Social development

Bu konu başlığı altında 55 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencı̇lerı̇n akademı̇k başarısı ve sosyal-duygusal gelı̇şı̇mı̇ üzerı̇ndekı̇ etkı̇sı̇ne yönelı̇k bı̇r meta-analı̇z çalışması

Bu çalışmada hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin akademik başarısı ve sosyal-duygusal gelişimi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin akademik başarısı ve sosyal-duygusal gelişimi üzerindeki etkisini araştıran deneysel araştırma bulguları meta-analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde CMA yazılımı kullanılmıştır. Çalışmaya, 1984-2016 yılları arasında uluslararası alanyazında yer alan 54 yayın dahil edilmiştir. Hedges g etki büyüklüğü katsayısı olarak kullanılmıştır. Etkinin farklılaşan örneklem büyüklüğü, hızlandırma türleri ve katılımcılar bağlamında değişkenlik göstereceği varsayılarak, analizde rastgele etkiler modeli kullanılmıştır. Analiz sonuçları önceki meta-analiz çalışma bulguları ile tutarlılık göstermektedir. Hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin akademik başarısı ve sosyal-duygusal gelişimi üzerinde olumlu etkilere sahip olduğu görülmektedir. Araştırma bulguları hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin eğitiminde etkili bir strateji olduğunu göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Üstün zekâlı öğrenciler, Eğitimde hızlandırma, Meta-analiz, Akademik başarı, Sosyal-duygusal gelişim

Akademik başarıBaşarıDuygusal gelişme+6
Sıdıka Ersoy
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Erken çocuklukta okul çaplı olumlu davranış desteği modelinin etkililiği

Bireyin çocukluk yıllarındaki davranışları ilerleyen yıllardaki davranışlarının ve sosyal gelişiminin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle, çocuklara uygun davranışların kazandırılması, sosyal becerilerinin desteklenmesi ve problem davranışlarının erkenden azaltılması son derece önemlidir. Bu nedenle araştırmacılar, çocukların problem davranışlarına etkili çözümler getirecek kanıt temelli müdahale arayışları içerisindedir. Alanyazında, erken çocuklukta özel eğitime yönelik birçok program bulmaktadır ancak "Olumlu Davranış Desteği (ODD)" yaklaşımının 2000'li yılardan itibaren yaygın olarak uygulanan bir müdahale programı olduğu görülmektedir. ODD, çocuğun bulunduğu çevrede, eğitim sisteminde, eğitimcilerin yaklaşımlarında olumlu yönde değişiklikler yaparak çocuğun yaşam kalitesini yükseltmeyi, çocuğun olumlu davranışlarının ödüllendirilmesi gibi uygulamalar yaparak çocuğun problem davranışlarını azaltmayı ve uygun davranışlarını artırmayı hedeflemektedir. ODD kapsamında yer alan bu uygulamaların bir okulun tamamını kapsayacak şekilde planlanıp uygulanmasına "Okul Çaplı Olumlu Davranış Desteği" uygulamaları denilmektedir. Bu araştırmada, "Erken Çocuklukta Okul Çaplı Olumlu Davranış Desteği (EÇODEM)" müdahalesinin çocukların problem davranışlarını azaltma ve önleme ile uygun davranışlarını ve sosyal beceri düzeylerini artırmaya yönelik etkililiği değerlendirilmiştir. EÇODEM dört ana aşamada ve 14 adımda gerçekleştirilmiştir. Araştırma Eskişehir'de bulunan bir bağımsız anaokulunun yöneticileri, öğretmenleri, yardımcı personelleri, tanılı ve tanısız tüm çocukları ve birincil bakıcıları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sürecinde nicel ve nitel veriler aynı zamanda toplandığı için karma yöntem araştırma modeli çeşitlerinden "yakınsayan paralel karma yöntem" deseni benimsenmiştir. Araştırmanın nicel ve nitel bulgularına göre, EÇODEM uygulamaları ile tanılı ve tanısız çocukların problem davranışlarında anlamlı düzeyde azalma ve sosyal beceri düzeyinde ise artma tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Davranış problemi, Duygu ve davranış bozukluğu, Olumlu davranış desteği, Okul çaplı olumlu davranış desteği, Erken çocukluk

Erken çocuk eğitimiEğitim programlarıOkul hayatı+5
Meral Melekoğlu
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hülâsatü'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'an'da dönemin siyasi ve sosyal gelişmelerinin yansımaları

Çalışmamızda Konyalı Mehmed Vehbi Efendi'nin yazmış olduğu Hülâsatü'l-Beyân Fî Tefsiri'l Kur'an eserinde dönemin siyasi ve sosyal gelişmelerinin yansımaları ele alınmıştır. Çalışmamızın ilk bölümünde eserin daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla yazarın eğitimi, yapmış olduğu görevler ve siyasi yönleri ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümde eseri yorumlarken etkili olan düşünce yapısı ve dünya görüşü üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra bu bölümde yorumlarında etkili olması münasebetiyle dönemin siyasi gelişmelerine değinilmiştir. Halk arasında kullanılan atasözleri ve deyimlerden bahsedilmiştir. Gaybî konuları görsel hale getirmesi açısından kullanmış olduğu benzetmelere yer verilmiştir. Sonuçta bu özelliklerin yaşadığı dönemde halk tarafından eserin sevilmesini ve tutulmasını sağladığı tespit edilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde toplumsal gelişmelerin esere yansımaları ele alınmıştır. Bu bölümde Batılılaşmanın, dönemin mimarisinin, teknolojinin, tıp ve biyolojinin, dini problemlerin ve ahlaki problemlerin esere nasıl yansıdığı tespit edilmiştir. Her dönemde farklı şekilde yorumlanan ve tartışılan konulardan olan kadın ve örtünme, şeriat ve faiz konularındaki görüşleri tespit edilmiştir. Ayrıca burada yaşadığı dönemde tartışma konusu olan Cuma gününün tatil olması meselesi ile ilgili görüşlerine de yer verilmiştir. Bu bölümde ele aldığımız konulardan Vehbi Efendi'nin büyük oranda yaşadığı dönemdeki toplumsal olaylardan etkilendiği sonucuna varılmıştır. Tezimizin son bölümünde ise dönemin siyasi olaylarının esere yansımaları üzerinde durulmuştur. Müellifin yaşadığı dönemin önemli olaylarından olan Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı'nın esere nasıl yansıdığı tespit edilmiştir. Askerlik konusundan çokça bahsetmesi neticesinde bu konuyu ayetlerden temellendirmeye çalıştığı gözlemlenmiş ve bunda yaşanılan dönemdeki savaşların etkisinin olduğu sonucu çıkarılmıştır. Ayrıca burada devletle ilgili konuların esere yansımalarına değinilmiş, seferberlik ve milli mücadele döneminin esere yansımalarından bahsedilmiştir. Sonuç olarak Vehbi Efendi'nin dönemin toplumsal ve siyasal olaylarından büyük ölçüde etkilendiği tespit edilmiştir. Eseri yazmada ki amacının halka ve devlet ileri gelenlerine mesajlar vermek olduğu anlaşılmıştır. Dönemin sorunlarını eserine yansıtması bunu kanıtlar niteliktedir.

