Satınalma
Bu konu başlığı altında 192 tez
Financial assessment of company mergers the example of Turkey
In changing environment of today's world, globalization has been one of the biggest developments. Therefore, companies have had to create new solutions in order to adapt to changing market and competitive conditions. Merging has become a recent issue as a result of companies' search for a solution. Merging has been one of the most common developments especially in recent years. Mergers and acquisitions are not new concepts in the field of finance. They have been seen very often over the last century. Companies resort to engage in activities of merger and acquisitions in order to create value. Creating value is the most important reason for mergers and acquisitions. In this study, mergers and acquisitions in Turkey were examined with Grundig-Arcelik, Yapı Kredi-Kocbank, Denizbank-Sberbank and Migros-Tansas. According to a study, most of these mergers were seen especially in financial services and food and beverage sectors. It is seen that a great deal of mergers and acquisitions in Turkey have been performed by foreign buyers. Holdings having a corner on the country's main industries and their affiliated companies are seen to be more attractive to foreign investors. Keywords: company mergers, purchase of company, mergers and acquisitions in Turkey, bank mergers in Turkey
Oturum amaçlı konut pazarlamasında müşteri tercihleriyle ilgili bir araştırma
Geçmişte yalnızca barınma ihtiyacını karşılamak adına üretilen konutlar, günümüzde barınma ihtiyacının dışına çıkıp, bireylerin yaşam biçimlerini temsil eden hatta sosyal statü ve prestijlerini belirleyen araçlar haline gelmiştir. Konut satın alırken, fiyattan konuma, sosyal aktivite imkanlarından güvenlik sistemlerine kadar farklı çok sayıda kriter geliştiren müşteriler yanında; büyüyen pazarın rekabet ortamında hem karını hem de imajını büyütmek isteyen ve bunun için yeni pazarlama stratejilerine ihtiyaç duyan firmalar bulunmaktadır. Türkiye'de konut sektörü; Mortgage sisteminin entegrasyonu, entegrasyona uyum sürecinde oluşturulan kanuni düzenlemeler, TOKİ, Emlak Konut başta olmak üzere özel çok sayıda firmanın da geliştirdikleri devasa projeler, artan göçe bağlı olarak da artan konut talebi nedeniyle tarihinin en büyük rekabet ortamını yaşamaktadır. Bu rekabet hem stüdyo tipi dairelerden villalara kadar farklı ölçekteki konut tiplerinin sunulmasını sağlamış hem de birey odaklı pazarlama ve çözüm stratejilerinin gelişmesine olanak sağlamıştır. Araştırmanın amacı; konut pazarlama stratejilerini değerlendirerek, müşterilerin konut satın alma davranışlarını belirlemek ve konut üretimi, pazarlaması ve satışı yapan firmaların modern pazarlama stratejilerini, müşterilerin karar kriterlerini dikkate alarak oluşturmalarını sağlamaktadır. Bu noktadan hareketle tez kapsamında; konut pazarlama ve konut pazarlamasında karma stratejiler tanıtılmış olup, uygulanan anket ve ölçekle konut satın alma potansiyeli olan 250 müşterinin konut satın alma davranışları analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Konut, konut pazarlaması, pazarlama karması, satın alma davranışları.
Markanın tüketici davranışlarına etkisi: Diş macunu sektörü üzerine bir inceleme
Günümüzde pazarlama faaliyetlerinin sürdürülmesinde en önemli etkenlerden biri tüketici istek ve ihtiyaçlarının belirlenerek çeşitli stratejiler yardımıyla tüketicileri istenilen yönde davranmaya yöneltmektir. İşletmelerin pazarlama çabalarının istenilen hedefleri ulaşması ancak tüketici satın alma davranışlarının incelenmesiyle mümkündür. Marka tüketici satın alma davranışları açısından önemli bir faktördür. Günümüzde işletmeler açısından uzun vadeli olarak marka kavramının öneminin anlaşılması, marka imajının güçlendirilerek marka bağlılığının yaratılması önemli hale gelmiştir. Bu nedenle öncelikle marka kavramının tüketiciler açısından nasıl algılandığı, markanın tüketici davranışları üzerinde ne gibi etkilerinin olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Günümüzde yaşanan ekonomik gelişmeler işletmelerin pazarlama anlayışında yoğun bir rekabet ortamı oluşmasına neden olmuştur. Oluşan bu rekabet ortamlarında işletmelerin diğer işletmelerden farklılaşması, pazar paylarını koruması, hedeflerini genişletebilmesi ve tüketicilerin taleplerini karşılayabilmesi marka ile doğrudan ilişkilidir. Bunun yanı sıra tüketicilerin birçok marka arasında seçim yapabilmesi, alternatifleri değerlendirmesi bir dizi karar alma sürecinden geçmektedir. Tüketicilerin karar alma süreçleri kişisel, sosyal ve psikolojik faktörlerden etkilenmektedir. Günümüzde diş macunu sektörü işletmeler için önemli bir sektördür. Ülkemizde çok uluslu firmaların da yer aldığı diş macunu sektörü 90'lı yıllardan itibaren ortaya çıkan modern yönetim anlayışı, insan kaynakları ve kalite anlayışı ile değişim geçirmiş ve marka kavramına önem verilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda uygulama konusu için seçilen diş macunu sektörünün işletmeler için önemli bir ekonomik etkiye sahip olduğu görülmüştür. Diş macunu sektöründe markanın tüketici davranışlarına etkisini araştıran bu araştırmada İstanbul Aydın Üniversitesinde okuyan 100 öğrenci katılmıştır. Anket bulguları, faktör ve ki kare testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada H0 (Alternatif) :Ürünün fiyatı tüketicinin bir diş macunu markasıyla ilgili satın alma davranışlarını etkiler" hipotezi ve H1: Marka tüketicinin satın alma davranışlarını etkiler" hipotezi kabul görmüştür. Anket sonuçlarına göre tavsiyenin satın alma kararlarında etkili olduğu söylenebilir. Ayrıca tüketici satın alma kararlarında markanın, ürünün fiyatından daha etkili bir etken olduğu ortaya çıkmaktadır.
Sosyal medyada pazarlamanın üniversite öğrencilerinin satın alma karar süreci üzerine etkisi
Sosyal medya işletmeler ve tüketiciler açısından değerlendirildiğinde birçok avantaj sağlamaktadır. Sosyal medya sayesinde işletmeler, tüketicilerin ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verebilmekte oluşan problemlere kısa zamanda yanıt verebilmektedir. Bu sayede işletmeler, müşteri odaklı davranabilmekte ve sürdürülebilirliklerini artırabilmektedirler. Diğer yandan tüketiciler, sosyal medyayı kullanarak ihtiyaçları hakkında bilgi sahibi olabilmekte ve herhangi bir sorunla karşılaştığında da firmalarla direkt iletişime geçebilmektedirler. Bu sayede tüketiciler, ürün ve hizmetlerden en iyi şekilde faydalanırlar. Bu çalışmanın amacı sosyal medyada gerçekleştirilen pazarlama faaliyetlerinin üniversite öğrencilerinin satın alma kararı üzerine etkilerinin belirlenmesidir. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde sosyal medya ve sosyal medyada pazarlama, ikinci bölümde tüketici davranışı kavramı üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise konuyla ilgili daha önce yazılmış çalışmalarla ilgili literatür taraması yapılmıştır. Araştırmanın dördüncü ve son kısmında sosyal medyada pazarlamanın tüketici satın alma kararı üzerine etkisi ile ilgili çalışmaya yer verilmiştir. Araştırma için sosyal medya kullanıcısı olan ve internetten alışveriş yapan 384 lisans öğrencisine anket uygulanmıştır. Anketten elde edilen veriler "SPSS for Windows 16.0" istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Sosyal Medyada Pazarlama, Tüketici, Tüketici Davranışı, Satın Alma Kararı.
Effectiveness of non-conventional monetary policy tool: Event-study analysis of major Eurozone economies
This study examines the effectiveness of European Central Bank asset purchase program (quantitative easing) on the long-term interest rates. In particular, the study evaluates the effectiveness or influence of the European Central Bank's non-conventional monetary policy tool, quantitative easing (also known as asset purchase program) on the yield of 5-year sovereign government bonds of Eurozone economies. The main objective and the motivation for this study is to provide the compact effects or influence of the quantitative easing in the Eurozone economies, as the current literature on quantitative easing insufficiently covers the effects of quantitative easing in the euro area. The duration of the quantitative easing or asset purchase program is from the end of 2014 until the first quarter of 2017, however, the currently available literature only studies the effects of the asset purchase program until mid of 2016. Very few researches are published after the completion of the quantitative program that estimates or evaluate the complete influence of the program on the long-term interest rates and economic indicators. Whereas, this research provides a complete solution to the literature gap by studying the influence of all the quantitative easing related announcements made by ECB from June 2014 to January 2017, or the whole period of extended asset purchase program conducted by ECB. The research questions that the study aims to answer is that if the ECB announcements related to quantitative easing influence the long-term interest rates via influencing the 5-year government bonds. If the impact on the 5-year government bond yield is only influenced by those ECB announcements that contain new information related to asset purchase program. If the impact of quantitative easing or asset purchase program is larger on the weaker Eurozone economies namely Spain and Italy, as compared to the impact of the same program on stronger Eurozone economies including Germany and France. This research uses the event-study analysis methodology. Under the event study method, the research first estimates the abnormal variation in the yield of 5-year government bonds of the four largest Eurozone economies around the announcements made by European Central Bank regarding the quantitative easing or asset purchase program in xiv the monetary policy statement. Later the study evaluates if abnormal variation in 5-year government bond yield around such announcements has statistical and economic significance. The sample of four 5-year government bonds of the four largest economies of Eurozone, namely Germany, France, Spain, and Italy, are considered for the research. The selected economies make up more than 70% of the total Eurozone GDP, as well as the largest portion of the assets purchased under the quantitative easing are acquired from these four countries. The research made key contributions to the literature on the subject of quantitative easing focused on the euro area. The statistical results of the research conclude that the ECB announcements negatively (decrease) influence the 5-year government bond yields. While the event-study results and the hypothesis revolve around measuring the effectiveness and influence of the non-conventional monetary policy tools used by ECB, the study also discovered a key pattern that the influence of such asset purchase program is much larger on weaker economies of the dataset like Spain and Italy, as compared to strong candidates i.e. Germany and Spain. The study also discovered that the abnormal variations in yields only occur around those central bank announcement that has a surprise element or that has a new information related the monetary policy. The results of the study also show economic significance. The results show that at the initiation of the asset purchase program or quantitative easing, the inflation rates across Europe were between -1% to 0.8%, which is far below the optimal inflation rate of 2%. However, at the end of asset purchase program in the first quarter of 2017, the monthly inflation rates in Germany, France, Spain and Italy has increased to 2%, 1.4%, 2.6% and 2% respectively. At the beginning of the asset purchase program the quarterly GDP growth rate in sample countries was between -0.2% to 0.4%, whereas, at the end of the asset purchase program or quantitative easing in the second quarter of 2017, the quarterly GDP growth rate of Germany, France, Spain and Italy increased to 0.6%, 0.5%, 0.9% and 0.4% respectively. Hence all the results derived from the event-study analysis are consistent with the hypothesis proposed under this research.
The impact of content marketing on consumers' purchase intention for home appliances: A study in Afghanistan
The main and critical mission of marketing is to effect on consumers' purchasing intention and content marketing target is as well. Nowadays, content marketing seems to be one of the most effective and practical methods of marketing all around the world. Content marketing is defined as any marketing or business process for creating and sharing of valuable content to attract, acquire, and engage a clearly defined and understood target audience with the objective of profitable customer action. The purpose of this study is to explore how content marketing can affect the consumers' purchase intention and how it can be managed by marketers of companies to gain new consumers for home appliances. The aim of this research is to determine whether the content marketing affect or not affect the purchase intention of Afghan consumers for home appliances. To measure if this affection differs according to demographic variances such as: age, education level, occupation, monthly income and purpose of internet usage. However, the questionnaire of this study was conducted among the 384 people in Afghanistan and collected data is analysed by the SPSS program version 22. This study comprises five main parts such as introduction, literature review, conceptual framework and hypotheses, research methodology (analysis and finding), and in the last part is conclusion and recommendations.
Kitapbox kent kültürü projesi: Kitap otomatlarının kitap satışlarına etkisi
Sürekli gelişen ve değişen, teknolojinin hayatımızın her alanında hakim olduğu bir dönem olarak bilinen 21. yüzyıl, aynı zamanda, dijital dünyaya geçiş olarak görülmektedir. Günümüzde özellikle internet ve sosyal medyanın hayatımızın ayrılmaz bir parçası olduğunu dikkate alırsak, bu durumu daha açık bir şekilde görebiliriz. Giderek herşeyin en kolayına kaçan ve sabırsızlaşan insanoğlu artık kitap okuma alışkanlığını da bırakmaktadır. Özellikle son zamanlarda akıllı telefonların da hayatımıza girmesiyle, geleneksel kitap bir nevi yerini dijital kitaplara bırakmaktadır. Teknolojik çağ bir yana, kitap okumama nedenlerinden birisi de ekonomik şartlardır diyebiliriz; ayrıca kapitalizm dünyası olduğu dikkate alındığında, maddi sıkıntılarını gidermek amacıyla sürekli çalışmak zorunda kalan insanlar, kütüphanelere gitme gibi bir zaman ve zorunlulukları olmadıklarından bu durum giderek daha da yaygınlaşmaktadır. Yapılan araştırmalar da konuyu net bir şekilde ortaya koymaktadır; neden kitap okumuyorsunuz sorusuna verilen iki temel cevapla karşılaşılmaktadır. Birincisi kitaplara erişim zor ve ikincisi kitaplar pahalı. Bu çalışmanın amacı, KitapBox projesinin kitaplara ulaşımın daha demokratikleşmesine katkıda bulunurken, bir yandan da kültür hayatımızın genişlemesine yardımcı olacak, bilginin, eğitimin ve edebiyatın önünü açacak bir proje olmasını ve bu nitelikleriyle toplumsal bir ihtiyaca karşılık vermekte olduğunu ortaya çıkarmaktır.
İnternet üzerinden turizm ürünü satın alma davranışları: X kuşağı üzerine bir araştırma
Son yıllarda internetteki gelişmelerle birlikte her yaştan insan internet kullanmaya başlamıştır. İnsanların internet kullanım amaçları kuşaktan kuşağa değişiklik göstermektedir. İnternetteki gelişmeler turizm sektörünü de etkilemiş, tüketiciler internet üzerinden turizm ürünü satın almaya başlamışlardır. Bununla beraber internet üzerinden turizm ürünü satışı yapan işletmeler için tüketici davranışlarını anlamalarının önemi artmıştır. Farklı kuşak kavramları ortaya atılmış ve her kuşakta bulunan tüketicilerin kendine has özellikleri bulunmaktadır. Bu kuşakların özellikleri ile birlikte X kuşağı tüketicilerin internet üzerinden satın alma davranışları demografik özelliklerine, ilgi alanlarına ve internet kullanım sıklıklarına göre anlamlı bir farklılık gösterip gösterilmediği araştırılmıştır. Farklı kuşakların özellikleri göz önüne alınarak X Kuşağındaki tüketicilerinin internet üzerinden satın alma davranışlarının demografik özelliklerine, ilgi alanlarına ve internet kullanım sıklıklarına göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı; 1965 - 1979 yılları arasında doğmuş olan X kuşağının internetten turizm ürünü satın alma alışkanlıklarını değerlendirmektir.
Satınalma operasyonlarının lojistik yönetimi bağlamında incelenmesi ve lojistik bölümleri yöneticilerinin derinlemesine mülakat yöntemi ile görüşlerinin araştırılması
Satınalma, işletmeler açısından önemli fonksiyon ve uygulamalardan biridir. Özellikle de işletmelerin ekonomik yapılarını dengelemek adına satınalma da önemli bir faktör olmaktadır. Bu nedenle de işletmeler, satınalma departmanına önemli sorumluluklar vermişlerdir. Aynı zamanda işletme yönetimleri, bu departmanın faaliyetleri ile birlikte, sürece dair tavsiye ve yaklaşımlarını da önemsemektedirler. Birçok işletme için satınalma, bu hâli ile bir zorunluluk arz eden konudur. Fakat konu lojistik sektörü bağlamında değerlendirildiğinde, satınalma ile lojistik faaliyetleri arasında önemli bir iletişimin varlığı görülmektedir. Lojistik sektörü, yıllar içerisinde çok önemli bir gelişim içerisinde olmuştur. Bu nedenle de satınalma hem lojistik sektörü işletmeleri hem de işletmelerin lojistik operasyonları ödemeleri açısından önemli bir unsurdur. Her ne kadar satınalma, hâkim olan faaliyet gibi gözükse de aslında lojistik ile aralarında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası anlamda lojistik faaliyetlerinin satın alma ile olan etkileşimine odaklanılmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde işletmeler için satın alma fonksiyonu; ikinci bölümünde lojistik süreci; üçüncü bölümünde Türkiye'de ve uluslararası alanda lojistik ve son bölümde, sektörde etkin olan dört işletmenin konuya dair yetkili kişileri ile gerçekleştirilen bir mülakat ve değerlendirmeleri bulunmaktadır.
Kuşaklar arasında satın alma davranışları açısından ortaya çıkan benzerlik ve farklılıklar
Kuşaklar arasında satın alma davranışları açısından ortaya çıkan benzerlikler ve farklılıklar adlı bu çalışma, İstanbul Aral Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Yönetimi Bölümü'nde yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Kuşaklar arasında satın alma davranışları açısından ortaya çıkan benzerlikler ve farklılıklar adlı bu çalışma, İstanbul Aral Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Yönetimi Bölümü'nde yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Çalışmaya rastgele seçilen 213 kişi katılmış ve katılımcılara 7 adet demografik, 22 adet giyim, 22 adet gıda ve 22 adet restoran olmak üzere toplam 73 soruluk bir anket uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda X ve Y kuşağına ait kadın ve erkek bireylerin giyim, gıda ve restoran alışkanlıkları üzerinden hedonik ya da faydacı tercihlerinin farklılıkları ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: X-Y Kuşakları, Satın Alma Davranışları, Hedonik Tüketim, Faydacı Tüketim
Measuring the effect of celebrity endorsement on purchase intention: The role of brand image as a mediator
The trend that is attracting the attention of several Indonesian people, especially at this time is the trend of saffron spices from Iran which began to be popularized by celebrities. Several Indonesian celebrities are trying to get involved in the saffron business. Saffron business opportunities become viral when business people take advantage of the popularity of the celebrity as a supporter of saffron business. This study aims to analyze the effect of celebrity endorsement on the purchase intention of SAFFRONESIA (Shamim Saffron Indonesia) products with a brand image as an intervening variable. The results of this study indicate that celebrity endorsement with indicators of credibility and attractiveness has a positive effect on increasing consumer interest in purchase intention. To attract consumers through strength association on brand image, the company communicates brand image in a more attractive way and through favorability association indicators that provide customer guidance in fulfilling their desires in purchase intentions. Related to the implications of the variable purchase intention on explorative interest indicators, this study helps companies create strategies to increase purchase intention with appropriate and attractive advertising techniques, in addition to the transactional interest indicator, this research helps strengthen the strategy of SAFFRONNESIA image formation by making regular updates through social media with an attractive visual appearance and the right content selection. Utilization of the popularity of celebrity endorsement has formed a good and positive brand image towards the determination of the purchase intention of SAFFRONNESIA products. The formation of a brand image obtained from the use of celebrity as a celebrity endorsement can create a superior brand image from competitors and can increase the impetus on the purchase intention of SAFFRONNESIA products for target consumers.
Yeşil pazarlama ve tüketicilerin yeşil ürün satın alma davranışlarının incelenmesi (Van ili örneği)
İlk olarak 1970'li yılların sonunda American Marketing Associotion'da dile getirilen ve tartışmaya açılan yeşil pazarlama,bu tarihten sonra birçok tanıma maruz kalmış olup hala günümüzde net ve belirgin bir tanımı bulunmamaktadır. Ancak yeşil pazarlama, gelişen teknoloji,artan sanayicilik faaliyetleri ve insanlarda gelişen çevre bilinci sonrasında daha fazla gündem oluşturmuş,üreticilerin odak noktası haline gelmiştir. Küresel ısınma tüm dünya için ciddi bir problem teşkil ederken hizmet ya da ürün pazarlaması yapan firmaların önceliği de bu problemle başa çıkma yolları bulmak ve tüketici/kullanıcının ihtiyaçlarına karşılık verirken aynı zamanda çevre dostu ürünler oluşturmaktadır. Çevre koruma bilinci pazarlama disiplininin ''yeşil pazarlama'' adını verdiği bir pazarlama alanının doğmasına neden olmuştur. Küresel ısınma, hızlı nüfus artışı, sanayileşme, hızlı tüketim ve hızlı üretim, iklim değişikliği,çevre kirliliği,doğal kaynakların tahrip edilmesi,dünyada ve ülkemizde yeşil pazarlamanın önemini gün geçtikçe daha da arttırmıştır.
Kamu satın alımlarında doğrudan temin uygulamaları ve kanuna aykırı davranışlar kapsamında değerlendirilmesi
Kamu alımlarını düzenleyen Kamu İhale Mevzuatı ve ikincil düzenlemelerle korunmaya çalışılan ilke, kamu faaliyetlerinin kamu yararı adına sağlıklı bir biçimde yürütülmesini sağlamaktır. Bu doğrultuda yapılan değişikliklerden birisi de doğrudan teminin ihale usullerinden çıkarılmasıyla sağlanmıştır. Böylece ihale sürecinin katı hükümleri ve bürokrasinin hantallığı aşılarak ihtiyaçların daha kolay yöntemlerle karşılanmasına çalışılmaktadır. Zira belli şartların sağlandığı durumlarda kamu yararının, ihale usulü ile değil doğrudan temin usulü ile tesis edileceği öngörüsünden hareket edilmiştir. Ancak doğrudan temin sürecinde sağlanan bu kolaylıklar, iyi niyetlerle yürürlüğe konulmasına rağmen harcama sürecinde rol alan yetkililerin tutumlarına yansıyarak kamu aleyhine yaşanabilecek birçok riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu amaçla çalışmada, doğrudan temin alımlarında kamu görevlilerine verilen yetkiler çerçevesinde kanuna aykırılığın ortaya çıkmasını sağlayacak uygulamalar inceleme kapsamına alınarak, sürecin riskleri değerlendirilmiş, elde edilen bulgularla doğrudan temin sürecinin asıl amacına uygun, verimli ve etkin bir biçimde kullanılmasına yönelik somut öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sürecinde inceleme kapsamına aldığımız birimin son bir yıl içerisinde gerçekleştirdiği doğrudan temin alımları mevzuat ve literatürle birlikte geniş bir yelpazede incelenmeye çalışılmaktadır. Buradan çıkarılan sonuca göre kamu yararının sağlanabilmesi adına, doğrudan temin sürecinde feda edilen ilkeler ve idarelere tanınan takdir yetkileri, birçok kanuna aykırılığı oluştursa da bunlardan en belirgini denetim mekanizmasının etkin işlemesini engelleyerek alımlarda yer alan görevlilerin tutumlarını olumsuz yönde etkilediği ve kanuna aykırı davranışlarla kamu zararını ortaya çıkardığıdır. Bu davranışların önlenmesi adına gelişen teknolojiye paralel mevzuatta yapılacak düzenlemelerle, idarelerin takdir yetkisini kullanmalarını azaltıcı önlemlerin faaliyete geçirilmesi sağlanarak; saydamlığın, hesap verilebilirliğin ve denetimin etkin işletilmesine katkı sağlanacağı görüşü üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kamu Alımları, Kamu İhale Sistemi, Doğrudan Temin Usulü.
Hedonik satın alma değerlerinin alışveriş memnuniyetine etkisi üzerine X ve Z kuşaklarında karşılaştırmalı bir araştırma
Hedonizmin özellikle günümüz tüketiminde tüketici davranışlarında önemli bir yeri vardır. Tüketim kültürü ile tüketimin hedonik yönleri ön plana çıkmaktadır. Hedonik tüketim çeşitli açılardan araştırmalara konu olmaktadır. Hedonizm gibi kuşak sınıflandırmaları ve kuşakların karakteristik özellikleri de birçok sosyal bilim alanında dikkate alınan konulardır. Ayrıca kuşaklar, tüketim ve pazarlama alanlarında da önemli bir pazar bölümlendirme faktörüdür. Rekabetin zorlaştığı ticaret ortamında işletmelerin piyasada tutunma ve büyüme hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için hem hedefledikleri tüketici gruplarının bulundukları kuşakları göz önüne almaları hem de tüketicilerin hedonik beklentilerine uygun alışveriş deneyimleri ve ortamları oluşturarak alışveriş memnuniyetini sağlamaları gerekmektedir. Bu çalışma X ve Z kuşaklarında giyim alışverişinde hedonik alışveriş değerlerinin alışveriş memnuniyetine etkisini karşılaştırmalı olarak araştırmayı hedeflemiş ve çalışmanın sonucunda X ve Z kuşaklarının hedonik alışveriş değerleri, hedonik alışveriş değerlerini etkileyen faktörler ve alışveriş memnuniyetinde çoğunlukla farklı özellikler gösterdikleri tespit edilmiştir.
Algılanan kıtlığın psikolojik etkilerinin satın alma davranışı üzerindeki rolüne ilişkin bir araştırma
Günümüzde hizmetlere ve ürünlere kolay erişebilmenin ayrıca işletmeler arasında artan rekabetin bir sonucu olarak tüketici satın alma davranışlarında yeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri de, algılanan kıtlıktır. Yerli literatürde pek fazla yer almayan algılanan kıtlık, ürünün algılanan değerini artırmakta ve tüketicinin tercihlerini etkilemektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; işletme tarafından oluşturulan ve ürünün kıt olduğu yönündeki algılamanın, tüketicide yarattığı psikolojik etkiyi incelemektir. Başka bir ifadeyle, "işletme tarafından stratejik amaçlar doğrultusunda oluşturulan algılanan kıtlık durumuna, tüketicinin nasıl tepki vereceği" sorusunun cevabını aramaktır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği uygulanmıştır. Araştırmanın kapsamını; İzmir ili, 18 yaş ve üzeri tüketiciler oluşturmaktadır. Uygulanan sektör ise, hızlı moda giyim mağazasıdır. Veri toplama aracı olarak kullanılan beşli likert-tipi ölçeğin güvenirliği 0.77 bulunmuştur. Elde edilen veriler frekans ve yüzde dağılım olarak incelenmiş ve araştırma bu verilere dayanarak geçerlik oranlarına göre yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler ışığında; tüketicinin bilinçli olarak işletme tarafından oluşturulan algılanan kıtlık mesajları ile ürünün tedarikinin kısıtlanmadığı durumları birbirinden ayırt edebildiği ve bunun sonucunda psikolojik tepkisellik göstererek satın alma davranışının etkilendiği söylenebilmektedir.
İnternet reklamlarının satın alma davranışı üzerindeki etkisi
Bu çalışma, internet ortamında reklam yayını yapan banner, pop-up ve arama motoru reklamlarının tüketici üzerindeki satın alma davranışına etkisi üzerine bir araştırmadır. Bu çalışma, üç ana bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde internet ve reklam hakkında lteratür taraması yapılarak teorik bilgiler elde edilmiştir. İkinci bölümde araştırmanın diğer konusu olan tüketici davranışları konusu üzerine yine literatür taraması yapılarak teorik bilgiler yer almıştır. Çalışmada uygulama bölümüne veri oluşturmak için 672 kişiye anket çalışması uygulanmıştır. Anket İzmir, Manisa ve Uşak illerinden, 18 yaş ve üstü, aktif internet kullanıcıları katılmıştır. Edilen anketlerin SPSS programına girilmesi sonucu analizler yapılmıştır. Çalışmanın son olarak uygulama bölümü olan üçüncü bölümde ise demografik özellikler ile internet kullanım özelliklerinin frekans analizi, güvenirlik analizi, banner reklamları, pop-up reklamları, arama motoru reklamları ile satın alma davranışı ölçeklerinin frekans analizi ve yine banner reklamları, pop-up reklamları, arama motoru reklamları ile satın alma davranışı ölçeklerinin ortalaması ve standart sapma değerleri saptanmış ve regrasyon analizi yapılarak hipotezler test edilmiştir.
Tüketici-marka ilişkisinde marka aşkının rolü üzerine bir araştırma
Pazarlama dünyasındaki hızlı gelişim ve değişim marka gibi birçok kavramın önemini bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Günümüzde işletmelerin rakiplerinden farklılaşmasının giderek zorlaşması, marka yönetiminin tüketiciyle duygusal bağ merkezli hareket edilmesi gerekliliğini göstermektedir. Bu bağlamda, tüketici ve marka arasında duygusal anlamda oluşan bağ, marka aşkı olarak ifade edilmektedir. Marka açısından aşk kavramı, kişilerarası ilişkilerdeki gibi tüketicinin sahip olduğu kuvvetli duygusal bağlılık süreci olarak görülmektedir. Tüketicinin markaya yönelik aşk duygusuyla hareket etmesi, marka ya da işletmeyle sağlam ve uzun süreli ilişkiler kurmasını sağlamakta ve bu durum sonraki satın alımlarına etki edip marka bağlılığını oluşturmaktadır. Tüketici artık ürün özellikleri veya ihtiyaçlarının giderilmesinin yanında duygusal tatmini göz önünde bulundurarak da satın alımları yönlendirmektedir. Marka aşkı; marka kimliği, marka bağlılığı, marka güveni, ağızdan ağıza iletişim ve satın alma niyetini içerisine alan bir kavramdır. Tezin amacı, marka aşkının tüketici ve marka ilişkisindeki rolünü araştırak oluşturur. Bu amaç doğrultusunda, Uşak il merkezinde yaşayan ve çalışmada kullanılan markayı satın alımlarında tercih eden 18 yaş ve üzeri akıllı cep telefonu tüketicilerine yüz yüze anket uygulanmıştır. Sonuçlar, SPSS 23.0, AMOS 23 istatistik programları ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, marka aşkının, marka kimliği, marka güveni, marka bağlılığı ve ağızdan ağıza iletişim üzerinde; marka bağlılığının, marka güveni, satın alma niyeti ve ağızdan ağıza iletişim üzerinde; ağızdan ağıza iletişimin de satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Marka Kimliği, Marka Aşkı, Ağızdan Ağıza İletişim, Marka Güveni, Marka Bağlılığı, Satın Alma İsteği
Ürüne ait özelliklerin satın almadaki etkisinin tüketim ve endüstriyel pazarlar için değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, farklı tüketici grupları olan bireysel ve endüstriyel tüketicilerin ürün değerlendirme ve satın alma kararı verirken önem verdikleri bazı ürün özelliklerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Bu doğrultuda, ürünün fiyatı, kalitesi, markası, teslimat zamanı ve menşe ülkesi ele alınmıştır. Böylece, bu iki tüketici grubunun satın alma davranışlarındaki benzerlik ve farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma inşaat sektöründe, duvar kağıdı satın alma faaliyeti gösteren bireysel ve endüstriyel tüketiciler ile yapılmıştır. 102 endüstriyel tüketici ve 101 bireysel tüketiciden kolayda örnekleme yöntemi ile elde edilen verilere SPSS bilgisayar programında Konjoint Analizi uygulanmıştır. Yapılan analizlere göre, bireysel tüketiciler ve endüstriyel tüketicilerin ürün değerlendirmelerinde göz önünde bulundurdukları özellikler benzerlik ve farklılıklara sahiptir. Endüstriyel tüketicilerin duvar kağıdı alacakları zaman belirledikleri en önemli özellik teslimat zamanı olmaktadır. Teslimat zamanını kalite, fiyat, menşe ülke ve marka takip etmektedir. Bireysel tüketicilerin en fazla önem verdikleri özellik ise kalite olmuştur. Kaliteyi, fiyat, teslimat zamanı, marka ve menşe ülke takip etmektedir. Bütün bu özellikler birlikte incelendiğinde, zamanında teslimatın yapılması, ürünlerin yüksek kalite ve düşük fiyata sahip olması her iki tüketici grubu için benzer tercihler arasında yer almaktadır.
Marka deneyimi, algılanan risk ve satın alma niyeti üzerine bir uygulama
Bankacılık sektöründe uygulanan bu çalışmanın amacı, marka deneyimi, algılanan risk ve satın alma niyeti arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma kapsamında, marka deneyiminin, satın alma niyeti üzerindeki etkisinin yanı sıra; algılanan riskin, marka deneyiminin, satın alma niyeti üzerindeki etkisinde düzenleyici rolünü belirlemek amacıyla bir model geliştirilmiştir. Yapılan çoklu regresyon analizlerinin sonucunda, marka deneyimi, satın alma niyetini olumlu yönde etkilemektedir. Ayrıca, algılanan risk boyutlarının, marka deneyiminin, satın alma niyeti üzerindeki etkisinde düzenleyici etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Marka krizi çerçevesinde çevre bilinci, marka güveni, marka duygusu, olumsuz bilgiye karşı direnç ve tekrar satın alma niyetinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, marka krizi çerçevesinde çevre bilinci, marka duygusu ve marka güveninin, olumsuz bilgiye karşı direnç ve tekrar satın alma niyetiyle olan ilişkilerini araştırmaktır. Bu amaçla, daha önce kriz durumuyla karşı karşıya kalmış bir otomobil markasının 110 aktif kullanıcısından yüz yüze ve çevrimiçi anket yöntemi ile toplanan veriler, Kısmî En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, marka krizi sonrasında marka güveni ve marka duygusu, tekrar satın alma niyetiyle doğru yönde ilişkilidir. Ancak, çevre bilinci ile tekrar satın alma niyeti arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Marka güveni ve olumsuz bilgiye karşı direnç arasında doğru yönde bir ilişki varken; marka duygusu ve olumsuz bilgiye karşı direnç arasındaki ilişki, istatistiksel olarak anlamlı değildir. Ayrıca, çevre bilincinin marka güveni ve olumsuz bilgiye karşı direnç ilişkisinde düzenleyici rolü bulunmaktadır.
Tüketici karar verme sürecinde değer fiyat algısının deneysel analizi
Klasik iktisadi varsayıma göre, bireyler rasyonel karar vermektedir. Bu varsayıma göre tüketiciler, teorik olarak, seçim yaparken hem fayda hem de maliyetleri dikkate alıp, net faydanın maksimum potansiyeline yönelik seçeneği tercih etmektedir. Oysaki tüketiciler bazen akılcı bir fayda maliyet analizinden ziyade duygularına dayalı önyargılı kararlar verebilmektedir. Tüketici satın alma karar sürecinde tüketici davranışını etkileyen en önemli unsurlardan biri değer fiyat algısıdır. Bu düşünceden hareketle bu tez çalışmasında tüketicilerin satın alma karar sürecinde değer fiyat algılarını deneysel olarak analiz etmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda üç farklı saha deneyi yapılmıştır. İlk iki deneyde karar verme sürecinde sıfır fiyatın etkisi test edilmiştir. Sonuç olarak bedavanın, tüketicilerde psikolojik bir unsur yaratarak tercihleri ciddi oranda etkilediği ortaya çıkmıştır. Üçüncü deneyde ise indirimli fiyatın, ürünün değeri üzerinde nasıl bir algı oluşturduğu analiz edilmiştir. Sonuç itibariyle indirimli fiyatın ürünün değerini düşürdüğü algısı gözlemlenmiştir. Birinci deney ve üçüncü deney iki aşamada gerçekleştirilmiş olup her aşamadaki katılımcı grupları arasındaki tercihlerde anlamlı bir farklılık olup olmadığının ölçülmesi için bağımlı iki örnek t testi uygulanmıştır. Sonuç olarak iki deney için de grup tercihleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Aynı zamanda tüm deneylerde cinsiyet ayrımı göz önünde bulundurulmuştur ve kadın ile erkek katılımcıların kararları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığının ölçülmesi amacıyla bağımsız örneklem t testi uygulanmıştır. Buna göre, üç deneyde de kadın ve erkek katılımcılar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.
Kişisel marka genişletme stratejisinin tüketicinin satın alma niyetine etkileri
Kişisel markalaşma, bireyin temel kişisel özelliklerini tanıtmak için benimsediği pazarlama stratejileri ile ilgili bir pazarlama konseptidir. Kişisel markalaşma, ünlü politikacılar, sanatçılar ve sosyal entegrasyon, destek veya benzersizlik arayan insanlar tarafından yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Kişisel markalaşma ve marka genişletme stratejileri kavramları çoğunlukla akademisyenler tarafından incelenmektedir. Ancak literatürde bu kavramlar arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışan çalışmalar konusunda boşluk olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle bu çalışma, kişisel markalaşma ve marka genişletme stratejisi kavramlarına ilişkin bir literatür taraması sunmayı amaçlayıp, sonrasında bu iki kavramı birleştirip ortaya kişisel marka genişletme kavramını çıkarmıştır. Marka genişletme stratejilerinin tüketicinin satın alma niyeti üzerinde olumlu etki yaptığı hipotezinden yola çıkılarak, kişisel marka genişletme stratejisinin de aynı etkiyi sağlayıp sağlamayacağı araştırılmıştır. Sonuca göre kişisel marka genişletme stratejileri belli ürün kategorilerinde –kozmetik, moda, teknoloji, lüks tüketim- tüketicinin satın alma niyetini olumlu yönde etkilediği, ancak gıda ve imalat ürün kategorilerinde aynı etkiye sahip olmadığı anlaşılmıştır.
Demografik özelliklerin retro ürün satın alma üzerindeki etkisi
Günümüzde piyasadaki firmaların bir çok rakibi vardır ve sürekli bir yarış halindedirler. Rekabet üstünlüğü sağlayabilmek için farklı stratejiler geliştiren firmalar için retro pazarlama stratejileri, müşterileri kendilerine çekmek için bir seçenektir. Çalışmanın ana amacı firmaların gerçekleştirdiği retro pazarlama unsurlarının tüketicilerin satın alma davranışına etkisinin demografik özellikler bazında incelenmesidir. Veri toplama amaçlı hazırlanan anketler online ve yüzyüze görüşmeler ile toplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, bireylerin nostalji eğilimleri ile retro ürünlerin tüketimine yönelmeleri arasında orta derecede anlamlı pozitif bir ilişki vardır. Retro üürn duyu etkilemesi ile tüketime yöneltme arasında ise yüksek dereceli pozitif bir ilişki vardır. Online form ve yüzyüze yapılan bu çalışma için 428 anket toplanmış; 12 anket eksik bilgi içerdiğinden çıkarılmıştır. Uygun bulunan 416 anket ile analizler SPSS programında yapılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre
Sosyal medya kullanıcılarının sanal uygulamaları satın alma davranışları: Türkiye ve Almanya karşılaştırması
Geleneksel medyanın Web 2.0 ile sosyal çağa geçmesiyle sosyal medya uygulamaları her kesimde gelişme göstermeye başlamıştır. Bireylerin sosyal medya kullanımını arttırması pazarlama stratejilerine de yansıyarak, sosyal medya pazarlamasını ortaya çıkarmıştır. Firmalar sosyal medya üzerinden daha çok nasıl kazanç elde edeceğine odaklanırken, aynı zamanda birçok uygulama da geliştirmişlerdir. Özünde kendisi de bir sanal uygulama olan sosyal medya içerisinde de birçok sanal uygulama barındırmaya başlamıştır. Gelirini arttırmayı hedefleyen sosyal medya şirketleri geliştirdikleri sanal uygulamalarla milyonlarca dolarları bulan gelirler elde etmeye başlamışlardır. Bu noktada tüketicilerin sanal uygulamaları kullanma davranışsal niyetlerini belirlemek, bu gelirleri elde etmek için önemli bir bilgi olacaktır. Çalışma teori ve araştırma kısımlarından oluşup, sosyal medya üzerindeki sanal uygulamaların tüketici davranışı ile olan bağını ortaya koyabilmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın teori bölümünde; pazarlama karması 4P'nin 4C'ye dönüşürken tutundurmanın iletişime dönüşmesi ve bütünleşik pazarlama iletişiminin doğuşu, geleneksel medyanın sosyal çağa dönüşü, sosyal medyanın kapsamı ve pazarlama stratejileri, Türkiye ve Almanya'da sosyal medya, sosyal medya üzerinde sanal dünyalardaki sanal ürün ve varlıklar, tüketicinin bu sanal uygulamalara karşı satın alma davranışı ele alınarak, literatür taraması yapılan Teknoloji Kabul Modeli incelenmektedir. Araştırma bölümünde ise; sosyal medyada sanal uygulamaları satın alma davranışı üzerine hazırlanmış olan anket ile Türkiye'den ve Almanya'dan 523 geçerli anket toplanmıştır. Katılımcıların verdikleri cevaplar neticesinde edinilen veriler, SPSS istatistik analiz programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışma sonucuna göre; Türkler için algılanan fayda ve algılanan kullanım kolaylığı değişkenlerinin sosyal medya üzerinden sanal uygulamaları satın almaya yönelik tutum üzerinde olumlu ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye, Almanlar için algılanan fayda değişkeninin sosyal medya üzerinden sanal uygulamaları satın almaya yönelik tutum üzerinde olumlu ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmektedir.