Su ürünleri
Bu konu başlığı altında 71 tez
Uşak ili su ürünleri tüketim alışkanlıkları üzerine bir anket çalışması
Bu çalışmada Ege Bölgesinin gelişmekte olan Uşak İlinin merkezinde yaşayan 1000 birey ile görüşülerek anket çalışması yapılmış ve su ürünleri tüketim alışkanlıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ankete katılanların %55,5'i kadın, %44,5'i erkeklerden oluşmaktadır. Ankete katılanların %59,3'ü lise mezunudur. Katılımcıların %27,6'sı öğrenci,%21,1'i işçi, %28,0'i ev hanımı, %19,3'u memur,%1,5'i emekli ve %2,5'i de diğer meslek mensuplarıdır. Ankete katılanlar arasında 1501-3000 TL geliri olanlar, %36,7 oran ile en fazla birey sayısına sahiptir. Katılımcıların %23,5'i kırmızı eti, %18,9'u tavuk eti, %15,5'i balık eti tüketirken, %36'sı bütün et çeşitlerini ve %6'sının da et tüketmedikleri belirlenmiştir. Ankete katılanların balık tüketim sıklıkları haftada bir %38,1 oranla birinci sıradadır. En fazla tercih ettikleri deniz balıkları ve deniz balıklarından da hamsidir. Katılımcılar en fazla balığı ise pazar yerlerinden temin etmektedirler. Balık, büyük çoğunlukla (%79,1) kış aylarında ve %83,63'ü evde, %8,99'u lokantada ve %7,38'i piknikte tüketmektedirler. Balığın kızartılarak pişirilmesi %76,9 ile daha çok tercih edilmektedir.
Mozambik Cumhuriyeti'nde su ürünlerinin genel durumu ve işleme yöntemleri
Mozambik Cumhuriyeti yaklaşık 2700 km'lik sahil şeridi (Hint Okyanusu) ve tatlı su kaynakları ile iyi bir su ürünleri potansiyeline sahiptir. Tez çalışmasında Mozambik Cumhuriyeti su ürünleri sektörünün genel durumunun ortaya konulması amacıyla on ilde (Nampula, Cabo Delgado, Niassa, Zambézia, Tete, Sofala, Manica, Gaza, Inhambane ve Maputo) yer alan su ürünleri işleme tesisi ve halk tarafından yapılan su ürünleri işleme-pazarlama işlemleri incelenmiştir. Çalışma için önceden belirlenen soruların bulunduğu anket formu kullanılmıştır. Ankette işletmelerin kuruluş tarihleri, kuruluş yılı ve kapasiteleri, personel durumu, hijyen eğitim durumu, yaş aralıkları, cinsiyet dağılımı, iş güvenliği, personelin sağlık kontrolünden geçirilme sıklığı, hammadde kaynağı, uluslararası almış oldukları kalite belgeleri, işleme yöntemleri, üretim ve ihracat durumu ve işleme tesislerinin karşılaşmış oldukları problemler ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Anket sonuçlarına göre genel olarak işleme tesislerinin bazılarında HACCP uygulanmakta olup hijyen eğitimini almış, iş güvenliği eğitiminden geçmiş personel bulunmaktadır. Tesislerde iş güvenliği şirketleriyle anlaşmalı iş güvenliği uzmanı genellikle bulunmaktadır. Su ürünleri işleme tesislerinde hammaddenin hem yerli hem de yabancı üreticilerden karşılandığı tespit edilmiştir. Genellikle tüm tesisler ihracat yapmaktadır.
Gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss) yetiştiricilik tesislerinin yapısal analizi: Hakkari ili örneği
Bu çalışma Hakkâri İlinde faaliyet gösteren gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) işletmelerinin yapısal analizi, kuruluş aşamaları, sahip oldukları kaynaklar, personelin öğrenim durumları ile kullanılan kaynaklar irdelenerek karşılaşılan sorunlar ortaya konulmuş bu alanda faaliyet gösterecek diğer girişimcilere yol gösterici bir kaynak olması amaçlanmıştır. İşletmelerin kaynak suyu ve dere suyunda üretim yaptıkları ve su kaynağına ortalama uzaklıklarının 1.2 km olduğu görülmüştür. Suyun işletmelere ve havuzlara ulaştırılmasında PVC kapalı boru sistemi ve beton, toprak, yan duvarları toprak kanaletler kullanılmakta olup suların yılda 2-3 gün hafif düzeyde bulanık olduğu ve önlem olarak da çökeltme havuzu kullandıkları ve balıklara belli bir süre yem vermedikleri bildirilmiştir. İncelenen işletmelerin tamamında hazır yemlerin tercih edildiği, ancak kullanılan yemlerin pahalı olmasından dolayı ekonomik açıdan zorluk yaşandığı belirlenmiştir. İşletmelerin tümünde yem deposunun bulunduğu ve günlük yemleme periyodunun yavrularda ve büyütmede 2-6 öğün, anaçta ve damızlıkta 1-3 öğün olarak gerçekleştirildiği görülmüştür. İşletmelerde yıllık kullanılan yem miktarının 50-114 ton arasında değiştiği tespit edilmiştir. Ayrıca, FCR bilgisi sadece tek bir işletmeden alınmış olup bu rakam 1.2 olarak verilmiştir. Tüm işletmeler içerisinde sadece bir tanesinin yatırım kredisi ve işletme kredisi kullandığı tespit edilmiştir. Kredi faizlerinin yüksek ve miktarlarının düşük olması gibi nedenlerden dolayı kredi çekmenin zor olduğu bildirilmiştir. İşletmelerin tümü su ürünleri teşviklerinin yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu tez çalışmasında gökkuşağı alabalığı üretiminde önemli bir potansiyele sahip olan Hakkari ilindeki işletmelerin yapısal olarak incelenmesi ile mevcut profilin değerlendirilmesi sağlanmış, aynı zamandan ileride bu bölgeye yatırım yapmayı planlayan girişimcilere önemli bilgiler sunulması amaçlanmıştır.
Covid-19'un su ürünleri tedarik zincirine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı Covid-19 salgınında etkilenen sektörler arasında yer alan su ürünlerindeki tedarik zincirinin su ürünleri satıcılarının, tüketicilerinin ve yetiştiricilerinin üzerine etkisinin belirlenmesi için yapılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak yüz yüze görüşme yöntemi kullanılmış ve amaca uygun olarak hazırlanmış anket çalışması yapılmıştır. Isparta ilinde 25 su ürünleri satıcısı (perakendeci), 400 kişi su ürünleri tüketicisi, 30 su ürünleri yetiştiricisine anket yapılmıştır. SPSS paket programı ile 0.05 anlamlılık düzeyi dikkate alınarak istatiksel analizler yapılmıştır. Toplanan verilerden çıkan sonuçlara göre en önemli önermeler olarak "İşletmede Covid-19 sürecinde ödemeler olumsuz etkilendi." önermesine su ürünleri satıcı anket çalışmasına katılanlar en çok %52 oran ile kesinlikle katıldıklarını ifade etmişlerdir. Bunun yanında ankete katılan su ürünleri tüketicileri "Covid-19 sürecinde dondurulmuş su ürünleri tüketimimde artış oldu." önermesine en fazla %56 oranla fikrim yok demişlerdir. Ayrıca su ürünleri yetiştirici anketinde "Covid-19 sürecinde üretilen ürünlerin dağıtımındaki aksamalar sebebiyle stok fazlalığı oluşmuştur." önermesine en çok %86.7 oranla katıldıklarını ifade etmişlerdir. Ankete katılan su ürünleri satıcılarımız Covid-19 döneminde üreticiden tüketiciye kadar olan tedarik sürecinin %76'sı olumsuz etkilendiğini, %24'ü olumsuz etkilenmediğini belirtmişlerdir. Bu durumda ankete katılan su ürünleri satıcıları Covid-19 döneminde tedarik zincirinin olumsuz etkilendiğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar; Covid-19 sürecinde su ürünleri sektöründeki bütün kesimlere bir olumsuz etkisinin olduğunu ortaya koymuştur.
Farklı göllerden avlanan tatlı su levreğinin (perca fluviatilis L. 1758) morfolojik ve filogenetik ilişkilerinin karşılaştırılması
Bu tez çalışmasında, Türkiye'nin farklı göl ve barajlarından temin edilen tatlı su levreği (Perca fluviatilis) popülasyonlarının morfolojik, fizyolojik ve genetik özellikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, türün üretim potansiyeli bağlamında farklı çevresel koşulların etkileri ve üretim metodolojileri irdelenmiştir. Araştırmada toplam 12 farklı lokasyondan örneklenen bireyler üzerinde morfometrik ölçümler yapılmış; büyüme parametreleri ve kondisyon faktörleri hesaplanmıştır. Moleküler düzeyde ISSR (Inter Simple Sequence Repeat) markörleri kullanılarak genetik çeşitlilik analiz edilmiş; dendrogram ve PCA analizleri ile popülasyonlar arası genetik farklılıklar belirlenmiştir. Ayrıca fizyolojik analizlerde, seçilen lokasyonlara ait bireylerde oksidatif stres belirteçleri (SOD, CAT, GSH, GSH-Px, MDA) ölçülerek, çevresel koşulların biyokimyasal etkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, tatlı su levreği popülasyonları arasında morfolojik farklılıklar olduğunu ve bu farklılıkların habitat koşulları, beslenme rejimi ve su parametrelerine bağlı olarak şekillendiğini göstermektedir. Genetik analizler, coğrafi izolasyonun genetik çeşitliliği etkilediğini ortaya koyarken; fizyolojik bulgular, çevresel stresin antioksidan savunma sistemlerini modüle ettiğini göstermiştir. Sonuç olarak, P. fluviatilis'in üretiminde başarı sağlanması için popülasyon bazlı farklılıkların dikkate alınması gerektiği ve yerel adaptasyon kapasitesine sahip bireylerin tercih edilmesinin üretim verimliliğini artırabileceği önerilmektedir.
Isparta ilinde su ürünlerinin ekonomik durumu, pazarlanması ve çözüm önerileri
Bu çalışma su ürünleri yetiştiricileri, avcıları, sanayicileri ve satıcılara yönelik olarak su ürünlerinin pazarlanması sırasında ortaya çıkan problemlere çözüm önerilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada veri toplama amacıyla birebir görüşme yöntemi kullanılmış ve amaca uygun olarak anket çalışması yapılmıştır. Bu çerçevede Isparta'da su ürünleri satıcıları, balık avcıları, balık yetiştiricileri ve su ürünleri sanayicilerine anket uygulanmıştır. Yapılan anket sonuçlarından elde edilen verilere göre; en önemli olarak yetiştiricilerin ürettikleri balıkların pazarlamasında problemler yaşanmaktadır. Yetiştiriciler arasında güven ortamının tesis edilememesi sebebiyle, yetiştiricilerin birlikte hareket edememesi (%60.7 oran) söz konusudur. Balık yetiştiricilerinin birlikte hareket edebilmeleri durumunda balıklarını daha yüksek fiyattan satmaları (%50 oranında) mümkün olabilecektir. Bunun yanında ankete katılan su ürünleri yetiştiricileri üretim sırasında karşılaştığınız en önemli sorunlar nelerdir?" sorusu yöneltildiğinde en çok %66.7 oranla kur kaynaklı yem fiyatlarındaki değişkenliklerdir diye cevaplamışlardır. Balık avcılarının pazarlama faaliyetlerindeki hangi bölümlerin maliyetlerinin en yüksek olduğu anket sonucuna göre %39 oranla taşıma maliyeti diye cevaplanmıştır. Avcılar taşıma maliyetlerinin oldukça yüksek olması avcıları olumsuz etkilemektedir. Balık satıcılarının balık fiyatları hakkında nasıl bir değerlendirme yapıyorsunuz ile ilgili soruya 73 oranla alık fiyatlarının orta halli olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca anket çalışmasına katılanlar balık işleme tesislerinde en çok kerevit ve alabalığın değerlendirildiğini belirtmişlerdir. Balık satıcılarının pazarlama faaliyetlerinde maliyetlerin daha yüksek olduğu ve olumsuzluk ve zorluklarla karşı karşıya kaldıkları belirlenmiştir. Bu sonuçlar su ürünlerinin pazarlanması konusunda sorunların oldukça fazla olduğunu ve çözüm önerilerinin de çok çeşitli olması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Kültüre edilen bazı balık türlerinde elektronik burun ve bilgisayarlı resim analizi kullanılarak soğuk muhafazada kalite takibi
Türkiye'de kültür su ürünleri üretimi TÜİK verilerine göre 2015 yılında 240.334 ton olarak gerçekleşmiştir. Kültüre edilmiş su ürünleri taze-soğutulmuş, dondurulmuş bütün balık; taze-soğutulmuş ve dondurulmuş fileto şekillerinde ihraç edilmekte ve aynı şekilde iç piyasada da tüketilmektedir. Bilgisayarlı resim, herhangi bir nesneye ait görüntüyü bir yazılım yardımıyla analiz ederek nesnenin renk değerlerini sayısal olarak verebilen bir tekniktir. Nesnenin tamamından yada kullanıcının istediği alanda renk ölçümü yapabilmektedir. Su ürünlerinde depolamaya bağlı olarak az miktarda renk değişimleri olabilmektedir. İnsan gözüyle tespit edilemeyen bu değişimler bilgisayarlı resim yardımıyla tespit edilebilir. Elektronik burun, yapısında kimyasal sensör dizisi barındıran ve sensörler sayesinde çok hassas ölçüm yapabilen bir cihazdır. Elektronik burunun hem bilimsel araştırmalar için hem de ticari kullanım için örnekleri mevcuttur. Strafor kutularda, doğrudan temas etmeden buzlanmış olarak laboratuvara getirilen kültür çipura ve levrek balıkları 0-4°C arasında depolanmıştır. Depolama süresince kalitenin ve raf ömrünün belirlenmesi amacıyla kimyasal analizlerden toplam uçucu bazik azot (TVB-N) ve trimetilamin (TMA-N) ile oksidasyona yönelik thiobarbuturic asit reaktif madde değeri (TBARS) analizi, mikrobiyolojik analizlerden toplam canlı ve psikrofil bakteri sayımı gerçekleştirilmiştir. Eş zamanlı olarak, duyusal analiz ve doku profil analizi uygulanmıştır. Enstrümental analiz uygulaması olarak bilgisayarlı resim ve elektronik burun analizi gerçekleştirilmiştir. Tez bulgularının değerlendirilmesi sonucu, soğukta depolanan, kültür balıklarının kalite takibinde bilgisayarlı resim analizi ve elektronik burunun kullanıma uygun olup olmadığı tespit edilmiştir.
Su ürünleri üretimine yönelik sanal gerçeklik ortamının etkileşimli öğretim materyali olarak geliştirilmes
Bu çalışma, su ürünleri mühendisliği alanında eğitim alan öğrencilerin öğrenme sürecini geliştirmek için sanal gerçeklik ortamının kullanılabilirliğini ele almaktadır. Bu bağlamda, su ürünleri yetiştiriciliği konusunda sanal gerçeklik öğrenme ortamının tasarımı, geliştirilmesi ve etkililiği incelenmiştir. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Mühendisliği (SÜM) bölümünde gerçekleştirilen bu tez çalışması kapsamında, sanal gerçeklik teknolojisi ile üretilen su ürünleri yetiştiriciliği ders uygulaması iki farklı grup (Grup I-SÜM 3. sınıf ve Grup II- SÜM 4.sınıf) öğrenci tarafından Aralık 2022 ve Ocak 2023 tarihleri arasında deneyimlenmiştir. Alabalık üretimi ders müfredatına uygun olarak kuluçkahane, büyütme havuzları ve deniz kafeslerinde stokla şeklinde tasarımlanan VR'a aktarılmıştır. Öğrenciler sanal gerçeklik (VR) ve yüz yüze eğitim uygulamasına tabi tutulmuş ve öğrenme performansları değerlendirilmiştir. VR ile öğrenme performansı değerlendirmesinde sınav puanlarının gruplar arası farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<0.05). Grup I'in VR performansı yüksek bulunmuştur cinsiyetin ve görme problemlerinin VR performansına etki etmediği belirlenmiştir (p>0.05). Likert analiz sonuçlarına göre klasik eğitim etkililiği 3.51, VR etkililiği ise 3.94 olarak bulunmuştur (p<0.05). Sınav, anket ve görüşmeler sonucunda elde edilen bulgular, VR teknolojisinin su ürünleri mühendisliği eğitiminde kullanımının öğrencilerin eğitimlerini daha etkili hale getirdiğini göstermektedir. Öğrencilerin sanal gerçeklik uygulamalarına yönelik genel olarak olumlu görüş bildirdiği ve uygulamaların eğitimlerine yönelik fayda sağladığı, ilgi uyandırdığı ve gerçeklik algısını etkilediği ortaya konulmuştur. Sanal gerçeklik uygulamalarının sınıf ortamında etkili bir ders materyali olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, su ürünleri mühendisliği eğitiminde sanal gerçeklik teknolojisinin yaygınlaştırılması önerilmektedir.
Ege Bölgesi'nde eğitim gören lise öğrencilerinin balık tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi üzerine bir araştırma
Bu tez çalışmasında, Ege Bölgesi'nde bulunan sekiz ilde beş farklı türdeki ortaöğretim kurumunda/lisede (Anadolu İmam Hatip Lisesi (AİHL), Anadolu Lisesi (AL), Çok Programlı Anadolu Lisesi (ÇPAL), Fen Lisesi (FL) ve Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL)) eğitim görmekte olan öğrencilerin balık tüketim davranışları ve bu davranışlarına cinsiyet, hane fert sayısı, ebeveyn eğitim/meslek durumu, aile ekonomik düzeyi, farklı okul türleri, farklı şehirler, farklı beslenme tarzları, alışkanlık (örf-gelenek) ve beslenme eğitimi gibi faktörlerin ne derece etkili olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri, 7253 öğrenci ile gönüllülük esasına göre yüz yüze görüşme yöntemiyle araştırmacı tarafından anket formu uygulanarak Kasım 2017 ile Nisan 2018 tarihleri arasında tesadüfi örnekleme yöntemiyle elde edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi IBM SPSS 20.0 istatistik paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiler Ki-kare (Pearson Ki-kare ve Fisher's Exact test) ile belirlenmiştir. Yapılan bu testler sonucu elde edilen Ki-kare (χ²), serbestlik dereceleri (sd) ve istatistiksel anlamlılık (p) sonuçları ile verilerin frekans (n) ve yüzde (%) dağılımları hesaplanmış, bulgular şekil ve çizelgeler haline getirilerek verilmiştir. Değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı yorumlanarak raporlanmıştır. p (istatistiksel anlamlılık) değerinin 0,05'ten küçük saptanması koşulu aranmıştır. Ankete katılan 7253 öğrencinin %48,53'ü kız, %51,47'si ise erkek öğrenci olup bu öğrencilerin yaşlarının 13-20, boylarının 110-205 cm, ağırlıklarının da 30-133 kg arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Öğrencilerin katılım sağladığı iller ise %8,22 ile Afyonkarahisar, %10,48 ile Aydın, %10,42 ile Denizli, %35,68 ile İzmir, %7,20 ile Kütahya, %13,99 ile Manisa, %8,60 ile Muğla ve %5,40 ile Uşak olarak tespit edilmiştir. Öğrencilerin %9,90'ı AİHL'de, %36,07'si AL'de, %9,73'ü ÇPAL'de, %9,06'sı FL'de ve %34,24'ü MTAL'de eğitimine devam etmektedir. Öğrencilerin %87,04'ünün balık tüketimini tercih ettiği belirlenmiştir. Öğrencilerin balık tüketim miktarı kişi başı ortalama 8,94 kg/yıl olarak hesaplanmıştır. Öğrencilerin balığı tüketim sebepleri arasında en çok %47,31 ile "dengeli ve sağlıklı beslenmek için" olduğu, balık tüketmeyen öğrencilerin tüketmeme nedenleri arasında en çok %52,46 ile "kokusundan" dolayı olduğu, balık denildiğinde akıllarına gelen ilk çağrışımın en çok %57,35 ile "hamsi" olduğu, balık satın alma ve tüketim şeklinin en çok %96,80 ile "taze" olduğu, balığın tazeliğini anlama kriteri olarak en çok %45,70 ile "gözleri" dikkate aldığı, balık temin yerleri arasında en fazla %60,43 ile "semt (halk) pazarı" tercih ettiği, en çok tükettikleri balığın %80,19 ile "hamsi" olduğu, balık pişirme yöntemi olarak en fazla %86,41 ile "kızartma" yöntemini tercih ettikleri, balığı daha çok %95,48 ile "evde" tükettikleri ve balık tüketimi hakkındaki düşünceleri sorusuna ise en çok %62,18 ile "sağlık açısından önemli olması" yanıtını verdikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin üretim şekline göre en çok %77,96 oranı ile avcılık balığını en az ise %2,57 oranı ile kültür balığını tükettikleri saptanmıştır. Öğrencilerin cinsiyeti ile balık tüketim durumu (p=0,127) ve balık tüketim sıklığı (p=0,267) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmazken balık tüketimini tercih etme sebepleri (p<0,001) arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Öğrencilerin ailelerinde yaşayan birey sayısı ile balık tüketim durumu (p<0,001) ve balık tüketim sıklığı (p=0,019) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin ailelerinin ortalama aylık gelir durumu ile balık tüketim durumu (p<0,001), balık tüketim sıklığı (p<0,001), balık tüketimini tercih etme sebepleri (p=0,003) ve tüketimini tercih ettikleri balık üretim grubu (p=0,003) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin ailelerinin ortalama aylık gelir durumu ile balık ve diğer et türlerinin fiyatlarının karşılaştırmaları (p<0,001) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin beslenme konusunda eğitim alma durumu ile balık tüketim sıklığı arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p=0,021). Öğrencilerin yaşadığı illerin büyükşehir olan/olmayan ile balık tüketim sıklığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p=0,037). Öğrencilerin yaşadığı denize kıyısı olan ve olmayan iller ile balık tüketim sıklığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p=0,001). Çalışmamızın sonucuna göre öğrencilerin balık tüketimini olumsuz etkileyen başlıca faktörlerin beslenme konusunda yeterli temel eğitim almamaları, kalabalık ailelerin balık alım/tüketim gücünün düşük olması, balığın kılçıklı olması, işlenmiş balık tüketim kültürünün yetersiz olması, balığın koku ve aromasının tüketicileri rahatsız etmesi, balık pişirme ve satış yerlerinin yeterli olmaması gösterilebilir. Balık tüketimini olumlu etkileyen faktörler sırasıyla; ailenin ekonomik olarak alım gücünün ve eğitim durumunun yüksek olması, hane fert sayısının az olması, alışkanlık (örf-gelenek), sağlıklı beslenmede balığın öneminin bilinmesi, beslenme konusunda eğitim almış olmak, büyükşehirde veya denize kıyısı olan ilde ikamet etmek. Aslında öğrencilerin balık tüketimine karşı bakış açılarının pozitif olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda öğrencilerin gelecek yaşlardaki balık tüketim alışkanlıklarının iyice pekiştirilmesi için öğrencilere okul kantinlerinde/yemekhanelerinde konserve veya pişmiş balık satışı yapılmalıdır. Balık/su ürünleri tüketiminin sağlıklı ve kaliteli yaşam için önemi konusunda öğrenciler bilgilendirilerek farkındalık oluşturulmalıdır.
Kahramanmaraş ili'nde gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapan işletme çalışanlarının sosyo-demografik özellikleri
Bu çalışma, Kahramanmaraş ilinde mevcut bulunan gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapılan işletmelerdeki personellere ait sosyo-demografik özelliklerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2022 yılında Kahramanmaraş İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde kayıtlı olan, faal olarak çalışan 35 adet alabalık yetiştiriciliği yapılan tesislerde gerçekleştirilmiştir. Alabalık yetiştiriciliği yapılan tesislerde çalışan personellere uygulanan anket çalışmasıyla elde edilen sonuçlara göre çalışanların büyük kısmının erkek ve yaş aralıkları çoğunlukla 40-49 olduğu, tüm çalışanların % 40'lık kısmını oluşturdukları belirlenmiştir. Medeni durumlarının ise çoğunlukla evli olduğu tespit edilmiştir. Bekâr olan personeller genellikle aileleri ile birlikte yaşamaktadır. İşletmelerde çalışan personellerin % 47.5'sinin 3 çocuğa sahip olduğu saptanmıştır. % 32'sinin ilkokul mezunu oldukları görülmekte ve eğitim seviyesinin yüksek olmadığı anlaşılmaktadır. Kişilere uygulanan anket çalışmaları sonucunda, işletmelerdeki personellerin tamamının sosyal güvencesinin var olduğu belirlenmiştir. Çalışan personellerin % 80'inin bu meslekte 10 yıldan az bir süredir çalıştığı, mesleği seçme nedenlerinin ise % 48 ile aile bütçesine katkı olduğu, mesleğe devam etme isteği sorusunu %88 ile evet olarak yanıtladıkları belirlenmiştir. İşletmelerde çalışan personellerin gelir düzeylerinin genellikle 5000-7500 TL arasında olduğu ve ev mülkiyeti kendine ait olan personellerin %84'lük oran ile çoğunlukta olduğu uygulanan anket çalışmasıyla tespit edilmiştir.
Farklı ticari yemler ile beslenen zebra balıkları (danio reiro)' nda büyüme performansı
Zebra balıkları model organizma olarak, insan genlerini ve hastalıklarını incelemek amacıyla biyomedikal araştırmalarda yaygın olarak kullanılırlar. Son yıllarda zebra balığı beslenmesiyle ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Ancak zebra balığının besin gereksinimleri ile ilgili optimize edilmiş bir beslenme protokolü bulmak oldukça zordur. Laboratuvar şartlarında üretilen ve büyütülen model sucul organizma olarak kabul edilen balığın kısa sürede ve dengeli bir şekilde yetişkin bireyler haline getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu ticari birçok akvaryum balığı yemi ve yem markası bulunmaktadır. Bunların hangisinin daha verimli olduğu da bilinmemektedir. Bu amaçla laboratuvar şartlarında yavru zebra balıkları, besin değerleri farklı 4 ticari yem ile yaklaşık 2 ay gibi bir süre beslenerek büyüme ve gelişme performanslarını ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma başlangıcında 0,30±0,04 g olan yavru dönemini yeni tamamlamış toplam 180 adet zebra balığı 20x30 cm boyutlarında 12 adet akvaryuma 15'er adet balık stoğu yapılacak şekilde 60 gün süre ile besleme yapılmıştır. Çalışma sonucunda en düşük balık ağırlığı 0,67±0,05 g ve en yüksek balık ağırlığı 0,76±0,04 g olduğu ölçümlerle tespit edilmiştir. Araştırmada besin içerikleri ve besin değerleri birbirinden farklı dört ticari yem kullanıldı. Çalışma sonunda gruplar arsında büyüme parametrelerinde istatistiksel açıdan gruplar arsında önemli farklar tespit edildi (P<0,05). Yaşama oranları üzerinde etkilerinin de farklı olduğu görüldü (P<0,05). Farklı ticari yemlerin içeriğinde bulunan bileşenler ile yemin balıklar üzerindeki büyüme performansını arttırdığı, daha yüksek bir yaşama oranı başarısına ulaşılabildiği görüldü. Çalışmamızda özellikle Tetra Min Pul yemi verilen balıklarda anlamlı olarak bir farklılığın olduğu görülmektedir.
Neolitik Anadolu toplumları geçim ekonomisinde su ürünleri
Bu yüksek lisans tezi Neolitik dönemle birlikte yerleşik yaşama geçmeye başlayan ve yerleşim yeri olarak da deniz, göl ve nehir kıyılarını seçen kıyı köy toplumların besin ihtiyaçlarını karşılamak için deniz, göl ve nehirlerden Anadolu'da nasıl faydalandığı mevcut arkeolojik veriler ışığında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Böyle bir çalışmaya alt yapı oluşturmak için de öncelikle Neolitik yaşam biçiminin ve özelinde kıyı köy toplumlarının nasıl oluştuğu ve bu kıyı köy toplumlarının kendilerini bu tür doğal ortamlara nasıl adapte ettikleri konuları irdelenecektir. Konu üzerine yapılmış olan kuramsal yaklaşımlar incelenerek, bu oluşum sürecindeki faktörler olan kalıcı yerleşim gerekliliği, iklim değişikliğinin avcılık ve toplayıcılık üzerindeki etkileri, savunma ve ticaret gibi unsurlar ele alınmıştır. Bu kapsamda Neolitik kıyı köy toplumlarının deniz, göl ve nehirlerden besin ihtiyaçlarını karşılarken ne tür aletler kullanmış oldukları konusu da incelenecektir. Arkeolojik veri olarak kazı çalışmalarında tespit edilen midye ve istiridye kabukları ve balık kemikleri ayrı başlıklar halinde değerlendirilmiştir. Balıkçılıkta kullanılan olta kancaları, olta ağırlıkları, zıpkınlar, balık ağı ağırlıkları da başlıklar halinde incelenmiş ve arkeolojik çalışmalarda bu aletlerin nasıl değerlendirildiği üstünde durulmuştur. Daha sonra ise ağırlıklı olarak, çalışmanın esasını teşkil eden Marmara ve Ege denizlerinin kıyılarında yer alan yerleşimler üzerinde detaylı bir biçimde durulmuştur. Son olarak değerlendirme kısmında arkeolojik verilerin yorumlanması konusunda, etnografik verilerden faydalanılmıştır. Bu konuda yapılmış kapsamlı çalışmaların eksikliği göz önüne alındığında mevcut arkeolojik verileri ve yeni buluntuları derleyen bu yüksek lisans tezinin Neolitik kıyı köy toplumlarını anla konusunda bilgilerimiz artıracağı düşünülmektedir.
Su ürünü kaynaklı enterokok izolatlarının antimikrobiyel aktivite potansiyelinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı çiğ ve işlenmiş su ürünlerinden izole edilen enterokok izolatlarının antimikrobiyel aktivite potansiyellerinin belirlenmesidir. Bu çalışma kapsamında çiğ balık örnekleri Bursa, İstanbul ve Çanakkale balık pazarlarından, işlenmiş deniz ürünleri örnekleri ise süpermarket ve şarküterilerden temin edilmiştir. Çiğ ve işlenmiş su ürünlerinden izole edilip tanımlanmış olan enterokok izolatlarının S. aureus, E. coli, L. monocytogenes, L. innocua, E. faecalis, E. faecium referans bakteri suşlarına ve izolatlar arasından seçilen enterokok suşlarına karşı gösterdikleri antimikrobiyel aktivite potansiyelleri agar damlatma yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında elde edilen verilere göre ülkemizde avlanan ve işlenen su ürünlerinden izole edilen 12 adet enterokok izolatında S. aureus L. monocytogenes, L. innocua, E. faecalis ve E. faecium'a karşı 1,5 cm ve üzerinde zon çapına sahip antimikrobiyel aktivite potansiyeli tespit edilmiştir. Sarıkanat kaynaklı E. gallinarum ve sardalye kaynaklı E. gallinarum ve E. casseliflavus izolatlarında L. monocytogenes'e karşı 3,2-3,8 cm zon çapına sahip antimikrobiyel etki belirlenmiştir. Bu veriler, su ürünü kaynaklı enterokok izolatlarının gıda endüstrisinde koruyucu kültür olarak kullanım potansiyeli olabileceğini düşündürmektedir.
Deniz ürünleri tüketimine karşı algının ölçülmesi: Antalya ve Gaziantep üzerine karşılaştırılmalı bir analiz
Bu tezde Antalya'da ve Gaziantep'te yaşayan insanların deniz ürünleri tüketimine karşı algılarının ölçülerek bu algıların sosyo-kültürel özelliklere göre değişip değişmediği ortaya konmuştur. Başka bir ifade ile Antalya'da ve Gaziantep'te yaşayan bireylerin öncelikle yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir durumu, medeni durum gibi demografik değişkenlere göre deniz ürünlerine karşı tutumunda farklılık olup olmadığı karşılaştırılmıştır. Bu amaçla 400 kişi Antalya'da ve 400 kişi Gaziantep'te toplam 800 kişiye anket uygulanmıştır. Ampirik analizlerde bağımsız t-testi ve One-way ANOVA yöntemlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda Antalya ve Gaziantep'te yaşayan bireylerin demografik özelliklerine göre deniz ürünlerine yönelik tutumlarının farklılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca Antalya ve Gaziantep'te yaşayan bireylerin deniz ürünlerine yönelik tutumunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir.
Çiğ ve işlenmiş su ürünlerinden izole edilen enterokokların gıda güvenliği yönünden değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı çiğ ve işlenmiş su ürünlerinden izole edilen enterokokların patojenite etmenleri olan antibiyotik dirençlilik potansiyelleri ve virülens genlerini taşıma durumları yönünden değerlendirilmesidir. Bu çalışma kapsamında Marmara bölgesinden günlük olarak avlanan çiğ balık örnekleri Bursa, İstanbul ve Çanakkale balık pazarlarından, işlenmiş deniz ürünleri örnekleri ise süpermarket ve şarküterilerden temin edilmiştir. Çiğ ve işlenmiş su ürünlerinden izolasyonu gerçekleştirilen enterokoklara cins düzeyinde doğrulama amaçlı Gram boyama, katalaz ve hemoliz testi gerçekleştirilmiştir. API-20 Strep biyokimyasal test kitleri sonucu tanımlanmaları gerçekleştirilen enterokok suşları disk difüzyon yönteminden yararlanılarak streptomisin (10 µg), tetrasiklin (30 µg), gentamisin (10 µg), vankomisin (30 µg), eritromisin (15 µg), kloramfenikol (30 µg) antibiyotiklerine karşı dirençlilikleri açısından Mueller Hinton Agar besiyerinde değerlendirilmiştir. Virülens (agg, gelE, cylA, cylB, cylM) ve vankomisine direnç genleri vanA ve vanB'nin varlığının araştırılması amacıyla polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) yöntemi kullanılmıştır. Disk difüzyon yöntemi sonucunda toplam 50 adet enterokok izolatının %98'inin (49/50) streptomisin, %80'inin (40/50) gentamisin, %30'unun (15/50) tetrasiklin ve vankomisin antibiyotiklerine karşı yüksek seviyede direnç gösterdiği tespit edilmiştir. İzolatların %72'sinin (36/50) eritromisin, %30'unun (15/50) vankomisin'e karşı orta düzeyde dirençlilik, kloramfenikol'e karşı ise izolatların %24'lük (12/50) bölümünün dirençlilik gösterdiği belirlenmiştir. İzolatların %88'inde (44/50) test edilen en az iki farklı antibiyotiğe karşı yüksek seviye direnç görülmüştür. İzolatlarda vankomisine direnç genleri olan vanA ve vanB varlığı tespit edilememiştir. Virülens genler açısından ise izolatların %72'sinde gelE geninin, %24'ünde ise agg2 geninin varlığı belirlenmiştir.
Aydıncık Babadillimanı'nda iki serranus türünün (Serranus hepatus, Serranus cabrilla) popülasyon dinamiği parametrelerinin tahmini
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ AYDINCIK B ABADİLLİMANI'NDA İKİ SERRANUS TÜRÜNÜN (Serranus hepatus, Serrcmus cabrilla) POPULAS YON DİNAMİĞİ PARAMETRELERİNİN TAHMİNİ LEVENT SANGÜN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Mustafa AKAR Yıl:2002, Sayfa: 91 Jüri: Prof. Dr. Mustafa AKAR Prof. Dr. Ercan SARIHAN Doç. Dr. Tamer KAYAALP Bu çalışmada, beneklihani ve asılhanilerin üreme dönemleri, von Bertalanffy Büyüme Sabitleri ve büyümesinin en fazla olduğu yaş grupları belirlendi. Üreme dönemleri, beneklihani için Mayıs ile Eylül, asılhani için ise Mayıs ile Ekim ayları arasında olmuştur. Tahmin edilen von Bertalanffy Büyüme Sabitleri beneklihani için sırası ile Loo=33.398cm, KKXOSOlyil"1, to=-1.231yıl ve W"=652.589gr; asılhani için ise L"=73. 3653cm, K=0.0273yır!, to=-2.2288 yıl ve W"=2516.59gr olarak bulunmuştur. Ayrıca standart ve çatal boy için de von Bertalanffy Büyüme Sabitleri hesaplandı. Boy ve ağırlık büyümesinin en fazla olduğu yaş grupları, beneklihani için sırası ile I-II ve TV-V, asılhani için ise I-II ve V-VI arası olduğu saptanmıştır. Her iki tür için boy-ağırlık regresyon denklemleri tahmin edildi, total boy için bulunan regresyondenklem ve r değeri beneklihanide sırasıyla W=0.0145*L3057 ve 0.986 asılhanide ise W=0.023 1 *L2923 ve 0.958 olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Beneklihani, Asılhani, Üreme, ve von Bertalanffy Büyüme Sabitleri, Boy- Ağırlık Regresyon Denklemi
Akkuyu sahilleri (Mersin-Doğu Akdeniz) cephalopod faunası
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ AKKÜYU SAHİLLERİ (MERSIN-DOGU AKDENİZ) CEPHALOPOD FAUNASI Önder DUYSAK ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Yrd. Doç. Dr. Canan TÜRELİ Yıl: 2002, Sayfa: 59 Jüri : Yrd. Doç. Dr. Canan TÜRELİ Yrd. Doç. Dr. Ünal ERDEM Yrd. Doç. Dr. Cem ÇEVİK Bu çalışma ile Akkuyu Sahilleri'nde (Mersin-Doğu Akdeniz) dağılım gösteren Cephalopoda (Kafadanbacaklılar) türleri ve bunların biyo-ekolojik özellikleri tanımlanmıştır. Yaz aylan dışında, Ekim 2000-2001 tarihleri arasında 0-50, 50-100 ve >100 m derinlik konturlarında aylık Akdeniz tipi dip trolü ile örneklemeler yapılmıştır. Sonuçta Sepiidae familyasına ait Sepia officinalis ve Sepia elegans, Loliginidae familyasına ait Loligo vulgaris, Octopodidae familyasına ait Eledone moschata, Octopus vulgaris, Octopus defilippi, Octopus aegina türleri olmak üzere toplam 7 tür bulunmuştur. Yakalanan türlerde hesaplanan ortalama manto boylan S. officinalis 'de 110,716 ± 3,07; S. elegans'da. 38,03 ± 0,07; L. vulgaris' de 47 ± 1,71; E. moschata 'da 53,7 ± 0,09 ; O. vulgaris'de 82,8 ± 6,02; O. Defilippi'de 41± 1,36 mm; O. aegina'da 45,1 ± 1,56 bulunmuştur. Anahtar kelimeler : Sepiidae, Loliginidae, Octopodidae, Manto boyu.
Tilapia (Oreochromis niloticus)'larda deneysel Streptococcus iniae enfeksiyonunda oluşan histopatolojik bulguların ve bazı kan parametrelerinin incelenmesi
oz DOKTORA TEZİ TILAPIA (OREOCHROMIS MLOTICUS )'LARDA DENEYSEL STREPTOCOCCUS İNME ENFEKSİYONUNDA OLUŞAN HİSTOPATOLOJİK BULGULARIN VE BAZI KAN PARAMETRELERİNİN İNCELENMESİ A.Erdem DÖNMEZ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. İbrahim CENGİZLER Yıl 2002, Sayfa 71 Jüri: Prof. Dr. İbrahim CENGİZLER ProfDr. Gürkan EKİNGEN Prof.Dr. İhsan AKYURT Yrd.Doç.Dr. Mahmut Ali GÖKÇE Yrd.Doç.Dr. Aysel SAHAN Bu çalışmada Streptococcus iniae etkeninin intraperitoneal (karın içi) enjeksiyonu yoluyla Oreochromis niloticus'ta oluşturulan enfeksiyona bağlı gelişen makroskobik ve mikroskobik patolojik görünüm ve bazı kan parametrelerinde değişimler belirlenmiştir. Bakteri 103, 104, 105 ve 106 cfu dozlarında hazırlanarak balıklara intraperitoneal (karın içi) enjeksiyon yoluyla verilmiştir. Histopatolojik muayenede solungaç dokuda sekonder lamellerde, yoğun lenfosit infiltrasyonu ve makrofaj infiltrasyonu belirlenmiş, aynı görünüm solungaç arkına ait bölgelerde de tespit edilmiştir. Karaciğer sinuzoidlerinde genişlemelerle birlikte konjesyonlar ve hepatosit dejenerasyonu ile yine sinuzoidler içerisinde lenfosit ve makrofaj infiltrasyonu belirlenmiştir. Böbrek interstisyumunda tüp epitellerinde şişme, fokal alanlarda dejenerasyon, parenkim içerisinde yoğun lenfosit infiltrasyonu ve makrofaj infiltrasyonu belirlenmiştir. Ön barsak ve arka barsağın mukozasında dökülmeler, mukoza ve submukoza katmanlarında da lenfosit ve makrofaj infiltrasyonu belirlenmiştir. Myokard'ta kas fibrilleri arasında yine yoğun bir şekilde lenfosit infiltrasyonu ve makrofaj infiltrasyonu ile karakterize miyokarditis belirlenmiştir. Dalak dokusunda ise, sinuzoidler içerisinde yoğun bir şekilde bakteri kolonilerine rastlanmıştır. Hematokrit değerleri ve serum elektrolit değerlerinde de bakteri derişimleri arasındaki farklılıklara bağlı olarak değişimler saptanmıştır. Anahtar kelimeler : Tilapia (O. niloticus), S. Mae, Histopatoloji, Hematokrit, Kan Elektrolitleri.
Tütsülenmiş ve tütsülenmemiş tilapia (Oreochromis niloticus, L. 1758) filetolarında vakum paketlemenin raf ömrü üzerine etkileri
Bu çalışmada, vakumlu ve normal paketlenen tütsülenmiş ve tütsülenmemiş tilapya (Oreochromis niloticus, L. 1758) filetolarında buzdolabı koşullarında (+5 °C) depolamaya bağlı kimyasal ve duyusal kalite değişimleri incelenmiştir. Kimyasal değişimleri incelemek amacıyla TVB-N, TBA, pH, peroksit değeri ve serbest yağ asidi analizleri yapılmıştır. Depolama süresince kimyasal kalite parametrelerinde istatistiksel olarak önemli değişimler saptanmıştır (p<0.05). Tütsülenmiş filetolardaki kimyasal kalite parametreleri taze filetolara göre daha yüksek bulunmuştur. Duyusal değerlendirmeler sonucunda taze normal paketli filetoların 11 günde, taze vakum paketli filetoların 30 günde, tütsülenmiş normal paketli filetoların 42 günde ve tütsülenmiş vakum paketli filetoların 75 günde tüketilebilirlik sınır değerlerini aştığı saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Tilapya, vakum paketleme, tütsüleme
Seyhan baraj gölü'nde yüzer kafeslerde gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) ve ikinci ürün olarak tilapia (Oreochromis aureus) yetiştirme olanaklarının araştırılması
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ SEYHAN BARAJ GÖLÜNDE YÜZER KAFESLERDE GÖKKUŞAĞI ALABALIĞI (Oncorhynchus mykiss) VE İKİNCİ ÜRÜN OLARAK TİLAPİA (Oreochromis aureus)YETİŞTİRME OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI Mustafa Vedat ALEV ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Yrd.Doç.Dr. Suat DİKEL Yıl 2002, Sayfa 39 Jüri: Yrd.Doç.Dr. Suat DİKEL Yrd.Doç.Dr. Nazmi TEKELİOĞLU Yrd.Doç.Dr. Murat BİLGÜVEN Bu çalışmada Seyhan baraj gölünde yüzer ağ kafeslerde kış döneminde gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) ve yaz döneminde de tilapia (Oreochromis aureus) yetiştirme olanakları araştırılmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde başlangıç ortalama boylan 16,34±1,45 cm ve ortalama ağırlıkları 56,45±6,10 g olan alabalık yavruları kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda 27,75±0,89 cm ve 277,54±18,50 g 'lık bireyler elde edilmiştin Günlük canlı ağırlık kazancı ortalama 2,95 g, yem değerlendirme oram 1:1,15 olarak bulunmuştur. Araştırma sonunda yapılan balık hasadından 1 m3 'ten 13,5 kg ürün elde edilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde başlangıç ortalama boylan 3,89±0,34 cm ve ortalama ağirlıkları 0,95±0,27 g olan tilapya yavrulan kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda 17,25±2,98 cm ve 131,58±7,12 g 'lık bireyler elde edilmiştir. Günlük canlı ağırlık kazancı ortalama 1,45 g, yem değerlendirme oram 1:1,21 olarak bulunmuştur. Araştırma sonunda yapılan balık hasadından 1 m3 'ten 6,5 kg ürün elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gökkuşağı alabalığı, Yüzer kafesler, Tilapya
Karataş Akyatan lagünündeki balıklarda pestisit kalıntılarının araştırılması
Akyatan. lagününde- avlanan 'kefal, levrek ve çipura balık türlerinin farklı yaşlarda et ve organlarında pestisit kalıntı araştırması yapılmıştır. Kefal örneklerinde toplam pestisit miktarı yaş ilerledikçe arttığı gözlenmiştir. 2,3,4 yaş grubu kefal örneklerinde pestisit miktarı zikredilen sıraya göre 0.251 ppm, 0.643 ppm, 0.889 ppm olarak bulunmuştur. a-BHC, Heptaklor, Aldrin, Kloropyrifos, Dieldrin, endosülfan, endrin, OP'DDD, PP'DDD, PP'DDT kefal örneklerinin her yaş grubu et ve organında görülmüştür. Levrek örneklerinde ette bulun toplam pestisit miktarı yaş artışı ile artış göstermiştir. Organda rastlanan toplam pestisit miktarı 2 yaş grubunda düşüş gösterirken 3 yaş grubunda tekrar bir artış göstermiştir. Toplam pestisit kalıntısı en fazla 3 yaş grubunda gözlenmiştir. Endrin, PP'DDT, aldrin, bütün et ve organda görülmüştür. Çipura örneklerinde ette aldrin, hekzaconazol ve heptaklor olmak üzere 3 tür, organda ise 15 tür pestisit görülmüştür. Ette görülen pestisitlerin miktarının organda daha yüksek olduğu tesbit edilmiştir. PP'DDT ve aldrin kefal ve levrek balık türlerinin her yaş grubu et ve organında, aldrin ise her 3 tür balığın bütün et ve organlarında gözlenmiştir. Bulunan pestisitlerin düzeyleri çeşitli ülkelerin tolerans sınırlarının altındadır. Araştırma sonuçları Akyatan Lagünü 'nde avlanan kefal levrek ve çipura balık türlerinde bulunan pestisit kalıntılarının insan sağlığı açısından sakınca meydana getirmeyecek seviyede olduğunu göstermiştir.
Elazığ iline ilişkin bir envanter çalışması
Bu çalışmada Elazığ ilinin mevcut envanter durumu analiz edilmiştir. Analiz yapılırken TUİK verileri ve çeşitli kurum verilerinden faydalanılmıştır. Elazığ ili; tarım, hayvancılık, turizm, su ürünleri, maden ve enerji kaynakları açısından araştırılmıştır. Araştırma sonuçları tablo ve grafiklerle desteklenmiştir. Ayrıca verilerin çapraz kontrolü de gerçekleştirilmiştir. Verileri analiz ederek, çözüm odaklı sonuçların geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Tez kapsamında çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulguların ve sonuçların gelecekteki çalışmalara rehberlik etmesi hedeflenmektedir. Bunun dışında envanter çıkarma konusunda yöntemler geliştirmek ve ilin çeşitli yönlerden gelişip değişmesini sağlamak amaçlanmaktadır. Bu sebeple, bu araştırma ilin envanterini ortaya koyarak hangi yönlerin geliştirilmesi gerektiğini öngördüğü için büyük önem arz etmektedir. Çalışmalara ek olarak Elazığ ilinin jeopolitik konumu ve tarihçesi de konu edilmiştir.
Sürgü Baraj Gölü (Doğanşehir-Malatya) balık faunasının taksonomik yönden incelenmesi
Bu çalışmada Sürgü Baraj Gölü balık faunası ve taksonomik özellikleri araştırıldı. Bu amaçla, balık örnekleri Mayıs 2012 - Kasım 2012 tarihleri arasında baraj gölü ve göle dökülen akarsulardan 18, 24, 32 ve 54 mm göz genişliğindeki fanyalı ağlar, değişik göz açıklığı olan serpme ağları ve değişik ebatlarda balık yakalama kepçeleri kullanılarak yakalandı. Çalışma süresince toplam 167 balık incelendi. Yapılan inceleme sonucunda 2 aileye ait toplam 7 farklı balık türü belirlendi. Balıkların doğal renk, leke, bant, benek, çizgi ve desenlerin şekil ve konumları arazideyken belirlendi. Daha sonra örnekler laboratuvara taşındı ve tür teşhisleri yapıldı. Türlere göre ayrımı yapılan tüm örneklerin metrik (total, çatal ve standart boyları ile baş, burun, predorsal, postdorsal, postorbital uzunlukları, göz çapı, vücut yüksekliği ve bıyık uzunluğu) ve meristik (yüzgeçlerdeki yumuşak ve sert ışın sayıları, yanal çizgi üzerindeki pul sayıları, dorsal yüzgeç başlangıcı-yanal çizgi ve ventral yüzgeç başlangıcı-yanal çizgi arasındaki pul sayıları, varsa farinks dişlerinin sıra ve sayıları, vücut üzerindeki benek ya da leke sayıları ve bıyık sayıları) özellikleri belirlendi.Elde edilen bulgular diğer su kaynaklarında yapılan benzer çalışmalarla karşılaştırılarak, nedenleriyle birlikte benzerlikler ve farklılıklar ortaya konmaya çalışıldı.Anahtar Kelimeler: Sürgü Baraj Gölü, Balık Faunası, Taksonomi
Elazığ'da tatlı su balıkçılığı ve gelişimi
İnceleme alanımız olan Elazığ İli Doğu Anadolu Bölgesinin güneybatısında, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. Yüzölçümü 8.455 Km2 si kara, 826 Km2 si baraj ve doğal göl alanları olmak üzere toplam 9.281 Km2 dir. Denizden yüksekliği 1.067 metre olan Elazığ, yeryüzü şekilleri açısından topraklarını dağlık alanlar, platolar ve ovalar oluşturmaktadır. Türkiye topraklarının % 0,12'sini meydana getiren il sahası, 40° 21' ile 38° 30' doğu boylamları, 38° 17' ile 39° 11' kuzey enlemleri arasında kalmaktadır. Bu çerçeve içinde şekil olarak kabaca bir dikdörtgene benzeyen Elazığ ili topraklarının D-B doğrultusundaki uzunluğu yaklaşık 150 km. K-G yönündeki genişliği ise yaklaşık 65 km. civarındadır.İl Sınırları içindeki en önemli akarsu Fırat ve kollarıdır. 86 Km2 yüzölçümü olan Hazar Gölü, İl merkezine 30 Km. mesafededir. Ayrıca Elazığ; Keban, Karakaya, Kralkızı ve Özlüce gibi önemli baraj gölleri ile çevrilidir.Elazığ ilinde su ürünleri avcılığı, Hazar Gölü, Murat ve Karasu Nehirleri ile bunların birleşiminden oluşan Fırat Nehri dolayısıyla çok eski bir geçmişe sahiptir. Fakat Su ürünleri avcılığı beklenilen gelişmeyi sağlayamamıştır.Elazığ ilinde su ürünleri avcılığının yanında yetiştiricilikte önemli bir paya sahiptir. Özellikle ilin üç tarafının sularla çevrili olması kültür balıkçılığında ilerlemede temel etken olmuştur. İlin etrafını saran Keban Baraj Gölü balık yetiştiricileri için çok uygun bir alana karşılık gelmektedir. Diğer taraftan Sivrice ilçesinde bulunan tektonik bir çukurluğa karşılık gelen Hazar Gölü de yetiştiricilik için önemli bir sahaya karşılık gelmektedir.Avcılık yolu ile elde edilen balık miktarını çok fazla artırmak mümkün değildir. Giderek fazlalaşan nüfusumuzun protein açığını beyaz etten karşılamanın en sağlıklı ve akılcı yolu balık yetiştiriciliğini planlı ve programlı bir şekilde artırmaktır.Balık üretiminde artış isteniyorsa, yetiştiriciliğe daha çok eğilip yeni tesis kurmak, mevcut işletmelerin kapasiteleri artırmak ve verimli bir şekilde kullanmak gerekir.Elazığ ilinde yetiştiricilik yolu ile elde edilen su ürünleri miktarı düzenli olarak artmaktadır. Son bir yıl içerisindeki kapasite artışı, bir önceki yıl kapasitesinin yarısından fazladır. Elazığ ilinin var olan potansiyeline göre, gelecek yıllarda bu artışın devam edeceği bilinmekte olup, buna bağlı sanayinin kurulması beklenmektedir.Elazığ ilinde kişi başına düşen yıllık balıketi tüketim rakamları Türkiye ve dünya ortalamasının çok altındadır. Dünya ortalaması 7,6 kg/yıl iken, Türkiye'de kişi başına balıketi tüketimi 8 kg/yıl olarak belirlenmiştir. AB ülkelerinde ve ABD'nde kişi başına balıketi tüketimi sırasıyla 19 kg kişi/yıl ve 28 kg kişi/ yıl olurken, bu miktar Japonya gibi gelişmiş ülkelerde 65,2 kg kişi/yıl, gelişmekte olan ülkelerde (ör: Meksika, Arjantin) ise 13,8 kg kişi/yıl'dır. Bununla birlikte, bu ortalamaların çok üstünde olan ülkeler de bulunmaktadır. Kişi başına balıketi tüketimi Japonya'da 70,6 kg/yıl, İzlanda'da ise 91 kg/yıl olarak tespit edilmiştir. Bu tüketim rakamlarıyla karşılaştırıldığında Elazığ'da kişi başına düşen yıllık balıketi tüketiminin yok denecek kadar az olduğu ortaya çıkmaktadır.Elazığ'da tatlı su balıkçılığını araştırdığımız bu yüksek lisan tezi çalışmasında; Elazığ ilinde avcılık ve yetiştiricilikle elde edilen üretim miktarını, bu faaliyetlerin zaman içerisindeki gelişimini, ayrıca günümüz şartlarıyla varolan potansiyele nasıl ulaşılabileceğini, halkın balıketine ilgisini ve mevcut durum hakkında verilere ulaşmaya çalıştık ve bu verileri değerlendirdik. Çalışmamızın sonunda mevcut durumu daha iyiye ulaştırmak için bazı önerilerde bulunduk.