Üst ekstremite
Bu konu başlığı altında 126 tez
Erişkinlerde vücut farkındalığı ile üst ekstremite becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma erişkinlerde vücut farkındalığı ile üst ekstremite becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde yaşayan 100 sağlıklı birey oluşturdu. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formundan elde edildi. Vücut farkındalığını değerlendirmek için Vücut Farkındalık Anketi (VFA), üst ekstemite becerisini değerlendirmek için O'Connor Parmak Beceri testi ve Kutu Blok Testi (KBT) kullanıldı. Testler dominant ve dominant olmayan tarafa yapıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shaphiro-Wilk Testi ile test edildi. Sayısal değişkenlerin 2 grupta karşılaştırılmasında Student t (normal dağılan değişkenler için) ve Mann Whitney U (normal dağılmayan değişkenler için) testleri kullanıldı. Sayısal değişkenlerin 2 den fazla grupta karşılaştırılmasında Tek yönlü Anova (normal dağılan değişkenler için) ve Kruskal Wallis-Dunn çoklu karşılaştırma normal dağılmayan değişkenler için) testleri kullanıldı. İstatistiksel analizlerde SPSS for windows version 24 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda VFA toplam puanı ile O'Connor parmak beceri testi ve KBT'nin dominant ve dominant olmayan ölçümleri arasında anlamlı bir fark bulunamadı (p>0,05). O'Connor parmak beceri testinin dominant ve dominant olmayan ölçümleri arasında anlamlı bir fark saptandı (p<0,05). KBT'nin dominant ve dominant olmayan ölçümleri arasında anlamlı bir fark saptandı (p<0,05). VFA toplam puanı ile yaş, cinsiyet, VKİ arasında anlamlı bir fark bulunamadı (p>0,05). Sonuç olarak; çalışmamızda vücut farkındalığı ile üst ekstremite becerisi arasında anlamlı bir fark bulunamadı. Bu konunun daha farklı parametrelerle araştırılması gerektiğini düşünmekteyiz.
Astımlı erişkinlerde üst ekstremite esneklik, endurans ve fonksiyonelliğin değerlendirilmesi
Bu çalışma, astım tanılı erişkin hastaların üst ekstremite esneklik, endurans ve fonksiyonelliklerini değerlendirmek ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Araştırmanın evrenini hastanenin Göğüs Hastalıkları Servisine başvurup astım tanısı alan hastalar oluşturdu. Çalışmaya astım tanılı 25 hasta ve 25 sağlıklı birey dahil edildi. Üst ekstremite esneklikleri, mezura ve gonyometre ölçümü ile, enduransları Eurofit Test Bataryası Disklere Dokunma Testi kullanılarak, fonskiyonellikleri ise Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) ile değerlendirildi. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda astım tanılı hastalar ile kontrol grubunun; demografik özellikleri benzerdi (p>0,05). Ancak astımlı grubunun VKİ değerleri kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). Astımlı hastaların %100'ünde ailede astım öyküsü tespit edildi (p<0,05). Astım tanılı hastaların üst esktremite esnekliklerinin kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha düşük olduğu tespit edildi (p<0,05). Üst ekstremite endurans değerlendirmesinde Eurofit Test Bataryası- Disklere Dokunma Testi kullanıldı. Test sonuçlarına göre astımlı grubun enduransının, kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulundu (p<0,05). Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) 'ne göre astımlı hastaların fonksiyonelliklerinin, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha zayıf olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak; astım tanılı hastaların üst ekstremite esneklik, endurans ve fonskiyonelliklerinin olumsuz yönde etkilendiği saptandı. Esneklik, endurans ve fonksiyonelliğin birbirini etkileyebileceği bilinmektedir. Dolayısıyla rehabilitasyon programlarında bu parametrelerin değerlendirilmesi ve programın ona göre düzenlenmesi programın başarısını arttıracaktır.
Hemiparetik ve diparetik serebral palsili çocuklarda somatoduyusal algı ve propriosepsiyonun üst ekstremite fonksiyonel becerilerine etkisi
Çalışmamızın amacı hemiparetik ve diparetik Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda somatoduyusal algı ve propriosepsiyonun üst ekstremite fonksiyonel becerilerine etkilerini belirlemektir. Çalışmaya yaş ortalamaları 10,71± 4,09 olan, GMFCS 1-2 ve 3 ile MACS 1-2-3 düzeyindeki 15 hemiparetik SP'li çocuk, 15 diparetik SP'li çocuk ve 15 sağlıklı çocuk (24 erkek/21 kız) dahil edildi. Tüm çocukların demografik bilgileri kaydedildi. Değerlendirmeler dominant ve nondominant üst ekstremitede yapıldı. Somatoduyusal algı SIPT'in alt parametreleri olan kinestezi, dokunma uyarısının lokalizasyonu, çift dokunma uyarısı lokalizasyonu, parmak tanıma ve sağ-sol ayırımı testleriyle değerlendirildi. Propriosepsiyon değerlendirmesi için omuz, dirsek, el-el bileğine gonyometrik ölçümü yapıldı. Üst ekstremite fonksiyonel becelerileri Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi (JTEFT) değerlendirildi. SP'li çocuklar ile kontrol grubu arasında somatoduyusal algı ile propriosepsiyonun farklı olduğu ve bu parametrelerin de el becerileriyle anlamlı olarak ilişkili olduğu bulundu (p<0.05). Kontrol grubunun somatoduyusal algı ve propriosepsiyonlarının her iki SP'li gruba göre anlamlı düzeyde daha iyi olduğu bulundu (p<0.05). SP'li çocukların somatoduyusal algı, propriosepsiyon ve JTEFT testlerinde; hemiparetik grubun diparetik gruba göre anlamlı düzeyde daha iyi olduğu bulundu (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Hemiparetik Serebral Palsi; Diparetik Serebral Palsi; Somatoduyusal Algı; Propriosepsiyon; El Fonksiyon Becerisi
Esansiyel tremoru olan geriatrik bireylerde proksimal ve distal kas kuvvetinin üst ekstremite fonksiyonel becerilerileri ile ilişkisi
Bu çalışma Esansiyel Tremorlu (ET) yaşlı bireylerde proksimal ve distal kas kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonelliği ve tremor şiddeti arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Yaş ortalamaları 74.07±4.83 olan 40 ET tanılı yaşlı birey ve yaş ortalamaları 70.10±4.05 olan 40 tremor şikâyeti olmayan yaşlı birey dahil edildi. Dahil edilen bireylerin demografik bilgileri kaydedildi. Tremor şiddeti için Fahn-Tolosa-Marin Tremor Değerlendirme Ölçeği ile değerlendirildi. Üst ekstremitede fonksiyonel durumu değerlendirmek için Kol, Omuz sorunları Anketi, üst ekstremite fonksiyonel beceri için Dokuz Delik Peg testi kullanıldı. Kas kuvveti digital kas dinamometresi (Power Track II) ile değerlendirildi. Distal kas kuvveti Pinchmetre ile ölçüldü. Kavrama kuvveti Jamarmetre (Saehan SH5001) ile ölçüldü. Bilişsel durumu Standartize Mini Mental Test (SMMT) ile değerlendirildi. Depresyonu Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile değerlendirildi. Veri analizi sonucunda çalışma ve kontrol grubu arasında VKİ, dominant el, egzersiz alışkanlığı, sigara kullanımı ve eğitim düzeyleri bakımından benzerdi (p>0.05). Ancak ET'li bireylerin yaş ortalaması kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0.05). Kontrol grubundaki erkek olguların sayısı ET'li gruptan anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0.05). Tüm proksimal kas kuvvetleri ET'li grupta anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0.05). Tüm distal kas kuvvetleri ET'li grupta anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0.05). Bireylerin DASH, DDPT ve BDÖ sonuçları karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı fark bulundu. Çalışma grubunda ET'li bireylerin DASH skorlaması kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksektir (p<0.05). Tremoru olan bireylerde tremor şiddeti ile proksimal ve distal kas kuvvetleri incelendiğinde, tüm kuvvetlerle negatif yönlü anlamlı ilişki bulundu (p<0.05). Tremoru olan bireylerde tremor şiddeti ile DASH, DDPT ve BDÖ ilişkisi incelendiğinde, DASH ve BDÖ ile pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu (p<0.005). Ancak tremor şiddeti ile üst ekstremite fonksiyonelliği arasındaki ilişki benzerdir (p>0.05). Üst ekstremite fonksiyonelliği ile proksimal ve distal kas kuvveti ilişkisi incelendiğinde benzerdi (p>0.005). Sonuç olarak tremoru olan bireylerin proksimal ve dital kas kuvveti azalmış ve fonksiyonel el becerileri bozulmuştur
Diparetik serebral palsili çocuklarda üst ekstremite fonksiyonel becerilerinin yaşam kalitesi ve katılım düzeyine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı diparetik Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda üst ekstremite fonksiyonel becerilerinin yaşam kalitesi ve katılım düzeyine etkisinin belirlemektir. Çalışmaya özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde aktif tedavi alan 5-16 yaş arası SP'li çocuklar ve benzer yaş grubundaki sağlıklı akranları alındı. Çalışmaya Kaba Motor Fonksiyon Seviyesi (GMFCS) 1-3, El Becerileri Sınıflama sistemi (MACS)'ne göre 1-2 seviyesinde ve Modifiye Ashworth Skalası'na göre üst ekstremite kas tonusu <2 olan çocuklar dahil edildi. Üst ekstremite fonksiyonel becerileri Jebson Taylor El Fonksiyon Testi (JTEFT) ve Abilhand Kids ölçeği, Yaşam Kalitesi Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKO) (PedsQL), Katılım düzeyleri Pediatrik Veri Toplama Aracı (PODCİ) ile değerlendirildi. SP'li çocukların üst ekstremite fonksiyonel becerileri, ÇİYKO ve PODCI testleri sağlıklı çocuklara göre anlamlı düzeyde düşük bulundu (p<0,05). SP'li çocukların Abilhand ile ÇİYKO ve PODCI arasında pozitif yönde, JTEFT alt basamaklarıyla ÇİYKO sosyal işlevsellik arasında negatif yönde, JTEFT ile PODCI arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak diparetik SP'li çocukların üst ekstremite fonksiyonel becerileri ile yaşam kalitesi alt parametreleri arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Diparetik SP'li çocukların üst ekstremite fonksiyonel becelerileri ile katılım düzeyleri alt parametreleri arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Diparetik Serebral Palsi; Üst Ekstremite Fonksiyonel Beceriler; Yaşam Kalitesi; Katılım.
