Vergi kaçakçılığı
Bu konu başlığı altında 67 tez
OECD ülkelerinde vergi cennetleri ile mücadele yaklaşımları
Vergi cennetleri olarak adlandırılan, çok düşük vergi oranları ve vergisel kolaylıklar ile yabancı yatırımcıları cezbeden, vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınma fırsatları sunan denizaşırı finans merkezleri son yıllarda dikkatleri üzerine çekmiştir. Vergi cennetleri, ülkelerin vergi gelirlerini azaltmakta, matrahta aşınmaya sebep olmakta ve ülkelerin makroekonomik dengelerine zarar vermektedir. Vergi cenneti ülkeler tarafından yapılan uygulamalara karşı "vergi rekabeti" teması üzerinden uluslararası ölçekte dikkate değer çalışmalar yapılmaktadır. Söz konusu çalışmalar ağırlıklı olarak Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) bünyesinde ve öncülüğünde yürütülmektedir. OECD'nin bünyesinde hem gelişmiş ülkeleri hem de gelişmekte olan ülkeleri barındırması ve OECD verilerine daha kolay ulaşılabileceği varsayımına dayanarak, vergi cennetleri ile mücadele konusunda yürütülen çalışmaların ele alınması uygun görülmüştür. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler bağlamında vergi cennetleri ile mücadele kapsamında gelişmiş ülkelerin çalışmalarda öne çıktığı görülmektedir. İşbirliği kapsamında OECD, küresel vergi anlaşması olarak da bilinen küresel kurumlar vergisi anlaşmasının 140'a yakın ülke tarafından kabul edildiğini ve şirketlerin faaliyette bulundukları ülkelerde en az %15'lik oranda vergilendirmeye tabi tutulacağını bildirmiştir.
Elektronik vergi denetiminin vergi kaçırma eğilimlerini azaltmadaki rolü ve bir araştırma
Vergilendirme işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmesine bağlı olarak vergi denetimlerinin de elektronik ortamda yapılması bir zorunluluk haline gelmiştir. Özellikle elektronik vergi sisteminin kurulması, vergi denetim birimlerine mükellef beyan ve bildirimlerinin doğruluğunu elektronik araçlarla denetleme olanağı sağlamıştır.İnternet tabanlı çalışan elektronik vergi sisteminde, mükellef beyan ve bildirimleri Gelir İdaresince on-line teslim alınarak bir veri tabanında toplanmaktadır. Ayrıca diğer kurumlardan istenilen bildirimler, yine online alınabilmekte ve yine aynı şekilde merkezi veri tabanına yüklenmektedir. Oluşan veri bankaları ve diğer devlet kurumlarından sağlanan veriler uygulama programları aracılığı ile elektronik denetimlere tabi tutulmakta, vergilendirmede yanlış yapılan işlemler tespit edilmekte ve mükellefler risk gruplarına göre sınıflandırılabilmektedir. Yapılan risk analizleri sonucu, mükellefler gerekirse vergi incelemesine alınabilmektedir.Bu çalışmada, elektronik vergi denetiminin mükelleflerin vergi kaçırma eğilimlerini azaltmadaki rolü anket tekniği kullanılarak incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde vergi denetimi ile ilgili literatür araştırması yapılmış, ikinci bölümünde ise elektronik vergi sistemi ve elektronik vergi denetim uygulamaları hakkında bilgiler toplanmıştır. Araştırmanın üçüncü ve son bölümünde ise, Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı'na bağlı Pamukkale Vergi Dairesi mükellefleri üzerinde elektronik vergi denetiminin etkinliğine ve mükelleflerin vergi kaçırma eğilimlerini azaltmadaki rolüne yönelik yapılan anketten elde edilen veriler analiz edilerek yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler:Vergi Denetimi, Mükellef, Vergi Kaçırma Eğilimi, Gelir İdaresi, Elektronik Vergi Sitemi, Elektronik Vergi Denetimi, İnternet Vergi Dairesi, E-Belge, E-Beyanname, E-Fatura, E-Tahsilat, Elektronik Takip
Yargı kararları ışığında Türk vergi hukukunda muvazaa ve peçeleme işlemleri
Çağdaş toplumlarda devletler, yüklenmiş olduğu misyon gereği kamu gelirlerine ihtiyaç duymaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için vergi toplanarak vergi geliri elde edilmesi, devletlerin geçirmiş olduğu uzun bir evrimin sonucudur. Bununla birlikte vergilerin, devletin üstün egemenlik gücüne dayanılarak toplanmasının yanı sıra, vergilendirmede keyfiyete engel olan bireyleri koruyucu anayasal ilkeler de mevcuttur. Bunlardan en önemlileri, 1982 Anayasası'nda yer alan eşitlik ve mali güce göre vergilendirme ilkeleridir. Bu kapsamda Türk vergi sistemine ilişkin uygulamalarda, devletin kamu hizmetlerini görürken ihtiyaç duyduğu vergi gelirlerinde kayba sebebiyet veren ve aynı zamanda eşitlik ve mali güce göre vergilendirme ilkelerine de zarar veren bazı işlemler mevcuttur. Bu işlemler, muvazaa ve peçeleme işlemleridir. Türk vergi sistemi içerisinde mükellef ve vergi sorumlularının sözleşme özgürlüklerini kullanarak, vergiden kaçınma veya vergiden kaçırma amacıyla giriştikleri bu işlemler, vergi hukuku açısından tespiti, nitelendirilmesi ve yargı aşamasında ispatı çok önemli hususlardır. Vergi mevzuatının kapsamlı ve karmaşık yapısı sebebiyle bu işlemler çok farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu işlemlerin dinamik yapısı sebebiyle de yeni peçeleme ve muvazaa işlemleri de ortaya çıkabileceğinden, bu işlemleri mevzuat kapsamında yasaklamak kalıcı bir çözüm olamayacaktır. Bu sebeple muvazaa ve peçeleme işlemlerin önlenmesine yönelik çabaların en başında doğru nitelendirme ile etkin ve etkili bir yargılama sistemi olması gerekmektedir. Peçeleme ve muvazaa işlemlerinin içeriğini belirlemek, yargı kararlarında bu işlemlerin ne şekilde ele alındığı göstermek, akademik literatüre katkı sağlamak ve vergi hukuku alanında üzerinde sınırlı çalışma yapılmış bir konuyu incelemenin yararlı olacağı sebebiyle, peçeleme ve muvazaalı işlemler, araştırma konusu olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, muvazaa ve peçeleme işlemleri kavramları, bu kavramların benzer diğer kavramlardan farkları, yargı kararları ve öğreti doğrultusunda bu işlemlerin ne şekilde ortaya çıktığına yönelik örnekler ve bu işlemlerin ispatının ne şekilde olacağı hususları ele alınmıştır.
