Verimlilik analizi
56 theses under this subject heading
Bireysel emeklilik sistemi ve bireysel emeklilik hizmeti sunan şirketlerin etkinlik analizi
Türkiye'de Bireysel emeklilik sistemi, finansal sistem içerisinde ekonomiye uzun vadeli fon sağlamak ve kamu sosyal güvenlik sistemini tamamlamak için 2003 yılında faaliyete başlamıştır. Bu açıdan bireysel emeklilik sistemin etkinliği, ekonomik ve sosyal bakımdan önemlidir. Çalışmada 2006 ? 2008 yılları arasında, bireysel emeklilik sisteminde faaliyet gösteren bireysel emeklilik şirketlerinin etkinliği, ölçeğe göre değişken getiri varsayımı altında girdi odaklı DEA ve Malmquist toplam faktör verimlilik endeksi ile ölçülmüştür. Şirketlerin etkinliğinin araştırılmasıyla 3 girdi (Özsermaye, emeklilik faaliyetlerinden toplam borçlar ve emek) ve 2 çıktı (Emeklilik teknik gelir ve yatırım gelirleri) değişkeni kullanılmıştır. Analiz sonucunda bireysel emeklilik şirketlerinin etkinlikleri detaylı bir şekilde ortaya konulmuştur. Etkinsiz olan firmaların etkin olabilmeleri için politika önerilerinde bulunulmuştur. Ayrıca bu çalışmada, bireysel emeklilik sektöründe faaliyet gösteren birçok firmanın etkin olmasına rağmen, sektörün etkin olmadığı ve sektörün küresel mali krizden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.Bireysel emeklilik sisteminin, hem ekonomiye fon yaratan önemli bir kaynak olması, hem de bireylerin emeklilik dönemlerinde ek gelir elde ederek refah içerisinde yaşamalarına katkı sağlaması nedeniyle, finansal sistem içerisindeki payı artırılmalıdır.Anahtar Kelimeler: Özel Emeklilik, Bireysel Emeklilik Sistemi, Etkinlik, Verimlilik Veri Zarflama Analizi, Malmquist
Türkiye'deki katılım ve mevduat bankalarının etkinliklerinin veri zarflama analizi yöntemiyle karşılaştırılması
Bankacılık sistemi, paranın muhafaza edilmesi için güvenli bir ortam sağlanması, tedavüldeki paranın toplanması ve ödenmesi gibi işlemleri gerçekleştirmek, çek ve akreditif muameleleri yapmak, müşteri adına menkul kıymet alım satımı yapmak, kefalet ve teminat mektubu vermek, kiralık kasa hizmeti vermek, seyahat çeki ve kredi kartı gibi konularda danışmanlık yapmak, iş adamlarına banka referans mektubu vermek ve çeşitli faturaların tahsilini yapmak üzere faaliyet göstermektedir. Diğer yandan Dünya'da ve Türkiye'de bankacılık sektörü faizli sistem üzerine inşa edilmiştir. Faiz, İslam dinine göre haram (yasak) kılındığı için Dünya'da ve Türkiye'de Müslüman olan ve dini hassasiyetleri gözetenler faizli bankacılık sisteminden uzak kalmaktadır. Bu yüzden de bu tasarruf sahiplerinin ekonomiye aktarılması için dünyada ve ülkemizde faizsiz bankacılık kurumları yani Katılım Bankaları faaliyet göstermektedir. Görüldüğü üzere bankacılık sektörü, finansal sistemin en önemli aktörlerinden biridir. Bankacılık sektörünün etkinliği, ekonomik ve sosyal bakımdan önemlidir. Bu yüzden çalışmada 2006- 2009 yılları arasında, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren katılım bankaları ile özel sermayeli mevduat bankalarının etkinliği, ölçeğe göre değişken getiri varsayımı altında girdi odaklı VZA ve Malmquist toplam faktör verimlilik endeksi ile karşılaştırılmıştır. Bankaların etkinliğinin araştırılmasıyla 3 girdi (Mevduat / Toplanan Fonlar, Faiz Giderleri / Kâr Payı Giderleri ve Personel Giderleri) ve 3 çıktı (Krediler, Plasman Toplamı / Kullandırılan Fonlar, Faiz Gelirleri / Kâr Payı Gelirleri ve Net Ücret Gelirleri) değişkeni kullanılmıştır. Analiz sonucunda katılım bankaları ile özel sermayeli mevduat bankalarının etkinlikleri detaylı bir şekilde ortaya konulmuştur. Etkinsiz olan bankaların etkin olabilmeleri için politika önerilerinde bulunulmuştur. Ayrıca bu çalışmada, katılım bankalarının özel sermayeli mevduat bankalarına göre etkinlik anlamında daha başarılı bir performans gösterdiği tespit edilmiştir.Katılım bankalarının, ekonomiye en çokta reel sektöre fon yaratan önemli bir kaynak olmaları, aynı zamanda bireylerin dini hassasiyetlerini göz önünde alarak ülke üretiminin ve refahının artırılmasına katkı sağlamaları nedeniyle bankacılık sistemindeki payları arttırılmalıdır.Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Katılım Bankaları, Özel Sermayeli Mevduat Bankaları, Etkinlik, Verimlilik Veri Zarflama Analizi, Malmquist
