Ceramics
471 theses under this subject heading
Balistik çarpmaya maruz kalan seramik ve kompozit yapıların sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak modellenmesi ve tasarım eniyilemesi
Zırhlar; hava, kara, deniz ve uzay araçlarını, yapıları ve insan vücudunu korumak amacıyla kullanılmaktadır. Zırhların temel amacı, tehdidin kinetik enerjisini soğurmak ve çarpışmanın etkisini geniş bir alana yayarak hasarın azaltılmasını sağlamaktır. Zırhların koruyuculuk seviyelerinin yüksek olmasının yanı sıra hafif olmaları da beklenmektedir. Seramik ve kompozit malzemeler yüksek sertliklerinin yanı sıra geleneksel zırh malzemelerine göre daha hafiftirler, bu sebeple yaygın olarak tercih edilirler. Bu tez kapsamında seramik vücut zırhları ve kompozit uçak zırhları numerik olarak LS-DYNA yazılımı kullanılarak incelenmiştir. Tez kapsamında geliştirilen sonlu elemanlar modellerinin literatür verileri ile doğrulandıktan sonra tasarım eniyilemesi yapılarak zırhların ağırlığının azaltılması hedeflenmiştir. Seramik malzemeler vücut zırhlarında tehdidi aşındırmak, parçalara ayırmak ve ilerleyişini durdurmak amacıyla ön katman olarak kullanılırlar. Seramik vücut zırhı olarak sıklıkla alümina seramiği kullanılmaktadır. Alümina seramiğinin balistik performansını yükseltmek amacıyla yüzey şekillendirmesi yapılabilir. Yüzey şekillendirmesi sayesinde, tehdidin doğrultusu değiştirilerek, tehdidin delme gücü azaltılabilir. Bu tez kapsamında alümina seramik plaka üzerinde farklı çaplara sahip yarım küre yüzey şekillendirmenin etkisi numerik olarak incelenmiştir. Yüzey şekillendirmenin etkisi birim kütle başına kinetik enerji soğurulma kapasitesi karşılaştırılarak yapılmıştır. Alümina plaka Johnson Holmquist malzeme modeli kullanılarak modellenmiştir. Çarpışma anında alümina plakada oluşan çatlak ve molozun modellenebilmesi için interpolasyonlu parçacık hidrodinamiği (İng. smooth particle hydrodynamics (SPH)) yöntemi kullanılmıştır. Kurulan sonlu elemanlar modelinin doğrulanabilmesi için öncelikle düz alümina seramik plaka literatürden elde edilen deneysel veriler ile doğrulanmıştır. Ardından doğrulanmış alümina plakanın yüzeyi şekillendirilerek, yeni tasarımın balistik performansı numerik olarak incelenmiştir. Yarım küre, yüzey şekillendirmesi sayesinde özgül kinetik enerji soğurma kapasitesi %56 oranında artmaktadır. Kompozit malzemeler ise özellikle havacılık alanında tercih edilmektedir. Havacılık alanında en yaygın kullanılan kompozit karbon fiber/epoksi kompozitidir. Epoksi reçinesi tek yönlü karbon fiberleri ile güçlendirilmekte, böylece hafif ancak mukavemeti yüksek katmanlar elde edilmekte ve katmanlar bir araya getirilerek kompozit plaka oluşturulmaktadır. Plaka oluşumu sırasında katmanların fiber açısı plakanın balistik dayanımını etkilemektedir. Bu sebeple her katman açısı için doğru katman kalınlığının bulunması önemlidir. Karbon fiber/epoksi kompoziti LS-DYNA programında, gelişmiş kompozit hasar (İng. enhanced composite damage) malzeme modeli kullanılarak, orta ölçekli bir modelleme yöntemi olan ince kabuk elemanlar ile modellenmiştir. Karbon fiber/epoksi kompozitinin doğrulanabilmesi için öncelikle düşük hızlı çarpışma analizleri yapılarak literatür verileri doğrulanmıştır. Ardından standartlara uygun çarpışma hızına dayanabilecek karbon fiber/epoksi zırh kalınlığı belirlenmiştir. Destek vektör makinesi ve genetik algoritma kullanılarak farklı açılara sahip katmanlar için uygun kalınlık belirlenmiş ve kütlede %6.3 oranında azalma elde edilmiştir.
Seramik sanatçılarının ve endüstriyel seramik tasarımcılarının seramik eğitimine yönelik görüşleri
Bu araştırma ile seramik eğitimcilerinin, sanatçılarının ve endüstriyel seramik tasarımcılarının lisans düzeyinde seramik eğitimine ve bu eğitimin sanatsal ve endüstriyel uygulamalara katkılarına yönelik görüşlerinin değerlendirmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında uygulanan seramik eğitim programları konusunda görüşülen güzel sanatlar fakülteleri seramik bölümü öğretim elemanları, seramik alanında tasarımlarını gerçekleştiren tasarımcılar ve seramik sanatçıları ile sınırlı olmuştur. Araştırmada yöntem olarak nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre seramik eğitim programına ilişkin olumlu ve olumsuz durumlar belirlenmiştir. Bu durumlar seramik eğitim programında yer alan dersler, bu derslerin sayıca ağırlıkta olduğu alanlar, fiziki yeterlilik ve programların imkânları ile ilgilidir. Ayrıca eğitimci kadrosunun niteliği, bütçe imkânlarının sınırlılığı, yetersiz ekipman ve donanım, mezun istihdamında yaşanan sorunlar ortaya konulmuştur. Araştırmanın katılımcılarının görüşlerine göre, eğitim programı açısından seramik eğitimine yönelik kimi öğretim elemanı olumlu görüş bildirirken kimi öğretim elemanı da seramik eğitiminin olumsuz taraflarını dile getirmiştir. Seramik eğitiminde sanat ve tasarım alan seçimine yönelik görüşler de farklılaşmıştır. Bu araştırma göstermiştir ki, çok yönlü olması beklenen seramik eğitim programlarına ilişkin gerekli yenilikler ve düzenlemelerin yapılması hem öğrencilerin mezuniyetlerine ve istihdamlarına hem de seramik sektörüne olumlu katkılar sağlayabilecektir.
