Symbolism

Bu konu başlığı altında 66 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmet Haşim'in şiirlerinde üslup

Türk şiirinin en önemli şairlerinden biri olan Ahmet Haşim, Türk şiirinin üç önemli döneminde kendine yer edinmiştir. Bu dönemler Servet-i Fünûn, Fecr-i Âtî ve Saf Şiir dönemleridir. Ahmet Haşim, Servet-i Fünûn döneminde Tevfik Fikret ve Cenap Şehabettin'i örnek alarak şiirinin temelini atmıştır. Bu bakımdan Servet-i Fünûn döneminin takipçisi sayılır. Bunun dışında Haşim, Fecr-i Âtî ve Saf Şiir cereyanlarının önde gelen temsilcisidir. Şairin asıl kimliğini bulduğu ve sanat hayatı boyunca sürdürdüğü şairlik durağı ise "Saf Şiir"dir. "Fecr-i Âtî Beyannamesi" ve "Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar", Haşim'in kurucuları arasında olduğu söz konusu akımların kanunları niteliğinde olup şairin şiir hakkındaki fikirlerini yansıtmaktadır. Haşim'in şiirleri Fecr-i Âtî ve Saf Şiir akımlarının tüm özelliklerini barındırır. Kendine özgü üslubu ve sanat anlayışıyla sıradışı anlamlar üreten şair, söz konusu dönemlerde sembolizm akımının en başarılı şiir örneklerini vermiştir. Ahmet Haşim'in şiirlerinin sanat, biçim ve içerik bakımından incelenmesi, Türk şirinin en önemli dönemleri olan Servet-i Fünûn, Fecr-i Âtî ve Saf Şiir akımlarının iyi ve doğru anlaşılması bakımından büyük bir önem arz eder. "Ahmet Haşim'in Şiirlerinde Üslup" adlı bu tez çalışmasında, Haşim'in ilk şiiri olan "Hayâl-i Aşkım" ve son şiiri olan "Bitmemiş Şiirler" de dâhil olmak üzere Haşim'in sanat hayatının değişik dönemlerinden seçilen 25 şiiri ele alınmıştır. Bu şiirlerin her biri; evvela dil, içerik ve sanat olmak üzere üç farklı başlık altında; daha sonra bu başlıklar da kendi içlerinde alt gruplara ayrılarak en ince ayrıntılarına kadar incelenmiştir. Dil ve anlatım bakımından; ses (ünlü-ünsüz kullanımı), kelime, kelime grupları, cümle, genel dil kullanımı(imla-atasözü ve deyimler-sapmalar-aforizmalar-bağdaştırmalar); sanat bakımından nazım şekli ve vezin, kafiye ve redif, ahenk unsurları, edebi sanatlar; muhteva bakımından konu, tema, imge, motif ve çağrışımlar yönüyle incelenmiştir. Bu çalışma ile Ahmet Haşim'in şiirlerinin anlaşılmasına ve bu şiirlere kaynaklık eden Servet-i Fünûn, Fecr-i Âtî ve Saf Şiir dönemlerinin yanı sıra sembolizm gibi önemli bir şiir akımının şaire etkisinin ortaya konmasına destek olmak ve bu konuda yapılacak yeni bilimsel çalışmalara kaynak oluşturmak amaçlanmıştır.

Fecr-i Ati edebiyatHaşim, AhmetSaf şiir+5
Rıdvan Badem
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İran sinemasında kadın temsili : Samira Makhmalbaf örneği

Samira Makhmalbaf'ın filmlerindeki kadın imgesinin simgesel ve İran sinemasının minimalist özelliklerinin irdelendiği çalışmada devrim öncesi, birkaç film hariç, yalnızca kamera önünde, aslolarak niteliksiz bir temsilin nesnesi olan kadınların 1979 devrimi sonrasında kameranın hem önü hem de arkasında nitelikli bir temsil ve duruş sergilemelerinin ve sinemanın yaratıcı özneleri haline gelmelerinin süreci anlatılmış ve rejime rağmen var olmaya çalışan kadınların hayatlarından bahsedilmiştir.

Kadın imajıKadınlarMakhmalbaf, Samira+5
İlknur Hacigül Gürbüz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital oyunlarda kutsal sembolizmi ve oyuncularına yansımaları

Günümüzde birçok kavramın dijitalleşebildiği bir çağda, oyunlar ve oyunlara yerleştirilen bazı kavramlar dijitalleşmiştir. Dijital oyunlardaki kutsal kavramı da bunlardan bir tanesidir. Bu bağlamda dijital oyunlardaki kutsal sembolizmine oyuncuların herhangi bir tutum geliştirip geliştirmediğini saptamak için bir ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. Geliştirilen bu ölçekle dijital oyunlardaki kutsal ögelere yönelik oyuncu tutumlarının ölçülmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak, bu tutumlar ile demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, yaşanılan yer, mesleki durum, dine verilen önem düzeyi) arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örnekleminde, evrenin temsiliyetini sağlaması amacıyla ölçüt ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Örneklem, 361 katılımcıdan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen Dijital Oyunlardaki Kutsal Ögelere Yönelik Oyuncu Tutumları Ölçeği (DOKOTÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçek bazı aşamalardan geçerek son şeklini almıştır. Bunlar, amaca uygun maddelerin belirlenmesi, uzman görüşlerinin alınması, deneme uygulaması, geçerlilik ve güvenirlik analizleridir. Ölçek maddelerinde ters kodlama yapılmamıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, geçerliliği ve güvenirliği olan iki alt boyutlu (dijital oyunlardaki kutsal ögelere yönelik "olumlu tutumlar" ve "olumsuz tutumlar"), 15 maddelik "Dijital Oyunlardaki Kutsal Ögelere Yönelik Oyuncu Tutumları Ölçeği (DOKOTÖ)" elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, oyuncuların dijital oyunlardaki kutsal sembolizmine yönelik tutum geliştirdiklerini ve bu tutumların demografik değişkenlere göre farklılaştığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Dijital oyun, Kutsal, Oyuncu, Sembol, Tutum, Ölçek Geliştirme

Demografik değişkenlerDinKutsallık+7
Merve Nur Özkan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klasik Dönem Ege dünyasında serpens (yılan) figürü