Karşılatırmalı standart belirleme yöntemi ile ülkemizdeki hafif raylı sistemlerin karşılaştırılması
Kentsel toplu taşımada raylı sistemlere olan talep her geçen gün artmaktadır. Artan kent nüfusuna bağlı olarak insanların daha konforlu ve hızlı seyahat etme taleplerine karşılık verebilen raylı sistemler birçok kentin trafik sorununu çözmede öncelikli hale gelmiştir. Dolayısıyla, ortalama nüfusa sahip kentlerde tramvay ve metro arasındaki boşluğu dolduran hafif raylı sistemler bir çok kentimizin toplu taşıma ihtiyacını karşılayabilecektir.Bu çalışmada öncelikle kentsel toplu taşımada kullanılan raylı sistemlere değinilmiştir. Daha sonra, kentin ihtiyacına göre doğru raylı toplu taşıma sisteminin seçilmesi ve seçilen sistemin verimli kullanılması hedeflenmiştir. Ülkemizde aktif olarak işletilen hafif raylı sistemlerin Karşılaştırmalı Standart Belirleme Yöntemi kullanılarak ne kadar verimli kullanıldıkları belirlenmiştir. Ayrıca, ortalamanın altında kalan sistemlerin verimli çalışan diğer sistemlerin işletme politikalarını izleyerek performanslarını nasıl arttırabilecekleri tartışılmıştır.
Teori ve uygulamalar ışığında Tavşanlı tarımının verimlilik analizi
Günümüzde bilgi ve iletişim alanında tüm Dünyada ve Türkiye'de yaşanan gelişmeler, birçok alanda etkisini gösterdiği gibi tanm sektöründe de etkisini göstermiştir. Tanm sektöründe yaşanan teknolojik gelişmeler, tarımsal üretimde hem verimliliği hem de kaliteyi arttırmıştır. Söz konusu verimlilik artışına paralel olarak, tarım sektöründe artık bir uzmanlaşma yaşanmaktadır. İster gelişmiş ülkelerde, isterse gelişmekte olan ülkelerde olsun tanm sektörü, toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir unsurudur. Bir başka deyişle tarımsal ürünler temel ihtiyaç maddeleri olup, dünya ekonomisinde stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle ülkeler tanm ürünlerinde kalite ve verimliliği arttırarak, kendi kendine yeterli olma gayreti içindedirler. Bilim ve teknolojinin hızlı adımlarla ilerlediği günümüzde tanmsız bir ülke düşünülemez. Tanm sektörü ülkeler için en hassas sektörlerden biri olduğu için devlet desteğine muhtaç bir sektördür. ABD, AB Ülkeleri ve Japonya gibi gelişmiş ülkeler dahil tüm dünya ülkelerinde tanm sektörü, ülkelerin müdahaleci tutumlanna göre desteklenmektedir. Söz konusu açıklamalar ışığında bu çalışma üç bölüm halinde hazırlanmıştır. Birinci Bölümde öncelikle "Tarım Sektörü" teorik olarak incelenerek, "Tarımsal Verimlilik" kavramı üzerinde durulmuş, daha sonra "Tarımsal Gelişmenin Ekonomik Gelişmeye olan Katkıları" açıklanmıştır. İkinci Bölümde ise, "Teknolojik Gelişmeler Doğrultusunda Dünya'da ve Türkiye'de Uygulanan Tarım Politikaları" açıklanarak "Türkiye'de Tarım Sektörü'nün ve Devlet Tarafından Verilen Tarımsal Desteklerin önemi" üzerinde durulmuştur. Uygulama aşaması olan Üçüncü Bölümde ise, "Tavşanlı Tarımında Uygulanan Tarımsal Politikalar Işığında Tavşanlı Tarımının Verimlilik Analizi" istatistik! verilerle değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucu elde edilen veriler doğrultusunda,Tavşanlı Tarımında Verimliliği Arttırmaya Yönelik Çözüm Önerileri geliştirilmiştir.