Deneysel geliştirilen desen tasarımlarının ileri teknolojik sistemler ile seramik yüzeylere uygulanması: Bir koleksiyon
Bu çalışmanın odak noktası, endüstriyel seramik karo yüzeyine deneysel olarak geliştirilen desenler doğrultusunda çalışmalar yapılması temelinde sanatın deneyselleştirilmesidir. Deneysellik, uygulayıcısının farklı malzemeler, formlar, süreçler ve teknolojiler ile araştırma ve keşifler yapması anlamına gelmekte olup daha yaratıcı, yenilikçi ve özgün çözümler sunarak sıra dışı fikirlerin keşfedilmesini mümkün kılmaktadır. Araştırma kapsamında seramik malzeme yüzeylerine yönelik deneysel tasarım geliştirme, teknolojik gelişmeler perspektifinde tasarım çalışmalarının geliştirilmesi ve uygulanması temelinde gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda "Deneysel Geliştirilen Desen Tasarımlarının İleri Teknolojik Sistemler ile Seramik Yüzeylere Uygulanması: Bir Koleksiyon" adlı çalışma, deneysellik kavramının yaratıcı ve özgün üretimleri ortaya çıkarabilme becerisini geliştirmesini vurgulamak amacıyla yapılmıştır. Bu sürecin ele alınması; seramik sektöründe kullanılan ileri teknolojik sistemlerden olan temassız baskı olarak dijital dekorasyon teknolojileriyle (inkjet baskı teknolojisi ve lazer teknolojisi), seramik yüzeylerde çeşitlilik ve özgünlük sağlamak amacıyla deneysel bir yaklaşım sunması açısından önemlidir. Bu çalışma, deneysel tasarım araştırma ve uygulama süreçleri ile seramik malzemelerdeki yüzey deseni odaklı çeşitli parametreleri ele almakta ve bir arşiv oluşturmayı hedeflemektedir. Sonuç olarak, bu çalışma deneysellik ve dijital dekorasyon teknolojileri arasındaki ilişkiyi hem kavramsal hem de teknik olarak ele alarak, güncel bir kaynak sunmayı ve görsel bir arşiv oluşturarak alana katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırmalar doğrultusunda deneysellik kavaramı temelinde seramik uygulamalar yapılmıştır.
Soda pişiriminde renkli astar araştırmaları ve özgün uygulamalar
"Soda Pişiriminde Renkli Astar Araştırmaları ve Özgün Uygulamalar" başlıklı bu çalışma raporu 3 ana bölümden oluşmaktadır. "Soda Pişirimi ve Astar" başlıklı bölümde; Soda pişirimi tanımlanarak, soda pişirim tekniğinin tarihsel gelişimden ve fırınlarından bahsedilmiştir. Astarlar ve soda pişiriminde astar kullanımı hakkında bilgiler verilerek, soda pişirimi ile çalışan sanatçılardan örnekler aktartmıştır. "Deneysel Uygulamalar" başlıklı bölümde; astarların renklendirilmesi için; soda pişiriminde kullanılan bünyeler ve astarlar üzerine araştırmalar yapılmıştır. Araştırmalar sonucunda, literatürden elde edilen astar reçetelerine ve bu reçetelere renklendiriciler katılarak yapılan denemelerle yeni renk sonuçlarına ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar ve reçeteler hakkında detaylı bilgi verilmiştir. "Özgün Uygulamalar" başlıklı bölümde; çalışmanın önceki bölümlerinde yapılan araştırmalar doğrultusunda, soda pişirimine uygun özgün seramik formlar oluşturulmuştur. Deneysel çalışmalar neticesinde başarılı bulunan astar reçeteleri, özgün seramik formların belirli yüzeylerine uygulanarak soda pişirimi gerçekleştirilmiştir. Yapılan denemeler ve özgün uygulamalar, çalışma raporunun sonuç kısmında değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Seramik, Soda Sırları, Soda Astarları, Soda Pişirimi, Soda Pişirimi Tekniği.
Kına ritüelinin çağdaş seramik formlara yansıması
Ateş, toprak ve insan… İnsanoğlu var olduğundan beri bir yaratıcı güce inanmak istemiştir. Bu inanma içgüdüsü zaman içerisinde onu çeşitli anlamlar yükleten durumların içerisine sokmuş, toprak ve ateşin dansı insanı büyülemiş ve insan yaratıcı konumuna geçmiştir. Cansız olan, çamurun insan eliyle şekillenip ateşle buluştuğu ve o ateşten yeniden can bulduğu eserler günümüze kadar ulaşmış ve bu gelenek değişip, dönüşüp, gelişerek halen devam etmektedir. Bu inanç doğrultusunda da insan, ritüeller oluşturmaya ve onları adlandırmaya başlamıştır. Bunlardan biri olan ''kına'' çok eski zamanlardan beri toplumların hayatlarında önemli rol oynamaktadır. Gerek kozmetik gerek sağlık gerekse dini nedenlerle kullanılan bu malzemeye mistik anlamlar yükleyen insan, onu çeşitlendirmiş ve seremoninin bir parçası haline getirmiştir. Kınanın sağlık açısından faydaları tartışılmakla beraber yarattığı duygusundan ve uygulanan seremoni biçiminden dolayı psikolojik olarak insanda mistik bir his yaratarak onu büyülediği düşünülmektedir. Bu mistik halin oluşmasında rol oynayan en önemli etken şüphesiz ki ritüelin uygulanma biçimi, kınanın kokusu, dokusu, taşıdığı anlamı, kullanılan müzikler, ağıtlar, türküler kına ritüelini büyülü bir hale getirerek kişide farklı hissiyatlar yaratmasıdır. Tüm bunlar sanatçılar için birer esin kaynağıdır. Bu tez kapsamında Türk kültürü içinde kendine çokça yer bulmuş kına ritüeli, kına malzemesi ve kullanımıyla ilgili araştırmalar yapılmıştır. Bu ritüellerden esinlenerek, geleneksel dövme motifleri ile kurban teması arasındaki bağın, çağdaş seramik formlara yansımalarından oluşan uygulamalar gerçekleştirilmiştir.
