Üstbiliş

Bu konu başlığı altında 150 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beşinci sınıf normal ve üstün zekâlı öğrencilerin üstbilişsel düşünme, üstbilişsel okuma ve okuduğunu anlama becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı zekâ düzeyi normal ve üstün olan öğrencilerin üstbilişsel düşünme, üstbilişsel okuma, okuduğunu anlama becerilerini çeşitli demorafik bilgiler doğrultusunda incelemektir. Araştırma İstanbul ilinde bulunan tüm bilim ve sanat merkezleri arasından rastgele seçilen iki bilim ve sanat merkezinde eğitim görmekte olan 5. sınıf düzeyindeki 83 öğrenci ile İstanbul ilinde normal okullarda eğitim görmekte olan 5. sınıf düzeyindeki 324 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Üstbilişsel Farkındalık Envanteri A Formu", "Okuma Stratejileri Üst Bilişsel Farkındalık Envanteri" ile araştırmacının hazırladığı "Kişisel Bilgi Formunun" yanı sıra okuduğunu anlamaya yönelik "Okuduğunu Anlama Testi" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler SPSS20 paket programı ile analiz edilmiştir. Demografik bilgiler doğrultusunda elde edilen sonuçlar Independent-Sample (Bağımsız Örneklem) T-Testi ve One Way ANOVA (Tek Yönlü Varyans) analizleri yapılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarından elde edilen verilerin regresyon analizleri, korelasyon değerleri, betimsel istatistik değerleri yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre anne eğitim durumu, normal ve üstün zekâlı bireylerin okuduğunu anlama becerilerine anlamlı bir etki göstermezken baba eğitim durumu ile okuduğunu anlama becerileri arasında anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Araştırmya göre zekâ düzeyi üstün olanların okuduğunu anlama becerileri zekâ seviyeleri normal olanlara göre daha fazladır. Zekâ düzeyi üstün olanların üstbilişsel okuma stratejilerini zekâ düzeyi normal olanlara göre daha iyi kullandıkları belirlenmiştir. Zekâ düzeyi üstün olanların üstbilişsel farkındalık becerileri zekâ düzeyi normal olanlara göre daha fazladır. Anahtar Kelimeler: Üstün zekâlı çocuklar, üstbilişsel düşünme, üstbilişsel okuma, okuduğunu anlama becerisi

Bilişüstü beceriBilişüstü okuma stratejileriOkuma-anlama+4
Suna Özcan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üst biliş stratejilerinin öğretmen adaylarının üst bilişsel farkındalıklarına ve öz yeterliklerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, üst biliş stratejilerinin kullanıldığı öğretimin, Sınıf Öğretmenliği Bölümü?nde okuyan öğretmen adaylarının üst bilişsel farkındalıklarına, fen öğretimi öz yeterlik inançlarına ve öğretmen öz yeterlik inançlarına etkisini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 3. sınıflarında okuyan 87 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Deney grubu 44, kontrol grubu ise 43 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmada hem nicel hem de nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde ön test-son test kontrol gruplu deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırma Fen ve Teknoloji Öğretimi-II dersi kapsamında yürütülmüştür. Deney ve kontrol grubunda işlenen Fen ve Teknoloji dersinin içeriği YÖK?ün öğretmen yetiştirme programına göre oluşturulmuştur. Deney ve kontrol grubunda dersler aynı yöntemlerle işlenmiştir. Buna ek olarak deney grubunda üst biliş stratejilerinden günlük tutma ve soru sorma kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilere öntest ve sontest olarak Bilişüstü Farkındalık Envanteri, Fen Öğretimine Yönelik Öz Yeterlik ?nancı Ölçeği ve Öğretmen Öz Yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın nicel bölümünden elde edilen verilerin analizinde bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t-testi, wilcoxon işaretli sıralar testi ve kruskall wallis h-testi kullanılmıştır. Karşılaştırmalarda anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. vii Araştırmanın nitel bölümünde deney grubundaki öğrencilerin üst bilişsel farkındalıklarındaki değişimin izlenmesi için amaçlı örnekleme yoluyla altı öğrenci seçilmiştir. Görüşme yapılacak bu öğrencilerin belirlenmesinde, deney grubundaki öğrencilerin ön testlerden aldıkları puanlar hesaplanmış ve bu puanlar düşük, orta ve yüksek grup olarak gruplandırılmıştır. Daha sonra her gruptan ikişer öğrenci görüşme yapılmak üzere belirlenmiştir. Ardından bu öğrencilerin durumları geçen dönem aynı dersi veren öğretim üyesiyle görüşülüp onaylanmış, öğretim üyesinden gelen öneri doğrultusunda üst gruptaki bir öğrenci değiştirilmiştir. Yapılan görüşmeler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Deneysel işlem sonrasında, üst biliş stratejileri öğretmen adaylarının üst bilişsel farkındalıklarını ve öğretmenlik öz yeterlik inançlarını artırmıştır. Fen öğretimi öz yeterlik inançlarını ise ön test ile anlamlı farklılık oluşturacak kadar artırmamıştır. Öğrencilerle yapılan görüşme sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin üst bilişsel becerilerden; planlama, izleme ve değerlendirme becerisi kazandığı; kendini kontrol etme becerisini yeterince kazanamadıkları anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda şu önerilerde bulunulmuştur: Üst biliş stratejileri bir düşünme ve öğrenme modeli olarak öğretmen yetiştiren kurumlarda verilen Öğretim ?lke ve Yöntemleri ya da Özel Öğretim Yöntemleri dersi içinde yer almalıdır. Araştırma sonucunda, üst biliş stratejileri olarak kullanılan günlük tutma ve soru sormanın öğrencilerin üst bilişsel farkındalıklarını ve mesleki yeterlik algılarını olumlu etkilediği anlaşılmıştır. Bu nedenle öğretmen eğitimi programlarında özellikle öğretmenlik meslek derslerinde, öğrencilerin, düşünceleri ve öğrenme süreçleri üzerinde düşünmelerini sağlamak amacıyla kullanımı teşvik edilmelidir. Öğretmen adaylarına üst bilişsel becerilerin kazandırılmasında fakültede görev yapan öğretim üyelerine önemli görevler düşmektedir. Bu öğretim üyelerinin üst bilişin ve üst bilişsel stratejilerin öneminin farkında olması için kurslar ya da seminerler düzenlenmelidir. Anahtar Kelimeler: Üst Biliş Stratejileri, Üst Bilişsel Farkındalık, Fen Öğretimi Öz Yeterliği, Öğretmen Öz Yeterliği.

Aday öğretmenlerBilişüstü farkındalıkÖz yeterlilik+2
Hatice Yıldız
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin derse katılımı ile üstbilişsel farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Üstbilişsel farkındalık öğrencilerin akademik başarı, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, derslere aktif katılım gibi birçok önemli beceriyi etkileyen önemli bir durumdur. Derslere katılım öğrencilerin başarısını artıran, öğrencinin derslere aktif olarak katıldığı, katkıda bulunduğu, aktif dinleme ve etkinliklere bilişsel, duyuşsal ve davranışsal olarak katkıda bulunulan bir durumdur. Üstbilişsel farkındalık ile derslere katılım arasında çok fazla akademik çalışma bulunmamaktadır. Bu araştırma ilişkisel araştırma modelinde tasarlanmış ve üstbilişsel farkındalık ile derslere katılım arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmayı amaçlayan bir araştırmadır. Araştırmada genel olarak derslere katılım ölçeği ile üstbilişsel farkındalık envanteri kullanılmıştır. Araştırma Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültelerinde ve BESYO yüksek okullarında küme örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 261 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada toplanan veriler yüzde, frekans, korelasyon ve regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin derslere katılımları ile üstbilişsel farkındalıkları arasında yükseğe yakın orta düzeyde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Regresyon analizleri sonucunda üstbilişsel farkındalığın derslere katılım puanlarındaki varyansın % 44'ünü açıkladığı bulunmuştur. Dolayısıyla üstbilişsel farkındalığı yüksek olan öğrencilerin derslere daha çok katıldığı, derslere katılıma önem verdiği sonucuna ulaşılabilir. Üstbilişsel farkındalığın izleme alt boyutunun tek başına derselere katılımdaki % 36 varyansı açıkladığı da bulunmuştur. Çalışma sonucunda planlama, izleme, durumsal bilgi ve açıklayıcı bilgi boyutlarının genel olarak derse katılımı etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu anlamda öğrencilerin bu becerilerinin geliştirilmesi önemli görülmektedir.