İşletmelerde verimlilik ölçümünde alan lawlor modeli ve modelin Emet Bor işletmesinde bir uygulama örneği
Toplumların az gelismislikten çağdas uygarlık düzeyine yükselmesi ve bu yolda öncülük yapabilmesi için gerekli kosullardan biri doğanın tüm kaynaklarını daha etkin bir sekilde değerlendirip bu kolaylıklardan maksimum düzeyde yararlanmanın yollarını arastırmaktır. Ülkelerin gelisiminde rol oynayan önemli faktörlerden biride doğal kaynaklardır. Gelismis ülkeler hem doğal kaynaklara hem de diğer üretim faktörlerine gereken önemi verip, bunların tam kapasite ile çalısmalarını sağlayarak kalkınmalarını gerçeklestirmislerdir. ?sletmelerin uluslararası pazarlarda ya da ulusal pazarlarda rekabet gücünü etkileyen ve küresellesen bu pazarlarla entegrasyonu ancak genel verimlilik düzeylerini arttırmaları ve rakip firmalara karsı maliyet üstünlüğünü elde etmeleri ile sağlanabilir. Ülkelerin geleceğe yönelik ekonomik planlarında verimlilik önemli bir faktördür. Kıt kaynakların tam ve etkin kullanılamaması, tüm ekonomilerin çözmek zorunda olduğu önemli bir sorundur. Türkiye'yi güçlendirmek ve rekabet gücünü arttırmak için en önemli etken isletmelerin verimliliğini arttırmaktır. Ancak isletmelerin verimlilik düzeylerinin tespiti ve gelistirme çalısmalarının yapılabilmesinin temel noktasını verimlilik ölçümlerinin yapılması olusturmaktadır. Çünkü ölçümü yapılmayan bir seyin tespit edilmesi ve gelistirilmesinin söz konusu olmadığı açıktır.
Türk bankacılık sisteminde kamusal sermayeli bankaların karşılaştırmalı etkinlik analizi: 2008-2017 dönemi değerlendirmesi
Günümüzde Türk bankacılık sektörü, finans piyasasının en önemli dinamiği ve ülke ekonomisinin en önemli yapı taşlarındandır. 2018 itibariyle 34 mevduat bankasının faaliyet gösterdiği sektör, aktif büyüklüğü ile 3 trilyon TL'yi aşarak önemli seviyelere ulaşmıştır. Kamusal sermayeli bankalar da gerek ulaştıkları rakamsal büyüklükler, gerekse ülke için büyük projelerin hayata geçirilmesinde üstlendiği sorumluluklar kapsamında Türk bankacılık sektörü ve ülke açısından önemli roller üstlenmektedir. Farklı formlar altında olsa da Cumhuriyet öncesi dönemden bugüne varolan Ziraatbank, Cumhuriyetin ilanından sonra 1933'te kurulan Halkbank ve 1954'ten bu yana sektörde yer alan Vakıfbank, günümüzde Türk bankacılık sektöründe kamu sermayeli olarak faaliyet gösteren 3 bankadır. Günümüzde Ziraatbank, Halkbank ve Vakıfbank'ın aktif büyüklüğü toplamı bankacılık sektörünün 1/3'üne tekabül etmektedir. Çalışma, Türk bankacılık sektöründe kamusal sermayeli bankaların etkinliklerinin karşılaştırılması amacıyla gerçekleştirilmiş olup, bu kapsamda 2008-2017 dönemleri arasında kamusal sermayeli bankaların etkinlik analizleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş, yöntem olarak veri zarflama analizi kullanılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de bankacılık sektörünün gelişimi ve günümüzdeki mevcut yapısı tarihsel süreci çerçevesinde Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemlerde ele alınmıştır. İkinci bölümde Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren banka türleri açıklanmış ve mevduat bankacılığına ait mevduat, kredi, özkaynak, aktif kalemleri gibi bazı göstergeler grafikler eşliğinde değerlendirilerek yorumlanmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise etkinlik ölçümünde kullanılan farklı yöntemler açıklanarak, çalışmada kullanılan veri zarflama analizinin detayları verilmiş ve uygulama bölümüne geçilmiştir. Kullanılan veriler kapsamında ele alınan yıllardaki analiz sonuçları değerlendirildiğinde Vakıfbank; Ziraatbank ve Halkbank'a göre daha etkin bir skor düzeyine ulaşmıştır. Vakıfbank ele alınan yılların tamamında, Ziraatbank 2008 ve 2016, 2017 yıllarında, Halkbank ise 2013, 2016 ve 2017 yıllarında tam etkinlik düzeyine ulaşmıştır.
Gediz havzası sulamalarında etkinlik analizi
Tarımsal üretimi artırmak için sadece sulanan alanların miktarının arttırılması değil, sulama etkinliğinin arttırılması ve hatta kısıtlı su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının sağlanması da büyük önem taşımaktadır. Dolayısı ile mevcut sulamalarda sulama etkinliğinin değerlendirilmesi gerekir. Bir karar biriminin göreli etkinliğini belirlemek için bir doğrusal programlama tekniği olan Veri Zarflama Analizi (VZA) kullanımı sayesinde, bir sulama bölgesinde suyun verimli kullanılıp kullanılmadığına karar vermek mümkündür.Bu çalışmada, 110 000 ha sulama alanına sahip Gediz Havzası'nda bulunan Ahmetli, Salihli ve Menemen Sulamalarında etkinlik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, Aşağı Gediz Havzasında yer alan bu sulamaları işleten toplam 10 adet sulama birliği değerlendirilmiştir. Tarımsal sulamada kullanılan su miktarı (m3) ile sulanan alanın büyüklüğünü (ha) girdi, yıllık toplam üretim değerini (TL) ise çıktı olarak kabul eden girdi yönlü bir VZA modeli sayesinde değerlendirmeler tamamlanmıştır. Analizlerde, EMS (Efficiency Measurement System) bilgisayar yazılımı kullanılmıştır.Analizler 2009-2011 yıllarını kapsayan 3 yıllık veriler eşliğinde yapılmış, böylelikle etkinlik skorlarının yıllar boyunca değişimi incelenmiştir. Sonuç olarak, 2009-2011 yılları arasında havzada bulunan etkin sulama birliği sayısının 3 den 6 ya yükseldiği, ancak Gediz, Mesir ve Salihli Sağ Sahil Sulama Birliklerinin düşük olan etkinliklerini arttıramadıkları belirlenmiştir. Etkin olarak çalışmadığı tespit edilen sulamalarda, etkinliği azaltıcı muhtemel sebepler incelenmiş, mevcut üretim değerine ulaşabilecekleri sulama suyu ve sulama alan miktarları sayısal değerlerle ortaya konmuştur.
