Subjective well-being
116 theses under this subject heading
Boş zaman eğitiminin benlik saygısı ve öznel iyi oluş üzerine etkisi
ÖZET Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin boş zaman eğitim düzeylerini belirlenmesi, boş zaman eğitimi ile öznel iyi oluş ve benlik saygısı arasındaki ilişkilerin araştırılmasıdır. Araştırmanın çalışma grupları, pilot çalışma için Anadolu Üniversitesi'nde örgün eğitim gören 711 öğrenciden, asıl uygulama için Anadolu Üniversitesi'nde örgün eğitim gören 1104 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın temel amacı çerçevesinde birbirini izleyen iki çalışma gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma olarak ele alınan Çalışma I'de, "Boş Zaman Eğitimi Ölçeği (BZEÖ)"nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ölçek geliştirme süreci, madde havuzu oluşturmaya yönelik odak grup çalışması, BZEÖ faktör yapısının belirlenmesi ve ölçme modelinin test edilmesi, geçerlik ve güvenirlik testlerinden oluşmuştur. Ölçek geliştirme sürecini izleyen Çalışma II'de (nihai uygulama) ise, pilot çalışma sonucunda elde edilen BZEÖ faktör yapısının, benzer ve daha büyük bir örneklemde sınanması ve boş zaman eğitimi, öznel iyi oluş ve benlik saygısı değişkenleri arasındaki ilişkilere yönelik yapısal modelin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma I kapsamında psikometrik niteliklerine ilişkin deneysel kanıtlar ortaya konularak 36 madde ve 7 faktörden oluşan Boş Zaman Eğitim Ölçeği geliştirilmiştir. Bu 7 faktör, farkındalık, içsel motivasyon, dışsal motivasyon, sosyal etkileşim becerileri, can sıkıntısı, zaman yönetimi ve problem çözme olarak isimlendirilmiştir. Çalışma II kapsamında yapılan nihai uygulama analiz sonuçlarına göre, BZEÖ'nin Türk popülasyonunda yer alan üniversite öğrencileri için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu ortaya çıkmıştır. Önerilen hipotetik modele ilişkin analiz sonuçlarına göre, temel yapısal modelin iyi düzeyde doğrulandığı, boş zaman eğitiminin benlik saygısı ve öznel iyi oluş üzerinde pozitif yönlü etkisinin olduğu, benlik saygısının da ve öznel iyi oluş üzerinde pozitif etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: boş zaman eğitimi, öznel iyi oluş, benlik saygısı.
Hemodiyaliz hastalarında dindarlık ve öznel iyi oluş
Kronik hastalıklar tıbbi girişimlerin sonuçsuz kaldığı, hastanın öz bakım ve sorumluluk düzeyini yükseltmek ve işlevselliğini artırmak için periyodik takip ve destek bakım gerektiren durumlardır. Kronik hastalıklardan birisi olan kronik böbrek yetmezliği de toplumda önemli yer tutan ciddi bir sağlık sorunudur. Sağlık hizmeti, bakım ve tedavi masrafları yönünden kişileri hızla fakirlik sınırının altına düşürebilmektedir. Bu hastalarda beden imajı değişikliği, yaşam tarzında bozulma, öz-güvende azalma, üzüntü, öfke, çaresizlik, sürekli ağlama, ümitsizlik, endişe, içe kapanma, aile ve iş yaşantısında rol kaybı, bağımlı olma endişesi, sosyal izolasyon ve ölüm korkusu gibi psiko-sosyal problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle öznel iyi oluşun esasını oluşturan daha çok olumlu duygulanım, daha az olumsuz duygulanım ve yaşam doyumu hastalar için oldukça zor görülmektedir. Bu bağlamda söz konusu olumsuzluklarla baş etmede ve hastanın öznel iyi oluşunu artırmada dinin etkili bir arabulucu olarak işlev görebileceği varsayılmıştır. Bir alan araştırması olan bu doktora tezinin genel amacı da betimsel bir yaklaşımla sosyo-psikolojik metotlardan faydalanarak, hemodiyaliz tedavisi gören kronik böbrek yetmezlikli hastaların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemek ve dindarlık düzeyleri ile öznel iyi oluşları arasındaki ilişkiyi tespit etmeye çalışmaktır. Dinî başa çıkma yaklaşımlarının katılımcıların öznel iyi oluşlarına etkisine ilişkin bulguların psikolojik perspektiften yorumlanması da bu incelemenin amaçları arasındadır. Buna göre, konuyla ilgili yirmi üç hipotez geliştirilmiş ve araştırma sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle söz konusu hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın örneklemi T.C. Sağlık Bakanlığı, Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çorum İlçe Diyaliz Ünitelerinde tedavi gören hastalardan tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 205 kişiden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan hastaların % 54,1'i (111 kişi) erkek, % 45,9'u (94 kişi) da kadındır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın kıstaslarına göre belirlediğimiz demografik özelliklerin bulunduğu "Kişisel Bilgi Formu", katılımcıların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemeye yönelik 5'li Likert tipi "Dindarlık Envanteri" ve "Öznel İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan örneklem dağılımına uygun olarak ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen 20 kişilik grupla görüşmeler yapılmış, yapılan görüşmelerde katılımcılara önceden belirlenen sorular yöneltilerek cevapları kaydedilmiştir. Ses kayıtlarının deşifresinden elde edilen veriler veri setleri halinde tanzim ve tasnif edilmiş, daha sonra da NVivo 9.0 programı yardımıyla temalara ayrılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson momentler çarpımı korelâsyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi gibi istatistiksel analiz teknikleri kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda elde edilen F değerinin anlamlı bulunduğu durumlarda farkların kaynağını saptayabilmek amacıyla varyansların homojen olduğu gruplarda Scheffe ve LSD testi, varyansların homojen olmadığı gruplarda da Tamhane's T2 testi kullanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı en az 0.05 olarak alınmıştır. Çalışmada nitel ölçüm yoluyla elde edilen bulgular yer yer nicel ölçüm araçlarıyla elde edilen verilerin yorumlanmasında kullanılmıştır. Araştırma sonucunda demografik değişkenler ile dindarlık, demografik değişkenler ile öznel iyi oluş arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık ve ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, her iki yöntemle elde edilen bulgulara göre; katılımcıların dindarlık düzeyi ile öznel iyi oluş düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin bulunduğu ve dindarlığın öznel iyi oluştaki varyansın % 31,9'unu açıkladığı saptanmıştır. Bulgular dindarlığın öznel iyi oluşun anlamlı ve önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Olumlu dinî başa çıkma yöntemlerinin örneklem tarafından sıklıkla kullanıldığı ve dinî motifli olumlu başa çıkma yaklaşımlarının hastanın öznel iyi oluşu üzerinde pozitif yönlü katkısının olduğu da araştırmanın bulguları arasındadır. Anahtar Kavramlar: Hemodiyaliz, Dindarlık, Öznel İyi Oluş, Dinî Başa Çıkma, Mutluluk, Yaşam Doyumu.
