Aile tutumu

Bu konu başlığı altında 103 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Ailede anababa tutum ve davranışına etki eden faktörlerin araştırılması

Bu araştırma ana-baba tutum ve davranışı ile ailenin birlik ve değişime uyum yeteneği arasındaki ilişkiyi belirlemek, sosyoekonomik ve demografik faktörlerin aile işlevlerine uyum, tutum ve davranışlar üzerindeki etkisini incelemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına Ankara ilinin merkez ilçelerinden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 0-6 yaş grubunda sağlıklı en az bir çocuğu bulunan ve birlikte yaşayan 450 aile dâhil edilmiştir. Araştırma verileri; ana-babaların ebeveyn olarak tutum ve davranışlarını belirlemede Ana-Baba Tutum ölçeğinin, aile içi ilişkilerdeki işlerliği belirlemek için de Aile Birliği ve Değişime Uyum Yeteneği ölçeğinin ve ailelere ilişkin sosyoekonomik ve demografik bilgilerin yer aldığı anket formu ile toplanmıştır. Ailelerden elde edilen veriler SPSS 26 ve R programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde normallik dağılımının tespiti için uygulanan Kolmogorov–Smirnov testi sonucu verilerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle non-parametrik testlerden; iki değişkenli testler için Mann–Whitney U testi, bağımlı ve bağımsız değişkenlerin analizi için Kruskal-Wallis Testi, iki bağımlı değişken için Friedman testi ve değişken tespiti için Ki-Kare analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ikamet edilen ilçenin sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe ebeveynlerin serbest ana-baba tutumuna, baba yaşı arttıkça ihmalkâr ve otoriter ana-baba tutumuna, çocuk sayısı fazla olan ve küçük yaşta çocuğu olanların aşırı koruyucu ana-baba tutumuna sahip oldukları bulunmuştur (p<0,05). İkamet edilen ilçenin sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe aile işlevlerindeki birlik ve değişime uyum yeteneğinin kaotik olduğu, hane halkı toplam gelirinin artması ile dengeli uyum gösterdikleri saptanmıştır. Aile işlevlerindeki birlik ve değişime uyum yeteneği ile algılanan gelir düzeyi arasında istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,05). Demokratik ana-baba tutumuna sahip olan ailelerde aile işlevlerinin gerçekleştirilmesinde dengeli birlik, otoriter ana-baba tutumuna sahip ailelerde ise dengeli esnek bir aile birliği ve uyumunun olduğu saptanmıştır. Ana-baba tutumları ile aile işlevleri açısından aile birliği ve değişime uyum yeteneği arasında istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).

Aile içi ilişkilerAile işlevleriAile tutumu+5
Hüsniye Ceyda Mısırlıoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

COVID 19 salgını süresinde okul öncesi çocukların ekran süresinin değişiminde ebeveyn tutumlarının rolünün çevrim içi anket ile değerlendirilmesi

COVID-19 ile ilişkili kamu riskini en aza indirmek için başlatılan karantina süreci ile pek çok kişi gibi çocukların da evde geçirdikleri sürenin artması onların ekran süresini etkileyebilir. Bu çalışmada, okul öncesi dönem çocuklarının ekran başında geçirdikleri sürenin hem ebeveyn-çocuk özelliklerine hem de ebeveyn tutumlarına göre değişimi arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlandı. Kartopu örneklemesi yöntemi ile kesitsel çevirim içi yapılan çalışmada; çalışma ile ilgili anket soruları ve Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), okur-yazar olan ve 2-6 yaş grubu çocuğa sahip 403 gönüllü anne tarafından dolduruldu. Çocukların ortalama ± SD yaşı 4,3 (± 1,2) yıl ve %51,6'sı erkekti, %54,6'sı pandemi döneminde gün içinde ebeveynleri tarafından bakım alıyordu. Annelerin doğum anındaki yaş ortalaması (± SS) 30 (± 4,3) yıl olup, %64,3'ü çalışmaktaydı. Ebeveynlerin dörtte üçünün eğitim düzeyi 12 yıl ve üzerindeydi. Annelerin %26,1'i pandemi döneminde çocuğunun ekran süresinde herhangi bir değişiklik olmadığını, %70'i çocuğun ekran süresinin arttığını ve %4'ü ise çocuğun ekran süresinde azalma olduğunu belirtti. Pandemi döneminde ekran süresindeki değişim ile çocuk özelliklerinin ilişkisi incelendiğinde; çocuğun daha büyük yaşta (≥ 4 yaş vs <4 yaş) olmasının ve pandemiden önce daha fazla ekran süresine sahip olmasının pandemi döneminde artmış ekran süresi açısından daha yüksek risk yaratırken, pandemi döneminde gün içinde ebeveyn bakımında olmasının kreş bakımı ve büyükanne/büyükbaba bakımında olmasına göre artmış ekran süresi açsından daha az risk yarattığı bulundu. Pandemi döneminde ekran süresi değişimine göre ebeveyn tutum ölçeği alt puanları karşılaştırıldığında; ekran süresi artan gruptaki annelerin otoriter ebeveyn puanının yüksek, aşırı koruyucu ebeveyn tutum puanının düşük olduğu görüldü. Okul öncesi çocukların ekran başında geçirdikleri sürenin, çocukların erken yaşlarından itibaren ebeveynlerinin tutumlarıyla ilişkili olduğu görüldü.

Aile tutumuAna-baba tutumuAnketler+7
Deniz Yıldız
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygu rehberi ebeveynlik eğitiminin annelerin ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi'nin, annelerin ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Yöntem; ön test son test kontrol gruplu araştırma yöntemi olarak belirlenmiştir. Bağımsız değişken; Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi (DKEE), bağımlı değişken; ebeveynlik tutumlarıdır. Veri toplama araçları; demografik bilgi formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), (Demir ve Şendil, 2007) ve Duygu Stili Ebeveynlik Ölçeği'dir (Lagacé-Séguin, 2005). Katılımcılar; İstanbul, Büyükçekmece ilçesi Akçansa Fatih Sultan Mehmet Ortaokulundaki öğrencilerin anneleri arasından, gönüllülük ilkesine bağlı olarak belirlenmiştir. Örneklem, deney grubunda 43 kişi ve kontrol grubunda 41 kişi olmak üzere 84 kişiden oluşmaktadır. Deney grubuna ön test, DKEE ve son test uygulanmıştır. Kontrol grubuna yalnızca ön test ve son test uygulanmış, başka bir çalışma yapılmamıştır. Deney ve kontrol gruplarının ebeveynlik tutumlarının son test puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını araştırmak için, tek yönlü kovaryans analizi (One-way ANCOVA) yapılmış, veriler .05 istatistiksel anlamlılık seviyesi üzerinden değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi'ne katılan deney grubundaki annelerin demokratik ebeveyn tutumu puanları ve duygu koçu ebeveyn puanları, kontrol grubundaki annelere göre anlamlı biçimde artmıştır. Deney grubundaki annelerin otoriter ebeveyn tutumu puanları, duyguyu dikkate almayan ebeveyn tutumu puanları ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumu puanları kontrol grubundaki annelerin puanlarına göre anlamlı biçimde azalmıştır. Analiz sonucunda, deney grubundaki annelerin, izin verici ebeveyn tutum puanlarında kontrol grubundaki annelere göre anlamlı bir değişikliğe rastlanmamıştır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile eğitimiAile tutumuAna-baba eğitimi+7
Ayşe Kızıltan Ütkü
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkinlerde anne baba algısı ile sosyal kaygı ilişkisinde öğrenilmiş güçlülüğün aracı etkisi

Bu çalışmada, genç yetişkinlerin anne baba algısının sosyal kaygı ile doğrudan etkisinin ve aracı değişken olarak ele alınan öğrenilmiş güçlülük üzerinden dolaylı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Samsun ilinde yaşayan, anne babası hayatta olan 20-40 (ort.= 28.18, ss=.36) yaşları arasındaki 250 (121 kadın, 129 erkek) genç yetişkin katılmıştır. Veri toplama araçları olarak: Kişisel Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ), Robbins Anne Baba Algı Ölçeği ve Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği (RÖGÖ) uygulanmıştır. Veriler SPSS 23.0'de düzenlenmiş ve genç yetişkinlerde anne baba algısı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide öğrenilmiş güçlülüğün aracı etkisinin incelenmesi amacıyla Lisrel 8.71 programından yararlanılarak yapısal model test edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre öğrenilmiş güçlülük, anne baba algısı ile sosyal kaygı arasında tam aracılık görevi görmektedir. Bu sonuçlar, çalışmaya katılan genç yetişkinlerin öğrenilmiş güçlülüklerinin anne baba algıları ve sosyal kaygıları ile ilişkili olduğunu ve bu iki değişken arasındaki ilişkide aracı etkisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada tüm sonuçlar literatür ışığında tartışılmış, sosyal kaygı yaşayanlara, psikolojik danışma ve psikoterapi yürütenlere önerilerde bulunulmuştur.

Aile tutumuAna-baba algısıAna-baba tutumu+4
İlknur Çalışkan Köse
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi çocukların ve ebeveynlerinin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtileri ve çocuklardaki bu belirtilerin okul davranışlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim gören 3-6 yaş arasındaki çocukların Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) belirtilerini incelemek ve bu belirtilerle ebeveynindeki DEHB belirtileri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Aynı zamanda, çocukların sosyodemografik özelliklerinin, çocuklardaki ve ebeveynlerindeki DEHB belirtilerinin, çocukların okul öncesi eğitim kurumlarında gösterdikleri sosyal becerileri ve davranışsal sorunları üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ilindeki 5 okul öncesi eğitim kurumunda eğitim gören 106 çocuk ve ebeveynlerinden oluşmaktadır. Çocuklardaki DEHB belirtileri Erken Çocukluk Envanteri-4: Ebeveyn Formu (EÇE-4: EF) ile, ebeveynlerindeki DEHB belirtileri Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kendi Bildirim Ölçeği (ASRS) ile değerlendirilmiştir. Çocukların eğitim kurumlarındaki sosyal yeterlilik düzeyleri ve olumsuz sosyal davranışları, öğretmenleri tarafından doldurulan Okul Sosyal Davranış Değerlendirme Ölçeği (OSDÖ) ile değerlendirilmiştir. Çocuklardaki DEHB belirtileri ile annelerinde bulunan DEHB belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak, çocuklardaki DEHB belirtileri ile babalarında bulunan DEHB belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Çocuklardaki DEHB belirtilerinin, sosyal yeterlilik düzeylerini olumsuz etkilediği görülmüştür. Çocukların sosyal yeterlilik düzeyleri ile annelerinin eğitim durumları arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çocuklardaki DEHB belirtilerinin, olumsuz sosyal davranışları arttırdığı görülmüştür. Çocukların olumsuz sosyal davranışları ile baba yaşı arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çalışmamızın sonuçları, okul öncesi dönemdeki çocukların DEHB belirtileri ile annelerinde bulunan DEHB belirtileri arasında bir ilişki olduğunu ve çocuklardaki DEHB belirtilerinin, sosyal yeterlilik düzeyleri ile olumsuz sosyal davranışları etkilediğini göstermektedir. Çalışmamızın sonuçları, okul öncesi dönemdeki çocukların DEHB belirtilerinin, annelerindeki DEHB belirtileri ve davranışsal sorunları ile birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekmektedir.

Aile tutumuAna-baba tutumuDavranış bozuklukları+7
Hazal Özcan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Korkusu olan ve olmayan 3-6 yaş arası çocukların, anne baba tutumlarının ve anne baba kaygısının çocukların korkularına olan etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada korkusu olan ve olmayan 3-6 yaş arası çocukların anne ve baba tutumlarının ve anne babalarının kaygısının çocuklarının korkularına olan etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada 103 çocuk ve 103 çift anne baba ile çalışılmıştır. Demir ve Şendil (2008) tarafından geliştirilen Ebeveyn Tutum ölçeği, Öner ve Le Compte (1985) tarafından geliştirilen Durumluk, Sürekli Kaygı Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan demografik veri formu kullanılmıştır. Analizler sonucunda demokratik ve otoriter tutumların, sosyoekonomik düzey ve eğitim düzeyi ile anne-babanın çocukluk korkularının, çocuklardaki korkuyu yordadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular yapılan araştırmalarla tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Korku, Çocuklarda Korku, Anne Baba Tutumları,Ebeveynlerde Kaygı, Durumluk Sürekli Kaygı

Aile tutumuAna-baba tutumuAnksiyete+4
Burcu Ay Solmaz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli çocuğa sahip olan anneler ile engelli çocuğa sahip olmayan annelerin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin incelenmesi

Toplumun temel taşını oluşturan aileler, zaman zaman hayatlarında bazı ruhsal sorunlar yaşayabilir ve bunları çözmek için farklı yollar izleyebilirler. Ancak engelli aileleri, engelli çocuklarına dair yaşadıkları psikolojik, duygusal, fiziksel, ekonomik ve sosyal sorunları çözmede etkisiz kalabilirler. Özellikle anneler, engelli bir çocuğa sahip olmakla birlikte daha fazla sorumluluk üstlenmekte ve bu sorunları daha yoğun yaşamaktadırlar. Ancak engelli annelerinin ruhsal sorunlar ve problemleri çözmede güçlük yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında ruhsal sorunları ve problem çözmeyi etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip olan annelerin depresyon düzeylerini ve problem çözme becerilerini, engelli çocuğa sahip olmayan annelerle karşılaştırarak incelemektir. Araştırmanın örneklemi İstanbul'un Silivri ilçesinde bulunan Özel Silivri Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören 40 engelli çocuk annesi ve yine aynı ilçede yaşayan 37 sağlıklı çocuğa sahip anneden oluşmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Problem Çözme Becerileri Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda verilerin normal dağılmamasında ve homojen olmamasından dolayı, engelli çocuğa sahip olan ve olmayanların depresyon ve problem çözme düzeylerinin incelenmesi için parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Diğer taraftan engelli çocuğa sahip annelerin depresyon ve problem çözme düzeylerinin yaşlarına, eğitim durumlarına, gelir düzeylerine, çocuklarının engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yıla ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla Kruskal Wallis H tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, engelli çocuk annelerinin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin normal sınırlar içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca engelli çocuğa sahip olmanın, annelerin yaşlarının, eğitim durumlarının, gelir düzeylerinin, çocuklarını engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yılın ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarının depresyon ve problem çözme becerileri üzerinde etkisi olmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Depresyon, problem çözme becerisi, engelli çocuğa sahip anne.

Aile sağlığıAile sorunlarıAile tutumu+7
Handan Demirkıran
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Covid-19 sürecinde lise öğrencilerinde görülen okul tükenmişliği ve eğitim stresinin anne ve baba tutumları açısından incelenmesi

Bu araştırmada, Covid-19 sürecinde lise öğrencilerinde görülen okul tükenmişliği ve eğitim stresinin anne ve baba tutumları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu temel amaç doğrultusunda öncelikle bağımsız değişken anne ve baba tutumlarının bağımlı değişkenler okul tükenmişliği ve eğitim stresi üzerindeki etkilerine bakılmış, lise öğrencilerinin okul tükenmişlik ve eğitim stresi düzeyleri arasındaki etki ve ilişkiler incelenerek bu değişkenlerin demografik değişkenler açısından anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı test edilmiştir. Çalışmanın araştırma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında İstanbul'da ikamet eden ve lise öğrenimine devam etmekte olan 173 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılardan gerekli olan veriler, Eğitim Stresi Ölçeği, Okul Tükenmişlik Ölçeği ve Ana-Baba Tutumu Ölçeği ile elde edilmiş, ayrıca öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla Kişisel Bilgi Formu öğrencilere verilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS for Windows 22.00 ve AMOS 24.0 programı kullanılmış, araştırmada kullanılan Anne Baba Tutumu (ABT),Eğitim Stres Ölçeği (ESÖ) ve Okul Tükenmişlik Ölçeğinin (OTÖ) yapısal geçerliliğinin kontrol edilmesi amacıyla doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ölçeklerin 'yüksek güvenilirlik" seviyesinde olduğu ve geçerliliğinin sağlandığı tespit edilmiştir. Ölçeklerin boyut ortalamalarının normallik analizi çarpıklık ve basıklık katsayıları hesaplanarak yapılmıştır. Elde edilen boyut ortalamalarının demografik özelliklere göre tüm boyutlarda normal dağılıma uygunluk gösterdiği anlaşılmış ve bu sebeple değişkenler, parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda bağımlı değişkenler tükenmişlik ve stresin cinsiyet, sınıf düzeyi, anne ve baba eğitim durumu değişkenine göre farklılaşmadığı, anne ve baba tutumunun okul tükenmişliği ve eğitim stresi düzeyi üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkilerinin olduğu, anne ve baba tutumunun eğitim stresini (R2= ,16)%16 oranında, okul tükenmişliğini ( R2= ,06) ise %6 oranında yordadığı tespit edilmiştir. Anne baba tutumu alt boyutlarından Demokratik tutum boyutunun eğitim stres değişkeni ve okul tükenmişlik değişkenini (P>0,05) etkilemediği, koruyucu / istekçi ebeveyn tutumunun ise Okul tükenmişlik değişkenini (P>0,05) etkilemediği tespit edilmiştir. Etkiler konusunda Koruyucu /İstekçi ebeveyn tutumunun Eğitim Stres ölçeği puanına etkisinin (β= ,235; p<0,05) pozitif yönlü ve anlamlı olduğu, eğitim stresini (R2= 0,156) %15,6 oranında yordadığı, Otoriter ebeveyn tutumunun Eğitim Stresine etkisinin (β= ,238; p<0,05) pozitif yönlü ve anlamlı olduğu, eğitim stresini (R2= ,145) %14,5 oranında yordadığı; Otoriter ebeveyn tutumunun Okul tükenmişlik değişkenine etkisinin (β= ,304; p<0,05) pozitif yönlü ve anlamlı olduğu, okul tükenmişliğini (R2= ,184) yüzde 18,4 oranında yordadığı tespit edilmiştir. Bağımlı değişkenler arasındaki ilişkiler konusunda Eğitim stresinin okul tükenmişliği üzerindeki etkisinin (β=,567; p<0,05) pozitif yönlü ve anlamlı olduğu, eğitim stresinin okul tükenmişliğini ( R2= ,314) %31,4 oranında yordadığı görülmüş ve araştırma bulguları; sonuçlar, öneriler, literatür ve önceki çalışmalar dikkate alınarak sunulmuştur.

Aile tutumuAkademik stresAna-baba tutumu+5
Zeynep Çınar
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annelerin Covıd-19 korkusunun okul öncesi çocuklarda kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve kaygı davranışları üzerindeki etkisinde annenin ebeveynlik tutumunun aracı etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, annelerin Covid-19 korkusu ile okul öncesi çocukların kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide annelerin ebeveynlik tutumlarının aracı etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Bununla birlikte, ana değişkenlerin sosyodemografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırma örneklemi özel ve devlet anaokuluna giden 140 okul öncesi çocuk sahibi ve Covid-19 geçirmemiş anneden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Covid-19 Korkusu Ölçeği, Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu aracılığıyla uygun örneklem yöntemi ile çevrim içi ortamda toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre otoriter ebeveynlik tutumunun ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide tam aracılık ettiği bulunmuştur. Diğer yandan, sosyodemografik veriler ile yapılan analizler sonucunda ise Covid-19 korkusunun Covid-19 aşısı olma durumu, annelerin otoriter ebeveynlik tutumunun annenin öğretim düzeyi, annenin izin verici ebeveynlik tutumunun babanın öğretim düzeyi, annenin aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun annenin öğretim düzeyi, annenin çalışma zamanı ve şekline göre, çocukların sosyal yetkinlik becerilerinin ise sosyoekonomik düzey değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumlarının tam aracılık etkisinin olduğu saptanmıştır. Bulgular doğrultusunda, araştırma annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ilişkisinin annelerin otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumları aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Pandemi sürecinde ebeveynlik tutumlarının aracı etkisine yönelik yapılan araştırmaların kısıtlılığı göz önüne alındığında bu araştırma literatüre katkı sağlamaktadır. Ayrıca, bu anlamda elde edilen bulgular, ebeveynlik tutumlarının önemini ortaya koyacak ve pandemi sürecinde çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ile ilişkili tedavi planlarına katkı sağlayacaktır.

Aile tutumuAna-baba tutumuCOVID 19+7
Hilal Şişman
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlerde algılanan ebeveyn ilişki tutumları ile aşka dair görüşler arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma yetişkinlerin algıladıkları ebeveyn ilişki tutumlarını ve aşka ilişkin görüşlerini incelemek, çeşitli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini saptamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Sakarya ili Serdivan ilçesi İstiklal mahallesindeki yetişkinler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 188 kadın, 192 erkek olmak üzere toplamda 380 yetişkin oluşturmaktadır. Bu çalışma, ilişkisel tarama modeline dayanan betimsel bir araştırmadır. Ölçme aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, aşka dair görüşleri ölçmek için, Lee'nin (1973) aşk sınıflandırması temel alınarak Hendrick, Hendrick ve Dicke (1998) tarafından geliştirilmiş olan ve Büyükşahin ve Hovardaoğlu (2004) tarafından Türkçeye uyarlanan Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği: Kısa Formu (LAS) kullanılmıştır. Algılanan ebeveyn ilişki tutumlarını belirlemek amacıyla Çelik ve Öziş (2016) tarafından geliştirilen Algılanan Ebeveyn İlişkisi Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmada veri toplama araçları ile toplanan verilerin analizinde SPSS Windows 21.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada, yetişkinlerin algıladıkları ebeveyn ilişki tutumları alt boyutları ile aşk tutumları alt boyutları arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Aşk tutumlarının cinsiyete, eğitim düzeyine, ilişki durumuna ve birlikte yaşanılan kişilere göre anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Aşk tutumlarının yaşa, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Yetişkinlerin algıladıkları ebeveyn ilişkileri ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Buna göre, algılanan ebeveyn ilişkisi cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, ilişki durumu, anne eğitim düzeyi ve birlikte yaşanılan kişilere göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Yetişkinlerin algıladıkları ebeveyn ilişkilerinin baba eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular yorumlanmış, tartışılmış, uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.

Aile tutumuAlgılanan eş davranışıAna-baba tutumu+5
Sümeyye Tetik
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

9. ve 11. sınıf öğrencilerinde algılanan anne baba tutumu ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, lise öğrencilerinde algılanan anne baba tutumları ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Öğrencilerin yaşam doyumunun yordanmasında anne baba tutumlarının etken bir rolü olup olmadığı, varsa eğer nasıl bir rolü olduğu, çeşitli demografik değişkenler de dahil edilerek araştırılmış, bu yönde nicel bir yöntem olarak anketlerin uygulanmasıyla veri toplanmış ve sonrasında anketler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Uygulama sırasında öğrencilere kişisel bilgi formu, algılanan anne baba tutumunu değerlendirme ölçeği ve yaşam doyumu ölçeği verilmiştir. Araştırmada kullanılan 26 maddelik Anne Baba Tutumunu Değerlendirme Ölçeği (ABTDÖ)'nde her madde anne ve baba için ayrı ayrı cevaplanıp ayrı ayrı puanlanmaktadır. Bu ölçeğin Pearson Momentler Çarpımı yöntemiyle ölçülen değişmezlik katsayıları anneler için (.83), babalar için ise (.88) şeklinde bulunmuştur. 5 maddelik yaşam doyumu ölçeğinin güvenirlik katsayısı ise (.88) olarak bulunmuştur. Araştırma bulgularına göre, araştırmanın hipotezini destekler nitelikte, algılanan anne baba tutumlarıyla öğrencilerin yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu ilişkiye göre; anne ve babalar demokratik tutum sergilediğinde çocukların yaşam doyumunun yükseldiği, otoriter tutum sergilediklerinde ise yaşam doyumunun azaldığı tespit edilmiştir. Bu ilişkide çocukların yaşam doyumunu ve anne baba tutumlarını etkileyen başka değişkenler de ele alınarak analiz ve değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik iyi oluş, Yaşam doyumu, Ergenlik, Algılanan anne baba tutumu

Aile tutumuAna-baba algısıAna-baba tutumu+4
Emine Kevser Erdim
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının ebeveyn davranışlarına ve çocuk hakları tutumuna etkisi

Bu araştırmanın amacı, ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının ebeveyn davranışları ve çocuk hakları tutumu üzerindeki etkisini ele almaktır. Bu amaç çerçevesinde çalışmada çocukluk çağı travmaları, ebeveynlik ve çocuk hakları tutumunun kavramsal ve kuramsal çerçevesine yer verilmiştir. Ardından araştırma metodolojisi sunulmuştur. Çalışmada Sosyodemografik Bilgi Formu, Ebeveyn Çocuk Hakları Tutum Ölçeği, Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği ve Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği kullanılmıştır. İstanbul'da yaşayan, 7-14 yaş arası çocuğu olan ve okulda eğitim görmeye devam eden 284 ebeveynden veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 25 ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının ebeveyn davranışları ve çocuk hakları tutumu üzerinde anlamlı etkilerinin olduğunu göstermektedir. Cinsel taciz alt boyutu katılımcıların anne ve babalarının çocuk yetiştirme tutumlarına göre farklılaşmamaktadır. Duygusal taciz, fiziksel taciz, fiziksel ihmal, duygusal ihmal, aşırı koruma-kontrol alt boyutlarının ise katılımcıların ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumlarına göre farklılaştığı ortaya konulmuştur. Demokratik bir çocuk yetiştirme tutumu benimseyen katılımcıların duygusal taciz, fiziksel taciz, duygusal ihmal ve aşırı koruma-kontrol travmaları, otoriter, tutarsız ve aşırı koruyucu çocuk yetiştirme tutumu benimseyen katılımcılara göre anlamlı bir şekilde daha azdır. Ayrıca demokratik bir çocuk yetiştirme tutumu benimseyen katılımcıların fiziksel ihmal ve cinsel travmaları, tutarsız ve aşırı koruyucu çocuk yetiştirme tutumu benimseyen katılımcılara göre anlamlı bir şekilde daha azdır.

Aile tutumuEbeveyn davranışıPsikolojik travma+4
Rugayye Aksu
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de yaşlılık olgusu yaşlılara ilişkin tutumların kültürel temelleri üzerine bir alan araştırması Van-Muğla örneği

Bu çalışmanın konusu hem dünyada hem de Türkiye'de değişen nüfus yapısı ve artan yaşlı nüfus oranıyla birlikte önemli bir toplumsal gerçekliği içinde barındıran yaşlılık ve yaşlanma olgusudur. Yaşlılık, takvimsel yaşın artması sonucu bireyde görülen fiziksel, bilişsel ve sosyal düzeyde fonksiyonel yetersizlik ve düşüşlerin görülmesidir. Yaşadığımız çağda bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ilerlemesi ve önem kazanması toplumun demografik yapısını da değiştirmiştir. İnsan ömrünün uzaması ve doğum oranlarının düşmesi, giderek Türkiye'deki yaşlı nüfusunu arttırmıştır. Bu nedenle diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye de hızla yaşlanan ülkeler arasına girmiştir. Araştırma, Türkiye'nin doğusu olarak nitelendirilen ve daha çok geleneksel tutum ve değerleri ile öne çıkmış Van ili ile Batı ili olarak kabul edilen görece modern, seküler bir yaşam tarzının hâkim olduğu Muğla ilinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Türkiye'nin iki önemli ili olan Van ve Muğla'da yaşayan bireylerin kültürel düzeyde yaşlılığa bakış açıları, yaşlılığa yükledikleri anlamlar, yaşlı bireylere ilişkin algı ve tutumlarını ele almayı amaçlamıştır. Araştırma kapsamında Türkiye'deki yaşlılara yönelik algı ve tutumlar nicel ve nitel veriler üzerinden incelenmiştir

Aile tutumuAlgıDavranışsal tutum+6
Hicret Gök
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin algıladıkları anne baba tutumları ile öz-şefkat arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin algıladıkları anne baba tutumları ile öz-şefkat düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi küme örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma 2022-2023 öğretim yılında Van ili İpekyolu, Tuşba ve Edremit merkez ilçelerinde bulunan okullarda görev yapan 374 öğretmenle yürütülmüştür. Bu araştırmada veri toplama araçları olarak ''Öz-Anlayış Ölçeği'' ve ''Ana Baba Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma), fark istatistikleri (bağımsız örneklemler için t testi, ANOVA), Pearson Çarpım Momentler Korelasyon Katsayısı ve basamaklı regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin anne baba tutumlarını daha çok demokratik tutum olarak algıladıkları, erkeklerin kadınlara oranla daha yüksek koruyucu-istekçi tutum algısına sahip olduğu, babanın lise ve ilkokul eğitim düzeyine sahip olmasıyla koruyucu-istekçi tutumun algılaması arasında anlamlı bir farklılaşma olduğu, anne baba tutumları ile yaş arasında ise anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin algıladıkları öz-şefkat düzeyinin orta düzeyde olduğu ve erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere oranla öz-şefkat düzeyinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Öz-şefkat düzeylerinin baba eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık göstermezken üniversite mezunu olan anneler lehine anlamlı farklılaştığı bulunmuştur. Öz-şefkat düzeyinin yaş değişkenine göre ise anlamlı farklılaşmadığı belirlenmiştir. Algılanan anne baba tutumları ile öz-şefkat düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunmuş; demokratik tutum ile öz-şefkat arasında pozitif yönlü orta düzeyde, koruyucu-istekçi tutum ve otoriter tutum ile öz-şefkat arasında ise negatif yönlü orta düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Demokratik tutumun öz-şefkati %15.6 oranında, koruyucu-istekçi tutumla beraber olduğunda %18.3 oranında yordadığı bulunmuştur.

Aile tutumuAna-baba tutumuDemokratik tutum+1
Aylin Doğru Sukutlar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerle ilgili aile görüşlerinin incelenmesi

Öğrenme güçlüğü, Türkiye'de öğrenme öğretme sürecinde adı sıklıkla duyulmasına rağmen kavram yanılgılarının olduğu ve yeterince bilinmeyen bir özel eğitim alanıdır. Bu araştırmada aile görüşlerine göre ilkokulda öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin karşılaştıkları sorunların incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden iç içe geçmiş tek durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 öğretim yılında İstanbul ilinin Küçükçekmece ve Avcılar ilçelerinde ilkokulda öğrenim gören, öğrenme güçlüğü tanısı almış 15 öğrencinin ailesi oluşturmuştur. Bu araştırmanın verileri, çalışma grubunda yer alan öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin aileleri ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin tanılama sürecinin sınıf öğretmeninin fark etmesiyle başladığı tespit edilmiştir. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilere mevzuattan ve tanılama sürecinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle üst sınıflarda "Öğrenme Güçlüğü" tanısı konulabildiği belirlenmiştir. Bu öğrencilerin en çok okuma yazma alanında öğrenme güçlüğü yaşadığı tespit edilmiştir. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin öğretmenlerinin bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlamadığı görülmüştür. Okul idaresi ve rehberlik servisinin mevzuatta yer alan rutin uygulamaların dışında sorunun çözümüne yönelik bir çalışma yapmadıkları belirlenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın tanılama sistemindeki modülden kaynaklanan nedenlerle öğrenme güçlüğü yaşayan bazı öğrencilere " Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizlik" tanısı konulduğu belirlenmiştir. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin, öğretmen ve arkadaşları tarafından sosyal kabulünün gerçekleştiği görülmüştür. Aynı sınıfta öğrenim gören ve çocuğu öğrenme güçlüğü yaşamayan veliler tarafından ise sosyal yalıtıma maruz kaldığı tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenleri, okul öncesi öğretmenleri ve ailelerin öğrenme güçlüğüne yönelik farkındalıklarının artırılması ve bilgilendirilmesi önerilmiştir.

Aile gereksinimleriAile tutumuAile yapısı+3
Alişan Tekin
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal ve ekonomik destek (SED) alan ebeveynlerin aile süreçlerinin incelenmesi: Elazığ örneği

Bu çalışma, SED hizmetinden yararlanan ebeveynlerin destekten yararlanma süreçlerini (başvuru, değerlendirme ve olası sonlandırma), desteğin çocuğun iyi olma hali üzerindeki etkisini (maddi refah, eğitim, sağlık, katılım, ev ve çevre koşulları, ilişkiler, risk ve güvenlik) ve çocuğun refahını etkileyen aile süreçlerini (kök aile yapısı, evlilik süreci, yaşanılan stres kaynakları ve baş etme yöntemleri) ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda destekten yararlanan 23 anne, 4 babaanne, 1 amca, 1 baba ve 1 hala olmak üzere toplam da 30 özne ile yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler neticesinde elde edilen veriler, görüşme yönergesi, araştırmanın amacı ve kuramsal yaklaşımlar temelinde nitel veri analiz programı (MAXQDA 12) aracılığıyla analiz edilmiştir. Böylelikle "SED Hizmeti Başvuru, Değerlendirme ve Sonrasına İlişkin Deneyimler", "SED Hizmetinin Çocuğun İyilik Hali Üzerindeki Etkisi" ve "Çocuğun Refahını Etkileyen Aile Süreçleri" olmak üzere üç ana tema oluşturulmuştur. Nitel desende planlanan araştırma kapsamında öznelerin ifadeleriyle sınırlı olmak üzere elde edilen sonuçlara göre, ebeveynlerin destekten yararlanma sürecinde bürokratik işlemleri olumsuz bir durum olarak deneyimlediği, hizmete yönelik değerlendirme sürecinde kadınları güçsüzleştiren bazı durumların göz önüne alınmadığı ve maddi destek dışında herhangi bir destek verilmediği anlaşılmıştır. Ayrıca öznelerin çoğunluğu tarafından desteğin ölüm-kalım meselesi olarak görülmesi ve maaş olarak algılanması, hizmetin olası sonlandırılma durumuna dair herhangi bir plana sahip olunmadığını gösterebilmektedir. Öte yandan alınan desteğin çocukların genellikle maddi ihtiyaçlarına harcandığı, eğitim, katılım, ev ve çevre koşulları olmak üzere çocuğun diğer gelişimsel ihtiyaçlarına yönelik herhangi bir müdahale gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Kök ailelerine dair verilere bakıldığında, öznelerin erken çocukluk döneminden itibaren yoksulluğu deneyimlediği, aile içi rol ve sorumlulukların toplumsal cinsiyet kalıplarına göre şekillendiği ve baba eksikliğinden dolayı annenin bütün sorumlulukları üstlenmek zorunda kaldığı görülmüştür. Ebeveynlerin evlilik süreçlerinde ise, çoğunlukla çocuk yaşta evlendikleri, kendi rızaları dışında evliliğin fazla olduğu ve evliliğe hazırlık sürecinin kısa tutulduğu görülmüştür. Öznelerin stresli bir durum olarak ifade ettikleri boşanma, ölüm, cezaevi, aile içi şiddet ve zararlı madde bağımlılığının, hem aile içi ilişkilerini hem çevreyle etkileşimi hem de çocukların refahını doğrudan etkilediği anlaşılmıştır. Bu stresli durumların, özellikle baba ile çocuk arasındaki ilişkiyi olumsuz etkilediği; bunun yanında ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlara neden olduğu görülmüştür. Ebeveynler, bu streslerle baş edebilmek için duygusal ve problem odaklı baş etme yöntemlerini kullanmışlardır. Çalışmadan elde edilen bu bulgular, yapısal aile sistemleri yaklaşımı temelinde aileleri güçlendirici müdahaleler bağlamında tartışılmış ve bulgularla bağlantılı olmak üzere SED hizmetinin etkililiğini arttırmaya yönelik önerilerde bulunulmuş ve ergen çocuğu olan tek ebeveynlere yönelik psikoeğitim programı oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler: SED Hizmeti, Çocuğun İyi Oluşu, Aile Süreçleri, Kriz Durumları, Baş Etme Yöntemleri, Psikoeğitim.

Aile içi ilişkilerAile sorunlarıAile tutumu+6
Ümran Cihan Dündar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile içi iletişimin duygusal öz farkındalık ve bilişsel esneklik ile ilişkisi

Bu araştırmada ana hedef, okul öncesi ve ilkokul çağında çocuğu olan ebeveynler bağlamında aile içi iletişim kalıpları, duygusal öz farkındalık ve bilişsel esneklik değişkenleri arasındaki ilişkilerin istatistiksel olarak tespit edilmesidir. Araştırma, nicel araştırmaya dayalı bir ilişkisel taramadır. Araştırma, ilişkisel tarama modeline dayalı olarak aile içi iletişim kalıpları, duygusal öz farkındalık ve bilişsel esneklik değişkenleri arasındaki ilişkilerin istatistiksel olarak analiz edilmesine yönelik olarak bir ilişkisel yapı oluşturulmuştur. Araştırmanın evrenini okul öncesi ve ilkokul çağında çocuğu olan ebeveynler oluşturmaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemine dayalı olarak araştırmanın örnekleminden anket formları vasıtasıyla elde edilen veriler ile sınırlıdır. Araştırmada veri toplama tekniği, nicel araştırma yöntemine dayalı anket yöntemidir. Ankette, araştırmanın değişkenlerini ölçümlemeye hizmet eden 5'li Likert yapısına sahip psikometrik ölçekler yer almıştır. Araştırmanın "Aile İçi İletişim Kalıpları", "Duygusal Öz Farkındalık" ve "Bilişsel Esneklik" olmak üzere üç değişkeni için üç ölçeği bulunmaktadır. Aile içi iletişim kalıpları 2 boyut, 26 ifadeden; duygusal öz farkındalık tek boyut 10 ifadeden; bilişsel esneklik tek boyut, 12 ifadeden oluşmaktadır. Araştırmanın katılımcıları aile içi iletişimde yoğunluklu olarak diyalog yönelimi göstermiştir. Başka bir anlatımla, ailelerde diyalog yönelimine nazaran ebeveynlerin çocuklarından hiyerarşiye, otoriteye itaat beklediği daha gelenekselci bir yaklaşım olan uyum yönelimi daha düşük bir ortalama sergilemiştir. Öte yandan, araştırma örneklemini oluşturan katılımcı ebeveynlerin duygusal öz farkındalık ve bilişsel esneklik düzeyleri yüksek olmuştur. Anahtar Kelimeler: Aile, Aile İçi İletişim, Bilişsel Esneklik, Duygusal Farkındalık, Duygusal Öz Farkındalık

Aile içi iletişimAile tutumuAna-baba tutumu+7
Betül Aylin Candur
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukluk çağında ebeveyn şiddetine maruz kalmış annelerin ebeveynlik tutumları

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları, sağlıklı bireylerin yetişmesinde önemli bir etkiye sahiptir ve toplumsal gelişime katkıda bulunur. Bu nedenle, ebeveyn tutumlarının oluşumunu etkileyen geçmiş yaşam deneyimleri, özellikle çocukluk çağı travmaları incelenmelidir. İhmal ve istismar gibi travmatik deneyimler, çocukluk döneminde ortaya çıkar. Bu çalışmanın amacı, ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarında çocukluk çağı ruhsal travmalarının yordayıcılığını incelemektir. Bu çalışmada, Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okulöncesi eğitim sınıflarında, bağımsız anaokullarında, özel okulöncesi kurumlarında ve kreşlerde eğitim gören 2-6 yaş arası çocuklara sahip 104 ebeveyne Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği ve Ebeveyn Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Veriler SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Kategorik değişkenler için sıklık ve yüzdelik oranları hesaplanmıştır. Araştırmanın amacına yönelik olarak, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri belirlemek için regresyon analizi yapılmıştır. Gruplar arasındaki anlamlı farklılıkları değerlendirmek için bağımsız örneklem t testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Üç veya daha fazla grup arasında ortalama karşılaştırmaları için ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırmada yer alan 104 kadın ebeveynin %44'ü psikolojik/duygusal şiddete maruz kalmışken, %56'sı fiziksel şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir. Bu araştırma, ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarını etkileyen faktörlerin başında kendi çocukluk dönemlerinde yaşadıkları travmaların geldiğini göstermektedir. Duygusal ve fiziksel istismar, demokratik tutumun ve aşırı koruyucu tutumun oluşmasında etkili olurken, duygusal ihmal ve fiziksel istismar otoriter tutumun oluşmasında etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, bu araştırma çocukluk çağı travmatik deneyimlerinin ebeveyn tutumları üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. İhmale ve istismara maruz kalan ebeveynlerin, kendi çocuklarını yetiştirmedeki tutumlarını anlamak ve olumsuz etkileri azaltmak için yaygın bir ebeveyn eğitim programının gerekliliği vurgulanmaktadır. Bu program, ebeveynlere çocuk yetiştirme becerileri, iletişim yöntemleri ve duygusal destek konularında rehberlik etmeli ve çocuk istismarını önlemeye yönelik önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir.

Aile içi şiddetAile tutumuAna-baba tutumu+7
Özlem Ülker
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde çocukluk çağı travma yaşantıları ve bağlanma stillerinin aldıkları depresyon tanısı şiddetiyle ve aile tutumları ile ilişkisinin incelenmesi

Araştırmanın temel amacı; depresyon tanısı alan ergenlerde anne baba tutumlarının, çocukluk çağı travma yaşantılarının ve bağlanma biçimlerinin ergenlerin depresyon düzeyindeki etkisini incelenmesidir. Çalışmanın temel amacını değerlendirmek üzere Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Çocuk Ergen Psikiyatrisine başvuran ve depresyon tanısı almış 297 gönüllü ergen çalışmaya katılmıştır. Gönüllü ergenlere Genel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Ebeveyn Bağlanma Ölçeği (EBÖ) ve Anne Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) uygulanmıştır. Ergenlerden alınan bilgilerin, uygun test yöntemleri kullanılarak analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar; çocukluk çağı travmaları ve anne baba tutumlarının ergenlerde depresyon ve bağlanma düzeylerinde etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, anne baba tutumları, çocukluk çağı travma, depresyon, bağlanma

Aile tutumuBağlanma stilleriDepresyon+3
Ayşenur Türker
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between perceived parental acceptance rejection and children's psychological adjustment in the context of parental power and prestige in a Turkish youth sample

The present study investigates the relationship and association between perceived paternal and maternal acceptance, and children's psychological adjustment in the context of Parental Power and Prestige among 306 high school students in İstanbul. The mean age of the total sample is 17.23 with a range from age 16 to age 20.The Personal Data Sheet, Parental Acceptance-Rejection Questionnaire- Child Short Form (Child PARQ-Turkish Short Form), Personality Assessment Questionnaire (PAQ-Turkish Form), and Parental Power Prestige Questionnaire (3PQ-Turkish Form) were used for data collection.Data analysis was conducted through SPSS and Regression Analysis. Results showed that there are significant gender differences concerning children's perceptions of maternal and paternal rejection, with higher scores for boys.Boys are attributing power and prestige to their fathers more than girls. Results showed that the influence of perceived acceptance on youth?s adjustment tended to be greater, depending on which parent was perceived by the youth to have prestige. The strongest overall contribution of parental acceptance and rejection to youth?s psychological adjustment was made in families where fathers were perceived to have higher prestige than mothers.

Family acceptance and rejection theoryFamily attitudePerceived external prestige+7
Pınar Keskiner
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel gereksinimli öğrencilerin ev ortamında sergiledikleri problem davranışlar ve ebeveynlerin kullandıkları önleyici stratejilerin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, özel gereksinimli bireylerin ev ortamında sergiledikleri problem davranışlar ve ebeveynlerin kullandıkları önleyici stratejilerin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Konya ilinde farklı yaş ve engel gruplarına dahil olan çeşitli özel eğitim okullarında eğitim gören ve ev ortamında problem davranış sergileyen 12 erkek ve 8 kız toplam 20 öğrenci belirlenmiştir. Araştırmamızın çalışma grubunu bu öğrencilerin ebeveynleri oluşturmaktadır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım tercih edilmiştir. Ebeveynlerin ev ortamında sergilenen problem davranışlara ilişkin görüşlerinin alınabilmesi ve kullandıkları önleyici stratejilerin belirlenebilmesi için yarı yapılandırılmış görüşme formu ve örnek olay kullanılarak veriler toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formuna ait verilen analizi betimsel analiz ile ve örnek olay görüşme formuna ait verilerin analizi içerik analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde özel gereksinimli öğrencilerin ev ortamında sergiledikleri problem davranışların en çok saldırganlık/vurma davranışı olduğu belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen diğer davranışlar ağlama, aşırı yeme, bağırma, çevresine/eşyalara zarar verme, soyunma, korkma ve kendine zarar verme davranışları olarak belirlenmiştir. Bu davranışların genel olarak günde 5 defadan fazla ve 15-60 dakika arasında süreyle sergilendiği belirlenmiştir. Bu problem davranışların işlevlerine ilişkin görüşleri incelendiğinde en çok nesne veya etkinliğe ulaşma işlevi olduğu belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen problem davranışlarda aile üyelerinin öyleydi strateji olarak en çok seçerek sunmayı tercih ettikleri belirlenmiştir. Sonrasında ise sırayla; ortamdan uzaklaştırma ve fiziksel engeller koyarak problem davranışı önlemeyi tercih ettikleri belirlenmiştir. Ev ortamında sergilemeyen problem davranışlarda aile üyelerinin davranışa müdahale olarak en çok görmezden gelme olacak şekilde sırasıyla; ceza vermek çocukların istediklerini verme (problem davranışın işlevini yerine getirme), ortamdan uzaklaşma davranışını sergiledikleri belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen problem davranışlarda aile üyelerinin davranış sonrasında müdahale olarak pekiştireç vererek problem davranışın tekrar etme süresini uzatmayı tercih ettikleri belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen problem davranışların aile yaşantısının olumsuz etkilediği ailenin kendisini toplumdan soyutlamayı tercih ettiği ve kendilerini yorgun hissettikleri belirlenmiştir. Katılımcıların ev ortamında sergilenen problem davranışları içeren örnek olaylarda kullanılması gereken önleyici stratejilere ilişkin en çok önerdikleri stratejinin seçenek sunma olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların ev ortamında sergilenen problem davranışları içeren örnek olaylarda kullanılması gereken davranış sonrası müdahale yöntemlerine ilişkin önerdikleri yöntemler; görmezden gelme, ortamdan uzaklaşma, problem davranışların işlevini yerine getirmeme ve ceza yöntemleri olarak belirlenmiştir. Katılımcıların ev ortamında sergilenen problem davranışları içeren örnek olaylarda kullanılması gereken davranış sonrası müdahale yöntemlerine ilişkin önerileri; problem davranışın işlevini yerine getirme ve alternatif pekiştireç vererek sakinleştirme yönünde olmuştur. Kazanç olarak özel gereksinimli öğrencilerin en çok sergiledikleri problem davranışların diğer ortamlarda sergilenen problem davranışlarla benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Katılımcılarının problem davranışlara yönelik önleme müdahale stratejilerinde yeterince bilgi sahibi olmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların kullandıkları ve önerdikleri stratejilerin genel olarak örtüşmediği belirlenmiştir. Bilgi düzeyi yüksek olan ebeveynlerin ise stratejileri uygulamada sorun yaşadıkları dikkat çekmiştir.

Aile tutumuAna-baba tutumuEv ortamı+4
Tibyan Dirik
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin algılanan aile internet tutumlarına göre siber mağduriyetlerinin belirlenmesi

Bilgi çağındaki hızlı gelişim ve değişim günümüz dünyası koşullarına uyum sağlayabilmek için teknolojinin pek çok alanda kullanılmasını zorunlu hale getirmiştir. Günümüzde teknolojinin kazandığı güç ve değer teknolojinin yaygınlaşmasında ve bununla birlikte teknolojinin daha küçük yaşlarda kullanılmasında etkili olmuştur. Ergenler yeni teknolojilere karşı güçlü bir eğilim göstermekte ve henüz psikolojik olgunluğa erişmediklerinden teknolojinin olumsuz sonuçları açısından risk grubu haline gelmektedir. Teknolojinin gelişimiyle sanal ortama taşınan ve zorbalık türü olan siber zorbalık, siber mağduriyeti beraberinde getirmiştir. Çocuklarının sağlığından ve güvenliğinden sorumlu olduğu gibi çevrim içi güvenliğinden de sorumlu olan ebeveynlerin çocukların internet kullanımına yönelik tutumu çocuğun siber mağdur olma durumu üzerinde de etkili olmaktadır. Ortaokul öğrencilerinin aile internet tutumları ile siber mağdur olma durumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan bu çalışmada "Siber Mağduriyet" ve "İnternet Aile Tutumu" anketleri ve "Demografik Bilgi Formu" uygulanmıştır. Araştırma örneklemini 2020-2021 öğretim yılında Konya ili merkezinde öğrenim gören 5., 6.,7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmaya 685 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere istatistiksel programlar ile çeşitli analizler uygulanmıştır. Tanımlayıcı istatistiklerin çözümlenmesinde verilerin frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, mod, en düşük ve en yüksek değerlerinden faydalanılmıştır. Yapılan tüm analiz sonuçları p=.05 düzeyinde anlamlılık derecesine göre test edilmiştir. Aile internet tutumunun belirlenmesine ve aile internet tutumunun bireysel özelliklere (cinsiyet, sınıf düzeyi, not ortalaması, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, öğrenim görülen okul türü) göre farklılaşmasına ilişkin verilerin analizinde İki Değişken İçin Kay Kare Testi; siber mağduriyet düzeylerinin cinsiyet ve okul türüne göre farklılaşmasına ilişkin verilerin analizinde Mann-Whitney U Testi; sınıf düzeyi, not ortalaması, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyine ilişkin verilerin analizinde Kruskal-Wallis H Testi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda en fazla algılanan aile internet tutumunun demokratik tutum olduğu ve mağduriyeti en fazla yaşayan öğrencilerin algılanan aile internet tutumunun ihmalkar tutum olduğu görülmüştür. Ortaokul öğrencilerine göre aile internet tutumunun cinsiyete, sınıf düzeyine, anne eğitim düzeyine, baba eğitim düzeyine ve okul türüne göre farklılaştığı; not ortalamasına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Öğrencilerin siber mağduriyet düzeyine ilişkin verilerin analizinde öğrencilerin siber mağduriyetinin düşük düzeyde olduğu, siber mağduriyetin sınıf düzeyine, anne eğitim düzeyine, baba eğitim düzeyine göre farklılaştığı; cinsiyete, not ortalamasına, okul türüne göre farklılaşmadığı görülmüştür. Ortaokul öğrencilerinin siber mağduriyet düzeylerinin aile internet tutumuna göre farklılaşmasına ilişkin analizlerde aile internet tutumunun siber mağduriyet düzeyine ilişkin farklı etkilere sahip olduğu görülmüştür.

Aile tutumuAna-baba tutumuOrtaokul öğrencileri+7
Feyza Gül Apan
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen motivasyonunu etkileyen veli tutum ve davranışları

Bu araştırma, öğretmen motivasyonlarının veli tutum ve davranışlarından etkilenip etkilenmediğinin ve eğer etkileniyorsa bunun olumlu ya da olumsuz etkilerinin neler olduğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim yılı içerisinde Konya ile Karatay ilçesinde resmi ortaokul ve imam hatip ortaokullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin katılımları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu maksimum çeşitlilik örneklem yöntemine göre seçilmiş olup katılımcıların cinsiyeti, branşı, mesleki kıdemi, mezuniyet durumu, görev yaptığı kurumun türü, çalıştığı okuldaki velilerin sosyoekonomik durumları ve katılımcıların öğrenci velisi olup olmama durumları göz önünde bulundurularak seçim yapılmıştır. Araştırma süreci içerisinde verilen kriterlere uygun 19 öğretmenle görüşme gerçekleştirilmiştir. Çalışma sürecinde, katılımcı görüşleri doğrultusunda öğretmenlerin motivasyonlarının veli tutum ve davranışlarından etkilenip etkilenmediği sorgulanmıştır. Öğretmenlerin ifadeleri doğrultusunda karşılaştıkları olaylar ve araştırma amacına yönelik görüşleri alınmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamının veli tutum ve davranışlarından etkilendiği tespit edilmiştir. Yine katılımcıların çoğunluğunun görüşleri doğrultusunda bu etkinin olumsuz olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin olumlu ya da olumsuz etkilenmelerinin veli tutum ve davranışına göre değiştiği tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda takdir edilme, öğrenci ile ilgilenme, velilerin bilinçlenmesi, güven, destek ve saygı gibi temaların öğretmen motivasyonunu yükselttiği; destek olmama, güvensizlik, saygısızlık, takdir etmeme, bilinçsizlik ve yetersizlik gibi temaların ise öğretmen motivasyonunu düşürdüğü tespit edilmiştir. Sonuç olarak, öğretmen motivasyonunu olumlu ve olumsuz yönde etkileyen veli tutum ve davranışları araştırılırken öğretmenlerimizin eğitim öğretim sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaştıkları ve bu sorunlara ne gibi çözüm yolları uyguladıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda, sürecin daha iyi işlemesi ve öğretmen-veli ilişkisinin daha sağlam temellere oturtulması adına görüş ve öneriler alınmıştır. Veli tutum ve davranışlarının öğretmenlerin mesleki motivasyonları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu ve özellikle motivasyonlarını düşüren tutum ve davranışların önüne geçilmesinin gerekliliği sonucu çıkartılmıştır.

Aile tutumuMotivasyonOrtaokul öğretmenleri+4
Yasin Nuri Gölezlioğlu
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel yetenekliliğin tanımlanmasının çocukların sosyal-duygusal gelişimi üzerinden incelenmesi

Bu araştırma ilkokul düzeyindeki özel yetenekli öğrencilerin ebeveynleri, kendi sınıf öğretmenleriyle ve öğrencilerin kendileriyle görüşülmesini; özel yetenekliliğin tanımlanması kapsamında, özel yetenekli çocukların sosyal duygusal gelişimlerindeki ve benlik algılarındaki yansımaları incelemeyi kapsamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi olan, durum çalışması modeli kullanılmıştır. Çalışma Muğla ili, Milas ve Bodrum ilçelerinde yer alan BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezi)'lere devam eden 12 öğrenci, 13 öğrenci ebeveyni ve 8 öğrencilerin öğretmenleri (öğrencilerin devam ettikleri ilkokul sınıf ve branş öğretmenleri) ile gerçekleşmiştir. Veri toplama aracı olarak "Özel Yetenekli Çocuğu/Çocukları Tanıma Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu (Öğretmenler, ebeveynler ve öğrenciler için ayrı ayrı)" kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formunun her biri 30 sorudan oluşmaktadır, formdaki sorularla genel araştırma sorusu ve alt problemlere cevap aranmaya çalışılmıştır. Her bir görüşme maksimin 45 dk. sürecek şekilde, online platform üzerinde gerçekleşmiştir. Toplanan veriler öncelikle Sonix programı yardımıyla deşifre edilmiş ve daha sonra kod ve tema oluşturmak amacıyla MAXQDA programına aktarılmıştır. Veri analizi için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda, analiz sürecinin genelinde kavramsal yapı önceden kurgulanmış ve belirlenen kod listesi içerik analizini yönlendirmiştir. Ancak tümevarımcı bakış açısıyla ortaya çıkan kodlarında listeye eklenmesiyle analiz süreci tamamlanmıştır. Burada ortaya çıkan kod ve temalar sonucunda da araştırma bulguları ve sonuçlarına ulaşılmıştır.

Aile tutumuAna-baba tutumuBenlik algısı+7
Aybüke İnce
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00

İlgili konular