Tüketim toplumu

61 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Pazarlama ve tüketim toplumuna eleştirel bir bakış: Tüketim karşıtlığına ilişkin nitel bir model

Yakın zaman içinde meydana gelen birçok protesto, demokratikliği ve etikselliği sorgulanan sistemlere karşı çıkan toplulukların varolduğunu tekrar göstermiştir. Bu topluluklar, kimi zaman AVM inşaatı için ağaçların kesilmesine karşı çıkmakta, kimi zaman toplu taşıma fiyatlarının artışını protesto etmekte, bazen de kapitalist dünyanın hükümdarları olduğu düşünülen %1'lik kaymak kesimin alanlarını işgal etmektedir. Bu hareketlerin önemli bir bölümünü ise tüketici hareketi oluşturmaktadır. İşte bu çalışma; tüketimin, zararlı, yok eden, küçük düşürücü ve ayrıştıran yönüne karşı çıkan özgün bir grubu—tüketim karşıtlarını—inceleme yoluyla toplumsal/sürdürülebilir Pazarlama nosyonuna katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Temellendirilmiş Kuram isimli nitel metodolojiden faydalanılarak yürütülen araştırma, Türkiye'de farklı illerde yaşayan ve farklı jenerasyon ve altyapılara sahip tüketim karşıtlarının, baskın pazarlama ve tüketim sisteminin özelliklerinin farkında olan bireyler olduğunu ve bu bireylerin tüketime benzer şekilde baktıklarını ortaya koymaktadır. Araştırma sonucunda beliren model, tüketim karşıtlarının dönüşüm, amaç ve davranışlarını tüm yönleriyle açığa vurmaktadır. Araştırma sürecinin işletme ve pazarlama yönetimine sağladığı yol haritası, üretilen ürünlerin, fonksiyonalite, rasyonel değer, verimlilik ve etik değer ölçüleri gözetilerek geliştirilmesi ve fiyatlandırılmasına işaret etmektedir. Bu yol haritasına göre etik olmayan imaj inşası ve etik olmayan tutundurma faaliyetleri de pazarlama tarafından artık bir kenara bırakılmalıdır. Tüketim karşıtlarının nitelikli insan kaynağı özellikleri taşıdıkları görülmekte, farkındalığı yüksek ve etik değerler ile hareket ettiği düşünülen bu bireylerin toplumsal gelişme yolunda kilit oyuncu rolleri üstlenebileceği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, Pazarlama, Tüketim karşıtlığı, Tüketim toplumu

Bilinçli tüketimEleştiriKarşıtsal çözümleme+7
Emre Başcı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Facebook'taki marka sayfalarının kadınlar tarafından takip edilmesine yönelik kullanım ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde bir inceleme

Bu çalışmada, kitle iletişim araçlarını karşısında izleyici olarak konumlanan bireyin kendi ihtiyaç ve arzularını gidermek adına, bilinçli olarak medya tercihi yapışı ele alınmıştır. Tüketim toplumu tartışmaları bağlamında, bireyin izleyiciden tüketiciye dönüşme süreci ve reklamların bu amaca aracılığı tarihsel bir arka plan dahilinde tartışılmıştır. Yeni iletişim teknolojilerinin beraberinde gündelik yaşamın bir parçası haline gelen sanal ortamlar ve bu ortamların tüketici için konumlandırılışı, reklamcılık uygulamaları odağında irdelenmiştir. Kartopu örneklem yöntemi ile ulaşılan kadın internet kullanıcıların, çalışmanın amaç sorularından yola çıkılarak hazırlanan ankete verdikleri cevaplar Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı bağlamında değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Sosyal ağlar, reklamcılık, kadın tüketiciler, Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı

FacebookKadınlarReklamcılık+7
Deniz Marmasan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim toplumu-narsisizm ilişkisine sosyolojik bir bakış

Toplumsal yapıda meydana gelen dönüşümler bireyin ruhsal yaşamını etkileyerek benliğini şekillendirmektedir. Bu nedenle her toplumsal sistemin kendi yapısına uygun yaygın bir kişilik örgütlenmesi vardır. Günümüzde giderek yaygınlaşan, psikanalitik kuramın en önemli kavramlarından biri olmakla birlikte gündelik yaşamda da sık sık kullanılan narsisizm, çağımızın psikopatolojisi haline gelmektedir. Narsisizm sadece psikolojik bir kavram değil aynı zamanda kültürel bir durumu ifade etmektedir. Dolayısıyla son yıllarda giderek artan narsisizmi tek bir açıdan ele almak diğer etkenlerin yok sayılmasına neden olur. Bu nedenle narsisizmi, toplumsal yapıda meydana gelen değişimler ve kültürel yapı içerişinde ele alıp değerlendirmek gerekir. Bu bağlamda tez; günümüz tüketim toplumunun bireyin yaşam tarzını ve kimliğini dönüştürerek narsisizmi hangi koşullarda tetikleyip beslediğini ve bu durumun toplumsal yaşama nasıl yansıdığını incelemektedir. Birinci bölümde, narsisizm kavramının anlamı açıklanarak kökeni, türleri ve boyutları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, tüketim toplumunun gelişim sürecine ve tüketim kültürüne değinilmiş, tüketimin kimlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Son bölümde ise tüketim toplumu unsurları ile narsisizm arasındaki ilişki analiz edilerek yaygınlaşan narsisizmin toplumsal sonuçları ele alınmıştır.

NarsisizmSosyolojik analizTüketim+1
Ayşegül Dağtekin
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

XX. yüzyıl Türk resim sanatında tüketim nesnesi ve hazır nesne

Bu araştırmada; tüketim toplumunun yarattığı etkiler içerisinde, Batı ve Türk sanatçılarının hazır nesne ve tüketim nesnesini konu ve malzeme yönünden kullanımları incelenmiştir.Sanayinin gelişimi ve sonrasında ortaya çıkan tüketim toplumu yeni bir insan tipi ortaya çıkarmıştır. Seri üretim ve teknolojik gelişmeler resim sanatını teknik, malzeme ve konu olarak da yeni bir döneme getirmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde XX. Yüzyılı etkileyen sanayi ve teknolojik gelişmeler, sanat ve toplum ilişkisi bağlamında genel olarak ele alınmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde; ilk olarak batı sanatında hazır nesne ve tüketim nesnesini malzeme ve konu olarak işleyen sanatçılar, genel olarak incelenmiştir. Batı sanatında Kübizmde kolaj ile başlayan hazır nesne kullanımı ve sonrasında Dadaizm, Pop sanatı ve Kavramsal sanat çerçevesindeki sanatçıların çalışmaları araştırmanın konusu kapsamında tartışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde Türk resim sanatındaki gelişmelere kısaca değinilmiştir. 1967'den sonraki hazır nesne ve tüketim nesnesini konu ve malzeme kullanımı olarak ele alan sanatçılardan çalışmalar incelenmiştir.Nitel özellik taşıyan bu araştırmada konu ile ilgili kaynak araştırması yapılmıştır. Ayrıca betimsel yöntemlerden biri olan yayın tarama teknikleri kullanılarak örnek resimlerden yararlanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tüketim, Hazır Nesne, Toplum, Resim

