Theater plays
229 theses under this subject heading
Güner Sümer'in Küçük İnsanı
Güner Sümer'in sanatçı kişiliği tüm kalem faaliyetlerinde ana problematiği oluşturan toplumculukla biçimlenmiştir. Sümer, yaşadığı dönemde toplumsal problematiğin ezdiği insanlardan biriyken sivrilerek bu grubun sözcüsü durumuna geldi. Güner Sümer, dramatik yazarlığının odağına yerleştirdiği küçük insan temiyle toplumsal problematiği yansılamıştır. Nitekim Sümer'e göre bir dramatik yazarın asli görevi toplumsal problematiğe karşı duyarsızlaştırılmak istenen insanı bilinçlendirmektir. Bir yazarı başarılı kılan nitelik küçük insanın yükselişine tanık olmasıdır. Bundan ötürüdür ki bir yazar topluma yüksek bir kuleden bakan olamaz. Aydınlar grubu, kimliği ne olursa olsun tüm ezilen insanların bilinçlenmesine tanıklık etmelidir. Toplumsal problematikle savaşan insanın ihmali dramatik yazarın kendini kandırması anlamına gelir. Bu tezin yazılmasındaki amaç, Güner Sümer'in dramatik metinlerinin çekirdeğini oluşturan, çaresizlikleriyle mücadele eden ve yaşam koşulları ağırlaşan orta halli tiplerini dönemin politik, toplumsal ve ekonomik problematiği bağlamında ele almaktır. Metinlerdeki kahramanların her biri farklı bir toplumsal sorunu sembolize eder. Güner Sümer, bu sorunları tipik durumlar halinde ve tipler aracılığıyla yansılamıştır. Tiplerin karşıt ve koşut şekillerde çizilmesi bir dinamizm oluşturma amacıyladır. Dramatik metinlerin bir diğer özelliği tarihsel aile kurumunda geçmeleridir. Toplumsal problematiğin aileye etkileri bocalayan insan eliyledir. Aile dışındaki bireyler kötücül özellikleriyle acımasız dış dünyayı sembolize ederler. Dramatik metinlerin aile kurumu odaklı yapısı toplumun en küçük yapı biriminin sahne tekniği ve yapısına uygunluğuyla açıklanabilir. Sahneden beklenen, dramatik metinlerdeki bocalayan insanı yansılamasıdır. İzleyici, bocalayan insanın üzerine düşen gölgesiyle toplumsal problematiği içselleştime sürecine girer. Tiyatro salonundan bilinçlenerek çıkan izleyici, toplumsal değişim ve dönüşümün bel kemiğini oluşturacaktır.
Bir Konstantin Stanislavski yorumu olarak lee Strasberg'in metot oyunculuğu
Tarihsel süreç içerisinde oyunculuk sanatı ile ilgili bir takım teorik ve pratik öneriler ortaya konmuştur. Oyunculuk uygulaması konusunda önerilerde bulunan kişilerden biri de Rus tiyatrosundan Konstantin Sergeyeviç Stanislavski'dir. Stanislavski, gerçekçi oyunculuk anlayışından yola çıkarak Sistem Oyunculuğu adını verdiği oyunculuk yöntemini oluşturmuş ve yaptığı çalışmalarla kendisinden sonra gelen tiyatro uygulayıcılarına oyunculuk önerisi oluşturması hususunda etki etmiştir. Stanislavski'nin çalışmalarını temel alarak yola çıkan ve kendi oyunculuk önerisini oluşturan isimlerden biri ise Amerikan tiyatrosundan Lee Strasberg olmuştur. Metot Oyunculuğu olarak adlandırılan ve gerçekçi oyunculuk anlayışının merkeze alındığı bu yöntem ile hem sinemada hem de tiyatro sahnesinde birçok oyuncu yetiştirilmiştir. Bu çalışmada, Konstantin Stanislavski'nin Sistem Oyunculuğu'nun, Lee Strasberg tarafından teori ve pratik noktasında tekrar yorumlanarak Metot Oyunculuğu'na nasıl uygulandığı araştırılmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada asıl amaç; ele alınan uygulama sürecinin yeni bir oyunculuk önerisi oluşturmak isteyen kişilere örnek bir uygulama modeli olmasıdır. Yapılan çalışmanın ilk bölümünde Konstantin Stanislavski ve Sistem Oyunculuğu ele alınmıştır. Araştırmanın bu aşamasında Sistem Oyunculuğu'nun nasıl meydana geldiği, gelişim aşamaları ve beraberinde ortaya çıkan tanım ve kavramlara yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Lee Strasberg ve Metot Oyunculuğu ele alınmıştır. Bu aşamada Metot Oyunculuğu'nun uygulamadaki temel kavramları üzerinde durulmuş ve bu kavramlar çerçevesinde yapılan çalışmalara değinilmiştir. Ayrıca Sistem Oyunculuğu ve Metot Oyunculuğu arasındaki bağ çeşitli örnekler üzerinden ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Lee Strasberg, Metot Oyunculuğu, Konstantin Stanislavski, Sistem Oyunculuğu
Aristoteles'ten Freytag'a klasik drama yapısı
Oyun analizi ve oyun inşası kavramları Batı tiyatrosu tarihinde Aristoteles'in Poetika'sı ile birlikte tartışmaya açılmış, Aristoteles'in ortaya koyduğu ilkeler ve kavramlar çağlar içinde başlıca referans olmuştur. Gustav Freytag'ın 1863 yılında yazdığı Dramanın Tekniği kitabı da Poetika'ya 19'uncu yüzyılın tiyatro dünyasından hem bir saygı duruşu, hem de Aristoteles'in kavram ve ilkelerine modern bir yeni yorum getirme çabasıdır. Freytag'ın bu çalışması, drama metni analizinde yapı analizi kavramını merkeze almasıyla öne çıkmaktadır. Çalışmasının sonucunu da sonradan Freytag Piramidi adıyla anılacak olan şematik bir örnekle ortaya koymuştur. Bu şema klasik dram olarak adlandırılan türün yapısal şeması olarak kabul görmüştür. Bu çalışmada, Poetika'da drama yapısına dair gündeme getirilen kavramlara odaklanılmakta; bu kavramların Rönesans dönemi ve Shakespeare üzerindeki etkisi incelenmekte; Freytag'ın dönemindeki tiyatroya bakış ve Freytag Piramidi şeması ile ortaya konan yapı analizi kavramları detaylandırılmaktadır. Böylelikle klasik drama metni ve yapı analizi adına ortaya konan başlıca kavramlar saptanıp, bu kavramlar Shakespeare'in oyunları üzerinden incelenerek tartışılmaktadır.
Wlodzimierz Staniewski tiyatroda köklere dönüş
Wlodzimierz Staniewski tiyatroda yeni biçim ve öz arayışında olan ve bu doğrultuda çalışmalarını dramın köklerini oluşturan ritüelleri derinlemesine araştırarak geliştiren, yenilikçi uygulamacılardan biridir. Kurucusu olduğu Gardzienice Tiyatro Topluluğu ile birlikte önce Bahtin'in karnavala ilişkin görüşlerinden etkilenerek kendi geleneksel kültürünü oluşturan hikâyeleri, geleneksel halk şarkıları ve ritüelleri uzun yıllar boyu araştırmış daha sonra Antik Yunan dramının kökenini oluşturan kaynaklara ve ritüellere yönelmiştir. Topluluk geliştirdiği kendine has görsel ve işitsel uygulama biçimleriyle dünyada ilgi odağı olan önemli tiyatrolardan biridir. Anahtar Sözcükler: Staniewski, Gardzienice, Bahtin, Ritüel, Tragedya
Yasmina Reza'nın "Katliam Tanrısı" adlı oyununun sahnelenmesi
Günümüzde, şehirleşme, toplumdaki modernleşme süreci ve ekonomik yapı, insan yaşantısındaki pek çok olguyu etkilemiş ve şekillendirmiştir. İletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim ile birlikte bu değişim, çok geniş kitleleri etkilemiştir. Çağdaş insanı anlamak ve anlatmak amacındaki tiyatro için de, yeni koşullara ayak uydurmaya çalışan insanı ele almak önemlidir. Bu çalışmada Yasmina Reza'nın "Katliam Tanrısı" adlı metni kullanılarak, modernleşen toplumlardaki şehir yaşantısının, insanın üzerinde bıraktığı etkilere, aile kurumunda yarattığı değişimlere, bireyselleşme süreçlerinin sonuçlarına, değişen tüketim alışkanlıklarına ve ikili ilişkilerde üstünlük kurma çabasına dair değerlendirmeler yapılmaya çalışılmış, metnin verdiği olanaklar eşliğinde bu olguların tasvirleri sahneye taşınmaya çalışılmıştır. Simülasyon kuramının içeriği ve bakış açısı günümüz modernleşen toplumlarının süreç ve sonuçlarına eğilmektedir. Bu nedenle metin incelenirken ve sahne üzerindeki temsiller tasarlanırken Simülasyon kuramı ile ilişkiler kurulmuştur. Anlatının başarısı için dekor, kostüm, aksesuar, müzik gibi destekleyici öğelerin olanakları incelenmiştir. Bu çalışma, "Katliam Tanrısı" oyununa dair, bahsedilen etmenlerin farklı biçimlerde ve öğelerle sahnede temsilini amaçlayan bir sahneleme denemesidir. Anahtar Sözcükler: Sahneleme, Toplum , Modern Yaşam, Simülasyon, Aile
Cem törenleri ile tiyatro sanatının yapısal özelliklerinin karşılaştırılması ve yeni bir yaklaşım önerisi
Bu çalışmada Alevi ibadeti olan Cem törenlerinin tiyatral özellikleri araştırıldı. Bunun için ilk bölümde Alevi toplumunun oluşumu, tarihi ve yapısı ele alındı. Ardından Cem törenlerinin kaynakları, düzenleniş amaçları, konuları, tarihsel gelişimi, felsefi temeli, dinsel anlamı, kültürel yansımaları, sosyal-hukuksal-eğitsel işlevleri araştırıldı. Bununla birlikte törenlerin içerdiği öğelerin Alevi–Bektaşi belleğindeki soyut ve somut anlamları da açıklandı. Bu sayede, çok eski çağalara uzanan bir inanç ve kültür birikiminin çözümlenmesine katkı sağlanmaya çalışıldı. İkinci bölümde ise dramatik sanatların kaynağı olan dinsel ritüeller ile Cem törenleri arasındaki benzerlikler ortaya kondu. Sonrasında, Cem törenlerinin dramatik özellikleri detaylı ve somut bir biçimde tiyatral açıdan incelendi. Bu sayede dini bir ibadet biçimi olan Cem törenlerinin eylem, metin, seyirci, mekân, oyuncu, yönetmen, kişileştirme, dans, müzik, kostüm, aksesuar gibi ögelerle yapısal özellikleri tiyatral bir yaklaşım ile değerlendirildi. Tiyatromuzun Cem törenlerinden yararlanabilmesi için törenlerin yapısal özellikleri incelendi ve tiyatral bir dille tanımlanmaya çalışıldı. Bu tanımlama sonrasında, tiyatromuzun Cem törenlerinin yapısal özelliklerinden faydalanarak, özgünleşmesi yolunda öneriler sunuldu. Cem törenlerinin sosyolojik bir bütünlük içinde incelenebilmesi için nitel araştırma yöntemi kullanıldı. Geniş ve kapsamlı bir kaynak taraması, incelemesi ve karşılaştırmalar sonrası hazırlanan çalışma konu üzerine Türk tiyatrosu araştırmaları alanına önemli katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Alevilik, Cem törenleri, Ritüeller, Sahne sanatları, Tiyatro.