Vergi kaçakçılığı ve Türkiye uygulaması
ÖZET Vergi kaçakçılığı evrensel bir olgudur. Ancak, son zamanlara kadar yeterince önemsenmemiştir. Bununla beraber, kamu açıklarının boyutlarının büyümesi ve süreklilik kazanması, vergi siteminin etkinsizleşmesi ve kayıtdışı veya kuraldışı faaliyetlerin yoğunluk kazanması; vergi kaçakçılığına gösterilen ilgide önemli artışlara neden olmuştur. Genel olarak vergi kaçakçılığı olumsuz etkilere sahip bir olgudur. Dolayısıyla verginin temel işlevleri vergi kaçakçılığının boyutlarının büyümesine koşut zayıflamaktadır. Diğer yandan vergisel normlar (vergi adaleti gibi) bu olgudan olumsuz yönde etkilenmektedir. Bunun sonucunda vergiye uyum azalmakta ve tüm vergilerde büyü bozulmaktadır. Ayrıca, vergi kaçakçılığı ekonomik, sosyal ve hukuki yapı üzerinde de çok olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Böylesi yıkıcı etkilere sahip vergi kaçakçılığı ile mücadele edilmesi gerekmektedir. Bunu yapabilmek için ise öncelikle bu olguya neden olan faktörlerin bilinmesi gerekmektedir. Teoride, vergi kaçakçılığı ekonomik ve deneysel yaklaşım olmak üzere iki farklı yaklaşımla incelenmiştir. Ekonomik yaklaşım, daha çok mikro düzeyde vergisel faktörler üzerinde odaklanmakta ve matematiksel modellerle vergisel parametrelerin vergi kaçırma karan üzerindeki etkilerini belirlemeye çalışmaktadır. Deneysel yaklaşım ise, hem mikro nemde makro vergisel ve vergi dışı faktörleri ele alarak, bu faktörlerin vergi kaçakçılığı kararı üzerindeki etkilerini saptamaya çalışmaktadır. Ancak gerek ekonomik yaklaşım ve gerekse deneysel yaklaşım; vergi kaçakçılığım belirleyen faktörler üzerinde mutlak bir uzlaşı içinde değildir. Bunda kullanılan yöntemler, kurulan modeller ve en önemlisi vergi kaçakçılığının kendi doğası etkili olabilmektedir. Teoride farklı nedenlere ağırlık verilse bile vergi kaçakçılığının nedenleri bir bütündür. Dolayısıyla, bir bütünün parçaları olan, vergi kaçakçılığının nedenleri, vergisel ve verdi dışı nedenler olarak iki başlık altında toplanabilir. Vergisel nedenler, daha çok vergi olgusunun varlığından kaynaklanan; hukuki, ekonomik, psikolojik ve idari faktörlerden oluşmaktadır. Bunlar vergi oranı, vergi tarifesi, vergi denetim olasılığı, vergi cezaları, vergi idaresinin etkinliği vs. gibi örneklenebilir. Vergi dışı nedenler ise toplumun sosyal ve ekonomik yapısı ve bu yapının işleyişinden doğan ve vergi olgusuyla doğrudan ilişkili olmayan siyasal, ekonomik ve sosyal faktörleri kapsamaktadır. Vergi dışı nedenlere; gelir düzeyi, işletme büyüklükleri, enflasyon, piyasa ve fiyat kontrolleri vb. örnek gösterilebilir. ufYukarıda kısaca özetlenen nedenlerden bir kısmı devlet, diğer bir kısmı ise vergi yükümlülerince belirlenmektedir. Dolayısıyla ekonomik sonuçları olan vergi kaçakçılığının arz ve talep koşullarında belirlendiği söylenebilir. Devlet; vergi oram, denetim olasılığı, vergi cezası, vergi affı gibi, faktörleri vergi kaçakçılığım teşvik edici yönde belirleyebilir, örneğin yüksek vergi oranları vergi kaçakçılığım cazip hale getirebildiği gibi, düşük denetim oranları veya sık sık mali af uygulamaları da vergi kaçakçılığım arttırıcı etkilere sahip olabilir. Dolayısıyla devlet bu parametreleri belirlemesine göre vergi kaçakçılığının arzım yüksek veya düşük belirlemiş olmaktadır. Diğer yandan vergi kaçakçılığının talep yanım ise, vergi yükümlüsünün psikolojik algılamaları, sosyal ve ekonomik yapı ve bu yapıma işleyişi, vergi ahlakı, eğitim seviyesi, işletme büyüklükleri, icra edilen meslek ve en önemlisi toplumun vergi kaçakçılığına bakışı belirlemektedir. Bu faktörler daha çok yükümlünün vergi bilincini etkilemektedir. Dolayısıyla vergi bilinci düzeyine göre, vergi kaçakçılığının talep yönü belirlenecektir. Böylece vergi bilincinin düşüklüğüne göre vergi kaçakçılığı talep edilir olacaktır. Sonuçta arz ve talep koşullarının uygunluğuna göre vergi kaçakçılığı oluşacaktır. Bu çalışmanın sonuç kısmında da belirtildiği gibi, Türkiye'de vergi kaçakçılığının yüksek düzeyde arz ve talep edildiği söylenebilir. Yapılan farklı tahminlere göre yüzde 50-70 dolayında (vergi gelirine oram olarak) vergi kaçakçılığının var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla bu çalışmanın gerek teori gerekse Türkiye uygulaması bağlamında ortaya konulan nedenlerin tek tek ortadan kaldırılmasıyla vergi kaçakçılığının önlenebileceği açıktır. Ancak böyle bir sorunun çözülmesinde toplumsal tepki ve bilincin önemi yadsınamaz. Dolayısıyla, vergi bilincinin arttırılması, vergi kaçakçılığına karşı en geniş kitlelerin tepkilerinin örgütlenmesine koşut vergi kaçakçılığı önlenebilecektir. ı*KEYWORDS / ANAHTAR KELİMELER TAX EVASION: VERGİ KAÇAKÇILI?I TAX AVOIDANCE: VERGİDEN KAÇINMA TAX UNDERESTİMATİON: VERGİNİN EKSİK BELİRLENMESİ TAX NONCOMPLIANCE: VERGİYE UYUMSUZLUK FİSCAL PSYCHOLOGY: MALİ PSİKOLOJİ TAX EROSSION: VERGİ EROZYONU UNWİLLİNGNESS TO PAY: ÖDEME İSTEKSİZLİ?İ COMPLIANCE COST: UYUM MALİYETİ TAX CONSCIOUS: VERGİ BİLİNCİ TAX ETHICS: VERGİ AHLAKI
Vergi cennetlerinin uluslararası vergi rekabetine etkileri
