Ceramics
371 theses under this subject heading
Türkiye'de seramik heykel
ÖZET Tarih süreci içerisinde insanlar yaşam biçimlerini, inanç ve duygularını ifade etmek için çeşitli sanatlar kullanmışlardır. Sanat dallan bu süreç içinde» günümüze kadar gelirken değişime uğrayarak çeşitli görevler yüklenmiş farklı anlamlar içermişlerdir. Bugün seramik sanatı içerisinde de görülen bu değişim, seramik heykel adı altında, geleneksellîkten çıkarak, çağdaş sanat akımları arasına girmiştir. Sözü edilen değişim; sanat olgusunun yaygınlaşmasından, seramik sanatındaki sanatsal gelişmelerin yanısıra teknolojik ve teknik gelişmelerin artmasından kaynaklanmıştır. Bu yeni yapılanmadan doğan ve seramik malzemeden yapılan heykele seramik heykel denir. İlk çağlardan bugüne kadar yapılan seramik heykeller, yapıldıkları malzemenin özelliğini belirtmek için sadece seramik adı ile tanınmaktadır. Bugün günlük yaşamımıza girmiş olan seramik heykel sanatı, iç ve dış mekanlardan sanat objesi olarak kullanılmaktadır. Türkiye'de 1950lerden sonra yoğun bir şekside uygulanan seramik heykeller seramik sanatının işlevsel bir sanat olarak tanınmasından dolayı önceleri pek benimsenmemiştir. Fakat Türkiye'deki sanat kültürünün artması ve seramik heykel sanatının kararlı gelişmesi, onun sanat objesi olarak kabullenilmesini sağlamıştır. Seramik heykelin kabul görmesinde toplumun sanat kültürünün yükselmesi ve seramik sanatçılarının payı büyüktür.
Seramik sanatında çeşme ve suoyunları
ii SEEAMİE SANATINDA ÇEŞME ¥E SüOYUMLAMI ÖZET Dünyanın en temei fiziksel unsurları olarak adlandırabileceğimiz su, hava ve toprak, canlı yaşamının başlamasını, onların oluşumunu ve gelişimini sağlar. Fiziksel unsurlarla canlılar arasında çift yönlü bir alışveriş doğar. Sistemdeki gezegenlerden daha farklı özelliklere sahip olan dünya, zaman içerisinde canlılar arasında farklılaşacak ayrıcalıklı bir tür barındırmaya başlar ve bu tür kendisine "insan" der. însan, tarihi boyunca doğayla birlikte yaşar, ama doğal çevreden farklı bir çevre daha oluşturur. Buna da yapay çevre adı verilir. Dünyanın dört bir yanında yaşama elverişli su kaynaklarını bulur, oralarda yaşar, uygarlıklar yaratır. Eski uygarlıkları yıkar, yenilerini kurar. Bütün bu süreç içindeki çabasının tek amacı, doğal, yapay ve toplumsal çevresini kendisine yakın kılmaktır. Yapay çevre olarak oluşturduğu yerleşim alanlarında, temel ihtiyaçlarını karşıladığı çeşme ve su yapılan, bu çabasının sonucu olarak ortaya koyduğu ürünlerin bir bölümünü oluşturur. Çeşme; doğal yolîa ya da genel su sağlama sisteminden gelen suyun içme, temizlik ve diğer ihtiyaçların giderilmesi için, o suyun akıtılarak kullanıldığı yapılara verilen genel addır. Türk kültüründe su ve özelMi günlerde şerbet sunulan sebiller, cami ve benzeri ibadethanelerde abdest alınan şadırvanlar da, çeşme olarak kabul edilir. Suyun içme, temizlenme ve sulama gibi temel işlemlere hizmet etmesi amacıyla değil de, görüntüsü ve sesinden yararlanılarak estetik fonksiyon sağlayan selsebil, fıskiyeli çeşme ve havuzlara ise suoyunu adı verilmektedir. Mympheum denilen ilk çeşme yapılarına Antik Roma'da rastlanır. Hayvanların sulanması, içme suyu ve de görsel bir zenginlik yaratmak amacıyla yapılan bu çeşmeler, küçük ve önemsiz bir yapı iken, Barok dönemde görkemli bir niteliğe ulaşır. 18. yüzyıl Avrapasının düşüncesinde, yaşama biçiminde ve sanatında ortaya çıkan naturalist yaklaşımın Osmanlı Devleti'nde etkisi, çeşme ve havuzlarda kendisini gösterir. Tabiat duyarlılığının ve doğaya yönelmenin bir ifadesi olarak çeşme ve havuzlara plastik duyarlılıkla eğilinip, nitel ve nicel anlamda ağırlık verilir. Lale Devri'ne kadar çeşme; küçük, yalın ve genellikle bir duvara yapışık şekilde yapılır. Meydan çeşmeleri ancak 18. yüzyılın başında ortaya çıkar. Endüstrileşmeyle su tesisatının evlere kadar uzanışı, sokak ve meydan çeşmelerini işlevsiz bırakmış ve salt görsel, estetik amaçlara hizmet eden suoyunlan dışında, çeşme yapımı tamamen durmuştur denebilir. Toplumsal yaşam ve kullanım açısından kent ortak mekanlarının önemi, kent öğelerini, çeşme ve suoyunlannı da aynı derecede önemli kılmaktadır. Fonksiyonel olarak, insanın su ihtiyacını karşılayan, dinlendirici ve serinletici etkisi olan, kentlere çağdaş bir görünüm sağlayan çeşme ve suoyunlan, toplumsal kullanım açısından, fiziksel fonksiyonlarından çok, görsel, sanatsal ve kültürel boyutuyla dikkati çeker.iv îçme ve temiziik îhtiyacıııı karşılamak, görsel ve işitsel duyulara hitap etmek ve kent ortak mekanlarına çağdaş görünüm kazandırmak amacıyla yapılmış çeşme ve suoyıınlaraıda, mermer, taş, tuğla, beton ve metal gibi temel malzemeler kullanılmıştır. Suyun sızması olasılığından dolayı taş ve özellikle mermer fazlaca kullanılmış ve kullanılmaktadır. Paslanma riski nedeniyle metal malzemelere çok kısıtlı yer verilmiştir. Günümüzde ise, polyester ve plastik özellikli malzemeler tercih edilmektedir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, çeşme ve suoyunlannda seramik kulanımı yok denecek kadar azdır. Bu durumun sebebi nedir ve bu durumu değiştirmek mümkün müdür? Başka bir ifadeyle, çeşme ve suoyunlannda seramiğe daha fazla yer verilebilir mi? Nerede ve nasıl bir yer verilebilir? Bu çalışma, yukarıda kısaca belirtilen sorular ve yaklaşımlar üzerine kurulmuş, araştırma ve uygulamalar bu yönde yoğunlaştırılmıştır. Bu nedenle, çeşme ve suoyunlan olgusunu daha iyi kavramak açısından, suyun temel, fiziksel ve kimyasal özelliklerine, sağlık ve toplumsal açıdan önemine, Türklerin sosyal yaşamında suya verilen değere, ülkemizdeki çeşme ve suoyunlarıyia ilgili yapılara, bazı yabancı uygarlık ve ülkelerdeki çeşme ve suoyunlan uygulamalanna değinilmiştir. Çeşme ve suoyunlannda kullanılan malzemelere ve bu malzemelerle seramiğin karşılaştmlmasına, bu sonuca göre, ortaya çıkan saptamalara ve uygulamalara yer verilmiştir. Çeşme ve suoyunlannda seramiğe yer verildiği zaman, fonksiyonel açıdan uygunluğunun dışında, diğer malzemelerden yapılanlara oranla; kentlinin zevk ve beğenisine daha fazla yaklaşabilecek, böylece yoğun ürkütücü ve soğuk kentlerimiz insana bu denli yabancı kalmayacaktır.
