Stability

Bu konu başlığı altında 136 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Foreign direct investment and macroeconomic stability: The Turkish case

This study investigates the relationship between foreign direct investment (FDI) and macroeconomic stability for Turkey. To represent the macroeconomic stability, two main variables are examined. The first of these is inflation rate that represents the economic stability in real sector and the second one is real exchange rate representing the stability in the financial sector. In addition to these variables; market size, openess to trade and financial development variables are used as control-transmission variables. Used data are mothly and include the term from 2003 January to 2015 April. Emprical methods used in the study are unit root tests, cointegration analyses, VECM model and Granger causalitytest. Obtained emprical results show that fluctuations in inflation and real exchange rate have a negative and permanent effect on FDI which means that instabilities occured in real and financial markets negatively affect the inward FDI. Therefore, Turkey which has enough potential to attract FDI, has to provide stabilitiy in its macroeconomic indicators to attract more amount of FDI.

Foreign direct investmentsEconomic stabilityMacro stability+6
Merve Altın
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekonomik politika belirsizliği ve politik istikrarsızlığın makroekonomik değişkenler üzerine etkisi

İktisat biliminde belirsizlik, teorik olarak gerçekleşen onca gelişmelere rağmen hala üzerinde tartışılan bir kavram olarak yerini korumaktadır. Belirsizliğin bu kadar çok tartışılmasının arkasında yatan unsur ise belirsizlik kavramının soyut iktisadi düşüncede sahip olduğu anlamsal ölçütlerin kavramsallaştırılamaması değil, belirsizlik kavramı ile ilgili bir fikir birliğinin oluşturulamamasından kaynaklanmaktadır. Belirsizlikle ilgili bir fikir birliğinin olmayışı ise bu kavramla ilgi farklı yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada diğer belirsizlik indeksleri ile karşılaştırıldığında daha güçlü ve politik unsurları da içermesi nedeniyle Baker, Bloom ve Davis (2015)'in Amerika Birleşik Devletleri için geliştirmiş oldukları ekonomik politika belirsizliği (EPB) indeksi kullanılmaktadır. ABD'deki EPB'nin yanında gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlık göstergeleri de dikkate alınmaktadır. Çalışmada Keşfedici Faktör Analizi'yle 17 politik istikrarsızlık göstergesi kullanılarak politik istikrarsızlığın üç farklı boyutu ortaya çıkarılmıştır. Bu boyutlar şiddet ve gerilim, hükümet karşıtlığı ve protesto ve rejim içi istikrarsızlıktır. Dinamik Panel Sistem Genelleştirilmiş Momentler Metodu kullanılarak gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlığın ve ABD'deki EPB'nin gelişmekte olan ülkelerdeki makroekonomik değişkenler üzerine etkisi incelenmektedir. Çalışmanın bulguları ABD'deki EPB'nin ve gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlığın üç farklı boyutunun enflasyon oranı ve doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde farklı etkileri olduğunu ortaya koyarken bu değişkenlerin gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme oranı üzerinde güçlü ve negatif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Ekonomik politika belirsizliği, Politik istikrarsızlık, Enflasyon,Büyüme, Doğrudan yabancı yatırımlar

Ekonomi politikalarıEkonomik etkiEnflasyon+7
Ömer Akkuş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Makro ihtiyati politikalar ve finansal istikrar: Türkiye deneyimi

Bu çalışmada vektör hata düzeltme modeli (VECM) kullanılarak Türkiye'de finansal istikrar ve makro ihtiyati politikalar arasındaki ilişki ortaya konulmuş ve makro ihtiyati politikaların finansal istikrar üzerindeki etkinliği araştırılmıştır. Tahminler 2010- 2017 yılları arasında aylık frekanstaki verilerin kullanılması ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla öncelikle finansal sistemin sağlık durumunu ifade eden bileşik bir finansal istikrar göstergesi (FSI) oluşturulmuş, daha sonra da tahmin modeli geliştirilmiştir. FSI değerlerinin hesaplanmasında bankacılık sektörü aktif karlılık oranı, bir yıl vadeli tüketici kredisi faiz oranı, bankacılık sektörü yurt içi kredi hacmi ve sepet kur göstergeleri kullanılarak bir ağırlık vektörü elde edilmiştir. Makro ihtiyati politika göstergesi olarak bankacılık sektörü kredi yoğunlaşması, bankalararası para piyasası net pozisyonu, kaldıraç oranı, sermaye tamponları, zorunlu rezervler ve yabancı para borç sınırları kullanılmıştır. Elde edilen VECM modeli sonuçlarına göre kredi yoğunlaşması ve sermaye tamponunu temsil eden oranlar finansal istikrara olumlu katkı sağlamaktadır. Kaldıraç oranı ve para piyasası net pozisyonunu temsil eden değişkenler ise finansal istikrarı olumsuz etkilemektedir. Çalışma sonucunda makro ihtiyati politika kullanımının finansal istikrara pozitif katkı sağladığı sonucuna varılmıştır ve para politikası makro ihtiyati politika araçlarıyla desteklenmelidir. Anahtar Sözcükler: Makro İhtiyati Politika, Finansal İstikrar, VECM Modeli.

Ekonomi politikalarıFinansal istikrarMakro ihtiyati politikalar+4
Ayşegül Akça
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Finansal istikrar ve reel ekonomi arasındaki ilişki: Türkiye örneği