Kur'an-ı KerimMehmed Vehbi EfendiMehmed Vehbi Konevi+4
Muhammed Güleç
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş Türk resminde figüratif resmin kültürle ilişkisi

Bu araştırmada Çağdaş Türk Resim Sanatında yaşanılan kültürel değişimin figüratif resme yansıması, kuramsal bir çerçevede tartışılması amaçlanmıştır. Bu araştırma günümüz figüratif resmini anlayabilmek açısından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen araştırma Çağdaş Türk Resminde Figüratif resim yapan ressamlar ve eserleri ile sınırlıdır.Araştırmada Resim tarihinde figürün yeri ve önemi vurgulanarak Avrupa resminin gelişiminde yer alan figüratif resimlere, üsluplara ve yaklaşımlara kısaca değinilmiştir.Çağdaş Türk Resminin oluşumu ve figüratif resim başlığı altında yer alan ikinci bölümde Türk Sanatında figürün varlığına değinilerek minyatürden başlayan sürecin Batılı anlamda resim geleneği ile değişimine yer verilmiştir. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin figür resmindeki önemi vurgulanarak Cumhuriyetin ilanı ile her alanda gerçekleşen yeniliklere ve bu yenilikler içerisinde sanat alanındaki gelişmelere yer verilmiştir. Cumhuriyet sonrası sanat grupları ve bu gruplar içinde figür resminin anlatım biçimi, konusu, tekniği ve anlayışında ortaya çıkan değişiklikler incelenmiştir.1950 sonrası siyasal, sosyal ve ekonomik alanlardaki yeni oluşumlar sanat alanlarını da etkilemiş, yeni bir açılım ve çok yönlülük getirmiştir. 1980'ler büyük atılımların, değişimlerin ve sanatsal gelişmelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda figüratif ve soyut resim, akademi çevrelerince tartışılmaya başlanmıştır. Sanatçılar figüratif resmi yeni içerik değerlerine kavuşturmaya çalışmıştır.Dünya'da ve Türkiye'de ortaya çıkan toplumsal, düşünsel ve teknolojik değişikliklerin sanat dünyasını nasıl etkilediği bu etkileşimin yeni sanatsal oluşumlar yanında figür resmine yansıması tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Figüratif Resim; Sanat Akımları; Sanayi-i Nefise Mektebi; Çağdaş Türk Resim Sanatı.

Figüratif resimKültürModern resim+6
Zerrin Pehlivan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsani gelişme yaklaşımı ve neoliberal politikaların gelişmekte olan ülkeler açısından karşılaştırılması

Amartya Sen'e göre kalkınma, insanların yararlandıkları gerçek özgürlüklerin genişletilmesi sürecidir ve temel olarak insanlarla ilgilidir. Gerçek anlamda bir kalkınma ancak, insanların yaşamlarını özgür bir biçimde sürdürebildikleri bir toplum içerisinde gerçekleşebilir. Yalnızca gelir artışının veya çıktı düzeyinin artırılmasını içeren iktisadi bir anlayış, böylesi bir süreci açıklamada yetersiz kalır. Gelir artışı, tek başına insani yoksunluğu açıklayamaz. İnsanların tercihleri, iktisadi refahın çok ötesindedir. Dolayısıyla kalkınma sürecinin asıl içeriğine erişilmesi, ancak insanların yaşamlarında önemli bir yer tutan ve onların yaşamlarını değerli kılan sosyal, siyasal, kültürel olmak üzere diğer tüm unsurların da analize dahil edilmesiyle mümkün olabilir. Ancak bu şekilde, insan refahı tam anlamıyla anlaşılabilir.Amartya Sen'in "kapasite yaklaşımı", insan merkezli bir kalkınma anlayışının felsefi ve kavramsal altyapısını oluşturur. Merkezine insanı alarak, onun temel kapasitelerine ve özgürlüklerine odaklanan insani gelişme yaklaşımı, kalkınma sürecinde önemli bir yer tutar. Kişisel çıkar dürtüsüne dayalı, faydanın ve iktisadi refahın maksimizasyonunu içeren ve rasyonaliteyi evrensel bir koşul olarak kabul eden neoliberal yaklaşımda ise kalkınmanın içeriği, milli gelirde rakamsal bir artışı ifade eder. Ancak böylesi bir kalkınma anlayışı, gelişmekte olan ülkelerin deneyimlerine bakıldığında yetersiz ve işlevsiz kalır. İhtiyaç duyulan, bilinçli bir kamu politikasıyla iktisadi büyümenin insanların yaşantılarına aktarılmasıdır. Buna göre, kalkınma sürecinde insana ve insani gelişmeye dayalı bir yaklaşım, etkili bir kamu politikasıyla birlikte, gelişmekte olan ülkelerde neoliberal reçetelere göre daha etkin görünmektedir.

Devlet politikalarıEkonomik kalkınmaGelişim+4
Mehmet Sedat Uğur
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dünyada ve Türkiye'de kooperatiflerin ekonomik ve sosyal kalkınmadaki rolü

Bu çalışmanın amacı; dünyada ve ülkemizde değişik alanlarda faaliyet gösteren kooperatif türlerini ve bunların ekonomik ve sosyal kalkınmaya etkilerini açıklamak, kooperatiflerin yaşanan ekonomik krizlerde güçlü bir işletme modeli olarak varlıklarını sürdürebildiklerini göstermek, kooperatif sektörü hakkında toplumun değişik kesimleri arasında farkındalık yaratılmasını sağlamak ve sektöre yönelik alınması gerekli tedbirleri ortaya koymaktır. Bu kapsamda, dünyadaki ve Türkiye'deki kooperatif hareketi makro bir bakış açısıyla ele alınıp, titiz bir şekilde incelenmiştir. Oldukça kapsamlı yerli ve yabancı literatür taramasının yapıldığı çalışmada ülke uygulamalarına yer verilmiştir.Üyelerinin menfaatleri gözetilerek ticari işletmeler şeklinde oluşturulan kooperatifler, özellikle ekonomik krizlerin atlatılmasına ve piyasa başarısızlıklarının giderilmesine yönelik bir model önerisidir. Kendi içinde yardımlaşma esasına dayalı olarak oluşturulan kooperatifler, yoksullaşmış ve marjinalleşmiş kesimlerin yaygın olarak dahil olabildiği yapılardır. Kooperatifler, özellikle erişilmesi zor kırsal alanlar ile özel teşebbüs ve kamu girişimlerinin zayıf olduğu bölgelerde, yerel halkın örgütlenmesini ve ekonomik durumlarının güçlendirilmesini sağlamakla kalmazlar, aynı zamanda girişimci kalkınmayı da teşvik eder ve desteklerler. Bunun yanı sıra kooperatifler; sosyal içerme, toplumsal yaşam biçimi ve cemiyet oluşumunu geliştirirken, verimli istihdam yaratılmasına, gelirlerin artırılmasına ve yoksulluğun azaltılmasına da önemli ölçüde katkıda bulunurlar.Ekonomik ve sosyal işletmeler olan kooperatifler dünya genelinde birçok alanda istihdam oluşturmaya yardımcı olmaktadır. Genç nüfusun fazla olduğu ülkemizde en önemli sorunların başında gelen işsizliğin son yıllarda daha da arttığı dikkate alındığında, ülkemizin ekonomik ve sosyal yönden kalkınmasında kooperatiflerin son derece önemli kuruluşlar oldukları anlaşılmaktadır. Türkiye'de tüm kooperatiflerde doğrudan istihdam edilen personel sayısı yaklaşık 99 bin civarındadır. Bu istihdamın büyük bölümünü (yaklaşık yüzde 44'ü) konut yapı kooperatiflerinde çalışanlar oluşturmaktadır. Bu durum, kooperatiflerin istihdama katkısının hiç de küçümsenemeyecek bir boyutta olduğunu, KİT'lerde çalışanların yüzde 57'si oranında bir istihdam kapasitesi oluşturduklarını ortaya koymaktadır.Türkiye'de; tarım ürünlerinin pazarlanması, kırsal kalkınmanın sağlanması, tarımsal kredi temini, şeker üretimi, sulama, konut üretimi, eczacılık vb. gibi alanlarda önemli paya sahip olan kooperatifler, ekonomik ve sosyal kalkınmaya da katkıda bulunmaktadır. Bununla birlikte, kooperatiflerin sermaye yapısının güçlendirilmesi ve finansman sorunlarının giderilmesi için, dünyada başarılı uygulama örnekleri bulunan ?kooperatif bankacılığının? ülkemizde kurulmasının gerekli olduğu düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler;1.düzgün iş2.sosyal içerme3.işçi kooperatifleri4.geçinme5.kâr amaçlı ortaklık6.üyelerin sahibi olduğu kooperatif bankaları7.karşılıklı ve dayanışmalı istihdam8.paylaşımlı istihdam