Bu çalışmada serpens/yılan arkeolojik bir figür ve bir kült öznesi olarak tarihsel akış içinde sembolik ve kavramsal açılardan ele alınmıştır. Öncelikle Mezopotamya ve Hitit gibi medeniyetlerindeki mitoslara ve arkeolojik bulgulara değinilmiş daha sonra, klasik dönemde özellikle Ege dünyasına ait kült geleneğinde serpens olgusu arkeolojik veriler, mitoslar ve yazılı kaynaklar doğrultusunda incelenmiştir. Yılan, bazı toplumlarda kötülüğün simgesi, bazı toplumlarda ise şifa olabilen özellikleriyle tanrısal bir hayvan olarak belirmiştir. Yılan, Sümerlerden Hititlere; çeşitli öykülere konu olmuş, ayrıca Anadolu, Yunan ve Roma gibi birçok farklı antik toplumda mitolojinin önde gelen figürleri arasında yerini almıştır. Neolitik dönemden itibaren en çok kullanılan sembollerden biri olan yılan, Önasya kültürlerinde tanrı, tanrıça ve hükümdarlarla ilişkilendirilmiş, Antik Yunan'da ise sağlıkla özdeşleştirilmiş, başta Asklepios olmak üzere Olympos tanrılarının da içinde olduğu, Zeus gibi, çok sayıda tanrı ve kahramanın atribütü şeklinde betimlemelerde kullanılmıştır. Yılan figürünün anlamı ve niteliği ilişkili olduğu ilah ya da kahramanın özelliğine göre farklılık yansıtır. Bu anlamda temsil ettiği figüre bağlı olarak ölüm, güç, şiddet, bolluk bereket ya da sağaltıcı (iyileştirici) nitelikleri ile karşımıza çıkar. Yılanın, antik dönemde farklı inanışlar çerçevesinde değişen anlamları ve sembolleri arkeolojik ikonografide zenginleşen bir malzeme ve çözümleme alanına olanak sağlamıştır. Bu bağlamda ölümsüzlük, şifa, koruyuculuk, korkutuculuk, iyilik-kötülük ve öteki dünya kavramları ile sembolik bir ilişki içinde algılanan serpens'in en az insanlık tarihi kadar eski olan varoluş sürecinde, her çeşit arkeolojik malzemedeki betimlemeleri bu çalışmada ele alınmıştır.

Antik figürlerFigürHayvan figürleri+3
Özkan Deniz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

İkinci yeni şiirine arketipsel sembolizm açısından bir yaklaşım

Carl Gustav Jung tarafından ortaya atılan arketipsel kuram, edebiyat eleştirisinde de yerini alır. İnsanoğlunun ortak davranışlarını araştıran kuramdan, Northop Frye, Leslie Fiedler, Maud Bodkin gibi yazarlar, bu teoriyi edebiyata yansıtırlar. Roman, hikâye, masal ve şiirlerdeki karakterlerin ortak davranışları, kolektif bilinçdışının bir ürünü olup mitoloji ve semboller yoluyla somutlaştırılır. Bunlara da "arketip" adı verilir. Zıt davranışlar üzerinden anlam kazanan bu teori; roman, hikâye, masal ve şiir gibi türlerde eleştiri yöntemi olarak kullanılır. İlk olarak Batılı yazarların eserleri üzerinde incelenen bu teori, zamanla Türk edebiyatına da yansır. Edebiyatımızda roman, masal, destan, hikâye gibi türler üzerinde incelenen arketipsel kuram, İkinci Yeni şiirindeki sembol ve imge yoğunluğundan dolayı kuramın şiir üzerinde çalışılma gereği görülür. Cumhuriyet devri Türk edebiyatının önemli bir akımı olarak kabul gören İkinci Yeni şiiri, birçok yeniliği beraberinde getirir. Sürrealizm, humor, ironi, imge yoğunluğu, anlamsız şiir bunlardan bazılarıdır. Bu şiir akımında yer alan Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Edip Cansever, Turgut Uyar, İlhan Berk ve Ece Ayhan edebiyat çevrelerince benzer özelliklerle okura yansıtılır. Bu şairlerin şiirleri arketipsel yönden birçok ortak ve zıt davranışlar barındırır. Özellikle cinsellik, yeniden doğuş, kahraman, bilge adam, anima ve gölge arketipleri İkinci Yeni şiirinde sıklıkla rastlanan arketiplerdendir. Bunların içindeki "kahraman" arketipi, kuramın bir artçısı kabul edilen Joseph Campbell'ın yaklaşımıyla ele alınır. Kahramanla beraber şiirlerde yer alan diğer iki arketip: gölge ve anima arketipleridir. İnsanoğlunun kadınsılık yönünü ortaya koyan anima arketipi anneyi, kadını, sevgiliyi, cinselliği ve iyiliği beraberinde getirir. Gölge arketipi ise anima arketipinin karşıtı olan özelliklere sahiptir. Gölge, insan "persona" sında kötülüğe hizmet etmektedir. Semboller ve birçok diğer arketip gölge ile animal duyguların çatışmasıyla ortaya çıkar. İkinci Yeni şiirinde sembollerin ortak anlamları görülmekle beraber bireysel farklılıkları da olabilmektedir. Arketipsel eleştiri yöntemiyle İkinci Yeni şiirini incelemek, özgün bir yaklaşım okura sunacaktır. Çalışmanın edebiyat, psikoloji arasındaki ilişkiyi ortaya koymada da farklı bir okuma oluşturacağı kanaatindeyiz.

ArketipEdebi akımlarSanat akımları+5
Mehmet Şahin Yavuzer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Ecological nostalgia in the collection of poems of indian American poet Joy Harjo

In this study, the nostalgic content of naturalism makes it clear to become more familiar with the characters and the inner state of the sympathetic mind. It requires a more precise examination of the language used by the poet and the psychology in conjunction with literature. The internal and unconscious mind of Harjo examines the extent and frequency of inevitable effects usually used in the form of a symbol in her poems. The metaphor in her poems serves the word, theme, meaning, and community. Her symbols support national-patriotic, organic origins, and the most outstanding of typical elements. She does not merely describe but blends the description of nature with human states and thoughts, and then reveals itself in symbolic indications. Harjo, with descriptive and interpretive nature, experiences the shade reporting of her observation. In addition to describing the components of the environment around her, she explains the identified equality between the creatures. It is nature-oriented that Harjo considers herself to be part of it, in an informative way with her personified verses. Therefore, this study criticizes three collections of her poems: She Had Some Horses, Conflict Resolution for Holy Beings, and A Map to the Next World. Keywords: Psychology, symbolist, metaphor, nature, Harjo, descriptive

American literatureAmerican poetryNature+6
Zahra Abdulrahman Karam
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gustav Klimt ve Egon Schile'nin eserlerinin biçim, içerik bakımından incelenmesi ve sembolik anlamları