Hazır nesneResim sanatıResimler+3
Gökhan Aslan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk imgesi, oyun ve oyuncak: Sosyo-kültürel bir analiz

Çocukluk imgesi, çocuğa yüklenen anlamı, çocukluk anlayışını ifade eder. Çocukluk imgesi, çağlar boyunca farklı anlamlara sahip olmuştur; dolayısıyla çocukluk imgesi, toplumsal bir kurgudur. Oyun kültürü de, çocuk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Değişik toplumsal süreçlerde değişik çocukluk imgelerinden bahsedilebildiği gibi, değişik çocuk oyunlarından/oyuncaklarından söz edilebilmektedir. Dolayısıyla çocukluk ve çocuk kültürü, toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Çocuk oyunları ve çocukluk imgesi, toplumsal değişimlerden en çok etkilenen ve toplumsalı da en çok niteleyen alanlardan biridir.Günümüzde çocukluk ve çocuk oyunları kültürü hızla değişmektedir. Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, post-modern çocukluk imgesinden, sosyal oyunların ve geleneksel oyuncakların ortadan kaybolmasından söz edilmektedir. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimlerin, çocuk oyun kültürünün ve çocukluk kavramının değişimine etkisi söz konusudur.Bu çalışmada çocukluk'un, oyun ve oyuncağın sosyolojik anlamda neleri ifade ettiği; değişen sosyo-kültürel süreçlerden çocukluk'un ve oyun kültürünün nasıl etkilendiği, değiştiği ve değişimin ne yönde olduğu ele alınmıştır. ?Geleneksel, modern ve post-modern? kavramsallaştırması kullanılarak, çocuk kültürünün toplumsal değişim kaynakları olan sanayileşme, kentleşme, teknolojik ilerlemeler, kapitalizm, tüketim kültürü ve küreselleşme süreçleriyle ne şekilde değiştiği tarihsel karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocukluk imgesi, oyun, oyuncak, toplumsal değişim, geleneksel, modern, post-modern, sosyo-kültürel analiz.

AydınlanmaBireysellikBireysellik+32
Fulya Sormaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim araçlarında ailenin ve ataerkinin yeniden üretimi (Örnek olaylar: Zuhal Topal'la İzdivaç programı ve Geniş Aile dizisi)

ÖZETKİTLE İLETİŞİM ARAÇLARINDA AİLENİN VE ATAERKİNİN YENİDEN ÜRETİMİ (ÖRNEK OLAYLAR: ZUHAL TOPAL'LA İZDİVAÇ PROGRAMI VE GENİŞ AİLE DİZİSİ)ŞAHİN, HaticeYüksek Lisans Tezi, Sosyoloji Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Şehriban ŞAHİN KAYATemmuz, 2011, 123 sayfaBu tez insanlar için son derece önemli bir duygusal destek alanı olan aile kurumunun ataerkillik, popüler kültür ve kapitalizm üçgeninde nasıl tekrar üretildiği, ?aile son buluyor? tartışmaları arasında kadını ikincilleştiren ataerkilliğin kitle iletişim araçlarında nasıl temsil edildiğini ?Geniş Aile? ve ?Zuhal Topal'la İzdivaç? örnek olayları üzerinden ortaya koyma hedefindedir. Bu çalışmada ailenin ve kitle iletişim araçlarının tarihsel gelişimi ve teorik yaklaşımları üzerine basılı yayın araştırması yapılmıştır. ?Geniş Aile? ve ?Zuhal Topal'la İzdivaç? programları üzerine uygulanan gözlem, içerik analizi ve görüşme teknikleri kullanılmıştır.20. ve 21. yüzyılın insanları günlük hayatın her anında ve her alanında kitle iletişiminin ürettiği kimliklere ve imajlara maruz kalırlar. Kitle iletişim araçlarında üretilen anlamlar, üretim ve tüketim ilişkilerini içerir. Üretim ve tüketimin söz konusu olduğu her noktada güç ilişkileri devreye girer. Kitle iletişim araçlarından söz edildiği noktada popüler kültür ve tüketim toplumu ilişkisine bakılması bir zorunluluktur.Çağdaş toplumlarda herkes bir tüketicidir. Tüketim, ister insanın yiyecek, giyecek, barınma ihtiyacı olsun isterse de kültürel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olsun kitleleri yönlendiren popüler kültürün egemenliği altındadır. Popüler kültür bir eğlence kültürü olarak kitle iletişim araçları tarafından tekrar tekrar üretilmektedir. Popüler kültürün yeniden üretimi esnasında toplumun içinde yaşayan kültür sorgulanmadan gösterime sokulur. Gösterime sokulan görüntü toplumu çağdaşlaştırmanın ötesinde sadece gelirlerini en üst seviyeye çıkarmanın peşindedir.Üreme, seks güdüsü ve duygusal bağlılıklar sonucu ortaya çıkan aile kurumu özel mülkiyet anlayışı ile birlikte ataerkil sistemin tahakkümü altına girmiştir. Kapitalizm kendinden önceki tüm kavramları, yaşam biçimlerini geleneksel olarak niteleyerek kendini farklılaştırmıştır, ancak ataerkillik konusunda bir süreklilik göstermiştir. Kitle iletişim araçları gelirlerini korumak ve artırmak için ataerkil kapitalist sisteme sıkı sıkıya bağlıdır. Kitle iletişim araçları, özellikle televizyon ataerkil aile yapısını korumak için toplumun ataerkil kültürel varlıklarını sorgulamadan ekrana taşır. Geniş Aile dizisi toplumdaki ataerkil aile imajını en iyi yansıtan örneklerden biridir.Zuhal Topal'la İzdivaç programına katılan kişiler çoğunlukla modern yaşam şartlarıyla yalnız kalan insanlar, ekonomik sıkıntı içinde olan ve bir erkeğin bakımına ihtiyaç duyan kadınlar ve kendilerine ev içindeki ihtiyaçlarını karşılayacak beceriler kazandırılmamış erkeklerdir. Geçmiş dönemlerde insanlar yaşlı anne ve babalarının bakımını üstlenmekteydi. Son dönemlerde yaşanan toplumsal ve ekonomik koşullar bunu engellemektedir. Geniş ailelerin parçalanmasıyla birlikte insanlar yaşlılıklarında yalnız kalmaktadır. Bu durumdan kurtulmak için çözümü evlilikte bulmuşlar ve en kolay yol olarak da toplum tarafından sevilen insanlarca sunulan televizyon programlarını tercih etmektedirler.Anahtar Kelimeler: Aile, Ataerkillik, Kapitalizm, Popüler Kültür, Tüketim Toplumu, Kitle İletişim Araçları.

AileAtaerkilKapitalizm+6
Hatice Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Modern dünyanın bunalımı karşısında radikal bir eleştiri ve alternatif çözümler: Ivan Illich

Bu çalışma Toplum Felsefesi alanında olup, 20.yy'da yaşamış, Avusturyalı filozof ve toplum eleştirmeni olan Ivan Illich'in çağdaş batı kültürü ve kurumları ile modernite problemlerinden olan kapitalizm, endüstri, medeniyet, teknoloji ve tüketim toplumu gibi sorunlara yönelik eleştiri ve çözüm önerilerine yer vermeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Illich'in hayatı, eserleri ve entelektüel biyografisine yer verilecektir. İkinci bölümde modernite eleştirilerinden bahsedilecek olup, çalışmanın son bölümü olan üçüncü bölümde ise Illich'in bu sorunsala ürettiği çözüm önerileri ele alınacaktır. Bu çalışmada, Illich'in bir ideoloji olarak gördüğü yenilik fikri üzerinde durulmakla beraber bu kavramın toplumu gelenekten kopuşa sürükleme aşamaları incelenecektir. Bu aşamalar ise modernizmin bir sorunsal boyut getirdiği ekonomik, çevresel, sosyo-kültürel ve etik zemindeki bozulmalar üzerinde olacaktır. Bu problematikler mekanik bir dünya oluşturduğu için çalışmada insani değerlerin kaybı ve bireyin kendi ürettiklerine bağımlı olması etüd edilecektir.

EndüstriIllich, IvanKapitalizm+6
Dönüş Sarıtaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim ve atık: Toplumsal gerçeklik oluşturma eylemleri içinde atık toplayıcılar üzerine bir çalışma

19. yüzyıldan itibaren sanayileşme ve beraberinde yaşanan kentleşmeyle birlikte tüketim toplumunun gelişmesi, üretilen çöp miktarının da hızla artışına neden olmuş ve bu artış, yüzyılın ortalarından itibaren katı atık sistemlerinin geliştirilmesini beraberinde getirmiştir. 20. yüzyılın sonlarına doğru, katı atık hizmetlerinde çöpler, insanların yaşam alanlarından uzaklaştırılan değersiz çıktılar olmaktan ziyade geri kazanılabilecek ve değişim değerine sahip bir meta, endüstriyel bir hammadde olarak görülmeye başlanmış ve bu yaklaşım değişikliğiyle birlikte çöp olarak değerlendirilen nesneler de atık adını almaya başlamıştır. Her iktisadi gelişmenin politik ve toplumsal bir yansıması olduğu gibi tüketimden arta kalanların iktisadi bir değer, piyasada değişim değerine sahip bir ürün haline gelmesi de kaçınılmaz olarak politik ve toplumsal yaşamda bir karşılığa sahiptir. Bu anlayıştan hareketle yapılan bu çalışmada, geçimini atıkların kayıt dışı satışı üzerinden sağlayan Gaziantep kentindeki atık toplayıcıların ekonomik ve sosyal yaşamlarıyla birlikte kentin tüketim davranışlarını atık toplayıcıların deneyimleri üzerinden okumak amacıyla etnografi yönteminin kullanıldığı keşfedici bir araştırma yaklaşımı takip edilmiştir. Katılımcı gözlem ve derinlemesine görüşme teknikleri kullanılarak 14 atık toplayıcıyla yapılan araştırmada atık toplayıcılığın sosyal ve ekonomik yönden yoksulluk, güvencesizlik, belirsizlik, ya da tehlikeli olmakla yaftalanma ile çevrili bir yaşam biçimi sunmasına rağmen yalnızca ekonomik kazanç sağlanacak son seçenek olduğu için değil, bununla beraber bilinçli bir tercih durumunun da var olduğu görülmüştür.

Atık kağıt toplayıcılarıAtık toplamaAtık yönetimi+6
Elif Can Suna
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kapitalizm ve korku

Bu çalışma kapitalist toplumda üretim ve tüketim alanındaki öznenin, Marx, Foucault ve Lacan'nın özne üzerine tartışmalarından hareketle korku ve kaygı üzerinde temellenen nasıl bir öznellik geliştirdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Günümüzde kapitalist sistem devamlılığını sağlarken, insanı da kendisiyle birlikte dönüştürmektedir. Üretim ilişkileriyle kendisine bağladığı insanı gün geçtikçe çeşitlenen tüketim ürünleriyle de kendisine bağlamaktadır. Diğer taraftan kapitalizm dünyayı tehdit eden risklerin küresel düzeyde artmasıyla insanları korku durumlarını çoğaltan bir sistemdir. Bu çalışma kapitalist sistemin ilerlemesiyle birlikte insanların genel kaygı ve korku düzeylerinin arttığını, çalışmanın hayatta kalmak için zorunlu para kazanma kaynağı haline dönüşmesiyle, insanların üretim ilişkilerine mecburen eklemlenmesi sonucu yaşadığı korku ve kaygı durumlarını tartışmaktadır. Burada üretim ilişkilerinin bir egemenlik ilişkisine dönüşürken, çalışmanın bir statü halini alması, statü endişesini oluştururken, esnek üretime geçmeyle birlikte iş güvencesizliğinin getirdiği korku ve kaygıya değinildi. Diğer taraftan tüketimin artık bir ihtiyacı karşılamak yerine bizzat kendisinin bir ihtiyaç halini almasıyla tüketim toplumuna girdiğimizi ilan eden Baudrillard?dan hareketle, insanın salt kendisi istediği için değil, kendine ?rasyonel? diye sunulan davranışları yapmak, ürünleri tüketmek zorunda hissetmesiyle birlikte bu uyumlulaştırma sürecinin modern insanda açtığı korku ve kaygının varlığı ortaya konulmaya çalışıldı. Öznenin kapitalist toplumda artık nesneler, göstergeler ve resmin şiddetine maruz kaldığını tespit ettik. Büyüsü bozulan dünyada gösteri toplumu her şeyi temsile bırakıp kaçarken öznenin nasıl anlamsızlık dünyasında kaldığına ulaşıldı. Marx bize sosyalizm fikrini sunarken onu istememiz ve sosyalizmi kurmamızın en büyük nedenlerinden birisi olarak insanın kendi değerini kendi belirlemesi olarak ortaya koyar. Tüketim ve üretim ile çevrilmiş toplumun hiçbir zaman kendi değerini kendinin biçemediği, artık tükettikçe yok olan, sahip oldukça var olduğu yanılsaması yaşayan bir öznenin olduğu tespit edildi. Öznenin kendi değerini bulduğunu sandığı nesneler ve gösteri dünyası, yaşamanın anlamı gibi görünen üretim ilişkileri, öznenin kendisini kaybederek kendini gerçekleştirdiği, kendi hakikati olabilmek için başkası haline geldiği bir ortam olduğunun altı çizildi. Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, Korku, Kaygı, Marx, Baudrillard, Tüketim, Üretim, Gösteri Toplumu, Özne, Öznellik, Debord, Tüketim Toplumu

Baudrillard, JeanKapitalizmKorku+7
Olkan Senemoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni kapitalizm ve insan: Tüketim toplumunda yaşam pratikleri

1970'lerden itibaren kapitalist üretim tarzındaki değişimlerin yalnızca ekonomik değil, toplumsal ve kültürel alanlar üzerindeki etkileri sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinde de üzerine yoğunlaşılan konulardan olmuştur. Esnek üretim tarzının yanında teknolojinin gelişiminin de etkisiyle ürünlerin nasıl üretileceğinden ziyade, nasıl pazarlanacağı kapitalist sistem için asıl sorun haline gelmiştir. Buna bağlı olarak kapitalist sistemin odak noktası üretimden satışa yani tüketime kaymıştır. Çeşitli adlandırmalarla karşımıza çıkan; çalışmada kapitalizmin yeni bir evresi olarak ele aldığımız ve yeni kapitalizm, esnek kapitalizm, yeni ekonomi, post-modern ekonomi olarak ifade edilen dönemde belirgin olan husus, esneklik ve tüketimin önemli bir rol almış olmasıdır. Üretimin her şeyden daha çok pazarlama imkânlarına göre gerçekleştirildiği ve çeşitli araçlar vasıtasıyla tüketimin teşvik edildiği bu toplum yapısı tüketim toplumu olarak adlandırılmaktadır. Çalışmada yeni kapitalizm ve tüketim toplumu tartışmalarına yer veren literatürden hareketle, kapitalist üretim tarzının dönüşümlerinin etkisinden yola çıkarak ve esnek üretim tarzının yeni normlarının sonuçlarıyla birlikte toplumun bir tüketim toplumuna dönüşümü ve tüketim toplumunda yaşayan insanların yaşam pratikleri araştırılmıştır. Bu anlamda kapitalizm ve insan ilişkisi ekseninde çalışmada, esnek üretim tarzının ön plana çıkardığı tüketim odaklı düzenlemelerin insanı hem üretim hem de tüketim alanında nasıl etkilediği konusu üzerine yoğunlaşılmıştır. Çalışmada tüketim kültürünün hâkim olduğu bir toplumda yaşayan insanın hayatının her anında tüketim yönlendirmesi ile karşılaştığı tespit edilmiştir. Tüketim araçlarının aynı zamanda bireylerin denetlenmesinin bir aracı olduğu iddia edilmiştir. Kapitalist sistemin kendini yeniden gerçekleştirmesi adına bir zorunluluk olan tüketimin devamlılığının sağlanması için, sistemin tüketiciler olarak ele aldığı insanlar için de tüketimin en önemli amaç haline getirilmekte olduğu görülmektedir. Kapitalist sistemin tüketimi arttırmak kaygısı ile kullanıma soktuğu çeşitli araçların insanların yaşamını derinden etkileyen sonuçlara sebebiyet verdiği ve bunun yanında tüketim toplumunun giderek bir borçlular toplumuna dönüştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeni Kapitalizm, Esneklik, Tüketim, Tüketim Toplumu, Borçlular Toplumu

EsneklikKapitalizmTüketim+2
Nermin Kılıç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim toplumu çerçevesinde kına gecesi organizasyonları: Samsun-Çarşamba örneği

İçinde bulunduğumuz toplum; yaşanan sosyal, kültürel, ekonomik değişmenin etkisiyle geleneksel örf, adet ve ritüelleri dönüşüme uğratmaktadır. Kültür toplumun vazgeçilmez unsuru olmakla birlikte toplumları birbirinden farklılaştıran değerler bütünüdür. Her toplumun kendine özgü kültürü vardır. Kültürümüzün bir parçası olan evlilik öncesinde yapılan kına gecesi, eğlenceli bir görsel şölen olarak değerlendirilmektedir. Günümüz kına gecelerini oluşturan modern organizasyonların varlığı ve çalışma prensipleri bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde organizasyonların varlığı her tören ve davette (nişan, düğün, sünnet, mezuniyet) görüldüğü gibi kına gecesi ile daha bütünleşik bir hal almaktadır. Bu çalışmada, kültürümüzün bir parçası olan, Samsun ili Çarşamba ilçesindeki kına geceleri adet ve geleneklerinin ortaya konması hedeflenmiştir. Ayrıca; kına gecelerine özel tutulan organizasyonlar, organizasyonların nasıl ortaya çıktığı, neden organizasyonların ve neden kına koçlarının tercih edildiği incelenmiştir. Organizasyon tutulmasında etkili olan kişilerin sosyal, ekonomik ve kültürel özellikleri incelenmiştir. Buna ek olarak tüketim toplumunun yansımaları ve gösterişçi tüketim kavramı incelenmiştir. Tüketim ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişki organizasyonculuk faaliyeti ile ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır.

DüğünGösterişçi tüketimKültürel tüketim+6
Edanur Sandıkcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno'da modern insan düşüncesi ve tüketim toplumu analizi; Samsun örneği

Bu çalışma, modern tüketicilerin hayata olan bakışı ve yaşam şekillerini tüketim kültürü üzerinden anlamayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda kültür endüstrisinin getirdikleri, tüketime yönelik algı ve düşünceler, hermenötik yöntem kullanılarak Samsun ilinde yaşayan toplam 15 kişi ile gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlarla çözümlenmeye çalışılmıştır. Kültür endüstrisinden tüketim toplumuna varış süreçleri üzerinden tüketicilerin sahip oldukları tüketim kültürünü kapsayan bu çalışma; günlük hayat içerisinde alışveriş, kitle iletişim araçları, sosyal kimlik, aile kavramı ve manevi değerler temelinde şekillendirilmiştir. Çalışma sonucunda, tüketim kültürünün getirmiş olduğu fiziksel ve sahte ihtiyaçlara sahip olma arzusunun modern bireyde manevi boyutta değerler kaybına neden olduğu görülmüştür. Bu sonucun bireyde "mutsuzluk, dayanışma eksikliği, güven kaybı, yabancılaşma, yalnızlaşma ve anlam kaybı" gibi duygu durumlarının yaşanmasına ve toplum içerisinde huzuru sağlayacak olan değerlerin ve duyguların kaybolmasında etkili olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aydınlanma, Frankfurt Okulu, Eleştirel Teori, Kültür Endüstrisi, Tüketim Kültürü, Tüketim Toplumu, Değerler Tüketimi.

Adorno, TheodorAydınlanmaDeğerler+7
Fatma Begüm Özel
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Reklamlarda yuva imgesinin yeniden üretilmesi

Bu çalışmanın amacı reklamlarda yer alan yuva imajının kurgulanışının toplumdaki egemen ideolojiyle yeniden üretilmesini araştırmak üzerine odaklanmıştır. Yuva kavramı için temel unsur olan ailenin, toplumsal bir kurum olarak ekonomik ve kültürel değişiklikler karşısında gösterdiği değişim kaçınılmazdır. Bu çalışmada tarihsel süreç içerisinde dünya genelinde ve Türkiye özelinde incelenen yuva kavramı, üyeleri, mekanı ve güvenlik gibi vazgeçilemez unsurları ile ele alınmıştır. Bu incelemede kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması sonucu, yuva kavramında meydana gelen gelişme ve değişimler de göz önünde bulundurulmuştur. Yuva kavramı, özeline inildiğinde kavrama ait aile, aile üyeleri, mekan gibi unsurların, tüketim kültürü, tüketim toplumu, imaj, kültür emperyalizmi ve özellikle reklamlar bağlamında, egemen ideolojiye yönelik yeniden inşası analiz edilmiştir. Reklamlarda yuva imgesinin yeniden inşasının kurgulanışını ele alabilmek için literatür taraması yapılmış, çalışmanın analiz bölümünde göstergebilim tekniği kullanılmış, televizyonda kullanılan göstergeler aracılığıyla aile ve yuvanın yeniden üretilişi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yuva, Aile, Reklam, İmaj, Tüketim Kültürü, Tüketim Toplumu, Kültür Emperyalizmi

AileKültürel emperyalizmReklamcılık+6
Sabiha Yudum Tüfekçi
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim toplumu bağlamında Türkiye'de yeni medyanın muhafazakârlığın dönüşümü ve dini değerlerin metalaşması üzerine etkisi

Günümüzde, internet teknolojisinin hayatın her alanına nüfuz etmesi, kaçınılmaz olarak dini alanı da etkilemektedir. Özellikle, sosyal medya platformlarının sayısının artması ve kullanımının yaygınlaşması, dinsel olanın dijital ortamlarda görünürlüğünü daha çok arttırmaktadır. Ancak, sosyalleşme dışında, tüketimin gerçekleşmesinde de önemli bir role sahip olan sosyal medya, piyasa mantığı çerçevesinde her şeyi birer tüketim nesnesine çevirirken; dini değerler de tüketim nesnesi haline gelmekte ve böylece, metalaşmanın en çarpıcı ve görünür hali burada gözlemlenebilmektedir. Bu doğrultuda sosyal medya, diğer kesimler gibi muhafazakâr bireyi de sadece gösterişçi ve hazcı tüketim ile sahip oldukları inanç ve geleneksel değerlerinden koparmamakta; aynı zamanda, yaydığı kültür ile onu, modern kodlarla yeniden inşa etmektedir. Bu dönüşümü tespit etmek amacıyla, çalışmada nitel yöntem ile yarı- yapılandırılmış sorularla ve 50 kişi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Böylece, çalışma, bireylerin davranış ve tutumlarından ziyade, sosyal medyanın düşünce yapılarındaki değişim üzerinde ne derece etkili olduğunu ve dijital ortamlarda dini değerlerin metalaşması sorununu incelemektedir. Elde edilen bulgulara göre, sosyal medya, dini değerler ve bireyin dindarlığı üzerinde etkili olup; dönüştürücü ve yeniden üretici bir güce sahip olmaktadır. Bu tezin, sosyal medya, din, tüketim kavramları çerçevesinde yapılan din sosyolojisi araştırmalarına katkı sağlayacağı umulmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tüketim, Yeni Medya, Muhafazakârlık, Dini Değerler, Metalaşma

Dini değerlerMetalaşmaMuhafazakarlık+3
Didem Gazneli
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sanal kabilelerde sosyal etkileşim ve etkileri

Enformasyon çağının getirdiği değişimlerle kültürel, sosyal ve toplumsal yapıda farklılıklar oluşmuş, modernizmin önerileri geride kalmış, postmodernizmin önerisi olan bireycilik anlayışı ise kabilecilik anlayışı ile bir ikilik oluşturmuştur. Birey merkezli yaklaşım bireye odaklanmakta kabile odaklı anlayış ise gruba odaklanmaktadır. Kabilecilik anlayışında bireyi tanımlayan nokta tükettiği ürünlerden ziyade bir gruba aidiyet ve tüketim yoluyla oluşturduğu sosyal ilişkilerdir. Bu çalışmada kabilesel pazarlama anlayışı çerçevesinde, Harry Potter markası, tüketici temelinde oluşmuş bir sanal kabile olan Hogwarts Türkleri grubu, kabile ve topluluk temel unsurları açısından incelenmiş, etkileşim yoğunluğu ve oluşan bağlantı değeri değerlendirilmiş ve tüketim pratiklerine etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Söz konusu değerlendirmeye, literatür doğrultusunda, içerik analizi yöntemi ve NodeXL ağ analizi programları kullanılarak yapılan araştırmalar yoluyla ulaşılmıştır. Günümüzde özellikle sosyal medya platformlarında oluşan postmodern kabilelerde bireyler birbirleriyle etkileşime geçmekte, bilgi, duygu ve düşüncelerini paylaşmaktadırlar. Bireyin kendini ifade etme ortamı sağlayan ve aidiyet hissi oluşturan bu topluluklarda bireyler her ne kadar tüketim yoluyla bir araya gelmiş olsa da topluluk içinde oluşan sosyal ilişkiler tüketilen nesneden daha önemli hale gelmektedir.

Bağlantı değeriEtkileşimKabile toplumu+7
Burcu Deniz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoksulluk tüketimi: Yoksul tüketicilerin tüketim davranış kalıpları

Yoksulluğun nedenleri, yoksulluğu azaltma veya yoksulluktan kurtulma, kısaca "asgari düzeyde insana yakışır bir yaşam" birçok sosyal disiplinin uzun zamandır ilgilendiği konular olmuştur. Sanayileşmiş ülkelerde tüketim günlük yaşamda önemli bir rol oynamaktadır. Tüketim toplumu içinde normallik tüketme kabiliyeti ile eşittir. Tüketicilerin pazarın cazibesine en son ve en iyi tüketim mallarını alarak yanıt vermeleri beklenmektedir. Toplumun varlıklı üyeleri bu beklentiyi yerine getirirken, tüketim pazarının cazibesine cevap verme yetenekleri sınırlı olan yoksul tüketiciler ise toplumdan ayrıştırılıp "istenmeyen", "tüketmeyen" ve "kusurlu tüketiciler" olarak görülmektedirler. Düşük gelirli tüketicilerin bu şekilde görülmesi veya tanımlanması pazarlamacıların bu tüketicileri görmezden gelmelerine neden olmaktadır. Ve bu tüketiciler hedef pazarlar olarak yüksek önceliğe sahip olmadıklarından pazar araştırmalarında arka planda kalmaktadırlar. Oysa gelişen bilgi teknolojileri ve hızlı küreselleşme çağında tüketim kültürünün mesajlarına maruz kalan yoksul tüketiciler "modern" yaşam tarzının bir parçası olmayı istemekte ve sosyal olarak kabul edilebilirliği sağlamak için kurallara uyma ihtiyacı duymaktadırlar. Kendilerini bu mesajlardan soyutlayamayan yoksul tüketiciler her ne kadar finansal kısıtlamalara sahip olsalar da bu duruma ayak uydurmaya çalışmaktadırlar. Ve bunu tüketim ile gerçekleştirmektedirler. Yoksul tüketicilerin riskli, karsız olduklarına ilişkin bir dizi inanış vardır. Yoksul tüketiciler hakkında yaygın olarak kabul edilen bu inanışların kırılması gerekmektedir. Bu çalışma, bu inanışları kırmayı ve yoksulların tüketim davranış kalıpları ile ilgili daha geniş bir çerçeve çizmeyi amaçlamaktadır. Yoksul tüketicilerin tüketim davranış kalıplarının belirlenmesi amacı ile nitel araştırma yürütülmüş; 30 yoksul tüketici ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Verilerin analizinde betimleyici analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Nitel araştırma bulguları sosyal karşılaştırma ve materyalizm değişkenlerinin yoksul tüketicilerin satın alma davranışı açısından önemli olduğunu göstermiştir. Bu bulgular doğrultusunda sosyal karşılaştırma ve materyalizmin bilinen markalı beğenmeli malları satın alma davranışı üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla nicel araştırma yürütülmüştür. Nicel araştırmada planlı davranış teorisi temel alınmıştır. Bu doğrultuda 430 tüketiciye yüz yüze yöntem ile anket çalışması uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizinde keşfedici faktör analizi, çoklu regresyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Nitel araştırma sonuçlarına göre yoksul tüketiciler dokuz kategoride (satın alma alışkanlıkları, alışveriş yeri tercihleri, yoksullukla baş etme stratejileri, alışveriş motivasyonları, fiyat bilinci, kalite bilinci, marka bilinci, marka bağlılığı, görece daha fazla ödeme yapmak zorunda kalmaları) incelenmiştir. Nicel araştırma bulgularına göre sosyal karşılaştırmanın ve materyalizmin bilinen markalı beğenmeli malları satın almaya ilişkin tutum üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Subjektif norm, tutum ve algılanan davranış kontrol değişkenlerinin niyeti pozitif etkilediği bulunmuştur. Son olarak niyetin davranış üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç kısmında, nitel ve nicel araştırma bulguları doğrultusunda, işletmelere ve gelecekteki çalışmalara yönelik öneriler tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Yoksulluk, tüketim, sosyal karşılaştırma, materyalizm, planlı davranış teorisi

TüketimTüketim davranışlarıTüketim kültürü+2
Merve Bozdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dini yönelimin ve sosyal medya kullanımının gösterişçi tüketim üzerine etkisi

Gösterişçi tüketim bugünün tüketim toplumunu oluşturan tüketicilerin alışkanlıklarını ve satın alma davranışlarını açıklamaktadır. Dolayısıyla tüketim biçimine etki eden faktörlerin incelenmesi akademik anlamda büyük önem taşımaktadır. Gösterişçi tüketimi teşvik eden unsurların neler olduğunun bilinmesi, bireyleri gösterişçi tüketime yönlendirenin ne olduğunun ortaya konulması, bu konuda geliştirilecek pazarlama stratejilerinin daha doğru ve gerçekçi olmasını sağlayacaktır. Göstererek tüketmek, sergileyerek ve başkalarının görmesine izin vererek tüketmek anlamına gelen gösterişçi tüketim, satın alınan mal ve hizmetlere sembolik, duygusal ve psikolojik anlamlar yüklemekte, malı ekonomik ve fonksiyonel değerinden uzaklaştırmaktadır. Genel olarak dini inançlar ve özelde de İslam dini her ne kadar gösterişi, israfı yasaklasa da bugünün seküler ve kapitalist anlayışına eklemlenen Müslüman birey, modanın, reklamların ve kitle iletişim araçlarının etkisiyle gösterişçi tüketimden kaçamamaktadır. Sosyal medya araçları ise devamlı olarak gösterişçi tüketimi besleyen elverişli ortamlar sunmakta, kişilerin adeta birer vitrine dönüşerek, kendilerini sergilemelerine imkân vermektedir. Bu tez çalışması gösterişçi tüketimi dini yönelimin ve sosyal medya kullanımının nasıl etkilediğini araştırmakta, farklı dini yönelime sahip ve farklı amaçlarla sosyal medyayı kullanan kişilerin gösterişçi tüketim eğilimlerini incelemektedir. Nicel veri toplama yöntemlerinden çevirim içi anketin tercih edildiği bu çalışma sonucunda içsel dini yönelime sahip bireylerin daha az gösterişçi tüketimde bulundukları, dışsal dini yönelime sahip bireylerin ise gösterişçi tüketim eğilimlerinin daha fazla olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyal medya kullanımının gösterişçi tüketimi pozitif yönde etkilediği, sosyal medyayı eğitim amaçlı kullananlar ile gösterişçi tüketim arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu araştırma sonucunda görülmüştür. Sosyal medya kullanım amacının gösterişçi tüketim üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

DinDindarlıkDini eğilimler+5
Hatice Yıldırım
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern tüketim ve din: Kendilerini dindar olarak tanımlayan kadın tüketiciler üzerine bir inceleme

Günümüz Postmodern çağı, tüketim kültürünün yaşam felsefesini insanlığa sunan, yeni bir ideolojinin hakim olduğu, bireylerin tükettikleri üzerinden var oluş temsiliyeti sergilediği göstergeler çağıdır. Bu çağın düşünce sistemi, din ve değerlerine bağlı dindar bireyleri de etkilemiş ve tercihlerinin yönünü tüketim odaklı olarak değiştirme noktasına getirmiştir. Araştırmamızda bu konuya/probleme temas ederek tüketim kültürünün dindar kadınların tüketim davranışı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma modeli olarak derinlemesine mülakat tekniği uygulanmıştır. Katılımcılarımızla yaptığımız mülakat sonucunda literatür araştırmamızı destekleyici bulgulara erişilmiştir. Tüketim kavramının dini değerler ve argümanlarla çeliştiğini ve katılımcılarımızın günlük yaşantısında bu çelişkinin belirgin düzeyde açığa çıktığı gözlemlenmiştir. Özellikle ihtiyaç dışı tüketimin, hazların ön planda olduğu bu çağda bireyin manevi değerlerini korumakta zorlandığı ve tüketim kültürünün değerlerini benimseyerek inancından, dini yaşantısından ödün verdiği bulgularımızdan yola çıkarak ifade edilebilmektedir.

DinDindarlıkKadınlar+7
Merve Çiloğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Güzelin değişen gerçekliği ve patolojik etkiler

Bu tezde güzelliğin insan hayatına içkin ve kadın cinsi için olmazsa olmaz bir bedensel öznitelik olması hususu merkeze alınmıştır. Bu bağlamda güncel süreçte güzelliğin patolojikleştiği genel halin zaman içinde hangi fikirlerden etkilendiği araştırılmış; güzellik ile ilintilendirilen ve tezin bağlamına katkıda bulunan düşünüşler ifade edilmiş; güzel cinsin belirlenmesine ilişkin eril tahakkümün araçsallaştırdığı noktalar tartışılmış; tarihte yer etmiş önemli güzelleşme pratiklerinin tarihçesine yer verilmiş; neoliberal kapitalizmin şeyleri meta değeri üzerinden var etmesi ve bu minvalde güzelliğin bir sektör olarak işler hale gelmesi sorunsallaştırılmıştır. Bu gidişat üzerinden insana dair önemli bir sektör haline gelen güzelliğin çocukluğa ilişkin psikolojik altyapılara dayanması konu edilerek, bu bağlamda psikanalitik okumalara başvurulmuş ve özellikle Lacan'ın ayna evresi belirlenimi üzerinden vardığı Corps Morcele (Parçalanmış Beden) nosyonuna odaklanılmıştır. Tez bünyesinde altı çizilen tüm bu veriler ışığında Güzelin Patolojisi kavramı, güzelliğin günümüzde geçirmiş olduğu dönüşümün bir taşıyıcısı olarak tezin literatüre kazandırmak istediği temel sav olarak merkezileştirilmiştir. Güzelin Patolojisi olarak önerilen kavram çerçevesinde, güzelliğin tarihsel serüveninde kazanmış olduğu alt anlamların yanında tüketim toplumunda geçirdiği dönüşümün onu bir dış görünüş takıntısı haline getirmesi hususu gündeme getirilmiştir. Bu bağlamda patoloji kelimesi içeriğe hem tıbbi bir söylem dilini angaje etmesi hem de pathos kavramından sanatın aldığı ivmeye yaptığı gönderme bakımından önemsenmiştir. Sonuç itibariyle ise günümüzde güzelliğin kazanmış olduğu yeni alt anlamlar nedeniyle iç gerçekliğinde yaşanan değişimin altı çizilmek istenmiştir.

BiyopolitikaCerrahi-plastikCinsiyet+7
Özüm Koşar
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim kültürünün oluşumunda sosyal medyanın etkileri: Instagram ve Youtube kullanan bireylerin tüketim davranışlarının incelenmesi

İnsanlık tarihi boyunca devamlılığını sürdüren iletişim eylemi, buharlı makine ve sanayi devrimiyle birlikte yeni bir boyut kazanmaya başlamıştır. Bireyler iletişim ihtiyaçlarını karşılamak için araçlar icat etmişlerdir. İlk çağlarda duman, güvercin, ses gibi iletişim araçları zamanla telgraf, gazete gibi araçlara yerini bırakırken günümüzde internet ve dijital iletişim araçları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada; tüketim kültürünün oluşumunda sosyal medyanın etkileri incelenmiş olup, Instagram ve Youtube kullanan bireylerin tüketim davranışları üzerinde durulmuştur. Geleneksel ve sosyal medyanın ortaya çıkış sürecinden bahsedilerek, internetin sunmuş olduğu dijital iletişim mecraları olan; sosyal medya mecraları, wikiler, bloglar ve mikrobloglar incelenmiştir. Bu konu çerçevesinde internet ile birlikte günlük yaşantımızın bir parçası olan dijital iletişim mecrası olarak kabul edilen sosyal medya bireylerin tüketim davranışlarına etkisi araştırılmıştır. Dijital iletişim araçları günümüzde bireyler ve kurumlar tarafından, tüketim davranışlarını gerçekleştirmek için pek çok farklı amaçla kullanılmaktadır. İnternet ve dijital iletişim araçlarının yaygın bir şekilde kullanılması tüketimin önündeki yer ve zaman kavramını kaldırmıştır. Tüketim, birey ve toplum için yaşamsal öneme sahip bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireyler yaşamlarını sürdürebilmek için tüketim eylemini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Kapitalist toplumların ortaya çıkışı beraberinde tüketim ihtiyaçlarını da değiştirmiştir. Tüketim ihtiyaçlarının değişmesi beraberinde tüketim çeşitliğinin de oluşmasına neden olmuştur. Modern toplumlar tüketim davranışını daha çok gösteriş temelli olarak yönelmekte, rasyonel bir toplum anlayışından giderek uzaklaşmaktadır. Gösteriş amaçlı sergilenen tüketim davranışları bireylerin ihtiyaçlarını arka planda bırakarak, tüketicileri çevresinde konumlandırarak statü oluşturmuştur. Çalışma Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileriyle yapılmıştır. Hazırlanmış olan otuz adet anket sorusu dört yüz öğrenciyle yapılarak, SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.

Sosyal medyaTüketici davranışıTüketim davranışları+4
Ümmiye Helvacı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medya ve tüketim: Çevrimiçi tüketim alışkanlıklarının Elazığ örneğinde analizi

Hızla gelişen ve değişen teknoloji ile birlikte artan internet kullanımı, zaman içinde internet alışverişinin büyümesine de etki etmiştir. İnternet alışverişi ile ürünü seçip siparişini verip ödemesini yapmak sadece birkaç dakikayı almaktadır. Bununla birlikte internet ve yeni medya, tüketicilerin alışkanlıklarını da değiştirerek, tüketim kültüründe yeni büyük bir yeniliğe neden olmuştur. Bu çalışma, tüketim kültürü çerçevesinde internetten alışveriş yapan tüketicilerin profillerini ortaya koymayı hedeflenmektedir. Bu kapsamda tüketicilerin internet alışverişine olan bakış açıları ve internetten alışveriş yapma pratikleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın veri toplama aşamasında online anket tekniği kullanmıştır. 30 sorudan oluşan anket, 600 kişilik örneklem grubuna uygulanmıştır. Araştırma sonucunda tüketicilerin internet alışverişine olan bakış açısı, yeni medya ile değişen tüketim alışkanlıkları ve internet üzerinden alışveriş yapan tüketicilerin değişen tercihlerine ilişkin çeşitli sonuçlar elde edilmiştir.

Mobil internetSanal alışverişTüketici tercihleri+7
Rabia Şekerci Güler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyük alışveriş merkezlerinin ideoloji ve tüketim ilişkisi çerçevesinde incelenmesi: Denizli örneği

Tez kapsamında; genel olarak tüketim toplumunun ideolojisi ve bu ideoloji çerçevesinde yeni bir tüketim mekanı ( aracı) olarak büyük alışveriş merkezlerinde tüketicinin yönlendirilmesi olgusu ve bu olgunun tüketicinin özgürlüğü ve bağımsızlığı açısından ve bir sosyal yönetim unsuru olarak tartışılması amaçlanmıştır.Tüketim ideolojisi temelinde genel olarak tüketimin bir sosyal düzen (yönlendirme, yönetme) işlevi gördüğü ve tüketicinin özgür ve bağımsız tercih yaparak tükettiği düzlemindeki liberal ekonomi temelli tezin aksine, tüketim alanında ve mekânında bir yönlendirme ve tercihlerin yönlendirilmesinin, kısıtlanmasının söz konusu olduğu şeklindeki temel varsayımımız ile ilgili olarak kuramsal zeminde tüketicinin özgürlüğü, seçme özgürlüğü ve yönlendirme kavramları tartışılması yapılmış, yönlendirme konusu, gözetim, zaman, akılcılaştırma, mekan olmak üzere dört baslık altında ele alınmıştır.Çalışmanın üçüncü ve dördüncü bölümlerinde, bir yeni tüketim aracı olarak büyük alışveriş merkezlerinin mekansal yapısı, kurgusu ve yönlendirme araçları derinlemesine incelenmiş, yöntemle ilgili dördüncü bölümde ise konunun çok yönlülüğü ve ampirik açıdan değerlendirme zorluğu nedeniyle iki farklı inceleme yöntemi belirlenmesinin daha uygun olacağı düşünülmüş, seçilen iki büyük alışveriş merkezi örneği üzerinden alışveriş merkezlerindeki yönlendirme konusu; mekan (maddi biçim) ve insan unsuru (deneyim) açısından iki şekilde ele alınmıştır.İlk olarak alışveriş merkezlerinin maddi biçiminin, mekânsal yönünün ve mekansal özelliklerindeki yönlendirme izlerinin tartışılması için toplumsal göstergebilimsel inceleme yöntemi kullanılmış, İkinci olarak alışveriş merkezlerinin kullanıcıları olarak alışveriş deneyimi bağlamında tüketiciler açısından anket yoluyla betimsel bir analiz yapılmıştır.Sonuç olarak, alışveriş merkezleri, içermiş oldukları çeşitli tüketim seçenekleri ile birlikte tüketiciye özgürlük sağlar görünürken, aynı zamanda çeşitli taklitlerle ve oluşturulan eğlence ve büyülü atmosferle onu kendisine bağlayarak; dışarıya çıkmasını önlemekte, mekânsal ve zamansal yönlendirme stratejileri ile tüketicinin talep ve davranışlarını etkilemekte ve böylece tüketiciye verdiği sözde özgürlüğü elinden almaktadır. Bu nedenle gerçek durum bizce bir özgürlük yanılsamasından ibarettir. Bu tez çalışmasında geniş bir şekilde tartışması yapılan; liberal kapitalist ekonomik sistemde tüketimin bir özgürlük alanı, daha çok da bir seçme özgürlüğü alanı olarak kurgulanması, tüketicinin, çıkarlarını en iyi şekilde takip eden, bilgili ve istekleri tüketici talepleri olarak ifa¬de bulan özerk bir eyleyici ve rasyonel aktör olduğu şeklindeki söylemleri ve `tüketici özgürlüğü' kavramının kendisi, liberal-kapitalist ekonomik sistemin tüketimi ve tüketiciyi yönlendirme ve bağımlılaştırma amacıyla ürettiği ideolojik bir söylemdir ve sosyal yönetimin bir aracıdır.

Alışveriş merkezleriDenizliTüketim+4
Özlem Akgüç Çetinkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketim toplumunda tüketim türlerinin öznel iyi oluş üzerindeki etkisine ilişkin bir araştırma

Araştırmanın amacı; tüketim türlerinin öznel iyi oluş (mutluluk) üzerindeki etkisini incelemektir. Bu bağlamda tüketicilerin literatürde genel kabul gören gösterişçi tüketim, hedonik tüketim, faydacı tüketim, sembolik tüketim ve deneyimsel tüketimin öznel iyi oluş (mutluluk) üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırmada sayısal veriler kullanılarak genellenebilir sonuçlara ulaşmak hedeflendiğinden görgül nitelikli ve tümdengelim yaklaşımını benimseyen nicel yöntemler arasında yer alan betimleme yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada sosyal bilimlerde en fazla kullanılan araştırma türü olan tarama (survey) araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışma kapsamında konuyla ilgili literatür incelendiğinde gösterişçi, deneyimsel ve sembolik tüketimle ilgili ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirliklerinin test edilmedikleri görülmüştür. Bu nedenle öncelikle 400 kişilik bir örneklem grubu ile gösterişçi, deneyimsel ve sembolik tüketimle ilgili ölçeklerin Türkçe' ye uyarlama çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda geçerlilik ve güvenilirliği test edilmiş gösterişçi, deneyimsel ve sembolik tüketimle ilgili ölçme araçları elde edilmiştir. Daha sonra 'Batı Akdeniz Bölgesi' olarak bilinen Burdur, Isparta ve Antalya illerinde yaşayan 1042 kişilik tüketici örnekleminde anket tekniği kullanılarak nicel araştırma süreci gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 25.0 ve AMOS 21.0 paket programları yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; tüketicilerin gösterişçi, faydacı, deneyimsel ve sembolik amaçlı tüketimin öznel iyi oluşları (mutluluk) üzerinde istatistiksel olarak pozitif anlamlı etkilerinin olduğu saptanmıştır. Tüketim türlerinin öznel iyi oluş (mutluluk) üzerindeki etkisine ilişkin yapılan çalışmaların Türkçe literatürde çok kısıtlı olması nedeniyle pazarlama alanına bir kaynak oluşturması açısından bu çalışma önem arz etmektedir. Araştırmanın önemli olan bir diğer boyutu; bireylerin gösterişçi tüketim, deneyimsel tüketim ve sembolik tüketim davranışlarını ölçme konusunda geçerlik ve güvenirliği ortaya konularak ölçeklerin Türkçe' ye uyarlanması ve bu ölçeklerden elde edilen verilerin yorumlanmasıdır.

Deneyimsel tüketimGösterişçi tüketimMutluluk+6
Celile Gürbüz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketim kültürünün yeni yüzü: Elazığ örneği

"Tüketim Kültürünün Yeni Yüzü: Elazığ Örneği" Metin GÜLTEKİN Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı 2004; Sayfa: XI+219 Tüketim kültürü, toplumsal ilişkilerin tüketim ilişkileri çerçevesinde anlam kazandığı bir kavramı ifade etmektedir. Nesnelerin bireysel ihtiyaçların büyük bir çoğunluğunu karşılaması, bu süreci doğurmuştur. Yani toplum içindeki bireylerin birbirleriyle olan dayanışma gereksinimleri, nesneler tarafîndan ikame edilir olmuştur. Böylece toplumdaki sosyal bağların gereksizleşmesi süreci gündeme gelmiştir. Buna bağlı olarak, toplumsal ilişkilere anlam veren değerler alanının üretimi, kişiler arası ilişkiler bağlamından çıkarak, kişilerle nesneler arası ilişkiler sürecine aktarılmış olmaktadır. Bu süreçte, her nesne belli düzeyde, sosyal anlamla yüklenmiştir ve nesneler topluca, sosyal statünün belirlenmesiyle denkleşerek, toplumsal gereksinimlerin karşılanması bağlamında yapılaşmıştır. Artık nesneler tekil anlamlarından çıkarak, bir nesneler sistemi olarak anlam kazanmıştır. Bu bağlamda tüketim, toplumsal bir etkinliktir ve toplumsal ilişkilerin yeni bir biçimi olarak dönüşmüştür. Tüketimin toplumsal bir ilişki biçimi olarak gelişmesinde, ürün bolluğunun mevcudiyeti temel olmakla birlikte, nesnelerle ilişkinin toplumsal bir nitelik kazanmasının tarihsel koşullar da bulunmaktadır. Bunlar; Batı toplumlarında doğan modernizmin ve kapitalizmin doğurduğu koşullardır. Günümüzde küreselleşmeyleIll beraber modernizmin, kapitalizmin ve tüketim kültürünün sonuçlarının da küreselleşmesi ile karşı karşıya kalınmış bulunulmaktadır. Bu çalışma, belirtilen bu gelişme süreci bağlamında, araştırma alanımızda görülen değişimi ele almayı amaçlamıştır. Çalışmada ulaşılan bulgular, genel anlamda tüketim kültürünün, yerleşmekte olan bir olgu olduğunu göstermiştir. Ancak özellikle gelir düzeyindeki kısıtlamaların ve geleneksel değerlerin yoğun etkisinin, tüketimin kültürel bir görünüme bürünmesinde, engelleyici iki temel faktör olduğu ortaya çıkmıştır. Fakat söz konusu toplumsal değerlerin, tüketim süreci içerisinde giderek nesnelleştiği görülmüş ve bu sürecin uygulama alammızdaki tüketim ilişkilerini farklı ve özgün bir niteliğe büründürdüğü sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tüketim kültürü, sosyal yapı, sosyal değişme, modernleşme, azgelişmişlik, geleneksellik, modernizm, postmodernizm, küreselleşme, yaşam tarzları.

KüreselleşmeModernleşmeSosyal değişme+5
Metin Gültekin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Related subjects