Tax evasion
76 theses under this subject heading
Political economy of tax evasion under probabilistic voting
Using a theoretical model of political competition, we study the conditions under which tax evasion persists as a political equilibrium outcome. In the model, voters belong to one of the two income classes: high (H) and low (L). Each member of a given income class receives the same income. There is an income tax levied at a flat rate. The tax proceedings are used to finance the single public good and the tax enforcement efforts, if any. Due to the sources of their income, some of the taxpayers from income class H can report their income as low. If there is any enforcement, it is to prevent those tax payers from under reporting. Both the equilibrium tax rate and equilibrium level of enforcement is determined endogenously, in the equilibrium of a two-party political competition game with probabilistic voting. The objective of each political party is to maximize its chance of an election victory. We found that in the ensuing political equilibrium neither party proposes any tax enforcement. This result is robust to variations in the (i) fraction of high income voters in the society, (ii) fraction of the high income voters who can evade, (iii) the cost of tax enforcement and, (iv) the relative political power of the two income classes. Keywords: Tax evasion, Election, Probabilistic Voting, Enforcement
Vergi kaçakçılığı suçunda etkin pişmanlık
İçinde bulunduğumuz konjonktürde sosyal devlet anlayışının güç kazandığı bir ortamda; vergi yasalarında yapılan değişiklikler, dönüşüme uğrayan ekonomik ve toplumsal yaşama göre vergi sistemini geliştirmek düşüncesine dayanmaktadır. Vergi adı altında toplanan ve kamu gelirleri içerisinde oldukça önemli bir payı oluşturan gelirlerin zamanında tarh, tahakkuk ve tahsili, kamu hizmetlerinin ifası hususunda önem arz etmektedir. Ancak; kamu hizmetlerinin artışı, hizmetlerin finansmanı bakımından vergi oranlarının artışı, yeni vergilerin konulması mükelleflerin vergiye uyumunu azaltmakla beraber vergiden kaçınma ve vergi kaçakçılığı gibi sonuçlara sebep olmaktadır. Devletin önemli boyutlara varan vergi kaybına karşı etkin önlemler alması bir gerekliliktir. 8 Nisan 2022 tarihinde kabul edilen ve 15 Nisan 2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 7394 sayılı Kanun" un 4'üncü maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun vergi kaçakçılığı suçlarına ilişkin 359'uncu maddesine etkin pişmanlık hükümleri eklenmiştir. Böylece, söz konusu düzenleme ile hukuksal niteliği bakımından tüm unsurları ile tamamlanmış olan bazı suçlarda cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi bir sebep olarak kabul edilen etkin pişmanlık kurumu, vergi kaçakçılığı suçlarında da uygulama alanı bulmuştur. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde etkin pişmanlık kurumuna ilişkin kavramlar üzerinde durulmuştur. Akabinde, etkin pişmanlık kurumunun hukuksal niteliği, unsurları, kapsamına hangi suçların girdiği açıklanmıştır. İlgili bölümün en sonunda ise etkin pişmanlık kurumunun benzer kurumlarla mukayesesi yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde vergi kaçakçılığı suçunun geçmişten günümüze görünümü ve tarihsel süreç içerisinde geçirdiği dönüşümler kronolojik bir sırayla açıklanmıştır. Yine, ilgili bölümde vergi kaçakçılığı suçunun cezaları, unsurları, özel görünüş biçimleri ve takibine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, vergi kaçakçılığı suçunda etkin pişmanlık ve etkin pişmanlığın unsurları üzerinde durulmuştur.
Vergi kaçakçılığı ,engelenmesi ,denetlenmesi ve Türkiye'de genel durum
Vergi kaçakçılığı suçları geçmişten günümüze kadar gelmekle birlikte değişen yaşam koşulları, teknolojik gelişmelerin hızı ve insan nedeniyle her geçen gün suça konu olan eylem ve işlemlerin niteliği değişerek artmaktadır. Ülke ekonomisinde değişmeler de vergi kaçakçılığı suçlarının işlenme oranının artmasına dolayısıyla suç tiplerinin değişmesine de sebep olmaktadır. Bu sebeple günümüz vergi yasalarında düzenlenen vergi kaçakçılığı suçlarını oluşturan eylem ve işlemler üzerinde durulmuştur.Ancak vergi konusu, mükellef ile vergi idaresi arasında her zaman için bir sorun oluşturmuştur. Çünkü mükellefler genel olarak çeşitli sebeplerle ödeyecekleri vergi miktarlarını en düşük düzeyde tutmak istemekte, vergi idaresi ise toplayacağı vergi miktarını en üst düzeyde tutmak istemektedir. Ülkemiz de dahil olmak üzere birçok modern ülke vergi alanından beyan esası sistemini tercih etmiştir. Beyan esasında, mükellefler tarafından ödenecek vergiler bizzat mükelleflerin kendisi tarafından beyan edilmektedir. Fakat, verginin devlet tarafından cebren ve karşılıksız olarak alınması, mükellefleri kimi zaman yasal zemine dayanarak, kimi zamanda yasal zeminin dışına çıkarak vergi suçu işlemelerine neden olabilmektedir. Bazen de, mükellefler vergi kanunlarını yeterince anlayamadıklarından yanlış beyanda bulunabilmektedirler. Dolayısıyla beyan esasının temel alındığı vergi sistemlerinde etkin bir vergi denetimi kaçınılmazdır.Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de vergi denetiminin etkin bir şekilde uygulanamayışının nedenlerini araştırmak ve vergi kaçırma yolları,engellenmesi ve denetimini incelemektir Anahtar Kelimeler: Vergi, denetim, vergi kaçakçılığı
Türkiye'de kayıt dışı ekonominin azaltılmasında vergi denetiminin yapısı, önemi ve gelişimi