Dünyada küreselleşmenin artması ile birlikte sermaye serbestliği başlamış, bu durumdan yararlanmak isteyen ülkeler, uluslararası yabancı sermayeyi, kendi ülkelerine çekmek için vergi kanunlarında düzenlemeler yaparak başta kurumlar vergisi olmak üzere birçok alanda vergi indirimleri yapmışlardır. Ülkeler arasında yaşanan vergi rekabetinin olumsuz sonucu olarak hiç vergi alınmayan veya az vergi alınan vergi cennetleri ve off-shore finans merkezleri ortaya çıkmıştır. Vergi cennetleri, hiç vergi alınmayan veya az vergi alınan bölgeler olduğu için vergi kaçakçılığı veya vergiden kaçınmanın merkezleri haline gelmişlerdir. Birçok şirket, az vergi vermek için merkezlerini bu bölgelere taşımaktadır. Bunun sonucunda ülkelerin vergi gelirlerinde azalma meydana geldiği için bütçelerinde bozulmalar oluşmaktadır. Dünyadaki vergi cennetlerinin uluslararası vergi rekabetine etkilerinin araştırıldığı bu çalışmada; vergi cennetlerinin ortaya çıkışı, nedenleri ile mücadele yöntemleri incelenmiştir. Türkiye'nin vergi cenneti ülkeler ile rassal olarak seçilen OECD üyesi ülkeler arasında karşılaştırma yapılarak Türkiye'nin vergi cennetleri olgusunda hangi konumda olduğu araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma metotlarından literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Birçok kaynaktan yapılan araştırmalar ile vergi cennetlerinin varlığının olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için uluslararası kuruluşlar öncülüğünde önlemler alındığı ve çalışmalar yapıldığı, bu önlemlere riayet etmeyen ülkelere karşı yaptırım uygulanmaktadır. Türkiye'nin de bu yaptırımlara maruz kalmamak ve vergi cenneti ülke konumuna düşmemek için mevzuatında bir takım düzenlemeler yaptığı sonucuna ulaşılmıştır.
Vergilendirilebilir gelirin tespitinde vergi istihbaratının önemi ve işlevi
Bu çalışmada daha az vergi ödemek ya da hiç vergi ödememek amacıyla vergiye tabi gelirin gizlenmesi, bunun yöntemleri, geliri gizlemenin hukukî sonuçları ile gizlenen gelirin tespiti amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan vergi istihbarat faaliyetleri ve bunların sonuçları incelenmiştir.Türk vergi sisteminde kaynak ve net artış teorilerinin sentezi benimsenerek bütün gelirler kavranmaya ve vergilendirilmeye çalışılmaktadır. Beyan esasının geçerli olduğu ülkemizde mükellefler de doğal olarak vergiye karşı direnç algısıyla elde edilen gelirlerini gizlemeye çalışmaktadır. Devlet ile mükellef arasındaki bu çıkar çatışması ortamında, Gelir İdaresi hukuksal yaptırım gücü ile birlikte gelişen teknolojinin de imkânlarını kullanarak gizlenen geliri ortaya çıkarmak ve bunun üzerinden vergi almak çabası içerisindedir.Gerçek ve tüzel kişiler hakkında açık ya da gizli bilgilerin yürürlükteki mevzuat çerçevesinde toplanarak anlamlı bir bütünlük içerecek düzeyde ve vergi incelemesine done teşkil edecek şekilde analiz edilmesi süreci olarak tanımladığımız vergi istihbarat faaliyetleri sonucunda, vergi incelemelerinin verimliliğinin arttığı, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerde azalma sağlandığı ve mükelleflerin vergiye karşı dirençlerinin azalarak vergiye gönüllü uyum düzeyinin arttığı gözlemlenmiştir.
Vergi kayıp ve kaçağının önlenmesine yönelik muhasebe meslek mensuplarının yaklaşımları: Gaziosmanpaşa ilçesinde bir araştırma
Bu çalışma, vergi kayıp ve kaçağının önlenmesine yönelik muhasebe meslek mensuplarının görüşlerine yer vermek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi nicel veri analizine dayalı olarak tarama modelinde tasarlanmıştır. Bu araştırmanın evrenini İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesinde bulunan muhasebe meslek mensuplarını oluşturmaktadır. İstanbul'un Gaziosmanpaşa ilçesinde toplamda 645 muhasebe meslek mensubu bulunmaktadır. Örneklem anakütle içinden seçilmiş araştırmaya katılmaya gönüllü 251 meslek mensubundan oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış ve kullanılan anket formu 2 bölümden oluşmuştur. İlk bölümde yazar tarafından literatür taraması yapılarak oluşturulan ve 8 çoktan seçmeli sorudan oluşan bölüm yer almaktadır. İkinci bölümde ise literatürde yer alan bir ölçek kullanılmış elde edilen veriler istatiksel açıdan analiz edilmiştir. Nicel veri analizini yapmak için SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Veriler uygun kodlamalar yapılarak SPSS programına girildikten sonra demografik özelliklerin ve anket maddelerine ilişkin tanımlayıcı istatistikler için frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Yapılan çalışma sonuçları çeşitli demografik değişkenler bazında incelenmiştir Vergi kayıp kaçaklarının mevzuattan, mali nedenlerden ve muhasebe uygulamalarından kaynaklandığını düşünen katılımcıların fikrini mesleki kıdemleri, eğitim düzeyleri ve meslek profilleri etkilediği tespit edilmiştir. Yönetsel, ekonomik, psikolojik, sosyal nedenlerden kaynaklandığını düşünen katılımcıların fikrini ise cinsiyet, mesleki kıdemleri, eğitim düzeyleri ve meslek profilleri olmak üzere tüm değişkenlerin etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Vergi Kaybı, Vergi Kaçağı, Muhasebe Meslek Mensupları
Yargı kararları ışığında vergi kaçakçılığı suçu
Vergi kanunlarına aykırı fiiller ve bu fiillere uygulanacak cezalar 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile düzenlenmiştir. Vergi hukukunun suç ve cezaları düzenleyen kısmı olan Vergi Ceza Hukukunda, vergi kanunlarına aykırı fiillere verilecek cezalar idari para cezaları (mali cezalar) ve hürriyeti bağlayıcı cezalar (adli cezalar) olarak ikiye ayrılmaktadır. Tezde hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren, Vergi Ceza Hukukunun konularından birini oluşturan ve Vergi Usul Kanunu 359. maddesinde düzenlenen vergi kaçakçılığı suçu incelenmiştir. Tezde tüm unsurları ile ele alınan vergi kaçakçılığı suçu, üç bölümde incelenmiştir. Birinci bölümde genel olarak vergi suçları ele alınmış, suçla korunan hukuki değer incelenmiş, vergi kaçakçılığı suçunun tarihsel gelişimine yer verilmiştir. İkinci bölümde vergi kaçakçılığı suçunun unsurları ve cezası incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise vergi kaçakçılığı suçunun özel görünüş şekilleri, kusuru kaldıran ve azaltan haller, davayı veya cezayı düşüren haller ve yargılama usulü incelenmiştir.
Vergi kayıp ve kaçağının önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının bağımsız denetim fonksiyonu ve etik değerler algısının etkisi: Manisa ili örneği
Kamu hizmetlerinin gerçeklemesi için ülke vatandaşlarının vergi vermesi gerekmekte olup, vatandaşa hizmet sunulması sosyal devlet anlayışının bir gereğidir. Devletin vatandaşlardan aldığı vergilerde yaşanan kayıp ve kaçak artışı, devletin sunduğu hizmetlerin aksamasına, gelir eşitsizliğine ve ekonomik bozulmaya neden olmaktadır. Ülkemizdeki gibi beyan esasına dayalı vergilendirme sistemlerinde, vergilerden elde edilen gelirin artışı doğru beyan verilmesine ve beyan sistemlerinin doğru çalışmasına bağlıdır. Gelir sahibi gerçek ve tüzel teşebbüs veya işletmelerin doğru beyan vermesi muhasebe meslek mensuplarının aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu çalışma muhasebe meslek mensuplarının vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesinde bağımsız denetim fonksiyonu ve etik değerler algısının etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma üç bölümde tasarlanmış olup, birinci bölümde vergi kayıp ve kaçağı ile ilgili kavramlar, ikinci bölümde muhasebe meslek mensuplarının bağımsız denetim rolü ve etik değerler ile ilgili literatür incelenmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın metodu ve elde edilen bulgulara yer verilmiştir. İlişkisel tarama modelinde tasarlanan çalışmada nicel yöntemlerden anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2018 yılında Manisa ilinde görev yapan 71 muhasebe meslek mensubundan oluşmaktadır. Araştırma sonucunda, meslek mensuplarının bağımsız denetim fonksiyonu ile ilgili algılarının yüksek olduğu, değerler algı düzeylerinde eğitim (x=8.50) çok önemli buldukları, iman değerini ise (X=5.60) en az önemli algıladıkları değerler olduğu belirlenmiştir. Meslek mensuplarının değer algısının cinsiyete, yaşa, medeni duruma, eğitim düzeyine, mükellef sayısına, meslekte çalışma süresine, meslek grubuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler:Vergi, Muhasebe, Eğitim, Etik, Davranış, Kültür.
Serbest muhasebeci mali müşavirlik kurumunun vergi kaçakçılığı ile mücadeledeki rolünün değerlendirilmesi
daha sonra doldurulacaktır.
Türkiye'deki bağımsız denetim birimlerinden biri olan yeminli mali müşavir uygulamalarının vergi kayıp ve kaçaklığı üzerine etkisi
Vergi, kamu hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi için idare açısından en önemli gelir kaynağıdır. Vergilerin toplanmasında ve denetiminde etkin bir mekanizmanın kurulması vergi kayıp ve kaçaklarını önlemedeki en önemli araçtır. Bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için vergi denetimi konusuna verilen ağırlık büyük önem arz etmektedir. İdarenin denetim elemanları vergi beyan edildikten sonra devreye girmekte, bağımsız denetim birimi olan yeminli mali müşavirlik ise beyan öncesi tasdik görevi ile vergi denetiminde rol oynamaktadır. Bu iki denetimin uyumlu bir şekilde yapılması ve mükelleflerin vergi bilinç düzeylerinin artırılması vergi kayıp ve kaçakların önlenmesinde son derece önemli konulardır. Bu çalışmada genel olarak vergi denetimi, vergi kayıp kaçakları ve yeminli mali müşavirler kurumunun yapısı ile yeminli mali müşavirlerin vergi denetimi içerisindeki yeri ve rolü konuları açıklanmaya çalışılmıştır. Yeminli mali müşavirlerin eğitim durumlarına ve cinsiyetlerine göre dağılımı verilmiş, sayıları bakımından vergi denetimi içerisindeki yerleri, görevleri ve sorululukları ile cezaları üzerinde durulmuştur. Yeminli mali müşavirlerin vergi denetimindeki etkinlik derecelerinin nasıl artırılabileceğine ilişkin önerilerde bulunulmuş. Elde edilen sonuçların vergi kayıp ve kaçaklarını önlemede ilgili mercilere düşen görevlerde yol gösterici olması beklenmektedir.
Türkiye'de vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesinde vergi denetimi ve SMMM'lerin rolü üzerine bir araştırma: Gaziantep ili örneği
Devlet üstlenmiş olduğu fonksiyonları gereği, toplumun kendisinden beklediği kamusal hizmetleri yerine getirmek zorundadır. Bu kamusal hizmetlerin yerine getirilebilmesi için devletin kamu gelirlerini eksiksiz bir şekilde toplaması gerekmektedir. Kamu gelirleri içerisinde vergiler devletin en önemli gelir kalemini oluşturmaktadır. Vergilerin istenilen ölçüde toplanamamasının en önemli nedenlerinden biri o ülkedeki vergi kayıp ve kaçaklarıdır. Vergi kayıp ve kaçaklarının artması devletin en önemli gelir kaleminin azalmasına, devletin gelirlerinin azalması ise, toplumun devletten beklediği kamusal hizmetlerin istenilen ölçüde yerine getirilememesine neden olmaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, vergi kayıp ve kaçaklarının nedenleri, vergi kayıp ve kaçaklarında vergi denetimi ve serbest muhasebeci mali müşavirlerin rolü ve önemi, vergi kayıp ve kaçaklarında alınması gereken önlemlerin neler olduğunun tespit edilip ortaya çıkarılması ve bunlara yönelik çözüm önerilerinin sunulmasıdır. Ayrıca vergi kayıp ve kaçaklarında serbest muhasebeci mali müşavirlerin rolü ve önemi değişenlerinin, sosyo demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemeyi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, yapılan anket uygulamasıyla Gaziantep Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasına bağlı aktif olarak çalışan serbest muhasebeci mali müşavirlerden veriler toplanmıştır. Bu veriler faktör analizi, korelasyon analizi, regresyon analizleri ve ek analizler olan bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans (Anova) analizleri yardımıyla ayrıntılı bir şekilde hazırlanan tablolar ile değerlendirilmiştir.
Vergi kayıp ve kaçakçılığının önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının rolü: Mersin ilinde bir uygulama
Dünyadaki tüm ülkelerin ortak sorunu olan vergi kayıp ve kaçağı, Türkiye ekonomisi için de önemli sorunlardan biridir. Vergi, ülkelerin en önemli gelir kaynağıdır. Türkiye'de vergi gelirlerinin büyük bir kısmı dolaylı vergilerden elde edilmektedir. Bu durum vergi kayıp ve kaçağının yüksek oranlarda seyretmesine neden olmaktadır. Dünyadaki tüm ekonomiler için olumsuzluk teşkil eden bu durum karşısında ülkeler, vergi kayıp ve kaçakları ile mücadele etmek ve tedbirler almak zorunda kalmışlardır. Boyutları giderek artan kayıt dışı ekonomi, bugün bütün dünyada önemli bir sorun haline gelmiş bulunmakta, özellikle gelişmekte olan ülkelerde etkisini çok daha fazla hissettirmektedir. Devlet tarafından sunulan mal ve hizmetlerin finansmanının ucuz bir kaynak olarak nitelendirilen vergi gelirleriyle karşılanması arzulanan bir durumdur. Beyan esasına dayalı vergileme anlayışında mükellef beyanının gerçekleri yansıtabilmesi, etkin bir vergi denetiminin yanında, kaliteli muhasebe hizmet sunumunu da gerekli kılmaktadır. Muhasebe mesleği açısından bu gereklilik, meslek mensuplarının vergi mükellefi ile vergi idaresi arasında köprü görevi görmesi fikrinden ileri gelmektedir. Muhasebe meslek mensuplarının vergi kayıp ve kaçağı ile mücadeledeki rolünü ortaya koymak için yapılan bu araştırmada, meslek mensupları ile vergi kayıp kaçağının önlenmesi arasındaki ilişkiye dair sonuçlara yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Vergi, vergi kayıp ve kaçağı, muhasebe, muhasebe mesleği, muhasebe meslek mensubu.
Türkiye`de vergi denetiminin etkinliği ve vergi kaçakçılığını önlemedeki rolü
Denetim, bir şeyin doğruluğunu anlamak için araştırma ve inceleme yapmak, gözlemek anlamlarını içeren ve kullanıldığı branşlarda farklı manalar ifade eden geniş kapsamlı bir kavramdır. Vergi İle irtibatlandırıldığmda mükelleflerin elde ettikleri kazançlarının vergilerini, V.U.K.'nda belirlenen esaslar dahilinde doğru olarak ödenip ödenmediğini ifade etmektedir. Ülkemizdeki kamu harcamaları, her geçen yıl, bir önceki yıla göre daha fazla artış göstermektedir. Buna mukabil vergi gelirlerinin kamu harcamalarını finanse etme oranı, beklenen düzeyde gerçekleşmemektedir. Bu durumun pek çok sebepleri olmakla birlikte en önemlilerinden birisi Türkiye'deki kayıt dışı faaliyetlerin kayıt altına alınamamasıyla ortaya çıkan vergi kayıpları ile mükelleflerin çeşitli nedenlerden dolayı bilerek veya bilmeyerek vergi kaçırmalarıdır. Konunun uzmanları, Türkiye'deki vergi kayıp ve kaçaklarının çok büyük boyutlara ulaştığını ileri sürmektedirler. Öyle ki, toplam vergi gelirlerinin yarısının bunlardan müteşekkil olduğunu ifade etmektedirler. Ülkemizde karşılaşılan bu manzara vergi denetiminin önemini ortaya koymaktadır. Elbette vergi denetiminin yanı sıra, vergi kanunlarının günün koşullarına göre en iyi şekilde hazırlanması da önem arz etmektedir. Ülkemizdeki denetimler, merkezi elemanlar olan maliye müfettişleri, hesap uzmanları, gelirler kontrolörleri ile mahalli elemanlar olan vergi denetmenleri tarafından yapılmaktadır. Fakat denetim elemanlarının sayılarının yetersiz olması, aralarında koordinasyonun sağlanamaması, yapılacak denetimlerin belli bir plan dahilinde olmaması, mükellefler üzerinde istenen etkiyi göstermemektedir. Üzerinde denetlenme hissi olmayan mükellefler, bundan cesaret alarak kanunun boşluklarından yararlanmakta ve hatta daha ileri giderek gayri kanunu yollara başvurmak suretiyle vergi kayıp ve kaçağına sebebiyet vermektedirler.Serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı Türkiye'de, kamu harcamalarının tamamına yakın bir kısmı belki vergi gelirleri ile karşılanamayabilir ancak bu, potansiyel vergi mükelleflerinin olduğu ülkemizde, vergi kayıp ve kaçaklarına göz yumulacağı anlamına gelmez. Bu bakımdan vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesinde önemli rolü olan denetim birimlerinin yeniden yapılanmasının sağlanmasıyla birlikte, onların verimli ve etkin bir şekilde çalışabilmeleri için her türlü imkânlar sağlanmalıdır. Ayrıca toplumsal ve vergi ahlâkının temini için çalışmaların, yapılması ekonomik, hukuki ve siyasi alanlarda her türlü koşullar göz önünde bulundurularak yeniliklere gidilmesi, vergi kayıp ve kaçaklarının azalmasında önemli ölçüde rol oynayacaktır. Aksi halde vergi gelirlerini arttı ramayan devlet, artan kamu harcamalarını emisyon ve borçlanmalarla karşılamaya çalışacaktır.
Yolsuzluk - Türk vergi sistemi ilişkisi ve mücadele stratejileri
Yolsuzluk "özel kazanç elde etmek amacıyla kamu gücünün kötüye kullanılması" olarak tanımlanmaktadır. Yolsuzluk global bir problemdir. Yolsuzluk ekonomik, siyasal ve sosyal sistemin işlerliğini kısmen ya da tamamen yitirmesine neden olacak yasadışı ve/veya etik olmayan eylemler bütünüdür. Çalışmada yolsuzluğun özellikle ekonomik sistem üzerindeki etkileri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Son dönemde yapılan çalışmalar yolsuzluk olgusunun makro ve mikro ekonomik temelleri bozarak dar anlamda ekonomik krizlere, genel anlamda ise kaynak israfına yol açtığını açık bir şekilde göstermektedir. Türkiye'de, 1985- 2007 dönemine ait veriler kullanılarak yolsuzluk, vergi gelirleri, dolaylı- dolaysız vergiler, vergi yükü ve denetim oranı değişkenleri arasındaki nedensellik ilişkileri test edilmiş, ilişkinin yönü ve büyüklüğü ekonometrik VAR modeli kullanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada bulunan ampirik sonuçlar, yolsuzluk değişkeni ile vergi yükü, dolaylı ve dolaysız vergiler arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi bulunduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca yolsuzluktan genel bütçe vergi gelirlerine ve denetim oranından yolsuzluğa doğru tek yönlü nedensellik bulunmaktadır. Bulunan sonuçlara göre uzun dönemde yolsuzlukla mücadelede en etkili değişken vergi yükü olmaktadır. Yolsuzlukla mücadeleye gerek ulusal gerekse küresel düzeyde son derece önem verilmektedir. Yolsuzlukla mücadele, süreklilik ve her alanda uygulamayı gerektirir. Bağımsız medya ve aktif sivil toplum yolsuzluklara karşı savaşta hayati öneme sahiptir. Yolsuzluk şeffaf toplumlarda daha kolay kontrol edilebilmekte ve bu nedenle de şeffaflık yolsuzluğu önleyici etkiye sahip olmaktadır. Önemli olan mücadele stratejilerini doğru belirlemektir. Kamuoyu tarafından desteklenen kararlı bir mücadeleyle başarıya ulaşılacaktır.
Türkiye'de vergi ceza sisteminin etkinliğine ilişkin algılamalar (Manisa örneği)
Devletin, kamu hizmetlerinin finansmanı için vergileme yetkisi dahilinde elde ettiği vergiler; devlet için önemli bir gelir kaynağı olmakta iken mükellefler tarafından yük olarak algılanmaktadır. Vergi ödemenin gelirlerinde azalışa neden olduğunu düşünen mükellefler vergiye karşı uyumsuzluk göstermektedirler. Mükellefler, yasalara karşı gelip ödeyecekleri vergiyi gizleyerek vergi kaçırmakta ve devlet gelirlerinde önemli azalışlara neden olmaktadırlar.Vergi uyumuna etki eden önemli hususlardan birisi de mükelleflerin vergi ceza sistemini algılayış biçimidir. Mükelleflerin ceza sistemi hakkındaki bilgi düzeyi, beklentileri, zihniyeti gibi kişisel faktörler ile sosyal, hukuki ve ekonomik faktörler bu algılama biçimini etkilemektedir.Bu çalışmada, suçların önlenmesinde cezaların etkinliğini belirleyen faktörler ile yaptırımların caydırıcılığı üzerinde durularak, Manisa ili Merkez ilçesindeki vergi mükellefi olan esnaflar, vergi dairesi çalışanları ile meslek mensuplarının vergi ceza sistemini nasıl algıladıkları çeşitli önermelerle alan çalışması yapılarak ortaya konmuştur.
Sosyo-psikolojik yönden vergi kayıp ve kaçaklarının nedenleri
Vergiler toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Devletin kamu harcamalarına karşılık en önemli gelir unsuru olan vergiler, bireylerin tüketim ve tasarrufları üzerinde de önemli bir etkiye sahip olduğundan bireyler üzerinde yarattıkları etkileri ele alınmaz ise devlet açısından vergi kayıpları söz konusu olabilecektir.Bir toplumu oluşturan bireylerin önemli bir kısmı gelirinin, servetinin ya da harcamalarının bir bölümünü devlete vermek istemez. Diğer bir kısmı ise vergilere kutsallık atfederek vergi ödemeyi bir vatandaşlık görevi sayar ve katlanmak durumunda olduğu bu baskı hissini hafifletmeye çalışır. Şüphesiz ki her bireyin vergiler karşısında hissettiği bu baskı hissi farklılık gösterecektir. Toplumu oluşturan tüm mükelleflerin vergilere karşı davranışlarının tek tek incelenmesi de mümkün olamayacağından çalışmamız kapsamında kimi genellemelere başvuracağız.Bir ülkenin vergi sistemi o ülkenin ekonomik yapısını yansıttığı gibi sosyal yapısını da yansıtmaktadır. Değişen dünyada da devletlerin öncelikli amaç ve politikalarının değişmesi olağandır. Buna bağlı olarak vergi sistemlerinde de çeşitli reformlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu reformlar ile sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek ve vergi kayıplarına neden olmamak için de o toplumda yaşayan bireylerin vergiye karşı davranışlarının ve bu davranışları etkileyen faktörlerin incelenmesi gerekmektedir.Bu çalışma ile çağdaş vergilendirmede sosyo-psikolojik açıdan vergi kayıp ve kaçaklarının nedenlerini ortaya koyarak toplum tarafından kabul gören bir vergi yönetiminin sağlanmasına yönelik alınması gereken önlemleri değerlendireceğiz
Optimal auditing for tax evasion
In tax evasion literature, many studies take tax rate, penalty rate, and audit rate exogeneously. The main aim of this study is to endogenise the audit rate and differentiate utility function for taxpayers according to their risk parameters. Tax payers decide whether or not to evade depending on tax rate, penalty rate, and audit rate imposed by the government and their own risk behavior, from there the rate of evaders is found. And by using this rate, the audit rate that maximizes the tax revenue function is found. Our results show that, in some cases while the highest audit rate provides the maximum tax rate, in other cases lower audit rate maximizes the tax revenue depending on the level of tax rate and penalty rate.
Fail kavramının belgede sahtecilik suçları ve vergi kaçakçılığı suçu bakımından karşılaştırılması
Vergi kaçakçılığı suçu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359'uncu maddesinde düzenlenmektedir. Sahte belge düzenlenerek veya kullanılarak vergi kaçakçılığı suçunun işlenmesi mümkündür. Belgede sahtecilik suçları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204'üncü maddesinde "Resmi belgede sahtecilik suçu" ve 207'inci maddesinde "Özel belgede sahtecilik suçu" olarak düzenlenmiştir. Sahte belge düzenlenerek veya kullanarak işlenen vergi kaçakçılığı suçu ile resmi belgede sahtecilik suçu ve özel belgede sahtecilik suçları, sahtecilik fiilleriyle gerçekleştirilmesinden dolayı ortak bir paydada buluşmaktadırlar. Bu doğrultuda, anılan suçların birbirleriyle mukayese edilmesi mümkün hale gelmektedir. Çalışmamızda sırasıyla resmi belgede sahtecilik suçu, özel belgede sahtecilik suçu ve sahte belge düzenleme veya kullanma suretiyle işlenen vergi kaçakçılığı suçu unsurlarına ayrılarak incelenmiştir. Fail, suçun unsurlarından birisi olup çalışmamızın odak noktasını bu suçların faillerinin analizi oluşturmaktadır.
