Öğretim sorunları

Bu konu başlığı altında 79 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 salgını sürecinde sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazma öğretiminde karşılaştığı sorunlar

Bu tezin temel amacı Covid-19 salgını sürecinde sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazma öğretiminde karşılaştığı sorunları ortaya çıkartmaktır. Araştırmada olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ili Eyyübiye ilçesinde bulunan resmi kurumlarda görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formundan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda öğretmenlerin teknolojik kaynaklı engellerden donanım eksikliği nedeniyle ilk okuma yazma öğretiminde sorunlar yaşadığı tespit edilmiştir. Öğretmenler uzaktan eğitim sürecinde ses temelli cümle yöntemiyle ilk okuma yazma öğretimi yaparken sesten anlamlı heceler, kelimeler ve cümleler oluşturma basamağında öğrencilerin en fazla hecelerden kelime oluştururken zorlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğrencilerin derse devamının sağlanması için öncelikli olarak donanım eksikliklerinin giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

COVID 19Okuma-yazma öğretimiPandemiler+4
Şeyma Işıkdoğan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin öğrenen merkezli öğretimde karşılaştığı sorunlara yönelik atıfsal akıl yürütmeleri ve pedagojik inançları arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Eğitim sisteminde yaşanılan aksaklıkları iyileştirme amacı ile 2004 yılında 'Eğitim Reformu' gerçekleştirilmiştir. Bir yıl pilot çalışma sonrasında 2005 yılında tüm ülkede uygulanmaya başlanmıştır. Eğitim reformu ile öğretmen ve öğrenenler için yeni roller belirlenmiştir. Öğretmenin merkezde yer aldığı öğrenin pasif katılımı ile yürütülen öğrenme-öğretme süreçlerini içeren öğretmen-merkezli geleneksel yaklaşımlar yerini öğrenenlerin aktif katılımı ile bilgiyi, öğrenme sürecini yapılandırabildiği öğretmenin rehber rolünde bu süreci yönlendirdiği öğrenen-merkezli yaklaşımlara yerini bırakmıştır. Ancak bu değişim süreci beraberinde çeşitli öğretimsel engeller getirmiştir. Eğitimin en önemli unsurlarından biri öğretmendir. Bu yeniliklerin yerini bulması öğretmenlerin uygulamalarını gerektirmektedir. Eğitimde köklü değişikliklerin zorunlu olduğu günümüzde yapılandırmacı ve çoklu zekâ kuramlarının hayata geçirilmesi için sınıf içi uygulayıcıları olan öğretmenlere ciddi sorumluluklar yüklenmektedir. Bu araştırmada öğretmenlerin öğrenen-merkezli yaklaşımda karşılaştığı öğretimsel engellere yönelik atıfsal akıl yürütmelerinin öğrenme-öğretmeye (pedagojik) yönelik sahip oldukları inanç sistemleri arasındaki ilişkinin boyutları incelenmiştir. Öğretmenlerin sahip oldukları pedagojik inanç sistemleri öğrenen-merkezli ve öğretmen–merkezli olmak üzere iki yönde incelenmiştir. Öğretmenlerin öğrenme-öğretmeye yönelik sahip oldukları düşünülen inanç sistemlerinin onların sınıf içi pratiklerini ve yaklaşımlarını etkilediği düşünülmektedir. Öğretmenlerin sahip olduğu pedagojik inanç sisteminin öğrenen-merkezli yaklaşıma olan eğilimi arttıkça öğretimsel süreçlerde karşılaştıkları engellere yönelik içe dönük daha kontrol edilebilir, sürekli olmayan (geçici) atıfsal akıl yürütmeleri gerçekleştirmeleri beklenmektedir. Dolayısı ile sahip oldukları pedagojik inanç sistemi öğretmen-merkezli yaklaşım eğiliminde ise daha az kontrol edilebilen, sürekli olan (geçici olmayan) dışsal yöneyleminde atıfsal akıl yürütme yapmaları düşünülmektedir. Araştırma eş zamanlı paralel karma yöntem araştırma modeli kullanılarak veri toplama süreci gerçekleşmiştir. Nicel ve nitel veri sağlayan ölçekler ile veriler toplanmış, veri analizi yorumlayıcı ve tümevarımcı biçimde yapılmıştır. Bu araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme tekniğine başvurulmuştur. Araştırmada kullanılan veri toplama araçlarından elde edilen verilerin birbirini destekleyip güçlendirmesi amacı ile karma yöntem araştırma modeli kullanılmıştır. Nicel ve nitel araştırma modellerinin zayıf yönlerini güçlendirmek adına bir arada kullanılmasının araştırmanın güvenirliğini arttıracağı düşünülmüştür. Bu araştırmada kullanılan yöntem ve veri toplama araçları, çalışma grubu bakımından geniş bir perspektif ile durumu inceleme imkânı sunmuştur. Katılımcı öğretmenler öğrenen-merkezli yaklaşımın gerekliliğine dair açıklamalarda bulunmuşlardır. Öğrenenlerin aktif olarak katılmadıkları süreçlerde etkin ve kalıcı öğrenmenin gerçekleşmediğine yönelik inançlarına rağmen sınıf içi pratiklerine bunu tam anlamı ile yansıtamadıkları görülmüştür. Bunun ile ilgili olarak katılımcı öğretmenler öğrenen-merkezli yaklaşıma olan inanç sistemine eğilim gösterseler de kendi eğitim süreçlerinde öğrenen merkezli yaklaşımı çoğunlukla uygulama olarak yaşadıklarından içselleştirememekte ve sınıf içi pratiğine doğru bulduklarını değil kendilerinin de eğitim sürecinde yaşadığı öğretmen merkezli yaklaşımın boyutlarını yansıtmaktadırlar. Katılımcıların öğrenen-merkezli yaklaşımın pratiğine ilişkin yeterliliğe sahip olmadıkları görülmektedir.

Akıl yürütmePedagojik inançÖğrenci merkezli eğitim+4
Özcan Gazioğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İmam-hatip lisesi arapça oğretmelerinin dilbigisi öğretim yeterlilik durumları ve çözüm yolları

Bu çalışma, lise düzeyindeki imam-hatip öğrencilerinin çoğunun konuşma ve yazı dilinde Arapça gramer kurallarını kullanma konusundaki sıkıntılarını tartışmaya açmaktadır. Halbuki sözkonusu öğreniler, beş seneden fazla, gramer kurallarının önemli bir parçası sayıldığı Arapça bir eğitimden geçmektedirler. Belki de bu konudaki zayıflığın en önemli nedeni, Arapça'yı öğreten kimselerden kaynaklanmaktadır. İşte bu nedenle, bu çalışma, öğrenilmesi gereken gramerin ne anlama geldiğine, onun önemine ve hem öğrencinin hem de öğretmenin karşılaştığı sorunlara ışık tutmaktadır. Aynı amaçla bahsedilen çalışma, öğretilmesi ve öğrenciye konuşmasında, yazmasında ve okumasında fayda vermesi düşünülen gramer konularıyla ilgili birtakım çözüm yolları ve öneriler sunmaktadır. Bunun yanısıra bir öğretmenin, lise düzeyindeki imam-hatip okullarında Arapça gramer kurallarını öğretirken karşılaştığı engelleri aşması ve zorlukları yenmesi için sahip olması gereken yetenekleri de gündeme getirmektedir.

Ihsan Hammad
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesleki ve teknik anadolu liselerinde tarih öğretiminin, öğretmen görüşlerine göre problemleri ve çözüm önerileri (Van örneği)

Bu çalışma, Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde Tarih öğretiminin Öğretmen Görüşlerine Göre Problemlerini (Van Örneği) tespit etmeyi ve tespit edilen problemlere çözüm önerileri getirmeyi amaçlamaktadır. Van il merkezinde bulunan farklı türlerdeki meslek liselerinde görev yapmakta olan toplam 50 tarih öğretmeni çalışma alanı içerisinde yer almaktadır. Meslek liselerindeki tarih öğretiminin problemlerini Van İli'nden hareketle tespit edebilmek amacıyla öğretmen görüşlerine başvurulmuştur. Bu amaçla hazırlanan anket meslek liselerinde görev yapan tarih öğretmenlerine uygulanmıştır. Veriler elde edildikten sonra, sonuçlar SPSS (Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı) Paket İstatistik Programıyla değerlendirilmiştir. Literatür taramasıyla ortaya konulan ve anketten çıkan çözüm önerilerinin meslek liselerinde tarih öğretiminin problemlerinin çözümüne katkı sağlaması ümit edilmektedir. Kamuoyunda son yıllarda sıkça gündeme gelen 'Meslek Liselerinin Eğitim-Öğretim Problemleri' konusuna, acaba 'Tarih Öğretiminin Problemleri' nelerdir? Sorusuyla yaklaştığımız bu araştırma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde problemin durumu, tarih öğretimi, araştırmanın amacı, problem cümlesi, alt problemler, sayıltıları, sınırlılıklar ve tanımlar; ikinci bölümde konuyla ilgili araştırmalar yer almaktadır. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi, modeli, evreni, örnekleminin yanı sıra, araştırmada kullanılan veri toplama aracı ve verilerin analizi; dördüncü bölümde bulguların nasıl analiz edildiği konularına yer verdik. Beşinci bölümde tartışma ve sonuç kısmına, altıncı bölümde ise önerilere yer verilmiştir. Üçüncü Bölümde araştırmanın bulguları ve bu bulgulardan elde ettiğimiz bilgilerin yorumlanması, son bölümde ise sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler Mesleki Eğitim, Tarih Öğretimi, Tarih Öğretmeni, Problem durumu.