Ekonomik kalkınmaKooperatif yapılarıKooperatifler+4
Nebi Çelik
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tam üyelik sürecinde Türkiye ve AB üyesi ülkelerin sosyo?ekonomik gösterge performanslarının karşılaştırmalı analizi

1959 yılında Türkiye'nin AET'ye katılım talebi ile başlayan ve bugün Türkiye'nin önemli politik hedeflerinden biri haline gelen Avrupa Birliği'ne tam üyelik süreci 3 Ekim 2005 tarihinde müktesebata uyum müzakereleri ile farklı bir boyuta taşınmıştır. Bu kapsamda Türkiye'nin ekonomik ve sosyal göstergeleri AB üye ve aday ülkelerin göstergeleri ile karşılaştırılarak Türkiye'nin üyelik olasılığı yani Kopenhag kriterlerine uyumu incelenmiştir.Çalışmada çok değişkenli istatistik tekniği olan temel bileşenler analizi kullanılarak ülkelerin gelişmişlik durumlarını karşılaştırmaya olanak veren endeksler hesaplanmıştır. 20 sosyal değişken ile Sosyal Gelişmişlik Endeksi, 22 iktisadi değişken ile İktisadi Gelişmişlik Endeksi ve 42 sosyo-ekonomik değişken ile Kalkınmışlık Endeksi türetilmiştir. Endeks değerleri sonucuna göre ülkeler sıralanarak Türkiye'nin üye ve aday ülkelere göre yeri belirlenmiştir.Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre, Türkiye Sosyal Gelişmişlik Endeksinde 24., İktisadi Gelişmişlik Endeksinde 28., Kalkınmışlık Endeksinde ise 25. sırada yer almaktadır. Türkiye'nin tespit edilen bu sosyal ve ekonomik konumu, Kopenhag Kriterlerini karşılamada yetersiz olduğunu göstermektedir. Buna göre, Türkiye'nin yakın bir gelecekte AB'ye üye olma olasılığının düşük olduğu değerlendirilebilir. Ayrıca diğer aday ülkelerden Hırvatistan'ın ekonomik ve sosyal durumu, AB üye ülkelerine nazaran kötü olmakla beraber bu ülkenin üyelik olasılığı Türkiye'den daha yüksek görülmektedir. Makedonya ise aday ülkeler arasında en az kalkınmış ülkedir.

Avrupa BirliğiEkonomik kalkınmaKalkınma+9
Alper Yatmaz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ritim, hareket ve şarkı öğretimi temelli müzik eğitiminin 7-11 yaş grubu çocuk yuvası öğrencilerinin sosyal gelişimleri üzerine etkisi (Afyonkarahisar ili örneği)

Bu araştırma; ritim, hareket ve şarkı öğretimi temelli müzik eğitimi alan 7-11 yaş grubu çocuk yuvası öğrencilerinin sosyal gelişimlerini incelemek ve bu çocuklar üzerinde oluşan davranış değişikliklerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma; Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nden alınan izinle gerçekleştirilmiştir.Araştırma öncesinde, 7-11 yaş grubu çocuk yuvası öğrencilerine verilecek müzik eğitim programının oluşturulması ve eğitmenlerin bu programı gerçekleştirmek üzere kendilerini geliştirmeleri için, çağdaş müzik öğretim yaklaşımlarından biri olan ?Orff-Schulwerk? yöntemi konusunda yurtiçi-yurtdışı kurslara katılımlarının sağlandığı ve benzer çalışmaların incelendiği bir hazırlık süreci geçirilmiştir.Araştırmanın evrenini, Afyonkarahisar İli Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı çocuk yuvaları, örneklemini ise, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Afyonkarahisar ili Bolvadin ilçesi Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı Bolvadin Mehmet Akif Ersoy Çocuk Yuvası 7-11 yaş grubu çocukları arasından deney ve kontrol grupları için rastgele seçilen 40 öğrenci oluşturmuştur.Elde edilen verilerin istatistiksel analizi; SPSS paket programı kullanılarak ?Bağımsız Örneklemler t Testi?, ?Eşli Örneklemler t Testi?, ?Wilcoxon İşaretli Sıra Sayılar Testi? ve ?İşaret Testi? kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada istatistiksel verileri desteklemek ve çocuk yuvası öğrencileri hakkında daha detaylı bilgi edinebilmek amacıyla görüşmeler yapılmış, burada da ?Yapılandırılmış Görüşme Modeli? kullanılmıştır.Araştırmada, Avcıoğlu tarafından hazırlanıp geliştirilen ?Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği?nin ?Temel Beceriler, İlişkiyi Başlatma Becerileri, Grupla İş Yapma Becerileri, Kendini Kontrol Etme Becerileri, Sonuçları Kabul Etme Becerileri? başlıkları altındaki beş alt ölçeği alınarak, 40 öğrencinin her biri için müzik eğitimi öncesi ve sonrasında çocukların yuvadaki bakıcı anneleri tarafından doldurulmuştur. Ayrıca, öğrencilerin müzik yaşamını öğrenebilmek amacıyla ?Öğrenci Tanıma Formu? hazırlanmış ve bu form da ön test aşamasında öğrencilerin yuvadaki bakıcı anneleri tarafından doldurulmuştur.Uygulanan ön test aşamasından sonra deney grubu öğrencilerine (20 öğrenciye) üç ay boyunca pazar günleri, üç saat süreyle ritim, hareket ve şarkı öğretimi temelli müzik eğitimi verilmiş, müzikli oyunlar oynanmış; cumartesi günleri de beğeni eğitimi adı altında ek dersler konulmuştur. Kontrol grubunu oluşturan öğrencilere müzik eğitimi ve ek dersler verilmemiş, bu öğrenciler yuva ve okuldaki genel eğitimlerine devam etmişlerdir.Üç aylık eğitimin sonunda, biri Bolvadin'de biri de Afyonkarahisar'da olmak üzere iki gösteri gerçekleştirilmiş ve ikinci gösteri sonrasında deney-kontrol grupları için son testler uygulanmıştır.Elde edilen verilerin işlenmesi ve yapılan görüşmeler sonucunda; ritim, hareket ve şarkı öğretimi temelli müzik eğitimi alan öğrencilerin, bu müzik eğitimini almayan öğrencilere göre ?uygun iletişim becerileri kullanma, sırasını bekleme, özgüven duygusu geliştirme, sonuçları kabul etme? sosyal davranışlarında daha fazla geliştikleri saptanmış ve elde edilen sonuçlara dayanarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Müzik Eğitimi, Orff-Schulwerk, Korunmaya Muhtaç Çocuk, Sosyal Gelişim.

GelişimHareketMüzik eğitimi+5
Duygu Sökezoğlu
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin medya okuryazarlığı ile sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu araştırmada; ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin medya okuryazarlık düzeyleri ile sosyal beceri düzeylerinin çeşitli değişkenler göz önünde bulundurularak ilişkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaca bağlı olarak, ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin medya okuryazarlık düzeylerinin ve sosyal beceri düzeylerinin, cinsiyete, öğrenim gördüğü okula, evde bilgisayar sahibi olma durumuna, bilgisayarı kullanma süresine, evde TV sahibi olma durumuna, gün içinde TV izleme süresine, internete bağlanma durumuna ve internete bağlanma süresine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği ile medya okuryazarlık düzeyleri ve sosyal beceri düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığı sorularına da cevap aranmıştır.Araştırma, genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli özelliğine sahiptir. Araştırmanın çalışma gurubunu Elazığ il merkezinde bulunan beş farklı eğitim bölgesinden seçilmiş okullarda öğrenim gören sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu okulların seçiminde bölgenin ekonomik koşulları ve aile profilleri göz önünde bulundurulmuştur. Çalışma gurubunu seçilen okullarda öğrenim gören 947 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır.Araştırmada öğrenci görüşlerinin alınması için Karaman ve Karataş (2009) tarafından geliştirilen ?Medya Okuryazarlık Düzey Belirleme Ölçeği? ve Riggio tarafından 1989 yılında geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması 2004 yılında Galip Yüksel tarafından yapılan ?Sosyal Beceri Envanteri? adında iki farklı değerlendirme ölçeği kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda sosyal beceri düzeyi ile medya okuryazarlık düzeyi arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Alt boyutlara göre ilişkiye bakıldığında ise; bazı alt boyutlarda ilişki olduğu görülmektedir, fakat bu ilişki çok zayıf bir ilişkidir. Öğrencilerin cinsiyetinin medya okuryazarlık düzeyinde anlamlı bir fark oluşturmadığı, ancak sosyal beceri düzeyinde anlamlı bir fark oluşturduğu ve kız öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Öğrencilerin öğrenim gördükleri okulun medya okuryazarlık düzeyini de sosyal beceri düzeyini de etkilemediği görülmektedir. Bu sonuçların yanı sıra TV sahibi olma, TV izleme süresi ve internet kullanma süresi de medya okuryazarlık düzeyinde anlamlı bir fark oluşturmamıştır. Bu sonuç beklenmedik bir sonuçtur. Ancak bilgisayar sahibi olma ve internete bağlanma yerine göre anlamlı bir farka rastlanmıştır. En yüksek medya okuryazarlık düzeyine sahip öğrencileri evlerinden internete bağlananların oluşturduğu görülmektedir. İnternet kullanma süresine göre bakıldığında ise sosyal beceri düzeylerinde anlamlı bir farka rastlanmıştır. En yüksek sosyal beceri düzeyine sahip öğrencileri gün içinde hiç internet kullanmayan öğrenciler oluşturmaktadır.

BeceriMedyaMedya okuryazarlığı+7
Seda Aktı
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fırat üniversitesi öğrencierlerinin sosyal ve duygusal öğrenme becerileri

Dünyadaki birçok ülkede yasanan toplumsal sorunların kaynagının arastırılmaya baslanmasıyla egitim ve ögretimde eksikler gözlenmistir. Yasanılan bilgi toplumunda bilgiye ulasmak bu kadar kolayken ve akademik açıdan çalıskan bireyler yetistirilirken sorunun ne olacagı merak konusu olmustur. Bireylerin akademik açıdan basarılı olmalarına karsın, gerçek yasamdaki problemleri çözmede neden zorlandıklarının cevabı olarak sosyal ve duygusal ögrenme bulunmustur. Çünkü birey zihinsel yeterliklerin yanı sıra, duyussal ve devinsel yeterliklere de sahiptir. Bunlar bir bütün olarak gelistirilmelidir. Akademik olarak yeterli düzeyde olan birey duygusal olarak da yeterli düzeyde olabilmelidir ki; kendini ifade etme, duygularını kontrol etme, empati kurma, insanlarla sosyal iletisim kurma gibi temel bireysel ve toplumsal becerileri kazanabilsin. Bu baglamda sosyal ve duygusal ögrenme ile ilgili bir arastırma yapılmasına karar verilmistir. Arastırmanın amacı; Fırat Üniversitesi (F.Ü.) ögrencilerinin sosyal ve duygusal ögrenme becerilerini (SDÖB) belirlemektir. Bu genel amaç dogrultusunda; ögrencilerin cinsiyete, sınıflara, fakültelere, basarı durumlarına, anne-baba egitim durumuna ve yetistikleri yerlesim yerlerine göre sosyal ve duygusal ögrenme becerileri ortaya konulmaya çalısılmıstır. Arastırma tarama modelli yapılmıs ve SDÖB ölçegine göre degerlendirilmistir. Evren olarak F. Ü. Mühendislik Fakültesi, Veterinerlik Fakültesi ve Egitim Fakültesi ögrencileri alınmıstır. Örneklem olarak ise rastgele seçilen ögrencilerin yaklasık % 20'lik dilimini olusturan 651 ögrenci alınmıstır. Arastırma sonucunda ögrencilerin birçogunun SDÖB'ne sahip oldukları gözlenmistir. Ancak bazı maddelerde gelistirilmesi gereken beceriler oldugu da tespit edilmistir

Sosyal gelişme
Ayşe Soylu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Drama atölyeleri için uygulama modeli

Drama dersi öğrencilerin bireysel ve sosyal gelişimini destekleyen önemli bir beceri dersidir. Okullarda drama dersinin etkili ve verimli işlenmesinin önündeki sorunların belirlenmesi ve giderilmesi hem öğrencilere hem de öğretmenlere keyifli ve etkili bir öğrenme ortamı sağlar. Bu araştırmada öğrenci, öğretmen, okul yöneticisi, veli ve drama uzmanlarının görüşlerine göre okullarda drama dersinin sağladığı yararlar ve uygulanma sürecindeki sorunlar belirlenmiştir. Araştırma, durum çalışması yöntemine göre tasarlanmıştır. Bunun için Bolu merkezde bulunan 5 ortaokulda drama dersini yürüten 20 öğretmen, dersi deneyimleyen 23 öğrenciyle, aynı öğrencilerin velileri; dersi uygulayan okulların 7 yöneticisi ve drama alanında on yıldan fazla çalışmış 12 uzmanla görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmelerin içeriği çözümlenmiştir. Elde edilen verilere göre drama dersinin öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve sosyal becerileriyle yaşam becerilerini geliştirdiği belirlenmiştir. Bu ders, öğretmenlerin de iletişim kurma becerilerini ve mesleki gelişimlerini desteklemektedir. Ayrıca drama dersi okul kültürüne, önemli gün ve haftalara katkı sunmaktadır. Bütün bu yararlarına karşın, uygulanma sürecinde drama dersinin şu sorunları bulunmaktadır: uzman öğretmen eksikliği, okullarda atölye eksikliği, okul bütçesinden pay ayrılmaması, yönetmeliğinin olmaması, öğretim araçlarının eksikliği ve drama bilişim ağının olmaması. Bu sorunlarından dolayı okullardaki drama dersi, her öğretmene göre farklı anlayışla işlenmekte; öğretim programındaki kazanımlar tam anlamıyla uygulanamamakta ve dersin verimliliği düşmektedir. Drama dersinin daha verimli olması için öğretmenlerin drama alanında eğitilmesi, okullarda drama atölyeleri oluşturulması, drama atölyeleri yönetmeliği çıkarılması, derse bütçe ayrılması, öğretim programının niteliğinin artırılması, öğretmenler için kılavuz kitaplar hazırlanması ve drama bilişim ağı oluşturulması gerekmektedir.

DramaDrama dersiDrama eğitimi+4
Sezgin Koçyiğit
Bolu Abant İzzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çınaraltı dergisi etrafında oluşan edebi muhit

ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ ÇINARALTI DERGİSİ ETRAFINDA OLUŞAN EDEBÎ MUHİT NECATİ TONGA GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YENİ TÜRK EDEBİYATI BÖLÜMÜ 2004 Biz bu çalışmamızda 1940'lı yılların en önemli dergilerinden biri olan Çınaraltı dergisi üzerine bir inceleme yaptık. Çalışmamızı konunun genişliğini göz önüne alarak derginin ilk üç cildi ile sınırlandırdık. Çalışmamızın giriş bölümünde Çınaraltı dergisinin yayımlandığı dönemdeki siyasî, sosyal ve kültürel gelişmeler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde 1940'lı yılların edebiyat ortamı ve dönemin diğer dergileri ana hatlarıyla değerlendirilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde Çınaraltı dergisinin teşekkülü ve özellikleri üzerinde durulmuş, derginin adı, şekil ve muhteva özellikleri, edebî muhiti, yayın dönemleri incelenmiştir. Üçüncü bölümün birinci kısmında derginin ilk üç cildinin iki ayrı fihristi hazırlanmıştır. İkinci kısımda ise dergide yer alan yazılar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise Çınaraltı dergisinin Türk edebiyatı ve kültüründeki yeri üzerine genel bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmamızın sonuna Ziya Gökalp'in incelediğimiz dergiye isim kaynağı olan Çınaraltı adlı makalesi konulmuştur ve dergide yayımlanan şiirlerden bir seçme yapılarak bir Çınaraltı Şiir Antolojisi hazırlanmıştır.Çınaraltı Dergisi Etrafında Oluşan Edebî Muhit adlı çalışmamızda temel hareket noktamız derginin kendisi olmuştur. Çınaraltı'nı incelerken yeri geldikçe hatıra kitaplarına, biyografilere, edebiyat tarihlerine ve dönemin sosyal-siyasî ortamını aydınlatacak kaynaklara başvurulmuştur. Periyodikler, yayımlanmaya başlandığı yıllardan itibaren fikir ve sanat dünyamızın gelişmesinde büyük rol oynamışlardır. Fikir ve sanat eserlerinin kendilerinden sonra, Çınaraltı dergisi gibi dergiler ve gazeteler üzerine yapılacak çalışmalar eksiksiz bir Türk edebiyatı ve fikir tarihi yazmak hususunda önemli görevler üstlenecektir kanaatindeyiz.

DergilerSiyasi gelişmelerSiyasi hayat+5
Necati Tonga
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

İnsani gelişme ile ekonomik değişkenler arasındaki ilişki

116 ÖZET Yeni kalkınma anlayışının ana ekseni insandır. Bu kalkınma yaklaşımına göre ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda yaşanan hızlı değişimleri fırsatlara dönüştürmek için insani gelişme düzeyi temel belirleyici unsurdur. İstenilen insani gelişme düzeyini sağlamak için gelir, eğitim durumu, sağlık ve beslenme olanakları önem taşımaktadır. Bu alanlarda istenilen gelişmelerin sağlanması ise doğrudan kamunun ve ailelerin ekonomik olanakları ve çabaları ile ilgilidir. İnsani gelişme için kamu kaynakları önemli olduğu kadar hanehalkının ekonomik durumu ve çabaları da önemlidir. Hanehalkının geliri ve gelirini insani gelişme için kullanma tercihleri ile insani gelişme arasındaki ilişkileri belirleyen yeterli çalışmaların yapılmadığı gözlenmektedir. Araştırma; Türkiye'de seçilen illerde insani gelişmenin eğitim, yaşam süresi ve gelir boyutları ile gelir dağılımı, gelir, eğitim ve sağlık harcamaları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacındadır. Araştırma; 1994 yılı ve Bursa, Kocaeli, İstanbul, Denizli, İzmir, Adana, Antalya, İçel, Ankara, Eskişehir, Kayseri, Konya, Trabzon, Samsun, Zonguldak, Erzurum, Malatya, Diyarbakır ve Gaziantep il merkezleri ile sınırlıdır. Araştırmanın temel verileri; 1994 Hanehalkı tüketim Harcamaları Anketi, 19 Seçilmiş İl Merkezi Sonuçları (DİE, 1997) ve 1994 Hanehalkı Gelir Dağılımı Anketi, 19 Seçilmiş İl Merkezi Sonuçları (DİE, 1998), İller İtibarıyla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 1987-1994 (DİE, 1997) ve Türkiye İnsani Gelişme Raporu (TESEV, 1996) kaynaklarından alınmıştır. İnsani gelişme endeksinin boyutları; eğitim, yaşam süresi ve gelir endeksleri alınmıştır. Ekonomik değişkenler; öğrenim düzeylerine göre gelir, kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla, gelir dağılımı, eğitim ve sağlık harcamaları alınmıştır. Endeks hesaplamaları, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yayınlanan 1997 İnsani Gelişme Raporu'nun teknik ekinde belirtilen yönteme117 göre yapılmıştır. İnsani gelişme ve boyutları ile ekonomik değişkenler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon Katsayısıu tekniğine (r) göre iki yönlü ve P<,05 düzeyine göre test edilmiştir. 1. Gelir endeksi ile okuma yazma, eğitim ve yaşam süresi endeksleri arasında anlamlı pozitif ilişki vardır. Gelir ile okullaşma endeksleri arasında ilişki anlamlı değildir. Yaşam süresi ile okuma yazma, okullaşma ve eğitim endeksleri arasında ilişki anlamlı değildir. 2. Gelir dağılımı ile eğitim, yaşam süresi, gelir ve insani gelişme endeksleri arasında ilişki anlamlı değildir. 3. Eğitim harcamaları ile eğitim, gelir ve insani gelişme endeksleri arasında anlamlı pozitif ilişki vardır. Eğitim harcamaları ile okullaşma ve yaşam süresi arasında ilişki anlamlı değildir. 4. Sağlık harcamaları ile okuma yazma, eğitim, yaşam süresi, gelir ve insani gelişme endeksleri arasında anlamlı pozitif ilişki vardır. Sağlık harcamaları ile okullaşma endeksi arasında ilişki anlamlı değildir. 5. öğrenim düzeyi ile elde edilen gelir ve sağlık harcamaları arasında anlamlı pozitif ilişki vardır, öğrenim düzeylerine göre ailelerin gelirleri ile eğitim harcamaları ve sağlık harcamaları arasında anlamlı pozitif ilişki vardır, öğrenim düzeyi ile eğitim harcamaları arasında ilişki anlamlı değildir. Elde edilen bulgulara dayanarak; insani gelişmede eğitim ve gelirin önemli rol oynadığı sonucuna varılmıştır. Varılan bulgu ve sonuçlara dayanarak; alt gelir guruplarının olduğu bölgelere eğitim olanaklarının yaygınlaştırılması ve niteliğinin artırılması, ailelerin gelirleri üzerindeki eğitim harcamalarının baskısının azaltılması önerilerinde bulunulmuştur.

Eğitim düzeyiEğitim harcamalarıGelir dağılımı+1
Ekber Tomul
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2000
00
DoktoraAçık ErişimTR

Demokrat Parti Dönemi'nde Trabzon (1950-1960)

Demokrat Parti'nin iktidarı boyunca Trabzon'da, sosyal, kültür, ekonomi ve siyasi alanlarda önemli değişimler yaşanmıştır. Sosyal alanda başta yerleşim yerlerinin isimleri olmak üzere, ilçe ve bucaklarda düzenlemeler yapılmış, hastaneler, sağlık merkezleri ve birçok sosyal tesis hizmete açılmıştır. 1950?60 yıllarında Trabzon'un altyapısı adeta yeniden inşa edilmiştir. Kültür alanında, eğitim çalışmaları öncelikli olarak ele alınmış ve Trabzon'un her ilçesine okul inşa edilmiştir. Demokrat Parti, Trabzon'a en büyük mirasını Karedeniz Teknik Üniversitesi'nin kuruluşunu gerçekleştirerek bırakmıştır. Bu dönemde ayrıca halk eğitim çalışmaları hızlandırılarak, yeni sinemalar açılmış ve şehre gelen birçok tiyatro ve konser topluluğu temsiller vermiştir. Trabzon Musiki ve Trabzon Liselerinden Yetişenler cemiyetlerinin çalışmaları ile düzenlenen kültürel organizasyonlar, Trabzon'un kültürel hayatına canlılık getirmiştir. Başta Demokrat Parti yanlısı ?Doğu? olmak üzere yeni gazete ve dergiler yayın hayatına girmiş, tıpkı siyaset gibi basın da iki kutba ayrılmıştır.Özellikle II. Dünya Savaşı döneminde kıtlık ve yoksullukla mücadele eden Karadeniz halkı, DP'nin ilk yıllarından itibaren bölgeye dağıtılan ucuz buğday sayesinde açlık tehdidinden kurtulmuştur. Tütün, fındık gibi ihraç ürünlerine kıymet verilmiş, Trabzon Limanı, ihracat ve ithalatta önemli bir merkez olmuştur. Hükümetin kararnameleri ile Trabzon'da çay yetiştirilmesi teşvik ve hayvancılık ıslah edilmiştir. Ulaşımda başta havaalanı olmak üzere karayolu çalışmalarına da hız verilmiştir. Yeni sanayi kuruluşları açılmıştır. Şehirdeki işyerlerinin sayısında artış olmuştur. Sosyo-ekonomik sıkıntılar giderilmeye çalışılmış ve birçok kişiye Belediye, yardım amaçlı maaş bağlamıştır. 1950 yılına kadar siyasette CHP'nin önde olduğu Trabzon'da, 1954 ve 1957 yıllarındaki genel seçimleri, DP liste halinde kazanma başarısını göstermiştir. 1950?60 yılları arasında DP ve CHP'lilerin rekabetine sahne olan Trabzon siyasetinde, Hürriyet Partisi, Millet Partisi, Cumhuriyetçi Millet ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi de kendilerine yer edinmeye çalışmışlardır. 1960 darbesi ile DP'nin Trabzon milletvekilleri yargılanmış ve bazıları hakkında ağır hapis cezaları verilmiştir.

27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahaleDemokrat Parti+5
Zehra Arslan
Karadeniz Technical University
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okulların fiziki ve sosyal gelişiminde belediyeler

Eğitim, ekonomik ve sosyal kalkınmanın önemli belirleyicilerinden biri olarak gösterilen nitelikli insan gücünü ortaya çıkaran ve değerlendiren bir süreç olarak ele alınabilir. Günümüzde eğitim konusu, bireye ve topluma sağladığı ekonomik ve ekonomik olmayan birçok yararlarla gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan ülkelerde oldukça önemli bir duruma gelmiştir.Okullarımızın fiziki altyapısı ve donanım eksikliği çok ciddi boyutlara ulaşmış durumdadır. Yetersizlikler ve yoksunluklar bir yana; ikili eğitim, taşımalı eğitim, birleştirilmiş sınıflarda eğitim uygulaması yapılan, yeşil alan ve oyun alanı eksikliği olan okullarımızda eğitimin kaliteli bir şekilde gerçekleşmesi elbette ki zordur.Yukarıda belirtilen eksikliklerin giderilmesi düşüncesi, gerek devlet yöneticilerini gerekse bilim adamlarını yerel yönetimlerin eğitime ekonomik, mali ve sosyal açıdan katılımı fikrini doğurmuştur.Tüm bu düşüncelere rağmen 1930 tarihli 1580 sayılı Belediye Yasası belediyelerin yani yerel yönetimlerin eğitime ve okullara direk veya dolaylı olarak herhangi bir şekilde katkıda bulunmasını engelliyordu. Fakat değişen zaman içerisinde daha önce bahsettiğimiz yoksunluklardan dolayı eğitime belediyelerin katılımını zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle 03.07.2005 tarihinde 5393 sayılı yasa 13.07.2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak 59. hükümet tarafından yürürlüğe konulmuştur. Bu yasa ile belediyeler; okul öncesi eğitim kurumları açabilir, devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç gereç ve malzeme ihtiyacını karşılayabilir; gerektiğinde öğrencilere, amatör spor kulüplerine malzeme desteği sağlar. Maddesiyle belediyelerin yani yerel yönetimlerin okullara ve eğitime her türlü fiziki ve sosyal katılımının yolu açılmıştır. Araştırma konumuzun temelini oluşturan bu yasa ile eğitime sağladığı her türlü iyileştirme örnekleriyle incelenmiştir.

BelediyelerEğitim kurumlarıEğitim yönetimi+4
Turgay Tokmak
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

1980-2000 arası Türkiye'de sosyolojinin gündemleri ve oluşum dinamikleri

Türkiye'de sosyolojinin bir asırdan fazla geçmişi bulunmaktadır. Bu süreç içinde Türkiye'de sosyoloji, siyasetle iç içe bir durum sergilemiştir. Bu durum sebebiyle Türkiye'de sosyolojinin, siyasi süreçlere bağlı olarak kaderini tayin eden belli başlı dönemler bulunmaktadır. Bu dönemlerden birisi de 1980 sonrası dönemdir. Bu çalışmada, 1980 – 2000 yılları arası siyasi, toplumsal ve ekonomik alanda yaşanan değişim ve sosyal bilimlerde yaşanan dönüşüm bağlamında, Türkiye'de sosyoloji çalışmalarının değişen temaları ele alınmaktadır. 1980 sonrası Türkiye'de sosyolojinin gündemini oluşturan temaların, Türkiye ve dünya ekseninde ortaya çıkan değişim dinamikleri çerçevesinde ele alınması amaçlamaktadır. Çalışmada 1980 – 2000 yılları arasında, Türkiye'de sosyoloji alanında verilen eserler ve bu eserlerin hangi konular üzerinde yoğunlaştığı incelenmektedir. 1980 – 2000 arası dönem 12 Eylül askeri darbesi, Türkiye'de yaşanan liberal dönüşüm, dünya ile entegrasyon çabaları ve dönüşüm söylemleri, 1990'ların siyasi istikrarsızlığı ve 28 Şubat postmodern darbesi gibi önemli olay ve süreçleri kapsamaktadır. Aynı zamanda küreselleşme, postmodernizm, ulus devletlerin çözülmesi, Sovyet bloğunun yıkılması gibi etkenlerle birlikte Avrupa ve Amerika'da,sosyal bilimlerde yaşanan gelişmeler de bu dönemde etkisini gösteren diğer dinamiklerdir. Bu değişim dinamikleri içinde 1980 – 2000 yılları arasında kent, gecekondu, kadın çalışmaları, aile, din, siyaset, sivil toplum, milliyetçilik, etnisite ve kimlik temalarının yoğun bir şekilde çalışıldığı görülmektedir. Böylece dünya tarihinin yeni bir binyıla (2000'li yıllar) dönüşüm arifesinde Türkiye'de sosyolojinin gündemleri, konuları ve tartışma alanları kristalize edilerek ortaya konulmuş olacaktır. Anahtar Kelimeler: Türk sosyolojisi, kent, gecekondu, din, siyaset, sivil toplum.

Din sosyolojisiEkonomik gelişmelerKentler+7
Muhammed Salim Danış
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de küreselleşme süreciyle değişen ve dönüşen kentler

Kentler, oldukça fazla ve çeşitli insana, kültüre, meslek grubuna yaşam alanı sunan; içinde farklı insan gruplarını barındıran mekanlardır. Dünyanın en çok konuştuğu kavramlardan biri olan küreselleşme ise, dünyanın şekli ile bağlantılı olarak tek bir dünyaya atıfta bulunan ve aynılaştırmayı barındıran kavramdır. Kentler, hemen hemen her toplumsal değişmeyi sağlayan süreçlere bağlı olarak değiştikleri için küreselleşmeye bağlı olarak da değişme göstermişlerdir. Küreselleşme kendini mekanda gösterirken; kentleri kendine alan belirlemiştir. Küreselleşme sürecinde kentlerin değişimi bu araştırmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Çalışmada, Türkiye'deki kentlerin ve kentlerde yaşayan insanların küreselleşme süreci ile yaşadıkları değişim incelenmiştir.

KentlerKentsel değişimKentsel dönüşüm+4
Rüveyda Şahin
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretimde çocuğun sosyal gelişiminde sanat eğitiminin önemi

OrtaöğretimResimlerSanat eğitimi+2
Erdal Ünsalan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1992
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Korunmaya ihtiyacı olan çocukların sosyal gelişiminde çocuk evlerinin rolü (Sakarya örneği)

Korunmaya ihtiyacı olan çocuk sorunu; geçmişten günümüze sosyal politikalar içerisinde yer alan önemli bir sorundur. Çocuğun gelişimi ve ileride sağlıklı bir insan olabilmesi için fiziksel, duygusal, sosyal, ahlaki, akademik ve ruhsal gereksinimlerinin karşılanması gerekmektedir. İnsanın sosyal bir varlık olması nedeniyle aile, çocuğun ilişki kurduğu ve temel gereksinimlerini karşıladığı ilk kurumdur. Çeşitli nedenlerden dolayı ailenin çocuğuna bakamaması durumunda korunmaya ihtiyacı olan çocuk sorunu ortaya çıkmaktadır. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çocuğun öncelikle ailesi yanında, mümkün olmaması durumunda bir koruyucu aile yanında kalması için çalışmalar yapmakta bunun da mümkün olmaması durumunda çocuğun bakımı kuruluşta sağlanmaktadır. Koruma ve bakım altında olan çocukların toplu yaşamdan uzak, halkla iç içe yaşayarak daha hızlı sosyalleşmelerine katkıda bulunmak, mahalle ve apartmanlarda komşuluk ilişkilerini öğrenerek bir eve, bir mahalleye ait olma duygularını yaşamalarını sağlamak amacıyla çocuk evleri hizmet modeli uygulanmaktadır. Tüm Türkiye'deki yurt ve yuvalar 2018 yılı itibariyle kapatılarak çocuk evleri ve çocuk evleri siteleri açılmıştır. Bu araştırmada çocuk evleri hizmet modelinin korunmaya ihtiyacı olan çocukların sosyal gelişimlerine etkisi Sakarya örneği üzerinden incelenmiştir. Araştırmada hem nicel hem de nitel metodoloji tekniği kullanılmıştır. Çocuklara uygulanan anket formları araştırmanın nicel kısmını oluşturmuştur. Sosyal bilimler için istatistik programı kullanılarak veriler arasındaki ilişkiler bağlamında çözümlemeler yapılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise bakım elemanları ile görüşmeler yapılmış ve gözleme dayalı yorumlar yapılmıştır. Elde edilen verilerle çocuk evlerinde kalan korunmaya ihtiyacı olan çocukların çocuk evine ilişkin düşünceleri, akran ilişkileri, akademik durumları, psiko-sosyal durumları, komşuluk ve sosyal ilişkileri incelenerek çocukların sosyal gelişimleri ve toplumsallaşma süreçlerine çocuk evlerinin etkisi değerlendirilmiş ve hizmetin iyileştirilmesi için öneriler sunulmuştur.

Koruma altındaki çocuklarKorunmaya muhtaç çocuklarPsikososyal gelişim+4
Mehmet Aykul
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sporun toplumda yaygınlaşmasında üniversitelerin katkısı ve öğrencilerin fiziksel aktivite durumlarının incelenmesi (Sakarya Üniversitesi örneği)

Bu çalışmanın amaçları, sporun toplumda yaygınlaşmasında Sakarya Üniversitesinin öğrencilerine sunduğu hizmetleri araştırmak ve üniversitenin lisans bölümünde okuyan öğrencilerin fiziksel aktiviteye katılım düzeylerini, egzersiz davranışının değişim basamaklarını incelemektir. Araştırma amacına ulaşmak için, Sakarya Üniversitesinde öğrenim gören 101'i kadın, 129'u erkek toplam 230 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Kadın ve erkeklerin davranış basamakları açısından aralarında istatistiksel bir farklılık olduğu gözlemlenmiştir (P>0,05).Yaş değişkenine göre davranış basamakları açısında yaş grupları arasında istatistiksel bir farklılık olmadığı gözlemlenmiştir (P>0,05).Bölüm değişkenine göre davranış basamakları açısından bölümler arasında istatistiksel bir farklılık olduğu gözlemlenmiştir (P<0,05).Boy değişkenine göre davranış basamakları açısından boy grupları arasında istatistiksel bir farklılık olduğu gözlemlenmiştir (P<0,05).Cinsiyet, kilo, boy değişkenlerine göre davranış değişim basamaklarında farklılık bulunmuştur. Aynı zamanda yaş değişkenlerine göre herhangi bir farklılık bulunmamıştır. Sonuç olarak öğrencilerin yapılan araştırma kapsamında cinsiyet farklılıklarının fiziksel aktivite değişim basamakları açısından erkek öğrencilerin lehine sonuçlar elde edilmiştir. Araştırmaya katılan kadın öğrencilerin ağırlıklı olarak niyet basamağında yer aldığı gözlemlenirken erkek öğrencilerin ise fiziksel aktivite değişim basamaklarının son aşaması olan devamlılık aşamasında ağırlıklı olarak yer aldığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, Egzersiz Davranışının Değişim Basamakları, Üniversite Öğrencileri.

Fiziksel aktiviteKurumsal katkıSakarya+5
Fatma Altan
Sakarya University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

11-18 yaş arası uyumsuz erkek çocuklarda fiziksel aktivitelerin kişisel özellikleri üzerine etkisi

Yapılan bu araştırmada çocuk destek merkezlerinde hizmet alan 11-18 yaş arası erkek çocuklarında spor etkinliklerine katılımın sosyal yeterlik gelişimi üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'ne bağlı faaliyet gösteren 5 farklı Çocuk Destek Merkezinde hizmet alan 11-18 yaş arası toplam 141 erkek çocuk gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar deney (71 çocuk) ve kontrol grubu (70 çocuk) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Deney grubunda bulunan katılımcılar 6 ay boyunca haftada 3 gün ve günde 1,5 saat olmak üzere beden eğitimi ve spor etkinliklerine dâhil edilmiştir. Bu süreçte kontrol grubunda bulunan çocuklar herhangi bir spor etkinliğine dâhil edilmemiş, eğitim kurumlarındaki mevcut ders müfredatına devam etmiştir. Araştırmaya katılan çocukların sosyal uyum ve kişilik özelliklerinin tespit edilmesinde Hacettepe Kişilik Envanteri (HKE) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22.0 veri analiz programında Tekrarlı Ölçümler ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda kontrol grubunda bulunan çocuklara kıyasla deney grubunda bulunan çocukların sosyal uyum ve kişilik alt boyutlarından olan kendini gerçekleştirme, duygusal kararlılık, aile ile ilişkiler, sosyal ilişkiler, sosyal normlar, anti sosyal eğilimler, kişisel uyum, sosyal uyum ve genel uyum alt boyutlarından aldıkları puanların istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artış gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Buna karşılık deney ve kontrol grubunda bulunan çocukların ön-son test Nevrotik Eğilimler ve Psikotik Belirtiler alt boyutlarından aldıkları puanların istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç olarak, çocuk destek merkezlerinde eğitim alan çocukların sosyal uyum düzeylerinin ve kişilik özelliklerinin geliştirilmesinde spora katılımın anlamlı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. yapılan literatür taraması sonucunda araştırmada elde edilen bulguların literatür ile büyük oranda paralellik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda sosyal açıdan sorunlu veya dezavantajlı konumda bulunan çocukların sosyal özelliklerinin ve sahip oldukları kişilik özelliklerinin geliştirilmesinde spor etkinliklerine katılımın faydalı olacağı söylenebilir. Anahtar kelimeler: Spor, Kişilik Özellikleri, Sosyal Uyum, Sosyal Gelişim

