Middle East

253 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

The (non-)territorialization of "Kurdistan" in the Middle East between 1919 and 1990: A critical geopolitical approach

This thesis analyses the reasons of why a certain "Kurdistan" could not be established as a geopolitical entity within the Middle East between the years 1919 and 1990. By using critical geopolitics as the theoretical framework, the thesis focuses on the effects of continuous deterritorialization and reterritorialization of the Kurdistan as a geopolitical entity as well as civilizational and ideological geopolitical discourses developed by four states in the region, being Turkey, Iran, Iraq and Syria. A threefold argument is proposed to explain why an independent or an autonomous Kurdistan could not be formed at the chosen time frame. The internal factors underline the traditional tribal and more recent territorial divisions among the Kurdish tribes preventing the Kurds to establish a common geopolitical discourse describing a particular and territorially-defined "Kurdistan". The external factors emphasize the policies and geopolitical discourses developed by states to preserve their territorial integrity and to prevent any separatist tendency within their own states. Finally, the third set of factors cross-linked internal and external factors. It focuses on the cooperative and conflictual transversal connections between sovereign states and Kurdish political movements. Accordingly, some sovereign states tended to cooperate with the Kurdish groups of rival states in a way to undermine the power of the Kurdish groups within itself and some Kurdish political movements tended to cooperate with the neighboring state to undermine the power of the home state. All in all, the period between 1919 and 1990 witnessed the failure of the projects to establish an autonomous if not an independent Kurdistan. Anahtar Kelimeler: Kürdistan, Türkiye, İran, Irak, Suriye

Critical geopoliticsIraqIraq Kurdistan Regional Government+3
Naz Duygu Akyol-gözen
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The invisible actor of the Mesopotamian oil: Caloust Gulbenkian "Mr. five percent"

This dissertation reveals the importance of individuals in the political economy of Mesopotamian oil resources in the foundation process of Iraq after the World War I. One of the consequences of the First World War was the emergence of need for the establisment of a new order in the oil rich ex-Ottoman territories after the disintegration of the empire. The industrialized Western states at that time were in need of more and more energy due to inreasing use of energy both in military and civil areas. Since energy became a matter of priority for these countries, the oil-rich Middle East which meant to get access to new resources became an attractive region for them. The territory was also economically attractive and commercially lucrative for the major oil companies of that time. Oil was the common denominator between states and companies and there was a ground for both struggle and collaboration among these actors. In this process which ended with the the foundation of Iraq and the formation of first oil cartel, the role of Caloust Gulbenkian was interesting and noteworthy. The importance of the role of individuals in the foundation process of Iraq has been scrutinized within the framework of descriptive analysis and the chronology generated from the oil related events of that period of time. According to the findings of the study, the efforts of Caloust Gulbenkian who was also known as "Mr. Five Percent"- the nickname pointing to his role in the process and his share in Iraqi oil- had been influential in bringing together the relevant statesmen and executives of oil companies. The long lasting struggle over Middle Eastern oil ended after a series negotiations, conferences and agreements between states and major oil companies of that time. The struggle over the sharing of the Middle Eastern oil had also been effective in the drawing of the boundaries of Iraq within the new system established in the region after the collapse of the Ottoman Empire. This thesis shows that in the foundation process of Iraq the individual level of analysis is important as well as the state level in order to better understand this period. Key Words: Gulbenkian, Iraqi Oil, Mr. Five Per Cent, Political Economy

Economic policiesEnergy resourcesEnergy policies+5
Ayten Yadigar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İngiltere'nin Orta Doğu askeri stratejisinde Kıbrıs'ta konumlanması (1945-1955)

Bu çalışmada, İngiltere'nin, 1945-1955 yılları arasında Orta Doğu'da tutunma stratejisini, burada karşılaştığı zorlukları, Mısır'daki Orta Doğu Komutanlığı Genel Karargâhı'nı neden Kıbrıs'a taşımak zorunda kaldığı ve taşınma ile hangi amaçları hedeflediği incelenmektedir. Araştırma, İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya askeri-politik dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemi kapsaması itibariyle önemlidir. Nitekim İngiltere'nin Mısır sonrası Kıbrıs'ta kalıcı olmaya çalışması, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de onun askeri-politik teşkilatlanmalarda varlığını koruma-sürdürme refleksi olarak değerlendirildi. Konunun ortaya konulması için, İngiltere Hükümetinin Mısır ile yaşadığı sorunlar, Kıbrıs adasının konumu, adadaki Rumların ve Yunanistan'ın İngiltere'ye karşı tepkileri ve İngiltere'nin hangi askeri güçle adaya yerleştiğine yer verildi. Ayrıca Türkiye ve Yunanistan'ın Kıbrıs'a bakışaçılarına, Kıbrıs Başpiskoposu Makarios'un İngiltere'ye karşı giriştiği faaliyetleri ile Mısır lideri Cemal Abdünnâsır'ın İngiltere'ye karşı duruşuna da dikkat edildi. Araştırmanın sonunda Mısır'dan çıkışının zorunlu hale geldiği ve Kıbrıs'ta yeniden yapılandırdığı Orta Doğu Genel Karargâhı'nın, küresel hedeflerini sürdürmesinin aracı olarak planlandığı tespiti yapıldı. Bu amaca ulaşmak için de içerideki muhalefete üstünlük sağlandığı ve adada Rumların çıkardığı istikrarı bozucu eylemlerin de çözülmesi için gayret ettiğine değinildi. Bu araştırmanın ortaya konulmasında, İngiltere Bakanlar Kurulu ve İngiliz Parlamentosu tutanakları ana kaynakları oluşturdu. Ayrıca araştırma, dönemin İngiliz gazeteleriyle desteklendi.

