Prejudice

84 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

18-24 yaş arası yurtta barınan üniversite öğrencilerinin beden algısının obezite ön yargısına etkisinin araştırılması

Bireylerin bedeninden memnun olma durumu olarak tanımlanan beden algısı; fizyolojik, psikolojik ve kültürel birçok unsurun bireysel algılanışını kapsayan bir kavramdır. Obezite önyargısı ise obez kişilere karşı olumsuz tutum ve davranışları, kaygı ve endişleri içermektedir. Dünya genelinde zayıflık ve ince bir bedene sahip olmak kabul görürken obezite prevelansı giderek artmakta; obez bireylere karşı damgalama ve önyargı da giderek artmaktadır. Bunun sonucunda obez bireyler özellikle sosyal yaşamda olumsuz etkilenebilmektedirler. Toplumda oluşan beden algısının obezite önyargısını etkileyebileceği düşünülmektedir. Bu çalışma Tekirdağ il merkezinde T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Tekirdağ Yurdunda barınan 1824 yaş aralığındaki 334 bireyin beden algısı ve obezite önyargısı aradındaki ilişkiyi ve bu bireylerin beslenme durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Oluşturulan soru formu bireylerin sosyodemogrofik ve antropometrik özellikleri alınmış; beden algısını tespit etmek için Beden Algısı Ölçeği (BAÖ), obezite ön yargılarını ölçmek için Obezite Önyargı Ölçeği GAMS-27 formu kullanılmıştır. Bireylerin Beden Algısı Ölçeği puanları 136-200 aralığında yüksek beden algısı, 135-40 aralığı düşük beden algısı olarak değerlendirilmiştir. En düşük 27 en yüksek 135 puan alınabilen obezite ön yargı ölçeğinde 68 puan ve altının önyargısız, 69-84 puan arasında önyargıya eğilimli ve 85 puan ve üstü önyargılı olarak kabul edilmiştir. Bireylerin BAÖ puan ortalaması 154,19±22,39 ve GAMS-27 puanı ortalama 84,93±12,10 bulunmuştur. Çalışmaya katılan öğrencilerin beden algıları genel olarak incelendiğinde, öğrencilerin %18,9'unun beden algısının düşük, %81,1'inin beden algısının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin obezite önyargısı genel olarak incelendiğinde öğrencilerin %6,3'ünün önyargısız, %43,1'inin önyargıya eğilimli, %50,6'sının önyargılı olduğu görülmüştür. Öğrencilerin BAÖ ve GAMS-27 puanlarının ilişkisi değerlendirildiğinde puanlar arası negatif korelasyon görülmüştür. Sonuç olarak beden algısının obezite ön yargısını olumlu olarak etkileyebileceği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Beden algısı, Beden imajı, Obezite önyargısı, Obezite yanlılığı, Beslenme durumu

Beden algısıBeslenmeBeslenme durumu+4
Esra Onay
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatında kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığı: İstanbul Osmanbey semti tekstil firmaları örneği

Kadınların, iş hayatında karşılaştıkları cinsiyet ayrımcılığının tespit edilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılarak çözüm önerilerinin sunulması oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, tekstil sektöründe kadın istihdamında karşılaşılan sorunların ve yaşanılan cinsiyet ayrımcılığının ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda yürütülen uygulama, kadınların yoğun şekilde istihdam edildiği tekstil sektöründe gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında, İstanbul'daki tekstil firmalarında kadınların yaşadığı sorunlar ve cinsiyet ayrımcılığı geliştirilen anket yardımıyla ölçülmeye çalışılmıştır. Yüz yüze ve online anket yöntemiyle 173 kadın çalışandan toplanılan veriler SPSS (Statistikal Package for Social Sciences) 24.0 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın en önemli sonucu ise; katılımcıların kadın istihdamını etkileyen faktörlere katılma düzeyleri ile algıladıkları cinsiyet önyargıları arasında istatistiksel olarak anlamlı, doğru yönlü ve zayıf düzeyde bir ilişkinin olduğunun ortaya çıkmasıdır. Başka bir ifadeyle katılımcıların algıladıkları cinsiyet önyargıları arttıkça, istihdamı etkileyen faktörlerin öneminin de arttığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın İstihdamı, Cinsiyet Ayrımcılığı, Algılanan Cinsiyet Önyargısı, Tekstil Sektörü

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkKadınlar+6
Tuğçe Tüysüz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Uşak ilinde çalışan hemşirelerin çalıştıkları kurumlara göre obezite ön yargılarının değerlendirilmesi

Amaç: Obezitenin giderek yaygınlaşmasıyla toplumda obezite ön yargısı oranlarının da arttığı ortaya konmuştur. Ön yargı, medyada, iş hayatında, eğitim alanlarında, sağlık hizmeti verilen yerlerde, ikili ilişkilerde, sosyal alanlarda ayrımcılığa neden olmakta ve obez bireylerin yaşam kalitesini etkilemektedir. Sağlık çalışanları obez bireylerle birebir temasta ilk sırada olduklarından, Uşak ilinde aktif olarak çalışan hemşirelerin obez bireylere karşı ön yargılarını belirlemek ve farkındalık oluşturmak amacıyla bu çalışma planlanmış ve yürütülmüştür. Gereç Yöntem: Çalışmamız15.03.2023-15.09.2023 tarihleri arasında Uşak il genelinde çalışan 112 hemşire ile yüz yüze anket çalışması şeklinde yapılmıştır. Anket sosyodemogrofik özelliklerin ve GAMS-27 Ölçeği'nin bulunduğu 2 bölümden oluşmaktadır. Verilerin analizinde IBM SPSS.23 programı ve T testi, ANOVA testi, Ki-kare testi, Spearmans' rhokorelasyon testi kullanılmıştır. Linear Regresyon modeli kurulmuştur. Bulgular: Çalışmamızda hemşirelerin obez bireylere karşı ön yargı oranı %50, ön yargıya eğilimli olanların oranı %35,7, ön yargısız olanların oranı %14,3 bulunmuştur. VKİ grupları ile kişilerin fiziksel görünümleri tanımlama şekilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardı (p<0,001).Erkek katılımcıların obezite ön yargısı kadınlardan anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p=0,001). Katılımcıların çalıştıkları kurumlara göre obezite ön yargıları arasında anlamlı bir fark yoktu. Katılımcıların VKİ değerleri ile obezite ön yargı ölçeği arasındakorelasyon analizinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye rastlanmadı (p>0,05). Obezite ön yargı ölçek puanının bağımlı değişken kabul edildiği regresyon modeline göre, aylık gelir durumu, ölçek toplam puanını negatif düzeyde 6,6 kat etkilemekteydi (p=0.039). Sonuç:Obezite ön yargısı neden olduğu sonuçlar itibariyle ülkeleri yakından ilgilendiren bir sorundur. Çalışmamızda Uşak ilinde çalışan hemşirelerin obezite ön yargısının olduğu saptanmıştır. Sağlık çalışanlarında obezite ön yargısı bulunması obez bireylerin sağlık hizmetinden yararlanmalarında çeşitli sorunlara neden olmaktadır. Obezite ve ön yargısı ile ilgili devletler bakanlıklar eliyle politikalar geliştirmeli, toplumun tamamını kapsayan bilgilendirme çalışmalarıyla obezite ön yargısını azaltmak amaçlanmalıdır.

AyrımcılıkHemşirelerHemşirelik+4
Büşra Ersoy
Uşak University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mutfak çalışanı kadınlara yönelik ön yargılar ve cinsiyet ayrımcılığı

Kadınlar hayatlarının birçok döneminde cinsiyet ayrımcılığına maruz bırakılmışlardır. Kadın ve erkek eşitsizliğinin en çok kendini gösterdiği iş yaşamı, gerek ücret gerekse terfi alımında oldukça sık görülmektedir. Eski yıllardan itibaren bulundukları her konum için çok daha fazla çalışmak zorunda kalan kadınlar, iş yaşamında istedikleri veya hak ettikleri yerlere ulaşabilmek için erkeklere göre daha çok çaba göstermek durumunda kalmıştır. Son yıllarda iş hayatında kadın çalışan sayısının artmasının yanında kadınlara uygulanılan psikolojik baskılar nedeniyle birçok sektörde kadın ve erkek çalışan sayısı birbirlerinden oldukça farklı olacak şekilde dağılmaktadır. Mesleklere yüklenen cinsiyetçi tavır sonucunda birçok iş kadın veya erkek işi olarak tanımlanmış, bu da sektörler arasında çalışan dağılımının eşit olmamasına yol açmıştır. Özellikle, mutfak bölümündeki çalışan kadın ve erkekler arasındaki eşitsizlik dikkat çekicidir.

Cinsel ayrımcılıkKadınlarMutfak+4
Didem Kakşa
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda hâkimin yasaklılığı reddi ve çekinmesi

Hâkimin tarafsızlığı sadece hâkimlerin bir niteliği değildir, aynı zamanda sanığın ceza muhakemesinde kabul gören en temel haklarından biridir. Bu nedenle adil yargılanmanın temel unsuru olan bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkını kullanmasında sanığa tanınan imkânlardan biri hâkimin reddini talep edebilmektir. Yine hâkim de belirli hallerin varlığında davaya bakmaya zorlanamaz. Bu nedenle hâkimin çekinmesi de kabul edilmiştir. Bu çalışmada 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (CMK) düzenlenen hâkimin tarafsızlığının güvenceleri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Alman Ceza muhakemesinde yer alan düzenlemelere paralel olarak, CMK'da yapılan düzenlemelere göre hâkimin belirli hallerin varlığında davaya bakmasında tarafsız olmayacağı karine olarak kabul edilmiştir. Bu hallerin varlığında hâkimin davaya bakması yasaktır. Bu yasağa rağmen hâkimin davaya bakması açıkça hukuka aykırı olarak kabul edilmiş ve kararın bozulması gerektiği düzenlenmiştir. Yine hâkimin yargılama sırasında tarafsız davranamayacağına ilişkin şüphenin ortaya çıkması halinde, kanun koyucu taraflara hâkimi reddetme imkânı tanımaktadır. Burada hâkimin tarafsız olamayacağının kesin delillerle ispat edilmesine gerek bulunmamaktadır. İnceleme yapacak mercii bunu vicdani kanaati ile değerlendirecektir. Hâkim, davaya bakmaktan yasaklı olduğu halleri kendisi öncelikle gözetmek zorundadır. Böyle bir halin varlığında resen davadan çekinmesi gerekmektedir. Yine hâkimin tarafsız davranamayacağını düşündüğü hallerin bulunması halinde, çekinmesini talep etmesi de mümkündür. Hâkimin çekinme talebi yetkili merci tarafından incelenerek, karara bağlanır. Bu çalışmada hâkimin yasaklılık halleri tek tek göz önüne alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yine hâkimin reddine ve çekinmesine ilişkin usul kuralları geçmişte yer alan düzenlemelerle değerlendirilmiştir. Konuya ilişkin AİHM kararları ve karşılaştırmalı hukuk yönünden de değerlendirme yapılmaya çalışılarak, 5271 sayılı CMK'da yer alan düzenlemelere ilişkin eleştiriler ve öneriler sunulmuştur.

Ceza Muhakemeleri Usul KanunuHakimin reddiKanunlar 5271 sayılı+2
Sezin Duygu Tuncer
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tükenen benlik kaynaklarına bağlı olarak artan önyargılarda içsel ve dışsal güdülenmenin rolü

Dayanma Gücü Modeli (Baumeister ve Heatherton, 1996; Muraven ve Baumeister, 2000); benliğin yönetici işlevleri kapsamında gerçekleşen öz kontrol, benlik düzenleme gibi süreçlerin benlik kaynaklarını tükettiği, bu nedenle de bireylerin kaynak gerektiren gelecekteki eylemlerinde başarısız oldukları varsayımını temel almaktadır. Bu çalışmada benlik kaynaklarının tükenmesinin önyargılar üzerindeki etkileri incelenmiş ve modelin temel varsayımı test edilmiştir. Son yıllarda modele yönelik gerçekleştirilen çalışmalarda süreçte aracı bir rolü olduğu düşünülen olumlu duygulanım, kültür, irade inancı gibi değişkenler ele alınmıştır. Mevcut tez çalışmasında ise benlik kaynaklarının tükenmesi sürecinde önyargısız olmaya yönelik güdülenmenin rolü incelenmiştir. Yukarıda bilgiler ışığında planlanan bu araştırma iki ön çalışma ve bir asıl çalışmadan oluşmaktadır. Bu bağlamda birinci ön çalışmada eşcinsellere yönelik önyargısız olma güdüsünü ele alan "Internal and External Motivation to Respond Without Prejudice" adlı ölçeğin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Gerçekleştirilen analizler neticesinde ilgili ölçeğin çalışmada kullanmak üzere geçerli ve güvenilir olduğu görülmüştür. İkinci ön çalışma ise kullanılacak olan benlik kaynaklarının tükenmesi değişimlemesine karar verebilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Değişimleme için ilk aşamada dikkat kontrolü videosunun kullanılması düşünülmüş bu nedenle ilgili videonun uyarlaması yapılmıştır. Ancak gerçekleştirilen analizler videonun benlik kaynaklarının tükenmesinde başarılı olmadığını göstermiştir. Bunun üzerine tükenme değişimlemesi amacıyla sunulan bir metni yeniden yazma görevinin başarısı test edilmiş ve değişimlemenin başarılı bulunmasının üzerine bu değişimlemenin asıl çalışmada kullanılmasına karar verilmiştir. Yürütülen iki ön çalışmanın ardından asıl çalışmaya geçilmiştir. Asıl çalışmada benlik kaynaklarının tükenmesi ve önyargısız olmaya yönelik güdülenme değişkenlerinin eşcinsellere yönelik tutumlar üzerindeki etkisini test etme amaçlanmıştır. Gerçekleştirilen analizler neticesinde araştırma kapsamında hazırlanan tüm hipotezlerin doğrulandığı görülmüştür. Araştırma bulguları, eşcinsellere yönelik tutumlar üzerinde tükenme değişkeninin, güdülenme değişkeninin ve tükenme-güdülenme değişkenlerinin ortak etkisinin anlamlı olduğunu göstermektedir. Son olarak, araştırma kapsamında elde edilen bu bulguların alanyazına katkıları değerlendirilmiş, araştırmanın sınırlılıkları ve ileride gerçekleştirilecek çalışmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.

BenlikBenlik düzenleme odağıBenlik kaynaklarının tükenmesi+4
Ayşe Tuna
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel önyargı ve damga: LGBT bireylerde sosyal dışlanma

"Cinsel Önyargı ve Damga: LGBT Bireylerde Sosyal Dışlanma" başlıklı bu tezin amacı toplumsal damgalamanın, LGBT bireylerin yaşantıları üzerindeki etkilerini gösterebilmek ve hangi alanlarda ayrımcılığa ve dışlanmaya maruz kaldıklarını ortaya çıkarabilmektir. Bu amaç doğrultusunda yapılan analizlerden elde edilen sonuçların, LGBT bireylere yönelik damga ve ayrımcılık konusunda bilimsel bilgi birikimine katkı sağlaması beklenmektedir. Bu çalışma çerçevesinde yapılan araştırmada, damgalama ve ayrımcılık süreçlerini ayrıntılı olarak ele alabilmek için hem nitel hem de nicel araştırma tekniklerinden faydalanılmıştır. Nicel kısımda çalışmanın kavramsal çerçevesi temel alınarak hazırlanan anket soruları internet üzerinden 187 kişiye uygulanmıştır. Nitel kısımda ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 10 kişi ile görüşme yapılmıştır. Devamında toplanan anket verileri SPSS programında analiz edilmiş, çıkarılan tablo ve grafikler görüşmelerden elde edilen verilerle birlikte yorumlanmıştır. LGBT bireylerin pek çok alanda ayrımcılığa ve damgalamaya maruz kaldığı ve bu davranışların onları pek çok yönden olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Bireylerin tamamı her alanda ayrımcılığa uğramasa da her alanda ayrımcılığa uğrayan en az bir katılımcının olduğu görülmüştür. LGBT bireylerin herkes ile eşit haklara erişiminin zorluğu ve ayrımcılık deneyimlerinin çeşitliliğine rağmen mücadele konusundaki fikirler belirli temalar etrafında oluşmuştur.

Cinsel tutumlarCinsel yaşamCinsel yönelimler+6
Gurur Özer
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İktisadi karar birimlerinin rasyonel karar alma sürecindeki engeller: Bilişsel ön yargılar ve zihinsel kısa yollar

Klasik iktisadın temel varsayımlarından biri olan rasyonel insan kabulü, özellikle Davranışsal iktisadın tarih sahnesine çıkışıyla birlikte oldukça tartışmalı hale gelmiştir. 19.yüzyılın sonlarında yerleşik bir bilim dalı haline gelen psikolojinin, iktisat ile işbirliğinde bulunmasıyla birlikte ekonomik davranışların ardındaki anomalilerin saptanması ihtiyacı doğmuştur. Disiplinler arası bir yaklaşım olan Davranışsal iktisat, kişilerin muhakeme sürecini etkileyerek rasyonel davranış sergilemesine engel olan nedenleri araştırmaya koyulmuştur. Kişinin düşünce sürecinde var olan sistemsel bir hata olarak addedebileceğimiz bilişsel önyargılar ve zihinsel kestirim yolları; kişiyi rasyonel davranmaktan alıkoymaktadır. Karar aşamasında iken bilişsel süreçlere başvurmak kimi zaman kolaylık ve pratiklik vadetse de çoğunlukla hatalı sonuca ulaşmaya sebebiyet verecektir. Bu çalışmanın amacı ekonomik karar süreçlerine etki eden davranış anomalilerini betimsel bir analiz çerçevesinde ortaya koymaktır. Bu anlamda mevcut teorik ve uygulamalı çalışmalar sunularak karar birimlerini irrasyonelliğe iten sebepler konu başlıkları halinde aktarılmıştır. Bu çalışmanın önemi; bireyin muhakeme sürecine etki eden çeşitli davranış anomalilerinin gözler önüne serilmesidir. Çalışmanın motivasyonu ise iktisadi karar aşamasındaki aktörleri etkileyen bilişsel eğilimler hakkında farkındalık kazandırılması gerektiği düşüncesidir. Karar süreçlerinde irrasyonel davranışlara sebebiyet veren bilişsel eğilimleri tanımak; yaşamı geniş çaplı okumak isteyen her insan için oldukça büyük önem arz etmektedir. Nitekim bilişsel önyargılar ve höristikler çoğu mantık dışı davranışı açıklama gücüne sahiptir. Çok sayıda olan bu eğilimler hayatın her alanında görülmekle birlikte, tespiti ve kavranması meşakkat gerektirir. Ancak ilgili farkındalığa sahip olduktan sonra yaşamın daha iyi bir yönde değişmesi ve karşı karşıya kalınan sorunların üstesinden gelinmesinin kaçınılmaz olacağı düşünülmektedir.

