Socio-economic impact

178 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ilinin büyükşehir belediyesi olmasının sosyo-ekonomik getirileri

6360 sayılı "On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulmasına Dair Kanun" ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı statüsüne getirilen Tekirdağ ili en büyük değişimi nüfus ile yaşamıştır. Şehirde yaşanan değişim ve dönüşüm ile nüfus 4 yılda hızlı bir şekilde artarak bir milyon 5 bin 463 bin kişi olmuştur. Ayrıca Forbes dergisinin yaptığı bir araştırmaya göre, 'Çalışmak ve Yaşamak için En İdeal Kent' sıralamasında Tekirdağ 4. olmuştur. Bu dönüşümün hızlı bir şekilde gerçekleşmesinin en önemli etkenlerin başında büyükşehir statüsüne getirilmesi olmuştur. Bu çalışma ile büyükşehir belediyelerinin genelde yerel yönetimlerde, özelde ise Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'ndeki uygulamaları ortaya konulmuştur. Tekirdağ ilinin Büyükşehir statüsüne getirilmesiyle yaşanan sosyo-ekonomik getiriler, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri incelenmiştir. Bu kapsamda bir çalışma yapılmamasından kaynaklanan boşluğu doldurmak ve 6360 sayılı kanunla birlikte büyükşehir belediyesi statüsüne getirilen belediyelere yol göstermek amacıyla bilgiler yer almaktadır.

Büyükşehir belediyeleriBüyükşehirlerSosyoekonomik etki+3
Cemal Ogün Kürümoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ilinde bulunan oda ve borsaların üyelerine sağladığı katkıların analizi

Türkiye ekonomisinin hedefine ulaşabilmesi açısından ve iş dünyasında taleplerin ve ihtiyaçların daha kolay karşılanabilmesi için odalar ve borsalar çok önemlidir. Odalar ve borsalar bulundukları bölgelerin kalkınabilmesi için en etkili kuruluşlardır. Üyeleriyle yakın temas kurarak, sektör sorunlarına ve üyelerin taleplerine çözümler aramaktadır. Bu çalışmada Trakya Bölgesinde faaliyet gösteren Ticaret Odalarının ve Borsalarının çalışmaları incelenmiştir. Tekirdağ ilindeki Ticaret Oda ve Borsalarının üyelerine sağladığı katkıların neler olduğu araştırılmıştır. Çalışma 3 bölümden oluşmakta olup; Birinci bölüm, Ticaret Oda ve Borsalarının genel tanımı, ortaya çıkışı, geçmişi, görevleri, temel nitelikleri, faydaları, işleyişi gibi alt başlıklardan oluşmaktadır. İkinci bölümde Tekirdağ ili konumu, sosyo-ekonomik durumu, tarım ve sanayi yapısı incelenmiştir. Son bölümde ise Tekirdağ ilindeki Ticaret Odası ve Borsasının tarihçesi, görevleri, üyelerine sağladığı katkıların analizi, avantajları, dezavantajları incelenmektedir.

BorsaOdalarSosyoekonomik etki+7
Mutlu Yaşar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekirdağ ilinde deniz taşımacılığının önemi ve sosyo-ekonomik katkılarının analizi

Tekirdağ, İstanbul ve Avrupa arasında geçiş yolu olan ve çevresinde yoğun sanayi alanlarına sahip hızlı bir şekilde gelişen bir İl'dir. Sakarya, Kocaeli ve İstanbul illerinin tamamlayıcı ve geçiş güzergâhı niteliğine sahip sınır dışına açılan önemli bir jeostratejik konuma sahiptir. Verimli tarım arazileri, sanayi ve turizm alanlarıyla ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlamaktadır. Avrupa gibi büyük bir pazar ile ticaretin geliştirilmesi ile yabancı yatırımcının dikkatini çekmektedir. Trakya'nın sınır illerinden olması, İstanbul gibi metropol bir şehre komşu olması, çevresinde büyük organize sanayi tesislerine sahip olması ve denize kıyısının olması ile yerli ve yabancı liman yatırımcılarının dikkatini bu bölgeye çekmektedir. Tekirdağ, bütünleşmiş ulaşım ağları olan; deniz yolu, hava yolu, kara yolu ve demir yolu lojistik ulaşım hatları için uygun bir alana sahiptir. Tekirdağ, sayısı artan sanayi işletmeleriyle deniz taşımacılığı sektöründe çeşitliliğin artması, bölgede ekonomik olarak değişiklikler meydana getirmektedir. İl'de faaliyet gösteren çeşitli sektörlerin ihtiyaç duydukları hammaddeyi tedarik etmesi veya ürettiği mamullerin taşınmasında daha ucuz imkân sağlayan deniz taşımacılığının etkileri öne çıkmaktadır. Bu yüzden Tekirdağ'da sanayi ve liman işletmelerinin entegrasyonu artmaktadır. Tekirdağ denize kıyısının olması ve boğazlara yakın konumu sebebiyle bölgede deniz taşımacılığı hizmeti veren işletmelerinin sayısının artmasında önemli etkiye sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Tekirdağ'daki deniz taşımacılığının önemi, bölgedeki sosyoekonomik etkilerinin analizi ve sanayi işletmelerinin deniz taşımacılığı ile etkileşimlerinin belirlenmesidir. Araştırma kapsamında bölgede faaliyet gösteren limanlar ve sanayi işletmeleri temel alınmıştır. Deniz taşımacılığının sanayi işletmeleri ve liman tesisleriyle nasıl bir ilişkisinin olduğu ortaya konulup, bölgeye sağladığı sosyoekonomik yapının durumu değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında demografik özelliklerine göre dağılımlarının verilmesinde betimleyici analizlerden frekans ve yüzde analizi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklere ait betimleyici analizlerin verilmesinde ise ortalama ve standart sapma değerleri verilmiştir. Elde edilen verilerin dağılımın normal dağılım olması sonucu hipotez testleri istatistiksel olarak %95 güven düzeyinde test edilmiş olup ölçeklerden elde edilen puanların 2'li gruplara göre farklarının incelenmesi için bağımsız örneklem t-testi, 2'den fazla gruplar arasındaki farkların belirlenmesi için tek yönlü ANOVA analizi ve kategorik değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için ki-kare analizi yapılmıştır. Çalışma, literatürde Tekirdağ ilinde deniz taşımacılığının önemi düzeyine ait bir ölçek geliştirmesini ortaya koymasından dolayı özgündür. Bölgedeki sanayi işletmelerinin deniz taşımacılığının önemine ait analiz sonuçları yüksek oranda olduğu görülmüştür. Bu çalışma ile bölgedeki sanayi işletmelerinin yük taşımacılığında ne sıklıkla deniz yolunu tercih ettikleri, ulusal alanda yük tedarik ve sevkiyatlarını hangi bölgelerle yaptıklarını, uluslararası alanda ithalat ve ihracat bölgeleri, sanayi işletmelerinin deniz taşımacılığı ve bölgeden kaynaklı sorunları temel alınmıştır. Ayrıca, bu durumlar sanayi işletmelerinin mülkiyet durumu, hukuki niteliği ve fonksiyonuna göre değerlendirilmiştir.

Deniz işletmeciliğiDeniz yoluDeniz yolu taşımacılığı+5
Seçkin Gün
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm sektörünün Kapadokya-Nevşehir bölgesine sosyo-ekonomik katkıları ve karşılaştığı sorunlar üzerine bir çalışma

Dünya ekonomisindeki payı yıllar içerisinde büyük oranda artan turizm sektörü, günümüzde ülkeler için önemli bir pazar haline gelmiş durumdadır. Özellikle Türkiye gibi hem gelişmekte hem de turizm çeşitliliği açısından zengin bir ülke için turizm ülkeye ekonomik olduğu kadar sosyal anlamda da büyük katkılar sağlamaktadır. Türkiye'de bu yüzden turizm sektörüne olan yatırımlarını son yıllarda büyük ölçüde artırmıştır. Bu yatırımlarla ülkeye gelen turist sayısını, turizm gelirlerini ve kişi başı turizm harcamalarının artılmasını amaçlamaktadır. Bu turizm yatırımlarının yapıldığı turizm bölgelerinden birisi de eşsiz doğal güzelliklere sahip Kapadokya bölgesidir. Kapadokya bölgesi sahip olduğu turizm güzellikleri sayesinde, Türkiye için önemli bir turizm destinasyonudur. Bu bağlamda söz konusu araştırmanın amacı; turizm sektörünün hem Türkiye hem de Kapadokya-Nevşehir bölgesi açısından ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarıyla değerlendirilmesini ve bu bölgenin ulusal ve uluslararası platformalarda tanınması için önerilerde bulunmaktır. Ayrıca turizm sektörünün karşılaştığı sorunlarda geniş bir bakış açısı ile ele alınmıştır. Araştırma kapsamında araştırma amaçları doğrultusunda oluşturulan anket formu kolayına örnekleme yöntemi çerçevesinde çekirdek Kapadokya olarak anılan Nevşehir ilinde ikamet eden 240 adet örnekleme uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Turizm Sektörü, Sosyo-Ekonomik, Turizm ve Kapadokya, Turizm Sorunları.

Nevşehir-KapadokyaSosyoekonomik etkiSosyoekonomik refah+3
Umut Kocatepe
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksulluk ve göç ilişkisi: Yüksekova örneği

Bu çalışmanın amacı uluslararası gündemin ana maddelerinden biri olan göç, eğitim ve bununla birlikte yoksulluk olgusunu inceleyerek, bu incelemeyi Hakkari ili Yüksekova ilçesi için değerlendirmektir. Bu nedenle, tez için belli aralıklarla gözlemler yapılmış, yerel halkla görüşmeler ve yüz yüze anket çalışmaları uygulanmıştır. Uyguladığımız anket çalışmasıyla Yüksekova ilçesi için göç, eğitim ve yoksulluk sebep sonuçları tespit edilmeye, göç ve yoksulluk etkisinde çalışanların büyüklüğü saptanmaya çalışılmıştır. Yüksekova'da ihtiyaç sahiplerini pasif alıcı konuma iten karşılıksız ve sadece günlük ihtiyacı karşılayabilen yardım biçimlerinin varlığı ve büyüklüğü tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma inceleme açısından Yüksekova ilçesi için ve kapsam genişliği açısından Hakkari ili için bir ilk olmaktadır. Göçmenlerin demografik nitelikleri, sosyoekonomik özellikleri, göçten sonraki durumları ve Yüksekova ilçesi ile ilgili algıları incelenmiştir. Bu çalışma hane reisleri ile yapılan derinlemesine görüşmelerin ve yüz yüze anketlerden elde edilen sayısal verilerin detaylı analizine dayandığı için göç ve yoksulluk olgularının yarattığı sorunların çözümü için önemlidir. Çalışmanın en önemli bulgusu yoksulluğun; güvenlik, eğitim ve göç sorunlarına sebep olduğudur. Anahtar Kelimeler: Göç, Yoksulluk, Yüksekova, Anket

EğitimGöçlerHakkari-Yüksekova+2
Sibel Canan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Siirt Üniversitesi'nin bölgesel kalkınmadaki rolü

Dünyada bilgi ekonomisine geçiş ve onun etkileri ile birlikte, bilgiyi üreten ve üretim sürecinde etkin kullanan firmaların, bölgelerin ve ülkelerin kalkınma sürecinde avantajlı bir konuma geldiği bir dönemde bulunmaktayız. Bu sebeple, üniversitelerin bilgiyi üreten ve yayan kurumlar olarak bölgesel kalkınmanın en önemli aktörleri haline gelmesi kaçınılmaz bir gerçek haline gelmiştir. Bu çalışmada, yeni kurulan genç ve dinamik üniversitelerden biri olan Siirt Üniversitesi'nin bölgeye bilgi temelli ve ekonomik temelli etkileri çerçevesinde bölgesel kalkınmadaki rolü incelenmiştir. Bu doğrultuda Siirt ili esnafına ve Siirt Üniversitesi bünyesinde okumakta olan öğrencilere olmak üzere 2 farklı gruba anket uygulaması yapılmıştır. Anketler iki farklı formda oluşturulmuş ve anket soruları toplam 1325 Siirt Üniversitesi öğrencilerine ve 675 Siirt esnafına yüz yüze görüşme şeklinde uygulanmıştır. Siirt Üniversitesi öğrencilerine yaşadıkları şehirde yaptıkları harcamalar ve Siirt Üniversitesi'ne yönelik görüşleri, Siirt ili esnaflarına ise üniversiteyi nasıl algıladıklarını ve ekonomiye bakış açılarına yönelik sorular yöneltilmiştir. Elde edilen anket verileri değerlendirilmiş ve henüz teşkilatlanma süreci devam eden Siirt Üniversitesi için çeşitli önerilerde bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Siirt Üniversitesi, Siirt İli, Bölgesel Kalınma, Anket

Bilgi ekonomisiBölgesel kalkınmaKalkınma+4
Emrullah Dilmaç
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitenin bir şehrin sosyal ve ekonomik gelişimine katkısı: Siirt Üniversitesi örneği

Bu tezin amacı, Siirt Üniversitesi'nin Siirt şehrine yapmış olduğu sosyal, kültürel ve ekonomik katkıların neler olduğunu örnekler vererek araştırmaktır. Bu araştırma yapılırken üniversitenin bir şehre yapmış olduğu katkıyı daha iyi anlayabilmek için öncelikle üniversitenin kavramsal analizi ve üniversitenin özelliklerinin neler olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Siirt Üniversitesi'nin tarihsel gelişimi ve günümüzdeki durumu hakkındaki bilgiler sayesinde Siirt şehrine nasıl ve hangi alanda üniversitenin katkı sağladığı ortaya koyulmaktadır. Üniversite Siirt şehrine doğrudan ve dolaylı olarak katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Siirt İli, Siirt Üniversitesi, Sosyal Katkı, Ekonomik Katkı

Ekonomik etkiSiirtSosyal etki+6
Ali Savaş Altunç
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Regional economic effects of refugees: Turkish case

The conflicts in Syria started at year 2011 and series of events resulted with a massive amount of people to migrate some other countries. Turkey hosts the highest number of Syrian refugees in the World, about 3.6 million people. This high number of refugee inflow has affected Turkey in many ways and this study aims to focus on the economic aspect of this incident. At the first phase of the movement, refugees were preferring to stay within regions that are close to Syria. Since the amount of people that has been intake was massive compared to the regions and cities they had settled, the inflow had some economic consequences particularly on employment rates, preferences, price levels and foreign trade. In the economic theory price level, employment and foreign trade are prominent factors for economic growth. Therefore, this study is concerning the changes in these parameters to have an opinion about the effects of refugees on the regional economy of Turkey at the regions where refugees are concentratedly settled. In the empirical analysis Difference-in-Differences estimation methodology has been used. According to the estimation results, inflationary effects of refugees have been found to be statistically significant for rental prices but not for other concerned fundamental consumption goods. Employment results of the estimation suggest that the refugees' effect is negative on the natives' employment. The foreign trade aspect of the results has been found to be positive only on export.

Regional factorsRegional problemsEconomy+6
Muhammed Emin Karaarslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Causes of boko haram insurgency and it's socio-economic impact in Nigeria

Since Nigeria's independence in 1960, she has never been confronted with so much internal security issues like terrorism, which have strongly affected its national policy in recent years. The focus of this thesis is to analyze the causes and socio-economic impacts of Boko-Haram in Nigeria. It is certain that Boko Haram remains the biggest unrest confronting Nigeria now and has not only security, but also socio-economic consequences, High rate of poverty, unemployment, injustice, illiteracy, corruption and disparities between North/South regions of Nigeria are some of the causes of Boko Haram insurgency. Regarding the socio-economic impacts, it is seen that Boko Haram insurgency has had negative effect on the Foreign Direct Investment, Gross Domestic Product, the tourism sector, the local currency. In addition, it has led to dislocation of Nigerians, losing their lives and properties. The thesis concludes by stating that political, socio-economic and religious reasons contributed to Boko Haram terrorism to be emerged and its socio-economic impacts in Nigeria can be seen at the several levels.

Boko HaramNigeriaSocio-economic impact+3
Guvert Dabıdga Langmıa
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Sukuk instrument in Islamic finance

In Islam there are ethical principles in every aspect of life including finance. Therefore, Sukuk Instrument as part of Islamic finance is explored from the perspective of these principles, and potential of sukuk as an alternative financing instrument and its benefits to society are analyzed. In doing so, firstly the principles of Islamic Economics are mentioned to draw the general framework of Islamic Finance. Then, ideal sukuk instruments are elaborated according to objectives of Islamic law. Moreover, sukuk types that are designed to finance socio-economic development like socially responsible investments sukuk and waqf-sukuk are explained. Then current sukuk instrument is criticized according to Islamic law and International Financial Standards. In the last part of thesis, policy recommendations as an outcome of this research are presented to develop sukuk further as an alternative financing instrument.

Socio-economic impactSocio-economic developmentsSukuk+2
Mehmet Ali Aydın
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of energy independence and security act of 2007 on renewable energy consumption in The United States

In recent years, global warming, climate change, increase in CO2 levels in the atmosphere, fluctuations in oil prices and countries' reliance on imported energy resources have increased the number of studies in the renewable energy field. Recognition of renewable energy sources as the main energy source coincided with the 1970s, and the number of studies carried out in this area is steadily increasing. In the literature, there are several studies in relation to the association between renewable energy consumption and economic growth. Differently, from other studies, the contribution of existing empirical study to the economic literature addresses the effectiveness of implemented sustainable energy policies. This study examines the impact of the Energy Independence and Security Act of 2007 (EISA 2007) on renewable energy consumption in the US. The results obtained from this study are important for the countries that support renewable energy investments such as Turkey, India, China and aims to provide guidance for future studies. In this study, independent variables GDP, oil price and CO2 emissions which affect renewable energy consumption were introduced. Then our control variable which is EISA(2007) was explained. A set of time series consisting of total renewable energy consumption and CO2 emissions were chosen from the Energy Information Agency (EIA), and real GDP and oil prices were obtained from the Federal Reserve Economy Database (FRED). This dataset covers the first quarter of 1990 and the last quarter of 2017. First, to test the stability of these time series, ADF, PP, DF-GLS stationarity tests were employed and according to the obtained results it was understood that the series were stationary at their first differences. After the Johansen Cointegration test was performed, the model was estimated with Dynamic OLS and Fully Modified OLS estimators. According to the results obtained from both estimators, EISA (2007) positively and statistically significantly affects renewable energy consumption from 2008 to 2017 in the US.

United States of AmericaEnergy deficitEnergy independence+4
Abdul Baghı Nabıyev
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kent ve afet: Depremler açısından Van kent merkezinin zarar görebilirliği

Bu çalışma afet araştırmalarında giderek kabul gören zarar görebilirlik paradigması bağlamında Van kent merkezinin kırılganlığını ele almıştır. Geçmişinde depremler nedeniyle birçok kayıp yaşamış ve bulunduğu aktif sismik risk bölgesi nedeniyle gelecekte de muhtemel şiddetli depremlere maruz kalabileceği öngörülen Van kent merkezinin sosyomekansal, sosyal ve ekonomik zarar görebilirliği, ulusal ve yerel kaynaklardan edinen veriler etrafında değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında kent merkezini oluşturan Edremit, İpekyolu ve Tuşba ilçelerinin 37 mahallesinde ikamet eden 473.913 kişinin barındığı zarar görebilir konut stoku ile yaşlı, engelli, kadın, çocuk, okuryazar olmayan, yoksul kırılgan grupların dağılımları tespit edilmiştir. Benzer araştırmalardan farklı olarak her bir zarar görebilir unsurun müstakil özelliğinden hareketle, kentin hangi bölgesinin hangi özelliği açısından ne düzeyde zarar görebilir olduğu tablo ve haritalar eşliğinde izah edilmiştir. Yapılan araştırmada 2011 yılında hasar almış konut stokuyla ilgili iyileştirme çalışmalarının yetersizliği başta olmak üzere mevcut konut stokunun %93,3'ünün ruhsatsız diğer bir ifadeyle kaçak olması ve poliçeli yapı oranının %17 ile sınırlı kalması kent merkezinin sosyomekansal açıdan yüksek düzeyde zarar görebilir olduğunu göstermektedir. Özellikle kaçak yapılaşma ve poliçesiz yapı stokunun çevre mahallelerde yoğunlaştığı dolaysıyla merkezden çevreye doğru riskin arttığı tespit edilmiştir. Hasarlı ve hala onarılmamış konut stokunun ise tüm kent merkezi coğrafyasına yayıldığı gözlenmiştir. Sosyal göstergeler açısından yine çevre mahallelerin merkeze oranla çok daha zarar görebilir olduğu tespit edilmiştir. Özellikle yüksek orandaki okuryazar olmayan grupların varlığı, afetlerden sakınım konusunda bilinç düzeyinin düşük olduğunu göstermektedir. Yine ortalama hane halkı büyüklüğünün 5 ve üzerinde seyretmesi, işsiz ve niteliksiz kadın nüfusu, güvencesiz yaşlı nüfusu ile yoğun çocuk nüfusu kentin sosyal özellikleri açısından risk teşkil eden diğer taraflarıdır. Merkez nüfusunun %26'sına tekabül eden 123.087 kişinin vakıflardan çeşitli oranlarda yardım aldığının yanı sıra 44.360 çok zayıf, zayıf veya normal nitelikteki hane sayısı kentin ekonomik açıdan da fazlasıyla kırılgan olduğunu göstermektedir. Özellikle 8.273 çok zayıf veya zayıf düzeydeki hane, mevcut halleriyle afet olmadan afet koşullarını yaşamaktadırlar. Özellikle ekonomik zarar görebilirliğin merkezde kalan mahallelere oranla çevre mahallelerde çok daha belirgin olduğu tüm bu özellikleri nedeniyle Van kent merkezinin sismik risk açısından sosyomekansal, sosyal ve ekonomik açıdan yüksek düzeyde zarar görebilir olduğu tespit edilmiştir. Yine kentin çeperindeki mahallelerin merkezdeki mahallelere oranla çok daha fazla kırılgan oldukları bu araştırma ile tespit edilip haritalarla görselleştirilmiştir.

AfetlerDepremDirençlilik+5
Mehmet Baki Bilik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel halkın çok kültürlü kişilik özellikleri ile turizm algısı arasındaki ilişki: Diyarbakır örneği

Turizm, bir bölgenin ekonomik kalkınmasına katkı sunan önemli sektörlerdendir. Turizmin ekonomik faydasının yanı sıra sosyokültürel ve çevresel etkileri de mevcuttur. Bu etkiler olumlu ve olumsuz olabilmektedir. Bu etkilerin yerel halk tarafından algılanma düzeyi bölge turizminin gelişimi açısından önemlidir. Yerel halkın sahip olduğu ırksal dinsel, dilsel, kültürel farklılıklar ile turizmi algılama biçiminin değerlendirilmesi, yerel halkı tanıma açısından turizmin planlamasında ve bölgenin gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışmasında, Diyarbakır'daki yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre turizm algıları belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre turizm algıları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda çalışma yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre Diyarbakır turizmine olan bakış açılarını, kültürel farklılıkların olduğu toplumdaki insanların turizmden etkilenme biçimlerini ortaya koymaktadır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır'da ikamet eden yerel halk oluşturmaktadır. Bu çalışmada basit tesadüfi örneklem yöntemi kullanılmış ve yerel halka 500 adet anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler Statistical Program For Social Scientists (SPSS) programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, çok kültürlü kişilik özelliklerinin alt boyutlarıyla turizmin algısı arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Yine katılımcıların sosyo demografik özellikleri ile turizm algıları arasında da anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.

Bölgesel turizmDiyarbakırEkonomik etki+7
Şilan Boğdi
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Foça'da ikinci konutların fiziki ve sosyo-ekonomik çevreye etkileri üzerine yerel halkın bakış açısı

Bu araştırmada, Foça'da bulunan ikinci konutların mekân üzerindeki fiziki, sosyo-kültürel ve ekonomik etkilerine yönelik yerel halkın algıları ve bakış açılarını ortaya koymak amaçlanmaktadır. 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren kıyı yerleşmeleri ve kırsal alanlarda yoğunlaşan ikinci konutlar, mekân üzerinde birtakım fiziki, sosyo-kültürel ve ekonomik etkiye sahiptir. Uzun yıllar boyunca ekonomik kaygılar sebebiyle plansız ve düzensiz şekilde gelişen ikinci konutların fiziki çevre üzerindeki baskısı giderek artmaktadır. Ayrıca ikinci konut gelişimiyle birlikte farklı sosyo-kültürel özelliklere sahip iki ayrı grubun (yerel halk ile ikinci konut sahipleri) karşılaşması neticesinde birtakım sosyo-kültürel çatışmaların yaşandığı bilinmektedir. İkinci konutların sözü edilen olumsuz etkilerinin haricinde çevre koruma bilincinin arttırılması, ekonomik gelir getirici etkisi, istihdamı çeşitlendirmesi vb. olumlu etkileri de mevcuttur. 1980'li yıllardan itibaren metropollerin çevresi ve kıyı yerleşmeleri başta olmak üzere birçok kırsal alan, ikinci konut istilasıyla karşı karşıyadır. 21. yüzyılda Akdeniz Havzası ve İskandinavya kıyıları başta olmak üzere kıyı şeridinin büyük bir kısmı, turistik kentleşme ve ikinci konutların baskısı altındadır. Literatürde ikinci konutların etkileri konusu son yıllarda popülerleşmesine rağmen hala sınırlı sayıda çalışmanın var olduğu görülmektedir. Ayrıca, ikinci konutların sözü edilen etkilerine yönelik yerel halkın bakış açılarını ortaya koyan çalışmaların da yeterli sayıda olmadığı anlaşılmaktadır. Çalışma konusunun, kıyı yerleşmeleri ve kırsal alanlar açısından önemli ve güncelliğini koruyan bir problem niteliğinde olmasıyla birlikte, ilgili literatürde fark edilen boşluğu tamamlama ihtiyacı araştırma konusunun seçilmesinde önemli rol oynamıştır. Araştırmada Foça'da yıl boyu ikamet eden 432 kişiye anket uygulanmıştır. Toplanan veriler, IBM SPSS Statisticts 25 yazılımı vasıtasıyla derlenerek analiz edilmiştir. Araştırmada, katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ve ikinci konutların etkilerine bakış açılarını saptamak amacıyla frekans testleri uygulanmıştır. Ayrıca, yerel halkın demografik özelliklerine göre ikinci konutların sözü edilen etkilerine bakış açılarını ortaya koymak amacıyla T testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre yerel halkın, ikinci konut sahiplerinden ekonomik gelir elde etmesinden dolayı pozitif bir bakış açısına sahip olduğu görülürken ikinci konutların fiziki çevre üzerindeki olumsuz etkilerinden rahatsız oldukları anlaşılmıştır. Ayrıca yerel halk, ikinci konutların sosyo-kültürel yapıya negatif etkilerinden dolayı negatif bir algıya sahiptir. Foça'da başarılı bir turizmin ve sosyal entegrasyonun sağlanması için ikinci konutların sürdürülebilir gelişiminin sağlanması ve yerel halkla etkileşimlerinin arttırılması büyük önem arz etmektedir.

Fiziksel çevreSosyoekonomik etkiSosyokültürel etki+7
Okan Oğan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal yardımların sosyo-ekonomik etkileri: Şırnak ili örneği

Yoksulluk ve gelir adaletsizliği insanlığın yaşadığı en büyük sorunlardan birisidir. Dolayısıyla ülkeler sosyal devlet anlayışının da etkisiyle bu sorunları çözebilmek amacıyla ulusal ve uluslararası çerçevede çeşitli uygulamalar yapmaktadırlar. Bunlardan birisi, bölgesel olarak il ve ilçe kapsamında uygulanan ve geçinme güçlüğü içinde olan bireylerin yaşamlarını iyileştirmeye yönelik yapılan sosyal yardımlardır. Sosyal yardımların olumlu yanları bireylerin eğitim, sağlık gibi faaliyetlerden yararlanabilmeleri sonucunda refah düzeylerinin artırılmasına yardımcı olması iken, olumsuz yanları ise insanların çalışma isteklerini azaltmasıyla birlikte istihdama katılımlarını engellemesidir. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı, belirlenen hedef kitle çerçevesinde söz konusu sosyal yardımların ailelerin sosyo-ekonomik düzeylerini ne derece etki ettiğini ve hangi demografik değişkenler açısından nasıl bir farklılık gösterdiğini analiz etmek ve yorumlamaktır. Bunun yanında, ailelerin sosyal yardımları almadan önce ve aldıktan sonraki sosyo-ekonomik durumlarının da karşılaştırmalı olarak sunulması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Şırnak ili ve ilçelerinde sosyal yardım almakta olan 405 aile ile görüşülerek sosyal yardımları almadan önceki durumları ile sosyal yardımları aldıktan sonraki durumları, aldıkları yardım türleri ve aile üyelerinin istihdam durumuna ilişkin bilgileri analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlara bakarak örneklem kapsamında yapılan sosyal yardımların etkili olduğunu söylemek mümkündür.

Sosyal yardımSosyoekonomik etkiYardımlar+2
Emin Balta
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde dış ticaretin çevresel etkilerinin Çevresel Kuznets Eğrisi çerçevesinde analizi

Dış ticaret, ülkelerin ekonomik gelişiminde önemli bir faktördür. Sanayileşmenin gelişmesiyle birlikte artan üretim, doğal kaynakların aşırı kullanılmasına ve çevre kirliliğinin artmasına neden olmaktadır. Zamanla çevre kirliliğindeki artış, yaşamı tehdit eden bir seviyeye ulaşmıştır. Artan çevre kirliliği sorunu, araştırmacıları özellikle son yıllarda bu alanda çalışmalar yapmaya yönlendirmiştir. Bu çalışmada, Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde dış ticaretin çevre üzerindeki etkileri, 1980-2014 dönemine ait yıllık verilerle panel veri yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Aynı zamanda, Çevresel Kuznets Eğrisi'nin gelişmekte olan ülkeler için geçerliliği de incelenmiştir. Çalışma 1980-2014 dönemi için verileri olan 32 gelişmekte olan ülkeyi içermektedir. Çevre kirliliğini temsil eden değişken olarak alınan karbondioksit emisyonları (CO2) bağımlı değişken, Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) ve İhracat değişkenleri bağımsız değişkenler olarak alınmıştır. Analizde kullanılacak yöntemi belirlemek için değişkenler ve model için Yatay Kesit Bağımlılığı (YKB) incelenmiş ve hem değişkenlerde hem de modelde YKB bulunmuştur. YKB'nin varlığına bağlı olarak değişkenlerin durağan olup olmadığını incelemek için CADF birim kök testi kullanılmıştır. CADF testi sonucunda değişkenlerin seviyede durağan olmadığı, ancak ilk farklar alındığında durağan oldukları tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Westerlund ECM Panel eşbütünleşme testi kullanılmıştır. Bu testin kullanılmasının nedeni, YKB'nin geçerli olması ve ilk farklar alındığında tüm değişkenlerin durağan çıkmasıdır. Westerlund ECM Panel eşbütünleşme testi sonucunda değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki olmadığı görülmüştür. Eşbütünleşme testinden sonra, modelin tahmini YKB, Otokorelasyon ve Değişen Varyansın varlığına karşı dirençli tahminci olan Driscoll-Kraay testi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, GSYH'nin ve ihracatın karbondioksit emisyonları üzerinde istatistiki olarak pozitif etkisi olduğunu göstermiştir. Çevresel Kuznets Eğrisi'nin test edilmesi amacıyla kullanılan GSYH2'nin katsayısı ise negatif olarak tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuç Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin Türkiye ve gelişmekte olan ülkeler için geçerliliğini göstermektedir. Başka bir deyişle, bu ülkeler için Çevresel Kuznets Eğrisi, Ters U şeklindedir. Buna göre gelişmekte olan ülkelerde belli bir gelişmişlik düzeyine kadar GSYH artışları çevre kirliliğini artırırken söz konusu düzeyden sonra çevre kirliliğinin azalmaya başladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Karbondioksit (CO2) Emisyonu, İhracat, Çevresel Kuznets Eğrisi, Panel Veri Analizi.

Gelişmekte olan ülkelerPanel veri modelleriSosyoekonomik etki+4
Sedat Yakacı
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erken paylaşımlı kitap okumanın bebeğin dil, bilişsel ve kişisel sosyal gelişimine etkisinin incelenmesi: Sosyoekonomik yetersizlikleri sebebiyle risk altında olan bebekler

ÖKTEN, Ö. Erken Paylaşımlı Kitap Okumanın Bebeğin Dil, Bilişsel ve Kişisel Sosyal Gelişimine Etkisinin İncelenmesi: Sosyoekonomik Yetersizlikleri Sebebiyle Risk Altında Olan Bebekler, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2022. Bu araştırmada erken dönemde paylaşımlı kitap okumanın, sosyoekonomik yetersizlikleri sebebiyle risk altında olan çocukların dil, bilişsel ve kişisel-sosyal gelişimine olumlu yönde etki etmesi amaçlanmıştır. Ek olarak anne-bebek erken paylaşımlı kitap okuma destek programına dâhil olan annelerin program uygulamasının sonrasında kitap okuma becerilerine yönelik farkındalık düzeyinde artış sağlaması amaçlanmıştır. Çalışma grubu Sağlık Bakanlığına bağlı Kaletepe Sağlıklı Yaşam Merkezinde kayıtlı 6-24 ay arasındaki bebekler ve onların annelerinden oluşmaktadır. Çalışma grubu 10 kişilik deney ve 10 kişilik kontrol grubundan oluşmaktadır. Araştırma, ön test son test gruplu deneysel desen kullanılarak test edilmiştir. Araştırmacı katılımcılara TİGE I-II, EGE ve Bebeklik Dönemi (8-24 Ay) Paylaşımlı Kitap Okuma Değerlendirme Ölçeklerini ön test ve son test olmak üzere uygulamıştır. Buna ek olarak annelere destek programı ile ilgili anket soruları verilmiştir ve cevapları da kaydedilmiştir. Araştırmada 10 kişilik deney grubuna Erken Paylaşımlı Kitap Okuma Destek Programı uygulanmıştır. 10 kişilik kontrol grubuna ise herhangi bir destek programı uygulanmamıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında EGE (Erken Gelişim Envanteri), TİGE (Türkçe İletişim Gelişimi Envanteri) I-II, Bebeklik Dönemi (8-24 Ay) Paylaşımlı Kitap Okuma Becerileri Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre uygulanan paylaşımlı kitap okuma destek programının bebeklerin dil, bilişsel ve kişisel sosyal gelişimine olumlu ve anlamlı etkisi bulunmuştur.

BebeklerBilişsel gelişimDil gelişimi+7
Öykü Ökten
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Covid 19 pandemisinin İstanbul, Türkiye'deki küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) üzerindeki etkisi

The purpose of this study was to examine the consequences of the COVID–19 epidemic on small and medium-sized enterprises in Turkey. The specific goals were to investigate the impact of the COVID-19 pandemic on the performance of small and medium-sized enterprises (SMEs) in Istanbul, Turkey, to assess the impact of government guidelines to reduce the spread of COVID-19 on the performance of SMEs, and to identify the strategies used by SMEs to thrive in the aftermath of the COVID-19 pandemic in Istanbul, Turkey. In Istanbul, Turkey, the research was done utilizing a survey design, and a multi-stage sampling approach was employed as the sampling strategy for data collection from 100 small and medium firms using a validated structured questionnaire. The collected data was examined by applying both descriptive and inferential statistics. According to the findings, the majority (62.5 percent) of small and medium-sized business managers were female, while 37.5 percent were male. Sixty-one percent of the businesses polled were a small size, while 39 percent were on a medium scale. Further results revealed that sales, cost of hand sanitizers, and water affected enterprises' profit. The profit after the pandemic was higher than profit earnings before the pandemic. Although the profit of medium scale enterprises was higher than those of small-scale enterprises by 269,780 TL, the result of these findings indicated that this difference was not significant. The government's rules for preventing the spread of the COVID-19 virus, among other things, have prevented customers from visiting small and medium-sized businesses SMEs used tactics such as changing businesses adopting online marketing reducing staff wages, and lowering lending rates to thrive in the aftermath of the COVID-19 epidemic. As a result, it is advised that SMEs participate in online-based portals and visible services in order to preserve their company operations during mobility limitations or in the case of a future related incident.

COVID 19Financial effectsFinancial performance+6
Nchedochukwu Chinenye Uzoıgwe
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Factors affecting infant mortality rates in Turkey: A geographical region analysis

The primary aim of the study is to reveal socio-economic factors that may have an effect on infant mortality rates. For this purpose, the development of infant mortality rates in the historical process has been examined and its importance in development goals has been put forward. Factors affecting infant mortality rates were evaluated and empirical analyzes were performed according to the level of development of countries and factors the most affecting infant mortality rates were determined. The reasons for the differences in infant mortality rate data sets are presented. Infant, neonatal and postneonatal mortality rates were investigated according to the First Level of Statistical Regions prepared by Turkish Statistical Institute. The infant mortality rate in Turkey is subject to the classification of regional discrimination has been revealed that the structure of infant mortality is similar to the situation in developed countries. The socio-economic factors impact on infant mortality are estimated by using panel data method and data of each provinces in Turkey for 2009-2014 period. According to the results of the study, infant mortality rate is mostly affected by the age factors which represent age of marriage of women and men. In addition, size of household is one of the factors affecting infant mortality rate. The number of persons per physicians and midwife are significant variables affecting the infant mortality rate. Education of women, as a education factor, is one of the important factors reducing the infant mortality rate. In this study, it was revealed that the marriages in middle ages and the education of women were the most influential variables in decreasing infant mortality rates.

Infant mortalityInfantGeographic area+4
Semih Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dördüncü sanayi devriminin uluslararası ilişkilere sosyoekonomik etkileri

Sunduğu yenilikler itibariyle bir yaratıcı yıkım süreci olarak görülen dördüncü sanayi devriminin, uluslararası ilişkilere çeşitli sosyoekonomik yansımaları olacaktır. Yapay zeka, robotik, nesnelerin interneti, büyük veri ve bulut bilişim gibi beş temel dinamik ve 3d baskı tekniği gibi yardımcı bir dinamikten meydana gelen ve kısaca endüstri 4.0 olarak da ifade edilen dördüncü sanayi devrimi, bir endüstriyel dönüşüm sürecidir. Bununla birlikte dinamiklerinin her biri ve birlikte oluşturdukları akıllı fabrikalar ve otonom araçlar gibi temel çıktılarıyla dördüncü sanayi devriminin etki alanı oldukça geniştir ve endüstriyel alan ile sınırlı değildir. Sanayi sektörü haricinde tarım ve hizmet sektöründe yarattığı değişimlerle birlikte ele alınan dördüncü sanayi devriminin, bu çalışmada konu edilen başlıca etki alanları; ekonomi, toplum ve uluslararası ilişkiler olmuştur. Bir yaratıcı yıkım süreci olarak dördüncü sanayi devrimi, bir taraftan teknolojik gelişmeler ile artan üretkenlik sayesinde ekonomik büyümeyi sağlarken, bir taraftan da azalan istihdam ve artan eşitsizliklerle sosyoekonomik olumsuzluklara sebep olmaktadır. Ekonomik büyümenin yaratım, sosyoekonomik olumsuzlukların yıkım olarak ele alındığı bu sürecin sonunda yaratım yıkımı telafi edemeyecektir. Bu sebeple, halihazırda eşitsiz olan ulusiçi ve uluslararası yapı daha da eşitsiz hale gelecektir. Ulusiçi eşitsizliklerin şiddetlenmesiyle orta sınıfın, büyük bir kısmının alt sınıfa ve çok daha kısıtlı bir kısmının üst sınıfa yönelerek eriyeceği düşünülmektedir. Bu sosyoekonomik geçişin bir benzeri uluslararası sistemde de görülecektir. Orta büyüklükteki devletlerin, Wallerstein'dan mülhem yarı çevre ülkelerin, çoğunluğunun çevreye ve oldukça küçük bir kısmının merkeze kayacağı öngörülmektedir. Uluslararası sistemde yaşanan bu değişimle, güç kaymasının yaşanacağı ve bunun da merkez ile çevre ülkeler arasındaki bağımlılık ilişkilerini şiddetlendireceği görüşü savunulmuştur. Bununla beraber, dördüncü sanayi devriminin dinamiklerinin, özellikle bilişim sektöründeki küresel şirketleri, ekonomik ve politik olarak güçlendireceği ve hükümetlerden şirketlere güç kaymasının yaşanacağı ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dördüncü Sanayi Devrimi, Endüstri 4.0, Yaratıcı Yıkım, Ekonomik Büyüme, Teknolojik Gelişme, Eşitsizlik

Ekonomik büyümeEndüstri 4.0Eşitsizlik+4
Kenan Turan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kütahya kentinin sosyo-ekonomik yapısı ve gelişiminde Dumlupınar Üniversitesinin etkileri

Kökeni 12. yüzyıl Orta Çağ Avrupası'na dayanan üniversite kurumu 1800'lü yıllara gelindiğinde farklı bir bağlama oturmuştur. Kabaca söylemek gerekirse 1200-1800 yılları arasında eğitim fonksiyonu ön plana çıkan üniversite, bu dönemden itibaren araştırma misyonu bağlamında ele alınmaya başlanmıştır. Ulusların modernleşme macerası içinde önemli bir kurum olan üniversite, her ülkede farklı bir hikâyenin parçası olmuştur. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında kalkınma probleminin gündeme gelmesi ile üniversite, kalkınma stratejilerinin bir aracı haline dönüşmeye başlamıştır. Bu bağlamda 1970 sonrasında, üniversitenin sosyal ve ekonomik etkileri ile ilgili çalışmaların sayısında artış yaşanmıştır. Türkiye'de ise 1990'lı yıllarda üniversitenin çevresine olan etkileri ile ilgili çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Son 20 yılda kalkınma çabası içindeki küçük ve orta ölçekli kentlere üniversite kurulması ile yapılan çalışmaların sayısı da artmıştır. Söz konusu çalışmalarda genellikle üniversitenin harcama ve istihdam gibi etkilerine odaklanılmıştır. Ancak üniversite, bulunduğu kentteki ulaşım, demografik yapı, konut piyasası ve zamansal gelişim gibi birçok unsur üzerinde etkilidir. Bu çalışmanın temel amacı Dumlupınar Üniversitesi'nin, harcama ve istihdama ek olarak Kütahya'daki diğer mekânsal bileşenler üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Öğrenci ve personelin büyük çoğunluğunun Kütahya kent merkezinde bulunduğu için çalışmanın mekânsal ölçeği Kütahya kent merkezi olarak belirlenmiştir. Yapılan alan çalışması ve toplanan verilerin değerlendirilmesi sonucunda 1992 yılında kurulan Dumlupınar Üniversitesi'nin Kütahya'da önemli bir harcama kaynağı ve işveren durumunda olduğu anlaşılmıştır. 2015 yılında Dumlupınar Üniversitesi, öğrenci ve personelinin oluşturduğu doğrudan ve dolaylı harcama miktarı yoluyla yaklaşık 330 milyon TL'dir (115.790.000$). İstihdam anlamında ise 1.754'ü doğrudan, 3.890'ı dolaylı olmak üzere toplam 5.644 kişiye istihdam sağlamıştır. Üniversitenin Kütahya'da bulunması kentin iç göç yapısında değişimler yaratmıştır. Öğrenci personel ve bunlara bağlı olarak Kütahya'ya göç etmiş kişi sayısı ise 42.743 olarak hesaplanmıştır. Bu rakamın büyük çoğunluğu 18-24 yaş arası öğrencilerden oluşmaktadır. Bu durum kentteki demografik yapıda değişimler yaratmıştır. Öğrenci ve personelin kentteki varlığı dolayısıyla kentin konut piyasasında niceliksel ve niteliksel değişimler yaşanmıştır. Yeni mahallelerin ortaya çıkması ile beraber kent yatay olarak gelişirken aynı zamanda az odalı ve küçük metrekareli konutların sayısında artış yaşanmıştır. Kütahya'ya göç eden öğrenci ve personel şehir içi ve şehirler arası sistemini de etkilemiştir. Şehir içi ulaşımda otobüs ve güzergâh sayısı üniversiteye bağlı olarak artarken şehirler arası ulaşımda yolcu sayısının artışına paralel Varan, Kamil Koç, Metro gibi otobüs firmaları da Kütahya'da şube açmıştır. Birçok Anadolu kentinin temel problemi olan sosyal ve kültürel aktivite eksikliği konusunda da üniversitenin Kütahya'da bulunması bu alandaki açığı kapatmada önemli bir faktördür. Sonuç olarak orta ölçekli bir kent olan Kütahya'da üniversitenin kurulması ile beraber birçok kentsel unsurda gelişmeler yaşanmıştır.

Beşeri coğrafyaDumlupınar ÜniversitesiEkonomik coğrafya+6
Mehmet Ali Toprak
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel dönüşüm sürecinde kent hakkı mücadelesi: İzmir Karabağlar Kentsel Dönüşüm Projesi örneği

Bu çalışma, kentleşme sürecini, ekonomik, fiziksel ve sosyal olarak etkileyen kentsel dönüşüm sürecini, İzmir Karabağlar Kentsel Dönüşüm Projesi örneğinde incelemektedir. Çalışma, kentsel dönüşüm projesine karşı çıkan mahalleliler tarafından kurulan, Karabağlar Mahalleler Birliği üyelerinin mücadelelerini ve kazanımları kentsel toplumsal hareketler ve kent hakkı talebi çerçevesinde incelenmektedir. Araştırmanın sonucu olarak, proje süresince, sürece dahil edilmeyen halk, dernekleşme yoluna giderek kentsel bir toplumsal hareket oluşturmuş ve kent hakkı taleplerini ortaya koymuşlardır. Bölge sakinleri, en temel insan hakkı olan barınma hakkı ve yaşam alanlarıyla ilgili alınacak kararlarda söz sahibi olmak istemektedirler.

BarınmaDönüşümDönüşüm sistemleri+7
Seçil Özdemir Metlioğlu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The student-centered education and knowledge economy

This thesis investigates the implications and assumptions of the student-centered education model, which was embarked at the primary school level in 2005. The reforms and policies regarding the education models attempt to cultivate a specific model of self as the educated subject, which is envisioned as to contribute to the socio-economic development being adapted and productive. This thesis aims at analyzing the student centered education model from such a view point, acknowledging that it promotes an ideal image of self. It asks the questions what the idealized qualities of self are; who the educated subject is; how these correlate with the current political economy settlement; and, what kind of a rationality of government do all of these establish. Through these questions, it targets to investigate the correlations of the idealized subjectivity in the student-centered education model with the assumptions and requirements of knowledge economy and the neoliberal regime of government. In this framework, the promoted skills and attainments of learners in the curriculum are scrutinized and they are compared with the idealized qualities of a knowledge economy worker which are mentioned in the international sources. Here, the importance and implications of the abilities such as problem solving, learning to learn, creativity, flexibility, entrepreneurship, and communication are discussed. It is also argued that the qualities of self responsibility, self actualization and self consciousness are promoted in the student centered education as the underlying features of subjectivity and government of self. In this respect, this thesis makes the claim that student-centered education model expects to produce self-governing individuals, attempting to establish the neoliberal regime of government in schools. From a more general aspect, this pedagogical arrangement targets to produce ideal subjects for the development and well-functioning of knowledge economy; and, for this purpose, it employs the neoliberal regime of government.

Knowledge economyEducationEducation methods+5
Gamze Canlı
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Conscription in the nineteenth century Ottoman Empire: Its reflections on the lives of ordinary people and resistance, 1843-1876

This thesis examines the creation of a new army in the Ottoman Empire in the nineteenth century manned by conscripts. Starting from the eighteenth century, significant reforms were introduced in the Empire. A new army and a regular recruitment system were part of these reforms which are within the scope of this study. Especially after 1846, Ottoman subjects started to be recruited for military service as an obligation. This study presents the early years of implementation of the recruitment system. While analyzing the conscription law of 1846, the thesis takes examples of the practice of the law from archival documents. Finally, it tries to show the subjects' reactions to conscription, which might have created cracks in the relationship between the state and its subjects. These reactions ranged from negotiable methods for avoiding the military service obligation to open rebellion, desertion, and even banditry. The law forms a struggle field for the ordinary people who are mostly invisible in history studies. The thesis tries to tell the real stories of ordinary people by analyzing this point of contestation which provides a chance to hear them.

19. centuryRecruitingMilitary service+6
Gizem Çimşit
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2015
00

Related subjects