Çalışmada finansal istikrarı temsil eden aylık ve çeyreklik finansal istikrar endeksleri farklı metodolojilerle oluşturulmuştur. Çeyreklik toplu finansal istikrar endeksi ile reel ekonomiyi temsil eden yatırım harcamaları ve reel GSYH arasındaki ilişki 2004Q1-2017Q4 dönemine yönelik değerlendirilmiştir. İlgili dönemde finansal istikrarın reel ekonomik istikrarı pozitif yönlü etkilediği kuvvetli bulgularla ortaya konmuştur. Toplu finansal istikrarı oluşturan alt kalemler ile reel ekonomiyi temsil eden değişkenler arasındaki nedensellikler tartışılmıştır. İlişkide cari denge, mevduat başına krediler ve risk ağırlıklı kalemler başına yasal özkaynaklar en hassas kalemlerdir. CAMELS kalemleri ile reel ekonomi arasındaki ilişkide bankacılık istikrarına yönelik tartışılmıştır. Sermaye ve likidite kalemlerinin reel ekonomi üzerinde en hassas kalemler olduğu ortaya çıkmıştır. Aylık dönemde ise, aylık finansal istikrar endeksi ile sanayi üretim endeksi arasındaki ilişki 2003M1-2017M12 dönemi için değerlendirilmiştir. Uzun dönemde finansal istikrarın sanayi üretimi üzerinde pozitif yönlü etkisi ortaya konmuştur. İlgili dönemde finansal istikrarsızlığın reel ekonomik istikrarsızlığa yol açtığına yönelik kuvvetli bulgulara ulaşılmıştır. Aylık finansal istikrar alt kalemleri ile sanayi üretimi arasındaki nedensellikler tartışılmıştır. Aracılık fonksiyonunu oluşturan alt kalemler sanayi üretimini en çok etkileyen bileşenlerdir.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik istikrar+6
Mesut Alper Gezer
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Metal malzeme yapıştırma bağlarında atmosferik basınçlı plazma uygulaması etkinliğinin araştırılması

Atmosferik basınçlı plazma (ABP) yöntemi, hızlı ve stabil şekilde malzeme yüzeylerine uygulanabildiğinden ve vakum altında yapılan plazma uygulamalarına göre çok sayıda avantaja sahip olduğundan dolayı günümüzde birçok alanda ön plana çıkmaya başlamıştır. ABP ile malzemelerin yüzey enerjilerinin, yapışma davranışlarının ve yüzey mekanik özelliklerinin iyileştirilmesi mümkündür. Bu bağlamda, metal malzemelerin yapıştırılması işleminde daha detaylı araştırmalar yapılarak süreç parametrelerinin ortaya konulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde ABP uygulamasının, galvaniz kaplamalı çelikler (H300LAD) ile kaplamasız çeliklerin (H300LA) yapıştırma bağlarının dayanımları üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Deney parametreleri olarak iki farklı malzeme (H300LAD ve H300LA), iki farklı yapıştırıcı (Marocol 18576 ve Erde G-Force) ve üç farklı plazma uygulama hızı (5 mm/s, 10 mm/s ve 15 mm/s) belirlenmiştir. Sonuçlar, ABP uygulamasının belirtilen malzemelerin yapıştırma işleminde iyileşmeler sağladığını göstermektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise ABP uygulanan metal yüzeylerin yaşlanma davranışı ve yüzeyin işlem görmemiş haline geri dönüşünü geciktirebilecek ortam koşulları araştırılmıştır. Deney parametreleri olarak iki farklı plazma uygulaması (soğuk ve sıcak) ve üç farklı plazma tekrar sayısı (1, 2 ve 3 kez) belirlenirken plazma işlemi uygulanan yüzeylerin ilk haline geri dönüşünü geciktirebilecek ortam koşulları olarak ise hava ve su (1, 10 ve 60 dakika) gibi iki farklı bekletme ortamı seçilmiştir. Ayrıca sıcaklığın yaşlanma süresine olan etkileri de iki farklı sıcaklık değeri (-20°C ve 30°C) için incelenmiştir. Sonuçlar, yüzey yaşlanmasının numunelerin bekletildiği ortam ve sıcaklıktan büyük ölçüde etkilendiğini göstermektedir.

GalvanizlemeIslanabilirlikKararlılık+3
Öyküm Kanbir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyıl boyunca Türkiye'de zirai kazançların vergilendirilmesinin hâsılat açısından değerlendirilmesi

Tarımın vergilendirilmesi konusu, geçmişte olduğu gibi, günümüzde de üzerinde önemle durulan bir alandır. Özellikle tarımsal nüfusun fazla olduğu ülkelerde siyasi karar alma mekanizmasının, bu geniş oy tabanıyla ilişkileri dikkat çekmektedir.Osmanlı Devleti'nin klasik dönem olarak kabul edilen döneminde, tarımda aşar ve ağnam vergilerinin uygulanmasında istikrarlı davranılmış ve hâsılatta da başarılı olunmuştur. Sonraki buhran döneminde iltizam denilen tahsil usulü uygulanarak gelirler ihale edilerek mültezimlerden tahsil edilmiş, fakat halk, mültezim baskısı altında yaşamıştır.Cumhuriyet'in ilanı ve rejim değişikliği ile birlikte yen, yaklaşımlar gündeme gelmiş ve Aşar vergisi, tahsil yönteminin değiştirilmesi ile ilgili değerlendirmelere gerek duyulmadan 1925 yılında kaldırılmış ve 1961 yılına kadar tarım sektörü vergilendirilmemiştir.1961 yılında 193 sayılı Gelir Vergisi kanunuyla zirai kazançlar gelir vergisi sistemine dâhil edilmiştir. Fakat siyasi mekanizma, muafiyet ve istisnaların kapsamını geniş tutarak, vergi tabanını daraltmış, belge düzeninin zorunlu olmayışı gibi nedenlerle tarım sektörü kayıt dışı ekonominin büyümesine neden olmuş ve önemli bir gelir kaybına neden olmuştur.Tarımsal kazançların yeterli ölçüde vergilendirilmemesi ve kayıt dışı ekonomiyi büyütmesi, Türk vergi sisteminin gelir kaleminde önemli bir gelir kaybına neden olmuştur. Öte yandan sektördeki vergi yükü de oldukça düşük düzeydedir.4369 sayılı kanunla, nihai vergiye dönüşen stopajın oranının arttırılması ve tüm çiftçilerin kayıt altına alınması tarımın vergilendirilmesi konusunda istenilen sonuçların elde edilmesini sağlayacaktır.