Fiziksel aktiviteKişisel özelliklerSosyal gelişme+5
Serkan Zengin
Sakarya University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

19. ve 20. yüzyıllarda Samsun kentinin tütün tarımı ve sanayii çerçevesinde ekonomik ve toplumsal gelişimi

Tütünün, hem il genelindeki en önemli tarımsal ve ticari ürünü hem de en büyük sanayi kolunu oluşturduğu Samsun, bir dönem Türkiye'nin en önemli ekonomik faaliyetlerinden biri olan tütün sektöründeki gelişmelerin etkisine bire-bir açık olacak düzeyde, tütüne endeksli bir ekonomik yapılanma içerisinde olmuştur. İlde 19. yüzyıl ortalarında başlayan ve giderek artan tütün yetiştiriciliği, Cumhuriyet döneminde en yüksek seviyesine ulaşmış; aynı zamanda kentte önemli bir tütün imalat ve sigara sanayii gelişmeye başlamıştır. Böylece köylerine ve kent merkezine doğru büyük bir göçe sahne olan eskinin bu küçük sahil kasabası, Cumhuriyet döneminde sektörde yaşanan büyümeyle birlikte, Karadeniz'in en büyük şehrine ve bir işçi kentine, sektörün işgücü yapısı gereği de bir kadın-işçiler kentine, dönüşmüştür. Çalışmamız, kentte yaşanan bu ekonomik ve toplumsal değişim sürecini çeşitli yönleriyle ele alarak, ekonomik faaliyet ile toplumsal değişme arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu ekonomik faaliyetler ise, sadece yerel gelişmelerle değil, ulusal iktisat politikaları ve hatta uluslararası gelişmelerle de yakından ilgilidir. Bu nedenle çalışmamız, yerele odaklanmakla birlikte, monografik bir çalışmanın sınırlarını aşarak, konuyu hem tarihsel boyutuyla hem de içinde yer aldığı daha geniş bir bütünün parçası olarak ele almaktadır. Kente tepeden değil, içinden bakan; belediye başkanlarından çok işçi, köylü ve tüccara odaklanan çalışmamız; kente ilişkin salt kronolojik olayların sıralanması yönteminden de uzaklaşarak, yaşanan değişimde neden-sonuç ilişkisini kurmaya çalışmaktadır. Samsun'un Türkiye'de örneği görülmeyecek oranda kadın işçiye sahip olması, disiplinlerarası özellikteki bu çalışmada, cinsiyet temelli bir yaklaşımı da ön planda tutmamızı gerektirmiştir. Toplumsal (özellikle de kadınların dahil olduğu) süreçleri anlamak için sadece istatistiksel ve yazılı kaynakları kullanmanın yeterli olmayacağı görüşünden hareketle, bu çalışmada, arşiv kaynakları ve kurumsal yayınların yanında sözlü tarih yöntemine de başvurulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kentleşme, Samsun, Sosyal Tarih, Tekel, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Değişme, Tütün Ekonomisi

Ekonomik gelişmelerKent tarihiKentleşme+6
Özlem Güneş Erdoğu
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
10
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Öğrencilerin sınıf içindeki motivasyonları ve sosyal uyumları

The aim of the present correlational study was to investigate Turkish students' social motivation for their studies. Specifically, it investigated to what extent they endorse a social achievement goal for autonomous or for controlling reasons. Furthermore, the research examined the relation of the endorsed reasons (autonomous and controlling) underlying the social achievement goals to students' perceived social competence and negative behavior (e.g., aggression, hostility and anger). A cross-sectional design was chosen to measure each variable at one point in time for each participant. A questionnaire was administrated to 226 graduate and undergraduate students (Mage = 22.36, SD = 3.92; 67.4% females), from a private nonprofit university in Ankara, who participated voluntarily in the study. Descriptive statistics showed that Turkish students scored higher on social development goals (the goal to develop meaningful relationships) than on either the social demonstration-approach goals (the goal to be popular) or the social demonstration-avoid goals (the goal to avoid social disapproval). The descriptive statistics also showed that the Turkish students endorsed social development goals for both autonomous (volitional) and controlling (pressuring) reasons. Moreover, a regression analysis showed that controlling reasons underlying social development goals tended to mediate the relation of perceived social competence and negative behavior (e.g., aggression, hostility and anger). Specifically, perceived social competence was negatively related to controlling reasons underlying social development goals and controlling reasons were positively related to negative behavior (e.g., aggression, hostility and anger). Students who had low-perceived social competence adopted social development goals for controlling reasons. Subsequently, those that adopted social development goals for controlling reasons reported high levels of aggressive, anger or hostile behavior toward others. The results are discussed in terms of implications for Turkish curriculum and instruction and they suggest modifications for curriculum and instruction to increase Turkish students' perceived social competence and to decrease their controlled motivation.

MotivationAutonomous and controlledPsychosocial harmony+7
Saniye Yalçın
İhsan Doğramacı Bilkent University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grupla oyun eğitim programının 66-72 ay arası çocuklarda sosyal memnuniyete etkisi

Bu araştırmada çocuk merkezli oyun yöntemiyle geliştirilen Grupla Oyun Eğitimi Programının 66-72 aylık çocukların anaokulundaki akran ilişkilerinde sosyal memnuniyeti artırmadaki etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Yarı deneysel desende olan ve Eylül 2018- Nisan 2020 tarihleri arasında yürütülen araştırmanın veri toplama aşaması basit randomizasyon yöntemi ile belirlenen bir bağımsız anaokulunda gerçekleştirilmiştir. Çalışma seçkisiz örnekleme yöntemiyle deney (n=20) ve kontrol (n=20) grubu olmak üzere 66-72 aylık toplam 40 çocuk ile yapılmıştır. Deney grubundaki çocuklara araştırmacılar tarafından geliştirilen Grupla Oyun Eğitimi Programı 11 haftalık süreçte her bir oturumu beş oyundan oluşan toplam 11 oturum şeklinde uygulanmıştır. Kişisel Bilgi Formu ve Yalnızlık ve Sosyal Memnuniyetsizlik Ölçeği (5-6 Yaş) ile toplanan veriler, bağımsız örneklemler için t testi, bağımlı örneklemler için t testi ve faktöriyel ANOVA testi ile analiz edilmiştir. Ön test sonuçlarında deney ve kontrol grubundaki 66-72 aylık çocukların anaokulunda akran ilişkilerinde sosyal memnuniyete ilişkin anlamlı bir farklılık olmadığı (p>0.05), her iki gruptaki çocukların %63'ünde orta düzeyde sosyal memnuniyet olduğu belirlenmiştir. Araştırma sürecinin sonunda deney grubundaki çocuklarda sosyal memnuniyetin artmış sosyal memnuniyetsizliğin azalmış olduğu; kontrol grubundaki çocuklarda sosyal memnuniyetsizliğin artmış, sosyal memnuniyetin azalmış olduğu belirlenmiştir. Grupla Oyun Eğitim Programının 66-72 aylık çocukların anaokulundaki sosyal memnuniyetini artırmada etkili olduğu kanıtlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Grup Oyunu, Sosyal Oyun, Yalnızlık, Memnuniyet, Sosyal Gelişim.

Eğitim programlarıGrup oyunuOyunla öğretim+4
Hatice Nur Gökcan
Akdeniz University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00

İlgili konular