Üniversite öğrencilerinde öznel ve psikolojik iyi olmanın yordayıcılarının incelenmesi
ÖZET ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE ÖZNEL VE PSİKOLOJİK IYI OLMANIN YORDAYICILARININ İNCELENMESİ Fulya CENKSEVEN Doktora Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. Turan AKBAŞ Kasım, 2004, 210 sayfa Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin öznel ve psikolojik iyi olmalarının dışadönüklük, nevrotizm, kontrol odağı, öğrenilmiş güçlülük, sosyal ilişkilerine, boş zaman etkinliklerine ve akademik durumlarına ilişkin hoşnutluk düzeyleri, cinsiyet, sosyo-ekonomik statü ve algılanan sağlık durumu tarafından ne oranda yordandığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2002-2003 Öğretim Yılı'nda Çukurova Üniversitesi' nde okuyan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Çukurova Üniversitesi' nin tüm fakültelerinden oranlı küme örnekleme yöntemi ile seçilen öğrencilerden oluşturmuştur. Uygulama 17-28 yaşları arasında yer alan (X= 21.76) 205 kız, 295 erkek olmak üzere toplam 500 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi olma düzeylerini belirlemek amacıyla "Psikolojik İyi Olma Ölçekleri", öznel iyi olma düzeylerini belirlemek için "Olumlu-Olumsuz Duygu Ölçeği" ve "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. "Psikolojik İyi Olma Ölçekleri"nin araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılmıştır. Ayrıca dışadönüklük ve nevrotizmi belirlemek amacıyla "Eysenck Kişilik Envanteri", kontrol odağı inançlarını belirlemek için "Rotter İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği" ve öğrenilmiş güçlülük düzeylerini belirlemek için ise "Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Envanteri" kullanılmıştır. Demografik değişkenleri belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" hazırlanmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin sosyo-ekonomik düzeylerine göre "yaşam doyumu" ve "öznel iyi olma", "diğerleriyle olumlu ilişkiler", "özerklik", "çevresel hakimiyet" "kendini kabul" ve "psikolojik iyi olma" puanlarının yükseksosyo-ekonomik düzey lehinde farklılaştığı belirlenmiştir. Cinsiyete göre de öznel ve psikolojik iyi olmanın bazı boyutlarında anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin dış kontrol odağı ve öğrenilmiş güçlülük düzeylerine göre hem "öznel iyi olma" ve bileşenleri, hem de "psikolojik iyi olma" ve boyutlarının anlamlı biçimde farklılaştıkları belirlenmiştir. Sonuçlar yüksek öğrenilmiş güçlülük ve iç kontrol odağı düzeyine sahip kişilerin daha fazla öznel ve psikolojik iyi olma ifade ettiklerini göstermektedir. Ayrıca, cinsiyet ve öğrenilmiş güçlülük etkileşiminin öznel ve psikolojik iyi olmanın bazı boyutları üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Üniversite öğrencilerinde öznel iyi olmayı yordayan değişkenleri saptamak amacıyla yapılan aşamalı regresyon analizi sonucunda açıklanan toplam varyansa katkılarına göre ilk olarak nevrotizm, sonra dışadönüklük, akademik başarıdan algılanan hoşnutluk, öğrenilmiş güçlülük, ebeveyni ve flörtü ile ilişkisinden algılanan hoşnutluk, sosyo-ekonomik statü, cinsiyet, algılanan sağlık durumu, dış kontrol odağı inancı, boş zaman etkinliklerinden algılanan hoşnutluk değişkenleri öznel iyi olmanın anlamlı yordayıcılarıdır. Bu değişkenlerin tamamı toplam varyansın % 63.9'unu açıkladığı belirlenmiştir. Ancak analiz sonucunda arkadaşlarla ilişkilerden algılanan hoşnutluğun öznel iyi olmanın anlamlı yordayıcısı olmadığı görülmüştür. Aşamalı regresyon analizi sonucunda açıklanan toplam varyansa katkılarına göre sırasıyla öğrenilmiş güçlülük, dışadönüklük, nevrotizm, flört ve arkadaşlarla ilişkiden algılanan hoşnutluk, dış kontrol odağı inancı, cinsiyet, ebeveynle ilişkilerinden ve boş zaman etkinliklerinden algılanan hoşnutluk değişkenleri psikolojik iyi olmanın anlamlı yordayıcılarıdır. Bu değişkenlerin tamamı toplam varyansın % 59'unu açıkladığı belirlenmiştir. Ancak analiz sonucunda algılanan sağlık durumu, sosyo-ekonomik statü ve akademik başarıdan algılanan hoşnutluğun psikolojik iyi olmanın anlamlı yordayıcıları olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Öznel İyi Olma, Psikolojik İyi Olma, Yaşam Doyumu, Olumlu Duygu, Olumsuz Duygu, Diğerleriyle Olumlu İlişkiler, Özerklik, Çevresel Hakimiyet, Bireysel Gelişim, Yaşam Amacı, Kendini Kabul, Dışadönüklük, Nevrotizm, Kontrol Odağı, Öğrenilmiş Güçlülük.
Ergenlerin öznel iyi oluşlarının aile ve kardeş ilişkileri açısından incelenmesi
Bu araştırmada ergenlerin kardeş ilişkilerinin ve aile işlevlerinin öznel iyi oluşlarını ne derecede yordadığını belirlenmek amaçlanmıştır. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan yedi ortaokulun 6., 7., ve 8., sınıfına devam eden 508 kız, 443 erkek olmak üzere toplam 951 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin öznel iyi oluşlarına ilişkin veriler "Ergen Öznel İyi Oluş Ölçeği" (Eryılmaz, 2009), kardeş ilişkilerine ilişkin veriler "Kardeş İlişkileri Ölçeği" (Furman ve Buhrmester, 1985), aile işlevlerine ilişkin veriler "Aile Değerlendirme Ölçeği" (Bulut, 1990), kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Çok Değişkenli Doğrusal Regresyon Analizi'nden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda yakınlık/sıcaklık ve rekabet ile aile ile ilişkilerde doyum, önemli diğer kişilerle ilişkilerde doyum, yaşam doyumu ve olumlu duygular arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Çatışma ile aile ile ilişkilerde doyum, önemli diğerleriyle ilişkilerde doyum, yaşam doyumu ve olumlu duygular arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Öznel iyi oluş toplam puanı ile Kardeş İlişkileri Ölçeği alt ölçeklerinden yakınlık/sıcaklık ve rekabet arasında pozitif yönlü, çatışma alt ölçeği ile ise negatif yönlü anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Kardeş İlişkileri Ölçeği'nin alt ölçeklerine bakıldığında; yakınlık/sıcaklık ile Aile Değerlendirme Ölçeği'nin tüm alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Rekabet ile aile işlevlerinin problem çözme, iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel işlevler boyutları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Aile işlevlerinin tüm boyutları ile Ergen Öznel İyi Oluş Ölçeği'nin tüm boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Aile işlevlerinin iletişim ve genel işlevler boyutlarının, kardeş ilişkilerinin ise yakınlık/sıcaklık ve rekabet boyutlarının öğrencilerin öznel iyi oluşunu yordamada önemli katkılar yapan değişkenler olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin aile ile ilişkilerden algıladıkları doyumun kardeş ilişkilerinin yakınlık ve rekabet boyutları ve aile işlevlerinin ise iletişim, ilgi gösterme ve genel işlevler boyutları tarafından; önemli kişilerle ilişkilerinden algıladıkları doyumun ise kardeş ilişkilerinin yakınlık ve rekabet boyutları ve aile işlevlerinin iletişim boyutu tarafından yordandığı bulunmuştur. Ergenlerin yaşam doyumunun yordayıcılarının kardeş ilişkilerinin yakınlık, rekabet boyutları ve aile işlevlerinin iletişim ve genel işlevler boyutları olduğu; olumlu duyguların yordayıcılarının ise kardeş ilişkilerinin yakınlık, rekabet boyutları ve aile işlevlerinin iletişim ve genel işlevler boyutları olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Öznel iyi oluş, aile işlevleri, kardeş ilişkileri
Ortaöğretim öğrencilerinin hayat tatmin düzeyleri
Bu araştırmanın genel amacı ortaöğretim 9-12. sınıflarında bulunan öğrencilerin yaşam doyumlarının incelenmesidir. Bu araştırmada, ortaöğretim öğrencilerinin yaşam doyumu düzeyleri Gaziantep il örneklemi içinde incelenmiştir. Bazı bireysel özelliklere ve ailelere ilişkin değişkenlere bağlı olarak öğrencilerin yaşam doyumu arasındaki anlamlı farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Uygulama 2012 - 2013 Eğitim - Öğretim yılı 2. dönemi Gaziantep ili Şehitkâmil ilçesi sınırları içerisinde bulunan dokuz ortaöğretim kurumundaki 274?ü kız, 230?u ise erkek olmak üzere toplam 504 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Bu araştırmada 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin yaşam doyumunu ölçmek için Huebner?in geliştirdiği Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmış olup, bağımsız değişken olarak cinsiyet, sınıf, okul türü, ailedeki çocuk sayısı, ekonomik düzey, anne ve babanın eğitim durumu ele alınmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan anket ile toplanan verilere ilişkin frekans ve yüzdelik dağılımlar bulunmuş, elde edilen sonuçlar tablolaştırılarak bulgular bölümünde yorumlanmıştır. Betimsel istatistikler için frekans ve yüzdeler kullanılmıştır. Gruplar arası farklılıkları belirlemek için ?T? testi ve ?tek yönlü varyans analizi? kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin okul ortamında yaşam doyumlarının düşük olduğu yani diğer ortamlara nazaran (aile, arkadaş, yaşam çevresi) mutsuz oldukları bulunmuştur. Araştırmada öğrencilerin cinsiyete, sınıflara, okul türlerine, ailedeki çocuk sayısına, ailenin ekonomik durumuna, anne ve babanın eğitim durumlarına göre yaşam doyumları incelenmiş ve okul türü haricinde anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Araştırmada öğrencilerin yaşam doyumuna ilişkin algıları okul türüne göre anlamlı fark göstermektedir. Farkların hangi okul türleri arasında olduğunu bulmak amacıyla yapılan Scheffe testinin sonuçlarına göre Anadolu Lisesi öğrencilerinin yaşam doyumları Ticaret meslek lisesi öğrencilerinkinden daha olumludur. Buradan da öğrencilerin Ticaret meslek liselerinde kendilerini özelliklede Anadolu liselerine göre mutsuz hissettikleri bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaşam Doyumu, Ortaöğretim okulu, Öğrenci, Öznel İyi Oluş.