CumhuriyetStopajTanzimat+2
Mustafa Adem Demir
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lityum doplamalı Galyum topaklarının incelenmesi

Bu çalışmada GanLi (n = 1?13) topaklarının geometrik yapıları, kararlılıkları ve elektronik özellikleri Yoğunluk Fonksiyonel Teorisi (DFT) ile incelenmiştir. GanLi (n = 9?13) topakları Gan (n = 9?14) topaklarına göre daha kararlıdır. GanLi (n = 3?13) topaklarının elde edilen en düşük enerjili geometrik yapılarda Li atomu tepe ya da yan pozisyonu tercih etmektedir. İkinci-dereceden enerji farkı, ayrışma enerjisi ve HOMO-LUMO enerji aralık hesaplamalarına göre çalışılan topaklar içerisinde Ga7Li, Ga9Li ve Ga11Li topakları daha kararlıdır. Ga-Li' un ortalama bağ uzunluğu başlangıçta artarken n = 4 den sonra azalma göstermekte ve n = 8 den sonra ise yaklaşık olarak sabit kalmaktadır. Bu ortalama bağ uzunluğunun n = 4 den sonra ki değişimi topaklarda ki yüzey etkisinden kaynaklanmaktadır.

Geometrik yapılarKararlılıkYoğunluk fonksiyonu teorisi
Yavuz Ekincioğlu
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TNT'nin değişik oranlarda NTO ile karışımlarının hazırlanması ve değerlendirilmesi

Enerjitik materyaller (patlayıcılar, sevk yakıtları, işaret ve aydınlatma fişekleri ) askeri olduğu kadar sivil amaçlara yönelik olarak da yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Günümüzde yüksek enerjitik materyallerin çeşitli uygulamalarının kimyası, sentezi, özellikleri ve diğer dikkat çekici vasıfları sayısız olarak literatürde bulunur hale gelmiştir. Geçmişte bilindik patlayıcılar hekzahidro-1,3,5-trinitro-1,3,5-triazin (RDX), oktahidro-1,3,5,7-tetranitro-1,3,5,7-tetrazosin (HMX) ve 2,4,6-trinitrotoluen (TNT) silah uygulamalarının tamamında kullanılmışlardır. Darbe ya da şoka maruz kalmalarıyla gemi içinde, hava taşıtları veya cephane trenlerinde patlayıcıların istenmeden ateşlenmesi sonucu meydana gelen yıkıcı patlamalar sebebiyle bu patlayıcılar gözden düşmüşlerdir. Tabiî ki yüksek performans elde edilmesi patlayıcıların araştırma-geliştirmesi aşamasında her zaman birincil gereklilik olmuştur ve en güçlü yüksek patlayıcı arayışı hala devam etmektedir. Öyle görünüyor ki bu arayış hiç bitmeyecektir. Kullanıcıların düşük duyarlılık ve yüksek performans beklentisi var olan materyallerle giderilememiştir ve karışımların üretilme sürecinde maliyetleri kontrol etme ihtiyacı bu hızlı değişimin ayrıca bir temel konusu olmuştur. Bu nedenle modern ağır toplarda, patlayıcıların sahip olmaları gereken hem iyi bir termal kararlılık, darbe ve şoklara karşı duyarsızlık hem de daha iyi bir performans gibi güçlü gereklilikler vardır. Bununla birlikte bu gereklilikler az çok ortak şekilde seçilmelidir. İyi termal kararlılığa ve darbeye karşı duyarsızlığa sahip patlayıcılar aksine daha zayıf performans sergilerler. Bu nedenle yeni patlayıcıların sentezlenmesinde en önde gelen konu bulunacak molekülün hem iyi bir enerji kapasitesine sahip olması hem de optimal düzeyde güvenilirliği (düşük darbe ve şok duyarlılığı) sağlaması günümüz kullanımında aranan özelliklerdir [1]. Bu ihtiyaçlara cevap olarak dünya genelinde ?Duyarsız Mühimmatlar? (DM) üzerinde programlar geliştirilmekte ve bu yönde politikalar oluşturulmaktadır. Duyarsız patlayıcıların geliştirilmesinde birkaç yaklaşım bulunmaktadır ancak içlerinde en çok göze çarpanı düşük duyarlılıktaki patlayıcıların kullanımıdır ve performans kaybı da söz konusu değildir. DM'ye uygun patlayıcı karışımlarının elde edilmesinde iki yol mevcuttur. Bunlar duyarlı içeriğin esasen az duyarlı olan materyal ile yer değişimi; diğeri ise enerjitik bileşenin fiziksel ve kimyasal olarak izole edilmesini sağlayan ve çevresel etkileri absorbe eden dayanıklı, plastik benzeri polimerik matriks kullanımıdır [2].NTO (3-nitro-1,2,4-triazol-5-one) duyarlılığı az olmakla birlikte kısmen güçlü bir patlayıcıdır. Özellikle eriyip dökülen karışımlar DM gereksinimlerini karşılayan uygulanabilir seçenekler sunarlar. NTO'nun özellikleri, eriyip dökülebilen TNT ile olan karışımları ve duyarsızlığının test edilmesi bu çalışmanın temel odak noktasını oluşturmaktadır. Önerilen çalışmamızda Makine Kimya Enstitüsü Kurumu (MKEK) tarafından imal edilen TNT'nin duyarsızlaştırılması, NTO (3-nitro-1,2,4-triazol-5-on) ile karışımlar hazırlanmak suretiyle yapılacaktır. Ön denemeler laboratuar ölçeğinde olup, daha sonra sanayi uygulamasına uyarlanacaktır.

2,4,6-trinitrotoluenKararlılıkPatlayıcı maddeler+1
Hasan Kutay Yıldız
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kısmi parabolik diferansiyel denkleminin sonlu farklar yaklaşımı ile bazı nümerik çözüm yöntemleri

Bu tezde, mühendislik ve fen bilimlerinde ortaya çıkan parabolik kısmi diferansiyel denklemini çözmek için sonlu farklar yöntemi kullanan bazı nümerik metotlar sunulmuştur. Daha sonra bu nümerik yöntemlerin tutarlılığı ve nümerik kararlılığı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Parabolik kısmi diferansiyel denklem, tutarlılık, kararlılık.

