Televizyon dizileri
165 theses under this subject heading
Kitle iletişim araçlarında ailenin ve ataerkinin yeniden üretimi (Örnek olaylar: Zuhal Topal'la İzdivaç programı ve Geniş Aile dizisi)
ÖZETKİTLE İLETİŞİM ARAÇLARINDA AİLENİN VE ATAERKİNİN YENİDEN ÜRETİMİ (ÖRNEK OLAYLAR: ZUHAL TOPAL'LA İZDİVAÇ PROGRAMI VE GENİŞ AİLE DİZİSİ)ŞAHİN, HaticeYüksek Lisans Tezi, Sosyoloji Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Şehriban ŞAHİN KAYATemmuz, 2011, 123 sayfaBu tez insanlar için son derece önemli bir duygusal destek alanı olan aile kurumunun ataerkillik, popüler kültür ve kapitalizm üçgeninde nasıl tekrar üretildiği, ?aile son buluyor? tartışmaları arasında kadını ikincilleştiren ataerkilliğin kitle iletişim araçlarında nasıl temsil edildiğini ?Geniş Aile? ve ?Zuhal Topal'la İzdivaç? örnek olayları üzerinden ortaya koyma hedefindedir. Bu çalışmada ailenin ve kitle iletişim araçlarının tarihsel gelişimi ve teorik yaklaşımları üzerine basılı yayın araştırması yapılmıştır. ?Geniş Aile? ve ?Zuhal Topal'la İzdivaç? programları üzerine uygulanan gözlem, içerik analizi ve görüşme teknikleri kullanılmıştır.20. ve 21. yüzyılın insanları günlük hayatın her anında ve her alanında kitle iletişiminin ürettiği kimliklere ve imajlara maruz kalırlar. Kitle iletişim araçlarında üretilen anlamlar, üretim ve tüketim ilişkilerini içerir. Üretim ve tüketimin söz konusu olduğu her noktada güç ilişkileri devreye girer. Kitle iletişim araçlarından söz edildiği noktada popüler kültür ve tüketim toplumu ilişkisine bakılması bir zorunluluktur.Çağdaş toplumlarda herkes bir tüketicidir. Tüketim, ister insanın yiyecek, giyecek, barınma ihtiyacı olsun isterse de kültürel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olsun kitleleri yönlendiren popüler kültürün egemenliği altındadır. Popüler kültür bir eğlence kültürü olarak kitle iletişim araçları tarafından tekrar tekrar üretilmektedir. Popüler kültürün yeniden üretimi esnasında toplumun içinde yaşayan kültür sorgulanmadan gösterime sokulur. Gösterime sokulan görüntü toplumu çağdaşlaştırmanın ötesinde sadece gelirlerini en üst seviyeye çıkarmanın peşindedir.Üreme, seks güdüsü ve duygusal bağlılıklar sonucu ortaya çıkan aile kurumu özel mülkiyet anlayışı ile birlikte ataerkil sistemin tahakkümü altına girmiştir. Kapitalizm kendinden önceki tüm kavramları, yaşam biçimlerini geleneksel olarak niteleyerek kendini farklılaştırmıştır, ancak ataerkillik konusunda bir süreklilik göstermiştir. Kitle iletişim araçları gelirlerini korumak ve artırmak için ataerkil kapitalist sisteme sıkı sıkıya bağlıdır. Kitle iletişim araçları, özellikle televizyon ataerkil aile yapısını korumak için toplumun ataerkil kültürel varlıklarını sorgulamadan ekrana taşır. Geniş Aile dizisi toplumdaki ataerkil aile imajını en iyi yansıtan örneklerden biridir.Zuhal Topal'la İzdivaç programına katılan kişiler çoğunlukla modern yaşam şartlarıyla yalnız kalan insanlar, ekonomik sıkıntı içinde olan ve bir erkeğin bakımına ihtiyaç duyan kadınlar ve kendilerine ev içindeki ihtiyaçlarını karşılayacak beceriler kazandırılmamış erkeklerdir. Geçmiş dönemlerde insanlar yaşlı anne ve babalarının bakımını üstlenmekteydi. Son dönemlerde yaşanan toplumsal ve ekonomik koşullar bunu engellemektedir. Geniş ailelerin parçalanmasıyla birlikte insanlar yaşlılıklarında yalnız kalmaktadır. Bu durumdan kurtulmak için çözümü evlilikte bulmuşlar ve en kolay yol olarak da toplum tarafından sevilen insanlarca sunulan televizyon programlarını tercih etmektedirler.Anahtar Kelimeler: Aile, Ataerkillik, Kapitalizm, Popüler Kültür, Tüketim Toplumu, Kitle İletişim Araçları.
Toplumsal cinsiyet etrafında ataerkilliğin toplumsal ataerkil TV dizileri üzerinden yeniden üretimi/işlenişi
Bu çalışmanın amacı toplumsal cinsiyet bağlamında ataerkilliğin TV dizilerinde yeniden üretimini ortaya koymaktır. Özellikle TV içerikleri incelendiğinde ataerkil rollerin çoğaldığı görülür. Bunun sonucu olarak içeriklerin izlenme oranları, topluma yansıma biçimleri ve TV'de uzun yıllar kalıcılığı yakalamaları, bu içeriklerin ne derece etkili olduğunu bizlere verirken öte yandan ataerkillik kalıplarıyla harmanlanıp sunulmaları da izlenme paylarını büyük ölçüde etkilemiştir. TV'nin ataerkil dizileri topluma yansıtma biçimleri ve işleyiş biçimleri de çok önemlidir. TV popüler kalıplar etrafında ataerkil roller yaratıp bunu topluma sunar. Çalışmanın amacını gerçekleştirmek için baskın role sahip olan ataerkil kalıplar içinde sunulan "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" dizisi örnek olarak tez çalışmasına konu olmuştur. Söylem analizi neticesinde elde edilen bulgular ataerkilliğin toplum içindeki boyutu ve toplumsal cinsiyetin belirginliği bağlamında TV dizilerinin bu durumu besleyen bir kaynak statüsüne sahip olduğunu göstermiştir. Anahtar sözcükler: Toplumsal Cinsiyet, Ataerkillik, TV Dizisi
Televizyon dizilerinde meslekler üzerine halk bilimsel bir inceleme
Toplumların sözlü, yazılı ve elektronik kültür ortamlarına geçişleri kültürel ürünlerin ifade çeşitliliğini de arttırmaktadır. Kitle iletişim araçlarının kullanımındaki artış özellikle televizyon ve televizyon dizilerinin tüketimini yaygınlaştırmaktadır. Televizyon, toplumsal yaşamdaki kültürel değerleri, yaşam biçimlerini ve toplumsal ilişkileri yansıtması bakımından da son derece önemli olmaktadır. Bu bakımdan meslek dizilerinde yer alan meslek folkloruna ait kültürel değerler aktarılmaya çalışılmıştır. Meslek folklorunun incelendiği çalışma, üç bölümden meydana gelmektedir. Halk biliminin çalışma alanları içerisinde kitle iletişim araçlarının önemi ve televizyon dizilerinin toplum üzerindeki etkileri değerlendirilmiş, meslek folkloru tarihi ve sınıflandırılması incelenmiştir. Profesyonel ve geleneksel meslek konulu dizilerden seçilen örneklerin incelendiği ikinci bölümde geleneksel meslek dizilerinin SOKÜM ve kültür turizmi bağlamında değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünde meslek folklorunun ve meslek konulu dizilerin değerlendirmesi yapılmıştır. Konu ile ilgili yazılı, sözlü ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır.
