Political power

76 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Erken Osmanlı döneminde siyasal iktidar, ulemâ ve sûfîyye (İlişkiler, problemler)

Osmanlı merkezî yönetimi-ulemâ ve sûfîyye ne tarz bir ortamda hangi karşılıklı beklentilerle nasıl bir ilişki kurmuşlardır? Bu ilişkilerin sonuçları toplum hayatına nasıl yansımıştır? Bu çalışma, Osmanlı merkezî yönetiminin ulemâ ve sûfîyye ile ilişkilerine devletin kuruluş yıllarından başlayarak II. Mehmed döneminin sonlarına kadarki zaman aralığı kapsamında özellikle dillendirilen sorulara kendince cevap aramaya gayret ederek katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Konunun Fatih döneminin sonuyla sınırlanmasının sebebi, bu devirde yaşanan bazı gelişmelerin konumuz itibariyle mühim kırılma noktaları olmalarıdır. Çalışma kapsamında öncelikle konunun temel kaynaklarının ve modern araştırmaların genel bir değerlendirmesi yapılmış, girişte ulemâ ve sûfîyyenin Osmanlı öncesi dönemde siyasal otoritelerle ilişkilerinin nasıl olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Sonraki bölümler Osmanlı merkezî yönetiminin, sırasıyla ulemâ ve sûfîyye ile kurduğu ilişkilere ve bunların sosyal hayata yansıyan boyutlarıyla beraber sonuçlarına odaklanmaktadır. Dördüncü bölümde ulemâ ve sûfîyyenin birbirleriyle ilişkileri, Osmanlı merkezî yönetimiyle kurdukları münasebetlere ve topluma yansımalarının neler olduğu gösterilmeye gayret edilerek ele alınmıştır. Sonuç bölümündeyse genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kısaca ifade edilecek olursa bu dönem boyunca Osmanlı idaresi, kendisine bir tehdit algılamadığı sürece, halk üzerindeki manevî nüfuzları sebebiyle göz ardı edemeyeceği ulemâ ve sûfîyye ile yakın ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Bu yakın ilişkiler en başta, yönetime toplum nezdinde meşruiyet temin ederken karşılığında ulemâ ve sûfîyye düşünce ve ritüellerinde serbestlik kazanmışlar ve çeşitli maddî imkânlara nail olmuşlardır.

MeşruiyetOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+4
Mehmet Bozkurt
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iktidar değişimlerinin eğitim programlarına yansımaları üzerine bir inceleme (1936-1986)

Bu çalışmada Türkiye'de tek parti dönemi, çok partili hayata geçiş ve sonrasındaki iktidar değişimleri, 1960 darbesi ve 1986 yılına kadar olan koalisyon dönemleri ile değişen ilkokul programları arasındaki ilişkinin siyaset, iktidar ve öğretim programları kavramları çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, nitel araştırma desenlerinden biri olan doküman analizi olarak tasarlanmıştır. İktidar değişimleri, koalisyon dönemleri ve 1960 darbesinin, ilkokul programları ile ilişkisi doküman analiziyle incelenmiştir. Bu kapsamda 1936, 1948, 1962 ve 1968 yılları ilkokul programları üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra siyasi parti programlarından elde edilen veriler betimsel analiz ile irdelenmiştir. Araştırmanın veri setini oluşturan birincil dokümanlar ilkokul programları, siyasi partilerin seçim beyannameleri, bu partilerin parti programları ve hükümet programlarıdır. Türkiye siyasi tarihini anlatan belgeseller, kitaplar, gazeteler vb. belgeler ise ikincil dokümanlar olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye'de ilkokul programlarının değişmesi ile ülkenin siyasi dokusunda yaşanan değişiklikler arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Tek partili hayattan, çok partili hayata geçilmesi gibi önemli siyasi değişiklikler ile birlikte, ilkokul programda değişikliğe gidilmiştir. Türkiye'de koalisyon dönemlerinde, 1962 Programı hariç (bu dönemde neden programın değiştiği 1960 darbesi ile açıklanmaya çalışılacaktır), ilkokul programlarının değiştirilmediği gözlemlenmiştir. Son olarak bir siyasi parti, meclise ciddi bir çoğunlukla geldiğinde yine ilkokul programlarının değiştiği görülmüştür. Bu değişikliklerin tamamı, seçimden ya da darbeden, aslında kısaca belirtmek gerekirse iktidarın el değiştirdiği andan itibaren yaklaşık 2-3 yıl içinde yapılmıştır.

Eğitim politikalarıEğitim programlarıEğitim tarihi+7
Feyzan Ece Albayrak
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Güçlenme bağlamında kadın kooperatifleri: Feminist bir araştırma