Karpal tünel sendromu olan bireylerde üst ekstremite duyu ve motor fonksiyonların değerlendirilmesi
Bu çalışma, Karpal Tünel Sendromu (KTS) olan bireylerde üst ekstremite duyu ve motor fonksiyonlarının değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümüne KTS tanısı ile başvuran 132 birey oluşturdu. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formunda yer alan sorulara verilen cevaplardan ve hasta dosyalarından elde edilerek toplandı. Kol, Omuz ve El Sorunları Hızlı Anketi (Q-DASH); üst ekstremitenin fonksiyonel problemlerini, Tinnel ve Phalen Testi; KTS'nin değerlendirilmesi, İki Nokta Diskiriminasyon Testi; statik ve dinamik duyu, Normal Eklem Hareket Açıklığının (NEH) Değerlendirilmesi; eklem hareket açıklığının, Görsel Analog Skalası (GAS); sayısal olarak ölçülemeyen bazı değerleri, Tahta Kutu ve Blok Testi (TKBT); el becerisi, ağrı eşiği ise Ağrı Eşiği ve Tolerans Ölçümü ile değerlendirildi. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda TKBT el puanı; KTS olan tarafta ve KTS olmayan tarafa göre anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0,01). Bireylerin Q-DASH puanı KTS olan tarafta, KTS olmayan tarafa göre anlamlı düzeyde farklılık (p<0,01) gösterdiği tespit edildi. Bireylerin yapılan analizler sonucunda GAS değerleri, KTS olan tarafta, KTS olmayan tarafa göre anlamlı şekilde daha düşüktü (p<0,01). KTS tanılı bireylerin Ağrı Eşiği ve Tolerans Ölçümü sonuçları anlamlı şekilde daha düşüktü (p<0,01). Sonuç olarak KTS'li bireylerin, KTS olan üst ekstremitesinin, duyu ve motor fonksiyonlarının KTS olmayan üst ekstremitesine oranla anlamlı şekilde daha kötü olduğu tespit edildi. Dolayısıyla, KTS'li bireylerin rutin değerlendirmelerinde, motor fonksiyonlar kadar duyusal fonksiyonların da değerlendirmelerde yer alması gerekmektedir.
Kadın voleybolcularda kalça ve diz izokinetik kas kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonel testler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın, kadın voleybolcularda alt ekstremite kalça ve diz fleksör-ekstansör kas gruplarının izokinetik kas kuvvetlerini ölçmek ve üst ekstremite fonksiyonel testler ile aralarında ki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapıldı Çalışmaya Merinos Kadın Voleybol Spor Kulübü'nde 2021-2022 sezonunda aktif voleybol oynayan yaş ortalaması 17,89 ± 4,87 olan 45 sporcu dahil edildi. Çalışma için 14-35 yaş aralığında ve aktif voleybol oynayan ve ortopedik yaralanması olmayan sporcular seçildi. Daha sonra bireylerin demografik bilgileri kaydedildi. Sporcularda kalça ve diz fleksör ve ekstansör kas gruplarının izokinetik kas kuvvet ölçümleri, CYBEX (CSMI HUMAC NORM Testing and Rehabilitation System) cihazı ile yapıldı ve sonuçlar kaydedildi. Sporcuların üst ekstremite fonksiyonel değerlendirmeleri için Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilizasyon Testi (KKZÜEST), Sağlık Topu Fırlatma Testi (STFT) ve Y Denge Testi (YDT) uygulandı. Sporcularda ki anaerobik güç üretme kapasitelerini ölçmek için Dikey Sıçrama Testi uygulandı ve bu testin sonucuna göre kişinin Anaerobik Güç Ölçümleri (AGÖ) Lewis Nomogramı'na göre belirlendi. Verilerin istatistiksel analizi için İstatistiksel analizler için SPSS 22.0 (SPSS Inc., Chicago, IL, USA) programı kullanıldı ve P<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Yapılan analizler sonucunda KKZÜEST ile diz 60 derece / saniye Hamstring izokinetik kas kuvveti arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). STFT ile 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye Hamstring izokinetik kas kuvveti arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). STFT ile 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye Quadriceps Femoris izokinetik kas kuvveti arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). STFT ile 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye İliopsoas izokinetik kas kuvveti arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). YDT ile diz ve kalça 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye izokinetik kas kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. AGÖ ile diz 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye Quadriseps Femoris izokinetik kas kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). AGÖ ile diz 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye Hamstring izokinetik kas kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). AGÖ ile diz 60 derece / saniye ve 180 derece / saniye İliopsoas izokinetik kas kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak, alt ekstremite diz ve kalça izokinetik kas kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonel testler birbiri ile ilişkilidir. Yapılan çalışmanın sonucunda, voleybol sporu yapan kişilerde alt ekstremite kas kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonel kapasitenin bir biri ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Voleybol sporu yapan kişilerin hem üst ekstremite olarak hem de alt ekstremite olarak birlikte değerlendirilmesi ve uygulanacak olan antrenman programının bu veriler göz önünde bulundurularak hazırlanmasının önemli olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: İzokinetik; Voleybol; Fonksiyonel testler; Dikey sıçrama; Güç
Parkinson hastalarında sensoriomotor eğitimin üst ekstremite fonksiyonları, aktivite ve katılımı üzerine etkisinin incelenmesi
Parkinson Hastalığı (PH) üst ekstremitede ilerleyici limitasyonlara neden olan bir hareket bozukluğu hastalığıdır. Servikal bölge yoğun proprioseptif afferent içermesi nedeniyle sensorimotor kontrolde önemli rol oynar. Çalışmamızın amacı PH'de servikal sensorimotor eğitimin (S-SME) İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (ICF) çerçevesinde üst ekstremite fonksiyonu üzerine etkisini incelemekti. Tek kör randomize kontrollü çalışmaya 27 PH hastası (11 kadın, 16 erkek, ortalama yaş 63,4±8,74) dahil edildi. Bireyler kontrol grubu (KG, n=12) ve S-SME grubu (n=15) olarak ikiye ayrıldı. KG üst ekstremiye yönelik iyi yapılandırılmış fizyoterapi alırken, S-SME grubuna ek olarak S-SME verildi. Her iki grup 8 hafta süresince haftada 3 gün toplam 24 seans fizyoterapi programına alındı. Vücut yapı ve fonksiyonları; Birleşik PH Değerlendirme Ölçeği (BPHDÖ) I-III-Toplam, Fahn Tolesa Marin klinik tremor derecelendirme ölçeği, parmak vurma testi, New York postür analizi, Parkinson yorgunluk ölçeği, el ve parmak kavrama kuvvetleri, Kraniyoservikal Fleksiyon Testi (KSFT), servikal kasların endurans testleri, eklem pozisyon hatası, hareketli iki nokta ayrım testi, Semmes Weistein Monofilament Testi, vizuel analog skala ve ağrı basınç eşiği ile aktivite ve katılım; BPHDÖ II, Purdue Pegboard Testi (PPT), PPT'ye ek kognitif ve motor çift görev performansları, Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi ve Parkinson Hastalığı Anketi (PDQ-39) ile çevresel faktörler ise araştırmacılar tarafından yapılandırılmış sorularla değerlendirildi. S-SME'nin üst ekstremite ile ilişkilendirilen parametrelerde gelişim sağladığı tespit edildi (p<0,05). Vücut yapı ve fonksiyonlarında servikal ve üst ekstremite propriosepsiyonu ile KSFT'de S-SME lehine anlamlı gelişme görüldü (p<0,05). Aktivite ve katılımda PDQ-39 GYA alt ölçek skorunda KG lehine anlamlı gelişme vardı (p<0,05). S-SME programı özellikle derin servikal kasların kuvvet ve enduransını, servikal propriosepsiyonu ve üst ekstremitede tüm eklemlerin propriosepsiyonunu artırmak için daha etkili görünmektedir. Çok eklemli üst ekstremite hareketlerinin kontrolünde bozukluklar görülen PH'de tüm eklemlerin propriosepsiyonundaki artış motor kontrolü artırmak için önemli olabilir. S-SME programı hafif ve orta evre PH'de üst ekstemite bozukluklarını azaltmak ve aktivite ile katılımı artırmak için etkili bir eğitim programı olarak önerilebilir. Anahtar Kelimeler: ICF, propriosepsiyon, sensorimotor eğitim, rehabilitasyon, üst ekstremite.
Kronik obstrüktif akciğer hastalığında yürüyüş sırasında yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri ve kol salınımlarının incelenmesi
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) pulmoner sistemde başlayan ve lokomotor sistemi de etkileyen multisistemik bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı, KOAH'lı bireylerde kol salınımını ve yürüyüşün zaman mesafe karakteristiklerini incelemekti. Çalışmaya 40- 65 yaş aralığında 20 KOAH'lı hasta ve 20 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin demogrofik bilgileri kaydedildi. KOAH'lı bireylere semptom ve hastalık şiddetinin belirlenmesi için KOAH Değerlendirme Testi (CAT), Modified Medical Research Council Dispne Skalası (mMRC), Bileşik KOAH Değerlendirmesi ve solunum fonksiyon testleri uygulandı. Fonksiyonel egzersiz kapasitesi 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) ve üst ekstremite fonksiyonel egzersiz kapasitesi 6 Dakika Delikli Pano ve Halka Testi (6PBRT) ile değerlendirildi. Denge ve düşme riski Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ve Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT) ile değerlendirildi. Postür ve postürle ilişki durumlar Corbin Postür Skalası, Skapular Diskinezi Testi ve Lateral Skapular Kayma Testi ile değerlendirildi. Yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri ve kol salınımları 6 dakikalık yürüme sırasında sekiz adet kızılötesi tabanlı aydınlatma kullanan optik kamera sistemi ile yarı karartılmış laboratuvar ortamında yürüyüş analizi ile değerlendirildi. Yürüyüş sırasındaki kol salınımları mesafe açısından gruplar arasında benzerdi (p>0,05). Kol salınımının toplam açısı gruplar arasında benzerdi (p>0,05). Sağlıklı bireylerde kol salınımının toplam açısı fleksiyonekstansiyon ekseninde sağ kolda daha fazlayken, abduksiyon-adduksiyon ekseninde sol kolda daha fazlaydı (p<0,05). Kadans KOAH'lı hasta grubunda daha fazlayken yürüyüş döngüsü sağlıklı grupta daha fazla olarak bulundu (p<0,05). Postür puanı KOAH'lı bireylerde daha yüksekti ve postür KOAH'lı hastalarda daha kötüydü (p<0,05). Üst ekstremite fonksiyonel egzersiz kapasitesi, fonksiyonel egzersiz kapasitesi denge ve düşme riskinde hastalık şiddetine göre anlamlı fark yoktu (p>0,05). Bu sonuçlara göre KOAH'lı hastaların kol salınımları sağlıklı bireylere göre azalmaktadır. KOAH'lı hastalarda sağlıklı bireylere göre kol salınımı daha fazla abduksiyon ve simetrik bir paternde ortaya çıkmaktadır. Bu alanda çalışan sağlık profesyonellerine postürün ve gözlemsel olarak kol hareketlerinin incelenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Pulmoner hastalık, kronik obstrüktif; Yürüyüş; Postür; Üst Ekstremite
Üst ekstremite yanıklarında Kanada aktivite performans modeli yaklaşımıyla ergoterapi etkinliğinin incelenmesi
Bu çalışma, üst ekstremite yanıklarında, ergoterapi yaklaşım modellerinden, Kanada Aktivite Performans Modeli (KAPM)'nin etkinliğini incelenmek amacı ile planlanmıştır. Çalışma 18-65 yaş aralığında, tedavi için hastaneye başvuran her iki üst ekstremitesinde ikinci ve üçüncü derece yanığı olan 40 birey ile gerçekleştirildi. Bireyler, KAPM uygulanan müdahale grubu (n=20) ve ev programı verilerek takip edilen kontrol grubu (n=20) olmak üzere iki gruba rastgele atandı. Bireylerin okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyleri Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) ile, üst ekstremite işlevselliği Michagan El Sonuç Ölçeği (MESÖ) ile, yaşam kalitesi SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ile, çevre ise yarı yapılandırılmış çevre değerlendirme ölçeği ile değerlendirildi. Uygulanan KAPM yaklaşımlı müdahaleler, bireylerin okupasyonel katılımda problem yaşadıkları performans alanları, dikkate alınarak planlandı. Müdahale grubuna 8 hafta süre ile haftada 3 kez KAPM yaklaşımlı müdahale programı uygulandı. Kontrol grubuna ise haftada bir kez danışmanlık hizmeti verilerek takipleri yapıldı. Sonuç olarak, müdahale sonrası gruplar arasındaki değerlendirmelerde okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyinde (p<0,01), üst ekstremite işlevselliğinde (p<0,01) ve yaşam kalitesininde (p<0,01), müdahale grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı gelişme olduğu saptandı. Bu çalışmada, üst ekstremite yanıkları sonrası bireylere uygulanan ergoterapi yaklaşım modellerinden, KAPM'nin oküpasyonel performans ve memnuniyeti artırdığı, üst ekstremitelerde işlevselliği geliştirdiği ve yaşam kalitesinde iyileşme sağladığı, çevre müdahalelerinin ise oküpasyonel performans ve memnuniyet, işlevsellik ve yaşam kalitesine pozitif yönde katkı sağladığı bulunmuştur.