Anadolu liseleriAnadolu meslek liseleriEğitim sorunları+7
Osman Akın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde karşılaşılan sorunlar (Üsküp örneği)

Bu çalışmanın amacı tarihi ve kültürel bağlarımızın çok kuvvetli olduğu, uzun dönemler Türkçenin öğrenildiği-öğretildiği, ana dili ya da yabancı dil olarak konuşulduğu Makedonya/Üsküp'te yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında yürütülen çalışmaları incelemek, aksayan yönleri, sorunları sebepleri ile beraber ortaya koymaktır. Böylece sorunların giderilmesi yönünde, yerinde elde edilen bulgular ışığında çözüm ve önerilerde bulunmaktır. Çalışmada, Makedonya/Üsküp'te Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin dil öğrenim sürecinde karşılaştıkları sorunlar belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Üsküp Yunus Emre Enstitüsü'nde Türkçe öğrenen A1 ve A2 seviyesini tamamlamış 22 öğrenciye yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Bu görüşme formu alanyazında yer alan farklı ülke ve bölgelerde yapılmış içerik yönüyle benzeyen çalışmalardan da yararlanarak 3 alan uzmanının ve Enstitü merkezinde görev yapan 3 öğretim elemanının/öğretmenin görüşleri etrafında oluşturulup son hali verilmiş bir formdur. Görüşme formunda Türkçe öğrenirken karşılaşılan sorunları anlamaya yönelik sorular sorulmuş, yapılan görüşmeler sonucunda alfabe sorunu, dil yapısından kaynaklı sorunlar, seviyeye uygun sözlük ve okuma kitabı olmayışı, mobil öğrenme için uygun içerikte program olmayışı gibi sorunlar tespit edilmiştir. Bu sorunların giderilmesi için Üsküp'te faaliyet gösteren üniversitelerin Türkoloji ve Türk Dili Edebiyatı bölümlerinin de katkılarıyla hazırlanabilecek sözcüğün anlamını cümle içerisinde pekiştirici örnek cümlelerin olduğu Türkçe- iv Makedonca ve Türkçe-Arnavutça olarak hazırlanmış seviyeye uygun sözlük ve okuma kitabı yayımlamakla başlanabilir. Mobil öğrenmeye uygun dil öğretimi uygulamaları, öğretmenlerin Türkçe öğretimine başlamadan önce hedef dil- erek dil arasındaki farklılıkları benimseyerek, ilgili dillerin kültürlerinin özelliklerini kavramış olmaları gibi çözüm önerilerine yer verilmiştir.

Eğitim sorunlarıMakedonya-ÜsküpTürkçe+5
Alpay Ormanşahin
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlk okuma ve yazma öğretiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

Araştırmanın amacı, 2018 Türkçe Dersi Öğretim Programını uygulayan sınıf öğretmenlerinin ilk okuma ve yazma öğretiminde karşılaştıkları sorunları ve bu sorunlara yönelik ürettikleri çözüm önerilerini ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Uşak il merkezinde görev yapmakta olan 20 birinci sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Öğretmenlerin yaşadıkları sorunlar ilk okuma yazma öğretiminin hazırlık, sesi hissettirme ve tanıma, hece oluşturma, kelime, metin oluşturma ve serbest okumaya geçiş dönemlerine göre ayrı ayrı tespit edilmiştir. Toplanan veriler doğrultusunda bu dönemler içerisinde yaşanan sorunlar; öğrenciden kaynaklanan sorunlar, veliden kaynaklanan sorunlar, programdan kaynaklanan sorunlar ve öğretmenden kaynaklanan sorunlar kodları altında incelenmiştir. Öğretmenlerin karşılaştıkları sorunlara yönelik ürettikleri çözüm önerileri ise öğretmenlerin çözüm önerileri kodu altında ortaya konulmuştur.

Dil öğrenme yöntemleriDil öğretimiYazma becerisi+4
Hatice Merve Tanış Gürbüz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A comparative conversation analytic study on pre-service teachers' trouble design in micro teachings and actual troubles in pre-school efl classrooms

Micro-teaching has been a widely utilized technique in teacher training programs, and a considerable amount of research has been published on micro-teaching practices. However, there has been little research involving actual-teaching practices besides micro-teaching in the investigation process in a comparative manner. Considering this lack of literature by adopting a conversation analysis informed teacher training framework (i.e., IMDAT) that aspires to pre-service teachers‟ classroom interactional competence, 50 English pre-service teachers' both micro-teaching performances in the faculty classrooms and actual-teaching performances in preschool classrooms were video-recorded within the scope of an obligatory course named Teaching English to Young Learners. A data-driven and line-by-line multimodal conversation analysis of the 37-hour data revealed a previously unexplored phenomenon named as designed troubles. Accordingly, the conformity of the troubles in micro-teaching sessions designed by the pre-service teachers with the preschool students' actual troubles was investigated in this study. Consequently, the study has shown that the pre-service teachers' knowledge of the interactional architecture of real classrooms and the interactional repertoires of the student profile is inextricably intertwined with the authenticity of the designed troubles and micro-teaching practices. Moreover, the study found that the pre-service teachers were confronted with more various trouble types and utilized numerous interactional resources in their actual-teachings. Therefore, this study underlines the significance of integrating classroom interactional patterns into the teacher training programs to raise the pre-service teachers' awareness of classroom language and prepare them for the potential interactional troubles they might encounter during their future careers.

Candidate teachersConversation analysisMicro teaching+7
Fatma Feyza Öztürk
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde uluslararası öğrencilerin yaşadıkları sorunlara yönelik bir meta-sentez çalışması

Bu çalışmada yabancı dil olarak Türkçe öğrenen uluslararası öğrencilerin yaşadıkları sorunların örneklem grupları ülkelerine, milletlerine, dillerine göre sınırlandırılarak meta-sentez yöntemiyle incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda öncelikle alanyazın taraması yapılmış ve uluslararası öğrenci sorunlarının incelendiği tespit edilen bilimsel çalışmalar belirlenen araştırma soruları çerçevesinde yirmi çalışmaya indirilmiştir. Bu işlem uygulanırken daha önce belirlenmiş olan meta-senteze dâhil edilme ölçütleri esas alınmıştır. Dâhil edilen yirmi bilimsel çalışmada örneklem gruplarının farklı olmasına özen gösterilmiştir. Belirlenen çalışmalar meta-sentez yönteminin gereği olarak ortak temalar, başlıklar altında gruplandırılmış ve detaylı olarak incelenmiştir. Bu ortak temalar, başlıklar sayesinde çalışmalarda verilmiş olan öğrenci sorunlarının hangi ülkeye, millete, dile göre değişiklik gösterdikleri tespit edilmiştir. Meta-sentez sonucu elde edilen veriler ise sonuç bölümünde detaylı bir şekilde raporlanmış ve bu veriler ışığında sorunlara yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Meta-sentez yönteminin yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanına kazandırılmış olması ve çalışmada elde edilmiş veriler ışığında uluslararası öğrencilerin yaşadıkları ortak sorunların belirlenip çözüm önerilerinin getirilmiş olmasının bilim dünyasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Meta-sentez yöntemiTürkçeTürkçe öğretimi+5
İrem Oyar
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe ad durum eklerinin gürcü öğrencilere öğretiminde karşılaşılan sorunlar

Herhangi bir dil öğrenirken/öğretirken, bazı sorunlarla karşılaşılarak hatalar yapılmaktadır. Türkçeyi öğretirken de pek çok sorun ortaya çıkmaktadır. Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenmeye çalışan Gürcülerin de bu zorluklarla karşılaştığı görülmektedir. Çalışmamızın temelinde, Gürcü öğrencilere Türkçe ad durum ekleri öğretilirken nasıl sorunlarla karşılaşıldığını, öğrencilerin ne tür yanlışlar yaptıklarını; bu yanlışların tekrarlanmaması için karşılaşılan sorunların çözebilmesine yönelik neler yapılabileceği yer almaktadır. Çalışmamızda Türkçe öğrenen Gürcü öğrencilerin yazılı anlatım kâğıtlarındaki ad durumları ile ilgili yapılan yanlışlar tespit edilmiş, yanlışlar ad durumlarına göre ayrı gruplandırılmış; bu yanlışların sebepleri saptanmaya ve öğretimi ile ilgili çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada Türkçe ile Gürcüce ad durumlarının işlevleri de vurgulanmıştır. Adın yalın, belirtme, bulunma, yönelme, uzaklaşma ve ilgi durumları eklerle ve fonksiyonlarla birlikte ele alınmıştır. Çalışmamızın uygulama verilerini, Batum Şota Rustaveli Devlet Üniversitesi Türkoloji bölümünde Temel ve Orta düzeylerde Türkçe öğrenmiş 43 öğrencinin yazılı anlatım kağıtları oluşturmaktadır. Türkoloji bölümünde öğrenim gören öğrencilerin ana dili Gürcücedir. Çalışmamızın sonucunun ve sunulmuş önerilerinin Gürcistan'da yabancı dil olarak Türkçe ad durum ekleri öğretenler ile öğrenenlere faydalı olacağını ümit edilmektedir.

AdlarDil öğretimiDilbilgisi+6
Malvına Msakhuradze
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ukraynalıların Türkçe öğrenme sürecinde Ukraynaca-Türkçe dil farklılıklarından kaynaklanan sorunları

İçinde bulunduğumuz çağın hızla gelişen bilim ve teknolojilerine ayak uydurabilmek; günümüz dünyasının çağdaş bireylerden talep ettiği özelliklere uyabilmek; gerek iş gerekse eğitimde daha iyi imkânlara sahip olabilmek için ana dilinden başka ikinci ve hatta üçüncü dile hâkimiyet kazanmak neredeyse şart hâline gelmiştir. Türkçe de, konuşulduğu ülkenin istikrarlı gelişimi, birçok alanda sahip olduğu başarılar ve uluslararası arenada yıllardan beri merkezi konuma sahip olması sayesinde yabancılar tarafından yoğun olarak tercih edilen bir dil olmuştur. Yüzyıllardan beri süregelen Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, özellikle son on yıllarda daha da önem kazanmıştır. Ukrayna'nın da Türkçenin çok talep gördüğü ülkelerden biri olduğu; Türkçeyi farklı nedenlerden ötürü öğrenmek isteyen Ukraynalıların sayısının giderek artış gösterdiği bir gerçektir. Ancak Ukrayna ve Türk dillerinin, kökenleri ve yapıları itibarıyla birbirinden, dil öğrenimini büyük ölçüde zorlaştırabilecek ve birçok hataya neden olabilecek farklı düzeylerde pek çok sayıda farklılığı bulunmaktadır. Ana dili Ukraynaca olup Türkçe öğrenecek ya da öğrenmekte olanların bu dil farklılıklarını bilmelerinin verimli dil öğreniminin sağlanması açısından çok önemli olduğuna inanılmaktadır. Çalışmada, Ukrayna'nın çeşitli üniversitelerinde Türkçe öğretmenliği yapmış ya da hâlihazırda yapmakta olan eğitmenlerin Ukraynalıların Türkçe öğrenme sürecinde Ukraynaca-Türkçe dil farklılıklarından kaynaklanan sorunlarına ilişkin görüşleri derlenip elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile incelenip Ukraynalılara Türkçe öğreniminde yardımcı olabilecek önerilerin şekillendirilmesi amaçlanmaktadır. Elde edilen bulgular ve önerilerin Türkçeye başlayacak ya da devam etmekte olan Ukraynalılar ve ayrıca ana dili Türkçe olup Ukraynaca öğrenmek isteyenler için faydalı olacağı düşünülmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde konu ile ilgili, Türkçe ya da Ukraynaca öğrenenler yahut alana ilgi duyanlar için faydalı olacağı düşünülen bazı teorik bilgilere yer verilmiştir. Bunların arasında Ukraynaca ve Türkçenin Tarihi, Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi ve Tarihçesi, Ukraynaca ve Türkçe Dil Bilgilerinin İncelenmesi gibi konular yer almaktadır. Çalışmanın son iki bölümünde, Ukrayna üniversitelerinde Türkçe eğitimi veren öğretmenler ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde elde edilen bulgular; Ukraynalıların Türkçe öğrenme sürecinde sıklıkla yaşadıkları zorluklara ilişkin görüşler ve çözüm önerileri; Ukraynaca ile Türkçenin arasındaki ciddi farklılıkları olan ve dolayısı ile çokça zorlanılan konular ve kısa açıklamaları bulunmaktadır.

Dilsel farklılıkTürkçeTürkçe öğretimi+4
Olha Dıdkıvska
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul müdürlerinin yönetim süreci işlevlerinde karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri: Bir nitel analiz

Bu çalışmanın amacı, 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılında okul müdürlerinin okul yönetimi sürecine ait işlevleri yerine getirirken karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlara yönelik geliştirdikleri çözüm yollarını belirlemektir. Nitel araştırma yaklaşımıyla gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılı Trabzon'un ilçelerinde yer alan anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan 18 okul müdürü oluşturmaktadır. Veriler literatür taraması ve uzman görüşü sonucu üç bölümden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik ve betimsel analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre okul müdürlerinin yönetim süreci işlevleri kapsamında en fazla personel hizmetleri, okul işletmesi hizmetleri ve eğitim-öğretim hizmetleri alanlarında sorunlarla karşılaştığı tespit edilmiştir. Bu sorunların dağılımı incelendiğinde, personel hizmetleri alanında "personelin görevlendirilmesi, denetlenmesi ve yetiştirilmesi"; okul işletmesi hizmetleri alanında "maddi imkansızlıklar"; eğitim ve öğretim hizmetleri alanında ise "öğretimin yapılması-izlenmesi ve rehberlik" konularının ön plana çıktığı görülmüştür. Okul müdürleri karşılaştıkları bu sorunların bir kısmını öğretmen, öğrenci, veli, üst yöneticiler ve çevre ile gerçekleştirdikleri iletişim ile çözebildiklerini, ancak "öğretmen atama takvimi, ücretli öğretmen görevlendirilmesi, okul geliri" gibi birçok sorunda çözüm üretemediklerini ifade etmişlerdir. Özellikle öğretmen yetiştirilmesi ve eğitim öğretim faaliyetlerinde karşılaşılan sorunlara daha etkili çözüm yolları üretebilmeleri için okul müdürlerinin bu alanlarda gelişimlerinin desteklenmesi gerekmektedir.

Eğitim sorunlarıOkul yöneticileriYönetici işlevler+3
Erdoğan Karakaş
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlk okuma yazma öğretiminde karşılaşılan sorunların değerlendirilmesi

Sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazmada karşılaştıkları sorunların araştırıldığı bu çalışmada Denizli ilinde 2022-2023 eğitim yılında 1. sınıf okutan sınıf öğretmenlerinin görüşleri araştırılmıştır. Araştırma betimsel tarama modelinde karma yöntem ve zenginleştirilmiş desendedir. Nicel verilerin toplanmasında Ülkeroğlu (2022) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin İlk Okuma Yazma Öğretiminde Yaşadığı Sorunlara İlişkin Algıları Ölçeği (İYS)" kullanılırken nitel veriler araştırmacı tarafından uzman görüş alınarak oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmada nicel veriler 163 öğretmenden toplanırken nitel veriler 13 sınıf öğretmeninden toplanmıştır. Alt boyutlar ve genel olarak ölçek verilerinin Cronbach's Alpha değerlerinin ,809 ile ,899 arasında olduğu ve verilerin güvenirlik düzeyinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırmada öğretmenlerin ilk okuma ve yazmada yaşadıkları sorunların başında "Öğrencinin teknolojik araç gereçlere ilgisinin yüksek olmasının dikkat dağınıklığına neden olması" sorununu yaşadıklarını belirttikleri görülmüştür. Bunu "Öğrencinin çabuk sıkılması" izlerken en az yaşadıkları sorun ise "Ailelerin gerekli malzemeleri temin etmemeleri" olmuştur. Öğretmenlerin ilk okuma ve yazmada yaşadıkları sorunların alt boyutlar ve genel olarak en yüksek sorunun aile boyutunda yaşandığı görülmüştür. Bunu öğrenme boyutu ve öğretmen süreci boyutları izlemiştir. Genel ortalamanın ise katılıyorum düzeyinde olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin ilk okuma yazmada karşılaştıkları sorunların görev yaptıkları okulun sosyo-ekonomik düzeyi, cinsiyet ve mezuniyet düzeyi değişkenlerine göre farklılık göstermediği görülürken yaş, kıdem ve sınıfında sığınmacı öğrenci olma değişkenlerine göre farklılık göstermiştir. Sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazmada karşılaştıkları sorunların aile boyutunda yaşa göre 41 yaş ve üzerindeki öğretmenler ailelerle daha yüksek düzeyde sorun yaşamaktadır. Öğretmenlerin ilk okuma yazmada karşılaştıkları sorunların öğretmenlerin kıdemlerine göre aile boyutunda kıdemi 1-10 yıl olan öğretmenlerle kıdemi 16 yıl ve üstünde olanlar öğretmenler arasında 16 yıl ve üzerindeki öğretmenler lehine yüksek olarak anlamlı farklılık görülmüştür. Öğretmenlerin ilk okuma yazmada öğretmenlerin sınıflarında sığınmacı öğrenci bulunup bulunmaması durumuna göre öğrenme ve genel olarak ise okuma yazmada sınıflarında sığınmacı öğrenci bulunan öğretmenlerin sığınmacı öğrenci olmayanlara göre daha fazla sorun yaşadıkları görülmektedir. İlk okuma yazmada hazırlık aşamasında yaşanan sorunların başında okulöncesi eğitim alamama ön plana çıkmıştır. Bunu psiko-motor yetersizlikler izlerken en az ise öğrenci ilgisizliği sorunudur. Öğrenciden kaynaklanan sorunlardan en fazla görüleni öğrenci ilgisizliği ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite olarak ön plana çıkmıştır. Bunu hazırbulunuşluğu kazanmama izlerken en az ise uyum sorunları olmuştur. Ebeveynden kaynaklı sorunların başında yanlış tutum ve davranışlar ön plana çıkmıştır. Bunu veli ilgisizliği ve gereksiz müdahale sorunları izlemiştir. Öğretim ortamından kaynaklanan sorunların başında materyal eksikliği olarak ön plana çıkarken sınıfların kalabalık olması, yabancı öğrenciler ve uygun olmayan ortam sorunları bunu izlemiştir. Sığınmacı öğrencilerle ilgili sorunların başında dil-iletişim sorunu en çok vurgulanan sorun iken ilgisizlik ve devamsızlık sorunları bunu izlemiştir. COVID-19 etkilerine ilişkin olumlu ve olumsuz yargılar birbirine yakın olmakla birlikte etkisinin olmadığı yönünde görüş bildiren sayısı daha fazladır. İlk okuma yazmada karşılaşılan başka sorunlar; veli işbirliğinin yetersizliği, teknolojiyi fazla kullanmanın zararları, ders kitaplarının içeriklerinin yetersizliği ve yabancı öğrenci sorunu olarak ifade edilmektedir. İlk okuma yazmada karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik önerilerin başında veli-öğretmen işbirliğinin sağlanması gelmektedir. Önerilere ilişkin katılım sayıları birbirine çok yakın olmakla birlikte bunu okulöncesi eğitimin zorunlu olması, hazırbulunuşluk düzeylerinin arttırılması ve velilerin bilinçlendirilmesi önerileri bunu izlemektedir. Nicel verilerin bulgularıyla nitel verilerin bulgularının büyük oranda benzer olduğu ve ilk okuma yazmada yaşanan sorunların benzer olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Öğretmen, ilk okuma yazma, sığınmacı, öğrenci, ebeveyn

