Turkish tax law

100 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Taxation of the digital economy: The case of Türkiye

Rapid developments in information and communication technologies (ICT) have significantly transformed the global economy and created the concept of the digital economy. However, this dynamic sector, despite its increasing importance, brings several problems. The primary challenge lies in effectively taxing the digital economy. Traditional taxation models fail to accurately reflect the value created by digital business models and the cyber economy. This circumstance may result in diminished tax revenues and an inequitable tax system. The taxation of the digital economy is experienced internationally. Global and national studies include efforts to find a fair, effective, and sustainable solution for this taxation. In this context, it is important for countries to update their tax systems to make them suitable for the dynamic structure of the digital economy and to take steps to prevent tax evasion through international cooperation. This thesis aims to reveal the taxation of the digital economy and the difficulties encountered in this context, to explain the international studies on the taxation of the digital economy and the solution proposals, and within this framework, to present some policy recommendations by examining the studies on the infrastructure and taxation of the digital economy in Turkish Tax Law. In addition, it is emphasised that international cooperation should be taken as a basis for effective and sustainable taxation in Türkiye and on a global scale.

Turkish tax law
Ayşe Koç Erisoylu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında Türk vergi hukukunda muvazaa ve peçeleme işlemleri

Çağdaş toplumlarda devletler, yüklenmiş olduğu misyon gereği kamu gelirlerine ihtiyaç duymaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için vergi toplanarak vergi geliri elde edilmesi, devletlerin geçirmiş olduğu uzun bir evrimin sonucudur. Bununla birlikte vergilerin, devletin üstün egemenlik gücüne dayanılarak toplanmasının yanı sıra, vergilendirmede keyfiyete engel olan bireyleri koruyucu anayasal ilkeler de mevcuttur. Bunlardan en önemlileri, 1982 Anayasası'nda yer alan eşitlik ve mali güce göre vergilendirme ilkeleridir. Bu kapsamda Türk vergi sistemine ilişkin uygulamalarda, devletin kamu hizmetlerini görürken ihtiyaç duyduğu vergi gelirlerinde kayba sebebiyet veren ve aynı zamanda eşitlik ve mali güce göre vergilendirme ilkelerine de zarar veren bazı işlemler mevcuttur. Bu işlemler, muvazaa ve peçeleme işlemleridir. Türk vergi sistemi içerisinde mükellef ve vergi sorumlularının sözleşme özgürlüklerini kullanarak, vergiden kaçınma veya vergiden kaçırma amacıyla giriştikleri bu işlemler, vergi hukuku açısından tespiti, nitelendirilmesi ve yargı aşamasında ispatı çok önemli hususlardır. Vergi mevzuatının kapsamlı ve karmaşık yapısı sebebiyle bu işlemler çok farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu işlemlerin dinamik yapısı sebebiyle de yeni peçeleme ve muvazaa işlemleri de ortaya çıkabileceğinden, bu işlemleri mevzuat kapsamında yasaklamak kalıcı bir çözüm olamayacaktır. Bu sebeple muvazaa ve peçeleme işlemlerin önlenmesine yönelik çabaların en başında doğru nitelendirme ile etkin ve etkili bir yargılama sistemi olması gerekmektedir. Peçeleme ve muvazaa işlemlerinin içeriğini belirlemek, yargı kararlarında bu işlemlerin ne şekilde ele alındığı göstermek, akademik literatüre katkı sağlamak ve vergi hukuku alanında üzerinde sınırlı çalışma yapılmış bir konuyu incelemenin yararlı olacağı sebebiyle, peçeleme ve muvazaalı işlemler, araştırma konusu olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, muvazaa ve peçeleme işlemleri kavramları, bu kavramların benzer diğer kavramlardan farkları, yargı kararları ve öğreti doğrultusunda bu işlemlerin ne şekilde ortaya çıktığına yönelik örnekler ve bu işlemlerin ispatının ne şekilde olacağı hususları ele alınmıştır.

DanışıklılıkMuvazaaPeçeleme+6
Ahmet Onarıcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Muhasebe denetiminin Türk hukuk sistemindeki yerinin incelenmesi (İcra İflas Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Vergi Usul Kanunu açısından)

Muhasebe denetimi işletmelerin, mali tablolarının, mali durumuyla ilgili verilerin ve faaliyet sonuçlarının yasal düzenlemelere uygunluğunun denetlenmesidir. Bu kapsamda incelendiğinde muhasebe denetimi ve hukuk multidisipliner alanlardır. Bu alanların başlı başına birer çalışma alanı olduğu ve farklı anabilim dallarında çalışılması muhasebe denetimi ve hukuk disiplininin birbirinden nispeten soyutlanmasına neden olmuştur. Bu soyutlama neticesinde ortaya çıkan en büyük problem iyi bir hukukçunun mali denetim bilgisinin nispeten zayıf kalmasına, iyi bir mali denetimcinin ise hukuk bilgisinin nispeten zayıf kalmasına neden olmuştur. Doktora tezi kapsamında yapılan bu çalışmada muhasebe denetimi ve muhasebe denetiminin hukuki boyutu birlikte ele alınarak derinlemesine incelenmiştir. Çalışma neticesinde; Türk Ticaret Kanunu'na göre gerçekleştirilen muhasebe denetimi sürecinde denetlenen finansal tabloların Vergi Usul Kanunu'na göre işletme tarafından düzenlenen finansal tablolar olmadığı, bu tabloların yerine Kamu Gözetim Kurumu tarafından yayımlanmış olan muhasebe ve denetim standartları çerçevesinde hazırlanan finansal tabloların muhasebe denetiminde denetlenen tablolar olduğu, muhasebe ve finansal raporlama standartlarına göre hazırlanan finansal tablolar ticari kar (ticari bilanço) esasını benimserken Vergi Usul Kanunu'na göre hazırlanan tablolar ise mali kar (mali bilanço) esasını benimsediği, Türk Ticaret Kanunu'na göre gerçekleştirilmek istenen muhasebe denetimi Vergi Usul Kanunu kapsamında hazırlanan finansal tablolar üzerinden yapılamadığı için kanun koyucular tarafından işletmelerdeki finansal tabloların, defterlerin Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu açısından uyumluluğun sağlanacağı çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Cebri icra hukukuFinansal denetimMali hukuk+7
Mehmet Ali Yüzbaşıoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukukunda tebligat ve yargı kararları ışığında değerlendirilmesi

Tebliğ, vergi hukukunun önemli konularından biridir. Vergi alacağının sorunsuz bir şekilde tahsil edilebilmesi için tebliğ işleminin hatasız bir şekilde yapılması gerekmektedir. Vergilendirme işlemlerine ilişkin tebliğ hükümleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmektedir. Ancak bu kanunda hüküm bulunmaması halinde, vergilendirme işlemlerinin tebliğinde 7201 Tebligat Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu çalışmada, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan tebliğ hükümleri ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. Tebliğde yapılan hatalar tek tek incelenerek, hatalı tebliğlerin sonuçları üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte çalışmada tebliğ işleminin hukuki niteliği üzerinde durulacaktır. Çalışmada yargı kararları ve doktrinde yer alan görüşlere de yer verilecek, ortaya çıkan aksaklıklar hakkında değerlendirmeler yapılacak ve öneriler sunulacaktır. Konu incelenirken kanun hükümleri ile uygulama arasındaki farklılıklar ortaya konulacak ve doğru olan uygulama şeklinin ne olduğu tespit edilmeye çalışılacaktır.

