Tekirdağ
Bu konu başlığı altında 54 tez
Tekirdağ ilinde yayılış gösteren sığırkuyruğu (Verbascum L.) taksonları üzerine morfolojik, anatomik, palinolojik ve ekolojik çalışmalar
Verbascum L. cinsi, içerdiği takson sayısı bakımından Türkiye'nin en büyük cinslerinden biridir. Dünya genelinde 360 tür ile temsil edilmektedir. Flora of Turkey and the East Aegaen Islands 6. Cilt yayınlandıktan sonra yeni tanımlanan taksonlar ile birlikte Verbascum cinsi Türkiye'de 255 tür (413 takson) ve 106 melez ile temsil edilmektedir. Mevcut Verbascum taksonlarının 192'si (melezler ile birlikte 198) endemiktir. Verbascum cinsi ile ilgili yapılan çalışmalar daha çok bölgesel, endemik veya taksonomik anlamda birbiri ile yakın olan taksonları temel almaktadır. Bu tez çalışmasında ise Tekirdağ ilinde yayılış gösteren Verbascum taksonlarının yayılışları belirlenmiştir ve bu taksonlar üzerine morfolojik, anatomik, palinolojik ve ekolojik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca IUCN tehlike kategorileri belirlenmiştir. Bu tez çalışmasından önce 10 taksonun Tekirdağ'da yayılış gösterdiği bilinmektedir. Ancak bu tez ile birlikte bu sayı 17 taksona yükselmiştir. Verbascum bombyciferum, V. thapsus ve V. vacillans taksonlarının hem Trakya bölgesinde hem de Tekirdağ ilindeki, V. banaticum, V. blattaria, V. densiflorum ve V. ovalifolium subsp. thracicum taksonlarının ise Tekirdağ ilindeki yayılışı ilk defa bu tez çalışması ile ortaya konulmuştur. Arazi çalışmaları boyunca, V. orientale subsp. orientale ve V. mucronatum taksonlarının, literatürde verilen yayılışlarından ve habitat bilgilerinden yararlanılsa da Tekirdağ ilinde mevcut yayılışları tespit edilememiştir.
Memurların sendikal bağlılığı: Tekirdağ Türk Büro-Sen örneği
Tarih sahnesine ilk çıktığı günden itibaren olayları algılama, muhakeme etme ve değiştirebilme yeteneği insanoğlunu diğer canlılardan farklı kılmıştır. Doğadan elde ettiği materyali işleyerek yahut amaçları doğrultusunda işleyip dönüştürerek yapmış olduğu faaliyetlerin bütününe ise üretim denir. Küçük topluluklardan günümüz modern yaşantısına uzanan bu uzun süreç üretimin başlaması ve yıllar içerisinde gelişmesine dayanmaktadır. Sendikalar günümüz anlamında sanayi inkılabının yaklaşık yüz yıl sonrasında ortaya çıkmış olup; ortaya çıktıkları ilk dönemlerde ücret ve çalışma şartlarının düzenlenmesi yolunda çalışmalarda bulunurken süreç içerisinde toplumun geniş bir kesimini etkileyen toplumsal konularda da görüş ve kanaatlerine başvurulan kurumlar durumuna gelmişlerdir. Bu çalışmada Sendikacılığın doğuşu ve tarihsel gelişimi sürecinde işçilerin ve memurların sendikaya bağlılık ve sadakatini etkileyen faktörleri ve buna bağlı olarak Türk Büro-Sen: Tekirdağ ili örneği ile büro kolunda görev yapmakta olan devlet memurlarının sendikaya ve işyerine duyulan bağlılıkları ve sadakatlerinin demografik özelliklere göre değişip değişmediği konusunda bir saha çalışmasının sonuçları üzerinde durulacaktır.
Spor endüstrisinde spora katılımın (talebin) temel belirleyicileri: Tekirdağ ili saha araştırması
Bu tez çalışmasının amacı, Tekirdağ'da spor endüstrisinin genç ve yetişkin bireylerde kavramsal yapısının araştırılması, spor yapma taleplerinin bazı değişkenlere bağlı olarak incelenmesidir. Bu amaçla, 2019-2020 yıllarını kapsayan TUİK ve Nüfus Müdürlüğünden alınan veriler doğrultusunda "Spora Katılım Profili Ölçeği" kullanılarak tanımlayıcı araştırma modeli ve kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı ikiden fazla bağımsız grupların karşılaştırılmasında nonparametrik testlerden Kruskall Wallis analizi uygulanmıştır. Farklılıkların hangi değişkenden kaynaklandığının belirlenmesi için post hoc tukey testler uygulanmıştır. Bağımsız ikili grupların karşılaştırılmasında nonparametrik testlerden Mann Whitney U analizi uygulanmıştır. Ölçek soru maddeleri yaş gruplarına ve cinsiyetlere göre tek tek soru bazında kategorik değişkenler arasındaki ilişki için Ki kare analizleri uygulanarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, % 95 güven aralığında % 5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Tekirdağ bölgesinin spor endüstrisindeki pazar payının sportif faaliyetlere olan ilgi arz, talep ve farkındalık bilgisinin verilen cevaplarda görüldüğü üzere, katılımcıların spor faaliyet alanlarının mevcut durumları konusunda yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Spor merkezleri ve alanlarının statüsünün bilinmediği, aktivitelere % 90 oranlarında hiç katılmadıkları tespit edilmiştir. Katılımcıların spor yapılan alanların katılım için uygun olmadığı, mesafe ve ulaşım olanaklarının aktivitelere katılımlarını etkilediğini, spor ekipmanlarının pahalı olması, spor merkezlerine ve aktivitelerine bütçe ayıramadıklarından dolayı, iş yükündeki fazlalık ve zaman yetersizliklerinden dolayı spor etkinliklerine katılamadıkları tespit edilmiştir.
EFQM Mükemmellik Modeli'nin Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinde uygulanması
EFQM Mükemmellik Modeli bir yönetim sistemi olup, kurumların mükemmelliğe ulaşmaları ve bunu sürdürmeleri amacıyla uygulanan stratejik bir yönetim modelidir. Modelde kullanılan özdeğerlendirme yöntemi ise kurumların kuvvetli yönleri ile iyileştirmeye açık alanlarını belirlemeyi sağlar. EFQM Mükemmellik Modeli özdeğerlendirme yaklaşımı ile kullanılmaktadır. Avrupa'da, özdeğerlendirme en yaygın kullanılan yönetim yaklaşımlarından biridir. Bu çalışmada, kamu kurumlarında özellikle yerel yönetimlerde verimlilik sağlanabilmesi, bu kurumların hedefledikleri stratejilerini gerçekleştirebilmeleri, vatandaş başta olmak üzere diğer paydaşlarına ilişkin algı sonuçlarını, etki ettiği değer kapsamında takip edebilmeleri için mevzuat hükümlerine katkı sağlayacak, stratejik yönetim sürecinin etkililiği artıracak yönetim sistemlerinin uygulanması araştırılmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı açıklanmış olup, birinci bölümde; kalite ile yerel yönetimlerde kalite olgusuna değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise EFQM Mükemmellik Modeli' nde kullanılan temel kavramlar genel olarak incelenmiştir ayrıca bu bölümde modelde amaçlanan yapı ve özdeğerlendirme yöntemine değinilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise yerel yönetim uygulama örneklerine yer verilmiştir. EFQM Mükemmellik Modeli' nin uygulama örnekleri, bu modeli uygulayan ve bir yerel yönetim kurumu olan Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi uygulamalarından alınmıştır. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin "EFQM Mükemmellikte Yetkinlik" kategorisinde 4 yıldız belgesini aldıktan sonraki çalışmaları araştırma içerisinde yer almaktadır. İncelenen konuların modeli uygulayan kurumun, stratejileri ve oluşturduğu yol haritasını destekleyici çalışmalar olduğu görülmüştür.
Tüketicilerin kredi kullanma sürecinde banka tercih nedenleri: Tekirdağ/Süleymanpaşa ilçesinde bir araştırma
Banka hizmet pazarlama faaliyetleri günün şart ve isteklerine göre sürekli olarak değişime uğramaktadır. Bunun nedeni de yoğun rekabet ortamında bankaların tüketicilerin değişen yaşam koşul ve isteklerini göz önünde bulundurmak zorunda olmalarıdır. Kredi pazarlama faaliyetleri de bankanın pazar faaliyetlerinin bir parçasıdır. Bireysel kredilerde vade, faiz vb. parasal faktörler hariç tüketicilerin kararında etkili olan başka faktörlerde vardır. Özellikle teknolojide yaşanan değişim ile artık banka şubeleri akıllı telefonlar ile cebimize kadar inmiştir. Kredi kullanmaya kadar birçok bankacılık işlemi tek bir tuş ile gerçekleştirilebilmektedir. Tüketicilerde bankaların bu teknolojileri yakından takip etmelerini önemsemekte hızlı ve hatasız bir şekilde işlemlerini gerçekleştirmek istemektedirler. Bunların dışında tüketicilerin bankaya güven duyması, bankanın imajı vb. gibi birçok faktör tüketicilerin kredi kullanımında banka tercihlerini etkilemektedir. Kısaca bankalar tüketicilere kredilerini pazarlarken birçok unsuru göz önünde bulundurmalıdır. Bu çalışmada tüketicilerin kredi kullanımında banka tercihinde hangi unsurların daha önemli olduğu tüketicilere yapılan anketler ile belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonunda tüketicilerin bankadan kredi çekerken krediyi kolay alabilmesi, faiz, vade, masraf gibi etmenlerin tüketicilerin banka tercihinde büyük öneme sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Tüketicilerin kredi kullanımında banka tercihinde en az etkili olan unsurlar ise bankanın iç ve dış görünümü, bankanın reklamları, arkadaş, aile ve akraba tavsiyesi olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler:Tüketici, banka, tüketici kredisi, Tekirdağ
Yerel yönetimlerin sağladığı spor hizmetlerinden yararlanan bireylerin algıladıkları hizmet kalitesinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)
Araştırmanın temel amacı; Yerel yönetimlerin sağladıkları spor hizmetlerinden yararlanan bireylerin algıladıkları hizmet kalitesinin incelenmesidir. Katılımcıların belediyelerin spor hizmetlerine ait görüşlerini ortaya koyma amacıyla ilişkisel tarama modeline göre yapılan araştırmanın evrenini Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçe belediyesine ait spor tesislerini kullanan bireyler oluştururken örneklem grubunu ise aynı evren içerisinden seçilmiş 18-55 yaş aralığında olan 379 kadın, 523 erkek olmakla beraber toplam 902 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel bilgi formu ve Çoban (2002) tarafından geliştirilmiş toplam 26 sorudan oluşan "spor hizmetleri konusunda halkın belediyelerden beklentileri" anket formundan yararlanarak 7 adet 5'li likert tipinde, 5 adet kapalı uçlu olmak üzere toplam 12 sorudan oluşturulan ''Spor Hizmetlerinden Yararlanan Bireylerin Algıladıkları Hizmet Kalitesi Memnuniyet Düzeylerinin Belirlenmesi'' anketi kullanılmıştır. Ayrıca; verilerin betimlenmesine ilişkin frekans analizi, tanımlayıcı istatistik analizi ve kategorik değişken düzeylerine giren bireylerin ya da nesnelerin anlamlı farklılık gösterip göstermediğini bulmak içinde ki kare testi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre katılımcıların; Spor Hizmetlerinden Yararlanan Bireylerin Algıladıkları Hizmet Kalitesi Memnuniyet Düzeyleri ve Spor Hizmetlerinden Yararlanan Halkın Belediyelerin Spor Hizmetlerine İlişkin Görüşleri açısından Cinsiyet değişkeni, Eğitim durumu değişkeni ve Spor yapma sıklığı değişkenine göre anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler; Spor, Yerel Yönetimler, Belediye, Hizmet.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü öğrencilerinin antropometrik ölçümleri ile akdeniz diyeti ve beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu araştırma Ocak 2020- Mayıs 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde öğrenim gören çalışmaya katılım kriterlerini karşılayan gönüllü 174 öğrenci üzerinde yapılmıştır. 18-24 yaş arasında olan dördüncü sınıflarda öğrenim gören 54, üçüncü sınıflarda öğrenim gören 65 ve ikinci sınıflarda öğrenim gören 59 öğrenci ile yapılan çalışmada öğrencilerin Akdeniz Diyet Kalite İndeksi ve sağlıklı yaşam biçimleriyle ilgili akademik bilgilerini kendi yaşamlarına uygulayabilme yetenekleri ve sağlıklı beslenme takıntısının saptanarak Akdeniz Diyet Kalite İndeksi ile antropometrik ölçümler arasındaki olası ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere yüz yüze görüşme yöntemiyle anket formu uygulanmıştır. Ayrıca anket formu uygulanan öğrencilerin antropometrik ölçümleri ve vücut kompozisyonu saptanmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda öğrencilerin Akdeniz diyet kalite indeksi ortalamasının; 5,3±2,95; ORTO-11 ölçeği puan ortalamalarının ise 24,75±6,48 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin ortalama vücut ağırlığı 59,7±11,1 kg ve beden kitle indeksi (BKİ) ortalamaları ise 21,72±3,1 olarak saptanmıştır. Bu araştırmada öğrenim görülen sınıf düzeyi arttıkça Akdeniz diyetine uyumun arttığı aynı zamanda öğrencilerin Akdeniz diyet kalite indeksi puanları arttıkça beden kitle indeksi (BKİ) değerlerinin ve ORTO-11 ölçeği puanlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak Akdeniz diyetine uyumun bireylerin vücut ağırlığı, beden kütle indeksi ile vücut bileşimini olumlu olarak etkilediği ve Akdeniz diyetine uyumun artması ile ortorektik davranışların arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlıklı beslenme, Akdeniz diyeti, BKİ, Vücut kompozisyonu, Ortoreksiya Nervoza
Aktif spor yapan sporcuların pandemi sürecinde covid-19 salgınına karşı yakalanma kaygı düzeyi ile spora özgü başarı motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)
Araştırmanın amacı; aktif spor yapan sporcuların Covid-19 salgınına yakalanma kaygı düzeyleri ile spora özgü başarı motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenin Tekirdağ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde bulunan, bireysel ve takım sporları yapan sporcular oluştururken örneklem grubunu ise 119'u kadın 67'si erkek toplamda 186 sporcu oluşturmaktadır. Çalışmamızda bilimsel araştırma yöntemlerinden olan betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı kişisel bilgi formu, Demir ve ark. (2020) tarafından geliştiren ''Covid-19 kaygı ölçeği'' ve Tiryaki ve Gödelek (1997) tarafından geliştirilen ''Spora özgü başarı ve motivasyon ölçeği'' kullanılmıştır. Çalışma için elde ettiğimiz verileri analiz etmek için SPSS 18 sürüm yazılımı kullanılmıştır. Verilerin dağılımlarının normalliğini kontrol etmek amacıyla Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren verilerde t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey çoklu karşılaştırma ve Tamhane's T2 testleri yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki 'Pearson Çarpım Moment Korelasyon' kullanılarak tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda; bireysel spor yapan sporcuların takım sporu yapan sporculara göre daha yüksek kaygıya sahip oldukları tespit edilmiş, bireysel spor yapan sporcuların takım sporu yapan sporculara göre daha yüksek başarı motivasyonuna sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca sporcuların yeni tip Covid-19 salgınına yakalanma kaygı düzeyi ile spora özgü başarı motivasyonu düzeyleri arasında orta derece pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Sporcu,Kaygı,Başarı,Motivasyon,Covid-19,Pandemi
1647 Nr. Şer'iyye Sicilinin ışığında Lale Devri'nin ilk yıllarında Tekirdağ (1721-1724)
Osmanlı Devleti arşiv kaynaklarının başında yer alan şerʻiyye sicilleri, bir mahkeme defteri işlevi görüyor olsa da, aynı zamanda Osmanlı halkının sosyal, ekonomik, idari ve etnik yapısı hakkında önemli bilgiler ihtiva etmektedir. İdari yazışmalar olan ferman, mektup ve berât gibi önemli belgelerin kopyalarının da kaydedildiği şerʻiyye sicilleri; özellikle sosyal tarih, şehir tarihi ve dönem tarihi çalışmaları için vazgeçilmez kaynaklardandır. XVIII. yüzyılın başları Osmanlı Devleti'nde "Lale Devri" olarak adlandırılan dönemdir. Bu dönem özellikle merkez yani İstanbul'da; zevk, sefa, eğlence ve lüks tüketiminin arttığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda da Batı Dünyası'nın teknolojik ve askeri başarıları merak edilmeye başlanmış, Avrupa ülkelerine elçiler gönderilmiş ve böylece Osmanlı Devleti'nde yenileşme ya da yenilenme hareketlerine öncülük edilmiştir. Yüksek Lisans tezi olarak yaptığımız bu çalışmada, 1647 numaralı Rodoscuk Şerʻîyye Sicilini ana kaynak olarak kullanarak, Rodoscuk yani Tekirdağ'ın 1721-1724 yılları arasındaki dönemin tarihçesine ışk tutmaya çalıştık. Osmanlı Devleti'nde yaşanan Lale Devri'nin Tekirdağ'ın sosyal, kültürel ve iktisadî hayatına etkisini incelemeyi amaçladık. ANAHTAR KELİMELER: Osmanlı, Lale Devri, Mahkeme, XVIII. Yüzyıl, Tekirdağ
Tekirdağ ilindeki taş analizi ve metabolik değerlendirme sonuçları ve metaflaksiye etkisinin retrospektif incelenmesi
Çalışmamızda; taş açısından endemik bir bölgede yer alan Tekirdağ ilindeki taş analizi ve metabolik değerlendirme sonuçlarını sunarak bunlar ile hastaların demografik ve kişisel özelliklerini ve ilişkilerini saptamayı ve bunların metaflaksiye olan etkisini ortaya koymayı hedefledik. Bu amaçla, Ağustos 2018 ile Ocak 2021 tarihleri arasında kliniğimize başvuran, üriner sistem taş hastalığı olan 312 hastanın verileri incelendi. Bu hastalara taş analizi yöntemi olarak spektroskopik yöntem tercih edilerek taş analizi yapıldı. Taş analizi mevcut olan hastalardan 156 tanesine de 24 saatlik idrarda ve eş zamanlı olarak serumda metabolik değerlendirme yapıldı. Hastaların yaş, cinsiyet ve hastaların ikamet ettikleri merkezler; taşların taraf dağılımı, lokalizasyonu, dansiteleri, hacimleri ve 24 saatlik idrar ve serum parametreleri değerlendirmeye alındı. Üriner sistemde farklı lokalizasyonda mevcut olan taşlar da ayrı ayrı analiz edildi. Taş hastalığı erkek baskın, solda, üriner sistemde multipl lokasyonlarında, sıklıkla tek, steril idrar kültüründe ve çoğunlukla kent merkezinde ikamet eden hastalarda görülmekteydi. En sık tespit edilen taş çeşidi kalsiyum oksalat; en az görülen taş çeşidi ise ksantin taşıydı. En yüksek ortalama HU kalsiyum oksalat taşlarında, en düşük de ürik asit+amonyum ürat taşlarındadır. Kalsiyum içeriği arttıkça, taşın sertliği de artmaktadır. Ortalama taş hacmi en yüksek taş çeşidi sistin, en düşük olan ise ksantin'dir. En sık taş 50-59; en nadir 18 yaş altında görülmektedir. İdrarda en sık hiperkalsiüri, en az hipersistinüri; plazmada en sık hiperürisemi, en az hiperkalsemi görülmüştür. Metaflakside en sık potasyum sitrat kullanılmıştır. Sonuçta; ilimizdeki taş çeşitliliği ve predispozan metabolik bozukluklar incelendi ve kliniğe yansımaları değerlendirildi. Metabolik değerlendirmeye daha fazla önem göstermeli ve zaman ayrılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Taş analizi, metabolik değerlendirme, metaflaksi
Covid-19 pandemisinde hekim ve hemşirelerde mobbing ve tükenmişlik: Tekirdağ'da bir üniversite hastanesi örneği
Bu çalışmanın amacı Tekirdağ ilinde bulunan bir üniversite hastanesinde hizmet veren hekim ve hemşirelerin COVID-19 döneminde mobbing algısı, tükenmişlik düzeyi ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması 25 Mayıs-25 Ağustos 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde yüz yüze görüşme yöntemi ve çevrimiçi programlar aracılığıyla toplamda 151 hekim ve hemşire ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyo-demografik özellikler ve COVID-19 ile ilişkili sorular bulunan kişisel bilgi formuna ek olarak, Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış iki ölçek kullanılmıştır. Bu Ölçekler; 1. Mobbing algısını ölçmek için Leymann Mobbing Ölçeği (LMÖ) ölçeği, 2. tükenmişlik düzeyini belirlemek amacıyla Maslach Tükenmişlik Ölçeği'dir (MTÖ). Çalışmanın yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığı, çalışmanın yürütüldüğü kurumu ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Girişimsel Olmayan Çalışmalar Etik Kurulu izinleri ve çalışmaya dahil olanların onayları alınmıştır. Verilerin analizi için IBM SPSS 26.00 programı kullanılmıştır. Çalışmaya katılanların %58,9'u kadın, yaş ortalaması 35±10 idi; %49,7'i yüksek lisans ve üzeri eğitime sahipti, %54,3'ü hemşire, %38,4'ü akademisyendi. Katılımcıların çoğunluğu, pandemi koşullarında çalışma koşullarının kötü yönde değiştiğini (%53,0), iş yükünün arttığını (%62,3), hastalığa karşı korku ve endişenin duyulduğunu (%86,1) belirttiler. Çalışma grubundan %83,07'si mobbing davranışına maruz kaldığını, %17,93'ü hiç mobbinge maruz kalmadığını ifade etti. Katılımcıların LMÖ ortalama puanı: 4,64±0,47 idi. Katılımcılar, en çok (%79,31) Mobbing Ölçeği "İletişim Biçimini Engelleme" alt boyutuna (3,85±1,05 ortalamayla "hakkımda dedikodu yapıldı" maddesi) en yüksek mobbing ifadesi; en az (%30,34) "Sağlığa Yönelik Saldırılar" alt boyutuna ve 4,94±0,22 ortalamayla "cinsel tacize uğradım" maddesine maruz kaldıklarını ifade ettiler. MTÖ duygusal tükenmişlik alt boyutu ortalaması 14,93±8,50, duyarsızlaşma alt boyutu ortalaması 6,00±4,42 ve kişisel başarı alt boyutu tükenmişlik ortalaması 13,37±6,93 olarak hesaplandı. Bu değerler katılımcıların düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıklarını göstermektedir. Çalışma grubunun yarısından fazlasının COVID-19 kaynaklı yaşamlarının olumsuz etkilendiği, büyük çoğunluğunun mobbinge maruz kaldığı algısı yaşadığı; grubun düşük düzeyde de olsa tükenmişlik yaşadıkları ancak bunun dışında COVID-19 kaynaklı ortaya çıkabilecek hem mesleki hem sosyal hem de yakın sosyal çevrelerinde kimi olumsuzluklar yaşadıkları saptandı. Bu doğrultuda COVID-19 pandemisi gibi toplumsal olağan dışı durumlara karşı hazırlıklı olmak ve sağlık çalışanlarına sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Tükenmişlik, COVID-19, Üniversite Hastanesi, Sağlık Çalışanları
Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesi sahil şeridinin yaya bölgeleri planlama ve tasarım ilkeleri açısından değerlendirilmesi
Kıyı alanları, sahip oldukları doğal, sosyo-kültürel ve ekonomik potansiyellerlegünümüzde en çok tercih edilen alanlar arasındadır.Bu tercih edilmenin bir sonucu olarakgeçmişten günümüze yoğun kullanımların merkezi haline gelmiştir. Nüfusun hızla artması,özellikle başta yayalar olmak üzere tüm toplumun kıyı alanlarından yararlanma imkanınınolması, kıyıların önemini zamanla daha da arttırmış bununla birlikte kıyılar zamanla zarargörmeye ve yanlış planlanma ile karşı karşıya kalmaya başlamıştır.Bu çalışma kapsamında"yaya", "yayalaştırma", "yaya bölgesi", "yaya yolu", ''kıyı'' ve ''kıyısal alan'' kavramlarıincelenerek, kıyı şeritlerinin kent içindeki önemivurgulanmış, yaya bölgelerinin tarihselsüreçlerine, planlama ilkelerine değinilmiş, Dünya'da ve Türkiye' de başarılı olmuşyayalaştırma yaklaşımları incelenerek örnekler verilmiştir. Çalışma alanı olarak20 kmuzunluğundakiTekirdağ sahil şeridi seçilmiştir. Gözlem, analiz ve değerlendirme yöntemi ileTekirdağ Sahil Şeridi'nin mevcut durumubelirlenmiştir.Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesi sahilşeridinin bütüncül olarak değerlendirilmesi ve yayalara kesintisiz bir şekilde rekreasyonelaktivite olanağı sunabilmesi amacı ile alana ilişkin sorunlar belirlenmiş, ve çözüme yönelikçeşitli öneriler geliştirilmiştir. Araştırma sonucunda, Tekirdağ Süleymanpaşa İlçesi sahilşeridinin mevcut durumu genel olarak ele alındığında2mahallede bulunan kullanımlar yoğun, diğer 5 mahalledeyer alan kullanımlar mevsimsel yoğunluk göstermektedir. Bunun başlıcasebepleri kentlileri bu mahallelerde bulunan sahil şeritlerineyönlendirecek iklimdeğişikliklerine uygun farklı rekreasyonel çeşitliliğin olmamasıdır.Bununla birlikte birçok yerde geçişe izinveren,bütüncül bir kıyı şeridi olmaması olduğu sonucuna varılmıştır. Kıyı tiplerinin, alankullanımlarının, kullanım yoğunluğunun, yapısal ve bitkisel yeterliliklerinin sahil şeridininmerkeze olan mesafesine, doğal yapıya ve ihtiyaçlara göre değiştiği tespit edilmiştir.
Tekirdağ ve Kırklareli illerinde ayçiçeği ekim alanlarındaki yabancı ot türlerinde görülen fungal etmenlerin belirlenmesi
Bu çalışmada Tekirdağ ve Kırklareli ayçiçeği ekim alanlarında bulunan yabancı otlar üzerindeki fungus türler ile türlerin yaygınlık ve bulunma oranları belirlenmiştir. Surveyler 2021 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında Tekirdağ ve Kırklareli illerine bağlı ilçelerde olmak üzere toplam 50 tarlada yapılmıştır. Araştırma sonucunda, yabancı otlardan Amaranthus retroflexus, Chenopodium album, Lactuca serriola, Portulaca oleracea ve Sonchus sp.'nin yapraklarında sırasıyla Albugo amaranthi, Peronospora variabilis. Alternaria alternata, Dichotomophtora lutea ve Erysiphe sp. tespit edilmiştir. Tanılar türlerin kültürel, morfolojik özellikleri ve moleküler karakterizasyonları dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Fungus türlerinin yaygınlık ve bulunma oranları illere ve ilçelere göre farklılık göstermiştir. Mildiyö hastalığı etmeni Peronospora variabilis her iki ilde de yaygınlık (Kırklareli ve Tekirdağ illerinde sırasıyla %33.33 ve %31.25) ve bulunma oranı (Kırklareli ve Tekirdağ illerinde sırasıyla %5.67 ve %4.37) en yüksek olan tür olmuş, bu türü beyaz pas etmeni A. amaranthi izlemiştir. A. retroflexus üzerinde A. amaranthi'inin varlığı ülkemiz için ilk kayıt, L. serriola ise ülkemizde varlığı bilinen A. alternata için yeni konukçu niteliğindedir.
Yatay paketleme makinelerinde çene ve disk bölgelerindeki sıcaklığın PID kontrollü stabilizasyonu
Paketlemenin birinci işlevi, raf ömrü süresince, paket içeriğini taze, temiz ve güvende tutmaktır. Bu yüzden ülkemizde makine sektörününde gelişmesiyle, paketleme hattı; malzeme teknolojisi ve üretim mühendisliğinin bir uygulamasıdır ve her iki disiplindeki gelişmeler, ambalajdaki yeniliklere katkıda bulunmaktadır.Artık tüketicinin marka sahibine ve tüketiciye ürünün bütünlüğü konusunda güvence vermesi için kolay kurcalanmaya açık cihazları açmasını kolaylaştırmak için yırtma şeritli veya lazer kesimli esnek sargıları ve poşetleri görmek artık çok olağan bir hale gelmektedir. Komple paketleme hatları artık şişelerin reçineden kalıplandığı, doldurulduğu, mühürlendiği, etiketlendiği, kartonlandığı ve yüksek düzeyde otomatik kontrol ve denetimle paletlendiği yerlerde çalışmaktadır. Bu tür gelişmeler, çok çeşitli paketleme makinelerine olan ihtiyacı doğurmaktadır. Bu, hepsini ayrıntılı olarak açıklamanın mümkün olmadığı anlamına gelmektedir. Ülkemizde de onlarca makineci paketleme sektörünün makine üretim ayağını oluşturarak, ülke değerlerine maddi manevi katkılar sağlamaktadır. Yatay Paketleme makinelerinde de yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi, çene ısıtıcı kısmında yaşanan sıcaklık stabilasyonunun sağlanamamasından dolayı ambalajların sağlıklı bir şekilde yapılamamasını ortaya koymaktedır. Bu tezde Yatay Paketleme makinelerinde endüstriyel kontrol sistemleri ve ekipmanları kullanılarak hızlı devreye alımlar sağlannmakatadır.Çok daha fazla hurda malzemenin oluşmasının önüne geçmek hemde sürdürülebilir kaliteli üretimin devamlılığı hedeflenmektedir.
Tekirdağ ilinde deniz taşımacılığının önemi ve sosyo-ekonomik katkılarının analizi
Tekirdağ, İstanbul ve Avrupa arasında geçiş yolu olan ve çevresinde yoğun sanayi alanlarına sahip hızlı bir şekilde gelişen bir İl'dir. Sakarya, Kocaeli ve İstanbul illerinin tamamlayıcı ve geçiş güzergâhı niteliğine sahip sınır dışına açılan önemli bir jeostratejik konuma sahiptir. Verimli tarım arazileri, sanayi ve turizm alanlarıyla ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlamaktadır. Avrupa gibi büyük bir pazar ile ticaretin geliştirilmesi ile yabancı yatırımcının dikkatini çekmektedir. Trakya'nın sınır illerinden olması, İstanbul gibi metropol bir şehre komşu olması, çevresinde büyük organize sanayi tesislerine sahip olması ve denize kıyısının olması ile yerli ve yabancı liman yatırımcılarının dikkatini bu bölgeye çekmektedir. Tekirdağ, bütünleşmiş ulaşım ağları olan; deniz yolu, hava yolu, kara yolu ve demir yolu lojistik ulaşım hatları için uygun bir alana sahiptir. Tekirdağ, sayısı artan sanayi işletmeleriyle deniz taşımacılığı sektöründe çeşitliliğin artması, bölgede ekonomik olarak değişiklikler meydana getirmektedir. İl'de faaliyet gösteren çeşitli sektörlerin ihtiyaç duydukları hammaddeyi tedarik etmesi veya ürettiği mamullerin taşınmasında daha ucuz imkân sağlayan deniz taşımacılığının etkileri öne çıkmaktadır. Bu yüzden Tekirdağ'da sanayi ve liman işletmelerinin entegrasyonu artmaktadır. Tekirdağ denize kıyısının olması ve boğazlara yakın konumu sebebiyle bölgede deniz taşımacılığı hizmeti veren işletmelerinin sayısının artmasında önemli etkiye sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Tekirdağ'daki deniz taşımacılığının önemi, bölgedeki sosyoekonomik etkilerinin analizi ve sanayi işletmelerinin deniz taşımacılığı ile etkileşimlerinin belirlenmesidir. Araştırma kapsamında bölgede faaliyet gösteren limanlar ve sanayi işletmeleri temel alınmıştır. Deniz taşımacılığının sanayi işletmeleri ve liman tesisleriyle nasıl bir ilişkisinin olduğu ortaya konulup, bölgeye sağladığı sosyoekonomik yapının durumu değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında demografik özelliklerine göre dağılımlarının verilmesinde betimleyici analizlerden frekans ve yüzde analizi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklere ait betimleyici analizlerin verilmesinde ise ortalama ve standart sapma değerleri verilmiştir. Elde edilen verilerin dağılımın normal dağılım olması sonucu hipotez testleri istatistiksel olarak %95 güven düzeyinde test edilmiş olup ölçeklerden elde edilen puanların 2'li gruplara göre farklarının incelenmesi için bağımsız örneklem t-testi, 2'den fazla gruplar arasındaki farkların belirlenmesi için tek yönlü ANOVA analizi ve kategorik değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için ki-kare analizi yapılmıştır. Çalışma, literatürde Tekirdağ ilinde deniz taşımacılığının önemi düzeyine ait bir ölçek geliştirmesini ortaya koymasından dolayı özgündür. Bölgedeki sanayi işletmelerinin deniz taşımacılığının önemine ait analiz sonuçları yüksek oranda olduğu görülmüştür. Bu çalışma ile bölgedeki sanayi işletmelerinin yük taşımacılığında ne sıklıkla deniz yolunu tercih ettikleri, ulusal alanda yük tedarik ve sevkiyatlarını hangi bölgelerle yaptıklarını, uluslararası alanda ithalat ve ihracat bölgeleri, sanayi işletmelerinin deniz taşımacılığı ve bölgeden kaynaklı sorunları temel alınmıştır. Ayrıca, bu durumlar sanayi işletmelerinin mülkiyet durumu, hukuki niteliği ve fonksiyonuna göre değerlendirilmiştir.
Uluslararasılaşma çerçevesinde KOSGEB tarafından değerlendirilen proje bazlı desteklerin incelenmesi: Tekirdağ ili örneği
Dünyada küreselleşme ile birlikte işletmelerin uluslararasılaşma faaliyetlerinin önemi artmaktadır. Ülkemizde uluslararasılaşma kavramının önem kazanması ile birlikte hükümet politikaları ve stratejik planlarda ihracat arttırıcı, cari açığı azaltıcı destek sistemleri oluşturulmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda devletin destek politikalarının temel uygulayıcıları arasında yer alan Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), ülkemizde küçük ve orta ölçekteki işletmelerin (KOBİ) dış ticaret faaliyetlerini destekleyen programlar ile hükümet politikalarının ekonomiye adaptasyonu noktasında faaliyetlerini yürütmektedir. Küreselleşme, dış ticaret faaliyetleri, uluslararası veya bölgesel ekonomik alanlar KOBİ'lere sağlanan teşvik sistemine farklı ve yeni kısıtlamalar getirse de hiçbir zaman ortadan kaldırılmamış sadece destekleme şekilleri veya uygulamaları değişmiştir. Teşvik yada destekler ile elde edilmiş olan kazanımlar sadece desteklenen firma yada sektör ile sınırlı kalmayıp ülke genelindeki ekonomi üzerinde olumlu etkiler ortaya çıkarmıştır. Dünyada ve ülkemizde işletmelerin büyük oranını oluşturan KOBİ'ler istihdam oluşturmaları, ekonomik değişkenliklere hızlı adapte olma becerileri, rekabetçi duruşları ve bölgeler arası ekonomik dengesizlikleri düşürmede büyük rol oynayarak olumlu katkılar sağlamaktadır. Bu rollere pozitif etkinlik sağlamak, dünya pazarlarına açılmalarını teşvik etmek ve desteklemek noktasında KOSGEB destek programları uygulanmaktadır. Bu çalışmada KOSGEB tarafından uygulanan proje bazlı desteklerin analizi yapılarak, yürütülen destek çalışmalarının hükümet programları ve ulusal-uluslararası hedefler ile uyumunun üst düzeye çıkarılabilmesi için öneriler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde KOBİ'nin tanımı yapılarak ve KOBİ'lerin önemi, KOBİ durumları ve ülke ekonomisi açısından önemine değinilmiştir. Bu bölümde dünyada ve Türkiye'de KOBİ kavramı ele alınarak, KOBİ'lerin dış ticarete etkisi noktasına dikkat çekerek KOBİ'lerin piyasadaki rolü aktarılmıştır. İkinci bölümde ise KOSGEB'in varlığı ile işletmelere ve ülkeye katkı durumu ele alınmıştır. KOSGEB'in tarihi, genel yapısı, verilen destekler ile proje bazlı desteklerin uygulama esasları incelenerek mevzuat tanımları ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Tekirdağ ili ile sanayisi, Tekirdağ'da dış ticaret durumu ve ilin özel ekonomik bölgeleri ile Tekirdağ'da yararlandırılmış olan KOSGEB destek verileri sunulmuştur. Dördüncü ve son bölümde öncelikle araştırmanın amacı ve yöntemi, verileri toplama metodu, araştırmanın kapsamı ve sınırları başlıklar halinde sunulmuştur. Bu son bölümde araştırma ile birlikte Tekirdağ ilinde KOSGEB'in değerlendirdiği proje bazlı desteklerden yararlanan işletmelerin destek öncesi ve destek sonrası durumları analiz edilmiştir. Tekirdağ ilinde KOBİ'lere yönelik desteklerin proje bazlı olarak değerlendirilen kısımları verilen destekler üzerinden ele alınmıştır. Destekler, Tekirdağ ili örneği çerçevesinde araştırma yapılarak sonuca bağlanmıştır. SPSS programında analiz edilen mali veriler ile sonuçlara yer verilmesiyle desteklerin ülkeye ve Tekirdağ'a uluslarararasılaşma çerçevesinde ortaya çıkan analiz bilgileri ile sonuç ve öneriler kısmıyla bağlanmıştır. KOSGEB kurulduğu 1990 yılından beri kamu kaynaklarını KOBİ'lere aktarmakta ve 2010 yılından itibaren proje bazlı destek programları ile bugüne kadar kesintisiz bir şekilde Türkiye'de bulunan işletmelere destek vermektedir. Çalışma ile Tekirdağ ilinde proje bazlı destek programlarından kaç işletmenin yararlandığı ve bu destek programlarından yararlanmış işletmelerin destek öncesi ve sonrasında toplam satış ve yurtdışı satışlarının analizi ile desteklerden yararlanmış bu firmaların verileri ve bu firmaların aldıkları proje bazlı desteklerin uluslararasılaşma çerçevesi kapsamında incelenerek desteklerin ele alınması değerlendirilmiştir.
Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesinde sürdürülebilir yaya ulaşımı için yaya yürüyüş koridorlarının yeterliliğinin belirlenmesi
Gelişen ve büyüyen kentlerde artan nüfus ve taşıt sayısı sonucu ulaşımda taşıt odaklı düzenlemelere gidilmiştir. Bu durum kent içerisinde ulaşımın ana unsuru olan ve aktif rol oynayan yayanın hareketini olumsuz etkilemektedir. Kentlerdeki ulaşım sistemi hem yaya hem de motorlu araç ulaşımı düşünülerek oluşturulmalıdır. Yoğun kent dokusu içerisinde herkes tarafından erişilebilir ve kullanılabilir yaya yürüyüş koridorları, yaya hareketi devamlılığı için önemli yapısal alanlar olarak görülmektedir. Bu çalışmada Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesinde sürdürebilir yaya ulaşımı için yaya yürüyüş koridorlarının yeterliliğin belirlenmesi, potansiyel ve eksikliklerinin tespit edilmesi ve bulunduğu kent ile kent kimliğine katkı sağlamalarına yönelik öneriler geliştirmesi amaçlanmıştır. Öncelikle kentsel mekan içerisinde büyük bir öneme sahip olan ulaşım ve ulaşım kavramının ana unsuru olan yaya ve yaya yürüyüş koridoru kavramı, yaya bölgelerin tarihsel gelişimi, yaya karakteristikleri, alanları, planlama ve tasarım ilkeleri ve yaya yürüyüş koridoru bölgeleri irdelenmiştir. Araştırma alanı olarak seçilen cadde ve sokakların, mevcut durumları saptanmış ve belirlenen 9 kriter (işgal durumu, engelleyiciler, uygun genişlik, fiziksel durum, devamlılık, eğim, temizlik, gölge durumu, tampon bölge) doğrultusunda değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda Mimar Sinan Caddesi yaya yürüyüş koridoru olarak yüksek düzeyde uygun, İbrahim Efendi Sokağı, Peştemalcı Caddesi ve Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen Caddesi ise uygun olmayan alanlar olarak belirlenmiştir. Bu alanlara yönelik öneriler sunulmuştur.
Organik ve kimyasal gübre kullanımının karşılaştırılması: Tekirdağ ilinin Muratlı ilçesi örneği
Yeşil devrimi izleyen sanayi devrimi, bitkisel üretimde birim alandan verim artışına neden olurken, tarımda sentetik gübre kullanımını artırmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 verilerine göre Türkiye'de 2018 sonu itibariyle kullanılan saf bitki besin maddesi (N, P2O5, K2O) bir önceki seneye oranla %18,15 azalarak 2.164.158 ton olmuştur. Toplam işlenen tarım alanı miktarı ise 23.185.463 hektardır. Tarımda yoğun inorganik gübre kullanımı sağlık sorunlarına ve geri dönüşü olmayan çevre kirliliğine neden olmaktadır. Yapılan araştırma organik ve inorganik gübrelerin bitkilerin çeşitli yönleri üzerindeki etkisini gözden geçirmek, Trakya bölgesindeki toprakların organik madde miktarının azlığına rağmen verimi artırmak adına genel olarak bilinçsiz kimyasal gübre kullanımının oransal değerlerine ulaşmaktır. Bu alanda istatistiksel değerler oluşturup bölgenin sosyokültürel etkileriyle değerlendirmek ve yapılması gereken ve yapılacakları belirlemektir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler gübre tüketimi konusunda kitlenin yaklaşık %72'si en çok ilköğretim seviyesinde ve üreticileri yaklaşık %89'u arkadaş tavsiyesi ve kendi tecrübelerine göre gübre miktarlarını belirlediği, incelenen işletmelerde düzensizde olsa üreticilerin sadece %11 oranında toprak analizi yaptırdıkları saptanmıştır. Gübre analizi verilerine %50'sinin uymama nedeni eksik geldiği düşüncesidir. Üreticilerin organik gübre bilgi seviyelerine bakıldığında yaklaşık olarak %86'lık kısmı biraz bilgi sahibidir. Yaptığımız anketten aldığımız verilere göre; gübre kullanımı etkinliğinin artırılması amacıyla kimyasal gübrelerin yanında organik ve organomineral gübre kullanımının yaygınlaştırılması, çiftçilerin eğitimsel açıdan desteklenmesi ve bilinçlendirilmesi önem arz etmektedir.
Tarımsal sulama yönetiminde kapalı sistem sulamanın çevresel ve sosyo-ekonomik etkilerinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)
Bu çalışmada, Tekirdağ İlinde, kapalı sistem sulama işletmeciliğinde proje tamamlandıktan sonraki süreç içerisinde çevresel ve sosyo - ekonomik etkilerin yöre halkının bakış açısıyla sorgulanarak değerlendirildiği bu araştırmada, literatür çalışmalarının ardından 10 köyde, 21.922 da toplam sulama alanında, 147 üreticiye çevresel ve sosyo - ekonomik etkileri hakkında anket soruları yöneltilmiş, mülakatlar yapılmış ve üreticilerin yaş, eğitim, işletme tipi gibi verileri toplanmıştır. Araştırma sahasındaki üreticilerin yaş ortalaması 55 olup, 40 yaş ve altı üreticilerin yaş ortalaması %7'dir. Üreticiler 4,70 ortalama ile kapalı kanalın açık kanala göre avantajlı olduğunu beyan etmişlerdir. Kapalı sistem sulamanın çevrenin korunmasına katkısı vardır sorusunun ortalaması 4,44'tür. Üreticiler su tasarrufu sağlamak için kapalı sistem gereklidir sorusuna ortalama 4,73 ile cevap vererek bu konuda bilinç düzeyleri olduğu ortaya çıkmaktadır. Üreticilerin %74'ü suyun kıt kaynak olması sebebiyle su kayıplarının az olduğu kapalı sistem sulamaya geçilmesini belirtmişlerdir. Üreticiler kapalı sistem sulamanın çevrenin korunmasına katkısı vardır sorusuna %64 oranında cevap vermişlerdir. Bu çalışmada üreticiler genel olarak kapalı sistem sulamadan oldukça memnun olduğu gözlenmiş olup bu projelerin kırsal alanın kalkınmasına ve gençlerin çiftçilik yapmasına faydası olabileceğini beyan etmişlerdir. Ayrıca SWOT analizi yapılmış olup; kapalı sistem sulamanın güçlü yönleri su kayıplarının ilave ek yerleri dışında çok az olması ve zayıf yönünün ise ilk yatırım maliyetinin yüksek olması sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Su, Kapalı Borulu Sulama, Kanal, Tekirdağ, Tarım
Tekirdağ ilinde tarım ve tarım dışı alanlarda coccınellıdae (coleoptera) faunası üzerine araştırmalar
Coccinellidae familyasında yer alan türlerin büyük çoğunluğu avcı türlerdir. Bu sebeple bitki koruma içerisinde, biyolojik mücadele ve/veya entegre mücadelede önem arz etmektedirler. Bu nedenle Tekirdağ ilinde bu familyanın durumunu belirlemek amacıyla, 2020-2021 yıllarında, Malkara, Saray, Süleymanpaşa ve Şarköy ilçelerinde sörvey çalışmaları yapılmıştır. Sörveyler sonucunda; Adalia bipunctata (Linnaeus), Adalia decempunctata (Linnaeus), Chilocorus bipustulatus (Linnaeus), Clitostethus arcuatus (Rossi), Coccinella septempunctata (Linnaeus), Coccinella undecimpunctata (Linnaeus), Coccinula quatuordecimpustulata (Linnaeus), Exochomus nigromaculatus (Goeze), Exochomus quadripustulatus (Linnaeus), Harmonia axyridis (Pallas), Harmonia quadripunctata (Pontoppidan), Henosepilachna argus (Geoffroy in Fourcroy), Henosepilachna elateri (Rossi), Hippodamia variegata (Goeze), Hyperaspis campestris (Herbst.), Hyperaspis quadrimaculata (Redtenbacher), Myrrha octodecimguttata (Linnaeus), Nephus horioni Fürsch, Nephus nigricans (Weise), Nephus quadrimaculatus quadrimaculatus (Herbst), Oenopia conglobata (Linnaeus), Pharoscymnus pharoides (Marseul), Platynaspis luteorubra (Goeze), Propylea quatuordecimpunctata (Linnaeus), Psyllobora vigintiduopunctata (Linnaeus), Scymnus apetzi (Mulsant), Scymnus (Pullus) flagellisiphonatus (Fürsch), Scymnus (Pullus) haemorrhoidalis Herbst, Scymnus interruptus (Goeze), Scymnus marginalis (Rossi), Scymnus pallipediformis (Günther), Scymnus rubromaculatus (Goeze), Scymnus (Pullus) subvillosus (Goeze), Scymnus (Pullus) suturalis Thunberg, Scymnus quadriguttatus Fürsch and Kreissl, Stethorus gilvifrons (Mulsant), Subcoccinella vigintiquatuorpunctata (Linnaeus), Tytthaspis sedecimpunctata (Linnaeus) ve Vibidia duodecimguttata (Poda) türleri tespit edilmiştir.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi hastanesi asistan hekimlerinin teletıp (Uzaktan sağlık hizmetleri) hakkındaki bilgi düzeyi ve tutumlarının değerlendirilmesi
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi asistan hekimlerinin teletıp hakkındaki bilgi düzeyi ve tutumlarını araştırdığımız aynı zamanda teletıpla ilgili farkındalık oluşturmayı amaçladığımız çalışmamıza 192 kişi dahil edilmiştir. Asistan hekimlerin rızası alınarak yüz yüze ve online anket yoluyla 1 Haziran 2022- 1 Ekim 2022 tarihleri arasında yürütülen bu çalışma gözlemsel tipte kesitsel bir çalışmadır. Anketteki ilk 6 soru katılımcıların sosyodemografik özelliklerini tanımlamak amacıyla, geriye kalan 30 soru ise katılımcıların teletıp uygulamaları hakkındaki görüşlerini tespit etmek amacıyla oluşturulmuştur. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri incelendiğinde; %47,4'ünün kadın, %52,6'sının erkek olduğu, %67,7'sinin dahili bilimlerde, %25'inin cerrahi bilimlerde, %7,3'ünün temel bilimlerde çalıştığı ve yaş ortalamalarının 29,9 olduğu görülmektedir. Çalışmamızda katılımcıların, %77,6'sının teletıbbın gelecek sağlık sistemi için faydalı olacağını düşündüğü, %74'ünün pandemi sürecinin teletıbba bakışını etkilediği ve %64,1'inin teletıbbı kendi branşında uygulanabilir gördüğü tespit edilmiştir. Teletıbbın radyoloji, patoloji, dermatoloji, psikiyatri, pediatri, dahiliye, aile hekimliği, nöroloji ve kardiyoloji alanlarında kullanılabileceğini düşünenler, teletıbbın gelecek sağlık sistemi için faydalı olacağı yönünde daha fazla olumlu görüş bildirmiş olup bu durum istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Çalışmamızdan elde ettiğimiz sonuçlar ve yapılan geniş literatür araştırmalarına göre; teletıbbın birçok avantajının olduğu hali hazırda çok sayıda ülkede aktif ve yaygın olarak kullanıldığı, teletıbbın birçok alanda kullanılabileceği, sağlık hizmetine erişimi kolaylaştırdığı ve böylece ihtiyaç halinde daha çok hastaya ulaşılabilmesine imkân sağladığı görülmüştür.
Tekirdağ-Türkmenli sulama projesinin toprak ve su bileşenleri üzerindeki etkilerinin dalgacık yöntemi ile değerlendirilmesi
İklim değişikliğinin paralelinde, tüm sektörlerde su ve toprak kaynaklarının kantite ve kalite olarak hızlı tüketimi, ekosistemin ve tarımın sürdürülebilirliğini, güvenli gıdaya erişimi zorlaştırmaktadır. Tarımsal sulamaya olan ihtiyacın artmasıyla, suyun istenilen yer ve zamanda, istenilen miktar ve nitelikte bulundurulmasına yönelik sulama projeleri gerçekleştirilmektedir. Tez çalışması ile sulama projelerinin toprak ve su kaynaklarında yaratacağı çevresel etkilerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu hedefe yönelik olarak, Tekirdağ ili Türkmenli Sulama Gölet'i Sahası'nda toprak ve su kaynaklarında oluşan olumlu/olumsuz değişiklikler ortaya konmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, toprak ve su parametreleri, çevreye ve tarıma olan etkileri bakımından karar-destek sistemlerinden biri olan Wavelet (dalgacık) modeli ile değerlendirilmiş ve gelecekte yapılması planlanan sulama projeleri için ortaya çıkabilecek riskler belirlenmiştir. Çalışma alanında; 5 adet sağ sahil sulama kanalı ve 5 adet sol sahil sulama kanalı güzergâhında iki sulama sezonu boyunca toprak örnekleri, gölet ile sulama kanalının çıkış noktaları ve 5 adet taban suyu gözlem kuyusundan su örnekleri alınarak fiziko-kimyasal ve biyolojik analizleri gerçekleştirilmiştir. Parametre konsantrasyonları, Wavelet modelinde zaman ve mekân boyutunda analiz edilmiştir. Tuzluluk parametreleri, sulama uygulamaları, yağış ve kuraklık ile büyük ölçekte değişiklik gösterirken, nitrat (NO3), nitrit (NO2), fosfat (PO4), sülfat (SO4), klor (Cl) gibi kirleticilerin, sulama projesi sahasının yerleşim yerlerine yakınlığı, gübreleme ve endüstriyel atık suların yüzey suları ile aküfere karışması nedeniyle tehlikeli eğilimler gösterdiği tespit edilmiştir. Sulama sahasında toprakta ve suda ağır metal değişimlerinde, sanayi tesislerinden çıkan kirleticilerin etkisiyle, su ve hava taşınımı ile rüzgârın yönüne de bağlı olarak makro ve mikro ölçeklerde etkiler izlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Su ve toprak kalitesi, Wavelet, Trend analizi, Organik kirleticiler
Tekirdağ ilinde görev yapan hekimlerin hekim sorumluluğu, malpraktis ve defansif tıp konuları hakkında bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Malpraktis ve defansif tıp son yıllarda birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde sıkça anılan kavramlardır. Bu çalışmada, Tekirdağ İl Merkezinde görev yapan hekimlerin defansif tıp konusundaki tutumları ve malpraktis konusundaki bilgi düzeylerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk bölümündekatılımcıların çeşitli konularda fikirlerinin alındığı form, ikinci bölümde "Tıbbi Hatalarda Tutum Ölçeği", üçüncü bölümde ise "Malpraktis Bilgi Düzeyi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya Tekirdağ İl Merkezinde görev yapan çeşitli unvan ve branşlardan 216 hekim katılmıştır. İlk bölümünde katılımcıların malpraktis davalarında artış olduğunu ve malpraktis davasıyla karşılaşma risklerinin yüksek olduğunu düşündüğü, hekimlerin %13,4'üne dava açıldığı, %99,5'inin tıbbi hata yapmaktan korktuğu, büyük çoğunluğununTıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırdığı ancak kendisini güvende hissetmediği, birçoğunun bilirkişi kanaatlerine güvenmediği, malpraktis bilgi kaynakları arasında en önemli yeri meslektaşlar ve sosyal medyanın tuttuğu, hekimlerin hem pozitif hem de negatif defansif tıp tutumu sergiledikleri tespit edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde katılımcıların ortalama tıbbi hata tutum puanının 3,6 olduğu, dolayısıyla araştırmaya katılan hekimlerin, tıbbi hataların ve hata bildiriminin önemi hususunda ortalamanın üzerinde bir tutum sergilediği saptanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde hekimlerin %62,5'inin malpraktis düzeyi bilgi düzeyi açısından yeterli olduğu, 16-20 yıl hekimlik yapanların bilgi konusunda yeterli olma oranlarının en yüksek, 0-5 yıl yapanların ise en düşük olduğu, hakkında bir kez dava açılan hekimlerin hiç dava açılmayan hekimlere göre bilgi konusunda daha yeterli olduğu, saptanmıştır. Yapılan çalışmanın sonuçları ele alındığında malpraktis ve defansif tıp konularına tıp eğitiminde daha fazla yer verilmesi gerektiği, hizmet içi eğitimlere ağırlık verilmesi gerektiği, hekimlerin görev yaparken kendilerini güvende hissedebileceği yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Kurumsal iletişim bağlamında sağlık yönetiminde sosyal medya kullanımı: Tekirdağ örneği
Kurumlar örgütsel faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için iç ve dış paydaşlarla çeşitli yöntemleri kullanarak iletişim kurmaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte internet tabanlı web siteleri ve sosyal medya araçları kurumların yeni iletişim kurma mecraları olmuştur. Sosyal medya, kişilere zaman ve mekândan bağımsız iletişim kurabilme kolaylığı sağlamaktadır. Karşılıklı iletişimi kolaylaştırdığı için sosyal medya araçları, diğer iletişim araçlarından daha çok ön plana çıkmıştır. Günlük hayatımızın her alanında kullanılan sosyal medya, sağlık sektöründe de çeşitli amaçlar için sağlık hizmeti sunan kurumlar tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışma ile kurumsal iletişim faaliyetlerinde sosyal medyanın önemi ve yeri anlatılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmada Tekirdağ ilinde sağlık hizmeti sunan beş tane hastanenin Instagram ve Facebook hesapları incelenmiştir. Örneklem olarak seçilen hastanelerin kurumsal iletişim açısından incelenmesi için sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları içerik analizine tabi tutulmuştur. Kurumların paylaşımda bulundukları içerikler, kişilerin ve toplumun sağlık düzeyini etkilemesinden dolayı bu konuda gerekli çalışmaların oldukça önemli olduğu görülmektedir.