Verimlilik ve bir plastik enjeksiyon işletmesindeki uygulamaların incelenmesi
Teknolojideki gelişmelerin yardımıyla daha net bir şekilde ortaya çıkan rekabetçi ticari ortamda ayakta kalabilmek ve devamlılığını sürdürebilmek için işletmelerin en çok dikkat etmesi gereken konu ?verimlilik?tir. Verimlilik, ölçülebilir bir kavramdır. Özellikle rakip işletmelerle rekabet edebilmek için de işletmedeki verimlilik kontrol edilebilir, yönlendirilebilir olmalıdır. Genel bir ifade ile verimlilik, bir üretim ya da hizmet sisteminin ürettiği çıktı ile bu çıktıyı yaratmak için kullanılan girdi arasındaki ilişkidir. Bu nedenle verimlilik, çeşitli mal ve hizmetlerin üretimindeki kaynakların verimli kullanımıdır. Verimliliği artırmanın başlıca yollarından biri, örgütlenme ve yönetimde gelişmeler sağlamaktır. Amaçların ve bu amaçlara ulaşmada kullanılacak araçların belirlenmesinde, yerleşme planında, malzeme taşınmasında, üretim planlamasında, aktif ve pasif varlıkların yönetilmesinde, nihayet insan yönetiminde başarı gösteren bir kuruluş verimlilik düzeyini hızla yükseltiyor. Bu çalışmada bir plastik enjeksiyon işletmesi olan DEMOTEK PLASTİK A.Ş.'DEKİ uygulamalar incelenmiş verimliliğe etki eden kayıplar üzerinde durulmuştur. Bu sayede verimliliğin ve verimlilik çalışmalarının işletmeler için ne kadar önemli olduğu bir kez daha görülmüştür.
Ege bölgesi orman işletmelerinin etkinlik düzeylerinin değerlendirilmesi
Araştırmada, Ege Bölgesi'nde bulunan 26 orman işletme müdürlüğünün 2005?2007 yıllarına ait faaliyetleri esas alınarak klasik ve bulanık veri zarflama analizi (VZA) teknikleri ile etkinlik düzeyleri değerlendirilmiştir.Öncelikle orman işletmelerinin büyüklüğü, istihdamı, orman koruma ve orman yangınlarıyla mücadele durumları, odun üretimi miktarları, silvikültürel müdahaleleri, satış miktarları, gider ve gelirleri gibi faaliyetleri 2005?2007 yılları için değerlendirilerek önemli bulunan 40 girdi ve 24 çıktı olmak üzere toplam 64 değişken saptanmıştır. Bu değişkenlerden yararlanılarak Charnes ve diğerleri (1978) tarafından önerildiği gibi girdiye yönelik olarak geliştirilen 25 adet model hem klasik, hem de bulanık veri zarflama analizi tekniği ile çözülmüştür.Klasik VZA çözümleri ile Ege Bölgesi Orman İşletmeleri'nin etkinlik değerleri belirlenmiş ve her bir karar veya faaliyette etkin bulunmayan orman işletmelerinin etkin olması için girdi ve çıktıların bulunması gereken düzeyleri belirlenmiştir.Bulanık VZA çözümleri aralık veriler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, üçgen üyelik fonksiyonu temelinde alt, merkezi ve üst sınırlar tanımlanarak bulanık veriler oluşturulmuştur. Bu veriler, Zimmermann (1991)'nın ? kesme kümeleri yaklaşımı dikkate alınarak, aralık verilere dönüştürülmüştür. Böylece, bulanık VZA yaklaşımı ile üç farklı ? kesim düzeyinde (0,30, 0,50 ve 0,70) alt ve üst sınır etkinlik değerleri elde edilmiştir. Daha sonra, minimaks pişmanlık yaklaşımı ile etkin olmayan orman işletmeleri, en iyiden en kötüye doğru sıralanmıştır.Anahtar Kelimeler : Orman İşletmesi, Etkinlik, Bulanık Veri Zarflama Analizi, IDEA, Ege Bölgesi.
Türkiye ekonomisinde bankacılık sektörünün verimlilik sorunları ve çözüm önerileri
Bir ekonominin merkezini oluşturan bankalar, temelde fon fazlası olanlardan fon açığı olanlar arasında aracılık görevini yerine getiren en önemli finansal kurumlardır. Bu nedenle bankacılık sektöründe karşılaşılabilecek bir sorun, ekonominin tümünü olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu açıdan bakıldığında, geçmişte önemli krizler atlatmış olan bankacılık sektörünün hem genel olarak, hem de banka bazında etkinliğinin ve verimliliğinin ölçülmesinin finansal sistemin sağlıklı olup olmadığının anlaşılması bakımından önemli olduğu tartışmasızdır. Son yıllarda bir yandan artan rekabet koşulları ve diğer yandan yabancı bankaların yoğun bir şekilde sektöre girişleri nedeniyle verimlilik ve etkinlik araştırmaları da daha fazla gündeme gelmeye başlamıştır.Bu çalışmada; Türkiye'de faaliyet gösteren ticari bankaların karşılaştığı sorunların yanı sıra bankaların verimlilikleri ve etkinlikleri incelenerek etkinlik dereceleri ve verimsizliklerinin kaynakları üzerinde durulmuştur.2001-2008 yılları arasında ülkemizdeki ticari bankaların verimliliklerinin incelenmesi sonucunda, genel olarak kamusal sermayeli ve büyük ölçekli bankaların diğer bankalara göre teknik etkinlik açısından daha verimli oldukları, ölçek büyüdükçe banka etkinliğinin arttığı ortaya konulmuştur. Bu durumda küçük ölçekli bankaların ölçek sorunu ile karşı karşıya kaldıkları anlaşılmaktadır.Bankaların verimliliklerinde meydana gelen değişimi ve bu değişimin kaynaklarını araştırmak amacıyla uygulanan Malmquist toplam faktör verimliliği endeksi analizi, banka verimliliklerinin özellikle 2005 yılından sonra attığını ve bunda da teknolojik gelişmenin belirleyici olduğunu göstermektedir.Çalışmada ayrıca birden çok bağımlı ve birden çok bağımsız değişken arasındaki ilişkinin yapısını ortaya koymak amacıyla kanonik korelasyon analizi de yapılmıştır.
TPAO Genel Müdürlüğü'nce 2008-2010 yılları arasında açılmış olan kuyuların etkinlik ve verimlilik analizi
Bu tez çalışmasında; 2008-2010 yılları arasında, Türkiye'deki kara alanlarında, TPAO Genel Müdürlüğü tarafından açılmış olan toplam 94 üretim kuyusunun etkinlik ve verimliliği Veri Zarflama Analizi (VZA) kullanılarak test edilmiştir. Çalışmada; kuyunun sondaj süresi, kuyunun metrajı ve kuyu maliyeti girdi, kuyudan elde edilen üretim miktarı ve toplam üretim yapılan gün sayısı ise çıktı olarak analize alınmıştır. Çalışmanın temel amacı minimum maliyet ve girdileri kullanmak sureti ile göreceli etkinliği yakalayan kuyuları tespit etmek ve bu kuyuları gelecekte bir projeksiyon olarak dikkate almaktır.Bu çalışmanın literatüre katkısı; Türkiye için ilk kez petrol ve doğalgaz kuyularının etkinlik ve verimliğinin incelenmesidir. Çalışmada girdi yönelimli VZA; hem CCR, hem de BCC analizleri kullanılarak uygulanmıştır. Analizin uygulanmasında ise EMS yazılımından yararlanılmıştır.Bulgularımıza göre; yıl içerisinde açılan üretim kuyularının CCR analizine göre ortalama %17'si, BCC analizine göre ise ortalama %37'si nispi olarak etkin çıkmıştır. Üç yılın toplu analiz sonuçlarına göre ise; CCR analizine göre üretim kuyularının ortalama %9'u, BCC analizine göre ise ortalama %18'i nispi olarak etkin çıkmıştır. Genellikle yüksek rezerve sahip sahalarda açılan kuyular, istisnai olarak ise üretim elde edilemeyerek erken terk etme kararı alınan üretim kuyularının etkin çıktığı görülmüştür. Etkin çıkan kuyuların genel özelliklerine baktığımızda; sondaj derinliği ortalama 1300-1500 metre, sondaj süresi 15-25 gün, maliyetleri ortalama 300.000-800.000 USD arasında olan ve petrol üretim miktarları genellikle 50.000 varili geçmeyen kuyular olduğu gözlenmektedir.
Sediment çökeltim havuzları, tuzaklama verimliliği ve Türkiye'deki uygulamaları
Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yaygın olarak uygulanmakta olan açık kanal şebekeleri yerine basınçlı borulu sulama şebekelerinin kullanımı gündeme gelmiştir. Bu sisteme geçerken ekonomik olarak mevcut açık kanal sulama şebekelerinden yararlanabilmek için akımda bulunan rusubatın borulu sistemin gerektirdiği seviyelere azaltılması gerekmektedir. Bunun için borulu sisteme geçiş yapılacak şebekelerde mevcut çökeltim havuzlarının tuzaklama verimliklerinin yeniden tespiti ve değerlendirilmesi lazımdır. Bu çalışma kapsamında literatürde çökeltim havuzları tuzaklama verimliliğinin belirlenmesi için geliştirilmiş olan çeşitli formüller incelenmiş, Türkiye'de açık kanal sulama şebekelerinde yer alan iki çökeltim havuzunda akımda taşınan rusubat ölçümleri yapılmış ve bunların tuzaklama verimlilikleri hesaplanmıştır. Ölçümlerden ve literatürdeki yaklaşımlardan elde edilmiş tuzaklama verimlilikleri karşılaştırılmıştır. Literatürdeki bağıntıların ölçüm değerlerinden elde edilen verimliliklerden çok farklı değerler verdiği belirlenmiştir. Bunun nedeninin ise arazide heterojen yapıda daha ince danelerin olması, akımın türbülanslı olması, akım hızının üniform olmayışı, işletim sırasında havuz tabanında biriken sedimentin akım derinliği, hız dağılımı gibi büyüklükleri etkilemesi, kesit şeklinin pratikte basit dikdörtgen kesitten az da olsa farklı olması ve havuz uzunluğu ile akım derinliği arasındaki oranın verimliliği etkilemesi şeklinde olduğu gözlemlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Çökeltim havuzu, çökelme hızı, sediment depolanması, tuzaklama verimliliği
KOSGEB destekleri kapsamında KOSGEB il müdürlüklerinin verimlilik analizi
Gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede işletmelerin yaklaşık % 99'u küçük ve orta boy işletmelerden (KOBİ) oluşmaktadır. KOBİ'lerin ekonomideki sayısal ağılığına rağmen istihdam hacmi, ihracat düzeyi, katma değer yaratımı ve yatırım alanlarındaki payları ise nispeten düşüktür. KOBİ'lerin ekonomideki ağırlığına rağmen söz konusu göstergelerdeki değerlerinin düşük olması, geliştirilmelerine ve desteklenmelerine yönelik uygulamalara duyulan ihtiyacı arttırmıştır. Ülkemizde KOBİ politikalarının hayat bulduğu kurumların başında Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) gelmektedir. KOSGEB, KOBİ'lerin desteklenmesine yönelik destek programları oluşturmaktadır. Oluşturulan destek programları ile KOBİ'lerin payını ve etkinliğini artırmak, rekabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek, ekonomik gelişmelere uygun bir şekilde sanayide entegrasyonu gerçekleştirmek, ihracattaki paylarını artırmak, araştırma-geliştirme, yenilik ve işbirliği faaliyetlerini desteklemek ve girişimcilik kültürünü geliştirmek hedeflenmektedir. Bu destek mekanizmaları, ülke genelinde yaygın teşkilat ağı ile (81 ilde 92 müdürlükle), sağlanan destekler tüm girişimcilere ve KOBİ'lere ulaştırılmaktadır. KOSGEB tarafından verilen desteklerden KOBİ'lerin ne oranda yararlanabildiği, onların ticari gelişimine nasıl katkı sağladığının yanı sıra; KOSGEB il müdürlüklerinin de göreli performansları, desteklerinin etkinliğinin ölçülmesi bakımından önem arz etmektedir. Bu kapsamda yapılan tez araştırması, KOSGEB il müdürlüklerinin destek bazlı performanslarının belirlenmesi ve görece etkin olmayan il müdürlüklerinin etkin düzeye gelebilmelerine yönelik politik argümanların belirlenmesini amaçlamaktadır.
Performance analysis of real estate investment trust: Example of Turkey
Because of the rise seen in the market construction and real estate sector in Turkey to prepare the legal aspects of the infrastructure and the steps taken for the real estate appraisal real estate appraisal it has gained a great importance too. With the adoption of International Valuation Standards, it is aimed to make the valuation in a healthier way, to create a corporate real estate finance system, to make the real estate value properly and to contribute to the formation of the stocks in a correct and healthy manner. The interest in the Real Estate Investment Trusts sector has increased considerably in order to improve the real estate sector in recent years. Real Estate Investment Trusts; It is the whole of the partnerships that provide the necessary capital for the financing of the real estates investing in the capital market instruments. Investors receive a certain amount of shares from the portfolios. This allows investors to invest in commercial real estate projects with their limited capital and to take a sample from the benefits benefited from these projects. For this reason, Real Estate Investment Trusts are an important tool for protecting investors against inflation.