Türkiye'de vergi gelirlerinin alt-kalemlerinin GSYH'ya oranları (1998-2008); bunların OECD ve AB ülkelerindeki değerlerle kıyaslanması (1965-2007) ve Türkiye'de yalan matrah beyanı yoluyla gerçekleştirilen vergi kaçakçılığı
Bu tezin ilk bölümünde Türkiye'deki konsolide bütçe gelirlerinin ve toplam vergi gelirlerinin; vergi-gelirleri içinde dolaylı ve dolaysız vergilerin; dolaysız vergiler içinde gelir vergisi, kurumlar vergisi ve servet unsurlarından alınan vergiler gibi ana kalemlerin; ve de gelir vergisinin önemli alt kalemleri olan maaş ve ücretlerden alınan vergiler ile ?beyannameye ta'bi vergi mükelleflerinden alınan gelir vergisi?nin GSYİH'a oranları ve bu oranların 1998-2008 arasındaki değişimi incelenmiştir. İncelemelerde kullanılan rakamlar; Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) istatistiklerindeki ham verilere dayanarak, tarafımızdan yeniden derlenip düzenlenerek daha okunabilir tablolar halinde metin içinde sunulmuş; GİB'in orijinal ham verileri ise Eklere konmuştur.İkinci Bölümde, Bütçe Gelirlerinin yukarıda sıralanmış olan ana-kalemlerinin ve bunların en önemli alt kalemlerinin GSYİH'ya oranlarının Türkiye ile AB-15, AB-19 ve OECD ülkelerinin ortalaması ve de seçilmiş olan 8 OECD ülkesinin bazılarının karşılaştırılması yapıldı. Bu bölümde ham veriler olarak, 1965'e kadar geri giden ama 1965-2000 arasını `yıllık' değil de `5-Yıllık' olarak veren OECD İstatistikleri kullanıldı. Bu veriler; çeşitli OECD ülkeleri, AB ve OECD ortalamaları ile Türkiye'nin vergi gelirleri ve alt kalemlerinin GSYİH oranlarını uzun vadeli bir dönem için karşılaştırma olanağı sağladılar. 1980-2006 dönemi için dolaysız vergilerin dolaylı vergilere Türkiye'deki oranı, AB-15, AB-19 ve OECD ortalamalarının ve seçilmiş sekiz OECD ülkesindeki oranlar ile karşılaştırıldı. Türkiye'de, 1980-2008 arası, dolaylı-vergilerin payının ne denli arttırılmış olduğunu iyi özetleyen bir tabloda (dolaysız/dolaylı)x-ülkesi / (dolaysız/dolaylı)Türkiye katsayıları hesaplanıp sunuldu.Üçüncü Bölümde, ilkönce Türkiye'deki kamu açığı ve vergi sistemine ilişkin sorunsalın tanımı yapılıp yansımaları özetlendi: 2008 krizi öncesinde bile %4.5 düzeyinde olan ?sosyal güvenlik fonları açığı dahil kamu açığının GSYH'a oranı? 2009 yılında %10'u bulmuştur. Ama bunun nedeni, kamu harcamalarının aşırı yüksek olmasına bağlanamaz. Çünkü Türkiye'de kriz öncesinde kamu harcamalarının GSYH'a oranı OECD ve AB ülkelerine kıyasla neredeyse 2 kat daha düşüktür. Dolayısıyla OECD ve AB ülkeleri ortalamalarına kıyasla çok düşük düzeylerde olan vergi gelirlerinin GSYİH'e oranı yükseltilmesi ve bunun dolaysız/dolaylı vergi oranını arttırarak yapılması gereğini ima eder. Konuya ilişkin iki temel boyut belirlendi: (i) Uygulanan gelir vergisi çizelgesi müterakki değildir; en alt gelir dilimine %15; en üst gelir dilimi olarak tanımlanan 50,000TL ve üstüne ise sadece %35 marjinal vergi oranı uygulanmaktadır. Bunun yerine ikame edilmesi gereken müterakki niteliklere sahip örnek bir vergi çizelgesi hazırlandı ve bunun türettiği ortalama vergi oranı tablo ve grafiği sunuldu. (ii) Türkiye'de gelir vergisi kaçağının hemen hemen tamamı ?kayıt-dışı? olmayan, yani kaydı olan ve beyannamesini veren mükelleflerin matrahlarını gerçek matrahlarının (ortalama olarak) matrahlarının sadece %5'ini beyan etmeleri yoluyla gerçekleşmektedir. Bu; gerek GİB orijinal istatistiklerine dayanan mikro bir yaklaşımla gerekse Milli Gelir İstatistiklerine dayanan makro bir yaklaşımla gösterildi.Tanımlanmış bu iki soruna eş-anlı çözüm getirilebildiği ve müterakki bir gelir vergisi çizelgesi ve de gelişmiş ülkelerdekine benzer etkin ve toleranssız bir vergi toplama sisteminin alt-yapısı ile birlikte ihdasını da içeren köklü bir vergi reformları yapılabildiği takdirde, ortaya çıkacak iktisadî sonuçlar özetlendi: Neticede, hem Kamu Açığının hem de faiz ödemelerinin GSYİH'e oranı, şimdikinin üçte-biri veya dörtte-biri düzeyine indirilmiş, hem gelir dağılımını düzeltici nitelikte ve sosyal-adalet ilkelerine çok daha uygun bir gelir vergisi sistemi yaratılmış, hem vergi gelirleri ve dolaysız vergi gelirlerinin GSYİH'a oranı arttırılmış ve bu değişkenler bağlamında AB-19 ülkeleri ortalamasına önemli bir ölçüde yaklaşılmış, hem de alt-yapı ve beşeri sermaye yatırımlarının GSYİH'daki payı önemli ölçüde arttırılmış ve dolayısıyla Türkiye'nin kalkınma çabasına çok önemli bir katkıda bulunulmuş olacağı sonucuna varıldı.Anahtar Sözcükler;1.Vergi Kaçakçılığı2.Yalan Matrah Beyanı3.Vergi Matrahı4.Vergi Geliri5.GSYH
Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde vergi kaçakçılığı, vergiden kaçınma, vergi denetimi ve analizi
Belirli kamusal nitelikteki hizmetlerin devletin varlığını zorunlu hale getirmesiyle başlayan ve böylece devlet ile vatandaş arasındaki en temel ekonomik ilişkiyi oluşturan vergiler, bu hizmetlerin karşılanmasında bugün artık tek gelir kaynağı niteliğinde olmasalar bile en büyük ve en güvenilir finansman kaynağı olmaya devam etmektedirler. Bu özelliklerinden dolayı ekonomik ve sosyal gelişmelerin de belirleyicisi olarak kabul edilebilecek vergilerin toplanması, harcanması ve denetim aşamaları ile ilgili tüm kararlar 1999 Helsinki Zirvesiyle aday ülke statüsüne kavuşan Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde önemli müzakerelere konu olmaktadır.Bir devletin vergi aracını etkin ve etkili bir şekilde kullanmaya devam edebilmesinin ön koşulu, vergi kayıplarını en aza indirmeye yönelik olarak vergi uyumunu sağlayabilecek gerekli şartları oluşturmaktır. Bu çerçevede, bu tez, Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri deneyimleri ve uygulamalarının söz konusu şartlardaki benzerlik ve farklılıklarını inceleyerek, vergiden kaçınma ve vergi kaçakçılığı sorununun neden ve sonuçlarına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bu deneyim ve uygulamaların karşılaştırılmasında, mükelleflerin vergisel tepkilerinin altında yatan temel faktörler, vergi yönetimlerinin, uyguladıkları politikalarla sonuçlarını kısa ve uzun dönemde etkileyebileceği unsurlara odaklanılarak ele alınmıştır. Türkiye ve Avrupa Birliği uygulamaları farklı açılardan incelendiğinde ortaya çıkan en temel bulgu; Türkiye'de vergi yönetiminin kurumsal yapısının zamanla Avrupa Birliği'ne uyumlu hale getirilmesine rağmen gerek uygulamadaki bir takım idari ve iradi zaaflar nedeniyle gerekse Türkiye ekonomisinin kendine özgü yapısı ve kırılganlıkları nedeniyle Avrupa Birliği'nde ulaşılan başarı düzeyi henüz yakalanamamıştır.