Kararlılık
Muhammet Yazıcı
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heterodoks istikrar programlarının İsrail uygulaması

VII ÖZET 1970'li yılların başında dünya çapında karşılaşılan enflasyon ve ödemeler dengesi sorunları tüm ülkeleri etkilemiştir. Bu nedenle, özellikle gelişmekte olan bir çok ülke için ekonomik istikrarın sağlanması temel amaç olmuştur. Bu sorunlarla karşılaşılan ülkelerde değişik zamanlarda istikrar programları uygulamaya konulmuştur. İstikrar programının sınıflandırılması, programın amaçları ve bu amaçlara ulaşabilmek amacıyla kullanılan politika araçlarına göre yapılmaktadır. 1950'li yulardan 1980'li yılların ortalarına kadar gelişmekte olan ülkelerde özellikle Latin Amerika ülkelerinde uygulanan istikrar programları, "Ortodoks İstikrar Programlan" olarak adlandırılmaktadır. Heterodoks istikrar programları, 1985 yılı ortalarında Ortodoks istikrar programlarının, uygulandığı ülkelerde başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle ortodoks yaklaşıma alternatif bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır. Heterodoks istikrar programlarının üretim ve istihdam cinsinden maliyetlerinin düşük olması sebebiyle enflasyonu düşürmede daha başarılı olduğu söylenebilir. İsrail istikrar programı (Temmuz 1985), heterodoks istikrar programları uygulamasının başarılı bir örneği olarak kabul edilebilir. Bu çalışmanın amacı, istikrar programlarının genel olarak, heterodoks istikrar programları ve İsrail deneyiminin ayrıntılı bir şekilde incelenmesidir.

EkonomiEkonomik istikrarHeterodoks istikrar programları+2
Bilge Köksel
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tek yönlü lifli elastik ve viskoelastik kompozitlerin stabilitesi ve gerilme durumuna ait bazı problemler

ÖZET Tek yönlü lifli kompozit malzemelerdeki eğilmenin, teknolojik işlemler sırasında çeşitli faktörlerden olabileceği gibi tasarımından da kaynaklanabileceği bilinir. Bu nedenle, kompozitlerin yapısındaki liflerin eğriliği, bu malzemelerin yapısal hasarı olarak alınabileceği gibi yapısal bir özellik olarak da ele alınabilir. Üstelik, liflerin eğriliği, basınç altındaki stabilite kaybı problemleri ve çeşitli kırılma araştırmaları için bir model olarak da seçilebilir. Bu çalışmada, parçalı-homojen cisim modeli çerçevesinde elastisite ve viskoelastisite teorisinin üç boyutlu geometrik nonlineer denklemleri kullanılarak stabilite kaybı öncesi gerilme analizi ve stabilite kaybı araştırmaları için bir yaklaşım geliştirilmiştir. Tez kapsamında ele alınan bütün araştırmalar periyodik eğrilikli bir veya iki lif içeren sonsuz elastik ve viskoelastik cisim için yapılmıştır. Sonsuz elastik ve viskoelastik cismin iki lif içermesi durumunda, bu liflerin iki paralel doğru boyunca yerleştiği kabul edilmiştir. Gerilme dağılımı ve stabilite kaybı problemleri cisme lifler boyunca sonsuzda düzgün dağılmış normal kuvvetler etkidiğinde incelenmişlerdir. Ele alınan stabilite problemleri için, önce kompozitin doldurucusunun hacim oranının küçük ve lifler arasındaki etkileşimin ihmal edildiği düşünülmüştür. Sonuçta, malzeme tek lif içeren sonsuz viskoelastik malzeme olarak modellenmiştir. Sonra, sonsuz cismin tek lif içermesi durumu için önerilen araştırma, lifler arasındaki etkileşimin dikkate alınması durumuna genişletilmiş ve ilgili analizler iki komşu lif içeren sonsuz viskoelastik cisim için yapılmıştır. Bu liflerin aynı düzlemde ve farklı düzlemlerde birbirine paralel iki doğru boyunca yerleştiği, herbirinin küçük başlangıç eğilmesine sahip olduğu kabul edilmiştir. Bu eğrilikler periyodik ve aynı-fazlıdır. Başlangıç eğilmesinin büyümeye başlaması ve nihayet sonsuz olması durumu stabilite kaybı kriteri olarak seçilmiştir. Viskoelastik malzemenin tanımı için Rabotnov operatörü kullanılmış ve lifler arasındaki etkileşimin ve reolojik parametrelerin kritik zaman değerlerine etkileri araştırılmıştır. Stabilite kaybı öncesi gerilme-şekil değiştirme problemleri için önce, eğrilikli lif içeren tek yönlü kompozitlerdeki geometrik nonlineeritenin gerilme dağılımına etkisi araştırmaları, lifin küçük hacim oranlı doldurucu olması durumu için uygulanmış ve bu durumda kompozit malzeme periyodik eğrilikli tek lif içeren sonsuz elastik cisim olarak modellenmiştir. Sonra, bu metod iki paralel doğru boyunca yerleşmiş periyodik eğrilikli iki komşu lif içeren sonsuz elastik cisim için geliştirilmiştir. Liflerin eğriliklerinin birbirleri ile ilgisi dikkate alınarak aynı-faz ve zıt-faz eğrilik durumu olarak adlandırılan iki yerleşim formu ele alınmıştır. Bu durumda liflerin orta çizgilerinin aynı düzlemde olduğu kabul edilmiştir. Liflerin eğriliklerinden kaynaklanan aralarındaki etkileşimin gerilme dağılımına etkisi araştırılmış ve ara yüzey üzerindeki normal ve kayma gerilmeleri ile ilgili sayısal sonuçlar verilmiştir. Ele alınan gerilme dağılımına geometrik nonlineeritenin etkisi de araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lifli kompozit, gerilme dağılımı, geometrik nonlineerite, iç stabilite kaybı, kritik zaman x

