Üst ekstremite

79 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İnsan omuz kuşağı ve üst ekstremite uzun kemiklerinde foramen nutricium morfolojisi ve topografisi

Kemiğin en belirgin beslenmesi arteria nutricia tarafından sağlanır. Kemik gelişiminin her safhasında önemli olan arteria nutricia, kemiğin dış yüzeyindeki en büyük foramen olan foramen nutricium ile kemiğe giriş yapar. Bu nedenle foramen nutricium hem morfolojik hem klinik açıdan önemlidir. Bu çalışmada toplam 414 yetişkin insan kuru kemiği incelendi. İncelenen scapula, clavicula, humerus, radius ve ulna'daki foramen nutricium'ların sayılarının ve yerlerinin belirlenmesi, topografisi ve morfolojisinin anlaşılması amaçlandı. Foramen nutricium'lar el merceği kullanılarak gözlemlendi. Büyüklükleri ve yönleri 21 gauge enjektör iğnesi ile belirlendi. Böylece majör foramen nutricium'lar saptandı. Foramen nutricium'ların konumları hem kemiklerin yüzeylerine göre hem de foraminal indeks hesaplanarak proksimal, orta, distal olarak ayrılan segmentlere göre belirlendi. Çalışmamızda örneklerin %71'inde tek bir foramen nutricium bulundu. Clavicula'da foramen nutricium'ların %94.2'si kemiğin orta 1/3 segmentte, humerus'taki foramen nutiricum'lar %89.3'ü orta 1/3 segmentte, radius'taki foramen nutricium'lar %51.3'ü orta 1/3 segmentte, ulna'daki foramen nutricium'lar %67.7'si orta 1/3 segmentte yerleşmişti. Çalışmamızın bulguları, literatürdeki birçok çalışmanın bulgularıyla paraleldir. Foramen nutricium'lar birçok patoloji ile ilişkilendirildiğinden çalışmamızdaki bulgular, bu bölgede yapılacak uygulamaların planlanması hususunda cerrahlara yardımcı olabilecektir. Ayrıca literatüre katkı sağlayarak birçok cerrahi prosedürler için önemi olmasından dolayı klinisyenlere kaynak olacağı düşünülmektedir.

AnatomiForamen nutriciumMorfoloji+3
Süreyya Toma
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Spina bifida'lı çocuklarda üst ekstremite ve gövde kas kuvvetinin solunum fonksiyonlarına etkisi

Spina Bifida (SB) embriyolojik dönemde 2-6. haftalar arasında nöral tüpün kapanmasındaki defekte bağlı olarak meninkslerin ve sinirlerin protrüzyonuna neden olan bir doğum kusurudur. SB'de kas-iskelet sistemi, sinir sistemi, genitoüriner sistem problemlerinin yanında solunum sistemi problemleri de ortaya çıkmaktadır. Solunum sistemi problemleri primer problem olmadığı için değerlendirmede de ikinci planda kalmaktadır. Bu nedenle SB'de solunum sistemi problemlerinin nedenleri, değerlendirilmesi ve rehabilitasyonuna dair çalışmalar oldukça azdır. Bu çalışmanın amacı SB'li çocuklarda üst ekstremite ve gövde kas kuvveti ile solunum fonksiyonlarının değerlendirilmesinden hareketle kas kuvvetinin solunum fonksiyonlarına etkisini araştırmaktır. Araştırma kapsamında 5-18 yaşları arasında değişen 33 (15 kız, 18 erkek) SB tanısı almış ve 30 (15 kız, 15 erkek) sağlıklı olguyla çalışıldı. Çalışmaya sadece üst lumbal, alt lumbal ve sakral etkilenimli SB'li olgular dahil edildi, torakal etkilenimin varlığı dışlanma kriteri olarak belirlendi. Olguların demografik verileri ve klinik bilgileri çalışmacı tarafından hazırlanan forma kaydedildi. Üst ekstremite ve gövde kas gücü ölçümünde manuel kas testi kullanıldı. Tüm olgulara solunum fonksiyon testi (SFT) ve göğüs çevre ölçümü yapıldı. SB'li olguların günlük yaşamdaki fonksiyonel yeteneği PEDI'nin Fonksiyonel Beceriler alt başlığı kullanılarak değerlendirildi. Veri analizi için SPSS v.20 programı kullanıldı. Gruplar karşılaştırıldığında hem üst ekstremite ve gövde kas gücü hem de SFT sonuçları SB'li grupta anlamlı olarak daha düşüktü (p<0.05). Gruplar arasında yapılan istatiksel analizde aksillar ve epigastrik bölgelerde yapılan göğüs çevre ölçümünde SB'li olgularda sağlıklı olgulara göre anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05). Kız ve erkek SB'li olgular arasında fonksiyonel becerilerde anlamlı fark yoktu (p>0.05). Lezyon seviyesi üst segmentlere ilerledikçe fonksiyonel becerilerin kendine bakım ve mobilite parametrelerinin anlamlı düzeyde azaldığı görüldü (p<0.05). SB'li olgularda ambulasyon seviyesi iyileştikçe FVC ve FEV1 değerleri de anlamlı düzeyde artış gösterdi (p<0.05). Sonuç olarak çalışmamız üst lumbal, alt lumbal ve sakral seviyeli SB'li çocuklarda üst ekstremite ve gövde kas kuvvetinde azalmanın olduğu ve bu güçsüzlüğün solunum fonksiyonlarını ve günlük yaşamdaki fonksiyonel becerileri etkilediğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Spina Bifida, solunum fonksiyonu, fonksiyonel beceriler, lezyon seviyesi

BedenFonksiyonel yetkinlikKas kuvveti+6
Büşra Ilıca
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemiplejik olgularda üst ekstremite fonksiyonlarının denge, fonksiyonel kapasite ve depresyon üzerine etkisinin karşılaştırılması

İnme; serebral damarların tıkanması, yırtılması ya da kopması sonucu motor kayıp duygu ve denge bozukluğu, konuşma ve bilişsel fonksiyonlarda kayıpların görüldüğü bir klinik tablodur. Sağ kalımda kalıcı özürlülüğe neden olan, gün geçtikçe sosyo-ekonomik önemi artan bir hastalık olan inmenin prevelansı ve mortalitesi yüksektir. Çalışmamız akut inmeli olgularda üst ekstremite fonksiyonlarının denge, fonksiyonel kapasite ve depresyon üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya yaş ortalaması 62,33±8,92 yıl olan, akut inme tanısı almış, dahil edilme kriterlerimize uyan 40 gönüllü hasta alındı. Bireyler prospektif olarak değerlendirildi. Hastaların üst ekstremite fonksiyonları (Fugl-Meyer Değerlendirme Ölçeği), denge (Tinetti Ölçeği), fonksiyonel kapasiteleri (Time Up Go) ve depresyon durumu (Beck Depresyon Ölçeği) değerlendirildi. İstatistiksel analizler için IBM SPSS Statistic 20 kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edildi. Çalışmanın sonucunda hastaların üst ekstremite fonksiyonları ile tinetti denge (p<0.000), tinetti yürüme (p<0.000), tinetti toplam skor (p<0.000), fonksiyonel kapasite (p<0.000) ve depresyon düzeyleri (p<0.000) arasında anlamlı ilişki bulundu. Hastalar üst ekstremite fonksiyonel düzeylerine göre gruplandırıldığında denge ve fonksiyonel kapasitede gruplar arasında anlamlı farklılık vardı (p<0.05). Şiddet arttıkça denge ve fonksiyonel kapasitedeki bozulmanın da daha fazla olduğu görüldü. Sonuç olarak bu çalışma akut inmeli bireylerin üst ekstremite fonksiyonlarının denge, fonksiyonel kapasite ve depresyon düzeylerini olumsuz etkilediğini gösterdi. Anahtar Kelimeler: Hemipleji, Üst ekstremite, Denge, Depresyon, Fonksiyonel kapasite.

DengeDepresyonHemipleji+3
Sabriye Buse Sortoğlu
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Toraks cerrahisi geçiren hastalarda dijital fizyoterapi uygulamalarının solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, üst ekstremite periferik kas kuvveti ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Toraks cerrahisi akciğer, plevra, göğüs duvarı ve mediastinal hastalıkların tedavisinde kullanılan birincil müdahaledir ve cerrahi sonrası hem prosedüre hem de hastaya bağlı akciğer fonksiyonlarında ve klinik belirtilerde değişiklikler meydana gelir. Toraks cerrahisi sonrası hastaların egzersiz toleransı azalır, solunum fonksiyonlarında bozulmalar görülür ve hastaların günlük yaşam aktivitelerine katılımı, fonksiyonel düzeyleri ve yaşam kaliteleri olumsuz etkilenir. Açık torakotomilerde insizyon yeri ağrısı, kesilen kaslar ve insizyonun büyüklüğüne bağlı üst ekstremite fonksiyonlarında ve gövdede etkilenim olur. Literatüre bakıldığında toraks cerrahisi geçiren hastalara preoperatif ve erken postoperatif fizyoterapi programı uygulanmıştır ancak taburculuk sonrası uzun dönem fizyoterapinin etkinliğine bakan çalışmaların sayısı az ve tedavi süreleri kısadır. Hastalara fizyoterapi programı sunma yöntemlerinden biri de dijital fizyoterapidir. Dijital fizyoterapi dijital iletişim ve cihazlar aracılığıyla uzaktan sağlanan sağlık hizmetleri için kullanılan güncel bir terimdir. Çalışmamızda dijital yöntemlerle uygulanan fizyoterapinin toraks cerrahisi geçiren hastalarda solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, üst ekstremite kas kuvveti ve yaşam kalitesine etkilerini araştırmayı amaçladık. Çalışmamıza, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı'nda açık torakotomi ile toraks cerrahisi geçiren ve dahil edilme kriterlerimize uygun 26 hasta dahil edildi. Hastalar eğitim ve kontrol grubu olarak iki gruba randomize edildi. Tüm hastalara solunum fonksiyon testi, solunum kas gücü ölçümü, 6 dakika yürüme testi (6 DYT), gövde lateral fleksiyonu değerlendirmesi, omuz fleksiyon ve abdüksiyon eklem hareket açıklığı ve kas gücü ölçümleri, Omuz Ağrı ve Disabilite İndeksi (OADİ) ile omuz fonksiyonları değerlendirmesi, göğüs ekspansiyonu ölçümü, uyku ve yaşam kalitesi değerlendirmeleri yapıldı. Kontrol grubuna taburculuk sonrası genel eğitim verildi. Eğitim grubuyla 12 hafta boyunca dijital araçlar aracılığıyla haftada iki kez egzersiz seansı uygulandı. Eğitim grubundaki hastalardan haftada en az 5 kez günlük 30 dakikalık yürüyüş yapmaları istendi. 12 hafta sonunda tüm hastalar tekrar değerlendirildi. Veri analizi için SPSS v.30 programı kullanıldı ve tüm analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. 12 haftanın sonunda eğitim grubunda tedavi öncesine göre solunum fonksiyonları parametrelerinden FEV1/FVC ve FVC (lt) hariç diğer tüm değerlerde, solunum kas kuvveti değerlerinde, 6 DYT mesafesinde, UŞİ skorunda, OADİ skorunda, üst ekstremite sol abdüksiyon EHA ve sağ abdüksiyon kas kuvveti haricindeki diğer tüm parametrelerde, sağ ve sol gövde lateral fleksiyonları değerlerinde, aksillar ve xiphoid göğüs ekspansiyonu ölçümü değerlerinde ve St. George solunum anketi total skoru değerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişmeler elde edildi (p<0,05). Kontrol grubunda ise solunum fonksiyonları parametrelerinden FVC (lt), FEV1 (lt) ve FEV1(%) değerlerinde, OADİ skorunda, üst ekstremite sağ fleksiyon ve sol abdüksiyon EHA değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişmeler saptanırken, subkostal göğüs ekspansiyonu değerinde ise istatistiksel olarak anlamlı düşüş saptandı (p<0,05). Ayrıca gruplar arası karşılaştırmalarda; eğitim grubunda kontrol grubuna kıyasla solunum fonksiyon parametrelerinden PEF değerinde, solunum kas kuvveti parametrelerinden MEP değerinde, sol üst ekstremite fleksiyon ve abdüksiyon kas kuvveti değerlerinde, sağ ve sol gövde lateral fleksiyon değerlerinde, tüm göğüs ekspansiyonu değerlerinde elde edilen gelişmeler istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Sonuç olarak toraks cerrahisi geçiren hastaların klinik semptomları ve problemleri taburculuktan sonra da devam etmektedir. Taburculuk sonrası ev temelli planlanan dijital fizyoterapi programının hastaların solunum fonksiyonlarında, omuz dizabilitesinde ve yaşam kalitesinin arttırılmasında etkin bir yöntem olduğu ve bu hastaların klinik durumunda düzelme sağladığı gösterilmiştir. Toraks cerrahisi geçiren hastalarda dijital yöntemlerle ev temelli uygulanan fizyoterapi programı rutin bakıma kıyasla çok daha etkilidir. Anahtar Kelimeler: toraks cerrahisi, fizyoterapi, dijital fizyoterapi, solunum fonksiyonları, fonksiyonel kapasite, üst ekstremite fonksiyonları, yaşam kalitesi

EgzersizFizyoterapiKas kuvveti+7
Ayşegül Şahin
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Üst ekstremite rejyonel intravenöz anestezisinde volüm düşürmeye yönelik geçici ek turnike kullanımı

Amaç: Bu çalışmada üst ekstremite cerrahisinde geleneksel rejyonel intravenöz anestezi (RİVA) yöntemine ek olarak geçici turnike uygulanmasının lokal anestezik volümünü düşürmede etkinliğini araştırmayı amaçladık. Yöntem: Elektif ortopedik üst ekstremite cerrahisi geçirmiş ASA fiziksel skoru I-II-III olan 40 erişkin hastanın gözlem formları retrospektif olarak incelenmiştir. Hastalar iki gruba ayrılmıştır: Grup 15'de (n = 20) 150 mg lidokain hidroklorür, serum fizyolojik eklenerek 15 ml'ye tamamlanmış ve Grup 20'de (n = 20) 150 mg lidokain hidroklorür serum fizyolojik ile 20 ml'ye tamamlanmıştır. Grupların peroperatif takip değerleri, turnike ağrısı oluşma süreleri ve hasta memnuniyet skorları karşılaştırıldı. Bulgular: Demografik veriler her iki grupta benzer bulunmuştur. Grup 15'de turnike ağrısı gelişen hasta sayısı ve Grup 20'de turnike ağrısı gelişen hasta sayısı arasında anlamlı istatistiksel bir fark saptanmamıştır. İki grup arasında 30. dakika saturasyon değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark saptanmış olsa da klinik olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Diğer takip bulguları istatiksel olarak benzerdir. Sonuç: Kısa süreli üst ekstremite cerrahilerinde düşük volümlü lokal anestezik solüsyonu ile yapılan bu RİVA tekniğinin etkili bir anestezi oluşturduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: RİVA, el cerrahisi, turnike ağrısı

AnesteziAnestezi-intravenözAnestezi-kondüksiyon+5
Hüseyin Göçergil
Gaziantep University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Unlu mamül makineleri üreten fabrika çalışanlarında el ağrısı, üst ekstremite fonksiyonelliği ve kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının değerlendirilmesi

Bu çalışma unlu mamül makineleri üreten fabrika çalışanlarında el ağrısı, üst ekstremite fonksiyonelliği ve kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Çalışma toplamda 51 unlu mamül makinesi üreten birey arasında yapıldı. Çalışmaya alınan tüm bireylerin ayrıntılı demografik verileri kaydedildi. El ve el bileği için ağrı sorgulaması için Vizüel Analog Skalası (VAS), el fonksiyonları için Jebsen el fonksiyon testi (JEFT), üst ekstremite fonksiyonelliği için Disabilities of the Arm, Shoulder and Hand (DASH) el, kol ve omuz fonksiyonel değerlendirme anketi ve genel kas iskelet sistemi ağrısı değerlendirmek için Cornell Kas İskelet Sistemi Değerlendirme anketi uygulandı. Çalışmamızın sonuçları; çalışmamızda yer alan fabrika çalışanlarının çalışma yılları ile istirahat halindeki VAS, aktivite sırasındaki VAS ve DASH anket sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktu (p>0.05). Çalışanlarının çalışma yılları ile Jebsen el Fonksiyon Testlerinin alt ölçekleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0.05) Çalışma yıllarına göre Cornell (MDQ) anketinin parametrelerinden "sağ alt bacak" bölgesinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0.05). Çalıştıkları bölümlere göre Cornell anketindeki vücut bölgeleri değerlerinden, sol omuz bölgesindeki ağrı skorları istatistiksel olarak anlamlı derecede farklıdır (p<0.05). Fabrika çalışanlarında sol elin, çalışılan yıl sayısı arttıkça daha hızlandığı sonucuna vardık. Fabrikadaki çalışma yılı azaldığında sol alt bacak ağrısının daha fazla olduğu belirlenmiştir. Fabrikada çalışılan bölümler ile sol omuz bölgesindeki ağrı anlamlı derecede birbirinden farklı, sağ omuza göre de yüksektir. Bu ağrıların daha aza indirilmesi için gerekli egzersizler önerilmiştir.

AnketlerAğrıEl+7
Seçil Boz
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik bireylerde üst ekstremite fonksiyonları ile denge arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma yaşlı bireylerin üst ekstremite fonksiyonları ile dengeleri arasında herhangi bir ilişki olup olmadığını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya yaş ortalaması 69,10 ± 4,20 yıl olan 80 gönüllü birey dahil edilmiştir. Bireylerin fiziksel ve sosyodemografik bilgileri ile tanımlayıcı özellikleri kaydedilmiştir. Bilişsel fonksiyonları Mini Mental Durum Testi; üst ekstremite fonksiyonları Jamar El Dinamometresi, 9 Delikli Peg Testi (9-DPT), Purdue Pegboard Testi ve Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi (JTEFT); dengeleri Berg Denge Ölçeği (BDÖ), Tinetti Denge Testi (TDT), Tek Ayak Üzerinde Durma Testi (TAÜDT) ve Biodex Denge Sistemi (BDS) ile değerlendirilmiştir. Yaşam kalitesi ise Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Yaşlı Modülü (WHOQOL-OLD) kullanılarak belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre sağ taraf kavrama kuvveti ile denge testleri arasında yalnızca BDS Anteroposterior Statik Denge Sonucu (APSDS) hariç ve sol taraf kavrama kuvveti ile BDS dinamik ölçümlerin tümü ile anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin 9-DPT ve Purdue Pegboard Testi sonuçları ile BDÖ, TDT ve TAÜDT ölçüm sonuçları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin 9-DPT sağ taraf takma puanları ile tüm BDS sonuçları, sağ taraf çıkarma puanları ile Mediolateral Statik Denge Sonucu (MLSDS) ve Overall Stability Dinamik Denge Sonucu (OSDDS) arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). 9-DPT sol taraf takma puanları ile BDS sonuçları arasında anteroposterior ölçümler hariç diğer ölçümler ile anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). 9-DPT sol taraf çıkarma puanları ile BDS sonuçlarından yalnızca OSDDS ile anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin Purdue Pegboard Test 2 puanları ile BDS arasında yalnızca anteroposterior sonuçlar hariç anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Purdue Pegboard Testi 3 puanları ile BDS arasında yalnızca OSDDS ve Mediolateral Dinamik Denge Sonucu (MLDDS) arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Purdue Pegboard Testi 4 puanları ile BDS arasında APSDS hariç anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Purdue Pegboard Test 5 puanları ile BDS arasında yalnızca dinamik ölçümler ile anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin sağ taraf JTEFT 1 puanı ile BDÖ arasında ve sağ taraf JTEFT 4 ile sağ taraf TAÜDT sonucu hariç tüm BDÖ, TDT ve TAÜDT sonuçları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). JTEFT 1 sonuçları ile BDS arasında yalnızca statik ölçümler ile anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). JTEFT 2 sonuçları ile BDS arasında sağ taraf ile Overall Stability Statik Denge Sonucu (OSSDS) ve APSDS ile ve sol taraf ile tüm statik sonuçlar arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). JTEFT 3 sonuçları ile BDS arasında sağ tarafta yalnızca APSDS hariç anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sol tarafta ise APDDS ve MLDDS ile anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin sağ taraf JTEFT 4 puanı ile BDS sonuçları arasında APSDS hariç anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sol taraf JTEFT 4 puanı ile BDS sonuçları arasında OSSDS, APSDS ve OSDDS hariç anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sağ taraf JTEFT 5 puanı ile BDS arasında OSDDS hariç anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sol taraf JTEFT 5 puanı ile BDS sonuçları arasında MLSDS ve OSDDS hariç anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sağ taraf JTEFT 6 puanı ile BDS sonuçları arasında OSSDS ve MLSDS ile anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sol taraf JTEFT 6 puanı ile BDS sonuçları arasında OSSDS, MLSDS ve MLDDS ile anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sol taraf JTEFT 7 puanı ile BDS arasında MLSDS ile anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca bireylerin üst ekstremite fonksiyonları ile yaşam kalitesi arasında anlamlı ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Elde ettiğimiz bu sonuçlar doğrultusunda yaşlı bireylerin üst ekstremite fonksiyonlarının dengelerini etkileyen önemli bir faktör olduğu bulunmuştur.

DengeGeriatriPostural denge+2
Elmas Doğan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı genç yetişkinlerde postural kontrolün belirlenmesinde üst ekstremite ile ilişkili faktörler

Giriş ve Amaç: Postüral kontrol, uzayda vücut pozisyonunun kontrol edilebilmesi için birçok sistem ve yapının içerisinde yer aldığı karmaşık etkileşimlerin bir çıktısıdır. Hareketin sağlanması ve sürdürülmesinde uygun bir postüral kontrolün olması gereklidir. Bu nedenle üst ekstremite hareketlerinin yerine getirilmesinde postüral kontrol gereklidir. Her ne kadar postüral kontrolün sağlanmasının hareket için önemi bilinse de üst ekstremite becerisi ile ilişkisi bilinmemektedir. Çalışmamızın amacı, sağlıklı genç erişkinlerde postüral kontrolün belirlenmesinde üst ekstremite ile ilişkili faktörlerin incelenmesidir. Yöntem: Çalışma kesitsel bir çalışma olarak planlandı. Çalışmaya Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu'nda öğrenim gören 68 öğrenci dâhil edildi. Katılımcıların statik ve dinamik postüral stabilite ölçümleri elektronik bir denge cihazı (Biodex denge sistemi) yardımı ile yapıldı. Katılımcıların üst ekstremite performans parametreleri Dokuz Delikli Peg Testi (9DPT), Altı Dakika Pegboard Ring Testi (6PBRT), Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilizasyon Testi (KKZÜ), Kassal Endurans Testi, Sağlık Topu Fırlatma Testi (STFT) ve Üst Ekstremite Esneklik Testleri ile değerlendirildi. Bağımsız değişkenlerin birbiri ile olan ilişkisi Pearson Korelasyon analizi ile değerlendirildi. Postüral kontrolün bağımsız belirleyicilerinin tespit edilmesinde Çoklu Doğrusal Regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya 30 erkek ve 38 kadın olmak üzere toplam 68 kişi katıldı. Katılımcıların yaş ortalaması 21,19 (1,56) yıldı. Analiz sonucunda statik genel stabilite indeksinin bağımsız belirleyicisi olarak %11 varyansla 6PBRT bulundu (p<0.05). Statik anterior-posterior stabilite indeksinin bağımsız belirleyicisi olarak %5,3 varyansla 9DPT bulundu (p<0.05). Statik medial-lateral stabilite indeksinin bağımsız belirleyicisi olarak %16,5 varyansla 6PBRT (skor) ve STFT (m) bulundu (p<0.05). Dinamik stabilite indeksleri (toplam, ön-arka ve medial- lateral salınımlar) ile üst ekstremite fonksiyonel parametreleri arasinda anlamlı ilişki yoktu (p>0.05). Sonuç: Çalışma sonucunda sağlıklı genç erişkinlerde üst ekstremite fonksiyonlarının statik postüral kontrolün bir belirleyicisi olduğu bulundu. Çalışmamızın üst ekstremite fonksiyonları ve postüral stabilizasyon üzerine yapılacak ileriki çalışmalara temel olacağını düşünmekteyiz.

DuruşGenç yetişkinlerPostural denge+2
Muhammed İhsan Kodak
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı Lig kategorilerinde oynayan hentbolcuların bacak hacim ve kütleleri ile üst ekstremite kas kuvveti arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, farklı liglerde oynayan hentbolcularda bacak hacim ve kütleleri ile üst ekstremite kas kuvveti arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmada ölçümler sonunda elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Bu araştırmaya, Türkiye Hentbol Federasyonu Süper Lig Erkekler liginde oynayan Tokat Gençlik Spor Kulübü'nden 14 gönüllü erkek sporcu (yaş: 24,07±6,74 yıl, boy:179,43±27,95 cm, kilo: 90,71±16,18 kg), 1. Lig Erkekler A Grubundaki Mihalıççık Spor Kulübü'nden 12 gönüllü erkek sporcu (yaş: 23,83±4,15 yıl, boy: 181,83±6,21 cm, kilo: 84,00±10,86 kg) ve 2. Lig Erkekler D Grubundaki Mersin İdmanyurdu Hentbol Spor Kulübü'nden 10 gönüllü erkek sporcu (yaş: 23,60±4,55 yıl, boy:183,60±7,82 cm, kilo: 86,80±14,70 kg) olmak üzere toplam 36 gönüllü erkek sporcu katılmıştır. Araştırmaya katılan takımların gruplar arası yaş, vücut ağırlığı, boy, el pençe kuvveti, lateral parmak kuvveti, parmak ucu kuvveti, palmar parmak kuvveti, omuz genişliği, omuz esnekliği ve bel çevresi, uyluk hacmi, baldır hacmi, ayak hacmi ve bacak hacmi toplamı, uyluk kütle, baldır kütle, ayak kütle ve bacak kütle toplamı değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). 2. lig takımının, bacak hacmi toplamı ve el pençe kuvveti ile omuz genişliği arasında pozitif yüksek (p<0.05), bacak kütle toplamı ve el pençe kuvveti ile omuz genişliği arasında pozitif yüksek (p<0.05), 1. lig takımının bacak kütle toplamı ve omuz genişliği arasında pozitif yüksek (p<0.01), baldır kütle ve parmak ucu kuvveti arasında pozitif orta (p<0.05); Süper lig takımının, ayak hacmi ve lateral parmak kuvveti arasında pozitif orta (p<0.05), ayak kütle ve el pençe kuvveti arasında pozitif orta (p<0.05), uyluk hacmi ve el pençe kuvveti arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, araştırmaya katılan takımların gruplar arası tüm değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Süper lig, 1. lig ve 2. liglerdeki takımlara ait değişkenlerin bacak hacim ve bacak kütle değişkenleri ile üst ekstremite kas kuvveti arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Anahtar kelimeler: Hentbol, bacak kütle, bacak hacim, el pençe kuvveti, parmak kuvveti.

Alt ekstremiteBacakEkstremiteler+6
Mert Armut
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of extracorporeal shock wave therapy (ESWT) on spasticity and upper limb functionality in stroke patients

Spasticity is a sign or symptom of a stroke, and it can last for days or even months. Studies show that spasticity affects about 38% of people who have had a stroke. People who have had a stroke can use Extracorporeal shockwave therapy to help with spasticity, pain, and improving the way their upper limbs work. Extracorporeal shockwave therapy (ESWT) is a series of single sonic pulses with high peak pressure (100 MPa), fast pressure rise (10 ns), and short duration (10 ls) that are sent to the target area by a generator and have an energy density of between 0.003 and 0.89 mJ/mm2. Radial ESWT (rESWT) has low to medium energy, a lower peak pressure (0.1 MPa), a longer rise time (50 ls), and lasts longer than focused ESWT (200–2000 ls). In Iraq, the Wasit Disabled Rehabilitation Center has 48 patients. The people who signed up were split into two groups, A and B. Each group had 24 people. In Group A, which used conventional physiotherapy, there were 20 men and 4 women. Group B used rESWT along with conventional therapy (16 men and 8 women). As ways to measure the outcome, we use the Modified Ashowrth Scale (MAS) score, the Fugl-Meyer Assessment-Upper Extremity (FMA-UE), and the Range of Motion. In statistical analysis, there were significant improvement in both groups of patients whom treated with ESWT and without ESWT in FMA-UE. P˂0.001. It is found that ESWT has no effect on spasticity and upper extremity functionality in stroke patients. Keywords: Stroke, Spasticity, Upper limb function, Extracorporeal Shock Wave Therapy, Fugl Meyer Assessment, Range of Motion.

ESWTRange of motion-articularFunctional competency+4
Salam Khlaıf Jaber Alaasemı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnmeli hastalarda üst ekstremite duyu ve motor problemlerle yaşam kalitesi, günlük yaşam aktiviteleri ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, inmeli hastalarda üst ekstremite duyu ve motor problemleri ile yaşam kalitesi, depresyon ve günlük yaşam aktiviteleri üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmaya Filistin Ahliye Üniversitesi (P.A.Ü) Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi'nde tedavi gören inme tanısı almış, üst ekstremite duyu ve motor problemleri olan 33 gönüllü hasta alındı. Hastaların sosyodemografik bilgileri kaydedildi. Ayrıca, hastaların kas tonusunun değerlendirilmek için Modifiye Ashworth Ölçeği (MAÖ), üst ekstremite duyusu için Nottingham Duyusal Değerlendirme (NDD) ölçeği, üst ekstremite motor fonksiyonlari için Fugl-Meyer Üst Ekstremite Ölçeği (FMUE), temel günlük yaşam aktiviteleri için Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) ,yaşam kalitesi için SF-36 Sağlık Araştırması (SF 36), depresyon için Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) kullanıldı. İnme hastalarında üst ekstremite duyu ve motor problemleri grubunda, üst ekstremite motor problemleri ve depresyon (p= <0,001), yaşam kalitesi (p= <0,001) ve günlük yaşam aktiviteleri (p= <0,001) arasında anlamlı ilişki bulundu. Öte yandan üst ekstremite duyu problemleri ve yaşam kalitesi (p= 0,210), depresyon (p= 0,197) ve günlük yaşam aktiviteleri (p= 0,142) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Üst ekstremite motor problemlerle ile depresyon, yaşam kalitesi ve günlük yaşam aktiviteleri arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca üst ekstremite duyu sorunları ile yaşam kalitesi, depresyon ve günlük yaşam aktiviteleri arasında zayıf bir korelasyon olduğunu göstermektedir.

DepresyonGünlük yaşam aktiviteleriHemipleji+4
Amanı Nıtham Anabtawı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hemiplejik üst ekstremitede izokinetik egzersizin etkinliği

Amaç: Bu çalışmanın amacı inme sonrası hemipleji hastalarında izokinetik güçlendirme egzersizinin ön kol kaslarına olan etkisinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: İnme sonrası en az 6 aylık süreyi dolduran, üst ekstremite ve el Brunnstrom motor iyileşme evresi ≥ 3 olan hemiplejik hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastalar iki gruba randomize edildi. İzokinetik egzersiz grubuna 4 hafta süreyle haftada 3 gün izokinetik güçlendirme eğitimi; kontrol grubuna 4 hafta süre ile haftada 3 gün egzersiz bandı ile güçlendirme egzersizleri verildi. Klinik ve izokinetik ölçütler tedavi önesi, tedavi bitimi (4. hafta) ve 8. haftada değerlendirildi. Takip ölçütü olarak, izokinetik pik tork değeri, Fugl-Meyer Üst Ekstremite Motor Skalası, İnme Etki Ölçeği (İEÖ), Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH), pik izometrik kas kuvveti, el kavrama kuvveti kullanıldı Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 24 hastanın (7 kadın, 17 erkek) yaş ortalaması 54,3±16,0 idi. İzokinetik grupta (n=12), el bilek ekstansörlerine ait tüm pik tork değerlerinde ve İEÖ'nün 3 alt birimi hariç (hafıza-düşünme, iletişim ve sosyal katılım) tüm klinik parametrelerde anlamlı iyileşme gözlendi. Tedavi sonunda (4. hafta) izokinetik grupta meydana gelen ekstansör pik izometrik kas kuvvetindeki (p=0,007) ve 60°/sn açısal hızda ölçülen pik torktaki değişim (p=0,007), kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak daha fazlaydı. Sekizinci haftada ise, DASH skorundaki iyileşmenin izokinetik grupta kontrol grubuna göre daha fazla olduğu saptandı (p=0,014). Sonuç: İzokinetik güçlendirme egzersizi hemiplejik üst ekstremitede ön kol kaslarını güçlendirmede etkin bir tedavi metodudur. İzokinetik güçlendirme ile, kronik inme vakalarında, üst ekstremite motor ve fonksiyonel parametrelerinde iyileşme sağlanabilir. Anahtar Sözcükler: Egzersiz, hemipleji, inme, izokinetik, rehabilitasyon.

EgzersizFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+4
Karım Karımov
Çukurova University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı enstrüman çalan müzisyenlerde vücut farkındalığı ve üst ekstremite fonksiyonlarının incelenmesi

ÖZEL, Y. Farklı Enstrüman Çalan Müzisyenlerde Vücut Farkındalığı ve Üst Ekstremite Fonksiyonlarının İncelenmesi. Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018. Çalışmamız farklı enstrüman çalan müzisyenlerde vücut farkındalığı ve üst ükstremite fonksiyonlarının incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmaya, 16-39 yaş arasında en az 3 yıldır enstrüman çalan, 34 üflemeli, 93 telli ve 59 yaylı olmak üzere toplam 186 birey dahil edildi. Üst ekstremite fonksiyonları olarak el becerisi ve el kavrama kuvveti değerlendirildi. El becerisinin değerlendirilmesinde dokuz delikli peg testi (9DPT), el kavrama kuvvetinin (EKK) değerlendirilmesinde ise jamar dinamometresi kullanıldı. Tüm bireylere vücut farkındalığı ve Quick- dash anketi yapıldı. Enstrüman tipine göre üst ekstremite fonksiyonları ve vücut farkındalıkları karşılaştırıldı. Vücut farkındalığı açısından bireylere bakıldığında, en yüksek vücut farkındalığının yaylı enstrüman kullananlarda olduğu görüldü (p<0.05). El becerisi, kavrama kuvveti ve Quick- dash değerleri yönünden enstrüman gruplarının benzer olduğu gözlendi (p>0.05). Cinsiyete göre bireyler karşılaştırıldığında, kadınların vücut kütle indeksi (VKİ), 9DP-sağ, 9DP-sol EKK-sol ve EKK-sağ değerlerinin erkeklere göre daha düşük olduğu belirlendi (p<0.05) . Bireylerde yaş ile ilişkili olabileceği düşünülen parametrelere bakıldığında, yaş arttıkça kavrama kuvveti ve vücut farkındalığının arttığı (p<0.05) gözlendi. Profesyonel enstrüman kullanmanın üst ekstremite fonksiyonları ve vücut farkındalığı üzerine pozitif etkileri olduğu görülen çalışmamızda, kullanılan ekipman ve ölçeklerin klinik değerlendirme açısından bir referans olabileceği düşünüldü. Konuyla ilgili yeni değerlendirme parametrelerin geliştirilmesinin uygun olacağı, bu durumun enstrüman çalan bireylerde ileride oluşabilecek yaralanmaların önlenmesi açısından önemli olacağı görüşündeyiz.

Beden imajıElFarkındalık+5
Yalçın Özel
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diş hekimleri ve diş hekimliği öğrencilerinin ağrılı üst ekstremite kas iskelet sistemi problemlerinde germe ve gevşeme egzersizlerinin etkisinin araştırılması

Mustafa Rıdvan CEYLAN, Diş hekimleri ve diş hekimliği öğrencilerinin ağrılı üst ekstremite kas iskelet sistemi problemlerinde germe ve gevşeme egzersizlerinin etkisinin araştırılması, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Tezli Yüksek Lisans Programı, Gaziantep, 2019. Bu çalışma, diş hekimlerinde ve diş hekimliği öğrencilerinde üst ekstremite germe ve gevşeme egzersizlerinin etkisini araştırmak için yapıldı. Çalışmaya 54 diş hekimliği öğrencisi, 47 diş hekimi dahil edildi. Diş hekimleri 1-4 yıllık mesleki tecrübeye sahip diş hekimleri ve 4 yıldan fazla mesleki tecrübeye sahip diş hekimleri olarak; diş hekimliği öğrencileri ise 1. Sınıf lisans öğrencileri ve 4. Sınıf lisans öğrencileri olarak gruplara ayrıldı. Katılımcılara basılı materyal ile ev egzersiz programı planlanlandı. Katılımcıların; demografik özellikleri, fiziksel aktivite alışkanlıkları, ağrı düzeyleri ve kas iskelet problemlerinin dereceleri 6 haftalık egzersiz programı öncesi ve sonrası değerlendirilerek kaydedildi. Ağrının lokalizasyonu, özelliği, zamanla ağrının ilişkisi ve ağrının şiddetini ölçmek amacıyla Mc Gıll - Melzack (MPQ) ağrı anketi, kas iskelet sistemi değerlendirmesi için Nordic Kas İskelet Sistemi Anketi, Fiziksel aktivite seviyesinin belirlenmesi için ise Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi kullanıldı. Katılımcılara 6 hafta boyunca 1 set 10 tekrar şeklinde üst ekstremite germe ve gevşeme egzersizleri yaptırıldı. Çalışmanın sonucunda ağrı yönünden tedavi öncesi ve tedavi sonrası karşılaştırıldığında ağrının azaldığı, ağrının iş yapmaya engel oluşturma durumunun azaldığı, fiziksel aktivitenin arttığı bulundu (p<0.5). Gruplar karşılaştırıldığında ise 4. Sınıf lisans öğrencilerinin diğer gruplara göre ağrı düzeyinin daha düşük oranda düştüğü gözlendi (p>0.5). Sonuç olarak, diş hekimlerinde üst ekstremite germe ve gevşeme egzersizlerinin, ağrı ve kas iskelet sistemi problemleri üzerinde azaltıcı etkisi, fiziksel aktivite düzeyinde artıcı etkisi olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Diş Hekimleri, Kas İskelet Ağrısı, Kas Germe Egzersizleri, McGill Ağrı Anketi.

AnketlerAğrıDiş hekimleri+7
Mustafa Rıdvan Ceylan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ekstremite ampütasyonlarında anestezi uygulamaları

Amaç: Kliniğimizde uygulanan ampütasyon cerrahilerinin anestezi uygulamalarını ve postoperatif komplikasyonları incelemeyi ve elde ettiğimiz veriler ile ampütasyon cerrahilerinin anestezi yönetimini iyileştirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız kapsamında 2011-2018 yıllarında kliniğimizde üst ve alt ekstremite ampütasyon cerrahisi geçiren 538 hastanın verileri hastane bilgi yönetim sistemi ve dosya üzerinden taranarak gerekli veriler kaydedilmiştir. Kaydedilen veriler şu şekildedir; hastaya ait demografik veriler, cerrahi tanı ve uygulanan ameliyat, intraoperatif veriler, preoperatif laboratuar değerleri, ek hastalıklar, perioperatif komplikasyonlar, taburculuk ve eksitus süreleri. Bulgular: Ampütasyon cerrahisi geçiren 538 hastanın %73,2'si erkektir. %47'si ASA III ve üzeri hastalardan oluşmaktadır. Hastaların ortalama yaşı ve kilosu sırasıyla 55,55±19,08 yıl ve 72,74±15,44 kg'dır. Hastaların tam olarak yarısına genel anestezi uygulanmıştır. Hastaların %50,7'si diyabet nedeniyle, %19'ı iskemik nedenlerle ve %16,2'si travma nedeniyle ampütasyon cerrahisi geçirmiştir. Hastaların %68,5'inin yandaş hastalığı vardır ve en sık görülen ek hastalık %62 ile diabetes mellitüstür. %7,8 hastaya cerrahi sırasında transfüzyon uygulanmıştır. Hastaların %32,9'unda perioperatif komplikasyon görülmüştür. İntraoperatif en çok görülen komplikasyon %30,5 ile hipotansiyon ve kanamadır. Postoperatif en çok görülen komplikasyonu ise %22,5 ile yara yeri komplikasyonları oluşturmaktadır. ASA skoru ve yaş arttıkça komplikasyon ihtimali artmakla beraber cinsiyet ve sigara kullanımı komplikasyon riskini etkilememektedir. Cerrahi endikasyon komplikasyon riskini artırmamaktadır. Genel anestezi geçiren hastalarda istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla komplikasyon gözlenmektedir (p<0,05). Ek hastalık mevcudiyeti komplikasyon riskini etkilememektedir (p>0,05). Sonuç: Çalışma sonucunda elde ettiğimiz verilere göre genel anestezi uygulanan ampütasyon hastalarında daha fazla postoperatif yoğun bakım ihtiyacı, exitus oranı ve perioperatif komplikasyon gözlenmekte ve hastane yatış süreleri uzamaktadır. Tekrarlayan cerrahiler geçiren hastalarda perioperatif komplikasyon daha sık gözlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Alt, Ampütasyon, Anesteziyoloji, Ekstremite, Üst

Alt ekstremiteAmpütasyonAnestezi+3
Aykut Şenel
Çukurova University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tekerlekli sandalye kullananlarda üst ekstremite ve skapular kasları kuvvetlendirme egzersizlerinin baş, boyun ve omuz postürü, fonksiyonel kapasite ve yorgunluğa etkisinin incelenmesi.

Bu çalışma, tekerlekli sandalye kullananlarda üst ekstremite ve skapular kasları kuvvetlendirme egzersizlerinin baş, boyun ve omuz postürü, fonksiyonel kapasite ve yorgunluğa etkisinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışma Hatay ilinin Reyhanlı ilçesinde bulunan bir özel fizik tedavi merkezinde yürütüldü. Çalışmamıza spinal kord yaralanmaları T6-T12 seviyelerinde, 20-35 yaş aralığında olan, savaş mağduru 24 gönüllü erkek hasta dahil edildi. Bireyler basit rastgele yöntemlerle iki gruba ayrıldı. Klasik eğitim grubu hastalarına (n=12) üst ekstremite kuvvetlendirme egzersizleri ve çalışma grubu (n=12) hastalarına üst ekstremite egzersizlerine ek olarak skapular kuvvetlendirme egzersizleri verildi. Egzersizler 4 hafta boyunca, haftada 3 gün olmak üzere uygulandı. Çalışmanın başında bireylerin demografik bilgileri alınarak baş, boyun ve omuz postür ölçümleri, kas kuvveti ve el kavrama kuvveti ölçümleri, Tekerlekli Sandalye Kullananlarda Omuz Ağrı İndeksi (TSKOAİ), Boyun Özürlülük İndeksi (BÖİ) değerlendirmeleri yapıldı. Ayrıca yorgunluk düzeyi Yorgunluk Siddet Ölçeği (YŞÖ) ile, fonksiyonellik düzeyleri Fonksiyonel Bağımsızlık Düzeyi Ölçeği (FBD) ile, uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) ile, depresyon düzeyi Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile ve yaşam kalitesi Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği (DSÖ-YK)-kısa formu ile değerlendirildi. Değerlendirmeler 4 haftalık egzersiz eğitimi sonunda tekrarlandı ve sonuçlar uygun istatistik programı ile analiz edildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, çalışma grubunda boyun ve omuz posturünde düzelme, kassal kuvvet değerlerinde artış, omuz ağrı, boyun özürlülük ve yorgunluk şiddet düzeylerinde anlamlı düşüş olduğu görüldü (p<0.05). Ayrıca fonksiyonel bağımsızlık ve yaşam kalitesi skorları eğitim sonrası çalışma grubunda gelişme gösterdiği görüldü (p<0.05). Uyku kalitesi ve depresyonda ise anlamlı bir fark bulunamadı (p>0.05). Sonuç olarak, üst ekstremite kuvvetlendirme egzersizlerine ek olarak uygulanan skapular kaslara kuvvetlendirme egzersizlerinin, boyun ve omuz posturünde, kassal kuvvet değerlerinde, omuz ağrı, boyun özürlülük, yorgunluk şiddet düzeylerinde, fonksiyonel bağımsızlık ve yaşam kalitesi skorları sadece üst ekstremite egzersizlerinin uygulanmasına göre daha etkili olduğu bulundu.

BoyunDuruşKafa+7
Alı Hassan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lenfödem sonrası adeziv kapsülit gelişen meme kanserli hastalarda kompleks dekonjestif terapi uygulamalarının ağrı ve üst ekstremite fonksiyonuna etkilerinin araştırılması

Çalışmada lenfödem sonrası adeziv kapsülit gelişen meme kanserli hastalarda kompleks dekonjestif terapi (KDT) uygulamalarının üst ekstremite fonksiyonlarına etkisinin araştırılması amaçlandı. Çalışmaya yaşları 30-60 yaş arasında değişen lenfödeme bağlı adeziv kapsülit gelişen 30 hasta dahil edildi. Bireyler rastgele kontrollü çalışma yöntemi ile çalışma (n=15) ve kontrol (n=15) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Her iki gruba 3 hafta süre ile haftada 5 gün Biodex izokinetik egzersiz sistemi ile 20 dk egzersiz, omuz eklemine hot pack ve TENS uygulaması yapıldı. Çalışma grubundaki hastalara adeziv kapsülit tedavisinin yanı sıra 45 dk süresince kompleks dekonjestif terapi seansı yapıldı. Tüm bireylerin tedavi öncesi ve tedavi sonrası değerlendirmeleri yapıldı. Ağrı değerlendirmesi Görsel analog skala (VAS) ile, ödem değerlendirmesi çevre ve volümetrik ölçüm ile, üst ekstremite fonksiyonel durumları Kol, omuz ve el sorunları anketi (DASH) ile değerlendirildi. Ayrıca tedavi öncesi ve sonrası omuz eklem hareket açıklığı değerleri kaydedildi. Tedavi öncesi ve sonrası gruplar kendi içinde değerlendirildiğinde her iki gruptaki hastaların ağrı (p<0.05), omuz eklem hareket açıklığı (p<0.05) ve üst ekstremite fonksiyonel durumunda iyileşme olduğu görüldü (p<0.001). Çevre ve volümetrik ölçümler incelendiğinde tedavi öncesine kıyasla çalışma grubunda bulunan bireylerin çevre ve volümetrik ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı azalma olduğu (p<0.05); kontrol grubunda bulunan bireylerin ölçümlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı tespit edildi (p>0.05). Çalışmadan elde veriler incelendiğinde lenfödeme bağlı adeziv kapsülit gelişen meme kanserli hastalarda kompleks dekonjestif terapi uygulamalarının özellikle lenfödemin azaltılmasında etkin olduğu görüldü. Sonuç olarak hastalara rutin fizyoterapiye ek olarak KDT'nin tedavi programına eklenmesinin fayda sağlayacağını düşünmekteyiz.

AğrıEklem hareket açıklığıEklemler+6
Konca Kaya Tatar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Otozomal resesif geçiş gösteren herediter ataksili hastalarda fonksiyonel gövde eğitiminin gövde kontrolü ve üst ekstremite fonksiyonlarına etkisi

Bu çalışma, otozomal resesif geçiş gösteren herediter ataksili hastalarda fonksiyonel gövde eğitiminin gövde kontrolü, gövde salınımı ve üst ekstremite fonksiyonlarına olan etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya katılan 20 hasta tedavi ve kontrol grubu olmak üzere 10'ar kişilik 2 gruba ayrıldı. Kontrol grubundaki hastalara gövde stabilizasyon ve denge egzersizlerinden oluşan rehabilitasyon programı, tedavi grubuna ise ek olarak Nörogelişimsel Tedavi prensiplerine uygun, gövde kaslarını aktive etmeye yönelik rehabilitasyon programı uygulandı. Tedavi grubuna haftada iki gün gövde stabilizasyon-denge ve bir gün fonksiyonel gövde eğitimi, kontrol grubuna haftada üç gün gövde stabilizasyon-denge eğitimi toplam 8 hafta verildi. Çalışma başlangıcında her iki grupta ataksi şiddeti Uluslararası Ataksi Oranlama Ölçeği, gövde kontrolü Gövde Bozukluk Ölçeği ve Fonksiyonel Uzanma testi, gövde salınımları Microgate Gyko, üst ekstremite fonksiyonları 9 Dokuz Delikli Peg Testi ve Kol, Omuz ve El Sorunları Hızlı Anketi, yaşam kalitesi Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği ve fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği ile değerlendirildi. Tedavi grubunda gövde kontrolünde iyileşme, üst ekstremite fonksiyonlarında artma ve gövde salınımlarında azalma görüldü (p<0,05). Gövde kontrolü, üst ekstremite fonksiyonları ve gövde salınımları açısından incelediğinde gruplar arasında fark bulunmadı (p>0,05). Tedavi grubunda her iki üst ekstremite performansında artış görülürken, kontrol grubunda sadece dominant üst ekstremitede artış görüldü (p<0,05). Tedavi grubunun gövde dinamik dengesinde AP ve ML yönünde iyileşme görülürken, kontrol grubunda sadece AP yönünde iyileşme görüldü (p<0,05). Gövde salınımları tedavi grubunda ML yönünde, kontrol grubunda AP yönünde iyileşme gösterdi (p<0,05). Fonksiyonel gövde eğitiminin non dominant üst ekstremite performansını, gövdenin ML yönünde dinamik dengesini ve salınımını iyileştirmek için daha etkili bir yöntem olduğu belirlendi. Fonksiyonel gövde eğitimi atakside üst ekstremite fonksiyonları, gövde kontrolü ve salınımlarında iyileşme sağlamak için destekleyici bir tedavi yöntemi olarak kullanılabilir.

AtaksiBeden stabilizasyonuEgzersiz+4
Sedat Yiğit
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hemiplejik hastalarda uzaktan video takipli egzersiz programının üst ekstremite fonksiyonları ve günlük yaşam aktivitelerine etkisi

Çalışmanın amacı uzaktan video takipli olarak uygulanacak egzersizlerin kronik hemiplejik hastalarda üst ekstremite fonksiyonlarına ve günlük yaşam aktiviteleri üzerine etkinliğinin araştırılmasıdır. Çalışmaya kronik hemiplejik 40 kişi alındı. Bu çalışmada hastalar basit randomizasyon yöntemi ile 2 gruba ayrıldı ve her grupta 20 kişi yer aldı. Grup 1 için üst ekstremite ve alt ekstremite kuvvetlendirme egzersizlerini içeren haftada üç gün 45-60 dakika 10 tekrar olmak üzere uzaktan video takipli egzersiz yöntemiyle tedavi öncesi ve sonrası değerlendirilerek 8 haftalık tedavi yapıldı. Grup 2 için aynı egzersizler klinik ortamda fizyoterapist eşliğinde olacak şekilde yapıldı. Uzaktan video takipli egzersiz grubu (Grup 1) ve egzersiz grubu (Grup 2) olarak ayrılan hastaların başlangıç ve 8. haftada değerlendirmeleri yapıldı. Bireylerin sosyodemografik bilgileri Sosyo-Demografik Form ile değerlendirildi. Vital bulguları takip etmek amacıyla Pulse Oksimetre ile Kalp atım Hızı (KH) değerleri ve Oksijen saturasyonu (SaO2) ölçüldü. Üst ekstremite spastisite değerlendirmesi için Modifiye Ashworth Skalası kullanıldı. Üst ekstremite fonksiyonelliğini değerlendirmek için Wolf Motor Fonksiyon Testi kullanıldı. Günlük yaşam aktivitelerini (GYA) değerlendirmek için Barthel GYA İndeksi kullanıldı. Motor iyileşme düzeyini değerlendirmek için Brunnstrom Evreleme Anketi kullanıldı. Tedavi yönteminin hasta açısından memnuniyetini değerlendirmek için Tedavi Memnuniyeti Sorgulama Anketi kullanıldı. Bulgular incelendiğinde günlük yaşam aktiviteleri, fonksiyonellik parametrelerinde her iki grup da artış olurken spastisite düzeylerinde azalma gözlendi (p<0,05). Elin kavrama gücü Grup 2 de arttı (p<0.05). Her iki grupta da SaO2 ve kalp hızı değerlerinde benzerlik görüldü (p>0,05). Sonuç olarak kronik hemiplejik hastalarda Telerehabilitasyon, günlük yaşam aktivitelerini, üst ekstremite fonksiyonelliğini artırırken ve spastisite düzeylerini azalttığı görüldü. Bu çalışma Telerehabilitasyon' un, inme rehabilitasyonunda rehabilitasyon programlarına alternatif bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceğini göstermiştir.

EgzersizHemiplejiTelerehabilitasyon+3
Hacer Karakurt
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Diyabetik bireylerde üst ekstremiteye yönelik geliştirilen fizyoterapi programının el becerisi, propriosepsiyon ve fonksiyonelliğe etkisi

Bu çalışmanın amacı diyabetik bireylerde görülen üst ekstremite problemlerine yönelik oluşturulan fizyoterapi programının el becerisi, el bileği propriosepsiyonu ve üst ekstremite fonksiyoneliğine etkisinin incelenmesiydi. Çalışma randomize kontrollü olarak gerçekleştirildi. Araştırmaya 56 tip 2 diyabetli hasta (n=28 protokol, n=28 kontrol grubu) ve 19 sağlıklı birey dahil edildi. Değerlendirmeler 12 haftalık tedavi programının başında ve sonunda gerçekleştirildi. Ağrı değerlendirmesi 6. haftada tekrarlandı. Protokol grubuna diyabetik bireylere özgü geliştirilmiş fizyoterapi programı, kontrol grubuna ise aerobik ve kuvvetlendirme egzersizleri uygulandı. 9 Delikli Tahta Çivi Testi (9DTÇT) ile el becerisi, gonyometre ile el bileği eklem pozisyon hissi (EPH), Semmes-Weinstein Monofilaman Testi ile hafif dokunma duyusu, diskriminatör ile statik ve dinamik iki nokta ayrımı, Jamar Dinamometre ve pinçmetre ile kavrama kuvveti, MyotonPRO ile tenar ve hipotenar kasların viskoelastik özellikleri, Kol, Omuz ve El Sorunları Hızlı Anketi (Q-DASH) ve Michigan El Sonuç Anketi (MHQ) ile üst ekstremite fonksiyonelliği, Beck Depresyon Anketi ve Beck Anksiyete Anketi ile depresyon ve anksiyete düzeyi, Kısa Form-36 ile yaşam kalitesi, Görsel Analog Skalası, Numerik Ağrı Skalası, McGill Ağrı Anketi Kısa Formu ve Nöropatik Ağrı Anketi Kısa Formu ile ağrı değerlendirmesi yapıldı. 9DTÇT sonuçları sağlıklı grupta sağ ve sol el için protokol (p<0,001) ve kontrol grubundan (p<0,001) daha iyiydi. Tedavi sonrası 9DTÇT sonuçlarında protokol (p<0,001) ve kontrol grubunun (p<0,001) sağ ve sol el skorlarında iyileşme gözlendi. Sağ el bileği fleksiyonu EPH'de tedavi sonrası protokol grubunda kontrol grubundan daha iyiydi (p=0,027). Tedavi sonrası protokol ve kontrol grubunda Q-DASH, MHQ parametrelerinde iyileşme gözlendi (p<0,05). Geliştirilen fizyoterapi protokolünün el becerisi, EPH ve üst ekstremite fonksiyonelliğini iyileştirmede etkili olduğu ve diyabetli bireylerde rehabilitasyon programı olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı.

Diabetes mellitusEl becerisiFizyoterapi+2
Zeynep İrem Bulut
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üst ekstremitelere yönelik tıbbi tedavi girişimlerinin el kavrama gücüne etkisi

Yapılan birçok çalışmada hastaların el kavrama gücündeki azalma, acı, ağrı gibi faktörler araştırılmıştır. Bu çalışma ile İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi YBÜ'nde yatan bilinci açık, sözlü iletişim kurabilen hastaların üst ekstremitelerine yapılan tıbbi tedavi girişimlerin, hastaların el kavrama gücüne etkisi ölçülmüştür. Çalışmamız, gönüllü 105 hasta (33 kadın;72 erkek) ile yapılmıştır. Hastaların el kavrama güçleri Jamaar el dinamometrsi ile ölçülerek somut değerler kaydedilmiştir. Çalışmada kullanılan parametreler doğrultusunda elde edilen veriler hastaların yaş, boy uzunluğu, cinsiyet, solunum cihazı kullanım durumu, kas-kemik hastalıklarının bulunma durumu, evde bakım durumu gibi belirli parametreler arasında karşılaştırılmıştır. Araştırmada veri analizi SPSS 25.0(IBM SPSS Statistics 25) programı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler veri cinsine göre ± standart sapma (SD)ortanca(interquartile range=IQR=çeyrekler arası aralık)ve yüzde olarak ifade edilmiştir. Gruplar arasındaki karşılaştırmalar için veri testine göre Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. İstatistiksel analiz için SPSS 25.0(IBM SPSS Statistics25)programı kullanılmıştır. Yapılan testlerin sonucunda, YBÜ'de yatan hastalara uygulanılan tıbbi tedavi girişimlerinin sayısı arttıkça, hastaların el kavrama güçlerinin azaldığı istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.

CerrahiDinamometreEl kavrama kuvveti+4
Ayşegül Yılmaz
Düzce University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Otizmli çocuklarda uygulanan farklılıkla öğrenme egzersizlerinin denge ve üst ekstremite koordinasyonu üzerine etkisi

Araştırma otizmli çocuklarda uygulanan farklılıkla öğrenme egzersizlerinin denge ve üst ektsremite koordinasyonu üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan 8-16 yaş aralığındaki çocukların ailelerinin bilgisi dahilinde gönüllülük esası ile katılımları sağlanmıştır. Otizmli çocuklar çalışma grubu (n=12) ve kontrol grubu (n=12) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Çalışma grubuna 8 hafta boyunca, haftada 3 gün kendi eğitim programlarına ek olarak 1-1,5 saat farklılıkla öğrenme egzersizleri yaptırılmıştır. Kontrol grubuna ise kendi eğitim ve öğretim programı dışında herhangi bir ek egzersiz yaptırılmamıştır. 8 haftalık egzersiz programından önce ve 8 hafta sonuna Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testi - İkinci Basım (BOT-2) kullanılmıştır. Çalışmamızdan elde edilen veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Yapılan normallik testi sonuçlarına göre verilerin normal dağılmadığı belirlenmiştir. Buna göre grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon Testi, gruplar arası karşılaştırmalarda ise Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Ön ve son test sonuçlarına göre çalışma grubunun denge testi (p<0.002) ve üst ekstremite koordinasyon testi'nde (p<0.002) anlamlı farklılığa rastlanırken, kontrol grubunun denge testi (p>0.928) ve üst ekstremite koordinasyon testi'nde (p>0.118) anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Sonuç olarak otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda yapılan farklılıkla öğrenme egzersizlerinin motor gelişim üzerinde olumlu etkileri olduğu sonucuna varılmıştır.

Beden koordinasyonuDengeOtistik bozukluklar+5
Gürkan Sert
Düzce University · Institute of Health Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Donuk omuzlu hastalarda kinezyofobinin anksiyete, üst ekstremite dizabilitesi ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Donuk omuz (DO), glenohumeral eklem hareketlerinin her yönde aktif ve pasif olarak kısıtlandığı ağrılı bir omuz hastalığıdır. Tedavi edimediği takdirde çeşitli psikolojik hastalıklar ve özürlülüğe neden olabilir. Kinezyofobi; ağrılı veya tekrarlı yaralanma nedeniyle aşırı hassasiyet ve rahatsız edici histen kaynaklanan, fiziksel aktiviteye karşı gelişen korku olarak tanımlanır. Bu çalışmada DO tanılı hastalarda kinezyofobinin üst ekstremite dizabilitesi, anksiyete ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı polikliniğine Eylül 2020 – Mart 2021 tarihleri arasında başvuran; Klinik değerlendirme ve radyolojik tetkikler sonucunda 18-75 yaş arasında ve çalışmaya katılmayı kabul eden; DO tanısı almış, çalışmaya dahil edilme ve dışlama kriterlerine uygun 48 olgu hasta grubunda; omuz hastalığı bulunmayan çalışmaya dahil edilme ve dışlama kriterlerine uygun, 18-75 yaş arasında sağlıklı 40 olgu kontrol grubunda olmak üzere, toplam 88 olgu çalışmaya dahil edildi. Hastalarda ve kontrol grubunda kinezyofobiyi değerlendirmek için TAMPA ölçeği kullanıldı. Hasta grubunda anksiyeteyi değerlendirmek için Beck Anksiyete ölçeği; üst ekstremite dizabilitesini değerlendirmek için The Disabilities of The Arm, Shoulder and Hand (DASH)ölçeği; yaşam kalitesini değerlendirmek için de Short Form (SF)-36 kullanıldı. Hasta grubu ve kontrol grubu karşılaştırıldığında TAMPA ölçeği hasta grubunda anlamlı olarak saptandı. Korelasyon analizine göre hasta grubunda TAMPA ölçeği; Beck-Anksiyete ve DASH ölçekleriyle pozitif korelasyon gösterirken, SF36-Fiziksel fonksiyon, emosyonel rol güçlüğü ve sosyal işlevsellik ile negatif korelasyon saptandı. DO'lu hastalarda kinezyofobi, artmış anksiyete ve üst ekstremite dizabilitesinin yanında düşük yaşam kalitesiyle de ilişkili görülmektedir. Hareket kısıtlılığının uzaması ve iyileşmenin gecikmesinin nedenleri arasında yapısal bozukluklarla birlikte psikolojik faktörlerin de göz önünde bulunduruması gerekmektedir. Bu nedenle DO'lu hastalar tedavi amaçlı değerlendirildiğinde medikal ve fizik tedavi yanında psikolojik destek tedavilerinin de hastalara uygulanması faydalı olabilir.

AnksiyeteEngellilikHareket korkusu+4
Öznur Uysal Batmaz
Fırat University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Özel düzenlenmiş core egzersizlerin erkek lise öğrencilerinin üst ekstremite postür yapılarına etkisi

Yapılan bu çalışmanın amacı, core egzersizlerin genç bireylerde bazı fiziksel özelliklere ve üst ekstremite postür yapısına etkisini araştırmaktır. Çalışmaya Elazığ ilinde bir lisede öğrenim gören düzenli olarak spor yapmayan 16-18 yaş arası 30 erkek öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar rastgele şekilde denek grubu ve kontrol grubu olarak ikiye ayrılmıştır, her iki grupta 15 kişiden oluşturulmuştur. Oluşturulan gruplardan denek grubu 8 hafta süresince haftada 3 gün olmak üzere özel olarak düzenlenmiş core egzersizleri yapmıştır. Kontrol grubu ise her hangi bir çalışma yapmamış normal yaşantısına devam etmiştir. Oluşturulan denek ve kontrol gruplarının çalışma öncesinde ve sonrasında boy, kilo, vücut yağ oranı, beden kitle indeksi, bacak kuvveti, sırt kuvveti, esneklik , dört taraftan(önden,arkadan,sağdan ve soldan) üst ekstremite postür ölçümleri ve adams(öne eğilme) testi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar SPSS 22.0 istatistik programı ile Independent Samples T testi ve Paired Samples T testi kullanılarak ön test son test karşılaştırmaları ve iki grup arasındaki karşılaştırmalar P<0,05, p<0,01 anlamlılık düzeyine göre istatistiksel olarak yapılmıştır. Sonuç olarak ; core egzersizlerin 16-18 yaş arası erkek bireylerin bazı fiziksel özelliklerine ve üst ekstremite postür yapılarına olumlu yönde etki ettiği belirlenmiştir. Bu sonuçlar literatür araştırmaları ile desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Core , Postür , Egzersiz , Genç Birey , Üst Ekstremite.

DuruşEgzersizErgenler+4
Gürkan Tokgöz
Fırat University · Institute of Health Sciences
2017
00

Related subjects