Doğu AkdenizKıbrısOrta Doğu+1
Tolga Murat Gürdal
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The main causes of economic underdevelopment of the Middle East

The Middle East is the main source of oil reserves. In reality, the region consists of different countries with widely divergent economic structure and development, ranging from the oil Gulf monarchies, which have highest levels of national income to the poor countries like Yemen. Since the Second World War, the region's economic performance has been below its potential. According to the growth rate, the region's economic performance was relatively weak, and other indicators show that this region is an underdeveloped region. After the Second World War, the Middle East countries, with the exception of Israel and Turkey, lost their valuable opportunities for economic development. The research reveals and examines the obstacles and difficulties that the region faces in development. Why has this region lost so many opportunities? What is the main factor of underdevelopment of this region? Why both countries Israel and Turkey have a good record in economic development but other countries not? What is the main political, economic and cultural obstacles in which affect the economics of the region? What is the good development strategy for the region? The thesis explains the main factors of underdeveloped for Middle Eastern countries. The main factors investigated in this thesis are rentier state, the weakness of private sector and large public sector, political instability from oriental despotism and autocratic regime, and domination of religious worldwide.

EconomyEconomic situationEconomic activities+4
Farhad Yadallah Mohammed Mohammed
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Arap Baharı: Ortadoğu'da sosyal medya destekli toplumsal hareketler – Tunus, Mısır ve Libya örnekleri

Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan ve Arap Baharı olarak nitelenen yeni toplumsal hareketlerin sona ermesinin üzerinden 12 yıllık bir süre geçmiş olmasına karşın, bu vaka küresel ilgi ve dikkati hala üzerinde toplamaktadır. Araştırma konusu ülkeler olan Tunus, Mısır ve Libya'da yeni toplumsal hareketlerin meydana gelişindeki sosyal medya rolünü anlamak ve açıklamak ise sosyolojik olarak önem taşımaktadır. Zira bu olaylar, benzer otoriter rejimlerin varlığını devam ettirdiği hemen her toplum için yeniden gündeme gelebilir. Castells'in (2012) "Ağ Toplumu Kuramı"nda değindiği, zaman ve mekânı aşan kullanıcıların içerik üreterek bağlantı kurduğu ve pratiklerini birleştirdiği platformlar şeklinde yapmış olduğu sosyal ağ tanımında yer aldığı üzere toplumsal etkileşimler sonucunda ortaya çıkan yeni toplumsal hareketlerin en çarpıcı örneklerinden biri olan Arap Baharı olayları, sosyal medyanın "Kaynak Seferberliği Kuramı" açısından değerlendirilmesinde de model bir sosyolojik vaka olmuştur. Bu araştırmada "Ağ Toplumu" ve "Kaynak Seferberliği Kuramları" bağlamında Tunus, Mısır ve Libya ülkelerinde meydana gelen yeni toplumsal hareketler, ilgili ülkelerdeki sosyal medya platformlarında protestolar süresince yapılan paylaşımlar ışığında nitel içerik analizi yöntemiyle analiz edilerek Arap Baharı olarak nitelendirilen yeni toplumsal hareketlerin oluşması ve yaygınlaşması üzerindeki sosyal medya işlevi ortaya çıkarılmak istenmiştir.

Arap BaharıLibyaMısır+5
Tanzer Polat Yılmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Historical background and the present state of the Russian-Syrian relations

This thesis touches upon the Russian-Syrian relations, which have historical roots, cooperation traditions and further development prospects. The history of relations between peoples of Russia and Syria should be considered in terms of centuries, not years. In this thesis, we dealt with the relationship between Russia and Syria before and after the Soviet Union was formed, as well as since 1991 when Russia became a federal state. Relations between Russia and Syria have developed harmoniously from the first years of establishment of the USSR. In many respects, similar views and positions of Syria and the Soviet Union were determined by the existing situation in the Middle East. Therefore, resolving the conflict in that region was perhaps one of the most important areas of foreign policy of the two countries. Syria and the USSR in a coherent fashion advocated radical improvements in the international environment. Syria consistently supported a number of initiatives taken by the Soviet Union, which were focused both on removing the nuclear threat and cessation of the arms race, and on enduring solution to regional conflicts by political means. Meanwhile, the Soviet Union has always been one of the most important strategic partners for Syria, and even a primary military partner permanently supporting Syria in the Middle East. Collapse of the Soviet Union and establishing the new Russia raised a number of urgent questions of the role of the Russian Federation within the system of international relations, understanding of national domestic and foreign political interests and searching for the best ways to ensure those interests. Over the recent years, Russia has paid considerable attention to the relationship with the Syrian Arab Republic. Taking into account the major trends in the development of the political situation in and around the Middle East, Russia and Syria remain strategic partners and continue supporting each other in the international arena.

Middle EastRussiaSoviet Union+2
Elvin Aghayev
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The influence of Alhouthi movement on international relations in the Middle East region

After Yemeni revolution in 2011, the Houthi movement emerged to the forefront of the political scene in Yemen. By force, it has been able to impose itself as a political partner in the national dialogue and the process of peaceful transition of power. To support its political position, the Houthi movement depends on arms to extend various regions of Yemen. It takes advantage of the political and constitutional vacuum in Yemen and by the time it was able to overthrow the legitimate government and occupies the capitol easily. After that, Houthi movement has become a key engine of the political scene in Yemen that of course will effect on the political scene in the Middle East. All that affects made some changes in international relationship in the Middle East, so researcher will try to monitor these changes, which may lead to the emergenfce of new alliances in the Middle East. Also it tries to answer this question of whether we are at the edge of a new Middle East or not. Keywords: The Houthi Movement, the Conflict in Yemen, International Relationship, the Middle East, ISIS, Iran, the US, the Gulf States.