ElastikGerilme dağılımıKararlılık+3
Reşat Köşker
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli öğretmenlerin yükleme tarzları ve evlilik doyum algılarının bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, evli öğretmenlerin yükleme tarzları (alt boyutları olan nedensellik-sorumluluk yüklemeleri ve onların alt boyutları olan odak, istikrar, genellik, niyet, güdü, suçlama) ve evlilik doyum algılarının, cinsiyet, yaş, evlenmeden önceki tanışma süresi, evlilik yaşı, evlilik biçimi, çocuk sahibi olma durumu gibi değişkenler açısından incelenmesidir.Bu çalışma, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Adana ili Seyhan ve Çukurova ilçelerinde bulunan okullarda görev yapan toplam 165 evli öğretmen (91 Kadın, 74 Erkek) üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri ?Evlilik Yaşam Ölçeği? (EYÖ) ve ?İlişki Yükleme Ölçeği? (İYÖ) ile toplanmıştır. Veriler SPSS-WINDOWS 11.5 paket programıyla çözümlenmiştir. Sonuçların yorumlanmasında p<0.5 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre evli öğretmenlerin eşlerinin davranışlarına yaptıkları sorumluluk ve nedensellik yüklemeleri ve evlilik doyumu arasında negatif yönde anlamlı bir faklılık bulunmuştur. Yükleme tarzlarının nedensellik boyutunun alt boyutlarından istikrar ve genellik ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık bulunurken, odak boyutu ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Yükleme tarzlarının sorumluluk boyutunun alt boyutlarından niyet, güdü ve suçlama ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Demografik değişkenlerle evlilik doyumu ve yükleme tarzları arasındaki anlamlı farklılığa bakıldığı zaman, cinsiyet değişkeni ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı, yükleme tarzlarında ise sadece sorumluluk yüklemelerinin alt boyutu olan güdü boyutunda kadınların erkeklere göre eşlerinin davranışlarını açıklarken daha fazla güdü boyutuna başvurdukları görülmüştür. Demografik değişkenlerden yaş, tanışma süresi, evlenme yaşı, evlenme biçimi ve çocuk sahibi olma durumu ile evlilik doyumu ve yükleme tarzları açısından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Evlenme süresine bakıldığı zaman ise, evlilik doyumuyla anlamlı bir farklılık bulunamamış, yükleme tarzlarının ise sadece nedensellik boyutunda ve onun alt boyutu olan genellik boyutunda anlamlı bir farklılık bulunmuşturAnahtar Kelimeler: Öğretmenler, Evlilik Doyumu, Yükleme

Adana-SeyhanDemografik değişkenlerEvlilik+10
Melis Berk
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapısal değişiklik altında birim kök testleri ve bazı makro iktisadi değişkenler üzerine uygulamalar

Bir zaman serisi değişkeni, analiz dönemi içerisinde savaş, barış, politika değişimleri, ekonomik krizler gibi pek çok nedenden dolayı yapısal kırılmalar içerebilir. Serilerde meydana gelen yapısal kırılmalar serilerin durağanlığının belirlenmesinde bir takım güçlüklere yol açar. Bu değişiklikler dikkate alınmadan birim kök testi uygulamak yanlış sonuçlar verebilir ve testin gücünü azaltır. Böyle bir durumda aslında birim köke sahip olmayan bir serinin yanlış olarak birim kök içerdiği şeklinde bir sonuç elde edilebilecektir. Güvenilir regresyon sonuçları elde etmek için serilerdeki yapısal değişikliğin dikkate alınması gerekmektedir.Çalışmada Türkiye'ye ait bazı makro iktisadi zaman serilerinin yapısal değişiklik altında durağanlığın sınanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, serilerin birim kök süreci içerip içermedikleri ve serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen yapısal kırılmaların birim kök süreci üzerindeki etkileri incelenmiştir. Serilerin 1987 ve 2009 dönemine ait 3 aylık frekansları kullanılmıştır. Ele alınan makro iktisadi değişkenler öncelikle yapısal kırılmanın dikkate alınmadığı ve uygulamalarda çok yaygın olarak kullanılan ADF, PP ve KPSS birim kök testleri ile analiz edilmişlerdir. Daha sonra, serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen tek zamanlı bir kırılmanın birim kök testleri üzerindeki etkisini araştırmaya yönelik, Zivot ve Andrews (1992), BLS ve Perron (1997) tarafından geliştirilen test yöntemleri; serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen birden çok kırılmanın test edilmesinde kullanılan Lee ve Strazicich (2003) testi incelenmiştir. Çalışmada GSMH, tüketim, üç ay vadeli mevduat faiz oranları, İMKB 100 endeksi, reel döviz kuru, cumhuriyet altın fiyatları, tefe, tüfe, M1 ve M2 serilerine ait gözlemler kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Zaman serileri, Durağanlık, Birim Kök, Yapısal Kırılmalar

Birim kökBirim kök testleriDurağanlık+4
Esra İğde
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik çiftlerde öznel partner affediciliğinin ilişki istikrarına etkisi

Bu araştırmanın amacı romantik çiftlerde öznel partner affediciliği ile ilişki istikrarı değişkenleri (ilişki doyumu, seçeneklerin niteliğinin değerlendirilmesi ve ilişki yatırımı) arasındaki ilişkinin ikili (dyadic) bağlamda incelenmesidir. Örneklem grubu belirlenirken ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmış, en az 6 aylık romantik ilişki içerisinde olan, 18-30 yaş grubundaki 116 çiftten (n=232) veri toplanmıştır. Araştırmada bağımsız değişkenlerin bireyin kendisinin (aktör) ve partnerinin (partner) bağımlı değişkeni üzerindeki etkisini inceleyebilmek amacıyla Aktör Partner Karşılıklı Bağımlı Model (APKM) kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Öznel Partner Affedicilik Ölçeği ve İlişki İstikrarı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre bireylerin partnerleri tarafından affedildiklerini hissetme puanlarının artması kendilerinin ve partnerlerinin ilişki doyumlarını artırmaktadır. Seçeneklerin niteliğini değerlendirme ve öznel partner affediciliği arasındaki APKM sonuçları bireylerin affedildiklerini hissetme puanları arttıkça partnerlerinin seçeneklerin niteliğini değerlendirme puanlarının azaldığını göstermektedir. İlişki yatırımı ve öznel partner affediciliği APKM sonuçları ise bireylerin affedildiklerini hissetme puanları arttıkça partnerlerinin ilişki yatırım puanlarının arttığını göstermektedir. Bulgular ışığında araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.

BağışlamaDuygusal ilişkiPartner davranışları+2
Esra Eker
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Durağan durum ekonomisi: Ekolojik sürdürülebilirlik ve sosyal adalet için parasal ve mali politikalar

Mevcut makroekonomik politika sürekli olan bir ekonomik büyümeyi teşvik etmektedir. Bu iktisadi iklimde işsizlik, yoksulluk ve borç, yetersiz büyüme ile ilişkilendirilmektedir. Ekonomik faaliyet, doğal materyallerin dönüşümü ve nihai olarak çevreye atık olarak geri dönmesine dayanmaktadır ve mevcut akım hacmi seviyeleri gezegenimizin taşıma kapasitesini geçmektedir. Başarısız bir şekilde kurulmuş ekonomik kuruluşların bir sonucu olarak toplum, ekolojik felaket ve sefalet arasında kabul edilemez bir seçim yapmaya zorlanmaktadır. Gezegenin sınırları ile uyumlu bir akım hacmi ile karakterize edilen bir durağan durum ekonomisine geçiş şarttır. Bu çalışma, mevcut parasal ve mali politika yapılarının eksik yanlarını inceleyerek ve çözüm önerileri sunarak bir durağan durum ekonomisi kurulmasına katkı sağlayacaktır. Bir durağan durum para politikası, kamu sektörü aracılığıyla, sürdürülebilir bir refahı destekleyecek şekilde, döngüsel olmayan ve borçtan bağımsız bir dikey para yaratımı sağlar. Bir durağan durum maliye politikası, gelir elde etmek için değil ama para politikası hedeflerine ulaşmak için, harcanan ve borç verilen her para ile bu paranın geri kazanımı arasında dikkatli bir şekilde denge oluşturmak zorundadır. Bir durağan durum maliye politikasının öncelikleri stratejik kamu malı yatırımları, ekolojik zararların ve ekonomik rantların vergilendirilmesi ve artan oranlı vergi mekanizmalarının yürürlüğe konması olmalıdır. Bu çalışmada ayrıca, akım hacmini düzenleyecek bir "Müşterekler Sektörü" ve para arzını sıkı sıkıya düzenleyecek bir "Para Komitesi" da dahil olmak üzere çeşitli kurumsal yenilikler düşünülmüştür.

DurağanlıkEkonomiEkonomi politikaları+6
Yusuf Polat
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Azman ve grand naine muz çeşitlerinde somatik embriyogenesis yöntemi ile bitki rejenerasyonu ve genetik kararlılığının belirlenmesi

Muz, dünya'da tropik ve subtropik iklim kuşağında yer alan ihracat ve ithalat hacmi en yüksek meyve gruplarından biridir Muz bitkisinin, in vitro koşullarda somatik embriyogenesis yöntemi ile çoğaltılması klonal ve kitlesel üretim açısından önemlidir. Bu çalışmada; ülkemizde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan 'Azman' ve 'Grand Naine' muz çeşitlerine ait olgunlaşmamış dişi ve erkek çiçek tomurcukları kullanılarak somatik embriyogenesis yöntemi ile bitki rejenerasyonu ve SSR markır sistemleri ile genetik kararlılığının saptanması amaçlanmıştır. Kallus gelişimini indüklemek ve somatik embriyo elde etmek amacıyla kurulan in vitro rejenerasyon denemelerinde; 2,4-D (0,5,1,0, 2,0 mg/l), BAP (0,05 mg/l ) ve Pikloram (0,5, 1,0 mg/l) bitki büyüme düzenleyicilerinin farklı konsantrasyon ve kombinasyonlarını içeren MS besin ortamı kullanılmıştır. Çalışmada, 'Azman' çeşidi için 1,0 mg/l 2,4-D (%79,33), 'Grand Naine'' çeşidi için 2,0 mg/l 2,4-D (%77,15) ortamı başarılı bulunmuştur. Çalışma boyunca histolojik analizler ile somatik embriyoların varlığı ve gelişimi tespit edilmiştir. Tez çalışması sonunda elde edilen muz bitkileri seraya aktarılmıştır. SSR markırları ile yapılan DNA analizlerinde kullanılan primerlerde, ana bitkilerle somatik embriyolardan elde edilen bitkiler arasında herhangi bir genetik açılımın olmadığı belirlenmiştir.

Basit dizi tekrarları (SSR)Histolojik tekniklerKararlılık+2
Merve Özlem
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Serbest zaman etkinlikleri kapsamında bireylerin sosyal ilişkilerinde kararlılık ve sosyalleşme düzeylerinin incelenmesi: Oryantiring örneği

Bu araştırma Türkiye Oryantiring Federasyonu bünyesinde yer alan lisanslı sporculardan, 2015-2016 sezonunda gerçekleştirilen Oryantiring müsabakalarına katılan lisanslı sporcuların, "serbest zaman etkinlikleri kapsamında sosyal ilişkilerinde kararlılık ve sosyalleşme düzeylerinin incelenmesi" amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada, olgu ve olayları nesnelleştirerek gözlemlenebilir, ölçülebilir ve sayısal olarak ifade edilebilir bir şekilde ortaya koyan bir araştırma türü olan Nicel araştırma yöntemlerinden, Genel Tarama Modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 121 kadın 208 erkek olmak üzere toplam 329 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma verileri Şahan (2007: 165) tarafından geliştirilen "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve Haraburda (1996: 16) tarafından geliştirilen, Sarı (2010:113-114) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan "Çok Alanlı Kararlık Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Demografik özelliklere ilişkin bulgular arasında, cinsiyete, serbest zaman etkinliklerine katılım şekillerine, serbest zaman etkinliğine başlamada en çok etkisi olan rol sahibine, serbest zaman etkinliğine yaptığı katılım sıklığına ve serbest zaman etkinliği ile ilgilenme amacına göre dağılımları incelenmiştir. Verilerin normallik sınamasında Skewness (Çarpıklık) ve Curtosis (Basıklık) değerlerine bakılmıştır. Sporcuların, "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve "Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği" pualarının Öğrenim durumu ve yaşanılan yerleşim yerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirtmek için Tek Yönlü ANOVA testi kullanılırken; "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve "Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği" puanlarının yaşanılan yerleşim yerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Tek Yönlü MANOVA testi yapılmıştır. Ortaya çıkan farkın kaynağını belirlemek amacıyla Post Hoc test olarak Tukey testi kullanılmıştır. Spor ve Sosyalleşme Ölçeği ile Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği düzeyi alt boyutları arasındaki ilişkilerin tespitinde Pearson Kolerasyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve "Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği" puanlarının kadın ve erkek grupları arasındaki farkı bulmak için ise ındependent T testten faydalanılmıştır. Araştırmada hata payı 0.05 kabul edilmiştir. Sonuç olarak, doğa sporları kamplarında gerçekleştirilen serbest zaman etkinlikleri, bireylerin sosyalleşmesine ve serbest zaman etkinliklerinin sosyal alanda bütünleşmesine olan katkısında, bireylerin kendi tercihleri ile katılımlarının önemli rolü olduğu görülmektedir. Üniversitelerin Spor Bilimleri Fakülteleri bölümlerinin dışındaki bölümlerde de toplumda serbest zaman etkinliği olarak değerlendirilebilen oryantiring sporu ile ilgili çalışmalara yönelmelerinin toplumsallaşma açısından faydalı olacağını ortaya koymuştur. Serbest zaman etkinliklerinin sosyalleşme süreci üzerindeki etkisi dikkate alınarak üniversitelerin gerçekleştirdikleri spor şenliklerinin, eğitim ve öğretim dönemlerinin geneline yayılması sağlanmalıdır.

Boş zamanları değerlendirmeKarar verme stratejileriKararlılık+7
Tuğba Kalkan
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gecikmeli diferansiyel denklemlerin farklı tipte nümerik çözümleri

Üç bölümden oluşan bu çalışmada genel olarak gecikmeli diferansiyel denklemlerin nümerik çözümleri üzerinde durulmuştur.Birinci bölümde gecikmeli diferansiyel denklemler tanıtılmaya çalışılmış ve gecikmeli diferansiyel denklemlerin modellenmesine, kullanım alanlarına yer verilmiştir.İkinci bölümde ise gecikmeli diferansiyel denklem sistemlerinin çözümü için bazı tanım ve teoremler verilerek Lambert Fonksiyonu yardımıyla çözüm yapılmıştır.Üçüncü bölümde Adomian ve Diferansiyel Transform Metodu kullanılarak, bu metotlar yardımıyla gecikmeli diferansiyel denklemlerin yaklaşık çözümleri bulunmuştur. Ayrıca Euler Metodu kullanılarak, Açık Euler Metodu ile de gecikmeli diferansiyel denklemlerin kararlılık analizi yapılmıştır.

Gecikmeli diferensiyel denklemlerKararlılıkModelleme
Meryem Aygün
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enflasyon teorileri

Enflasyon, ülkelerin ve ekonomilerin önemli istikrar göstergelerinden biridir. Bu yüzden iktisat tarihinin her döneminde ekonomiler para ve enflasyon ile yakından ilgilenmişlerdir. Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli ve hissedilebilir artış olarak tanımlanan enflasyon, ekonominin yapısına ve içinde bulunduğu koşullara göre çok çeşitli kaynaklardan meydana gelmektedir. Günümüze kadar çeşitli ekoller tarafından analiz edilen enflasyon, ilk olarak Klasik ekol ile açıklanmıştır. Daha sonra Keynes, Monetarist ve Yapısalcı ekoller tarafından farklı açıdan ele alınmıştır. Her ekolün savunduğu hipotez birbirinden farklı olmasına rağmen birleştikleri ortak nokta ekonomik istikrarın sağlanmasında atılacak ilk adım fiyat istikrarının sağlanması olmuştur.

Ekonomik istikrarEnflasyonEnflasyon teorileri+1
Soner Künç
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bankacılıkta risk yönetimi ve finansal istikrar için önemi

Bankacılık sektörü, ülkenin tasarruflarını yöneterek ve kaynakları katma değer yaratacak alanlara yönlendirerek, büyümeye finansman yönünden katkıda bulunmaktadır. Bankacılık sektöründe yaşanan sıkıntılar ekonominin birçok makro ve mikro değişkenini etkileyerek istikrarsızlığa yol açabilmektedir. Söz konusu özelliğinden dolayı sektörün etkin bir biçimde yönetiminin sağlanması ekonomik istikrar açısından önem arz etmektedir. Bankaların hem verimli bir şekilde çalışabilmelerinin hem de sağlam bir mali bünye ile belirli bir karlılık düzeyini yakalayabilmelerinin koşullarından biri de etkin risk yönetimine sahip olmalarıdır. Faaliyetleri çeşitlenen ve karmaşıklaşan bankaların faaliyetlerini sürdürürken maruz kaldıkları riskler de çeşitlenmekte ve karmaşıklaşmaktadır. Faaliyetlerin ve hizmetlerin fiyatlandırılması aşamasında risk faktörünün büyük önem kazanması bankaların risk yönetimi hususu üzerinde daha yoğun düşünmesine sebep olmaktadır. Etkin risk yönetimi bankaların, mevcut olan veya oluşabilecek risk faktörlerini analiz ederek etkili ve verimli bir şekilde çalışmalarının koşullarından biridir. Çalışmada bankacılık sektörü ve sektörün maruz kaldığı riskler incelenmiş ve Türkiye'de bankacılık sektörünün son 10 yıllık konsolide mali verileri ülkemizde yaşanan ekonomik gelişmelerle birlikte analiz edilmeye çalışılmıştır.

