Üretim işletmeleri
165 theses under this subject heading
Antakya'da ayakkabı üretim işletmelerinin kurumsal yapısı ve maliyet muhasebesi uygulamaları üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, ayakkabı sektöründe önemli bir yere sahip olan Antakya ölçeğinde, ayakkabı üretimi yapan işletmelerin kurumsal yapı eksiklikleri ve maliyet muhasebesi uygulamaları çerçevesinde önemli sorunlar yaşadıkları görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu işletmelerin kurumsallaşma ilkeleri ve maliyet muhasebesi uygulamaları araştırma konusu edilerek varsa sorunlarının tespit edilmesi ve yaşanan sorunların giderilmesine yönelik öneriler sunulması amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Antakya'da faaliyet gösteren ayakkabı üretim işletmelerinden söz konusu çalışmaya katkı sağlayacağı düşünülen 52 ayakkabı üretim işletmesine ulaşılmıştır. Bu işletmelerin sahip, ortak, müdür ve genel müdür unvanlı çalışanları ile yüz yüze görüşme yoluyla anket uygulanarak veri toplanmıştır. Elde edilen veriler arasındaki ilişkiler SPSS programında Sıklık (Frekans) Dağılımı, T testi, Spearman's RHO Sıra Korelasyon, Mann Whitney U- Testi ve Ki-kare Testi yapılarak analiz edilmiştir. Araştırma kapsamındaki işletmelerin yarısının kurumsallaşma sürecinde olduğu tespit edilmiştir. Kurumsallaşma sürecinde olmayan aile işletmelerinde ise yaşanan finansal sorunlar, ülkenin ekonomik durumundaki etkiler ile birlikte genellikle kurumsal yönetim ilkelerinin yetersizliği, etkin bir maliyet kontrol sisteminin olmayışından kaynaklanabilmektedir.
Üretim işletmelerinde safha maliyet yönteminin önemi: Muğla ilinde arıcılık sektörü üzerine bir uygulama
Muhasebe, işletmelerin en önemli fonksiyonlarından biridir. İşletmelerin objektif belgelere göre gerçekleştirilen işlemlerinin kayıt altına alınması, sınıflandırılması ve özetlenmesini sağlar. Doğru bir muhasebe sistemine sahip olmak işletmelerin geleceği açısından oldukça önemlidir. Üretim işletmelerinde işletmenin işlevine uygun olarak seçilmiş maliyet muhasebesi, işletmelerin maliyetleri ile ilgili doğru ve güvenilir bilginin sağlıklı bir şekilde ortaya konmasını sağlayacaktır. Maliyet yöntemlerinin doğru şekilde belirlenmesi ve sağlıklı bir şekilde ortaya konulması günümüzde üretim işletmelerinde büyük sorunlar teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı; üretim işletmelerinde kullanılan maliyet yöntemlerinin çeşitli yönleriyle tartışılmasıdır. Çalışmanın amacı, temel petek sektörünün üretim ve maliyet yapısını ortaya koyarak, örnek işletme için en ideal maliyet yöntemi ile birim maliyeti hesaplayabilmektir. Bu amaçla gelişmekte olan bir sektör olan arıcılık ürünleri, balmumu ve temel petek ürünlerinin üretimini yapan sektörün yapısını ortaya koyarak, maliyetlerin doğru bir biçimde tespit edilmesi ve doğru kararlar alınması için gerekli olan safha maliyet sisteminin, Muğla'da faaliyet gösteren XYZ üretim işletmesinde nasıl uygulanacağı anlatılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Maliyet Muhasebesi, Maliyet Yöntemleri, Safha Maliyet Yöntemi, Arıcılık, Temel Petek
Rekabeti etkileyen faktörler açısından Muğla ilinde zeytinyağı üreten işletme topluluğunun incelenmesi
Tez çalışmasının temel amacı, Michael E. Porter tarafından geliştirilen beş güç modeli çerçevesinde zeytinyağ üretimi gerçekleştirilen işletmelerin rekabet güçlerini etkileyen faktörleri incelemekti. Bu kapsamda Muğla İlinde faaliyet gösteren toplam 82 işletme üzerinde bir tarama araştırması yürütüldü. Tarama araştırması sürecinde zeytinyağ üretimi gerçekleştiren iki farklı iş modeline sahip işletme kategorisi olduğu tespit edildi. Bu iki farklı iş modeline sahip işletmeler yağhaneler ve butik işletmeler olarak isimlendirildi ve beş güç modeli karşılaştırmalı bir biçimde bu iki farklı işletme kategorisi açısından değerlendirildi. Araştırma bulguları, bu iki kategorideki işletmelerin temel özelliklerini ve özellikleri açısından temel farklılıkları ortaya koymakla birlikte, aynı iş kolunda farklı iş modelini benimseyerek faaliyet gösteren işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modelindeki faktörlerin farklı biçimlerde etkileyebileceğini göstermektedir. Tez araştırması ayrıca Türkiye'deki zeytinyağ imalatı gerçekleşen işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modeli temelinde inceleyen öncü çalışmadır.