Çağdaş seramik sanatında seyir nesnesi olarak kadın
Geçmişten günümüze kadının toplum içerisindeki yeri ve konumuna değinen bu çalışma, kadını hem tüketen hem de tüketilen bir nesne olarak ele almaktadır. Tüketim nesnesine dönüştürülen beden, nesneleştirilerek arzu nesnesi haline getirilmiştir. Kadın ve bedeni erk tarafından denetim ve gözetim altında tutulmakta ve seyirlik bir nesneye dönüştürülmektedir. İçinde yaşadığımız kültürde kadın, erkek bakışının nesnesi konumundadır. Beden, arzunun ve hazzın kaynağı olarak cinselleştirilmektedir. Günümüz post truth döneminde, sosyal medyada paylaşılan imgeler, bedeni cinselleştirerek, bakışın nesnesi konumunda olan kadını pornografikleştirmektedir. Kadın bedeninin cinsel olarak algılanması ve sanat eserinde cinselleştirilerek vurgulanması, bedenin nesneleştirilmesine yol açmıştır. Kadın ve bedeni, arzu ve haz nesnesi olarak sanatın ana malzemesi olmuştur. Nü ve çıplaklığın ele alınış biçimleri ve sanatın bedeni teşhir eden görüntüsü, röntgenci bakışın esiri olarak pornografik ve erotik imgelemler yaratmaktadır. Erk egemen toplum, kadının, sanatın nesnesi olduğunu göstererek, güzelliğini, şehvetini, etkileyiciliğini ve baştan çıkarıcılığını göstermektedir. Bu araştırma, bir durum tespiti çalışmasıdır, eril kültür toplumunda, geçmişten günümüze kadar kadın bedeninin seyirlik bir nesne olduğu ve bakışın nesnesi olarak görüldüğü anlatılmaktadır. Bedenin sanatta temsil edilişi, kadının seyredilmesine yönelik yaratılan imgelemlerin ve sanatçıların konuyu ele alış biçimleri incelenmiş, sanatçıların eserlerinde yer alan örnekler anlatılmıştır. Nesneleştirilen kadın ve bedenini, arzu ve haz kaynağı olarak sanatsal biçimde ele alan sanatçı eserlerinde, kadının nasıl ele alındığı anlatmak amaçlanmıştır. Seramiğin geçmişten günümüze ifade aracı olarak kullanılması ve sanatçının anlatısına değer katan plastik tavrı ile anlatım olanaklarını güçlendiren yapısı, her zaman sanatçıları etkisi altına almıştır. Sadece sanatçıları değil izleyen seyircileri de etkilemiştir. Seramiğin anlatı olanaklarından yararlanılarak kadın ve bedenini ele alan bu rapor kapsamında, seramik uygulama çalışmaları yapılmıştır. Arzu, haz ve bakış kavramları etrafında ele alınan çalışmalar, beden uzuvlarından yola çıkılarak yapılmış ve kadının seyirlik bir nesne olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Plastik bir dille ele alınan çalışmalarda, bedenin erojen bölgelerine odaklanılmış ve seyir nesnesi olarak görülen kadının, erojen uzuvları bir arada gösterilerek çalışmaların güçlü yönlerine vurgu yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Seramik, seyir nesnesi, arzu, haz, kadın, bakış.
Sanatsal üretme pratiği olarak metinlerarasılık bağlamında yeniden üretim
Julia Kristeva tarafından kavramlaştırılan metinlerarasılık kuramı, yapıtların birbirleriyle ilişkili olduğunu ve bu ilişkinin kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır. Tüm sanat disiplinlerinde uygulanan bu kuram aynı zamanda bir eleştiri yöntemidir. Bu çalışmada, metinlerarası ilişkiler konusu incelenerek, kişisel seramik uygulamalarla ilişkisi kurulmaya çalışılmıştır. Kuramın kavramsal çerçevesi literatür taraması yapılarak araştırılmıştır. Çağdaş seramik sanatına uygulanabilirliği açısından metinlerarasılık yöntemlerinden alıntı, pastiş, parodi, kolaj, palempsest ve taklit yöntemleri çalışmaya dahil edilerek bu yöntemler üzerinden okumalar sınırlandırılmıştır. Sanatçının aynı zamanda bir izleyici olması nedeniyle metinlerarasılık yöntemlerinin kişisel uygulamalarda sanatsal üretme pratiği olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Hem yapıt okuma hem de yapıt üretmede metinlerarasılık kavramının kurduğu ilişkiler nedeniyle çıktılarının birer yeniden üretim olduğu ortaya konmuştur.
Yeni veriler ışığında Orta Anadolu Bölgesi'nde MÖ 3. Binyılın sonu-MÖ 2.Binyılın başlangıç evresi seramiği
Erken Tunç Çağı'nın ikinci yarısından itibaren Orta Anadolu Bölgesi'ndeki toplumların çeşitli alanlarda geçirdiği dönüşümlere bağlı olarak karmaşık toplum düzenini simgeleyen kent devletlerinin yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığı görülür. MÖ 3. Binyılın sonunda ve 2. Binyılın başlangıç evresinde söz konusu dönüşümlerin tamamlandığı ve Orta Tunç Çağı toplumlarının kültürel zeminlerinin büyük oranda şekillendiği görülür. Erken Tunç Çağı'nın son evresini kapsayan bu süreçte kullanılan çanak çömleklerin dikkat çekçi değişimler geçirdiği gözlenmiştir. Çark yapımı seramiğin Anadolu'da ortaya çıkması MÖ 3. Binin ikinci yarısının başlangıç aşamasına denk gelmesine rağmen, çarkta üretilen seramik formlarındaki artış ve yeni formların ortaya çıkışı MÖ 3. Binin sonuna denk gelmektedir. Bu süreç Orta Anadolu Bölgesi açısından çok fazla netlik kazanmamıştır. Bölgede yürütülen yeni kazılardan elde edilen veriler bu sürecin daha önce belirlenen tarih aralığından daha erken başladığını göstermektedir. Bu sürece ilişkin verileri güncelleyebilmek ve Orta Anadolu Bölgesi'nin Erken Tunç Çağı sonuna ilişkin genel bir tablo ortaya koyabilmek açısından bölgede kazısı yapılmış veya yapılmaya devam eden, MÖ 3. Binin sonuna ve 2. Binin başlangıç evresine ait tabakalara sahip olan 32 adet yerleşim değerlendirmeye alınmıştır. Bu yerleşimlerdeki seramik formlarından ortak bir form cetveli oluşturulmuş ve on dört ayrı seramik grubu tespit edilmiştir. Her bir form kendi içerisinde alt tiplere ayrılmış ve aynı tiplerin görüldüğü merkezler harita üzerinde işaretlenmiştir. Oluşturulan form cetveli MÖ 3. Binyılın son evresinde Orta Anadolu kültür bölgesinde seramiğin beş farklı bölgede gelişim gösterdiğini ortaya koymuştur. Yeni araştırmalardan elde edilen veriler ve radyokarbon sonuçları Orta Anadolu Bölgesi'nin güneyinde ve doğusunda bu sürecin daha erken başladığını gözler önüne sererken, kuzeybatısının bu sürece daha geç dahil olduğunu göstermiştir. Standartlaşma yolunda atılan ilk adımlar MÖ 2300'lere denk gelirken, kültürlerin ortaklaştığı ve sınırların kaynaştığı süreç ise MÖ 2200 olarak tespit edilmiştir.