BankacılıkBankacılık sektörüBankacılık sistemi+6
Gökhan Köçer
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hiperbolik-schrödinger denklemleri için lokal olmayan sınır-değer problemleri

Bu tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş kısmıdır. İkinci bölüm, üç kısımdan oluşmaktadır. Bu alanda yapılan araştırmalar hakkında kısa bir inceleme, bu bölümün ilk kısmında bulunmaktadır. İkinci kısımda ise, hiperbolik-Schrödinger denklemleri için lokal olmayan sınır-değer problemlerinin kararlılıkları hakkındaki temel teorem ispatlanmıştır. Uygulamalarda bu soyut sonuçlar, hiperbolik-Schrödinger denklemleri için fark şemalarının kararlılık kestirimlerini elde edilmesini sağlamıştır. Bu ise, üçüncü kısımda verilmiştir. Üçüncü bölüm, iki kısımdan oluşmaktadır. Bir H Hilbert uzayında öz-eşlenik pozitif tanımlı A operatörlü hiperbolik-Schrödinger denklemi için lokal olmayan sınır-değer problemini yaklaşık olarak çözen, birinci ve ikinci basamaktan doğruluklu kararlı fark şemaları sunulmaktadır. Ayrıca, hiperbolik-Schrödinger denklemi için karma tipli sınır-değer problemlerinin çözümlerinin kararlılık kestirimleri elde edilmiştir. Dördüncü bölüm, uygulamalardan oluşmaktadır. Birinci ve ikinci basamaktan doğruluklu fark şemaları ile çalışılmıştır. İkinci basamaktan doğruluklu fark şemalarının daha kesin sonuçlar verdiğini göstermek adına bir matlab programı verilmiştir. Bu bölüm ayrıca, şekilleri ve tabloları da içermektedir. Beşinci bölüm sonuç kısmıdır.

Fark şemalarıKararlılık
Mehmet Küçükünal
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Continuity in Turkey-Iran relations: Main issues that improve and disrupt relations

Turkey and Iran, the two largest and most powerful non-Arap countries in the Middle East, have a very deep-rooted history of relations. But more importantly, the relations between the two countries, where competition and cooperation coexist, have largely remained within the same framework and have been shaped around the same issues since the establishment of the two countries and even the Ottoman and Safavid/Qajar periods. While Turkey and Iran have always cooperated on some issues, they have always been in competition and conflict in others. In this context, this study will try to reveal how the stability and continuity and the balance between cooperation and competition/conflict are formed in Turkey-Iran relations. Accordingly, this study will try to reveal some regularities and patterns in Turkey-Iran relations by examining the relations between the two countries under certain headings.

ContinuityTurkish-Iran relationsInternational relations+4
Enes Ayık
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Absence of peace and stability between domestic conflicts and foreign interferences in Yemen

Yemen is one of the countries that has suffered a lot of wars and conflicts throughout history, ancient and modern. The current war that is taking place these days since its outbreak in 2014 is evidence. Therefore, this thesis aims to shed light on the dilemma of the continuity and prolongation of wars. The study dealt with the 1962 and 2014 wars literature to identify the causes and motives that contributed to the perpetuation of conflicts, based on the perspective of conflict resolution theory, using the qualitative approach, and benefiting from history through the historical method. Data was collected from secondary sources that addressed the two wars. They were analyzed and interpreted to deduct the joint manifestations between them. The data analysis demonstrated that the overlapped and contradictory political relations, economic interests, and expansionist ambitions of the external actors involved in the military intervention directly (Saudi, UAE, and Iran) and indirectly (US, Britain...) that have seriously contributed to the wars' prolongation and hampered peace efforts. And the transformation of the Yemeni civil wars from internal conflict to regional and international combat. In addition, the direct military interventions in the two wars led to the perpetuation of warfare. Further, findings show that many peace settlements and agreements have not contributed to conflict resolution but exacerbated the wars. It is noteworthy that if all forms of foreign military intervention ceased, it probably takes part in conflict resolution and end the war.

Military interventionPeaceInternational interventions+7
Mohammed Salem Saeed Baramadhan
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yapay zekâ kontrol yöntemleri ile iki-yönlü haptik-teleoperasyon robotik sistemlerinde kararlılık ve şeffaflığın artırılması

Günümüz teknolojisinde robotların çevresel şartları algılayabilmeleri, karar verebilmeleri ve bu kararlar doğrultusunda hareket edebilmeleri insanlık hayatının her alanında önemli bir yer tutmaktadır. Haptik-Teleoperasyon sistemleri bilinmeyen ortamlar hakkında bilgi edinilmesi ve gerekli verilerin toplanması için kullanılmakta olan insan- robot etkileşimine olanak sağlayan bir teknolojidir. Bu tez çalışmasında Yapay Zekâ, Adaptif ve Kayan Kipli kontrol algoritmaları ile sistemlerin kararlılık ve şeffaflık performansını etkileyen zaman gecikmesi, ölü bölge, dinamik belirsizlik ve veri kaybı gibi önemli problemlerin telafi edilmesi hedeflenmiş ve aynı zamanda sistemlerin bu problemlerden etkilenmelerinin minimize edilmesi amaçlanmıştır. Ölü bölge probleminin telafisi için az veya çok az ölü bölge içerecek şekilde bir Gürbüz Adaptif kontrol algoritması tasarlanmış ve sisteme uygulanmıştır. Zaman gecikmesi ve dinamik belirsizlik problemleri Modifiye edilmiş Dalga Değişkenleri ve Doğrusal Olmayan Bozucu Gözlemci yöntemlerinin yukarıda belirtilen kontrol algoritmalarıyla hibrit kullanımı sonucunda telafi edilmiştir. Son olarak iletişim kanalı yapay sinir ağıyla modellenmiş ve veri kaybı en aza indirilmiştir. Bu çalışmada, tasarlanan ve uygulanan kontrol yöntemlerinin sistem üzerindeki performansını etkileyen kontrol parametrelerinin en uygun değerleri Parçacık Sürü ve Grey Wolf optimizasyon algoritmaları ile bulunmuştur. Ayrıca tasarlanan görsel arayüzler ile kullanıcıya görsel geri besleme sağlanarak kullanıcının performansı artırılmıştır. Bu tez çalışmasında, üç farklı robotik sistemi kullanılmıştır. Simülasyon ve laboratuvar ortamında gerçek zamanlı deneysel çalışmalar sonucunda elde edilen grafiksel ve sayısal veriler doğrultusunda önerilen kontrol algoritmaların birbirleriyle ve literatürdeki ilgili çalışmalarla performans kriterleri kıyaslanmış ve irdelenmiştir.

HaptikKararlılıkUzaktan çalışma+3
Tayfun Abut
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00

İlgili konular