Bu araştırma, kadının güçlenmesinde kooperatiflerin rolünü bireysel/psikolojik, sosyo-kültürel, ekonomik ve politik güçlenme boyutlarında ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilen nitel araştırmada feminist yöntembilimin ilkeleri benimsenmiştir. Araştırmanın özneleri, amaçlı örnekleme ve maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda Türkiye'nin yedi farklı coğrafi bölgesinde, 2002-2021 yılları arasında kurulmuş 21 farklı kooperatif ve 28 kooperatif ortağı kadınla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilmiş veriler betimsel analiz yaklaşımı ile çözümlenmiştir. Verilerin çözümlenmesinde MAXQDA 2022 Analytics Pro nitel veri analiz yazılımı kullanılmıştır. Araştırmanın temel sonucu, kooperatifler aracılığıyla kadınların güçlenmesinin mümkün olduğu ve kooperatif ortağı kadınların bireysel/psikolojik, sosyo-kültürel, ekonomik ve politik boyutlarda güçlendiği yönündedir. Güçlenme süreçleri öznel deneyimler içerdiğinden kadından kadına farklılık göstermekle birlikte kooperatif ortağı kadınların en çok bireysel/psikolojik ve sosyo-kültürel boyutlarda güçlendiği söylenebilir. Bu iki boyutu takiben politik güçlenme boyutu ve son sırada ise ekonomik güçlenme boyutu yer almaktadır. Kooperatiflerin potansiyeline rağmen, kadınların ekonomik güçlenmesinde beklenen sonucu yaratamaması dikkat çekici bir sonuç olmuştur. Kooperatifler aracılığıyla kadınların sorunlarla baş etme kapasitesi, öz güveni artmış, sosyal destekleri ve toplumsal statüleri gelişmiş ve hayatlarında toplumsal cinsiyet eşitliği açısından olumlu dönüşümler gerçekleşmiştir. Ayrıca kadınların kooperatifler aracılığıyla farklı kültürleri ve farklı insanları tanıma fırsatı yakaladığı sonucuna ulaşılmıştır. Kadınların kurumsal kimlik ve siyasi katılım elde etmiş olması ve hak savunusu için diğer kadınlarla dayanışma içerisinde örgütlü mücadele vermiş olması da kazanımları arasında yer almaktadır. Son olarak kadınların kooperatifte üretim süreçlerinde yer alarak ekonomik gelir sağladığı ve yeni bilgi, beceri ve deneyimler kazandığı görülmüştür. Araştırma, kadının güçlenmesinde kooperatiflerin rolünü artırmak için kadın kooperatiflerinin mevcut sorunlarını çözmeye ve kadının güçlenmesini engelleyen faktörleri ortadan kaldırmaya yönelik önerilerle son bulmuştur.

Ekonomik güçlendirmeFeminizmKadın kooperatifçiliği+7
Gülsüm Arslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The legitimacy of political power in the new Ottoman thought: The case of Hürriyet Newspaper

Ottoman political thought has been studied through philosophy, history, fiqh, kalam, Sufism, and adab literature. However, Ottoman political thought can be investigated beyond these genres. Contrary to existing literature, this thesis examines Ottoman political thought through articles in the New Ottomans' Hürriyet newspaper that were published in the post-Tanzimat period, a period of changes, transformations, and renewal for the Ottoman Empire. The literature on the New Ottomans is mainly dominated by biographical, linguistic, literary, and historical studies. However, in this thesis, I endeavor to unearth the political dimensions of their thought by focusing on the legitimacy of political power. Legitimacy, as one of the key concepts of political theory, explains the raison d'être of politics. Therefore, focusing on legitimacy would be useful both to grasp the New Ottomans' political ideas and to trace the development of Ottoman political thought in the post-Tanzimat era. Because legitimation of power includes normative and factual aspects, legitimacy cannot be understood from a one-dimensional perspective. For this reason, in examining the legitimacy of power in their thought, I adopt a multidimensional approach that considers the perspectives of political science, political philosophy, and political theory. Thus I try to explore how the New Ottomans reinterpreted modern political thought according to Islamic and Ottoman traditions. Also, I think, studying the New Ottomans, who formed the first modern Ottoman Muslim intellectual movement that responded to the challenges of the West, makes this investigation more valuable. Moreover, digging out the undiscovered political ideas in newspaper articles would widen the scope of the studies on Ottoman political thought.

NewspapersHürriyet newspaperLegitimacy+4
Furkan Acerbaş
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kemal Tahir'in öykülerinde mizah

Daha çok romancılığıyla bilinen Kemal Tahir (1910-1973), pek çok edebi türde eser vermiş ve bu anlamda cumhuriyet devri Türk edebiyatında çok değerli bir isimdir. Kemal Tahir'in üretkenliği hemen her alanda olduğu gibi öykü türünde de geçerlidir. Yazmış olduğu öyküler, roman türüne bir basmak olarak kaleme alınmış; ancak içerdiği konular ve değindiği eleştiriler ile kıymetli metinler olmuştur. Kemal Tahir'in öyküleri, tarihsel, siyasal, sosyolojik tespitleri ile tartışma konusu olmuştur. Öykülerinde genellikle gündelik hayatta hâkim olan unsurlar üzerine bir mizah anlayışı görülmektedir. Dolayısıyla Kemal Tahir'in öykülerinde gerçekçi bir bakış açısıyla verdiği mizah unsurları, yerli ve milli hayatın birer tezahürleridir. Toplumsal ve siyasal eleştirilerin bolca yer aldığı öykülerde mizah, Kemal Tahir'in mizacından da kaynaklanmaktadır. Mizah anlayışı, ciddi meselelerin yumuşatılarak gözler önüne serilmesini ve böylece toplumun kanayan yaralarını topluma ve toplum yöneticilerine göstermek amacını taşır. Kemal Tahir'in edebiyatımızın kendi gerçeklerimizden yola çıkılarak oluşturulmasını öyküler üzerinden önerdiği anlaşılmaktadır. Öykülerinde egemen yapılara muhalefet etmiş, iktidara karşı gelmiş, halkı sömüren işadamlarını odak noktası yapmıştır. Türkiye'de yaşayan her unsuru öykülerinde işlemiştir. Bunları Anadolu ağzıyla eserlerinde dile getirmiştir. Bu topluluklarla ilgili halk ağzında dolaşan yargıları sakınmadan kullanmıştır. Kemal Tahir'in gündeme getirdiği sorunlar hâlâ güncelliğini korumaktadır. Kemal Tahir'in öykü kitaplarında mizahi unsurları inceleyen bu çalışmada, Göl İnsanları (1955, 1969, 2006), Dutlar Yetişmedi (2006), Zehra'nın Defteri (2005) ve Üstadın Ölümü (2006) adlı öykü kitaplarında geçen; din, siyaset, kadın-erkek ilişkileri ve etnik köken gibi başlıklar altında tasnif edilen mizahi muhteva incelenmiştir.