İnsanlık ile birlikte doğan sanat, tarihsel süreç içerisinde değişime uğramıştır. Günümüze kadar gelen süreçte sanatta birçok akım ve hareket ortaya çıkmıştır. Bu akımlardan ikisi Sembolizm ve Ekspresyonizm olmuştur. Sembolizm 19. yüzyıl sonlarında Fransa'da ortaya çıkmıştır. Sanatın tüm dallarında etkisini göstermiş olan akım, sanat tarihinde 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında kendini göstermiştir. Sanatçılar, düşsel güçlerini anlatmakta yaratıcı bir imgelem bulmuşlardır. Bu yaratıcı imgelem, semboller kullanılarak yeni bir biçim dili oluşmasını sağlamıştır. İlk olarak Avrupa ülkeleri ve Rusya'da görülen sembolizm şiir sanatında başlamış ve zaman içerisinde tiyatro, müzik, resim, heykel, mimari ve dekorasyon gibi alanlarda da kendini göstermiştir. Sembol kullanımı ilk olarak dini figürlerin betimlenmesinde kullanılmıştır. Rönesans dönemi ile birlikte dünyevileşme ön plana çıkmış ve dini figürler resimsel olarak betimlenmiştir. Soyut olanı somutlaştırma eyleminin gerçekleşmesi sembollerin kullanımı ile ortaya çıkmıştır. Sanat tarihinde çok sayıda sembol kullanımı görülmektedir. Bu bağlamda verilebilecek en iyi örneklerden biri sanatçı Gustav Klimt'tir. Gustav Klimt, sembolist bir ressam olarak, aklındakileri simgeler ile tasvir etmiştir. Bir dönem kendisinin dekorasyon işi ile ilgilenmesi, sanatçının yeni bir arayışa girmesini sağlamıştır. Dekoratif unsurlar ve simgeleri birleştirerek kendine has bir üslup yaratan Klimt, Art Nouveau sanat hareketinin öncüsü olmuştur. Sembolist ressam, sanat ve zanaatın birleştiği bu sanat hareketini ortaya çıkararak yapılan işin neyi temsil ettiğinden daha çok dekoratif unsurların ön plana çıktığı bir anlayış geliştirmiştir. Gustav Klimt sanat tarihine yeni bir bakış açısı getirerek birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. Bu sanatçılardan biri ekspresyonist ressam Egon Schiele'dir. Ekspresyonizm, 20. yüzyıl sanat akımlarından biridir. Sanat akımını diğerlerinden ayıran detay sanatçıların iç dünyalarının ön plana çıkması olmuştur. Toplumu ve insanlığı temel alarak yaşanılan sosyal, ekonomik, politik sorunların birey üzerindeki psikolojik etkisini gözler önüne sererek hem insanlığa hem de topluma mesaj veren bir uyarıcı olmuştur. Görünen ile yetinmeyen sanat akımı, görünenin içindeki asıl olan özü keşfetmek istemiştir. Özü keşfetmek isteyen sanatçılar kendi duygu ve düşüncelerini ön planda tutmuştur. İç dünyalarını çarpıcı renk ve çizgilerle ifade etmişlerdir. İç dünyasını kendine özgü bir tarz ile yansıtabilen sanatçılardan biri de Egon Schiele'dir. Egon Schiele, küçük yaşlarda yaşadığı kayıplar ile hayata karamsar ve umutsuz bakmıştır. Bu karamsar tutum gençliğinde de devam etmiştir. Kendisini resim sanatı ile ifade edebilen sanatçının resme olan yeteneği Schiele'nin hayatının geri kalanını şekillendirmiştir. Gustav Klimt'i ustası olarak görmüş olan ressam, başta Klimt'in eserlerinden yola çıkmış ve Klimt'in eserlerinin bazılarını kendi tarzı ile yeniden ele almıştır. Zaman içerisinde, kullandığı renkler, çizgiler, erotik ve pornografik yaklaşımı ile sanatta yeni bir biçim dili oluşturmuştur. İç dünyasının ve küçük yaşlarda yaşadığı zorluklardan dolayı depresif ruh hali, sanatçının hayata bakış açısını ve yapıtlarını etkilemiştir. Bu bağlamda sanatçının eserleri Schiele'nin kendini bulma ve yorumlama yolundaki yansımaları olmuştur. Bu durumdan hareketle sanatçının iç dünyayı ele almasını yorumlaması kendinden sonra gelen diğer sanatçılara ilham kaynağı olmuştur. İzleyiciler ise sadece kendinden bir parça değil aynı zamanda sanatçının ne hissettiğini, istediğini ve yaşadığını görebilmişlerdir. Bu çalışmanın amacı Gustav Klimt ve Egon Schiele'nin eserlerini biçim ve renk açısından incelemek ve yapıtlarının sembolik açıdan anlamlarını irdelemektir. Anahtar kelimeler: Sembolizm, Ekspresyonizm, Gustav Klimt, Egon Schiele, renk, biçim

EkspresyonizmKlimt, GustavResim sanatı+3
Kardelen Özdemir
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye sahası Türk halk danslarında hayvan sembolizmi

İnsanın hayvan ile olan ilişkisi tarihöncesi zamanlara dayanmaktadır. Çünkü insanın zorlu tabiat koşullarında hayatta kalabilmesi ancak çevresindeki hayvanlardan yararlanması ile mümkün olmuştur. İnsanın hayvanla olan tarihi birlikteliği sonraki süreçte insan topluluklarının düşünce dünyasına, kültürüne ve sanatına yansımıştır. Nitekim göçebe bozkır geleneğine sahip olan Türkler de hayatlarının her aşamasında çevresindeki hayvanları, sözlü anlatılarından yazılı eserlerine, inanç ritüellerinden el sanatlarına kadar birçok soyut ve somut folklorik uygulamada sembol olarak kullanmıştır. Bu folklorik uygulamalardan biri de çalışmamızın ana konusunu teşkil eden halk danslarıdır. Bu çalışmanın temel hedefi güncel kaynaklardan elde edilen yazılı ve görsel veriler ışığında Türkiye sahası Türk halk danslarında yer alan hayvanları tespit etmek ve bu hayvanların Türk kültür dünyasındaki algılanışını inceleyerek hayvanların halk danslarında ne şekilde sembolize edildiğini bilimsel yöntemler kullanarak irdelemektir. Türk halk oyunlarında hayvan taklidine dayalı dansları görselleriyle ortaya koymayı hedeflediğimiz bu çalışma kapsamında güncel kaynaklardan elde edilen 2263 dans incelenmiş ve bu danslardan 81'inin hayvan taklidi dansı olduğu belirlenmiştir. Daha sonrasında bu danslar Türkiye sahasında görülen dans türlerine göre sınıflandırılmış ve elde edilen veriler ışığında tablolaştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise Türk halk danslarında çok sayıda ve farklı türde hayvanın taklit edildiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halkbilimi, Halk Dansları, Sembolizm, Hayvan.

Geleneksel Türk dansıHalk bilimiHalk oyunları+2
Muharrem Feratan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ayasofya'nın sembolizm açısından incelenmesi

İnsanlık varoluşundan beri birçok inanç sistemi oluşturmuş ve bu inançlar birbirlerinden sonsuz unsurlar alarak kendilerini yeniden ortaya koymuşlardır. Özellikle Hristiyanlık öncesi çoktanrılı inanışının hâkim olduğu Roma İmparatorluğu'nda Hristiyanlığın benimsenmesi sürecinde şiddetli baskılar ve yasaklar koyulmuştur. Hristiyan inancına sahip kişiler bu yasaklar döneminde inanç ve ibadetlerini gizli bir şekilde yaşamak ve yaymak zorunda kaldıklarından, inançlarını semboller ile ifade etmişler. Bu semboller inanış biçiminin sessiz ve herkes tarafından anlaşılamayan bir dili haline gelmiştir. Hristiyanlık, çoktanrılı dinin içinde şekillenmiş ve dönem insanının inanış biçimini yansıtan semboller ile gizil ve derin bir aktarıma dönüşmüştür. Doğu Roma İmparatorluğu Hristiyan geleneği üzerine inşa edilmiştir. Fakat çoktanrılı dinin düşünce yapısı Hristiyanlık ile iççice geçmiş ve kendini birçok Hristiyanlık eserinde ortaya koymuştur. Özellikle Doğu Roma'nın merkezi olan İstanbul bu düşünüş biçimiyle bezenmiştir. İmparatorluk kilisesi olarak inşa edilen Ayasofya'da bulunan Hristiyanlık öncesi semboller ve onların Hristiyanlık dönemi sonrasındaki anlamları bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm sembol ve sembolün bir alt alanı olan dini sembolün incelenmesi, ikinci bölüm Ayasofya'yı tarihi süreci açısından ele aldığımız bölüm ve üçüncü bölüm ise Ayasofya'nın sembolik açıdan öncelikli kavramsal olarak ardından kendinde var olan dini sembollerin Hristiyanlık öncesi ve sonrası dönemde sembolizm bakış açısıyla incelenmesi, kubbenin sembolik açıdan incelenmesi ve Ayasofya'da var olduğu düşünülen kutsal emanetlerin yine aynı bakış açısı ile incelenmesidir.

AyasofyaDini turizmHristiyanlar+7
Pınar Cendeler
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A Kristevan reading of George Eliot's early novels

Bu çalışma, Eliot'ın erken dönem romanlarından Kıyıdaki Değirmen (The Mill on the Floss) ve Silas Marner romanlarında, Victorya toplum yapısı ve gelenekleri çerçevesinde cinsiyet ve benlik oluşumunu, Kristeva'nın kuram ve terimleri ışığında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Birinci bölüm, feminist eleştiri kuramı ve Kristevacı eleştiri ile kuramsal çerçeveyi oluşturmaktadır. Bu bölüm, erken feminist eleştiri, modern feminist eleştiri ve Kristeva'nın kuram ve terimleri olmak üzere üç bölüme ayrılmıştır. İkinci bölüm, Viktorya döneminin tarihsel arka planını ve Eliot'ı bu dönemdeki bir kadın yazar olarak ele almaktadır. Ayrıca, Eliot'ın erken dönem romanlarından Kıyıdaki Değirmen (The Mill on the Floss) ve Silas Marner, Kristevacı eleştiri ışığında incelenmektedir. Kıyıdaki Değirmen, romanın baş karakterlerinden biri olan Maggie'nin ailevi ilişkilerini, cinsiyet ikilemlerini, benlik karmaşası ve sosyal baskıyı ortaya koyduğundan, cinsiyet ve benlik oluşumu bağlamında tartışılmaktadır. Bu yüzden, roman sembolik, semiyotik, benlik kuramı, melankoli ve isyan kavramları çerçevesinde incelenmektedir. Silas Marner ise Silas'ın din ikilemini, benlik karmaşasını ve toplum baskısını etkili bir biçimde yansıtır. Bu roman, Silas'ın birey olarak toplumdaki yerini ve kendi hayalleri, hisleri ve dürtüleri arasındaki çelişkileri ve zıtlıkları ortaya koyduğundan, yabancılaşma, semiyotik, sembolik ve öznellik teorisi çerçevesinde incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: George Eliot, Julia Kristeva, semiyotik, sembolik, melankoli, isyan

Eliot, GeorgeFeminist Criticism TheoryFeminism+7
Yasemin Baysal
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Günümüz sanatında botanik kullanımı

Bu eser metin çalışmasında, bitki ve botaniğe genel bir bakış ile bilimsel olarak botaniğin tanımı, bitkinin yeryüzü ve insan hayatı için önemi, çeşitli kültürel ve dini inanışlar, ritüeller ile olan ilişkileri araştırılmış, bu ilişkilerin yanı sıra ilaç yapımı ve tıp alanında yapılan araştırmaların neticesinde bitkinin aynı zamanda sanatsal bir biçim olarak çeşitli elyazmaları ve kitaplarda ve sanat eserlerinde, bilimsel ya da sembolik ifadelerle görülmesiyle bitki formunun sanattaki yeri geçmişten günümüze belirli örnekler üzerinden incelenmiştir. Bilimsel illüstrasyonların yanı sıra, resim sanatında bitkinin yeri ve bitki temsilleri ağırlıklı olarak batı sanatı örnekleri ile gösterilmiştir. 19. ve 20. yüzyıla gelmeden daha genel sembolik ifadelerle kendine yer bulan bitkilerin, bu yüzyıllardan itibaren daha bireysel ya da toplumsal sembollere evirilmesi ve 20. yüzyıldan itibaren toplumsal, bilimsel ve kültürel gelişmeler doğrultusunda botaniğin sanat yapıtında kullanım şekilleri ve yansımaları irdelenmiş, günümüzdeki etkileri incelenmiş, bu konuya eğilmiş farklı sanatsal disiplinlerden çalışmaların çağdaş örnekleri incelenerek, günümüz sanatında çevre, ekosistem ve sürdürülebilirlik bağlamında bitkinin ve bitki formunun sanattaki yeri araştırılmıştır. Bir süredir sanatsal çalışmalarımın ana unsurlarını oluşturan bitkiler üzerinden, geçmişten günümüze tarihsel örneklerle bağ kurarak çalışmalarımın analizi yapılarak çalışma sonlandırılmıştır.

BitkilerBotanikGüncel sanat+3
Begüm Mütevellioğlu
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

19. yüzyıl Batı Resim Sanatında doğa ve sembolizm

19.Yüzyıl, büyük değişimlerin meydana geldiği, eski ile modern arasında köprü görevi gören önemli bir yüzyıldır. Yüzyılın ikinci yarısında, Batının teknolojik gelişmeler sonucu yöneldiği Materyalizme tepki olarak, Sembolizm gizemli tabiatıyla yükselişe geçer. Sembolistler, Romantizmin düşünce ve duyguyu esas alan üstü örtülü tavrına bireyselliği ilave ederken sembollerden yararlanırlar. Romantik resmin doğa ve insanı merkeze alan yaklaşımını, kendi karamsar temsillerini ifade etmek için sembolik bir araç olarak kullanırlar. Yüzyıl sonuna doğru sanat, doğayla zıt hale gelir ve geleneksel doğa tasvirleri yerini yeni temsil biçimlerine bırakır. Resim, doğa ötesini ve gizemli tabiatını konu almaya başlar. Uyku, düş, fantastik, gerçekdışı, büyü ve ölüm gibi insanın bildiği dünyanın ötesine ait konulara ilgi duyan Sembolistler, doğaya mistik özellikler yükleme eğilimindedirler. Baudelaire'in görüşlerini kaynak alan birçok Sembolist için doğa, yaratmış oldukları hayali dünyanın bir ifade aracıdır. Doğayı taklit etmek yerine, imgelemlerinde oluşturdukları doğayı seyirciye aktarmayı tercih ederler. Sembolizmin bireyselliği, doğa bağlamında oldukça özgün sonuçlar ortaya çıkmasını sağlar. Dönem içerisinde bulunan örnekler, biçim ve içerik bakımından Batı Resim Sanatında daha önce hiç olmadığı kadar çeşitlilik gösterir.

19. yüzyılBatı resim sanatıResim sanatı+4
Merve Yenigeldi
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orta çağ seyahatnameleri ve coğrafi eserlerine göre giyim kuşam geleneği (IX.-XV. yüzyıl)

İnsanların en temel ihtiyaçlarından biri giyinmektir. Bu nedenle insanların giyim kuşamı geçmişten günümüze evrilerek devam eden bir durumdur. Tarihi süreçlere bakıldığında ilk zamanlarda insanların çeşitli etkenlerden korunmak amacıyla vücudunu örttüğü/giyindiği fakat sonraki dönemlerde bambaşka anlam ve amaçlarla örtünmeye/giyinmeye başladığı görülür. İnsanların giyinmeye ne zaman başladığı, nasıl giyindiği, bunun için nelerden yararlandığı gibi pek çok konu büyük bir merak uyandırmaktadır. Literatür incelemesi yapıldığında bu konuyla ilgili birçok çalışmanın var olduğu görülür. Ancak seyyahların gözüyle giyim kuşama dair aktarılanlar işin bir başka bir boyutunu sunmaktadır. Orta Çağ dönemindeki seyahatnameler ve bunlardan beslenen coğrafi eserlerde dönemin giyim kuşamına dair bilgiler günümüze ışık tutmaktadır. Zira seyyah ve coğrafyacılar bizzat şahit oldukları veya kimi zaman onlar da kendilerinden önceki müelliflerden aldıkları bilgilerle kendilerinden sonraki insanların meraklarına cevap vermektedir. Seyyahların yerinde görme ve inceleme bağlamında yaptıkları gözlemler doğrultusunda Orta Çağ dünyasında insanların neler giyinip kuşandığı, bunlar için nelerden ve nasıl yararlandığı, bunların ticaretinin nasıl yapıldığı, diplomaside kullanımının nasıl olduğu gibi daha pek çok konu hakkında önemli bilgiler elde edilmektedir. Böylece insanların cinsiyetini, statülerini, içinde bulunduğu toplumun algısını, inançlarını, gelenek ve göreneklerini, iktisadi durumunu, kültürünü, psikolojisini hatta gücünü giyim kuşamla nasıl ifade edilebildiği gibi giyinmenin başka boyutlarını ortaya koymaktadır. Bu durum sosyal tarihçilik için birer veri kaynağı olarak araştırmacılar için büyük bir önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Orta Çağ'da Giyim Kuşam, Giyim Tarihi, Seyyahlar, Seyahatnameler, Coğrafi Eserler.

GiyimGiysilerOrta Çağ+3
Rahime Önek
Mardin Artuklu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hacı Bektaş Veli'nin Velâyetnamesindeki doğa sembolleri üzerine bir inceleme

Velâyetnameler arasında özgün bir yeri bulunan Hacı Bektaş Veli Velâyetnamesi sembol açısından bol malzemeli bir eserdir. Bu semboller aracılığıyla dönemin yaşantısı, din ve tasavvuf algısı, Hacı Bektaş Veli'nin Anadolu'daki saygınlığı hakkında bilgi sahibi olduğumuz yadsınamaz bir gerçektir. Bu incelemede, sembol çalışmaları esas alınarak Velâyetnamedeki doğa sembolleri tespit edilip bu sembollerin hangi anlamlara geldiği, Türk ve dünya mitolojisinde nasıl karşılık bulduklarıyla ilgili bilgi verilecektir. Üç ana bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde, öncelikle velâyetnamelerin ne tür nitelikler taşıdığı, daha sonra da kendisi hakkında en çok malumat sahibi olduğumuz Hacı Bektaş Veli Velâyetnamesinin özellikleri yazılacaktır. Ardından sembolün tanımı, tarihi, çeşitleri, bilim dalları ve mit ile ilişkisi sıralanacaktır. Birinci bölümde, Hünkâr'ın tarihi-menkıbevi hayatı, eserleri ve Bektaşilik felsefesi ele alınacaktır. İkinci bölümde, "Velâyetnamede Geçen Doğa Sembolleri" başlığı altında, sıklık sırasına göre bu sembollerin her biri ayrı ayrı açıklanacaktır. "Gökyüzüne ait semboller, yeryüzüne ait semboller, hayvan sembolleri, bitki ve ona ait semboller, metaller" diye alt başlıklar halinde oluşturulan bu bölümün sonrasında araştırma sonuç kısmıyla bir yoruma bağlanacaktır. Bu vesileyle şu ana dek alışılmamış bir biçimde Velâyetnameye farklı bir gözle bakma ve söz konusu incelenen eserle tabiata ait unsurların bir kalıbını çıkarma hedefi tamamlanacaktır.

DoğaHacı Bektaş-ı VeliSembolizm+2
Nesibe Yıldızhan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğa konusu üzerine görsel algılama biçimleri bağlamında sembolik imge yorumlamaları

Nitel araştırma yöntemiyle yapılan bu araştırmada, doğa temasının sanatçılar tarafından nasıl algılandığı ve sembolik imgeler aracılığıyla nasıl ifade edildiği, insan psikolojisi üzerinde nasıl etkiler bıraktığı incelenmiştir. Farklı dönemlerden sanatçıların eserleri araştırma kapsamında ele alınmış, araştırmacının yaptığı çalışmalar betimsel resim analiz yöntemiyle değerlendirilmiş, görsel algı, psikolojik görme ve sembolik imge gibi kavramlar ile kavramsal çerçeve oluşturmuştur. Sanatçıların teknikleri, renk seçimleri ve kompozisyon anlayışları ayrıntılı biçimde analiz edilerek, sembollerin bilinçaltıyla ilişkisi ve psikolojik anlamları araştırılmıştır. Dönemler arası karşılaştırmalarla doğa temsillerindeki değişimler ve bu değişimlerin tarihsel, kültürel ve bireysel nedenleri ortaya konmuştur. Sanatçıların doğayı yalnızca estetik bir tema olarak değil, aynı zamanda duygularını, düşüncelerini ve hayallerini yansıttıkları bir anlatım aracı olarak kullandıkları tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, doğa temsillerinin sanatçının iç dünyasının ve içinde bulunduğu dönemin ruhunun bir yansıması olduğu anlaşılmıştır. Araştırmada, doğa konusu görsel algı biçimleri ve psikolojik görme kavramları bağlamında ele alınmış, manzara resmindeki temsilleri üzerinden değerlendirilmiştir. Kısacası, sanatçıların doğaya yükledikleri anlamların sembolik imgelerle birleşerek bireysel, toplumsal ve estetik düzeyde farklı katmanlar oluşturduğu, sanatın ve doğanın kesişiminde sanatçının içsel ve sosyal yolculuğunun anlamlı bir şekilde ortaya çıktığı görülmüştür. Araştırma kapsamında araştırmacı tarafından yapılan 12 adet tuval üzerine yağlı boya çalışması araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır.

DoğaGörsel imgePsikolojik algılama+6
Nihat Levent
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
21
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TRT repertuvarına kayıtlı Karadeniz bölgesi türkülerinde kuş motifleri

Türk insanı yerleşik hayata geçmeden önce Orta Asya'da göçebe bir hayat yaşamıştır. Yarı göçebe hayat tarzının meydana getirmiş olduğu bozkır kültüründe hayvanlar, doğa ayrı bir öneme sahiptir. Yaşadıkları doğal çevre ve onun zorlu yaşam şartlarına uyum sağlarken çevrelerindeki bitkiler, hayvanlar, dağlar, ırmaklar, göller vb. Türk insanının dünyayı algılayış biçimine ve hayat tarzına bağlı olarak çeşitli anlamlar kazanmıştır. Eski Türk dini inancı ve başka dinlerin de etkisiyle yüzyıllar boyunca şekillenen bu anlayış bugün hala çeşitli formlarda folklor ürünlerinde, halk inançlarında yaşamakta ve izleri takip edilebilmektedir. Yaşadıkları çevrenin ve yaşam tarzının da etkisiyle bozkır kültüründe hayvanlar önemli bir yer tutmuştur. Özellikle Şamanizm'in tesiriyle ruhların ve tanrının sembolü olarak algılanan kuşlara ayrıca önem verilmiş ayinlerde vb. günlük hayatın içindeki uygulamalarda sıkça yer almıştır. Çalışmada Karadeniz bölgesinden derlenen TRT repertuvarına kayıtlı türkü metinleri içerisindeki kuş motifleri incelenmiştir. Araştırma dört temel bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde araştırmada kullanılan yöntem ve teknikler açıklanmıştır. Bu çerçevede araştırmanın konusu, amacı, kapsam ve sınırları üzerinde durulmuştur. Kullanılan yöntem ve teknikler izah edildikten sonra araştırma alanının tarihi, adı, coğrafi özellikleri, nüfusu, ekonomik yapısı ve sosyo-kültürel yapısı hakkında bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde türkü türünün tanımı, meydana gelişi ve aktarımı ile ilgili hususiyetlere değinilmiştir. Öncelikle türkü ile ilgili geçmişten günümüze araştırmacıların yapmış olduğu çeşitli tanımlara yer verildikten sonra türkülerin doğuşu, yayılışı ve yaşama güçlerine etki eden faktörler açıklanmıştır. Ardından türküler tasnif edilmiştir. Türkler tasnif edilirken vezin, konu, yapı ve ezgi olmak üzere dört ayrı husus göz önünde bulundurulmuştur. Tasnif edilen türküler araştırma alanından örnekler gösterilerek desteklenmiştir. Üçüncü bölümde Türklerde kuş simgeciliğinin İslâmiyet öncesi ve sonrası dönemlerde ki durumu ele alınmıştır. İslâmiyet öncesi dönemde Şamanizm ve ongon/töz kültü çerçevesinde anlam kazanan ve şekillenen kuş simgeselliği üzerinde durulmuştur. İslâmî dönemde ise ilk mutasavvıfların donuna girdikleri hayvan olarak dikkat çeken kuşlar bu bağlamda değerlendirilmiştir. Arap ve İran edebiyatlarının da tesiriyle özellikle Divan Edebiyatı sanatçıları tarafından şiirlerde yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanan Zümrüd-ü Anka, Simurg ve Hüma kuşları hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise kuş motiflerinin türkülerdeki kullanımı üzerinde durulmuştur. Karadeniz bölgesinden derlenen türkü metinlerinde yer alan kuş motifleri sembolize ettikleri anlam açısından değerlendirilmiş ve araştırma alanından derlenen metinlerden örnekler gösterilerek konu izah edilmeye çalışılmıştır. Böylelikle türkü metinlerinden hareketle kuş motiflerinin Türk kültürü ve Halk edebiyatı yaratmalarındaki öneminin ortaya konulması amaçlanmıştır.

Karadeniz bölgesiKış mevsimiMotifler+2
Büşra Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orta Anadolu'da geç Neolitik Dönem çanak çömlekleri üzerindeki sembolik betimlemeler

Bu tez çalışmasında, Orta Anadolu'da Geç Neolitik Dönem çanak çömlekleri üzerindeki sembolik betimlemeler araştırılmıştır. Orta Anadolu Bölgesi'nin merkezi olarak Konya Ovası ve Kapadokya Bölgesi sınır olarak belirlenmiştir. Konya Ovası'nda Çatalhöyük, Erbaba, Can Hasan; Kapadokya Bölgesi'nde ise Köşk Höyük ve Tepecik-Çiftlik yerleşimlerinin Geç Neolitik tabakalarından ele geçen yayınlanmış çanak çömlekler, bezeme unsurlarına göre değerlendirilmiştir. Neolitik Dönem'den Erken Kalkolitik Dönem'e geçişi yansıtan, kültürel gelişimin ve değişimin izlenebildiği Geç Neolitik Dönem'de, Orta Anadolu ve Göller Bölgesi arasındaki etkileşimi anlayabilmek adına Hacılar, Kuruçay, Bademağacı ve Höyücek yerleşimleri de yayınlanmış çanak çömlekler üzerinden incelenip, ilgili atıflar yapılarak anlatılmaya çalışılmıştır. Geç Neolitik Dönem'de bir yenilik olarak karşımıza çıkan kırmızı astarlı "S" profilli çanaklar en yoğun kullanılan form grubunu oluşturmaktadır. Bununla birlikte erken dönem çanak çömlek formları geliştirilerek kullanılmaya devam edilmiştir. Çanak çömlekler üzerine kabartma, çizi ve nokta, kazıma, boya bezemeler uygulanmıştır. Bu bezeme teknikleriyle çanak çömlekler üzerine yapılan, başta boğa başı olmak üzere çeşitli hayvan figürleri, insan figürleri, geometrik motifler, bant bezemeler dikkati çeken sembolik betimlemeleri oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çanak Çömlek, Geç Neolitik, Göller Bölgesi, Orta Anadolu, Sembolizm.

Göller bölgesiNeolitik DönemOrta Anadolu bölgesi+4
Ebru Uğraş
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sembolist resim sanatında portre analizi

Sanat tarihinde neredeyse her dönem karşımıza çıkan portre resmi, bu çalışmada Eski Mısır tarihi portre resim anlayışından başlayarak portre resim sanatının tarih öncesi oluşum sürecini ve tarih sonrası süreçleri görsel örnekler üzerinden kronolojik sıralamayla ele alınmıştır. Eski Mısır Sanatı, Antik Yunan Sanatı, Roma Sanatı ve Uygur sanatının portre anlayışları üzerinde durulmuştur. Portre resim sanatının oluşum ve gelişim süreci Rönesans öncesi ve sonrası olmak üzere iki ana başlık altında toplanmıştır. Portre resim anlayışlarının dönemsel ve bireysel olarak değişimler ve benzerlikler gösterdiği görülmüştür. Sembolist resimlerde etkileri sıklıkla görülen melankoli, mistisizm, tinsellik gibi konularla sembolizmin bağlantısı üzerinde durulmuştur. Sembolizmin özünü oluşturan bu başlıkların ışığında sembolist sanatçıların portre eserleri incelenmiştir. Bu tez çalışması eser-metin niteliği taşımaktadır. Bu nedenle metnin son bölümünde araştırmacının sembolizm etkisi altında yapmış olduğu kişisel portre çalışmaları ve bu çalışmalarla ilgili detaylı açıklamalar yer almaktadır.

OtoportrePortreResim sanatı+2
İnsel Kanca
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dersim inanç sembolizmi

Bu tez çalışması, Dersim'de varlığını devam ettiren, Rê/Raa olarak adlandırılan ve Yol anlamına gelen bir inancın sembolleri ve mitik öykülerinin analitik olarak incelenmesidir. Dersim, geçmişte daha geniş bir bölgenin adı olup, günümüzdeki haliyle 1936'dan beri Tunceli olarak isimlendirilen daraltılmış bir bölgenin adıdır. Bu analitik çalışmada, esas olarak Rê/Raa denen inancın içeriği, toplumsal kurumlarla bağlantıları ve bunların toplamından oluşan bütünün ne olduğu ele alınmıştır. Buna destek olacak metinler olarak ele alınan mitik öykülerin yapıbozuma (deconstruction) uğratılarak analiz ve bunların üzerinden bölgenin antropolojisi, özellikle kimlik ve kişiliğin şekillenmesindeki etkileri tartışılmıştır. Bu çerçevede tek tanrılı dinlerden farklılık taşıyan bu inancın, günümüze kadar direnmesinin sebepleri ve bunun Dersimlilerin kimlik ve kişilikleri üzerindeki etkileri ve sonuçları ele alınarak, bölgenin sosyo-ekonomik süreçleri, bu süreçlerdeki çatışmalar ve sonuçlarının izleri aranmış ve tartışılmıştır.

AlevilikAntropolojik analizAşiretler+12
Dilşa Deniz
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sühreverdî'de sembolizm ve Avârifu'l-Ma'arif adlı eseri

Bu çalışma, tasavvufta sembolizmin bir kısmını oluşturan Sühreverdî ve eseri Avârifu'l-ma`arif'teki metaforik anlatımları içeren bir araştırmadır.Tez, giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır.Giriş bölümü; sembolizm, İslam düşüncesinde sembolizm ve tasavvufta sembolizm olmak üzere üç alt başlıktan oluşmaktadır.Birinci bölüm; Sühreverdî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri olmak üzere üç alt başlık altında incelenmiştir.İkinci bölüm; Sühreverdî'nin Avârifu'l-ma`arif adlı eseri hakkında genel bilgiler verildikten sonra dil ve edebiyat özellikleri ile metodu yönünden incelenmiştir.Üçüncü bölüm; Avârifu'l-ma`arif'te yer alan sembolik anlatımlar ile eserin tasavvuf sembolizmindeki yeri ve önemi konusunda fikirler içermektedir.Sonuç bölümünde; sembolizmin tasavvuf eserlerinde sıkça rastlanan bir metot olmasına rağmen Avârif'te yer alan sembollerin nispeten daha az olduğu kanaatine ulaşılmıştır.Anahtar Kelimler: Tasavvuf, Sufi, Sembol.Sır.

Avarifu'l-Ma'arifSembolizmTasavvuf+2
İkrime Yıldırım
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk resminde Şamanizm'in izleri, sembolleri ve resim üretmede olanakları

Bu çalışma Türk resminde Şamanizm'in izlerini, sembollerini ve modern Türk Resim üretmedeki olanakları ortaya konmak için yazılmıştır. Yapılan arkeolojik bulgular doğrultusunda Şamanların resim sanatına dair verdikleri ilk örnekler göz önünde alındığında onları tarihin ilk sanatçıları olarak kabul edebiliriz. Şaman ve Şamanizm ilk çağlardan günümüze kadar uzanan süreçte doğa ve mistik güçlerle ile iç içe olduğundan ve ayrıca yaşama verdikleri değer nedeniyle modern sanat alanında meydana gelen değişimler de değerini hep korumuştur. Bu özelliği ile resim alanındaki sanatçıların her zaman ilgi odağı durumuna gelmiştir. Bu tezin amacı, çağdaş Türk resmi içerisinde yer alan Şamanist semboller içeren eserlerin incelenip görsel çözümlemelerinin yapılması ve araştırmacının kendi bireysel çalışmalarının üretilmesi yolu ile Türk kültürünün mirası olan Şamanizm ve şaman sembollerinin canlı bir şekilde yaşatılmasına ve akabinde gelecek nesillere aktarılmasına dair katkı sağlamaktır. Bu araştırma kapsamında elde edilen bulgulardan, araştırılan sanatçılar doğrultusunda da Türk resmini temsil eden eserlerde en çok karşılaşılan sembollerin hayat ağacı, nazar boncukları, at, koruluklar, dağ ve kuşlar olduğu anlaşılmıştır.

Eski Türk inançlarıResim sanatıResimler+5
Zeynep Özer
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

II. Abdülhamid Dönemi (1876-1909) eğitim sistemi, eğitim yapıları ve askeri rüşdiyeler

XVII. yüzyılla birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nda eğitimde başlayan modernleşme hareketi, II. Abdülhamid Dönemi'nde de sürmüş, mali sıkıntılara rağmen, siyasi erk tarafından eğitim devletin üstlenmek zorunda olduğu bir kamu hizmeti olarak algılanmıştır.II. Abdülhamid Dönemi'nde, Osmanlı eğitim sisteminin sağlam bir zemine oturtulması 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'nin tüm maddeleri ile hayata geçirilmesi sağlanmış, dolayısıyla da alt yapının kurulması ile eğitimin yaygınlaştırılması ve devletin eğitim sistemi üzerindeki denetimi kısmen de olsa sağlanmıştır.Eğitimin işlevsel bir araç olduğunu anlayan II. Abdülhamid, eğitim kavramını iktidarını tekrar üretecek ve sağlam bir zemine oturtacak bir kurum olarak görmüştür. Bu nedenle de eğitim, resmi ideolojinin aktarımında sıklıkla başvurulan araçlardan biri haline getirilmiştir.II. Abdülhamid'in tahta çıkışında Osmanlı İmparatorluğu'nda, 4 yüksekokul, 4 darülmuallimin, 253 rüşdiye, 18.490 sıbyan mektebi ve 1 özel okul bulunmaktaydı. II. Abdülhamid Dönemi'nin sonlarına doğru ülkedeki okul sayısı; 619 rüşdiye, 109 idadi, 32 darülmuallimin, 5000 civarında ibtidai mektebine ulaşmıştır.II. Abdülhamid Dönemi'nde diğer eğitim kurumları gibi askeri rüşdiyelere de önem verilmiş, İstanbul'dan Manastır ve Suriye'ye kadar uzanan bir coğrafyada, toplam yirmi sekiz adet askeri rüşdiye eğitim sistemi içerisine dahil edilmiştir. Bu okullarda dönemi için çağdaş ve modern sayılabilecek eğitim sistemi ve eğitim materyalleri uygulanmıştır. Ancak iddialı bir eğitimde modernleşme hamlesine imza atan Abdülhamid'in, idadi mimarisinin aksine bir askeri rüşdiye mimarisi tipolojisini, XIX. yüzyıl okul mimarisi repertuarında içerisinde kurgulayamadığı, eğitim tarihçemizde askeri rüşdiyelerin mimarileri ile değil de uyguladıkları eğitim modelleri ile varlık gösterdikleri burada gözden kaçırılmamalıdır.

Abdülhamid IIEğitim tarihiMeşruiyet+4
Esma Parmaksız
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş resim sanatında ezoterik sembollerin göstergebilimsel çözümlemesi

İnsanlık, var olduğundan bu yana dünya üzerindeki pek çok olguyu, neden var olduğunu, içinde yaşadığı fauna ve florayı, duygu, düşünce ve yaşama dair pek çok sorunsalı sorgulamakta olan bir canlıdır. Düşünsel veya eylemsel boyutta kendi sorularının cevabını arayan insanoğlu realizmden başlayıp, mistisizme kadar giden geniş bir yelpazede çıkarımlar yapmaya çabalamıştır. Ancak bu uğurda ortaya koymuş olduğu cevapların, her zaman bir antitezinin var olmuş olması yaşama dair bir dilemmanın da var olmasına neden olmuştur. Kimi insan toplulukları kutsallık atfettikleri bu cevaplara mutaassıpça bağlanırken, kimileri ise cevapların gerçek/hakiki manalarını yalnızca kabullendikleri doktrinler ile sorgulamaktadırlar. Mistisizm yüklenmiş cevaplar ve anlamsal çıkarımlar toplumların veya grupların kendi öğretileri içerisinde özel bir yer tuttuğu da muhakkaktır. Tamda bu düzenin özelliklerini taşımakta olan Ezoterizm; saklı/sır tutulan düşünce sistemleri ve farklı birçok pratik bilgi formuyla ilişkilendirilmekte olan bir öğretim sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşamın her alanına sirayet etmekte olan Ezoterizm; içsel olana dönüş, arınma, şifalanma sağlayan bir sanat yaklaşımı olarak düşünülmekteyken, efsunlu, gizli yönleriyle geçmişte de olduğu üzere günümüz sanatına da yansımaktadır. Zira sanatçı birey sanatsal yaratım süreci esnasında, inisiyatik eğitim alan bir bireyin yaşadığı ruhani arınmayı deneyimlemektedir. Sanatçının farklı malzeme ve teknikler kullanarak gerçekleştirmekte olduğu eserlerde, semboller doğrultusunda alımlayıcıda farklı bir değişim ve uyanış sürecine dahil olmaktadır. Bu bağlamda "Çağdaş Resim Sanatında Ezoterik Sembollerin Göstergebilimsel Çözümlemesi" isimli çalışmada; İlkel dönemlerden günümüze kullanılmakta olunan sembollerin, Çağdaş sanatçıların eserlerinde ezoterik anlamları açısından yansımaları irdelenmektedir.

EzoterizmGösterge bilimGöstergebilimsel analiz+6
Başak Nil Daniş
Kastamonu University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sembolizm bağlamında K.D. Balmont'un şiirlerinin çözümlenmesi

Konstantin Dmitriyeviç Balmont (1867-1942), Gümüş Çağ'ın ve Rus Sembolizminin teorisyenlerinden ve en ünlü şairlerinden biridir. Şair, kendine özgü üslubuyla kaleme aldığı şiirleri sayesinde sembolizmin Rus edebiyatında yerleşmesini sağlar ve Rus şiirinin gelişiminde önemli bir rol oynar. Sanatının ikinci dönemini oluşturan 1900'lü yılların başında Balmont, ününün zirvesine ulaşır. Bu dönemde verdiği eserler, yeni dekadan ve sembolist akımın odak noktası olur. Şair, Hint felsefesi, Alman idealizmi ve Solovyov felsefesi temelinde gelişen sembolist düşünce çerçevesinde sanat anlayışını geliştirir. Balmont, dini-felsefi öğeleri diğer sembolistler kadar yoğun mistik bir biçimde işlememesi, daha ziyade kendi duygu dünyasını yansıtma amacıyla kullanması bakımından farklıdır. Bu açıdan Balmont, sembolistler arasındaki en bireyci şair olarak görülür. Şair, panteist dünya görüşü doğrultusunda özellikle dört element, Güneş, Ay gibi kozmogonik öğeleri sanatının ilk ve ikinci evrelerinde hemen her şiirinde işler. Ekim 1917 Devrimi neticesinde Paris'e kaçması sonucunda bir göçmen olarak hayatını sürdüren şairin şiirlerinin konusu doğal olarak Rusya olur. Şair, şiirlerinde memleketine duyduğu özlemi Rusya'ya ait kültürel, tarihi ve mitolojik öğeler aracılığıyla aktarır. Bu doğrultuda tezimizin amacı, Balmont'un şiirlerinde ele aldığı temel konu, imge ve sembolleri en tipik örnekler aracılığıyla ortaya koymak ve elde edilen veriler doğrultusunda ayrıntılı bir biçimde çözümlemektir. Bununla beraber Balmont'un Gümüş Çağ dönemi Rus şiiri ve Rus sembolizmindeki yerini saptama tezimizin bir diğer hedefini oluşturmaktadır.

Balmont, Dmtriy KonstantinovichRus edebiyatıRus şiiri+2
Mesude Sağıroğlu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00

İlgili konular