Türkiye'deki imalatçı şirketlerde finansal başarısızlığın genelleştirilmiş lineer modeller ile tahmini
Bu çalışmanın amacı, çeşitli bağımsız değişken kullanılarak yüksek performanslı finansal başarısızlık tahmin modellerinin oluşturulmasıdır. Seçilen değişkenler muhasebe verilerine dayalı değişkenler (finansal oranlar), makroekonomik büyüklükler ve piyasa değişkenleri olup finansal başarısızlık tahmin modellerinin oluşturulması için, bu değişkenler arasında çeşitli kombinasyon yapılmıştır. Yalnızca muhasebe verilerine ve piyasa değişkenlerine tabi modeller de oluşturulmuştur. Bu bağlamda, beş tür model oluşturulmuştur ve bunlar finansal başarısızlıktan bir yıl önce (t-1), iki yıl önce (t-2) dönemlerine ve çapraz bir dizayna (t-1 ve t-2) tabi tutulmuştur. Dolayısıyla, toplam olarak on beş model oluşturulmuştur ve bu modeller Genelleştirilmiş Lineer Modellerdir (lojistik regresyona tabidir). Aslında, bu istatistik yöntem finansal durum (başarısız veya başarılı) gibi ikili olan bağımlı değişkenler için uygundur. Makroekonomik büyüklükler standart olup kullanılan diğer veriler Borsa İstanbul'da kayıtlı imalatçı şirketlerden temin edilmiştir. Tüm veriler (makroekonomik büyüklükler dâhil) 2009-2013 dönemine aittir. Elde edilen sonuçlara göre, t-1 döneminde en performanslı model, muhasebe verilerine dayalı değişkenler ile sağlanmıştır. Bunun anlamı, bu değişkenlerin finansal başarısızlığın bir yıl önceden tahmin edilmesinde yeterli olmasıdır. Ancak, t-2 döneminde bu değişkenler finansal başarısızlığın tahmininde yetersiz bulunmuştur ve bu dönemde güvenilir bir model elde edilmesi için başka değişkenler (özellikle piyasa değişkenleri) ile bir kombinasyon yapılmıştır. Makroekonomik büyüklüklerin finansal başarısızlığın saptanmasında önemli bir rol oynadığı bulunmuştur. Fakat veri setindeki çoklu doğrusal bağlantı sorunu (korelasyon ve kısmi korelasyona göre) nedeniyle modellerin çoğunda yer almamıştır. Aslında, yalnızca GSYH t-1 döneminde bir modelde yer almıştır. Bu modeldeki diğer değişkenler piyasaya dayalı olmak üzere, piyasa değişkenlere karşı GSYH'in finansal başarısızlık riski ile pozitif ilişkide olduğu saptanmıştır. Bu durum, makroekonomik şokların ve para politikasının imalat sanayi sektörü üzerindeki muhtemel etkilerine bağlanmıştır. Ayrıca, çapraz dizayn modellerin tahmin gücü zayıf bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal başarısızlık, muhasebe verileri (finansal oranlar),makroekonomik büyüklükler, piyasa değişkenleri, Genelleştirilmiş Lineer Modeller (lojistik regresyon)
The effect of working capital management on profitability performance of manufacturing firms listed at the Nairobi Securities Exchange:Kenya
The study analyzed the effect of working capital management and profitability performance of manufacturing firms listed at NSE for a period of 2010-2015. Working capital management components were inventory conversion period, accounts receivable collection period, accounts payable period and cash conversion cycle while profitability performance was limited to return on assets. The study used secondary data from manufacturing company's financial statements and Nairobi Security Exchange handbook produced annually due to the easy access and reliability of the data. The researcher conducted descriptive, correlation and regression analysis to evaluate the relationship between dependent and independent variables to achieve the objectives of the study. The study found accounts receivable collection period and the accounts payable period had a positive association with return on assets while cash conversion cycle had a negative relationship at 5% significant level. However, study concluded that the managers of manufacturing firms can increase the profitability performance of their business while reducing cash conversion cycle at the minimal levels and prolonging the accounts payment period. Keywords: Working Capital Management, Average Collection Period, Average Inventory Period, Average Payment Period, Cash Conversion Cycle, and Return on Assets.
Türkiye imalat sanayi bileşenleri konjonktür dinamiklerinin Markov geçiş modelleri ile incelenmesi ve gelişmiş Avrupa ekonomileri ile bir karşılaştırma
İmalat sanayi, özellikle küresel finansal krizin reel sektör üzerindeki yıkıcı etkileri sonrasında, sanayisizleşme tartışmaları paralelinde yeniden sürdürülebilir büyüme ve kalkınma politikalarının odağı haline gelmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler, sürdürülebilir büyüme çerçevesinde krizin devam eden etkilerini ortadan kaldırarak ekonomilerini güçlendirmeyi ve daha istikrarlı bir ekonomik büyüme dinamiği hedeflemektedir. Çalışmada, 2005:01-2015:12 dönemi kapsamında aylık imalat sanayi üretim endeksleri kullanılmış ve gelişmiş Avrupa ekonomileri ile karşılaştırılarak Türkiye imalat sanayi ve bileşenlerinin asimetrik döngüsel dinamikleri incelenmiştir. Çalışma, saklı Markov modelleri kullanılarak elde edilen model tahmin sonuçlarına göre, Türkiye ve gelişmiş Avrupa ülkeleri için imalat sanayi ve alt sektörlerinde döngüsel fazlar boyunca durum bağımlı asimetrik davranışların ve heteroskedastisitenin varlığını ortaya koymaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgular, global piyasalarda rekabet gücünü artırmak üzere etkin politikalar tasarlanması açısından Türkiye imalat sanayi ve alt sektörlerinin dinamiklerinin değişken yapısına dair politika yapıcılara daha detaylı ve anlaşılır bilgiler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: İmalat Sanayi, Döngüsel Analiz, Markov Değişim Modelleri.
Kümelerde yenilikçilik kapasitesi ile ağdaki konum arasındaki ilişkiler: Eskişehir-Bilecik-Kütahya seramik kümesi
Belirli bir coğrafik alanda yoğunlaşan işletmelerin oluşturduğu iş sistemleri olan kümeler doksanlı yıllardan itibaren farklı alanlardan araştırmacıların dikkatini çekmektedir. Bu çalışma, Türkiye seramik ürünler üretiminin yaklaşık %50'sini gerçekleştiren Eskişehir-Bilecik-Kütahya (EBK) Seramik Kümesinin yapısını, gelişimini, boyutlarını incelemeyi ve işletmelerin ağlardaki konumları ile yenilikçilik performansları arasındaki ilişkileri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda kümede yer alan 56 işletme/kurum ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sosyal ağ analizi yöntemiyle kümedeki aktörlerin ticari ve informal ilişkilerini yansıtan ağ haritaları oluşturulmuş, buradan elde edilen verilerle de işletmelerin yenilikçilik performansı ve ağdaki konumları arasındaki ilişki Heckman Seçim Modeli ile tahmin edilmiştir. Çalışma bulguları, EBK Seramik Kümesinde yer alan işletmelerin değer zincirindeki temel faaliyetlere küme içinde erişebildiklerini, informal İlişkiler ağının ise az sayıda aktöre ve bağlantı sayısına sahip olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, işletmelerin sahip oldukları bağlantı sayılarını ifade eden derece merkezliliği ve ağdaki diğer aktörlere ne kadar kısa sürede ulaşabileceğini gösteren yakındalık merkezliliğinin işletmelerin yenilikçilik performansını arttırdığı görülmektedir.
Üretim hattı sorumlularının seri uyarlamaya ilişkin görüşleri: Malatya'daki üretici firmalarda bir araştırma
Küreselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin sonucu olarak sürekli yenilenmek zorunda olan üretim sistemleri ve yönetim teknikleri işletmeleri seri uyarlama sistemi ile karşı karşıya getirmiştir. Sistem her ne kadar bir üretim stratejisi olarak görülse de aynı zamanda bir yönetim ve pazarlama stratejisidir aslında. Çünkü işletmelere bugün içinde bulunduğumuz yoğun küresel rekabet ortamında müşterilerini tanıma ve bu sayede rekabet üstünlüğü sağlama fırsatı sunmaktadır.Seri uyarlama sistemini yönetim boyutuyla ele almayı amaçlayan bu tez çalışmasında sistem diğer üretim sistemleri ile karsılaştırılmış, genel özellikleri, üretim sürecinin işleyişi ve bilişim teknolojileri uygulamaları ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Üretim hattı sorumlularının seri uyarlamaya yönelik düşüncelerini anlamak amacıyla bir anket çalışması düzenlenmiş ve sonuçlar istatistiksel olarak analiz edilmiştir.
Bir şeker üretim tesisinde çalışanların ergonomik risk değerlendirme yöntemleri ile çalışma ve duruşlarının incelenmesi
Tarladan fabrikaya getirilen şeker pancarından şeker üretimi yapılabilmesi için tazeliğini koruması gerekmektedir. Şeker pancarının hasat edilmesi genellikle eylülün ilk haftasında başlayıp aralık ayının son haftası bitmektedir. Bu süre zarfında şeker pancarının tarladan hasat edilerek fabrikaya getirilmesi bir planlama eşliğinde yapılmaktadır. Dolayısıyla şeker fabrikaları eylül ayının başından aralık ayının sonuna kadar üretim yapmaktadır. Geri kalan zamanlarda ise şeker fabrikalarının temizlenerek bir sonraki şeker üretimine hazırlanması, fabrika bünyesinde tamir ve bakım işlerinin yapılması, üretim kalite ve verimliliğini artırmak amacıyla yatırım yapılması, çalışan kişilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi vb. işler yapılmaktadır. Şeker fabrikalarında şeker üretimi yapılan döneme "kampanya dönemi" şeker üretimine hazırlık yapılan döneme ise "revizyon dönemi" denilmektedir. Tezime konu olan çalışmasını yaptığım şeker fabrikasında bir kampanya döneminde günde on dört bin ton (14.000 ton), toplamda ise bir milyon iki yüz bin bin ton (1.200.000 ton) şeker pancarı işlenmektedir. Şeker fabrikalarında seri üretim yapılması fabrikada çalışan kişilerde uzun süren ve sürekli tekrar eden çalışma ve uygun olmayan vücut hareketleri şeker fabrikasında çalışan kişilerde kas ve iskelet sistemi rahatsızlıkları (KİSR) görülme olasılığını artırmaktadır. KİSR artması ergonomik açıdan risk değerlendirmesi yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmada değerlendirme yapılırken ergonomik risk analiz yöntemlerinden olan REBA (Rapid entire body assessment), RULA (Rapid upper limb assessment), NIOSH (National Institute of Occupational Safety and Health) risk değerlendirme yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sürekli ve uzun süreli olarak tekrar eden işlerde (şeker istiflenmesi, küspe balyalama yapılması, parke kumu tesviyesi vb.) ve çalışma esnasında postür duruşun bozulduğu işlerde (su jeti ile şeker pancarının kanala taşınması, el ile çapa yapma, santifüj parçalarının temizlenmesi vb.) ergonomik açıdan risk seviyesinin yüksek olduğu görülmüştür. Sürekli ve uzun süreli olarak tekrar eden işlerde kişi sayısının artırılarak çalışanın kas hareketi tekrarı ve çalışma süresi azaltılmalıdır. Çalışma sırasında postür duruşun bozulduğu iş gruplarında ise uygun duruş şekillerinin belirlenerek çalışan kişinin doğru pozisyonda çalışması sağlanmalıdır.
Üretim işletmelerinin lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımının lojistik maliyetlerine etkisi
20. yüzyıl itibarı ile, küreselleşmenin etkisiyle dünya pazarlarında meydana gelen köklü değişimler, üretimin hızlanmasını ve maliyeti azaltma faktörlerinin ön plana çıkmasına sebep olmuştur. Küreselleşmenin sonuçlarına uyum sağlayabilmek adına işletmeler, işletmeler ana faaliyet alanlarına odaklanarak, rekabet üstünlüğü sağlamak ve maliyetleri azaltmak adına dış kaynak kullanımına başvurabilmektedirler. Bilindiği üzere, işletmelerde meydana gelen lojistik faaliyetler, işletme maliyetlerinin artmasına sebep olan en büyük etkenlerdendir ve işletmeler bu maliyetleri düşürmek için lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımına yönelmektedirler. Ayrıca, işletmelerin maliyetlerini artıran etkenlerden birisi de son yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alan pandeminin etkisiyle, oluşan taşıma ve navlun fiyatlarındaki meydana gelen artışlardır. Bu alanda meydana gelen artışlar sonucunda firmaların maliyetleri düşürmek için dış kaynak kullanıma yönelmiş olmaları, bu araştırmanın problem cümlesinin oluşturulmasına zemin hazırlamıştır. Bu tez çalışmasında üretim işletmelerinin lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımının lojistik maliyetlere etkisinin olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde Solakivi vd. (2013) tarafından yapılan çalışmada yer alan ve araştırmacı tarafından geliştirilen sorulardan oluşan bir anket formu ile veriler toplanmıştır. Araştırma verileri Ankara 1. Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren 68 üretim işletmesinden elde edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 24.0 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programı kullanılarak ve ilgili analizler yürütülerek gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları işletmelerin, lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımının lojistik maliyetlerinde artış meydana getirdiğini göstermiştir. Bu artışın nedeninin pandemi sürecinde oluşan maliyetlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu tez çalışması, beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde problem durumundan, hipotezlerden, araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıkları, kavramsal model ve organizasyon şemasından bahsedilmiştir. İkinci bölümde, kavramsal çerçeve başlığı altında literatürde lojistik faaliyetler, lojistik maliyetler, dış kaynak kullanımı kavramlarını ait bilgilere, pandemi sürecine ve daha önceden yapılan çalışma sonuçlarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde araştırmanın, evren örnekleminden, kullanılan anketlerden, verilerin analiz ve yöntemlerinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde araştırma dahilinde elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Beşinci bölümde ise sonuç, değerlendirme ve önerilerden söz edilmiştir.
Altman Z skoru ile finansal başarısızlık tahmini ve COVID 19 pandemisinin finansal başarısızlık üzerindeki etkileri: BIST 100 imalat sektöründe bir uygulama
Bu çalışmada finansal başarısızlık kavramı detaylı olarak incelenerek, finansal başarısızlığın nedenleri, maliyeti ve tahmin yöntemleri teorik bir çerçevede ele alınmıştır. Finansal başarısızlık tahmin yöntemleri tek değişkenli ve çok değişkenli yöntemler olmak üzere 2 grupta karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Çalışmanın yoğunlaştığı nokta ise finansal başarısızlık tahmin yöntemlerinden olan Altman Z skor yöntemi olmuştur. Altman Z modeli, çalışma mekanizması, parametreleri ve katsayıları açısından detaylı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın uygulama aşamasında ise BİST 100 endeksinde yer alan imalat işletmelerinin Kamuyu Aydınlatma Platformu'na paylaşmış olduğu bilanço ve gelir tablosu verilerinden hareketle 2019, 2020 ve 2021 yılları için Altman Z skorları her bir işletme için hesaplanarak işletme ve alt sektörler bazında verilmiştir. Çalışmanın bir diğer odak noktası ise COVID 19 pandemisinin işletmelerin finansal başarısızlıkları üzerindeki etkilerini ölçmek olmuştur. Örneklem seçilen işletmeler için hesaplanan Altman Z skorlarına göre pandeminin etkisi taş ve toprağa dayalı sanayi, tekstil giyim eşyası deri ve metal eşya elektrikli cihaz ve ulaşım alt sektörlerinde hissedilir boyuttayken kimya-ilaç-petrol ve gıda-içecek-tütün alt sektörlerinde büyük bir etkiye ulaşılamamıştır.
Üretici firmalarda e ticaretin rekabet gücüne etkisi; Keramika örneği
Dünya'daki her şeyin artık parmaklarımız ucunda olması neticesinde tüketiciler teknolojinin hayatımızın ayrılmaz bir hal almasından istifade ederek artık firmaların satış stratejilerini geliştirmek zorunda bırakmaktadır. Global piyasa ekonomileri ile yarışan yerli üretici firmalar, rekabet koşullarına uyum sağlamak ve hatta rekabet üstünlüğü sağlamayı hedeflemektedirler. Rekabet'in her geçen gün daha da zorlaştığı bir ortamda fark yaratabilen işletmeler ayakta kalabilecektir. Bunu başarmak için de kusursuz satış sonrası hizmet ve güven unsuru ile bu rekabet ortamından sıyrılabilen firmalar ortaya çıkacaktır. Çalışmaya konu olan Keramika, üretici olup satış kanallarından biri olarak e-ticareti kullanmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı; Keramika'da e-ticaretin rekabet gücüne etkisini belirlemek ve bunu artırmayı sağlayacak öneriler geliştirmektir. Bunun yanında araştırma sonucunda ortaya çıkacak öneriler doğrultusunda e-ticaret aracılığıyla rekabet ortamının Keramika'ya kattığı değer ve e ticaret ile yapılabilir proje seçenekleri sunabilmektir. Keramika'da e-ticaretin rekabet gücüne etkisinin incelenmesini amaçlayan bu çalışma nitel bir araştırma olup; amacı kişi ya da kişilerin içerisinde bulundukları çevre ve bu çevreden elde ettikleri tecrübelerini nasıl algıladıklarını, nasıl yorumladıklarını analiz etmektir. Araştırmanın verilerini elde etmek için veri toplama yöntemlerinden biri olan yarı yapılanmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, içerik analizi yardımıyla çözümlenerek temalar altında yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda; Keramika firmasında, e-ticaretin üretici firma olarak rekabet gücüne etkisinin sahip olduğu üstünlükler ve zayıflıklar açıklanmış, firmanın mevcut durumuna göre öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: E-Ticaret, Rekabet, Rekabet Gücü, Keramika.
Tedarik zinciri risklerinin azaltılmasında işbirliği yaklaşımı: Üretim işletmelerinde bir araştırma
Tedarik zinciri riskleri son dönemde dünya ticaretinde ve ekonomilerinde yaşanan dalgalanmalardan dolayı tedarik zinciri yönetimi literatürünün en önemli konularından biri haline gelmiştir. Tedarik zinciri risk yönetiminde en önemli soru riskin ne olduğudur. Genel olarak tedarik zinciri riskleri dışsal riskler, tedarik zinciri boyunca ancak işletme dışı riskler ve işletme içi riskler olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Tedarik zinciri yönetiminde risk yönetimi süreci risklerin tanımlanması, ölçülmesi ve değerlendirilmesi, uygun risk yönetiminin seçilmesi, risk yönetimin stratejisinin uygulanması ve risklerin azaltılması şeklinde ifade edilmiştir. Uygun risk yönetim stratejisi sürecinin içeriğini tedarik zinciri zaaflarını giderilmesine yönelik uygun risk azaltma yönteminin bulunmasıdır. İşbirliği bu anlamda önleyici bir risk yönetim ve azaltma stratejisi olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada risk değişkenlik temelli bir yaklaşımla tedarik zincirinin hedeflerinden saplamalar olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda operasyonel seviyede tedarik zinciri boyunca ancak işletme dışı riskler olarak adlandırılan; talep riskleri ve tedarik riskleri ele alınmıştır. Tedarik zincirlerinde işbirliği ise tedarikçi işbirliği ve müşteri işbirliği olarak ele alınmış ve talep ve tedarik riskleri ile ilişkilendirilmiştir. Türkiye'de yer alan sanayi işletmelerinin tedarik zincirleri boyunca operasyonel risklerinin azaltılmasında işbirliği faaliyetlerinin etkisinin ortaya konması çalışmanın ana amacıdır. Bu amaca yönelik olarak İstanbul Sanayi Odası tarafından 2014 yılına ilişkin belirlenen Türkiye'nin en büyük bin sanayi işletmesi uygulama alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında anket uygulamasında Dumlupınar Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonundan proje desteği sağlanmıştır ve toplam 214 işletmeden anketler yoluyla veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri, Tedarik Zinciri Yönetimi, Tedarik Zinciri İşbirliği, Tedarikçi İşbirliği, Müşteri İşbirliği, Tedarik Zinciri Risk Yönetimi, Talep Riski, Tedarik Riski.
Pazar rekabeti kapsamında yöneticilerin inovasyon algısı ile seçilen toplam kalite yönetimi uygulamalarının ürün kalitesine ve inovasyonuna etkisi
Rekabetin yoğun olduğu günümüzde işletmeler arası rekabetin sürdürülebilir olması bakımından teknolojik gelişmelerin takip edilmesi ve bulunmuş her bir yenilikten işletmelerin faydalanmasının önemi çok büyüktür. Günümüzde daha rekabetçi ve verimli bir yapıya bürünebilmek için farklı sektörlerdeki gelişmelerden faydalanarak daha inovatif yenilikçi hamlelerin yapılmasına fazlasıyla ihtiyaç vardır. İnovasyon günümüzde hem gelişmiş hemde gelişmekte olan ülkeler açısından çok önemlidir. Ülke ekonomisinin gelişmesinde ve refah düzeyinin artmasında da güvenli bir etkendir. Dolayısıyla bütün ülkeler inovasyona büyük önem vermek zorunda olup inovasyon yeteneklerinin gelişmesi için uluslararası stratejiler belirlemek durumundadırlar. Türkiye mobilya endüstrisinde faaliyette bulunan işletmelerin inovasyon konusunda başarı ya da başarısızlığın hangi faktörlere bağlı olduğunu; işletmelerin yaptıkları yapamadıkları inovasyonu hangi unsurların etkilediği etkilemediği, ne gibi yetersizliklerin olduğuna yönelik mevcut durumun saptanması ve tespit edilen yetersizliklerin çözümüne katkı sağlayacak modelin oluşturulması ve modele yönelik önerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu noktada çalışmanın problemi olarak işletmelerin seçilmiş Toplam Kalite Uygulamalarından (TKY) ne şekilde faydalandığını, bu faydalanılan uygulanılan yöntem veya yöntemlerin işletmelerde ürün kalitesi ve inovasyonu'na katkı sağlayıp sağlamadığı ile yöneticilerin pazar rekabeti kapsamında inovasyon algılarında olumlu bir etki oluşturup oluşturmadığı bilgisine ulaşılması planlanmaktadır. Bir başka ifadeyle işletmelerde çalışan yönetici vasfındaki kişilerin inovatif algılarının davranışlarının azlığı dikkat çekmiştir ve bu algıyı değiştirmede artırmada seçilen Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarından daha çok hangisinin etkisinin katkısının olduğu etraflıca araştırılıp analiz edilmiştir. Türkiye de faaliyette bulunan KOBİ düzeyindeki orta büyüklükte bulunan mobilya işletmelerinin inovasyon yapmadaki yetersizliklerini ortaya çıkarıp bu yetersizliklere çözüm önerileri geliştirip pazar rekabeti kapsamında inovasyon yeterliliği kazandıracak faydalı modelin oluşturulmasıdır. Bu model kapsamında söz konusu işletmelerin hangi yöntemi uygularlarsa daha kısa yoldan inovatif hamleleri gerçekleştirebileceğini görmesini sağlamak ve gelişen gelişmekte olan Türkiye mobilya sektör ekonomisine bilimsel nitelikte katkılar yapmaktır. Ayrıca işletmelerin daha pratik inovatif hamle yapmasına ve farkındalık kazanmasına yardımcı olarak zorlaşan pazar rekabeti koşullarında başarılı olarak ayakta kalmalarını sağlayacak uygun model belirlenmeye çalışılmıştır. Mobilya sektörünün gelişmiş olduğu illerdeki işletme orta kademe yöneticilerine yönelik olarak geliştirdiğimiz literatüre bağlı özgün model çerçevesinde 336 adet anket uygulaması yapılmış ve elde edilen veriler SPSS istatistik paket program aracılığıyla analiz edilip Yapısal Eşitlik Modeli (LISREL 8.54) programıyla da modelin geçerliliği değerlendirilmiştir. Ayrıca kurulan modele yönelik alternatif olası aracı değişken modelleri de geliştirilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre kurmuş olduğumuz modelin doğrulayıcı faktör analizi ile tüm uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca aracı değişkenler ile kurulan model sonucuna göre; yöneticilerin inovasyon algısının teknoloji yönetimi / Ar-Ge değişkeni ile ürün kalitesi ve inovasyonuna etkisi; kıyaslama, müşteri odaklılık ve stratejik plan değişkenlerine göre daha anlamlı olduğu ve tam aracılık etkisi gösterdiği, diğer değişkenlerle kısmi aracılık etkisi gösterdiği saptanmıştır. Bu sonuçtan hareketle söz konusu mobilya sektöründe faaliyet gösteren orta ölçekli işletmeler (KOBİ); teknoloji yönetimi / Ar-Ge'ye yatırım yaptığı sürece pazarda rekabet edebilme ve orta kademe de çalışan mobilya yöneticilerinin inovasyon yapma yapabilme konusunda sıkıntı yaşamayacağı bulgu ve önerilerimiz arasındadır.
Kurumsal yönetimin; finansman, yatırım kararları ve firma performansı üzerindeki etkisi: BİST kurumsal yönetim endeksinde bir uygulama
İşletmeler açısından, kurumsal yönetimin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Kurumsal yönetim anlayışına sahip işletmelerde, kurumsal yönetim uygulamalarının doğrudan ve dolaylı olarak firma performansı, finansman ve yatırım kararları üzerindeki etkisi bulunmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı, kurumsal yönetim uygulamalarının firma performansı, finansman ve yatırım kararları üzerindeki etkisinin araştırılıp incelenmesidir. Bu çalışmada, diğer çalışmalardan farklı olarak kurumsal yönetim puanı da değişken olarak hesaplanmıştır. Bu amaç ile BIST Kurumsal Yönetim Endeksinde bulunan imalat sektöründeki 11 adet işletmenin 2013-2021 yılları arasındaki bilanço ve gelir tablosu verileri kullanılarak finansal oranlar hesaplanmış ve söz konusu veriler panel veri analizi yöntemi ile test edilmiştir.. Yapılan analiz sonucunda, kurumsal yönetimin, firma performansına, finansman ve yatırım kararlarına etkisinin olduğu saptanmıştır.
Üretim işletmeleri için finansal başarısızlığın tahmininde veri madenciliği uygulaması
Finansal başarısızlığın tahmin edilmesi ve buna ilişkin çalışmalar kırk yılı aşkın süredir ilgi gören ve literatürde geniş yer edinen alanlardan biri olmuştur. Gerek akademik gerek sektörel açıdan önemini her zaman koruyan finansal başarısızlığın tahmin edilmesine ilişkin; farklı veri setleri ve yöntemlerinden faydalanan pek çok model geliştirilmiştir. Fakat her durum ve şartlar altında geçerli olabilecek genel bir tahmin modeline rastlanmasa da; önemi itibariyle bu konuda araştırmalar artan hızla devam etmektedir. Bu çalışmada, işletmelerin finansal olarak başarısızlığını yüksek bir doğruluk yüzdesiyle tahmin edebilecek ve pek çok durum için genellenebilecek bir model geliştirilmesi amaçlanmaktadır. 2008 – 2017 yılları arasında BİST'te (Borsa İstanbul) işlem gören üretim işletmelerinin finansal verilerinden faydalanılmış, ilgili işletmelerin başarısızlığının tahmin edilmesinde veri madenciliği tekniklerinden Karar Ağaçları, Rassal Ormanlar ve Yapay Sinir Ağları yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada, işletmeleri finansal olarak başarılı ve finansal olarak başarısız şeklinde sınıflandırmanın yanında; tahmin doğrultusunda önlemlerin alınması ve stratejilerin geliştirilmesi açısından finansal olarak riskli işletmeler sınıfının da ele alınmasının faydalı olacağı düşünülmüştür. Çalışmanın bu yönüyle farklılaşacağı ve literatüre katkı sağlayacağı umulmaktadır. Çalışmada işletmelerin başarısızlığına ilişkin geliştirilen altı tahmin modeli, veri indirgeme işlemlerine göre farklılaştırılmıştır. Ayrıca geliştirilen modellerden elde edilen sonuçlar klasik yöntemle karşılaştırılmıştır.
Zamana dayalı faaliyet tabanlı bütçeleme ve bir üretim işletmesinde uygulanması
Günümüzün sürekli artan rekabet ortamında, yöneticilerin karar alma süreçleri açısından maliyet bilgilerine doğru ve hızlı bir şekilde ulaşabilmenin önemi artmıştır. Son yıllarda yaygın şekilde kullanılmaya başlanan faaliyet tabanlı maliyetleme (FTM) yöntemine farklı bir yaklaşım sunan zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme (ZDFTM) yöntemi ortaya çıkmıştır. ZDFTM yöntemine dayanan verileri kullanan zamana dayalı faaliyet tabanlı bütçeleme (ZDFTB) yöntemi, yöneticilerin kaynak taleplerini önceden tahmin etmelerine, gelecekle ilgili taleplere ilişkin olarak daha hızlı ve doğru karar almalarına ve işletmenin kurumsal kaynaklarını daha etkin kullanmalarına olanak tanımaktadır.Bu çalışma, Türkiye'deki üretim işletmelerinde zamana dayalı faaliyet tabanlı bütçeleme yönteminin uygulanabilirliğini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında ZDFTB'nin levha imalatı yapılan bir üretim işletmesinde uygulanabilirliği ortaya konmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde maliyet hesaplama yöntemleri, FTM yöntemi ile ZDFTM yöntemi hakkında literatür araştırılmıştır. İkinci bölümde faaliyet tabanlı bütçeleme ve zamana dayalı faaliyet tabanlı bütçeleme hakkında literatüre yer verilmiştir. Üçüncü bölümde uygulama yapılan üretim işletmesinde ZDFTB modeli kurularak, ürün gruplarının sonraki dönemde bütçelenen giderleri ve karlılık analizi yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise ürün gruplarının ZDFTB ile ürün gruplarında ortaya çıkan karlılık oranlarının farklılıkları vurgulanmış ve ZDFTB yönteminin uygulanabilirliği ile ilgili işletmeye çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Yöntemi, Zamana Dayalı Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Yöntemi, Faaliyet Tabanlı Bütçeleme, Zamana Dayalı Faaliyet Tabanlı Bütçeleme
Kurumsal kaynak planlaması (ERP) ve bir üretim işletmesinde uygulama
ÖZET Günümüzde işletmeler hedeflerine ulaşmak, etkili bir yönetim ve rekabet sağlamak amacıyla son teknolojik gelişmelerden faydalanmaktadır. Küreselleşen dünyada ekonomik koşullar da göz önüne alındığında işletme yöneticilerinin, kaynaklan daha iyi kullanmak amacıyla birçok yöntemler uygulamaya çalıştıkları açıktır. Tezde incelenen Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) sistemi işletme yöneticilerinin üretimi yönetmek, takip edebilmek, işletmeyi piyasa şartlarında rekabet edebilir bir hale getirmek amacıyla kullandıkları bir sistemdir. Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) bilgisayar ortamında işletmenin tüm faaliyetlerini planlamayı, yürütmeyi ve kontrolünü öngören bir yaklaşım sistemidir. Buradan hareketle; tezin birinci bölümünde; Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) kavramı, gerekçeleri ve bağlantılı olduğu kavramlar genel olarak incelenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde; Kurumsal Kaynak Planlamasının (ERP) evrimsel gelişim süreci, hedefleri ve yapısı açıklanmıştır. Üçüncü bölümde; Kurumsal Kaynak Planlamasının (ERP) formülasyonu ve uygulanması ortaya konulmuş ve incelenmiştir. Dördüncü bölümde; Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) sisteminin bir üretim işletmesinde uygulaması sanal ortamda gerçekleştirilmiştir. Çalışma dört bölüme ilişkin tespitler ve yapılan uygulamanın sorunlara getirdiği çözüm önerileri gösterilerek sonuçlandırılmıştır.
Faaliyet esasına dayalı maliyetleme ve Batman Limpaş Üretim İşletmesinde bir uygulama
ÖZET 1960'lı yılların başlarında Peter Drucker, geleneksel muhasebe maliyetleme sistemlerinin ürünleri maliyetlemede gerçeği yansıtmadığını öne sürmüştür. Ona göre yöneticiler, mamul maliyetlemelerinde kullanılan yanlış bilgilere göre karar veriyorlardı. Son zamanlarda maliyet hesaplama araştırmacıları geleneksel yönetim muhasebe sistemlerinin mamul maliyet bilgilerini tam olarak sağlamadığını tespit ettiler. Bu araştırmacılara göre geleneksel muhasebe sistemleri uygulamada, yöneticilere, planlama ve karar verme süreçlerinde oldukça geç ve yanlış bilgiler sağlıyordu. Bununla birlikte varolan maliyetleme sistemleri yöneticilerin ihtiyaç duydukları detaylı ve niceliksel maliyet bilgisi ile iş süreç bilgisi konularında gerekli bilgiyi sağlayamıyordu. Bu bilgiler de olmadan yöneticiler artan maliyetler karşısında ne yapacaklarını veya neye odaklanacaklarını bilemiyorlardı. Yeni üretim ortamlarında, İşletmelerin üretim ve maliyet yapılan farklılaşmıştır. Bu farklılaşma, endirekt maliyetlerin artmasına ve bu gider kalemi üzerinde yoğunlaşılmasına yol açmıştır. Bunun sonucunda ise geleneksel maliyet yöntemlerinin, GÜG'lerini dağıtım sürecindeki yetersizlikleri ortaya çıkmıştır. Böylece mevcut maliyet hesaplama sisteminin reorganizasyonu gündeme gelmiş ve 'Faaliyet Esasına Dayalı Maliyetleme' yöntemi olarak adlandırılan yeni bir hesaplama yöntemi geliştirilmiştir. Bu yöntemin uygulanmasıyla genel üretim giderleri mamullere daha doğru yüklenecek, böylece işletme yöneticileri işletme Maliyetlerine ilişkin karar almada daha doğru maliyet bilgilerine ulaşabileceklerdir.
Tam zamanlı üretim sisteminin porselen, çini ve seramik sektöründe uygulanabilirliği ve Kütahya ilindeki işletmelerde bir uygulama
ÖZET El emeği göz nuru ufak atölye üretimlerinden, çok çeşitte, çok sayıda tamamen teknolojik ve kontrollü üretim yapan fabrikasyon üretime geçiş yapılıyor. Artan nüfusun sürekli farklılaşan ihtiyaçlarına cevap vermeyi hedefleyen her sektör, kısa zamanda çok geniş ürün yelpazesinde, düşük maliyetle üretim yapmak zorunda bırakıldı. Tam zamanında üretim sistemi de bu ihtiyaca cevap verebilmek için geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Çini, porselen ve seramik üretimi Kütahya ili genelinde gerek sanatsal, gerekse ekonomik boyutuyla önde gelen iş kollarından biri olmuştur. Günün zorlaşan pazar şartlan, artan maliyetler ve müşterilerin yükselen beklentileri sonucu sektörde kendini yenileme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Gelişmenin nasıl sağlanabileceği noktasında, tam zamanlı üretim modelinin sektöre uygulanabilirliğinin anlaşılması için bu çalışma yapılmıştır. Araştırmada karşılıklı görüşme ve anket teknikleri uygulanmıştır. Veriler elde edildikten sonra dışsal güvenilirlik testi yapılmış, frekans ve çapraz çizelgeleme analizlerine yer verilmiştir. Çalışmada ana araştırma sorusu "Tam zamanında üretim sistemi seramik sektöründe uygulanmaya uygun mudur?". Ana araştırma sorusunun incelenebilmesi için oluşturulan dört alt araştırma sorusu da "Seramik sektöründe ve tam zamanında üretim sisteminde uygulanan kalite kontrol mekanizmaları birbirlerine uyum sağlamakta mıdır?", "Seramik sektöründe ve tam zamanında üretim sisteminde uygulanan tedarikçi ilişkileri birbirlerine uyum sağlamakta mıdır?", "Seramik sektöründe ve tam zamanında üretim sisteminde uygulanan işgören yaklaşımları birbirlerine uyum sağlamakta mıdır?", "Seramik sektöründe ve tam zamanında üretim sisteminde uygulanan stok anlayışı birbirlerine uyum sağlamakta mıdır?" olarak belirlenmiş ve analizler sonucu stok kontrolü alt araştırma sorusu ret edilmiştir. Çalışmanın sonucunda ana araştırma sorusu tam anlamıyla kabul edilememiştir. Bunun sebebi alt araştırma sorularının tamamının kabul edilememesidir. Çalışmanın sonunda yapılan analizler sonucu elde edilen bulgular yorumlanmış ve sektörde tam zamanında üretim sisteminin uygulanabilmesi için gerekli olan değişiklikler önerilmiştir.
Etkili performans değerlendirme için gereken becerilerin tanımlanması, ölçülmesi ve geliştirilmesi üzerine Çukurova bölgesinde faaliyet gösteren sanayi işletmelerinde bir araştırma
Performans değerlendirme görüşmelerinde; yöneticilerin ön yargıları, kişilikleri, kullandıkları yöntemler gibi unsurlar çalışanların performanslarının gerçek değerinin belirlenmesini etkilemektedir. Performans değerlendirme, performans yönetimi sisteminin bir parçasıdır. Performans yönetimi sisteminin temel amacı, çalışanların şirket hedefleri doğrultusunda etkin bir şekilde çalışmalarını sağlamaktadır. Dolayısıyla, çalışanların şirket hedefleri doğrultusunda etkin bir şekilde çalışmasını sağlayacak araçların ve yaklaşımların geliştirilmesi ve kullanılması esastır. Bu çalışmada, yöneticilerin performans değerlendirme yetkinliklerinin ölçülmesi için Çukurova bölgesindeki kuruluşların yöneticilerinin anket yolu ile görüşlerine başvurulmuş ve elde edilen bulgular istatistiksel tekniklerin yardımıyla değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Performans değerlendirme, performans yönetimi, performans hedefleri, yönetici yetkinlikleri, performans geliştirme.
Gelişmekte olan ülkelerde sermaye yapısını etkileyen faktörler: Türkiye'de bir uygulama
Sermaye yapısı, işletme finansının en önemli konularından birisidir ve gelişmiş ülkelerde bu konuda çok sayıda ampirik çalışmalar yapılmıştır. Buna karşın, gelişmekte olan ülkelerde ve Türkiye'de yeterince çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile bu konudaki literatüre katkı yapmak hedeflenmektedir. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası' nda işlem gören imalat sektöründeki 66 firma (1992-2002 dönemi) için sermaye yapısını etkileyen faktörler, firmaya özgü değişkenler, finansal piyasalara özgü değişkenler ve makroekonomik değişkenler kullanılarak panel veri analizi yöntemi ile sulanmıştır. Firmaların büyüme oranları, bankacılık sektörünün gelişmişliği, enflasyon ve kurumlar vergisi oram, sermaye yapısı (borç/özsermaye) üzerinde pozitif etkiye; karlılık değişkeni ise negatif etkiye sahiptir. Bu sonuçlar, teori ve ampirik bulgularla tutarlıdır. Buna karşın borç/özsermaye oram, sabit varlıklar/toplam varlıklar oranından negatif, toplam kamu iç borç stoku/nominal gayri safı yurtiçi hasıla oranından pozitif olarak etkilenmektedir. Bu sonuçlar, ampirik bulgularla tutarlı değildir. Ayrıca hiyerarşi teorisi desteklenmekte ve firmaların büyüklüğü, sermaye yapısı üzerinde etkili olmaktadır. Anahtar Kelimeler : Sermaye yapısı, kaldıraç, finansman tercihi, firma teorisi, panel veri analizi.
Üretim işletmelerinde modern stok yönetim modellerinin uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Stok yönetimi son yıllarda işletmelerin çok büyük kar elde etmelerinin ya da çok kayıp vermelerinin sebebi olmuştur. Bundan dolayı işletmeler kendi stoklarını yönetebilmek için çaba göstermektedir. İşletmelerin büyük kısmının stok yönetimi hakkındaki bilgileri çok azdır. Son yıllarda yeni nesil teknolojiyle ortaya çıkan stok kontrol ve yönetim modelleri, işletmelerin stokları çok kolay kontrolleri altına alması ve büyük zararlar olmaması için imkân sunmaktadır. Bu tez çalışması, işletmelerin modern stok yönetim modellerini ne düzeyde uyguladıklarını ve bilgi sahip olduklarını incelemek için yapılan anket sonucunda, işletmelerin birkaç modern stok yönetim modelleri hakkında bilgi sahibi olduklarını göstermiştir. İşletme yetkililerinin ise şirketlerinde kullanılan modellerin dışında pek fazla bilgiye sahip olmadıkları anlaşılmıştır. Sonuç olarak ise işletmeler, stokların ne kadar önemli olduğunun farkında olsalar da bu konuda çok bilgi sahibi olmadıkları ve sadece bir iki tane model tercih ettikleri görülmüştür. Bu durumun bilgi eksikliğinden kaynaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Stok, Stok kontrol, Stok yönetim, Tedarik zinciri.
Süreç katkı muhasebesi ve bir üretim işletmesinde uygulama
Değişen ve gelişen teknolojiyle birlikte işletmelerin üretim sistemleri de değişmiştir. Artık modern yöntemler kullanarak üretim yapan işletmeler için geleneksel muhasebe sistemleri yetersiz kalmaya başlamıştır. Bu yetersizliği gidermek için yeni maliyet ve yönetim muhasebesi sistemleri geliştirilmiştir. Bunlardan bir tanesi kısıtlar teorisi temelli süreç katkı muhasebesidir. Süreç katkı muhasebesi geleneksel yöntemlere göre daha doğru ürün maliyeti bilgileri sağlayabilmektedir. Bununla birlikte süreç katkı muhasebesi kısıtların maliyetini dikkate alarak kısıtın önemine vurgu yapmaktadır. Bu çalışmada süreç katkı muhasebesinin işletme kârına nasıl etki ettiğini vurgulamak amaçlanmıştır. Bu amaçla bir üretim işletmesinde tanımlayıcı ve keşifsel olay çalışması yapılmıştır. Tanımlayıcı olay çalışması ile işletmenin mevcut muhasebe sistemi açıklanmış, keşifsel olay çalışması ile de süreç katkı muhasebesinin işletme kârına nasıl bir etki yaptığı ortaya konmuştur. Sonuçta süreç katkı muhasebesinin süreç zamanı ve ürünlerin satış fiyatını dikkate alan yöntemi uygulandığında, geleneksel yönteme göre A ve B ürünlerinin kârlılığı artarken, C ürününün kârlılığının azaldığı tespit edilmiştir. Süreç katkı muhasebesinin süreç zamanı ve kısıtların maliyetini dikkate alan yöntemine göre ise, geleneksel yönteme göre A ve B ürünlerinin kârlılığı azalırken, C ürününün kârlılığının arttığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Geleneksel Muhasebe Sistemleri, Kısıtlar Teorisi, Süreç Katkı Muhasebesi