Feminist film kuramı çerçevesinde süper kahraman dizilerinde hegemonik erkeklik inşası: The Boys dizi örneği
Sinema ve televizyon, çoğu kez gerçekliği yansıtma ve toplumsal unsurları ele alma potansiyeline sahip olan özgün bir sanat diline sahiptir. Bu nedenle, gelenekselleşmiş ataerkil düşünce sistemi ve eril bakış açısının sinema ve televizyon dizilerinde de etkin olduğu iddia edilebilir. Bu noktada, bu çalışmanın amacı, günümüzün dijital televizyon dizilerinde bu ataerkil anlayışın varlığını değerlendirmek ve tahakkümün erkeğe kodlamış olduğu güç ve şiddet değerlerini ele alan süper kahraman dizilerine odaklanmaktır. Ayrıca, süper kahraman dizilerindeki cinsiyetçi ve erkek egemen normları sorgulamak ve alternatif bir bakış açısı sunmak bu tezin bir başka amacı olarak ifade edilebilir. Bu kapsamda, The Boys dizisi örneklem olarak belirlenmiş ve göstergebilim ve feminist eleştirel söylem analizi yöntemleri kullanılarak ilgili yapımın ilk iki sezonu hegemonik erkeklik ve eril nazar kavramları çerçevesinde analiz edilmiştir. İnceleme sonucunda, sinema ve televizyon dizilerinde yer alan ataerkil anlayışın The Boys dizisi özelinde de görüldüğü ve içerdiği göstergelerin ve temaların hegemonik erkeklik değerlerini pekiştiren güç, şiddet ve baskı gibi eril dinamikler üzerine kurulu olduğu yargısına ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra, bu tespitin kadın karakterleri pasif konumda bırakan ve erkek egemen normları tekrarlayan anlayışlara neden olabileceği düşüncesine ulaşılmıştır.
2000 sonrası Türk dizi ve filmlerinde görsel efektin gelişimi
Erken sinema döneminde filmlerde yapılması zor sahneler set ortamında tamamen kameranın kayıtta olduğu esnada yapılmaktaydı. Bu yönteme özel efekt (special effects) denilmektedir. Kamera kayda girdiğinde özel hazırlanan dinamitler, maket arabalar, minyatür şehirlerdeki yıkımlar, patlamalar, araba kazaları, bina yıkımları gibi birçok efekt sahneye uygun bir biçimde o an yapılıyor. Teknolojinin gelişiminden sonra dizi ve sinema sektöründeki görsel efekt alanı oldukça gelişmiştir ve gelişmeye devam etmektedir. Özellikle Hollywood'da bu etkiler gözle görülmektedir. Türkiye'deki sinema sektörü de bu gelişimden payını almış ve batı sinemasından etkilenerek görsel efekt alanında birçok filme imza atmıştır. Bu nedenle görsel efekt Türk sinemasında oldukça önemli bir alanı kapsamaktadır. Çalışma kapsamında birinci bölümde Türk Dizi ve Sinema Tarihi başlığı altında tarihi süreci işlenerek örneklerle anlatılmıştır. Erken sinema döneminden örnekler verilmiş ve Türk sinema sektörünün öncülerinden Muhsin Ertuğrul gibi yönetmenlere değinilmiştir. Bu başlık altında Türkiye'de ki ilk animasyon örneğinden bahsedilmiş ve bu sürecin işleyişine değinilmiştir. Daha sonra ikinci bölüm olan Görsel Efekt konusu tarihi ve örnekleriyle anlatılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Türk sinema ve dizi sektöründe görsel efekt örnekleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise örnek uygulamalar yapılarak çalışmaya eklenmiştir.
Türkiye'de yayınlanan Hint dizilerinde üretilen toplumsal cinsiyet rolleri ve bu rollerin kadınlar tarafından alımlama biçimleri: Gaziantep örneği
Bu tez çalışmasında toplumsal cinsiyet kimliklerinin oluşturulma sürecinde medyanın rolü incelenmiştir. Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yapısı önemli oranda değişen medya bu değişimle birlikte ideolojik bir aktarım aracı haline gelmiştir. Bu aktarımlar, toplumsal yaşamdaki kültürel kimliklerin oluşturulma sürecinde eril bir yol izleyerek kimliklerin bu doğrultuda örülmesini öncelemektedir. Eril köklere bağlı olan bu inşa süreci toplumsal alanın bütün uğrak noktalarında etkin tutulmaya çalışılmaktadır. ideolojik aktarım sürecinde, özellikle kadınların gündelik yaşamın cinsiyetçi örüntülerinden kaçmaya çalıştıkları pembe dizi tüketim süreçlerine başvurulmaktadır. Bunun sonucunda medya kadınlar için gündelik yaşamın eril dilini kırmayı ve/veya geçici bir süreliğine de olsa kendi avantajlarına çevirmeyi amaçladıkları bir aktivite olarak pembe dizi izleme sürecinde, ataerkil değerleri yeniden işleyerek kadınları sürekli bir biçimde toplumsal yaşamın cinsiyetçi biçimine hazırlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de yayınlanan ilk Hint dizisi olan Bir Garip Aşk adlı medya metni toplumsal cinsiyet bağlamında incelenerek, belirlenen bazı katılımcıların bu diziyi alımlama biçimleri incelenmiştir. Tezin örneklemini oluşturan bu katılımcıların genelini Kürt kadınları oluşturmaktadır. Çoğunun herhangi bir işte çalışmadığı bu kadınlar, genellikle ev içi alana sıkıştırılmış, okul öğrenimi görmemiş, çocuklu ev hanımlarından oluşmaktadır. Çalışmanın sonucunda ulaşılan temel bulgulardan birisi kadınların incelediğimiz pembe diziyi izleme alışkanlıklarının gündelik yaşamlarının akışını değiştirebilecek biçimde öncelikleri haline getirdikleridir. Ulaşılan diğer bulgulardan birisi de içeriğinde kadınlık ve erkeklik kurgusuna ilişkin yoğun ideolojiler barındıran bu dizinin kadının çaresizliğinin yeniden üretilmesine yol açtığı yönündedir. Bunların yanı sıra kadınların kendi kültürleriyle dizide yansıtılan kültürel öğeler arasında yakınlık kurdukları ve bu yakınlığı kendi hayatlarına yansıttıkları görülmüştür.
2017 – 2018 yayın sezonunda Türk televizyon drama dizilerinde kullanılan giysi ve kostüm tasarımlarının Türkiye'de kadın modasına yansımaları
Günümüzde görsel kültürü besleyen ve yayan en önemli araçlardan biri haline gelen televizyon, görsel kültürün gücünden yararlanarak sunduğu "kurmaca dünya" ile insanları etki alanına almıştır. Popüler kültürü yayan ve hızlı tüketimi benimseten televizyon günümüzde bu misyonunu diziler ile daha da pekiştirmiştir. Dizilerde yaratılan kurgulanmış hikayeler ile izleyiciler, sunulan popüler kültür ürünlerini benimsemiş ve gerçekliğini kabul etme eğilimine girmişlerdir. Bu da popüler kültürün oluşturduğu yeni bir moda pazarı sonucu moda tasarımının geldiği yeni boyutları gözlemlememize olanak vermiştir. Bu çalışmada görsel kültürün etkisi ile hayranlarına moda akımı olarak ulaşan dizi sektörünün kapitalizmin etkisi ile yarattığı yeni moda pazarlama sektörü üzerinde bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Televizyon dizileri, moda trendleri, sanal medya.
Hercai dizisi bağlamında ataerkil söylemin inşasında kadın temsili
Televizyon medyanın en kolay erişilen dolayısıyla da en yaygın kullanılan etkili kitle iletişim araçlarından biridir. Televizyonda yayınlanan reklam filmleri, soup operalar, reality şovlar, yarışma programları ve diziler gibi televizyon içerikleri belli mesajları iletmede kullanılmaktadır. Medya, içeriklerini üretirken egemen söylemi kullanmaktadır. Böylece içerikler alışılagelmişin dışına çıkmadan belli bir formül üzerinden devam etmektedir. Egemen söylemin dışına çıkmış metinlerin sayısı yok denecek kadar azdır. Bu kalıpların dışına çıkan eleştirel bir tutumla hazırlanmış içerikler de izleyiciden rağbet görmemektedir. Buradan hareketle ele alınan çalışmada incelenek olan televizyon içeriği dizilerdir. Diziler (serial) egemen ideoloyi devam ettiren aynı zamanda yeniden üreten programlardır. Ele alınan çalışmada "Hercai" isimli dizi örneklem olarak seçilmiştir. Dizide kadın karakterlerin söylemleri ve davranışlarından yola çıkılarak toplumsal cinsiyet rolleri ve ataerkil söyleme bakış açıları ve temsilleri incelenmiştir. Çalışmanın yöntemi de eleştirel söylem analizi olarak seçilmiştir. Böylece hâkim ideolojiyi üretme bakımından kadınların hangi noktalarda durduğu, nasıl bir tutum sergiledikleri ve ataerkillikle olan ilişkileri ortaya konmuştur.
Televizyon dizilerinde toplumsal cinsiyet temsili örneği olarak "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada hedef, toplum tarafından kadın ve erkeğe biçilmiş olan rollerin en çok izlenen saatlerde yayında olan Türk dizilerindeki karakterler aracılığı ile nasıl temsil edildiğini, toplumsal cinsiyet rollerinin bu şekilde nasıl yeniden üretildiğini ve ataerkil toplumsal yapının özelliklerinin dizinin hikayesi ve karakterlerinde nasıl sunulduğunu ortaya koymaktır. Burada içeriğinde yer alan karakterler ve hikayesi aracılığı ile toplumsal cinsiyet kalıplarının yeniden üretilmesini sağlayan ve 2010-2013 yılları arasında Kanal D'de gösterimde olan "Öyle Bir Geçer Zaman Ki" dizisi örneklem olarak seçilmiştir. Bu dizi, nitel yöntem ile incelenerek dizide kadın ve erkek temsillerinin nasıl sunulduğuna ve dizilerdeki bu temsil sorununun karakterler ve hikâye üzerinden nasıl ortaya konulduğuna yer verilecektir.
Yerli televizyon dramalarında annelik rollerinin yeniden üretimi: Kadın" dizisi örneği
Melodram türü, uzun yıllar sinemada izleyiciyi etkileyen filmlere kaynak oluşturmuştur. Kitleleri yıllar boyu, eğitici ve eğlendirici kimliğiyle meşgul eden sinema, zaman içerisinde etkisini kaybederek yerini televizyona bırakmıştır. Sinemadan aldığı mirasla, melodram türünün devamlılığını yerli dramalar aracılığıyla sağlayan ve kitle iletişim araçlarının tümü gibi hâkim ataerkil ideolojinin korunarak pekiştirilmesine yardımcı olan televizyonun da ataerkil ideolojinin zorunlu kıldığı, toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden tesis edilmesini desteklediği görülmüştür. Günümüz televizyon dünyasında yerli dramalar kadınlara, annelik rolleri ile ilgili bilindik göstergeler sunmaya devam etmektedir. Çalışma kapsamında, yerli dramalarda annelik rolleri "Kadın" dizisi özelinde, söylem analizi yapılarak araştırılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Melodram, Türk Sineması, Toplumsal Cinsiyet, Ataerkillik, Yerli Dramalar, Kadın, Annelik Rolleri
Medyada tarihin temsili: "Muhteşem Yüzyıl" ve "Payitaht Abdülhamid" dizileri örneği
Televizyonda yayınlanan tarihi dizileri konu alan bu tezin amacı medya araçlarının tarihi gerçekleri kurgulayarak oluşturdukları yeni temsilleri ortaya koymaktır. Medya, kültür, gerçeklik, ideoloji ve temsil kavramları üzerinden kuramsal çalışma yapılmış, medya ve tarih arasındaki ilişki irdelenmiştir. Bu çalışmanın örneklemini oluşturan "Muhteşem Yüzyıl" dizisinin 4 sezonunu oluşturan 139 bölümü, "Payitaht Abdülhamid" dizisinin 17 bölümden oluşan 1. Sezonu izlenmiştir. Tarihsel gerçeklerin yer verildiği bu çalışmada, ele alınan dizilerde gösterilen tarihi temsilleri, dönemin padişahları, kadın karakterleri, harem ve giyim kuşam temaları üzerinden karşılaştırmalar yapılmıştır. Niteliksel içerik analizi yöntemi kullanılarak metin çözümlemesinin yapıldığı tez çalışmasında, medyanın tarihsel gerçekleri ekonomik ve ideolojik çıkarlarına göre yeniden inşa ederek yeni temsiller oluşturduğu tespit edilmiştir. Dizilerdeki tarihi şahıs, olgu ve olayların televizyon dünyasının ihtiyaçlarına göre kurgulandığı, gerçekliklerinden uzaklaştığı görülmüştür.
Dizi izleme motivasyonu ve tarihi, askeri, savaş, güç, bağımsızlık, kahramanlık temalı dizi tercihlerinin etnosentrizm ile ilişkisi
Televizyon; bugün dünyadaki en etkili kitle iletişim araçlarından birisidir. Hem görsel hem de işitsel olarak kitlelere hitap edebilen, hemen hemen her hanede mutlaka en az bir tane bulunan televizyon, bireyler için bir motivasyon aracına dönüşebilir. Televizyonların vazgeçilmez yayını olan dizileri izlemek, günün yorgunluğunu ve stresini atmada, boş zamanı etkin değerlendirmede bir alternatif olabilir. Son dönemlerde popüler kültürün yayıcısı konumundaki televizyonda tarihi, askeri, savaş, güç, bağımsızlık vs. temalı dizilere sıkça rastlanılmaktadır. Bu çalışma, popüler kültür ile ilişkilendirilmesi anlamlı olduğu düşünülen etnosentrizm kavramı ile dizi izleme motivasyonları (televizyondaki tarihi, askeri vb. temalı) arasındaki ilişkiyi dikkate almaktadır. Etnosentrizm kısaca kendi kültürüne ait olanı benimsemek, milliyetçi bir yaklaşım sergileyerek diğer bakış açılarına karşı o kültürü ve değerleri korumaktır. Çalışma kolayda örnekleme yöntemiyle, internet ve sosyal medya kullanıcıları arasından ulaşılan 418 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri tanımlayıcı istatistiki analizler (frekans, ortalama, standart sapma, çarpıklık, basıklık), faktör analizi, güvenilirlik ve geçerlilik analizi, korelasyon analizi, T-testi ve Anova analizi ile test edilmiştir. Etnosentrizm algısı faktörlerinden yumuşak ve sert etnosentrizm algıları ile dizi izleme motivasyonu faktörlerinden sosyal etkileşim motivasyonu arasında orta düzeyde ilişki olduğu, diğer faktörlerin arasında da zayıf ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca dizi izleme motivasyonu faktörlerinin ve etnosentrizm algısı faktörlerinin katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılık gösterdiği de belirlenmiştir.
Türkiye'de okuyan Cibutili öğrencilerin Türk televizyon dizilerine yönelik algıları
Televizyon gündelik yaşamımızda vazgeçilmez medya araçlarından biri hâline gelmiştir. İletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte televizyon bireylerin düşünce ve davranışlarını biçimlendirmede daha etkili hale gelmektedir. Toplumun bilgilendirilmesi ve eğitilmesi, toplumlar arası kültürün aktarılması, toplumsal sorunların çözülmesi işlevleriyle televizyon oldukça önemli bir rol oynamıştır. Televizyon dizileri son yıllarda Türkiye içinde ve dışında yüksek oranda beğeni kazanmış̧, büyük bir izleyici kitlesi oluşturmuştur. Türk dizileri Cibutili öğrencilerden de yoğun ilgi görmektedir. Bu nedenle bu çalışma öğrencilerin Türk televizyon dizilerine yönelik algılarını ve dizileri izleme motivasyonlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda derinlemesine mülakat yöntemi uygulanmış ve amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Ankara ve Çankırı illerinde eğitim gören Cibutili öğrencilerden oluşan 24 kişilik bir katılımcı grubu oluşturmuştur. Öğrencilerle 5-15 dakika yüz yüze görüşme yapılmış ve görüşme formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Bilim Kodu : 116509 Anahtar Kelimeler : Cibuti, kullanımlar doyumlar, Türk dizileri, dizi izleme motivasyonları, Cibutili öğrenciler Sayfa Adedi : 87 Tez Danışmanı : Prof. Dr. Zakir AVŞAR
Türkiye'de kültür endüstrisi ve Türk dizilerinin dış ticarete etkisi
Türkiye'nin son yıllarda dizi film ihracatı yapan ikinci ülke konumuna yükselerek elde ettiği önemli başarı, sosyolojik ve kültürel etkileri yanında ekonomik kazanımları bakımından da dikkate alınması gereken bir gerçekliktir. Yurt içinde yakaladığı ilgiden daha fazlasını yurt dışındaki gösterimlerde bulan ve her geçen gün izleyici sayısını artıran Türk televizyon dizileri, bir kültür endüstrisi ürünü olması bakımdan kültür endüstrisi kavramı incelenmekte ve yine dizilerin hizmet ihracatı kalemi olması sebebiyle hizmet ihracatının dünyada ve Türkiye'de nasıl anlaşıldığını bilmek gerekmektedir. Dizi ihracatının dış ticaret etkisinin kendi satış rakamlarından oluşan katkısı yanında farklı sektörlerin ihracatını tetikleyerek döviz kazandırıcı olumlu bir etkisinin olduğu görülmektedir. Hizmet ihracatında gerçek rakamlara ulaşmanın sektörün yapısından kaynaklanan ölçüm probleminin varlığı sektör temsilcilerinin sıklıkla dile getirdikleri bir konudur ve doğru yöntemlerle çözülmesi hususundaki çalışmalar devam etmektedir. Dijital platformlar, özellikle covid-19 salgını döneminde popüleritesini artıran yapılar olarak Türk yapımı film ve dizilerin ihracı için alternatif bir kanal imkanı sunmaktadır.
Toplumsal cinsiyetin inşasında çizgi filmlerin rolü: Pepee örneği üzerine sosyolojik bir analiz
İçinde yaşadığımız toplumda teknoloji her geçen gün ilerlemekte ve aynı zamanda gelişen teknoloji insanların hayatında derin izler bırakmaktadır. Özellikle çocuklar üzerinde etkili olan çizgi filmler çocukların her şeyi buradan öğrenir hale gelmesine neden olmuştur. Toplumun kültüründe egemen olan toplumsal cinsiyet kalıp yargıları çizgi filmler aracılığıyla yeniden inşa edilmekte ve böylelikle bu kalıp yargılar zamanla daha fazla güç kazanmaktadır. Toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını çocuklar tarafından sık izlenen çizgi filmlerde de görmek mümkündür. Buradan hareketle çalışmada çizgi filmlerde toplumsal cinsiyetin nasıl inşa edildiği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çocuklar gün boyunca zamanlarını televizyon karşısında geçirdikleri için, çocuklara yönelik olarak hazırlanan programların topluma ilettiği mesajlarda toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını sürdürdüğü bilinmektedir. Yapılan bu çalışmada toplumsal cinsiyet rolleri TRT Çocuk kanalında uzun yıllar yer alan çizgi filmlerden Pepee adlı çizgi film üzerinden incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet ile ilgili temel kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümünde araştırmanın metodolojisine yer verilmiştir. Üçüncü bölümünde toplumsal cinsiyetin kavramsal ve kuramsal çerçevesi ele alınarak bu konu ile yapılan araştırmalar incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Pepee çizgi filminin toplumsal cinsiyet kalıp yargıları açısından analizi yapılmıştır. Beşinci bölümde ise araştırma sonucu ulaşılan bulgular hakkında genel değerlendirme yapılmıştır. Bu çalışma niteliksel içerik analizi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmada Pepe çizgi filminin 30 bölümü toplumsal cinsiyet kalıp yargıları açısından incelenerek, çizgi filmin her bölümü izleme formu eşliğinde izlenerek bulgulara ulaşılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda çizgi filmde geçmişten gelen toplumun kültürel özelliklerini ve geleneksel toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını pekiştirdiği görülmektedir. Aynı zamanda popüler kültürün etkisiyle içinde yaşanılan topluma uyum sağlayarak toplumsal normlarla çatışmayan değerlere de yer verildiği saptanmıştır.
Televizyon dizilerindeki tasavvufi göstergelerin İbn Arabi'nin tasavvufi bakış açısıyla göstergebilimsel analizi: "Vuslat" dizi örneği
Araştırmanın amacı Tasavvufi öğretilerin de yapıldığı "Vuslat" dizi örneği üzerinden göstergebilimsel analiz yapmaktır. Tasavvufi derin anlamların önemini arz etmek ve bu kapsamda oluşan bir dizinin anlatısının Tasavvufi manalarla güçlü olduğuna vurgu yapmaktır. Bu manada, İbn Arabi'nin düşünce dünyasından ve Satranc-ı Urefa'dan yararlanılmıştır. "Tasavvuf ve Sinema" başlığı kapsamında incelemelerin yapıldığı bölümde diğer tez ve makalelerde göstergebilimsel analiz açısından "deruni" bir bakış bulunamamıştır. Çalışmalar farklı noktalara değinse de özellikle İbn Arabi'nin düşünce dünyası ile tam olarak özdeşleşen bir teze rastlanamamıştır. Bu noktada bir tezde İbn Arabi'den bahsedilse de göstergebilimsel analizden ziyade öykü çözümlemesi yapılmıştır. Tezi bu kapsamda düşündüğümüzde "Vuslat" dizisi göstergebilim yöntemiyle incelenmiştir. Dizide tasavvufi bir yönle İbn Arabi'nin epistemolojik yaklaşımı ve simgesel yaklaşımı Satranc-ı Urefa oyunuyla beraber vurgulanmaktadır. Tüm bölümler izlendikten sonra simgesel boyutun ağırlıklı olduğu incelemede dizide İbn Arabi ve Satranc-ı Urefa ile birlikte anlamların çok yoğun olduğu tespit edilmiş ve bu perspektiften göstergebilimsel analizlere yer verilmiştir.
Simülasyon teorisi bağlamında Nerve filmi ve Clickbait dizisinin analizi
İçinde bulunulan 21. yy. dijital bir süreci beraberinde getirmiştir. Teknolojik gelişmeler her alanda ilerleme göstermiş, farklı evrenler meydana getirmiştir. Gerçeklik algısı insan tasavvurundan çıkarak; ayırt etme ve fark etme özellikleri yitirilmeye başlanılmıştır. Jean Baudrillard ve onun kuramı olan simülasyon, 21. yy dünyasının gelişimini 1980'li yıllarda ele almıştır. Bu çağ televizyon ile başlayıp sinema ve sanal evrenlerin oluşumunun yolunu çizen medyanın, sosyalleşmesi üzerinden ilerleme göstermiştir. Sinema sektörü, içinde yer alan dizi ve filmler çağın özetini bildirmektedir. Bu çalışmada incelenen Nerve filmi ve Clickbait dizisi bize simülasyon evreninin nasıl kurgulanıp işlerlik kazandığını ortaya koymuştur. Ele alınan bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılarak dizi ve filmin senaryosunun ve kurgusunun analizi yapılmıştır. Sosyal medyanın teknolojik gelişmeler ile birlikte insanı irade, gerçeklik, gözetim konularında algısal bağlamda hareket alanını kısıtlayan ve değiştiren bir mecraya dönüştürdüğü sonucuna varılmıştır.
Aile içi iletişim sorunsalı bağlamında Masumlar Apartmanı dizisinin göstergebilimsel çözümlemesi
Görsel iletişim ile kitle iletişim aracı olan televizyon, dizilerdeki görsel iletişim edinimleri ve taşıdığı anlamlar yönünden önem taşımaktadır. Göstergebilimde görünenin dışında kalan derin mana görsel iletişimin ayırt edici bir yönünü nitelemektedir. Türk dizileri anlam ve görünenin ötesindeki anlamlardan oluşturularak kurgulanıp senaryoya çevrilmektedir. Dizilerde doğru iletişim kavramı ön plandadır. Karakterler iletişimin önemini olumlu veya olumsuz örnek teşkili şeklinde gösterebilmektedir. İletişim dünya için gerekli ve anlamlı bir eylemdir. İletişim gibi, görünen anlamın ötesinde anlamı olan her şey göstergebilimin ilgi alanına girmektedir. İletişimin önemine vurgu yapan ve psikolojik olarak izleyiciyi ilk bölümden etkileyen, görsel ve duygusal konulu "Masumlar Apartmanı " dizisi gerçek bir hikâyeyi konu alan "Madalyonun İçi" kitabının "Çöp Ev" hikâyesinden esinlenerek senaryolaştırılmıştır. Gerçeklik algısı göstergeler aracılığıyla diziye yansıtılmıştır. Konusu bakımından iletişim, aile içi iletişim ve kültürel iletişimin önemi ve bireylerde bıraktığı psikolojik yıkımlar ile gerçeklik algısını ön planda tutan dizi sosyal psikolojiye de dikkat çekmektedir. Araştırmada "Masumlar Apartmanı" dizisinin gösterge bilimsel çözümlemesi incelenmiştir. İletişimin insanın aile, birey, toplum ilişkilerindeki etkisi incelenirken, kişilik oluşumunda sosyal psikoloji ile kimlik oluşumu, psikolojik etkiler çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır.
Simülasyon kuramı üzerinden dijital gerçekliğe sinematik bir bakış: "Her" filmi ve "Black Mirror-Hang The Dj" örneği
Sinemanın insan üzerinde oluşturduğu etki ve bu etkinin ortaya çıkardığı duyguların gerçek olduğu düşüncesi üzerinden, her bir görsel sanat eserinin de kendi başına bir gerçeklik sembolü, illüstrasyonu olduğu söylenebilir. Bunun ötesinde ortaya çıkan eserin kendisi de gerçektir. Peki, bu gerçekliği hayal eden izleyici mi oluşturmaktadır? Bu soruya cevap olarak; sinemanın hali hazırda kurgusal bir gerçeklik ortaya çıkarması sebebiyle: Sinema gerçekliğin yeniden inşasının temel parçalarından biridir denilebilir. Baudrillard simülasyonu; yapay bir şekilde yeniden üretilen gerçeklik olarak tanımlamıştır. Buna ek olarak, teknolojinin hüküm sürdüğü simülatik evrenlerde, simüle edilmiş insanların yeni medeniyetler kurduğunu da söylemektedir. Bu tür evrenlerde soğuk veya sıcak; görsel iletişim araçları gerçekliğin ve algının yok olmasına sebep olarak, insanları idaresi altına almaktadır. Bu çalışmada, sinematik bir yaklaşım çerçevesinde "HER" filmi ve "BLACK MİRROR-HANG THE DJ" dizisi örnekleri üzerinden, yaşadığımız dünyayı simülasyon kuramı merkezinde değerlendirip yaratıcı bir bakış açısı sunarak, gerçek ve simülasyon arasındaki ince çizgide kalan insanın gerçeklik algısı üzerinden sinematik, felsefi ve simülatik bir yaklaşımla yaşadığı paradokslar; betimsel analiz yöntemi kullanılarak ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Simülasyon öğelerini barındıran örnekler incelendiğinde; sinematik evren sayesinde, insani duyguların beslenerek oluşturulduğu simülatik evrenler içinde, kişilerin de kendisini o evrende hissetmesini sağlayarak; sinematik evreni, şu anda içinde yaşanılan evrenmiş gibi bir simülasyona çevirdiği savı ortaya çıkmıştır. İncelenen yapımlarda kullanılan uygulamaların çok yakın benzerlerini bugün kullanmamız, her geçen gün dijital dünya içinde yalnızlaşılması da bu savı destekleyecek birer kanıttır. Sinemanın oluşturduğu bu simülakrın, yeniden inşa edilmiş gerçekliğin bir illüstrasyonu olduğu tespit edilmiştir.
Yeni medya ve televizyon yayıncılığı ilişkisi temelinde dönüşen izleyici pratikleri: Popüler diziler üzerinden bir analiz
Yeni medya teknolojileri, televizyon içeriklerinin izleyicilere sunum biçimlerini farklılaştırmıştır. Böylelikle izleyicilerin televizyon izleme pratiklerini dönüştürerek televizyon yayıncılığının yeniden yapılanmasında temel bir rol oynamaktadır. Yeni medya teknolojilerinin gelişimi ile televizyon yayıncılığında yaşanan yakınsama özellikle içeriklerin izleyicilere dağıtım biçimlerini dönüştürmüş, yayıncı kuruluşlar açısından yeni ortama uyum sağlamak izleyici oranlarını korumak ve sektöre hâkim olan rekabet ilişkilerinde ayakta kalabilmek adına giderek daha fazla önemsenen bir duruma dönüşmüştür. Televizyon yayıncılığı alanında yaşanan bu dönüşümün yansımaları son yıllarda Türkiye'de de belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Televizyon yayıncılığının yeni medya teknolojileri temelinde dönüşümü, içeriklerin sunum biçiminin farklılaşması ve bu kapsamda yayıncı kuruluşların izleyicilerle kurdukları etkileşim biçimlerinin değişmesi sektör açısından yeni bir dönemin ve rekabet ilişkilerinin de başlangıcı olmuştur. Bu kapsamda, özellikle kullanıcıların/izleyicilerin televizyon izleme biçimlerinin bulunduğu ortamı aşarak zaman ve mekândan bağımsız hale gelmesine vurgu yapılan yeni bir yayıncılık anlayışı ön plana çıkarılmaktadır. Ayrıca, yeni medya teknolojilerinin dönüştürmüş olduğu izleyici pratikleri sayesinde, kullanıcılar/izleyicilerin aktif katılımcı konumuna gelmeleri ön plana çıkarılmaktadır. Bu vurgular temelinde izleyicilerle kurulan etkileşimin geliştirilmeye çalışıldığı yeni medya mecralarındaki faaliyetler daha temelde sektördeki rekabet ilişkileri açısından önemsenmektedir. Televizyon içerikleri yalnızca geleneksel yayın kanalları üzerinden değil aynı zamanda yayıncı kuruluşlarca oluşturulmuş olan kurumsal web siteleri, sosyal medya ve video paylaşım siteleri ya da medya kuruluşlarının kendilerinin geliştirmiş oldukları çevrimiçi video izleme platformları aracılığı ile kullanıcılara/izleyicilere sunulmaktadır. Bu çalışmada da temel olarak, yeni medya teknolojileri temelinde televizyon içeriklerinin sunum biçimlerinin nasıl dönüştüğü, bu dönüşümün izleyicilerle kurulan etkileşimi nasıl şekillendirdiğine ve bu gelişmelerin televizyon yayıncılığı açısından taşıdığı anlama odaklanılmaktadır. Bu bağlamda, altı geleneksel televizyon kanalı ve bu kanallarda yayınlanan altı popüler dizinin yeni medya mecraları aracılığıyla izleyicilere sunum ya da aktarım biçimleri analiz edilmiştir. İçerik analizi yöntemi kullanılarak seçilen kanalların ve dizilerinin yeni medya platformları üzerinden izleyiciyle kurdukları etkileşim biçimleri incelenmiştir. Sonuç olarak, geleneksel televizyon yayıncılarının kullanıcıların/izleyicilerin yeni medya teknolojileri üzerinden televizyon içeriklerine rahatlıkla ulaşabilmelerini sağlayacak faaliyetleri önemsedikleri görülmüştür. Yayıncı kuruluşların kurumsal web siteleri, sosyal medya ve video paylaşım siteleri ya da kendilerinin geliştirmiş oldukları çevrimiçi video izleme platformları aracılığı ile kullanıcılara/izleyicilere etkin bir biçimde ulaşma çabası içinde oldukları gözlemlenmiştir. İzleyicilere içerikler hakkında yorum yapma, paylaşımlarda bulunma, beklenti ve isteklerini iletme açısından daha geniş imkânlar sunan yeni medya mecralarının izleyicilerle kurulan etkileşimi arttırdığı görülmüştür.
Genç bireylerin kültürel yabancılaşmasında dizilerin rolü
Yabancılaşmanın kültür üzerinden var olması şeklinde tanımlanan kültürel yabancılaşma, bireylerin içerisinde yaşadıkları toplumun var olan kültürel değerlerinden uzaklaşması, aralarına mesafe girmesi özellikle de farklı kültürel değerleri kendisine yakın görerek kanıksamasıyla ortaya çıkan bir sorunu teşkil etmektedir. Kültürel yabancılaşma tarihsel süreç içerisinde yeni bir kültüre geçişte yaşanan bir adaptasyon sorunu olarak görülmesiyle beraber bugün kültürel yabancılaşmanın medya vasıtasıyla yaşanabileceği savı öne sürülmektedir. Medya, yabancı olumlu kültürel kodların yanı sıra olumsuz kültürel kodlar üreterek birey ve toplumun kültürel yabancılaşmasında rol oynayabilmektedir. Aynı zamanda bir medya ürünü olarak dizilerinde insanların hayatlarının içine girmesi, kendisine bağlaması ve onların duygu, düşünce ve davranışlarını etkilediği eleştirisi sıklıkla dile getirilmektedir. Bu bağlamdan yol çıkarak, bu çalışma "ulusal/ karasal yayında yayın yapmış yabancı yapımdan uyarlama dizilerin 18-29 yaş arasında sınırlandırılan genç bireyler üzerinde kültürel yabancılaşmasında bir rolü olup olmadığını belirlemeyi amaçlamıştır. Kültürel yabancılaşmanın temeli kültürel unsurlar arasındaki dil, sanat, ahlak, kimlik, giyim ve yaşam tarzının yozlaşmasına veya değişmesine dayandırılmış ve araştırma kapsamında nicel araştırma yöntemi izlenerek tarama modeli benimsenmiştir. Bu kapsamda, araştırmada web tabanlı anket tekniği uygulanarak dizileri izleyen genç bireylere ulaşmayı hedeflemiştir. Anket çalışması üç bölümden oluşturulmuş, ilk iki bölüm demografik sorular ile araştırma ön sorularına yönelik çoktan seçmeli soruları içermektedir. Üçüncü ve son bölüm ise yabancı yapımdan uyarlama dizilerin kültürel yabancılaşmaya etkisi üzerine 22 soruluk likert ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada 18-29 yaş ile sınırlandırılmış 302 genç bireye ulaşılmış ve bu bireylerin yabancı yapımdan uyarlama dizilerinde yansıtılan yabancı kültürel kodların karşısında duygu, düşünce, tutum ve davranışlarını öğrenerek kültürel yabancılaşmaya bir etkisinin olup olmadığı anlaşılmaya çalışılmıştır. Betimleyici istatiksel veri analiz yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde; genç bireyler yabancı yapımdan uyarlama dizilerini izlerken yabancı kültürel unsurlara ve değerlere rastlamakta ve yabancı kültürel kodlar ilgilerini çekmektedir. Son olarak gençler yabancı yapımdan uyarlama dizilerini izledikten sonra kendi kültürleri dışında yabancı kültüre ait unsurları veya değerleri günlük hayatlarına geçirmek istemektedirler.
Yerli dizilerde erkek bedeninin metalaştırılmasının incelenmesi
Bu çalışma, yerli dizilerde erkek bedeninin metalaştırılmasının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden erkeklere atfedilen ve televizyon dizilerinde yer alan erkeklik temsilleri incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet kavramı, tarım toplumuna geçişle birlikte ortaya çıkmış, günümüzde hâlen hem kadınların hem de erkeklerin hak arama mücadelesi olarak varlığını sürdürdüğü bir alan olmuştur. Toplumsal cinsiyet, bireyleri sosyal ve kültürel olarak tanımlayarak ve konumlarını belirleyerek nasıl bir role bürünmeleri gerektiğini ifade etmektedir. Toplumsal cinsiyet rolleri, kültürel olarak farklılık gösterse de küreselleşen dünyada gelişimini sürdüren medya endüstrisi aracılığıyla aktarılmakta ve televizyon dizileri aracılığıyla sürekli yeniden üretilmektedir. Dizilerde yer alan erkek ana karakterlerin temsilinde yalnızca bedensel değil aynı zamanda tavır, davranış, tutum ve imajları üzerinden metalaştırılan kahramanlar, "ideal erkeğin" ve erkekliğin nasıl olması gerektiği ile ilgili öğretiler sunmaktadır. Medya eliyle aktarılan bu öğretiler, bireyleri popüler olana ve dolayısıyla tüketime yönlendirmektedir. Tüketilen ürünler zamanla ihtiyaç kaynaklı olmaktan çıkmakta, toplumda yer bulabilmek ve kimlik edinebilmek adına hazcı (hedonist) tüketim anlayışı benimsenmektedir. Popüler olan güzeldir ve tüketilmesi gerekir anlayışı ile birlikte izleyiciler de birçok şeyi tüketmeye başlamıştır. Ancak bu tüketim zamanla bedenlerin de tüketilmesine ve meta haline dönüşmesine neden olmuştur. Bu çalışmada, Aşk-ı Memnu, Medcezir ve Kiralık Aşk dizilerinde yer alan erkek ana karakterler, dizilerin bölümleri izlenerek incelenmiş ve "idealize" edilen erkeğin hem bedensel hem de toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında nasıl kurgulandığı tartışılmıştır.
Diriliş Ertuğrul dizisinde Türk halk kültürü unsurları
Kültür, toplumların tarihleri boyunca biriktirdikleri bütün oluşumları kapsayan bir kavram olarak bilinmiştir. Kültürün bünyesinde ele alınan her konu, insanla gelişen psikolojik ve sosyolojik unsurları içinde barındırmaktadır. Bilinçaltına etki edip davranışlara yansıyan olaylar araştırılarak insanın yaşam dünyası anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Toplum bünyesinde başlayan, devam eden ve son bulan birçok unsur bulunmaktadır. Bunların içinde geniş bir yelpazeye sahip olan ve incelenmesi insana bağlı olarak devam eden halk kültürüne ait değerler yer almıştır. Halk kültürü; toplumların dil, din, yaşam olgularını içerisinde barındırıp aktaran bir bilim olmuştur. Halk kültür değerlerinin bilinip tanınmasına ve aktarımına yardımcı olan çalışmalar yapılmıştır. Zamanla medya sektörü, halk kültürünün tanınmasını sağlayan yapımlar ortaya çıkarmışlardır. Medyanın iki büyük kuvveti sinema ve televizyon, batı dünyasından örnekle Türk yaşam kültürüne alınan, evrenselde ve özelde ses ve görüntüyle ilerleyecek olan bir sürecin başlangıcı olmuştur. Önce batı televizyonlarından alınıp Türk televizyonlarına sunulan yapımlardan sonra, zamanla gelişen Türk sinema ve televizyon sektörü, Türk toplum yaşamı doğrultusunda diziler, filmler, programlar hazırlamıştır. Özellikle milli sinemanın oluşmasıyla; inanç, tarih ve kültür gibi temel konulara ekranlarda yer verilmeye başlanmıştır. Böylelikle batının bu sektör üzerinden değiştirmeye uğraştığı öz kültür değerlerinin, öğrenme duyularının en yükseği olan görsellik ve işitsellik üzerinden korunmaya alındığı görülür. Bu bağlamda tarih ve Türk halk kültürü unsurlarından yararlanılarak senaryoya dökülen konular aracılığıyla, izleyicilere milli bilincin unutulmaması, yaşanması ve yaşatılması sağlanmaya çalışılmış, kimlik bilinci kazandırmak, ata kültüne bağlılığın önemini hatırlatmak amaçlanmıştır. Sinema ve televizyonun, tarih ve halk kültürünü harmanlayarak kurguladığı pekçok örnek bulunmakta olup bunlardan birisi de Diriliş Ertuğrul dizisidir. Söz konusu dizi, yayına başladığı günden, final yaptığı zamana kadar inceleme ve araştırma konusu özelliklerine sahip olduğu görülmüştür. Senaryonun içinde yer alan kültürel oluşumlar sinema, televizyon ve tarih ilişkisine göre dizinin ekrana, Türk insanı ve kültürüne bağlı olarak sunduğu konulardır. Kültürün içinde yer alan halk edebiyatı, dönem insanlarının anlattığı; destanlar, hikâyeler söylediği; atasözü ve deyim gibi özlü sözler, verdiği; öğütler, ettiği dualar, ağıtlar, ninniler, söyleşmeler vb. konular sosyo-psikolojinin değerlendirmesine uygundur. Eski Türk inancı, ozanlık, insanın bilinçaltı ve davranışlarının gizi olan motifler ve Türk yaşam kültürü oluşumlarını incelemek eski Türk toplum yapısını anlaşılabilir kılmıştır. Popüler kültürde yayınlanan bir dizi olduğu için modern çağın bu tarz dönem yapımlarına gösterdiği ilgi ve tepkiler bağlamında eskinin bugüne etkileri çalışmanın amacını oluşturmuştur.
Türkiye'de yayınlanan savaş temalı dizilerin ortaöğretim öğrencilerine etkisi üzerine bir çalışma: Trabzon ili örneği
Bu tez çalışmasında, 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden sonra Türkiye'de yayınlanan savaş içerikli televizyon dizilerinin ortaöğretim öğrencileri üzerinde nasıl bir etki yarattığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Savaş içerikli Türk dizilerinin ortaya çıkışı aslında daha eskiye dayanmaktadır fakat 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden bu yana artış göstermiştir. Bu dizilerin daha çok ergenlik çağındaki ortaöğretim öğrencilerini etkilediği varsayılmış ve çalışma buna göre şekillendirilmiştir. Çalışmanın ilk üç bölümünde savaş ve medya kavramları arasındaki ilişki kuramsal olarak açıklanmıştır. Sonraki bölümde araştırmanın evrenini oluşturan dizilerin tanıtımı yapılmıştır. Son bölümde ise araştırma verileri analiz edilmiş ve tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde Trabzon ilindeki ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan 310 öğrenci ile yürütülmüştür. Hazırlanan ölçek ile savaş temalı televizyon dizilerinin ortaöğretim öğrencileri tarafından nasıl algılandığına, öğrenciler üzerinde bir etkisi olup olmadığına bakılmıştır. Yapılan araştırmanın ardından savaş temalı dizilerin özellikle kişilikleri tam oturmamış olan ergenlik çağındaki bireyleri etkilediği sonucuna varılmıştır.