Vergi kaçakçılığı suçu
Kamu düzeni ve sosyal düzeni sağlamaya çalışan devlet, çalışmalarında finans kaynağına ihtiyaç duyar. Bu kaynağın çok büyük bölümünü vergilerden karşılar. Ancak vergi vermekle mükellef olanlar bazı sosyal ve politik sebeplerden dolayı verdikleri bu vergileri fuzuli bir yük olarak görürler. Bu sebeple mükellef oldukları vergiyi vermemek için direnç gösterirler. Devlet de bu direnci kırmak için, bazı düzenlemeler yapar ve bu düzenlemeleri ihlal edenlere yaptırım uygular. Çalışmanın konusu olan vergi kaçakçılığı suçunu oluşturan eylemler, mükelleflerin sorumlu oldukları vergiyi vermemek için başvurduğu yöntemlerdir. Bu sebeple devlet, vergi kaçakçılığı suçuna vücut verecek eylemlere hürriyeti bağlayıcı ceza şeklinde yaptırım öngörmüştür. Çalışmada, vergi kaçakçılığı suçu, klasik suç inceleme yöntemine uygun olarak, suçun maddi unsuru, suçun manevi unsuru ve hukuka aykırılık unsuru bakımından incelenmiştir. Ayrıca çalışmada vergi kaçakçılığı suçunda kusurluluğu kaldıran ve etkileyen nedenler, vergi kaçakçılığı suçunun özel görünüş biçimleri ve vergi kaçakçılığı suçunun kovuşturma ve soruşturma usulleri de incelenmiştir. Çalışmanın amacı, mevzuatta var olmasından bu yana birçok değişikliğe uğrayan vergi kaçakçılığı suçunu güncel değişiklikler çerçevesinde inceleyip, bu alandaki çalışmalara katkı sağlamaktır. Anahtar kelimeler : Vergi, vergi kaçakçılığı, vergi kaçakçılığı suçu
Güncel gelişmeler ışığında Türkiye'de vergi kaçakçılığı suçu ve cezası
Vergi, kamu harcamalarını finanse eden devletin en önemli gelir kaynağıdır. Devlet vergilerin zamanında ve eksiksiz ödenmesi için birtakım düzenlemeler yapmıştır ve bu düzenlemelere aykırı hareket edenlere yaptırım öngörmüştür. Devletin uyguladığı yaptırımlar mali nitelikte olduğu gibi hapis cezası şeklinde de olabilmektedir. Vergi kanunlarına aykırı fiiller ve bu fiillere uygulanacak yaptırımlar Vergi Usul Kanunu'nda belirtilmiştir. İnsanlar kazançlarının bir kısmını vergi olarak devlete vermektedir. Birtakım insanlar verdikleri bu parayı "boşa giden para" olarak görmekte ve bu parayı vermemenin yollarını aramaktadırlar. İnsanların vergiye karşı gösterdikleri bu tepkinin en yaygını vergi kaçakçılığıdır. Bu çalışmamızda vergi kanunlarına aykırılık oluşturan fiillerden vergi kaçakçılığı suçunun bütün unsurlarını ayrıntılı olarak ortaya koymaya çalışacağız. Bu amaçla vergiye dair kavramları anlatacağız, ardından suç ve kabahat kavramları ile Türkiye'deki vergi suçları ve vergi kabahatlerine değineceğiz ve son olarak vergi kaçakçılığı suçunu tüm unsurları ile birlikte ayrıntılı olarak açıklayacağız.
Vergi Ceza Hukukunda vergi kaçakçılığı suçu
Vergi kanunlarına aykırı hareketler ve bu aykırı hareketler için uygulanacak cezalar Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenmiştir. Dağınık ve serpiştirilmiş olarak düzenlenen bu aykırı hareketler ve cezalar Vergi Ceza Hukuku disiplini altında düzenli bir hale getirilmiştir. Vergi Ceza Hukuku içerisinde, vergi kabahatleri ve vergi suçları olarak ikiye ayrılmaktadır. Vergi kabahatleri, idari para cezası niteliği taşırken, vergi suçları ise hürriyeti bağlayıcı ceza niteliği taşımaktadır. Vergi suçları içerisinde yer alan ve Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde düzenlenen vergi kaçakçılığı suçu araştırma konumuzu oluşturmaktadır. Vergi Ceza Hukuku içerisinde yer alan vergi kaçakçılığı suçunun tüm unsurlarıyla ele alınmıştır. Beş bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünde genel olarak Vergi Ceza Hukuku'nu vergi kaçakçılığı suçuna ilişkin temel bilgileri, ortaya çıkışı ve tarihi nedenleri ile benzer suçlarla ilişkisi ele alınmıştır. İkinci bölümde, vergi kaçakçılığı suçunun unsurlarını, üçüncü bölümde vergi kaçakçılığı suçunun özel görünüş nedenleri kaleme alınmıştır. Dördüncü bölümde, yargılama usulü, yaptırımı, dava ve cezayı düşüren haller incelenmiştir. Son olarak beşinci bölümde ise varılan sonuç aktarılmıştır.