Gösterişçi tüketimin sanatsal ifadesi
"Gösterişçi tüketimin sanatsal ifadesi" isimli bu tez çalışmasında, 'tüketim ve gösteriş' kavramları incelenmiştir. Bu bağlamda 1. bölümde tüketim kavramının ortaya çıkması ve ihtiyaç kavramının inanış sistemleri ile ilişkisi ele alınmıştır. 21. yüzyılda gelişen teknoloji ile beraber seri üretimin ortaya çıkması tüketim kavramının tanımını da değiştirerek tüketim mekanlarını ortaya çıkarmıştır. Kitlesel tüketime eklemlenen insan, çağımız insanının bireyselleşmesi ile beraber aidiyet ve kimlik problemleri yaşamaktadır. Birbirlerinin kopyası haline dönüşmekte olan, tüketim alışkanlıkları da birbirine oldukça benzeyen insan değişime uğrayarak kendine yabancılaşmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde güncel sanat pratiklerinde tüketim ve gösterişçi tüketim üzerine çalışmaları olan sanatçıların eserlerine yer verilmiştir. Günümüz sanatçıları modern sanatın yenilikçi ve sanat kaygısı ile yapılmasının aksine, toplumun yaşayış biçimine eleştirel bir şekilde yaklaşmaktadır. Kapitalist ve metalarla kuşatılan dünyada gösterişçi tüketimin sanatı da bir metaya çevirmesiyle yaşanan değişim incelenmiştir. Bu bağlamda ise 3. bölüm kişisel uygulamalarla ifade edilen tüketim ve gösterişçi tüketimin seramik uygulamalarla ele alınarak anlatılmasıdır. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Gösterişçi Tüketim, Dijitalleşme, Kapitalizm, Seramik.
İznik kültürü çini geleneği ve güncel uygulamalar
Bu çalışmada zengin kültür geçmişine sahip İznik'in seramik ve çini geleneğinde tarihe miras olarak bıraktığı birçok eserin izleri takip edilerek günümüz anlayışıyla bireysel uygulamalarda yerini bulması amaçlanmıştır. Birinci bölümde İznik'in tarihi ve kültürel yapısı arkeolojik izler eşliğinde incelenmiştir. İkinci bölümde İznik çinisi teknik, tasarım, üretim ve uygulama alanları ile ele alınmış, tarihi ve güncel konumu tanımlanmıştır. Üçüncü bölümde tarihsel süreciyle İznikli ustalar ve eserleri incelenmiş, İznik çini geleneğini kendisine konu edinen günümüz sanatçılarından örnekler verilmiştir. Dördüncü bölümde kişisel uygulamalarla geleneğin izleri yorumlanmaya çalışılmıştır. Tarihi ve eserleri ve kültürel katmanlarıyla son derece zengin olan bu geleneği konu alarak yapılan bu çalışma, incelenen konulardan özgün yorumlar türetmek, ve onları kişisel yorumlarla yeniden okumaya sunmak, İznik kültürünün potansiyelini yeniden okumaya sunmak, İznik kültürünün potansiyelini tanımlamak ve zengin kültürünü göstermek açısından önemlidir.
Avanos yöresi kil yataklarının araştırılması ve astar uygulamaları
Avanos yöresine ait kil yataklarının araştırılarak çeşitli uygulamaların yapıldığı sanat çalışması raporunun birinci bölümünde, kilin oluşumuna ve seramik astarının tarihsel sürecine yer verilmiştir. Belirlenen mevkiler doğrultusunda, kil yataklarının seçilmiş bölgelerinden alınan kil numunelerinin seramik astar üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. XRF analiz raporu sonucunda, seramik astarı hazırlama prosesi ve astar denemeleri görselleri ile birlikte sunulmuştur. İkinci bölümde, çalışmalarında sıklıkla astar uygulaması gerçekleştiren uluslararası seramik sanatçılarından bahsedilerek, sanatçıların seçkin eserlerine değinilmiştir. Kapadokya'nın oluşumu gereği eşsiz bir yapıya sahip olduğu bilinmektedir. Üçüncü ve son bölümde, Kapadokya bölgesindeki yapılarda doğal afet ve insan faaliyetleri sebebiyle çeşitli tahribatların oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu tür olumsuz eylemlerin etkisi altında kalınarak özgün çalışmalar yapılmıştır. Mevki killerinden hazırlanan astarlar, çalışmalarda uygulanarak deneyimlenmiştir.
Parametrik tasarım odağında seramik ve eklemeli üretim iş birliği
Parametrik tasarım düşüncesinin seramik ile etkileşimini inceleyen bu çalışma, bilgisayar ortamında üç boyutlu tasarım programında oluşturulmuş modüllerin eklemeli üretim yöntemiyle biçimlendirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Tasarım süreci; geleneksel malzeme ve seramik üretim tekniğinin yenilikçi bir anlayışla nasıl kullanılabileceğinin bir arada görülebilmesini sağlayan mimari bir inşa projesi olarak gelişmiştir. Seramik ve mimarinin form bulduğu bu tasarım pavyonu, farklı disiplinlerin bir aradalığının eklemeli üretimle desteklendiği kişisel bir yaratıcılık egzersizidir. Tezde öncelikli olarak parametrik tasarıma dair literatür analizi yapılmış, ikinci bölümde; yapısöküm, modülerlik ve parametrik tasarım ilişkisi incelenmiş, üçüncü bölümde; seramik, sanat ve mimarlık alanlarının arakesiti sorgulanmıştır. Takip eden bölümler; parametrik tasarım sürecinde bilgisayar kullanımını ve eklemeli üretim süreci ve üretimi sağlayan donanımları incelemektedir. Projenin uygulamasına dair altyapıyı sunan tasarım pavyonu kavramı ve ilgili konuların analizinden sonra, projenin uygulamalı bölümünde süreç anlatımı ve değerlendirmelerine yer verilmiştir. Oluşturulan model; sanat, tasarım, mimarinin birbirini nasıl etkileyebildiğinin izlenebileceği özgün bir araştırmadır. Geleneksel ve dijital teknolojinin etkileşim yansımalarının farklı pek çok disiplinde görülebileceğini, çeşitli yorum ve sorgulamalarla üretkenliğin artırılabileceğini ortaya koymaya çalışan bir savunma projesidir. Ulaşılan sonuçlar, çeşitliliğe ve yeniliğe açık olan parametrik düşüncenin yaratıcılığı şekillendirmeye elverişli potansiyeller taşıdığını göstermektedir. Anahtar sözcükler: Parametri, Eklemeli Üretim, Seramik, Mimari, Teknoloji
Sofra eşyası tasarımının estetik değeri
İlkel dönemde başlayan kap-kacak yapımı, tarihsel süreç içerisinde dünyanın farklı bölgelerinde toplumsal, sosyal ve kültürel farklılıkların da etkisiyle geçirmiş olduğu değişim ve gelişim dönemlerinin yanı sıra Sanayi Devrimi sonrası ortaya çıkan üretimdeki genişleme ile birlikte hız kazanarak devam etmiştir. Atölye çömlekçiliği hareketleri ile pozitif bir dinamizm kazanan zanaatın, sanatsal bir bilinç düzeyinde kabul görmesiyle seramik sanatı hak ettiği değeri görmeye başlamıştır. Modernizmin en büyük katkılarından biri olan tasarım vizyonu ve sonrasında kavramsal sanatın ortaya çıkışıyla devam eden süreçler göz önünde bulundurulduğunda genellikle ihtiyaç ve gereksinimler nedeniyle üretilmiş olan seramik sofra eşyaları için Postmodernizm'in katkısı ile alışılagelmiş ölçüt ve standartların ötesinde bir alan açılmıştır. Endüstri ve zanaattan beslenen işlevsel faydanın amaç dışı bırakılmasıyla daha özgün ve özgür biçimler üretilmiş, galerilerde izleyiciye ulaşan sanatsal söylemler daha fazla karşılık bulmuştur. Bu çalışma ile literatür taramalarından elde edilen dokümanlar detaylı bir biçimde incelenmiş, seramik sanatı ile paralel bir süreç geçirmiş olan sofra seramiklerinin gelişim ve değişim geçirdiği dönemler ve etkileyen hareketler belirtilmiştir. Süregelen dönüşüm ile birlikte günümüzde tüketim ve popüler kültürün etkisiyle artık galerilerde sergilenebilecek düzeyde üretilen sofra eşyalarında yapılan yemek sunumlarının ne ölçüde yaygınlaştığı ve zenginleştiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Postmodernizm sonrası kabul gören algılama biçimlerinden faydalanılarak tasarlanan yeni, farklı ve bilindik kalıpların dışında bir çizgide yer alan sanatsal önermeler üretilmiştir. Üretilen çalışmalarda işlevselliği tamamen amaç dışı bırakmadan görsel ve estetik normların ötesinde ölçütlerin deneyimlendiği formlar yapılmıştır.
Kinetik seramik form ve mekan
Bu çalışma, evrenin oluşumundan günümüze kadar olan süreçte insan ve teknolojinin gelişimi sayesinde sanatın değişim süreci ve bu süreç neticesinde seramik formlarda doğanın bizlere sunduğu hareketi aktarmaya çalışmayı konu edinmiştir. Kinetik Sanatı özgün seramik formlarda uygulamayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde form ve biçimi oluşturan temel unsurlar, sanata olan etkisi, sanatta formun hareketi anlatılmaya çalışılmıştır. İnsanın bilinçlenmesi, merak ve ileri gitme arzusu teknolojinin gelişimini sağlamış, bu gelişme sonucunda sanatçılar eser üretimlerinde bu gelişmelerden faydalanmıştır. Kinetik Sanatı oluşturan ana sanat akımları ve görüşleri incelenmiş bu bağlamda çalışan sanatçıların eserleri incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise, insanlık tarihinden bu yana teknolojinin gelişimi ve sanata olan etkisi, plastik ve estetik kaygılar güdülerek, temel amaç olan kinetik hareketi seramik formlarda uygulanması amaçlanmış ve çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler hareket, seramik, kinetik sanat, form
Terra sigillata ile çağdaş seramik uygulamalar
ERTÜRK, Metin. Terra Sigillata ile Çağdaş Seramik Uygulamalar, Yüksek Lisans Sanat Çalışması Raporu, Ankara, 2019. Terra Sigillata, Roma Döneminde yapılmış mühür dekorlu seramik kaplara verilen isimdir. Zaman geçtikçe kapların üzerindeki pekişmiş (zinter) astar ile özdeşleşerek "Terra Sigillata Astarı" olarak anılmaya başlanmıştır. Yüzyıllardır çömlek ustalarının tutkusu haline gelen terra sigillata tekniği geliştirilerek günümüze kadar ulaşmıştır. Astarın yapılışı, uygulanışı ve formlar ile kusursuz hale gelmesi uzun çaba ve sabır gerektiren bir süreç olduğundan, elde edilen pürüzsüz yüzey ve kilden gelen doğal parlaklık seramik ustalarının nesilden nesile aktardığı önemli bir miras haline gelmiştir. Anadolu'da Neolitik Dönem'den itibaren seramik yüzeylerde kullanılmaya başlayan astarın en gelişmiş hali Terra Sigillata'dır. Kilin renk verme özelliğinin bir değer olarak yüzeyde kullanılması seramik sanatı için yeni olanaklar sağlamaktadır. Terra Sigillata, tarih boyunca seramik formların üstünde sadece yalınlığı, geçirgenliği azaltması ve doğal parlaklığı sebebi ile kullanılmamış, Ege uygarlıklarının seramik üretiminde de önemli yeri olan bu astar türü, günlük kullanım için üretilen seramik kaplar içinde kullanılmıştır. Bu seramiklerde özellikle geometrik desenlerden savaş sahnelerine kadar çok çeşitli formlar göze çarpmaktadır. Bu çalışma ile günümüzden 2300 yıl önce çömlekçi ustalarının tutkusunu şuan ki şartlarla birleştirerek yeni formlar ve yeni anlatım dillerini oluşturmaktır. Yüzeyin üstünde oluşan ipeksi mat yüzeyin yarattığı yalınlık ile çağdaş formlarla birleşerek az malzeme ile güçlü ifadeler kurulmuştur. Antik Yunan Dönemi ve Roma Dönemi'nin altın astarı Terra Sigillata, 20. yüzyıldan itibaren tekrar öğrenilmek istenen, uygulanan ve değeri günümüzde daha da iyi anlaşılan astar türü olmuştur. Anahtar Sözcükler: Terra Sigillata, Seramik, Çağdaş Seramik Sanatı, Astar
Mekan ve harabe ilişkisi
Değişen birçok faaliyet ve koşullar ile birlikte yıkıntı ve harabe hale gelen mekansal yapılar kimi zaman bir direniş alanı kimi zaman da hatırlatıcı bir gösterge veya yaratıcı deneyimlerin yapılabileceği alan olmuştur.Yıkımın yaratıcı bir yöntem olabilirliği ise çeşitlilik göstermektedir. Bu yöntem kullanım alanına göre ''temizleyen yıkım''ya da ''yaratan yıkım'' kavramlarını oluşturmuştur. "Mekan ve Harabe İlişkisi" başlıklı Yüksek Lisans Sanat Çalışması Raporu'nda ise bu başlıklar kapsamında yıkım ve harabe kavramları irdelenerek sanat yapıtları ve sanatçı örnekleri ile birlikte kişisel çalışmaların yorumlanması amaçlanmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde; ilk olarak mekan kavramı ve yıkım–harabe kelimelerinin etimolojik kökenlerinden faydalanarak kavramlarının anlamları üzerinde durulmuştur. Bölümün devamında ise, bir yapının yıkıma uğrama nedenleri araştırılmış, veriler ile örneklendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde ise; mekan ve harabe kavramları üzerine üretilen sanat eserleri sanatçı örnekleri ile incelenmiştir. Yaratan yıkım kavramının ortaya çıkmasında etkili olan, rasyonalist manifestosunun fiili yıkıcılık ve sistem kuruculuğunun tam tersine sistemleri bozmayı ve çürütmeyi hedefleyen Küf Manifestosu ele alınmış ve manifestonun söylemleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise; mekan ve harabe ilişkisi üzerine yapılan araştırma ve örneklerin yardımı ile kişisel seramik çalışmalara dair yorumlara yer verilmiştir.
özgün seramik formlarda ajur tekniği uygulamaları
Tezin birinci bölümün de seramik dekorlarına kısa bir giriş yapılmış, Devamında Seramik dekorunun tanımıyla birlikte seramik dekorunun tarihçesine kısa bir bölümde yer verilmiştir. Daha sonra birinci bölümde Seramik dekor çeşitleri tanımlarıyla birlikte detaylı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. ikinci bölüm de Ajur tekniği ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış, tarihçesiyle anlatılmış, genel anlamlarıyla açıklanmaya çalışılmış ve uygulama yöntemleri ele alınmıştır. Son olarak ikinci bölümde ajur dekorları ile çağdaş seramik form uygulamasıyla ortaya etkili işler çıkaran sanatçılardan örneklere yer verilmiştir. Aynı zaman da Sanatçıların eserlerinin bilgileri ve sanatçı biyografilerinden de bahsedilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde kişisel uygulamalar ve açıklamaları yer almaktadır.
Desenin oluşturulması ve porselen, seramik, cam ürünlerine uygulanması
Serigrafi baskı tekniğiyle sulu çıkartma (dekal) üretimi geniş sektörlere ve pazarlara hizmet vermektedir. Uygulanışı ve sulu çıkartmanın teknik özellikleri itibariyle çok farklı ve geniş kullanıcı ve üreticileri bulunmaktadır. Porselen, seramik ve cam ürünleri üzerine desen tasarımı ve uygulanışı ülkemizde ve dünyada önemli yere sahiptir. Züccaciye, vitrifiye, hediyelik ve süs eşyaları gibi büyük pazarlara sahip sektörlere desen ve motif uygulamaları yapmaktadır. Porselen yemek takımları desenleri, kahvaltı takımları desenleri, cam bardak ve cam seti desenleri, hediyelik porselen, seramik ve cam ürünleri üzerindeki desen ve motifler sulu çıkartma (dekal) tekniğiyle yapılmış uygulamalara örneklerdir. Bu çalışmada porselen, seramik ve camın üzerine modern tasarımların ve deneysel çalışmaların grafik tasarım aşamasından porselen, seramik ya da cam üzerindeki nihai görüntüsüne kadar geçen süre teknik özellikleriyle beraber gösterilmiştir. Bu açıdan teknik özellikler kapsamında yer alan grafik çalışmaları ve renk ayrımı, serigrafi baskı, ipekler ve kalıplar, fırınlanabilen boyalar, fırınlama ve pişirim aşamaları sektördeki uygulamalarına uygun biçimde anlatılmıştır.
Anadolu uygarlıkları seramik desenlerinin tasarım olarak incelenmesi
"Anadolu Uygarlıkları Seramik Desenlerinin Tasarım Olarak İncelenmesi" isimli Yüksek Lisans tez çalışmasında belirlenen seramik formlar kaynaklardan elde edilmiştir ve kronolojik olarak düzenlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın amacı, araştırma metodolojisi, ünitelerin planına değinilmiştir. İkinci bölümünde, giriş kısmı desenlerin incelenmesi, desen nedir, neden desen yapılıyor konularında açıklamalarında bulundum. Üçüncü bölümde seramiğin tanımına değinilmiştir. Dördüncü bölümde ise ilk çağ medeniyetleri olan Hitit, Frig, Lidya, Urartu medeniyetlerinin seramiklerinden örnekler gösterilmiştir. Bu örneklerin seramik desenlerinin çizimlerinin ayrıntılı şekilde çizimi ve açıklamalarına yer verilmiştir. Altıncı ve son bölümde sonuç kısmına, çalışmanın literatüre katkısına, araştırma kısıtları ve geleceğe dönük çalışma alanlarına değinilmiştir.
Günümüz çini sanatında sgraffito teknikleri ve uygulamaları
Çini sözlüklerde Osmanlıca kökenli biz sözcük olarak tarif edilip Çin İşi , Çin'e Ait anlamlarına gelmektedir. Kaynaklarda çini Sırlı Kap olarak tanımlanmaktadır. Osmanlılar kilden yapılan her türlü ürün için çini adını ortak olarak kullanmışlardır.Seramik yüzey süslemelerinden biri olan sgraffito İtalyanca kazımak anlamında gelen graffiarekelimesinden türemiş, bu dilde sgraffia ve sgraffituna şeklinde adlandırılmıştır. 17. Yüzyıl'daki Fransızca'da sgrafit ve graver, gravür? aynı anlama gelmektedir. Ancak yöntem adı olarak sgraffito kelimesi kullanılmaktadır. Almanca'da krantputz , Japonca'da kakiotashi , İspanyolca'da graffiato ve İngilizce'de sgraffito, kazıma yöntemi olarak tanımlanmış ve seramik kaynaklarına bu farklı dillerdeki karşılıklarıyla girmiştir.Sgraffito seramik ürünleri üzerine uygulanan süsleme tekniklerinde en yaygın olarak kullanılan tekniklerinde biridir. Bu teknik neredeyse seramik sanatının kendisi kadar eski bir tarihe sahiptir. Sgraffito seramiğin gelişimiyle birlikte dünyanın çeşitli ülkelerinde farklı zamanlarında kullanılmış ve gelişmiştir.Günümüzde hala devam etmekte olan bu teknikte seramik teknolojisinin gelişimiyle bünye rengini kapatan farklı renkler çıkartan astarlar yerine seramik boyaları kullanılmaktadır.Yapılan bu çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. 1.bölümde Çini sanatının tanımı, tarihsel gelişimi, 2.bölümde sgraffito tekniğinin tanımı ve tarihçesi,3.bölümde sgraffito tekniği ve uygulama yöntemleri, çini sanatında kullanılan sgraffito teknikleri 4.bölümde ise tez konusu ile ilgili sgraffito uygulamaları yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Çini, Astar,Sıratlı Boya,Sgraffito,Kazıma,Gravür.
Anadolu'da Roma Dönemine kadar görülen törensel seramik kaplar, şekillendirme ve dekor teknikleri
Anadolu'da yapılan arkeolojik kazılarda çoğunlukla pişmiş topraktan yapılmış tören kapları çıkarılmıştır. Libasyon olarak bilinen törenlerin vazgeçilmez unsurları olan bu kaplara, çeşitli uygarlıklarda farklı isimler verilmiş olsa da literatürde Riton ismi ile yerlerini almışlardır.Neolitik dönemden itibaren görülmeye başlayan, daha çok dinsel amaçlı olduğu bilinen ritonlar; heykellerine tapılan, gözle görülür ve elle tutulur bir varlık niteliğinde olan tanrıların sembolleri olarak çoğunlukla, çeşitli hayvan biçimlerinde yapılmışlardır. İnsan, çarık, çizme, tekne, boynuz, kol vb. değişik formları da olan bu kapların, bayram, düğün, cenaze, büyü, törenlerde sıkça kullanıldığı ve tapınakların demirbaşları arasında oldukları yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır. İnançlardan doğarak şekillenen ve sahip oldukları teknik, form, malzeme, işlevsellik, bezeme ve renk ile Anadolu'da var olmuş uygarlıkların seramik tarihine ışık tutan ritonların yapımı, Asur Ticaret Kolonileri ve Hitit Çağında en yoğun dönemini yaşamıştır. Hitit Çağından sonra ise Roma Dönemine kadar azalarak devam etmiştir. Anahtar kelimeler: Riton, Törensel Kaplar, Sunu Kapları, İçki Kapları, Libasyon, Bibru, Anadolu Seramik Sanativ
Uşak halı motiflerinin seramik yüzeylerde uygulanabilirliği ve kişisel uygulamalar
Halı, sanat tarihi ve Geleneksel Türk el Sanatlarının önemli bir alanı ve Türk gündelik yaşantısının vazgeçilmez unsurudur. Halı, dünyada ilk bulunan eşsiz halı parçası örneği Pazırık halısı ile Türklerin dünya medeniyetlerine sunduğu bir sanat ve kullanım eşyasıdır. Türk topluluklarının yaşadıkları bölgeler, gelişen yaşantı ve kültür etkileşimi ile çok zengin kompozisyon şemaları, motif, renk, sanat anlayışları ile günümüze kadar gelmiştir. Halının Anadolu'da çok fazla dokunduğu ve halı sanatını etkileyen şehirlerden biri de Uşak yöresidir. Uşak yöresinde dokunan halılar yüzlerce yıl dünyanın birçok ülkesinde istenilen, aranan ve kullanılan prestij ürünü sayılan halılar olmuştur. Uşak halı kompozisyonlarının, motiflerin ve renklerin zenginliği seramik sanatının dekor zenginliği ile birleştirilerek, seramik dekorlarının sanatsal etkisini zenginleştirilmesi düşünülerek çalışmalar yapılmıştır Anahtar Kelimeler: Halı, Seramik, Uşak
Bir tasarım ilkesi olan dengenin seramik sanatında incelenmesi ve kişisel yorumlar