Si3N4 başlangıç tozlarının alfa-SiAlON seramiklerinin mikroyapısına etkisi
Yüksek Lisans Tezi Sİ3N4 BAŞLANGIÇ TOZLARININ a-SiAION SERAMİKLERİNİN MİKRO YAPISINA ETKİSİ ŞENİZ REYHAN KUŞHAN Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Seramik Mühendisliği Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Hasan MANDAL 2000 Silisyum nitrür ve SiAlON malzemeleri iyi mekaniksel, ısıl ve kimyasal özellikleri nedeniyle mühendislik uygulamaları için avantajlı malzemelerdir, a ve P-SiAlON seramiklerinden her ne kadar |3 ilk gelişen grup olsa da, a-SiAION seramikleri mükemmel sertliğe sahip olmaları ve kullanılan sinterleme ilavelerinin yapıya girerek tane sınır fazım minimuma indirmesi nedeniyle çok daha fazla ilgi çekmişlerdir. Ancak eşeksenli mikroyapıya sahip olması nedeniyle relatif olarak düşük tokluğa sahiptir. Kırılma tokluğunu arttırmak için iğnemsi yapıya sahip a- SiAlON üretimi üzerine başarıyla sonuçlanan çalışmalar yapılmaktadır. Ancak bu çalışmalarda ya oksijen ve alüminaca zengin bir kompozisyon hazırlanarak. çubuksu tane oluşumu zengin camsı faza bağlı olarak sağlanmış ve yüksek sıcaklık mekaniksel özellikleri açısından zayıf malzemeler elde edilmiş yada HIP gibi zor ve pahalı bir sinteleme tekniği kullanılmıştır. Bu çalışmanın diğerlenden farkı, azotça zengin bir kompozisyon seçilmesi ve gaz basınçlı sinterleme gibi basit ve ucuz bir sinterleme yöntemiyle yoğunlaşmanın sağlanmasıdır. Başlangıç Sİ3N4 tozunun kompozisyonu ve sinterleme şartlarına bağlı olarak mikroyapıda meydana gelen değişiklik yapılan SEM analiziyle gözlenmiştir. P-Sİ3N4 tanelerinin çekirdek görevi görerek çubuksu mikroyapı sağladığı görülmüştür. Bunun yanında tek basamaklı sinterleme yerine çekirdeklerime için imkan sağlayan iki basamaklı sinterlemeyle de benzer bir mikroyapı elde edilmiştir. Böylece rulman yataklarında kullanım potansiyeline sahip, hem sert hem de tok a-SiAION üretilmiştir. Anahtar Kelimeler: a-SiAION, Sİ3N4 Başlangıç Tozu, Sinterleme Şartlan, Tane mikroyapısı
Avrupa'da modern seramik sanatı
Sanayi Devrimi'ne kadar olan süreçte Dünya'da değişik kültürlerin etkileriyle gelişme göstermiş olan seramik sanatı, farklı alan ve amaçlar doğrultusunda üretilerek fonksiyonellik ile özdeşleştirilmiş bir disiplin olarak görülmüştür. Avrupa'da temellenen Sanayi Devrimi'nin oluşturduğu koşulların toplumu ve sanatı yenilikçi bakış açısı içinde etkilemesi, seramik sanatını da kalıplarının dışına çıkararak modern bir sanat alanı olarak kabul göreceği gelişim süreci içerisine sokmuştur. Sanayi Devrimi'nin etkisi ile tetiklenen bu gelişim süreci ile birlikte oluşan ekoller ve sanatsal hareketler, günümüz seramik sanatına da yansıyarak, modernist yaklaşımların ve sınıflandırmaların oluşmasına neden olmuş, böylelikle Modern Seramik Sanatına geçişe ilk adım Avrupa'da atılmıştır. Avrupa'da modern seramik sanatının gelişimi ile günümüzde seramik sanatının yeri, durumu ve kapsamı hakkında genel hatlarıyla yapılan araştırma kapsamında, modernleşmeyi hazırlayan etkenler ve süreç kronolojik bir düzen içerisinde verilmiş, seramik sanatının gelişim serüveninde rol oynayan başlıca ülkelere değinilerek gelişimine yön veren Avrupa kökenli sanatçılar hakkında bilgi ve örnekler sunulmuştur.
Paul Scott ve Cumbrian Mavisinin baskı teknikleri ile uygulanması
Baskı sanatları günümüzde birçok sanat alanını etkilemektedir. Resim, seramik, heykel, cam gibi sanatlar baskı tekniklerini kendi teknik uygulamaları ile birleştirerek yenilikçi çağdaş sanat eserleri sunmaktadırlar. Özellikle seramik sanatçıları baskıresmin bütün tekniklerini kullanmışlardır. Bu teknikler ve resmin biçim elemanlarını seramik formla birleştiren sanatçılar, eserlerinde anlamsal bir bütünlük oluşturmuşlar ve seramik sanatını zenginleştirmişlerdir. Bu sanatçılardan olan İngiliz sanatçı Paul Scott, tarihi değeri olan, çoğunlukla kırık seramik tabaklar üzerine görsel tasarımlarını baskı tekniklerini kullanarak başarıyla uygulamıştır. Paul Scott'ın rengi Cumbrian Blue(s), geleneksel Çin ve İngiliz porselenlerinde kullanılan maviden esinlenilmiştir. Eski tarihi değeri olan mavi-beyaz seramik tabak desenleriyle, kendi desenlerini kolaj ile yeniden düzenleyen sanatçı, eskinin etkisini bozmadan yeni semboller yaratarak kavramsal anlamlar oluşturmuştur. Paul Scott'ın yaşadığı şehir olan Cumbrian kasabası ve İngiliz sanat anlayışı, sanatçının estetik ve politik yaklaşımı da sanatsal gelişimini etkilemiş ve ortaya çıkan eserler bu yaşanmışlıklarının görünümleri olarak değer kazanmıştır. Bu amaçla tez çalışmasında Paul Scott'ın çağdaş bir yaklaşımla yeniden yorumladığı kullanılmış seramikler araştırmacı bir yaklaşım ile incelenmiştir. Sanatçının disiplinlerarası çalışması hem sanatsal hem de teknik anlamda çalışmalarına zenginlik katmaktadır. Paul Scott'ın çevresel ve toplumsal konuları ele aldığı eserlerinde, seramik ve baskıresim gibi iki ayrı sanat disiplinini bir arada kullanması ayrıcalıklı bir çalışmayı gerektirmiştir. Sanatçının kendisi ile kurulan iletişimden alınan bilgiler ve yazılı kaynaklar, sanatsal yaklaşımı ve eserlerinin incelenmesinde birincil kaynak oluşturmuştur.