TebligatTebliğTürk vergi hukuku+4
Ahmet İnneci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vergi hukukunda genel tebliğ: Hukukî sorunlar ve çözüm önerileri

Türk vergi mevzuatının yapı taşlarından birini temsil eden genel tebliğ, vergi hukuku alanında son derece önemli bir işleve sahiptir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından vergi uygulamasına yön vermek, uygulama sırasında Bakanlığa intikal eden konuları açıklığa kavuşturmak ve vergilemede ülke çapında uygulama birliğini sağlamak amacıyla hazırlanan genel tebliğler, özellikle 1980'li yıllardan sonra yaygın bir şekilde kullanılan temel mevzuat kaynaklarından biri haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, vergileme alanında yayımlanan genel tebliğleri hukukî açıdan değerlendirmek ve genel tebliğlerin hukuka uygun şekilde kullanılmasına yönelik öneriler sunmaktır. Bu doğrultuda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve çeşitli açılardan hukukî sorunlar içerdiği tespit edilen 47 genel tebliğ, içerik/doküman analizi yardımıyla irdelenmiştir. Söz konusu genel tebliğlere ilişkin hukuka aykırılıklar beş başlık altında gruplandırılmış ve Danıştay kararları ışığında hukukî yönden tartışılmıştır. Çalışma, genel tebliğler özelinde tespit edilen hukukî sorunlara yönelik çözüm önerileri ile birlikte sonlandırılmıştır. Önerilerin ilk aşamasında hem vergi kanunları hem de genel tebliğleri ilgilendiren "genel kurallar" tespit edilmiş; ikinci aşamada ise genel tebliğlerin hukuka uygun şekilde hazırlanması için geliştirilen "hukuka uygunluk kriterlerine" yer verilmiştir. Sonuç olarak, genel tebliğlerin Türk vergi mevzuatında mutlak surette kullanılması gereken bir hukukî kaynak olduğu; ancak bu kaynakların Anayasa, vergi kanunları ve hukukun evrensel prensiplerine uygun şekilde hazırlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Düzenleyici işlemGenel tebliğTürk vergi hukuku
Esra Keskin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tecil uygulamasının Vergi İcra Hukuku açısından değerlendirilmesi

Değişik hüküm ve uygulama şekilleri olan tecil müessesesi, sosyal, mali, ekonomik ve teknik amaçlarla vergi hukukunda yerini almıştır. Vergi icra hukukunda da temelde mali olmak üzere farklı amaçlarla düzenlenen bu kurum, idarenin değerlendirmeleri sonucuna göre işlerlik kazanmaktadır. Vergi icra hukukunu oluşturan 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre vergi, resim, harç, ceza ve benzeri kamu gelirleri kamu alacağı kapsamı içine girmektedir. Bu nedenle 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama alanı oldukça geniştir. Tecil uygulaması ise, söz konusu alacakların tahsili aşamasında kullanılabilecek modern bir tahsilat usulüdür. Başka bir deyişle tecil, borçluya ödeme kolaylığı getiren mükellef lehine bir düzenlemedir. Kamu borçlusu, çeşitli gerekçelerle zor duruma düşebilir. Kamu borçlusunun borcunu ödemesi veya haczedilmiş mallarının paraya çevrilmesi kendisini çok zor duruma düşürecek ise, borçlunun yazıyla talep etmesi halinde, idare tarafından belirlenen kamu alacaklarının tahsili faiz ve gerekmesi halinde teminat alınmak suretiyle ertelenebilir. Tecil uygulaması, sosyal hukuk devleti olmanın da bir gereğidir. Borcun ertelenmesi konusunda kanun alacaklı idareye, sınırları tebliğ ve iç genelgelerle belirlenen takdir yetkisi tanınmıştır. Vergi icra hukukunda yer alan tecil müessesesi, kamu borçlusuna borcunu ödemede kolaylıklar sağlaması, kamu alacağının güvenceye alınması, devletin gelir kaynaklarının kurutulmaması gibi amaçlarla denge sağlanması esasına dayanan bir kurumdur. Dolayısıyla bu yönüyle birçok vergilendirme ve tahsilat ilkesini bünyesinde barındırmaktadır. Bir kimsenin borcunun belli bir süre ertelenmesi kamu menfaatlerinin dolayısıyla kamu hizmetlerinin başlangıçta planlandığı şekliyle yürütülmesini olumsuz etkileyebilecektir. Bu nedenle kamu alacağının ertelenmesi konusunda idarenin karar verirken borçlunun durumunu kamu menfaatlerini de göz önünde bulundurarak iyi bir değerlendirmeye tabi tutması gerekir. Zira, vergilendirmede temel amaçlarından olan vergi tahsilatının gerçekleşme süresini etkilen bu kadar önemli bir kanunun uygulanmasına ilişkin düzenlemelerin ciddi bir şekilde ele alınması gerekmektedir.

TaksitlendirmeTescilTürk Vergi Kanunu+2
Fatih Karabuğa
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vergi hukukunda mahremiyet hakkı

Devletin üstün konumda olduğu vergilendirme ilişkisinde, her ne kadar mükellefin ödevleri ağır bassa da, mükellefe idare karşısında bazı haklar da tanınmıştır. Çünkü devletin vergilendirme yetkisini kullanarak gerçekleştirdiği müdahaleler karşısında, mükelleflerin tamamen korunmasız kalması düşünülemez. Bu amaçla ortaya çıkan mükellef haklarından biri de mahremiyet hakkıdır. Hemen her ülkede olduğu gibi Türkiye'de de, idarenin mükellefler hakkında neredeyse sınırsız denebilecek boyutlarda bilgi toplama yetkisi bulunmaktadır. İdarenin sahip olduğu bu yetkiyi dengeleyen ve vergi mükellefini koruyan tek düzenleme ise, mükellefler için bir "hak", yükümlüleri için ise bir "yasak" teşkil eden vergi mahremiyetidir. Bu hak ile mükelleflere, vergi idaresinde bulunan gizli bilgilerinin başkalarıyla paylaşılmayacağı ve kullanılmayacağı güvencesi sağlanmaktadır. Çünkü bu bilgilerin gizli kalmasıyla, mükelleflerin maddi ve manevi pek çok menfaati korunmaktadır. Vergi mahremiyeti hakkı temel olarak kişinin sır alanını korumayı amaçlasa da, aynı zamanda bu hak ile vergi idaresinin güvenilirliğine de katkı sağlanmış olur. Son yıllarda, bilgi teknolojilerindeki ve kişisel verilerin korunması konusundaki gelişmeler ise her alanda olduğu gibi vergilendirme alanında da mahremiyetin önemini artırmıştır. Vergi mahremiyeti hakkının doğurduğu sır saklama yükümlülüğü bir sözleşmeden değil, kanundan kaynaklanmaktadır. Türk vergi hukukunda mükelleflerin mahremiyet hakkını gözeten başlıca hukuki düzenlemeler, Vergi Usul Kanunu'nun 5. maddesinde yer alan "vergi mahremiyeti" ile Amme Alacaklarının Tahsil Usulünün Hakkında Kanun'un 107. maddesinde yer alan "Sırrın ifşası" hükümleridir. Mahremiyet hakkının kapsamı ve bu hakkın ihlali durumuna bağlanan sonuçlar, bu hakla korunan kişilik değerleri bakımından oldukça önemlidir. Mükelleflerin vergi mahremiyeti hakkına yönelik farkındalığı ve idarenin bu hakka karşı saygılı yaklaşımı ise vergi sistemini olumlu yönde etkileyecek unsurlardır. ANAHTAR KELİMELER: Hak, Vergi mahremiyeti, Mükellef hakları, Özel hayatın gizliliği, Vergi mahremiyetinin ihlali

MahremiyetMükellef haklarıTürk vergi hukuku+4
Demet Akdeniz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde pişmanlık ve ıslah müessesesi ve etkileri

Türk Vergi Hukuku içinde yer alan müesseselerden biri olan pişmanlık ve ıslah; vergide ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, bazı koşulların sağlanması halinde, idari aşamada çözüm üretebilecek müesseselerden biridir. Olumlu sonuçlarıyla, sorunsuz bir şekilde uygulanarak hem idarenin, hem de yükümlünün işlerini kolaylaştırmayı amaçlar. Hali hazırda, fazla olan yargının yükünü azaltıcı etkisi vardır. Vergi Usul Kanununun 371. maddesinde yazılı olan şartları yerine getiren yükümlülerin cezadan kurtulmasını ve vergi idaresinin alacağını bir an önce tahsil edip hazineye intikalini sağlar. Bu özelliğiyle pişmanlık ve ıslah müessesesi, vergi idaresi ve yükümlüler açısından önemli bir düzenlemedir. Bu çalışmayla amaçlanan, vergi uygulamaları içinde pişmanlık ve ıslah müessesesinin yerini değerlendirip, Türk vergi yargısına etkilerini ortaya koymaktır.

PişmanlıkTürk vergi hukukuTürk vergi sistemi+5
Zübeyde Özgür Anıl Akbalık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukuku bağlamında Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu

İnsanların insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmesi için elzem olan insan hakları, devletlerin ve hükümetlerin kendilerini meşru kabul ettirmelerindeki en önemli kıstastır. Devlet ve vatandaş ilişkisinde zayıf konumda olan vatandaşların temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla yüksek mahkeme statüsüne sahip Anayasa Mahkemesi kurulmuştur. Mahkeme, vatandaşlar tarafından kamu gücünün temel hak ve özgürlük ihlallerine karşı yapılan bireysel başvuruları karara bağlamaktadır. Çok sayıda devlet, temel hak ve özgürlüklerin kamu gücü işlemlerine karşı korunması amacıyla, bireylere Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı tanımıştır. Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu, 2010 yılında yapılan halk oylaması sonucunda kabul edilmiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunla yürürlüğe giren uygulama insan haklarının iç hukukta etkin olarak korunmasını sağlamaktadır. Her ne kadar bu yolun kabul edilmesindeki esas sebep Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nde Türkiye aleyhine başvuruların artması olsa da bireyler bu sayede ihlal edilen hak ve özgürlükleri için yeni bir yol bulmuşlardır. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu uygulamasının vergi hukuku bağlamında değerlendirilmesini ele aldığımız bu çalışmada amaçlanan; temel hakların etkili biçimde korunmasına yönelik olarak, vergilendirme alanında Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvurunun işleyişini, koşullarını ve uygulamadaki karşılığını göstermektir. Bu amaçla tez çalışması, 3 ana bölüm halinde planlanmıştır. Birinci bölümde anayasal gelişmeler ile Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş aşamaları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru Yolu'nun şartları ve diğer bilgiler yer almış, üçüncü bölümde ise, vergi hukuku alanında bireysel başvuruda verilen kararların değerlendirilmesi yapılacaktır. Anahtar Sözcükler: Bireysel Başvuru, Anayasa Yargısı, Anayasa Mahkemesi, Vergi Uyuşmazlıkları, Vergi Cezaları, Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması

Anayasa MahkemesiAnayasa yargısıBireysel başvuru+4
Sebahat Çetinel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukuku'nda uzlaşma müessesesi ve anayasa ilkeleri bağlamında değerlendirilmesi

Günümüzde refah seviyesindeki artış beraberinde kamu hizmetlerine olan ihtiyacın artmasına sebep olmuştur. Bu ihtiyacı karşılamak üzere yapılmakta olan kamu harcamalarının esas kaynağı vergi gelirleri olmaktadır. Böyle bir durum karşısında devlet daha çok vergi toplamak isteyecektir. Buna karşılık ise mükellefler bilhassa işletmeler ise ödedikleri vergi haricinde fazla vergi ödemekten kaçındıkları gibi, zaten ödedikleri vergi de fazla gelmektedir. Bu nedenle daha az vergi verme yollarını aramaktadırlar. Vergi planlamalarını da bu doğrultuda yapmaktadırlar. Bu durumda ise, devlet daha çok vergi isterken karşı taraf olan mükellefin daha az vergi ödemek istemesi vergi uyuşmazlıklarına yol açmaktadır. Vergi hukukumuzda uzlaşma vergi uyuşmazlıklarının yargı yoluna başvurmadan vergi idaresi ile vergi mükellefi arasında anlaşma sağlanması ile çözümlenmesidir. Yapılan çalışmada, Türkiye'de uzlaşma mekanizmasının işleyişi incelenmiş ve anayasal vergilendirme ilkeleri açısından uzlaşma sonuçlarının analizi yapılarak yorum ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışma üç bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde, vergi uyuşmazlığının ortaya çıkış süreci, vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümüne ve uzlaşma mekanizmasının amacı, kapsamı, işleyişi üzerinde genel olarak bahsedilmiş, uzlaşma müessesinin hukuki yönü ve taraflar olarak ayrı ayrı faydaları üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde, uzlaşmanın işleyişi kapsamlı bir biçimde, tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası olacak şekilde açıklanmıştır. Türkiye'deki mevcut uzlaşma müessesesi işleyişi, rakamsal veriler eşliğinde açıklanmış, müessese çeşitli ülke uygulamaları olarak da değerlendirilmiştir. Son olarak uzlaşma müessesesinin daha etkin ve verimli çalışmasına ilişkin öneriler sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise, Anayasa yargısı kavramı açıklanmış, vergi kanunlarının bağlı olduğu Anayasa ilkeleri açıklanmış ve uzlaşma müessesesinin Anayasal vergileme ilkeleri açılarından değerlendirilmesi yapılmış, öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Vergi, Uyuşmazlık, Uzlaşma, Anayasa Yargısı, Anayasal Vergileme İlkeleri

AnayasaMali hukukTürk vergi hukuku+3
Bahar Öner
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda vergi affının anayasal vergilendirme ilkeleri ışığında değerlendirilmesi

Vergi affı ile geçmiş dönemlere ilişkin vergi borçlarının tamamı veya bir kısmı affedilmektedir. Literatürde vergi affı, vergi borcunu sona erdiren sebepler içerisinde yer almaktadır. Bu konuda yapılan çalışmaların genellikle vergi affının ekonomik etkileri ve sonuçları üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Buna karşın vergi aflarının, mali hukuk alanında daha ayrıntılı ve özenli bir şekilde araştırılması gerekir. Bu noktada çalışmanın konusu, vergi affı uygulamalarının hukukî yönden incelenmesidir. Çalışmanın amacı ise, vergi affının anayasal vergilendirme ilkeleri ile uyumlu olup olmadığını değerlendirmektir. Yapılan değerlendirmeler ışığında vergi affının, Anayasa'nın 73'üncü maddesinden kaynaklanan birçok ilkeye aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Vergi affı özellikle vergi adaleti ilkelerinden; "verginin genelliği ilkesi", "verginin eşitliği ilkesi", "mali güce göre vergilendirme ilkesi" ve "vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı ilkesi" bağlamında anayasal açıdan birçok noktada çelişmektedir. Öte yandan "verginin kamu giderlerinin karşılığı olması ilkesi", vergi affı konusunda farklı şekillerde değerlendirilebilir. Burada önemli olan, uygulanan vergi affının mali açıdan başarılı olup olmadığıdır. Bu sebeple çalışmanın genel değerlendirme ve sonuç bölümünde, vergi affının anayasal açıdan daha doğru ve başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için çeşitli öneriler sunulmaktadır.

AnayasaKanunilikTürk Vergi Kanunu+6
Esra Keskin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukuku'nda uzlaşmanın kanunilik ilkesine göre incelenmesi

Vergi, kamu harcamalarının karşılığı olarak devletin vatandaşlarından topladığı maddi değerlerdir. Vergilemenin nasıl ve ne oranda yapılacağı devletlerin ortaya çıkışından, modern hukuk devletine geçişe kadar her dönemde tartışma konusu olmuştur. Vergilemenin kanuniliği ilkesi, vergilerin; anayasaya ve kanunlara dayanması gerektiğini ifade eder. Bu ilke modern hukuk devletleri tarafından benimsenmiştir. Türk Vergi Hukuku'nda da vergilemenin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Vergilemede uyuşmazlıklar, yargı yolu ile giderildiği gibi idari çözümlerle de giderilebilir. Uzlaşma, idari çözüm yollarından birisidir. Uyuşmazlıkların çözümünde idari çözüm yollarından birisi olan uzlaşma, sıklıkla başvurulan idari bir çözüm yoludur. Bu çalışmamızda, bazı Batılı ülke uzlaşma uygulamalarından da bahsedilmiştir. Ayrıca Türk Vergi Sistemi'nde yer alan uzlaşmanın tarihi gelişimi, amacı, kapsamı, uygulaması ve yasal dayanakları araştırılmıştır. Türk Vergi Hukuku'nda yer alan uzlaşmanın, yeniden ele alınarak vergilemenin kanuniliği ilkesine aykırı olan uygulamalarına son verilmelidir. Anahtar kelimeler: Vergi, Vergi Uyuşmazlığı, Vergilemenin Kanuniliği İlkesi, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma, Tarhiyat Sonrası Uzlaşma.

KanunilikMali hukukTarhiyat+4
Faruk Serdar Nişancı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de elektronik vergi uygulamalarının vergi denetimi açısından değerlendirilmesi

Bulut teknolojisinden; otomasyon, blok zincir, yapay zekâ ve siber güvenliğe kadar yeni kavramların ortaya atıldığı çağımızda bilgiye ulaşmadaki kolaylığa bağlı olarak bilgi paylaşımının önemli ölçüde artması nedeniyle küresel çapta bilişim teknolojilerinin kullanımı her geçen gün artmaktadır. Bilindiği üzere, bilgi ve iletişim teknolojisi alanındaki gelişmeler bireylerin türlü istek ve ihtiyaçlarına göre şekillenmiş ve yaşamın pek çok alanında etkisini sürdürmüştür. Bu doğrultuda, ülkelerin ekonomik, siyasi ve sosyal düzenin işleyiş şekli ve yapıları da değişmiştir. Vatandaşlara sunulan kamusal hizmetler teknoloji temelli değişime uğrayarak elektronik ortama taşınmıştır. Bu gelişmelere paralel olarak Türkiye'de de elektronik uygulamaların kullanılması konusunda önemli adımlar atılmıştır. Bu kapsamda en büyük e-devlet projeleri arasında sayılabilecek bir otomasyon projesi olan VEDOP projesinin hayata geçmesiyle vergilendirme süreçlerinin büyük bir bölümü elektronik ortamda yapılması sağlanmıştır. Böylece mükellefler fiili olarak vergi dairelerine gitmeksizin vergiyle ilgili işlemlerini elektronik ortamda gerçekleştirebilir hale gelmiştir. Elektronik vergi uygulamaları devletler için, düzenli vergi geliri sağlama, mükellefleri takip altına alabilme gibi imkanlar açısından büyük önem taşımaktadır. Aynı şekilde, vergi idareleri gün geçtikçe artan mükellef sayısı ve iş yükü ile başa çıkabilmek adına faaliyetlerini, dijitalleşme olarak niteleyebileceğimiz bilgisayar, cep telefonu, tablet gibi multimedya cihazlarının ve internet kullanımının artması nedeniyle faaliyetlerini dijital ortama taşımayı uygun görmüşlerdir. Ancak teknolojik değişimin mutlaka olumlu olması gerekmez. Teknolojik yeniliklerden kaynaklanan riskler de mevcuttur. Onun için vergi dairelerinin dijitalleşmesinde fırsatların yanında bazı zorluklarla da karşılaşılmaktadır. İnternet ortamında yürütülen ekonomik faaliyetler, internet ortamının vergi kaçırmak için uygun bir alan olması dolayısıyla vergi denetiminin uygulanmasında karmaşıklığa neden olmakta ve bunu zorlaştırmaktadır. Buna bağlı olarak vergi denetimlerinin de elektronik ortamda yapılması bir gereklilik haline gelmiştir. Vergi kayıplarını azaltmak için bilişim teknolojileri kullanılarak yeni denetim yöntem ve teknikleri geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu hususta vergi makamları tarafından risk odaklı denetim sistemleri geliştirilmiştir ve denetimler risk analiz sistemleri üzerinden yapılmaya başlanmıştır. Türkiye'de de bu konuda bazı çalışmalara imza atılmıştır. Özellikle Gelir İdaresi Başkanlığı ve Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından geliştirilen elektronik defter ve belgelerin incelenmesi amacıyla VDK-VEDAS, VDK-RAS programları ile KDVİRA, ÖTVİRA vb. gibi risk analiz sistemleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada elektronik vergi uygulamalarının vergi denetimi üzerine etkisine yer verilmiştir. Çalışma sonucunda vergi denetimini etkileyen başka faktörlerin de olması nedeniyle elektronik uygulamaların vergi denetiminin etkinliğini doğrudan yükseltmediği ancak vergiye uyumun artmasına katkıda bulunduğundan dolayı dolaylı yoldan vergi denetimini olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.

Bilgisayar destekli denetimElektronik denetimElektronik vergilendirme sistemi+5
Orhan Aksoy
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası vergi ve bilgi değişim anlaşmaları çerçevesinde Türkiye'nin güncel durumunun değerlendirilmesi

Artan küreselleşmenin etkisiyle meydana gelen uluslararası ticaret hacmindeki büyüme devletlerin vergisel işlemlerini de çeşitlendirmiştir. Farklı vergi türleri ortaya çıkarken aynı zamanda vergi kayıp ve kaçağını önlemeye yönelik yeni tedbirlere de ihtiyaç duyulmuştur. Devletler bu noktada iş birliğinin önemini anlayarak karşılıklı olarak pek çok iki taraflı vergi anlaşması imzalamışlardır. Ancak zamanla şirketler iki taraflı vergi anlaşmalarındaki boşluklardan yararlanarak vergiden kaçınmanın da yolunu bulabilmektedirler. Dünya üzerinde iki taraflı anlaşmaların sayılarının 3000'in üzerinde olması OECD'yi bu konuda tek ve genel geçer bir çok taraflı sözleşme hazırlamaya yöneltmiştir. OECD çok taraflı vergi anlaşmasını hazırlayarak hem iki taraflı vergi anlaşmalarındaki eksik yönleri kapatmış hem de problemlere daha hızlı ve etkin çözümler üreterek uluslararası vergi sorunlarına çözüm bulmaya çalışmıştır. Tez konumuz üç farklı başlık altında incelenmiş olup öncelikle vergi ve bilgi anlaşmalarıyla giriş yapılarak sonrasında çok taraflı vergi anlaşması maddeleri ve etkilerinden bahsedilmiştir. Ülke örnekleri açıklamasıyla da sonuçlandırılmıştır.

Mali hukukOECD ülkeleriTürk vergi hukuku+7
Çağla Keşkekoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de vergi suç ve kabahatlerine uygulanan cezai yaptırımların etkileri

Türkiye'de, dünyanın diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde de görüldüğü üzere, vergi kanunlarını ihlal edilmesi suretiyle vergi kayıp ve kaçağına neden olan fiillerin ortaya çıkmasına engel olmak ve/veya söz konusu kayıp ve kaçakları en aza indirmek amacıyla vergi ceza sistemi kurulmuştur. Bu sistemin temel amacı, vergi kanunlarının eksiksiz ve doğru bir şekilde uygulanıp yürütülmesidir. Böylelikle; vergi kanunlarına aykırı nitelikte olan suç ve kabahat fiilleri önlenerek, vergi sisteminde mükellefler arasındaki adalet tahsis edilecektir. Bunun neticesinde mükelleflerin vergi sistemine olan güven duygusu da sağlanmış olacaktır. Ancak söz konusu sistemin etkin bir şekilde yürütülebilmesi, mükellefleri caydıracak nitelikte olmasına bağlıdır. Vergi ceza sisteminin caydırıcı nitelikte olabilmesi de; vergi denetimlerinin sık ve tabana yayılmış olmasına, vergi cezalarının yeterli ağırlık ve şiddette olmasına, ilgili cezaların kesin olarak uygulanır olmasına, aynı doğrultudaki suç ve kabahatlere eşit ölçüde cezai yaptırımların varlığına bağlıdır. Bu çalışmanın temel amacı, ülkemizdeki vergi cezalarının vergi mükellefleri üzerindeki farklı türlerdeki etkilerini çeşitli yönleriyle ele alarak incelemektir. Bu bağlamda, vergi cezalarının mükellefleri psikolojik olarak etkileyip etkilemediği, mükelleflerin vergi cezalarını caydırıcı bulup bulmadığı, vergi ceza uygulamaları neticesinde vergi adaletine ve vergi sistemine güven algılarının ne yönde değişiklik gösterdiği; psikolojik etki, caydırıcılık etkisi, vergi adaletine güven etkisi ve vergi sistemine güven etkisi olmak üzere dört boyut altında incelenip, bulgu sonuçları analiz edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmadaki araştırma yöntemi nicel bir araştırma yöntemi olup, veri toplamaya yönelik anket tekniği ve veri toplama aracı olarak da tarafımızdan ölçek geliştirme süreci ile hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Araştırma evrenini Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde faaliyet gösteren vergi mükellefleri oluşturmaktadır. Anketlerimiz, öncelikle güvenilirliği ve geçerliliğini test edebilmek için 241 mükelleften oluşan pilot bir gruba uygulanmıştır. Söz konusu pilot uygulamadan elde edilen sonuçlar, istatistiki veri analizi programları olan SPSS ve AMOS ile istatistiksel olarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Elde ettiğimiz bulgulara uygun bir şekilde anketteki sorular yeniden gözden geçirilerek, asıl uygulamaya geçilmiştir. Asıl uygulamamızın analiz sonuçları, eksik ve yanlış doldurulan anketlerin çıkarılmasıyla kalan 502 mükelleften elde edilen cevaplar doğrultusunda oluşturulmuştur. Bu çalışmayla; vergi cezalarının mükellefler üzerinde psikolojik olarak etkili olduğu, caydırıcılık noktasında karasızlık yaşadıkları, vergi cezalarına ilişkin çeşitli uygulamalar nedeniyle vergi adaletinin bozuluyor olduğu bilincinin oluştuğu ve yine vergi cezalarına ilişkin olarak vergi sistemine güveni zedeleyen bir görüşün ortaya çıktığı sonucuna ulaşılmıştır.

CezaMali hukukTürk vergi hukuku+6
Gökçe Kafkas
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda vergi borcu ile cezalarını ortadan kaldıran veya hafifleten nedenler: Vergi affı uygulaması

Günümüzde giderek artan kamu ihtiyaçları, devletin kamu hizmet sayısını dolayısıyla kamu giderlerini attırmıştır. Büyüyen kamu giderlerinin karşılanma gereğinin doğal bir sonucu olarak da sürekli bir finansman kaynağına ihtiyaç duyulmuştur. İşte, devletin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve kamu hizmetlerini yerine getirebilmesi için başvurduğu finansman kaynaklarından en önemlisi vergilerdir. Devlet topluma karşı yerine getirmesi gereken görev ve yükümlülükleri dolayısıyla yapacağı kamu harcamalarının önemli bir bölümünü, vergi gelirlerinden sağlamaktadır. Vergi ise devletlerin kanunlara dayanarak kendi sınırları üzerinde yaşayan bireylerden aldıkları zorunlu ve karşılıksız ödemeler olarak tanımlanmaktadır. Vergi ilişkisinin bir tarafında alacaklı konumuyla devlet, diğer tarafında ise borçlu konumuyla mükellefler bulunmaktadır. Devletin en büyük gelir kalemini vergilerin oluşturuyor olmasından ötürü de bu alacak ilişkisinin zamanında ve doğru biçimde ortadan kalkması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca bazı durumlarda kişiler üzerlerine düşen bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri karşılığında bazı yaptırımlara maruz kalmaktadır. Devletin vergi ile ilgili koyduğu kurallara aykırılık sonucu yükümlülere uyguladıkları bu yaptırımlar da vergi cezalarıdır. İşte devlet ile mükellefler arasındaki bu borç/alacak ilişkisinin son bulmasının en doğal yolu mükelleflerin vergi borçlarını ve cezalarını kanunların öngördüğü şekil ve şartlara uygun olarak ödemeleridir. Fakat bazen yasal koşulların gerçekleşmesiyle ödeme dışında; zamanaşımı, uzlaşma, pişmanlık ve ıslah, hatalarda düzeltme, terkin, cezalarda indirim, yanılma, ölüm ve af uygulaması gibi bazı nedenlerle de vergi borcu ve cezaları ortadan kalkmaktadır. Vergilerin devletin asli gelir kaynağını oluşturuyor olması, vergi ödevinden kaynaklanan bu borç/alacak ilişkisini sonlandıran hallerin incelenmesini önemli kılmaktadır. Bu sebeple bu çalışmada vergi borcu ve cezalarını ortadan kaldıran bu unsurların ayrıntılı şekilde açıklanması amaçlanmış ve ülkemizde uygulandığı yıllardan itibaren kamuoyunu meşgul ederek üzerine tartışmalar yaratan unsurlardan birisi olan vergi afları üzerinde önemle durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Vergi Borcu, Vergi Alacağı, Vergi Cezaları, Vergi Afları

Türk vergi hukukuVergi affıVergi alacakları+4
Gökçe Kafkas Durmuş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda haciz ve elektronik haciz uygulaması

Kamusal hizmetlerin topluma fayda sağlaması ve süreklilik göstermesi zorunluluğundan dolayı, kamu alacaklarının tahsilatının vadesinde yapılması son derece önemlidir. Ülkemizde kamu alacakları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (AATUHK) göre tahsil edilmektedir. 6183 sayılı AATUHK, kamu alacaklarının tahsilini güvence altına alan tedbirler ile cebren tahsil yöntemlerini içermektedir. Kamu alacaklarının cebren tahsil yöntemlerinden en etkili olanı haciz yolu ile takiptir. Haciz, borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince saptanan borçlu veya üçüncü kişilerin elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından kamu alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince el konulmasıdır (6183 sayılı AATUHK 62. md.). 2009 yılında uygulamaya konulan elektronik haciz (e-haciz) uygulaması ise, iş gücü ve zamandan tasarruf edilmesi maksadıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından geliştirilmiştir. Çalışmada Türk Vergi Hukuku'nda haciz ve elektronik haciz uygulamasına yer verilecektir. Bu bağlamda birinci bölümde, kamu alacağı kavramı ve kamu alacağını güvence altına almak için kullanılan yöntemler hakkında bilgiler verilecek; cebren tahsil yolları açıklanmaya çalışılacaktır. İkinci bölümde ise, seçilmiş ülkelerdeki vergi sistemleri, vergi denetimleri ve kamu alacağının tahsil edilmesine yönelik olarak gerçekleştirilen haciz uygulamaları hakkında kısaca bilgiler verilmeye çalışılacaktır. Üçüncü bölümde ise, haciz kavramı ve hukuki niteliğine, Türkiye'de kamu alacaklarının tahsilatında haciz ve e-haciz uygulamalarına yer verilecek, seçilmiş ülkelerle kıyaslama yapılacaktır. Haciz ve e-haciz uygulamalarında yaşanan sorunlar ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunulmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kamu Alacağı, Haciz, Elektronik Haciz.

Elektronik devletHacizKamu alacakları+4
Burçin Buran
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi yargılaması sisteminin değerlendirilmesi

Vergi yargısı, vergi kanunlarının uygulanmasında idare ile yükümlü ya da sorumlu arasında meydana gelen ve idari aşamada çözümlenmeyen sorunların, taraflarca uyuşmazlık haline getirilerek yargı organlarına intikal ettirilmeleri halinde bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından kesin olarak çözümlenmesidir. Yargısal çözüm yolu, vergi sorunlarının çözüm yollarının bir tamamlayıcısı olarak sorunların uyuşmazlık haline dönüştürülerek yargı organı önünde bir dava konusu yapılması suretiyle kesin sonuca bağlanmasını içeren bir yoldur. Türkiye'de vergi yargısının idari yargının içerisinde incelenmesinin en önemli nedeni geleneksel nedendir. Osmanlının Tanzimat döneminde yerleşmeye başlayan idari yargı, Fransa modelinden esinlenerek günümüze kadar gelmiştir. Vergi yargısı bugünkü şeklini 1982 yılında çıkarılan 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunu, 2575 sayılı Danıştay Kanunu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunundan almıştır. Vergi yargısına ilişkin sorunlar sadece örgütlenme ile sınırlı olmayıp işleyiş ve mevzuattan kaynaklanan sorunlar da yer almaktadır. Türk vergi mevzuatının karmaşık olduğu konusunda genel bir mutabakat bulunmaktadır. Vergi mevzuatının karmaşıklığı mükellefler, vergi idaresi ve vergi yargısı arasındaki görüş ve uygulama farklılıklarını artırmaktadır. Vergi yargısını vergi sisteminden soyutlamak mümkün olmadığından vergi sistemini etkileyen bazı sorunlar doğrudan vergi yargısını da etkilemektedir.

Türk Vergi KanunuTürk vergi hukukuVergi hukuku+5
Beste Yeşilbaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümlenmesi ve uzlaşma

Kamu hizmetlerini yürütmek için devletin finansman kaynağına ihtiyacı vardır. Vergiler devletin finansman ihtiyacını gidermek için başvurduğu kaynakların en önemlisidir. Kamu hizmetlerinin gittikçe genişlemesi, devletin gelir ihtiyacını arttırmıştır. Artan gelir ihtiyacı devletin vergilere daha fazla başvurmasına neden olmuştur. Fakat karşılıksız borç sayılan vergiler mükellefler tarafından kolaylıkla ve istenerek ödenmemektedir. Mükellefler vergilerden mümkün olduğu kadar kaçma yanında kanunların tanıdığı imkanlardan yararlanmak istemektedirler ve bu yüzden idare ile aralarında anlaşmazlık çıkmaktadır. Sık sık değişen vergi kanunları da vergisel anlaşmazlıkların diğer bir kaynağını oluşturmaktadır. Vergi idaresi, kanunların tanıdığı olanak nispetinde azami derecede vergi almak istemesi vergisel uyuşmazlıkları artırmaktadır. Vergi uyuşmazlıkları genellikle, vergiyi doğuran olay, mükellefiyet, tarh, tebliğ, tahakkuk, ceza kesme ve tahsil işlemlerinden ya da bunlara ilişkin uygulamalardan doğmaktadır. Bu uyuşmazlıklarda iki taraf vardır. Biri vergi alacaklısı durumunda olan vergi idaresi, diğeri de vergi borçlusu durumunda olan mükellef ya da vergi sorumlusu veya iştirakçi, teşvikçi, yardımcı vs. gibi ceza muhatabıdır. "Vergi Uyuşmazlıklarının İdari Aşamada Çözümlenmesi ve Uzlaşma" konulu tez çalışmasının birinci bölümünde, uyuşmazlık kavramı, vergi uyuşmazlığı ve vergilendirme işlemleri ile ilgili uyuşmazlığa neden olan etkenler incelenmektedir. İkinci bölümde vergi uyuşmazlıklarının yargıya intikal etmeksizin, idari aşamada çözümlenmesine olanak sağlayan müesseseler olan ; pişmanlık ve ıslah, ceza indirimi ve vergi hatalarının düzeltilmesi uygulamalarına ait konular ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde, Türk vergi hukukunda vergi uyuşmazlığının idari çözüm yollarından birisi olan uzlaşma müessesesinin işleyişi, etkinliği ve hukuki yapısı incelenerek uygulamada ortaya çıkan sorunlar ve bunlara ilişkin çözüm önerileri açıklanmaya çalışılacaktır.

Türk vergi hukukuUzlaşmaUzlaşma kurumları+5
Kudret Pekin Dolgun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde vergi incelemelerinin hukuki mahiyeti ve vergi gelirleri açısından değerlendirilmesi

Vergi, tarihsel süreç içerisinde devletlerin temel gelir kaynaklarından olmuş ve önemi her geçen gün artmıştır. Bu denli önemli bir finansman kaynağının eksiksiz ve adaletli bir şekilde toplanması gerekmektedir. Vergi denetimi kayıt dışılığın önlenmesi ve vergi gelirlerinin zamanında tahsil edilmesinde etkili olan en önemli araçlardandır. Türk Vergi Sistemi gibi beyan esasına dayanan ve mükelleflerin elde ettikleri gelirleri kendilerinin beyan ettiği vergi sistemlerinde, etkin bir denetim mekanizmasının olması şarttır. Türkiye' de vergi denetimi Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde yer alan "Vergi Denetim Kurulu" ile "Gelir İdaresi Başkanlığı" vasıtası ile yürütülmektedir. Vergi idaresinin 2000-2023 yılları arasındaki denetim faaliyetlerine ilişkin niceliksel sonuçlar içeren ve söz konusu yıllar içerisinde yaşanan değişimlerin vergi gelirleri üzerindeki etkilerinin ele alındığı çalışmada, vergi denetiminde etkinliğin sağlanamadığı durumlar ve olası nedenleri üzerinde durulmuştur. Çalışmada vergi denetiminin en etkili ve kapsamlı yöntemi olan vergi incelemeleri ve vergi inceleme sürecine ilişkin hukuki mevzuat ayrıntıları ile ele alınmış, vergi incelemeleri özelinde tespit edilen ve vergi denetimin etkinliğine ilişkin fikir veren sayısal veriler tablolar ve grafiklerle değerlendirilmiştir. Vergi inceleme faaliyetleri çerçevesinde elde edilen verilerin vergi gelirleri yönünden değerlendirildiği ve OECD ülkeleri ile karşılaştırmaların yapıldığı çalışmada; vergi idaresi, mükellefler ve toplumsal yapıdan kaynaklanan faktörlerin Türkiye' deki vergi denetiminin etkinliği üzerinde nasıl değişimler yarattığı açıklanmış ve etkin bir vergi denetimi için gerekli olan hususlar önerilmiştir.