BİR TASARIM İLKESİ OLAN DENGENİN SERAMİK SANATINDA İNCELENMESİ VE KİŞİSEL YORUMLAR Duygu Güvenç Seramik Ana Sanat Dalı Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temmuz-2014 Danışman: Prof. İsmail Yardımcı Tasarım öğe ve ilkeleri, görsel sanatlarda eserin temel yapıtaşı olarak dile getirilmektedir. Tasarım öğelerinin organizasyonu tasarım ilkeleriyle oluşmaktadır. Bu öğe ve ilkeler hepsi bir arada kullanılabilmekte ya da bir kaçı da bir arada kullanılabilmektedir. Tasarım öğeleri bu çalışmada on iki tane olup, bunlar; nokta, çizgi, ışık, leke, doku, ton değeri, renk, yüzey, mekân, biçim, form, strüktür' dür. Bunları düzenleyen sekiz tane de; tekrar, uygunluk, zıtlık, koram, egemenlik, denge, birlik ve yön gibi ilkeleri mevcuttur. Tasarım ilkelerinden biri olan denge unsuru tasarımın vazgeçilemez ilkelerindendir. Denge diğer tasarım öğe ve ilkelerini kapsamaktadır. Denge; karşıt iki gücün anlık eşitlik göstermesi birbirlerine birinin diğerinden üstün gelmeme durumu olarak tanımlanmaktadır. Bu durum, renk, ölçek, açı, yön ve bunun gibi tasarımın temel yapı taşlarıyla oluşturulmaktadır. Denge her zaman görsel bir ağırlığa sahiptir ve bu görsel ağırlık tasarımdaki üstün gelmeme durumunu ayarlamaktadır. Denge üç çeşide ayrılmaktadır. Bunlar; simetrik denge, asimetrik denge ve radyal dengedir. Simetrik denge, tasarımda kullanılan öğe ve biçimlerin eş olması durumudur. Bir eksene sahip iki yarımın birbirlerine benzemesidir. Dengenin ikinci çeşidi olan asimetrik denge benzer olmayan objelerin tasarımda kullanılmasıdır. Dengenin üçüncü çeşidi radyal dengede de simetrik denge esastır. Simetride iki kuvvet varken radyal dengede iki ve ikiden fazla kuvvet bulunmaktadır. Merkezden çıkan etrafa saçılan veya etraftan merkeze toplanan kuvvetler bulunmaktadır. Denge unsuru sanatın kolları olan dramatik, fonetik ve plastik sanatlarda var olmuştur. Ancak dramatik ve fonetik sanatlarda soyut halde bulunduklarından yer verilmemiş, plastik sanatlarda somut bir biçimde bulunduğundan yer verilmiştir. Plastik sanatlarda yer alan seramik sanatı en eski ve insanın var oluşundan bu yana kadar gelmiş bir sanattır. Bu tez çalışmasında seramik sanatında denge ilkesi ele alınmıştır. Seramik üretim yöntemlerine göre endüstriyel ve sanatsal olarak sınıflandırılmıştır. Seramik sanatında genel olarak malzemeye bağlı denge unsurlarına ve bu çalışmada sınıflandırmadan ortaya çıkan endüstriyel ve sanatsal seramikte formda, yüzeydeki dekorda ve düzenlemede örnekler verilerek anlatılmaya çalışılmıştır. Kişisel uygulamalara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tasarım, Denge, Görsel Ağırlık, Seramik, Sanat.
Tasarım ilkelerinden uygunluk ve seramik sanatındaki yeri
ÖZET TASARIM İLKELERİNDEN UYGUNLUK VE SERAMİK SANATINDAKİ YERİ Tasarım öğeleri; nokta, çizgi, ışık, leke, doku, ton değeri, renk, yüzey, mekân, biçim, form ve strüktürdür. Tasarım ilkeleri ise tekrar, zıtlık, denge, yön, uygunluk (armoni), koram (hiyerarşi), egemenlik ve birliktir. Güzel sanatlar eğitiminin temelini oluşturan bu öğe ve ilkeler bu çalışma kapsamında farklı sanat disiplinlerinde incelenmiş ve örneklerle açıklanmıştır. Uygunluk, bütünü oluşturan birimler arasındaki uyum ve ahenk olarak tanımlanmaktadır. Bu uyum birimlerin birbirleri ile olan ilişkileri çerçevesinde değerlendirildiğinde açıklanması mümkün olabilir. Bu ilişki nokta, renk, doku ile bazen de tekrar, denge, koram gibi tasarım öğe ve ilkeleri kullanılarak sağlanabilir. Uygunluk, iki veya daha fazla birimin bir araya gelerek bir bütünü oluşturmaları ve o bütün içerisinde erimeleri olarak tanımlanabilir. Uygunluk ilkesi, fiziksel, hizmet, biçim ve üslup uygunluğu olarak sınıflandırılmaktadır. Fiziksel uygunluk, bütünü oluşturan parçaların biçim, ölçü, renk, değer, doku, yön ve aralıkları arasındaki benzerliklere dayanan birlikteliktir. Hizmet uygunluğu, fiziksel olarak benzerlik göstermeseler de, kullanım ve düzenleme bakımından ilişki kurulan birlikteliklere denir. Biçim uygunluğu, işlevsel açıdan ilgileri olmadıkları halde biçimsel olarak uygunluk gösteren birlikteliklerdir. Üslup uygunluğu, sanatçının sanat görüşüne, sanatsal üretimine ve üretimi gerçekleştirirken kullandığı sanat diline kadar geniş bir yelpazede değerlendirilebilinir. Eseri oluşturan öğelerin kendi içlerindeki uyum ve sanatçının eserleri arasındaki tarz bütünlüğü üslup uygunluğunun iki farklı temel alanını oluşturmaktadır. Seramik, ateşin bulunup insanların yerleşik yaşama geçmelerinden itibaren kullanım eşyası ve sanat eseri olarak kendisine yer bulmuştur. Seramik nesnelerin en belirleyici özellikleri, pişirim öncesi şekillendirilebilme özelliği, pişirim sonrası ise elde ettikleri mukavemetidir. Bu tez kapsamında, seramiğin iki temel alanı olan endüstriyel ve sanat seramiği disiplinlerinde uygunluk ilkesi ile ilişkileri irdelenmiş, örneklerle açıklanmıştır. Uygunluk ilkesi perspektifinde modern ve geleneksel yöntemler birlikte kullanılarak estetik ve görsel algılara hitap eden seramik uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Endüstriyel ve sanatsal seramik tasarımlar bu ilke ve öğeler doğrultusunda yapıldığında, tez çalışmasının tasarımcılara kaynak olabileceği umut edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Tasarım, Uygunluk, Seramik, Sanat, Armoni.