Seramik sanatında mozaik tekniğinin uygulanması ve Eskişehir Çağdaş Seramik Açık Hava Müzesi örneği
Seramik insan hayatına dahil olduğundan bu yana bünyesindeki değişkenlik, teknik çeşitlilik gibi yapısal özellikleri nedeniyle çeşitli amaçlar için kullanılmıştır. İlk zamanlar ihtiyaçtan dolayı kullanılan seramik malzeme hep bir estetik kaygıyla zaman içinde sanat olgusuna dönüşmüştür. Bu estetik kaygı, doku, doluluk boşluk, dekor, karışık malzeme gibi öğeler ile hem seramik formlarda hem de seramik yüzeylerde kullanılmıştır. Bu öğeler kullanılırken formlarda veya yüzeylerde yeni arayışlar olmuştur. İhtiyaçtan dolayı ortaya çıkan bu yeni arayışlar bazen bir renk, bazen bir leke, bazense çeşitli tekniklerin kullanıldığı yöntemler olmuştur. Bunlardan bir tanesi de sanattaki teknik arayıştan kaynaklanan ve M.Ö. 4000'lerde ilk kez Sümerler tarafından kullanılmaya başlanan mozaik tekniğidir. Mozaik tekniği de seramik sanatında 1900'lerin başında çeşitli sanat akımlarının doğması ile denenmeye başlamış ve yavaş yavaş seramik sanatı içinde yerini almıştır. Bu çalışmada çağdaş seramik sanatında mozaik ve seramik malzemenin birlikteliği incelenerek, günümüz çağdaş seramik sanatıyla mozaik ilişkisi Eskişehir Çağdaş Seramik Açık Hava Müzesi örneği ile değerlendirilip desteklenecektir.
Ortaokul beşinci sınıf görsel sanatlar dersinde üç boyutlu (Seramik çamuru) plastik uygulamalara ilişkin bir eylem araştırması
Değişen zamanla beraber sanat eğitiminde de bazı değişiklikler meydana gelmektedir. Sanat eğitiminde iki boyutlu çalışmaların yanı sıra farklı boyut, malzeme ve teknik olarak zenginleşme ve gelişme ihtiyacı ağır basmaktadır. Bu ihtiyaç doğrultusunda sanat temelli eğitim önemli bir işlev yerine getirmektedir. Bu araştırmanın amacı, 5.sınıf öğrencilerinin yapmış olduğu resim çalışmalarının seramik çamuruyla, kabartma (rölyef) ve üç boyut olarak şekillendirmeleri sürecinde iki boyutlu çalışmalardan üç boyutlu çalışmalara geçerken yaşadıkları problemler incelenmiştir. Bu amaçla araştırma, sanat temelli araştırma ve eylem araştırması ile desenlenmiştir. Araştırma 2014-2015 eğitim öğretim yılında Türk Eğitim Vakfı Zahide Zehra Garring Ortaokulu Görsel Sanatlar atölyesinde; Görsel Sanatlar dersi ve ders dışı etkinlikler kapsamında beşinci sınıflara uygulanmıştır. Çalışma 18 Kasım - 08 Aralık 2014 tarihleri arasında uygulanmıştır. Araştırma süresince üç etkinlik yapılmıştır. Her etkinlik öncesi uygulama hakkında tartışılmış ve ardından sanat ürünlerinin oluşturulması aşamasına gerçilmiştir.Toplam 4 haftalık bir süreç içinde araştırmanın uygulaması tamamlanmıştır. Gerçekleşen her uygulamada kamera ile görüntü alınmıştır. Süreç fotoğraflarla belgelenmiştir. Araştırmada yer alan her öğrenciye çalışma uygulanmıştır ve veriler toplanmıştır. Uygulamaya 13 öğrenci katılmıştır, iç örneklem yoluyla altı öğrenci odak öğrenci olarak uygulamaya katılmıştır. Her uygulama sonunda odak 6 öğrenci ile yarı yapılandırılmış sorular sorulup cevaplandırmaları istenmiştir. Araştırma sırasında veriler, ders video kayıtları, yarı yapılandırılmış sorular, araştırmacı günlüğü, fotoğraflar ve öğrenci ürünleri elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sanat eğitimi, Plastik şekillendirme, Üç boyutlu çalışmalar
Seramik sanatında simetri ve asimetri kavramlarının uygulanabilirliği ve kişisel yorumlar
Simetri ve asimetri, insanoğlunun varoluşundan beri yaşamın her alanında rastlanan, fen bilimleri, sosyal bilimler, doğa bilimleri ve sanat dalları içinde yer alan önemli unsurlardır. Her alanda farklı tanımları ve işlevleri bulunurken, temelde aynı yapısal özellikleri taşımaktadırlar. Simetri ve asimetri insan ve hayvan anatomisi, moleküler yapılar, matematik formülleri, doğada rastlanan oluşumlar ve evrensel düzenin temelini oluşturmaktadır. Bu açıdan, bu kavramlar yaşamın ve varoluşun temelini oluşturan sistemin vazgeçilmez unsurlarıdır. Simetri ve asimetri sanatın tüm disiplinlerinde de yeri olan iki kavramdır. Tarihin ilk çağlarına kadar uzanan resim, heykel, seramik, mimari gibi sanat dallarının yanı sıra, günümüzde grafik, müzik ve sinema gibi görsel sanatlar ve görsel iletişim alanlarında örneklerine rastlanmaktadır. Bu tez çalışmasında, günümüz sanatında tasarım öğelerinden biri olarak kabul edilen simetri kavramı ve bu kavramın beraberinde gelen asimetri kavramının tanımı, çeşitleri, fiziki ve psikolojik nedenlerinin yanı sıra, estetikle olan ilişkisi irdelenmiştir. Bu iki kavramın yer aldığı, görsel ve plastik sanatlar alanındaki eserlerin ve sanatçıların yaklaşımları üzerine simetri ve asimetri kavramlarının nasıl ortaya çıktıklarının tespiti yapılmıştır. Aynı zamanda, gerek tasarım gerekse uygulama aşamasında, simetri ve asimetri