HikayeKemal TahirMizah+6
İbrahim Veli Sözer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Memlûk Devleti, Delhi Türk Sultanlığı ve Türkiye Selçukluları'nda Saltanat Nâipliği

Saltanat nâipliği bir müessese olarak her Türk-İslam Devleti'nde mevcut olan bir makam değildi. Bununla beraber var olduğu her devlette de aynı derecede pozisyona ve nüfuza sahip bulunmamaktaydı. Devletlerin merkezine ve eyaletlere tayin edilen saltanat nâiplerinden merkezde yer alan saltanat nâipleri saltanata yakın olmaları sebebiyle eyalet saltanat nâiplerinden farklı olarak iktidar üzerine doğrudan müdahil olabilme şansına sahipti. Çalışmamızın konusunu oluşturan Memlûk, Delhi Türk ve Türkiye Selçuklu Devletleri'nin merkezde yer alan askeri kabiliyete sahip saltanat nâipleri, idari işlerde de tecrübe sahibiydiler. Saltanat nâipleri sahip oldukları bu askeri, siyasi kabiliyetleri ve ayrıca kendilerinde bulunan meziyetleri ile devletlerin yönetim anlayışları çerçevesinde, hizmet ettikleri devletlerin yöneticilerinin başa geçmesinde veya hal edilmesinde belirgin bir şekilde rol oynamışlardır. Hatta onlardan sultanlık makamına dahi çıkanlar mevcuttur. Biz bu çalışma ile belirttiğimiz saltanat nâiplerinin iktidar üzerindeki etkilerini siyasi bağlamda öncesinde müstakil olarak her üç devlet üzerinde örnekleri ile ele aldık. Daha sonra ise bu saltanat nâiplerinin pozisyonlarının ve etkilerinin benzer ve farklı olan yerlerini tespit ederek karşılaştırmalı olarak bir değerlendirmede bulunup bunun akabinde bir sonuca ulaşmaya çalıştık. Anahtar Sözcükler Saltanat Nâipliği Makamı, Saltanat Nâibi, Niyâbet, İktidar, Gulam, Memlûk Devleti, Delhi Türk Sultanlığı, Türkiye Selçuklu Devleti

Anadolu SelçuklularıDelhi-Türk SultanlığıDevlet idaresi+6
Nihal Gezen
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A study of power: The making of the Turkish electricity market

As a study of power and market-making, this thesis analyzes the political and economic dynamics of the making, the maintenance, transformation, consolidation and current state of the Turkish electricity market. It examines the utilization of disciplinary discourses and expert knowledge claims; the manipulation of the dynamics with respect to market power and political power; market tools, devices, and information technologies; and the mechanisms and factors in the price realization from an actor-network perspective, which incorporates multiple market agencies and the active agency of the commodity under analysis. The underlying research is based on an official document analysis that reviews the established legal framework for the marketization of electricity, non-structured and semi-structured in-depth interviews with market actors, and secondary data analysis which explores the dynamics that enframe the making, transformation and state of the Turkish electricity market. The thesis illustrates that the most important determinant in the construction, establishment, maintenance, and consolidation of the Turkish electricity market is the active agency of the commodity itself. The analysis presents the ways in which, through the marketization process, not only the notion of the Turkish electricity market is constructed in terms of power relations in the exchange of electricity, but also how notions of the market, the economic, the social, and the political, as well as the conceptualization of individual and nature are recoded and transformed. It demonstrates that there is no economy without electricity, and no politics without economics within the current marketization process in Turkey.

ElectricityElectricity sectorEnergy market+3
Pınar Sözer
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Michael Mann'ın iktidar ve devlet teorisinin genel analizi

Sosyoloji, çok boyutlu bir disiplin olarak çeşitli olgu ve kavramları belirleme noktasında önem taşımaktadır. Buna göre, kapsam olarak geniş bir çalışma alanına sahip olmaktadır. Tarih de bu alanların başını çekmektedir. Bu doğrultuda, tarihsel sosyoloji öne çıkarak yolumuza ışık tutmaktadır. Michael Mann de tarihsel sosyolojinin önemli isimlerinden biri olacak şekilde yerini almaktadır. İktidar ve devlete dair farklı bir bakış açısı sunan Mann, analizleriyle alanına damga vurmayı başarmıştır. Çalışmanın temel amacı, üzerine pek çok düşünürün tanımını yapmış olduğu iktidar ve devlet kavramlarına Michael Mann'in perspektifi doğrultusunda irdeleyerek, farklılıkların ortaya koyulduğu bir devlet teorisi bağlamında çalışmak ve iktidarı da insan toplumları üzerinden ele alması noktasında analiz etmek olmuştur. Burada Mann her ne kadar kendi yolundan gitmiş bir düşünür olarak yer alsa da Weber'in etkisi de yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızdadır. Devlet ve iktidar, insanların toplumsal süreçlerde yaşamış olduğu tüm zamanlarda çeşitli formlarda kendisine yer edinerek, her zaman varlığını korumakta olan bir olgudur. Çoğul bir alan olarak devletin, güç ilişkileri ve iş bölümüne bağlı eşitsizlikleri içinde barındırması bakımından da iktidarın, toplumsal hayatı şekillendirmede büyük bir paya sahip olduğu söylenmelidir.