Ergenlerin duygusal özerkliklerini yordamada öznel iyi oluş ve ebeveyne bağlanmanın rolü
Ergenlik, bireyin fizyolojisinden psikolojine kadar birçok alanda yaşamını etkileyecek önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bireyin bu dönemde kazandığı ve gelecekteki yaşamını şekillendiren temel özelliklerden bir tanesi duygusal özerkliktir. Bu dönemde ergenlerin, ebeveynleri ve çevresiyle olumlu bir süreç geçirmesi bireyin duygusal özerklik kazanımına olumlu katkılar sağlayacaktır. Duygusal özerkliğin farklı değişkenlerle birlikte incelenmesi ilgili alanyazına bu kavramın açıklanmasında önemli katkılar sunabilecektir. Bu araştırmanın amacı, öznel iyi oluş ve ebeveyne (anne-baba) bağlanma düzeylerinin ergenlerin duygusal özerkliklerini ne ölçüde yordadığını incelemektir. Araştırmaya Gaziantep ili merkez ilçesindeki üç liseden toplam 422 öğrenci katılmıştır. Katılımcıların 138‟i kadın, 272‟si erkektir. Veriler Duygusal Özerklik Ölçeği, Ergen Öznel İyi Oluş Ölçeği, Ebeveyn ve Akrana Bağlanma Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla elde edilmiştir. Veri analizinde değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson korelasyon analizi ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni sırasıyla ne ölçüde yordadığını belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada ilk olarak cinsiyetin duygusal özerkliğin alt boyutlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiş, buna göre cinsiyetin duygusal özerkliğin yalnızca idealleştirmeme boyutunu açıklamada anlamlı bir fark oluşturduğu bulunmuştur. Araştırmanın ana amacına yönelik yapılan hiyerarşik regresyon analizi bulgularına göre, ilk modelde kontrol edilen ergen öznel iyi oluşu, duygusal özerkliğin idealleştirmeme, bağımsızlık ve bireyselleşme alt boyutlarını yordamada pozitif yönde ve anlamlı katkı sağlamaktadır. İkinci modelde eklenen anne ve babaya bağlanma değişkeninin de benzer şekilde duygusal özerkliğin idealleştirmeme, bağımsızlık ve bireyselleşme boyutlarını yordamada pozitif yönde ve anlamlı katkı sağladığı görülmüştür. Öznel iyi oluş ve anne ve babaya bağlanma, idealleştirme boyutunda toplam varyansın %37‟sini, bağımsızlık boyutunda %28‟ini ve bireyselleşme boyutunda %10‟unu açıklamıştır. Sonuç olarak, öznel iyi oluş ve anne-babaya bağlanma değişkenlerinin duygusal özerkliğin anlamlı birer yordayıcısı olduğu belirlenmiştir.
Seçim teorisi temelli uygulamalarla psikolojik danışman adaylarının akademik motivasyon ve öznel iyi oluşlarının geliştirilmesi: Bir eylem araştırması
Bu araştırmanın amacı, psikolojik danışman adaylarının akademik motivasyon ve öznel iyi oluş düzeylerini arttırmada seçim teorisi temelli uygulamaların rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda akademik motivasyon ve öznel iyi oluşun ortak noktası olan ihtiyaçlara odaklanılmıştır. İhtiyaçların incelenmesi sürecinde ele alınan kuram ise Seçim Teorisi kuramıdır. İhtiyaç temelli müdahaleler yoluyla akademik motivasyon ve öznel iyi oluşun arttırılmasında eylem araştırmasının uygun bir yöntem olacağı öngörülmüştür. Araştırmada, bu çalışmaya özgü kullanılmak üzere yeni bir eylem araştırması tasarımı sunulmuştur. Bu kapsamda araştırmaya Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans programı üçüncü sınıf öğrencilerinden 10 kişi katılmıştır. Uygulamalar öncesi, uygulama aşaması ve uygulama sonrasında kullanılmak üzere, eylem araştırmasındaki amacına uygun biçimde 25 veri toplama aracından yararlanılmıştır. Bunlardan Oxford Mutluluk Ölçeği ve Akademik Motivasyon Ölçeği izinler dahilinde kullanılırken, diğer veri toplama araçlarının tamamı nitel veri toplamı araçları olmakla birlikte araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Analizler sonucunda ortaya çıkan bulgular ise şu şekildedir: Araştırmaya katılan psikolojik danışman adaylarının uygulamalar öncesinde yapılan ihtiyaç analizlerinde önem sırasına göre güç, ait olma ve özgürlük ihtiyaçlarının karşılanması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Ayrıca bu analizlerde katılımcı grubun akademik motivasyon ve öznel iyi oluş düzeylerinin düşük olduğuna ilişkin veriler elde edilmiştir. Yaklaşık 7 ay süren araştırma süresince eylem paketi içerisindeki 7 temel uygulama sonucunda katılımcı grubun akademik motivasyon ve öznel iyi oluşlarının yükseldiği ortaya çıkmıştır. Uygulamalar sonunda katılımcıların yoğunluk sırasına göre güç, ait olma ve özgürlük ihtiyaçlarını doyurabildikleri görülmüştür. Katılımcıların güç ihtiyacının doyumunu akademik yetkinliklerinin artması, akademik anlamda yaşanılan kaygılarda azalma, mesleki kimlik oluşturma, hayatın kontrolünün elinde hissedilmesi ve daha özgüveni yüksek bir yapıda olmak ile; ait olma ihtiyacının doyumunu arkadaşlık ilişkilerinde ve sosyal ilişkilerde ait hissetme, bölüme ait hissetme, katılımcı gruba ait hissetme, okula ait hissetme ve aileye ait hissetme ile; özgürlük ihtiyacının doyumunu ise farklı alternatifler olduğunu bilerek kendi seçiminin hayatındaki önemi ile ilişkilendirdiği raporlanmıştır. Seçim teorisi temelli hazırlanan müdahalenin, psikolojik danışman adaylarının akademik motivasyon ve öznel iyi oluşu arttırmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik danışman adayı; Akademik motivasyon; Öznel iyi oluş; Seçim teorisi; Eylem araştırması.
Daha iyi yaşam için çok boyutlu refah
Nasıl yaşanacağına dair etik bir doktrin olan Nichomachean Ethics'te, Aristoteles'in bireysel mutluluk görüşü, iyi (mutlu) bir yaşam için erdem ile en yüksek fayda gibi objektif yönleri işaret eder. Bu, birinin kendini gerçeklemesiyle, yani Ryff ve Singer (2008) kavramsallaştırdığı gibi "eudaimonia" ile gerçekleştirilebilir. Diğer taraftan kısa vadeli, şimdiki veya hedonik refah esasen bir insanın hayatı hakkında nasıl hissettiğidir. Felsefi görüşler üzerine inşa edilen, subjektif refah üzerine yapılan çalışmaların çoğu bu iki ana bakış açısından kaynaklanmaktadır (Ryan & Deci 2001; Aslam & Corrado, 2012; Huta, 2015). Herbiri bir bağımlı latent subjektif refah değişkeni ve beş bağımsız değişkenden oluşan logit, sıralı logit, genelleştirilmiş sıralı logit modeller kullanılarak mikro düzeyde (il içerisinde) subjektif refah üzerine etkiler Stata kullanılarak hesaplanmıştır. Bu tezin iki amacı vardır. Birincisi, zaman çerçevesinin öneminin bir belirleyici olup olmadığını bulmak için zaman çerçeveli mutluluk üzerine mekansal etkiler üzerine farklılıkları ölçmektir. İkincisi, sosyo-ekonomik, sosyal sermaye ve mekânsal değişkenlerin yaşam memnuniyeti ve yaşam kalitesi gibi subjektif refah bileşenleri üzerine etkilerini ölçmektir. Genel kanıtlar (1) sosyo-ekonomik, sosyal sermaye, algılanan mekansal faktörlerin, objektif mekansal faktörlerden daha önemli olduğunu (2) mutluluk üzerine mekansal etkilerde bazı ikili farklılıklar olduğunu; (3) mekansal (kentsel-kırsal farkı) etkinin, bir haftalık mutluluğu açıklamada diğer subjektif refah ölçülerine göre daha güçlü olduğunu; (4) mahalle güvenliğinin yaşam kalitesi dışındaki tüm bileşenler üzerine etkisinin, konut maliyetinden daha güçlü olduğunu; (5) mekansal faktörlerin, mutluluk için sosyo-ekonomik ve sosyal sermaye faktörlerinden daha önemli olduğunu; (6) yaşam kalitesi, hedonik mutluluk, genel mutluluk ve yaşam memnuniyetinin, Gini katsayısının yokluğunda hiçbir objektif mekansal önem göstermediğini; (7) insanlara güvenin, tüm bileşenler için görüşme sıklığından daha önemli olduğunu; (8) tüm subjektif refah bileşenleri üzerine, sağlık durumunun etkisinin sosyo-ekonomik değişkenlerden daha güçlü olduğunu; ve (9) Gini katsayısının (gelir eşitsizliği) daha çok yaşam memnuniyeti ve genel mutluluk ile, mutlak yoksulluk sınırının ise mutluluk ve yaşam kalitesi ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu araştırma iller bazında uygulanırsa Türkiye'nin genel refahını OECD ortalamasının üzerine çıkarmak için gerekli olan politikalar belirlenebilir. Bu tezin, hedonik mutluluk üzerine mikro-mekânsal etkilerin ve çok boyutlu refahın önemini göstererek gelişmekte olan ülkelerin literatürüne katkıda bulunması beklenmektedir. Sonuç olarak, belediyeler ve sosyal devlet kurumları subjektif refahın tüm boyutlarını göz önünde bulundurarak Adana mahallelerinde refahı artırmak için yeni politikalar oluşturmalıdır. Sonuçların kentsel sorunların çözümüne katkı sağlayacağı ve çözümlerin makro düzeye yansıyacağı düşüncesi/beklentisi bu tezin özgün değerini ortaya koymaktadır.
Çocuklarda iyi oluş: Anne baba tutumu ve bilinçli farkındalığın rolü
Bu araştırmanın amacı, anne-baba tutumu ve bilinçli farkındalığın çocuklarda iyi oluşu ne ölçüde yordadığını incelemektir. Araştırmaya 357 ortaokul öğrencisi (198 kız, 159 erkek) katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Stirling Çocuklar İçin Duygusal ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Anne Baba Tutum Ölçeği, Çocuk ve Ergenler İçin Bilinçlilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında kişisel bilgi formunda yer alan demografik değişkenleri (cinsiyet, yaş, anne-baba öğrenim durumu, ailedeki çocuk sayısı, doğum sırası, okul türü, anne baba birliktelik durumu) incelemek için bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü (one-way) ANOVA analizleri kullanılmıştır. Araştırmada bulunan iyi oluş, bilinçli farkındalık, anne-baba tutum alt boyutları olan sorumluluk ve kabul ile otorite ve denetleme değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Ardından araştırmanın asıl amacına yönelik anne-baba tutumu ve bilinçli farkındalığın iyi oluşu yordamadaki rolü Çoklu Regresyon Analizi ile test edilmiştir. Elde edilen bulgular, anne-baba tutumunun alt boyutu olan sorumluluk ve kabul ile bilinçli farkındalığın iyi oluşu anlamlı bir şekilde yordadığını göstermiştir. Bu iki değişken birlikte toplam varyansın %29'unu açıklamaktadır. Ayrıca sorumluluk ve kabul değişkenin bilinçli farkındalığa göre daha güçlü bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Araştırma sonuçları ilgili alanyazında tartışılarak ileride yapılacak araştırmalar ve uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kavramlar: İyi oluş, anne baba tutumu, sorumluluk ve kabul, otorite ve denetleme, bilinçli farkındalık, çocuk.
Lise öğretmenlerinin duygusal emek davranışı ile öznel iyi oluş düzeyleri ve aralarındaki ilişkilerin incelenmesi: Kastamonu ili örneği
Bu araştırmanın amacı lisede görev yapmakta olan öğretmenlerin duygusal emek davranışı ile öznel iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. İlişkisel tarama modelindeki bu araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini Kastamonu il merkezinde görev yapan 680 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma evreni oluşturan öğretmenlerin sayısı ulaşılabilir büyüklükte olduğu düşünülmüştür. Dolayısıyla çalışma evreninden örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Bu nedenle araştırma tam sayım evren çalışması niteliğindedir. Araştırmanın verilerini toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Emek Ölçeği, Öznel İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır.Toplanan veriler SPSS 17 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde ortalama, standar sapma, tek yönlü MONOVA, regresyon analizinden yararlanılmış ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analizleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar ilgili literatür bağlamında tartışılmıştır. Araştırma sonucunda kadın öğretmenlerin en çok yüzeysel rol yapma davranışı sergilerken, en az düzeyde samimi davranış sergilediği bulunurken; erkek öğretmenlerin ise en çok samimi davranış, en az düzeyde yüzeysel rol yapma davranışı sergiledikleri bulunmuştur. Öğretmenlerin duygusal emek davranışları ve öznel iyi oluş düzeyleri ile bağımsız değşkenler arasında anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Kadın öğretmenlerin öznel iyi oluş düzeyi erkek öğretmenlerin öznel iyi oluş düzeyinden yüksektir. Öğretmenlerin duygusal emekleri ile öznel iyi oluş düzeyleri arasında düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur.
Öğretmenlerin öznel iyi oluş düzeyleri ile okul iklimine ilişkin algıları ve sınıf yönetim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin öznel iyi oluş düzeyleri, okul iklimine ilişkin algıları ve sınıf yönetim becerileri arasındaki ilişkiyi ve öznel iyi oluş düzeylerini, okul iklimi algılarını ve sınıf yönetim becerilerini çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Eskişehir ili, Odunpazarı ilçesindeki okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim eğitim kurumlarında görev yapan 394 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Renshaw, Long ve Cook (2015) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Ergün ve Sezgin-Nartgün (2017) tarafından yapılan "Öğretmen Öznel İyi Oluş Ölçeği", Tarter ve Hoy (1997) tarafından geliştirilen Türkçe'ye uyarlaması Yılmaz ve Altınkurt (2013) tarafından yapılan "Örgütsel İklim Ölçeği" ve Yüksel (2013) tarafından geliştirilen yeniden uyarlaması Ergen (2016) tarafından yapılan, "Sınıf Yönetimi Becerileri Ölçeği" ve öğretmenlerin kişisel bilgilerini belirlemek amacıyla kullanılan "Kişisel Bilgi Formu" yoluyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin öznel iyi oluş düzeylerinin cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, okul türü, okuldaki görev süresi ve branş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öğretmenlerin okul iklimi algılarının cinsiyet ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sınıf yönetim becerilerinin de branş, okul türü, okuldaki görev süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bu araştırma sonucunda öğretmenlerin öznel iyi oluş düzeyleri ile okul iklimi algıları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin öznel iyi oluş düzeyleri ile sınıf yönetim becerileri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin okul iklimi algıları ile sınıf yönetim becerileri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öznel iyi oluş ve okul iklimi değişkenlerinin öğretmenlerin sınıf yönetim becerisi puanlarını birlikte anlamlı yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin okul yöneticilerinin liderlik tarzlarına ilişkin algıları ve öznel iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinde gözlemlenen liderlik tarzları ile öğretmenlerin öznel iyi oluşları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Elâzığ ilindeki okullarda görev yapan toplam 7605 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi tesadüfi örnekleme yöntemiyle çalışmaya dahil edilmiş olan çeşitli eğitim kurum ve kademelerinde görev yapan 291 kadın ve 214 erkek öğretmenden oluşmuştur. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma verilerini toplamak amacıyla Liderlik Tarzı Davranışı Ölçeği (LTDÖ), Öğretmen Öznel İyi Oluş Ölçeği (ÖÖİOÖ) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma verileri normal dağıldığından SPSS paket programından t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Regresyon Analizi yapılarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin Öznel İyi Oluş Ölçeğindeki görüşlerinin düzeyinin, Liderlik Tarzı Davranış Ölçeği alt boyutlarına kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenler, okul yöneticilerine ilişkin Liderlik Tarzı Davranış Ölçeğinin demokratik alt boyutunu yüksek puanlarken, diğer alt bölümleri daha düşük puanlamıştır. Liderlik Tarzı Davranış Ölçeğinin demokratik ve serbest bırakıcı alt boyutlarında cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, değişkenlerin tümü ile Liderlik Tarzı Davranış Ölçeğinin demokratik alt boyutunun negatif korelasyona sahip olduğu gözlemlenmiştir. Öğretmenlerin Liderlik Tarzı Davranış Ölçeğine ilişkin algıları, Öznel iyi oluş Ölçeğinden elde edilen görüşlerinin düzeylerinin toplam varyansının yaklaşık %29'unu açıklamaktadır.