Davranışsal ekonomiHöristik modelKarar verme+2
İnci Zühre Aygün
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The role of inter-group biases in children's acquisition of information about others' personality characteristics

Studies conducted on social learning of children showed that children acquire knowledge from others selectively. However, as most of these studies focused on the knowledge acquisition about nonsocial elements, there is a lack of research on learning about social elements of the world, such as other individuals. Research in this domain might be important in terms of understanding how children's world views on other social entities are formed. The present study is an attempt to expand our understanding in learning about other's personality characteristics. We aimed to understand how children's biases about individuals from different social groups interact with the in-group bias that they display in social learning situations. The first set of studies was conducted with 6-7 year-olds. Results suggested that although children displayed more positivity bias for their in-groups, when an in-group informant gave a positive testimony for an out-group individual, the same amount of positivity bias with in-groups was shown for this individual. The second set of studies was conducted with 4-5 year-olds. Results showed that even though children preferred in-groups as play-mates, they changed this preference when an in-group informant gave positive testimony about an out-group individual; however children, particularly girls, were more reluctant to change their initial preferences when the informant was an out-group member. These results suggest that children's inclinations in social preference and social learning are directed not by in-group favoritism or out-group aversion alone, instead, these two biases interact and modify children's initial tendencies according to the circumstances.

Inter-group relationsPersonality traitsSocial learning+2
Pınar Aldan
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-kültürel sınırlar ve ötekilik algısı: Çumra örneğinde Yörükler ve Dağlılar

"Sosyo-Kültürel Sınırlar ve Ötekilik Algısı: Çumra Örneğinde Yörükler ve Dağlılar" başlıklı bu çalışma, Konya'nın Çumra ilçesi ve çevre köylerinde ikamet eden "Yörük ve Dağlı" sosyal grupları üzerine gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, "Yörük ve Dağlı" sosyal grupların oluşum süreçlerinin sebep/sonuç ilişkisini, sosyo-kültürel sınırların neliğini ve ötekilik algısının topluluklar üzerindeki etkisini anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmamızın odak grupları olan "Yörükler ve Dağlılar" ortak kültürel değerlere ve sosyal grup yapılarına sahip olsalar da çeşitli sosyo-kültürel etkenler nedeniyle iki ayrı grup formu kazanmış ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Topluluklar tarihsel süreçleri, kültürel değerleri, yaşam koşulları ve algılayış düzeyleri ile daima çeşitlilik göstermiştir. Bu nedenle "Yörük ve Dağlı" grupları üzerinde klasik anlamda bir topluluk yahut sosyal grup analizi gerçekleştirmenin ötesinde oluşum süreçlerinin ve dinamiklerinin neliği sorgulanarak, alanın sosyal gerçekliğine ulaşmak istenmiştir. Toplulukların benzer amaçlar etrafında meydana gelmesine karşılık, ürettikleri ve geliştirdikleri olgular bağlamında biricikliğini koruduğu aşikârdır. Söz konusu toplulukların varlığını sürdürebilmesi için daima bir diğerinin, ötekinin bilgisine ihtiyaç duyulmuştur. Ötekinin bilgisi yahut ötekinin algılanış biçimleri, toplulukların sosyal gerçeklik alanında kendilerini inşa edebilmelerini yahut sürdürebilmelerini sağlayan bir işlevi yerine getirmektedir. Bu nedenle araştırmamızın temel sorusu, "Yörük ve Dağlılar, hangi sosyal ve kültürel etkenler sonucunda sosyal grup kimliklerini inşa etmişlerdir? Ötekilik algısına bağlı olarak sosyo-kültürel sınırlarını hangi zeminlerde belirlemiş ve geliştirmişlerdir?" şeklinde belirlenmiştir. Bu bağlamda araştırmamızın problemlerine yanıt bulabilmek için katılımlı gözlem ve derinlemesine mülakat ile elde edilen veriler ve benzer çalışma alanlarındaki kaynaklar incelenerek, karşılaştırmalı analiz ile antropolojik ve sosyolojik yorumlama gerçekleştirilmiştir.

DayanışmaKültürSosyal hayat+7
Fatıma Kübra Bağatır
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Retail investors' investment decision-making process from a behavioral finance perspective with a focus on confirmation and overconfidence biases

This study implemented a quantitative analysis method to evaluate how overconfidence and confirmation biases have an influence on the decision-making process of retail investors. The study's sample population comprises 329 individuals who have prior experience in investing and come from various demographic backgrounds. In the financial markets, the research intends to investigate how these psychological biases are linked to the decision-making patterns observed among retail investors. The study's outcomes indicate that retail investors' tendency to overestimate their abilities significantly influences their investment choices. Retail investors often misjudge their capability and downplay the risks associated with their investments. This pattern of excessive self-assurance ultimately results in suboptimal trading behavior, inadequate portfolio variation, and heightened possibilities of making unwise investment choices. Retail investors' decision-making processes are significantly influenced by confirmation bias. According to research, they have a tendency to only consider information that validates their beliefs and opinions while ignoring or undermining contradictory data. This bias reinforces their already existing overconfidence, which can result in a lack of analytical thinking and predispose them to biased investment choices. The study suggests that retail investors should be conscious of how their overconfidence and inclination to confirm their own beliefs can affect their decision-making process. They should strive for rational and objective thinking to make wise investment choices.

Individual investorsBehavioral financeDecision making process+3
Layla Aıt Alı
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sırt ağrısı ve veya bel ağrısı olan bireylerle sağlıklı bireylerin kayropraktik tedavi yöntemine karşı ön yargısının karşılaştırılması

Kayropraktik, bireylerde oluşan ağrıların giderilmesi adına hizmet vermektedir. Kayropraktik tedavi yöntemleri geçmişten günümüze kadar olan süre içerisinde gelişim göstererek ilerlemektedir ve sağlık alanında birçok yöntem ile hizmet vermektedir. Kayropraktiğin ilk ortaya çıktığı zamanlardan bugüne toplum tarafından birçok önyargı oluşmuş, geçmişte birçok yasaklama getirilmiştir. Fakat günümüzde kişilerin kayropraktik tedavi yöntemlerini tercih etme oranı göz önünde bulundurulacak kadar yüksek bir hal almış, bu da toplum tarafından kayropraktiğe karşı olumlu ve olumsuz düşünceleri beraberinde getirmiştir. Bu çalışmanın amacı sırt ve bel ağrısı yaşayan bireyler ile herhangi bir sağlık problemi bulunmayan bireylerin kayropraktiğe bakış açıları arasındaki farklılığın incelenmesidir. Çalışma kesitseldir. Örneklem Şubat 2023 – Mart 2023 arasında oluşturulmuştur. Veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Quebec Bel Ağrısı Engellilik Ölçeği ve Cornell Kas İskelet Rahatsızlığı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya yazılı bilgilendirilmiş onamı alınan 189 gönüllü birey dahil edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ağrısı olmayan bireylerin %9,3'ü, sırt ağrısı olan bireylerin %16,7'si, hem bel hem sırt ağrısı yaşayan bireylerin ise %21,6'sının kayropratik tedavisi aldığı görülmüştür. Katılımcıların %13,8'i kayropraktiğe kesinlikle karşı olduğunu belirtirken %21,2'si karşı olmadığını, %36'sı uygulanmasını istediğini belirtmiştir. Katılımcıların %29,1'inin ise kayropraktik hakkında herhangi bir fikri yoktur.

AğrıBel ağrısıFizik tedavi+4
Suennur Mühsürler
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Suriye vatandaşı çocukların dışlamaya yönelik yargıları ve sosyal kapsayıcılığı artırma pilot çalışmasının çocuklarda ön yargıya etkisi

Kapsayıcılık ve sosyal dışlanma alanında yapılan pek çok araştırmaya göre sosyal olarak kabul edilmenin ya da ayrımcılığa maruz kalmanın kişinin şimdiki ve gelecekteki iyilik hali üzerinde önemli bir etkisi vardır (Fisher, Wallace ve Fenton, 2000; Parker ve Asher, 1987; Reijntjes ve diğer., 2010; Twenge ve Baumeister, 2005). Göç hareketlerindeki artış ile birlikte Türkiye'nin en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülkelerden biri olması göç ve etnisite temelli kapsayıcılık çalışmalarını artırmıştır. Yapılan çalışmalarda farklı gruplara ait kişilerin belirli şartlar altında bir araya gelmelerinin (Pettigrew, 1998) ya da dolaylı temas etmelerinin (Cameron ve diğer., 2011; Killen ve Malti, 2015) ön yargıyı azaltıcı bir rol oynadığı görülmüştür. Bu amaçla, ilgili çalışmada Türkiye ve Suriye vatandaşı 9-12 yaş grubundaki çocukların (N = 38) ötekine karşı olan ön yargıları ve ötekini dışlamaya yönelik değerlendirmeleri araştırılmış, daha sonra bu çocuklardan bazıları (N = 8) bir araya getirilerek ön yargıyı azaltmaya yönelik 10 oturumluk bir grup çalışması yapılmıştır. Bu grup çalışmasının sonunda tarafların "ötekine" karşı ırksal tutumu ve çalışmanın dışlama gerekçelendirmeleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Deney grubunun ön yargı düzeyinde düşüş görülürken kontrol grubunun tutumu aynı kalmıştır. Katılımcıların çoğu, evrensel ahlaki ilkelere dayanarak dışlamanın yanlış olduğunu ifade etmiştir.

Dışlama etkisiDışlanmışlıkGöçmenler+4
Şebnem Kıroğlu
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Önyargı, merhamet ve dindarlık ilişkisi

Bu çalışmanın temel amacı önyargı, dindarlık ve merhamet arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu temel amacın yanı sıra demografik değişkenler ile önyargı ve merhamet arasındaki farklılaşmaların da incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Anketi" ile birlikte "Önyargı Ölçeği", "Merhamet Ölçeği" ve "Dini Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 130'u erkek ve 370'i kadın olmak üzere toplam 500 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veriler SPSS 20.00 versiyonu ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde t-Test, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen regresyon analizi neticesinde dindarlık ile önyargı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki, dindarlık ile merhamet arasında da pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ancak önyargı ile merhamet arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.

Din psikolojisiDindarlıkDini tutumlar+4
Süeda Nuriye Karaca
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nefret saiki ile işlenen suçlar

NEFRET SAİKİ İLE İŞLENEN SUÇLAR Bulut, İlhan Nefret saiki ile işlenen suçlar, bir kişinin temel veya değiştirilemez bir özelliğine karşı önyargı ve nefret saiki ile işlenen suçlar olarak tanımlanmaktadır. Yaygın olarak nefret suçları veya önyargı suçları adıyla bilinen bu suçlar, diğer suçlara göre mağdura daha fazla zarar vermekte, hedef grup ve toplum üzerinde de ciddi etkiler göstermektedir. İlk olarak 1970'lerin sonlarında ABD'de düzenlenen nefret saiki ile işlenen suçlar, son 30 yılda Avrupa'da ve AGİT ülkelerinde büyük ölçüde kabul görmüştür. Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, AGİT gibi uluslararası kuruluşlar nefret saiki ile işlenen suçların kapsamına giren konularda çeşitli tavsiye kararları ve direktifler çıkarmaktadırlar. Nefret saiki ile işlenen suçlarda nefret ve önyargı kavramlarının nasıl anlaşılacağı, hangi karakteristik özelliklerin nefret suçları kategorisine dahil edileceği ve hangi temel suçların nefret saiki ile işlendiğinde daha fazla cezalandırılacağı gibi temel tartışmalar bulunmaktadır. Bu tartışmalar neticesinde nefret saiki ile işlenen suçların temel düzenleniş şekilleri ile saikin kapsamı ve niteliği açısından farklı modeller ortaya çıkmıştır. Bir diğer önemli konu olan karakteristik özellikler ise düzenlenme sıklığına göre evrensel olarak korunan karakteristikler, sıklıkla korunan karakteristikler ve nadiren korunan karakteristikler olmak üzere üç kategoriye ayrılmaktadır. Türkiye'de de nefret saiki ile işlenen suçlar son yıllarda yaygın olarak tartışılmaya başlanmıştır. Bu suçların yasalaşması için sivil toplum kuruluşlarının büyük çaba sarf ettikleri ve hükümetin de bu konuda ciddi adımlar attığını görmekteyiz. Bu bağlamda nefret saiki ile işlenen suçların Türkiye'deki sosyolojik boyutu, mevzuattaki mevcut durum ve olası bir değişikliğin taşıması gereken niteliklerin tartışılması gerekmektedir. Bu çalışmada öncelikle nefret saiki ile işlenen suçlarla ilgili nefret, önyargı ve saik gibi kavramlar açıklanmış ve temel tartışmalar ile uluslararası hukuktaki boyutu, bu suçların suç teorisi açısından durumu ve Türkiye'de nefret saiki ile işlenen suçlar konuları incelenmektir. Türkiye'de yapılması muhtemel bir yasalaşma için de değerlendirmeler ve öneriler bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Nefret saiki ile işlenen suçlar, nefret, önyargı, saik, nefret suçları yasaları.

NefretSuçÖnyargı
İlhan Bulut
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Turks' prejudice against Kurds and Syrians: The role of contact, identification, and threat

This study examined the effect of imagined contact on Turks' prejudice against Kurds and Syrians, with a focus on the moderating role of in-group identification and the mediating role of intergroup threat in the imagined contact-prejudice relationship. An experiment was conducted among 335 Turkish undergraduate students (154 males, 180 females; Mage = 20.30, SD = 1.38). Participants were presented with measures assessing their ethnic and national identification, realistic and symbolic threat, and explicit and implicit prejudice after the imagined contact manipulation. The results showed that imagined contact did not have a prejudice-reducing effect. Accordingly, there was neither a moderating role of in-group identification nor a mediating role of intergroup threat. However, identification and threat significantly predicted prejudice. Ethnic identification was positively related to prejudice against Kurds and Syrians, while national identification was negatively related to prejudice against only Kurds. Realistic and symbolic threat were positively associated with prejudice against both groups. The results were discussed in relation to social identity theory, common in-group identity model, and intergroup threat theory. Theoretical refinement to the imagined contact hypothesis was also discussed.

KurdishSocial identitySocial identity+7
Mustafa Fırat
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Prejudice against Syrians in Turkey: The role of age, moral perception, group identification, and contact

When Syrians fled Syria and took refuge in Turkey as the result of a civil war, various disturbances arose among Turkish people. In order to find out how they perceive Syrians in Turkey, distinct research was conducted. The present study examined the role of age of Turkish people in their moral perception of Syrians, group identification, contact quality, and prejudice against Syrians in Turkey. A total of 310 Turkish citizens (156 females, Meanage= 36.36) living close to the Syrian border (Şanlıurfa) and far away from the border (Istanbul) were surveyed. Prejudice was measured in terms of both behavioral and affective components. The results revealed that as people got older, they identified more with their language, nation, and civic group. Identification fully mediated the relationship between age and how warm one felt towards Syrians, and partially mediated the relationship between age and behavioral prejudice against Syrians. The older the people were, the greater behavioral prejudice they had against Syrians. Moral perception was not a mediator in the age and prejudice relationship, but it partially mediated the relationship between contact quality and prejudice. The finding suggesting that as the contact quality increased, the Syrians were perceived higher in morality may have further implications.

MoralityEmigrantsSyria+6
Sinem Üner Yanılmaz
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Intellectual humility and political belief bias

Intellectual humility (IH) is the tendency to recognize that one's beliefs may be wrong. The main goals for the first study of this thesis were to replicate and expand upon a previous exploratory finding, IH's negative relationship with right-wing political orientation, by measuring different aspects of ideology and comparing various perspectives from political psychology literature. IH was not related to political orientation or social conservatism (at least not robustly enough), but it was negatively linked to right-wing authoritarianism. An exploratory analysis also showed that IH was lower in participants who saw ideology as more central for their self-definition. Dogmatism explained both relationships via its negative relationship with IH. The second study aimed to test the validity of an IH scale that was previously adapted to Turkish — General Intellectual Humility Scale — using a syllogism task. Research on syllogistic reasoning has shown that people are affected by the believability of conclusions when evaluating their logical validity; this phenomenon is referred to as belief bias. Contrary to expectations, IH was not negatively related to belief bias. The second study also found that left-wing ideology and analytic thinking were seemingly linked to a reverse belief bias (i.e., participants were more likely to endorse a statement as logically valid when it did not align with their prior beliefs) but these effects disappeared when taking stimulus characteristics into account.