Okuma-yazmaOkuma-yazma öğretimiSığınmacı+5
Hatice Özen
Pamukkale University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı uyruklu ilkokul öğrencilerinin eğitim-öğretiminde yaşanan sorunlara ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri

Bu araştırmanın amacı, Eskişehir ili ilkokullarında öğrenim gören yabancı uyruklu ilkokul öğrencilerinin eğitim-öğretiminde yaşadıkları sorunları, bu sorunların kaynaklarını ve sorunlara yönelik çözüm önerilerini öğretmen ve öğrenci görüşleri doğrultusunda ortaya koymaktır. Nitel bir araştırma olan çalışmadaki veriler, Eskişehir il merkezinde bulunan sekiz ilköğretim okulunda toplam yirmi bir sınıf öğretmeni ve yirmi dört yabancı uyruklu öğrenci ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Araştırma verileri, içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: •Yabancı uyruklu öğrencilerin yaşadıkları genel sorunlar ana teması altında, "Dışlanma", "Dil ve Kültür Farklıkları", "Uyum", "Çevreyle İlişkiler", "Ekonomik Sorunlar" ve "Politik Sorunlar" alt temaları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin; Türk örf- adetlerine ve okul kurallarına uyum sağlamadıkları ve Türkiye'yi kabullenemedikleri, yeni hayatlarına uyum sağlayamadıkları, kendi yakınları ile gruplaştıkları ve kapalı bir biçimde yaşadıkları, öğretmen ve akranları ile iletişim kuramadıkları, ten renkleri ve uyrukları nedeniyle zaman zaman yabancı görülüp, dışlandıkları ve öğrencilerin özgüven sorunları yaşadıkları ve yalnızlaştıkları tespit edilmiştir. •Yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim-öğretim sürecinde yaşanan sorunlar ana temasında, "Dil ve kültür farklılığı", "Temel dil becerileri", "Anlama", "İfade etme ve yorum yapma", "Programın gerisinde kalma" ve "Akademik başarısızlık" alt temaları belirlenmiştir. Elde edilen verilerden hareketle öğrencilerin, öğretmenini, arkadaşlarını ve çevresindekileri anlamadıkları, iletişim kuramadıkları, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edemedikleri ve derslere katılamadıkları, derslerde programın gerisinde kaldıkları ve çoğunlukla öğrencilerin başarısız oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. •Eğitim-öğretim sürecinde yaşanan sorunların kaynakları ana temasında; "Öğrenciden kaynaklanan sorunlar", "Öğretmenden kaynaklanan sorunlar", "Aileden kaynaklanan sorunlar" ve "MEB ve devletten kaynaklanan sorunlar" temalarına ulaşılmıştır. •Öğrenciden kaynaklanan sorunlar ise; "Dil bilmeden eğitim sistemine dâhil olma", "Ara sınıflarda eğitime başlama" "Uyum sorunları yaşama", "Derslere ilgisizlik", "Algıda gerilik" ve "Disiplini bozma" olarak belirlenmiştir. •Öğretmenlerden kaynaklanan sorunlar; "Öğrenci ve aileleri ile iletişimsizlik", "Öğretim teknikleri ve mesleki yeterlilik", "Ölçme-değerlendirme", "Sorunlara çözüm üretmeme" ve "Evrensel bir dil bilmeme" olarak ortaya çıkmıştır. •Aileden kaynaklanan sorunların; "Ailenin maddi durumu", "Ailenin eğitim durumu", "Okul idaresi ve öğretmenler ile iletişimsizlik", "Çocuğa gereken ilgiyi göstermeme" ve "Eğitim ve gelecek planı eksikliği" olduğu belirlenmiştir. •MEB ve devletten kaynaklanan sorunlar ise; "Politik kaynaklı sorunlar", "Eğitim sistemi kaynaklı sorunlar", "Program kaynaklı sorunlar" ve "Türkçe kurs ve materyal eksikliği" olarak tespit edilmiştir. •Yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim-öğretiminde yaşadıkları sorunların çözümüne yönelik ortaya konan öneriler, "Öğrencilere", "Öğretmenlere ve Okullara", "Ailelere" ve "MEB'e ve devlete" yönelik öneriler olmak üzere dört tema altında toplanmış ve bu temaların oluşturduğu alt temalar ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dil, Yabancı Uyruklu Öğrenciler, Eğitim-Öğretim Süreci, Eğitimde Yaşanan Sorunlar

DilEğitim sorunlarıSosyal sorunlar+7
Fisun Güngör
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Challenges faced by english language teachers in teaching English to young learners in public primary schools

Knowing English has gained great significance since it is the lingua franca for global communication. Consequently, many countries introduced Teaching English to Young Learners in their primary curriculum to raise people with English competency. Owing to this decision many problems came out globally. The purpose of this study is to find out challenges faced by public primary school English teachers in Teaching English to Young Learners in a certain district of Istanbul from English teachers' and administrators' perspectives and encourages stakeholders involved that setting to suggest solutions to overcome the problems. As for the purpose of this study qualitative research design was implemented. The data was collected through open-ended questionnaire and semi-structured focus group interviews. Data was collected from 45 English teachers and 53 administrators from all 21 schools in that district. Results showed that challenges of English teachers are mainly about five themes: institutional, instructional, teacher-related, learner-related, and community-related challenges. Participants provided many applicable solutions to the problems. Moreover, the study proposed guiding implications. To illustrate, it provided evidence to the urgent need for training of primary school English teachers on TEYL in the certain context. It is found that the number of hours students are exposed to language should be improved, infrastructure at schools should be checked regularly, textbooks provided by the Ministry of National Education should be revised and include interesting, entertaining, hands-on activities to be used with young learners and TEYL curriculum should be applicable and simple. Besides, parents- school cooperation should be strengthened. Decisions, policy changes and adaptations on education should not be made suddenly without conducting the necessary actions to guarantee the effective implementations in classrooms. It is strongly recommended that the communication between administrators and teachers should be improved so that problems faced by teachers can be conveyed to upper management in order to solve them in communication with teachers. Key Words: Teaching English to Young Learners, challenges of teachers

Language teachingEducation problemsForeign language+5
Pervin Keskin
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kız teknik ve meslek liselerinde görev yapan öğretmenlerin kulüp çalışmalarına yönelik tutumları ve bu çalışmalarda karşılaşılan sorunların incelenmesi (Kartal ilçesi örneği)

Bu araştırma, Kız Teknik ve Meslek Liselerinde görev yapan öğretmenlerin kulüp çalışmalarına yönelik tutumlarının ve bu çalışmalarda karşılaşılan sorunların incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmanın evrenini, 2013–2014 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Kartal ilçesinde bulunan Kız Teknik ve Meslek liselerinde görev yapan, 330 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada evrenin tamamına ulaşılmaya çalışıldığından örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Evrende bulunan 5 adet Kız Teknik ve Meslek Lisesinin tümüne gidilerek 330 öğretmenin tamamına ulaşılmış, 290 öğretmen uygulamaya katılmış, bunların arasından 19 kişinin formları, yarım bıraktıkları için elenmiş ve analizler 271 kişi üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" ve "Eğitsel Kulüp Çalışmalarına İlişkin Öğretmen Tutumları Ölçeği (Kılıçarslan, 2009)" kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler kodlanarak bilgisayar ortamında SPSS paket programı yardımıyla çözümlenmiştir. Ölçeğin birinci bölümüyle ilgili verilere ilişkin frekans ve yüzde dağılımı alınmış, öğrencilerin tutumlarının ve algılamalarının belirlenmesine yönelik olarak aritmetik ortalama ve standart sapma, tutumlar arasında farklılığı ortaya koyabilmek için ikili karşılaştırmalarda "t" testi, ikiden fazla değişken gruplarının karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Görüşler arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı α = 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular şunlardır; Öğretmenlerin eğitsel kulüp çalışmalarına ilişkin tutumlarının cinsiyet değişkenine göre grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık sosyal katkı ve işlevsellik kaybı alt boyutlarında anlamlı bulunmazken, öğretmen istekliliği, öğrenci katılımı ve toplam ölçekte kadınlar lehine anlamlı bulunmuştur. Yaşlarına, medeni durumlarına, öğrenim durumlarına, branşlarına, kıdemlerine, kulüplerde görev alma süresine ve okulun imkânlarına göre farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin eğitsel kulüp çalışmalarına ilişkin tutumlarının çalışma süresine göre grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık sosyal katkı ve öğretmen istekliliği alt boyutlarında anlamlı bulunmazken işlevsellik kaybı, öğrenci katılımı ve toplam ölçekte anlamlı bulunmuştur. Söz konusu farklılığın okuldaki çalışma süreleri 1-2 yıl olanlarla 5 ve üzeri çalışma süresine sahip olan grup arasında, 5 ve üzeri olan grup lehine anlamlı bulunmuştur. Öğretmenlerin eğitsel kulüp çalışmalarına ilişkin tutumlarının görev aldığı kulüp sayısına göre grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık sosyal katkı ve öğretmen istekliliği alt boyutlarında anlamlı bulunmazken işlevsellik kaybı, öğrenci katılımı ve toplam ölçekte anlamlı bulunmuştur. Söz konusu farklılığın 1-2 kulüpte görev alanlarla 5 ve üzeri kulüpte görev alan grup arasında, 5 ve üzeri olan grup lehine anlamlı bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Sosyal kulüp, Tutum, Kulüp, Rekreasyon faaliyetleri, Eğitici kol

KulüplerMeslek liseleriSosyal kulüpler+5
Fatma Didin Gedik
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin tarih konularının öğretiminde kullandıkları öğrenci merkezli yöntemlerle ilgili karşılaştıkları sorunlar

Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin Tarih Konularının Öğretiminde Kullandıkları Öğrenci Merkezli Yöntemlerle İlgili Karşılaştıkları Sorunlarİlköğretimde Sosyal Bilgiler ve T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde 2005 yılından itibaren uygulanmaya başlayan öğretim programları ve ders kitapları öğrenci merkezli yöntemlerin uygulanmasını hedeflemektedir. Bu dersler bireyin toplumsal var oluşunu gerçekleştirmesine yardımcı olacak ve yaşam boyu sürecek bir eğitim planı şeklinde yapılandırılmıştır. Değişimle birlikte çağın gerektirdiği bilgi ve donanıma sahip, sosyal yaşamda etkin, sorumluluklarını bilen vatandaşlar yetiştirmek amaçlanmaktadır. Ayrıca öğrencilerin kendi örf ve âdetleri çerçevesinde kültürel yönden gelişmesi, sağlıklı ve mutlu bir birey olarak yetişmesi de ulaşılmak istenen hedefler arasında yer almaktadır.Bu araştırmada ilköğretim sosyal bilgiler öğretmenlerinin tarih konularının öğretiminde kullandıkları öğrenci merkezli yöntemlerle ilgili karşılaştıkları sorunlar incelemektedir. Araştırma deseni olarak nitel araştırma desenlerinden ?durum çalışması deseni? ve durum çalışması desenlerinden ?iç içe geçmiş çoklu durum deseni? kullanılmıştır. Araştırma, 2010?2011 öğretim yılında Çanakkale il merkezi, ilçeleri ve köylerinde bulunan 14 devlet okulunda görev yapan 18 Sosyal Bilgiler öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama tekniği olarak ?görüşme? ve ?gözlem? teknikleri kullanılmıştır.Araştırmanın amacı ilköğretim ikinci kademede görev yapan sosyal bilgiler öğretmenlerinin Sosyal Bilgiler ve T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde yer alan tarih konularının öğretiminde kullandıkları öğrenci merkezli öğretim yöntemleri uygularken karşılaştıkları zorlukları ve sorunları incelemektir.Araştırma bulguları ilköğretim ikinci kademe sosyal bilgiler öğretmenlerin Sosyal Bilgiler ve T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde tarih konularını öğretirken daha çok geleneksel yöntemleri kullandıklarını göstermektedir. Öğretmenlere öğrenci merkezli yöntem ve teknikleri uygulamaları önerilse de, öğretmenler derslerinde çeşitli nedenlerden dolayı öğretmen merkezli yaklaşımlara daha fazla yer vermektedirler. Bu nedenler arasında sınıf mevcutlarının kalabalık olması, okul imkânlarının yetersiz olması, programdaki konulara ayrılan sürenin kısıtlı olması gibi maddeler yer almaktadır. Sosyal bilgiler öğretmenleri yöntem ve teknikleri kullanırken de ders kitaplarının gerekli bilgi ve görsel materyali barındırmaması, öğrencilerin beceri, ilgi ve motivasyon eksikliği gibi sorunlarla karşı karşıya gelmektedirler. Ayrıca öğretmenlerin yöntem ve teknikleri uygularken çok fazla problemle karşılaşması yöntem ve tekniklerin etkili bir şekilde uygulanmasını zorlaştırdığı araştırmanın bulguları arasındadır.Anahtar Kelimeler: Öğretim Yöntemleri, İlköğretim, Öğrenci Merkezli Öğrenme, Sosyal Bilgiler Öğretimi, Tarih Öğretimi.

Ortaokul öğretmenleriSosyal bilgiler öğretimiTarih öğretimi+6
Serkan Ünal
Çanakkale Onsekiz Mart University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarih öğretmenlerinin kullanmayı tercih ettikleri öğretim yöntem ve teknikleri ile bunlara ilişkin karşılaştıkları güçlükler (Kütahya ili örneği)

Bu araştırma; Kütahya ilindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan tarih öğretmenlerinin kullandıkları yöntemler, karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerilerinin tespiti için hazırlanmıştır. Bu bağlamda Kütahya ilinde görev yapan bazı tarih öğretmenleriyle görüşme yapılıp, verdikleri bilgiler neticesinde anket maddeleri hazırlanarak en çok kullandıkları yöntemler, karşılaşılan güçlükler ve çözüm önerileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.Konu ile ilgili verileri toplamak için üç bölümden oluşan bir anket hazırlanmıştır. Tarih öğretmenlerinin kişisel ve mesleki bilgilerini tespit etmek için kişisel bilgilerden sonra birinci bölümde, öğretim yöntem ve teknikleriyle ilgili 12 anket maddesi bulunmaktadır. İkinci bölümde, karşılaşılan güçlüklerle ilgili 10 anket maddesi bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise, çözüm önerileri ile ilgili 8 anket maddesi yer almaktadır. Son olarak öğretmenlerimizin kişisel düşüncelerine yer verilmiştir.2009-2010 eğitim-öğretim yılında uygulanan otuz maddeden oluşan anket 27'si kadın ve 89'u erkek öğretmenlerden oluşan toplam 116 tarih öğretmenine uygulanmıştır. Anketin Cronbach Alpha katsayısı 0.74'dir. Uygulamadan elde edilen verilerin analizinde t-testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, Kütahya ilinde görev yapmakta olan tarih öğretmenlerinin en çok kullandıkları öğretim yöntem ve teknikleri belirlenmiş olup, bu yöntem ve teknikleri kullanırken karşılaştıkları güçlükler tespit edilmiştir. Bunun neticesinde sorunların çözümü için önerilerde bulunulmuştur. Yapılan araştırmaya göre, öğretmenlerin kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerine ilişkin olarak en çok birden fazla öğretim yöntemini, en az beyin fırtınası yöntemini kullandıkları belirlenmiştir. Ders kitaplarının dil ve anlatım yönünden anlaşılmasının güç olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenin konuya uygun bir öğretim yöntemi seçerek dersi işlemesi derse ilgiyi artıracağı gibi öğretimde kalıcılığı sağlaması bakımından da önemlidir.Anahtar Kelimeler: Tarih, Tarih öğretimi, Kütahya, Yöntem ve Teknikler, Öğretmen, Anket, Harita, Empati.

Branş öğretmenleriLise öğretmenleriOrtaöğretim okulları+5
Aynur Çukurcalıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin kullandıkları yöntem/teknikler ve karşılaştıkları kullanım güçlükleri

Günümüz eğitim sisteminin en önemli bileşenlerinden olan öğretmen ve öğrenci arasındaki iletişimi sağlayan öğeler olarak nitelendirebileceğimiz öğretim yöntem ve teknikleri, eğitim sürecinin önemli konularından birisidir. Son senelerde bu alanda yapılan çalışmaların sayısında büyük artış olmuştur. Bunun temel nedenlerinden birisi, öğretmenin etkili bir şekilde bilgiyi aktarmasında, kullanacağı yöntem ve tekniğin büyük önem arz etmesinden kaynaklanmaktadır. Bu yöntem ve tekniklerin iyi bir şekilde kullanılması ise şüphesiz öğretmen-öğrenci arası iletişimi pekiştirecek ve eğitimin kalitesini de arttıracaktır.Ülkemiz eğitim sistemi özellikle son yirmi yılda etraflı bir reform çalışmaları içerisine girmiştir. İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenliği de bu değişimin bir parçası olarak sürekli gelişmekte, yeni ve etkili tekniklerin araştırılması üzerine pek çok bilimsel çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmada Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin kullandıkları yöntem/teknikler ve bunları kullanmada karşılaştıkları güçlüklerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çerçevede Kütahya İli ve ilçelerinde görev yapan 117 Sosyal Bilgiler Öğretmeni üzerinde anket yapılarak, öğretmenlerin kullandıkları yöntem ve teknikler sınıflandırılmış ve yöntem/teknikleri kullanmada karşılaştıkları güçlükler incelenmiştir.Sonuç olarak Sosyal Bilgiler Öğretmenleri daha çok öğretmen merkezli yöntem/teknikleri kullandıklarını, bu konuda yeterli hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim almadıklarını beyan etmişlerdir. Yöntem/teknik kullanımında karşılaştıkları başlıca sorunlar ise ders saatlerinin yetersiz olması, öğrencilerdeki sınav kaygısının fazla olması, sınıfların kalabalık olması ve maddi imkânsızlıklar gelmektedir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler; Yöntem; Teknik; Güçlükler

Branş öğretmenleriSosyal bilgiler dersiSosyal bilgiler eğitimi+7
Erdoğan Erdoğdu
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2005 ilköğretim 6. 7. ve 8. sınıf fen ve teknoloji öğretim programı, uygulanmasında yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerine ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırma, T.C. MEB, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından, 2004 yılı eğitim programı reformu çerçevesinde hazırlanan ve 2006?2007 öğretim yılından itibaren 6. sınıftan başlanarak, kademeli olarak 7. ve 8. sınıflarda uygulamaya konulan, İlköğretim Fen ve Teknoloji Dersi Öğretim Programına yönelik, öğretmen görüşlerini belirlemek üzere yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Hatay ili Antakya merkez ilçesinde bulunan 35 ilköğretim okulunda görevli 6., 7. ve 8. sınıf, 72 fen ve teknoloji öğretmenleri oluşturmuştur.Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen, uzman gözetim ve denetiminde hazırlanan 50 soru ve 14 öneri maddesinden oluşan Anket Formu ve anketi desteklemek için Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde; frekans, yüzde ve aritmetik ortalama değerleri hesaplanmıştır.Araştırmaya katılan öğretmenler programın güçlü (olumlu) özelliklerine ilişkin, yeni fen ve teknoloji öğretim programının öğrencilere fen okuryazarlığı, bilimsel tutum ve değerleri kazandırabildiğini, öğrencilerde teknolojik gelişmelere karşı merak uyandırabildiğini, öğrencilerin aktif katılımını sağladığını, öğrencilerin fen ve teknoloji dersine yönelik kaygı ve korkuları azalttığını, öğrenci merkezli ve yaşamla bütünleştirilmiş olduğunu belirtmişlerdir.Öğretmenler programın olumsuz (zayıf) yönleri olarak genel ve ideal hazırlandığını, hızlı bir şekilde uygulamaya geçildiğini, tam olarak anlaşılamadığını, öğretmen görüşlerinin programda yansıtılmadığını, uygulamada zamanın yetersiz olduğunu, matematiksel yöntemlerin fazla azaltıldığını, üst eğitim kurumuyla uyumsuz olduğunu ve dershanelere yönelimi arttırdığını belirtmişlerdir.Yeni programın daha iyi uygulanabilmesi için, ankette yöneltilen önerilere yüksek oranda katılmakla birlikte, hizmet içi eğitim kalitesinin yükseltilmesini, kalabalık sınıf problemlerinin çözülmesini, altyapı ve materyal desteği sağlanmasını ve ek kaynakların arttırılmasını önermişlerdir.

Fen ve teknoloji dersiProgram değerlendirmeÖğrenciler+6
Kaderim Boyacı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimDE

Türkiye'de yükseköğretim bünyesinde sunulan mesleki uzmanlık dili olarak Almanca dersinde yaşanan aksaklıklar ve akademik öğreti açısından ön görülen alternatif çözüm yolları

Yabancı dil kültürlerarası özellik taşıyan çağımızda bireyin başka kültürlere mensup insanlarla sınırlar ötesinden iletişim kurabilmesini sağlayan temel bir öğe olarak işlev görmektedir. Bununla birlikte günümüzde yaşanan gelişmeler sadece genel yabancı dil öğretiminin maalesef meslek odaklı beklentileri yeterince karşılayamadığını ortaya koymaktadır. Dünyamızın günümüzde globalleşme sebebiyle bir nevi küçük bir köy haline dönüşmüş olması, mesleki yabancı dil becerilerinin gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Çünkü farklı kültürlere mensup insanlar artık meslek hayatında geçmişe nazaran kültürlerarası boyutta daha fazla iletişim kurmaktadır. Bu nedenle artık çalışanların iş dünyasında diğer bireylerle temas kurabilmesi ve ticaret yapabilmesi için çok iyi seviyede mesleki yabancı dil becerisine ihtiyaç duymaları kaçınılması bir mecburiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun dışında kültürlerarası karşılaşma bir çok ülkenin yabancı dil politikasına da ciddi oranda etki etmektedir. Öyleki çoğu ülke bu sebepten dolayı temel yabancı dil dersini daha erken sınıflara çekmekte ve ulusal müfredatlarında Almanca Fransızca ve İspanyolca gibi dilleri ikinci yada üçüncü yabancı dil olarak sunmak durumundadır. Bu bağlamda Türkiye İngilizce'yi ilkokul ikinci sınıftan itibaren Almanca'yı ise liselerde dokuzuncu sınıftan itibaren okutmaktadır.Yabancı dil eğitiminin Türk eğitim sisteminde başarılı bir şekilde sağlam bir zemine ulaşmasını hedefleyen bunca uygulamaya rağmen maalesef yabancı dil politikamız İngiltere ve Almanya gibi güçlü ulus devletlere kıyasla ciddi zaaflar göstermektedir. Bu durum dünya genelinde ciddi saygınlığı bulunan Education First EPI (EF EPI), English Profiency Index ve Pisa Araştırma Merkezi gibi kurum araştırmalarınca da sıklıkla doğrulanmaktadır. Günümüzde hüküm süren dünya piyasa dengeleri ayrıca mesleki yabancı dil konseptine ciddi anlamda tesirde bulunmaktadır. Öyleki yabancı dilde uzmanlık dili derslerine yönelik köklü bir perspektif değişikliği acilen tartışılması gereken bir noktaya gelmiştir.Bunun sonucunda Global Player diye adlandırılan Mercedes ve Bosch gibi dünya çapındaki büyük işletmeler kültürlerarası özellik barındıran ticaret ağında yeni çalışanlarından genel yabancı dilin yanında çok iyi seviyede mesleki uzmanlık yabancı dil becerilerine hakim olmalarını beklemektedir. Bu durum tabiri caizse yabancı dil dersinde uzmanlık dili dersine yönelik olarak öğrenenlerin ihtiyaç ve beklentilerinin iş piyasası odaklı değişmesine sebep olmaktadır. Başka bir deyişle yabancı dil öğrenenler yabancı dil dersinden kendilerini yabancı dil alanında mesleki zorunluluklarına yetecek meslek hayatında uygun bir şekilde kullanabilecekleri becerilerle donatmasını beklemektedir. Bunun yanı sıra Türkiye'de bir çok üniversite öğrencisi mesleki uzmanlık dili dersine yönelik olarak bir çok mağduriyet yaşamaktadır. Çünkü eğitsel biçimlendirme, maalesef yaygın bir şekilde Dilbilgisi - Çeviri Yöntemine dayanan yöntemsel tutum, öğreticilerin mesleki yabancı dil yeterlilikleri iş gücü piyasasını domine eden ölçütlere ve öğrencilerin ihtiyaçlarına hiç uymamaktadır. Ayrıca çoğu öğrenci maalesef mesleki uzmanlık dilinde motivasyon kaybı ve de yabancı dil kaynaklı bir yılgınlığa maruz kalmaktadır. Çünkü çoğu öğrenci hedef dil İngilizce örneğinde olduğu gibi yıllar süren yabancı dil uğraşından sonra elde tutulur ve kayda değer bir beceri kazanamamaktadır.Bu bağlamda Uzmanlık Dili Almanca dersini alan çoğu öğrenci çok çok önceden, işlenen kelime dağarcığı ile kendi gerçek yabancı dil düzeyleri arasında ciddi bir uçurumun bulunduğunun ve bunun da süre itibariyle sadece iki saatlik bir Mesleki Uzmanlık Dili dersi ile kapatılamayacağının ön bilincindedir. Ayrıca Mesleki Uzmanlık Dersinde görünürde çabalanan beceri alanları, üst seviyede yabancı dili teorik olarak bilmeyi ve aynı şekilde pratikte de (Sprachkönnen) dile hakim olmayı gerekli kılmaktadır. Bilinmesi gereken bir diğer husus ise, uzmanlık metinleri ve metinlere ait alıştırmaların seviyesinin çoğu öğrenci düzeyini aşıyor olmasıdır. Bir çok öğrenci bu durumda zorluk yaşamakta ve bu sebeple ders esnasında çabucak sıkılmaktadır. Bu noktadan yola çıkarak ilgili çalışmamız yabancı dil merkezli eğitsel ve yöntemsel yaklaşım doğrultusunda genel yabancı dil ve mesleki uzmanlık dili Almanca'sı alanlarındaki tartışmalı sorunların özünde nereden kaynaklandığına ve en sonunda bunların üstesinden nasıl gelinilebileceğine dair bir kaç temel soruya yönelmektedir. Bu kapsamda öğrenen kişi odaklı ve öğrenen kişi dışındaki öğrenme unsurların bu sorunsalı ne ölçüde etkilediği de ayrıca yabancı dile özgü eğitsel ve yöntemsel bakış açısıyla kapsamlıca ele alınmaktadır. Yanlız burada vurgulanması gereken husus, asli araştırma konusunun ilgili bilimsel çalışmada ''Mesleki Uzmanlık Dili Olarak Almanca'' şeklinde belirlenmiş olmasıdır. Böylelikle ilgili çalışma Mesleki Uzmanlık Dili Almancası alanında yukarıda değinilen ve sorun teşkil eden unsurların ortaya konulması aracılığıyla bazı çözüm önerileri getirmeyi ve bu sadece sorun teşkil eden unsurların bertaraf edilmesini hedeflemektedir. Yukarıda belirtilen sorunlu alanların uygulama odaklı teşhisi için bu çalışma bünyesinde bir anket çalışmasından yararlanılmıştır. Bunun için özellikle Türk- Alman Üniversitesi öğrencileriyle anket soru çalışması yapılmıştır. Çünkü onlar hazırlık sınıfından itibaren Mesleki Uzmanlık %100 Almanca üzerinden almaktadır.Empirik anket çalışması için bu Üniversitenin seçilmesinin özellikle tercih edilmesinin temel sebebi Genel Almanca ve Mesleki Uzmanlık dili Almanca derslerinin büyük bir çoğunlukla Alman okutmanlar tarafından (Native Speaker) sadece hedef dil olan Almanca üzerinden verilmesinden kaynaklanmaktadır. Anket çalışmasında ilk olarak ortaya çıkan husus, öğrencilerin Mesleki Uzmanlık Dili dersinde uygun Almanca Mesleki Yabancı Dil ders kitaplarının mevcut olmamasını eksik bulduklarını ayrıca bundan dolayı Mesleki Uzmanlık dili dersinde genel yabancı dil ders kitaplarının kaynak olarak kullanılmasını uygun bulmadıkları gerçeğidir. Bunun dışında yapılan anketten bir çok öğrencinin Mesleki Uzmanlık yabancı dil dersinin yüksek öğrenim sonuna kadar uzatılmasını gerekli gördükleri anlaşılmıştır. Ayrıca anketten ortaya çıkan bir diğer bulgu ise Mesleki Uzmanlık Dili Almanca dersini veren öğreticilerin mesleki konuları daha iyi açıklayabilmek için ilgili uzmanlık diline iyi derecede hakim olması gerektiği gerçeğidir. Anket çalışması aracılığıyla birinci yabancı dili Almanca olan liselerden mezun olan öğrencilerin hazırlık döneminde ''Genel Ve Mesleki Uzmanlık Dili Almanca'' derrslerinde önceki yabancı dil kazanımlarından daha fazla faydalanabildikleri ortaya çıkmıştır.Son olarak yapılan anket çalışması sayesinde Alman öğreticilerin (Native Speaker) alman kültürüne has ve Almanya'ya ilişkin genel ve mesleki ülke bilgisinin aktarımı, pratik odaklı yabancı dil yöntemlerinin icrası ve son olarak yabancı dilde eylem odaklı rol oyunları, senaryo ve tiyatro gibi eylem merkezli dilbilimsel araçlar sayesinde öğrenciler üzerinde gözle görülür derecede positif etkide bulundukları ortaya çıkmıştır. İlgili anket sonuçlarına binaen ankete katılanlar arasında geçmişte yabancı dil dersinde ekseriyetle ana dilin aşina nüfuzuna alışık olanların, buna kıyasla sadece hedef dil Almancada eylemde bulunan Alman öğreticilerin (Native Speaker) işlediği Mesleki Uzmanlık Dili dersini çok daha etkili ve gerçeğe yakın buldukları bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mesleki yabancı dil olarak Almanca, değişen ihtiyaçlar, mesleki ders kitabı eksikliği, yabancı dil yöntemleri, Native Speaker Öğretici Faktörü

Selahaddin Soyudoğru
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe öğretiminde karşılaşılan sorunlara ilişkin Türkçe öğretmenlerinin görüşleri

Son yıllarda; dil eğitiminin niteliğini artırmaya yönelik tartışmalar, Türkçe öğretiminde karşılaşılan sorunların daha görünür hâle gelmesini sağlamıştır. Bu bağlamda; öğretmen deneyimleri, uygulamadaki aksaklıkların tespiti ve çözüm üretme sürecinde kritik bir rol oynamaktadır. Bu araştırma, Türkçe öğretiminde karşılaşılan sorunlara ilişkin Türkçe öğretmenlerinin görüşlerini ortaya koymak ve bu sorunlara yönelik uygulanabilir çözüm önerileri geliştirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Türkçe; öğrencilerin yalnızca dil becerilerini değil aynı zamanda düşünme, anlama, anlatma ve iletişim kurma yetkinliklerini de geliştiren temel bir ders olma özelliği taşımaktadır. Ancak bu öğretim süreci; çeşitli yapısal, pedagojik ve çevresel engeller nedeniyle istenilen düzeyde etkili yürütülememektedir. Bu bağlamda öğretmenlerin uygulama sürecinde karşılaştıkları güçlükleri tanımlamak, mevcut sorunları görünür kılmak ve öğretmen temelli çözüm yolları üretmek, Türkçe öğretiminin niteliğini artırma yönünde önemli katkılar sağlayacaktır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yöntemiyle yürütülmüş, veriler 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılı'nda devlet okullarında görev yapan Türkçe öğretmenlerinden toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Katılımcı öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda öğretim sürecinde karşılaşılan sorunların çok boyutlu ve karmaşık bir yapıya sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular; öğretmenlerin en çok zorlandığı alanların başında kalabalık sınıf mevcutları, materyal eksiklikleri, sınav merkezli öğretim anlayışı, öğrenci motivasyonunun düşüklüğü, yetersiz öğretim programı, ölçme-değerlendirme uygulamalarının sınırlılığı ve aile-okul iş birliğindeki eksiklikler olduğunu göstermektedir. Ayrıca teknolojik donanımın yetersizliği ve müfredatın öğrencilerin bireysel farklılıklarını yeterince dikkate almaması da dile getirilen diğer önemli sorunlardır. Araştırmanın sonucunda; Türkçe öğretiminin daha etkili, sürdürülebilir ve öğrenci merkezli bir yapıya kavuşabilmesi için öğretmen görüşlerine dayalı bütüncül çözüm önerilerine ihtiyaç duyulduğu ortaya konmuştur. Bu kapsamda; uygulamaya dönük politikaların geliştirilmesi, öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve eğitim ortamlarının güçlendirilmesi önerilmektedir.