DevletDevlet anlayışıDevlet kuramı+4
Müge Kardaş Meşeli
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Family and gender in millennials' novels in Turkey: 2006-2020

This new historicist analysis aims to analyze the mutual interactions be-tween family and gender-related themes of Turkish millennials' novels and the family and gender politics of the 2000s and 2010s, in which millennials' novels were written. In this context, 26 millennials' novels were analyzed and interpreted through a critical reading. Findings suggested that millennials' novels contradict the traditional, patriarchal, and conservative family norms that have been supported and encouraged by the governments in Turkey in the last two decades. Millennials' novels are card-carrying anti-family novels. However, they do not show a similar pattern in terms of gender. In other words, millennials' novels are in concert with the sexist, misogynist, and anti-woman discourse that dominated the epoch in which millennials' novels were written. The main reason for this situation is that millennials' novels are fictional texts that want to put right or radically change Turkish society and Turkey by creating vigilantes. A family and its responsibilities are obstacles for a vigilante character. On the other hand, vigilantes believe they could find the power they need to achieve their almost impossible goals in patriarchy, masculinity, and toxic masculinity. Therefore, millennials' novels have reproduced the sexist politics that dominated the epoch in which they were written.

FamilySexual politicsNovel+4
Eyüp Aygün Tayşir
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

From ethics oriented politics to power oriented politics in 21st century: A discussion on introducing Dyadic Power Theory approach to political thought

Politics has been moralized since modern societies took place in the relations of power. Thus, it has become impossible to think politics without ethics or moral that limit our perspective towards it. However, the power is the missing point in the most of social science analysis. Its nature is so different that the will to power helps people to overpass material conditions. The willingness to power can be classified a kind of materialism as much as spiritualism. The point is that Foucauldian relations of power or Nietzschean will to power cannot be reduced to regular philosophical school. Indeed, they are the base of an alternative school in philosophy that we named it power first approach in politics. Ethics is a power technic that castrates people will to power by re-producing them as moral subject. Thus, ethics is tasked to fix fluidity of power here. How the process of subjectivation of people is going on also an important part of this research. Dyadic Power Theory is also studied because of its originality to re-think of power outside of social and ethical norms. Furthermore, the intensification of relations of power made us see the psychological character of power that reduce ethics role in politics. Thus, it is necessary to re- think of every social form from the power perspective and to initiate a debate over a post-society concept. This thesis consists of review of western political philosophy, it is a theoretical study at the basis of descriptive analysis. KEY WORDS: Politics, Ethics, Power, Subject, Self, Post-Society, Dyadic Power Theory, Psychopower, Psycho-politics

Dyadic Power TheoryPowerModern idea+5
Muhammet Ali Yunus
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk aydın profilinin siyasi iktidar ile olan ilişkisinin incelenmesi (1920-1930)

Aydın kavramı tarih boyunca dinamik bir gelişim süreci izlemiş, her dönem farklı bir aydınsal işlev daha fazla ön plana çıkmıştır. Dreyfus Davası'nın dönüm noktası olarak kabul edildiği tarihten itibaren modern aydının öne çıkan rolleri arasına eleştirellik, muhaliflik rolü de eklenmiştir. Böylelikle, aydın ve siyasi iktidar arasındaki mevcut ilişkiler de daha farklı bir hal almaya başlamıştır. Değişen bu ilişkiler ağı, modernleşme adımlarının atıldığı Osmanlı Devleti'nde de karşılık bulmuş, devlet eli ile başlatılan Türk modernleşmesini yürüten bürokrat aydın kesim ile bu kesimin attığı adımları eleştiren muhalif aydın gruplar ortaya çıkmıştır. Muhalif gruplar, önce bürokrat aydınları sonra Padişah'ı ve siyasi yapıyı eleştirerek, hürriyet ve meşrutiyet taleplerini dile getirmişlerdir. Osmanlı Devleti'nin nasıl kurtulacağı sorusuna verilen çeşitli cevaplar etrafında şekillenen muhalif hareketler Cumhuriyet Dönemi'ne kadar devam etmiştir. Aydınları, Cumhuriyet Dönemi'nde de siyasi iktidara yakın ve muhalif aydınlar olmak üzere iki farklı grup halinde değerlendirebilmek mümkündür. Çalışmada, sınırları çizilen dönem ve bu dönemin sahip olduğu özellikler doğrultusunda aydınların siyasi iktidar ile olan ilişkileri incelenecek, Cumhuriyet Dönemi aydınının muhalif, eleştirel yönden nasıl bir görüntü sergilediği değerlendirilecektir. Ayrıca, aydınların muhalif, eleştirel yönlerini etkileyen unsurların da üzerinde durulmaya çalışılacaktır. Bu doğrultuda, 1920-1930 dönemi içerisinde siyasi iktidar ile farklı ilişkiler geliştirmiş olan aydınlar ele alınmıştır. Siyasi iktidar ile yakın ilişkilere sahip aydınlardan: Falih Rıfkı Atay, Yunus Nadi Abalıoğlu ve Yahya Kemal Beyatlı isimleri ele alınırken, siyasi iktidar ile dalgalı ilişkilere sahip olan muhalif aydınlardan: Halide Edip Adıvar, Hüseyin Cahit Yalçın ve Ahmet Emin Yalman isimleri üzerinde durulmuştur.

AydınlarEntelektüelModernleşme+3
Ozan Civelek
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Muhalefet yıllarında İsmet İnönü: 1950-1960

Çalışmada, çok partili siyasal hayata geçiş sonrası 1950 Genel Seçimlerini kaybedip, ?Benim en büyük yenilgim, en büyük zaferimdir? diyen Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Adamının, muhalefet yıllarında izlediği politika incelenerek, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nin bir dönemine ışık tutmak amaçlanmıştır.Tarih, yalnızca okunmakla, bilinmekle değil, değerlendirmeler ve bu değerlendirmelerden çıkarılacak derslerle önem kazanmaktadır. Önce asker sonra da siyasetçi olarak ülkesine hizmet veren, çok partili siyasal hayatın kurulmasına doğrudan etki eden İsmet İnönü'nün, muhalefet konumuna geçtikten sonra zor şartlar altında verdiği demokrasi ve partisini ayakta tutma mücadelesinin irdelenmesi, demokrasimizin emekleme devresindeki iktidar-muhalefet ilişkilerinin çözümlenmesi ve demokrasinin de doğru yorumlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

MuhalefetSiyasal davranışSiyaset+7
Atıl Cem Çiçek
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumak

Bu çalışmanın amacı, iktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumaktır. Bu bağlamda, CHP ile AKP arasındaki polemikler merkez-çevre çatışması bağlamında incelenmiştir. Cumhuriyet, Hürriyet, Vatan, Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri çalışma kapsamında incelenmiştir. Bahsi geçen gazeteler, eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Çalışma, birinci bölümde Türkiye siyasetinde belirleyici olan merkez-çevre çatışmasına odaklanmıştır. Bu bağlamda, modernleşme ve batılılaşma olguları incelenmiştir. Çalışmada, Osmanlı-Türkiye modernleşmesinde basının rolüne de değinilmiştir. Bu bağlamda, modernleşme sürecinde basının önemi öne çıkarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türkiye basınından seçilen gazeteler eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular, çalışmanın birinci bölümünde yer alan kuramsal kısım bağlamında değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, gazetelerde yer alan iktidar muhalefet polemiklerinin nasıl bir söylemle haberleştirildiği incelenmiştir. Farklı ideolojik referanslı 6 gazetede yer alan polemik haberlerinde, CHP ile AKP arasında merkez-çevre çatışması okumasına olanak veren polemiklerin yaşandığı görülmüştür. Cumhuriyet gazetesi iktidara muhalif bir haber söylemi kurmuştur. Hürriyet ve Vatan gazeteleri her iki tarafın söylemlerini yeniden üretmiştir. Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri ise iktidarın söylemlerini destekler bir eğilim göstermiştir. Sonuç olarak, güncel siyasetten hareketle CHP-AKP arasındaki polemik konularının merkez-çevre çatışması okumasına olanak verdiğini ve incelenen gazetelerdeki söylemlerden hareketle merkez-çevre çatışmasının devam ettiğini söylemek mümkündür. Anahtar kelimeler: İktidar, muhalefet, merkez, çevre, modernleşme, batılılaşma, basın.

BasınEleştirel söylem çözümlemesiGazetecilik+6
Latif Bilgiler
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

1973 sonrasında Türkiye`de yapılan genel seçimlerin değişik seçim sistemleriyle değerlendirilmesi "iktidar senaryoculuğu"

Genel seçimlerSeçim sistemleriSeçimler+2
Cemal Altan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye'sinde iktidarın mikrofiziği ve öznel deneyim

Bu çalışmada Michel Foucault tarafından geliştirilen arkeoloji, soybilim ve etik yöntemleri erken cumhuriyet dönemi Türkiye'sinde iktidar mekanizmasının ve kurulu özneliğin analizini yapmak için kullanılmıştır. Çalışma, hem ontolojik anlamda verili bir doğası olmadığı için kurucu olmayan öznenin iktidarın özgül etkileri aracılığıyla inşasına eleştirel bir yaklaşım hem de öznenin yapay doğasının keşfedilmesine yönelik bir girizgâh olmayı amaçlamaktadır. Erken cumhuriyet döneminde öznenin inşasında etkili olan kılcal iktidar ilişkileri ve devlet iktidarı, modernizmin gerçekleşmesi için reddi miras ilişkisine dayanan bir süreksizliği izlerken diğer yandan üretilen söylemsel oluşumlarla bireylerin gündelik yaşamlarını algılama ve benimseme biçimlerini inşa etmiştir. Çalışma, ulus olma söyleminin bireyler tarafından nasıl içselleştirildiğine ve özneleştirme yoluyla kimliklerinin nasıl iktidara tabi kılındığına odaklanırken, aynı zamanda iktidar mekanizmalarına karşı nasıl sınır-tutum geliştirildiğinin tarihselliğine de dayanmaktadır. Belirli bir dönemde var olan 'şey'e kendi tekil bağlamsallıkları içinde bakmak, öznenin o dönem içinde inşa edilmiş doğasını ortaya çıkarır. Bu bağlamda erken cumhuriyet dönemi, ulusal kimlik, laiklik, milli eğitim, beden sağlığı, asri annelik ve kahraman erkeklik gibi söylemsel oluşumlara dayalı hakikat rejimleri tarafından deneyimlerin inşa edildiği ve bireyin özneleştirildiği kendisini eskiden ayıran tarihsel bir süreksizliktir. Tüm bu anlatılar ışığında erken cumhuriyet döneminin Foucauldian bir analizi, ümmet-millet, tebaa-yurttaş, din-laiklik, medrese-okul gibi karşıtlıklarla eskiyi hafıza alanına iterek reddeden dönemin iktidar mekanizmasının biyoiktidarla uyumlu olduğu bir tarihsel süreksizliği ortaya koymaktadır.

BiyoiktidarSiyasi iktidar
Merve Abanoz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

İki farklı dünya ama aynı popülizm: Hugo Chávez ve Recep Tayyip Erdoğan karşılaştırması

In political science literature, there is a lively debate on how to identify and define populism. Yet, there are limited numbers of scholarly works on the relationship between leadership and populism in juxtaposition with democracy. This study aims to analyze how political leaders rise as the populists and how populist leadership transforms political structures. Following a theoretical debate on definitions of populism with a particular focus on populism as a political strategy, the analysis of the socio-economic and political policy preferences of two different and ideologically contrasting populist leaders, Hugo Chávez and Recep Tayyip Erdoğan, demonstrates that once the leaders attain power through the populist strategy, consecutive electoral successes thanks to populism bestows them with the opportunity of personalizing and consolidating their power. Building on their power enables them to restructure the political system along with their political vision which is at times in contradiction with traits of liberal democracy such as contestation, opposition and pluralism. As the analysis of these two cases shows, populism can emerge in very different contexts since the two countries differ in their institutions, democratic legacy, demographics, history and economy. The analysis also reveals the necessary but insufficient conditions of populism shared by the two countries such as the breakdown of the traditional party system, high social inequality, and peculiar traits of political culture, with an emphasis on support for a strong executive and a democratic system. Key Words: Populism, leadership, socioeconomic policies, Recep Tayyip Erdoğan,Hugo Chávez

Chavez, HugoErdoğan, Recep TayyipPopulism+7
Selin Karana Şenol
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İslam mabedine yazı nasıl girdi?

Bu tezde İslam mabedine yazı kültürünün nasıl girdiği incelenmiş, bir sembol olarak yazının mekanla nasıl ilişki kurduğuna bakılmıştır. Çalışmada yazının İslam mabedi için vazgeçilemez bir unsur olup olmadığı, yazıyla nelerin söylenmek istendiği, yazının muhatabının kim olduğu ve mimarinin söylemek istediklerinin yanında yazıya nasıl bir rol düştüğü soruları sorulmuştur. İslam tarihinin kırılma noktalarından seçilen mabetler bu bağlamda incelenmiş, yazı programlarının mimari ve iktidar kavramlarıyla ilişkisi ortaya konmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde İslam mabedi kavramı ve mescitlerin camiye dönüşme süreci üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde İslam mabedine yazı programlarının neden girdiğine cevap aranmış, bunun için yazı içeriklerinin hangi şekilde ve nerede tercih edildiklerine bakılmıştır. Üçüncü bölümde yazının okunabilirliği ve iktidarlar eliyle yönlendirilebilirliği tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: İslam mabedi, İslam mimarisi, yazı programları, iktidar, hüsn-i hat, mimari yazı

Hüsn-i hatMabedlerMimari yazılımlar+3
Ruveyda Korkut
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi dergilerin iktidar-politik illüstrasyonları ile günümüz dergilerinin iktidar-politik illüstrasyonların karşılaştırılması

"II. Meşrutiyet Dönemi Dergilerin İktidar-Politik İllüstrasyonları ile Günümüz Dergilerinin İktidar-Politik İllüstrasyonların Karşılaştırılması" adlı çalışmada, Türk tarihi içerisinde gelişim ve değişimin önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilebilecek olan Meşrutiyet döneminde dergilerde yayınlanan iktidara yönelik illüstrasyonlarla günümüz politik kaynaklı illüstrasyonların karşılaştırması ve analizi ele alınmıştır. Bu tez çalışmasında, II. Meşrutiyet Dönemi'ndeki sanat dünyasının tarihine, kültürel gelişimine ve değişimine değinilmiştir. II. Meşrutiyet döneminin siyasal ortamı, toplumsal değişimi, kültürel gelişime etkileri ve çalkantılı bir yapının içinde yayın politikalarının belirlenme şekilleri çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Yüzyıllar geçse illüstrasyon anlayışındaki acımasız eleştiriler ve ayrıştırıcı tutum günümüz dergi ve gazetelerinde ki görsellerle benzer bir safta buluşur niteliktedir. Bu tez çalışması ile II. Meşrutiyet dönemi dergilerin iktidara yönelik illüstrasyonları ile günümüz dergilerinin politik nedenli illüstrasyonlarla karşılaştırılması yapılarak, farklı dönemlere ve bugüne ait benzerlikler ve farklılıklar ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma; çeşitli kitap, makale, yayımlanmış veya yayımlanmamış doktora ve tez çalışmaları, internet yayımları vb. birçok kaynağın taranması sonucunda çizim örnekleri incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Karşılaştırma bölümünde tez çalışmasının tarih sıralamasına binaen, II. Meşrutiyet döneminden bir illüstrasyon, günümüz döneminden bir illüstrasyon çalışması olarak sıralama yapılmıştır. Sonuç olarak, elde edilen illüstrasyon örnekleri üzerinden yıllara ait, devrin sosyal, siyasal ve kültürel yapısı ile basın faaliyetleri incelenerek karşılaştırılmıştır. Geçmişte iktidara yönelik eleştirel illüstrasyonların farklı dönemlerde ve günümüzde de benzer tekrarlarının yapıldığı belgelerle ortaya konulmuştur.

DergilerKarikatürMedya+7
Cemile Ağaç Yıldırım
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eleştirel kuram bağlamında Türkiye'de medya-siyaset ilişkileri

80?li yıllarla beraber Türk toplumu sivilleşme, demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü bağlamında önemli bir dönüşüme şahitlik etmiştir. Bu dönüşümün bir sonucu olarak ülkemizde sivil toplum ve kamuoyu oluşumu özel bir önem kazanmaya başlamıştır. Sivil toplumun ve kamuoyunun şekillenmesinde en önemli pay şüphesiz medyanındır. Gene bu yıllarla beraber özel televizyonların kurulması, özel radyo istasyonlarının tesisi ve özellikle son yıllarda farklı etnik dillerde yayın özgürlüğünün sağlanması medyanın siyaseti şekillendirmesinde etkili olmuştur. Öte yandan 28 Şubat süreci gibi anormal dönemlerde medya patronlarının aynı zamanda işadamı haline gelmesi, ihaleler peşinde koşması ve daha da ileri giderek medya kartelleri oluşturması siyasetin artık dördüncü kuvveti olarak betimlenen medyanın ne denli etkin ve etkili bir araç olduğunu ülke gündemimize yansıtmıştır.Tüm bu veriler ve olgular ışığında çalışmamız Türkiye?de medya ve siyaseti son dönem analizine odaklanmış iktidar medya ilişkilerinin oluşturduğu sosyo-politik konjonktür, özgün örnekleri ve bire bir gazete küpürleri bağlamında çözümlenmiştir. Ne var ki, kolayca görüleceği üzere medya-siyaset arasında kurulan bu bağ pek çok eleştiriyi de beraberinde getirmektedir. İşte bu eleştirel analizi güçlü bir referans çerçevesi ekseninde irdeleyebilmek için Avrupa?da son dönem siyaset-medya ilişkilerini en sağlam temellere oturtarak değerlendirme kapasitesine sahip olan eleştirel kuramdan faydalanılmıştır. Sonuç olarak tezimiz son dönem medya-iktidar ilişkilerinin doğurduğu problemlere dikkat çekerek çözüm önerileri sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Kuram, Siyaset, Medya, Arap Baharı, Muhafazakâr Kimlik

Adalet ve Kalkınma PartisiArap BaharıEleştirel kuram+6
Ahmet Özkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

II. Dünya savaşında Türkiye kamuoyu (1939-1945)

ÖZET 2. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'de idarenin başında bulunan İnönü, koyu bir otoriter yönetim kurmuş böylece iktidar üzerinde mutlak söz sahibi olmuştur. Bu dönemde Türkiye kamuoyunda savaş bir numaralı yeri işgal ederken,,Türk dış politikası, hükümetin aldığı ekonomik önlemler ve fikir tartışmaları diğer konular olmuş, savaşın sonunda ise kurulan yeni partilerle ilgili haberler kamuoyunun gündeminde yer tutmuştur. Türkiye bu dönemde dış politikada ne pahasına olursa olsun savaşın dışında kalma politikası izlemiş; savaş içerisindeki müttefik konferanslarında alman kararlar gereği savaşa katılması yolunda bütün baskılara direnerek bu konuda başarılı olmuştur. Bu dönemde basın talimatlarla, yönlendirmelerle kapatma cezalan ile denetim içinde olmuş serbest bir kamuoyu oluşmamıştır. İktidar istediği gibi bir kamuoyu oluşturma politikası izlemiştir. Dönemin iktidarı, bu dönemde yaşanan fikir tartışmalarında dış konjonktüre göre taraf olmuş özellikle 1944 yılında savaşı kazanan tarafta yer alan Sovyetlere karşı şirin görünmek için Turancılara karşı ağır baskılar uygulamıştır. Savaş sonunda Türkiye müttefikler tarafında yer aldığı için devrin iktidarı ister istemez çok partili hayata geçmiş ve 1950'deki ilk serbest seçimlerde iktidarı Demokrat Parti'ye devretmiştir. Böylece İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'yi yöneten ve tek parti olarak 27 yıla (1923-1950) damgasını vuran CHP devri sona ermiştir.

BasınDünya Savaşı IIGazeteler+7
Murat Biçer
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

XVIII. yüzyılın ilk yarısında yeniçerilerin politik ve sosyo-ekonomik rolleri: İstanbul örneği

Bu çalışmada, XVIII. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı askerî gücü içerisinde Yeniçeri Ocağı'nın mevcut durumunu ortaya koymanın yanı sıra sosyal ve politik yaşamdaki rolleri, İstanbul örneği üzerinden incelenmiştir. Osmanlı askerî gücü içerisinde beş yüz yıla yakın varlığını sürdürmüş olan Yeniçeri Ocağı, XVI. yüzyıl sonlarından itibaren dahilî ve haricî nedenlere bağlı olarak ocak düzeninde meydana gelen değişim, ocağın eski askerî gücünü kaybetmesine ve askerî bir teşkilat olmaktan öte ekonomik ve politik güce sahip bir kurum haline gelmesine sebep olmuştur. Bu nedenle çalışmada ocak, onu askerî bir kurum olarak gösteren tarih yazımından farklı olarak, çeşitli esnaf kollarında ve ticari hayatta yer alan, sivil yaşamla bütünleşen bir yapı içerisinde ele alınmıştır. Çeşitli arşiv belgeleri ve bu zamana kadar yapılmış olan çalışmalardan faydalanılarak yeniçerilerin ekonomik gücünün, şehir hayatına katılımlarıyla meydana gelen değişim ortaya konulmuştur. Yeniçerilerin sivil hayatla iç içe geçen ilişkileri, ocağın ekonomik gücü ve bu gücü sağlayan sermaye birikimlerine bağlı olarak ortaya çıkan dayanışma ve kredi ilişkileri ortaya çıkarılmış; çeşitli esnaf grupları içerisinde yer almaya başlamalarıyla şehrin ekonomik düzenine olan etkileri belirlenmiştir. Özellikle XVII. ve XVIII. yüzyılda yaşanan isyanlarda yeniçerilerin etkisi merkezî yönetime karşı bir tehdit unsuru haline geldiği için çalışmanın bir bölümünde de bu dönemde yaşanan isyanlarda yeniçerilerin etkisi ve gücü ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Yeniçeri Ocağı, XVIII. yüzyıl, Osmanlı Toplumu, Esnaf, İsyan.

18. yüzyılEkonomiEkonomik güç+7
Naime Yüksel Kayaçağlayan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki ekonomik aktörlerin yapı, süreç ve uygulamalarında güç faktörü ve güce bağımlılık

Bu tez çalışması, Türkiye'deki geleneksel ekonomik aktörler ile (TÜSİAD'a üye olan büyük holdingler), özellikle 1980 sonrası kurulan yeni ekonomik aktörlerin (MÜSİAD'a üye olan dinci sermaye) yapı, yönetim ve girişimci davranışı (örneğin holding yapısı, sahiplerin yönetimdeki etkisi, profesyonelleşme düzeyi, siyasilerle ilişkiler, sermayenin kaynağı, farklı sektörlere yayılma gibi) açısından ne ölçüde benzerlik gösterdiği ve/veya farklılaştığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Faaliyetlerini sürdürmek için çevredeki kaynakları kullanan bu örgütlerin TÜSİAD ve MÜSİAD gibi birliklere neden ihtiyaç duydukları, kaynak bağımlılığı sorunlarını yönetmede nasıl bir yol izledikleri incelenmiştir. Bu tez çalışmasında literatür taramasına da geniş yer verilerek, bazı kavramların daha net anlaşılması sağlanmaya çalışılmıştır. Bu araştırmada nicel yöntemler kullanılmış ve TÜSİAD ile MÜSİAD'a üye olan firma bilgileri, bu firmaların kendi web sayfalarından ve TÜSİAD ile MÜSİAD'ın web sayfalarından elde edilmiştir. Çalışmada TÜSİAD ve MÜSİAD, örgütsel ve politik güç kullanmaları açısından da ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: TÜSİAD, MÜSİAD, Örgütsel Güç, Politik Güç, Kaynak Bağımlılığı

GüçGüç faktörleriKaynak bağımlılığı+4
Oktay Yazıcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlik kültürü ve iç politikaya etkileri bağlamında "Mavi Vatan" kavramı ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası

Türkiye bulunduğu coğrafi ve jeopolitik konum itibariyle küresel ve bölgesel birçok konu ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişki içerisindedir. Bu tezin amacı, "Mavi Vatan" kavramı çerçevesinde son dönemde Doğu Akdeniz'de gerçekleşen askeri, ekonomik ve diplomatik gelişmelerin, Türk iç politikasına ne derece etki ettiği sorusuna siyasi aktörler ve düşünce kuruluşları zaviyesinden cevap arayıp literatüre katkı sağlamaktır. 'Politika ile ilgili hiçbir mesele tümüyle dışa ya da içe ait değildir. Bu tespitten hareketle dış politikanın, iç ve dış ilişkilerin ve aktörlerin karmaşık ortamında üretilen/uygulanan bir politika olduğunun altı çizilmelidir. İçte ve dışta farklı aktörlerin ve menfaatlerin bir araya getirilmesi ve bunların somut uygulamalara dönüşmesi zaman içerisinde değişebilen koalisyonlara dayanmaktadır'. 'Dış politika' esasen dışarıya ilişkin gibi görünse de temelde iç siyasi dinamiklerle ilişkili ve karşılıklı etkileşim içerisinde olan bir kavram olma özelliğine sahiptir. İç politikada halk ve ülke içi siyasi aktörlerin hem fikir oluşturma, hem de ortak bir politikayı destekleme düşüncesi, mevcut ülkenin uluslararası camiada daha kararlı ve güçlü adımlar atmasını kolaylaştırır. "Mavi Vatan" ve "Doğu Akdeniz" meselesinde de bu durum aynen geçerli ve izlenmesi gereken yol olarak dikkate değerdir. Sonuç olarak elde edilen bulgular çerçevesinde, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kendisinin ve KKTC'nin haklarını askeri, hukuki ve bürokratik alanlarda olabildiğince savunduğu ve etkin bir dış politika izlediğini söylemek mümkündür. Belli farklılıklar dışında Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de ki haklılığı gerek İktidar ve muhalefet açısından ve gerekse de belirlenen Düşünce Kuruluşları açısından haklı görülmüştür.

Doğu AkdenizGüvenlikGüvenlik kültürü+7
Mert Tüter
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1954-1957 yılları arasında çıkarılan kanunlar ve bu kanunların çıkarılması sırasında yaşanan iktidar-muhalefet ilişkisi

Osmanlı İmparatorluğu'nda modernleşme hareketleri, bürokrasiyi siyasi kararları ile uygulayan değil, siyasi kararlar alan bir kurum haline getirmiştir. Osmanlı'nın kalıntısı üzerine kurulan Cumhuriyet yeni bir devlet ve yeni bir sistem olduğu halde, devletin yönetim yapısı eski sisteme dayanmıştır. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iç ve dış dinamiklerin zorlaması ile çok partili hayata geçmiştir. Çok partili yaşama geçtikten sonra ilk önemli muhalefet partisi olan Demokrat Parti 7 Ocak 1946'da kuruldu. CHP iktidarına karşı ciddi ve güçlü bir muhalefet yürüten Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 Genel Seçimlerinde iktidara gelmiştir. DP'nin iktidara gelmesi Türkiye'de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. İktidarının ilk yıllarında büyük hamleler gerçekleştiren Demokrat Parti, 2 Mayıs 1954 Genel Seçimlerinde gücünü daha da artırarak iktidarını pekiştirdi. Muhalefet partileri DP'nin takip ettiği siyasete 1955'in sonlarından itibaren şiddetle karşı çıkmaya başlamışlardır. Muhalefetin iktidara yönelik eleştirilerini artırması DP'ye muhalefet üzerinde daha da baskı kurmaya itmiştir. DP'nin giderek baskılarını artırması muhalefet partilerini birbirine yaklaştırmış ve muhalefet partileri arasında işbirliği süreci başlamıştır. 1957 Genel Seçimlerinden önce muhalefet Partileri bir güç birliği oluşturmaya çalışmış ancak aralarındaki çekişmeler ve DP'nin izlediği politikalar sonucunda bu işbirliği girişimi sonuçsuz kalmıştır. 27 Ekim 1957 Genel Seçimlerinde DP'nin oy oranının düşmesi DP'yi daha da hırçınlaştırmıştır. Bu da muhalefet partileri arasındaki işbirliği sürecini hızlandırmıştır. İktidar ve muhalefet arasında kısa süren birkaç bahar havası denemesinden sonra iktidar ve muhalefet arasındaki ilişkiler 1958 yılının sonlarından itibaren sertleşmeye başlamış ve cepheleşmeler başlamıştır. Milli Muhalefet Cephesi ve DP'nin Vatan Cephesi arasındaki çekişmeler 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Halk Partisi, Çok Partili Hayat, Demokrat Parti, İktidar- Muhalefet, Kanun Müzakereleri.

Cumhuriyet Halk PartisiCumhuriyet tarihiKanunlar+6
Fatih Akkuş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects