Yozgat
65 theses under this subject heading
Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencilerinin kardiyolojik fizik muayene bilgi, simülasyon destekli performans ve öz-değerlendirmelerinin incelemesi
Tıp eğitiminin amacı toplum ihtiyaç ve dinamikleri ile uyumlu, alanında yetkin, kanıta dayalı tıp uygulama ve yaĢam boyu öğrenme becerilerine sahip hekimler yetiĢtirmek olarak tanımlanabilir. Mezuniyet öncesi tıp eğitiminde önemli beceri basamaklarından bir tanesi de kardiyolojik fizik muayenedir. Bu beceriyi hekimlerin karmaĢık durumlar/olgularda dahil uygulaması gerektiği çekirdek eğitim programında tanımlanmıĢtır. Bu çalıĢmanın amacı, Tıp Fakültesi 3.sınıf öğrencilerinin kardiyolojik fizik muayene bilgi, performans ve öz-değerlendirme düzeylerini ve eğitim programında öğrencilerin bu özelliklerini etkileyebilecek faktörlere yönelik öğrenci görüĢlerini belirlemektir. ÇalıĢmaya 101 tıp fakültesi dönem 3 öğrencisi dahil edilmiĢtir. AraĢtırmaya katılan 101 öğrencinin kardiyolojik sistem uygulamalarına dair bilgi düzeyi puanları minimum 7 maksimum 14 ortalama 11,78 puan, beceri düzeyi puanları minimum 8 maksimum 18 ortalama 13,67 puan olup bilgi ve beceri konusunda ortalama üstü bir puana sahip olduğu tespit edilmiĢtir. Öğrencilerin fizik muayene becerisi ile fizik muayene bilgisi arasında zayıf düzeyde ve pozitif yönlü (r=.28; p=.000) anlamlı iliĢki bulunmuĢtur. Fizik muayene becerileri ile beceri kazanmak için harcanan süre arasında da çok zayıf düzeyde ve pozitif yönlü (r=.22; p=.000) anlamlı iliĢki bulunmuĢtur. Öğrencilerin fizik muayene beceri ortalamaları, eğitim videoları izleyen ve izlemeyen öğrenciler arasında video izleyenlerde (p=0,048), kaynak kitap okuyan ve okumayan öğrenciler arasında ise kaynak kitap okuyanlarda istatistiksel olarak anlamlı Ģekilde yüksek bulunmuĢtur (p=0,010). Anahtar kelimeler: Kardiyolojik Sistem Muayenesi, Tıbbi Simülasyon, Öz-Değerlendirme
Yerel yönetimlerde stratejik planlama: Yozgat belediyeleri örneğinin incelenmesi
Günümüz dünyasında her alanda yoğun, hızlı ve köklü değişikler yaşanmaktadır. Bu değişimler en çok yönetim alanını etkileyerek bu değişim ve gelişimlere hazırlıklı olmaya zorlamaktadır. Toplumsal, sosyokültürel, siyasi ve ekonomik alanlarda hızlı ve etkileşimli yaşadığımız değişim süreci, işletmeleri hızlı karar alma ve uygulama, daha dinamik bir yönetim yapısı ve esnek bir planlama ve yönetim süreçlerini gündeme getirmiştir. Bu çalışmada, yerel yönetimlerde stratejik planlama ve stratejik yönetim kavramları ele alınmıştır. Yerel yönetimler vatandaşa en yakın yönetim birimi olması, yerellerin ihtiyaçlarını en iyi tespit edebilen ve bu doğrultuda sonsuz insan ihtiyaçlarını elde olan kıt kaynakların kullanım ve dağıtımda ortaya çıkan problemleri minimize etmek için stratejik planlama kavramı önemini hızla artırmaktadır. Çalışma dört bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde strateji, planlama ve stratejik planlama kavramları açıklanmıştır. İkinci bölümde stratejik planlama süreci stratejik plan hazırlama kılavuzuna kapsamında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde yerel yönetimler ve yerel yönetimler stratejik planlama kavramları açıklanmıştır. Dördüncü bölümde ise Yerel Yönetimlerde Stratejik Planlamada Yozgat Belediyeleri Örneği ele alınmış yapılan anket çerçevesinde detaylı bir şekilde analiz edilip yorumlanmıştır.
Çayıralan (Yozgat) yöresinde epifitik liken çeşitliliği ve çevresel faktörlerle ilişkileri
Bu çalışma Yozgat Çayıralan yöresindeki epifitik liken çeşitliliğini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada epifitik likenler ve çevresel faktörlerle ilişkileri ele alınmıştır. Epifitik liken çeşitliliği BİÇEB programıyla hesaplanmış, çevresel faktörler pearson korelasyon analiziyle ilişkilendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar çoklu regresyon analizi ve regresyon ağacı tekniğiyle modellenmiştir. Çalışma sonucunda, Pinus sylvestris üzerinde bulunan epifitik liken çeşitliliğinin, ağaç çapı, ağaç kabuk pH'ı ve ağaç kabuk dokusu ile, Quercus petrea üzerinde bulunan epifitik liken çeşitliliğinin, ağaç kabuk pH'ı ve ağaç kabuk kalınlığı ile, Juniperus excelsa üzerinde bulunan epifitik liken çeşitliliğinin ise ağaç kabuk kalınlığı, ağaç kabuk pH'ı ve ağaç yaşı ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Tüm örnek alanlardaki epifitik liken çeşitliliğinin bioiklim değişkenlerinden, bio4, bio5, bio14, bio15, çevresel faktörlerden ise yükselti, kapalılık, eğim ve bakı uygunluk indisi ile ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar epifitik liken çeşitliliği ile çevresel faktörlerin ilişkilerini daha iyi ifade etmeyi sağlayacaktır. Çalışmada Çayıralan yöresinden 90 epifitik liken türü kaydedilmiştir. Ayrıca çalışmada Rinodina pityrea türü Türkiye'den ilk kez rapor edilmiştir.
Türkiye'de market zincirlerinin kırsal toplumların satın alma ve tüketim anlayışı üzerine etkileri: Yozgat kırsal yöreleri vaka çalışması
Bu tez çalışmasında; Türkiye'de market zincirlerinin gelişimi ve ürün markalaşmasının kırsal toplumların satın alma ve tüketim anlayışı üzerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma Yozgat İli kırsal yöresinde bulunan köylerde yürütülmüştür. Köylülerin yaşadıkları alanlar ve geçim kaynaklarını, köylülerin ürettikleri ürünleri ne şekilde, nereye ve nasıl pazarladıklarını, köylülerin yaşadıkları konumlara göre alışveriş yapma şekillerini ve alışkanlıklarının araştırılmasına yönelik anket formu geliştirilmiştir. Anket formu toplam 46 adet sorudan oluşmuş ve 200 kişi üzerinde uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 20 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Ankete katılan köylülerin hemen hemen hepsi üretmiş oldukları ürünleri zincir marketlere satamazken köylülerin %34'ü üretmiş oldukları ürünleri yöresel marketlere pazarlayarak satabilmektedirler. Köylülerin en çok yöresel marketlere pazarladığı ürünler sırasıyla peynir, köy yumurtası, süt ve tereyağıdır. Anket çalışmasına katılan köylülerden her iki kişiden birisi yöresel marketlerde, zincir marketlere göre fiyatların daha pahalı olduğunu, yöresel marketlerde istediği her ürünü bulamadıklarını ve zincir marketlerde ise yöresel marketlere göre ürün kalitesinin daha kaliteli olmadığını belirtmişlerdir. Anket çalışmasına katılan köylülerin yarısından fazlası zincir marketlerden her türlü ihtiyacını karşılayabildiklerini, zincir marketlerin olması yöresel marketlerin de ürünlerin yüksek fiyata satmasına engel olduğunu, zincir marketlerin olması yörenizde iş imkânı sağladığını, zincir marketler doğal ürün üretimi için köy ve kasabalardaki üreticiler ile iş birliği yapmasının gerektiğini, zincir marketler sayesinde mevsim dışı sebze ve meyveyi satın alıp tüketilebildiğini, yöresel marketlerde daha çok doğal ürün bulunabildiğini ve zincir marketlerden alınan elektronik ürünlerin garanti belgesinin olduğunu söylemektedirler.