Bilişüstü farkındalıkDerse katılımÖlçekler+2
Aslı Eraslan
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin üstbiliş becerileri, matematik özyeterlikleri ve matematik başarısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; ortaokul öğrencilerinin kullandıkları üstbilişsel beceriler, matematik özyeterlikleri ve matematik başarıları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu çalışmaya 190 ortaokul 7. sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırma ilişkisel model desenle desenlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 'Öğrenmede motive edici stratejiler ölçeği'nin alt ölçeği olan üstbiliş (metabiliş) ölçeği ile öz yeterlik kaynakları ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada yer alan değişkenler üstbilişsel beceriler, matematik öz-yeterliği ve matematik başarısıdır. Bu değişkenlerden matematik başarısı bağımlı değişken, üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlikleri bağımsız değişkendir. Öğrencilerin matematik başarılarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılığını incelemek için bağımsız gruplar t testi, değişkenler arası ilişkinin saptanması için pearson korelasyon analizi, üstbilişsel beceriler ve matematik öz-yeterliğinin matematik başarısı üzerindeki yordama gücü basit doğrusal regresyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; öğrencilerin cinsiyet değişkenine göre matematik puanları arasında anlamlı farklılığın olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğrencilerin üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlik inançlarına ilişkin her bir değişkenin matematik başarısını yordama gücüne bakıldığında; katılımcıların matematik başarılarının yaklaşık %18'inin üstbiliş becerileri tarafından, matematik özyeterlik alt boyutlarından alınan puanların matematik başarısının yordanmasına ilişkin adımsal çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre dört boyut birlikte ele alındığında kişisel deneyimler alt boyutu tek başına matematik başarısına ilişkin toplam varyansın yaklaşık %60'ını açıklamaktadır. Diğer alt boyutlar regresyon analiz hesaplanma dışına tutulmuştur. Öğrencilerin üstbiliş becerileri ve matematik özyeterlik inançlarının birlikte matematik başarısını yordama gücüne bakıldığında, katılımcıların matematik başarılarının yaklaşık %52'sini yordadığı görülmektedir.

Bilişüstü beceriMatematikMatematik başarısı+5
Tuba Deniz
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimEN

Genre-based approach to writing instruction for students at English Language and Literature department

Being aware of their students' needs is very crucial for teachers because students need to accomplish tasks within their respective disciplines and subject areas. The aim of the genre-based pedagogy is to focus on students' academic needs and enable them to read and write successfully (Martin, 1993, 2009). Therefore, it is imperative for teachers to understand the range of written genres and other writing skills that students need to use in their academic studies. In order to achieve this aim genre-based writing instruction suggests a systematic and explicit way of teaching writing. Genre-based pedagogy together with the analysis of students' needs might function as a basis for curriculum design to have effective and positive results from writing education. An analysis of student needs is generally considered crucial in developing appropriate course design and content; such an analysis using genre-based writing instruction in ESP based course design should also be regarded as a building block of teaching writing. Learning and teaching in ESP genre-oriented writing pedagogy can provide a lot of advantages and convenience to both students and teachers in many ways. For instance, critical awareness of writing practices, suitable discipline-specific texts for students and how writers organize texts can be listed to employ and manipulate this type of writing instruction and "to meet the anticipated goal and purpose" (Kay & Dudley-Evans, 1998). The present study attempts to investigate the process of building metacognitive genre-awareness within genre-based academic writing instruction and show how it influences English Language and Literature students' ability to interpret and compose academic texts. Moreover, by applying a genre-based writing syllabus for literature students, the researcher aims to focus on the effects of this approach on students' interpersonal relationship with the teacher, their attitudes and motivation towards writing and achievement in academic writing. The present study is designed as a case study and both qualitative and quantitative approaches to data collection and analysis have been adopted. For this reason, multiple tools of data collection have been employed in this study (Silverman, 2000): classroom observation, students' written texts (portfolios), interview with the students, teacher's journal, students' diaries, questionnaires and students' writing exam scores. Research has been conducted with 110 undergraduate students who have attended the first year of English Language and Literature Department at Gaziantep University during 2014 – 2015 academic year. It aims to reveal whether genre-based academic writing instruction contributes raising metacognitive genre awareness in English Language and Literature students, how this metacognitive genre awareness affects the students' analysis of academic and literary texts and how it affects their writing performance. Keywords: Genre-based academic writing instruction, metacognitive genre awareness, analysis of academic and literary texts, and motivation and attitudes towards writing

Academic writingAcademic writing teachingLiterary texts+7
Gamze Almacıoğlu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerileri ve akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerileri ve akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkiler öğrencilere ait bazı değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modeline uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim öğretim yılı içerisinde İç Anadolu Bölgesindeki bir il merkezinde bulunan ortaöğretim kurumlarının (liselerin) son sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma örneklemi kolayda örnekleme yöntemi yardımı ile seçilmiş ve araştırmaya gönüllü olarak katılmış 492 lise son sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanan bir kişisel bilgi formu, "Üstbiliş Becerileri Ölçeği" ve "Akademik Erteleme Ölçeği" ile toplanmıştır. Veriler SPSS 22.00 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Çözümlemede frekans ve yüzde, madde ortalamaları, Kolmogrov-Smirnov Testi, Kruskal Wallis-H testi, Mann-Whitney U Testi ve Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerilerini kullanma düzeyleri ile akademik erteleme davranışı gösterme düzeylerinin genel olarak orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Üstbiliş beceri puanları öğrencilerin cinsiyet ve anne-baba eğitim düzeyi değişkenine göre değişmezken, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi ve devam edilen lise türüne göre anlamlı farklılıklar arz etmektedir. Akademik erteleme puanları ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, annenin eğitim düzeyi ve babanın eğitim düzeyi değişkenine göre değişmezken; öğrencilerin cinsiyet ve devam ettikleri lise türü değişkenine göre anlamlı farklılıklar arz etmektedir. Öğrencilerin üstbiliş puanları ile akademik erteleme davranışı puanları ortalamaları arasında .18 düzeyinde pozitif yönlü düşük bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları ilgili literatür temelinde tartışılmış ve bulgulara dayalı bazı öneriler sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerilerini kullanma düzeyleri ile akademik erteleme davranışı gösterme düzeylerinin genel olarak orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademik erteleme, lise son sınıf, üstbiliş

Akademik ertelemeBilişüstü beceriLise öğrencileri+1
Mesut Fatih Demir
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İngilizce öğretmen adaylarının okuduğunu anlama stratejileri ile üstbilişsel okuma stratejilerini kullanma düzeyleri arasındaki ilişki

Üstbiliş, temel olarak düşünme üzerine düşünme olarak tanımlanabilir. Üstbiliş stratejilerini kullanma, yabancı dilde okuduğunu anlama başarısında etkin ve kalıcı öğrenmeye yardımcı olur. Bu çalışmada yabancı dilde okuduğunu anlama başarısı ve üstbilişsel okuma stratejileri kullanımının öğrencilerin cinsiyet, sınıf düzeyi, Türkçe kitap okuma sıklığı, İngilizce kitap okuma sıklığı, anne eğitim durumu ile baba eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını tespit etmeye çalışılmıştır. Bunun yanında yabancı dilde okuduğunu anlama başarısı ile üstbilişsel okuma stratejileri kullanımı arasında bir ilişki olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada, yabancı dilde okuduğunu anlama başarısı ile üstbilişsel okuma stratejileri kullanımının belli değişkenler üzerinde bir etkisi ve aralarında bir ilişki olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 yılında İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde yer alan iki üniversitede İngiliz Dili ve Eğitimi alanında öğrenim görmekte olan 1, 2, 3, ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması, öğrencilerin yabancı dilde okuma başarısını ölçen, Al- Qudairy'nin (2010) geliştirdiği başarı testi; Taraban, Kerr ve Rynearson (2002) tarafından geliştirilmiş, Akyol & Ulusoy, (2009); Mokhtari, (2002); Saricoban, (2002) tarafından 3 madde eklenmiş ve Tuncer (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış Üstbilişsel Okuma Stratejileri Ölçeği nin (ÜBOSÖ) son hali ile araştırmacı tarafından geliştirilmiş Kişisel Bilgi Testi aracılığıyla sağlanmıştır. Katılımcılardan toplanan veriler Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı (SPSS) ile analiz edilmiştir. Veri analizinde Mann Whitney-U, Kruskal Wallis testleri ile korelasyon analizine başvurulmuştur. Sonuç olarak, öğrencilerin yabancı dilde okuduğunu anlama başarı puanları ile üstbilişsel okuma stratejileri arasında bir ilişki bulunmadığı; yabancı dilde okuduğunu anlama başarısının öğrencilerde demografik özellikler (cinsiyet, sınıf düzeyi, Türkçe kitap okuma sıklığı, İngilizce kitap okuma sıklığı, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu) açısından bir farklılık oluşturmadığı ve üstbilişsel okuma %iii stratejilerinin yalnızca sınıf düzeyi ve İngilizce kitap okuma sıklığı değişkenlerinde farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: yabancı dilde okuduğunu anlama, üstbiliş, üstbiliş stratejileri

Aday öğretmenlerBilişüstü okuma stratejileriOkuma stratejileri+6
Pınar Emre
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda anksiyete ve metakognisyon

Amaç:İlaç tedavisine yeterli yanıt alınamayan DEHB'liergenlerde psikoterapötik müdahalelerin faydalı olduğu bilinmektedir.DEHB'de ergen yaş grubuna özgü bilişsel davranışçı müdahalelerin zenginleşmesi için kliniği etkileyen bilişsel ve emosyonel faktörlerin tanımlanması gerekmektedir. Bu çalışmada DEHB tanılı ergenlerde, anksiyete, davranışsal sistemler ve metakognitif özelliklerin tanımlanması, bu özelliklerin DEHB kliniği ve birbirleri ile olan ilişkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın örneklemini 12-18 yaş arası DEHB tanılı (DEHB-DE:% 35,6; DEHB-B:% 64,4) 132 (82 erkek, 50 kız) hasta oluşturdu. Conners Ana-Baba Değerlendirme Ölçeği (CADÖ), Çocuklar İçin Durumluk-Süreklilik Kaygı Envanteri (ÇDSKE), Çocuklar İçin Anksiyete Duyarlılığı İndeksi (ÇADİ), Üstbiliş Ölçeği-Çocuk ve Ergen Formu (ÜBÖ-ÇE) ve Davranışsal İnhibisyon Sistemi-Davranışsal Aktivasyon Sistemi Ölçeği (DİS-DAS) uygulandı. Bulgular:DEHB alt tipleri arasında ÇDSKE, ÇADİ, DİS/DAS puanları açısından farklılık saptanmadı. DEHB-B olan ergenlerin olumlu üstbiliş puanları daha yüksek saptandı. ÇDSKE ve ÇADİ toplam puanları ile DEHB semptom şiddeti arasında pozitif korelasyon saptandı. DEHB semptom şiddeti ile DAS-ödüle duyarlılık puanları arasında negatif korelasyon saptandı. DAS-dürtü ve DAS-eğlence arayışı puanları ile karşı-gelme (KG) ve duygusal değişkenlik (DD) semptomları arasında pozitif korelasyon vardı. Eştanısı olmayan DEHB'li ergenlerde; BCSüstbiliş puanları, KG, hiperaktivite ve DD puanları ile pozitif korele idi. ÇDSKE puanları ile ÇADİ'nin tüm alt ölçek ve toplam puanları pozitif korelasyon gösterdi. SKE puanları ile tüm ÜBÖ-ÇE puanları, DAS-eğlence arayışı, DAS-dürtü puanları arasında pozitif korelasyon bulundu. ÜBÖ-ÇE toplam puanda artış, tüm DİS/DAS ve ÇADİ puanlarında artışla korele idi. Bilişsel AD ile DİS puanları arasında pozitif korelasyon saptandı. Sonuç: Çalışmamız anksiyete, metakognitif inançlar ve davranışsal sistemlerin birbirleriyle ve DEHB kliniğiyle yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. DEHB'ye özgü bilişsel davranışçı müdahalelerde saptanan bilişsel ve emosyonel özelliklerin dikkate alınması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler:Anksiyete, Anksiyete Duyarlılığı, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, DİS/DAS, Ergen, Metakognisyon.

AdolesanlarAnksiyeteAnksiyete+6
Cantekin Can
Çukurova University
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik eğitiminden veli beklentilerinin matematik öğrenme yaklaşımı ve üst bilişsel farkındalık açısından incelenmesi

Bu araştırma "Velilerin beklentilerinin çocukların matematik öğrenme yaklaşımları ve üst bilişsel farkındalıkları üzerinde nasıl bir etkisi vardır?" sorusuna yanıt bulmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi ilişkisel tarama yöntemidir. Araştırmaya katılan öğrencilerin sınıf düzeyine göre cinsiyet dağılımına bakıldığında; 5. sınıf öğrencilerinden 401 tanesinin erkek ve 418 tanesinin kız, 6. sınıf öğrencilerinden 314 tanesinin erkek ve 447 tanesinin kız, 7. sınıf öğrencilerinden 420 tanesinin erkek ve 502 tanesinin kız, 8. sınıf öğrencilerinden ise 401 tanesinin erkek ve 459 tanesinin kız araştırmaya katıldığı görülmektedir. Araştırmaya 1536 tane erkek ve 1826 tane kız öğrenci olmak üzere toplamda 3395 tane öğrenci ortaokul öğrencisi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenci velilerinin sınıf düzeyine göre dağılımına bakıldığında; 5. sınıf öğrencilerinin 605 tanesinin velisinin anne, 189 tanesinin velisinin baba ve 25 tanesinin velisinin diğer veli türü, 6. sınıf öğrencilerinin 574 tanesinin velisinin anne, 177 tanesinin velisinin baba ve 10 tanesinin velisinin diğer veli türü, 7. sınıf öğrencilerinin 700 tanesinin velisinin anne, 192 tanesinin velisinin baba ve 30 tanesinin velisinin diğer veli türü, 8. sınıf öğrencilerinin 646 tanesinin velisinin anne, 182 tanesinin velisinin baba ve 32 tanesinin velisinin diğer veli türü olduğu görülmektedir. Araştırmaya 2525 tane anne, 740 tane baba ve 97 tane diğer veli türü olmak üzere toplamda 3362 tane ortaokul öğrenci velisi katılmıştır. Araştırmanın verileri 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinde Matematik Eğitimi Veli Beklenti Ölçeği, Ortaokul Öğrencilerinin Matematik Öğrenme Yaklaşımları Ölçeği ve Üst Bilişsel Farkındalık ölçeğinin kullanımıyla toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre velilerin kavramsal anlama ve aktif katılım beklentisi ile öğrencilerin derinlemesine öğrenme yaklaşım puanları arasında (r=-090) ve velilerin olumlu tutum ve davranış kazandırma beklentisi ile öğrencilerin derinlemesine öğrenme yaklaşım puanları arasında (r=-031) negatif korelasyon bulunurken, velilerin öğretmen merkezli ve kural odaklı eğitim beklentisi ile öğrencilerin öğrenme yaklaşımları arasında pozitif korelasyon bulunmaktadır. Velilerin kavramsal anlama ve aktif katılım beklentisi ile öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları arasında ve velilerin olumlu tutum ve davranış kazandırma beklentisi ile öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları arasında pozitif korelasyon bulunmaktadır. Diğer yandan ise velilerin öğretmen merkezli ve kural odaklı eğitim beklentisi ile öğrencilerin bilgisel üst bilişsel farkındalık puanları arasında negatif korelasyon bulunmaktadır (r=-,005).

Ana-baba beklentileriBeklentilerBilişüstü farkındalık+6
Muhammed Coşkun
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Depresyon ve anksiyete belirtileri olan psikiyatri hastalarında üstbilişsel inançların stres ve başa çıkma çerçevesinde incelenmesi

Bu çalışmada, üstbilişsel inançlar, anksiyete ve depresyon belirtileri arasındaki ilişkiler hem kesitsel hem de ileriye yönelik olarak klinik bir örneklemde incelenmiştir. Çalışmanın kesitsel tarafında, üstbilişsel inançların anksiyete ve depresyon belirtileri üzerindeki yordayıcılığının olumsuz yaşam olayları ve stresle başa çıkma yaklaşımlarının etkileri göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, çalışmanın ileriye yönelik tarafında, üstbilişsel inançların anksiyete ve depresyon belirtilerini yordayıp yordamadığının sınanması amaçlanmıştır. Son olarak, anksiyete ve depresyon belirtileri ile üstbilişsel inançlar arasındaki karşılıklı ilişkilerin mercek altına alınması amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği'ne başvuru yapmış anksiyete ve depresyon belirtileri olan kişiler araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın ilk ölçümüne 183 kişi katılırken, üç ay sonrasında alınan takip ölçümünde 71 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcılara, Demografik Bilgi Formu, Üstbilişler-30 Ölçeği, Ruminasyonla İlgili Olumlu İnanışlar Ölçeği, Ruminasyonla İlgili Olumsuz İnanışlar Ölçeği, Yaşam Olayları Listesi ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği uygulanmıştır. Sonuçlar, öncelikle üstbilişsel inançların kontrol edilemezlik ve tehlikeyle ilgili olumsuz inançlar ve bilişsel güvensizlik alt boyutlarının anksiyete belirtilerini kesitsel olarak yordadığını göstermiştir. Anksiyete belirtilerinin yordanmasında olumsuz yaşam olaylarının ve stresle başa çıkma yaklaşımlarının etkisi bulunmamıştır. Depresyon belirtilerinin kesitsel olarak yordanmasında ise, ruminasyonun kişiler arası ve sosyal sonuçlarıyla ilgili olumsuz inanışların etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, olumsuz yaşam olaylarının ve başa çıkma yaklaşımlarının da depresyon belirtilerinin yordanmasında rol oynadığı dikkat çekmiştir. Aracılık analizi sonuçlarına göre, ruminasyonun kişiler arası ve sosyal sonuçlarıyla depresif belirtiler arasındaki ilişkiye stresle başa çıkma yaklaşımlarının aracılık ettiği bulunmuştur. Çalışmanın ileriye yönelik olarak elde edilen bulguları gözden geçirildiğinde, temel ölçüm düzeyleri kontrol edildiğinde hem anksiyete hem de depresyon belirtileri üzerinde sadece üstbilişsel inançların bilişsel güvensizlik alt boyutunun bağımsız yordayıcılığının olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın temel alınarak tartışılmış, çalışmanın sınırlılıklarından ve sağladığı klinik doğurgulardan bahsedilmiş ve gelecek çalışmalar için öneriler verilmiştir.

AnksiyeteBilişüstü farkındalıkDepresyon+4
Gözde Sayın Karakaş
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üstbilişe dayalı etkinliklerin 6. sınıf öğrencilerinin başarı, tutum ve üstbilişsel becerilerine etkisi (Kars ili Kağızman ilçesi Böcüklü Ortaokulu örneği)

Bu araştırmanın amacı; üstbilişe dayalı etkinliklerle işlenen Fen bilimleri dersinin öğrencilerin akademik başarılarına, tutum ve üstbilişsel becerilerine olan etkisini incelemektir. Bu araştırmada, tek grup öntest-sontest deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim - öğretim yılında Kars Kağızman ilçesine bağlı bir ortaokulda 6.sınıfta okuyan 11 öğrenci oluşturmaktadır. Üstbilişsel etkinliklerden, günlükler, şematik düzenleyiciler ve çalışma yaprakları kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin toplanmasında; "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesi için Başarı Testi (VSBT), Fen Bilimleri Tutum Ölçeği (FBDYTÖ), Derinlemesine Öğrenme Yaklaşımı Ölçeği (DÖYÖ), Yüzeysel Öğrenme Yaklaşımı Ölçeği (YÖYÖ), Biliş Üstü Ölçeği (BÜÖ) ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verileri bir istatistik programı (SPSS) ile çözümlenmiştir. Nicel verilerin analizinde Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Karşılaştırmalarda anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin toplanmasında, üstbilişsel süreçlerdeki değişimin incelenmesi amacıyla öğrencilere uygulama uygulama süresince "Öğrenci Günlükleri" kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Üstbilişe dayalı etkinlikler ile yapılan araştırmada nicel verilerin sonuçlarına göre; öğrencilerin VSBT'den aldıkları puanlar anlamlı düzeyde artmıştır. FBDYTÖ ön test- son test puan ortalamalarının birbirine çok yakın olduğu ancak son test puan ortalamasında artış olduğu gözlenmiştir. BÜÖ'nin biliş bilgisi ve bilişin düzenlemesi alt boyutlarında ortalamalarının düştüğü gözlenmiştir. BÜÖ'nin Bilişin düzenlenmesi boyutunda son testte anlamlı bir fark çıkmazken, biliş bilgisi alt boyutunda ise son test ortalaması istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. DÖYÖ'nin son test puan ortalamasında artış olduğu gözlenmiştir. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. YÖYÖ için ise son test puan ortalamasında artış olmadığı gözlenmiştir. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Nitel verilerin sonuçlarına göre ise; öğrenciler Fen Bilimleri dersinin etkinlikler ile işlenmesi sürecini eğlenceli ve eğitici olarak bulmuşlar ve bu sürecin yaratıcı düşünme ve iletişim becerileri gibi bazı becerilerini geliştirdiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrencilerin bazı etkinliklerde grup olarak çalışmaları ve etkinlikte bazı fen kavramlarını öğreniyor olmaları, öğrencilerin etkinlikler ile ilgili olumlu görüşleri arasında yer almıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, üstbiliş etkinlikleri dikkate alınarak eğitimcilere ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Üstbiliş, Fen Eğitimi, Üstbilişsel Süreç, Üstbilişsel Etkinlikler

Akademik başarıBilişüstü beceriFen bilgisi dersi+7
Merve Sirek
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde duygu düzenlemenin üstbiliş ve sosyal destek algısı ile özyeterlik arasındaki aracı etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, üstbiliş ve sosyal desteğin, duygu düzenleme aracılığı ile özyeterlik üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla iki farklı model test edilmiştir. Birinci modelde, duygu düzenlemenin aracılık etkisi ile üstbiliş ve sosyal desteğin özyeterlik üzerindeki dolaylı etkisi incelenmiştir. İkinci modelde ise duygu düzenlemenin aracı etkisi olmaksızın üstbiliş ve sosyal desteğin özyeterlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ayrıca üstbiliş, sosyal destek, duygu düzenleme ve özyeterlik puanlarının çeşitli demografik değişkenlerle olan ilişkileri de ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemini, 13-18 yaş arası 760 öğrenci oluşturmaktadır. Verileri toplamada Kişisel Bilgi Formu, Üstbiliş Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu, Çocuk ve Ergenler İçin Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği, Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği ve Çocuklar İçin Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, ergenlerde üstbiliş ve sosyal desteğin, hem doğrudan, hem de duygu düzenleme aracılığıyla dolaylı olarak, özyeterliği anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular, literatürde yer alan verilere dayalı olarak tartışılmıştır.

Duygu düzenlemeErgenlerSosyal destek+4
Begüm Özdiker
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin su karnesi: Su içme alışkanlıkları ve içme suyu özelliklerinin üst bilişsel farkındalık düzeyleri ile ilişkisi

Amaç: Bu araştırmada ortaokul 6.sınıfta öğrenim gören çocukların su içme alışkanlıklarının ölçülmesi, su ve diğer sıvıların tüketim alışkanlıklarının saptanması ve su içme miktarı / alışkanlıkları ile sağlık ve bilişsel düzeylerinin karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma analitik kesitsel tipte bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini İzmir İli Bornova İlçesi Yahya Kemal Beyatlı Ortaokulundan 327, Şehit Polis Mehmet Çelik Ortaokulundan 216 ve Karacaoğlan Mahallesi Ortaokulundan 264 kişi olmak üzere toplam 807 öğrenci oluşturdu. Araştırmanın verileri su karnesi; tanıtıcı özellikler formu, 5 günlük sıvı tüketim ve idrara çıkma sıklığı çizelgesi ve üst bilişsel farkındalık ölçeği ile toplandı. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 Windows programında değerlendirildi. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve tek değişkenli analizler (Pearson korelasyon testi, Ki-Kare testi, Student t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U testi ve Posthoc Test Tukey's HSD- honestly significant difference test) kullanıldı. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin hafta içi üç gün su tüketim miktarları ile Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği Puanları arasında pozitif yönde düşük ilişki (0.23-0,27 arasında), ancak hafta sonu iki gün su tüketim miktarları ile pozitif yönde orta derecede ilişki (0,40- 0,44 arasında) bulundu (p<0.001). Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin idrara çıkma sıklıkları ile pozitif yönde orta derecede ilişkiler (0,34- 0,39 arasında) bulundu (p<0.001). Öğrencilerin Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği puan ortalamaları 64,51 ±9,51 olup; 29.00-89.00 puan arasında bulunmuştur. Sonuçlar: Öğrencilerin su dışındaki sıvı tüketimlerinin, su tüketiminden daha yaygın olduğu bulundu. Çalışma sonucunda öğrencilerin su içme sıklıkları ile Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği Puanlarının ilişkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Okul sağlığı, su, üst biliş, biliş, ortaokul öğrencileri

AlışkanlıklarBilişOkullar-halk sağlığı+6
Süheyla Kalmi
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Depresyon, stres, anksiyetenin bilişsel ve üstbilişsel model açısından incelenmesi

Bu araştırmada üstbilişler, otomatik düşünceler ve işlevsel olmayan inançların (şemaların), depresyon, stres ve anksiyete belirtileri üzerinde yordayıcı etkileri bilişsel ve üstbilişsel model bağlamında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 14-19 yaş aralığındaki %55,4'ü kız (n=443), %44,6'sı erkek (n=356) olmak üzere 799 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Üstbiliş Ölçeği Çocuk Ergen Formu (ÜBÖ-ÇE), Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği Kısaltılmış Türkçe Formu (DAS-R-TR), Ruminasyon Olumsuz Ölçeği (Rumi-Olumsuz), Ruminasyon Olumlu Ölçeği (Rumi-Olumlu), Otomatik Düşünceler Ölçeği (OTÖ) ve Depresyon, Stres, Anksiyete Ölçeği (DASS21) kullanılmıştır. Veriler SPSS programıyla analiz edilmiştir. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri yordama düzeyini belirlemek için Çoklu Regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçları olumsuz otomatik düşüncelerin hem depresyon hem de anksiyetenin en güçlü yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra ruminasyon olumlu ve ruminasyon olumsuz, üstbiliş ölçeklerinden elde edilen puanlar ve üstbiliş ölçeğiyle elde edilen olumsuz üst endişeler alt boyutu ve fonksiyonel olmayan tutumlar ölçeğinden alınan puanlar depresyon belirtilerini anlamlı olarak yordamaktayken, anksiyete belirtilerini otomatik düşünceler, ruminasyon olumsuz ve üst biliş ölçeğinin bilişsel izleme alt boyutunun yordadığı görülmektedir. Stresi ise üstbiliş ölçeği Olumsuz üst endişeler alt boyutu, Otomatik Düşünceler Ölçeği Karmaşa ve Kaçış alt boyutu, Otomatik Düşünceler ölçeği Kişisel Uyumsuzluk ve Değişme alt boyutu, Otomatik Düşünceler ölçeği Yalnızlık ve İzolasyon alt boyutundan alınan puanların anlamlı olarak yordadığı görülmektedir. Elde edilen bulgular literatürde yer alan çalışmalar dikkate alınarak tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: üstbiliş, ruminasyon hakkındaki üstbilişler, otomatik düşünceler, işlevsel olmayan tutumlar, depresyon

AnksiyeteBilişsel modellemeDepresyon+6
Damla Naz Sevin
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çocuk psikiyatrisi kliniğine ayaktan tedavi için başvuran 12-18 yaş ergenlerde anksiyete duyarlılığı ve ilişkili faktörlerin incelenmesi

Amaç: Çalışmamızda; ergenlerin sosyodemografik değişkenlerinin, davranışsal inhibisyonlarının, duygu düzenleme güçlüklerinin, üst bilişlerinin, sorunlarla başa çıkma stratejilerinin, ebeveynlerin anksiyete duyarlılığının, ebeveynlerin ergene karşı tutumlarının ve ebeveynlerinin ruhsal semptomlarının ergenlerin anksiyete duyarlılığı üzerine etkisini ve anksiyete duyarlılığı ile ergenlerin psikiyatrik tanılarının ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Çalışma 2020 yılı aralık ayı ile ve 2021 yılı haziran ayları arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Polikliniği'nde yapılmıştır. Çalışmaya; polikliniğine herhangi bir yakınmayla ilk defa başvuran ya da o tarihlerde henüz değerlendirme aşamasında olan ve herhangi bir tedavi başlanmamış olan, klinik olarak normal zeka düzeyine sahip 12-18 yaş ergenler ve ebeveynleri alınmıştır. Çalışmanın kontrol grubu bulunmamaktadır. Tüm ergenlere ÇDGŞG-ŞY-DSM-5 (Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu-DSM-5) uygulanmış ve klinik tanıları belirlenmiştir. Ergenlerin hastalık şiddetini belirlemek için araştırmacı tarafından klinik global izlenim ölçeği puanlanmıştır. Ergenlerin sosyodemografik ve klinik özellikleri; araştırmacı tarafından hazırlanan formla belirlenmiştir. Ergenler tarafından çocuklar için anksiyete duyarlılığı indeksi, davranışsal inhibisyon anketi, duygu düzenlemede güçlükler ölçeği kısa formu, üstbilişler ölçeği çocuk ve ergen formu, ergenler için başa çıkma ölçeği, çocuklarda anksiyete ve depresyon ölçeği-yenilenmiş çocuk ve ergen formu doldurulmuştur. Ebeveynler tarafından ise anksiyete duyarlığı indeksi–3, kısa semptom envanteri, ebeveyn tutum ölçeği ve çocuklarda anksiyete ve depresyon ölçeği-yenilenmiş (ebeveyn formu) doldurulmuştur. Bulgular: Çalışmamızda kızlarda erkeklere göre anksiyete duyarlılığının daha yüksek olduğu, ergenlerin yaşı arttıkça anksiyete duyarlılığı fiziksel kaygılar alt ölçek puanının arttığı, annesinde psikiyatrik hastalık olan ergenlerin anksiyete duyarlılığı fiziksel kaygılar alt ölçek puanı ve toplam anksiyete duyarlılığı puanının daha yüksek olduğu, babalarının eğitim seviyesi lise bitimine kadar olan ergenlerin babalarının eğitim seviyesi lise öncesi olan ergenlere göre daha yüksek anksiyete duyarlılığına sahip olduğu, anne babası birlikte olmayan ergenlerin anksiyete duyarlılığı sosyal kaygılar alt ölçek puanının yüksek olduğu, düzenli sigara içen ergenlerin anksiyete duyarlılığı bilişsel kaygılar alt ölçek puanı ve toplam anksiyete duyarlılığı puanının düşük olduğu, alkol içen ergenlerin anksiyete duyarlılığı bilişsel kaygılar alt ölçek puanının düşük olduğu, kendine zarar veren ergenlerin vermeyenlere göre anksiyete duyarlılığı bilişsel kaygılar alt ölçek puanının yüksek olduğu saptanmıştır. Örneklemimizde YAB tanısı olanların anksiyete duyarlılığı sosyal kaygılar alt ölçeği puanı dışındaki tüm anksiyete duyarlılığı puanları yüksek olduğu ve hastalığı en çok etkileyen alt ölçeğin fiziksel kaygı alt ölçeği olduğu saptanmıştır. SAB tanısı olanların bilişsel kaygılar hariç tüm anksiyete duyarlılığı alt ölçek puanlarının daha yüksek olduğu ve hastalığı en çok etkileyen alt ölçeğin sosyal kaygı alt ölçeği olduğu saptanmıştır. MDB tanısı olanların anksiyete duyarlılığı bilişsel ve sosyal kaygılar alt ölçek puanlarının yüksek olduğu ve hastalığı en çok etkileyen alt ölçeğin bilişsel kaygı alt ölçeği olduğu saptanmıştır. OKB tanısı olanlar ile olmayanlar arasında anksiyete duyarlılığı puanlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. DEHB/DB tanısı olanların tüm alt ölçek puanları ve toplam anksiyete duyarlılığı puanları düşük saptanmıştır. Hastalık şiddeti çoklu regresyon analizlerinde toplam anksiyete duyarlılığı, fiziksel kaygılar alt ölçeği ve bilişsel kaygılar alt ölçeği indirgenmiş son modelinde etkili olarak saptanmıştır. Son olarak çalışmamızda; davranışsal inhibisyon anketi, duygu düzenleme güçlükleri ölçeği, üstbilişler ölçeği, çocuk ve ergenler için başa çıkma ölçeğinin kaçınan başa çıkma alt ölçeği ile ergenlerin anksiyete duyarlılığı arasında korelasyon saptanırken, erişkin anksiyete duyarlığı indeksi, ebeveyn tutum ölçeği ve ebeveyn kısa semptom envanteri ile ergenlerin anksiyete duyarlılığı arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları literatürde görece olarak yeni bir konu olan ergenlerde anksiyete duyarlılığı ile ilgili yeni veriler sunmaktadır. Ergenlerin bazı sosyodemografik ve klinik verilerinin anksiyete duyarlılığına etkileri gösterilirken, ebeveynlerle ilgili değişkenlerin anksiyete duyarlılığına etkisi olmadığı görülmüştür. Anksiyete duyarlılığının üç farklı alt ölçeğinin/boyutunun farklı klinik tanılar ile ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Anksiyete duyarlılığının anksiyete bozukluklarının yanı sıra depresif bozukluklarla ilişkisi de ortaya konulurken, diğer ruhsal bozukluklar için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu fark edilmiştir. Ergenlerde anksiyete duyarlılığı ve ilişkili faktörlerin anlaşılması ruhsal patolojilerin tedavisinde faydalı olabilir ve erken müdahalelere olanak sağlar. Ek olarak bu risk faktörleri ile ilişkili olarak erişkin yaşam döneminde gelişebilecek psikopatolojileri önleyebilme şansı doğurabilir. Bu yüzden ergenlerde anksiyete duyarlılığı daha fazla araştırılmaya ihtiyaç duyulan bir konudur.

AnksiyeteAyaktan tedaviBaş etme stratejileri+6
Tilbe Erten Almak
Manisa Celal Bayar University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkin bireylerde madde kullanma eğilimi ile üst biliş düşünme becerileri, algılanan ebeveyn tutumları ve duygusal zeka arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada; genç yetişkin bireylerin madde kullanma eğilimi, üst biliş düşünme becerileri, algılanan ebeveyn tutumları ve duygusal zeka arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 258' i kadın, 135' i erkek olmak üzere 20-45 yaş aralığındaki genç yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Demografik Bilgi Formu, Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği, Üst biliş Düşünme Becerileri Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Tutumları- Çocuk Formu ve Rotterdam Duygusal Zeka Ölçeği ile toplanmıştır. Elde edilen veriler Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans analizi (ANOVA), Çoklu Regresyon Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Regresyon analizleri sonucunda; üst biliş düşünme becerileri alt boyutlarının genç yetişkin bireylerin madde kullanma eğilimini yordamadığı, duygusal zekanın ise yalnızca kendi duygularını değerlendirme ve başkalarının duygularını kontrol etme boyutlarının madde kullanma eğilimini yordadığı bulunmuştur. Algılanan ebeveyn tutumlarının madde kullanma eğilimini yordayıp yormadığına bakıldığında hem anne hem de babanın aşırı koruyucu ve reddedici tutumunun madde kullanma eğilimini yordadığı, duygusal sıcaklık boyutunun ise yordamadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatürde yer alan çalışmalar doğrultusunda tartışılmıştır.

Ana-baba tutumuDuygusal zekaDüşünme becerileri+5
Seda Tığlıoğlu
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Antisosyal kişilik bozukluğu'nda intihar davranışının üstbiliş özellikleri ile ilişkisi

Amaç: Antisosyal Kişilik Bozukluğu (ASKB) tanılı hastaların üstbiliş özelliklerinin intihar davranışı ile olan ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Ekim 2020-Nisan 2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'na başvuran DSM-5 tanı kriterlerine göre ASKB tanısı konan 74 kişi hasta grubu ve 74 sağlıklı gönüllü kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Örneklem grubuna sosyodemografik veri formu, Üstbiliş Ölçeği (ÜBÖ), Beck İntihar Düşüncesi Ölçeği (BİDÖ), İntihar Davranış Ölçeği (İDÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Sonuçlar ASKB'li bireylerin kontrol grubuna kıyasla genel olarak daha kötü üstbilişsel özellikler gösterdiğini ve öncesinde intihar girişiminde bulunmuş ASKB'li bireylerde intihar girişiminde bulunmayanlara göre kontrol edilemezlik ve tehlike (KET) ile düşünceleri kontrol ihtiyacı (DKİ) alt ölçek puanlarının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Hasta ve kontrol gruplarında intihar davranışının ciddiyetini ölçen İDÖ ile DKİ alt ölçeğinin korele olduğu; İDÖ'nün ayrıca ASKB grubunda bilişsel güven (BG) alt ölçeğiyle, kontrol grubunda ise olumlu inançlar (Oİ) alt ölçeğiyle korele olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonuçlarına göre ASKB'li bireylerde üstbilişsel inançlar ile intihar davranışının şiddeti, depresyon ve anksiyete belirtileri ilişkilendirilebilir. Kötü üstbilişsel yeteneklerin (düşünceyi kontrol ihtiyacına ilişkin inançlar ve bilişsel güven alt boyutları) ASKB'li bireylerde intihar riskinin belirlenmesi açısından faydalı olabileceği ve hastaların üstbilişsel terapi yöntemlerinden fayda görebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Antisosyal kişilik bozukluklarıKişilik bozukluklarıÜstbiliş+1
Halil Çankaya
Çukurova University
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ruhsal bozukluğu olan hastaların üstbiliş özelliklerinin ve sosyal işlevselliklerinin karşılaştırılması

Araştırmada farklı ruhsal bozukluğu olan hastaların üstbiliş özelliklerinin ve sosyal işlevsellik düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Karşılaştırmalı tanımlayıcı türde olan araştırma, bir araştırma hastanesinin psikiyatri polikliniklerinde ve bir Aile Sağlığı Merkezinde (ASM) yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi, hastanenin psikiyatri polikliniğine gelen şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar, depresyon, bipolar bozukluk, anksiyete bozuklukları, madde kullanım bozukluklarından herhangi birinin tanı ölçütlerini karşılayan her bir ruhsal bozukluk grubundan 50'şer kişi ve Obsesif Kompülsif Bozukluktan (OKB) 30 kişi olmak üzere 280 hasta ve ASM'ye başvuran herhangi bir ruhsal bozukluk tanısı almamış 50 sağlıklı birey olmak üzere toplam 330 kişiden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında, Kişisel Bilgi Formu, Üstbiliş Ölçeği-30 (ÜBÖ-30), Sosyal İşlevsellik Ölçeği (SİÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplarda t testi, tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Bireylerin yaş ortalaması 35.4±9.9 olup, %60.3'ü erkek, %59.4'ü evli, %41.2'si ilkokul mezunudur. Hastaların üstbilişsel bozukluk düzeylerinin ortanın üzerinde olduğu bulunmuştur. Çalışmaya dahil edilen ruhsal bozukluklar arasında üstbilişsel bozukluğun en fazla depresyon hastalarında, en az şizofreni ve psikoz hastalık grubunda olduğu saptanmıştır. Gruplar arasında üstbilişsel bozukluk bakımından anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0.05). Ruhsal bozukluğu olan bireylerin sosyal işlevsellik düzeylerinin ortanın altında olduğu bulunmuştur. Sosyal işlevselliğin en çok bozulduğu hastalık grubu şizofreni ve psikozla giden bozukluklar olup tıbbi tanı grupları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Hastaların üstbiliş ve sosyal işlevsellik ölçekleri toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p=0.363). Fakat, ölçeklerin alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür (p<0.05). Psikiyatri hemşirelerinin, ruhsal bozukluğu olan bireylere üstbiliş eğitimi, üstbilişsel terapi, psikososyal beceri eğitimi, üstbiliş odaklı sosyal beceri eğitimi vb. girişimler uygulaması önerilir. Anahtar Kelimeler: Psikiyatri Hemşireliği, Ruhsal Bozukluk, Sosyal İşlevsellik, Üstbiliş

Mental bozukluklarPsikiyatriPsikiyatrik hemşirelik+7
Zeynep Koç
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı öğrenim düzeylerindeki öğrencilerin üstbilişsel okuma stratejilerini kullanma durumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı farklı öğrenim düzeylerindeki öğrencilerin üstbilişsel okuma stratejilerini kullanma durumlarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırma, 2018-2019 öğretim yılının ikinci döneminde 8. sınıf düzeyindeki yüz (100) öğrenci; 12. sınıf düzeyindeki yüz (100) öğrenci ve üniversite düzeyindeki yüz (100) öğrenci olmak üzere toplam 300 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Üstbilişsel Okuma Stratejileri Ölçeği (ÜBOS) kullanılmıştır. Araştırmada çalışma grubundan elde edilen veriler SPSS 20.0 paket programı aracılığıyla, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (veriler homojen dağılmadığı için Kruskal-Wallis) ve korelasyon (Spearman) analizine tabii tutulmuştur. Bunun için öncelikle kayıp veri analizi yapılmak suretiyle kayıp verilerin yerine ortalama değerler eklenerek veri seti çözümlemeye hazır hale getirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; öğrencilerin üstbilişsel okuma stratejilerini kullanma düzeyleri öğretim kademelerine göre farklılaşmaktadır. Cinsiyet değişkeni ile öğrencilerin üstbilişsel okuma stratejilerini kullanma düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Okuma sıklığı ile öğrencilerin üstbilişsel okuma stratejilerini kullanma düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Üstbiliş, üstbilşsel okuma stratejileri, okuma sıklığı.

Bilişüstü beceriBilişüstü okuma stratejileriOkuma+5
Yunus Akkuş
Gaziantep University
2019
10
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Üstbiliş ve kişilik arası ilişkilerin major depresif bozukluk tanılı hastalarda ve sağlıklı bireylerde incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada Major Depresif Bozukluk tanılı hastaların ve psikiyatrik tedavi öyküsü olmayan kontrol grubunun üstbiliş ve kişilik özellikleri açısından karşılaştırılması, hasta grubunda üstbiliş ve kişilik özelliklerinin depresyonla ilişkisinin saptanması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Ağustos 2021 – Nisan 2022 tarihleri arasında Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Polikliniği'ne başvuran, DSM-V tanı ölçütlerine göre Major Depresif Bozukluk tanısı konmuş, çalışmaya katılmayı kabul eden 120 hasta ve hasta grubuna çeşitli demografik özellikler açısından benzer, psikiyatrik tanı ve tedavi öyküsü olmayan 72 sağlıklı birey üzerinde yürütülmüştür. Çalışmaya katılan kişilere veri toplama amaçlı Sosyo-Demografik Veri Formu, Mizaç ve Karakter Envanteri (MKE), Üstbiliş Ölçeği-30 (ÜBÖ-30) ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) verilmiştir. Bulgular: Sonuçlara göre, hasta grubunun kontrol grubundan daha yüksek zarardan kaçınma, kendini aşma ve daha düşük kendini yönetme, iş birliği yapma ve sebat etme puanı olduğu görülmüştür. Ayrıca hasta grubundaki kişilerin kontrol grubundakilere göre daha fazla uyumsuz üstbilişsel inançlarının olduğu görülmüştür. Hem hasta hem de kontrol grubunda kişilik ve üstbilişsel inançlar arası korelasyonlar mevcuttur. Aracılık analizlerine göre, hasta grubunda zarardan kaçınma ile depresyon arasındaki ilişkiye bilişsel güven ve düşünceleri kontrol ihtiyacının aracılık ettiği gösterilmiştir. İş birliği yapma ile depresyon arasındaki ilişki için de aynı sonuçlar elde edilmiştir. Kendini yönetme ile depresyon arasındaki ilişkiye kontrol edilemezlik ve tehlike ile ilgili olumsuz inançlar ve düşünceleri kontrol ihtiyacının aracılık ettiği gösterilmiştir. Sonuç: Mevcut çalışmamız bildiğimiz kadarıyla mizaç ve karakter, üstbilişsel inançlar ve depresif bozukluk arasındaki ilişkileri klinik popülasyonda inceleyen ilk çalışmadır. Kişilik boyutları ve depresyon arasındaki ilişkiye üstbilişsel inançların varsayılan aracılık etkisini doğruladık. Sonuçlarımız, kişilikten duygusal bozukluklara uzanan önemli bir üstbilişsel yol olduğunu göstermektedir. Anahtar sözcükler: Depresyon, üstbiliş, mizaç, karakter, kişilik

Depresif bozukluk-majörDepresyonKarakter+3
Serap Yaman Erdem
Düzce University
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretim öğrencilerinin problemli internet kullanımları ile metabilişsel stratejilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı ortaöğretim öğrencilerinin problemli internet kullanımları ve metabilişsel stratejilerinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma modellerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Şanlıurfa ilinden 201'i kız 215'i erkek toplam 416 ortaöğretim öğrencisi oluşturmaktadır. Bu öğrenciler yedi farklı okul türünde eğitim görmektedir. Veri toplama aracı olarak Problemli İnternet Kullanım Ölçeği ve Metabilişsel Stratejiler Ölçeği kullanılmıştır. Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 5'li likert tipinde hazırlanmış olup üç alt faktörden oluşmaktadır. Bu faktörler internetin olumsuz sonuçları, sosyal fayda / sosyal rahatlık, aşırı kullanım faktörleridir. Metabilişsel Stratejiler Ölçeği ise Güdülenme ve Öğrenme Stratejiler Ölçeğinin ana faktörlerinden birisi olup yedili derecelendirilmiş bir ölçektir. Araştırma sonuçlarına göre problemli internet kullanımı, internetin olumsuz sonuçları, sosyal fayda / sosyal rahatlık puanlarında erkek öğrencilerin puanları kızlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Aşırı kullanım alt faktöründe ise cinsiyete göre anlamlı farklılık bulunamamıştır. Metabilişsel stratejilerde ise kız öğrencilerin puanları erkek öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Okul türü değişkenine bakıldığında ise problemli internet kullanımı, internetin olumsuz sonuçları, sosyal fayda / sosyal rahatlık, aşırı kullanım sonuçlarında anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür. Fakat metabilişsel stratejilerde anlamlı farklılık bulunmadığı görülmüştür. Problemli internet kullanımı ile metabilişsel stratejiler arasında düşük düzeyde negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Problemli İnternet Kullanımı, Metabilişsel Stratejiler, Ortaöğretim Öğrencileri

Lise öğrencileriProblem davranışÜstbiliş+3
Mustafa Kürşat Ateş
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Depresyon hastalarına verilen üstbiliş eğitiminin depresyon ve bilişsel çarpıtma düzeylerine etkisi

Bu araştırma, depresyon hastalarına verilen üstbiliş eğitiminin depresyon ve bilişsel çarpıtma düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla, ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel desende yürütülmüştür. Bir devlet hastanesinin psikiyatri polikliniğine başvuran en az 6 aydır depresyon tanısı almış hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan 38 deney ve 39 kontrol grubu olmak üzere toplam 77 hasta çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler 'Kişisel Bilgi Formu', 'Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)' ve 'Düşünce Özellikleri Ölçeği (DÖÖ)'ile toplanmıştır. Üstbiliş eğitimi haftada 1 kez, toplam 8 oturum olarak grup eğitimi şeklinde uygulanmıştır. Eğitim öncesi değerlendirmede, deney ve kontrol grubundaki hastaların bilişsel çarpıtmaları sıklıkla kullandığı ve depresyon düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda; ön testte deney ve kontrol grubundaki hastaların BDÖ ve DÖÖ puan ortalamaları açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0.05). Son testte ise deney grubundaki hastaların kontrol grubundaki hastalara göre BDÖ ve DÖÖ puan ortalamalarının anlamlı düzeyde azaldığı belirlenmiştir (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda, deney grubundaki hastaların ön teste göre ara test ve son test BDÖ ve DÖÖ puan ortalamaları anlamlı düzeyde azalmıştır (p<0.05). Kontrol grubunun grup içi karşılaştırmalarında, son testte BDÖ puan ortalamaları anlamlı düzeyde azalırken (p<0.05), DÖÖ puan ortalamalarında anlamlı bir değişiklik görülmemiştir (p>0.05). Üstbiliş Eğitiminin hastalarının depresyon ve bilişsel çarpıtma düzeylerini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Depresyon tedavisinde üstbiliş eğitiminin psikiyatri hemşireleri tarafından uygulanması önerilir.

Bilişsel çarpıtmaDepresyonHasta eğitimi+2
Safiye Özgüç
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğrencilere problem çözme ve üstbiliş becerilerinin kazandırılması için geliştirilen modele ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin deneyimleri

Bu araştırmanın amacı Polya'nın problem çözme yaklaşımı çerçevesinde öğrencilerin problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik ortaya konulan bir modelin öğretmenler tarafından matematik sınıflarında uygulanması sonrasında onların deneyimlerine dayalı görüşlerinin incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde matematik alanında yüksek lisans eğitimine devam eden 13 öğretmene problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerileri ile mesleki gelişim eğitimleri verilmiştir. 9 hafta süren eğitimlerde problem çözme, problem çözme becerisinin gelişiminin önemi, üstbilişsel düşünme becerisi, problem çözme ile üstbilişsel düşünme becerisi arasındaki ilişki konuları ele alınmıştır. Ardından model tanıtılmıştır. Model 4 aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar (1) problem çözme aşamalarının dikkate alınması ve üstbilişsel düşünme becerisinin başarılı bir şekilde problem çözme becerisine etkisine dair ihtiyaç hissettirme, (2) problem çözme aşamalarının tanıtımı ve her bir aşamadaki üstbilişsel düşünmeyi geliştirmeye yönelik sorulara dair bilgilendirme, (3) sürecin işletilmesine dair öğretmenin rol model olarak uygulamalar yapması son olarakta (4) öğrencilerin deneyim kazanmaları için uygulamalar yaptırmak şeklindedir. Eğitimlerden sonra öğretmenlerden 3 hafta boyunca sınıflarında bu modeli uygulamaları istenmiştir. Bu sürecin ardından öğretmenlere 5 tane açık uçlu sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Ankette yer alan her bir sorunun bulguları betimsel olarak analiz edilmiştir. Kod ve kategoriler oluşturulmuştur. Elde edilen bulgular tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda geliştirilen modelin öğrencilere problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerileri kazandırmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilişüstü beceriBranş öğretmenleriMatematik dersi+7
Feyruz Şen
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematiksel problem çözme ve üstbiliş üzerine hazırlanan bir mesleki gelişim programı ve bu programın etkililiği

Bu tez çalışmasında, matematiksel problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerisi üzerine hazırlanan bir mesleki gelişim programının, öğretmenlerin bilgi düzeylerinin gelişimi noktasında ne tür etkilere sahip olduğu ve öğretmen gelişiminin öğrencilerin problem çözme adımlarına ilişkin kavrayış ve farkındalıklarında nasıl yanılsamaları olduğu incelenmiştir. Araştırmaya Gaziantep ilinde görev yapan 15 sınıf ve 15 ilköğretim matematik öğretmeni ve bu öğretmenlerin birer uygulama sınıflarında yer alan eğitim öncesinde 761, eğitim sonrasında ise 550 ilköğretim öğrencisi katılmıştır. Katılımcılara 4 haftalık (toplamda 16 saat) bir mesleki gelişim programı sunulmuştur. Araştırmanın öğretmen gelişimine ilişkin verileri: açık uçlu sorulardan oluşan anketler ve yapılan video kayıtlarıyla toplanmıştır. Öğrenci gelişimine ilişkin veriler ise eğitim öncesinde ve eğitim sonrasında uygulanan açık uçlu sorulardan oluşan bir anketle toplanmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen verilerin analizi sonucunda, hazırlanan mesleki gelişim programının öğretmenlerin problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerilerine ilişkin kavrayış ve farkındalıklarının gelişimine, diğer yandan ise bu gelişimlerin öğrencilerin problem çözme adımlarına ilişkin kavrayışlarındaki gelişimlerine katkı yaptığı görülmüştür. Program sonunda öğretmenlerin problem çözme aşamaları ve problem çözme stratejileri bilgilerinde, üstbilişsel düşünme becerisinin problem çözmedeki rolü ve önemi hakkındaki bilgi yapılarında önemli gelişimler görülmüştür. Öğrencilerin programın sunulmasının hemen öncesinde sadece % 6,8'i problem çözmenin 4 aşamasından bahsedebilirken, programın sonrasında su oran % 38,8'e çıkmıştır. Öğretmenlerin ve öğrencilerin sergilemiş oldukları bu gelişimde, hazırlanan mesleki gelişim programının sahip olduğu özelliklerin belirleyici bir role sahip olduğu görülmüştür.

MatematikMatematik eğitimiMatematik öğretimi+3
Ökkeş Esendemir
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00

İlgili konular