Problem çözme becerisinin çalışan iyi oluş haline etkisinde iç-dış kontrol odaklılığın aracılık rolü
Bu çalışmanın amacı, akademisyenlerin problem çözme becerisinin çalışan iyi oluş haline etkisinde, iç-dış kontrol odaklılığın aracılık rolünü açıklamaktır. Bu amaçla problem çözme becerisinin çalışan iyi oluş hali alt boyutları olan psikolojik iyi oluş, öznel iyi oluş ve iş yeri iyi oluşa etkisinde hem iç hem dış kontrol odaklılığın aracılık etkisi incelenmiştir. Bu ilişkide iç-dış kontrol odaklılığın aracı rolü olacağı, iç kontrol odağının bu ilişkinin güçlenmesine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Literatürde çalışan iyi oluş halinin üç alt boyutunu ayrı ayrı değerlendirerek, bu boyutların problem çözme becerisi ve iç-dış kontrol odaklılık değişkenleri ile ilişkisini inceleyen çalışmaya rastlanmaması bu çalışmanın alan yazına katkısıdır. Araştırma için Ankara ilinde kamu üniversitelerinde görevli 209 akademisyene gönüllülük esas alınarak üç tür anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26 ve AMOS 24 paket programları ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda problem çözme becerisi ile çalışan iyi oluş hali değişkenin üç alt boyutu olan psikolojik iyi oluş, öznel iyi oluş ve iş yeri iyi oluşu teker teker ilişkilendirilmiştir ve aralarındaki ilişkinin anlamlı olup olmadığına bakılmıştır. Bu ilişkiler arasında hem iç hem de dış kontrol odaklılığın aracı etki gösterip göstermediği incelenmiştir. Aracılık (Model 4) etkilerinin analizi için Hayes (2018) tarafından geliştirilen Process Makrosu kullanılmıştır. Araştırmada problem çözme becerisinin çalışan iyi oluş haline etkisinde iç-dış kontrol odaklılığın aracı rolü olduğu savunulmuştur ancak yapılan analiz sonuçlarına göre, problem çözme becerisinin çalışan iyi oluş haline etkisinde sadece iç kontrol odaklılığın aracılık etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.
Öğretim elemanlarının ölçme-değerlendirme okuryazarlığının farklı değişkenler açısından öznel iyi-oluşu, akademik ertelemeyi ve akademik özyeterliği yordama gücü
Bu araştırmanın amacı, öğretim elemnlarının ölçme-değerlendirme okuryazarlığının farklı değişkenler açısından öznel iyi oluşu, akademik ertelemeyi ve akademik yeterliği yordama gücünü analiz etmektir. Öğretim elemanlarının ölçme-değerlendirme okuryazarlığının, öznel iyi oluşun, akademik ertelemenin ve akademik özyeterliğin demografik değişkenlere göre analizi de araştırmanın amaçları arasındadır. Nicel araştırma kapsamında yer alan çalışma, ilişkisel tarama modeli deseninde yürütülmüştür. Araştırma evrenini, 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı Güz-Bahar Dönemlerinde Türkiye genelinde devlet üniversitelerinin eğitim fakültelerinde görev yapan öğretim elemanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise, ilgili evrenden oransız küme örnekleme ile belirlenmiş toplam 498 öğretim elemanından oluşturulmuştur. Araştırmada veriler bir bilgi formu ve dört ölçek ile toplanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen, katılımcıların demografik bilgilerini tespit etmeyi amaçlayan soruların yer aldığı "Bilgi Formu" 5 maddeden oluşmaktadır. Yine araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretim Elemanları İçin Akademik Özyeterlik Ölçeği"; 5 boyuttan ve 33 maddeden oluşmaktdır. Bu ölçeğin altboyutları; "Kenidini Diğerleriyle Karşılaştırma", "Zorluklarla Mücadele Edebilme", "Kendini Geliştirebilme", "Etkin Ders İşleyebilme" ve "Ders Dışı Etkinlikler" altboyutlarıdır. Araştırmada ayrıca Mertler ve Campell (2005) tarafından geliştirilen ve Bütüner ve diğerleri (2010) tarafından Türkçeye uyarlanan "Ölçme-değerlendirme Okuryazarlığı Envanteri" kullanılmıştır. Bu envanter "Öğretim kararına uygun olabilecek ölçme değerlendirme metotları seçebilme", "Öğretim kararlarına uygun ölçme değerlendirme metotlarını geliştirebilme", "Ölçme değerlendirme uygulayabilme, sonuçlarını puanlayabilme ve yorumlayabilme", "Öğrenci, öğretimi planlama, program geliştirme ve okul gelişimi ile ilgili alanlarda karar verirken ölçme değerlendirme sonuçlarını kullanabilme", "Öğrencilerin değerlendirmesini yaparken geçerli not verme işlemleri geliştirebilme" ve "Ölçme değerlendirme sonuçları ile öğrenciler, ebeveynler ve diğer eğitimcilerle iletişim kurabilme" olmak üzere 6 alt boyut ve 30 maddeden oluşmaktadır. Tuzgöl Dost (2005) tarafından geliştirilen 46 madde ve bir boyuttan oluşan "Öznel İyi Oluş Ölçeği"ve 14 madde ve bir boyuttan oluşan Tuckman (1991) tarafından geliştirilen ve Uzun-Özer, Saçkes ve Tuckman (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan "Tuckman Erteleme Davranışı Ölçeği" isimli veri toplama araçları da uygulanan diğer araçlardır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 25 istatistik Programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Analizlerde öğretim elemanlarının ölçme-değerlendirme okuryazarlığı ile cinsiyetin, unvanın, görev süresinin ve bölümün öznel iyi oluşu, akademik ertelemeyi ve akademik özyeterliği ne derece yordadığını belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Frekans, yüzde alma, ortalama, standart sapma, bağımsız örneklemler "t" Testi, tek yönlü varyans analizi gibi betimsel istatistiksel teknikler kullanılmıştır. Bu analizlerde anlamlılık düzeyi için p=0.05 kabul edilmiştir. Araştırmada yapılan analizlerden ulaşılan sonuçlar şöyledir: Öğretim elemanlarının ölçme-değerlendirme okuryazarlıkları ile öznel iyi oluş düzeyleri ve akademik özyeterlik düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki, akademik erteleme düzeyi arasında ise zayıf düzeyde negatif ilişki olduğu belirlenmiştir. Öğretim elemanlarının ölçme-değerlendirme okuryazarlık düzeyleri ile sırasıyla cinsiyet, unvan, görev süresi ve bölüm değişkenleri birlikte öznel iyi oluş düzeyi yordama oranı yüksek iken, akademik erteleme eğilimlerini ve akademik özyeterliklerini yordama oranı düşük olduğu belirlenmiştir. Öğretim elemanlarının unvanı yükseldikçe ölçme-değerlendirme okuryazarlık düzeyleri yükselmektedir ve akademik erteleme eğilimleri azalmaktadır. Eğitim Bilimlerinde, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümündende görev alan öğretim elemanların ölçme-değerlendirme okuryazarlık düzeylerinin Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümünde ve Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünde görev alan öğretim elemanlarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümünde ve Temel Eğitim Bölümünde görev alan öğretim elemanlarının öznel iyi oluş düzeylerinin ise Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümünde görev alan öğretim elemanlarından anlamlı olarak daha yüksek olduğu fark edilmiştir. Öğretim elemanların öznel iyi oluş düzeyleri ve akdemik özyeterlik düzeyleri, görev süreleri ile paralellik göstermektedir. Öğretim elemanlarının görev süresi arttıkça akademik erteleme eğilimleri azalmaktadır. Unvana göre özyeterlik düzeyleri incelendiğinde araştırma görevlilerin özyeterlik düzeylerinin öğretim görevlileri ve okutmanlara göre daha yüksek olduğu belirlenmiş ve anlamlı olmasa da unvan yükseldikçe öğretim elemanlarının özyeterlik düzeylerinin yükseldiği belirlenmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak, öğretim elemanlarına ölçme-değerlendirme okuryazarlıklarını geliştirebilmelerine olanak sağlamak için, alternatif ölçme tekniklerinin, süreç odaklı değerlendirme ve teknolojinin ölçme ve değerlendirme sürecine entegre edilebilmesi gibi kendini geliştirebilecek seminer eğitim vb. faaliyetlerin uygulanması önerilmiştir. Aynı konuda, eğitim fakültelerinde lisans veya lisansüstü programlarında yer alan ölçme değerlendirme ders sayısı ve saatinin arttırılması ve bu derslerin mümkünse uygulamalı verilmesi önerilmiştir. Yine bu derslerin etkili ve verimli olabilmesi için alanında uzman öğretim elemanları tarafından yürütülmesi sağlanmalıdır. Araştırmada, öğretim elemanının özyeterliğinin, öznel iyi oluşun ve akademik erteleme durumunun işteki performanslarını etkilediği bulgusundan hareketle, eğitim fakültesinde görev yapan öğretim elemanlarının özyeterliğini ve öznel iyi oluşunu arttıracak etkinlikler düzenlenmeli, akademik ertelemeye yönledirecek olumsuzluklar ortadan kaldırılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ölçme-Değerlendirme Okuryazarlığı, Öznel İyi Oluş, Akademik Erteleme, Akademik Özyeterlik, Öğretim Elemanları, Eğitim fakülteleri
Oyun eğitiminin üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş ve öz yeterlik inançlarına etkisi
Araştırma oyun eğitimi programının üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş ve genel öz yeterlik inançları üzerine etkisini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Çalışmaya Acıpayam Meslek Yüksek Okulu'nda öğrenim gören 234 öğrenci (141 kadın; 93 erkek) katılmıştır. Araştırma grubunu öznel iyi oluş toplam puanı (ÖİOTP) ve genel öz yeterlik toplam puanı (GÖZTYP) en düşük olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmak isteyen 37 öğrenci (çalışma n=20; kontrol n=17) oluşturmaktadır. Araştırma verileri Tuzgöl-Dost (2004) tarafından geliştirilen Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Aypay (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan Genel Öz Yeterlik Ölçeği ile toplanmıştır. Bu ölçekler çalışma ve kontrol grubuna oyun eğitimi uygulama programı sonrasında tekrar uygulanmıştır. Ayrıca çalışma grubundan oyun eğitimi programı sonlandıktan bir ay sonra tekrar izleme ölçümü alınmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.00 paket programı kullanılmıştır. Normal dağılıma uygunluğun incelenmesinde Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Parametrik test varsayımları sağlandığında bağımsız grup farklılıkların karşılaştırılmasında iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, parametrik test varsayımları sağlanmadığında ise bağımsız grup farklılıkların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bağımlı grup karşılaştırmalarında parametrik test varsayımları sağlandığında Tekrarlı Ölçümlerde Varyans Analizi ve İki Eş arasındaki farkın önemlilik testi, parametrik test varsayımları sağlanmadığında ise Friedman Testi kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre oyun eğitimi programı sonrasında çalışma grubunun ÖİOTP ve GÖZYTP ön-son test puanları değişimleri istatistiksel olarak anlamlıdır. Kontrol grubunun ÖİOTP ve GÖZYTP ön-son test puanları değişimleri istatistiksel olarak anlamlı değildir. Oyun eğitimi programı sonrası çalışma ve kontrol grubunun ÖİOTP ve GÖZYTP ön-son test puanlarından elde edilen fark değerleri incelendiğinde çalışma grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark belirlenmiştir. Bu durumun nedeni; oyun eğitimi programının grup oyunları ve bireysel beceri geliştirecek uygulamalar içermesi ve bu uygulamaların kısa aralıklarla, çeşitlendirilerek planlanmasından kaynaklanmış olabilir. Ayrıca öğrencilerin oyunlardan birini başaramasa bile diğerini başararak kendini daha yeterli hissetmeleri sağlanmış olabilir. Sonuç olarak; uygulanan oyun eğitimi programının öğrencilerin öznel iyi oluş ve genel öz yeterlik puanlarına olumlu etkisi olduğu söylenebilir.
Kayıp ve yas yaşantısı olan ve olmayan ergenlerde duygu düzenleme ve öznel iyi oluşun riskli davranışları yordayıcılığının incelenmesi
Bu çalışmada ergenlerde duygu düzenleme becerileri ve öznel iyi oluşu artırma stratejilerinin riskli davranışları yordama düzeyinin kayıp ve yas açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018- 2019 eğitim-öğretim yılında Isparta ilinde öğrenimine devam eden 395'i kadın, 470'i erkek olmak üzere, yaşları 14 ile 18 arasında değişen 865 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma grubu basit seçkisiz örneklem ile belirlenmiştir. Veri toplama sürecinde Riskli Davranışlar Ölçeği, Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği, Ergenler İçin Öznel İyi Oluşu Arttırma Stratejileri Ölçeği, Yas Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde; bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), LSD post hoc testi, Pearson korelasyon katsayısı ve MANCOVA analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda kayıp yaşantısı olan ergenlerin, kayıp yaşantısı olmayan ergenlere göre riskli davranışlara yöneliminin yüksek olduğu bulgusu elde edilmiştir. Erkeklerin kızlara göre madde kullanımı, antisosyal davranış ve okul terki davranışları daha fazla görülürken, kız ergenlerin intihar eğilimi ve kötü beslenme alışkanlığı alt boyutlarından daha yüksek puan aldıkları görülmüştür. Kız ergenlerin erkeklere göre yası daha yüksek düzeyde yaşadığı ancak bunun yanında işlevsel duygu düzenleme ve öznel iyi oluşu artırma stratejilerini daha etkili kullandıkları, kayıp yaşayan erkek ergenlerin yas düzeylerinin düşük olduğu bulunmuştur. Yas yaşayan ergenlerin yas düzeyini etkileyen etmenler arasında akademik başarı kaybı, ruhsal/kronik hastalık, ebeveynlerin iş kaybı, bağımlılık, kaybın yakınlık derecesi özellikleri yer alırken, ergenlerin riskli davranışlara yöneliminin bağımlılık ve akademik başarı kaybından daha fazla etkilendiği görülmüştür. Ergenlerde yas düzeyinin ve riskli davranışlarının ilerleyen yaşla birlikte arttığı ancak öznel iyi oluşu artırma stratejilerinin kullanımının azaldığı belirlenmiştir.
Psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma becerileri ile öznel iyi oluşları ve empatik eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma becerileri ile öznel iyi oluşları ve empatik eğilimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın katılımcıları 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Anabilim Dalında dördüncü sınıf düzeyinde öğrenim gören 249 psikolojik danışman adayından oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Fiziksel ve Psikolojik Dinleme Yardım Becerilerini Değerlendirme Ölçeği, Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ), Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde farklılıkların anlaşılabilmesi bağımsız gruplar t testi, değişkenler arasındaki ilişkinin anlaşılabilmesi pearson korelasyon analizi, değişkenlerin psikolojik danışma becerilerini ne düzeyde yordadığını saptayabilmek için çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre cinsiyet, süpervizör eşliğinde gerçekleştirilen danışma sayısı, danışma oturumu sayısı, okuduğu bölümden memnuniyet değişkenlerine göre ölçeklerin toplam ve alt boyut puanları düzeyinde anlamlı farklılıklar olduğu sonuçları elde edilmiştir. Kadın psikolojik danışman adaylarının fiziksel dinleme becerilerinin erkek psikolojik danışman adaylarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu, süpervizör eşliğinde iki ve daha fazla danışma gerçekleştiren danışman adaylarının fiziksel dinleme becerileri puanlarının süpervizör eşliğinde hiç danışma gerçekleştirmeyen danışman adaylarına göre daha yüksek olduğu, süpervizör eşliğinde dokuz ve daha fazla danışma oturumu gerçekleştiren psikolojik danışman adaylarının fiziksel dinleme beceri düzeyinin, süpervizör eşliğinde danışma oturumu gerçekleştirmeyen ve bir-dört oturum gerçekleştiren psikolojik danışman adaylarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu, okuduğu bölümden memnun olan psikolojik danışman adaylarının fiziksel dinleme becerileri, psikolojik dinleme becerileri ve öznel iyi oluşlarının okuduğu bölümden memnun olmayan psikolojik danışman adaylarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Değişkenler arası ilişkiler incelendiğinde empatik eğilim ile fiziksel dinleme becerileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu ancak empatik eğilimin fiziksel dinleme becerileri üzerinde anlamlı etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte öznel iyi oluş ile fiziksel dinleme becerileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu; öznel iyi oluşu yüksek psikolojik danışman adaylarının fiziksel dinleme becerilerinin de yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öznel iyi oluş ile psikolojik dinleme becerileri arasında anlamlı ilişki olmadığı sonucu elde edilmiştir. Sonuç olarak psikolojik danışman eğitiminde danışman adaylarının öznel iyi oluşları ve empatik eğilimlerini artırmaya odaklanılması önemli görünmektedir. Anahtar Kelimeler: Empatik Eğilim, Öznel İyi Oluş, Psikolojik Danışman Adayları, Psikolojik Danışma Becerileri
Tüketim toplumunda tüketim türlerinin öznel iyi oluş üzerindeki etkisine ilişkin bir araştırma
Araştırmanın amacı; tüketim türlerinin öznel iyi oluş (mutluluk) üzerindeki etkisini incelemektir. Bu bağlamda tüketicilerin literatürde genel kabul gören gösterişçi tüketim, hedonik tüketim, faydacı tüketim, sembolik tüketim ve deneyimsel tüketimin öznel iyi oluş (mutluluk) üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırmada sayısal veriler kullanılarak genellenebilir sonuçlara ulaşmak hedeflendiğinden görgül nitelikli ve tümdengelim yaklaşımını benimseyen nicel yöntemler arasında yer alan betimleme yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada sosyal bilimlerde en fazla kullanılan araştırma türü olan tarama (survey) araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışma kapsamında konuyla ilgili literatür incelendiğinde gösterişçi, deneyimsel ve sembolik tüketimle ilgili ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirliklerinin test edilmedikleri görülmüştür. Bu nedenle öncelikle 400 kişilik bir örneklem grubu ile gösterişçi, deneyimsel ve sembolik tüketimle ilgili ölçeklerin Türkçe' ye uyarlama çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda geçerlilik ve güvenilirliği test edilmiş gösterişçi, deneyimsel ve sembolik tüketimle ilgili ölçme araçları elde edilmiştir. Daha sonra 'Batı Akdeniz Bölgesi' olarak bilinen Burdur, Isparta ve Antalya illerinde yaşayan 1042 kişilik tüketici örnekleminde anket tekniği kullanılarak nicel araştırma süreci gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 25.0 ve AMOS 21.0 paket programları yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; tüketicilerin gösterişçi, faydacı, deneyimsel ve sembolik amaçlı tüketimin öznel iyi oluşları (mutluluk) üzerinde istatistiksel olarak pozitif anlamlı etkilerinin olduğu saptanmıştır. Tüketim türlerinin öznel iyi oluş (mutluluk) üzerindeki etkisine ilişkin yapılan çalışmaların Türkçe literatürde çok kısıtlı olması nedeniyle pazarlama alanına bir kaynak oluşturması açısından bu çalışma önem arz etmektedir. Araştırmanın önemli olan bir diğer boyutu; bireylerin gösterişçi tüketim, deneyimsel tüketim ve sembolik tüketim davranışlarını ölçme konusunda geçerlik ve güvenirliği ortaya konularak ölçeklerin Türkçe' ye uyarlanması ve bu ölçeklerden elde edilen verilerin yorumlanmasıdır.
İlkokul öğrencilerinde pozitif psikoloji müdahalesinin ruh sağlığı ve iyilik hali üzerinde etkisi: Duygu odaklı bir yaklaşım
Bu araştırmanın amacı, İlkokul öğrencilerinde duygu odaklı pozitif müdahalesinin ruh sağlığı ve iyilik hali üzerinde etkisinin incelenmesidir. Araştırma, ön test-son test, kontrol gruplu deneysel desenle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Genç Dışsallaştırılmış Davranışlar Ölçeği, Genç İçselleştirilmiş Davranışlar Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş ve Stres Ölçeği, Olumlu ve Olumsuz Yaşantı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu araştırmacının daha önceden bilgi sahibi olduğu Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir İlkokulun 2022-2023 yılında eğitim öğretimine devam eden 67 kişiden oluşan 4. sınıf öğrencileri örneklem olarak alınmıştır. Öğrenciler rastgele olarak deney (n=42) ve kontrol (n=39) grubuna ayrılmıştır. Deney grubuna ve kontrol grubuna ön testler uygulanmıştır. Deney grubunda yer alan öğrencilerle sekiz oturumluk duygu odaklı pozitif psikoloji müdahale programı gerçekleştirilmiş, kontrol grubuna ise herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Program uygulamasının sonrasında aynı gruplara son test uygulaması yapılmıştır. Uygulanan müdahale programının, öğrencilerin iyi oluş ve ruh sağlığı üzerindeki etkisinin kalıcı olup olmadığını belirlemek için dört hafta sonra izleme testi uygulanmıştır. Her bir bağımlı değişken üzerindeki duygu odaklı pozitif psikoloji müdahale programının etkinliğini incelemek adına iki yönlü tekrarlı ölçümlü varyans analizi yapılmıştır. Bu analizlerden elde edilen bulguların katılımcılar arasındaki ön farklılıklardan etkilenip etkilenmediği ise bağımsız örneklemler için t-testi analizleri ile incelenmiştir. Bu incelemeye ek olarak da kovaryans analizleri yapılarak bu olası etki kontrol edilerek bulgular tekrardan yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, deney ve kontrol grubunun olumlu duygu, olumsuz duygu, psikolojik stres, psikolojik iyi oluş, içselleştirilmiş problemler ve dışsallaştırılmış problemler son test puanları incelendiğinde deney grubu lehine anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Yapılan izleme çalışmasında, duygu odaklı pozitif müdahale uygulamasının etkisinin dört hafta sonra alınan izleme ölçümlerinde devam ettiği görülmüştür. Deney grubuna uygulanan ruh sağlığı ve iyilik hali üzerinde olumlu yönde etkili olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçları alanyazın ışığında tartışılmıştır.
Lise öğrencilerinin öznel iyi oluşlarını yordayan bazı değişkenler
Bu araştırma, lise öğrencilerinin, cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, sosyal destek (aile desteği, arkadaş desteği, özel kişi desteği) ve öz saygı düzeylerinin, öznel iyi oluş düzeylerini yordayıp yordamadığını incelemek amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırma grubu; 2007-2008 eğitim-öğretim yılında Ankara'nın Çankaya, Keçiören, Altındağ ilçelerindeki genel, anadolu ve meslek liselerinde öğrenim gören 193 kız, 205 erkek olmak üzere toplam 398 öğrenciden oluşmaktadır.Araştırmada öğrencilerin öznel iyi oluş düzeylerini belirlemek için ?Öznel İyi Oluş Ölçeği Lise Formu?, sosyal destek sistemlerini belirlemek için ?Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? ve öz saygı düzeylerini belirlemek için ?Coopersmith Öz Saygı Envanteri? kullanılmıştır.Verilerin çözümlenmesinde ?Aşamalı Çoklu Regresyon Analizi? yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada en az hata payı .05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmada sonucunda; öz saygı, algılanan aile ve arkadaş desteği değişkenlerinin, lise öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri üzerinde birer yordayıcı değişken olduğu ve bu değişkenlerin öznel iyi oluş puanlarına ait toplam varyansın % 63.5'ini açıkladıkları, diğer değişkenlerin ise (cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, algılanan özel kişi sosyal desteği) .05 düzeyinde önemli birer yordayıcı değişken olmadıkları bulunmuştur. Bu bulgular lise öğrencilerinin öz saygı, algılanan aile desteği ve arkadaş desteği düzeyi yükseldikçe öznel iyi oluş düzeyinin de yükseleceğini ortaya koymaktadır. Bulgular, ilgili araştırmalarla tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Öznel İyi Oluş, Algılanan Sosyal Destek, Öz Saygı.
Psikoloji öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada psikoloji öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin bağlanma stilleri ile öznel iyi oluş düzeylerinin cinsiyet, yaş, sınıf, akademik başarı, kim ile yaşadığı, anne ve baba eğitim durumu, aylık gelir, 6-24 ay arası bakım vereni ve yaşamının çoğunluğunu geçirdiği yer değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmak amacıyla kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 öğretim yılında Çağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünde öğrenim gören 1. 2. 3. ve 4. sınıflardaki 197 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmaya 148 kız ve 49 erkek öğrenci katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak İlişki Ölçekleri Anketi, Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizleri ile değerlendirilerek, IBM SPSS 25.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen araştırma sonuçlarına bakıldığında, öznel iyi oluş ile cinsiyet arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark görüldüğü ve kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha yüksek bir öznel iyi oluşa sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca 6-24 ay arası bakım veren kişi değişkenine göre öznel iyi oluş arasında da istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Psikoloji öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri (yaş, sınıf, birlikte yaşadıkları kişi, akademik başarı, anne-baba eğitim durumu, yaşamlarının çoğunluğunu geçirdiği yerleşim yeri ve ailenin aylık geliri) değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Bağlanma stilleri ile sınıf değişkeni arasında ise anlamlı bir farklılık elde edilmiştir. Son olarak, öznel iyi oluş ile güvenli bağlanma arasında pozitif yönlü, kayıtsız bağlanma, korkulu bağlanma ve saplantılı bağlanma stili arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Özel yetenekli çocuklarda öznel iyi oluş ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişki
Bu çalışmada özel yetenekli çocukların öznel iyi oluşları ve mükemmeliyetçilikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Adana ilindeki Çukurova Bilim ve Sanat Merkezi'ne devam eden, 66 kız ve 74 erkek toplam 140 özel yetenekli öğrenci oluşturmuştur. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "EPOCH Öznel İyi Oluş Ölçeği", "Çocuk Yaşam Doyum Ölçeği" (ÇYDÖ), "Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği" (ÇEMÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde IBM SPSS 26.0 Windows paket programı kullanılmıştır. Çalışmamızda cinsiyet, yaş grupları, aile gelir düzeyi, ebeveynlerin çalışma durumu değişkenleri ile ölçek puanları arasında ilişki saptanmamıştır (p>.05). Sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilikteki (SKM) artış, ders notlarında azalmayla ilişkili bulunmuştur (r=- .20; p<.05). Anne ve baba eğitim düzeyi orta-lise ve üniversite olan öğrencilerin öznel iyi oluş düzeyleri, ilkokul ve altı eğitim düzeyi olan öğrencilere göre daha yüksek saptanmıştır (p<.05). Kendine yönelik mükemmeliyetçilikte (KYM) artışın; bağlılık (r=.32; p<.01), kararlılık (r=.44; p<.01), iyimserlik (r=.22; p<.01), ilişkililik (r=.27; p<.01), mutluluk (r=.23; p<.01) alt boyutları ve toplam öznel iyi oluş düzeyinde (r=.37; p<.01) artışla ilişkisi gösterilmiştir. SKM ile öznel iyi oluşun bağlılık alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=.24; p<.01). KYM'nin yaşam doyumu ile pozitif yönde anlamlı ilişki gösterdiği saptanmıştır (r=.17; p<.05). Cinsiyet, anne-baba eğitim durumu, yaşam doyumu ve KYM'nin öznel iyi oluşu yordadığı bulunmuştur [F(6,133)=13.72; p<0.001]. Yaşam doyumu ve KYM, öznel iyi oluştaki değişimin %38'ini açıklayabilmektedir. Sonuç olarak, bu çalışmada elde elde edilen bulguların çalışmanın amacı doğrultusunda elde edilen temel hipotezleri desteklediği görülmüştür. Özel yetenekli öğrencilerde mükemmeliyetçilik özelliklerinin öznel iyi oluş ve yaşam doyumu ile ilişkili olduğu, bu ilişkide mükemmeliyetçilik alt boyutuna özgü farklılıklar gözlendiği bulunmuştur.
Investigating the relationship between Turkish EFL teachers' subjective well-being and their occupational resilience in university contexts
This research aims to identify the problems that Turkish EFL teachers' have by focusing on the subjects such as well-being of the teachers as well as their occupational will power to overcome challenges, they encounter in an educational manner. The study addresses to these issues by working around criteria based on their gender teaching experience and the kind of institution in which they are employed. Lastly the research aims to find a correlation between teachers' well-being and resilience. 120 teachers working at the five different language schools in Turkey were picked to participate in this research. Two different data collections tools employed which were the "Teacher Subjective Wellbeing Questionnaire (TSWQ)" and "Occupational Resilience Beliefs Scale for Teacher Candidates (ORBSTC)" alongside the information gathered from these two questionnaires demographic data on the participants was also included. The statistical tool known as SPSS was used to do the analysis on the data. Frequency, arithmetic mean, and standard deviation values were analyzed, and the independent samples t-test and one-way analysis of variance (ANOVA) were used to examine the data. In addition, Pearson-Moment Product Correlation and multiple regression analyses were undertaken. Through the research that is carried out it was proven that there was a strong, positive and statistically significant correlation between teachers' wellbeing and the occupational resilience.
Boşanmış kadınlarda algılanan sosyal destek ile psikolojik sağlamlık ve öznel iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada boşanmış kadınlarda psikolojik sağlamlık ve öznel iyi oluşun sosyodemografik değişkenlere göre farklılıklarının ve algılanan sosyal desteğin psikolojik sağlamlık ve öznel iyi oluşla ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ilinin Anadolu yakasına ikamet eden 400 boşanmış kadın oluşturmuştur. Örnekleme ulaşılmasında kartopu tekniği kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları; Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Connor Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu 'dur. Veriler SPSS 21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçek puanlarının normalliği shapiro wilk testi ile incelenmiştir. Veriler için pearson korelasyon analizi, çoklu regresyon analizleri, student's t testi ve ANOVA testine yer verilmiştir. Pearson korelasyon analizi sonucunda, boşanmış kadınların aldıkları sosyal destek ile psikolojik sağlamlıkları arasında pozitif yönlü doğrusal bir ilişki tespit edilmiştir. Öznel iyi oluş hali, aile ilişkileri ve yaşamın zorluklarıyla baş etme ile sosyal destek arasında pozitif yönlü; yaşamını kendi geçmişi ve başkalarının hayatı ile kıyaslama ile negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Kadınların yaşı ile psikolojik sağlamlık ve tüm alt boyutlarında pozitif yönlü doğrusal bir ilişki varken öznel iyi oluş hali, kendine güven ve yaşamın zorluklarıyla baş etme arasında pozitif yönlü; yaşamını kendi geçmişi ve başkalarının hayatı ile kıyaslama, başkalarının yaşamına imrenme arasında negatif yönlü doğrusal bir ilişki bulunmuştur. Kadının ekonomik durumu ile öznel iyi oluş, kendine güven, iyimserlik, geleceğe bakış ve yaşamın zorluklarıyla baş etme alt boyutları arasında pozitif yönlü; kendi geçmişi ve başkalarının hayatı ile kıyaslama, başkalarının yaşamına imrenme alt boyutları arasında negatif yönlü doğrusal bir ilişki bulunmuştur. Psikolojik sağlamlık, olumsuzluğa dayanıklılık ve azim ve kişisel yeterlilik alt boyutları ile ekonomik durum arasında ise pozitif yönlü doğrusal bir ilişki tespit edilmiştir. Boşanmış kadınlarda psikolojik sağlamlık ve öznel iyi oluşun sosyodemografik değişkenlerin analizi sonucunda boşanmış kadınların öznel iyi oluş ve psikolojik sağlamlık ölçeğinden aldıkları toplam puanların, çalışma durumu, eğitim durumu ve boşanma üzerinden geçen süreye göre farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Ancak kadınların sahip olduğu çocuk sayısının öznel iyi oluş toplam puanı arasında anlamlı bir fark varken, psikolojik sağlamlık toplam puanı arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Evlilik süresine göre öznel iyi oluş toplam puanı arasında anlamlı bir fark varken, psikolojik sağlamlık toplam puanı arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Boşanma sonrası kadınların kiminle yaşadığı, çocuğun velayeti kimde olduğu değişkeni açısından ise hem öznel iyi oluş hem de psikolojik sağlamlık ölçeğinden aldıkları toplam puanların farklılaşmadığı sonucuna varılmıştır. Psikolojik sağlamlık ölçeği alt boyutlarına bakıldığında ise; eğitim durumunun, tüm alt boyutlarında anlamlı bir farklılık varken sahip olduğu çocuk sayısı ve çocuğun velayetinin kimde olduğuna göre tüm alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Çalışma durumu, boşanma üzerinden geçen sürenin, evlilik süresinin azim ve kişisel yeterlilik alt boyutunda anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Evlilik süresine göre ise olumsuzluğa dayanıklılık alt boyutunda farklılık olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Bunun yanında öznel iyi oluş ölçeği alt boyutlarına bakıldığında ise; eğitim durumunun aile ilişkileri alt boyutunda, çalışma durumunun iyimserlik, aile ilişkileri, yaşamın zorluklarıyla baş etme alt boyutlarında, boşanma üzerinden geçen sürenin iyimserlik, geleceğe bakış alt boyutlarında, sahip olduğu çocuk sayısının aile ilişkileri, başkasının yaşamına imrenme alt boyutlarında, evlilik süresinin iyimserlik, geleceğe bakış, aile ilişkileri, yaşamın zorluklarıyla baş etme alt boyutlarında, Boşanma sonrası kadınların kiminle yaşadığına göre başkalarının yaşamına imrenme alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmamıştır. Çocuğun velayetinin kimde olduğuna göre öznel iyi oluş tüm alt boyutlarında farklılaşmadığı sonucuna varılmıştır. Çoklu regresyon analizlerinde çok boyutlu algılanan sosyal destek alt boyutları ile öznel iyi oluşun %8,6'sı açıklanmış ve oluşturulan model istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Çok boyutlu algılanan sosyal destek alt boyutları ile psikolojik sağlamlığın %3,7'si açıklanmaktadır ve oluşturulan model istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.