IntellectualPolitical orientationPolitical psychology+5
Mertcan Güngör
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal okuryazarlık düzeyi ile psikolojik ön yargılar arasındaki ilişki: Mersin ili örneği

Bireyler kendilerinin ve ailelerinin geleceklerini garantiye almak ve refah içinde hayatlarını sürdürebilmeleri için bugünden başlayarak finansal planlalar yapmaktadırlar. Bireylerin finansal planları; tasarruf, emeklilik, bütçe, yatırım gibi faaliyetlerden oluşmaktadır. Bütün bu finansal planların yapılabilmesi için finans bilgisine ihtiyaç vardır. Özellikle gelişen ve değişen ekonomik sistemin getirdiği karmaşa ve zorluklar için finansal okuryazarlık önem arz etmektedir. Bireylerin finansal okuryazar olmaları etkin ve rasyonel finansal kararlar almalarını kolaylaştırabilir. Fakat bireyler her zaman rasyonel kararlar alamazlar. Buna nenden olarak davranışsal finansın işaret ettiği psikolojik ön yargılar gösterilmektedir. Bu bağlamada araştırmanın amacı bireylerin finansal okuryazarlık düzeyleri ile psikolojik ön yargılar arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Literatürde son yıllarda finansal okuryazarlık ve davranışsal finans ayrı ayrı ele alındığında çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Fakat finansal okuryazarlık ve davranışsal finansın birlikte ele alındığı, aralarındaki ilişkinin incelendiği çok az çalışma bulunmaktadır. Dolayısıyla bu çalışma literatürdeki bir boşluğa dikkat çekmektedir. Çalışmada bireylerin finansal okuryazarlık düzeyinin belirlenmesi ve hangi psikolojik ön yargılara düştükleri ya da düşmediklerinin tespitine yönelik anket kullanılmıştır. Veriler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Finansal okuryazarlık düzeyi ve psikolojik ön yargılar arasındaki ilişkininin tespiti için Ki-kare test istatistiği kullanılmıştır. Analiz sonucunda finansal okuryazarlık düzeyi ile çıpalama, muhafazakarlık, aşinalık, aşırı güven ve kayıptan kaçınma ön yargısı arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.

Davranışsal finansFinansal okuryazarlıkFinansal planlama+2
Hüseyin İlbay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm toplumlar arası önyargıları azaltıyor mu? Türkiye'de tatil yapma durumuna göre Türklere ve Türkiye'ye bakış açısı; Kiev örneği

Türkiye turizm potansiyeli oldukça zengin olan bir ülkedir. Her geçen yıl milyonlarca yabancı turist ülkeyi ziyaret etmektedir. Gelen yabancılar Türk kültürü Türk insanları ile etkileşim kurmaktadırlar. Bu etkileşim sayesinde yabancıların ülkeye bakış açıları ve Türk insanlarını algılama şekilleri değişmektedir. Bu araştırmanın amacı toplumlararası önyargıların azaltılmasında turizmin etkilerini Ukraynalı turistlerin Türkiye'ye bakış açısı yönünde ölçmeye çalışmaktır. Ukraynalıların Türkiye'de tatil yapma durumuna göre turizmin toplumlararası önyargıyı azaltıp azaltmadığı sorusuna cevap bulmaktır. Son yıllarda Türkiye'yi turizm amaçlı ziyaret eden Ukraynalı sayısında yaşanan artışlar Türklerin son yıllarda yurt dışı seyahatlerinde tercih ettikleri ülkeler arasında Ukrayna'nın olması için araştırmanın Ukraynalılar üzerine yapılması tercih edilmiştir. Yapılan bu çalışmada Ukraynalıların Türklere ve Türkiye'ye bakış açısını ölçmek için anket yöntemi kullanılmıştır. Veriler Ukrayna'nın başkenti Kiev'de ikamet eden 423 kişiden toplanmıştır ve SPSS istatistiki paket programları üzerinden analiz edilmiştir. Birkaç farklı çalışmadan yaralanarak oluşturulan ve çalışma alanında ilk kez sınanan ölçek için açımlayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Hipotezleri test etmek için katılımcıların tatil durumuna ve demografik özelliklerine göre Anova ve t- testi uygulanmıştır. Ukrayna vatandaşlarının Türkiye ve Türkler hakkındaki görüşlerinde farklılık olup olmadığı farklılık analizleri ile sınanmıştır. Çalışma sonucuna göre turizm toplumlar arası önyargıyı azaltmaktadır. Ukraynalıların tatil yapma durumuna ve demografik özelliklerine bağlı olarak Türkiye ve Türklere olan bakış açılarında farklılık olduğu ortaya konulmaktadır.

Kimlik önyargılarıKültürel etkileşimTurizm+7
Merdali Arslan
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Prejudice towards Syrian refugees in Turkey from a multilevel approach: The effects of empathy and threat in particular contexts

To understand the current and future processes in the issue of Syrian refugees, scrutinizing the relations between refugees and the local community is a quite crucial subject. The present research provides two experimental analyses regarding the roles of empathy and perceived threat in the levels of prejudice toward Syrian refugees in Turkey. In this regard, the objective of the current study is twofold. First is to uncover whether the level of prejudice changes across different experimental conditions, in which empathy- or threat-evoking situations are presented. The second is to observe whether the influences of the empathy and perceived threat on levels of prejudice vary when Right-Wing Authoritarianism (RWA) and Social Dominance Orientation (SDO) and the influences of contexts are also taken into account. The contexts were designated according to the proportion of refugees to the populations in different cities. By utilizing a multilevel approach as a framework, the individual, situational and contextual factors were combined and elaborated. The results revealed that while in the context of largest cities people were more vulnerable to being empathetic to Syrian refugees, the ones in the border district were affected by threat. The findings also yielded that when RWA and SDO were involved in the model, they did not appear as the significant predictors of prejudice in the context of border cities. However, both were observed as the substantial predictors along with empathy, in the largest cities. The research produced noteworthy implications, especially displaying the significance of the multilevel approach in such a multifaceted phenomenon.

EmpathyEmpathic inclinationEmigrants+5
Duygu Merve Uysal Dinçol
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Perceptions towards transgenders in Turkey: Prejudice and general conservatism

Transgender identity is a topic discussed in social context by people. It may be seen that there may be negative attitudes towards transgenders. In fact, there may be several reasons of those kinds of attitudes. One of those reasons may be political ideologies of people. Political conservatism and political liberalism are two ideologies that have great differences with little similarities. While political conservatism supports the idea that traditions must be preserved and radical changes damage the society and individuals must behave in accordance with the social and cultural norms and values, political liberalism focuses on personal liberty and individuals must have freedom to behave as they wish. As a result of those properties, tolerance level of conservatives and liberals may vary towards transgenders. On the other hand, tolerance means the respect towards other people. Without tolerance, great conflicts and problems are seen in societies. At that point, it is may be beneficial to investigate tolerance to transgenders in terms of different ideologies. Aim of that study is evaluating political conservatism and political liberalism in terms of tolerance towards transgenders. In order to reach that aim, demographic data scale is used including age, gender, marital status etc. At the end of this scale, participants will be asked whether they tend to liberalism or conservatism as political views. Data will be analyzed using SPSS 20.0 (IBM Inc., Chicago, IL, USA) and chi-square test will be used. According to the results of the study, the results obtained from the survey have indicated that "The prejudice regarding to the transexuals would increase as the conservatism of the individuals increases."

PerceptionConservatismSocio-political+2
Devrim Hastaoğlu
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık bilimleri fakültesindeki öğrencilerin ortorektik davranışlarının ve obezite önyargılarının incelenmesi

Kısıtlayıcı bir beslenmenin sonucunda ortaya çıkan sağlıklı beslenme takıntısı (ortoreksiya nevroza) ile aşırı beslenme sonucu oluşan obeziteye karşı önyargılar birer halk sağlığı sorunlarıdır. Bu araştırma Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi birinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinde ortorektik davranışların ve obezite önyargısını etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırmada 640 öğrencinin 556'sına ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak kişisel bilgi formu, ORTO-15 ölçeği, GAMS-27 obezite önyargı ölçeği kullanılmıştır. Veriler istatistik paket programına işlenerek, istatistiksel analizde Kolmogrov Smirnov, ortalama, standart sapma, Ki-kare, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis, Spearman korelasyon testleri yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %84.2'si kadın olup Beden Kitle İndeksi (BKI) ortalamaları 21.78±3.23 kg/m²'dir. Öğrencilerin %11.3'ünün ortorektik eğilimlerinin olduğu bulunmuştur. Erkeklerde ve beslenme ve diyetetik öğrencilerinde daha fazla ortorektik eğilimler saptanmıştır (p<0.05). Öğrencilerin %16.7'si obez bireylere karşı önyargısız, %61.0'ı önyargıya eğilimli ve %22.3'ü önyargılı bulunmuştur. Hemşirelik bölümü öğrencilerinde, fiziksel görünümünü kendi beyanlarına göre obez olarak belirtenlerde ve BKI sınıflandırmasına göre obezlerde diğer gruplara göre GAMS-27 obezite önyargı ölçeği puanları daha yüksek olup obez bireylere karşı daha fazla önyargıya eğilimli oldukları bulunmuştur (p<0.05). ORTO-15 toplam puanıyla ile her üç alt boyutta da anlamlı bir şekilde pozitif korelasyon bulunurken, GAMS-27 obezite önyargı ölçeğiyle anlamlı bir korelasyon saptanmamıştır. Sonuç olarak erkekler kadınlara göre daha fazla ortorektik eğilim göstermektedir. Öğrencilerde obeziteye karşı önyargı ve önyargıya eğilimli olma oranı yüksektir. Bu sonuçlar doğrultusunda geleceğin sağlık çalışanları adayları olan öğrencilerde ortorektik tutumlarının ve obezite önyargılarının azaltılmasına yönelik farkındalık ve bilinç düzeyini artıracak multidisipliner çalışmalar yürütülmelidir. Anahtar Kelimeler: Obezite Önyargısı, Ortorektik Davranışlar, Öğrenci

ObeziteOrtoreksiya nervozaSağlık eğitimi+2
Edanur Balalan
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yatırımcı davranışlarının etkinliği ve psikolojik yanılsamalar

?Yatırımcı Davranışlarının Etkinliği ve Psikolojik Yanılsamalar? isimli bu çalışmanın amacı, yatırımcıların finansal okuryazarlık ve bilişsel yetenek düzeylerini saptamak ve yatırımcıların finansal okuryazarlık ve bilişsel yetenek düzeyleri ile risk tercihleri ve psikolojik önyargılar arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma kapsamında, ?Geleneksel ve davranışsal finans teorileri nelerdir??, ?Yatırımcı kararlarını etkileyen psikolojik yanılsamalar nelerdir??, ?Türkiye?deki yatırımcıların finansal okuryazarlık ve bilişsel yetenek düzeyleri nedir??, ?Yatırımcıların riskli seçeneklerde tutumları nasıldır??, ?Finansal okuryazarlık, risk tercihleri ve bilişsel yetenekler ile psikolojik yanılsamalar arasında nasıl bir ilişki vardır?? gibi sorulara cevap aranmıştır. Çalışmanın teorik kısmı yerli ve yabancı kaynaklardan hazırlanmıştır. Konuya ilişkin olarak, kütüphanelerden ve veri tabanlarından literatür taraması yapılarak gerekli kitap ve makaleler temin edilmiştir. Uygulama kısmında ise, psikolojik yanılsamalar, finansal okuryazarlık, risk tercihleri ve bilişsel yetenekler arasındaki ilişkiyi ölçmeye yönelik bir saha çalışması yapılmıştır. Yatırımcılara uygulanan anket çalışmasıyla, Türkiye?deki yatırımcıların finansal okuryazarlık ve bilişsel yetenek düzeylerindeki değişmelerin psikolojik önyargılar ve risk tercihleri ile olan ilişkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışma, giriş ve sonuç bölümleri hariç olmak üzere, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, finansal kararlarda etkili olan risk ve getiri kavramları ile finansal varlık ediniminde kullanılan teknikler ve rasyonaliteyi esas alan finans teorileri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, davranışsal finans ve psikolojik önyargılara ilişkin ayrıntılı bilgi verilmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise, finansal okuryazarlık ve bilişsel yeteneklere ilişkin açıklamalar yapılmış ve yatırımcılara yönelik yapılan anket çalışması ve bulguları anlatılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Davranışsal Finans, Beklenti Kuramı, Hevristikler, Finansal Okuryazarlık, Bilişsel Yetenekler

Beklenti kuramıBilişsel yetenekDavranışsal ekonomi+7
Durmuş Sezer
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00

Related subjects