Toplumsal hayatımızı idame ettirdiğimiz günümüzde, hiç şüphesizdir ki hayat standartlarımız malî olgularla belirlenmektedir. Ekonominin gelişerek geldiği dünyada bireylerin günlük hayatlarındaki gereksinimlerinin karşılanması; mal ve hizmet üretimine katkıda bulunarak, bunun karşılığında gelir elde etmesiyle mümkündür. Çift taraflı etkisi bulunan kayıtdışı ekonomi, gerek gelişmiş gerekse az gelişmiş tüm ekonomilerin temel sorunlarından biridir. Kayıtdışı ekonomiyi en düşük seviyeye getirerek bu dengede kalmasını sağlamanın idarî yönden en temel aracı vergi denetimidir. Etkin bir vergi denetiminin kayıtdışılığı gidermesi için, Türkiye'nin malî idaresinin güçlü ve dinamik bir yapıda olması gereklidir. Klasik devlet idaresinin sınırlandırdığı vergi idaresinin, etkinliğinin azalacağı kanaatindeyiz. Bu açıdan; vergi idaresinin tüm unsurlarıyla özel sektöre endekslenmesi ve etkinliğinin artırılması, hem gelir adâleti yönünden hem de gelişme yönünden büyük önem arz etmektedir. Tezimizde; Türkiye'de kayıtdışı ekonominin unsurları, boyutları ve bunun azaltılması için, vergi denetim yapısı geçmişten günümüze ele alınmaya çalışılmıştır. Vergi denetim yapısının; Osmanlı Devleti'nden günümüze kadar geçirmiş olduğu tüm süreçler, yapısal sorunlar ve geleceğe doğru gidişi ana hatlarıyla incelenmiş ve görülen sorunlarla ilgili çözüm önerileri sunulmuştur. Araştırmalarımız teorik varsayımlardan yola çıkılarak başlamış olup, günümüzdeki etkilerinin görülmesi açısından çeşitli sonuçlar ve istatistik verilere başvurulmuştur. Hedefimiz; kayıtdışı ekonomiyi azaltarak dengede tutmak için vergi denetiminin öneminin anlaşılması ve karşılaşılan bazı sorunlarda ne gibi çözüm yollarının aranması gerektiğinin bilinmesidir. Tüm bu bilgiler ışığı altında Türkiye'de vergi denetim sisteminin gidişatı hakkında da kısa bir gözlem ve değerlendirme yapılmıştır. Yapısal sorunların çözümü; zaman ve ekip çalışması gerektirmektedir. Türkiye'nin vergi denetiminin yapısal sorunlarının, orta vadede tüm vergi idaresinin çalışanları ve toplumun diğer bireylerinin katılımıyla çözüleceği görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler : Kayıtdışı Ekonomi, Vergilendirme, Vergi Denetimi, Muhasebe, İnceleme, Malî İdare, Vergi Müfettişi, Gelir İdaresi
Çok uluslu şirketlerin vergi cennetlerinde vergiden kaçınma ve vergi kaçırma faaliyetleri
Bu tez çalışmasının amacı, vergi cenneti ülkeler üzerinden çok uluslu şirketlerin vergiden kaçınma ve vergi kaçırma faaliyetlerinin ayrıntılarıyla incelenip etki ve sonuçlarının ortaya konulmasıdır. Bu çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çok uluslu şirket, vergi cenneti, vergiden kaçınma, vergi kaçırma ve vergi rekabeti kavramlarının tanım ve terimlerine değinilmiştir. İkinci bölümde, çok uluslu şirketlerin ve vergi cennetlerinin tarihsel gelişimi ve özellikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde, çok uluslu şirketlerin vergiden kaçınma ve vergi kaçırma faaliyetlerine yer verilmiştir.
Türkiye'de kayıt dışı ekonominin önlenmesinde vergi denetiminin rolü
Bünyesinde birçok sorunu barındıran kayıt dışı ekonomi, gerek tanımının yapılması ve büyüklüğünün ölçülmesi, gerekse alınacak önlemlerin belirlenmesi açısından zorluklara sebep olmaktadır. Boyutları giderek artan kayıt dışı ekonomi, bugün bütün dünyada önemli bir sorun haline gelmekle birlikte, özellikle gelişmekte olan ülkelerde etkisini çok daha fazla hissettirmektedir. Devlet tarafından sunulan mal ve hizmetlerin finansmanının ucuz bir kaynak olan vergi gelirleri ile karşılanması arzulanan bir durumdur. Günümüzde çağdaş vergi sistemleri beyan esasına dayanmaktadır. Beyan esası yapısı gereği bir takım riskleri de içinde barındırır. Mükelleflerin gerçek gelirlerini beyan etmelerini sağlayabilmek için iyi örgütlenmiş bir gelir idaresi ile etkin ve verimli bir vergi denetimi ön koşuldur. Aksi takdirde kişilerin kayıt dışında faaliyetlerini yürütmeleri kaçınılmaz bir sonuç olacaktır. Hakkında sık sık seminerler ve toplantılar düzenlenen, birçok makale ve teze konu olan kayıt dışı ekonominin özellikle vergi oranları ve vergi yükü ile doğrudan ilişkili olduğu birçok araştırmacı tarafından ortaya konulmaktadır. Çalışmada, öncelikle kayıt dışı ekonomi kavramının tanımı yapılıp, özellikleri ve nedenleri açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Türkiye'de vergi denetiminin öneminden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise vergi denetiminin Kayıt Dışı ekonomiyi önlemedeki rolü üzerinde durulmuştur. Anahtar Sözcükler: Kayıt dışı ekonomi, vergi denetimi, vergi kaçakçılığı,vergi kaybı
Türk Vergi Yargısı ve Vergi Usul Kanunu yönünden kesilen cezalara ilişkin yargı kararlarının incelenmesi
Vergi ödemek, yerine getirilmesi zorunlu olan bir vatandaşlık görevidir. Dolayısıyla kimsenin vergi ödememe ya da eksik ödeme konusunda bir tercihi olamaz. Buna rağmen yükümlülerin önemli bir bölümünün vergilerini zamanında ya da eksiksiz ödemede çok da istekli olmadıkları, sahte belge düzenleme veya kullanma gibi yollara başvurarak vergi kaçırmaya çalıştıkları görülmektedir. Vergi idaresi ise yapmış olduğu vergi denetimleri ile vergi kayıp ve kaçağını önlemeye çalışmakta, bu konuda vergi müfettişleri aracılıyla vergi incelemeleri yapmaktadır. Yapılan incelemeler sonucunda ise vergi kayıp ve kaçağına sebep olanlar hakkında kanunlarda yer alan cezai yaptırımlar uygulamaktadır. Bu tezimizde ise vergi idaresi tarafından kesilen cezalara ilişkin olarak Danıştay tarafından verilen kararlarda belirtilen hususlar çerçevesinde vergi incelemelerinde dikkate alınması gereken hususlara değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi İncelemesi, Danıştay, Vergi Kayıp ve Kaçağı
Vergi kayıp ve kaçaklarının azaltılmasında vergi denetiminin etkinliği, sorunlar ve çözüm önerileri
Vergi, devletin tüzel ve gerçek kişiler üzerine yüklediği, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için ihtiyaç duyduğu en önemli kaynaktır. Günümüzde sosyal devlet anlayışı ile birlikte vergi gelirlerine olan ihtiyaç daha fazla artmıştır. Vergi, mükellefler ile devlet arasında her zaman için problem oluşturmuştur. Mükellefler vergi ödememek için çeşitli arayışlar içinde olduğu gibi vergi idareleri de bu işlemleri tespit ederek gerekli tahsilatı yapma çabası içindedir. Devletlerin ortaya çıkışı kadar eski olan bu mücadele muhtemelen vergi olgusu var oldukça devam edecektir. Etkin bir vergi denetimi etkin bir vergi mevzuatıyla oluşturulabilir. Vergi reformları ile adil vergilendirme, vergi kayıp ve kaçakçılığının önüne geçilmesi, vergi yüklerinin azaltılması ve vergilerin ekonomik büyümeyi destekleyecek nitelikte olması vergi denetiminde yapılacak etkin düzenlemelerle sağlanabilecektir. Bu hususları gerçekleştirebilmek için vergi mevzuatı ile vergi denetiminin daha etkin hale getirilmesi gerekmektedir.
The ethics of tax evasion: A survey in Zakho University of Iraq
The tax evasion, which generally means not to pay taxes or acting improperly to the tax acts for not paying taxes, is a significant problem of the countries. The studies have been applied for decreasing tax evasion. One of these studies is about the ethics of tax evasion. The ethics of tax evasion is responsible for the attitudes of the people evase taxes, not the behaviours of them. That is tax evasion, the ethics of tax evasion or illegal economy results are not changeable. The ethics of tax evasion can be thought as belief to the contribute the society needs or an ethical obligation. There are lots of factors affecting it. In results of these factors, people behave ethically towards taxes and pay them. What are these factors helping the people behave ethically towards paying taxes? These factors are; the operativeness of the paying taxes power, educational level of the taxpayer, the dependance of the taxpayer to the government, the level of income of the taxpayer, the remission of the taxes, citizenship consciousness, level of the agreement of the political power, the belief of the taxpayer, age, gender, the attitudes of the environment of the taxpayers and tax conscioussness . In this study the ethics of the tax evasion have been studied. In this study, In North Iraq Zakho University's instructors and students have been examined and the questionnaire technique has been applied. In the results of this study, the perspectives of the participants, and ethical level of tax evasion have meaningful results.
Vergi cennetleri, tercihli vergi rejimleri ve zarar verici vergi rekabetinin OECD ülkeleri ve Türkiye açısından değerlendirilmesi
11 DOKTORA TEZ OZU VERGİ CENNETLERİ, TERCİHLİ VERGİ REJİMLERİ VE ZARAR VERİCİ VERGİ REKABETİNİN OECD ÜLKELERİ VE TÜRKİYE AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Şennur HOŞYUMRUK Maliye Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Nisan, 2003 Danışman: Prof. Dr. Fethi HEPER Bu çalışmanın amacı, dünya ve özellikle OECD'nin gündemini fazlasıyla meşgul eden ancak Türkiye gündemine henüz tam anlamıyla girememiş olan vergi cennetleri, tercihli vergi rejimleri ve zarar verici vergi rekabetini incelemektir. Vergi cenneti kavramı, genel olarak vergilerin bulunmadığı ülkeleri veya vergi oranlarının sıfır ve sıfıra yakın olduğu ülkeleri ifade etmektedir. Söz konusu ülkeler, tarım alanları ve fiziki yatırım alanları sınırlı olduğu için başka gelir kaynakları bulunmayan küçük ada ülkelerinden oluşmaktadır. Ekonomik kalkınmalarını sağlamada yabancı sermayeye ihtiyaç duyan bu ülkeler vergileri araç olarak kullanmaya başlamışlar ve global alandaki sermayenin ve yatırımların yönünü olumsuz yönde değiştirmişlerdir. Böylece, dünyanın gündemini uzun süre meşgul edecek olan tercihli vergi rejimleri ile zarar verici vergi rekabeti olgularının ortaya çıkmasına neden olmuşlardır. Tercihli vergi rejimleri hem vergi cenneti ülkelerde hem de pek çok gelişmiş ülkede uygulanmakta olan ve yabancı yatırımcılara sunduğu vergisiz kazanç avantajları nedeniyle tercih etme sebebi olan uygulamalardır. Zarar verici vergi rekabeti ise, vergi cennetlerindeki uygulamaların ve tercihli vergi rejimlerinin ortaya koyduğu bir sonuçtur.Ill Zarar verici vergi rekabeti ile mücadele çalışmalarına ilk defa 1996 yılında OECD tarafından başlanmış, Birleşmiş Milletler, G-8, Avrupa Birliği ve Mali Eylem Gücü gibi çokuluslu organizasyonlar da çalışmalara destek vermiştir. Konu ile ilgili çalışmalar halen devam etmektedir.
Türkiye'de vergi kaçakçılığı suçlarında adil yargılanma hakkının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları açısından değerlendirilmesi
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, hukukun üstünlüğünün sağlanması bakımından bireyin devlet karşısında sahip olduğu en ayrıcalıklı haklardan birisidir. Zira bu hak, bireyin hakkaniyete uygun yargılanmasına ilişkin güvenceler içermektedir. AİHS ile kabul edilen yargısal güvencelerin yerine getirilmesi sözleşmeye taraf olan devletler bakımından bir yükümlülüktür. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda bireyin hak ihlali gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurması mümkündür. Adil yargılanma hakkının sağlamış olduğu yargısal güvencelerin en etkili olduğu alan ceza yargılamalarıdır. Hakkında suç isnadı yöneltilen kimsenin yargı yeri tarafından verilecek hükmün kesinleşmesine kadar adil yargılanma hakkı ile sağlanan tüm güvenceleri talep etme hakkı bulunmaktadır. Vergi Usul Kanunu'nu da, (VUK) vergi kaçakçılığı suçları bakımından bir suç isnadının karara bağlanmasına ilişkin hükümler içermektedir. Bu nedenle vergi kaçakçılığı suçlarına ilişkin yapılacak olan ceza yargılamaları hakkında AİHS'nin 6. maddesi uygulanabilir niteliktedir. Bu çalışmanın konusu, VUK'un 359. maddesinde yer alan vergi kaçakçılığı suçları ve bu suçlar sebebiyle yapılacak olan ceza yargılamalarında geçerli olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin, adil yargılanma hakkı unsurları kapsamında değerlendirilmesidir. Vergi kaçakçılığı suçlarının takibinde savcılık soruşturması öncesinde gerçekleştirilen vergi incelemeleri bakımından ise VUK hükümlerinin AİHS'nin 6. maddesine uygunluğu incelenmektedir. Ayrıca AİHM içtihatları ile adil yargılanma hakkı kapsamında olduğu kabul edilen ne bis in idem ilkesi, vergi kaçakçılığı sebebiyle vergi ziyaı cezası uygulanan haller bakımından ele alınmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Adil Yargılanma Hakkı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Masumiyet Karinesi, Susma Hakkı, Vergi Kaçakçılığı Suçu.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan tekerrür, iştirak ve içtima hükümlerinin vergi kaçakçılığı suçları bakımından yargı kararlarıyla birlikte değerlendirilmesi
Vergiler kamusal hizmetlerin finansmanını sağlamak amacıyla tahsil edilmektedir. Vergilerin düzenli bir şekilde tahsil edilmesi hazine menfaatleri için gerekliliktir. Bununla beraber, vergilerin kanuna uygun şekilde tahsil edilmesi önemlidir. Kanuna uygun şekilde vergisel yükümlülüklerin yerin getirilmesi kamu düzenini de sağlayacaktır. Bu sebeple kanuna uymayan ve verginin zamanında tahsil edilmesini önleyen, kanunda suç sayılan fiillerin oluşması halinde bazı yaptırımlar öngörülmüştür. Bu yaptırımlardan kuşkusuz ki en ağırı hürriyeti bağlayıcı cezalardır. Vergi konusuna ilişkin hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlardan en yaygın işlenen suç tipinin vergi kaçakçılığı suçu olduğu açıktır. Vergi kaçakçılığı suçuna ilişkin, ayrıca Vergi Usul Kanununda herhangi bir düzenleme yok ise, Türk Ceza Kanununun genel ilkelerine bakılması gereklidir. Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen iştirak, tekerrür ve içtimaı hükümleri de vergi suçlarına uygulanabilir. Zira vergi kaçakçılığı bir suç olduğu için, iştirak yoluyla işlenmeye elverişlidir. Aynı şekilde bu suç ile başka bir suç da birleşebilir. Yine belli bir zaman içerisinde tekrardan suç işlenmesi halinde tekerrür hükümleri de gündeme gelebilecektir. Bu çalışmanın amacını vergi kaçakçılığı suçlarının Türk Ceza Kanunundaki iştirak, tekerrür ve içtima hükümleri bakımından değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Vergi Usul Kanunu'nda en son yapılan yasal değişikliklerinde ele alındığı bu çalışmada mahkeme kararları, seçilmiş bazı ülkelerdeki benzer düzenlemeler incelenmiş, konuyla ilgili sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Vergi, Vergi Kaçakçılığı Suçu, Vergi Cezası, İştirak, Tekerrür, İçtimaı.
OECD ülkelerinde vergi cennetleri ile mücadele yaklaşımları
Vergi cennetleri olarak adlandırılan, çok düşük vergi oranları ve vergisel kolaylıklar ile yabancı yatırımcıları cezbeden, vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınma fırsatları sunan denizaşırı finans merkezleri son yıllarda dikkatleri üzerine çekmiştir. Vergi cennetleri, ülkelerin vergi gelirlerini azaltmakta, matrahta aşınmaya sebep olmakta ve ülkelerin makroekonomik dengelerine zarar vermektedir. Vergi cenneti ülkeler tarafından yapılan uygulamalara karşı "vergi rekabeti" teması üzerinden uluslararası ölçekte dikkate değer çalışmalar yapılmaktadır. Söz konusu çalışmalar ağırlıklı olarak Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) bünyesinde ve öncülüğünde yürütülmektedir. OECD'nin bünyesinde hem gelişmiş ülkeleri hem de gelişmekte olan ülkeleri barındırması ve OECD verilerine daha kolay ulaşılabileceği varsayımına dayanarak, vergi cennetleri ile mücadele konusunda yürütülen çalışmaların ele alınması uygun görülmüştür. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler bağlamında vergi cennetleri ile mücadele kapsamında gelişmiş ülkelerin çalışmalarda öne çıktığı görülmektedir. İşbirliği kapsamında OECD, küresel vergi anlaşması olarak da bilinen küresel kurumlar vergisi anlaşmasının 140'a yakın ülke tarafından kabul edildiğini ve şirketlerin faaliyette bulundukları ülkelerde en az %15'lik oranda vergilendirmeye tabi tutulacağını bildirmiştir.
Türkiye'de vergi afları ve mükellef üzerine etkisi: Eskişehir ili örneği
Benjamin Franklin'in "Bu dünyada, ölüm ve vergiler dışında hiçbir şeyin kesin olduğu söylenemez." Sözünden yola çıkılarak insanlığın bilinen ilk dönemlerden beri verginin yaşadığı, insanlar ölse de insanlık yaşadıkça vergi varlığını koruyacağı anlaşılmaktadır. İnsanlar topluluklar halinde yaşamaya başladıktan sonra aralarında düzen sağlamak için yöneticiler seçmişler bu sayede devlet oluşumunun temeli atılmıştır. Devletlerin vazgeçilmez ve sürekli gelir kaynağı olan vergiler kamu yönetimi içinde yer alan kamu kesiminin finansman ihtiyacını karşılamada en büyük role sahiptir. Devletler optimal düzeyde vergiden gelir elde etmek için vergi gelirlerine zaman zaman müdahale ederek mali dengeyi korumaktadırlar. Bu dengeyi korumak için vergi düzenlemeleri yaparak vergisel işlemlerde kolaylık sağlayan vergi affı ve borç yapılandırmasını uygulamaya koyarlar. Çalışmada vergi ile muhatap olan vergi mükelleflerinin vergisel davranışlarına, çıkarılan vergi afları ve düzenlemelerine karşı tutumlarına değinilmiştir. Bu çerçevede vergi ahlakı ve vergi bilincinin hukuksal dayanağı gösterilerek sonuçları incelenmiştir. Vergi ödev ve sorumluluklarını yerine getirmede esnek tutumda olan mükelleflerin vergi affı kolaylığı sonrası vergi yönlü ahlaki bozulmaların oluştuğu, bu bozulmalarında da beraberinde vergi gelirlerinde kayıp meydana getirdiği tespit edilmiştir. Mükellef üzerinde olumsuz etki yaratan bu durum ek birim maliyet olarak vergi uyumunu da olumsuz yönde etkileyerek vergi ahlakındaki yozlaşmayı daha fazla tetiklemiştir. Araştırma çalışmasında daha sonra mükellef haklarının gelişimi, ülkemizdeki mükellef haklarının gözetimi, etkenliği ve sonuçları ele alınmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkılarak verginin hukuk dallarındaki işlevinin öneminin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Türkiye'de 2000 yılı öncesi ve 2000 yılı sonrası uygulanan vergi aflarının mükellef üzerindeki etkisinin günümüze kadar geçen süreçteki sonuçları ve vergi aflarının kronolojik sıralaması gözden geçirilerek yorumlanmıştır. Son bölümde Eskişehir ilinde bulunan mükelleflerin il ölçekli vergisel tepki ve beyanları ölçülerek anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Affı, Vergi Uyumu ve Ahlakı, Mükellef Hakları, Eskişehir İli
Vergi rekabeti, vergi cennetleri ile mücadele ve Türkiye boyutu
Zararlı vergi rekabetinin etkisiyle dünya genelinde finansal servetin yaklaşık yüzde onluk kısmının vergi cennetlerinde tutulduğu tahmin edilmektedir. Zararlı vergi rekabetinin olumsuz etkilerini gidermek için birtakım hukuksal düzenlemeler ve idari yaptırımlar gerekmektedir. OECD'nin uluslararası vergi kurallarını güncellemesi ve dijital ekonomi üzerinden elde edilen kazançların vergilendirilmesi konusunda 130 ülkenin desteğini almıştır. Bu ülkeler küresel hasılanın %90'nından fazlasına sahiptir ve Türkiye'de bu ülkeler arasında yer almaktadır. Son yıllarda toplumsal farkındalık ve tepki oluşturmanın önemli olduğu zararlı vergi rekabeti konusu üzerinde yapılan çalışmaların giderek arttığı görülmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de vergi yapısının değişimi veriler ile incelenmiş ve vergi cennetleri boyutu ele alınmış ve gerekli düzenlemelerin artmasına ve önemine vurgu yapılmıştır.
Türk Hukukunda vergi suçları
Tezimizin amacı, Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenmiş olan vergi kaçakçılığı, vergi mahremiyetini ihlal ve mükelleflerin özel işlerini yapma suçları bakımından derinlemesine bir analiz gerçekleştirmek suretiyle, vergi suçları bakımından yürürlükteki sistemin unsurlarının açıklanması ve geleceğe dönük daha iyi işleyen bir vergi ceza hukuku sisteminin yaratılmasıdır. Tezimizde, yürürlükte olan cezai sistemin unsurlarının belirlenmesi için, her bir vergi suç tipi, "klasik suç tipi inceleme metodu" na uygun olarak, suçla korunan hukuki değer, fail, mağdur, maddi unsur, manevi unsur, hukuka aykırılık unsuru, kusurluluğu ortadan kaldıran ve etkileyen nedenler, suçun özel görünüş biçimleri bakımından ayrı ayrı incelenmiştir. Suç tipleriyle ilgili tatbiki mümkün ceza ilişkisini düşüren genel ve özel nitelikteki nedenlere, yaptırımlara ve özel soruşturma usullerine ise, tezin üçüncü bölümünde ayrıca yer verilmiştir. Söz konusu suç tiplerinin incelenmesi sırasında, öğretideki mevcut görüşlerden, ulusal ve uluslararası yargı kararlarından, özelgelerden ve karşılaştırmalı hukuktan yararlanılmıştır. Söz konusu çalışma neticesinde, mevcut sistemin olumlu ve olumsuz yönleri belirlenmiş, vergi suçlarıyla ilgili öğreti ve yargı kararlarında ortaya konan, ceza ve ceza muhakemesi hukukunun ana ilke ve kurallarına aykırı görüş ve uygulamalar tespit edilmiştir. Tez içerisinde yaratılan tartışma ortamı sayesinde, hukuki sorunlarla ilgili farklı görüşler ortaya konulup, söz konusu sorunlarla ilgili kişisel çözüm önerileri getirilmiştir. Vergi hukukunda düzgün bir ceza sistemin kurulmasının, hem kanun koyucunun açık ve anlaşılır, vergi sisteminin önceden belirlenmiş amaç, hedef ve öncelikleri doğrultusunda şekillendirdiği ve en son çare olarak başvuracağı suç tiplerinin ihdasıyla hem de vergi suçlarını yargılayan hakimlerin yasa değişikliklerini takip ederek, ceza ve ceza muhakemesi hukukunun ana ilke ve kurallarına uygun kararlar vermesiyle mümkün olacağı tespit edilmiştir.
Türkiye'de yeminli mali müşavirlik kurumunun vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesindeki rolü
Devlet, kamu hizmetlerini en yüksek kalitede ve en düşük fiyatla sürekli olarak sunulabilmek için yeterli ve sürekli finansman kaynaklarına ihtiyaç duymaktadır. Bu kaynakların en önemlisi vergilerdir.Vergileri etkin bir politika aracı olarak kullanmanın temel şartı, vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesidir. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan kayıp ve kaçaklarının önlenmesi için yapılması gerekenler; vergi mevzuatında yapılması gereken düzenlemeler, vergi yönetiminin yapması gereken düzenlemeler ve vergi denetim mekanizmasına işlerlik kazandırmak şeklinde sıralanabilir.Türk vergi sistemindeki vergiler genel olarak beyan esasına dayanmaktadır. Beyan esası etkin olarak uygulandığında vergilemede adalet ilkesini sağlayan ve ödeme gücüne göre vergi almayı öngören bir yöntemdir. Bu bağlamda mükellefler tarafından beyan edilen vergi matrahının gerçekleri yansıtıp yansıtmadığı da büyük önem taşımaktadır. Bunun için etkin bir vergi denetimine ihtiyaç vardır.Ülkemizde vergi denetimi vergi inceleme yetkisine sahip Maliye Bakanlığının denetim birimlerince yapılmaktadır. Bununla birlikte 1989 yılında yürürlüğe giren meslek yasası ile oluşturulan ?Yeminli Mali Müşavirlik? kurumu da tasdik yetkisi ile vergi denetimi yapmaktadır.Bu çalışmanın amacı; tasdik yetkisi ile vergi denetimi yapan Yeminli Mali Müşavirlik? kurumunun Türkiye'de Vergi Kayıp ve Kaçaklarını önlemedeki rolünü belirleyebilmektir.
Vergi ahlakını şekillendiren faktörlerin vergiden kaçınma ve vergi kaçırma üzerindeki etkisi: Biga örneği
Mükellefler verginin gelir azaltıcı bir unsur olması nedeniyle, vergi ödemekten kaçınabilir veya vergi kaçırabilir. Bu davranışların belirleyenlerinin tespitine dönük olarak vergi psikolojisi alanında yapılan çalışmalar mükelleflerin vergilerini öderken sadece ekonomik unsurlardan etkilenmediğini aynı zamanda sosyo psikolojik bazı faktörlerinde etkisi altında da olduğunu ortaya koymuştur. Vergi kaçırma ve vergiden kaçınma davranışlarının belirleyenleri vergi ahlâkı ile yakından ilintilidir. Bir toplumda vergi kayıp ve kaçakları vergi ahlâkı geliştiği ve kökleştiği ölçüde azalacaktır. Bu nedenle, en genel tanımıyla mükelleflerin vergisini tam olarak, zamanında beyan etmesi ve ödemesi olarak adlandırılan vergi ahlâkını da belirleyen faktörlerin tespiti ve bu faktörlerin hangi koşullar altında oluştuğunun ve nelerden etkilendiğinin bilinmesi kanun koyucunun, politikacıların ve vergi uygulayıcılarının vergiyle ilgili kararlar alırken vergilemede istenen hâsılata ulaşılmasını kolaylaştırarak, daha güçlü bir mali yapının oluşmasını sağlayacaktır.Bu tezin kapsamında Vergi ahlâkını şekillendiren faktörlerin vergiden kaçınma ve vergi kaçırma üzerindeki etkisi teorik olarak açıklandıktan sonra, vergi ahlâkının gerekliliğini ve belirleyenlerinin bir ilçe bazında ampirik olarak ölçülmesi amacıyla Çanakkale ili Biga ilçesinde mükelleflerin vergiye karşı göstermiş olduğu davranış biçimlerinin araştırılmasına yönelik 1100 kişiyle yapılan anket çalışması sonucu elde edilen bulgular sıklık analizleri ve çapraz tablolar yardımıyla açıklanmıştır.Yürütülen ampirik alan araştırması sonuçlarına göre; kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyi, başka mükelleflerinin dürüstlüğüne ilişkin algı, alınan kamu, hizmetlerinin yeterliliği, vergi sistemi ve mevzuatı konusundaki algı, vergi dairesi personeli hakkındaki düşünceler, vergi afları, din, toplumsal gurur, eğitim, gelir, mükellefiyet türü, yaş vergi ahlâkını belirleyen en önemli faktörler olarak görülmektedir.Anahtar kelimeler: Mükellef Davranışları, Vergi Etiği, Vergi Uyumu, Vergi Algılaması, Vergi Bilinci
Elektronik vergi denetiminin vergi kaçırma eğilimlerini azaltmadaki rolü ve bir araştırma
Vergilendirme işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmesine bağlı olarak vergi denetimlerinin de elektronik ortamda yapılması bir zorunluluk haline gelmiştir. Özellikle elektronik vergi sisteminin kurulması, vergi denetim birimlerine mükellef beyan ve bildirimlerinin doğruluğunu elektronik araçlarla denetleme olanağı sağlamıştır.İnternet tabanlı çalışan elektronik vergi sisteminde, mükellef beyan ve bildirimleri Gelir İdaresince on-line teslim alınarak bir veri tabanında toplanmaktadır. Ayrıca diğer kurumlardan istenilen bildirimler, yine online alınabilmekte ve yine aynı şekilde merkezi veri tabanına yüklenmektedir. Oluşan veri bankaları ve diğer devlet kurumlarından sağlanan veriler uygulama programları aracılığı ile elektronik denetimlere tabi tutulmakta, vergilendirmede yanlış yapılan işlemler tespit edilmekte ve mükellefler risk gruplarına göre sınıflandırılabilmektedir. Yapılan risk analizleri sonucu, mükellefler gerekirse vergi incelemesine alınabilmektedir.Bu çalışmada, elektronik vergi denetiminin mükelleflerin vergi kaçırma eğilimlerini azaltmadaki rolü anket tekniği kullanılarak incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde vergi denetimi ile ilgili literatür araştırması yapılmış, ikinci bölümünde ise elektronik vergi sistemi ve elektronik vergi denetim uygulamaları hakkında bilgiler toplanmıştır. Araştırmanın üçüncü ve son bölümünde ise, Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı'na bağlı Pamukkale Vergi Dairesi mükellefleri üzerinde elektronik vergi denetiminin etkinliğine ve mükelleflerin vergi kaçırma eğilimlerini azaltmadaki rolüne yönelik yapılan anketten elde edilen veriler analiz edilerek yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler:Vergi Denetimi, Mükellef, Vergi Kaçırma Eğilimi, Gelir İdaresi, Elektronik Vergi Sitemi, Elektronik Vergi Denetimi, İnternet Vergi Dairesi, E-Belge, E-Beyanname, E-Fatura, E-Tahsilat, Elektronik Takip
Yargı kararları ışığında Türk vergi hukukunda muvazaa ve peçeleme işlemleri
Çağdaş toplumlarda devletler, yüklenmiş olduğu misyon gereği kamu gelirlerine ihtiyaç duymaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için vergi toplanarak vergi geliri elde edilmesi, devletlerin geçirmiş olduğu uzun bir evrimin sonucudur. Bununla birlikte vergilerin, devletin üstün egemenlik gücüne dayanılarak toplanmasının yanı sıra, vergilendirmede keyfiyete engel olan bireyleri koruyucu anayasal ilkeler de mevcuttur. Bunlardan en önemlileri, 1982 Anayasası'nda yer alan eşitlik ve mali güce göre vergilendirme ilkeleridir. Bu kapsamda Türk vergi sistemine ilişkin uygulamalarda, devletin kamu hizmetlerini görürken ihtiyaç duyduğu vergi gelirlerinde kayba sebebiyet veren ve aynı zamanda eşitlik ve mali güce göre vergilendirme ilkelerine de zarar veren bazı işlemler mevcuttur. Bu işlemler, muvazaa ve peçeleme işlemleridir. Türk vergi sistemi içerisinde mükellef ve vergi sorumlularının sözleşme özgürlüklerini kullanarak, vergiden kaçınma veya vergiden kaçırma amacıyla giriştikleri bu işlemler, vergi hukuku açısından tespiti, nitelendirilmesi ve yargı aşamasında ispatı çok önemli hususlardır. Vergi mevzuatının kapsamlı ve karmaşık yapısı sebebiyle bu işlemler çok farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu işlemlerin dinamik yapısı sebebiyle de yeni peçeleme ve muvazaa işlemleri de ortaya çıkabileceğinden, bu işlemleri mevzuat kapsamında yasaklamak kalıcı bir çözüm olamayacaktır. Bu sebeple muvazaa ve peçeleme işlemlerin önlenmesine yönelik çabaların en başında doğru nitelendirme ile etkin ve etkili bir yargılama sistemi olması gerekmektedir. Peçeleme ve muvazaa işlemlerinin içeriğini belirlemek, yargı kararlarında bu işlemlerin ne şekilde ele alındığı göstermek, akademik literatüre katkı sağlamak ve vergi hukuku alanında üzerinde sınırlı çalışma yapılmış bir konuyu incelemenin yararlı olacağı sebebiyle, peçeleme ve muvazaalı işlemler, araştırma konusu olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, muvazaa ve peçeleme işlemleri kavramları, bu kavramların benzer diğer kavramlardan farkları, yargı kararları ve öğreti doğrultusunda bu işlemlerin ne şekilde ortaya çıktığına yönelik örnekler ve bu işlemlerin ispatının ne şekilde olacağı hususları ele alınmıştır.
Transfer fiyatlaması, örtülü kazanç dağıtımı ve bu bağlamda şirketlerin vergiden kaçınma eğilimleri
Transfer fiyatlaması liberal ekonomiye geçişle birlikte uluslararası boyutta önemli konulardan biri haline gelmiştir. Bu durum uluslararası örgütlerin de dikkatini çekmiş ve bu konu üzerinde mevzuat geliştirmeye başlanmıştır. Geliştirilen ulusal ve uluslararası mevzuatların küresel değerlere uyması küreselleşen dünyada bir gereklilik haline gelmiştir. Şirketlerin etik hassasiyetleri birbirlerinden farklılık göstermektedir. Şirketler transfer fiyatlamasına dair kararlar alırken, bu süreçte ahlaki ve etik değerlerinde yer alması gereklidir. Şirketler transfer fiyatlaması kararlarını, yasalar içinde kalmakla birlikte yasaların boşluk, zayıflık ve farklılıklarından yararlanarak oluşturabilirler. Transfer fiyatlaması stratejileri yasalara uygun olsa bile bu stratejiler her zaman etik değerler içerisinde yer almayabilir. Bu çalışmada transfer fiyatlamasının amaçları, etkileri, bu alanda geliştirilen kurallarla, transfer fiyatlamasına ilişkin özel durumlar ve ülke örnekleri gibi konular transfer fiyatlamasının ulusal ve uluslararası boyutunun sınırlarının anlaşılması için incelenmiştir. Transfer fiyatlamasının barındırdığı potansiyelin, çok uluslu şirketler tarafından, nasıl, küresel kâr aktarımı ve vergi tabanını erozyona uğratacak şekilde kullanıldığı ve şirketlerin transfer fiyatlamasını diğer enstrümanlarla entegre bir şekilde kullanıp küresel vergi yüklerini etkilediği çalışmada anlatılan önemli konulardan biridir.
Vergi ziyaı kabahati ile vergi kaçakçılığı suçu arasındaki ilişki
Vergi kanunlarına aykırılık teşkil eden davranışlar vergi kabahatleri ve vergi suçları olmak üzere iki kategoriye ayrılmıştır. Vergi kabahatlerinin yaptırımı idari para cezası iken; vergi suçlarının yaptırımı hürriyeti bağlayıcı cezalardır. Vergi kabahatlerinden biri olan vergi ziyaı kabahati mükelleflerin vergi kaybına yol açmalarıdır. Vergi suçlarından olan vergi kaçakçılığı suçu ise özü itibariyle mükellefin vergi ödemekten kaçınmak için aldatıcı hareketlerde bulunmasıdır. Vergi mükelleflerinin gerçekleştirdiği bir fiil hem vergi ziyaı kabahatine hem de vergi kaçakçılığı suçuna sebebiyet verebilmektedir. Vergi Usul Kanunu'na göre vergi ziyaına vergi kaçakçılığını oluşturan fiillerle sebebiyet verilmesi halinde vergi ziyaı kabahatinin cezası üç kat olarak uygulanmaktadır. Vergi ziyaı kabahatinin cezası vergi idaresince kesilmekte ve herhangi bir ihtilaf durumunda yargılaması vergi mahkemelerince yapılmaktadır. Vergi kaçakçılığı suçunun yargılaması ise ceza mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Vergi mükellefi hakkında aynı fiili neticesinde hem vergi idaresince idari para cezası verilmesinin hem de ceza mahkemesince cezaya hükmedilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (AİHS) yer alan ne bis in idem ilkesine aykırılık teşkil edip etmediği hususunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları çerçevesinde ortaya konulması gerekmektedir. Ayrıca Vergi Usul Kanunu'nda ceza mahkemesi ve vergi idaresi kararlarının birbirini etkilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Ceza mahkemesi ve vergi mahkemesi kararları arasında etkileşimin sağlanması hususunda ise herhangi bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum ceza mahkemesi ile vergi idaresi ve vergi mahkemesinin çelişkili kararlar vermesine yol açabilecektir. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, vergi ziyaı kabahati ve vergi kaçakçılığı suçu açıklanmıştır. İkinci bölümde, vergi ziyaı cezasının üç kat uygulanması hususunun ortaya çıkardığı sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmıştır
Vergi kaçakçılığı ve Türkiye uygulaması
ÖZET Vergi kaçakçılığı evrensel bir olgudur. Ancak, son zamanlara kadar yeterince önemsenmemiştir. Bununla beraber, kamu açıklarının boyutlarının büyümesi ve süreklilik kazanması, vergi siteminin etkinsizleşmesi ve kayıtdışı veya kuraldışı faaliyetlerin yoğunluk kazanması; vergi kaçakçılığına gösterilen ilgide önemli artışlara neden olmuştur. Genel olarak vergi kaçakçılığı olumsuz etkilere sahip bir olgudur. Dolayısıyla verginin temel işlevleri vergi kaçakçılığının boyutlarının büyümesine koşut zayıflamaktadır. Diğer yandan vergisel normlar (vergi adaleti gibi) bu olgudan olumsuz yönde etkilenmektedir. Bunun sonucunda vergiye uyum azalmakta ve tüm vergilerde büyü bozulmaktadır. Ayrıca, vergi kaçakçılığı ekonomik, sosyal ve hukuki yapı üzerinde de çok olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Böylesi yıkıcı etkilere sahip vergi kaçakçılığı ile mücadele edilmesi gerekmektedir. Bunu yapabilmek için ise öncelikle bu olguya neden olan faktörlerin bilinmesi gerekmektedir. Teoride, vergi kaçakçılığı ekonomik ve deneysel yaklaşım olmak üzere iki farklı yaklaşımla incelenmiştir. Ekonomik yaklaşım, daha çok mikro düzeyde vergisel faktörler üzerinde odaklanmakta ve matematiksel modellerle vergisel parametrelerin vergi kaçırma karan üzerindeki etkilerini belirlemeye çalışmaktadır. Deneysel yaklaşım ise, hem mikro nemde makro vergisel ve vergi dışı faktörleri ele alarak, bu faktörlerin vergi kaçakçılığı kararı üzerindeki etkilerini saptamaya çalışmaktadır. Ancak gerek ekonomik yaklaşım ve gerekse deneysel yaklaşım; vergi kaçakçılığım belirleyen faktörler üzerinde mutlak bir uzlaşı içinde değildir. Bunda kullanılan yöntemler, kurulan modeller ve en önemlisi vergi kaçakçılığının kendi doğası etkili olabilmektedir. Teoride farklı nedenlere ağırlık verilse bile vergi kaçakçılığının nedenleri bir bütündür. Dolayısıyla, bir bütünün parçaları olan, vergi kaçakçılığının nedenleri, vergisel ve verdi dışı nedenler olarak iki başlık altında toplanabilir. Vergisel nedenler, daha çok vergi olgusunun varlığından kaynaklanan; hukuki, ekonomik, psikolojik ve idari faktörlerden oluşmaktadır. Bunlar vergi oranı, vergi tarifesi, vergi denetim olasılığı, vergi cezaları, vergi idaresinin etkinliği vs. gibi örneklenebilir. Vergi dışı nedenler ise toplumun sosyal ve ekonomik yapısı ve bu yapının işleyişinden doğan ve vergi olgusuyla doğrudan ilişkili olmayan siyasal, ekonomik ve sosyal faktörleri kapsamaktadır. Vergi dışı nedenlere; gelir düzeyi, işletme büyüklükleri, enflasyon, piyasa ve fiyat kontrolleri vb. örnek gösterilebilir. ufYukarıda kısaca özetlenen nedenlerden bir kısmı devlet, diğer bir kısmı ise vergi yükümlülerince belirlenmektedir. Dolayısıyla ekonomik sonuçları olan vergi kaçakçılığının arz ve talep koşullarında belirlendiği söylenebilir. Devlet; vergi oram, denetim olasılığı, vergi cezası, vergi affı gibi, faktörleri vergi kaçakçılığım teşvik edici yönde belirleyebilir, örneğin yüksek vergi oranları vergi kaçakçılığım cazip hale getirebildiği gibi, düşük denetim oranları veya sık sık mali af uygulamaları da vergi kaçakçılığım arttırıcı etkilere sahip olabilir. Dolayısıyla devlet bu parametreleri belirlemesine göre vergi kaçakçılığının arzım yüksek veya düşük belirlemiş olmaktadır. Diğer yandan vergi kaçakçılığının talep yanım ise, vergi yükümlüsünün psikolojik algılamaları, sosyal ve ekonomik yapı ve bu yapıma işleyişi, vergi ahlakı, eğitim seviyesi, işletme büyüklükleri, icra edilen meslek ve en önemlisi toplumun vergi kaçakçılığına bakışı belirlemektedir. Bu faktörler daha çok yükümlünün vergi bilincini etkilemektedir. Dolayısıyla vergi bilinci düzeyine göre, vergi kaçakçılığının talep yönü belirlenecektir. Böylece vergi bilincinin düşüklüğüne göre vergi kaçakçılığı talep edilir olacaktır. Sonuçta arz ve talep koşullarının uygunluğuna göre vergi kaçakçılığı oluşacaktır. Bu çalışmanın sonuç kısmında da belirtildiği gibi, Türkiye'de vergi kaçakçılığının yüksek düzeyde arz ve talep edildiği söylenebilir. Yapılan farklı tahminlere göre yüzde 50-70 dolayında (vergi gelirine oram olarak) vergi kaçakçılığının var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla bu çalışmanın gerek teori gerekse Türkiye uygulaması bağlamında ortaya konulan nedenlerin tek tek ortadan kaldırılmasıyla vergi kaçakçılığının önlenebileceği açıktır. Ancak böyle bir sorunun çözülmesinde toplumsal tepki ve bilincin önemi yadsınamaz. Dolayısıyla, vergi bilincinin arttırılması, vergi kaçakçılığına karşı en geniş kitlelerin tepkilerinin örgütlenmesine koşut vergi kaçakçılığı önlenebilecektir. ı*KEYWORDS / ANAHTAR KELİMELER TAX EVASION: VERGİ KAÇAKÇILI?I TAX AVOIDANCE: VERGİDEN KAÇINMA TAX UNDERESTİMATİON: VERGİNİN EKSİK BELİRLENMESİ TAX NONCOMPLIANCE: VERGİYE UYUMSUZLUK FİSCAL PSYCHOLOGY: MALİ PSİKOLOJİ TAX EROSSION: VERGİ EROZYONU UNWİLLİNGNESS TO PAY: ÖDEME İSTEKSİZLİ?İ COMPLIANCE COST: UYUM MALİYETİ TAX CONSCIOUS: VERGİ BİLİNCİ TAX ETHICS: VERGİ AHLAKI
Vergi cennetlerinin uluslararası vergi rekabetine etkileri
Dünyada küreselleşmenin artması ile birlikte sermaye serbestliği başlamış, bu durumdan yararlanmak isteyen ülkeler, uluslararası yabancı sermayeyi, kendi ülkelerine çekmek için vergi kanunlarında düzenlemeler yaparak başta kurumlar vergisi olmak üzere birçok alanda vergi indirimleri yapmışlardır. Ülkeler arasında yaşanan vergi rekabetinin olumsuz sonucu olarak hiç vergi alınmayan veya az vergi alınan vergi cennetleri ve off-shore finans merkezleri ortaya çıkmıştır. Vergi cennetleri, hiç vergi alınmayan veya az vergi alınan bölgeler olduğu için vergi kaçakçılığı veya vergiden kaçınmanın merkezleri haline gelmişlerdir. Birçok şirket, az vergi vermek için merkezlerini bu bölgelere taşımaktadır. Bunun sonucunda ülkelerin vergi gelirlerinde azalma meydana geldiği için bütçelerinde bozulmalar oluşmaktadır. Dünyadaki vergi cennetlerinin uluslararası vergi rekabetine etkilerinin araştırıldığı bu çalışmada; vergi cennetlerinin ortaya çıkışı, nedenleri ile mücadele yöntemleri incelenmiştir. Türkiye'nin vergi cenneti ülkeler ile rassal olarak seçilen OECD üyesi ülkeler arasında karşılaştırma yapılarak Türkiye'nin vergi cennetleri olgusunda hangi konumda olduğu araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma metotlarından literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Birçok kaynaktan yapılan araştırmalar ile vergi cennetlerinin varlığının olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için uluslararası kuruluşlar öncülüğünde önlemler alındığı ve çalışmalar yapıldığı, bu önlemlere riayet etmeyen ülkelere karşı yaptırım uygulanmaktadır. Türkiye'nin de bu yaptırımlara maruz kalmamak ve vergi cenneti ülke konumuna düşmemek için mevzuatında bir takım düzenlemeler yaptığı sonucuna ulaşılmıştır.