Yozgat'ta Ahıska Türkleri ağzı
Ahıska, günümüzde Türkiye'nin kuzeydoğusunda, Gürcistan'ın güneybatısında yer alan bir bölgedir ve Ardahan iline sınır teşkil eder. Bu bölgede yaşayan Türklere de Ahıska Türkleri denilmektedir. Ahıska Türkleri, adını yaşadığı bölgeden almıştır. Ahıska Türkleri sürgün gibi sebeplerden dolayı çeşitli ülkelere dağılmış olarak yaşamlarını sürdürmektedir. Günümüzde dünyanın birçok bölgesinde yaşayan Ahıska Türklerinin bir kısmı da Türkiye'dedir. Bu derleme çalışması da Yozgat'taki Ahıska Türkleri ile sınırlandırılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Yozgat'ın çeşitli yerlerinde yaşayan Ahıska Türklerinin ağız özelliklerini incelemektir. Bu doğrultuda da öncelikle Ahıska Türkleri tarihi ve coğrafyası üzerinde açıklamalara başvurulmuştur. Dil incelemesinde çeşitli çalışmalardan da karşılaştırmalardan bahsederek ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Dil incelemesi; ses bilgisi, şekil bilgisi, cümle bilgisi bölümleri ile gösterilerek sonuç kısmı verilmiştir. Belirtilen yerlerde Ahıska Türklerinin yer aldığı kaynak kişilerden derlenen metinler üzerinden dil incelemesine gidilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağız, Ağız çalışması, Ahıska, Ahıska Türkleri Ağzı
Yozgat Fatih Kilise Camii restorasyon projesi
Bu çalışmada Yozgat Merkez İstanbulluoğlu Mahallesi'nde yer alan Fatih Kilise Camii'nin tarihsel sürecinin incelenmesi, güncel durumunun belgelenmesi ve korunarak yaşatılması amacıyla restorasyon projesinin hazırlanması amaçlanmaktadır. Kent içinde önemli bir anıtsal yapı olan Yozgat Fatih Kilise Camii, kentte ayakta kalan tek kilise olması, şehrin kültürel çeşitliliğine ve tarihsel derinliğine sunduğu katkıya rağmen; sonuncusu 1990'lı yıllarda olmak üzere pek çok kez onarılmış; ancak, hiçbirinde üzerinde çalışılmamış ve rölövesi çıkarılarak belgelenmemiş bir anıttır. Yapının özgün mimarisiyle ilgili pek çok bilinmezin yanı sıra, çözülmesi gereken koruma sorunları bulunmaktadır. Bu nedenle tez konusu olarak ele alınmıştır. Tez çalışması kapsamında; yapının bugünkü durumuna yönelik tespitler yapılmış, yapıldığı dönemdeki durumu ve zaman içinde geçirdiği değişimler; eski fotoğraflar, yazılı ve sözlü kaynaklar doğrultusunda saptanmaya çalışılmış; yapının yaşamını sağlıklı bir biçimde sürdürebilmesi için gerekli onarım ve kullanım önerileri geliştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk dönemlerinde gayrimüslimlere bazı haklar tanınmış olmakla birlikte, yeni kilise yapımına veya mevcut kiliselerde kubbe, çan kulesi gibi yapı öğelerine yasaklar getirilmiştir. XVIII. yüzyılın sonu ve XIX. yüzyılda yaşanan gelişmelerle gayrimüslim vatandaşlara yeni ve geniş haklar tanınmıştır. Tanzimat Fermanı'nın ardından ekonomik açıdan güçlenen Rum Ortodokslar, Islahat Fermanı'nın da izin vermesiyle Anadolu'nun hemen her yerinde çok sayıda yeni dini yapı inşa etmişlerdir. 1923'de yürürlüğe giren Lozan Antlaşması ile birlikte Yunanistan'a göçmek zorunda kalan Rumların dini yapılarından pek çoğu terkedilmiş; bir kısmı cami olarak, ya da başka işlevlerle kullanılmıştır. Anadolu'da, yapıldıkları dönemin sosyal ve ekonomik yapısını, mimari karakterini yansıtan kiliseler, taşıdıkları Avrupa etkileri ile Batılılaşmanın bölgedeki öncüleridir. Bu yapıların belge değerlerinin yanı sıra, bugünkü kent dokusuna estetik katkıları nedeniyle de korunmaları kültürel bir gerekliliktir. Tez çalışmasından önce yapım tarihi ve özgün adı bilinmeyen Yozgat Fatih Kilise Camii'nin; tarihsel kaynaklardan ve KAAM'daki Yozgat kayıtlarından yola çıkılarak, 1858 yılında yapılan "Agios Haralambos Kilisesi" olduğu belirlenmiştir. Kitabesinin kaybolduğu söylenmektedir. Yapı 1923 Lozan Antlaşması'na ek protokol doğrultusunda gerçekleşen Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonucunda cemaatini kaybetmiş; Hazine ve İl Özel İdaresi mülkiyetinde çeşitli işlevlerde kullanılmanın ardından 19.09.1957 tarih 7044 sayılı "Aslında vakıf olan tarihi ve mimari kıymeti haiz eski eserlerin Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devrine dair yasa" doğrultusunda 1991'de Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün mülkiyetine geçerek, bağışçı bir şahsın katkılarıyla onarılmış ve camiye dönüştürülmüştür. 1990'lı yıllarda Koruma Kurulu ile yapılan yazışmalarda Kurul, yapının kentin en büyük camisi olan Çapanoğlu Camii'ne yakınlığı nedeniyle cami olarak kullanılmasına gereksinim duyulmadığı gerekçesiyle, yapıya müze veya benzeri bir işlev verilmesini uygun görmüştür. Yozgat Valiliği'nin ve Yozgat halkının yapının camiye dönüştürülmesinde ısrarı üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü, konuyu Kurul'a yeniden sunmuştur. Yapının camiye dönüştürülmesinin ardından, bitişiğindeki Sümerbank ek binası 2003 yılında yıkılmıştır. Günümüzde yapı, özellikle cuma günleri oldukça kalabalık bir cemaate hizmet eden bir cami olarak kullanımını sürdürmektedir. İlk bölümde; tezin amacı, yapının seçilme nedeni ve çalışma yöntemi anlatılmıştır. İkinci bölümde, kilise yapılarının tarihçesine değinilmiş, kilise mimarlığının plan tipolojisi, mekânları, kullanılan malzemeler, yapım teknikleri ve liturjik öğeler, Yozgat Fatih Kilise Camii çerçevesinde incelenerek aktarılmış; arkasından, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nde imparatorluk sınırlarında kiliselerin hukuksal durumu, onarım ve inşaatlarıyla ilgili yasal düzenlemelere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Yozgat'ın coğrafi konumu ve jeolojik yapısı incelenmiş; yüzyıllar içerisindeki demografik ve sosyal gelişimi ile kentteki kültür varlıkları arasından seçilmiş mimarlık örnekleri sunulmuştur. Bölümün sonunda Fatih Kilise Camii'nin de içinde bulunduğu İstanbulluoğlu Mahallesi'nin tarihçesi ile barındırdığı geleneksel mimarlık örneklerine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde; yapının konumu, tarihçesi, planı, cephe özellikleri ve taşıyıcı sistemi; pencere, kapı ve bezeme elemanları gibi mimari öğeleri ile yapıdaki bozulmalar ayrıntılı bir biçimde anlatılmıştır. Kaynak araştırmaları, gözlem, ölçüm, çizim ve sözlü tarih araştırmaları sonucunda yapının rölövesi ile restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanmıştır. Beşinci bölümde restitüsyon önerisi ele alınmıştır. Yapının farklı kullanımlar sırasında geçirdiği değişiklikler incelenmiş, restitüsyon sorunları tanımlanmıştır. Hazırlanan kronolojik analiz tablosunda, elde edilebilen tüm belgelerin özeti ile birlikte ortaya konarak irdelenmiştir. Dolayısıyla, restitüsyon önerisi, eldeki yazılı ve görsel belgelerin yanısıra, yakın çevrede ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde bulunan XIX. ve XX. yüzyıl kilise örnekleriyle yapılan ayrıntılı analojik çalışmadan elde edilen verilerden yararlanılarak geliştirilmiştir. Restorasyon önerilerini içeren altıncı bölümde, yapının sorunlarının yanısıra, kullanımı için gereken koşulların sağlanmasına yönelik müdahaleler belirlenerek, gerekli onarımlar tespit edilmiştir. Bu müdahalelere hazırlık aşaması ve müdahaleler, başlıklar altında sınıflandırılarak açıklanmıştır. Çözüme yönelik uygulamalarda benimsenmesi gereken yaklaşım ve ilkelerin yanı sıra, karşılaşılması olası durumlar da tartışılmıştır. "Değerlendirme ve Sonuç" başlıklı yedinci bölümde, tüm çalışma ve öneriler değerlendirilip sonuca bağlanmıştır. Sonuç olarak; çalışma kapsamında günümüzde yok olmuş yapı ögelerine, benzer örneklerden yararlanılarak restitüsyon önerisi getirilmekle birlikte, restorasyon önerisinde yapının özgün karakterine ilişkin izlerin araştırılması, özgün kalan kısımlarının korunması, kaybolan kısımları için yoruma girilmeden öneri geliştirilmesi ve mevcut durumunun, ibadethane olarak kullanılması için iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik müdahalelerin, konusunda uzman kişilerin gözetiminde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Sosyo-psikolojik bir şifa fenomeni olarak dua: Yozgat örneği
Sağlık-hastalık olgusu ve bireylerin bu konudaki algısı ile dua ilişkisinin incelendiği bu çalışmada, araştırma yapılan alanda, mevcut sosyo-kültürel yapı içinde hastalık-dua-şifa arasındaki ilişkiyi sosyolojik yöntemlerle açıklamak üzere bireylerin dua tutumlarını sekülerlik olgusu bağlamında açıklamak ve Din Sosyolojisi çalışmalarına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Sağlık Sosyolojisi ve Din Sosyolojisi konularının kesiştiği bir araştırma modeli içeren bu çalışma 3 ana bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümünde kavramsal ve kuramsal bilgilere yer verilmiş olup hastalık ve sağlık olgusu sosyolojik yönü ile incelenmiştir. Araştırmanın kuramsal bölümü sekülerlik teorileri ile açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde araştırma metodolojisi açıklanmıştır. Araştırmanın uygulama bölümünde Şifa Fenomeni Olarak Dua Ölçeği geçerlik-güvenirlik çalışmasını yapmak amacı ile Yozgat Şehir Hastanesine 15 Şubat-15 Nisan 2019 tarihleri arasında müracaat eden ayaktan hastalar üzerinde bir uygulama yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini 18-65 yaş arasında olan 489 ayaktan hasta oluşturmaktadır. Veriler Yozgat Şehir Hastanesinde basit rastlantısal örnekleme yöntemiyle seçilmiş katılımcılarla yüz yüze görüşmeye dayalı anket tekniğiyle toplanmıştır. Anket, araştırmacı tarafından çalışmanın teorik bölümü ile bağlantılı olan ve uzman görüşü alınarak hazırlanan sorulardan oluşturulmuştur. Anketin kapsam geçerliği, pilot çalışma, yapı geçerliği ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Verilerin analizinde SPSS Programı kullanılmıştır. Araştırmada "Şifa Fenomeni Olarak Dua Ölçeği" yapı geçerliliğini kontrol etmek için Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. AFA'de örneklem grubu uygunluğu yeterliliği Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) katsayısı ile Barlett Sphericity testleri ile test edilmiştir. Faktör analizi için Varimax dik döndürme tekniği uygulanmıştır. Madde Test Toplam Korelasyonu ve madde ayırt edicilik değerleri test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda 8 faktörlü, 53 maddeli bir ölçek elde edilmiştir. 8 faktörden meydana gelen ölçeğin toplam verilerle uyum derecesini belirlemek amacı ile DFA yapılmıştır. Yapılan DFA sonucuna göre RMSEA GFI, AGFI, RMR ve SRMR değerlerinin kabul edilebilir uyumda, CFI, NNFI, NFI değerlerin ise mükemmel uyum kriterleri içerisinde olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar açıklanan faktör yapısının doğrulandığını göstermektedir. Cronbach's Alpha = 0,890 değeri ile güvenilir bir ölçüm aracı olarak belirlenmiştir. Örneklem grubunun, demografik değişkenlere göre dua etme tutumlarında farklılaşma olup olmadığını anlamak için belirlenen 12 hipotez test edilmiş olup araştırmanın kavramsal ve kuramsal çerçevesine dayanılarak ortaya atılan düşüncenin elde edilen bulgularla desteklenip desteklenmediği ortaya konulmuştur. Ulaşılan verilerin istatistiksel analizi, t-testi (Independent-Samples T Tests), Varyans Analizi (Analysis of Variance, ONE-WAY-ANOVA) testleriyle ile yapılmış olup, gruplar arasındaki farkların kaynağının belirlenmesi için Post-Hoc analizlerinden Scheffe analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre; Katılımcıların duayı şifa olarak görme düzeylerinde cinsiyetlerine, medeni durumlarına, yaş, eğitim, dini inanışını tanımlama şekline, kronik hastalığı olma durumuna, yakınlarında kronik hastalığı olma durumuna, dua etme sıklıklarına, hastaneye gitme sıklıklarına, sağlık durumlarını tanımlama şekillerine, dua etmenin kişiyi etkileme şekline göre sekülerlik tutumlarında farklılaşmalar olduğu saptanmıştır. Anahtar Kavramlar: Dua, Hastalık, Sekülerlik, Şifa, Yozgat
Yozgat Müzesi'nde bulunan hellen otonom, hellenistik krallık ve roma eyalet sikkeleri
Bu çalışmanın ana kapsamını Yozgat Müzesi sikke koleksiyonu dâhilindeki Hellen otonom kentler, Hellenistik Krallıklar ve Roma İmparatorluğu Dönemi'nde Yunan kentleri tarafından darp edilen 395 adet sikke oluşturmaktadır. Koleksiyon dâhilindeki sikkelerden ilk gurubu oluşturan 95 adet sikke Arkaik, Klasik, Hellenistik dönemlerde bağımsız kentlerin basmış olduğu otonom sikkelerdir. Bu başlık altında batıda Thrakia'dan doğuda Kilikia Bölgesi'ne kadar özellikle Küçük Asya'nın batısında yoğunlaşan farklı darphanelerden sikkeler yer almaktadır. İkinci grubu oluşturan ve 234 adet örneği bulunan Hellenistik krallıklardan Makedonia, Thrakia, Pontos, Bergama, Kappadokia, Seleukos, Ptolemaios, Parthia Krallığı ve Pers satrap sikkeleri değerlendirilmiştir. Hellenistik Krallık sikke örnekleri Batı'da Makedonia ve Doğu'da Parthia Bölgesi'nden farklı örnekler bulunmaktadır. Üçüncü ve son grubu oluşturan 66 adet sikke ise Roma İmparatorluk Dönemi Eyalet sikkeleridir. Bu dönem kapsamında batıda Thrakia Bölgesi'nden doğuda Kommagene Bölgesi'ne kadar farklı darphanelere ait örnekler yer almaktadır. Sikkenin basıldığı dönemde egemen olan ve tasviri bulunan imparatorların tespiti yapılmış, Augustus döneminden Gallienus'a kadar, yaklaşık 300 yıllık bir süreç içerisinde darp edilen sikkeler ele alınmıştır. Ele alınan örnekler ait oldukları darphanelerin tanımlanmasının ardından, detayları ile metin içinde anlatılmıştır. Sikkenin ait olduğu darphane ve otoriteler özelinde genel hatları ile sikke basım süreçleri hakkında bilgiler verilmiştir. Tez kapsamında sikkeleri tespit edilen kentlerin genel olarak nümismatik tarihçeleri kısaca değerlendirilmiş ve Yozgat Müzesi koleksiyonunda hangi dönemlere ait sikkeleri olduğu vurgulanmıştır.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Yozgat'ta asayiş
Bu çalışma I. Dünya Savaşı yıllarında Yozgat'ta yaşanan asayiş olaylarını içermektedir. Araştırmamızda savaş yıllarında otorite boşluğundan kaynaklanan ortamda meydana gelen gasp, cinayet, hırsızlık gibi olayların yanı sıra hapishanelerde meydana gelen çeşitli asayiş olayları yer almaktadır. Ayrıca Osmanlı Devleti egemenliği altında yüzyıllarca refah içerisinde yaşayan, yapmış oldukları hizmetler ve sadakatleri karşılığında "Millet-i Sadıka" olarak anılan Ermenilerin, yabancı devletlerin kışkırtmaları ve milliyetçilik duyguları ile ayaklanmaları sonucunda Yozgat'ta çıkardıkları olaylar yer almaktadır. Araştırma genel olarak Başbakanlık Osmanlı Arşiv belgelerine dayanmaktadır. Bu çalışmanın amacı savaş yıllarında Yozgat'ta meydana gelen asayiş olaylarını, sebepleri ve sonuçları ile birlikte aydınlatmak ve günümüze olan yansımalarını açığa çıkarmaktır. Araştırmamız sonucunda Yozgat'ta savaşın getirmiş olduğu kargaşa ve otorite boşluğu sebebiyle yüzlerce kişinin öldüğü, yaralandığı, mallarının yağma edildiği ortaya çıkmıştır. Vilayet-i Sitte'ye komşu olan Yozgat'ın da Ermeni olaylarından nasibini aldığı ve olayların sonucunda şehir genelinde yaşayan Ermenilerin ve Müslüman ahalinin ne şekilde etkilendiği belgelerle ortaya konulmuştur.
Yerel yönetimlerde özelleştirme -Yozgat belediyesi örneği-
VI ÖZET Tarihsel süreçte kumu hizmeti ve faaliyetlerinin yürütülmesi umacıyla oluşturulun devlet, merkezi yönetim ve yerel yönetimle amaçlarını gerçekleştirmeye çalışmaktadır; Devlet ve yerel yönetim, ekonomik anlamda teşebbüsatı elinde bulunduruyorsa, birey üzerinde ekonomik hegemonya olması söz konusudur. Bu hegemonya bireyin hareket kabiliyetini önemli ölçüde kısıtlayacaktır. Dolaysıyla tam demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Ekonomik teşebbüsatı da elinde bulunduran bir devlet ve yerel idare, asli vazifelerini yerine getirmede zayıf kalacaktır. Ayrıca asli unsurlar dışındaki işler üzerinde de verim noktasında zayıf kalacaktır. Kısacası ekonomide başarılı olması, halkına refahı sağlaması çok zordur. Ayrıca birçok problemle karşı karşıya kalacaktır. Bu tür problem yaşayan devletler ve yerel idareler, alternatif bir gelişme içerisine girerek, özelleştirme yöntemini uygulamaya başlamışlardır. Özelleştirme uygulaması tüm gelişmiş devletlerde ve yerel idarelerde çok ileri bir düzeyde uygulama alanı göstermektedir. İleride ne gibi bir olumsuz sonuçları olabilir bilinmez fakat bugün için faydasının olduğu tartışılmaz bir gerçek gibi görünmektedir. Uygulamada geç kalan ülkemizin, özellikle konu başlığımız olan yerel yönetimlerin, problemlerine karşı alternatif bir yöntem olarak özelleştirmeyi aktif bir şekilde uygulamaları gerektiğini düşünüyoruz. Fakat bilimsel ve rasyonel bir temele oturtulması en önemli şartlardan biridir. Yerel yönetimlerde özelleştirme konusundaki bilimsel çalışmalar, ülkemizde yeterli noktadan çok uzaktır. Bu çalışma, bu alandaki eksikliğin giderilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
Sınıf eğitimi alanında yapılan lisansüstü tezlerin öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi (Yozgat ili örneği)
Bu çalışmanın amacı Türkiye`de 2013-2018 yılları arasında sınıf eğitimi alanında yapılmış lisansüstü tezlerin incelenerek öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesidir. Bu temel amaç doğrultusunda, tezler yayınlandıkları yıl, yöntemi, veri toplama araçları, örneklem özellikleri, veri analiz teknikleri, konu alanları ve eğitim-öğretim sürecine katkısı açısından değerlendirilmiştir. Öğretmenlere görüşme tekniği yoluyla 5 sorudan oluşan sınıf eğitimi alanında yapılmış lisansüstü tezlere yönelik görüşleri sorulmuştur. Tezler betimsel yaklaşım çerçevesinde doküman incelemesi yapılarak incelenmiş ve her bir tez Küçükoğlu ve Ozan (2013) tarafından sınıf eğitimine yönelik olarak geliştirilen "Sınıf Öğretmenliği Alanındaki Lisansüstü Tezlere Yönelik Bir İçerik Analizi" makalesinde kullanılan "Tez Sınıflama Formu" kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Daha sonra öğretmenlere görüşme tekniği ile lisansüstü tezlere yönelik görüşleri sorulmuştur. Çalışmada YÖK Ulusal Tez Veri Tabanında yer alan ve tam metin olarak ulaşılabilen sınıf öğretmenliği bilim ya da ana bilim dalındaki tezler çalışma kapsamına alınmış olup, çalışma 2013-2018 yılları ile sınırlandırılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tezlerin çoğunluğunun nicel çalışmalar olduğu, en çok çalışmanın 2015 yılında yapıldığı, betimsel tarama türünde olduğu, tezlerde çoğunlukla anket ya da likert tipi ölçeklerin kullanıldığı, öğretmenler ve ilköğretim 1-5 öğrencileriyle çalışıldığı ve veri analizi tekniği olarak kestirimsel istatistiklerin kullanıldığı belirlenmiştir. Ayrıca incelenen tezlerin sırasıyla en çok öğretmen alan bilgisi, Türkçe eğitimi ve hayat bilgisi alanlarında yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerde öğretmenlerin daha çok sınıf yönetimi ve özel eğitim çalışılması gerektiğini, lisansüstü çalışmaların yöntem geliştirmeye ve eğitim öğretime katkısının çoğu öğretmen tarafından olumlu değerlendirdiği, bilimsel gelişmelere uygunluğu konusunda olumlu olduğunu, sınıf içi uygulamalarda çoğu katılımcının teorik olduğu ve uygulanabilirliğinin olmadığını belirtmişlerdir. Anahtar kelimler: Sınıf eğitimi, lisansüstü tez, sınıf öğretmeni.
Öğretmen öğrenci ve velilerin TEOG sınavında karşılaştığı sorunların berlirlenmesi: Yozgat ili örneği
Son 30 yıllık bir sürede, temel eğitimden ortaöğretime geçiş aşaması olarak çeşitli isimlerde ölçme sistemleri tertip edilmiştir. Bu sistemler bir süre kullanıldıktan sonra bazı eksiklikleri tespit edilmiş ve bu sistemler; yerine geliştirilen yeni ölçme sistemleriyle değiştirilmiştir. Süreç tam bir düzene oturtulamamış ve yapısal bir düzenleme gerçekleştirilememiştir. Geliştirilen bir sınav sisteminin her türlü hatadan arındırılmış olması beklenilemez; sistemin olumlu, olumsuz özelliklerinin olması ve uygulamada birtakım sorunlarla karşılaşılması muhtemeldir. Bu bakımdan, bütün sınav sistemlerinde olduğu gibi, TEOG sınav sisteminde de olumlu, olumsuz özelliklerinin olabileceğini ve uygulamalarda bazı sorunlarla karşılaşılabileceğini kabul etmek gerekir. Bu sınav sisteminin bekleneni verebilmesi için sistemdeki olumsuzluklar ve uygulamada karşılaşılan sorunlar en aza indirilmeye çalışılmalıdır ya da bu sınav sisteminden etkilenen paydaşların ki bunlar sadece öğrenciler değil, okullardaki öğretmenler ve veliler de buna dahildir, bu olumsuzluklardan daha az etkilenmesi için önlemler alınmalıdır. Bu çalışmanın amacı, Yozgat ilinde farklı branşlardaki öğretmen, öğrenci ve velilere göre öğrencilerin TEOG sınavıyla ilgili karşılaştığı sorunları belirlemektir. Araştırmada, karma yöntem araştırmanın eş zamanlı üçgenleme deseni kullanılmıştır. Yürütülen bu çalışmada, nitel ve nicel veri toplama araçları aynı ağırlıkta kullanılmış ve veriler ayrı ayrı analiz edilerek analiz sonuçları yorumlama aşamasında birleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi her bir aşamada farklı olmak üzere nicel bölümde 2000 öğrenci ve nitel bölümde 10 öğrenci, 10 öğretmen ve 10 veli olmak üzere toplam 2030 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin TEOG sınav sisteminde karşılaştıkları sorunları belirleme ölçeği ve yarı yapılandırılmış mülakatlar kullanılmıştır. Uygulanan ölçekten elde edilen veriler bir istatistik programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin TEOG sınav sisteminde karşılaştıkları sorunları belirleme ölçeğinden elde edilen verilerdeki değişkenler için aritmetik ortalama, standart sapma ve yüzdeleri bulunmuştur. Mülakatlardan elde edilen veriler öncelikle transkriptlere yazılmıştır. Daha sonra, iki farklı araştırmacı tarafından betimsel analiz yapılarak tematik kodlar oluşturulmuştur. Verilerden belirlenen ana temanın yanı sıra, içerik analizi yapılarak alt temalar belirlenmiştir. Araştırma sonucunda sınava hazırlanma sürecinde, sınavın içeriğinde, sınavın uygulanışında, sınavın molalarında ve sınav puanının hesaplanması ve tercihlerde karşılaşılan sorunların olduğu tespit edilmiştir.
Cumhuriyetin ilk on beş yılında Yozgat
Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra ülke genelinde meydana gelen değişimin Yozgat iline yansımaları incelenmiştir. Çalışmamız 1923-1938 yılları arasını kapsamakta ve dört bölümden ibarettir. Bu bölümler; siyasi-idari, ekonomik, nüfus ve eğitim-sosyal kültürel alanlardan oluşmaktadır. Çalışmamızda arşiv belgeleri, yerel basın ve araştırma kaynaklarından yararlanılmıştır. Kaynaklar doğrultusunda cumhuriyetin ilk yıllarında Yozgat'ın idari yapısı, tarım ve sanayisi, yaşanan iskân faaliyetleriyle birlikte değişen nüfus yapısı ve eğitim alanındaki yenilikler ele alınmıştır. Yozgat, cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkarak önemli adımların atıldığı illerden biri olmuştur.
Yozgat imam hatip lisesinin din eğitimindeki yeri
Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm din eğitimi ile ilgili temel kavramlar, din eğitiminin amacı ve görevleri, yaygın eğitim, örgün eğitim gibi kavramlar ile kavramsal çerçeveden oluşmaktadır. İkinci bölümde dünden bugüne imam hatipler ve imam hatiplerin geçirdiği aşamaların tarihi süreç içindeki durumu kaynaklar taranarak araştırılmıştır. İmam hatiplerin sayısı ve ders içerikleri tablolar halinde sunulmuştur. İmam hatiplerin din eğitimi faaliyetlerindeki yerinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde Yozgat İmam Hatip Lisesi hakkında bilgi verilmiştir. Yozgat İmam Hatip Lisesinin geçirdiği süreçler, ders içerikleri, mezunları ve Yozgat İmam Hatip Lisesinin günümüzdeki değişimi incelenmiştir. Son olarak Yozgat İmam Hatip Lisesi hakkında mezun ve mensuplardan 11 kişi ile mülakat yapılmıştır. Yapılan mülakatta geçmişten günümüze imam hatip üzerine gayreti, çalışması ve ilgisi olan kişiler seçilmiştir. Oluşturulan başlıklar ile Yozgat İmam Hatip Lisesinin Yozgat için önemi ve din eğitimindeki yerinin tespiti çalışması yapılmıştır. Öneriler ve sonuç bölümü ile çalışma tamamlanmıştır.
Öğretmenlerin liderlik rollerine ilişkin algı ve beklentilerinin incelenmesi (Yozgat ili örneği)
Bu araştırmada, Yozgat il merkezinde görev yapan ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin, kurumsal gelişme, mesleki gelişim ve meslektaşlarla iş birliği olmak üzere üç boyutunda öğretmen liderlik rollerine ilişkin algı ve beklenti düzeylerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde gerçekleştirilmiş ve nicel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın hedef evrenini 2017-2018 yılında Yozgat il merkezinde görev yapan toplam 52 okulda 763 öğretmen oluşturmuş, örnekleminde ise 14 okuldan 313 öğretmen yer almıştır. Elde edilen nicel veriler; aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin, öğretmen liderlik rollerine ilişkin genel algı ve alt boyutlarda "Sık sık" düzeyinde; beklentilerinin ise "Her zaman" düzeyinde olduğu gözlemlenmiştir. Öğretmen liderliği davranışlarının boyutları arasında en çok Mesleki Gelişme boyutunun gerekli olduğu ve sergilendiği görülmüştür. Bu boyutu sırası ile Meslektaşlarla İş Birliği ve Kurumsal Gelişme boyutları izlemiştir. Öğretmenlerin öğretmen liderlik rollerine ilişkin algılarında, kıdem ve yaş değişkenine göre anlamlı fark vardır. Kurumsal gelişme boyutunda 1-5 yıl arası kıdeme sahip öğretmenlerin görüşleri "6-10", "11-15" ve "16-20" yıl kıdeme sahip olan öğretmenlerden daha olumludur. Beklentilerinde ise branş ve cinsiyet değişkenine göre anlamlı fark vardır. Mesleki gelişim boyutunda kadın öğretmenlerin beklentileri erkek öğretmenlerden daha olumludur. Öğretmenlerin liderlik rollerine ilişkin algı ve beklentileri arasında orta düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Öğretim Liderliği, Öğretmen Liderliği
Yozgat'ta çalışan bekar kadınların şiddet algısı
Günümüzde toplumsal sorunlardan bir tanesi ve belki en önemlisi kadına yönelik şiddettir. Kadınların şiddete maruz kalması ise yine toplumsal yapının genetiği ile ilgili ve genelde ataerkil toplumların karakteristik özelliği şeklinde yorumlanabilir. Bu araştırmanın amacı aile içinde şiddete maruz kalan kadınlara yönelik sosyolojik bir araştırma yapmaktır, bu amaçla kadına yönelik şiddet olgusunu açıklarken öncelikle şiddetin tanımlarını yapmak ve şiddetin türlerini, yöntemlerini ve kadına yönelik şiddet ile ilgili araştırmaları göz önüne koymaktır. Kadınların şiddet uygulamaları ile yaşadıkları olumsuzlukları ve bu olumsuzlukları hafifletecek olan kuruluşları tanıtmaktır. Araştırmanın en önem arz eden yönü bu konunun sadece şiddete maruz kalan bireyleri tek tek bireysel olarak ilgilendiren bir konu olmaktan çok toplumu ilgilendirmesi ve her ne kadar aile içinde yaşanıyor olsa da toplumsal bir sorun haline gelmesidir. Çünkü sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı ailelerin varlığı ile mümkündür. Bu çalışmanın spesifik amacı ise, Yozgat ilinde çalışan bekâr kadınların şiddet konusundaki farkındalıklarının anlaşılmasıdır.
Mülteci öğrencilerin karşılaştığı eğitim sorunları: Yozgat ili örneği
Günümüzde mülteci çocukların durumu, çok kritik bir sorun olarak dünya gündeminde yerini korumakta ve toplumumuzu da yakından ilgilendirmektedir. Yozgat ilinde yaşayan mülteci öğrencilerin eğitim sorunları ve getirilecek çözüm önerilerinin incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırma, nitel bir çalışmadır. Araştırmanın amacı kapsamında oluşturulan çalışma grubu, Türkiye'ye göç etmiş ve halen Yozgat ilinde yaşayan il merkezindeki ortaokullara ve liselere devam eden 24 mülteci öğrenci, 18 öğretmen, 2 rehber öğretmen, 12 veli, 5 okul yöneticisi, 2 STK temsilcisi ve 4 akademisyen olmak üzere toplam 67 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; mülteci öğrenci ve velilerin Türkiye'ye göç etme nedenlerinin başında, geldikleri ülkede savaş olması ve maddi imkansızlıkların yaşanması gelmektedir. Yozgat'ta yaşayan mülteci öğrenci ve velilerin genel sorunlarının başında dil sorunlarının ve maddi sorunların geldiği görülmüştür. Katılımcıların, okulun mülteci öğrencilere Türkçelerini geliştirmek, dil öğrenmek, sosyalleşmeleri açısından uygun ortam sunmak yönünde katkı sağladığını düşündükleri belirlenmiştir. Öte yandan katılımcıların, çocukların okula kayıt yaptırdığı halde okula uyumunun yeterince sağlanamadığını, çocuklara sunulan psiko-sosyal desteğin yetersiz olduğunu, büyük çocukların okula devam etmek istemediklerini, eğitim yardımı aldıkları için zorunluluktan dolayı okula devam etiklerini, çocukların yaşadığı travmayı gidermeye yönelik psiko-sosyal destek verilmesi gerektiğini, eğitimlerinde dil probleminin olduğunu ve bu durumun çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade ettikleri belirlenmiştir.
Yozgat ilinde kan grup dağılımı ve kan grup antijen sıklığının incelenmesi
Yozgat ilinde gönüllü kan bağışçılarından alınan kanların ABO, Rh Subgrup (C,c,D,E,e,Cw) ve Kell (K) kan grup dağılımının antijen sıklığını belirleyerek, kan güvenliği ve transfüzyon tıbbında doğru bilgiye sahip olmak, bireylerin ihtiyaçları ve kan bankası işlemlerinde bu bilgilerin hem pratikte hem de bilimsel olarak veri tabanı oluşturulması amaçlanmıştır. Araştırma Retrospektif (geriye dönük) olarak yapılmıştır. Nisan 2012 – Nisan 2021 tarihleri arasında Türk Kızılay Yozgat Kan Bağışı Merkez‟inde ilk defa kan bağışı yapan 15.868 kan bağışçısının ABO ve Rh(D) kan grubu dağılım oranını belirlemek. Mayıs 2012 – Nisan 2021 tarihleri arasında 1.442 kan bağışçısının Rh Subgrup (C,c,E,e,Cw) ve Kell (K) kan grup dağılımlarının antijen sıklığını belirlemek. Bölge Kan Merkezlerimiz bünyesindeki immünohematoloji laboratuvarında ABO, Rh alt grup ve Kell gruplama testleri jel santrifügasyon yöntemi tam otomatik cihazlar (Grifols Erytra) ile yapılmaktadır. Test sonuçların Kızılay KHGM‟ne ait veri sistemine işlendikten sonra verilerin toplanmasında kan bağışçısı kayıt formu kullanılmıştır. Araştırmada alınan kanlarda kan grup dağılımı sırasıyla % 42,76 A kan grubu; % O kan grubu 33,63; % 16,16 B kan grubu ve % 7,45 AB kan grubu bulunmuştur. Rh(D) kan grubu ise % 88,41 Rh(D) pozitif ve % 11,59 Rh(D) negatif bulunmuştur. Rh Subgrup antijenlerinin pozitif sıklığı sırasıyla; % 73,43 ile C, % 74,54 ile c, % 29,75 ile E ve % 97 ile e olduğu görülmüştür, ayrıca Cw- antijeninin sıklığı ise % 99,22 bulunmuştur. Kell (K-) kan grup antijeninin sıklığı ise % 93,5 olarak bulunmuştur. 2021 Anahtar Kelimeler: Yozgat, kan grup, ABO, Rh, Kell, Subgrup
Yozgat il merkezinde ortaokul öğrencilerinde internet kötüye kullanım risk değerlendirilmesi ve obezite ilişkisi
Yozgat İl Merkezinde Ortaokul Öğrencilerinde İnternet Kötüye Kullanım Risk Değerlendirilmesi ve Obezite İlişkisi İnternetin kontrolsüz kullanımı, internet bağımlılığına neden olarak sedanter yaşamı yaygınlaştırmaktadır ve obeziteye zemin hazırlamaktadır. Bu araştırma, Yozgat il merkezindeki ortaokul öğrencilerinde internet kullanımı ve obezite arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı-kesitsel desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evren ve örneklemini, Yozgat il merkezindeki ortaokul öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma, Mart 2020-Kasım 2020 tarihleri arasında Yozgat il merkezinde okuyan 450 ortaokul öğrencisi ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, Aileye Yönelik Soru Formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ), Beslenme Davranış Ölçeği (BDÖ) ve Çocuklar için Fiziksel Aktivite Soru Formu (FAS) ile elde edilmiştir. Veriler SPSS 23.0 programında tanımlayıcı istatistik testleri, bağımsız gruplar t testi, ANOVA varyans analizi, Pearson Korelasyon analizi ve Lineer Regresyon ile değerlendirilmiştir. Ortaokul öğrencilerinin %83.3'ü 8. Sınıfta, %61.6'sı devlet ortaokulda öğrenim görmekte, %55.8'i kız, ortalama 12.73±0.87 yaşındaydı. Ortaokul öğrencileri ortalama 50.45±11.95 kiloda, ortalama 157.90±9.27 cm boy uzunluğunda, ortalama 20.03±3.60 beden kitle indeksinde ve %22.2'si 50-75 persentil arasındaydı. Ortaokul öğrencilerinin YİBÖ'nden aldıkları 28.25±16.55 puan ile internet bağımlığı düzeyinin düşük oranda olduğu, BDÖ'nden aldıkları 0.76±4.76 puan ile çok düşük düzeyde sağlıklı beslenme davranışlarının olduğu ve FAS'nden aldıkları 15.06±7.70 puan ile düşük fiziksel aktivite düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Ortaokul öğrencilerinin annesi ve babasının beden kitle indeksi ile öğrencilerin beden kitle indeksi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ortaokul öğrencilerinin internet bağımlılığı ile beslenme davranışları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken; internet bağımlılığı ile fiziksel aktivite düzeyi arasında negatif yönde ve zayıf düzeyde anlamlı ilişki saptanmıştır. Ortaokul öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeyi ile obezite arasında arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, ortaokul öğrencilerinin internet bağımlığının sağlıklı beslenme davranışlarını azalttığı, internet bağımlılığı ile annesi ve babasının beden kitle indeksindeki artışın ise öğrencilerde obeziteyi artırdığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İnternet bağımlılığı, fiziksel aktivite, beslenme davranışı, çocuk obezitesi, ortaokul öğrencisi.
Yozgat ekolojik koşullarında yetiştirilen çerezlik ayçiçeği (Helianthus annuus L.)'nin tohum verimi ile bazı verim ögeleri üzerine sulamanın etkisinin değerlendirilmesi
Araştırma 3 çeşit (İnegöl Alası, Ahmetbey, Palancı) çerezlik ayçiçeği tohumu ile 3 farklı sulama alternatifi kullanarak tesadüf blokları deneme yöntemi ile 36 parselde tamamlandı. Çalışma dört tekerrür, her tekerrürde dokuz parsel ve her parselde kırk bitki olacak şekilde planlandı. Sıra arası 70 cm, sıra üzeri 50 cm, tohum derinliği yaklaşık 5 cm ve her tohum çukuruna 3 adet tohum bırakılarak 11.05.2019 tarihinde ekim yapıldı. 6 Haziranda birinci çapa ve aynı zamanda seyreltme işlemi, 20 Haziranda da ikinci çapa yapıldı. 13 Haziranda birinci su, 15 Temmuzda ikinci su verildi. 07.09.2019 tarihinde hasat edildi.
Mizah tarzının premenstrual sendrom üzerindeki etkisi
Bu araştırma tanımlayıcı nitelikte bir çalışma olup üniversite öğrencilerinde mizah tarzının premenstrual sendrom üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri 01.11.2020- 30.05.2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın evrenini Yozgat Bozok Üniversitesi Erdoğan Akdağ ve Bilal Şahin kampüslerinde yer alan fakülte ve yüksekokullarda lisans eğitimi görmekte olan kız öğrenciler (N=7573) oluşturmuştur. Çalışmaya başlamadan önce güç analizi yapılmıştır ve örneklem sayısı en az 132 kişi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın güvenilirliği için 327 kız öğrenci ile araştırma tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Premenstrual Sendrom Ölçeği (PMSÖ) ve Mizah Tarzları Ölçeği (MTÖ) kullanılmıştır. Öğrencilerin %76,5'inin 18-20 yaş aralığında, %62,7'sinin gelirinin orta düzeyde olduğu ve %71.6'sının yurt veya pansiyonlarda yaşamakta olduğu belirlenmiştir. PMSÖ toplam puan ortalamasının 124,52±32,52 olduğu ve öğrencilerin %67,6'sında premenstrüel sendrom olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin katılımcı mizah alt boyut puan ortalamalarının 38,64±8.49, kendini geliştirici mizah alt boyut puan ortalamalarının 35,2±7,7, saldırgan mizah alt boyut puan ortalamalarının 23,2±8,0 ve kendini yıkıcı mizah alt boyut puan ortalamalarının 28,1±8,1 olduğu belirlenmiştir. PMS olanların katılımcı sosyal mizah ve kendini geliştirici mizah puanlarının PMS olmayanların puanlarından düşük olduğu, saldırgan mizah ve kendini yıkıcı mizah puanlarının ise yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Kendini geliştirici mizah puanı arttıkça PMS olma olasılığının %5,2 (1-0,948) azaldığı, kendini yıkıcı mizah puanı arttıkça PMS riskinin 1,059 kat arttığı saptanmıştır. Sonuç olarak; öğrencilerin mizah tarzları PMS üzerinde etkili olmaktadır. Bu nedenle üniversiteler kapsamında mizah tarzını olumlu yönde geliştirecek sosyal, bilimsel etkinliklerin artırılması, mizah tarzı ve PMS ilişkisi ile ilgili daha fazla sayıda ve daha geniş örnekleme sahip çalışmalar yapılması önerilmektedir.
Yozgat Şehir Hastanesinde çalışan sağlık çalışanlarının COVID-19 pandemi döneminde sağlığı geliştirme davranışları
Bu araştırmada, sağlık çalışanlarının COVID-19 pandemi döneminde sağlığı geliştirme davranışlarının belirlenmesi amaçlandı. Kesitsel tipte yapılan araştırmanın örneklemini Yozgat Şehir Hastanesinde çalışan 305 sağlık çalışanı oluşturdu. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları-II (SYBDÖ-2) ile toplandı. Araştırmanın yapılabilmesi için gerekli yasal izinler ve etik kurul onayı alındı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız gruplarda t testi, ANOVA varyans analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Tukey testi kullanıldı. Sağlık çalışanlarının %75.7'si kadın, %60.3'ü 20-30 yaş arasında, %51.5'i bekar, %58'i üniversite mezunu idi. Sağlık çalışanlarının %60.3'ünün hemşire olduğu, %67.5'inin 0-10 yıl çalışma yılına sahip olduğu, %91.1'inin pandemide hastanede çalıştığı, %16.7'sinin kronik hastalığı olduğu görüldü. Sağlık çalışanlarının SYBDÖ-II den ortalama 124.09±21.45 puan aldıkları belirlendi. Sağlık çalışanları en yüksek puanı manevi gelişim alt grubundan (25.19± 4.82), en düşük puanı ise fiziksel aktivite (15.61±4.75) alt grubundan aldığı tespit edildi. Sağlık çalışanlarının cinsiyet, yaş, medeni durum, Beden Kitle İndeksi, çalışma şekli, sağlık algısı, sigara kullanma durumu ile SYBDÖ-II puan ortalaması arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Buna göre sağlık çalışanlarının sağlıklı yaşam biçim davranışlarının orta düzeyde olduğu ve ölçek puan ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı zayıf bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). Sağlık çalışanlarına hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi, çalışma koşullarının sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını uygulayabilecek konuma getirilmesi önerilebilir. 2022, İX+70 SAYFA Anahtar Kelimeler: COVID-19, sağlığı geliştirme davranışları, sağlık çalışanları
Sağlık okuryazarlık düzeyinin E-Sağlık uygulamalarına kullanımına etkisi
Bu çalışma, Yozgat il merkezindeki kamu kurumlarında çalışan ve doğrudan halka hizmet veren sağlık çalışanları haricindeki kamu çalışanları arasında sağlık okuryazarlığı düzeyinin e-sağlık uygulamaları kullanım düzeyine etkisini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma kesitsel türde olup 2021 yılında yapılmıştır. Veriler Google formlar üzerinden toplanmıştır. Veri formları olarak sosyo-demografik özellikler, E-sağlık uygulamaları kullanımı ile ilgili sorular ve Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği Türkçe versiyonu kısa formu (ASOY-TR-16) kullanılmıştır. Çalışmaya il merkezindeki devlet kurumlarında görev yapan 476 kamu personeli katılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ki-kare testi, t-testi, ANOVA ve multinominal lojistik regresyon kullanılmıştır. Araştırmaya katılanların %64,3'ü erkek, %74,9'ü evli, %45,3'ü 30-39 yaş grubunda ve %60,9'u lisans mezunudur. Araştırma grubundaki kişilerin sağlık-okur yazarlık (SOY) düzeyinin %21,5'inin yetersiz, %41,3'ünün problemli ve %37,2'sinin ise yeterli düzeyde olduğu görülmüştür. En fazla kullanılan E-sağlık uygulamasının %84,9 ile E-Nabız olduğu, bunu %64,3 ile Hayat Eve Sığar (HES) ve Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) olduğu, en düşük ise hastanelerin kendi online sistemleri (%29,1) olduğu görülmüştür. E-Nabız uygulamasının, katılımcıların %35,3'ü 1-3 tane menüsünü, %38,6'sı 4-6 tane ve %26,1'i 7-11 tane menüsünü kullanmaktadır. E-Devlet SGK uygulamasının sağlıkla ilgili menülerinden hiçbirini kullanmayanların oranı %46,8, bir tanesini kullananların oranı %27,9 ve 2 ve daha fazlasını kullananların oranı ise %25,3'tür. SOY düzeyine göre E-Nabız ve E-Devlet SGK uygulamalarını kullanma durumu istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır (p>0,05). Kamu çalışanlarının büyük bir çoğunluğu E-nabız, yaklaşık 2/3'ü HES ve MHRS uygulamasını kullanmaktadır. Araştırmaya katılanların yarıdan azının sağlık-okuryazarlık düzeyi yeterli olup, E-Sağlık uygulamaları kullanma üzerine etkisi önemli bulunmamıştır.
Yozgat il merkezi için taşkın analizi
Şehir merkezleri çevresine su depolama, sulama, taşkın koruma, yenilenebilir enerji üretimi ve sosyal alan oluşturmak amacıyla yapay göletler inşa edilmektedir. Şehir merkezlerinde nüfus yoğunluğunun yüksek, yapılaşmanın yoğun olması ve geçirimsiz yüzey alanlarının yüksek olmasından dolayı ani oluşan baraj yıkılması taşkını, yüksek oranda can ve mal kaybına sebep olmaktadır. Bu çalışma kapsamında Yozgat il merkezi çevresinde bulunan Kirazlı Gölet'i, Çiftlik Dere Gölet'i ve Bekir Cevdet Dündar Gölet'i barajlarının olası çoklu yıkılması durumunda, il merkezi için taşkın analizi yapılmıştır. Gölet seviye-hacim eğrileri Harita Genel Müdürlüğünden (HGM) temin edilen beş metre çözünürlüğe sahip Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) kullanılarak ArcGIS Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yazılımı ile elde edilmiştir. Taşkın alanlarına altlık oluşturan, 50 cm çözünürlüklü SYM verisi Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden (TKGM) temin edilmiştir. Taşkın dağılım hızına etki eden yüzey pürüzlülük katsayısı, CORINE UA arazi kullanımı/örtüsü şehir atlası verisi ve HGM tarafından üretilen ortofotolardan faydalanılarak konuma göre belirlenmiştir. Üstten aşma (ÜA) ve borulanma (B) senaryolarında oluşabilecek gediğin en büyük taban genişliği, şev eğimi ve oluşma süresi, daha önce yıkılan barajlardan elde edilen regresyon eşitlikleri kullanılarak tahmin edilmiştir. Baraj yıkılmaları sonucunda oluşan çıkış hidrografları ve şehir merkezinden geçen Yozgat Deresi'nin kapalı kanal içerisine alınan kısmı, MIKE HYDRO River yazılımında bir boyutlu (1B) olarak modellenmiştir. Baraj yıkılması sonucunda oluşan taşkının yayılma alanı, MIKE 21 FM yazılımında iki boyutlu (2B) olarak modellenmiştir. MIKE FLOOD yazılımında 1B baraj yıkılma modeli ve 2B taşkın yayılım modeli birlikte analiz edilmiştir. Analiz sonucunda 1B baraj yıkılma modelinden elde edilen çıkış hidrograflarının, yıkılma senaryolarına bağlı değişimi incelenmiştir. Çoklu baraj yıkılması durumunda oluşabilecek afete ilişkin 2B taşkın haritaları ve tehlike haritaları oluşturulmuştur. Baraj yıkılması sonucu oluşan yüksek taşkın debisini karşılamada, kapalı dere kesitlerinin ve çıkış noktasında bulunan menfezin yetersiz kaldığı tespit edilmiştir. Taşkın sonucu şehrin içinden geçen D200 Karayolunun belirli kısmı ve karayolu üstünde bulunan altgeçidin de taşkın seviyesi altında kaldığı tespit edilmiştir. Yozgat il merkezinde olası taşkın etkilerini azaltmak amacıyla önerilerde bulunulmuştur.