Tadashi Suzuki metodunda oyuncunun çalışma, hazırlık ve yaratım süreçleri
XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, tiyatronun ritüel karakterini ve özünü kaybetmiş olduğu yönündeki eleştiriler yeni arayışlara kapı aralamıştır. Bu doğrultuda aralarında Tadashi Suzuki'nin de bulunduğu kimi yönetmenler tarafından bu öze yeniden ulaşmanın olanakları araştırılmış ve Doğu'nun geleneksel dramatik türleri, hem eğitimi ve uygulamasıyla yaygınlık kazanmış gerçekçi tiyatro anlayışının sorgulanması hem de alternatif bir yaklaşımın geliştirilebilmesi açısından bir kaynak olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmada öncelikle, Geleneksel Japon Tiyatrosu türlerinden faydalanılarak, Japon yönetmen Tadashi Suzuki tarafından geliştirilmiş çağdaş bir oyunculuk metodu olan ve Tadashi Suzuki Metodu (TSM) olarak adlandırılan metodun oluşumuna etki eden türler ve koşullar incelenmiştir. Oluşumuna etki eden türlerin ve koşulların özelliklerinin saptanıp açıklanmasının ardından TSM'de oyuncunun çalışma, hazırlık ve yaratım süreçleri araştırılmıştır. Bu doğrultuda, TSM'de oyuncunun çalışma sürecini oluşturan alıştırmalar, ayrıntılı bir biçimde açıklanmış ve bu alıştırmaların amaçlarından ve uygulanma biçimlerinden hareketle metodun, oyuncunun hazırlık ve yaratım süreçlerini nasıl yönlendirdiği saptanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, oyuncunun hazırlık ve yaratım süreçlerine içkin olduğu bulgulanan TSM'de oyuncu çalışması sürecinin, oyuncuya sunduğu olanaklar değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Tadashi Suzuki, Geleneksel Japon Tiyatrosu, Oyunculuk metodu,Tadashi Suzuki Metodu.
Johann Wolfgang Von Goethe'nin Faust adlı oyununun çağdaş bir meddah performansı olarak uygulanması ve sahnelenmesi
Hikâye anlatıcılığına dayalı sahneleme üslubu en eski ve en yalın sahne sanatı formlarından biridir. Geleneksel Türk gösteri sanatlarında bu örneğe Meddahta rastlanır. Bu çalışmada Geleneksel Meddah formundan yola çıkarak çağdaş bir sahneleme ortaya koymak hedeflenmiştir. Çalışmanın bir diğer amacı da Goethe'nin Faust'unu bu sahnelemenin hikâye kaynağı olarak kullanmak ve Faust metnini tek kişilik bir anlatı metnine uyarlamaktır. Bu amaçlarla ortaya konulan bu tez çalışması, sahnelemeye yönelik olarak yapılan arka plan çalışmasını ve sahneleme aşamalarını içermektedir. Sahnelemeye yön verecek ifade araçlarını keşfetmek için yapılan çalışmada araştırılan konulardan birinin başlığı anlatı formları olan diegesis ve epik anlatı üzerinedir. Diğer bir başlık da Meddahın dünyası ve ifade araçları üzerinedir. Ayrıca, bu tezde bir sanatçı olarak Goethe incelenmiş ve Faust metninin içerdiği anlamlar modernite kavramı çerçevesinde ele alınmıştır.
Nuri Pakdil'in hayatı-eserleri ve hayatı ekseninde tiyatrolarının incelenmesi
Nuri Pakdil, yazılarıyla olduğu kadar Edebiyat dergisi ile de çevresini yetiştirmiş Türk Edebiyatının önemli üstadları arasında yer alır. Bütün hayatı boyunca yaşadıklarını hep en üst duyarlılıkla hissetmiş, insanın modern çağda duyarsızlaşmasına da yine en üst seviyede tepki göstermiştir. Onun bütün yönü Mutlak Öğretiye doğru olmuş ve bu öğretiden uzaklaştıran her unsuru bütün eserleriyle gözler önüne sermiştir. Bu tezin amacı Nuri Pakdil'in bütün hassaslıklarının toplamı olan hayatını, eserlerini ve bu hayatının yansıması olan eserlerinden tiyatrolarını incelemektir. Tiyatro, ona göre temelinde 'eylem' olduğu için bütün türlerden üstündür. İnsanlığı devrim ateşine yönlendiren eserlerinin yanında bu sözlerini eyleme dönüştüren tiyatroları da tezimizin önemli bir bölümüdür. Bu nedenle tezin ilk bölümünde Nuri Pakdil'in çocukluğundan başlayarak ömründeki aile, çevre, eğitim ve iş hayatı anlatılır. Yazmaya başlama sürecinden günümüze kadar geldiği nokta aktarılır. İkinci bölümde bütün eserleri türlerine göre gruplandırılarak incelenir. Eserlerin dış yapılarından, basımlarına, sayfa sayılarından, genel konularına ve eserlerdeki önemli sözlerine kadar incelemesi yapılır. Her eser hakkında diğer önemli sanatçıların görüşlerine de yer verilir. Üçüncü bölümde Nuri Pakdil'in tiyatroları ele alınır. Öncelikle tiyatro kavramı tanımlanmaya çalışılır, tiyatronun gelişimi ve türleri hakkında bilgi verilir. Bu bilgiler ışığında Nuri Pakdil'in tiyatrolarının hangi tiyatro tarzında olduğuna da açıklık getirilmeye çalışılır. Bütün yazarlarda olduğu gibi Nuri Pakdil'in de sözleri hayatından bağımsız değildir. Bu nedenle eserlerine ve tiyatrolarına hayatı ekseninde açıklık getirilmeye çalışılır. Anahtar Kelimeler: Kudüs, Anne, Mutlak Öğreti, Yabancılaşma, Eylem, Devrim, Umut, Deneme, Sessizlik, Edebiyat Dergisi, Absürt Tiyatro.
Cecily O'Neill'in süreçsel drama yaklaşımı ve değerler öğretimine etkisi
Bu çalışma drama alanı öncülerinden Cecily O'Neill'in süreçsel drama yaklaşımını kendi görüşleri, eserleri, ilgili literatür ve alan uzmanlarının görüşleri doğrultusunda tespit etmek, bu doğrultuda bir drama ders uygulama planı geliştirmek ve bu uygulamanın ortaokul yedinci sınıf Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretim programında yer alan on kök değerden birisi olan 'dürüstlük' değerinin öğretilmesindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması deseniyle yapılandırılmıştır. Alanyazın taraması, röportaj ve uzman görüşleri anketi ve öğrencilerle yapılan deneysel bir uygulama olmak üzere üç farklı aşamada gerçekleştirilen çalışmanın veri toplama kaynak, araç ve yöntemleri de her aşamaya göre değişiklik ve çeşitlilik göstermiştir. Araştırmanın ilk aşamasında genel olarak değerler ve din eğitimi, değerler eğitimi ve drama ilişkisi ve Cecily O'Neill'in süreçsel drama yaklaşımı alanyazın taraması yapılarak ele alınmış ve betimlenmeye çalışılmıştır. İkinci aşamada hem betimlemede eksik kaldığı düşünülen yönlerin tamamlanması hem de daha güncel ve çoklu bakış açılarını içeren bir değerlendirme yapılabilmesi ve ayrıca buna uygun bir drama uygulama planının hazırlanabilmesi amacıyla Cecily O'Neill ve 11 alan uzmanının görüşlerine başvurulmuştur. Üçüncü ve son aşamada ise elde edilen bu verilerden yararlanılarak 'Dürüstlük Değerine Yönelik Süreçsel Drama Ders Uygulama Planı' hazırlanmış ve bir grup öğrenciyle 13 oturum şeklinde gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Bursa'nın Kestel İlçesinde bulunan bir özel okulda öğrenim görmekte olan 20 ortaokul 7. Sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışma için gerekli veriler alanyazın taraması, gözlem, anket ve röportaj yapılarak toplanmış ve ayrıca öğrenci günlükleri, video kaydı ve ders içi üretimler gibi dokümanlar da veri olarak kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiş ve öğrenci günlükleri için ayrıca kelime bulutları oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda Ceciliy O'Neill'in; diğer drama öncüleriyle ilişkili olmakla beraber birçok yönden onlardan bağımsız, eğitici dramanın tiyatral, estetik ve doğaçlama yapısını ön plana çıkaran bir drama öncüsü olduğu ve onun süreçsel drama yaklaşımının değerlerin kazandırılmasında olumlu bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Süreçsel dramanın katılımcılarına; yoğunlaştırılmış bir akıl yürütme, tasarlama, eyleme geçme, deneme/yanılma, müzakere etme, ahlâkî muhakeme ve muhasebe yapma, empati yapma gibi çoklu imkânlar sunduğu ve değer öğretimi anlamında öğretmen ve öğrencilere konsantre bir ortam ve zemin sağladığı gözlemlenmiştir. Bu bulgulardan hareketle sanat yoluyla eğitim bağlamında tiyatral ve estetik özellikleri ön planda olan süreçsel drama yaklaşımının din ve değerler eğitimi alanında aktif bir şekilde kullanılması ve genel drama uygulamaları içinde de daha fazla yer bulması önerilmiştir.