Üst ekstremite yanık hastalarında proprioseptif nöromusküler fasilitasyon ve ayna tedavisinin eklem hareket açıklığı, ağrı, fonksiyonellik, kinezyofobi ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışma akut üst ekstremite yanıklarına uygulanan Standart tedavi(ST) ve Proprioseptif Nöromuskuler Fasilitasyon (Standart+PNF) ve ayna terapisinin (Standart+AT) eklem hareket açıklığı (EHA), ağrı, fonksiyonellik, kinezyofobi ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisini araştırmak amacı ile yapıldı. ST, PNF ve AT grubu olmak üzere 3 grup ve toplam 48 birey çalışmaya dahil edildi. Bireylerin demografik bilgileri ve yanığa özgü değerlendirmeleri yapıldı. Egzersiz eğitimi 6 hafta süreyle haftada 5 gün olarak uygulandı. Egzersiz eğitimi öncesi ve sonrasında gonyometrik ölçüm, Görsel Analog Skalası, Kol, Omuz ve El Sorunları Hızlı Anketi (QuickDASH), Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ) ve Yanığa Özgü Sağlık Skalası ile değerlendirme yapıldı. ST, PNF ve AT gruplarında yaş ortalaması sırasıyla 38,44±7,62 yıl, 43,38±11,27 yıl ve 40,00±13,51 yıldı. Grupların demografik özellikleri arasında fark yoktu (p>0,05). Tedavi öncesi ve sonrası EHA değişim yüzdesi, ağrı , QuickDASH, TKÖ skorları ve Yaşam kalitesi ölçeği skorları açısından gruplar benzerdi (p>0,05). Bununla birlikte her üç grupta da tedavi öncesi ve sonrası ağrı skorları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edildi(p<0,05). Tedavi öncesi ve sonrası farklarda ağrı ve fonksiyonellik açısından AT grubunun; kinezyofobi skorunda PNF grubunun; yaşam kalitesi ölçeğinde ise ST grubunun lehine sonuçlar elde edildi. Sonuç olarak, üst ekstremite yanıklarında uygulanan standart tedavi, PNF ve AT'nin EHA, ağrı, fonksiyonellik, kinezyofobi ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkileri olduğu gösterildi. Bu çalışma üst ekstremite yanıklarında rehabilitasyon hedeflerine ulaşılması amacıyla akut dönemde bireyselleştirilmiş farklı tedavi yaklaşımlarının egzersiz yöntemleri ile birlikte uygulanabilmesine ilişkin kanıtlar sunmaktadır. Klinik ve akademik çalışmalarda yol gösterici olacaktır.
Üst ekstremite mental kronometre testlerinin incelenmesi
Çalışmada, üst ekstremite mental kronometre testi olarak kullanılan Kutu ve Blok Testi (KBT) ve Dokuz Delikli Çivi Testlerinin (DDÇT) sağlıklı bireylerde güvenilirliği ve geçerliliği incelendi. Ayrıca motor imgeleme parametrelerinin genç yaş (18-34 yaş) ve orta yaş grubunda (35-54 yaş) gösterdiği farklılıklar incelendi. Motor imgelemenin zamansal boyutu Kutu ve Blok Testi , Dokuz Delikli Çivi Testi ve Zamansal Uyum Testiyle, motor imgelemenin canlılık bileşeni Kinestetik ve Görsel İmgeleme Anketi ve Hareketi İmgeleme Anketi-3 ile, motor imgelemenin kontrol edilebilirlik bileşeni Hareketi İmgeleme Yeteneği Testiyle, mental rotasyon bileşeni Recognise Hand mobil uygulamasıyla, görsel uzaysal bellek becerileri Rey Osterrieth Kompleks Figür Testiyle değerlendirildi. Kutu ve Blok Testinin orta derecede test-tekrar test güvenilirlik düzeyine (ICC=0,576), Dokuz Delikli Çivi Testinin iyi derecede test- tekrar test güvenilirlik düzeyine (ICC=0,766) sahip olduğu bulundu. Birleşim geçerliliği analizinde Dokuz Delikli Çivi Testinin; Zamansal Uyum Testiyle pozitif yönde zayıf derecede ilişki ( rho=0,281, p<0,001), Kinestetik ve Görsel İmgeleme Anketiyle negatif yönde zayıf derecede ilişki (rho= -0,189, p=0,018), Hareketi İmgeleme Anketi-3 Kinestetik bileşen ile negatif yönde zayıf derecede ilişki (rho= -0,208, p=0,009), Hareketi İmgeleme Anketi-3 İç Görsel Perspektif ile zayıf derecede ilişki (rho= -0,220, p=0,006), Recognise Hand mobil uygulaması sağ el reaksiyon zamanı arasında negatif yönde zayıf ilişki (rho= -0,189, p=0,018) bulundu. Bilinen gruplar geçerlilik analizi yapılarak Kutu ve Blok Testiyle Dokuz Delikli Çivi Testlerinin genç ve orta yaş gruplarını ayırt etme becerisi ROC analiziyle değerlendirildi. Sonuçta Kutu ve Blok Testinin genç ve orta yaş grupları arasında zayıf derecede ayrım yapabildiği (Area Under the Curve= 0,612, p=0,016), Dokuz Delikli Çivi Testinin ise genç ve orta yaş grupları arasında ayırım yapmada başarısız olduğu (Area Under the Curve=0,539, p=0,397) bulundu. Genç ve orta yaş gruplarında motor imgeleme parametrelerinin değerlendirilmesinde; Kutu ve Blok Testi mental kronometre oranında (p=0,016) ve Kutu ve Blok Testi imgeleme süresinde (p=0,026), Zamansal Uyum Testi mental kronometre oranında (p=0,004), Zamansal Uyum Testi imgeleme süresinde (p=0,013), Kinestetik ve Görsel İmgeleme Anketi toplam skorunda (p=0,003), Kinestetik ve Görsel İmgeleme Anketi görsel alt bileşen skorunda (p=0,001), Hareketi İmgeleme Anketi-3 Dış Görsel Perspektif skorunda (p=0,049), Recognise Hand mobil uygulaması sol el doğru cevap yüzdesinde (p=0,004), Hareketi İmgeleme Yeteneği Testinde (p<0,001), Rey Osterrieth Kompleks Figür Testi Erken Hatırlama Bileşeninde (p<0,001), Rey Osterrieth Kompleks Figür Testi Geç Hatırlama Bileşeninde (p<0,001), Rey Osterrieth Kompleks Figür Testi Geç Hatırlama Bileşeni süresinde anlamlı farklılıklar bulundu (p<0,001). Bu sonuçlar, Dokuz Delikli Çivi Testinin zayıf yapı geçerliliğine işaret etmektedir. Kutu ve Blok Testiyle hiçbir motor imgeleme değerlendirme yöntemi arasında değerli sayılabilecek ilişkiler bulunamadı. Bu durumda Kutu ve Blok Testinin yapı geçerliliğinden bahsedilemeyeceği yorumu yapıldı. Dokuz Delikli Çivi Testinin basit motor görev olması nedeniyle mental kronometre testi olarak kullanımının daha uygun olabileceği düşünüldü. Bu sonuçlar, sağlıklı bireylerde mental kronometre testi olarak Dokuz Delikli Çivi Testinin kullanımının daha tutarlı sonuçlar verebileceğini, genç ve orta yaş gruplarını ayırmada Kutu ve Blok Testinin daha başarılı olabileceğini gösterdi. Motor imgeleme parametrelerinde yaşa bağlı değişimler olabileceği motor görevin karmaşıklık derecesi arttıkça bu değişimlerin daha net gözlenebileceği belirlendi. Gelecekteki çalışmaların, motor imgelemeyi geniş bir perspektifle değerlendiren olabildiğince sade çalışma tasarımlarıyla ve gerekli değerlendirme araçlarıyla genç ve orta yaş grubundaki bireylerde elde ettiğimiz bu bulguları desteklemesi gerekmektedir.
Serebral palsili çocuklarda üst ekstremitelerin günlük aktivitelere ve sosyal rollere katılımını etkileyen faktörlerin çok yönlü araştırılması
Serebral Palsili (SP) çocuklarda güncel fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarında temel hedeflerden en önemlisi aktivite ve katılım seviyesinin arttırılması olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, SP'li çocuklarda üst ekstremitedeki vücut yapı ve fonksiyon problemlerini belirleyerek, bu problemlerden aktivite ve katılım düzeyini en çok etkileyen problemleri ICF perspektifinden kişisel ve çevresel faktörleri de göz önünde bulundurarak çok yönlü araştırmaktı. Çalışmaya yaşları 6-18 yıl arasında değişen 67 spastik SP'li çocuk ve ebeveynleri dahil edildi. Üst ekstremitenin aktivite seviyesi ve katılımı üzerinde etkili olabileceğini düşündüğümüz vücut yapı ve fonksiyon özelliklerinden selektif motor kontrol Üst Ekstremite Selektif Kontrol Skalası ile, gövde kontrolü Gövde Kontrol Ölçüm Skalası ile, spastisite Modifiye Ashworth Skalası ile, kavrama kuvveti el dinamometresi ile, stereognozis duyusu farklı nesnelerin dokunsal tanınması ile, propriosepsiyon duyusu hareket ve pozisyon hissi ile değerlendirildi. Aktivite seviyesi ABILHAND-Kids ile, katılım düzeyi ise Yaşam Alışkanlıkları Değerlendirmesi anketi ile değerlendirildi. Çevresel faktörlerin değerlendirilmesi için ise Avrupa Çocuk Çevre Anketi ve kişisel faktörlerin değerlendirilmesi için SPARCLE-bilişsel değerlendirme formu kullanıldı. Aktivite ve katılımı en çok etkileyen vücut yapı ve fonksiyon özelliklerinin, çevresel faktörlerin ve çocuğa ait bilişsel problemlerin etki büyüklüklerinin belirlenebilmesi için üç farklı istatistiksel model oluşturuldu. Oluşturulan modellerin sonuçlarına göre aktivite seviyesi üzerine etki eden en önemli parametreler sırasıyla; selektif motor kontrol, kavrama kuvveti ve çevresel faktörlerdi (p<0,001, R2= %60,4). Katılım düzeyi üzerine etki eden en önemli parametreler ise gövde kontrolü, selektif motor kontrol, çevresel faktörler ve bilişsel düzeydi (p<0,001, R2= %76,7, R2= %60,6). Çalışmamızın sonucuna göre SP'li çocuklarda aktivite ve katılım düzeylerinin arttırılması ve böylece çocukların günlük yaşam içerisinde bağımsızlıklarının sağlanabilmesi amacıyla üst ekstremitelerine yönelik uygulanacak fizyoterapi ve rehabilitasyon müdahalelerinde selektif motor kontrolü, gövde kontrolünü ve kavrama kuvvetini geliştirmeye yönelik fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarına yer verilmesi büyük önem taşımaktadır. Elde edilen sonuçlara göre aktivite ve katılım düzeyinin arttırılmasında çevresel faktörlerin ve çocuğun bilişsel durumunun da çok önemli olduğu görüldü. SP'li çocuklarda fizyoterapi ve rehabilitasyon stratejileri planlanırken çevresel faktörlerin ve çocuğun bilişsel durumunun da göz önünde bulundurulmasının ve rehberlik edilmesinin yararlı olacağı görüşündeyiz. Gelecek çalışmalarda SP'li çocuklarda aktivite ve katılım üzerinde etkisi olan üst ekstremitenin çok boyutlu problemlerini dikkate alarak tasarlanacak fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarına ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.
Üst ekstremite rotasyon testinin başüstü sporcularda güvenirliği ve seçili üst ekstremite performans testleri ile ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, Üst Ekstremite Rotasyon Testi'nin başüstü sporcularda güvenirliğinin ve Üst Ekstremite Rotasyon Testi'nin üst ekstremite performansının değerlendirilmesinde sık kullanılan testlerden olan Üst Ekstremite Y Denge Testi ile Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilite Testi arasındaki ilişkinin incelenmesiydi. Çalışmaya 24 kadın, 24 erkek olmak üzere 48 sporcu (Yaş:19,97 ±2,62 yıl, beden kütle indeksi: 22,26±2,64 kg/ m² ) dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen sporcuların branşları; voleybol (n=16), basketbol (n=16) ve hentbol (n=16) şeklindeydi. Test-tekrar test güvenirliğinin değerlendirilmesi amacıyla Üst Ekstremite Rotasyon Testi bir hafta ara ile iki kez yapılırken, Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilite Testi ve Üst Ekstremite Y Denge Testi bir kez yapıldı. Üst Ekstremite Rotasyon Testi başüstü sporcularda hem dominant (ICC:0,80) hem nondominant ekstremite (ICC:0,81) için yüksek güvenirlik gösterdi. Üst Ekstremite Rotasyon Testi'nin mutlak güvenirliğini değerlendirmek amacıyla standart ölçüm hatası (SEM) ve minimal tespit edilebilir değişim (MDC) değerleri hesaplandı. SEM değeri dominant ekstremite için 1,15; nondominant ekstremite için 1,22; MDC değeri ise dominant ekstremite için 3,18; nondominant ekstremite için ise 3,38 olarak hesaplandı. Üst Ekstremite Rotasyon Testi ile Üst Ekstremite Y Denge Testi arasında herhangi bir ilişki görülmezken (dominant ekstremite: r:0,01, p:0,94; nondominant ekstremite: r:0,005, p:0,97) Üst Ekstremite Rotasyon Testi ile Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilite Testi arasında (dominant ekstremite normalize değer: r:0,54, p<0,001; nondominant ekstremite normalize değer: r:0,65, p<0,001) orta düzeyde pozitif ilişki görüldü.
Primer ve sekonder progresif multipl skleroz hastalarında üst ekstremite ve alt ekstremite fonksiyonlarının karşılaştırılması
Multipl skleroz, santral sinir sisteminin demiyelinizasyon, aksonal dejenerasyon, inflamasyon, astrogliozis ile karakterize, ön planda beyaz cevherin tutulduğu, korteksi, derin gri cevheri de etkileyebilen kronik nörodejeneratif bir hastalığıdır. Hastalığın üç alt tipi bulunmaktadır. Relapsing remitting multipl skleroz (RRMS) %85 oranla en sık görülen alt tipidir, RRMS hastalarında özürlülüğün ilerlemesiyle ortaya çıkan sekonder progresif multipl skleroz (SPMS) ve en baştan itibaren progresif seyir gösteren primer progresif multipl sklerozdur (PPMS). Çalışmada PPMS ve SPMS hastalarında üst ve alt ekstremite fonksiyonları karşılaştırıldı. Çalışmaya EDSS (Expanded Disability Status Scale) skoru 4.0-8.5 arasında 27'si PPMS, 38'i SPMS olan toplam 65 progresif MS hastası dahil edildi. Kadın/erkek oranı 1,6/1 bulunmuştur. Çalışmada EDSS skoru birbirine yakın olan hastalarda PPMS'de üst ekstremite ince motor becerisinin ve yürüme becerisinin SPMS'e göre istatistiksel olmasa da göreceli olarak daha iyi olduğu bulunmuştur.
Doğumsal üst ekstremite anomalilerinde değerlendirme profili oluşturulması
Çalışmamızın ilk bölümde doğumsal üst ekstremite anomalisi olan çocukların yaşadıkları sorunları değerlendirme için bir değerlendirme profili oluşturmak amaçlanmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde oluşturulan değerlendirme profilinin uygulanabilirliğini test etmek hedeflenmiştir. İlk bölümde, doğumsal üst ekstremite anomalili çocuğu olan 17 aile ile görüşülmüştür. Görüşmeler sonucunda çocukların duyusal işlemleme, normal gelişim, duygu durum ve günlük yaşam aktiviteleri ile ilgili sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Uluslararası Sağlık Sonuç Ölçümü Konsorsiyumu (International Consortium for Health Outcome Measurement-ICHOM) tarafından geliştirilen Doğumsal Üst Ekstremite Anomalilerinde Veri Toplama Kaynak Rehberinde yer alan değerlendirme araçları ile aile görüşme sonuçları birleştirilerek bir değerlendirme profili oluşturulmuştur. Doğumsal üst ekstremite anomalisi olan çocuklar için oluşturulan değerlendirme profilinin ana başlıkları hasta demografik bilgileri, temel klinik durum, üst ekstremite fonksiyonları, normal gelişim basamakları, duyusal işlemleme, günlük yaşam aktiviteleri, mental sağlık/duygu durum, sağlıkla ilişkili yaşam kalitesidir. Oluşturulan değerlendirme profili içinde yer alan 12 farklı PROMIS kısa form anketinin Türkçe çeviri ve kültürel adaptasyonu yapılmıştır. Değerlendirme profilinin uygulanabilirliğini test etmek için yapılan pilot çalışma doğumsal üst ekstremite anomalisi olan 40 çocuk ile tamamlanmıştır. Pilot çalışmada eklem hareket açıklığı, kas testi ve kavrama kuvveti ölçümleri bazı anomalilerde zorlukla tamamlanmıştır. Değerlendirme profilinin doğumsal üst ekstremite anomalili çocuklarda klinik uygulanabilirliğinin kolay olduğu bulunmuştur. Çalışmamız sonucunda doğumsal üst ekstremite anomalili çocuklar için oluşturulan değerlendirme profili alanları hasta demografik bilgileri, temel klinik durum, üst ekstremite fonksiyonları, normal gelişim basamakları, duyusal işlemleme, günlük yaşam aktiviteleri, mental sağlık/duygu durum, sağlıkla ilişkili yaşam kalitesidir.
Erken dönem Multipl Skleroz hastalarında alt ekstremite reaksiyon zamanının araştırılması ve yürüyüş üzerine etkisinin belirlenmesi
Erken dönem Multipl Skleroz (MS) hastalarında alt ekstremite reaksiyon zamanını ve yürüyüş üzerine etkisini araştırmak amacıyla planlanan bu çalışmaya; Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS) puanı 0-3 olan, 20-50 yaş arasında 28 kesin MS tanılı birey katıldı. MS'li bireyler kendi arasında EDSS puanına göre 0-1,5 arasında olanlar Grup I, EDSS 2-3 arasında olanlar Grup II olacak şekilde iki gruba ayrıldı. Bu bireylere yaş ve cinsiyet bakımından benzer özellikte; 20 sağlıklı kontrol Grup III olarak çalışmaya dâhil edildi. Reaksiyon zamanı, programlanabilir bir mikro-denetleyici kullanılarak oluşturduğumuz düzenekte, yüzeyel elektromiyografi (EMG) kayıtları ile değerlendirildi. Reaksiyon zamanı ile ilgili incelediğimiz veriler; ortalama reaksiyon zamanı, reaksiyon zamanı değişkenliği, öğrenme etkisi, minimum ve maksimum reaksiyon zamanı, minimum-maksimum reaksiyon zamanı farkı ve hatalı yanıt sayısıdır. Yürüyüşün klinik değerlendirmelerinde, 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) ve Süreli Kalk Yürü Testi (SKYT) kullanıldı. Yürüyüşün zaman-mesafe karakteristiklerini ve yürüyüşü başlatmayı değerlendirmek için GAITRite bilgisayarlı yürüyüş analiz sistemi kullanıldı. Yürüyüşü başlatma için incelenen yürüyüş parametreleri; ilk adım uzunluğu, ikinci adım uzunluğu, adım genişliği, ilk adım süresi, ikinci adım süresi ve ilk çift destektir. Gruplar arası karşılaştırmalarda; reaksiyon zamanı, yürüyüş (6DYT, SKYT, spatio-temporal parametreler) sonuçları açısından üç grup arasında fark bulunmazken (p>0,016), yürüyüşü başlatma sırasındaki spatiotemporal parametrelerin değişkenliğinden ilk çift destek değişkenliğinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu (p<0,016). Farkın nerden kaynaklandığı incelendiğinde, hem Grup I ve Grup II arasında hem de Grup II ve Grup III arasında Grup II'den kaynaklanan fark olduğu görüldü (p<0,05). İlişki analizlerine bakıldığında, Grup I'de reaksiyon zamanı değişkenliği (RZD) ile yürüyüşün zaman karakteristiklerinden sağ sallanma fazı ve sağ duruş fazı arasında orta düzey bir ilişki (rho = 0,59 rho = -0,59 sırasıyla) bulunurken, Grup II'de ise RZD ile yürüyüşün mesafe karakteristiklerinden sol adım genişliği ve sağ adım genişliği arasında ilişki (rho=0,62 rho=0,56 sırasıyla) bulundu. Yürüyüşü başlatma parametrelerinde ise Grup II'de ilk çift destek değişkenliği ile RZD arasında ilişki bulundu (rho=0,52). Reaksiyon zamanının fonksiyonel etkilenimi olmayan ve minimal fonksiyonel etkilenimi olan MS hastalarında ve sağlıklılarda benzer bulunması, erken dönemde başlayan reaksiyon zamanındaki artışların ancak daha yüksek özürlülük düzeylerinde anlamlılığa ulaşacağını düşündürmektedir. Fonksiyonel kaybı olmayan MS hastalarında bile yürüyüşün zamansal parametreleri ile ilişkili bulunması; reaksiyon zamanını geliştirecek uygulamaların yürüyüş üzerine olumlu etkileri olabileceğini desteklemektedir. Daha uzamış ve daha değişken reaksiyon zamanı; yürüyüşte spatiotemporal bozukluklar ve yürüyüşü başlatmadaki artmış değişkenliğin altında yatan nörofizyolojik mekanizmalardan biri olabilir.
Unilateral meme kanseri ile ilişkili üst ekstremite lenfödeminde remedial egzersizlerin ve kompresyonun akut etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, meme kanseri cerrahisi sonrası lenfödem gelişen kadınlarda, kompresyonlu ve kompresyonsuz uygulanan remedial egzersizlerin lenfödem şiddeti ve semptomları üzerine akut etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya unilateral meme kanseri cerrahisi ile ilişkili lenfödemi olan 34 kadın dahil edildi. Bireylerin demografik ve fiziksel özellikleri kaydedildi. Bireylerin kinezyofobi düzeyi Tampa Kinezyofobi Ölçeği ile yaşam kalitesi Lenfödem Yaşam Etki Skalası ile değerlendirildi. Lenfödem şiddeti ve ekstraselüler sıvı oranı ve epidermis, dermis ve subkuten doku kalınlıkları sırasıyla bilateral çevre ölçümü, biyoempedans spektroskopisi (L-dex skoru) ve ultrasonografik değerlendirmeler ile yapıldı. Lenfödem semptomları olarak şişlik, ağırlık ve ağrı hissi görsel analog skalası ile sorgulandı. Bireylerin egzersiz müdahalelerine yönelik memnuniyet algıları likert tipi ölçek ile ve iyileşme algıları Hasta Global İyileşme Algısı Skalası ile değerlendirildi. Lenfödem şiddeti ve semptomların değerlendirilmesi her iki egzersiz müdahalesi (bandajsız, bandajlı) öncesi ve egzersizden 24 saat sonra olmak üzere 4 kez uygulandı.l Bireyler 3 günlük bir arınma periyoduyla ayrılan kompresyonsuz ve kompresyon bandajı ile birlikte 3 setten oluşan remedial egzersizleri 24 saat içinde tamamladı. Kompresyonsuz egzersizlerden 24 saat sonra kol hacmi, L-dex skoru ve semptom şiddet skorlarının (ağrı hariç) egzersiz öncesi ile benzer (p>0,05) iken kompresyonlu remedial egzersizlerden 24 saat sonra, tüm sonuçların başlangıca göre anlamlı derecede azaldığı belirlendi (p<0,001). Bireylerin ortalama yaşam kalitesi düzeyi 27,38±12,22 iken kinezyofobi düzeyleri ortalama 33±6,02 olarak belirlendi. Meme kanseri ile ilişkili lenfödemde remedial egzersizlerin lenfödem şiddetini akut olarak artırmadan bir gün içinde kompresyonsuz olarak güvenle yapılabileceğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma sonuçları, kompresyon tedavisi olmadan gerçekleştirilen remedial egzersizlerin uzun vadeli etkilerinin gelecekteki prospektif çalışmalarda incelenmesinde kullanılabilecek önemli ön bulgulardır. Anahtar Kelimeler: Kompleks boşaltıcı fizyoterapi, fizyoterapi, biyoempedans spektroskopisi, ultrason, egzersiz
Kollar üzerinde vücut ağırlığının taşındığı egzersizlerde skapula ve omuz çevresi kassal aktivasyon seviyelerinin incelenmesi
Omuz rehabilitasyonunda nöromüsküler egzersiz eğitiminin önemi bilinmektedir. Bu çalışma kollar üzerinde vücut ağırlığının taşındığı plank egzersizinin çeşitli varyasyonlarında skapula ve omuz çevresi kassal aktivasyon seviyelerinin ve aktivasyon oranlarının belirlenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya 21 asemptomatik, fiziksel olarak aktif erkek birey (Yaş: 266,5 yıl, VKİ: 24,42,4 kg/m²) dahil edildi. Hareket düzleminin, dirsek eklem pozisyonunun ve yük taşıma durumunun (dört, üç ve iki destekli) farklı şekillerde uygulandığı toplamda on farklı plank egzersizi seçildi ve tüm katılımcılar tarafından rastgele sıra ile gerçekleştirildi. Tüm egzersizler sırasında üst trapezius (UT), orta trapezius (LT), alt trapezius (LT), serratus anterior (SA), infraspinatus (IS), biceps braki (BB) ve triceps braki (TB) kaslarının aktivasyon seviyeleri yüzeyel elektromiyografi ile ölçüldü. Bu çalışmada araştırılan tüm plank varyasyonlarında SA orta (%20-40 MVIC) ve yüksek (%40-60 MVIC) seviyede kassal aktivasyon gösterdi. Egzersizlerin tümünde BB aktivasyonu düşük seviyelerde (<%20 MVIC) görülürken, destek seviyesinin azaldığı varyasyonlarda TB aktivasyonu orta seviyelere (%20-40 MVIC) yükseldi. UT/MT, UT/LT ve UT/SA oranları dirençli omuz dış rotasyonu içeren plank ile iki destekli plank (side plank) egzersizleri esnasında düşük seviyede (<1) kaydedildi. Ancak, eller üzerinde kontralateral ayağa uzanma içeren plank egzersizi (toe touch) UT kasında aktivasyon artışına neden oldu. Bu çalışmanın sonucunda farklı destek seviyelerinde ve farklı hareket düzlemlerinde yapılan plank varyasyonları sırasında görülen kas aktivasyonları arasında farklılık olduğu gözlemlendi. Rehabilitasyonun amacına göre plank egzersizinin farklı varyasyonlarının rehabilitasyon programlarında kullanılabileceği önerildi.
Üst ekstremite amputelerinde günlük yaşam aktivitesi ve iş uğraşı anketi'nin Türkçe'ye uyarlanması, güvenirlik ve geçerliği
Bu çalışmanın amacı Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivesi ve İş Uğraşı Anketi'in Türkçe versiyonunun kültürlerarası adaptasyonu, geçerlik ve güvenirliğinin araştırılmasıdır. Anketin geliştiricisi ve yazarlardan Türkçe versiyon çalışması için gerekli izinler alındı. Anketin orjinal dili olan İngilizce'den Türkçe'ye çevrilmesi ve kültürlerarası adaptasyon uyarlaması, çeviri yöntemleri kurallarına uyularak gerçekleştirildi. Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivitesi ve İş Uğraşı Anketi, 125 üst ekstremite amputesine test ve tekrar-test olarak uygulandı. Türkçe versiyonunun iç tutarlılığı hesaplandı. Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivitesi ve İş Uğraşı Anketinin geçerlik analizleri için Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) ve Görsel Analog Skalası (GAS) kullanıldı. Anketin test ve tekrar-test uygulaması arasında pozitif yönde mükemmel bir korelasyon olduğu (r=0.93, p<0,001) bulundu. Anketin Türkçe versiyonunun iç tutarlığı genel skorlamayı içeren 9. Kısımda yer alan 17 maddelik günlük yaşam aktiviteleri için yapıldı ve ICC=0,96 olarak belirlendi. Türkçe versiyon çalışması yaptığımız anketin 9. kısmında yer alan günlük yaşam aktiviteleri ile GAS ve DASH ile ilişkisi için toplam skor oluşturuldu ve DASH toplam skoru ile pozitif yönde iyi korelasyon belirlendi (r=0,88, p<0,001). Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivesi ve İş Uğraşı Anketi'in Türkçe versiyonunun ülkemizdeki üst ekstremite amputelerinde klinikte ve bilimsel araştırmalarda kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir anket olduğu sonucuna varıldı. Bu çalışma ile ülkemizdeki üst ekstremite amputelerinin günlük yaşam ve iş ile ilgili aktivitelerinin değerlendirilmesine yönelik bir anket elde edilmiş olup, uygun proteze karar verme ve rehabilitasyon süreçlerinin planlanmasında katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Üst ekstremite, ampute, protez el, öz değerlendirme, anket
Meme kanserli hastalarda 6 minute pegboard and ring test desteksiz kol fonksiyonu egzersiz testinin geçerliği ve güvenirliğinin değerlendirilmesi
Meme kanseri kadınlar arasında en sık görülen kanser türüdür. Son yıllarda gelişen tedavi olanakları ile meme kanseri sonrası sağ kalım oranlarının artmasına rağmen yaşam kalitesini azaltan ve günlük yaşam aktivitelerini sınırlandıran pek çok yan etki görülmektedir. Meme kanseri olan hastalarda üst ekstremite fonksiyonel limitasyonları en sık görülen aktivite limitasyonlarından biridir. 6 dakika delikli pano ve halka testi (6PBRT) üst ekstremite fonksiyonel kapasitesini değerlendiren bir testtir. Bu çalışmanın amacı; meme kanseri olan hastalarda 6PBRT'nin geçerliği ve güvenirliğinin araştırılmasıydı. Çalışmaya 48 meme kanseri hastası (ortalama yaş=55,40 ±10,40 yıl) dahil edildi. Bireylerin demografik ve fiziksel özellikleri ve tıbbi hikayesi kaydedildi. Üst ekstremite antropometrik değerlendirilmesi uzunluk ölçümü ile yapıldı. Lenfödem değerlendirilmesi çevre ölçümü ile yapıldı. Üst ekstremite enduransı değerlendirmesi için Üst Ekstremite ve Boyun Fonksiyonel Değerlendirme Testi (FIT-HaNSA) ile yapıldı. El dinamometresi ile kavrama kuvveti ölçüldü. Ağrı eşiği algometre ile değerlendirildi. Üst ekstremite fonksiyonel kol egzersiz kapasitesi 6PBRT ile değerlendirildi. Maksimal kol egzersiz kapasitesi kol ergometresi testi ile değerlendirildi. Hastaların üst ekstremite fonksiyonelliği Kol, Omuz ve El Sorunları Hızlı Anketi (Quick Disabilities of the Arm, Shoulder and Hand Questionnare-Q-DASH-T) ile değerlendirildi. 6PBRT'nin güvenilirliği için bir 30 dakika arayla aynı koşullarda test tekrar edildi. 6PBRT'nin geçerliği için; kol ergometresi testi sırasında ulaşılan zirve iş yükü (W) ve oksijen tüketim düzeyi (VO2) ve Q-DASH-T skoru kriter yöntem olarak belirlendi. Test-tekrar test güvenirliğini belirlemek için Bland-Altman analizi, ICC ve % 95 güven aralıkları (Confidence Intervals-CI) analiz edildi. Çalışmanın sonucunda, birinci ve ikinci 6PBRT skorları arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı çok kuvvetli düzeyde ilişki vardı (r=0,866, p<0,001). 6PBRT için ICC değeri 0,782 (% 95 CI=0,334-0,910) olarak bulundu. Ölçümün standart hatası (SEM) 17,39 ve tespit edilebilir minimal değişim (MDC) 48,06 olarak hesaplandı. Bland-Altman analizine göre; 6PBRT tekrarlanabilir alt ve üst sınırları sırasıyla -55,51 ve - 21,89 halka idi. 6PBRT skoru ile kol ergometresindeki zirve VO2 (r=0,649, p=<0,001) ve zirve iş yükü (W) (r=0,601, p=<0,001) ile pozitif yönde kuvvetli, istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişki vardı. 6PBRT skoru ile Quick- DASH-T skoru arasında negatif yönde orta kuvvette, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki (r=-0,466, p=0,003) vardı. Bu çalışma meme kanseri olan hastalarda 6PBRT'nin iyi bir test-tekrar test güvenirliğine sahip olduğunu ve geçerli bir test olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar meme kanseri olan hastalarda kol egzersiz kapasitesinin değerlendirilmesinde 6PBRT'nin pratik, kullanışlı, geçerli ve güvenilir bir değerlendirme aracı olduğunu desteklemektedir. Anahtar kelimeler: Kol ergometresi testi, egzersiz toleransı, meme kanseri, üst ekstremite, egzersiz testi, 6 dakika delikli pano ve halka testi.
Okul çağındaki serebral palsili çocuklarda üst ve alt ekstremite kas kuvvetinin yaşam kalitesi ve katılıma etkisinin incelenmesi
Üst motor nöron lezyonu, Serebral Palsili (SP) çocuklarda aktivite, katılım seviyesi ve yaşam kalitesini etkileyen çok çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Çalışmanın amacı, okul çağındaki SP'li çocukların üst ekstremite ve alt ekstremite kaslarının kuvvetinin İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (ICF) çerçevesinde belirlenen aktivite, katılım ve yaşam kalitesi parametrelerinde bir faktör olup olmadığını değerlendirmek ve tipik gelişen yaşıtlarına göre alt ve üst ekstremite kas kuvvetindeki farkı ortaya koymaktı. Bu amaçla, SP tanısı almış, 6-12 yaş aralığında 105 çocuk (n: 105, X̅±SS: 9,002,01 yıl) ve 5 tipik gelişim gösteren çocuk (n: 35, X̅±SS: 9,00±2,03 yıl) çalışmaya dahil edildi. SP'li ve tipik gelişim gösteren çocukların alt ve üst ekstremite kas kuvvetlerinin ölçümü el dinamometresi ile yapıldı. Aktivite düzeyi Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri Bilgisayar versiyounu (PEDI-CAT), katılım seviyesi Yaşam Alışkanlıklarının Değerlendirilmesi Anketi (LIFE-H), yaşam kalitesi Serebral Palsi Yaşam Kalitesi Anketi (CP QOL) ve Pediatrik Veri Toplama Aracı (PODCI) ile bütüncül bir şekilde değerlendirildi. Alt ve üst ekstremite ortalama kas kuvveti değerleri açısından tipik gelişen çocuklar lehine istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu (p<0,05). Diz ekstansör kas kuvvetinin katılım üzerinde anlamlı etkisi olduğu görülürken (p<0,001), dirsek ekstansör kas kuvvetinin yaşam kalitesi üzerinde anlamlı etkisi olduğu görüldü (p<0,001). SP'li çocuklarda katılım seviyesini ve yaşam kalitesini arttırmak için kas kuvveti göz önüne alınması gereken bir faktördür. Özellikle dirsek ve diz ekstansör kas kuvvetinin değerlendirme ve fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarına eklenmesi önemlidir.
Kronik inmeli bireylerde dirsek fleksörlerine uygulanan pnf ve statik germenin kas mimarisi ve viskoelastik özellikler üzerine etkilerinin karşılaştırılması
Giriş: İnme hastalarının 2/3'ünde üst ekstremite motor fonksiyon kaybı bulunmaktadır. Üst ekstremitede artmış kas tonusunu azaltarak yapısal değişiklikleri restore etmek üst ekstremite rehabilitasyonunun önemli hedefleridir. Amaç: Bu çalışmanın amacı, dirsek fleksör spastisitesi bulunan kronik inmeli bireylerde üst ekstremite nörogelişimsel terapisine (NGT) ek olarak dirsek fleksör kaslarına (Biseps Brakii, Brakioradialis ve Brakialis) uygulanacak olan Proprioseptif Nöromusküler Fasilitasyon germe (PNFg) ve uzun süreli statik germe (USSg) yöntemlerinin kas mimarisi ve viskoelastik özellikleri, spastisite düzeyi, üst ekstremite fonksiyonu ve motor performansı, dirsek pasif eklem hareket açıklığı (EHA), propriosepsiyonu ve postürü üzerine etkilerinin araştırılmasıdır. Yöntem: Çalışmaya dahil edilen 34 inme tanılı ve kronik dönemdeki olgular randomize olarak iki gruba ayrıldı. Olgulara NGT'ye ek olarak PNFg (PNFg grubu) ve USSg (USSg grubu) egzersizleri 4 hafta ve haftada 5 gün toplam 20 seans olacak şekilde klinikte, uzman fizyoterapist tarafından uygulandı. Tedavi öncesi ve sonrası değerlendirmeler için utrasonografik görüntüleme, miyotonometrik ölçümler, Modifiye Ashworth Skalası, Fugl Meyer Değerlendirme Ölçeği, Kare Çizme Testi, gonyometrik ölçüm, Eklem Pozisyon Reprodüksiyon Testi ve PhysioMaster isimli telefon uygulaması kullanıldı. Verilerin analizinde SPSS programı kullanıldı ve analizlerde p<0,05 istatistiksel anlamlı olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışma 33 olgunun verileri analiz edilerek gerçekleştirildi. 4 haftanın sonunda olguların tüm dirsek fleksör kaslarında ekojenite, Brakialis kasında pennasyon açısı, Biseps Brakii kas elastisitesi, dirsek fleksör spastisitesi, omuz seviyesi (p<0,05) ve motor fonksiyon ve performans, pasif EHA, propriosepsiyon, dirsek postürü parametrelerinin (p≤0,001) anlamlı olarak geliştiği görüldü. GrupxZaman etkileşimi açısından yalnızca maksimum dirsek ekstansiyonunda ölçülen pennasyon açısı (p=0,014; Pη2=0,181) ve uzunluk (p=0,038; Pη2=0,131) için USSg grubu lehine anlamlı farklılık olduğu, diğer parametrelerin hiçbirinde bir grup lehine anlamlı farklılık olmadığı (p>0,05) saptandı. Sonuç: NGT'ye ek olarak uygulanan PNFg, kas ekojenitesini geliştirmede, spastisiteyi azaltmada, motor fonksiyon ve performansı, pasif EHA'yı, propriosepsiyonu ve dirsek postürünü iyileştirmede USSg'ye benzer etkiler oluşturabildiğinden USSg'yi tolere edemeyen hastalar için alternatif bir müdahale yöntemi gibi görünmektedir.
Amatör düzeydeki espor ve basketbol oyuncularının üst ekstremitelerindeki görsel ve işitsel reaksiyon sürelerinin karşılaştırılması
Espor'a hem ülkemizde hem de dünyanın genelinde bir önyargı olduğu bilinmektedir, çağın gereklilikleri kısa, orta ve uzun vadelerde olmak üzere sürekli değişmekteyken spor olgusunun da değişmesini görmek artık şaşırtıcı olmaktan çıkma noktasına gelmiştir. Bu temelden hareketle Espor'un, spor olgusunun değişiminin öbeğinde olduğu görülmektedir. Alanı daha iyi anlamak, keşfetmek ve spor vb. bilim dallarındaki bilinmezleri ortaya çıkartmak son derece önemlidir. Çünkü espor'un temelde hareketsiz yapıldığı düşüncesi yalnızca yapılacak çalışmalarla değiştirilebilir. Bu tez çalışma ise tam olarak bunu hedeflemektedir. Spor branşları için bilişsel özelliklerin başarısı ile performans düzeyi arasında bir bağ olduğu düşünüldüğünde, reaksiyon zamanı birçok spor branşı için son derece önemli olarak öne çıkmaktadır. Basketbol branşı son derece hızlı, anlık karar verilmesi gereken pozisyonları barındıran ve bununla birlikte belli bir noktadan sonra ince beceriler ile birlikte esas olan fiziksel ya da zihinsel becerilerin öne çıkması için performansın optimuma gelmesinde her eylemin kusursuza yakın olması gerekmektedir. Reaksiyon zamanı ise saniyenin çok küçük ölçeklerinde gerçekleştiğinden dolayı bu branş için son derece önemlidir. Espor'da ise yine hem görsel hem de işitsel reaksiyon zamanı son derece önemli olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü oyuncular yoğun olarak hem derinlik algılama, anlık karar verme, problem çözme yetenekleriyle birlikte olaylara doğru ve hızlı reaksiyon vermek zorundadırlar. Buradan yola çıkılarak yapılan bu tez çalışmasında görsel reaksiyon (FitLight) ve işitsel reaksiyon ölçümlerinde oturarak iki el (görsel reaksiyon) ile gerçekleştirilen ölçümde espor oyuncularının basketbol oyuncularından daha başarılı olduğu, ayakta ve oturarak yapılan diğer tüm testlerde de iki grup arasında anlamlı farkın olmadığı ortaya çıkmıştır. Kanonik verilerde de yine espor oyunlarının basketbol oyuncularının reaksiyon zamanlarını geliştirmek maksatlı kullanılabileceği öngörüsünde bulunulmuştur.