Türk vergi hukuku
Nesrin Fırat Engin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda kamu alacaklarının korunması

Sosyal refah devleti anlayışının sonucu olarak artan kamu hizmetleri, kamu harcamalarının da artmasına neden olmaktadır. Devlet, kamu hizmetlerini yerine getirmek için gerek duyduğu finansmanı kamu gelirleri ile sağlamaktadır. Bu nedenle kamu alacaklarının zamanında ve eksiksiz tahsil edilmesi, kamu hizmetlerinin aksamaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, kamu alacaklarının tahsili özel alacaklardan farklı olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile düzenlenmektedir.6183 sayılı Kanun'da kamu alacaklarının tahsilinde etkinliğin sağlanması ve kamu alacaklarının korunması amacıyla bazı uygulamalar öngörülmektedir. Buna göre, kamu alacaklarının korunması ve güvence altına alınması bakımından başlıca yöntemler; teminat, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk, rüçhan hakkı, iptal davası ve sorumluluk gibi müesseseler olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türk Vergi Hukukunda kamu alacaklarını doğrudan koruma altına alan müesseseler ile dolaylı olarak koruma altına alan müesseseler incelenmiş ve uygulamada karşılaşılan durumlar hakkında bilgi verilerek tartışmalı konuların çözümü noktasında öneriler sunulmuştur.

Alacak hakkıKamu alacaklarıKamu hizmetleri+7
Ali Sağır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi hukukunda uzlaşma kurumu

Vergiler ilkçağlardan bu yana kamu otoritesiyle vatandaşlar arasındaki ilişkinin en temel belirleyicileri arasındadır. Bu ilişkide bireylerle kamu arasında anlaşmazlıkların çıkması muhtemeldir. Çok sık rastlanan vergi anlaşmazlıklarının çözümü için hem Türk Vergi Hukukunda hem de kıyaslamalı olarak diğer devletlerin vergi sistemlerinde uzlaşma kurumu kullanılmaktadır. Uzlaşma kurumu sayesinde mükellefin borcundan hızlı bir şekilde kurtulabildiği, vergi idaresinin vergi toplama oranlarının yükseldiği ve vergi mahkemelerindeki iş yükünün azaldığı gözlenmektedir. Araştırmada uzlaşma kurumunun kavramsal çerçevesi ve tarihsel gelişimi incelenmiş ve Türk Vergi Hukukundaki yeri hakkında bilgiler sunulmaktadır. Böylece tezin temel amacı Türk Vergi Hukukunda uzlaşma kurumunun yerinin ve öneminin açıklanmasıdır. Araştırmadan elde edilen bulgular kapsamında değerlendirildiğinde uzlaşmanın tarafların hızlı bir şekilde edimlerini gerçekleştirerek mahsuplaşmasının sağlandığı gözlenmektedir. Paranın zaman değeri ve mahkemelerin yoğunluğu açısından uzlaşmanın önemli avantajlar getirdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak uzlaşma kurumunun lehine ve aleyhine olan ulaşılabilen bütün çalışmaların bulguları sunularak kurumun gelişmesine yönelik öneriler politika geliştiriciler ve araştırmacılar için sunulmuştur.

Türk vergi hukukuUzlaşmaUzlaşma kurumları+1
Mehmet Karakuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözüm yolları ve uzlaşma kurumunun değerlendirilmesi

Günümüzde kamu finansman araçları arasında en temel kaynağı vergiler oluşturmaktadır. Vergilendirme yetkisi anayasal düzenlemeler kapsamında devlet organları aracılığıyla kullanılmakla birlikte, devletlerin daha fazla vergi alma amacına karşılık bireylerin daha az vergi ödeme isteği vergi uyuşmazlıklarını ortaya çıkarmaktadır. Türk vergi hukukunda vergi uyuşmazlıklarını idari aşamada çözümleyen müesseselerden biri de uzlaşma müessesesidir. Uzlaşma müessesesi, uyuşmazlığın yargı yoluna gitmeden idare ile mükellef arasında anlaşma yoluyla çözümlenmesine hizmet etmektedir. Bu çalışmada; devlet ve bireyler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların idari aşamada çözümü için Türk vergi hukukunda uygulanan hata düzeltme, cezada indirim, pişmanlık-ıslah, uzlaşma müessesesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında uzlaştırma müessesesi ile bu kurumların işleyişi, aşamaları, hukuki yapısı ve Türk vergi hukuku bağlamında uzlaşma müessesesinin Türkiye'deki etkinliği ile belirli ilkeler yönünden değerlendirilmesi yapılarak, bu hususlara ilişkin çözüm önerileri sunulmuştur.

Türk Vergi KanunuTürk vergi hukukuUzlaşma+4
Bilge Şen Öztürk
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tüzel kişilerin mali ikametgahı

Devletler arasında ekonomik ilişkilerin gelişmesi vergilendirme sorununun artmasına neden olmuştur. Çifte vergilendirmenin önlenmesi için hangi devletin vergilendirme yetkisini haiz olduğunun belirlenmesi önem taşımaktadır. Uluslararası alanda devletlerin vergilendirme yet-kisini kullanırken başvurdukları çeşitli ilkeler bulunmaktadır. Bu ilkelerden biri mali ikamet-gahtır. Mali ikametgah, devletlere kişilerin hem ülke içinde hem de ülke dışında elde ettikleri gelirin vergilendirilmesine imkan tanımaktadır. Bu çalışmada mali ikametgah OECD Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilere İlişkin Model Anlaşma temelinde uluslararası boyutuyla incelenmektedir. Mali ikametgahın kavramsal açıklaması yapıldıktan sonra, OECD Model Anlaşmada yer alan 'Mukim' başlıklı madde hükmü tüzel kişiler açısından değerlendirilmekte-dir. Çalışmanın son kısmında ise, şirketlerin kanal şirketler gibi yapay oluşumlarla vergiden kaçınmaya neden olan faaliyetlerinin mali ikametgahla ilişkisi ortaya koyulmaktadır. OECD, Model Anlaşmanın 2017 güncellemesi ile anlaşmaya eklenen madde 29 hükmünde, şirketlerin bu faaliyetleri ile vergi anlaşmalarını suistimal etmelerine engel olmaya çalışmaktadır. Fayda-ların sınırlandırılması (LOB) ve esas amaç kuralını (PPT) içeren bu düzenleme devletlere, kanal şirket gibi faaliyet gösteren şirketlere vergi anlaşmasını uygulamayı reddetme imkanı vermektedir.

Mali ikametgahMukimTürk vergi hukuku+4
Özge Paşaoğlu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Related subjects