Adalet Ağaoğlu'nun tiyatroları
Türk toplumu için Cumhuriyet dönemi ile pek çok alanda olduğu gibi tiyatro ve oyun yazarlığı konusunda da bir kurumsallaşma süreci başlar. Bu yeni yönetim şekli aynı zamanda reformist bir devlet politikası ve tamamen batılı bir kültür anlayışına sebep olur. Türk tiyatro yazarları içerisinde önemli bir yeri olan Adalet Ağaoğlu, yaşadığı döneme eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan tutumu, üst düzey sanatçı duyarlılığı ve aydın kimliği ile modern Türk kadınının tiyatro sahnesindeki sesi olur. Kaleme aldığı eserlerinde politika, sanat, gelenek, günlük hayat, evlilik, köyden kente göç gibi çok çeşitli konuları dile getirmeye çalışan yazar, bunu bireyden topluma doğru ilerleyen bir tiyatro dili ile sağlar. Adalet Ağaoğlu, toplumun farklı kesimlerinden kişilere yer verdiği uzun ve kısa oyunları ile eserlerine yakın dönemi konu edinen yazarlar arasında zikredilir. Bu çalışmada, sanat hayatında yetmiş yıllık bir deneyime sahip olan Adalet Ağaoğlu'nun Türk tiyatrosundaki yeri ve oyun yazarlığındaki önemi anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adalet Ağaoğlu, Yazar, Hayat, Tiyatro
The rise of tragicomedy and its avatars in the 20th century European drama: Chekhov, Pirandello and Stoppard
The present thesis focuses on the rise of tragicomedy as a separate genre and its avatars in the 20th century European Drama namely in Chekhov?s The Seagull, Pirandello?s Six Characters in Search of an Author and Stoppard?s Rosencrantz and Guildenstern are Dead.The study consists of two main chapters in which the textual and theoretical analysis of the plays under consideration as modern tragicomedies are rendered after conveying various definitions of the genre. The first part of Chapter I includes the development of tragicomedy as a genre by pointing out the very essence of the genre and the influences on its emergence illustrated in various examples in European Drama and by providing diverse definitions of the term. In the second part of the Chapter, the basic information concerning the contribution of the aforementioned playwrights to the development of modern tragicomedy is pointed out with the illustrations from the plays.The core concern in Chapter II is to convey a comparative analysis of the plays applying theoretical, theatrical and comparative methods. In this respect, in the first phase of the chapter, the metatheatrical characteristics of the plays in question are examined after providing various definitions of the term ?metatheatre? by its inventor Abel and the drama critics namely Calderwood, Pavis and Hornby. In the lights of the definitions of metatheatre, the mentioned plays are examined considering the contribution of the term to the tragicomic response. In the second part of Chapter II, the theatrical devices in the plays such as language, stage directions, scenery and the costumes which reinforce the tragicomic effect on the audience are discussed in compare and contrast analyses applying theoretical techniques.In the conclusion part, in the light of the findings in the main body, and by comparing and contrasting these findings, the plays are compared as the examples of modern tragicomedy indicating the common and different techniques employed by Chekhov, Pirandello and Stoppard.Keywords: Tragicomedy, Chekhov, Pirandello and Stoppard, metatheatre
The absurdist view of the self in Harold Pinter's plays Dumb Waiter and Moonlight
In the middle of the twentieth century, a new type of drama entered the history of theatre in order to challenge all the existing dramatic conventions of the traditional theatre and to argue about the absurdity of existence, the meaninglessness of life, and the lack of communication among individuals. This movement, called the Theatre of the Absurd, rejected the traditional forms of the theatre and developed new sets of conventions, new ways of using the stage, while exploring new concepts of ontology and serving as a vehicle for the materialization and dissemination of existentialist ideas.Entitled ?The Absurdist View of the Self in Harold Pinter?s Plays Dumb Waiter and Moonlight?, the present thesis reinterprets the critical idea that the Theatre of the Absurd expresses the purposelessness of life and that it reifies the existentialist conception by focusing on two plays by Harold Pinter, Dumb Waiter and Moonlight. With these two writings, especially, Harold Pinter achieves originality and creates his personal style as a result of the playwright?s inventiveness, yet remaining an exponent of absurdist drama.This thesis consists of two chapters, one theoretical and another representing the textual analysis of the plays. In the first part, the Theatre of the Absurd and its origins and main characteristics are stated, along with the presentation of the relationship between absurdist drama and the philosophy of Existentialism, and finally of the absurdist tradition in Pinter?s drama. The second part consists of a comparative approach to the two plays concerning the absurdist view of the self and in relation to a number of important thematic and structural perspectives common to both texts, such as setting, characters, language, stage directions, menace and violence.Key Words: The Theatre of the Absurd, pinteresque, violence, menace, silence
The 'Fool' as character in Renaissance Literature
The fool, who forms the basis of the comic deed and the comic character of the play,obviously displays the human?s discordance of existence, his failure and lower abilities, theirtragical and unlucky destiny, and their inner will. The fool, plays against to nonsensecontrasts, he depicts the freewill, entertains, makes people to think, even force to think, raisesa bitter satire. The fool comes front with his sharp wit, his ability to deliver speech, hisrestless disposition and his ability of solving the complicated situations.Foolery is a philosophy and also a profession. The fool, who wears arrayed andimposing motley, a special clothe, is a professional fool. There are a lot of inner conflict within them due to the distinction between the profession and philosophy. The fool profession isto form amusement. His philosophy wants from him to say the actual and vanish the myths. Ifa fool knows the fact that he is the artificial fool and knows that with his cunning wit, he ispretending as a natural fool and with this power he could be able to say the truth, he will beregarded as a witty fool. Whereas, if a fool accepts the truth that he is under the constructionof a king, he would be away from being the actual fool and be only a servant. Therefore, afool has to make to fool the others otherwise he won?t be the fool himself.Key Words: Cervantes, Erasmus, Fool, Renaissance, Theatre, William Shakespeare
Cahit Atay'ın yapıtları
Cahit Atay, Türk edebiyatına tiyatro türünde eser vermiş önemli bir yazardır. Eğitim hayatını yarıda bırakarak ilgi duyduğu tiyatroya yönelmiştir.Eserlerinde, özellikle Anadolu'yu ve bu coğrafyada yaşayan eğitimsiz insanları seçmiş; önemli gördüğü din istismarı, ağalık, başlık parası, eşkıyalık, kan davası gibi konuları dile getirmeyi öncelemiştir.Farklı meslek grupları içersinde yer almasından dolayı tanık olduğu olaylar ile eserlerinin konuları birbirine paraleldir. Eserlerinde yakın dönemi konu edinen yazarlar arasındadır.Bu çalışmada, Cahit Atay'ın Yapıtları adı altında sanatçının, edebiyatımızdaki yeri, eserlerinin edebî kıymeti belirlenmeye; tiyatro alanında çalışmalarda bulunan zengin bir şahsiyet tanıtılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yazar, Hayat, Tiyatro.
Students' attitudes towards theatrical plays use and its effects on vocabulary learning
The subject of teaching English has been one of the important issues in many books, articles or opinion papers explaining the reasons for using literature in language classes. Literature is an authentic and motivational material which helps to the students? linguistic and personal development with cultural enrichment which is asserted by researchers. Although language teachers are aware of the benefits of using literature in theory, they don?t use it ?consciously? practically. For that reason, to ?re-highlight? literature use in language classrooms this study is conducted in 2010-2011 education year, at a private language school in Kütahya, by participation of 14 A2 level students. Data collection of the research is twofold; descriptive and experimental. The descriptive part is made of an attitude questionnaire towards the using of literature, namely drama, in language classrooms. The experimental part is conducted in a ten-week period and a vocabulary test is used for searching students? vocabulary learning levels. The findings which are obtained from the instruments, are analyzed by SPSS programme. To find out the attitudes of students towards literature specially theatrical plays Wilcoxon Signed Rank Test is carried out. To examine the different levels of vocabulary learning levels Mann-Whitney Rank Test is used. In all attitude questionnaires and vocabulary tests positive and significant results are found. Overall, students have positive attitudes towards the usage of literature ?theatrical plays- in language classrooms and using appropriate literary works help students to increase their vocabulary proficiency levels. Key words : Literature, Attitude, Theatrical Plays, Vocabulary Proficiency Level
İstanbul Devlet Tiyatrolarında 1990-2000 yılları arasında sergilenen oyunlarda cinsellik ve erotizm kodlayıcılarının sunumu
Bu çalışmada derlem olarak anlatım olanaklarını gözlemleme açısından çeşitlilik ve verimlilik sağlayan senaryolar kullanılmıştır. Senaryolar, 1990-2000 yılları arasında, İstanbul Devlet Tiyatrolarında sergilenmiş ve İstanbul Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü Dramaturgi arşivlerinde bulunan tüm Türkçe metinlerle sınırlandırılmıştır. Gösterilmek üzere hazırlanan metinlerde bulunan parantez içi açıklamalar, talimatlar ve ön oyun adı verilen özetlerin cinsellik / erotizmin kodlanmasında en az dil birimleri kadar önem taşıdığı ön görüsüyle cinsellik / erotizm kodlayıcıların sunumu bu metinler üzerinden araştırılmıştır. Senaryolara has olan bu nitelikler, özellikle yasaklı addedilen kavramların açık açık sunulamadığı durumlarda vericinin elini güçlendirmekte; imalar, çağrışımlar ve bedensel temaslar üzerinden iletilmeye meyilli olan cinsellik / erotizmi yazılı metin üzerinden tespit edebilmeyi kolaylaştırmaktadır. Çalışmanın temelini oluşturan söz konusu kodlayıcılar hem dilsel hem dil ötesi ögeler dikkate alınarak tespit edilmiş, bağlam içindeki ve metin üreticinin yüklediği görev ve anlamları göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Dilin var olan imkânları içinde bir inceleme modeli oluşturulmuş olup cinsellik / erotizm kodlamada mevcut olanakların her birinden yararlanıldığı görülmüştür.
Turgut Özakman'ın oyun yazarlığı
1950 kuşağı Türk oyun yazarlarından Turgut Özakman'ın oyunlarının ve oyun yazarlığının incelendiği bu çalışma Giriş ve Sonuç bölümleri hariç üç bölümden oluşmaktadır.Giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölüm Turgut Özakman'ın yaşam öyküsü, eserlerinin ve aldığı ödüllerin bütünlüklü listesini, yazarın tiyatro ve oyun yazarlığı hakkındaki görüşlerini içerir.İkinci bölümde yazarın beşi kısa oyun olmak üzere yayımlanmış yirmi oyunu incelenmiştir. Her bir oyunun olaylar dizisinin de yer aldığı bu bölümde inceleme ?Kurgu ve İleti?, ?Oyun Kişileri ve Kişileştirme?, ?Zaman ve Mekân?, ?Biçem ve Dil? başlıkları altında yapılmıştır.Üçüncü bölüm bir önceki bölümde her biri tek tek ele alınan oyunların ?İçerik?, ?Kurgu?, ?Kişileştirme?, ?Söyleşim düzeni ve dil?, ?Mizah, ?Eleştirel Yaklaşım?, ?Şarkı ve Dans? başlıkları altında karşılaştırmalı ve bütünlüklü değerlendirmelerinden oluşur.Sonuç bölümü ise çalışmanın son bölümüdür; gerçekleştirilen araştırma ve incelemenin genel bir değerlendirmesini içerir.Çalışmanın ekler bölümünde ise oyunlarda görülen adlandırmaların, deyimlerin, söz oyunlarının, benzetmelerin listesi ve oyunların sahnelenişlerine ilişkin bir tablo sunulmuştur.
Bertolt Brecht' in ?Der kaukasische Kreidekreis ? ve Wolfgang Borchert' in ?Draußen vor der Tür? adlı eserlerinde 1945 sonrası Alman tiyatrosunun teknik ve içeriksel yönelimleri
Bu çalışmada, 1945 sonrasındaki Alman tiyatrosu kapsamında Bertolt Brecht'in ?Der kaukasische Kreidekreis? ve Wolfgang Borchert'in ?Draussen vor der Tür? adlı eserleri teknik ve içeriksel açıdan incelenmiştir. İncelenen tiyatro eserlerinde içeriksel boyutta; oyunda yer alan motiflere, sembollere, karakterlerin özelliklerine; teknik anlamda da eserin oluşturulmasına etki eden yapısal yönelimlere yer verilmiştir.?Der kaukasische Kreidekreis? adlı eser, Brecht'in epik-diyalektik anlayışıyla ortaya konmuş bir eseridir. Borchert'in eseri ise; savaş sonrası edebiyatının önemli eserlerinden olma özelliğiyle dönemin özelliklerini taşımaktadır. Bu iki eser aracılığıyla, 1945 sonrası dönemin tiyatro anlayışının yansıtılması amaçlanmıştır.Bu iki eser doğrultusunda, 1945 sonrası Alman Tiyatrosu'nun tarihsel süreci somut örnekler ile gözler önüne serilmiştir.
Analyse des procédés comiques dans 'Le misanthrope, Juan, Les Fourberies de Scapin, le Malade iImaginaire, Tartuffe de Moliéra'
La France possède dans Molière, un génie spécial et unique qu'elle doit considerer comme sa plus grande gloire littéraire. Molière est un auteur qui emploie le plus souvent des procédés comiques de son temps dans ses oeuvres. Molière est le plus grand représentant de l'art de la comédie par la variété de ses oeuvres de théatre et par son caractère. Notre travail est composé de trois chapitres d'une introduction et d'une conclusion. Dans le premier chapitre, nous avons étudié toute la biographie détailleé de Molière et dans le deuxième chapitre nous avons étudié dans cinq pièces de Molière, choisies spécialement des procédés comiques. Les procédés comiques en question sont: -Le comique de caractère -Le comique de geste -Le comique de mots -Le comique de situation -Le comique de moeurs Dans le troisième chapitre, à travers des procédés comiques étudiés, nous alloṅs déchiffrer l'intérêt, philosophique, documentaire, psychologique et littéraire de ces cinq oeuvres. Tout au long de ce travail nous avons essayé de montrer que ces cinq pièces ont des points communs et qu'elle reflétent les problèmes de la société de l'époque. Elles sont spécialement choisies car chaque pièce représente les problèmes religieux, politiques de la société à travers un personnage principal malade. Les pièces que nous avons choisies pour ce travail sont: "Les Fourberies de Scapin" "Le Malade İmaginaire" "Tartuffe" "Le Misanthrope" "Don Juan". Les mots clés: La littérature française, l'époque classique le théatre, les pièces, auteur de pièces, procédes comiques, la comédie.
Yusuf Ziya Ortaç'ın romanlarında ve tiyatro eserlerinde yapı ve tema
"Yusuf Ziya Ortaç'ın Romanlarında ve Tiyatro Eserlerinde Yapı ve Tema" adlı bu çalışma, yazarın hayat hikâyesini, sanat anlayışını, romanlarını ve tiyatro eserlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yazarın hayatı, sanatı ve eserleri ile ilgili bazı bilgiler verilmiştir. Hayatının dönüm noktaları, sanat hayatının nasıl başladığı, sanat anlayışında görülen değişim ve gelişmeler aktarılmıştır. İkinci bölüm çalışmanın en uzun ve kapsamlı bölümüdür. Burada yazarın romanları, altı ana başlık altında incelenmiştir. "Romanların Tanıtımı" başlığı altında eserin nasıl ortaya çıktığı ve basımı ile ilgili bilgiler verilmiştir. "Olay Örgüsü" başlığı altında ise eserdeki çatışmalar ve ana düğümler üzerinde durulmuştur. "Temalar", iki başlık altında değerlendirilmiştir. "Roman Kişileri", fonksiyonları ve tiplerimi bakımından incelenmiş, bunlar kendi içinde gruplandırılmıştır. "Zaman", "Mekân", ve "Bakış Açısı" kısımlarında her roman ayrı ayrı ele alınıp incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise yazarın tiyatro eserleri ele alınmıştır. Tiyatro eserlerinin dördü günümüz harflerine aktarıldıktan sonra incelenmiştir. Bu eserler incelenirken romanlarında uygulanan metot uygulanmıştır. Sonuç bölümünde, yapılan çalışmadan elde edilen bulgular sunulmaktadır.
Halit Fahri Ozansoy'un tiyatro eserlerinde yapı ve tema
"Halit Fahri Ozansoy'un Tiyatro Eserlerinde Yapı ve Tema" adlı bu çalışmanın amacı; yazarın tiyatro eserlerinde hangi tema ve yapı unsurlarının kullanıldığını tespit etmek ve en fazla hangi temaların işlendiğini belirlemektir. Birinci bölümde, çalışmanın asıl konusuna geçmeden önce Türk tiyatro tarihi ve gelişim aşamaları incelenmiş ve bu konuyla ilgili bilgi verilmiştir. İkinci bölümde yazarın hayatı, mizacı, edebi kişiliği ve bağlı olduğu topluluklar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise tiyatro eserlerinin tanıtımları yapıldıktan sonra eserler, olay örgüsü, temalar, şahıs kadrosu, insan ögesinin seyirciye sunuluşu, zaman, mekân ve dekor şeklinde tasnif edilmiş ve incelenmiştir. Sonuç kısmında ise bulgularla ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Güngör Dilmen tiyatrolarında insan
Cumhuriyet dönemi Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden biridir. Yazar, kaleme aldığı eserlerle okuyucuyu kültürel, toplumsal ve sosyal anlamda düşündürmeye sevk ederken, yarattığı tipler de geçmişten günümüze bir köprü görevi görür. Güngör Dilmen'in oyunlarını daha geniş bir çerçevede araştırmak adına yaptığımız bu çalışmayı Sevda Şener'in Çağdaş Türk Tiyatrosunda İnsan kitabını örnek alarak tamamladık. Yapılan bu çalışmayı dört ana başlıkta topladık. İlk bölümde yazarın hayatına, edebi kişiliğine ve eserlerine yer verirken; ikinci bölümde beş başlıktan oluşan tiplemeleri açıklayıp karakterlere göre irdeledik. Üçüncü ve dördüncü bölümde ise kadın erkek tipleri başlığı altında Sevda Şener'in oluşturduğu tipleri oyunlardaki karakterlere göre ayırıp değerlendirdik. Yapmış olduğumuz bu çalışma neticesinde Güngör Dilmen'in oyunlarını farklı bir yorumla okuyarak geniş kapsamlı inceleme imkanına sahip olduk. Elde ettiğimiz bulguları da tiyatro okuyucularına kazandırmayı amaçladık. Anahtar Kelimeler: Güngör Dilmen, tiyatro, tip, insan, sanat
Tanzimat dönemi tiyatro eserlerinde kadın
Osmanlı Devleti'nde XVI. yüzyılın ortalarından itibaren başlayan askerî, ekonomik ve ilmî alanlardaki bozulma, XIX. yüzyılda kendisini iyice hissettirir. Devletin, Batı karşısında geri kalması ve bu durumu kabul etmesi sonucunda Osmanlı modernleşme hareketi başlar. Tanzimat döneminde (1839-1904) bürokrat ve aydınlar, devletin içinde bulunduğu olumsuz durum karşısında, çözüm arayışı içerisinde olur. Modernleşme süreci içerisinde atılan adımlar, sadece siyasi ve ekonomik süreci kapsamaz, sosyal değişimin de gerekliliğini zorunlu hâle getirir. Bu amaç doğrultusunda aydınlar, Türk edebiyatına giren yeni türler aracılığıyla bu sorunları irdeler ve çözüm önerilerinde bulunur. Tanzimat döneminde Türk edebiyatına giren yeni türlerden biri de tiyatrodur. Yazarlar bu tür aracılığıyla, Osmanlı toplumunda varolan ya da değişmesi öngörülen yanlışları/eksiklikleri sadece erkek temelli ele almayarak kadın düzleminde de sorgularlar. Toplumsal değişimin bilincinde olan aydınlar, değişime kaynaklık edecek ana unsurdan biri olarak gördükleri "kadın"ı, yeni nesli doğru bir biçimde yetiştirecek, eğitecek bir kurtarıcı olarak addederler. Modernleşme ile birlikte, sosyal hayatta meydana gelen değişimin ve ilerlemenin kadın merkezli olacağını düşünürler. Toplumun geri kalmışlığını, kadının gerek bazı haklardan mahrum bırakılması ve gerekse yeterli donanımda olmaması yönünde ele alırlar. Devletin varlığını devam ettirebilmesi ve ilerlemesi için kadının toplumsal hayatta varlığını konumlandıran iyileştirici ve bilinçlendirici çözümler sunarlar. Anahtar Sözcükler: Tanzimat, değişim, modernleşme, tiyatro, kadın