadığı ruhani arınmayı deneyimlemektedir. Sanatçının farklı malzeme ve teknikler kullanarak gerçekleştirmekte olduğu eserlerde, semboller doğrultusunda alımlayıcıda farklı bir değişim ve uyanış sürecine dahil olmaktadır. Bu bağlamda "Çağdaş Resim Sanatında Ezoterik Sembollerin Göstergebilimsel Çözümlemesi" isimli çalışmada; İlkel dönemlerden günümüze kullanılmakta olunan sembollerin, Çağdaş sanatçıların eserlerinde ezoterik anlamları açısından yansımaları irdelenmektedir.
Türk Sineması'nda toplumsal cinsiyet ve kadın dayanışması üzerinden Toz Bezi filminin göstergebilimsel bir incelemesi
Bu çalışmada, 2010 sonrası Türk Sineması'nda film çeken kadın yönetmenlerin kadın odaklı filmlerinde görülen toplumsal cinsiyet ve kadın temsilleri ve bu temsiller etrafında gelişen kadın karakterler arasındaki dayanışmaya dayalı ilişkilerin anlatıya etkisi incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Türk sineması tarihi boyunca olduğu gibi 2010lu yıllarda da erkek odaklı anlatıların yoğunluğuna kıyasla azınlıkta kalan kadın filmleri çeken kadın yönetmenlerin filmlerinde toplumsal cinsiyetin kadın karakterlerin yaşamına ve anlatı yapısına etkisi bağlamında; kadın karakterler ve bu karakterler arasındaki ilişki biçimlerini; konu, tema, karakterler ve kurulan olaylar dizisinin/örgüsü bakımından göstergebilimsel yöntem ile incelenmesidir. Bu doğrultuda öncelikle, kadın, toplumsal cinsiyet ve sinema arasındaki ilişkisi incelenerek temel kavram ve görüşler açıklanmış, Türk Sinemasındaki kadın temsili, ele alınan toplumsal cinsiyet kavramı kapsamında incelenmiştir. Ardından, 2010lu yıllar Türk sinemasındaki kadın yönetmen sinemasında, kadın dayanışmasının en belirgin örneklerini veren Toz Bezi (2015) filmindeki toplumsal cinsiyet ve kadın dayanışması temsilleri göstergebilimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda Toz Bezi filminde, belirlenen toplumsal cinsiyet ve kadın dayanışması temaları etrafında seçilen sahnelerde, Türk toplumundaki yaygın cinsiyet ayrımcılığının izleri açıkça görülmektedir. Kadın karakterlerin bu ayrımcılığın içinde ayakta kalabilmek için birbirlerinden destek almaları, sinemada erkek bakış açısının ön planda olduğu yapıya rağmen, kadınlar film yapımında söz hakkı aldığında farklı bir sinema anlayışının da mümkün olabildiğini ortaya koymaktadır.
Televizyon dizilerindeki tasavvufi göstergelerin İbn Arabi'nin tasavvufi bakış açısıyla göstergebilimsel analizi: "Vuslat" dizi örneği
Araştırmanın amacı Tasavvufi öğretilerin de yapıldığı "Vuslat" dizi örneği üzerinden göstergebilimsel analiz yapmaktır. Tasavvufi derin anlamların önemini arz etmek ve bu kapsamda oluşan bir dizinin anlatısının Tasavvufi manalarla güçlü olduğuna vurgu yapmaktır. Bu manada, İbn Arabi'nin düşünce dünyasından ve Satranc-ı Urefa'dan yararlanılmıştır. "Tasavvuf ve Sinema" başlığı kapsamında incelemelerin yapıldığı bölümde diğer tez ve makalelerde göstergebilimsel analiz açısından "deruni" bir bakış bulunamamıştır. Çalışmalar farklı noktalara değinse de özellikle İbn Arabi'nin düşünce dünyası ile tam olarak özdeşleşen bir teze rastlanamamıştır. Bu noktada bir tezde İbn Arabi'den bahsedilse de göstergebilimsel analizden ziyade öykü çözümlemesi yapılmıştır. Tezi bu kapsamda düşündüğümüzde "Vuslat" dizisi göstergebilim yöntemiyle incelenmiştir. Dizide tasavvufi bir yönle İbn Arabi'nin epistemolojik yaklaşımı ve simgesel yaklaşımı Satranc-ı Urefa oyunuyla beraber vurgulanmaktadır. Tüm bölümler izlendikten sonra simgesel boyutun ağırlıklı olduğu incelemede dizide İbn Arabi ve Satranc-ı Urefa ile birlikte anlamların çok yoğun olduğu tespit edilmiş ve bu perspektiften göstergebilimsel analizlere yer verilmiştir.
Animasyon∕canlandırma filmlerinin mesajları üzerine göstergebilimsel bir analiz: Kırgızistan örneği
XXI. yüzyılın küreselleşmenin himâyesi altında geçtiğinde şüphe yoktur. Sosyal bilimlerde küreselleşme üzerine kimi zaman zıt düşüncelerin söylendiği bilinmektedir. Küreselleşmeyi kimi olumlu değerlendirirken, kimi de onun olumsuz taraflarına daha çok işaret etmektedir. Günümüzde küreselleşme dünyanın farklı ülkelerini etkisi altında bulundurarak en uzak yerlerine bile yavaş yavaş sızmaktadır. Küreselleşmenin etkilerine maruz kalmayan yok diyecek kadar az sayıda ülke bulunmaktadır. Küreselleşme sürecinin belirtileri arasında Batı kültürünün, biliminin, hayat tarzının hegemonyası; merkezi bir denetim sistemine dahil edilen iletişim araçlarının yaygınlaşması; uluslararası şirketlerin milli mali ve finansal kuruluşlarını denetim altına alması; dünyada hâkim ideoloji olarak liberal demokratik ekonomik sisteminin kabul edilmesi ve buna benzer diğer faktörler yer almaktadır. Ayrıca, kültürün metalaştırılarak kullanılması sonucunda kültür endüstri fenomeni ortaya çıkmıştır. Kitle iletişim araçlarını denetimi altında tutan şirketler kendi değerlerini onların aracılığıyla yayarak yaygınlaştırmaktadırlar. Egemen ideoloji temelinde benzer içeriğe sahip medya mesajları insanların düşünce tarzlarını biçimlendirmeye yöneliktir. Sanattan başlayarak sinemaya kadar tüm kültür ürünleri belli standartlara göre üretilerek homojenleşmeyi beraberinde getirmişlerdir. Bu manipülasyonların sonucunda farklı toplumlarda kültürel homojenleşme söz konusu olmaktadır. Kültürel bir araç olan canlandırma filmlerinde sunulan mesajların çocuk izleyiciler tarafından filtrelenmeden direk bilinçaltına yazıldıkları bilinmektedir. Bundan dolayı, canlandırma filmlerinde sunulan ideolojik mesajların çözümlenmesi gerekmektedir. Doktora tez çalışmasının asıl amacı canlandırma filmlerinde çocuk izleyicilere küreselleşme bağlamında hangi kültürel kodlarının iletildiğini, hangi düşünce biçiminin ve yaşam tarzının sunulduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu araştırmada uygulama bölümü iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda örneklem olarak 2017-2018 yıllar arasında yayınlanan Ferdinand, The Grinch (Grinç), Coko (Koko), Next Gen (Yeni Jenerasyon), Hotel Transilvanya 3: Summer Vacation (Otel Transilvanya: Yaz Tatili), Ralph Breaks the İnternet (Ralph ve İnternet), Викрадена принцеса: Руслан і Людмила (Kaçırılan Prenses: Ruslan ve Ludmila), İnceribles 2 (İnanılmaz Aile 2), Drôles des Petites Bêtes (Böceklerin Gizli Hayatı), Три богатыря и наследница престола (Üç Bahadır: Tahtın Varisi) filmlerin göstergebilimsel çözümlenmesi yapılmıştır. Çalışmanın amacına uygun gelen kadrolar seçilerek Barthes'in modelinde yer alan düz anlam, yan anlam ve mit üçlemesine göre çözümlenmiştir. Göstergebilimsel analiz yapıldıktan sonra kategoriler şu şekilde belirtilmiştir: "iktidar ilişkileri ve liberal sistem"; "kapitalist değerlerin sunulması"; "teknoloji, seçkinlik ilişkisi ve gözetim"; "transhümanizm ve hümanizm"; ""iyilik" ve "kötülük" arasında doğal sınırın kaldırılması"; "din ile alakalı imgelerin sunulması"; "gelenekler ve aile değerleri"; "ölümün sunulması"; "şiddetin sunulması", "toplumsal cinsiyet açısından kadın karakterleri"; "erkek karakterlerinde efeminelik ve queer"; "cinselliğe dönük imgeler üzerinden müstehcenliğin meşrulaştırılması"; "uyumsuz kombinasyonlar"; "popüler kültür bağlamında etik dışı davranışlar, alkol kullanımı ve diğer modern fenomenler". Uygulama bölümünün ikinci kısmında araştırma fenomenolojik analiz niteliğinde olup derinlemesine görüşme tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Görüşme Kırgızistan'ın başkenti Bişkek şehrinde oturan ve çocuk sahibi olan on beş kadın ile gerçekleştirilmiştir. Görüşmenin amacı annelerin canlandırma filmleri konusunda ne kadar bilinçli olup olmadıkları, bazı canlandırma filmlerinde rastlanan zararlı içeriğinin bulunduğu ile ilgili farkında olup olmadıkları, çocuklarının hangi kitle iletişim araçlarını tükettikleri ile ilgili haberdar olup olmadıkları, çocuklara uygun bir canlandırma filminin hangi konuları içermesi gerektiği ile ilgili bilgilere ulaşmaktır. Elde edilen cevaplar kategorisel analiz tekniğine tabi tutularak bir kaç ana başlık altında toplanmıştır, bunlar: "canlandırma filmlerinin en çok izlendiği yerler üzerine", "en çok sevilen kahraman üzerine", "olumlu değerlendirilen canlandırma filmi üzerine", çocukların tercihleri üzerine", "A-4 ve diğer blogerler üzerine", "Maşa ve Ayı dizisi üzerine", "cinsel içerikli mesajlar ve müstehcen sahneler üzerine", "çocukların davranışları üzerine", "denetleme metodları üzerine", "anneler yorum yapmanın önemi üzerine", "göstergebilimsel analize dahil edilen filmlerin değerlendirilmesi", "annelerin canlandırma filmlerinin etkisi üzerine yorumları", "ana dil meselesi üzerine", "Kırgız üretimi canlandırma filmleri ve programlarına talep üzerine", "ideal bir canlandırma filmi üzerine", "annelerin önerileri". Uygulama bölümünün sonuçları ışığında genel sonuç tamamlanmıştır.
Aile içi iletişim sorunsalı bağlamında Masumlar Apartmanı dizisinin göstergebilimsel çözümlemesi
Görsel iletişim ile kitle iletişim aracı olan televizyon, dizilerdeki görsel iletişim edinimleri ve taşıdığı anlamlar yönünden önem taşımaktadır. Göstergebilimde görünenin dışında kalan derin mana görsel iletişimin ayırt edici bir yönünü nitelemektedir. Türk dizileri anlam ve görünenin ötesindeki anlamlardan oluşturularak kurgulanıp senaryoya çevrilmektedir. Dizilerde doğru iletişim kavramı ön plandadır. Karakterler iletişimin önemini olumlu veya olumsuz örnek teşkili şeklinde gösterebilmektedir. İletişim dünya için gerekli ve anlamlı bir eylemdir. İletişim gibi, görünen anlamın ötesinde anlamı olan her şey göstergebilimin ilgi alanına girmektedir. İletişimin önemine vurgu yapan ve psikolojik olarak izleyiciyi ilk bölümden etkileyen, görsel ve duygusal konulu "Masumlar Apartmanı " dizisi gerçek bir hikâyeyi konu alan "Madalyonun İçi" kitabının "Çöp Ev" hikâyesinden esinlenerek senaryolaştırılmıştır. Gerçeklik algısı göstergeler aracılığıyla diziye yansıtılmıştır. Konusu bakımından iletişim, aile içi iletişim ve kültürel iletişimin önemi ve bireylerde bıraktığı psikolojik yıkımlar ile gerçeklik algısını ön planda tutan dizi sosyal psikolojiye de dikkat çekmektedir. Araştırmada "Masumlar Apartmanı" dizisinin gösterge bilimsel çözümlemesi incelenmiştir. İletişimin insanın aile, birey, toplum ilişkilerindeki etkisi incelenirken, kişilik oluşumunda sosyal psikoloji ile kimlik oluşumu, psikolojik etkiler çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır.
Görsel sanatlar dersi kapsamında öğrenci uygulamalarının göstergebilimsel analizi
Bu araştırmanın amacı, göstergebilim analiz yöntemi ile analiz edilen öğrenci resim çalışmalarının, sosyo-ekonomik düzeye ve cinsiyet değişkenine göre ne tür özellikler taşıdığını belirlemektir. Bu çalışma karma araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara ilinde yer alan Halide Edip Adıvar Ortaokulunda ve Polis Amca Ortaokulunda 2022-2023 öğretim yılında öğrenim gören 36 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; resim uygulaması, yarı-yapılandırılmış görüşme ve öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeylerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan anket ile toplanmıştır. Görüşme verileri ses kayıt cihazı kullanılarak kaydedilmiştir. Verilerin analizi için Peirce'in "görüntüsel gösterge, belirti, simge" şeması, Barthes'ın "düzanlam ve yananlam" şeması ve Saussure'ün "gösterge, gösteren, gösterilen" şeması kullanılmıştır. Öğrenciler "doğa" ve "yol" konusunda iki resim çalışması gerçekleştirmiştir. Araştırmanın sonucunda; yol temasına ilişkin yapılan çalışmalarda, alt sosyo-ekonomik düzeydeki öğrencilerin daha çok görüntüsel gösterge ve belirti kullandıkları, üst sosyo-ekonomik düzeydeki öğrencilerin ise daha çok simge kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan "düzanlam ve yananlam" şemasına göre yapılan yol konulu çalışmaların analizi sonucunda; alt sosyo-ekonomik düzeydeki öğrencilerin daha çok düzanlam kullandıkları, üst sosyo-ekonomik düzeydeki öğrencilerin ise daha çok yananlam kullandıkları tespit edilmiştir. Nitekim doğa çalışmasına ilişkin yapılan çalışmalarda alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki öğrencilerin birbirine yakın oranda gösterge türleri, düzanlam ve yananlam kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanın sıra cinsiyet değişkenine göre incelenen çalışmalarda, öğrencilerin kullandıkları göstergelerin birbirine yakın değerde olduğu görülmüştür. Öğrencilerin yaptıkları çalışmaların "gösterge, gösteren, gösterilen" şemasına göre analizinde, sosyo-ekonomik düzeye ve cinsiyet değişkenine göre farklılaştığı anlaşılmıştır.
Toplumsal cinsiyeti yeniden okumak: Finish 'Mutfakta Birlikte' reklam kampanyasının gösterge bilimsel analizi
Geleneksel olarak bireyler içinde doğdukları toplumun sosyal ve kültürel değerleriyle büyürler. Bu gelenek ve nesilden nesile aktarılan diğer kültürel olgular, aile ve sosyal çevre gibi toplumun unsurları tarafında da bireylere empoze edilir. Bu unsurlar bireylere, erkek ile kadın arasındaki biyolojik farkların üzerine inşa edilmiş ve toplumsal eğilime göre ortaya çıkan bazı roller tanımlar. Tüm bu süreç toplumlarda geleneksel olarak cinsiyet kavramının oluşturan özdür. Ancak cinsiyet kavramını yeniden üreten başka etkenlerde vardır. Kamusal alan, sosyal alan, ekonomik alan ve siyasi alan gibi birçok alanda etkisini gösteren toplumsal cinsiyet kavramı, özellikle içinde bulunduğumuz teknolojik çağ içerisinde tüm kitle iletişim araçları vasıtasıyla da etkisini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; reklam medyası kapsamında global bir marka olan 'Finish' reklamlarını toplumsal cinsiyet çerçevesinde değerlendirmek ve 'Mutfakta Birlikte' sloganlı reklam filmi ve kampanyası dahilinde yayınladığı 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe özel reklam filmini, göstergebilimsel yaklaşımla incelemektir. Bahsedilen reklam filmi ve kampanyaları toplumsal cinsiyet klişelerini tersyüz eden bir kurguya sahiptir. Çalışmanın sonucunda; 'Finish' markasının alışılmışın dışında bir algı oluşturduğu görülmektedir. Burada bahsedilen, cinsiyet eşitsizliklerinin yeniden inşa edilmesi aksine yerleşmiş bazı algıların kırılması ve kampanya kapsamında yeniden okunmasıdır. Bu açıdan değerlendirildiğinde 'Finish' markası cinsiyet eşitsizliklerine pozitif açıdan ışık tuttuğu görülmekte ve topluma kalıp yargıların kırılması gerektiği yönünde mesaj iletmekle beraber diğer markalara da örnek olabilecek bir nitelik göstermektedir Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Göstergebilim, Medya, Reklam, Finish 'Mutfakta Birlikte' Reklam Kampanyası
Tüketim toplumu kavramı üzerinden "They Live" filminin göstergebilimsel analizi
Tüketimin büyüleyen parçası "ihtiyaçlar" kavramı için ilk akla gelecek şey ihtiyaçların sonsuzluğudur. İnsanoğlu bireysel olarak doğuştan ihtiyaçlar kavramıyla var olmaktadır. Ve bu bağlamda yaşamı sürdürebilmek ve ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek adına durmadan tüketim eyleminde bulunmaktayız. İhtiyaç egemen sistemle birlikte "faydalılık" üzerine inşa edilmiş bir tüketme eylemi durumuna evrilmiştir. Şu an yaşamakta olduğumuz egemen sistemde tüketim toplumunun yeri ve önemi git gide artmaktadır. Bununla beraber tüketim toplumu, içinde yaşadığımız çağı betimleyen ve sosyo-ekonomik, psikolojik birçok toplumsal veriyi bizlere sunan tanımlamalardan bir tanesi olduğu söylenebilir. Birey toplum içinde var olmanın, karakter ediminin tüketme çarkının parçası olarak elde edilebileceği dayatmasıyla yönlendirilmektedir. Yaratılan sahte ihtiyaçlar bütünü tüketim toplumunu besler ve giderek yaygınlaştırır. Bütün bu ihtiyaçlar ise hem üretmemiz hem de tüketmemiz için birbiriyle süregelen bir çark sistemi gibi işlemektedir. Böylelikle Tüketimin ideolojisi devreye girmekte, tüketimin ve ihtiyaç kavramının kendi anlamlarının içi boşaltılmakta ve başka bir tüketim evreni ortaya çıkmaktadır. Bu kapitalist evrenin kendini yeniden üreten mekanizmasının gizli bir yanının da tüketim ve tüketicilik kavramı olduğu ve bunun bireyleri yabancılaştırdığı gözlemlenmektedir. Bu kurmaca oluşturulan evren günümüzde yaygın olarak kitle iletişim araçlarıyla toplumlara empoze edilmektedir. Örneğin yaşı, cinsiyeti, eğitim durumu farketmeksizin herkesin gündelik hayatında sokakta yürürken bile gözlemlediği reklam panoları dahi gereksiz ihtiyaçlarla ve nesnelerle tüketime yönlendirildiğini varsaymak yanlış olmayacaktır. Tüketim toplumunun ve getirilerinin sinema üzerindeki yansımaları da oldukça fazladır ve sinemasal perspektiften bakıldığında daha çok, birer eleştiri eseri olarak görülmüş, izleyicilere birer ayna olma görevini üstlenmiştir. Bu tez konusu ile de tüketim toplumunun sinemasal etkilerini ve bireyler üzerindeki bir nevi ''üretme-tüket''i güdülemesini daha da derinlemesine analiz etmeyi amaçlamaktayım. Film analizleri sayesinde de toplumun hangi evrelerden geçerek şu anki tüketim toplumunu oluşturduğunu anlamakta olacağız. Bu noktada birey ya da toplumların tüketim konusunda ne kadar aşırıya kaçtıklarının ve sömürüldüklerinin eleştirisi olacak bu tezde bunu irdelemeyi amaçlamaktayım. Bu bilgilerin ışığında bu çalışmada, toplumun tüketim toplumu halini alışı ve toplum üzerindeki algı yönetimi analiz edilecektir. Tüketim toplumunun görmek ile bakmak arasındaki ince detayı en güçlü biçimde irdeleyen film olan "They Live" filminin de içerisindeki ideolojik analizler göstergebilimsel açıdan değerlendirilecektir. Filmin içerisinde yer alan metaforlar, şu an bizi çevreleyen evreni betimlemekte ve nasıl bir yanılsama içerisinde yaşadığımızı deşifre etmektedir. Yaşadığımız toplumu ideolojik açıdan eleştiren başka film içerikleriyle de desteklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Tüketim Toplumu, Sinema, Kültür Endüstrisi, Tüketim Olgusu Üzerinden Sinema
Sürrealist edebiyat çerçevesinde Cemal Süreya'nın "Üvercinka" şiirinin göstergebilimsel çözümlemesi
Bu tezin amacı, yaratıcı ve özgür düşüncenin nihai olarak ulaşılmasını sağlamayı amaçlayan sürrealizm akımının tarihçesini, özelliklerini ve zaman içerisinde geçirdiği evreleri açıklamak ve bu doğrultuda sürrealizm akımı ekseninde etkili şiirler yazan Cemal Süreya'nın ''Üvercinka'' şiirini göstergebilim açısından incelemektir. Bu tez, Breton'un ve sürrealist manifestonun kuralları ve kalıpları yok sayarak ortaya çıkardıkları sınırsız özgürlüğü şiir alanında uygulamalarını ortaya koymaktadır. Cemal Süreya'nın imgesel ve özgür bakış açısının ''Üvercinka'' şiiri üzerindeki yansımasına göstergebilimin yöntemleriyle incelemek esas amacı ortaya koymaktadır. Bu tezde sürrealizmin kurallarının çoğunu şiirlerine uyarlayan Cemal Süreya'nın ''Üvercinka'' şiiri göstergebilimin yöntemleriyle, Roland Barthes'ın görüşleri esas alınarak incelenecektir.
Ingmar Bergman'ın "Persona" filminin psikanalizm çerçevesinde Christian Metz'in göstergebilimi bağlamında incelenmesi
Göstergebilim, birçok alanda olduğu gibi sinemada da bir çözümleme yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bu çözümlemede hiç şüphesiz psikanalizmin de aktif bir rolü vardır. Çünkü gerek sinema gerek psikanalizm özellikle insanı konu alan iki ayrı alandır. Ingmar Bergman'ın "Persona" adlı filmi, sinema ve psikanalizmin nasıl birbirleriyle ilişkili olduğunu ve Christian Metz'in sinemasal göstergebilimi çözümlemesine ne kadar uygun olduğunu gösteren bir örnektir.
Bovarist eserlerde postmodernizm: Metinlerarasılık
Postmodernlik sorunsalı, postmodernizmin kendisini tam anlamıyla göstermesiyle itibaren başlamıştır. Metinlerarasılık ile birlikte gitgide iç içe giren yazılar, yazın sahasında olan kurallar bütünlüğünü bozmuş, sınırları olmayan çerçevelere sığdırılmış ve bu dolayda edebi anlamda eserler verilmeye başlanmıştır. Kendini tekrar etmeyi serbest kılan bir ekol; eskiyi de yeni bir bakış açısıyla incelemeye ele alınmasını zorunlu kılar. Çünkü eski, yeniden incelenebileceğini göstermiş ve bu ilişkinin –eski ile yeni olanın- metnin doğurgan oluşuyla alakalı olması, eskiye yeni bir anlam katmıştır. Bovarizmde olduğu gibi sadece dönemini değil, kendinden sonrasını da etkilemiştir. Bovarizm, Gustave Flaubert'in Madame Bovary'sinin ahlak kurallarına karşın hayallerinin peşinden koşan ve gerçeklikle yüzleşen kadını bu türün ilk örneğidir. Türk yazın sahasında kendisini Halid Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu'su, Rus yazın sahasında Lev Tolstoy'un Anna Karenina'sı ve Vladimir Nabokov'un Rua, Dam, Vale'si olarak kendini göstermiştir. Ancak çalışmamızda; bahsi geçen kültürlerin ve yazın sahalarının yalnızca birini örnek olarak alacağımızdan ve incelememizi postmodernizm ve metinlerarasılık ile birbirine bağlayan, Madamé Bovary, Aşk-ı Memnu ve Rua, Dam, Vale eserleri üzerinden yapacağız. Eserler ve dönemlerinde etkisini gösteren realizmi tanımlarken romantizmden bahsetmeden olmaz. Kaçılamayan romantizm ister ya da istemez şekilde tepki olarak çıktığı klasisizmi –romantizmin doğmasına sebep olan- de içinde barındırır ve böylece akımlar öyle ya da bu şekilde bir araya gelmişlerdir. Bu da karnavalesk bir sisteme hizmet etmeye başlar. Çalışmamızda yazarlarımız ve eserleriyle sınırlandırmış olduğumuz bu konuyu ele alırken, postmodern bakış açısıyla yeniden okuma uygulama yaparak; eserlerin postmodernliği ve taşıdıkları postmodern unsurları, metinlerarasılık bağlamında tartışacağız. Aynı zamanda edebiyatın yanlış bir şekilde bilinen eleştiri tanımıyla eleştirilemeyeceğini ele alacağız. Yanlış olarak adlandırdığımız bu tanımla edebiyatı eleştirebilmenin tek yolu vardır o da edebiyatın sistemini, edebiyatbilimini eleştirmektir. Sistem tezin içine girdiği zaman ilk olarak yapı eleştirilir Bu yüzden de göstergebilimi, eleştiri ve yapısalcılığı çalışmamızda yöntem olarak kullanacağız. Anahtar kelimeler: Postmodernizm, eleştiri, yapısalcılık, bovarizm, metinlerarasılık, göstergebilim
Siyasal reklamcılık bağlamında yerel seçim afişlerinin göstergebilimsel analizi: 2019 İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri
Siyasal pazarlama ve siyasal reklamcılık, günümüz seçim kampanyalarında katma değeri yüksek vazgeçilmez yetkinlik kazanımları olan kavramlardır. Politik aksiyonlarda siyasi partiler ya da adaylar kendilerini, programlarını geleneksel pazarlamada olması gerektiği gibi bir ürün algısıyla şekillendirip, seçmenin bu ürünü tercih etmesi için seçim öncesi ve sonrası süreçlerde efor sarf ederler. Siyasi parti ya da adaylar tarafından odakta kalınan bu seçim öncesi ve sonrası süreçlerin kapsamında siyasal pazarlama konusu çerçevesinde ürüne karşılık gelen 'oy' istenilmektedir. Bunun için seçmenlere yönelik stratejik başarı için kitle iletişim araçları kullanılmaktadır. Çalışmanın amacı, siyasal pazarlamada reklamcılık kavramının pratiği olan afişler ve afişler aracılığı ile seçim süreçlerinde alıcı olan seçmenlerin algısının nasıl şekillendiğini incelemek ve afişlerde kullanılan göstergelerin seçmen kararına yansıyan etkilerini, seçmenlerin bu yöntemlerle etki altında kalan kararlarının toplumsal hareketliliği ve seçim sonuçlarının sebep sonuç ilişkisini nasıl etkilediğini nitel araştırma yöntemiyle açıklamaktır. Siyasal reklamcılık kapsamında seçim afişleri, seçmenin seçime katılan partiler arasından seçim yapması konusunda etki alanı yaratarak seçmeni ikna etmek, karşı görüşleri eleştirmek ve zayıflatmak amacındadır. Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından bir tanesi Göstergebilimin sanatta, mekanda yaşamın hemen her alanında gösteren gösterge ilişkisinde toplumsal yaşamdaki anlamlı bütünlükleri ele alıp, anlamlandıran, sınıflandıran ve insanların birbiri ile iletişim kurmalarını kolaylaştırmasıdır. Bu tezde, 23 Haziran 2019 yılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde kullanılan seçim afişlerinin göstergebilimsel analizi Roland Barthes'ın yaklaşımı esas alınarak düz anlam ve yan anlam tekniği ile incelenmiştir.
Göstergebilimsel çözümleme yönteminin Türkçe dersi okuma etkinliklerine uyarlanması
Bu çalışmanın amacı, Türkçe dersi okuma etkinliklerinde kullanılmak üzere göstergebilimsel yönteme dayalı çözümlemenin, öğrencilerin metni anlama becerileri üzerinde etkili olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırma 2015-2016 öğretim yılının ikinci yarıyılında Ankara ili Etimesgut ilçesindeki Ahi Evran Ortaokulu 7. Sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tek grup öntest sontest model uygulanmıştır. Bulgular kısmında, araştırmanın ilk bulgusuna ulaşmak amacıyla ilişkili örneklemler t testi uygulanmış ve öğrencilerin öntestten elde ettikleri puanlar ile sontestten elde ettikleri puanlar arasında anlamlı bir fark bulunduğu belirlenmiştir. İkinci bulgu için Tekrarlı Ölçümler İçin İki Faktörlü Anova Analizi uygulanmış ve öğrencilerin öntestten aldıkları puanlar ile sontestten aldıkları puanlar arasında cinsiyete göre anlamlı bir fark bulunmadığı görülmüştür. Son bulgu için ise Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve öğrencilerin öntestten aldıkları puanlar ile sontestten aldıkları puanlar arasındaki fark ile akademik başarı puanları arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak, gösterge bilimsel yöntemin öğrencilerin sınıf içi öğrenmeleri üzerinde olumlu etkisinin olduğu ve yöntemin etkililiğinin cinsiyete göre fark göstermezken akademik başarıya göre fark gösterdiği ifade edilebilir. Göstergebilimsel yöntemin akademik başarısı düşük öğrencilerin testten aldıkları puanı arttırmaları bakımından daha etkili olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe eğitimi, okuma eğitimi, hikaye çözümleme, göstergebilimsel çözümleme, eyleyenler şeması
Televizyon reklamlarında mizah ve mizahi karakter kullanımı: Banka reklamlarına yönelik analiz
Kapitalizm, varlığını kesintisiz tüketim olgusuna bağlamış, tüketim toplumunun devamlılığını sağlamak için neredeyse her gün "yeni" bir ürününü/hizmeti reklamlar aracılığı ile söz konusu ürüne/hizmete içkin olmayan değerlerle donatarak tüketicilere dayatmaktadır. Dahil olduğu sektörel kategori içinde, nitelik olarak birbirinden pek farkı olmayan bu ürünlerin/hizmetlerin pazardaki sayısı arttıkça tüketici tercihlerini yönlendirme umudu reklamcılara yeni söylemler geliştirme zorunluluğunu getirmektedir. Tüketicilerin sistemin devamlılığı için tüketime durmaksızın devam etmelerinin önündeki engellerin sürekli temizlenmesi gerekmektedir. Sistemin genel mantığı çalış ve tüket şeklinde işlemesine rağmen sistem aslında tüketicilerin çalışıp kazandıklarından daha da fazlasını tüketmeleri için kitleleri zorlamaktadır. İşte tam bu noktada kapitalist üretim ve bölüşüm sisteminin omurgası olarak tanımlanabilecek bankacılık ve finans sektörü karşımıza çıkmaktadır. Bankalar kitlelere her daim ihtiyaçları olmayandan fazlasını tükettirme amacıyla çalışmaktadır. Hatta bazen hizmetleri aracılığıyla yeni ihtiyaçlar yaratmaktadır (tatil kredisi, taşıt kredisi). Sistem içinde tüketicilere sunulan hizmetlerin dolayısıyla ihtiyaçların sayısı artıp çeşitlendikçe rekabet ortamının dile geldiği medyada bir tür kakafoni yaşanmakta ve bunları hedef kitleye tanıtmak güçleşmektedir. Çünkü her an her yerde tüketicilere farklı bankaların yeni bir hizmeti sunulmaktadır ve tüketiciler belli bir süre sonra bunlara karşı duyarsızlaşabilmektedir. Bu noktada kapitalist sistemin kendisi için bir araç olarak kullandığı reklamcılık etkinliklerinde farklı söylemler geliştirme çabası daha da görünür hale gelmektedir. Reklam, kitleleri ikna etmesi ve tüketime yöneltmesi açısından var olan sistem içinde bir vazgeçilmezdir. İkna edici gücüne duyulan inançtan beslenen reklam tarihsel süreç içinde teknolojik, toplumsal ve ekonomik gelişmelerden etkilenerek sürekli değişim halinde olmuştur. Amaç tüketime yönlendirmek olduğunda reklamcılık alanında pek çok taktik, strateji ve kavramdan bahsedilebilir. Reklamın, tüketicileri ikna edebilmek amacıyla, ürün/hizmet, marka ve hedef kitle özelliklerini de göz önüne alarak baştan çıkarıcı, şaşırtan, bazen korkutan bazen de güldüren çeşitli reklam içeriklerini kullandığı söylenebilir. Reklam stratejilerini besleyen en önemli taktiklerden biri de şüphesiz mizahi anlatımdır. Reklamcıların Türkiye'de son yıllarda bir reklam uyaranı olan mizahı ve mizahi karakterleri özellikle banka reklamlarında kullanmaları dikkat çekicidir. Bankacılık ve finans sektörünün hizmetleri tüketici kitlelerce finansal hayatı kolaylaştıran bir anlamlandırmaya sahipken; diğer taraftan 'borçluluk' duygusunun yarattığı endişeyi de içerecek bir algı çerçevesini yaratmaktadır. Çalışmanın temel hareket noktasını oluşturan bu ön kabul ile televizyon reklamlarında mizah ve mizahi karakter kullanımında ortaklaşan yönelimler, banka reklamları üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada, reklam ve mizah kavramlarına ilişkin incelemelerin ardından, banka reklamlarında manipülatif unsur olarak mizah ve mizahi karakterlerin kullanımına yönelik literatüre dayalı değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın nitel analizlerle bulgulara ulaşıldığı bölümündeyse yedi farklı bankanın 2014-2015 yıllarına ait reklamları göstergebilimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışmada yapılan çözümlemeler sonucunda elde edilen bulgularla, banka reklamlarında kullanılan mizah ve mizahi karakterlerin reklam mesajı oluşturulurken nasıl kullanıldığı ve oluşturulan reklam mesajları üzerinden bankacılık sektörüne ait hizmetlerin nasıl anlamlandırıldığı değerlendirilmiştir Anahtar Kelimeler: Reklamda Mizah Kullanımı, Televizyon Reklamları, Banka Reklamları, Göstergebilimsel Analiz.
Marka şehir olmada reklamın önemi: Türkiye'deki marka şehirlerin reklamlarının göstergebilimsel analizi
Yaşadığımız dönemde şehirler, pazarlamanın temel konusu olan ürün ve hizmetlerin yerini almış durumdadırlar. İnsanlar marka olan şehirlerde eğitim almak, yaşamak, çalışmak ve yatırım yapmak istemektedirler. Marka olmayı başarmış bir şehir, tercih edilir hale gelecektir ve bu da şehre maddi ve manevi kazanımlar sağlayacaktır. Yöneticiler de bu sebeple şehirlerinin tercih edilir hale gelmesi ve marka olması için çalışmakta ve gerekli pazarlama faaliyetlerine başvurmaktadırlar. Önemli bir iletişim aracı olan reklamlar etkili olması ve olumlu geri dönüşlere sebep olması nedeniyle sıklıkla pazarlama çalışmalarında tercih edilmektedir. Şehrin tarihi, doğası, seyahat noktaları, şehirde düzenlenen faaliyetler ve yapılan çalışmaların duyurulması, hedeflenen kitle ile iletişim kısmında yöneticiler pazarlamanın önemli bilgi sunma aracı olan reklamı hedef kitleye aynı anda ve hızlı bir şekilde ulaştırmak için sıklıkla tercih etmektedirler. Bu çalışmada "marka şehir olma yolunda reklamın önemi" araştırılmış ve bunu marka olan şehirlerin nasıl kullandığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Türkiye büyükşehirleri için 2019 yılında Brand Finance ve Curiocity ortak araştırmasıyla şehirlerin marka güçleri ve değerleri ortaya konulmuştur. Bu araştırmanın sonucuna göre marka şehir olmayı başaran ilk on şehrin reklamı göstergebilimsel yöntem ile incelenmiştir.
Yeşilçam ve yeni Türk sinemasındaki gastronomik ögelerin göstergebilimsel çözümlemesi
Sinemada, gastronomik ögelerin kullanımı, metaforik bir anlam oluşturarak karakterlerin ve olayların daha derinlemesine anlaşılmasını sağlamaktadır. Bu gastronomik ögeler aynı zamanda sembolik pek çok anlamı içinde barındırdığından sosyolojik açıdan incelenmeleri toplumun çeşitli normlarını anlamada önemli görülmektedir. Çalışmanın amacı, Yeşilçam ve Yeni Türk Sineması filmlerinde yer alan gastronomik ögelerin göstergebilimsel çözümleme ile incelenmesi ve bu filmlerdeki gastronomik ögelerin sosyolojik yansımalarının karşılaştırılarak farklılıklarına değinilmesidir. Bu doğrultuda çalışmanın evrenini Yeşilçam Sinema Döneminden Ertem Eğilmez' in yönetmenliğini üstlendiği filmler ve Yeni Türk Sineması Döneminden Çağan Irmak'ın yönetmenliğini üstlendiği filmler oluşturmaktadır. Ertem Eğilmez'in yönetmenliğini üstlendiği filmlerden Süt Kardeşler (1976), Şaban Oğlu Şaban (1977), Canım Kardeşim (1973), Gülen Gözler (1977), Köyden İndim Şehire (1974) ile Çağan Irmak'ın yönetmenliğini üstlendiği filmlerinden Babam ve Oğlum (2005), Dedemin İnsanları (2011), Unutursam Fısılda (2014), Mustafa Hakkında Herşey (2004), Bizi Hatırla (2018) filmleri çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmanın amacına yönelik gerekli bilgilerin toplanması için nitel araştırma yöntemlerinden biri olan göstergebilimsel analizden yararlanılması uygun görülmüştür. Göstergebilimsel analizde kültürel farklılıkları açığa çıkaran Roland Barthes'ın modeli kullanılmıştır. Çalışma sonucunda iki döneme ait filmlerde yer alan gastronomik ögelerin sosyolojik yansımaları arasında benzerlik ve farklılıkların bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışma, gastronomi alanında yapılan çalışmalardan, konusu ve yöntemi bakımından ayırt edici özelliklere sahip olması yönünden özgünlük taşımaktadır. Çalışmanın gastronomi, göstergebilim, sinema ve sosyoloji gibi farklı alanlara katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
COVID-19 pandemisinin reklam kampanyalarına etkisi: Göstergebilimsel bir analiz
Bu çalışmada Ads of the World veritabanında bulunan otomotiv sektörlerine ait reklamlardan Jeep markasının COVID-19 pandemisi öncesinde ve COVID-19 pandemisi esnasında yapmış olduğu reklam kampanyaları incelenmiştir. İnceleme sonucunda Jeep markasına ait pandemi öncesi dört çalışma ile pandemi süresindeki dört çalışma olmak üzere toplam sekiz farklı çalışma, bu araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. İlgili çalışmalar göstergebilimsel yöntemle analiz edilmiştir. Bu doğrultuda, gösterilen ve gösterge unsurları ele alınarak verilerin analizi gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular raporlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, Jeep'in pandemi öncesinde ağırlıklı olarak doğayı, dışarıdaki yaşamı keşfetme ve hayatın heyecanını ekstrem noktalarda doğada aramaya odaklandığı görülürken; pandemi döneminde reklamlarda verilen mesajın değişime uğradığı tespit edilmiştir. Bu noktada Jeep, COVID-19 döneminde mesaj odağını evde kalmaya, evi ve evdeki yaşamı keşfetmeye, hayatın heyecanını evden bağlanarak aramaya odaklamıştır. Bu yolla Jeep, bir yandan evde kalmaya teşvik ederek sosyal sorumluluk görevini sürdürürken; diğer yandan, böylesine zorlu bir dönemde dahi müşterilerinin zihinlerinde tutunmak adına stratejik bir reklam süreci yürüttükleri söylenebilir. Bu bulgulardan yola çıkılarak varılan sonuçlar, alanyazın ile kıyaslandığında; doğrudan otomotiv sektörünü ve Jeep markasının pandemi sürecindeki reklam kampanyalarını doğrudan detaylı şekilde ele alan bir çalışmaya rastlanmadığı; yine herhangi bir markaların COVID-19 pandemisi öncesinde ve bu pandemi sürecinde reklam kampanyalarını nasıl değiştirdiklerini ele alan herhangi bir çalışmaya rastlanmadığı ortaya çıkmıştır. Ancak bunun yanı sıra, alanyazındaki kimi çalışmaların pandemi sürecindeki reklam kampanyalarını göstergebilim üzerinden incelemesi, bazılarının sosyal mesajlara odaklanması yönünden bu çalışma ile benzerlik gösterirken; kimi çalışmaların pandemi sürecinde farklı alanlara ilişkin çalışmalara odaklanmaları ve ortaya koydukları bulgular ile bu çalışmadan farklılaştığı tespit edilmiştir. Özetle tüm bu çalışmalar, COVID 19 pandemisi döneminde yapılan değişimler ile markaların pazarlama stratejilerinde, müşterilerinin yalnız normal zamanlarda değil, her daim yanlarında olduğunu hatırlattıkları; ayrıca, onların sadece direksiyon başında değil, hayatın her evresinde sağlıkla ve güvenle kalmalarını istedikleri mesajını vermeye çalıştıkları söylenebilir. Diğer bir ifade ile, markalar izledikleri bu reklam stratejileri sayesinde COVID-19'la gelen piyasa durgunluğunun olumsuz etkisini daha aza indirgemek ve müşterilerinin odağından düşmemek için onları her daim düşündükleri, kamu yararını korudukları, sosyal sorumluluk projeleri ile sürece destek sağladıkları mesajlarını vermeye çalışmışlardır.
COVID-19 pandemisinin markaların reklam mesajlarına etkisi: Göstergebilimsel bir analiz
Covid-19 pandemisi ile birlikte gündelik pratiklerde ve beraberinde tüketim alışkanlıklarında değişimler meydana gelmiştir. Bu değişim hali ekonomik politiğin farklılaşmasına şirket stratejilerine ve bunun bir göstergesi olarak da ürün hizmet alanında bulunan markalarda da değişimi beraberinde getirmiştir. Pandemi sürecinin en önemli etkisi uzaktan ve özellikle de sanal olarak ihtiyaçların temini ve taleplerin karşılanmasıdır. Bu noktada ürün hizmet sektöründe yer alan markaların konu edildiği bu çalışmanın amacı pandeminin Türkiye'de resmi makamlarca açıklandığı tarih olarak 11 Mart 2020 ve takibindeki süreçte bir yıllık zaman zarfında markaların reklam stratejilerindeki pandeminin etkisini belirlemektedir. Çalışma kapsamında kitle iletişim araçlarında yayınlanan reklamlar çalışmaya dahil edilmemiştir. Çalışma kapsamında belirlenen tarihler içeresinde bazı markaların kampanya amaçlı reklamları Youtube'da görüntülenmiş ancak bu reklamlar pandemi içeriğine sahip olmadığı gerekçesiyle çalışma da kullanılmamaktadır. Çalışma video izleme ve yükleme imkanı sağlayan Youtube'da yayınlanmış ve görüntüleme sayısı elde etmiş reklamlar dahil edilmiştir. Çalışma sektörler bağlamında taranmış 6 sektör, 18 marka ve 21 reklam filmi gösterge bilimsel analiz yöntemi uygulanmış ve reklam filmlerinin mesajları içerik analizi ile incelenmektedir. Çalışmanın amacı kapsamında değerlendirilecek olursak burada önemsenen asıl mesele bu araştırmanın sektörler bağlamında markaların reklamlarını anlamaya çalışmaktır. Çalışmaya hazırlık aşamasında covid-19, reklam, marka gibi anahtar kelimelerle taramalar yapılmış henüz konunun çok yeni olması, yeterli çalışmanın alan yazında yer almadığı belirlenmiştir. Bu kapsamda çalışma, sektörler ve markaların reklam stratejilerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın bu özelliği ile alan yazına bir katkı sunacağı düşünülmektedir.
Turist rehberlerinin ınstagram paylaşımlarının kişisel markalaşma kapsamında göstergebilimsel analizi
Bu araştırmanın amacı, turist rehberlerinin kişisel markalaşma çerçevesinde sosyal medya üzerinden yapmış oldukları paylaşımlarda öne çıkan unsurları belirlemektir. Paylaşımlarda yer alan görsel iletilerin çözümlenmesiyle, paylaşımların söz konusu hedef kitle tarafından nasıl algılandığı ve anlamlandırıldığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Instagram profilleri üzerinden deneyimlerini paylaşan ve minimum 10K takipçi sayısına sahip olan turist rehberlerinin paylaşımları göstergebilimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. İncelemede amaçlı örneklem türlerinden olan ölçüt örneklem kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yer alan rehberlerin paylaşım sayılarının oldukça fazla olması nedeniyle çalışma, her rehber için en fazla beğeni alan beş fotoğrafla sınırlandırılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, rehberlerin kişisel markalaşma çerçevesinde yapmış oldukları paylaşımlarda görsel iletiler ve renklerin duygular üzerindeki etkisi kullanılarak profesyonel marka algısı oluşturdukları sonucuna ulaşılmıştır. Rehberlerin sahip oldukları yetkinlikler görseller aracılığıyla net bir şekilde ifade edilerek, hedef kitle üzerinde başarılı bir pazarlama stratejisi uygulanmaktadır. Ayrıca belirli aralıklarla paylaşım yapılarak görsellerde sürekliliğin sağlanması, görsellerin altında destinasyonlar hakkında bilgilendirmelerin yer alması ve çeşitli türde turizm faaliyetlerinin gerçekleştirilmesiyle, rehberlerin çok yönlü yapıları vurgulanarak kitle üzerinde etkili bir kişisel marka imajı oluşturulduğu görülmüştür.