Bu konu başlığı altında 191 tez
Türkiye'deki Suriyelilere ilişkin Twitter paylaşımlarının sosyal kimlik teorisi çerçevesinde analizi
2011 yılında Suriye'de patlak veren iç savaş, Türkiye'ye yoğun bir göç akını başlatmıştır. Göçün başlamasından itibaren geçen on yılda, birlikte yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve Geçici Koruma Statüsü'ndeki Suriyelilerin ilişkisi, kısa süreceği varsayılan birliktelik düşüncesinin üzerine şekillenen "ev sahibi-misafir" ilişkisinden farklı bir hale bürünmüştür. Yıllar içinde gruplar-arasındaki ilişkinin kötüleşmesi ve uyumun zıt yönünde yol alması gruplar-arası ilişkilerin dinamiklerini inceleyen Sosyal Kimlik Teorisi'ne başvurmayı gerekli kılmıştır. Bu tezde, geniş kitlelerin Suriyelilere ilişkin algısını bu teori çerçevesinde bir analize tabi tutmak amacıyla toplumsal kimliği ilgilendiren ve politik açıdan bireylerin kendilerini ifade etmelerinde seçtikleri başat sosyal medya aracı olan Twitter paylaşımları temel alınmıştır. 2010-2021 yılları arasında toplanan veriler, süreç içinde inşa edilen Suriyeliler algısında, Türkiye kamuoyunun yüksek oranda tehdit ile güdülendiğini ve bu yüzden ekonomi, güvenlik ve demografi gibi alanlarda pejoratif söylemler yaratarak bu alanlarda yeni talepler geliştirdiğini göstermektedir.
Aşağıdan yukarıya güvenlik baskısı: Türkiye'de Suriyelilerin Twitter üzerinden güvenlik çerçevelemesi analizi
Türkiye zaman içerisinde göç veren ülke konumundan göç alan ülke konumuna gelmiştir. Bunun en güncel örneği ise 2011 yılında Suriye'deki iç savaş sonrasında Türkiye'ye doğru yaşanan Suriyeli göçüdür. Her ne kadar Türkiye'deki hükümet yetkilileri krizin başından itibaren Suriyelilere karşı insani boyutu ön plana çıkarsa da ev sahibi topluluğun algısı, büyük oranda farklılaşmıştır. Suriye ile olan sınır bölgesinde güvenlik tehdidi algısı ile hareket etme politikası benimsenmesine karşın Suriyelilerin devlet tarafından güvenlik alanına alınmadığının tercih edildiği görülmüştür. Bu tez çalışmasında, toplumsal düzeyde bakıldığında, Suriyelilerin bir güvenlik tehdidi olarak inşa edilmesinin analizi için Güvenlikleştirme Teorisi'nin kullanılması uygun bulunmuştur. Güvenlik inşasının Türkiye'de yalnızca elit söylemleri ile değil halk tarafından desteklendiğini analiz etmek adına, insanların düşüncelerini ifade etmek için kullanabilecekleri bir sosyal medya platformu olan Twitter seçilmiştir. Twitter üzerinden yapılan analiz için Ocak 2011 ile Aralık 2022 yılları arasında "Suriyeli" veya "Suriyeliler" kelimeleri geçen veriler toplanmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen ortak boyutlar ve kavramsallaştırmalar ile analiz edilen Tweetlerde toplumsal boyut, suç boyutu, ekonomik boyut ve siyasal boyutlar üzerinde inşa edilen güvenlik tehdidi algılarına yönelik nicel ve nitel bulgular paylaşılmıştır.
Sosyal medya platformlarının devlet yönetimine müdahalesinin analizi
Bu yüksek lisans tez çalışması kapsamında, sosyal medya platformlarının devlet yönetimine müdahalelerinin analizi yapılmıştır. Siyasal düşünce tarihinde görüldüğü gibi, devletler doğası gereği imperium alanlarını koruma refleksine sahiptir. Bu durum, imperium alanını korumak isteyen devletin sosyal medya platformları ile güç mücadelesine girmesine neden olmaktadır. 6 Ocak 2021 ABD Kongre Baskını sürecinde dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın maruz kaldığı sosyal medya sansürü bu durumu gözler önüne sermektedir. Trump'ın sansüre maruz kalması, Twitter'dan çekilen veriler ile ifade edilmiştir. Devletler ile sosyal medya platformları arasında güç mücadelesinin derinleşmesinin doğurabileceği olası senaryolar değerlendirilmiştir. Bu bağlamda güç mücadelesini engellemek amacıyla her iki aktörün çıkarlarının korunabileceği, verimli bir iletişimin kurulabileceği, çok paydaşlı katılımın sağlanabileceği, norm ve davranış ilkelerinin belirlenebileceği özel bir yönetişim modeli önerilmiştir. Küresel Sosyal Medya Yönetişim Modeli devlet ve sosyal medya arasındaki güç mücadelesini engelleme, birey hak ve özgürlüğünü koruma kapasitesi olduğunu ortaya konmuştur.
Information and communication technologies in English language teaching (ELT)
Rapid introduction of information processes into various spheres of life require the development of a new model of the education system based on modern information technologies. It is about creating the conditions for revealing the creative potential of a person, developing abilities and educating the need for self-improvement and responsibility. Thus, the introduction of information and communication technology (ICT) contributes to the main goals of modernizing education: improving the quality of education, increasing the accessibility of education and ensuring a harmonious development of the individual who is attached to the information and communication capabilities of modern technologies and possessing an information culture. These circumstances determine the relevance of the topic of this thesis research, which consists in the introduction of ICT in order to improve the effectiveness of the educational process and the effectiveness of the quality management system of foreign language (especially: English) teaching. The solution of these aspects determines the theme of research. The scientific innovation of the research is that it reveals didactic properties and methodological functions of the Twitter and Podcast services as one of the modern methods of teaching language, which must be taken into account when developing the methodology for teaching a foreign language on its basis. Keywords: Information-Communication Technology (ICT), WEB 2.0, Twitter, Podcast, English Language Teaching (ELT).
Kamuoyu oluşturma aracı olarak sosyal medya: Twıtter etiketleri (Hashtagleri) bağlamında bir değerlendirme
Kamuoyunun genel kanaatinin oluşum sürecinde günümüzde sosyal medya büyük bir önem taşımaktadır. Kamuoyu bir konu hakkında sosyal medya vasıtasıyla çok kısa bir süre içerisinde aynı fikir etrafında toplanabilmekte ve bu sayede bir kamuoyu oluşturabilmektedir. Sosyal medya günümüzde toplumsal, siyasal ve ekonomik alanın şekillenmesinde birey ve devlet ilişkilerinde önemli bir alan olarak varlığını göstermektedir. Teknolojik gelişmelere paralel olarak kitle iletişim araçlarında meydana gelen gelişmeler sosyal bilimlerin bu alana ilişkin çalışmalarında önemli bir yer edinmiştir. Tezin temel konusu, sosyal medyanın kamuoyu oluşturma gücünün günümüzde ve bilhassa ülkemizde ne kadar etkin olduğuna, siyasetle ilişkisine, kamuoyunu nasıl etkisi aldığına dair bir araştırma üzerinedir. Çalışmanın temel amacı, sosyal medyanın kamuoyu oluşturma gücü bağlamında Twitter üzerinden gerçekleştirilen, gündemi ve kamuoyunu fazlasıyla ilgilendiren olaylardaki etiket kampanyalarının araştırılması ve ulaşılan verilerin analiz edilerek kamuoyu tepkilerinin karar vericiler üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada Türkiye örneklemi içinde siyasal, ekonomik ve toplumsal açıdan önemli görülen örnekler seçilmiştir. İlgili örnek olaylar dahilinde yürütülen etiket kampanyaları araştırmaya belirli sınırlar içinde dahil edilerek kampanya süreçleri ve sonuçları irdelenmiştir. Araştırmada sosyal medyanın kamuoyu oluşturma sürecinde örnek olaylar özelinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Kamuoyu oluşturma sürecinde dijital toplumun yeni otoritelerinin de bu süreçte etkili olduğu, kitlelerin desteğini alarak karar vericiler üzerinde baskı uygulayarak karar alma süreçlerine dahil oldukları, kamuoyu-siyaset bağlamında ortaya çıkan bir sonuçtur.
Analitik sosyoloji perspektifinden hesaplamalı sosyal bilim yöntemleri: Twitter verilerinin metin analizi ve network modellemesi
Günümüzün dijital dünyasında sosyal araştırma açısından hem erişilebilir verinin hacmi artmakta hem de bu verilerin toplanması ve analizi için kullanılan yöntem ve modellemeler çeşitlilik göstermektedir. Soru veya teori güdümlü veri yaratma, toplama ve analiz sürecinden ziyade veri veya yöntem güdümlü sosyal araştırmalar tasarlanmaktadır. Bu tez çalışması bahsedilen ikilemle sosyolojinin nasıl yüzleşebileceğini sorunsallaştırmaktadır. Çalışma bu kapsamda dijital çağda yürütülen sosyal araştırmalara kılavuz olabilecek bir içerik sunmaktadır. Çalışmada mekanizma tabanlı açıklamanın, mikro ve makro düzey arasındaki ilişkinin, orta boy sosyolojik teorilerin ve etmen tabanlı modellemenin analitik sosyoloji açısından yeri ve önemi detaylandırılmaktadır. Çalışma, dijital iz verilerinin analizinin hesaplamalı sosyal bilim yöntemleri aracılığıyla nasıl yürütüldüğüne dair uygulamalı bir örnek sunma amacıyla 2011 yılının başından 2022 yılının sonuna değin içerisinde "Suriyeli" anahtar kelimesini barındıran 2 milyonu aşkın Türkçe tweete Twitter Akademik API aracılığıyla erişim sağlamaktadır. Bu doğrultuda, çalışma bir yandan kelime bulutları, duygu analizi, konu modelleme ile tweet metinlerinin analizini gerçekleştirmekte diğer yandan ise bu metinleri paylaşan Twitter kullanıcılarının etkileşim dinamiğine network analizi ve görselleştirmesi aracılığıyla yer vermektedir. Buradan gelen betimsel bulgular nezdinde, Twitter verilerinin işaret ettiği olası network mekanizmalarının analitik sosyoloji bağlamında istatistiksel network modelleri aracılığıyla nasıl soruşturulabileceği irdelenmektedir. Ayrıca bu çalışmada, sosyal araştırmanın bugünü ve geleceği bakımından, geleneksel araştırma yöntemleri ile hesaplamalı sosyal bilim yöntemlerinin yeri analitik sosyoloji bağlamında ele alınmaktadır. Bahsedilenler ışığında, analitik sosyoloji ile hesaplamalı sosyal bilim yöntemlerinin birbirlerinin tamamlayıcı unsuru olarak yer almalarının dijital çağda yürütülen bir sosyal araştırmaya hangi yönlerden katkı sağlayabileceği örneklendirilmektedir.
Tüketim toplumu bağlamında sosyal medya bağımlılığı
Geçmişten günümüze iletişimin ve bu bağlamda gelişen teknolojinin bireylerin hayatlarına dahil olması sonucu, bireylerin bir takım sosyal ağlar aracılığı ile tüketime gitmesi ve bu tüketim çılgınlığının bir takım sosyal medya bağımlıları doğururken sosyolojik ve fizyolojik olarak tüm toplumu etkilemesi ile halkla ilişkilerin bağdaştırılması ve ekonomik anlamda olumlu ya da olumsuz etkileri tez içerisinde işlenmiştir. Tüketim toplumu bağlamında sosyal medya bağımlılığının halkla ilişkiler açısından fayda ve zararlarından bahsedilmiştir.
Sosyal medya temelinde suskunluk sarmalı kuramının LGBTİ+ kavramı üzerinden incelenmesi
Enformasyon teknolojilerinin hızla gelişmesiyle sosyal medya, insan yaşamı için önemli bir araç haline gelmiştir. Sosyal medyadaki sanal ortam sayesinde bireyler gerçek hayatlarının yanı sıra bu ortamda yeni sanal kimlikler oluşturmuşlardır. Sosyal medyanın açtığı bu sanal kapı kişilere tamamen ifade etme özgürlüğü tanımış gibi görünse de bazı araştırmalar bu durumun daima geçerli olmadığı görüşündedir. Bu bağlamda bakıldığında reel yaşamlarında ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz bırakılan LGBTİ+ bireyler araştırmanın öznesini oluşturmaktadır. Bu araştırmada, gerçek hayatlarında ayrımcılığa ve nefret söylemlerine maruz bırakılan LGBTİ+ bireylerin sosyal medyada suskunluk sarmalına dahil olup olmadıkları incelenecektir. Suskunluk sarmalı kuramı Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilen suskunluk sarmalı kuramına göre düşünceleri veya fikirleri kamuoyu tarafından genel geçer olduğunu düşünen bireyler, düşüncelerini ifade etmekten çekinmezken, azınlıkta olduğunu düşünen bireyler kamuoyu tarafından kabul görebilmek adına ya fikirlerini o yönde değiştirmekte ya da ifade etmek yerine suskunluk sarmalına girmektedirler. Tez üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde suskunluk sarmalının ilk görüldüğü yer olan geleneksel medya ile başlayarak günümüz sosyal medya platformlarının özelliklerinden ve durumunda bahsedilmiştir. İkinci bölümde suskunluk sarmalı kuramının içeriğinden bahsedilerek toplumsal cinsiyet ve LGBTİ+ meselesine girilmiş, sosyal medya ve LGBTİ+ bireylerden bahsedilmiştir. Son bölümde niteliksel araştırma yapılarak veriler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.
Kadına yönelik şidettin dijital iletişim perspektifinden incelenmesi: Türkçe ve İngilizce Twitter paylaşımlarının karşılaştırılmalı analizi
Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle beraber iletişim farklı boyutlara ulaşmıştır ve dijital iletişim kanalları yaygın bir şekilde kullanılır hale gelmiştir. Bu yüksek lisans tezinin amacı kadına yönelik şiddet konusunu dijital iletişim perspektifinden değerlendirmektir. Bu maksatla, öncelikle medyada kadın temsili ve sonraki bölümde ise şiddet konusu detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın araştırma bölümünde ise kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadın kuruluşlarının ve platformlarının Twitter hesaplarında yer alan, kadına yönelik şiddet konusunu içeren paylaşımlar Türkçe ve İngilizce olarak karşılaştırılmıştır.
Popülist söylem aracı olarak sosyal medya: 2019 Yerel Seçimlerinde belediye başkan adaylarının twitter kullanımları
21.yüzyılda yükselişe geçen popülizm kelime manası olarak halkçılık anlamına gelse de, toplumu iki zıt kutba ayırarak biz-onlar sınıflandırması temelinde karşımıza çıkan bir olgudur. Popülizmde biz, iyi olanla; onlar, kötü olanla özdeş hale getirilmektedir. Toplumun bu şekilde kutuplara bölünmesi ve bir grubun ötekileştirilmesi birçok demokratik ülkede olduğu gibi Türkiye için de potansiyel bir durum teşkil etmektedir. Bu bağlamda, elinizdeki çalışma popülizmin söylem biçimlerinin gözlemlenebildiği bir ülke olan Türkiye'de, yerel seçimler bağlamında popülist unsurların tespit edilmesi amaçlanmış; bu çerçevede adayların sosyal medya gönderileri üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışma yapılırken nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve söylem analizi tekniğinden faydalanılmış; Şen & Altın (2020) ve Engesser ve arkadaşlarının (2017) kullandığı yöntemden faydalanılmıştır. Sosyal medyadan metinsel olarak elde edilen bulgular, popülist unsurların Türkiye siyasetinde aktif bir şekilde var olduğunu göstermektedir. Sadece bu bulgulardan yola çıkarak siyasilerin popülist olarak tanımlanması güç olsa da söylemlerinde tespit edilen popülist unsurların varlığı popülizme olan meyili ortaya çıkartmaktadır.
Üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri ve aleksitiminin, sosyal medya kullanımı üzerindeki yordayıcı rolü
Sosyal medya, insanların hayatlarında büyük bir yer kaplamak ile birlikte diğer kişilerle ilişkilerin sürdürüldüğü sanal bir platform olarak belirtilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de yaşayan üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleri ve aleksitimi puanlarının sosyal medya kullanımı ve ağ büyüklüğü ile ilişkisinin incelenmesi aynı zamanda bu değişkenlerin sosyal medya kullanımı üzerinde yordayıcı etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak, sosyodemeografik özelliklerin ve hesap sayısı, günlük kullanım süresi, sahte hesap varlığı gibi sosyal medya kullanım özelliklerinin de sosyal medya kullanımı üzerindeki etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu, 18-26 yaş aralığında bulunan 464 (257 kadın, 207 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılara sırasıyla Sosyo-demografik Bilgi Formu, Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği (SMUIS), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) uygulanmıştır. Çalışmada incelenen 3 farklı sosyal medya platformu (Facebook-Instagram-Twitter) için ayrı ayrı analizler yapılmıştır. Bulgular, Instagram ve Twitter platformlarında günlük kullanım süresi arttıkça sosyal medya kullanımı puanının da arttığını ve Instagram'da sahte hesap kullanan katılımcıların kullanmayanlara göre sosyal medya kullanımı puanının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Her platform için sosyal bütünleşme ve duygusal bağlantı alt boyutu ile aleksitimi, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır. Instagram için; sosyal rutinlerle bütünleşme alt boyutu ile aleksitimi ve kaygılı bağlanma arasında pozitif, kaçınmacı bağlanma arasında negatif bir ilişki bulunurken Twitter için; sosyal rutinlerle bütünleşme alt boyutu ile kaçınmacı bağlanma arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte Facebook için; kaygılı bağlanma, Instagram için; sahte hesap, günlük kullanım süreleri, aleksitimi ve kaygılı-kaçınmacı bağlanma, Twitter için; günlük kullanım süresi (3 saat ve daha fazla), aleksitimi ve kaygılı bağlanma değişkenleri sosyal bütünleşme ve duygusal bağlantı alt boyutunu yordarken Instagram için; sahte hesap, günlük kullanım süreleri (0-30 dk/ 30 dk-1 saat, 3 saat ve daha fazla) ve kaygılı-kaçınmacı bağlanma, Twitter için; günlük kullanım süreleri (0-30 dk/ 30 dk-1 saat, 3 saat ve daha fazla) ve kaçınmacı bağlanma değişkenleri sosyal rutinlerle bütünleşme alt boyutunun yordayıcı faktörleri olarak bulunmuştur. Son olarak çevrimiçi ağ büyüklüğü ile aleksitimi ve güvensiz bağlanma arasında bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar bireylerin, bağlanma biçimleri ve aleksitimi düzeylerinin sosyal medya kullanımı üzerinde etkisinin olduğunu göstermektedir. Bununla beraber sosyal medya bağımlılığı ve problematik internet kullanım nedenlerinin farklı bir bakış açısı ile değerlendirilmesi konusunda literatüre katkı sağlamıştır.
Populism, social media and immigration: The use of Twitter as a platform for anti-immigration discourse in Italy and the U.S.
This study takes the tweets shared by 45th president of the United States Donald Trump and Italian populist leader Matteo Salvini throughout 2018, to conduct a manual comparative content analysis in order to identify the main characteristics of their anti-immigration discourse on social media. The analysis aims to answer the following research question: How did Donald Trump and Matteo Salvini use Twitter as a platform for anti-immigration discourse in 2018? The ultimate goal is to consider the two leaders' anti-immigration discourse in order to identify the specific textual elements and emotional tone used to mention immigration and refugees in order to recognize the dominant frames and narratives employed. This includes the attempt to also determine the emotional tone, attitudes and opinions used to address immigration and immigrants by both leaders. The results indicate that the online anti-immigration discourse of the two political leaders included the identification of immigrants as an economic burden, as potential threats and, in general, as scapegoats of different issues. Few recent studies have addressed the characteristics of online populist communication in relation to a specific topic, especially not through the manual comparative content analysis of two political leaders coming from very different backgrounds. The purpose of this research is to fill this gap by supplying a framework for the analysis of the populist anti-immigration discourse on social media. This work suggests that social media can be used as a tool by populist leaders to construct an anti-immigration discourse that relies on the creation of a hostile narrative, a derogatory language and occasional mockery.
2019 yerel seçimlerinde İstanbul adaylarının sosyal medya kullanımının analizi: Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım'ın Twitter paylaşımlarının karşılaştırılması
Günümüze kadar gelen ve hala devam etmekte olan teknolojik gelişmeler hayatımızın her alanına etki etmekte ve bizi bir değişim içine sokmaktadır. Bu değişimin etkileri ve dönüşüm süreci çalışmanın ilk bölümünde pazarlama açısından ele alınmaktadır. Pazarlamanın dijitalleşmesi ile tüketicilere ulaşım ve iletişim de evrimleşmektedir. Bu evrimleşme dijital platformların kullanılmasına ve sosyal medyanın da ön plana çıkmasına yol açmaktadır. Günümüzde hem reklamlar daha kolay yapılabilmekte hem de tüketicilerin geri dönüşleri daha hızlı alınıp iletişim kurulabilmektedir. Teknolojik gelişmelerin etkisiyle siyasal iletişim çalışmalarında da farklılıklar yaşanmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde siyasal pazarlama ve siyasal iletişim sürecinin nasıl işlediğini, teknolojiden nasıl etkilendiği ele alınmaktadır. Teknolojinin gelişmesi siyasal liderlerin de bu teknolojiden yararlandığı bir süreci hazırlamaktadır. Önceleri kitle iletişim araçlarının kullanılmasıyla ulaşılabilirliği arttıran teknoloji şimdilerde sosyal medya platformlarının kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Bu sayede siyasal liderler sosyal medyadan seçim çalışmalarını yürüterek karşılıklı etkileşimden yararlanarak daha etkili iletişim kurabilmektedir. Özellikle Twitter gibi düşüncelerini direkt ifade edebildikleri platform günümüzde yürütülen siyasal faaliyetlerin sunumu ve liderlerin kendini ifade edebilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde araştırmanın ana konusu da olan 2019 yerel seçimlerinde, İstanbul adaylarının sosyal medyayı seçim sürecinde nasıl kullandıkları ve seçime olan etkisi incelenmektedir. İstanbul adaylarından yalnızca Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu'nun Twitter hesapları dikkate alınmaktadır. Adayların sosyal medya kanallarından yalnızca Twitter platformu incelemeye alınmaktadır. Adayların 2019 yılında hem 31 Mart yerel seçim için hem de seçimin yeniden tekrar etmesiyle 23 Haziran'daki yerel seçim için Twitter üzerinden yürüttükleri seçim çalışmaları ele alınmaktadır. Adaylar iki seçim dönemi için de Twitter hesaplarından seçmene vaatlerini sunmakta, programlarını duyurmakta, gündem oluşturan hashtagleri kullanarak daha çok kitleye hitap etmektedir. Bunun yanı sıra paylaşımlarına gelen beğeni, yorum ve hesaplar tarafından yeniden paylaşımla (retweet) seçmen üzerinde ne kadar etkili oldukları ve ne kadar kişiye ulaştıkları gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Pazarlama, Yerel Seçim, Siyasal İletişim, Siyasal Pazarlama, Sosyal Medya, Twitter
Sosyal medyanın gelişimi ve toplumda sosyal medya kullanım alışkanlıkları: Erbil Salahaddin Üniversitesi örneği
Sosyal medya, çağımızın yeni teknolojik buluşlarından olup bilgi paylaşımının yapıldığı dijital bir platformdur. Medyayı klasik kalıbından çıkararak başka bir boyuta taşımıştır. Kürt medyası da bu yeni nesil teknolojiden faydalanmış ve dünya sosyal medya platformunda yerini almıştır. Sosyal medya ve araçlarının gelişimi toplumları etkileyerek, birey ve kitleler arasındaki etkileşimin sağlanmasında rol oynamıştır. Bu durum araştırmacının dikkatini çekmiş, sosyal medyanın gerçekliği, özellikleri ve toplumda kullanım alışkanlığının bilimsel bir yöntemle araştırılarak sonuçlarının ortaya çıkarılmasına çalışılmıştır. Irak Kürdistan Bölgesi'nde sosyal medya kullanımının birçok alanda yoğunluk kazanması, toplumsal gelişimi tetikleme konusunda etkili olmuştur. Kullanılan sosyal ağlar daha çok çevre edinmek ve yeni arkadaşlıklar kurmak amaçlıdır. Kürdistan Bölgesinde her yaş aralığında yer alan kişiler sosyal medya ve ağlarını herhangi bir teknolojik cihazla internet üzerinden kullanabilmektedir. Kitlelerde bağımlılık yaratan ve bireylerde kullanım alışkınlığına sebep olan bu ağların farklı etkileri de vardır. Sosyal medya kişinin; sosyal, siyasal, kültürel ve düşünsel yapısını etkilemektedir. Sadece vakit geçirmek ve eğlence mekânı olarak kullanılmayan sosyal medyada kişiler arası bilgi aktarımı yapılabiliniyor, bireyler örgütlenebiliyor ve yeni kültürlerle tanışabiliyorlar. Bu anlamda toplum bireylerinin hayatına doğrudan giren sosyal medya, bireyin eğitsel dünyasına da etki edebiliyor. Bu çalışma, Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti sınırları içinde yer alan Salahaddin Üniversitesi'nde okuyan 750 öğrenci'nin sosyal medyanın gelişimi ve toplumda sosyal medya kullanım alışkanlıkları konusunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, kavramsal ve kuramsal çerçeveyi içerirken, ikinci bölümde, araştırmanın amacı, önemi, problemleri, evren ve örneklem seçimi ile veri toplama tekniklerine yönelik bir çerçeve bulunmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise sahada elde edilen bulguların analizini içermektedir.
Benlik saygısı ve e-katılım ilişkisi üzerine Twitter ekseninde bir araştırma
Bu araştırmada akademisyenlerin benlik saygıları ve Twitter platformunda gerçekleştirmiş oldukları siyasal katılım davranışları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modeli üzerine inşa edilerek 503 akademisyenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler kişisel bilgi formu ile birlikte Rosenberg'in Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ve araştırma kapsamında inşa edilen Twitter'da Siyasal Katılım Ölçeği (TSKÖ) ile toplanarak analize tabi tutulmuştur. Bu kapsamda katılımcıların RBSÖ ve TSKÖ durumlarına yönelik ilişkileri Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanarak analiz edilirken, demografik faktörler ve RBSÖ/TSKÖ durumlarına yönelik farklılıklar ANOVA ve Independent Samples T Testleri ile analiz edilmiştir. Betimsel istatistikler ise Frekans Analizi gerçekleştirilerek değerlendirilmiştir. Araştırma sonunda ulaşılan bulgulara göre akademisyenlerin benlik saygıları ve Twitter'da gerçekleştirdikleri siyasal katılım durumları arasında; "siyasal ifade", "siyasal tartışmalara katılma" ve "yerel yönetime katılma" alt boyutları arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Öte yandan akademisyenlerin RBSÖ dâhilinde hayalperest olma durumlarının artması ile siyasal ifadede bulunmalarının, siyasal tartışmalara katılımlarının ve yerel yönetime katılımlarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına göre TSKÖ ile pozitif yönde ilişki arz eden bir diğer RBSÖ alt boyutu ise "tartışmalara katılabilme" değişkenidir. Bu bağlamda katılımcıların tartışmalara katılabilme puanlarının artmasıyla Twitter'da siyasal katılım düzeylerinin pozitif yönde arttığı tespit edilmiştir. Akademisyenlerin genel anlamda Twitter platformunda gerçekleştirdikleri siyasal katılım faaliyetlerinin oldukça düşük olduğu, politik konularda görüş belirtmekten çekindiği saptanırken benlik saygılarının, kendilik kavramı sürekliliklerinin ve "depresif duygulanım açısından" mutlu olma durumlarının oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda araştırma bulguları alanyazında yer alan eğitim faktörünün artmasıyla benlik saygısının artacağı tezi ile örtüşürken, eğitim faktörünün artması ile siyasal katılımın artacağı kanaati ile çelişmektedir. Elde edilen veriler benlik saygısı ve Twitter'da gerçekleştirilen siyasal katılım davranışının doğrudan ilişkilendirildiği bir modelde ele alınması hasebiyle literatür için önem taşımaktadır. Nitekim alan yazında yer alan ilgili çalışmalar, yalnızca sosyal medyanın siyasal katılım davranışı üzerindeki rolünü ele almaktadır, benlik saygısı kavramının sürece dâhil edilmediği görülmektedir. Bu bağlamda araştırma verileri alan yazına öncülük etmektedir. Öte yandan çalışma kapsamında geliştirilen Twitter'da Siyasal Katılım Ölçeği'nin (TSKÖ) sonraki araştırmalara ışık tutacağı varsayılmaktadır.
Belediyelerin kurumsal sosyal medya kullanımları üzerine bir araştırma: İzmir'deki ilçe belediyeler üzerine bir inceleme
Günümüzde belediyeler kurumsal amaç doğrultusunda sosyal medya hesaplarını aktif olarak kullanmaktadır. Kurumsal sosyal medya hesaplarında yapmış oldukları paylaşımlar ile vatandaşları arasında iki yönlü iletişim gerçekleştirmektedir. Kurumsal sosyal medya hesapları ile beraber halkla ilişkiler faaliyetlerini vatandaşlara duyurulmaktadır. En fazla kullanılan sosyal medya araçlarından olan Instagram, Facebook ve Twitter sosyal medya ağlarından vatandaşlara gönderi paylaşımı yapılmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yönteminden faydalanılarak 01.01.2020-30.06.2020 tarihleri arasında Aliağa Belediyesi, Bayındır Belediyesi, Narlıdere Belediyesi ve Tire Belediyesi'nin kurumsal Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarında yer alan paylaşımların içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda ilgili belediyelerin kurumsal sosyal medya hesap kullanımları amaç bakımından birbiriyle benzerlik göstermesine karşın ilgili belediyelerin kurumsal Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarına eşit derecede önem göstermedikleri belirlenmiştir. İlgili belediyelerin içerik türleri bakımından ve gönderi türü bakımından farklılaştıkları tespit edilmiştir. Vatandaşlarla etkileşimleri bakımından ise ilgili belediyelerin yetersiz kaldıkları ortaya çıkmıştır.
Sosyal medyanın gündem belirleme etkisi: Twitter'da hak aramak ve talepte bulunmak
Gündem belirleme araştırmaları, sosyal medyanın kitleselleşmesiyle yeni boyutlar kazanmıştır. Özellikle liberal-çoğulcu kuramların öngördüğü medyanın dördüncü güç olma nosyonu, yeni iletişim ortamında bir kez daha sınanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de bireylerin Twitter üzerinden hak arayışı ve taleplerini inceleyerek, gündem oluşturmada kullanılan sistematiği anlamaktır. Bu amaçla, 1 Kasım 2020 ile 1 Kasım 2021 arasındaki 1 yıl boyunca, Türkiye Twitter gündemi takip edilmiş, bireysel veya toplumsal hak arama, talepte bulunma niteliği taşıyan 82 tweet derlenmiştir. Bu veri setinin oluşturulmasında Twitter'ın gündem özelliği (Top Trend) ve "gözünden kaçırdıysan" özelliği kullanılmıştır. Elde edilen veri setindeki tweetler arasından 46'sı, "kamu yöneticilerini, ilgilileri ya da kamuoyunu harekete geçirmede başarılı olma" kriterine göre ayrı bir veri setinde toplanmıştır. Bu yeni veri setindeki tweetler, niteliksel içerik analizi ile çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, bireysel hak arama ve talepte bulunma özelliği taşıyan tweetlerin sonuç almasındaki başlıca faktörün sanıldığı gibi yüksek takipçi sayısı veya yüksek etkileşim olmadığını göstermektedir. Takipçi sayısı çok yüksek olmamasına karşın kimi kullanıcıların kitlelere ve ilgili kişilere ulaşıp, sonuç alabildikleri görülmüştür. Twitter'ın etkili bir sanal kamuoyu yaratabilmesi, sosyal medyanın günümüz ve gelecek için kamu politikaları konusunda oldukça önemli bir güç olduğunu göstermektedir. Twitter, ulaşılması güç olan kişi ve kurumlara ulaşmada ve hak aramada etkili bir araçtır.
Türkiye'de altı siyasi partinin Twitter söylemlerinde Suriyeli mültecileri inşası: Eleştirel bir analiz
Günümüzde medya yalnızca bireyleri güncel gelişmelere ilişkin bilgilendirmekle kalmamakta aynı zamanda gündem belirleme ve gündem çerçeveleme yönüyle de kamu oyunun hangi konularda, ne yönde bilgi sahibi olacağını da şekillendirme özelliğine sahiptir. Medyanın kamuoyu üzerindeki bu kapsamlı etkisi göz önüne alındığında ve özellikle son yıllarda hızla artan sosyal medya kullanımı da bununla beraber değerlendirildiğinde, göçmen ve mülteci gruplara ilişkin yapılan haberlerin ve sosyal medya paylaşımlarının önemi daha da anlaşılmaktadır. Bu araştırma günümüzde Türkiye siyasetinde ön plana çıkmış altı partinin (Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti, Halkların Demokratik Partisi ve Zafer Partisi) ve parti liderlerinin resmi Twitter hesaplarında Suriyeli mültecilere ilişkin atmış oldukları tweetleri inceleyecek ve partilerin ve parti liderlerinin tweetlerinde Suriyeli mültecilere ilişkin en çok hangi konular üzerine odaklandıklarını ve Suriyeli mültecilere ilişkin temsillerini nasıl yapılandırdıklarını belirleyecektir. Bu araştırmada inceleme sahası olarak Twitter'ın seçilmiş olmasının ana nedeni, son yıllarda ana akım medyanın yanında sosyal medyanında bilgi edinmek amaçlı kullanılan mecralardan biri haline gelmiş olması ve Twitter'da bilginin yayılma hızının diğer sosyal medya mecralarına göre yüksekliğidir. Anahtar Kelimeler: Twitter, Türkiye, Siyasi Partiler, Suriyeli Mülteciler, İçerik Analizi, Eleştirel Söylem Analizi
Sosyal medya içerik pazarlaması paylaşımlarının tüketici katılımı yoluyla firma performansı üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı, firmaların içerik pazarlaması kapsamında Facebook ve Twitter hesaplarında paylaştıkları içerik mesaj türleri ile gönderi formatlarının tüketici katılımı üzerinde farklılık yaratıp yaratmadığının incelenmesi ve tüketici katılımının firma performansı üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda Global Fortune 500 listesinde sağlık ve teknoloji sektöründe yer alan dört firmanın 2019 yılında Facebook ve Twitter'de paylaştığı içerikler incelenmiştir. Veri tek yönlü varyans analizi ve doğrusal regresyon yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular tüketici katılımının firmaların Facebook ve Twitter'de paylaştıkları içeriklerin mesaj türlerine göre farklılaştığını göstermektedir. Firmaların paylaştığı duygusal ve karma mesajların (duygusal-bilgilendirici) bulunduğu içeriklerin bilgilendirici mesajların olduğu içeriklere göre daha çok katılım elde ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca gönderi formatları arasında video içerikler, fotoğraf ve bağlantı (link) içeriklerine göre katılım oranı açısından daha iyi performans göstermektedir. Son olarak firmaların sosyal medyada elde ettiği katılım oranının firma performansını etkilemediği tespit edilmiştir. Çalışma, sınırlı sayıda araştırmanın yer aldığı içerik pazarlaması alanında içerik türlerinin (mesaj türü ve gönder formatı) tüketici katılımına ve katılımın firma performansına etkisini inceleyerek mevcut literatüre katkı sağlamaktadır. Buna ek olarak, bu değişkenlerin etkilerini sektör ve sosyal medya platformu kapsamında ayrı ayrı inceleyip benzerlikleri ve farklılıkları yorumlaması bakımından da literatüre katkı sağlamaktadır.
Üniversitelerin halkla ilişkilerinde kurumsal Twitter kullanımının rolü (COVID-19 süreci)
Bu araştırma COVID-19 salgın sürecinde üniversitelerin halkla ilişkilerinde kurumsal Twitter kullanımının rolünü belirlemeyi amaçlamaktadır. Eş zamanlı nicel ve nitel karma araştırma deseninde yürütülen araştırmanın nicel boyutunun evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Türkiye'de lisansüstü eğitimine devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutundaki katılımcılar tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenmiş ve 1245 lisansüstü öğrencinin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırmanın nitel boyutunun evreni ise Türkiye'de kurumsal Twitter hesabı olan üniversitelerden meydana gelmektedir. Araştırmada Türkiye genelindeki üniversitelerden her bölgeden birer devlet ve vakıf üniversitesi seçilmiştir. Araştırma sonucunda lisansüstü öğrencilerin algılarına göre üniversitelerin halkla ilişkilerinin yeterli düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında iletişim boyutunun üniversitelerin halkla ilişkilerinde en etkili faktör olduğu ortaya konmuştur. Araştırmada vakıf üniversitelerinde eğitim gören lisansüstü öğrencilerin, üniversitelerinin halkla ilişkilerine ilişkin algılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca üniversitelerin kurumsal Twitter hesaplarının içerik analizi ile incelenmesi sonucunda 1 Eylül 2019-31 Ağustos 2020 tarihleri arasında 6407 adet tweetin paylaşıldığı belirlenmiştir. Atatürk Üniversitesi bu üniversiteler arasında birinci sırada yer alırken Gazi Üniversitesi son sırada yer almıştır. Kurumsal Twitter hesaplarından atılan tweetlerin kategorilere ayrılması sonucunda üniversitelerin daha çok diğer halkla ilişkiler araçlarını duyurmak amacıyla paylaşım yaptıkları görülmüştür. Araştırma sonucunda COVID-19 salgın sürecinde üniversitelerin halkla ilişkilerinde kurumsal Twitter kullanımının bilgilendirmeyi güçlendirmeye yönelik bir role sahip olduğu ortaya konmuştur.
Siyasal pazarlama unsuru olarak sosyal medyanın seçmen davranışlarına ve seçmen sadakatine etkisi: Ankara ili özelinde bir araştırma
Teknolojinin gelişmesi ve globalleşme ile siyasal partilerin stratejilerinde büyük değişim yaşanmaktadır. Bir strateji unsuru olan siyasal pazarlama, araç olarak sosyal medyayı etkin bir biçimde kullanmaya başlamıştır. Kitleler üzerinde sosyal medyanın etkisi ve kullanım düzeyi arttıkça siyasal pazarlamanın değeri ve siyasi parti seçim sonuçlarına etkisi de artmaktadır. Bu çalışma; siyasal pazarlama ile sosyal medya arasındaki ilişkilerin güncel durumunu araştırarak, sosyal medya kullanımının siyasi partilerin stratejilerinde önemli etkiler oluşturduğunu saptamak amacıyla yapılmıştır. Yöntem olarak anket uygulaması tercih edilmiştir. Bulgular istatiksel olarak SPSS analizleri ile değerlendirilip sonuçlandırılmak suretiyle, öneriler ile birlikte, ayrıntılı şekilde yorumlanmıştır. Yapılan bu çalışmada; Siyasal Pazarlama Unsuru Olan Sosyal Medyanın Seçmen Davranışları Ve Seçmen Sadakati Üzerinde Etkisi araştırılmıştır. Sosyal medya araçları içerisinde, Facebook, Twitter, Instagram, kullanan bireyler araştırmaya dahil edilmişlerdir. Bu amaçla Ankara ilinde ikamet eden, yaşları 18 ve üstü olan 275 kadın, 232 erkek olmak üzere toplamda 507 katılımcıya hazırlanan ölçekler uygulanmıştır. Uygulanan ölçekler bu araştırma için geliştirilen "Siyasi Pazarlama Tutum Ölçeği", "Seçmen Bağlılığı Ölçeği", Seçmen Tatmini Ölçeği", "Seçmen Sadakati Ölçeği", "Seçmen Davranışlarını Ölçme'' ölçeğinden oluşmaktadır. Bu ölçeklerin kullanılması sonucunda elde edilen veriler istatistik yöntemleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde pozitif bulgulara ulaşılmıştır. Bu bulgular doğrultusunda araştırmaya katılanların yaş ile sosyal medya mecrası kullanımı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen veriler ışığında sosyal medyanın siyasi pazarlama bağlamında seçmen davranışları üzerinde önemli etkisi olduğu saptanmış ve siyasi partiler açısından stratejik değeri ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Siyasal Pazarlama, Sosyal Medya, Seçmen Davranışları
Türkiye'de sosyal medyanın seçimler üzerindeki etkisi: 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Twitter örneği
İnsanlık yirmi birinci yüzyılın en büyük itici gücü olan teknolojinin omuzlarında yükselen ağ toplumu gerçeğiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Enformasyon çağı toplumlarını bir araya getiren dijital dünyanın sosyal medya platformları bugün iletişimin en yaygın kullanıldığı alanlardır. Bu çalışma da kültürlerin buluşması ve sosyal etkileşimin yakınlaşmasıyla global/ küresel bir köye dönüşen dünyada siyasi aktörlerin iletişimi sosyal medya üzerinden ele alınmıştır. Araştırmada küresel ölçekte iletişimin geldiği noktada sınırları ortadan kaldıran küreselleşme açılımlarının iletişime etkileri, siyasal iletişimin dönüşümü, sanal ortamlarda nasıl karşılık bulduğuna yer verilmiştir. Konunun gelişimi açısından iletişim, siyaset, medya ve küreselleşme gibi kavramların tanım ve tarihi süreçlerine değinilmiştir. Türkiye'de siyasal iletişim bağlamında sosyal medyanın seçimler üzerindeki etkisi, özellikle adaylar ve seçmen açısından en yoğun etkileşimin yaşandığı 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yansımaları, son olarak sosyal medyanın en aktif mecrası olan Twitter analizleri verilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında detaylı bir literatür taraması yapılmış ve ilgili kaynaklara dayanarak birinci ve ikinci bölüm oluşturulmuştur. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise adayların Twitter hesaplarını incelenerek araştırmanın kapsadığı 9-24 Haziran 2018 tarihlerinde seçimler ile ilgili atılan tweetlerin içerik analizi yapılmıştır.
The role of social media in creating political awareness and in the mobilization for social protests in Nigeria: A case study of the EndSARS Protest
The role the social media plays in democracy have drawn the attention of scholars with several research conducted. In this regards scholar have conducted different research on several topics and issue. This research work investigates the role played by social media in creating political awareness and as a tool for mobilization for social protests. In Nigeria, just like in several other democracies, both old and nascent, social media has emerged to rival the traditional media by becoming a public sphere through which citizens can collectively deliberate and discuss socio-economic and political matters as they affect their lives and the entire country. Though social protests have always been a part of Nigerian political history and development, the EndSARS Social Protest was unique and spectacular in terms of the critical and central role played by social media, especially Twitter. In this social protest, it was massively used and deployed by participants to sensitize and mobilize Nigerians, raise their political consciousness and awareness, give confidence to Nigerians that after all, with the power of social media, they have the power to engage the government and hold it accountable for its actions and inactions. Fueling the engine of social media as a vehicle for social movement is its readiness to promote inclusiveness and accessibility by ordinary citizens, both in old and nascent democracies. It is in this regards that young Nigerians played a critical role in the EndSARS social movement as the social media provided them with a platform to get involved in the governing process of their country, jettisoning conservative and apathetic politics of the older generation for radical, critical and political activism. Hence the purpose of this research is to investigate the impact of social media on political awareness and in mobilizing for social protests. For its analysis, the research relies on four important concepts: Public Sphere, Democracy, social media and Social Movement. These concepts are very key to understanding the role of social media in promoting political efficacy and social protests and demonstrations. We find them appropriate in analyzing shades of ideas regarding the social media providing a public sphere through which citizens can be made to trust their ability to engage their government, influence its decisions, policies and programs, hold it accountable and even change it.
Use of new media (Twitter and Facebook) as a tool for raising political polarization among university students in Pakistan after the 2018 general elections
This thesis objects to evaluate the effect of political utilization of new media on political polarization among Pakistani university students and to ascertain the connection between New media use and political polarization. The theoretical framework of the thesis mainly relies on uses and gratification theory. Both quantitative and qualitative research designs are used as a mixed methodology for this thesis. Students at the Faculty of Social and Behavioral Sciences of the University of Punjab were the population chosen to conduct survey and semi-structured interviews. To conduct the survey stratified random sampling was utilized and a sample of 354 students was drawn using Selvin's formula. While 5 students were selected randomly to conduct semi-structured interviews. Descriptive analysis using SPSS software was done to analyze the quantitative data collected through the survey while the qualitative data collected through semi-structured interviews was analyzed using thematic analysis. The results of the study proved that the utilization of new media platforms for political purposes plays an important role in raising political polarization among university students in Pakistan.