kavramlarının seramik sanatında üstlendiği önemli roller incelenmiştir. Seramik sanatında, simetrinin özellikle yüzeylerde ağırlıklı olarak motiflerle ön plana çıktığı ve estetik değer unsuru olarak değerlendirildiği göze çarpmaktadır. Ancak, yapılan incelemelerde, seramik sanatında formda simetri ve asimetrinin temel strüktürü yönlendirdiği çalışmaların sınırlı sayıda olduğu dikkat çekicidir. Bundan yola çıkılarak, simetri ve asimetrinin ön plana çıktığı çalışmalarda seramik malzeme ile teknik açıdan çamur torna, elle şekillendirme, kalıpla şekillendirme ve dekorlama yöntemlerinin kullanılabilirliği tartışılmıştır. Çalışma doğrultusunda ortaya konan bu eserlerde simetri ve asimetri unsurlarının, seramik sanatındaki farkı görsel etkileri ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Simetri, Asimetri, Seramik, Sanat, Denge
Seramik sanatında figüratif form olanakları bağlamında amiguruminin kullanımı
Çok eski zamanlardan beri pişmiş topraktan oluşan kullanım araçları neredeyse bütün kültürlerde görülmektedir. İhtiyaçtan doğmuş denebilecek seramik sanatı günümüzde işlevselliği yanında daha çok plastik değer veya kavramsal öge olarak kullanılmakta, yeni bir kimliğe bürünmektedir. Aynı şekilde örmeciliğin de insanoğlunun örtünme ihtiyacı hissedildiği zamanda başladığı ve günümüze kadar toplumların zevk ve ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde geliştiği söylenebilir. Örgü öğrenilmesi kolay bir tekniktir. Ailede nesilden nesile öğretilmesi yaygındır. Herkes, muhakkak örgü ören birini tanır. İster bir arkadaş, ister bir aile yakını, ister bir komşu... Örgü cana yakın, insani ve etkisi geniş bir alana sahiptir. Dünyanın çeşitli kültürlerinde farklı biçimlerde örnekleri görülebilir. Japon kültüründe giderek popülerleşen 'amigurumi' de bu örneklerden biridir. Amigurumi, Japonca örgü anlamına gelen 'Ami' kelimesiyle, doldurulmuş canlı anlamına gelen 'Nuigurumi' kelimelerinin birleşiminden doğmuştur. Genelde karşılaştığımız örnekleri antropomorfik (insan biçimci) özellikler taşıyan oyuncaklardır. Aslında, çok eski kökenlere dayanmayan amigurumi 1950'lerden beri yavaş yavaş büyüyerek bir fenomen olmuştur. İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında Hiroşima-Nagazaki felaketleri ve savaşın kaybedilmesiyle Japon kültürü değişime uğramış; bütün yaşananlara ve hayatın acımasızlığına karşı bir kaçınma olarak yeni bir sevimlilik (kawaii) kültürü oluşmuştur. 1960'lara gelindiğinde Japonya'nın gücünü yeniden kazanmaya baslamasıyla 'kawaii' kültürü ve amigurumi de giderek dünya popüler kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Bu çalışmada, seramik sanatının yeni anlatımlar ve yeni arayışlar içinde amigurumi ile birleştirilmesi ve iki alanda da bir yenilik ortaya konması amaçlanmıştır. Tez kapsamında örgü ve seramiği birleştirebilecek bir teknikle ilk denemeler yapılmış, Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi'nde bir sergi açılmış ve alınan tepkilere göre sanat açısından da ilgili çekici, özgün ve başarılı bulunduğu tespit edilmiştir. Kullanılan tekniğe uygun formlar, dokular, malzeme ve seramik pişirim teknikleri denenerek kullanılan tekniğin idealleştirilebilmesi için ilk adımlar atılmıştır. Amigurumi örnekleri ve farklı örgü teknikleri araştırılmıştır. Seramik malzemenin, farklı bir malzemeyle birlikteliği denenirken bu tarz uygulamalara sahip sanatçıların çalışmalarından örnekler değerlendirilip çalışmayı desteklemek adına sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Seramik, Örgü, Amigurumi, Japonya, Kawaii
Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılları kazı buluntuları
Bu çalışmada Eskişehir Karacahisar Kalesi 2011-2014 yılı kazılarında ele geçen küçük buluntuların ve mimari birimlerin değerlendirilmesi konu edilmiştir. Coğrafi konumu itibariyle önemli yolların kavşak noktasında bulunan Karacahisar Kalesi Ortaçağ'da, Bizans Devleti ve Osmanlı Beyliği için stratejik bir nokta olmuştur. Osman Bey'in 1288 yılında bu kaleyi fethetmesiyle birlikte Osmanlı Beyliği kendi varlığını ve gücünü bölgede hissettirmeye başlamıştır. Karacahisar Kalesi alındıktan sonra Osmanlı Beyliğinin fetihleri sürekli devam etmiş ve Beylikten, güçlü bir imparatorluğa doğru yol almıştır. Bu çalışma kapsamında beş farklı çalışma alanı ve çok sayıda küçük buluntu değerlendirmeye alınmıştır. Küçük buluntulara ve mimari verilere bakıldığında, Karacahisar Kalesi'ndeki yerleşim dokusunun Ortaçağ'da daha yoğun olduğu ve 15. yüzyıldan sonra kalenin kullanımın azaldığı ileri sürülebilir. Daha sonraları kullanılmayan kalenin zamanla çoğu bölümleri yıkılmıştır. Hala devam eden arkeolojik kazılar sonucunda kalenin toprak altında kalan kısımları, gün ışığına çıkarılmaktadır.
Art Nouveau akımı'nın seramik ve cam sanatına yansımaları
Geniş bir etki alanına sahip olan Art Nouveau Akımı'nın mimari ve resim gibi sanat disiplinlerine düşünsel, biçimsel, teknik açılardan etkileri bilinmesine rağmen, seramik ve özellikle de cam sanatı alanındaki etkileri yeterince bilinmemektedir. Bu çalışmada, Art Nouveau Akımı'ndan etkilenen seramik ve cam sanatçıları, bu sanatçıların eserlerindeki tarz, kurulan cam fabrikaları ile özel atölyeler ve teknik anlamdaki yeniliklerin araştırılması amaçlanmaktadır. Tez çalışması, kitap, makale, internet vb. kaynaklardan elde edilen bilgilere göre oluşturulan teorik anlatımların ve kişisel uygulamaların gerçekleştirildiği beş bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, 19. yüzyılda Avrupa'da Art Nouveau Akımı'nın zeminini hazırlayan siyasal, sosyal ve kültürel yapı kronolojik olarak incelenmiş ve akımın ortaya çıkışı ile gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde, Art Nouveau Akımı döneminde bilimsel ve teknik gelişmelere de bağlı olarak seramik ve cam sanatında yaşanan gelişmeler açıklanmıştır. Daha sonra, Akım etkisinde kullanım alanları giderek genişleyen ve zenginleşen seramik ve cam malzemenin mimari, günlük kullanım eşyaları ve diğer alanlarındaki örneklerine yer verilmiştir. Art Nouveau Akımı, Avrupa'da birçok ülkede ve sanat disiplininde etki yaratmıştır. İngiltere'de başladığı düşünülen akım, başta Fransa ve Belçika olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ve Amerika'ya yayılmıştır. 'Seramik Sanatında Art Nouveau Akımı'nın Yansımasının Görüldüğü Ülkeler' başlıklı tezin üçüncü bölümünde bu ülkelerden belli başlı olan on üç ülke detaylı bir biçimde araştırılmıştır. Bu araştırmalarda akımın yayılmasında etkili rol oynayan fabrika ve sanatçıların üretimlerinden örneklere yer verilmiştir. Kişisel uygulamaların varolduğu dördüncü bölümde, Art Nouveau döneminde sıklıkla kullanılan tekniklere göre geliştirilen tasarımlar ve uygulama aşamaları yer almaktadır. Tezin beşinci bölümünde yapılan araştırmalardan elde edilen verilerden yola çıkarak, Art Nouveau Akımı'nın seramik ve cam sanatındaki yansımalarına dair yorumlamalar yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Seramik, Cam, Art Nouveau.
Cam şekillendirme yöntemleri ve kişisel yorumlar
Zengin bir kültür üzerinde yaşadığımız Türkiye toprakları birçok farklı alanlarda olduğu gibi, cam alanında da köklü bir mirasa sahiptir. Geçmişten gelen üretimdeki tasarım ve teknik zenginlik, günümüzdeki cam üretim yöntem çeşitliliğine de yansımaktadır. Bu nedenledir ki tezin yazımında, cam üretim yöntemlerinin çeşitliliği ve bu yöntemlerin barındırdığı teknik incelikler araştırılmıştır. Bu tez kapsamında çok geniş bir araştırma ve uygulama alanına sahip olan cam üretim yöntemlerinin öncelikle tarihçesi özetle verilmiştir; ayrıca Türkiye'deki cam üretiminin geçmişten günümüze, tarihçesine değinilmiştir. Bugüne kadar bilinen cam üretim yöntemlerine ek olarak kişisel cam üretim yöntemi önerileri de sunulmuştur. Şekillendirme yöntem önerisi ile ilgili atölye deneyleri yapılmış, sonuçlarına yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise tez kapsamında uygulamaları yapılmış olan farklı şekillendirme yöntemleri tartışılmıştır. Tezin içerdiği araştırmaların, açıklamalı uygulamalarının literatürü zenginleştireceği, ilgili sanatçı ve araştırmacılara faydalı bir kaynak oluşturacağı umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cam, Şekillendirme, Üretim, Yöntem, Sanat, Yorum
Seladon sırları
Dünya seramik sanatının gelişiminin önemli dönemlerinde, Uzakdoğu seramiklerinin yadsınmayacak rolleri ve etkileri bilinmektedir. Pek çok farklı teknik ve üslup ile birlikte Uzakdoğu felsefesinin zenginliği, doğa koşulları ve hammadde çeşitliliği, sanat anlayışlarının gelişmesini sağlamıştır. Uzak Doğu'ya özgü, artistik sırlardan birisi olan ve özel bir pişirim tekniği gerektiren seladonlar, Dünya seramik sanatına önemli katkılarda bulunmuştur. Seladon sırlı seramikler, genellikle demir içeren pekişmiş killerin yüzeylerine yine demir oksit katkılı sırlar uygulandıktan sonra redüksiyonlu, oksidasyonlu ve nötr ortamda pişirilmeleri sonucunda oluşmaktadır. Seladonların gri-yeşilden, mavi-yeşile kadar değişen mat ve saydam renk varyasyonları bulunmaktadır. Seladon sırları uygulandıkları formların estetik değerini arttırırken aynı zamanda minimal bir görsellik kazandırmaktadır. Ülkemizde, hak ettiği gerçek değere ulaşmaya ve özgün bir kimlik kazanmaya başlayan seramik sanatı; farklı kültür ve bölgelere ait tekniklerle birlikte zenginleşmekte ve özgün bir dil kazanmaktadır. Bu araştırmada, Uzak Doğu seramik tekniği olan Seladon sırlarının tarihi ve yapım teknikleri araştırılmış, ülkemizde mevcut seramik hammaddeleriyle deneysel çalışmalar yapılmış ve formlar üzerinde uygulanmıştır. Bu nedenle bu araştırmanın Türk Çağdaş Seramik Sanatına katkı sağlayacağı da düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Uzak doğu seramikleri, seladon sırları, artistik sırlar, redüksiyonlu pişirim.
Piktogramlar, ideogramlar ve seramik sanatına yansımaları
İnsanlık var olduğu günden bugüne değin iletişim yöntemleri de gelişerek varlığını sürdürmüştür. Basit çizgi ve betimlemelerle başlayan iletişim serüveni bugün çok ileri teknolojiler sayesinde oldukça kolaylaşmış ve insan hayatını her alanda etkilemiştir. İletişimin bu serüveninde semboller önemli rol oynamışlardır. Henüz yazı keşfedilmeden iletişim bu semboller sayesinde sağlanmıştır ve tarihten bugüne ulaşan semboller kullanıldığı çağ ve kültürü hakkında ipuçları vermiştir. Yazının keşfedilmesi ile semboller hayatımızdan çıkmamıştır. Aksine hayatı kolaylaştırmak için en büyük yardımcılardan olmuştur. Günlük yaşamda karşılaştığımız bu semboller piktogram ve ideogramlardır. Bilgi ve uyarı amaçlı olan ya da bir kavram ifade eden bu semboller bize anlattıklarının dışında sanat eserlerinde alternatif bir kullanım sunmaktadır. Sanat alanında ifade aracı olarak bu sembollerin kullanımı çok yaygın değildir. Tez bu bağlamda asıl amacı yön vermek, uyarmak ve bir kavramı betimlemek olan piktogram ve ideogramların seramik sanatına olan etkisini tarihsel süreçte ve modern dönem sanatçılarda kullanımı acısından değerlendirilmiş ve çalışmalar üzerinden yorumlamalar yapılmıştır. "Piktogramlar, İdeogramlar, ve Seramik Sanatına Yansımaları" adlı tezin özgün olmasını sağlayan en önemli unsur ise, günlük hayatta başka amaçlarla kullanılan piktogram ve ideogramların, seramik yapım teknikleri kullanılarak estetik değer taşıyan sanat nesnesi yaratılmasıdır.
21. yy.'da seramik ve cam malzemelerin mimaride yüzey oluşturma ve kaplamada kullanımı
Mimari mekan kavramı insanların gereksinimleriyle ortaya çıkmıştır. Toplumlar neredeyse her dönemde dönemin yerel malzemelerini ve inşa tekniklerini kullanarak kendi yapılarını oluşturmuştur. Endüstriyel devrim sonrası hızlı nüfus artışı beraberinde yeni yapılara duyulan ihtiyaçların da artmasına sebep olmuştur. Endüstride gerçekleşen atılımlar, seramik, cam gibi malzemelerin kullanım yer ve biçimindeki değişiklikler, yeni malzemelerin keşfi, bu yapılarda kullanılacak farklı biçim ve yüzey önerilerinin geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Günümüzde ise çeşitli bilgisayar destekli tasarım programları ve inovatif tasarım anlayışları neredeyse kişiye özel bir mimari pratiği ortaya koymaktadır. Bu özelleştirme süreci seramik ve cam gibi, kullanımı çok eski dönemlere uzanan malzemelerin de bu uygulamalarda gerek teknik, gerekse biçimsel anlamda özelleştirilmesi anlamına gelmektedir. Araştırmada, günümüzde mimari pratiği içinde, seramik ve cam malzemelerin sanatsal anlamda yüzey oluşturma ve kaplamada kullanıldığı örnekler incelenerek değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Mimari, Yüzey Oluşturma, Seramik, Cam
Seramik sanatında görsel anlatım ögesi çizgi ve sgrafitto
İnsanlık var olduğundan bu zamana çizgi; duygu ve düşüncelerin aktarımı ile iletişim için kullanılmıştır. Duvar resimlerinden başlayan çizginin kullanımı medeniyetlerin gösterdiği gelişmelerle birlikte kullanılan malzeme ile birlikte estetik olarak çeşitlilik göstermiştir. Özellikle doğada kolay bulunabilmesi ve şekil alabilmesinden dolayı seramik kullanımının yaygınlaşmasıyla formlarını zenginliği artmış; bununla birlikte üzerlerine uygulanan dekoratif uygulamalar tekniklerin gelişmesiyle bir çok şeklin yapılmasına olanak sağlamıştır. Arkeolojik bulgulara edinilen bilgilere göre çizginin seramik yüzeylerde süsleme olarak başlayan kullanımı zaman içerisinde bir ifade aracı yada durumun hikaye şeklinde sunulmasını sağlayan iletişim aracı olarak kullanıldığı görülmüştür. Ait olduğu çağın malzeme ve teknik özelliğini yansıtan formlarla uyumlu şekilde kullanılan çizgiler günümüzde teknolojinin gelişmesiyle dekoratif bir öge olarak vitrifiye ürünlerde, fayans ve yemek takımlarında görmekteyiz. Ancak sanatçılar üslup olarak tasarımlarında farklı ve ilkel teknikleri kullanmakta vermek istedikleri mesajlar için çizginin anlamları ve psikolojik etkilerini eserlerinde yeni yorumlarla hayata geçirmektedirler. Özellikle çizginin kullanılan teknikler bakımından incelenmesi ve en net şekilde aktarıldığı tekniklerden sgrafitto ile olan uyumu göze çarpmaktadır. Bu araştırmanın konusu, insan hayatında tarih öncesi çağlardan günümüze kadar bir iletişim ve dekoratif aracı olarak kullanılan çizginin seramik yüzeylerde sanatsal bir etkileşim aracı olarak irdelenmesidir. Bu bağlamda seramik yüzeylerde kullanılan çizginin literatür taraması, tekniği ve sanatçı görüşleri incelenmiş olup; çağdaş seramik sanatındaki eserlerle örneklendirilip, çizginin anlatımsal yönünün izleyici etkileşimi açısından yeni öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Seramik, Çizgi, Anlam, Teknik, Sanat
Seramik sanatının bir etkileşim aracı olarak değerlendirilmesi ve yeni önermeler
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar, gelişen üretim yöntemleriyle hayatın birçok alanında kullanılan seramik, insan hayatında önemli bir yere sahiptir. Seramik, tarih boyunca kullanım eşyalarının yanı sıra oyun, tören, tapınma ve iletişim amaçlı çeşitli objelerin yapımında kullanılmış, oyun ve oyuncak yapımında insanın öğrenme, eğlenme ve tapınma gibi güdülerine de yüzyıllar boyunca cevap vermiştir. Doğada kolay bulunan, kolay şekil alan, pişirilerek dayanıklı hale getirilen çamur, insanın kendini rahat ifade edebildiği bir malzeme olarak, farklı medeniyetlerde farklı oyuncaklara dönüşmüştür. Arkeolojik bulgulara göre çamur, zamanla artan çeşitliliğiyle tarih boyunca birçok oyun nesnesinde kullanılmıştır. Ait olduğu çağın özelliklerini yansıtan bu oyuncaklar, zaman içinde form, biçim, malzeme ve üretim şekli yönünden zenginlik kazanmıştır. Çağımızın gelişen endüstri ve teknoloji olanakları, oyuncak yapımında çamur dışında farklı malzemelerin kullanımını da gündeme getirmiştir. Günümüzde çağın gereksinimleri ve koşulları nedeniyle üretimi azalan ve yaygın olmayan seramik oyuncaklara, esin kaynağı olarak çağdaş sanatta rastlanmaktadır. Farklı sanat dallarında oyun ve oyuncağa yüklenen anlamlar, sanatçının oyun ile sanat arasında bağ kurduğunu ve çamurun oyun ve oyuncak malzemesi olabileceğini gösterir niteliktedir. Bu araştırmanın konusu, insan hayatında tarih öncesi çağlardan günümüze kadar önem taşıyan seramik oyuncakların, seramik sanatında bir etkileşim aracı olarak irdelenmesidir. Bu bağlamda seramiğin sanatçı üzerinden, oyun ve oyuncak kavramlarıyla ilişkisi, literatür taraması ve sanatçı görüşmeleri ile incelenmiş olup; çağdaş seramik sanatındaki eserlerle örneklendirilip, seramik oyuncaklara izleyici etkileşimi açısından yeni öneriler sunulmuştur. Araştırmanın sonucunda geçmiş dönem oyun ve oyuncaklarının sosyal etkileşimi canlı tuttuğu ve seramik sanatının da bu etkileşime katkı sağladığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Seramik, Oyun, Oyuncak, Etkileşim, Çağdaş Sanat
Anıtsal seramikler
Anıtlar, otorite olgusunun ortaya çıkmasıyla beraber varlıklarını göstermeye başlamışlardır. Siyasi, dini veya askeri erkler anıtları; genellikle bir düşünceyi, bir olayı veya bir kişiyi halka hatırlatmak amacıyla kullanmışlardır. Anıtların ilk örnekleri taş ve ahşap gibi malzemelerden olmasına karşın seramik malzemenin gelişimiyle beraber anıtsal seramikler ortaya çıkmıştır. Modernizmin getirdiği sanatsal yaklaşımlar sayesinde, seramiğin sanat olarak kabul görmesiyle beraber de anıtsal seramikler daha sık iki boyuttan sıyrılıp, üç boyutlu yapıtlar olarak karşımıza çıkmaya başlamışlardır. Günümüzde pek çok seramik sanatçısı anıtsal eserleriyle seramik sanatına katkılarını sürdürmektedir. Bu araştırma, anıtsal seramiklerin ortaya çıkışlarından günümüze kadar geçen sürecini, bu konuda çalışmalar yapan sanatçıları ve eserlerini ele almak üzere yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anıt, Seramik, Heykel, Anıtsal Seramik, Seramik Sanatı
Seramik karo endüstrisinde dijital baskı teknolojisinin renk,desen,tasarımcı yönünden incelenmesi ve örnek uygulama
Bu tez altı ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde seramik, seramik karo çeşitleri, seramik karoların sahip oldukları standartlar, ayırıcı özellikler ve seramik karo endüstrisi hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. İkinci bölümde seramik karo endüstrisinde kullanılan tüm desen transfer teknolojileri anlatılmıştır. Mekanik baskı teknolojileri olan Serigrafi baskı tekniğinin elek hazırlık aşamaları ve Rotatif baskı tekniğinde kullanılan elek tipleri, baskı makineleri ve bu tekniğe göre bilgisayar ortamında desen hazırlama yöntemleri ve dikkat edilmesi gereken püf noktaları anlatılmıştır. Ayrıca desen baskısının kullanıldığı matbaa ve tekstil sektörlerindeki dijital baskı teknolojileri hakkında da bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde seramik karo sektöründe kullanılan dijital baskı teknolojisi tüm ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Dijital baskı teknolojinin seramik karo endüstrisinde kullanıma alınma sürecinden, baskı makineleri, baskı kafaları ve mürekkep üreticilerinden söz edilmiş, bu teknoloji kullanılarak üretilen seramik karo çeşitlerinden örnekler verilmiştir. Ayrıca bu baskı teknolojisi için geliştirilmiş seramik sır ve seramik mürekkeplerin özelliklerinden de bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde tasarımcılar için önem arz eden dijital baskıda renk ve renk yönetimi konuları işlenmiş, dijital baskı teknolojisi kullanılarak üretilecek seramik karolar için desen hazırlama yöntemleri bilgisayar ekran fotoğrafları ve görseller kullanılarak anlatılmıştır. Beşinci bölümde tarama yöntemi ve dijital fotoğraf makinesi ile çekilen bir fotoğraf ile desen hazırlama yöntemi kullanılarak tasarlanan ve işletmede basılan iki projenin uygulama aşamalarından fabrika fotoğrafları kullanılarak bahsedilmiştir. Sonuç bölümünde ise seramik endüstrisinde kullanılan dijital baskı teknolojisinin üreticiye, tasarımcıya, ürüne ve alıcıya etkisi sorgulanmış, gelişimi devam eden bu teknoloji ile ileriki zamanlarda seramik karo endüstrisinde nelerin yapılabileceğinin hayali kurulmuştur. Anahtar Sözcükler: Seramik, Karo, Baskı Teknikleri, Dijital, Desen, Renk
Maskelerin farklı materyallerle seramik sanatına uygulanması
Bu çalışmanın temelini, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar kullanılan muhtemelen ileride de kullanılacak olan maskeler oluşturmaktadır. Kullanıldığı toplumlarda büyük bir kutsallığa sahip olan bu nesne, tanrı ile insanlar arasında bir çeşit köprü vazifesi görmüştür. İnsanlar tanrılarına dileklerini, şikayetlerini maskeler ve danslar yardımıyla sunmaya çalışmışlardır. Maskeler her toplumda din, büyü, savaş, bereket, hastalık, şifa vb. gibi farklı amaçlara hizmet etmek için kullanılmışlardır. Bununla birlikte kullanılan bölgelere göre, maskenin yüklendiği görev ve yapımında kullanılan malzemeler de değişiklik göstermektedir. Birçok kültürde kullanılan maskelerin en çok kullanıldığı ve kutsandığı bölge Afrika olmuştur. Afrika coğrafyasında farklı amaçlar için kullanılan maskelerin özellikleri, kullanılan malzemeler ve biçimleri genellikle birbirlerinden farklılıklar gösterirler.Günümüzde de maskelerin farklı alanlarda ve farklı amaçlara hizmet etmek için kullanıldığı görülmektedir. Tiyatroda farklı bir kişiliğe bürünmek, sanayide ve sporda yüzü tehlikelere karşı korumak, sağlık sektöründe oksijen ve anestezi gibi gazların vücuda verilmesini sağlamak vb. gibi amaçlarla kullanılmaktadır. İlkel toplumlardan bize gelen örneklerin ise, günümüzde daha çok aksesuar amaçlı olarak kullanıldığı görülmektedir. Maske gizemli yapısı nedeniyle bugün birçok sanatçının çalışmalarına esin kaynağı olmayı sürdürmektedir.Seramik ağırlığı nedeniyle maske yapımında genellikle pek kullanılmayan bir malzemedir. Şekillendirilmesi kolay, fakat taşıması zor olduğundan pek tercih edilmediği bilinmektedir. Fakat günümüz seramik sanatçılarının maske objesi ve seramiği birleştiren birçok çalışma yaptığı görülmektedir. Bu çalışmalar sonucunda üretilmesi zevkli olan maske ile şekillendirilmesi kolay kilin birleştiği çok başarılı çalışmalar ortaya çıkmaktadır. Kilin kolay işlenebilir dokusu nedeniyle ahşap, cam ve metal gibi farklı materyallerle kullanıldığında başarılı sonuçlar ortaya çıktığı bilinmektedir. Buna bir de maskenin gizemli havası eklenince, ortaya çıkan ürünler seramik maskeleri bambaşka bir boyuta taşımaktadır.Anahtar Sözcükler: Maske, Seramik, Ahşap, Cam, Metal.
Anadolu medeniyetlerinde kullanılan takıların günümüz seramik sanatında yeniden yorumlanması
İnsanların ihtiyaçları her devirde sürekli olarak değişmiştir. Ancak bu ihtiyacın şekli ne olursa olsun, barınma, beslenme, giyinme ve süslenme ihtiyaçları hiç değişmemiştir. Süslenme ihtiyaçlarının en önemli göstergelerinden birisi olarak kullanılan takının, tarihsel geçmişi ilk çağlara kadar gitmektedir. İnsanoğlunun, zamanla takıya olan yaklaşım biçimleri değişse de, günümüze kadar gelmiş ve vazgeçilmezliğini korumuştur. Teknolojik gelişim ile takı üretiminde kullanılan malzemeler zamanla çeşitlilik göstermiş ve takı önceleri herhangi bir işlevselliği karşılamak için seçilirken, zamanla tasarımının ön plana çıkarıldığı estetiksel bir obje halini almıştır.Seramiğin takıda kullanılması, değerli süs taşları ve metallerin taklitlerini üretebilme kaygısı ile başlamıştır. Bunun sonucu olarak seramik, zamanla başlı başına bir takı malzemesi halini almıştır. Kırılganlığı dezavantaj, sınırsız renk ve dekor seçeneği sağlaması ise avantaj olan seramik, günümüzde birçok sanatçı tarafından takı malzemesi olarak uygulanmakta olup, her geçen günde gelişen teknolojisi ile takı sanatında önemini korumaya devam etmektedir.Bu çalışmada; takının tanımı, işlevi ve tarih öncesi çağlardan başlayarak günümüze kadar gelişi, kullanım amaçları ve üreten yurt içi ve yurt dışı sanatçıların eserleri irdelenmiş, bunun sonucunda araştırmacı tarafından yapılan özgün seramik uygulamaları ortaya konmuştur.Araştırma kapsamında tasarlanan seramik eserler, günümüz bilim, teknoloji ve sanat anlayışıyla yorumlanarak üretilmişlerdir. İşlevsellikten uzak, farklı biçim ve süsleme elemanlarıyla zengin, görsel plastik bir dil oluşturulmaya çalışılmıştır.
Erken Demir Çağı'nda Orta Anadolu: Kültürel yapı ve arkeolojik veriler
Bu çalışma, Erken Demir Çağı'nda (M.Ö. 1200-800) Orta Anadolu'nun kültürel özelliklerini, dönemin mimari ve seramiklerini tartışarak değerlendirmeyi amaçlar. Bu bağlamda, Gordion, Boğazköy / Hattuşa ve Kaman-Kalehöyük'ü içeren üç ana merkezin yanı sıra İç Anadolu'daki çeşitli il sınırlarında gerçekleştirilen arkeolojik yüzey araştırmaları da veri olarak kullanılmıştır. Bu merkezlerdeki Erken Demir Çağı arkeolojik verilerinde de izlenildiği üzere, M.Ö. birinci binin başlarında kültürel ve bölgesel çeşitlilik mevcuttur; bu muhtemelen 1200'den sonra Hitit krallığının yıkılışından sonra merkezi otoritenin olmamasından kaynaklanır M.Ö. birinci binin başına tarihlenen seramikleri değerlendiren birçok bilim insanı, özellikle Erken Tunç ve Orta Tunç Çağı'na tarihlenen yerel malzemelerle (yani 3. Binin sonlarına ve M.Ö. 2. binyılın ilk yarısı) bir bağlantı bulmaya çalışmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Orta Anadolu, Geç Tunç Çağı sonu / Erken Demir Çağı Geçişi, seramik, mimari, kültürel yapı, 1200-800 M.Ö. Gordion, Hattuşa, Kaman-Kalehöyük
Yönlendirme grafiklerinin (Sokak tabela yazılarının) seramik yüzeyler üzerine uygulanması
Bu araştırmanın amacı yönlendirme grafiklerinden olan sokak tabelalarını incelemektir. Bu ana amaca bağlı olarak Dünya'nın farklı ülkelerinde yer alan ve özellikle Avrupa'nın, dünyanın bazı ülkelerinde ve Türkiye'nin bazı şehirlerinde bulunan farklı malzemeler ile yapılan sokak tabela örnekleri araştırılmıştır. Bu doğrultuda Kütahya'daki metalden yapılmış olan sokak tabela uygulama örneklerinin seramik sokak tabelaları olarak yeniden uygulanması önerimin de bulunmak amaçlanmıştır. Ayrıca yeni tasarım uygulamaları oluşturulurken uygulama sonuçlarını ortaya koymak da düşünülmüştür. Araştırmada nitel yöntemlerden, gözlem ve genel tarama modellerinden ve literatür taramasından yararlanılmıştır. Bu araştırma genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "İç ve Dış Mekân Yönlendirme Grafiklerinin Tanımı, Amaçları ile Yurtdışı ve Yurtiçi Örneklerine" yer verilmiş; İkinci bölümde "Yazının Tanımı ve Tarihçesi, Sokak Tabelalarında Kullanılan Yazı Karakterlerine"; Üçüncü bölümde "Sokak Tabelalarında Kullanılan Çamur Bünyenin Seçim Nedenleri ile Seramik Sokak Tabelalarının Yapım Aşamaları ve Seramik Sokak Tabelalarının Uygulama Örneklerine" yer verilmiştir. Ayrıca bu çalışma sürecinde yurtdışında İspanya, İrlanda, Hollanda, İngiltere ve Fransa'daki seramik sokak tabelaları yerinde incelenmiş, Türkiye'de de bu tabelalardan esinlenerek yeni fikirler ortaya konabileceği düşünülmüştür.Bu araştırma sonucunda Kütahya'nın çinicilik sanatını seramik sokak tabelaları olarak da uygulanmasını sağlamaya çalışmaktır. Anahtar Kelimeler: Çini Plaka, Seramik Tabela, Sokak Tabelası, Yönlendirme Grafikleri.
Çini ve seramik modeller için bilgisayar destekli desen tasarımı
Bilindiği gibi bilgisayar teknolojisinin gelişimi hayatın her alanını etkilemekte ve günümüzde gerek görsel sanatlar, gerekse el sanatları bu değişimden etkilenmektedir. Özellikle bilgisayar destekli tasarımın (CAD) ve bilgisayar destekli üretimin (CAM) giderek artan bir şekilde kullanımı, hemen her alanda olduğu gibi sanat alanında da belli bazı yeni şablonların oluşmasına yol açmaktadır. Artan iletişim olanakları ve küreselleşmenin etkisi ile giderek tekdüze bir hal alan tasarım alanında kültürel farklılıkların tasarımlara yansıtılmaması sanatta çeşitliliği sınırlamaktadır. Bu nedenle günümüzde yapılan tasarımlarda özgünlük ve belli bir kültürü yansıtmanın önemi giderek artmaktadır.Yapılan bu araştırmada, seramik ve çini modellerin bilgisayar destekli tasarımı üzerinde durularak, bilgisayar destekli tasarımda geleneksel çini tasarımında kullanılan motiflerin bilgisayar ortamına aktarılması hedeflenmiştir. Bu amaçla SIR isimli bilgisayar üzerinde çini dekorasyonu yapmaya olanak veren bir program geliştirilerek, programın çini sektörü üzerindeki etkilerinin araştırılması amacı ile konu ile ilgili uzman görüşlerine yer verilmiştir.Araştırmada geliştirilen programla tasarlanan seramik ve çini modellerin geleneksel modellere uyumu programın kullanılabilir olduğunu gösterirken, uzman görüşlerine göre de geliştirilen program zaman, üretim maliyeti gibi konularda avantajlara sahip iken, orijinallik konusunda ise yetersiz kalmaktadır.