Houthi MovementMiddle EastInternational relations+1
Elham Mohammed Sulaıman Al Hıdabı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğu ülkelerinde ekonomik kalkınma; İran ve Suudi Arabistan örneği

Ortadoğu coğrafyası, konumu ve tüm doğal zenginlikleri ile hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir yere sahiptir. Bu ülkelerde başlıca ekonomik kaynak doğal zenginlikleridir. Ekonomik açıdan en büyük gelir kaynağı bu ülkelerde petroldür. Ortadoğu coğrafyasında yer alan ülkelerin ekonomileri petrol üretimleriyle bağlantılı olarak gayet iyi durumdadır. Bu ülkelerin en büyük sorunu, sürekli olarak yaşanan siyasi sorunlardır. Yaşanan siyasi sorunlar nedeniyle bu ülkelerde sürekli olarak bir kaos ortamı oluşmakta ve ülke ekonomileri buna bağlı olarak olumsuz etkilenmektedir. Yapılan bu çalışmada, birer Ortadoğu ülkesi olan İran ve Suudi Arabistan'ın ekonomik açıdan ülke kalkınmasında rol oynayan tüm faktör ve etmenler tespit edilerek detaylı bir şekilde incelenecektir. Ekonomik kalkınmanın hakkında genel bir bilgi verilirken, ekonomik kalkınmada yol gösterici olan makroekonomik değişkenlerden ve bu değişkenlerin ekonomiye olan etkisinden bahsedilecektir. Ayrıca, İran ve Suudi Arabistan'ın ekonomik yapısı incelenerek bu ülkelerin ekonomik olarak kalkınmasında rol oynayan faktör ve ekonomik değişkenlerin neler olduğundan bahsedilecektir. Ayrıca bu iki ülkenin ekonomik açıdan birbirleriyle benzerlik gösterip göstermediği incelecektir. Son olarak Türkiye ile bu iki ülkenin tüm ticari ve ekonomik ilişkileri detaylı bir şekilde incelenerek değerlendirilecektir. Değerlendirme sonucunda bu iki ülkenin Türkiye açısından ekonomik önemi değerlendirilmiştir. Ayrıca bu iki ülkenin dış ticaretlerinin ekonomik büyümelerine olan etkisi Granger Nedensellik Analizi ile ölçümlenmiştir ve çıkan sonuca göre ihracat oranı ile ekonomik büyüme oranı arasında çift taraflı bir ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir.

Ekonomi politikalarıEkonomik kalkınmaKalkınma+6
Bayram Ata
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Doğu ve Hazar bölgesinde petrol ve petrol ürünlerinin taşımacılığı yönetiminde yeni politikalar ve stratejiler

Araştırmanın asıl konusuna girilmeden önce petrolün tarihsel boyutu, petrol piyasasının genel rakipleri, yeni üreticiler, tüketiciler ve dağıtım kollarının tanıtımı yapılmıştır ve ardından dünyadaki petrol rezervlerinin üretimi, tüketimi ve bunlarla ilgili üretim ve dağıtım maliyetleri üzerinde detaylı bilgi verilmiştir. Petrol fiyatlandırılmasında hangi kurumların karar verdiği ve dünya ekonomisi üzerindeki etkileri tartışılır. Orta Doğu ve Basra Körfezi'nin önemi Hazar bölgesi petrolü üzerinde ve transit konusunda yazılır. Bu tezin temel konusu olduğu için Hazar kıyı ülkeleri, Ortadoğu ve Irak petrolü geniş halde incelenir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra yaşanan siyasi değişim sonucunda petrol ve doğal gaz ile zengin Türk ülkelerinin başkaldırması ile enerji sektöründe yeni ufuklar açıldı ve bu durum dünya petrol şirketlerinin ilgi kaynağına çevrilmesine, eski taşıma rotalarının yanı sıra yeni transit rotalarının ortaya çıkmasına, bu rotaların batı ülkeler tarafından desteklenmesine, söz edilen ülkelerin tam bağımsızlık planları yapmalarına ve bu konudaki politikaların hız kazanmasına neden oldu. Transitle ilgili ülkeler yarışa girdiler ve bölge dışı güçler de kendi çıkarlarını korumak için rakipleri karşısında taraf tutmaya başladılar. Bu konuyu tetikleyen unsurlara taşıma rotalarının üzerindeki rakipler arası gizli-açık savaş ve rekabete sebep olan Irak Savaşı ve Kuzey Irak petrolünün taşınması da eklenmiş oldu. Sadece 2014 yılına kadar günde ortalama 2.5 milyon varil petrol Hazar Havzası'ndan mevcut hatlarla taşınmıştır. Gelecek 5 yıl içerisinde bu bölgenin ham petrol üretim miktarı günde ortalama 5 milyon varile ulaşacaktır. Ayrıca petrol ürünlerini de düşündüğümüzde bu miktarı artırmamız gerekir. Sorun üretim artışı ile birlikte taşıma rotasının seçimidir. Günde ortalama 50 milyon dolarlık pazar İran ve Türkiye ekonomisinin kalkınmasında önemlidir ve sınır bölgelerinde iktisadi faaliyetlerin güçlenmesine de yol açacaktır. Bu kaynağın İran ve Türkiye hattından ayrı bir taşıma rotasına geçmemesi için bir sıra faaliyetler gerekmektedir. Bu çalışma tüm transit rotaların tanıtımını, özelliklerini, olumlu ve olumsuz yönlerinin araştırılmasını, kıyaslanmasını ve odaklandığımız taşıma hattının incelenmesi ile önerilen yöntemleri içerir. Araştırmanın sonunda hedef rotanın güçlenmesi ve cazip hale gelmesi için öneriler verilmektedir.