Nitel araştırmaTürkçe öğretimiÖğretim sorunları
Ufuk Telli
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimDE

Devlet okullarında daha etkili yabancı dil öğrenimi için öneriler

Bilindiği üzere dil öğrenimi yoğun zaman ve yeterli çaba gerektiren bir süreçtir. Devlet okullarında bu bilinç üzerine yabancı dil öğretimi ikinci sınıf düzeyine kadar indirildi. Yıllar boyunca ülkemizde etkili dil öğretimi üzerine kafa yoruldu, sürekli bu konuda yeni çalışmalar yapıldı. Ancak halen yabancı dil öğrenimi konusunda istenilen seviyeye ulaşılamadı. Atılan adımlar muhakkak ki değerli ve gerekli adımlardı, ancak bu konuda özellikle mantıklı zaman planlamasının göz ardı edildiğini düşünüyorum. Dil öğrenimi yoğun zaman, etkili öğrenim teknikleri, motivasyon, fakat en önemlisi mantıklı zaman palanlamasını gerektirir. Aksi takdirde verilen emek ve maliyetler çoğunlukla heba olur. Bu gereksinimlere dayanarak, daha verimli yabancı dil öğretimi konusunda ele aldığım tez çalışmam altı bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde bu araştırmanın problemi tartışılmış, sonra araştırmanın amacı ve önemi üzerinde durulup araştırmacı tarafından savunulan hipotezler sıralanmıştır. En son Türkiye'de yabancı dil öğrenme politikalarının kısa bir tarihi gelişimi anlatılmıştır. İkinci bölümde, yabancı dil ve dil öğrenimi ile ilgili terimler tanımlanmıştır. Üçüncü bölümde, devlet okullarında dil öğretiminin şu anki durumu ele alınmış ve yabancı dil öğrenimi için gerekli görülen zaman hakkında bilgi verilmiştir. En son dil öğrenimi için gerekli görülen zamanla devlet okullarında yabancı dil öğrenimi için ayrılan zaman karşılaştırılmıştır. Tezin dördüncü bölümünde devlet okullarında yabancı dil öğreniminde görülen sorunlar ortaya konulmuş ve bu sorunlara yönelik öneriler ele alınmıştır. Bu çalışmada hipotez olarak sınıflandırılan öneriler aşağıdaki gibi vurgulanmıştır. 1. Sosyal bilimler liselerindeki hazırlık sınıfı uygulamasının diğer tüm kademelere yayılması yabancı dil öğretimine büyük katkı saylayacaktır. 2. Yabancı dil öğretiminde motivasyon en önemli yere sahiptir. Motivasyonu artırmak için bazı önlemler alınabilir. Örneğin: a. Devlet okullarında yabancı dil derslerinin öğrenci merkezli işlenmesi öğrenme motivasyonunu arttıracaktır. b. Devlet okullarında farklı duyulara hitap edecek yabancı dil öğretim materyallerinin geliştirilmesi, dil öğrenimi için motivasyonu artıracaktır. c. İnternet olanaklarının etkin kullanımı ile yabancı dil uygulama ortamının sağlanması öğrencilerin öğrenme motivasyonunu arttıracaktır. 3. Yabancı dil derslerinde öğrenci merkezli iletişim odaklı yöntemlere ağırlık verilmesi dersi daha verimli kılacaktır. 4. Öğretmen kaynaklı yetersizliklerin giderilmesi okullardaki yabancı dil öğrenimine de olumlu yansıyacaktır. 5. Her adaya üniversiteye giriş sınavlarında yabancı dil sorularının da sorulması, onları üst sınıflarda daha fazla yabancı dil öğrenmeye teşvik edecektir. Bunun yerine mevcut üniversite hazırlık sisteminde, 12. sınıflardaki yabancı dil derslerini alt sınıflara yaymak da dil öğrenimini daha etkili hale getirecektir. Beşinci bölümde, araştırma sonuçları analiz edilmiştir. Sonuçlar altıncı bölüme dâhil edilmiş, burada anket katılımcılarının cevapladıkları sorular değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırmacının önerilerinin desteklenip desteklenmediği belirlenmiştir.

Necmettin Yaman
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimDE

Lisans düzeyinde turizm eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında mesleki yabancı dil olarak Almanca öğretimi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye'de turizm sektörünün bir hizmet sektörü olması nedeniyle nitelikli insan gücü ve edinilen nitelikli yabancı dil düzeyi ve mesleki yabancı dil bilgisi istihdam için gereken temel koşullar arasında sayılmaktadır. Turizm endüstrisinin sorunlarının akademik düzeyde tartışıldığı ortamlarda, yabancı dil bilen ve etkin kullanan nitelikli personel yetersizliği turizm gelişimine ilişkin güncel sorunlar arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma ile lisans düzeyinde turizm eğitim-öğretimi veren Turizm Fakültelerinde yabancı dil ve mesleki yabancı dil olarak Almanca öğretiminde öğrencilerin bakış açısıyla karşılaşılan sorunlar araştırılmış ve Almanca öğretiminde öğretim teknik ve yöntemleri çerçevesinde çözüm önerileri geliştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda örneklem grubunu oluşturan 9 üniversitenin Turizm İşletmeciliği bölümlerinin ders programları irdelenmiş, (1) yabancı dil öğretimine ayrılan ders saatleri, (2) Almanca öğretimine ayrılan ders saatleri ile (3) (yer alıyorsa) mesleki yabancı dile ayrılan ders saatleri derlenmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde 42 sorudan oluşturulan ve öğrenmeyi etkileyen 5 faktör altında toplanan anket formu gönderilmiş ve 402 adet geri dönüş sağlanmıştır. Anketler SPSS 18.0 ortamında istatiksel olarak analiz edilmiştir. Sonuçlar karşılaştırıldığında, başlıca yabancı dil ders saatlerinin yetersizliği, bireysel yabancı dil öğreniminde sorunlar, genel Almanca öğretiminin yanında mesleki yabancı dil derslerinin eğitim-öğretim programlarında yeterince yer almaması ile mesleki alanda dilsel iletişim sorunları bir eksiklik olarak ortaya çıkmıştır. Bunun yanında farklılık testlerinin istatistiksel çözümlenmesinde ve yorumlanmasında yüzde ve bağımsız gruplar tek örneklem t-testi analizleri kullanılmıştır. Ölçeğin Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı 0.92 olarak hesaplanmıştır. Bu çalışma ile Almancanın yabancı dil olarak öğretimine yönelik Turizm eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında daha etkin bir program geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Turizmde yabancı dil öğretimi, mesleki yabancı dil öğretimi, turizm Almancası, turizmde mesleki Almanca.

Bülent Bay
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Challenges and problems faced by EFL teachers while teaching English as a foreign language to students with refugee and migrant background

The civil war in Syria began in 2011 and led to the migration of millions of refugees from Syria to Turkey, which has affected Turkey financially and spiritually. As a result of those migration movements, people with different cultural backgrounds were forced to live together that situation led to various problems, among these problems education is one of the most striking issues. Hence, it is crucial to make reforms in the field of education so that refugee students can adapt themselves to the Turkish educational context in an easier way. One of the most prevalent problems that cause trouble during the teaching process is that Turkish is not the mother tongue of Syrian refugees, so teachers face various challenges and problems in teaching English as a foreign language to students whose L1 is not Turkish. The aim of this explanatory sequential research study was to explore EFL teachers' attitudes, perceptions, challenges and needs regarding teaching English to Syrian refugee students and afterwards come up with proposed solutions and suggestions to annihilate these problems through the mixed method research design. For this purpose, this present thesis study was carried out in the second semester of the 2020-2021 education year with the participation of 104 English teachers who were selected through the convenience sampling method. The participants were selected among English teachers experienced at working with refugee students in primary, secondary and high schools of Islahiye, a district of Gaziantep province. Questionnaires and interviews were used in this study to gather data to identify teachers' opinions and suggestions regarding possible solutions to overcome the challenges and problems that they have experienced in the EFL teaching process with students of refugee and migrant background. The questionnaires were answered by 104 EFL teachers online. In addition, semi-structured interviews were conducted with 10 EFL teachers selected by the purposive sampling method in the qualitative data collection stage of the research. Since two data collection tools were used in the study, a two-stage data collection and analysis procedure was adopted. The data gathered through the questionnaire was analyzed via the SPSS programme. On the other hand, the interview data was analyzed through the content analysis method by identifying emerging categories and themes. These themes revolved around teachers' perceptions and challenges regarding teaching English as a foreign language to refugee students. In addition, the findings are beneficial for teachers to overcome challenges related to language, misbehaviors, materials, teaching policies and procedures. The findings of this study indicated that most of the participant EFL teachers were not prepared to deal with the actual challenges and problems that they come across during the EFL teaching process and that due to the implementation of the EFL curriculum which is not developed appropriately for meeting refugee students' learning needs, it is harder to achieve academic success. These findings underline the suggestions of organizing developmental pre-service and in-service teacher training programmes that render it possible for teachers to develop themselves in terms of teaching students of refugee and multicultural background. In these academic events, not only theoretical information delivery methods should be used but also activities should be designed that enable practical applications for teachers'effective improvement in this field. Keywords: EFL teachers, EFL teachers' perceptions, refugee students in EFL classes, refugee and migrant students, Teaching EFL to refugee students, EFL teachers' problems with refugee students.

Branch teachersMigrationsRefugees+7
Ayşe Somuncu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

İlgili konular