Metacognitive

183 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozukluk tanısı konulan ergen hastalarda tedavi yanıtına etkili bazı faktörler: Üstbilişler, obsesif inançlar, duygu düzenleme güçlükleri ve ailenin duygu dışavurumu

Amaç: Bu çalışmanın amacı; ergenlerin OKB'de tedaviye yanıtını etkileyen üstbilişler, duygu düzenleme güçlükleri, duygu dışavurumu ve ebeveynlerin psikiyatrik belirtileri gibi faktörlerin araştırılmasıdır. Yöntem: Araştırmaya yeni OKB tanısı konulan, 12-18 yaşlarında, 35 ergen hasta ile; bu hastaların ebeveynleri dahil edilmiştir. Hastalara ilk görüşmede ve 12. haftada, toplamda iki defa Çocuklar İçin Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği uygulanmıştır. Tüm ergenlerin; Kısaltılmış Duygu Dışavurumu Ölçeği Ergen Formu, Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği Kısa Formu, Üstbilişler Ölçeği Çocuk Ergen formu doldurmaları sağlanmıştır. Tüm anne-babalardan Obsesif İnanışlar Ölçeği-44, Psikiyatrik Belirti Tarama Listesi-90, Duygu Dışavurumu Ölçeği ve Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği Kısa Formu doldurması istenmiştir. Hastalar uygun/yeterli BDT terapisti olmadığı için medikal tedavi ile takip edilmiş ve tedavi yanıtları araştırmacı tarafından izlenmiştir. Elde edilen verilerle temel istatistiki analizler yapılmış; korelasyonlar ve teorik bilgiler göz önünde bulundurularak çok değişkenli bir model oluşturulmuştur ve yol analizi ile model test edilmiştir. Bulgular: Araştırmada ergenlerin duygu düzenleme zorlukları ile üstbilişsel inançlarının birçok alt faktörde birbiri ile ilişkili olduğu gözlenmiş, üstbilişler tedavi yanıtı ile ilişkili bulunmamıştır. Ergenlerin duygularını kabul etme zorluğu ve aileden algıladığı sinirlilik düzeyi tedavi yanıtı ile negatif yönde ilişkilidir. Annelerin bildirdiği aşırı ilgili-koruyucu-kollayıcı tutum ve "obsesyon" puanları tedavi yanıtı ile negatif yönde ilişki göstermiştir. Babaların yüksek duygu dışavurumu çocuklarının üstbilişsel izleme inançları ile; "öfke" puanları ise çocuklarının duyguları kabul etme güçlüğü ve tedavi sonu OKB şiddeti ile pozitif yönde ilişkilidir. Ayrıca annelerde depresif belirtiler ve obsesyon da ergenlerde "duyguları kabul etmeme" puanları ile ilişkilidir. Ergenlerin obsesif annelerden algıladığı sinirlilik düzeyi daha yüksektir. Sonuç: Sonuç olarak OKB'li ergenlerin duygularını kabul etme güçlüğü, algılanan sinirlilik, annenin aşırı ilgili/koruyucu tutumu ve obsesyonel belirtileri ergenlerin tedavi yanıtını olumsuz etkilemektedir. Bu bulgular OKB'de ergenlerin tedavisinde, çocuklarda önerildiği gibi aileyi de kapsayan terapi yöntemlerinin kullanılması; bunun yanında ergenlerde olumsuz duyguları kabul etme güçlüğüne yönelik yaklaşımların yararlı olabileceğini düşündürmektedir.

AileDuygu düzenleme güçlüğüDuygu dışavurum tarzları+6
Gözde Kandemir
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Beşinci sınıf normal ve üstün zekâlı öğrencilerin üstbilişsel düşünme, üstbilişsel okuma ve okuduğunu anlama becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı zekâ düzeyi normal ve üstün olan öğrencilerin üstbilişsel düşünme, üstbilişsel okuma, okuduğunu anlama becerilerini çeşitli demorafik bilgiler doğrultusunda incelemektir. Araştırma İstanbul ilinde bulunan tüm bilim ve sanat merkezleri arasından rastgele seçilen iki bilim ve sanat merkezinde eğitim görmekte olan 5. sınıf düzeyindeki 83 öğrenci ile İstanbul ilinde normal okullarda eğitim görmekte olan 5. sınıf düzeyindeki 324 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Üstbilişsel Farkındalık Envanteri A Formu", "Okuma Stratejileri Üst Bilişsel Farkındalık Envanteri" ile araştırmacının hazırladığı "Kişisel Bilgi Formunun" yanı sıra okuduğunu anlamaya yönelik "Okuduğunu Anlama Testi" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler SPSS20 paket programı ile analiz edilmiştir. Demografik bilgiler doğrultusunda elde edilen sonuçlar Independent-Sample (Bağımsız Örneklem) T-Testi ve One Way ANOVA (Tek Yönlü Varyans) analizleri yapılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarından elde edilen verilerin regresyon analizleri, korelasyon değerleri, betimsel istatistik değerleri yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre anne eğitim durumu, normal ve üstün zekâlı bireylerin okuduğunu anlama becerilerine anlamlı bir etki göstermezken baba eğitim durumu ile okuduğunu anlama becerileri arasında anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Araştırmya göre zekâ düzeyi üstün olanların okuduğunu anlama becerileri zekâ seviyeleri normal olanlara göre daha fazladır. Zekâ düzeyi üstün olanların üstbilişsel okuma stratejilerini zekâ düzeyi normal olanlara göre daha iyi kullandıkları belirlenmiştir. Zekâ düzeyi üstün olanların üstbilişsel farkındalık becerileri zekâ düzeyi normal olanlara göre daha fazladır. Anahtar Kelimeler: Üstün zekâlı çocuklar, üstbilişsel düşünme, üstbilişsel okuma, okuduğunu anlama becerisi

Bilişüstü beceriBilişüstü okuma stratejileriOkuma-anlama+4
Suna Özcan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalığı

Yaşamın her alanında sıklıkla kullanılan bilgi iletişim teknolojileri sayesinde, geçmişte basılı materyallerle çalışan öğretmenler, günümüzde bilgiyi dijital ortamlarda üretmekte ve yine dijital ortamlarda saklamaktadır. Eğitim öğretim faaliyetlerinde teknolojiyi sıkça kullanan öğretmenlerin sahip oldukları dijital verilerin güvenliği son derece önemlidir. Veri güvenliğinin öneminden yola çıkan bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarını belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirmek ve ilgili ölçeği kullanarak var olan durumu ortaya koymaktır. Ölçek geliştirme sürecinde alanyazın taraması ve kritik paydaşlarla yapılan odak grup görüşmeleri sonucunda 93 maddeden oluşan madde havuzu ortaya konmuştur. 12 alan uzmanının görüşü alındıktan sonra taslak ölçek formunun ön deneme uygulaması ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde birer okuldan 79 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda katılımcılar tarafından anlaşılamayan maddeler çıkarılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliği için 529 öğretmenden toplanan veriler ile açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılmıştır. AFA'dan önce 56 maddeden oluşan taslak ölçek, analiz sonrasında öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalığını belirlemeye yönelik tek faktörlü 32 maddelik yapıya kavuşmuştur. Beşli Likert tipindeki ölçeğin Cronbach Alfa (α) iç tutarlık katsayısı .945'tir ve toplam açıklanan varyans % 36.053 olarak hesaplanmıştır. AFA sonucunda ortaya konan faktör yapısını doğrulamak için 335 farklı katılımcı ile doğrulayıcı faktör analizi (DFA) gerçekleştirilmiştir. Modifikasyon indeksleri yardımı ile ideal değerlere ulaşan tek faktörlü yapı, dijital veri güvenliği farkındalık ölçeğinin (DVGFÖ) geçerli ve güvenilir olduğunu, ileride yapılacak araştırmalarda kullanılabileceğini göstermiştir. Balıkesir ilindeki öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarını belirlemek için 29 farklı okulda görevli 1446 öğretmenden DVGFÖ kullanılarak veri toplanmıştır. Bulgular, öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarının 4.16 ortalama ile oldukça yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenler; parola oluştururken harf, sayı ve özel karakter kullanmanın önemi, e-posta ile gelen kimlik bilgilerini doğrulama mesajlarına (parola, kredi kartı vb.) itibar edilmemesi ve parola hatırlatmak için kullanılan güvenlik sorularına başkalarının tahmin edemeyeceği yanıtlar verilmesi konularında daha yüksek farkındalığa sahiptir. Güvenlik duvarı yazılımları, İnternet sitelerinde kullanılan güvenlik sertifikaları ve verilerin çeşitli uygulamalar (Dropbox, Google Drive vb.) kullanılarak İnternet ortamında saklanabileceği konularındaki farkındalıkları ise daha düşüktür. Bu araştırmada, bazı demografik değişkenlere ilişkin tanımlayıcı istatistiklerin yanında bu değişkenler ile dijital veri güvenliği farkındalığı arasındaki ilişkiler de incelenmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Buna göre; cinsiyet, günlük bilgisayar kullanım süresi, günlük İnternet kullanım süresi, kişisel bilgisayar, tablet bilgisayar ve akıllı telefon sahibi olma durumlarına göre öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarının değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, MEB tarafından hayata geçirilen projelerde dijital veri güvenliğinin yeterince yer bulmaması ve öğretmenlerin eğitim öğretim etkinliklerinde bilişim teknolojilerini kullanırken dijital veri kaybı yaşamamaları için yapılması gerekenler vurgulanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçların; öğretmenlerde dijital veri güvenliği farkındalığı oluşturulmasına katkı sağlayacağı, MEB'in gerçekleştireceği hizmet içi eğitim faaliyetlerinin planlanmasında içerik belirleme çalışmalarına yön vereceği ve ileriki araştırmalara ışık tutacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Öğretmen, Dijital Veri, Veri Güvenliği, Veri Güvenliği Farkındalığı, Ölçek GeliĢtirme, Açımlayıcı Faktör Analizi, Doğrulayıcı Faktör Analizi

Bilgi güvenliğiBilgi teknolojisiBilişsel farkındalık+7
Eray Yılmaz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Üst biliş stratejilerinin öğretmen adaylarının üst bilişsel farkındalıklarına ve öz yeterliklerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, üst biliş stratejilerinin kullanıldığı öğretimin, Sınıf Öğretmenliği Bölümü?nde okuyan öğretmen adaylarının üst bilişsel farkındalıklarına, fen öğretimi öz yeterlik inançlarına ve öğretmen öz yeterlik inançlarına etkisini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 3. sınıflarında okuyan 87 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Deney grubu 44, kontrol grubu ise 43 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmada hem nicel hem de nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde ön test-son test kontrol gruplu deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırma Fen ve Teknoloji Öğretimi-II dersi kapsamında yürütülmüştür. Deney ve kontrol grubunda işlenen Fen ve Teknoloji dersinin içeriği YÖK?ün öğretmen yetiştirme programına göre oluşturulmuştur. Deney ve kontrol grubunda dersler aynı yöntemlerle işlenmiştir. Buna ek olarak deney grubunda üst biliş stratejilerinden günlük tutma ve soru sorma kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilere öntest ve sontest olarak Bilişüstü Farkındalık Envanteri, Fen Öğretimine Yönelik Öz Yeterlik ?nancı Ölçeği ve Öğretmen Öz Yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın nicel bölümünden elde edilen verilerin analizinde bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t-testi, wilcoxon işaretli sıralar testi ve kruskall wallis h-testi kullanılmıştır. Karşılaştırmalarda anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. vii Araştırmanın nitel bölümünde deney grubundaki öğrencilerin üst bilişsel farkındalıklarındaki değişimin izlenmesi için amaçlı örnekleme yoluyla altı öğrenci seçilmiştir. Görüşme yapılacak bu öğrencilerin belirlenmesinde, deney grubundaki öğrencilerin ön testlerden aldıkları puanlar hesaplanmış ve bu puanlar düşük, orta ve yüksek grup olarak gruplandırılmıştır. Daha sonra her gruptan ikişer öğrenci görüşme yapılmak üzere belirlenmiştir. Ardından bu öğrencilerin durumları geçen dönem aynı dersi veren öğretim üyesiyle görüşülüp onaylanmış, öğretim üyesinden gelen öneri doğrultusunda üst gruptaki bir öğrenci değiştirilmiştir. Yapılan görüşmeler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Deneysel işlem sonrasında, üst biliş stratejileri öğretmen adaylarının üst bilişsel farkındalıklarını ve öğretmenlik öz yeterlik inançlarını artırmıştır. Fen öğretimi öz yeterlik inançlarını ise ön test ile anlamlı farklılık oluşturacak kadar artırmamıştır. Öğrencilerle yapılan görüşme sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin üst bilişsel becerilerden; planlama, izleme ve değerlendirme becerisi kazandığı; kendini kontrol etme becerisini yeterince kazanamadıkları anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda şu önerilerde bulunulmuştur: Üst biliş stratejileri bir düşünme ve öğrenme modeli olarak öğretmen yetiştiren kurumlarda verilen Öğretim ?lke ve Yöntemleri ya da Özel Öğretim Yöntemleri dersi içinde yer almalıdır. Araştırma sonucunda, üst biliş stratejileri olarak kullanılan günlük tutma ve soru sormanın öğrencilerin üst bilişsel farkındalıklarını ve mesleki yeterlik algılarını olumlu etkilediği anlaşılmıştır. Bu nedenle öğretmen eğitimi programlarında özellikle öğretmenlik meslek derslerinde, öğrencilerin, düşünceleri ve öğrenme süreçleri üzerinde düşünmelerini sağlamak amacıyla kullanımı teşvik edilmelidir. Öğretmen adaylarına üst bilişsel becerilerin kazandırılmasında fakültede görev yapan öğretim üyelerine önemli görevler düşmektedir. Bu öğretim üyelerinin üst bilişin ve üst bilişsel stratejilerin öneminin farkında olması için kurslar ya da seminerler düzenlenmelidir. Anahtar Kelimeler: Üst Biliş Stratejileri, Üst Bilişsel Farkındalık, Fen Öğretimi Öz Yeterliği, Öğretmen Öz Yeterliği.

Aday öğretmenlerBilişüstü farkındalıkÖz yeterlilik+2
Hatice Yıldız
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bilinçli farkındalığın iş tutumları ile arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin ve öz-düzenlemenin aracı rolü

1980 yılından itibaren bilinçli farkındalığı konu alan çalışmaların sayısı incelendiğinde, son yıllarda yayın sayısının katlanarak arttığı görülmektedir. Ancak bilinçli farkındalığın çalışanların iş tutumları üzerine olan etkilerini konu alan araştırmaların sayısı genel araştırmalar içerisinde oldukça küçük bir yüzdeyi kapsamaktadır. Bu araştırmanın öncelikli amacı, araştırmaya rehberlik eden teorik çerçeve kapsamında bilinçli farkındalık ile çalışan iş tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkilerde psikolojik sermaye ve öz-düzenlemenin aracı rollerini analiz etmektir. Araştırmanın amacını gerçekleştirebilmek için araştırma hipotezleri mevcut literatürdeki açığı gidermeye yönelik olarak tasarlanmıştır. Bilinçli farkındalığın örgütsel stres, iş performansı, iş tatmini, işe tutkunluk ve tükenmişlik üzerinde bir etkisi olacağı ve bu etkide psikolojik sermaye ve öz-düzenlemenin aracı bir role sahip olacağı öngörülmektedir. Geri dönüşlerin hızlı ve yüksek oranda olması için araştırma verileri çevrimiçi anket yönteminden yararlanılarak toplanmıştır. Araştırmanın ana kütlesini sektör ayrımı gözetmeksizin kurumsal şirketlerde çalışan yönetici, beyaz yaka ve mavi yaka bireyler oluşturmaktadır.

Bilişsel farkındalıkPsikolojik sermayeTutumlar+3
Hülya Akdeniz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

MAIT envanterinin Türkçe'ye uyarlanması ve sınıf öğretmenlerinin öğretimsel bilişsel farkındalık düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin öğretimsel bilişsel farkındalık düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu amaç doğrultusunda önce sınıf öğretmenlerinin öğretimsel bilişsel farkındalık düzeyleri araştırılmış daha sonra ise bu düzeylerin cinsiyet, kıdem, sınıf düzeyi, sınıf mevcudu, eğitim durumu ve mezun olunan eğitim kurumu değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Tarama türünde gerçekleştirilen betimsel nitelikteki bu araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa'nın merkez ilçelerinde (Karaköprü, Haliliye, Eyyübiye) görev yapan 298 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Veriler, bu çalışma kapsamında Türkçe'ye uyarlaması yapılan "Metacognitive Awareness Inventory for Teachers" (MAIT) adlı envanter ile toplanmıştır. İki bölümden oluşan bu envanterin ilk bölümünde "Demografik Bilgiler Formu" yer almaktadır. İkinci bölümde ise "Öğretimsel Bilişsel Farkındalık Envanteri" (ÖBFE) bulunmaktadır. Toplanan veriler SPSS Statistics 26 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermemesi nedeniyle analiz sürecinde Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sınıf öğretmenlerinin öğretimsel bilişsel farkındalık düzeylerine ilişkin genel puan ortalamasının yüksek seviyede olduğu anlaşılmıştır. Envantere ilişkin genel puan ortalamaları çalışmanın değişkenleri kapsamında incelendiğinde; cinsiyet, kıdem, sınıf düzeyi, sınıf mevcudu, eğitim durumu ve mezun olunan eğitim kurumu değişkenlerine göre sınıf öğretmenlerinin öğretimsel bilişsel farkındalık düzeylerinde anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın değişkenleri alt boyutlar bağlamında incelendiğinde ise izleme alt boyutunda kadın öğretmenler lehine (cinsiyet değişkeni), prosedürel bilgi alt boyutunda da üçüncü ve dördüncü sınıf öğretmenleri arasında dördüncü sınıf öğretmenleri lehine (sınıf düzeyi değişkeni) anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır.

Bilişsel farkındalıkBilişötesi Farkındalık EnvanteriFarkındalık+3
Muhammed Safa Akdaş
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin derse katılımı ile üstbilişsel farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Üstbilişsel farkındalık öğrencilerin akademik başarı, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, derslere aktif katılım gibi birçok önemli beceriyi etkileyen önemli bir durumdur. Derslere katılım öğrencilerin başarısını artıran, öğrencinin derslere aktif olarak katıldığı, katkıda bulunduğu, aktif dinleme ve etkinliklere bilişsel, duyuşsal ve davranışsal olarak katkıda bulunulan bir durumdur. Üstbilişsel farkındalık ile derslere katılım arasında çok fazla akademik çalışma bulunmamaktadır. Bu araştırma ilişkisel araştırma modelinde tasarlanmış ve üstbilişsel farkındalık ile derslere katılım arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmayı amaçlayan bir araştırmadır. Araştırmada genel olarak derslere katılım ölçeği ile üstbilişsel farkındalık envanteri kullanılmıştır. Araştırma Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültelerinde ve BESYO yüksek okullarında küme örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 261 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada toplanan veriler yüzde, frekans, korelasyon ve regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin derslere katılımları ile üstbilişsel farkındalıkları arasında yükseğe yakın orta düzeyde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Regresyon analizleri sonucunda üstbilişsel farkındalığın derslere katılım puanlarındaki varyansın % 44'ünü açıkladığı bulunmuştur. Dolayısıyla üstbilişsel farkındalığı yüksek olan öğrencilerin derslere daha çok katıldığı, derslere katılıma önem verdiği sonucuna ulaşılabilir. Üstbilişsel farkındalığın izleme alt boyutunun tek başına derselere katılımdaki % 36 varyansı açıkladığı da bulunmuştur. Çalışma sonucunda planlama, izleme, durumsal bilgi ve açıklayıcı bilgi boyutlarının genel olarak derse katılımı etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu anlamda öğrencilerin bu becerilerinin geliştirilmesi önemli görülmektedir.

Bilişüstü farkındalıkDerse katılımÖlçekler+2
Aslı Eraslan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel farkındalık stratejilerinin Türkçe dersine ilişkin tutum, okuduğunu anlama ve kalıcılığa etkisi

Araştırmada geliştirilen BFOA stratejisinin uygulandığı deneysel yapıdaki Türkçe öğretimi ile, kontrol grubunda uygulanan geleneksel yapıdaki Türkçe öğretiminin öğrencilerin; bilişsel farkındalık becerilerinin gelişimine, okuduğunu anlama başarılarına, ve derse ilişkin tutumlarına olan etkisi ve bunların kalıcılığı karşılaştırılmıştır. Araştırma öntest- sontest kontrol gruplu deneme modelinde tasarlanmıştır. BFOA stratejisi araştırmanın bağımsız değişkenini oluştururken, okuduğunu anlama başarısı ve Türkçe dersine ilişkin tutumlar ise bağımlı değişkenini oluşturmaktadır. Stratejinin kullanılabilir olup- olmadığını sınamak için bir ay süreyle pilot uygulama yapılmıştır.Asıl uygulama ise farklı gruplarda bulunan deney ve kontrol grupları üzerinde bir yarıyılda yapılmıştır. Araştırma Hatay- Antakya merkez ilçede tanımlanan B.G.ve H.M. İlköğretim Okullarının 7. sınırlarındaki deney ve kontrol grupları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Örneklem, amaçlı örneklem yöntemlerinden benzeşik örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışma evreninde belirlenen 8 okulda birbirine; basan, sosyoekonomik düzey, tutum ve bilişsel farkındalık becerileri açısından en çok benzeyen iki denk grup deney ve kontrol grubu olarak tanımlanmıştır. Deney grubunda BFOA stratejisi uygulanırken, kontrol grubunda geleneksel yapıdaki Türkçe öğretimi uygulanmıştır. Araştırmada; BFOA Ölçeği, IOWA Okuduğunu Anlama Başarı Testi, Türkçe Dersi Tutum Ölçeği, SED Ölçeği, Bilişsel Farkındalık Görüşme Formu, Bilişsel Farkındalık Gözlem Formu, Araştırma Güncesi, Öğrenci Değerlendirmesi ve Haftalık İzleme Testleri olmak üzere toplam 9 adet ölçme aracı kullanılmıştır. Böylece nicel olarak elde edilen bulgular, nitel olarak da kontrol edilmiş ve desteklenmiştir. Bu ölçme araçlarından "BFOA Ölçeği" deney grubunda uygulanan stratejinin etkililiğini ölçmek için, bu araştırmada geliştirilmiştir. Ölçeğin Cr. Alpha değeri.83 ve ölçümler arası Pearson Momentler çarpım korelasyonu.77 olarak hesaplanmıştır. Nicel verilerin analizinde; frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, eşli gruplar t testi, bağımsız gruplar t testi, yinelenmiş ölçümler varyans analizi (ANOVA) ve kovaryans analizi (ANCOVA) istatistiksel teknikleri kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise her ölçme aracının yapısına özgü nitel veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlarda deney grubunda uygulanan BFOA stratejisinin, kontrol grubunda uygulanan geleneksel öğretime göre;. öğrencilerin Türkçe dersindeki bilişsel farkındalık düzeylerini hem artırmada (p=.000), hem de bunun kalıcılığını sağlamada (p=.0O0) anlamlı fark oluşturduğu,. öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerini hem artırdığı (p-.000), hem de kalıcılığını sağlayarak (p=.000) anlamlı fark oluşturduğu,. öğrencilerin Türkçe ders tutumlarını olumlu ve anlamlı olarak etkilediği (p=.000), ancak tekrar geleneksel eğitime dönüş ile birlikte bu tutumların olumsuz yönde etkilendiği (p=.50) ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak; bilişsel farkındalık stratejisinin Türkçe dersinde; öğrencilerin bilişsel farkındalık becerilerini artırdığı, öğrencilerin okuduğunu anlama başarısını artırdığı, öğrencilerin derse ilişkin tutumlarını olumlu yönde artırdığı ve buna ek olarak bilişsel farkındalık becerileri ve okuduğunu anlama başarıları açısından kalıcılığı sağladığı söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Bilişsel Farkındalık, Strateji, Okuduğunu Anlama, Türkçe Eğitimi, Düşünme Becerileri, Öğrenme, Öğretme

Bilişsel farkındalıkFarkındalıkOkuma-anlama+5
İsmail Gelen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Açık erişim ve akademisyenlerin açık erişim farkındalığı: Fırat Üniversitesi örneği

Geleneksel/ticari yayıncılığa alternatif bir model olarak ortaya çıkan açık erişim yayıncılığı, bilimsel iletişimde yaşanan bir takım sorunları ortadan kaldırmak amacıyla türetilmiş ve geliştirilmiştir. Açık erişim olgusundan önce basılı dergi yayıncılığında yaşanan aşırı fiyat artışları aboneliklerin azalmasına neden olmuştur. Birçok kütüphane yaşanan bu süreçten etkilenmiş ve çok sayıda dergi aboneliğinden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Bu durum kullanıcılarına güncel bilgi sağlamada önemli bir yere sahip olan kütüphaneleri gerekli bilgileri sağlama konusunda büyük sıkıntılara sokmuştur ve yeni arayışlara yöneltmiştir."Altın yol" ve "Yeşil yol" olarak adlandırılan modeller bu sorunların ortadan kaldırılması amacıyla geliştirilmiştir. Bu yönüyle açık erişim yayıncılığını, ticari yayıncılığa karşı başlatılmış bir hak arayışı çabası olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Araştırmacıların büyük çoğunluğunun bilimsel iletişimde oldukça fayda sağlayan açık erişim olgusu ve yararları hakkında yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları düşünülmektedir. Bu nedenle araştırmacılar/öğretim elemanları arasında farkındalığın oluşturulması ve/veya artırılması gerekmektedir. Aksi takdirde her yıl düzenlenen açık erişim çalıştayları, diğer ilgili toplantılar ve akademilerde sistemin işlemesi için oluşturulan yazılımlar, kısacası konu ile ilgili yapılan bütün çabalar hedefine ulaşamayacak ve emekler boşa gidecektir. Çalışmada açık erişimin gelişimi, türleri ve özellikleri, yararları, açık erişim rehberleri, telif hakları, açık erişim politikaları ve mevzuatı, Türkiye'de açık erişim ve arşivlerin özellikleri, kütüphanelerin açık erişimdeki yeri ve Fırat Üniversitesi kurumsal açık arşiv (KAA) çalışmaları konuları irdelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, dünyada ve Türkiye'de açık erişimli arşivlerin gelişimini irdelemek, öğretim elemanları arasında farkındalık saptaması yapmak, öğretim elemanlarının KAA'ların etkin kullanımı konusunda tutum ve görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışma ile, Fırat Üniversitesi'nde KAA'nın geliştirilebilmesine olanak sağlayacak alt yapı verilerinin elde edilmesi amaçlanmaktadır. Öğretim elemanlarının farkındalık düzeyini yükseltmek ve açık erişimli yayınlardan üst düzeyde yararlanmalarını sağlamak da çalışmanın dolaylı amaçları arasındadır. Aynı zamanda farkındalığı yükseltmek için ortaya konacak sonuçların diğer üniversitelerdeki KAA yöneticilerine de yol göstereceği düşünülmektedir. Öğretim elemanlarının açık erişim farkındalık düzeylerinin tespiti için anket tekniğinden yararlanılmıştır. Olgusal özellikleri yönüyle farklı türde katılımcılardan derlenen veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) yazılımı aracılığıyla analiz edilmiştir. "F.Ü. öğretim elemanlarının açık erişim farkındalık düzeyi düşüktür; F.Ü. öğretim elemanları açık erişim hakkında bilgi sahibi olduklarını düşünseler de konu ile ilgili ayrıntılı bilgi sahibi değillerdir" şeklinde oluşturulan hipotez çalışma sonucunda doğrulanmıştır. Öğretim elemanları kurumda açık erişim farkındalığının artırılmasına yönelik 'seminer verilmeli', 'bilgilendirme toplantıları yapılmalı', 'konferanslar düzenlenmeli', 'paneller düzenlenmeli', 'konu ile ilgili oryantasyon çalışmaları yapılmalı', 'kurum içi/hizmet içi eğitimler verilmeli' ve 'tanıtım toplantıları düzenlenmeli' gibi ifadelerle açık erişim ve KAA konusunda bilgilendirme faaliyetlerinin yapılmasını önermişlerdir. Öğretim elemanları açık erişim olgusu ile ilgili detaylı bilgilere sahip olmasalar da, ifadelerinde söz konusu olguya karşı açık olduklarını ve ön yargılı tutum içinde olmadıklarını ifade etmektedirler. Anahtar Kelimeler: Açık Erişim, Kurumsal Açık Arşivler, Açık Erişim Farkındalığı, Açık Erişim Kaynakları, Kişisel Arşivleme, Fırat Üniversitesi

AkademisyenlerArşivcilikArşivler+5
Neslihan Aka
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde psikolojik sağlamlık ile bilişsel farkındalık arasındaki ilişkide stresle baş etmenin aracı rolü

Bu araştırma üniversite öğrencilerinde psikolojik sağlamlık ile bilişsel farkındalık arasındaki ilişkide stresle baş etmenin aracı rolünün araştırılması amacıyla tanımlayıcı ve ilişkisel tipte araştırma deseni kullanılarak yapılmıştır. Çalışma 711 (%72,4)'i kadın, 271 (%27,6)'i erkek olmak üzere 982 üniversite öğrencisi ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri, "Tanıtıcı bilgiler formu", "Risk Faktörlerini Belirleme Listesi", "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", "Bilişsel Farkındalık Ölçeği" ve "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" kullanılarak 15-30 Ekim 2021 tarihinde araştırmacı tarafından yüz yüze veri toplama tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve Pearson Korelasyon analizi için IBM SPSS v22 programı, yapısal eşitlik modeli için ise AMOS programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bilişsel farkındalık ile probleme yönelik başa çıkma üzerinde pozitif, duygulara yönelik stresle başa çıkma tarzları üzerinde ise negatif yönde etkisi bulunmuştur. Psikolojik sağlamlık stresle başa çıkma tarzlarından olan probleme yönelik başa çıkma üzerinde pozitif yönde, duygulara yönelik başa çıkma üzerinde ise negatif yönde doğrudan bir etkisi olduğu bulunmuştur. Ayrıca psikolojik sağlamlık ile bilişsel farkındalık arasındaki ilişkide stresle baş etmenin rolü ile ilgili kurulmuş olan hipotezin geçerli olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda üniversite öğrencilerine yönelik psikolojik sağlamlığı ve bilişsel farkındalığı artırmaya yönelik içeriğin eğitim müfredatlarına eklenmesi önem taşımaktadır.

Bilişsel farkındalıkPsikolojik sağlamlıkStres+3
Harun Özbay
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fizik problemlerini çözmede yüksek ve düşük başarılı fen ve teknoloji öğretmen adaylarının fizik problem çözme süreçlerinin bilişsel farkındalık açısından incelenmesi

Bu araştırmada, fen ve teknoloji öğretmen adaylarının fizik problemlerini çözmede yüksek ve düşük başarı göstermelerinde bilişsel farkındalığın etkisi incelenmiştir. Araştırma fizik problemlerini çözmede 15' i yüksek ve 15'i düşük başarılı olmak üzere toplam 30 fen ve teknoloji öğretmen adayı üzerinde yürütülmüştür. Nitel bir nedensel karşılaştırma araştırması olan çalışmanın verileri gözlem ve görüşme yoluyla toplanmıştır. Araştırma kapsamında, fizik problemlerini çözmede yüksek ve düşük başarılı fen ve teknoloji öğretmen adaylarının fizik problem çözme süreçlerini açıklayıcı modeller geliştirilmiş, fizik problem çözme süreçleri bilişsel farkındalık açısından incelenmiş, bilişsel farkındalık beceri düzeyleri karşılaştırılmıştır.Araştırma kapsamında geliştirilen açıklayıcı modeller fizik problemlerini çözmede yüksek başarılı fen ve teknoloji öğretmen adaylarının problem çözme süreçlerinin döngüsel bir karar verme süreci, düşük başarılı fen ve teknoloji öğretmen adaylarının problem çözme süreçlerinin ise doğrusal bir karar verme süreci özelliği gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, araştırma bulguları fizik problemlerini çözmede yüksek başarılı fen ve teknoloji öğretmen adaylarının düşük başarılı olanlara oranla daha fazla bilişsel farkındalık davranışı kullandıklarını ve bilişsel farkındalığın boyutları içinde bulunan dikkat, tutum ve çaba yönünden daha iyi olduklarını göstermiştir. Bu iki grup fen ve teknoloji öğretmen adaylarının bilişsel farkındalık beceri puanları karşılaştırıldığında fizik problem çözmede yüksek başarılı grup lehine anlamlı fark bulunmuştur.Araştırma bulguları fizik problemlerini çözmede yüksek ve düşük başarılı fen ve teknoloji öğretmen adaylarının problem çözme süreçlerinin bilişsel farkındalık açısından önemli derecede farklılaştığını göstermiştir. Sonuç olarak fen ve teknoloji öğretmen adaylarının fizik problem çözmede yüksek ve düşük başarı göstermelerinde bilişsel farkındalığın etkili olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Aday öğretmenlerBilişsel farkındalıkFen bilgisi eğitimi+5
Ayşe Öztürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının öğrenme ve öğretme ortamlarında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu tez çalışması; Gaziantep Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu öğretim elemanlarının öğrenme ve öğretme ortamlarında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Betimsel özellikte olan bu çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; öğretim elemanlarının kişisel bilgileri ve öğrenme-öğretme ortamlarında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeyleriyle ilgili maddelerden oluşan ve geçerlikgüvenirlik çalışmaları yapılan bir ölçek kullanılmıştır. Ölçek, Yabancı Diller Yüksekokulun'da görev yapmakta olan 77 öğretim elemanına uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS Standard Statistics 22.0 for Mac paket programı ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretim elemanlarının bilişsel farkındalık stratejilerinin alt boyutlarını genel olarak kullandıkları fakat ders vermekte oldukları birime ve ders verdikleri sınıflardaki öğrenci sayısına göre bilişsel farkındalık stratejilerinin bazı alt boyutlarını kullanma düzeylerinde farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Birinci sınıflarda ders vermekte olan öğretim elemanlarının bazı stratejileri hazırlık sınıflarında ders vermekte olan öğretim elemanlarına göre daha az oranda kullandıkları sonucuna ulaşılmış, mesleki kıdem, cinsiyet ve mezun olunan bölüm değişkenlerine göre ise öğretim elemanları arasında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeylerinde farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bilişsel farkındalıkEğitim ortamıYabancı dil öğretimi+2
Ceyla Odabaş
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin üstbiliş becerileri, matematik özyeterlikleri ve matematik başarısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; ortaokul öğrencilerinin kullandıkları üstbilişsel beceriler, matematik özyeterlikleri ve matematik başarıları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu çalışmaya 190 ortaokul 7. sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırma ilişkisel model desenle desenlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 'Öğrenmede motive edici stratejiler ölçeği'nin alt ölçeği olan üstbiliş (metabiliş) ölçeği ile öz yeterlik kaynakları ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada yer alan değişkenler üstbilişsel beceriler, matematik öz-yeterliği ve matematik başarısıdır. Bu değişkenlerden matematik başarısı bağımlı değişken, üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlikleri bağımsız değişkendir. Öğrencilerin matematik başarılarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılığını incelemek için bağımsız gruplar t testi, değişkenler arası ilişkinin saptanması için pearson korelasyon analizi, üstbilişsel beceriler ve matematik öz-yeterliğinin matematik başarısı üzerindeki yordama gücü basit doğrusal regresyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; öğrencilerin cinsiyet değişkenine göre matematik puanları arasında anlamlı farklılığın olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğrencilerin üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlik inançlarına ilişkin her bir değişkenin matematik başarısını yordama gücüne bakıldığında; katılımcıların matematik başarılarının yaklaşık %18'inin üstbiliş becerileri tarafından, matematik özyeterlik alt boyutlarından alınan puanların matematik başarısının yordanmasına ilişkin adımsal çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre dört boyut birlikte ele alındığında kişisel deneyimler alt boyutu tek başına matematik başarısına ilişkin toplam varyansın yaklaşık %60'ını açıklamaktadır. Diğer alt boyutlar regresyon analiz hesaplanma dışına tutulmuştur. Öğrencilerin üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlik inançlarının birlikte matematik başarısını yordama gücüne bakıldığında, katılımcıların matematik başarılarının yaklaşık %52'sini yordadığı görülmektedir.

Bilişüstü beceriMatematikMatematik başarısı+5
Tuba Deniz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Genre-based approach to writing instruction for students at English Language and Literature department

Being aware of their students' needs is very crucial for teachers because students need to accomplish tasks within their respective disciplines and subject areas. The aim of the genre-based pedagogy is to focus on students' academic needs and enable them to read and write successfully (Martin, 1993, 2009). Therefore, it is imperative for teachers to understand the range of written genres and other writing skills that students need to use in their academic studies. In order to achieve this aim genre-based writing instruction suggests a systematic and explicit way of teaching writing. Genre-based pedagogy together with the analysis of students' needs might function as a basis for curriculum design to have effective and positive results from writing education. An analysis of student needs is generally considered crucial in developing appropriate course design and content; such an analysis using genre-based writing instruction in ESP based course design should also be regarded as a building block of teaching writing. Learning and teaching in ESP genre-oriented writing pedagogy can provide a lot of advantages and convenience to both students and teachers in many ways. For instance, critical awareness of writing practices, suitable discipline-specific texts for students and how writers organize texts can be listed to employ and manipulate this type of writing instruction and "to meet the anticipated goal and purpose" (Kay & Dudley-Evans, 1998). The present study attempts to investigate the process of building metacognitive genre-awareness within genre-based academic writing instruction and show how it influences English Language and Literature students' ability to interpret and compose academic texts. Moreover, by applying a genre-based writing syllabus for literature students, the researcher aims to focus on the effects of this approach on students' interpersonal relationship with the teacher, their attitudes and motivation towards writing and achievement in academic writing. The present study is designed as a case study and both qualitative and quantitative approaches to data collection and analysis have been adopted. For this reason, multiple tools of data collection have been employed in this study (Silverman, 2000): classroom observation, students' written texts (portfolios), interview with the students, teacher's journal, students' diaries, questionnaires and students' writing exam scores. Research has been conducted with 110 undergraduate students who have attended the first year of English Language and Literature Department at Gaziantep University during 2014 – 2015 academic year. It aims to reveal whether genre-based academic writing instruction contributes raising metacognitive genre awareness in English Language and Literature students, how this metacognitive genre awareness affects the students' analysis of academic and literary texts and how it affects their writing performance. Keywords: Genre-based academic writing instruction, metacognitive genre awareness, analysis of academic and literary texts, and motivation and attitudes towards writing

Academic writingAcademic writing teachingLiterary texts+7
Gamze Almacıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerileri ve akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerileri ve akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkiler öğrencilere ait bazı değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modeline uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim öğretim yılı içerisinde İç Anadolu Bölgesindeki bir il merkezinde bulunan ortaöğretim kurumlarının (liselerin) son sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma örneklemi kolayda örnekleme yöntemi yardımı ile seçilmiş ve araştırmaya gönüllü olarak katılmış 492 lise son sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanan bir kişisel bilgi formu, "Üstbiliş Becerileri Ölçeği" ve "Akademik Erteleme Ölçeği" ile toplanmıştır. Veriler SPSS 22.00 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Çözümlemede frekans ve yüzde, madde ortalamaları, Kolmogrov-Smirnov Testi, Kruskal Wallis-H testi, Mann-Whitney U Testi ve Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerilerini kullanma düzeyleri ile akademik erteleme davranışı gösterme düzeylerinin genel olarak orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Üstbiliş beceri puanları öğrencilerin cinsiyet ve anne-baba eğitim düzeyi değişkenine göre değişmezken, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi ve devam edilen lise türüne göre anlamlı farklılıklar arz etmektedir. Akademik erteleme puanları ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, annenin eğitim düzeyi ve babanın eğitim düzeyi değişkenine göre değişmezken; öğrencilerin cinsiyet ve devam ettikleri lise türü değişkenine göre anlamlı farklılıklar arz etmektedir. Öğrencilerin üstbiliş puanları ile akademik erteleme davranışı puanları ortalamaları arasında .18 düzeyinde pozitif yönlü düşük bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları ilgili literatür temelinde tartışılmış ve bulgulara dayalı bazı öneriler sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerilerini kullanma düzeyleri ile akademik erteleme davranışı gösterme düzeylerinin genel olarak orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademik erteleme, lise son sınıf, üstbiliş

Akademik ertelemeBilişüstü beceriLise öğrencileri+1
Mesut Fatih Demir
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmen adaylarının okuduğunu anlama stratejileri ile üstbilişsel okuma stratejilerini kullanma düzeyleri arasındaki ilişki

Üstbiliş, temel olarak düşünme üzerine düşünme olarak tanımlanabilir. Üstbiliş stratejilerini kullanma, yabancı dilde okuduğunu anlama başarısında etkin ve kalıcı öğrenmeye yardımcı olur. Bu çalışmada yabancı dilde okuduğunu anlama başarısı ve üstbilişsel okuma stratejileri kullanımının öğrencilerin cinsiyet, sınıf düzeyi, Türkçe kitap okuma sıklığı, İngilizce kitap okuma sıklığı, anne eğitim durumu ile baba eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını tespit etmeye çalışılmıştır. Bunun yanında yabancı dilde okuduğunu anlama başarısı ile üstbilişsel okuma stratejileri kullanımı arasında bir ilişki olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada, yabancı dilde okuduğunu anlama başarısı ile üstbilişsel okuma stratejileri kullanımının belli değişkenler üzerinde bir etkisi ve aralarında bir ilişki olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 yılında İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde yer alan iki üniversitede İngiliz Dili ve Eğitimi alanında öğrenim görmekte olan 1, 2, 3, ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması, öğrencilerin yabancı dilde okuma başarısını ölçen, Al- Qudairy'nin (2010) geliştirdiği başarı testi; Taraban, Kerr ve Rynearson (2002) tarafından geliştirilmiş, Akyol & Ulusoy, (2009); Mokhtari, (2002); Saricoban, (2002) tarafından 3 madde eklenmiş ve Tuncer (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış Üstbilişsel Okuma Stratejileri Ölçeği nin (ÜBOSÖ) son hali ile araştırmacı tarafından geliştirilmiş Kişisel Bilgi Testi aracılığıyla sağlanmıştır. Katılımcılardan toplanan veriler Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı (SPSS) ile analiz edilmiştir. Veri analizinde Mann Whitney-U, Kruskal Wallis testleri ile korelasyon analizine başvurulmuştur. Sonuç olarak, öğrencilerin yabancı dilde okuduğunu anlama başarı puanları ile üstbilişsel okuma stratejileri arasında bir ilişki bulunmadığı; yabancı dilde okuduğunu anlama başarısının öğrencilerde demografik özellikler (cinsiyet, sınıf düzeyi, Türkçe kitap okuma sıklığı, İngilizce kitap okuma sıklığı, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu) açısından bir farklılık oluşturmadığı ve üstbilişsel okuma %iii stratejilerinin yalnızca sınıf düzeyi ve İngilizce kitap okuma sıklığı değişkenlerinde farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: yabancı dilde okuduğunu anlama, üstbiliş, üstbiliş stratejileri

Aday öğretmenlerBilişüstü okuma stratejileriOkuma stratejileri+6
Pınar Emre
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda anksiyete ve metakognisyon

Amaç:İlaç tedavisine yeterli yanıt alınamayan DEHB'liergenlerde psikoterapötik müdahalelerin faydalı olduğu bilinmektedir.DEHB'de ergen yaş grubuna özgü bilişsel davranışçı müdahalelerin zenginleşmesi için kliniği etkileyen bilişsel ve emosyonel faktörlerin tanımlanması gerekmektedir. Bu çalışmada DEHB tanılı ergenlerde, anksiyete, davranışsal sistemler ve metakognitif özelliklerin tanımlanması, bu özelliklerin DEHB kliniği ve birbirleri ile olan ilişkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın örneklemini 12-18 yaş arası DEHB tanılı (DEHB-DE:% 35,6; DEHB-B:% 64,4) 132 (82 erkek, 50 kız) hasta oluşturdu. Conners Ana-Baba Değerlendirme Ölçeği (CADÖ), Çocuklar İçin Durumluk-Süreklilik Kaygı Envanteri (ÇDSKE), Çocuklar İçin Anksiyete Duyarlılığı İndeksi (ÇADİ), Üstbiliş Ölçeği-Çocuk ve Ergen Formu (ÜBÖ-ÇE) ve Davranışsal İnhibisyon Sistemi-Davranışsal Aktivasyon Sistemi Ölçeği (DİS-DAS) uygulandı. Bulgular:DEHB alt tipleri arasında ÇDSKE, ÇADİ, DİS/DAS puanları açısından farklılık saptanmadı. DEHB-B olan ergenlerin olumlu üstbiliş puanları daha yüksek saptandı. ÇDSKE ve ÇADİ toplam puanları ile DEHB semptom şiddeti arasında pozitif korelasyon saptandı. DEHB semptom şiddeti ile DAS-ödüle duyarlılık puanları arasında negatif korelasyon saptandı. DAS-dürtü ve DAS-eğlence arayışı puanları ile karşı-gelme (KG) ve duygusal değişkenlik (DD) semptomları arasında pozitif korelasyon vardı. Eştanısı olmayan DEHB'li ergenlerde; BCSüstbiliş puanları, KG, hiperaktivite ve DD puanları ile pozitif korele idi. ÇDSKE puanları ile ÇADİ'nin tüm alt ölçek ve toplam puanları pozitif korelasyon gösterdi. SKE puanları ile tüm ÜBÖ-ÇE puanları, DAS-eğlence arayışı, DAS-dürtü puanları arasında pozitif korelasyon bulundu. ÜBÖ-ÇE toplam puanda artış, tüm DİS/DAS ve ÇADİ puanlarında artışla korele idi. Bilişsel AD ile DİS puanları arasında pozitif korelasyon saptandı. Sonuç: Çalışmamız anksiyete, metakognitif inançlar ve davranışsal sistemlerin birbirleriyle ve DEHB kliniğiyle yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. DEHB'ye özgü bilişsel davranışçı müdahalelerde saptanan bilişsel ve emosyonel özelliklerin dikkate alınması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler:Anksiyete, Anksiyete Duyarlılığı, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, DİS/DAS, Ergen, Metakognisyon.

AdolesanlarAnksiyeteAnksiyete+6
Cantekin Can
Çukurova University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik eğitiminden veli beklentilerinin matematik öğrenme yaklaşımı ve üst bilişsel farkındalık açısından incelenmesi

Bu araştırma "Velilerin beklentilerinin çocukların matematik öğrenme yaklaşımları ve üst bilişsel farkındalıkları üzerinde nasıl bir etkisi vardır?" sorusuna yanıt bulmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi ilişkisel tarama yöntemidir. Araştırmaya katılan öğrencilerin sınıf düzeyine göre cinsiyet dağılımına bakıldığında; 5. sınıf öğrencilerinden 401 tanesinin erkek ve 418 tanesinin kız, 6. sınıf öğrencilerinden 314 tanesinin erkek ve 447 tanesinin kız, 7. sınıf öğrencilerinden 420 tanesinin erkek ve 502 tanesinin kız, 8. sınıf öğrencilerinden ise 401 tanesinin erkek ve 459 tanesinin kız araştırmaya katıldığı görülmektedir. Araştırmaya 1536 tane erkek ve 1826 tane kız öğrenci olmak üzere toplamda 3395 tane öğrenci ortaokul öğrencisi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenci velilerinin sınıf düzeyine göre dağılımına bakıldığında; 5. sınıf öğrencilerinin 605 tanesinin velisinin anne, 189 tanesinin velisinin baba ve 25 tanesinin velisinin diğer veli türü, 6. sınıf öğrencilerinin 574 tanesinin velisinin anne, 177 tanesinin velisinin baba ve 10 tanesinin velisinin diğer veli türü, 7. sınıf öğrencilerinin 700 tanesinin velisinin anne, 192 tanesinin velisinin baba ve 30 tanesinin velisinin diğer veli türü, 8. sınıf öğrencilerinin 646 tanesinin velisinin anne, 182 tanesinin velisinin baba ve 32 tanesinin velisinin diğer veli türü olduğu görülmektedir. Araştırmaya 2525 tane anne, 740 tane baba ve 97 tane diğer veli türü olmak üzere toplamda 3362 tane ortaokul öğrenci velisi katılmıştır. Araştırmanın verileri 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinde Matematik Eğitimi Veli Beklenti Ölçeği, Ortaokul Öğrencilerinin Matematik Öğrenme Yaklaşımları Ölçeği ve Üst Bilişsel Farkındalık ölçeğinin kullanımıyla toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre velilerin kavramsal anlama ve aktif katılım beklentisi ile öğrencilerin derinlemesine öğrenme yaklaşım puanları arasında (r=-090) ve velilerin olumlu tutum ve davranış kazandırma beklentisi ile öğrencilerin derinlemesine öğrenme yaklaşım puanları arasında (r=-031) negatif korelasyon bulunurken, velilerin öğretmen merkezli ve kural odaklı eğitim beklentisi ile öğrencilerin öğrenme yaklaşımları arasında pozitif korelasyon bulunmaktadır. Velilerin kavramsal anlama ve aktif katılım beklentisi ile öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları arasında ve velilerin olumlu tutum ve davranış kazandırma beklentisi ile öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları arasında pozitif korelasyon bulunmaktadır. Diğer yandan ise velilerin öğretmen merkezli ve kural odaklı eğitim beklentisi ile öğrencilerin bilgisel üst bilişsel farkındalık puanları arasında negatif korelasyon bulunmaktadır (r=-,005).

Ana-baba beklentileriBeklentilerBilişüstü farkındalık+6
Muhammed Coşkun
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Depresyon ve anksiyete belirtileri olan psikiyatri hastalarında üstbilişsel inançların stres ve başa çıkma çerçevesinde incelenmesi

Bu çalışmada, üstbilişsel inançlar, anksiyete ve depresyon belirtileri arasındaki ilişkiler hem kesitsel hem de ileriye yönelik olarak klinik bir örneklemde incelenmiştir. Çalışmanın kesitsel tarafında, üstbilişsel inançların anksiyete ve depresyon belirtileri üzerindeki yordayıcılığının olumsuz yaşam olayları ve stresle başa çıkma yaklaşımlarının etkileri göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, çalışmanın ileriye yönelik tarafında, üstbilişsel inançların anksiyete ve depresyon belirtilerini yordayıp yordamadığının sınanması amaçlanmıştır. Son olarak, anksiyete ve depresyon belirtileri ile üstbilişsel inançlar arasındaki karşılıklı ilişkilerin mercek altına alınması amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği'ne başvuru yapmış anksiyete ve depresyon belirtileri olan kişiler araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın ilk ölçümüne 183 kişi katılırken, üç ay sonrasında alınan takip ölçümünde 71 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcılara, Demografik Bilgi Formu, Üstbilişler-30 Ölçeği, Ruminasyonla İlgili Olumlu İnanışlar Ölçeği, Ruminasyonla İlgili Olumsuz İnanışlar Ölçeği, Yaşam Olayları Listesi ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği uygulanmıştır. Sonuçlar, öncelikle üstbilişsel inançların kontrol edilemezlik ve tehlikeyle ilgili olumsuz inançlar ve bilişsel güvensizlik alt boyutlarının anksiyete belirtilerini kesitsel olarak yordadığını göstermiştir. Anksiyete belirtilerinin yordanmasında olumsuz yaşam olaylarının ve stresle başa çıkma yaklaşımlarının etkisi bulunmamıştır. Depresyon belirtilerinin kesitsel olarak yordanmasında ise, ruminasyonun kişiler arası ve sosyal sonuçlarıyla ilgili olumsuz inanışların etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, olumsuz yaşam olaylarının ve başa çıkma yaklaşımlarının da depresyon belirtilerinin yordanmasında rol oynadığı dikkat çekmiştir. Aracılık analizi sonuçlarına göre, ruminasyonun kişiler arası ve sosyal sonuçlarıyla depresif belirtiler arasındaki ilişkiye stresle başa çıkma yaklaşımlarının aracılık ettiği bulunmuştur. Çalışmanın ileriye yönelik olarak elde edilen bulguları gözden geçirildiğinde, temel ölçüm düzeyleri kontrol edildiğinde hem anksiyete hem de depresyon belirtileri üzerinde sadece üstbilişsel inançların bilişsel güvensizlik alt boyutunun bağımsız yordayıcılığının olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın temel alınarak tartışılmış, çalışmanın sınırlılıklarından ve sağladığı klinik doğurgulardan bahsedilmiş ve gelecek çalışmalar için öneriler verilmiştir.

AnksiyeteBilişüstü farkındalıkDepresyon+4
Gözde Sayın Karakaş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üstbilişe dayalı etkinliklerin 6. sınıf öğrencilerinin başarı, tutum ve üstbilişsel becerilerine etkisi (Kars ili Kağızman ilçesi Böcüklü Ortaokulu örneği)

Bu araştırmanın amacı; üstbilişe dayalı etkinliklerle işlenen Fen bilimleri dersinin öğrencilerin akademik başarılarına, tutum ve üstbilişsel becerilerine olan etkisini incelemektir. Bu araştırmada, tek grup öntest-sontest deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim - öğretim yılında Kars Kağızman ilçesine bağlı bir ortaokulda 6.sınıfta okuyan 11 öğrenci oluşturmaktadır. Üstbilişsel etkinliklerden, günlükler, şematik düzenleyiciler ve çalışma yaprakları kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin toplanmasında; "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesi için Başarı Testi (VSBT), Fen Bilimleri Tutum Ölçeği (FBDYTÖ), Derinlemesine Öğrenme Yaklaşımı Ölçeği (DÖYÖ), Yüzeysel Öğrenme Yaklaşımı Ölçeği (YÖYÖ), Biliş Üstü Ölçeği (BÜÖ) ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verileri bir istatistik programı (SPSS) ile çözümlenmiştir. Nicel verilerin analizinde Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Karşılaştırmalarda anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin toplanmasında, üstbilişsel süreçlerdeki değişimin incelenmesi amacıyla öğrencilere uygulama uygulama süresince "Öğrenci Günlükleri" kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Üstbilişe dayalı etkinlikler ile yapılan araştırmada nicel verilerin sonuçlarına göre; öğrencilerin VSBT'den aldıkları puanlar anlamlı düzeyde artmıştır. FBDYTÖ ön test- son test puan ortalamalarının birbirine çok yakın olduğu ancak son test puan ortalamasında artış olduğu gözlenmiştir. BÜÖ'nin biliş bilgisi ve bilişin düzenlemesi alt boyutlarında ortalamalarının düştüğü gözlenmiştir. BÜÖ'nin Bilişin düzenlenmesi boyutunda son testte anlamlı bir fark çıkmazken, biliş bilgisi alt boyutunda ise son test ortalaması istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. DÖYÖ'nin son test puan ortalamasında artış olduğu gözlenmiştir. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. YÖYÖ için ise son test puan ortalamasında artış olmadığı gözlenmiştir. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Nitel verilerin sonuçlarına göre ise; öğrenciler Fen Bilimleri dersinin etkinlikler ile işlenmesi sürecini eğlenceli ve eğitici olarak bulmuşlar ve bu sürecin yaratıcı düşünme ve iletişim becerileri gibi bazı becerilerini geliştirdiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrencilerin bazı etkinliklerde grup olarak çalışmaları ve etkinlikte bazı fen kavramlarını öğreniyor olmaları, öğrencilerin etkinlikler ile ilgili olumlu görüşleri arasında yer almıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, üstbiliş etkinlikleri dikkate alınarak eğitimcilere ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Üstbiliş, Fen Eğitimi, Üstbilişsel Süreç, Üstbilişsel Etkinlikler

Akademik başarıBilişüstü beceriFen bilgisi dersi+7
Merve Sirek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde duygu düzenlemenin üstbiliş ve sosyal destek algısı ile özyeterlik arasındaki aracı etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, üstbiliş ve sosyal desteğin, duygu düzenleme aracılığı ile özyeterlik üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla iki farklı model test edilmiştir. Birinci modelde, duygu düzenlemenin aracılık etkisi ile üstbiliş ve sosyal desteğin özyeterlik üzerindeki dolaylı etkisi incelenmiştir. İkinci modelde ise duygu düzenlemenin aracı etkisi olmaksızın üstbiliş ve sosyal desteğin özyeterlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ayrıca üstbiliş, sosyal destek, duygu düzenleme ve özyeterlik puanlarının çeşitli demografik değişkenlerle olan ilişkileri de ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemini, 13-18 yaş arası 760 öğrenci oluşturmaktadır. Verileri toplamada Kişisel Bilgi Formu, Üstbiliş Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu, Çocuk ve Ergenler İçin Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği, Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği ve Çocuklar İçin Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, ergenlerde üstbiliş ve sosyal desteğin, hem doğrudan, hem de duygu düzenleme aracılığıyla dolaylı olarak, özyeterliği anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular, literatürde yer alan verilere dayalı olarak tartışılmıştır.

Duygu düzenlemeErgenlerSosyal destek+4
Begüm Özdiker
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin su karnesi: Su içme alışkanlıkları ve içme suyu özelliklerinin üst bilişsel farkındalık düzeyleri ile ilişkisi

Amaç: Bu araştırmada ortaokul 6.sınıfta öğrenim gören çocukların su içme alışkanlıklarının ölçülmesi, su ve diğer sıvıların tüketim alışkanlıklarının saptanması ve su içme miktarı / alışkanlıkları ile sağlık ve bilişsel düzeylerinin karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma analitik kesitsel tipte bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini İzmir İli Bornova İlçesi Yahya Kemal Beyatlı Ortaokulundan 327, Şehit Polis Mehmet Çelik Ortaokulundan 216 ve Karacaoğlan Mahallesi Ortaokulundan 264 kişi olmak üzere toplam 807 öğrenci oluşturdu. Araştırmanın verileri su karnesi; tanıtıcı özellikler formu, 5 günlük sıvı tüketim ve idrara çıkma sıklığı çizelgesi ve üst bilişsel farkındalık ölçeği ile toplandı. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 Windows programında değerlendirildi. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve tek değişkenli analizler (Pearson korelasyon testi, Ki-Kare testi, Student t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U testi ve Posthoc Test Tukey's HSD- honestly significant difference test) kullanıldı. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin hafta içi üç gün su tüketim miktarları ile Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği Puanları arasında pozitif yönde düşük ilişki (0.23-0,27 arasında), ancak hafta sonu iki gün su tüketim miktarları ile pozitif yönde orta derecede ilişki (0,40- 0,44 arasında) bulundu (p<0.001). Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin idrara çıkma sıklıkları ile pozitif yönde orta derecede ilişkiler (0,34- 0,39 arasında) bulundu (p<0.001). Öğrencilerin Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği puan ortalamaları 64,51 ±9,51 olup; 29.00-89.00 puan arasında bulunmuştur. Sonuçlar: Öğrencilerin su dışındaki sıvı tüketimlerinin, su tüketiminden daha yaygın olduğu bulundu. Çalışma sonucunda öğrencilerin su içme sıklıkları ile Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği Puanlarının ilişkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Okul sağlığı, su, üst biliş, biliş, ortaokul öğrencileri

AlışkanlıklarBilişOkullar-halk sağlığı+6
Süheyla Kalmi
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Depresyon, stres, anksiyetenin bilişsel ve üstbilişsel model açısından incelenmesi

Bu araştırmada üstbilişler, otomatik düşünceler ve işlevsel olmayan inançların (şemaların), depresyon, stres ve anksiyete belirtileri üzerinde yordayıcı etkileri bilişsel ve üstbilişsel model bağlamında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 14-19 yaş aralığındaki %55,4'ü kız (n=443), %44,6'sı erkek (n=356) olmak üzere 799 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Üstbiliş Ölçeği Çocuk Ergen Formu (ÜBÖ-ÇE), Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği Kısaltılmış Türkçe Formu (DAS-R-TR), Ruminasyon Olumsuz Ölçeği (Rumi-Olumsuz), Ruminasyon Olumlu Ölçeği (Rumi-Olumlu), Otomatik Düşünceler Ölçeği (OTÖ) ve Depresyon, Stres, Anksiyete Ölçeği (DASS21) kullanılmıştır. Veriler SPSS programıyla analiz edilmiştir. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri yordama düzeyini belirlemek için Çoklu Regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçları olumsuz otomatik düşüncelerin hem depresyon hem de anksiyetenin en güçlü yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra ruminasyon olumlu ve ruminasyon olumsuz, üstbiliş ölçeklerinden elde edilen puanlar ve üstbiliş ölçeğiyle elde edilen olumsuz üst endişeler alt boyutu ve fonksiyonel olmayan tutumlar ölçeğinden alınan puanlar depresyon belirtilerini anlamlı olarak yordamaktayken, anksiyete belirtilerini otomatik düşünceler, ruminasyon olumsuz ve üst biliş ölçeğinin bilişsel izleme alt boyutunun yordadığı görülmektedir. Stresi ise üstbiliş ölçeği Olumsuz üst endişeler alt boyutu, Otomatik Düşünceler Ölçeği Karmaşa ve Kaçış alt boyutu, Otomatik Düşünceler ölçeği Kişisel Uyumsuzluk ve Değişme alt boyutu, Otomatik Düşünceler ölçeği Yalnızlık ve İzolasyon alt boyutundan alınan puanların anlamlı olarak yordadığı görülmektedir. Elde edilen bulgular literatürde yer alan çalışmalar dikkate alınarak tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: üstbiliş, ruminasyon hakkındaki üstbilişler, otomatik düşünceler, işlevsel olmayan tutumlar, depresyon

AnksiyeteBilişsel modellemeDepresyon+6
Damla Naz Sevin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk psikiyatrisi kliniğine ayaktan tedavi için başvuran 12-18 yaş ergenlerde anksiyete duyarlılığı ve ilişkili faktörlerin incelenmesi

Amaç: Çalışmamızda; ergenlerin sosyodemografik değişkenlerinin, davranışsal inhibisyonlarının, duygu düzenleme güçlüklerinin, üst bilişlerinin, sorunlarla başa çıkma stratejilerinin, ebeveynlerin anksiyete duyarlılığının, ebeveynlerin ergene karşı tutumlarının ve ebeveynlerinin ruhsal semptomlarının ergenlerin anksiyete duyarlılığı üzerine etkisini ve anksiyete duyarlılığı ile ergenlerin psikiyatrik tanılarının ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Çalışma 2020 yılı aralık ayı ile ve 2021 yılı haziran ayları arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Polikliniği'nde yapılmıştır. Çalışmaya; polikliniğine herhangi bir yakınmayla ilk defa başvuran ya da o tarihlerde henüz değerlendirme aşamasında olan ve herhangi bir tedavi başlanmamış olan, klinik olarak normal zeka düzeyine sahip 12-18 yaş ergenler ve ebeveynleri alınmıştır. Çalışmanın kontrol grubu bulunmamaktadır. Tüm ergenlere ÇDGŞG-ŞY-DSM-5 (Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu-DSM-5) uygulanmış ve klinik tanıları belirlenmiştir. Ergenlerin hastalık şiddetini belirlemek için araştırmacı tarafından klinik global izlenim ölçeği puanlanmıştır. Ergenlerin sosyodemografik ve klinik özellikleri; araştırmacı tarafından hazırlanan formla belirlenmiştir. Ergenler tarafından çocuklar için anksiyete duyarlılığı indeksi, davranışsal inhibisyon anketi, duygu düzenlemede güçlükler ölçeği kısa formu, üstbilişler ölçeği çocuk ve ergen formu, ergenler için başa çıkma ölçeği, çocuklarda anksiyete ve depresyon ölçeği-yenilenmiş çocuk ve ergen formu doldurulmuştur. Ebeveynler tarafından ise anksiyete duyarlığı indeksi–3, kısa semptom envanteri, ebeveyn tutum ölçeği ve çocuklarda anksiyete ve depresyon ölçeği-yenilenmiş (ebeveyn formu) doldurulmuştur. Bulgular: Çalışmamızda kızlarda erkeklere göre anksiyete duyarlılığının daha yüksek olduğu, ergenlerin yaşı arttıkça anksiyete duyarlılığı fiziksel kaygılar alt ölçek puanının arttığı, annesinde psikiyatrik hastalık olan ergenlerin anksiyete duyarlılığı fiziksel kaygılar alt ölçek puanı ve toplam anksiyete duyarlılığı puanının daha yüksek olduğu, babalarının eğitim seviyesi lise bitimine kadar olan ergenlerin babalarının eğitim seviyesi lise öncesi olan ergenlere göre daha yüksek anksiyete duyarlılığına sahip olduğu, anne babası birlikte olmayan ergenlerin anksiyete duyarlılığı sosyal kaygılar alt ölçek puanının yüksek olduğu, düzenli sigara içen ergenlerin anksiyete duyarlılığı bilişsel kaygılar alt ölçek puanı ve toplam anksiyete duyarlılığı puanının düşük olduğu, alkol içen ergenlerin anksiyete duyarlılığı bilişsel kaygılar alt ölçek puanının düşük olduğu, kendine zarar veren ergenlerin vermeyenlere göre anksiyete duyarlılığı bilişsel kaygılar alt ölçek puanının yüksek olduğu saptanmıştır. Örneklemimizde YAB tanısı olanların anksiyete duyarlılığı sosyal kaygılar alt ölçeği puanı dışındaki tüm anksiyete duyarlılığı puanları yüksek olduğu ve hastalığı en çok etkileyen alt ölçeğin fiziksel kaygı alt ölçeği olduğu saptanmıştır. SAB tanısı olanların bilişsel kaygılar hariç tüm anksiyete duyarlılığı alt ölçek puanlarının daha yüksek olduğu ve hastalığı en çok etkileyen alt ölçeğin sosyal kaygı alt ölçeği olduğu saptanmıştır. MDB tanısı olanların anksiyete duyarlılığı bilişsel ve sosyal kaygılar alt ölçek puanlarının yüksek olduğu ve hastalığı en çok etkileyen alt ölçeğin bilişsel kaygı alt ölçeği olduğu saptanmıştır. OKB tanısı olanlar ile olmayanlar arasında anksiyete duyarlılığı puanlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. DEHB/DB tanısı olanların tüm alt ölçek puanları ve toplam anksiyete duyarlılığı puanları düşük saptanmıştır. Hastalık şiddeti çoklu regresyon analizlerinde toplam anksiyete duyarlılığı, fiziksel kaygılar alt ölçeği ve bilişsel kaygılar alt ölçeği indirgenmiş son modelinde etkili olarak saptanmıştır. Son olarak çalışmamızda; davranışsal inhibisyon anketi, duygu düzenleme güçlükleri ölçeği, üstbilişler ölçeği, çocuk ve ergenler için başa çıkma ölçeğinin kaçınan başa çıkma alt ölçeği ile ergenlerin anksiyete duyarlılığı arasında korelasyon saptanırken, erişkin anksiyete duyarlığı indeksi, ebeveyn tutum ölçeği ve ebeveyn kısa semptom envanteri ile ergenlerin anksiyete duyarlılığı arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları literatürde görece olarak yeni bir konu olan ergenlerde anksiyete duyarlılığı ile ilgili yeni veriler sunmaktadır. Ergenlerin bazı sosyodemografik ve klinik verilerinin anksiyete duyarlılığına etkileri gösterilirken, ebeveynlerle ilgili değişkenlerin anksiyete duyarlılığına etkisi olmadığı görülmüştür. Anksiyete duyarlılığının üç farklı alt ölçeğinin/boyutunun farklı klinik tanılar ile ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Anksiyete duyarlılığının anksiyete bozukluklarının yanı sıra depresif bozukluklarla ilişkisi de ortaya konulurken, diğer ruhsal bozukluklar için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu fark edilmiştir. Ergenlerde anksiyete duyarlılığı ve ilişkili faktörlerin anlaşılması ruhsal patolojilerin tedavisinde faydalı olabilir ve erken müdahalelere olanak sağlar. Ek olarak bu risk faktörleri ile ilişkili olarak erişkin yaşam döneminde gelişebilecek psikopatolojileri önleyebilme şansı doğurabilir. Bu yüzden ergenlerde anksiyete duyarlılığı daha fazla araştırılmaya ihtiyaç duyulan bir konudur.

AnksiyeteAyaktan tedaviBaş etme stratejileri+6
Tilbe Erten Almak
Manisa Celal Bayar University
2021
00

Related subjects