Boru hatlarıHazar bölgesiOrta Doğu+7
Rasoul Naghılı Hokmabadı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The role of religion in Iranian foreign policy as a soft power in the Middle East

Middle East lies in a geopolitical area which has gained attraction of the regional and the global powers throughout the history. This region is the connecting bridge between Asia, Europe and Africa, which encompasses different nationalities and religions and till today it has been politically unstable mainly because of direct and indirect religious conflicts. After Islam and its division into two main sub groups by the name of Sunni and Shia, this process continued and till today competition between the two groups Sunnis and Shias has been carried on in the Middle East. Iran Islamic Revolution happened as a remarkable evolution in the Shia-centric community of Iran and after that the leaders of Iran did not focus only in their internal affairs, but rather shifted their concentration on regional politics, particularly through Shia Revolutionists in order to play a considerably active role in the Middle Eastern region. Iran got an active position in the world, especially in the Middle East, after the revolution as a Shia-centric community. Different educational, cultural and political activities of Iran outside its borders are clear examples of Iran's international actions after the revolution. This thesis is based on the research regarding the methods and approachs that Iran has used to expand its borders and influence in the Middle East. It also investigates the elements and factors which Iran has used to have influence over the Middle East. The main objective of this thesis is to investigate and search on foreign politics of Iran and the usage of religion as a soft power in the Middle East. In this essay the religious factors of Iranian politics would be researched and the way it is used. In addition to these, this essay would research about the political and cultural opposition between Iran and other countries in the Middle East. After investigating about the usage of religious factors of Iran in the Middle East, the role of Iran as a regional power and a pro-Shia in the Middle East will be discussed. It will be clarified how Iran has used the Shia factor as a tool in order to reach its political and cultural aims in the Middle East. Keywords: Religion, Revolution, Cultural Struggle, Shia, Soft power, Middle East

SectsMiddle East policyMiddle East+5
Sadruddın Ebrahımı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Comparative analysis of the politics put into practice by Iran and U.S.A in the Middle East region

Relations between the United States and the Islamic Republic of Iran are influenced by complex historical, geopolitical, and ideological factors. To have a genuine understanding of the relations between the U.S. and Iran requires knowledge of the historical, ideological, and philosophical grounding of the two nations. This report will analyze the history of both the United States and Iran, their geopolitical situation, and the worldview which shapes their foreign policy. Only with this comprehensive level of understanding can American policymakers create a foreign policy towards Iran which is in the national interest of the United States. This report argues that the primary goal of United States foreign policy for the last century is the creation of a liberal world order which respects the rule of law promotes free trade, and respects individual rights. The direction of American foreign policy might be shifting towards a nationalist direction under the leadership of President Trump. Iranian foreign policy is guided by the principle of maintaining its national sovereignty. The primary influence on Iranian philosophical and ideological development is Shia Islam, which serves to re-enforce the independence of Iran from its Sunni neighbors. The tense relationship between the United States and Iran is a product of the Islamic Revolution of 1979, in which a theocratic revolutionary movement overthrew the Shah, an ally of the United States, and took American diplomats hostage. This report recommends a re-examination of Iranian United States relations. The Islamic Republic of Iran and the United States share a common interest in suppressing radical Sunni extremist groups such as ISIS, and Iran's willingness to sign the Iran Deal indicates a desire to deal in good faith with the United States. This report recommends a re-examination of the Bush II/Obama era policy of regime change and instead argues that is in the national interest to have a policy towards Iran, and the Middle East, which emphasizes stability rather than ideology. Keywords: Iran Policy, US Policy, Iran – US relations, Middle East Policy, foreign policy

United States of AmericaComparative analysisMiddle East policy+4
Hasan Parwez M.sıdıq
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kopenhag okulu teorik yaklaşımları çerçevesinde Arap Baharı olaylarının Orta Doğu güvenliğine etkisi

Tarih sahnesinde siyasal ve sosyal yapıların inşasında toplumsal hareketlerin rolü oldukça büyüktür. Özellikle egemen güçler toplumu baskı altına almaya çalıştığında, toplum içindeki belli kesimlerin ötekileştirilmeye çalışılmasında, özgürlüklerin baskı altına alındığı anti demokratik durumlarda bu kitle hareketleri daha bir önemli hale geldiği söylemek yanlış olmayacaktır. 2010 yılında önce Tunus ardından Mısır'da başlayan Arap Baharı olarak adlandırılan süreç de toplumsal bir hareket olarak doğmuştur. Ortadoğu halkları yıllarca diktatörler tarafından yönetilmiş, baskı ve sömürüye kalmış, insan haklarından mahrum bırakılmış, yolsuzluk eşitsizlik gibi sebeplerle çağdaş bir yaşamdan uzak bir yaşam sürdürmüşlerdir. Böyle şartlarda uzun yıllar yaşamış bir halk kitlesinin böylesi bir isyana kalkışıp diktatör rejimleri yıkması büyük bir tarihsel olay olarak kayıtlara geçiştir. Ancak bir bahar havası yaratmış olmasına rağmen sonuçları bakımından bölge halkı için çok da iç açıcı sonuçlar doğurmamıştır. Arap Baharı öncesi ve sonrası Ortadoğu güvenliği Kopenhag Okulu teorisi çerçevesinde analiz edilecektir. Böylece isyanların bölgede oluşturduğu insani yıkım boyutuyla beraber güvenlik sorunları da analiz edilmiş olunacaktır. Anahtar Kelimeler: Kopenhag Okulu Yaklaşımları, Sektörel Analiz, Güvenlikleştirme, Bölgesel Güvenlik Kompleksi, Ortadoğu Arap Baharı Olayları

Arap BaharıGüvenlikGüvenlik politikaları+5
Veysi Dilek
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Realizm kuramı çerçevesinde Arap Baharı

2010 yılında Ortadoğu'da ekonomik sorunların temelinde başlayan halk ayaklanmaları, bölge ülkelerinin uzun yıllar var olan diktatörlerinin devrilmesine ve bölgede demokrasiye bir adım atılmasına yol açmıştır. Arap Baharı olarak isimlendirilen bu halk ayaklanmaları, etkilediği ülkelerde demokrasiyi tesis edememiş ve ülkelerin devlet yapılanmalarını tahrip etmiştir. Bölgenin kurumsallaşamamış ülkelerinin devrilen diktatörlerinin ardında oluşan otorite boşluğu, kaosa neden olmuştur. Zayıflayan devlet yapılanmaları neticesinde oluşan kaos, dış güçlerin müdahalesine zemin hazırlamıştır. Dış güçlerin müdahil olmasıyla bölgesel düzeyde seyreden kaos, bölgede mevcut terör örgütlerinin güçlenmesine yol açmıştır. Terör örgütlerinin bölgede etkisinin artması ise; bölgede güvenlik sorununu maksimum seviyeye çıkarmış ve beraberinde göç sorununu getirmiştir. Devrim niteliği ile başlayan Arap Baharı, darbe ve iç savaşa evrilmiştir. Bu çalışmada tarihsel betimleyici tasarım yöntemi ile bölgede Arap Baharı sürecinden etkilenen ülkelerin zayıflayan devlet yapılanmaları incelenmiş ve bunun sonucunda, dış güçlerin artan etkileri olduğu kanısına varılmıştır.

Arap BaharıDevrimlerOrtadoğu+2
Feyza Hilal Koraltan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk savaş sonrası dönemde Türk dış politikasında süreklilik ve değişim: Türkiye'nin orta doğu politikası bağlamında bir değerlendirme

Soğuk Savaş'ın sonlanmasının uluslararası politikada yol açtığı gelişmelerin içinde devletlerin dış politikalarındaki değişim dikkate değerdir. Soğuk Savaş süresince iki kutupluluğun ve iç sosyo-ekonomik faktörlerin sınırlamasında belirlenen ve uygulanan Türk dış politikasında da son çeyrek asır, özellikle Ak Parti'nin iktidar olduğu 2002 sonrası 20 yıllık dönem, yaşanan değişimin kapsamı, derecesi ve yönü açısından oldukça tartışmalıdır. Bu bağlamda tez çalışmasında, "Soğuk Savaş sonrası Türk dış politikasında kapsamlı değişim olup olmadığı, varsa içerik ve derecesinin ne olduğu?" sorusu Orta Doğu'ya yönelik bir incelemeyle yanıtlanmaya çalışılmaktadır. Çalışmada dış politika değişim modellerinden "Kontrol Listesi Modeli" esas alınarak toplanan veriler ve literatür incelemesi bulguları analiz edilerek sonuçlar çıkarılmıştır. İncelemenin bulguları; Soğuk Savaş sonrası dönemde Türk dış politikasında süreklilik ve değişimin bir arada bulunduğunu, Ak Parti'nin iktidar dönemlerinden, 2002-2007 arasında ufak ayarlamaların, 2007-2011 arasında program değişikliğinin, 2011 sonrası ise hedef değişikliğinin belirgin olduğunu, tam anlamıyla bir eksen kayması/uluslararası yönelim değişikliğinin ise gerçekleşmediğini desteklemektedir.

Adalet ve Kalkınma PartisiDeğişimEksen kayması+5
Enes Aydın
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı sürecinde Hizbullah: Yerel milis gücünden bölgesel bir oyuncuya dönüşümü

Arap Baharı 2010 yılında başladığında Hizbullah, sokaktaki devrim hareketlerini memnuniyetle karşılamıştı. Tunus'ta ve Mısır'da dikdatörlerin düşmesi ile hızlanan süreçte geleneksel dini ve siyasal ideolojisi ile uyumlu bir tutum sergilemiştir. Hizbullah lideri Nasrallah, bu değişim sürecini Ortadoğu'nun kaderini değiştirecek önemli bir dönüşüm süreci olarak görerek, Mısır'da Hüsnü Mubarek'in düşmesi ile sonuçlanan sokak hareketlerinin en az Hizbullah'ın 2006'da İsrail'e karşı kazandığı zafer kadar önemli bir gelişme sayacaktır. Ancak, Arap Baharı'nın Suriye'ye sıçraması ile birlikte Hizbullah'ın tutumunda sert bir tavır değişikliğine gittiği görülmektedir. Bu noktada, Arap Baharı'nın başlangıcında Mısır ve Tunus'daki göstericileri diktatörlere karşı desteklemenin yanında halkın demokratik ve sosyo-ekonomik taleplerinin dikdatörler tarafından derhal yerine getirilmesi çağrısında bulunulurken, Suriye'de patlak veren iç savaş ile birlikte Hizbullah'ın Arap Baharı'na yönelik bakışında farklılıklar ortaya çıkacaktır. Hizbullah, bölgede ABD ve İsrail'e karşı oluşturulan "direniş ekseninin" önemli bir parçası olarak gördüğü Suriye'de durumun farklı olduğunu, ortaya çıkan karışıklığın ana amacının Suriye'de rejim değişikliğinin tesis edilerek bölgedeki direniş ekseninin parçalanmasına yönelik İsrail'in çıkarları endeksli bir Batı projesinin uygulanmaya sokulması olduğunu iddia edecektir. Bundan dolayı, Arap Baharı'nın gerçekleştiği diğer yerlerdeki göstericilere yönelik olumlu tutumun Suriye'deki muhaliflere karşı aynı şekilde tezahür etmediği yeni bir süreç yaşanacaktır. Suriye'deki muhalifler "ajan", "cihatçı" ya da "Amerikan maşası" olarak damgalanarak Hizbullah'ın geleneksel siyasi ideolojisinde önemli bir yer tutan "ezilenler" söyleminin örgütün Suriye'deki stratejik çıkarları söz konusu olduğunda bir tarafa koyulduğu ve daha çok mezhepsel aidiyet temelinde hareket edildiği yeni bir süreç yaşanacaktır. Hizbullah, Arap Baharı süresince etki alanını genişletmesi sadece Suriye ile sınırı kalmayacak Irak, Yemen, gibi ülkelerde de faaliyet gösteren önemli bir bölgesel oyuncu haline gelecektir. Anahtar Kelime: Hizbullah, Arap Baharı, devlet-dışı aktör, Suriye iç savaşı

Arap BaharıDevlet dışı aktörlerHizbullah+4
Muhammed Ziya Sarı
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Revolutionary change versus counter-revolutionary status quo: Tracing the reactions of Qatar and the United Arab Emirates to the Arab Spring

By exceeding traditional molds of small states, Qatar and the United Arab Emirates (UAE), as two small states of the Persian Gulf, have conducted very interventionist and proactive foreign policy in response to the Arab Spring within the two region-wide confrontations between revolutionary and counter-revolutionary blocks. This thesis purposes to find a proper answer to the following question by firstly analyzing their foreign policies responses one by one, then comparing the roots of differences and similarities: Why and how did Qatar and the UAE as similar small states pro-actively take different revolutionary and counter-revolutionary positions as a reaction to the Arab Spring? To this end, this research wields the process-tracing method to identify causal mechanisms driving these policies and indicating manifestation of these policies at the operational level. Then, the results are compared focusing on their unit-level differences within the neo-classical realist framework. In this context, I argue that the systemic forces unleashed by the Arab Spring-led change created powerful incentives for these states' opportunistic power pursuit across the region. However, unit-level features as an intervening variable shaped their power and threat assessments regarding the Arab Spring-led regional change, which eventually produced their opposing revolutionary and counter-revolutionary positions.

The Arab SpringUnited Arab EmiratesRevolutionaries+6
Ahmet Safa Hüdaverdi
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğu körfez ülkelerinden gelen 30-55 yaş arası bireylerde BKİ ile insülin direnci, kan lipidleri ve glikoz toleransının ilişkisi

Bu araştırma Ortadoğu Körfez ülkelerinde yaşayan bireylerin BKİ ile insülin direnci, kan lipidleri ve glikoz toleransı arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Aralık 2017- Mayıs 2018 tarihleri arasında Doku Tıp Merkezi, Beslenme ve Diyet Polikliniğine başvurmuş olan 30- 55 Yaş arasında çalışmaya katılmaya gönüllü 40 yetişkin katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Kesitsel bir çalışmadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu (Ek-4) ve laboratuvar bilgileri formu (Ek-3) kullanılarak toplanmıştır. Sonuçlar %95'lik güven aralığında anlamlılık p<0,05 düzeyinde non- parametrik yöntemlerle değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar arasında, biyokimya ortalamaları BKI gruplarına göre Kruskal-Wallis Testi ile karşılaştırılmıştır. Yalnızca BKI ≥30 grubunun HDL ortalaması diğer iki BKI grubunun ortalamasından istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. BKI ile HOMA IR (p: 0,376), açlık insülin düzeyi (p: 0,341), açlık glikoz düzeyi (p: 0,349), LDL kolesterol (p: 0,330), HDL kolesterol (p: 0,629) arasında anlamlı korelasyon olduğu bulunmuştur. HOMA IR ile açlık insülin düzeyi (p: 0.910), açlık glikoz düzeyi (p: 0.660), LDL kolesterol (p: 0.386) değerleri arasında da anlamlı korelasyon bulunmuştur. Son olarak açlık insülin düzeyi ile açlık glikoz düzeyi (p: 0.327); açlık glikoz düzeyi ile LDL kolesterol (p: 0.368) ve LDL kolesterol ile trigliserid arasında da anlamlı korelasyon bulunmuştur. Sonuç olarak bu çalışma BKİ değerinin artması ile Homa IR, açlık glikoz düzeyi, açlık insülin düzeyi, HDL ve LDL kolesterol düzeylerinde önemli bir artışa neden olduğu görülmüştür. Bu nedenle sağlıklı BKİ aralığında olmayan bireylerde insülin direnci, kan lipidleri ve glikoz toleransının kontrolünün sağlanması için beslenmenin önemi anlatılmalı ve önerilen uygulamaların yaşam tarzı haline getirilmesi sağlanmalıdır.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme durumu+7
Nida Çeliksoydan
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Yüzbaşı William Henry İrvine Shakespear'in Ortadoğu'daki sosyal ve siyasi faaliyetleri

29 Ekim 1878 tarihinde Bombay'da köklü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Shakespear, eğitim döneminde atalarının toprakları olan İngiltere'ye gitmiş ve yetişmiş bir asker olarak doğduğu topraklara geri dönmüştür. Hindistan'da kısa sürede yükselen Shakespear, veba ve kolera ile mücadelede çeşitli görevler almıştır. Burada başarılı işler çıkaran Shakespear, Basra Körfezi Siyasi Mukimi ve Yüksek Komiser Percy Cox'un yardımcısı olarak Bender Abbas'a atanmıştır. Özellikle Bender Abbas İngiliz Siyasi Temsilciliği içerisinde Telgraf Ofisinin oluşumu ve hatlarının döşenmesi sürecinde başarılı işler çıkarmıştır. Bu başarılarının artarak devam etmesi, ona Kuveyt temsilciliğinin kapılarını aralamıştır. Arap Yarımadasında yoğun bir şekilde devam eden Aşiret kavgalarının içine gelen Shakespear, kısa sürede Kuveyt'e adapte olmuştur. Burada Şeyh Mübarek ile kurduğu dostluk sayesinde Abdülaziz İbn Suud ile tanışmıştır. Suud ile temaslarda bulunan Shakespear, kurulacak olan bir Arap Devletinin lideri olarak Suud'u görmüştür. Tam bir hâkimiyetin söz konusu olmadığı Arap Yarımadasında aşiret liderlerinin kontrolünü sağlamak, bölgeye hâkim olmak isteyen devletler için büyük avantaj teşkil etmiştir. Osmanlı Devletinin cihat çağrısı yaptığı dönemde, Abdülaziz İbn Suud'un yanında bulunan Shakespear, sürece dolaylı olarak müdahil olmuştur. Shakespear, Percy Cox tarafından görevlendirilerek, vehhabiliğin siyasi temsilcisi konumunda bulunan Suud ile ilk resmi temasları gerçekleştirmiştir. Osmanlı Devletinin Kuzey Arabistan'da destekçisi durumunda bulunan Reşidi aşireti ile Suud arasında devam eden mücadelelerin yoğunlaştığı 24 Ocak 1915 tarihinde Jarrab Savaşı gerçekleşmiş ve W.H.I. Shakespear, bu savaşta ölmüştür. Bu çalışma Shakespear'in Hindistan, İran ve Arap Yarımadasındaki sosyal ve siyasi faaliyetleri üzerine yapılmıştır.

Kültürel etkinliklerOrta DoğuOsmanlı tarihi+7
Serhat Bal
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The conflict in the Middle East and the concept of exile as reflected in places and names: On War, Revolution, and Returning, The Beekeeper, and Look: Poems

The theme of exile has been present in literature from its very beginning. Today, the notions of global migration and refugees are more urgent and relevant than they have ever been. As of the end of 2021, more than 80 million people have been forced to leave their countries for various political, economic, and social reasons including war, famine, and human rights violations. The Middle East is one of the regions where a considerable number of people are forced to exile. Although exile is undoubtedly a chaotic and a challenging experience that renders individuals homeless, forlorn, and alien, from the point of view of Edward Said, it can also offer numerous benefits. This thesis, by making use of Said's approach to exile, examines exile as an enriching experience reflected in American Elliot Ackerman's Places and Names: On War, Revolution, and Returning (2019), Iraqi American Dunya Mikhail's The Beekeeper (2018), and Iranian American Solmaz Sharif's Look: Poems (2016). Although these authors have different homelands and backgrounds, their exile experiences in the United States bring them together. Scrutinizing these works by focusing respectively on veteran identity, memory, and language, the concept of exile can be analyzed through a multi-faceted approach. In the case of Ackerman, when experienced by a soldier during a war in which the concepts of friend and foe are vital, the exile experience provides the veteran with novel perspectives, offering the ability to compare constructively and see the shared points between seemingly conflicting notions. In Dunya Mikhail's work, the exile experience proves to be a beneficial experience that enables her to transcend both physical and temporal borders when analyzed through a memory-centred approach. Finally, an analysis of Solmaz Sharif's poetry with a focus on language presents how daily language is exposed to violence by US political and military institutions. Deconstructing the military language and US military policies has only been possible with her newly gained perspectives as a result of her exile experience.

Ackerman, ElliotAmerican literatureAmerican poetry+7
Nisa Sevsay
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Sub-imperialism and the Middle East: Saudi Arabia's regional policy in the post-Cold War period

The sub-imperialism theory refers to the policies of a group of dependent capitalist states which are capable of exporting their capital outside of their borders with their relatively independent policy despite of their strong dependence to and domination by core capitalist states. The strong state structure with the support of the merchant class, super-exploitation of migrant workers, "antagonistic alliance" with USA and other developed states, and the intense motivation to expand Saudi influence in the Middle East are all evidences of a state model compatible with the essential features of sub-imperialism theory. Therefore, this thesis scrutinizes the concept of sub-imperialism in order to analyze Saudi Arabia's foreign policy in the Middle East. Regarding that the structure of global capitalism in general and the Middle East as a region in particuar have been subjected to radical changes with the demise of Soviet Union, this thesis specifically concentrates on the Post-Cold War Period. The Saudi actions during the Gulf War, the U.S. invasion of Iraq and Afghanistan, the Arab Spring and the Yemeni Civil War as well as the efforts to expand the influence of Saudi conglomerates beyond Saudi and Gulf region reveals a Saudi willingness to expand its sphere of influence more intensely after the end of the Cold War with the help of U.S. unipolarity dominating the Middle East region. Both the expansionist and cooperative attitudes of Saudi Arabia in international politics need to be explained more closely with the sub-imperialism theory's explanations about state behaviour.

Sub imperialismImperialismMiddle East+7
Mert Emir Yılmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk medyasında Orta Doğu meseleleri: TRT haber'de yayınlanan Irak haberlerin analizi

Bu çalışmada TRT Haber'in Irak'ta yaşanan gelişmeleri ele alma şekli, haber kurgusunda odağa yerleştirdiği unsurların tespiti, haber içeriklerinde hangi bilgi kaynaklarının kullanıldığının ve haberin nasıl çerçevelendiğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Genel tarama modeline göre yürütülen çalışmada Ocak 2021 - Mart 2022 arasında TRT Haber'in ana haber bülteninde Irak'ı konu alan haber içerikleri haberlerin sunulmasında kullanılan sözcükler, görüntüler, bunların uzunluğu ve vurgusu, olumlu ya da olumsuz değer içerme durumu ve hangi sıralamada verildiği gibi husular açısından iletişim çalışmalarında sıkça uygulanan içerik analizi metodu kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonunda TRT Haber'in Irakı konu alan haberlerinin Türkiye'nin kuzey Irak'taki operasyonun yeri konularda kamuoyunu bilgilendirici nitelikteki haberler olduğu, bu haberlerin güvenlik, politika ve ekonomi kategorisinde yer alan haberler olduğu ve haberlerin öznesinin siyasal aktörler ve Türk güvenlik güçleri olduğu tespit edilmiştir.

HaberlerIrakKamuoyu+6
Buraq Ali Mseher
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The role of Iran in construction of Hezbollah's identity as a non-state actor in the Middle East after the 1979 Islamic revolution

Since its establishment throughout the critical period of Lebanese Civil War (1975- 1990) in the Middle East, Hezbollah has performed as both a powerful player within the Lebanese political system and a key regional non-state actor that received considerable international attention. Hezbollah as a Shi'a militia has a history of numerous struggles with Israel. It carries a strong and enduring alliance with the Iranian regime through its constructed Shi'a revolutionary identity. In fact, there is undeniable importance within the International Relations (IR) discipline in thinking about religious incentives and leadership in shaping the political identity of this nonstate actor's in the Middle East. On the other hand, there are little works to suggest that religious incentives for creating political movements are acting as a systematized and documented instrument of the foreign policy of a state. This is the reason for the current study to scrutinize the complex mechanism that Shi'a Islamic tradition, led by Iranian religious leaders in influencing their sympathizers across the region. This study shows how Iran tries to gain stronger partnership with political movements - in the form of a non-state actor especially Hezbollah - to support its revolutionary agenda against the hegemony of the United States in the Middle East. Despite the fact that religious identity construction through Islamic traditions and teachings are neglected in theorizing in the IR discipline, social constructivism as the theoretical approach is progressively being employed in this study by focusing on formation and exchanges of collective borderless identity phenomena such that could be observed in the construction and expansion of Shi'a revolutionary identity in the Middle East by Iran after the 1979 Islamic Revolution. Keywords Iran, Hezbollah, Non-state Actor, Identity, Lebanon, Constructivism, Shi'ism.

HizbullahMiddle EastMiddle East policy+4
Mehdi Ansarı Jovını
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Doğu ülkelerindeki çatışmaların pazarlama stratejileri üzerine etkisi: Türk işletmeleri üzerine örnek bir çalışma

Pek çok örnekte görüldüğü üzere aslında savaşlar sadece tek bir ülkenin değil, bölgedeki diğer ülkelerin ve/veya ticari ortakların da kalkınma ve büyüme hızını yavaşlatmaktadır. Bölgesel barışın ise, ülkelerin refah seviyesini yükselttiği ve aynı zamanda sosyo-ekonomik gelişimin önünü açtığı görülmektedir. Çatışmalar (Savaşlar) hem ülke içindeki hem de ülke dışındaki çıkar çatışmalarının birer sonucudur. Kimi durumlarda, belirli grupların ve ülkelerin ekonomik genişleme hedefleri bölgesel savaşları tetikleyebilmektedir. Ayrıca, bir grup veya ulusun, bir başka ulusun varlığını tehdit ettiği durumlarda da catışmalar (savaşlar) patlak verebilir. Günümüzdeki zayıf ve yoksul ülkelerin tarihi bu tür savaşların ekonomik ve toplumsal etkileriyle doludur. Öte yandan, barış; her alanda yatırımı ve modern teknolojik araçları teşvik ederek, toplumların yaşam standardını yükseltmekte ve ekonomik faaliyetlerin artmasını sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Çatışma, Savaş, Orta Doğu, pazar, pazarlama stratejileri, işletme

Orta DoğuOrta Doğu sorunuOrta Doğu ülkeleri+5
Bahara Muradı
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül saldırıları sonrası Hollywood sinemasında Ortadoğu halklarının sunumu

Bu araştırmada Doğu hakkında yazan Oryantalistlerin ürettikleri Doğu ve Doğulu'ya ilişkin imgelemlerin 11 Eylül sonrası Hollywood filmlerindeki temsili arasındaki etkileşimin ve Oryantalist gelenek üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada, Doğu'yu ve Doğu halklarının Batı ve Batılı ile olan ilişkisini konu edinen 11 Eylül sonrası terörizm ve müdahaleciliğin Hollywood'un ürettiği politik gerilim filmleriyle yeni bir kültürel dolaşımı da beraberinde getirmesinden hareketle Operasyon Argo (2012), Charlie Wilson'ın Savaşı (2007) ve Syriana (2005) filmlerinde bu dolaşımın yansımaları değerlendirilmiştir. 11 Eylül 2001 tarihinden itibaren Hollywood sinemasında Doğu'ya ve Doğu halklarına yönelik yaklaşımların ele alındığı bu araştırmada, 11 Eylül'den itibaren Doğu ve Doğu halklarına yönelik sunumların incelenmesi amaçlanarak, 11 Eylül sonrası Hollywood sinemasındaki Doğu/Doğulu tasviri Oryantalizm düşüncesiyle açıklanmaya çalışılmıştır. İncelenen bu filmlerde, Hollywood'un Doğu'yu ve Doğuluları kültürel ve siyasi olarak konumlandırırken kullandığı söylem tespit edilerek, Oryantalistlerin Doğu'yu betimlemek için ürettikleri imge, imaj ya da klişelerin film içindeki Doğu/Doğulu temsiline nasıl etki ettiği ortaya çıkartılmıştır. Oryantalist klişeler ve kurgular Hollywood sinemasının ideolojik bir aygıt olarak kullanıldığına işaret etmektedir. Hollywood sineması, farklı basmakalıp ifadelerin sıklıkla tasvir edildiği bir mecra olup her dönemde kendi ötekisini yaratan, kurgulayan ve tanımlayan bir endüstridir. Doğu/Doğulu imgeleri üzerinden Batı/Batılı karşıtlığını oluşturan diyalog ve görüntü gibi temel bileşenler ele alınarak incelenen filmlerin mekân ve karakter çözümlemesi yapılarak Oryantalist söylemdeki klişelerin örnekleme alınan filmlere doğrudan ya da üstü kapalı bir biçimde eklemlendiğine ve bu söylemlerde var olan sabitleşmiş Doğu kurgusunun ve Doğulu tiplemesinin 11 Eylül sonrası çekilen Hollywood filmlerinde tehdit ve düşman metaforlarıyla verildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hollywood Sineması, 11 Eylül Saldırıları, Oryantalizm, Amerikan Dış Politikası, Kültürel Emperyalizm, Orta Doğu

11 Eylül 2001 olayı11 Eylül 2001 olayıAmerikan sineması+7
Arzu Yavuz
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects