Consumption society
72 theses under this subject heading
Bireylerin tüketim tercihlerinde etkili olan sosyo-demografik faktörlerin belirlenmesi: Türkiye örneği
Günümüzde tüketim toplumlarının giderek çoğalması ve alışverişe olan tutku; toplumsal, dini, kültürel ve coğrafi sınırları aşarak küresel bir şekilde giderek artmaktadır. Literatürde yer alan tüketim ve tüketici davranışlarını etkileyen sosyo-demografik faktörler incelendiğinde, gelir, cinsiyet, yaş, eğitim, yerleşim yeri gibi boyutların ön plana çıktığı görülmektedir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bireylerin ve toplulukların alışverişe yönelimleri sosyo-demografik faktörlere göre değişiklikler göstermektedir. Tüketim ve tüketici davranışlarının ortaya çıkardığı çeşitli sonuçlar söz konusudur. Yüksek tüketim düzeyindeki bireylerin mutluluklarının başlıca sebeplerinden biri alışveriş haline gelirken, düşük tüketim düzeyindeki bireylerin aynı tüketim seviyesine ulaşamamalarından kaynaklanan mutsuzluk duygusu ortaya çıkmaktadır. Dünyada ve Türkiye'de aşırı tüketimi engellemek adına çeşitli kampanyalar ve yasal düzenlemeler yapılmasına rağmen, yeterince başarı sağlanamamıştır. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yaşayan bireylerin tüketim harcamalarını etkileyen sosyo-demografik ve ekonomik faktörlerin bireyin tüketim tercihleri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada bu amaç kapsamında, bireylerin tüketim harcamalarını etkileyen faktörler öncelikle regresyon analizi ile araştırılmış, ardından tüketim harcamaları ile onu etkileyen faktörler arasındaki ilişkinin farklı tüketim harcama düzeylerinde değişip değişmediğini belirlemek amacıyla, kantil regresyon modeli tahmin edilmiştir. Son olarak, farklı harcama gruplarını etkileyen (12 alt grup) faktörlerin değişip değişmediğini belirlemek amacıyla tobit regresyon modelinden yararlanılmıştır.
Technoculture and hyperreality in Don Delillo's Americana, Great Jones Street, and White Noise
In 21st century, many postmodernist authors, theorists and critics explain and argue in their works that the contact with the 'reality or real' have been lost in various respects, and people have been fascinated with this loss, and that the sense of historicity has disappeared or forced to be replaced with other ways or forms of historicity, and that consumer society dominates over the masses, and that the copy or copy of copy defines the sense of 'reality or real', and that media technologies and mass media have a domineering power over the guidance of people's lives. Most specifically, the masses around the globe in the 21st century are forced to consume through media and their contents such as advertisements, movies, interviews and so forth. The consumption is transformed into insatiable desires and wishes rather than needs. Furthermore, individuals forget their 'authentic self' and identities, and adopt the self and identity of the masses. The effects of late capitalism and culture industry, the death or end of the subject are reflected in the plays and novels of Don DeLillo, a contemporary American writer. In this respect, this dissertation argues causes and effects of the physical and psychological states of the characters in White Noise, Great Jones Street and Americana based on postmodern concepts such as technoculture and hyperreality. In addition, this argument will be supported by the postmodern theory in general terms, and with Jean Baudrillard's Simulation theory, his theories of the consumer society and the masses, Marshall McLuhan's media theory and specifically 'hot' and 'cool' media, Zygmunt Bauman's 'liquidity', and 'need', 'desire', and 'wish' and François Lyotard's Postmodern Condition more specifically.
Tüketim toplumu bağlamında sosyal medya bağımlılığı
Geçmişten günümüze iletişimin ve bu bağlamda gelişen teknolojinin bireylerin hayatlarına dahil olması sonucu, bireylerin bir takım sosyal ağlar aracılığı ile tüketime gitmesi ve bu tüketim çılgınlığının bir takım sosyal medya bağımlıları doğururken sosyolojik ve fizyolojik olarak tüm toplumu etkilemesi ile halkla ilişkilerin bağdaştırılması ve ekonomik anlamda olumlu ya da olumsuz etkileri tez içerisinde işlenmiştir. Tüketim toplumu bağlamında sosyal medya bağımlılığının halkla ilişkiler açısından fayda ve zararlarından bahsedilmiştir.
Tüketim kültürü ve mekânsal izdüşümü olarak alışveriş merkezi: Siirt-Andera park AVM örneği
Tüketim olgusunun tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. İnsan hayatta kalmak ve yaşamını sürdürmek için tüketmek zorundadır. Zorunlu ihtiyaçtan kaynaklanan tüketim tamamlandığında ihtiyaç fazlasını içeren daha karmaşık bir tüketim örüntüsü görülür. Özellikle modernleşme, sanayileşme ve teknolojik ilerlemeyle birlikte toplumların tüketim anlayışları daha da karmaşıklaşmıştır. Modern tüketim toplumlarında bireyler sadece ihtiyaçları için değil diğerlerinden farklılaşmak, statü elde etmek, boş zamanlarını değerlendirmek ve yaşam tarzını ortaya çıkararak bir kimlik edinmek için de tüketirler. Modern toplumların tüketim mabetleri ise alışveriş merkezleri olmaktadır. Aynı anda ayakkabıdan, çantaya, teknolojik ürünlerden, gıdaya pek çok ürünün tek bir merkez içerisinde sunulması bu merkezleri çok daha cazip hale getirmektedir. Bu çalışma tüketim kültürü ve bu kültürün yeni iz düşüm alanı haline gelen alışveriş merkezi üzerine bir incelemeyi konu edinmektedir. Tüketim insanların yaşamını kuşatan, dolayısıyla davranışlarına yön veren bir olgudur. "Tüketim Kültürü ve Mekânsal İzdüşümü Olarak Alışveriş Merkezleri" adlı çalışmada tüketim olgusunun hem mekânsal hem kültürel mabedi olan alışveriş merkezi ile ilişkiselliğini ele alınacaktır. Bu araştırma ile bireylerin alışveriş merkezine neden gittiklerini, amaçlarını, ne kadar süre kaldıklarını ve ne sıklıkla bu mekânı tercih ettiklerini gün ışığına çıkarmak hedeflenmektedir. Çalışmada Siirt'te ikamet eden ve Siirt Andera Park Alışveriş Merkezi alışveriş merkezine giden bireyler örneklem olarak seçilmiştir. Bu doğrultuda niceliksel metot ile saha araştırması yapılmıştır. . Niceliksel metot olarak anket veri toplama tekniği seçilmiş ve 150 bireye üzerinde anket uygulanmıştır. Tüketim, daha çok sosyal bir etkinliktir. Özellikle globalleşme ile birlikte sosyal ilişkilerin yeni ve farklı bir tarzı olarak ifade edilmektedir. Tüketim, insan hayatı için önemli olsa da tüketimin araçsal ve değişim değeri ön plana çıkarken, amaçsal ve kullanım değerinin giderek zayıfladığı yeni bir toplum örüntüsü ortaya çıkmaktadır. Alışveriş merkezi de bu durumun mabedi haline gelerek söz konusu ilişkiyi somutlaştırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Tüketim Toplumu, Alışveriş Merkezi.
A comparative study among Turkish and American consumers on the relationship between cultural dimensions and the two important outcomes of consumer society: Conspicuous consumption and online compulsive buying behavior
Culture is considered to be one of the core mechanisms that drive people's behavioral patterns and the need for understanding consumer's cultural orientations and their effects on consumer behavior becomes even more crucial every day. This study was designed to address the gap in the literature and attempts to investigate the influence of cultural dimensions on the two important outcomes of today's consumer society; conspicuous consumption and online compulsive buying behavior. Also, another aspect of this research is to see if conspicuous consumption orientation has connections with online compulsive buying behavior. Lastly, it attempts to show whether conspicuous consumption orientation and online compulsive buying behavior varies across cultures and the role of demographics. In order to achieve these goals, the study employed two samples from two nations (Turkey and United States) that have distinct cultural orientations at the national level. Based on the models tested in two samples, the findings show that collectivism, power distance and masculinity had significant effect on conspicuous consumption orientation in both nations yet the most impactful cultural dimensions varied based on nation. Also, it has been discovered that collectivism, power distance and uncertainty avoidance were in relation with online compulsive buying behavior in both nations yet masculinity was not. Finally, conspicuous consumption and online compulsive behavior were found to be correlated and the correlation was moderate and positive.
From the early republic to the present the reflection of the fashion consept in the context of consumption on the space
Political, economic and technological policies have been effective in the modernization transformation of societies. In the formation of Turkish society, especially in the 1923 and 1950s, a social transformation took place with the understanding of socio-economic and cultural development supported by science and technology. The need for clothing and shelter, which is a necessity, varies according to time and living standards. Since the 1950s, domestic and foreign policy policies in Turkey have led to social changes and transformed the basic need of the individual for shelter and clothing. The year 1980 was an important turning point in which radical cultural changes were experienced depending on the political and economic structure of Turkey. Transition to the neoliberal economy in the 1980s In the 1990s, a new social structure brought about by consumption emerged, and in the 2000s, a period in which the consumption culture gained momentum. The space produced according to the needs within the scope of the economic and political structures that Turkey is in has also become a part of the consumption patterns over time. Thus, within the scope of space and individual consumption, the variability of fashion has taken its place in its temporality. Günümüzde siyasi, teknolojik, kültürel, toplumsal, ekonomik tüm olgular tüketim kavramı ile ilişkilendirilmektedir. This relationship is based on the fact that consumption is constantly stimulated and produces new needs. The acceleration of consumption in the globalizing world has led to an increase in people's taste and accessibility, and thus a rapid transformation of societies. This fast and modern life imposed by consumerism has come under the threat of being directed by consumption patterns. In this sense, the study deals with the transformation of time, space and user integrity in the context of fashion within the logic of consumption, and due to the individual's need for differentiation, the bond between time-space-human relationship is periodically examined. In the modernization of Turkish society, it is aimed to examine the fashion phenomenon, the transformation of the individual and the interior space, iii based on temporary innovations, through the production of space and the clothing of the individual. Within the scope of the study, the transformative effect of the concept of fashion trend on space design has been examined periodically within the scope of user, space production/design, belonging, cultural stratification, fashion, consumption culture. Today, the modern city dweller; In the multi-layered social structuring of the city, the production and consumption patterns that change over time in the dressing of the individual's body and the built physical environment were examined. In a process where the transition to "flexible accumulation" in the new world order and the discriminating possibilities of the global economic system through fashion trends, the identification of space and the user has been transformed into the focus of consumption dynamics. As a result, in the current social structure within the scope of the transformations; dressing the body and space, in the context of consumption it has been determined that the designer is also overshadowed by its original content independent of space and time, the boundaries are blurred, and it turns into something produced to be consumed without a floor.
Estetik ve plastik cerrahların branş seçme nedenleri ve çalışma ilişkileri
Bu tez çalışması, estetik ve plastik cerrahların branş seçme nedenleri ile çalışma ilişkilerini açıklamayı hedeflemektedir. Modern tıbbın dönüşümü, sağlık sektöründe yaşanan neoliberal politikalar, tüketim kültürünün yaygınlaşması ve medyanın güzellik algısını yeniden üretmesi gibi toplumsal dinamikler, hekimlerin uzmanlık tercihlerini doğrudan etkilemektedir. Özellikle estetik ve plastik cerrahi, sadece medikal bilgiyle değil; aynı zamanda ekonomik kazanç, prestij, hasta profili ve özel çalışma olanakları gibi piyasa temelli etkenlerle şekillenen bir uzmanlık alanı olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, hekimlerin estetik ve plastik cerrahiyi seçme nedenlerini bireysel motivasyonlar kadar yapısal ve toplumsal faktörlerle birlikte değerlendirmek ve bu tercihin sağlık sistemindeki dönüşümle nasıl ilişkili olduğunu ortaya koymaktır. Araştırmada nitel yöntem kullanılmış, amaçlı örnekleme ile belirlenen estetik ve plastik cerrahlarla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırma bulguları, hekimlerin branş tercihinde sadece mesleki ilgi ve tatminin değil; yüksek gelir beklentisi, özel sektörde çalışma imkânı, hasta seçebilme özgürlüğü, esnek çalışma koşulları, özerklik ve prestij gibi unsurların belirleyici olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra estetik cerrahinin sanatsal yönü, birebir hasta ilişkisi kurma imkânı ve sosyal görünürlük gibi faktörler de tercih sürecinde önemli rol oynamaktadır. Bulgular neticesinde, estetik ve plastik cerrahi uzmanlığı, günümüz sağlık sisteminde sadece tıbbi bir alan olarak değil; ekonomik, kültürel ve sembolik sermaye ile iç içe geçmiş bir mesleki pratik olarak konumlanmaktadır. Bu çalışma, neoliberal sağlık politikalarının hekim emeği üzerindeki etkisini ve güzellik ideallerinin mesleki tercihlere nasıl yansıdığını sosyolojik bir perspektifle ele alarak literatüre özgün katkılar sunmaktadır. Ayrıca, estetik cerrahideki hukuki boşlukların giderilmesi gerektiği, doktorların piyasa mantığıyla hareket etmelerinin yaratabileceği etik sorunlara karşı yapısal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Aynı zamanda, estetik müdahale kararı verecek bireylerin de bu yapısal koşulları göz önünde bulundurarak bilinçli tercihlerde bulunmaları önem arz etmektedir.
Tüketim toplumu ve ontolojik güvenlik erozyonu dâhilinde yükselen akım "Yoga"
Bu tezin amacı; günümüz insanının, toplumsal sistemle olan ilişkisindeki asimetrik güç ilişkisi ile varolma mücadelesindeki temel problem alanlarını "ontolojik güvenlik erozyonu" üzerinden ele alarak, baş etme stratejilerinin ortaya çıkışında rol oynayan faktörler hakkında bir farkındalık yaratarak, yoga üzerinden aktörün süreçteki konumunu değerlendirmek ve baş etme stratejileri içinde hızla yayılan yoga özelinde durumu bir ölçüde netleştirmektir. Tezin temel kabulü birey ve toplum ilişkisi bağlamında Giddens'ın yapılaşma kavramına dayanmaktadır. Tezin sistematiği önce yapı ve sonra aktör edimi yönünde kurgulanmıştır. İlk aşamada makro boyutta küreselleşme sürecinde toplumsal yapı özellikleri tartışılmış ve yeni dünya düzeninde insan ekolojisindeki değişimler irdelenmiştir. Bu süreci anlamayı kolaylaştıracak sistematik çerçeve, Urie Bronfenbrenner'in "insan ekolojisi teorisi"ne dayandırılmıştır. Ardından literatüre dayalı olarak yoganın ne olduğu, yeni dünya düzenindeki konumlanması, örgütlenme dizaynı ve taahhütleri araştırılmıştır. Son aşamada ise mikro ölçekli düzlemde aktörlerin tepkisi bağlamında bireylerin bu yapının ortaya çıkardığı ve ontolojik güvenliğini olumsuz yönde etkileyen durumlara karşı nasıl bir vaziyet alış sürecinde oldukları, yoga yapan bireylerle yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlar üzerinden incelenmiştir. Katılımcılar kartopu tekniği tespit edilmiştir. Araştırmanın temel sonucu; bireylerin küresel-kapitalist sistemin üretimi olan tüketim toplumu modeli ve dinamikleri dâhilindeki deneyimleri ve sosyo-ekolojilerindeki değişimlerin ontolojik güvenlik zafiyeti veya erozyonu olarak nitelendirilebilecek türden olduğu, yoganın günümüz küresel-kapitalist sistemin kâr ve ürün odaklı satış stratejisi çerçevesinde bir tüketim nesnesi haline geldiği ve yoga yapan bireylerin çoğunun yogayı bir baş etme stratejisi olarak anlamlandırdıklarıdır.
Kapitalizmin yarattığı tüketim toplumu: Meta olgusuyla bütünleşen insan
Feodal sistem içerisinde filizlenen kapitalist sistem geçmişten bugüne büyük ve etkili oluşumlara sebebiyet vermiştir. Ortaya çıktığı ilk andan itibaren iktisadi, sosyal, siyasi ve teknolojik gelişmelerin de etkisiyle toplumsal yapı önemli ölçüde dönüşmüştür. Özellikle sistemdeki çarkın dönüm noktası olan Sanayi Devrimi'nin yaşanması ve buna paralel nitelikte seri-kitlesel üretim, tarımdan koparılıp fabrikalarda ucuz emeği oluşturan proletarya üretimde artış yaşanmasına olanak sağlamıştır. Üretimin bu denli seri ve çeşitli olması karşısında ise tüketimci bir toplum yapısı meydana gelmiştir. Bu bağlamda çalışmanın ilk bölümünde kapitalist sistem tarihsel bir perspektifte ele alınmış, sistemi karakterize eden temel unsurlara ve hegemonik gücünü koruyan bu sistemin yükselmesinde etkili olan bir takım gelişmelere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde kapitalizmin yaratmış olduğu tüketim toplumu araştırılmıştır. Tüketime bağımlı bir toplum yapısının meydana gelmesindeki temel etkenler aktarılmış ve kapitalizm ile tüketim arasındaki ayrılmaz bağ ortaya konulmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise meta-emekten meta-beden ve nihayetinde meta-insana dönüşüm süreci dijital kapitalizm çerçevesinde ele alınmış ve metayla bütünleşen insan figürü ortaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı tarihsel bir perspektif içerisinde kapitalizmi anlamak ve ortaya çıkarmış olduğu tüketim toplumunda metalaşan insanı tartışmaktır. Dolayısıyla bu çalışmada eleştirel bir bakış açısı ile kapitalist sistemin yaratmış olduğu tüketim toplumunda insanın bir meta haline nasıl geldiği teorik bir düzlemde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, Emeğin Metalaşması, Tüketim Toplumu, İnsanın Metalaşması
Tüketim toplumlarında kadının metalaştırılmasının Vala Thorsdottir'in 'Bildiğiniz Şeyler' oyunundaki yansıması
Bu tez çalışmasında, tüketim kavramı ekseninde, tüketim toplumlarında kadının metalaştırılması Vala Thorsdottir'in 'Bildiğiniz Şeyler' metni üzerinden incelenmiştir. Araştırma konusu kapsamında, literatür taraması yapılıp, 'tüketim toplumları', 'kadının metalaştırılması' kavramları araştırılmış ve bu bağlamda örnek oyun dramaturjisi yapılmıştır.
'Ambalaj' filmi bağlamında bir varoluş problemi olarak sosyal medyada gösteriş paylaşımları ve karakter simülasyonu
Gösteri toplumunda bireylerin sosyal medyada ürettiği simülatif kimlikleri, dijital, yapay bir uzam yaratmıştır. Bu sanal uzamın değerlerine ortak olma ve bu değerlerden pay alma yapılan paylaşımlarla mümkün olmaktadır. Paylaşım, güçlülük, zenginlik, mutluluğa sanal olarak erişmenin ilanıdır. Bu ilanlarda gerçeklikten ziyade, izleyenlerin zihninde algı oluşturma çabası vardır. Bu olguya karakter simülasyonu diyebiliriz. Sosyal medyada karakter simülasyonları paylaşımları, hem izleyen hem de yaratanları sahte bir evrene taşımakta ve gösterilenle gerçek arasındaki mesafe git gide açılmaktadır. Bu güncel toplumsal durum, bu çalışmanın temel sorunsalını oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında bireyin sosyal medyada yapay kimlik oluşturma sebepleri incelenmiş, dijital çağda gerçeğin modeller aracılığıyla üretildiği simülasyon evreninin oluşma sebepleri analiz edilmiştir. Yine bu araştırmalara bağlı olarak sosyal medyaya sunduğu hayattan farklı bir hayatı olan bir sosyal medya fenomeni üzerinden Ambalaj isimli film üretilmiştir. Filmde sosyal medyaya sunulan ve gerçekte yaşanan arasındaki fark irdelenerek, simülasyonun boyutları gösterilmeye çalışılmıştır.
Tüketim psikolojisinin toplum üzerindeki etkisive sanat eseri
''Tüketim Psikolojisinin Toplum Üzerindeki Etkisi Ve Sanat Eseri'' adlı yüksek lisans tez çalışmasında sanat nesnesinin süreç üzerindeki dönüşümü, toplum, tüketim kültüründe sanat nesnesi, tüketim psikolojisi gibi çeşitli başlıklar altında incelenerek; bu araştırma kapsamında tüketim kavramından esinlenerek oluşturulan çalışmalara yer verilmiştir. Sanat kavramı geçmiş yüzyıllardan günümüze kadar evrimleşerek karşımıza çıkmaktadır. Günümüze yaklaştıkça teknolojinin gelişmesiyle sanat kavramının bakış açısı, amacı, anlamı değişmiştir. Sanayi Devrimi ile birlikte zemin hazırlanmış ve zamanla karşımıza çıkan hareketler, akımlar, manifestolar ve görüşler ile şekillenmiştir. Tüketimin ön planda olması sanatın gidişatını ve üslubunu değiştirmiştir. Tüketimin toplum üzerindeki psikolojisi, tüketim ürünü ile sanat ürünü arasındaki ilişki ve sanata nasıl yansıdığı incelenerek tez raporunda yer verilmiştir. Bunun yanı sıra sanat piyasası, çağdaş sanatın örgütlenmesi bağlamında incelenerek, küreselleşmenin sanata ve sanatçıya yansımaları güncel örnekler ile ele alınmıştır. Tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm sanat nesnesinin geçmişten günümüze kadar dönüşümü ve tüketim kavramı hakkında örnekler üzerinden açıklamalarla incelenmiştir. İkinci bölümde tüketim tarihi, psikolojisi ve toplum üzerinde araştırmalar yapılmış ve örneklerle incelenmiştir. Üçüncü bölüm ise tüketim kültüründe sanat nesnesinin nasıl yer edindiği hakkında örnekler üzerinde açıklamalarla ele alınmıştır. Dördüncü bölüm tüketim kavramının sanata yansımaları hakkında yeni bir bakış açısıyla sonuçlandırılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Sanat Nesnesi, Toplum, Psikoloji
Pazarlama ve tüketim toplumuna eleştirel bir bakış: Tüketim karşıtlığına ilişkin nitel bir model
Yakın zaman içinde meydana gelen birçok protesto, demokratikliği ve etikselliği sorgulanan sistemlere karşı çıkan toplulukların varolduğunu tekrar göstermiştir. Bu topluluklar, kimi zaman AVM inşaatı için ağaçların kesilmesine karşı çıkmakta, kimi zaman toplu taşıma fiyatlarının artışını protesto etmekte, bazen de kapitalist dünyanın hükümdarları olduğu düşünülen %1'lik kaymak kesimin alanlarını işgal etmektedir. Bu hareketlerin önemli bir bölümünü ise tüketici hareketi oluşturmaktadır. İşte bu çalışma; tüketimin, zararlı, yok eden, küçük düşürücü ve ayrıştıran yönüne karşı çıkan özgün bir grubu—tüketim karşıtlarını—inceleme yoluyla toplumsal/sürdürülebilir Pazarlama nosyonuna katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Temellendirilmiş Kuram isimli nitel metodolojiden faydalanılarak yürütülen araştırma, Türkiye'de farklı illerde yaşayan ve farklı jenerasyon ve altyapılara sahip tüketim karşıtlarının, baskın pazarlama ve tüketim sisteminin özelliklerinin farkında olan bireyler olduğunu ve bu bireylerin tüketime benzer şekilde baktıklarını ortaya koymaktadır. Araştırma sonucunda beliren model, tüketim karşıtlarının dönüşüm, amaç ve davranışlarını tüm yönleriyle açığa vurmaktadır. Araştırma sürecinin işletme ve pazarlama yönetimine sağladığı yol haritası, üretilen ürünlerin, fonksiyonalite, rasyonel değer, verimlilik ve etik değer ölçüleri gözetilerek geliştirilmesi ve fiyatlandırılmasına işaret etmektedir. Bu yol haritasına göre etik olmayan imaj inşası ve etik olmayan tutundurma faaliyetleri de pazarlama tarafından artık bir kenara bırakılmalıdır. Tüketim karşıtlarının nitelikli insan kaynağı özellikleri taşıdıkları görülmekte, farkındalığı yüksek ve etik değerler ile hareket ettiği düşünülen bu bireylerin toplumsal gelişme yolunda kilit oyuncu rolleri üstlenebileceği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, Pazarlama, Tüketim karşıtlığı, Tüketim toplumu
Facebook'taki marka sayfalarının kadınlar tarafından takip edilmesine yönelik kullanım ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde bir inceleme
Bu çalışmada, kitle iletişim araçlarını karşısında izleyici olarak konumlanan bireyin kendi ihtiyaç ve arzularını gidermek adına, bilinçli olarak medya tercihi yapışı ele alınmıştır. Tüketim toplumu tartışmaları bağlamında, bireyin izleyiciden tüketiciye dönüşme süreci ve reklamların bu amaca aracılığı tarihsel bir arka plan dahilinde tartışılmıştır. Yeni iletişim teknolojilerinin beraberinde gündelik yaşamın bir parçası haline gelen sanal ortamlar ve bu ortamların tüketici için konumlandırılışı, reklamcılık uygulamaları odağında irdelenmiştir. Kartopu örneklem yöntemi ile ulaşılan kadın internet kullanıcıların, çalışmanın amaç sorularından yola çıkılarak hazırlanan ankete verdikleri cevaplar Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı bağlamında değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Sosyal ağlar, reklamcılık, kadın tüketiciler, Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı
Jean Baudrillard perspektifinde tüketim olgusunun yeniden üretilmesi: Tüketim toplumu
Bu tez çalışmasında ünlü Fransız düşünürlerinden biri olan Jean Baudrillard'ın tüketim olgusu ve tüketime yaklaşımı incelenmektedir. Akademik hayatı boyunca kapitalizmi anlamaya çalışan Baudrillard, teknoloji, reklam, kitle iletişim araçlarıyla kapitalist tüketim ilişkilerinin nasıl dayatıldığı ve devamlılığını sağladığını ayrıntılı bir şekilde çözümlemeyi amaçlamıştır. Tüketim olgusu, insanlığın ortaya çıkmasıyla ilintili bir durumdur. Binlerce yıllık yaşamsal süreçte birçok aşamadan geçen tüketim, günümüz toplumlarında kullanım değeri çerçevesinde satın alınıp tüketme anlayışı önemini kaybetmiştir. Baudrillard'ın tüketim toplumunun nasıl ortaya çıktığı incelenirken, simülasyon, simülakr, hiper gerçeklik, gösterge, nesne, kitle iletişim araçları, reklam, teknolojiye ilişkin görüşlerinden yararlanılarak hareket edilmiştir. Baudrillard'ın düşünce sistemi irdelenlenmiş ve günümüz tüketim toplumlarını inşa eden üretim ve tüketim ilişkilerine odaklanılmıştır. On dokuzuncu yüzyıllarda teknolojide başlayan önemli ilerlemeler sonucunda toplumların tüketim ilişkilerinde değişim yaşanmaya başlanılmış ve tüketim toplumundaki tüketim olgusunun sorgulanmasına neden olmuştur. Dolayısıyla Jean Baudrillard, teknoloji, reklam, kitle iletişim araçları ile tüketim olgusunun gerçekliğini yitirdiğini ve gerçekliğin simülakrların göstergeleriyle yeniden üretilerek tüketim temelli bir topluma dönüştüğünü belirtmiştir. Bu doğrultuda çalışmamızda Jean Baudrillard'ın simülasyon kuramının ve bu kurama ilişkin tüm değerlerin anlamlarını yitirdiği, bunun inşasında gelişen teknoloji, reklam ve kapitalist tüketim ilişkilerinin etkisi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Baudrillard, Tüketim Toplumu, Simülasyon, Simülakr, Teknoloj, Reklam
Gösterişçi tüketim eğilimlerinin konaklama işletmesi tercihleri üzerindeki etkisi: Öğretmenler üzerinde bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, müşterilerin satın alma davranışı sergilerken gösterişçi tüketime olan eğilimlerini ölçmek ve bu eğilimin konaklama işletmeleri tercihleri üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaçla, Kütahya ili ve ilçelerinde yer alan MEB'e bağlı devlet okullarında çalışan öğretmenler ve okul yöneticilerinden online anket yöntemi kullanılarak 400 adet veri toplanmıştır. Toplanan veriler üzerinde; geçerlilik ve güvenilirlik analizleri, t-testi, ANAVO testi, keşfedici faktör analiz, korelasyon ve regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda gösterişçi tüketimin satın alma tercihleri üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Ayrıca öğretmenlerin gösterişçi tüketim eğilimleri ile konaklama işletmesi tercihleri arasında anlamlı, olumlu ve orta düzeyde bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak; öğretmenlerin gösterişçi tüketim eğilimlerinin konaklama işletmesi tercihi üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla kurulan 18 adet hipotezin, 10 tanesi kabul edilirken 8 tanesi reddedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gösterişçi Tüketim, Konaklama İşletmeleri, Gösterişçi Tüketim Eğilimlerinin Konaklama İşletmesi Tercihleri Üzerinde Etkisi
Understanding new generation consumers in the Turkish consumption society: Research on shopping practices and buying behaviors of generations X and Y
One of the principal activities, ensuring the functioning of the existing system and its continuity in today's capitalist societies, is consumption. Especially the neo-liberal policies in Turkey, executed in the 1980s, the globalization process and technological developments brought a consumption-oriented social mentality into the forefront, requiring the emergence of a new type of consumer. Affected by these conjectural conditions of Turkey, Generation X was stuck between the old and the new and became the first consumers of the Turkish consumption culture. The following generation, Generation Y, on the other hand, started to exist as consumers in a time, when digital breakthroughs were witnessed in the society and consumption manifested itself in all areas of life. These changes have deeply influenced the shopping practices of Generations X and Y, also called the new generation consumers, as well as their buying behaviors. In this framework, this study attempts to reveal the similar and different approaches of Generations X and Y regarding this topic, by evaluating the offline/online shopping practices and buying behaviors of both generations, from the perspective of the consumption society. Performed with this objective in mind, the scope of this study included the elaboration of relevant concepts through an academic literature review and the usage of in-depth interviews and questionnaires, in order to investigate said matter in Turkey, which yielded comprehensive data. In this context, an important finding is Generation Y's preference to shop online more than Generation X and with hedonic values in mind, while they do so. Key words: Consumer Society, Consumer Behavior, Generation X, Generation Y, New Generation Consumer, Online Shopping, Offline Shopping
The socio-cultural communication patterns of esports
The technology, which is the source of the easing of life at present, has been effective in going beyond the generally known definitions of the traditional game and sports concepts and in different definitions. These concepts, which have been reproduced and presented in different forms, have been mixed with technological developments and have gone beyond their axes, in other words, it has given different meanings to the hollowed concepts. This change in the digital world has reinforced itself with the concept of eSports, which emerged as a result of the merger of the concepts of game and sports. This practice, which is settled in our language as eSport and whose reality is not questioned, is weighed based on Pierre Bourdieu's concept of "doxa". The concept of eSport, which is based on the concept of "doxa", which constitutes the theoretical background of this research, has been explained through other concepts, usages-satisfaction, culture industry, consumer society, spectacle society, simulation, and margarine operation. The research, eSports, presented as a sport, has been examined within the scope of the audience - player and aims to show how it is involved in the process of industrialization economically and the rise in its transformation into a demonstration society. In this context, the motivations that lead individuals to consumption are examined by associating eSports and digital games, which are the reasons of existence of eSports, uses and gratifications, to individuals as consumption elements The effects of the virtual world simulated by games and how it is actually tried to affect the individual are discussed in relation to the concept of margarine operation. With all of this, the reflections of the eSport concept in Turkey which is reflected as a sport to the individuals and yet touches very different points were discussed.
The effects of gender roles and social class on one's identity
The patriarchal and consumerist society constructs gender and class roles for its members to assume and behave accordingly. One's economic situation and assumed gender role play a major part in forming and shaping one's identity. Men and women are expected to behave within the norms and definitions of their given gender roles along with their economic situations. If they do not behave accordingly to these socially constructed roles, they are not accepted by society, and thus, become outcasts. This study aims to demonstrate the effects of these constructed roles of gender and class upon the individual from a feminist and Marxist-feminist perspective through the analysis of the characters in the novels, Mrs. Dalloway by Virginia Woolf, The Bell Jar by Sylvia Plath, and The Edible Woman by Margaret Atwood. It is indicated from all three novels that these constructed roles of society put a great amount of pressure upon the individuals, especially on women, and prevent them from discovering and realising their own authentic identities. Moreover, these constructed roles create conflicts in one's psyche, even lead to mental problems. Keywords: Gender Roles, Feminism, Identity, Economic Situation, Patriarchy, Consumerism, Social Constructs
Gösteri toplumu ve kimlik sorununa sosyolojik bakış
Günümüz toplumunun bir sorunu olan gösteriş ve kimlik sorununu sosyolojik boyutta inceleyen bu çalışmada kimlik üzerine geliştirilen kuramlara, sanal kimlikler ve medyanın birey üzerindeki etkilerine, sosyal paylaşım ağlarının ve internetin sosyalleşme ve kimlik inşası üzerindeki etkilerine, gösteri toplumu ile tüketim ilişkisinin nasıl temellendirildiğine ve tüketim kültürünün oluşmasında medyanın ve medya araçlarının rollerinin neler olduğuna teorik ve uygulamalı çalışmalar üzerinden holistik bir temelde değinilmiştir. Çalışma sadece sosyolojik kaynaklarla sınırlı tutulmamış farklı disiplinlerin verilerine ulaşılarak geniş ve kapsamlı bir literatür çalışması ortaya konulmuş; kitaplar, dergiler, makaleler, internet kaynakları vb. çok farklı dokümanlar kullanılmak suretiyle kimlik sorunu ve gösteri toplumu konuları irdelenmiştir. Bu bağlamda gösteri toplumunu, kimlik ve benlik oluşumunu açıklamaya dönük kuramsal yaklaşımlara değinilerek genel çıkarımlar ve tespitlerde bulunulmuştur. Yapılan çalışma sonunda bireyin medya araçlarının etkisiyle doğduğu çevrenin, ailesinin yaşam ve görüşlerinden, mahremiyet, örf, adet vs. gibi temel yapı taşlarından bağımsız yaşantılara özendiği, sahip olmak istedikleri kimliklerini sanal platformlarda oluşturduğu, gösteriş uğruna tüketim nesnesi haline geldiği, yüz yüze ilişkilerden çok sanal ilişkilere doğru kaydığı, bireysel ve toplumsal anlamda davranışlarında değişimlerin yaşandığı, sosyalleşirken aynı zamanda kendisine ve çevresine yabancılaştığı sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda günümüz toplumunda gösteriş ve kimlik sorunu yaşayan bireylerin artmasını engellemek, medya araçlarının birey ve toplum üzerinde olumsuz etkilerinin azaltmak, sosyo-kültürel anlamda norm ve değerlerimizin neler olduğunu bireylere doğru ve etkili bir şekilde anlatmak toplumsal anlamda daha büyük sorunların yaşanmasını engelleyeceği sonucuna varılmıştır.
Tüketim toplumu-narsisizm ilişkisine sosyolojik bir bakış
Toplumsal yapıda meydana gelen dönüşümler bireyin ruhsal yaşamını etkileyerek benliğini şekillendirmektedir. Bu nedenle her toplumsal sistemin kendi yapısına uygun yaygın bir kişilik örgütlenmesi vardır. Günümüzde giderek yaygınlaşan, psikanalitik kuramın en önemli kavramlarından biri olmakla birlikte gündelik yaşamda da sık sık kullanılan narsisizm, çağımızın psikopatolojisi haline gelmektedir. Narsisizm sadece psikolojik bir kavram değil aynı zamanda kültürel bir durumu ifade etmektedir. Dolayısıyla son yıllarda giderek artan narsisizmi tek bir açıdan ele almak diğer etkenlerin yok sayılmasına neden olur. Bu nedenle narsisizmi, toplumsal yapıda meydana gelen değişimler ve kültürel yapı içerişinde ele alıp değerlendirmek gerekir. Bu bağlamda tez; günümüz tüketim toplumunun bireyin yaşam tarzını ve kimliğini dönüştürerek narsisizmi hangi koşullarda tetikleyip beslediğini ve bu durumun toplumsal yaşama nasıl yansıdığını incelemektedir. Birinci bölümde, narsisizm kavramının anlamı açıklanarak kökeni, türleri ve boyutları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, tüketim toplumunun gelişim sürecine ve tüketim kültürüne değinilmiş, tüketimin kimlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Son bölümde ise tüketim toplumu unsurları ile narsisizm arasındaki ilişki analiz edilerek yaygınlaşan narsisizmin toplumsal sonuçları ele alınmıştır.
XX. yüzyıl Türk resim sanatında tüketim nesnesi ve hazır nesne
Bu araştırmada; tüketim toplumunun yarattığı etkiler içerisinde, Batı ve Türk sanatçılarının hazır nesne ve tüketim nesnesini konu ve malzeme yönünden kullanımları incelenmiştir.Sanayinin gelişimi ve sonrasında ortaya çıkan tüketim toplumu yeni bir insan tipi ortaya çıkarmıştır. Seri üretim ve teknolojik gelişmeler resim sanatını teknik, malzeme ve konu olarak da yeni bir döneme getirmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde XX. Yüzyılı etkileyen sanayi ve teknolojik gelişmeler, sanat ve toplum ilişkisi bağlamında genel olarak ele alınmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde; ilk olarak batı sanatında hazır nesne ve tüketim nesnesini malzeme ve konu olarak işleyen sanatçılar, genel olarak incelenmiştir. Batı sanatında Kübizmde kolaj ile başlayan hazır nesne kullanımı ve sonrasında Dadaizm, Pop sanatı ve Kavramsal sanat çerçevesindeki sanatçıların çalışmaları araştırmanın konusu kapsamında tartışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde Türk resim sanatındaki gelişmelere kısaca değinilmiştir. 1967'den sonraki hazır nesne ve tüketim nesnesini konu ve malzeme kullanımı olarak ele alan sanatçılardan çalışmalar incelenmiştir.Nitel özellik taşıyan bu araştırmada konu ile ilgili kaynak araştırması yapılmıştır. Ayrıca betimsel yöntemlerden biri olan yayın tarama teknikleri kullanılarak örnek resimlerden yararlanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tüketim, Hazır Nesne, Toplum, Resim
Çocukluk imgesi, oyun ve oyuncak: Sosyo-kültürel bir analiz
Çocukluk imgesi, çocuğa yüklenen anlamı, çocukluk anlayışını ifade eder. Çocukluk imgesi, çağlar boyunca farklı anlamlara sahip olmuştur; dolayısıyla çocukluk imgesi, toplumsal bir kurgudur. Oyun kültürü de, çocuk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Değişik toplumsal süreçlerde değişik çocukluk imgelerinden bahsedilebildiği gibi, değişik çocuk oyunlarından/oyuncaklarından söz edilebilmektedir. Dolayısıyla çocukluk ve çocuk kültürü, toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Çocuk oyunları ve çocukluk imgesi, toplumsal değişimlerden en çok etkilenen ve toplumsalı da en çok niteleyen alanlardan biridir.Günümüzde çocukluk ve çocuk oyunları kültürü hızla değişmektedir. Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, post-modern çocukluk imgesinden, sosyal oyunların ve geleneksel oyuncakların ortadan kaybolmasından söz edilmektedir. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimlerin, çocuk oyun kültürünün ve çocukluk kavramının değişimine etkisi söz konusudur.Bu çalışmada çocukluk'un, oyun ve oyuncağın sosyolojik anlamda neleri ifade ettiği; değişen sosyo-kültürel süreçlerden çocukluk'un ve oyun kültürünün nasıl etkilendiği, değiştiği ve değişimin ne yönde olduğu ele alınmıştır. ?Geleneksel, modern ve post-modern? kavramsallaştırması kullanılarak, çocuk kültürünün toplumsal değişim kaynakları olan sanayileşme, kentleşme, teknolojik ilerlemeler, kapitalizm, tüketim kültürü ve küreselleşme süreçleriyle ne şekilde değiştiği tarihsel karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocukluk imgesi, oyun, oyuncak, toplumsal değişim, geleneksel, modern, post-modern, sosyo-kültürel analiz.
Kitle iletişim araçlarında ailenin ve ataerkinin yeniden üretimi (Örnek olaylar: Zuhal Topal'la İzdivaç programı ve Geniş Aile dizisi)
ÖZETKİTLE İLETİŞİM ARAÇLARINDA AİLENİN VE ATAERKİNİN YENİDEN ÜRETİMİ (ÖRNEK OLAYLAR: ZUHAL TOPAL'LA İZDİVAÇ PROGRAMI VE GENİŞ AİLE DİZİSİ)ŞAHİN, HaticeYüksek Lisans Tezi, Sosyoloji Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Şehriban ŞAHİN KAYATemmuz, 2011, 123 sayfaBu tez insanlar için son derece önemli bir duygusal destek alanı olan aile kurumunun ataerkillik, popüler kültür ve kapitalizm üçgeninde nasıl tekrar üretildiği, ?aile son buluyor? tartışmaları arasında kadını ikincilleştiren ataerkilliğin kitle iletişim araçlarında nasıl temsil edildiğini ?Geniş Aile? ve ?Zuhal Topal'la İzdivaç? örnek olayları üzerinden ortaya koyma hedefindedir. Bu çalışmada ailenin ve kitle iletişim araçlarının tarihsel gelişimi ve teorik yaklaşımları üzerine basılı yayın araştırması yapılmıştır. ?Geniş Aile? ve ?Zuhal Topal'la İzdivaç? programları üzerine uygulanan gözlem, içerik analizi ve görüşme teknikleri kullanılmıştır.20. ve 21. yüzyılın insanları günlük hayatın her anında ve her alanında kitle iletişiminin ürettiği kimliklere ve imajlara maruz kalırlar. Kitle iletişim araçlarında üretilen anlamlar, üretim ve tüketim ilişkilerini içerir. Üretim ve tüketimin söz konusu olduğu her noktada güç ilişkileri devreye girer. Kitle iletişim araçlarından söz edildiği noktada popüler kültür ve tüketim toplumu ilişkisine bakılması bir zorunluluktur.Çağdaş toplumlarda herkes bir tüketicidir. Tüketim, ister insanın yiyecek, giyecek, barınma ihtiyacı olsun isterse de kültürel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olsun kitleleri yönlendiren popüler kültürün egemenliği altındadır. Popüler kültür bir eğlence kültürü olarak kitle iletişim araçları tarafından tekrar tekrar üretilmektedir. Popüler kültürün yeniden üretimi esnasında toplumun içinde yaşayan kültür sorgulanmadan gösterime sokulur. Gösterime sokulan görüntü toplumu çağdaşlaştırmanın ötesinde sadece gelirlerini en üst seviyeye çıkarmanın peşindedir.Üreme, seks güdüsü ve duygusal bağlılıklar sonucu ortaya çıkan aile kurumu özel mülkiyet anlayışı ile birlikte ataerkil sistemin tahakkümü altına girmiştir. Kapitalizm kendinden önceki tüm kavramları, yaşam biçimlerini geleneksel olarak niteleyerek kendini farklılaştırmıştır, ancak ataerkillik konusunda bir süreklilik göstermiştir. Kitle iletişim araçları gelirlerini korumak ve artırmak için ataerkil kapitalist sisteme sıkı sıkıya bağlıdır. Kitle iletişim araçları, özellikle televizyon ataerkil aile yapısını korumak için toplumun ataerkil kültürel varlıklarını sorgulamadan ekrana taşır. Geniş Aile dizisi toplumdaki ataerkil aile imajını en iyi yansıtan örneklerden biridir.Zuhal Topal'la İzdivaç programına katılan kişiler çoğunlukla modern yaşam şartlarıyla yalnız kalan insanlar, ekonomik sıkıntı içinde olan ve bir erkeğin bakımına ihtiyaç duyan kadınlar ve kendilerine ev içindeki ihtiyaçlarını karşılayacak beceriler kazandırılmamış erkeklerdir. Geçmiş dönemlerde insanlar yaşlı anne ve babalarının bakımını üstlenmekteydi. Son dönemlerde yaşanan toplumsal ve ekonomik koşullar bunu engellemektedir. Geniş ailelerin parçalanmasıyla birlikte insanlar yaşlılıklarında yalnız kalmaktadır. Bu durumdan kurtulmak için çözümü evlilikte bulmuşlar ve en kolay yol olarak da toplum tarafından sevilen insanlarca sunulan televizyon programlarını tercih etmektedirler.Anahtar Kelimeler: Aile, Ataerkillik, Kapitalizm, Popüler Kültür, Tüketim Toplumu, Kitle İletişim Araçları.