İMKB' ye kote olan bankaların etkinlik analizleri
Dayanıklı ve güçlü bir ekonominin varlığı, sağlıklı çalışan ve büyüyen finans sistemi ile mümkündür. Türkiye'de, finansal sektörün temelini bankacılık sistemi oluşturmaktadır. Yapılan çalışmada iki amaç hedeflenmiştir. Öncelikle Türkiye' de bankacılık sektörü içinde faaliyet gösteren 32 adet ticaret bankasının Aralık 2006 ve Eylül 2009 dönemleri içerisinde üçer aylık bilanço dönemleri bazında Veri Zarflama Analizi (VZA) ile sermaye yapılarına ve ölçek büyüklüklerine göre etkinlik analizi yapılmıştır. Daha sonra bu bankalar içinden İMKB' ye kote olanlar için hisse senedi piyasasına açılmanın etkinlik ve verimlilik üzerine nasıl bir etki yaratacağı incelenmiştir. Ayrıca etkin bulunmayan banka yönetimlerine yol göstermesi amacıyla Potansiyel İyileştirme Analizi yapılmıştır.
Veri zarflama analizi ve çapraz etkinlik
Etkinlik Analizi, çoklu girdi ve çıktıya sahip eş karar verme birimlerinin göreli etkinliklerini karşılaştırmak ve ölçmek için yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Etkinlik Analizinin yaygın kullanımına karşın, bazı sakıncaları mevcuttur. Bu sakıncalardan en çok bilineni gerçekçi olmayan ağırlık dağılımıdır. Gerçekçi olmayan ağırlık dağılımı, girdi ve çıktı ağırlıklarına, mantıksız ve istenmeyen bir durum olmasına karşın uç değerlerin veya sıfır değerinin atanması sonucu, hesaplanan karar verme biriminin etkin olarak değerlendirildiği durumlarda ortaya çıkar. Uç ağırlıklara sahip karar verme birimleri potansiyel ?false positive? adaylarıdır.
Bankalarda faiz ? gelir ve giderlerinin analizi ve örnek uygulama
Kalkınmakta olan ülkelerde finansal kurumlar yeterli ölçüde gelişmemiş olduğundan, Bankacılık sektörü finansal sistemimizin temel taşlarını oluşturur. Bankacılığın günümüzdeki temel işlevleri ise aracılık etmek, kaynaklara akıcılık sağlamak, kaynak kullanımını iyileştirmek, kısa süreli ufak fonları uzun süreli fonlar haline dönüştürmektir.Son yıllarda kalkınmakta olan ülkelerdeki siyasi istikrarsızlıkların, faiz oranları üzerinde son derece etkili olması, piyasadaki yoğun rekabetin kar marjlarını daraltması, sistem üzerinde disfonksiyonel etkiler oluşturmuştur. Bu etkilerin giderilmesini teminen iyi bir fiyatlama stratejisi etkili bir kaynak maliyeti hesabının yapılmasını zorunlu kılmıştır.Bazı temel kavramların açıklanması suretiyle uygulamaya yönelik bir kaynak maliyetini hesaplama ve kullanım geliri ile karşılaştırma ve bunun sonucuna göre hedefler belirleme amacını güden bu tezin birinci bölümünde; teorik ve pratik bilgilere yer verilmiş, kaynak kullanım yönetiminin temel kavramları, zorunlu yükümlülükler, kaynak maliyeti, kullanım gelirleri ve yönetim giderleri ele alınmış, ikinci bölümünde pilot seçilen bir ilçede kaynak kullanım optimizasyon tekniği ve örnek bir uygulamaya yer verilmiştir. Üçüncü bölümünde ise, kaynak kullanım optimizasyon tekniği kullanılarak bir banka işletmesinin bir ildeki merkez şubesine ilişkin genel örnek uygulamaya yer verilmiş ve merkez şubenin verilerinin incelenmesi sonucunda yapılan değerlendirmeler ile sonuçlandırılan bu tezdeki hedef, bu metod kullanılarak banka işletmelerinin karlı ve verimli çalışabilmesi için stratejiler belirlemektir.Anahtar Kelimeler:1.Mevduat2.Müşavir3.Kredi4.Sektör5.Ülke
Etkinlik analizindeki ağırlık dağılımını geliştirmek için bir öncelikli doğrusal hedef programlama yaklaşımı
Etkinlik Analizi, çoklu girdi ve çıktıya sahip eş karar verme birimlerinin göreli etkinliklerini karşılaştırmak ve ölçmek için yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Etkinlik Analizinin yaygın kullanımına karşın, bazı sakıncaları mevcuttur. Bu sakıncalardan en çok bilineni gerçekçi olmayan ağırlık dağılımıdır. Gerçekçi olmayan ağırlık dağılımı, girdi ve çıktı ağırlıklarına, mantıksız ve istenmeyen bir durum olmasına karşın uç değerlerin veya sıfır değerinin atanması sonucu, hesaplanan karar verme biriminin etkin olarak değerlendirildiği durumlarda ortaya çıkar. Uç ağırlıklara sahip karar verme birimleri potansiyel ?false positive? adaylarıdır. Ağırlık dağılımını geliştirmek için önerilen Çok Kriterli Etkinlik Analizi modelinin Öncelikli Doğrusal Hedef Programlama ile çözülmesi, yeni ağırlık kısıtları eklemeden, hakkında ön bilgi olmaksızın daha homojen girdi ve çıktı ağırlık dağılımı vermektedir.
Sağlık Bakanlığı hastanelerinde karlılık-verimlilik analizleri ve değerlendirilmesi
Enstitüsü İşletme Ana Bilim Dalı Hastane İşletmeciliği Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2009. Hangi sektör olursa olsun kaynakların kıt olması nedeniyle en verimli olacak şekilde kullanılma zorunluluğu vardır. Sağlık sektörü de sunulan hizmetin özelliği ve hızla değişen ve gelişen imkanlar nedeniyle yüksek oranda kaynak kullanımının gerçekleştiği bir alan haline gelmiştir. Özellikle toplumun beklenti düzeyinin sürekli olarak artış gösterdiği sağlık sektöründe en kaliteli hizmetin en verimli şekilde sunulması büyük önem arz etmektedir.Ülkemizde sağlık hizmeti sunumunda en büyük paya sahip olan Sağlık Bakanlığı hastanelerinin performanslarının ölçümü ve buna göre yapılması gereken iyileştirmelerin tespiti kaynakların verimli kullanımı için temel şarttır. Bu amaçla hastanelerde ve hastane birimlerinde etkinlik ölçümü yapılarak hem hastanenin genel bazda hem de birimsel bazda değerlendirilmesi yapılmıştır. Böylece tüm düzeydeki yönetim kadrolarına performansları ve performans iyileştirmeleri hakkında finansal bilgi verilmesi sağlanmıştır.Etkinlik ölçümü için birden fazla girdi ve çıktıyı işleyerek karar birimlerinin göreli etkinliğini ölçebilen Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. VZA tekniği, girdilerin yani kaynakların verimli bir şekilde kullanılarak sunulan hizmeti referans alması amaçlanmış, bu nedenle de girdi yönelimli olarak model çalıştırılmıştır.Bu çalışma ile Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ve hastane birimlerinde etkinlik ve karlılık ölçümleri yapılmıştır. Özellikle hastane birimlerinin de çalışma kapsamında olması hastane yöneticileri için yol gösterici olacağı düşünülmüştür. Bu amaçla 2007 yılı verileri kullanılarak 21 adet farklı birimde 5 finansal girdi ve 1 finansal çıktı değişkeni kullanılarak etkinlik ölçümü yapılmış aynı zamanda karlılık/zararlılık değerleri de değerlendirilmiştir. Çıkan sonuçlara göre etkin olmayan her birim için hangi kaynakta ne kadar iyileştirme yapmaları gerektiği tanımlanmış ve karlılıkları üzerine etkileri de belirtilmiştir.Çalışma kapsamında olan 16 hastane bazında toplam 13,43% oranında atıl harcama yapıldığı tespit edilmiş ve yine hastanelerin karlılık/zararlılık değerlerine bakıldığında gelir-gider dengesinde başabaş noktasına ulaşmak için 10,43% oranında giderlerini azaltmaları gerektiği sonucu ortaya çıkmıştır.Yukarıda söylenenlerle birlikte hastanelerin sosyal sorumluluğunun karlılıklarından daha öncelikli olması gerektiği sunulan hizmetin özelliği gereği aşikardır. Ancak bu durum hastanelerin kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılmaması anlamına gelmemelidir. Son olarak hastane performansının ölçümünde finansal verilerin yanında finansal olmayan verilerin de kullanılması hastane performansının belirlemede daha doğru sonuçlar vereceği düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler1.Veri Zarflama Analizi2.Hastaneler3.Verimlilik4.Karlılık5.Performans Ölçümü.
Stokastik sınır yaklaşımı ile 22 ana sektör itibariyle Türk imalat sanayii'nde verimlilik araştırması
İmalat sanayi, bir çok araştırmaya konu olmuştur. Türk imalat sanayi, Cumhuriyet dönemiyle başlayan yapılanmasına 1980'lerde başlayan ?Dışa Açılma? dönemine geçişle yeni bir şekil almıştır.1980'li yıllarda, ?ithal ikameci? olarak adlandırılan sanayileşme politikaları terk edilmiş ve ?ihracata yönelik sanayileşme? dönemine girilmiştir. Bu dönemin başlangıcıyla imalat sanayi dinamik bir yapıya kavuşmuştur.Üretim için verimlilik ve etkinlik önemli kavramlardır. Girdilerin çıktılara oranı, girdilerin ne derecede iyi biçimde kullanıldığı ve kaynak kullanımında gerçekleşen performansı bu kavramlarla ölçülmektedir. Bu ölçümlemeler yapılırken birden fazla analiz yöntemi kullanılabilir. Bu yöntemlerden bir tanesi de ?Stokastik Sınır Yaklaşımı?'dır.Türk İmalat Sanayi'sinin verimlilik ve etkinlik ölçümleri için 22 ana sektör belirlenmiştir. Kapasite kullanım oranı, üretim endeksi ve çalışan endeksi değişkenleri kullanılarak Cobb-Douglas üretim fonksiyonu oluşturulmuştur. Bu model Frontier 4.1 programında hem yatay kesit modeli hem de panel veri modeli? kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda , hem yatay kesit modeline hem de panel veri modeli' ne göre etkinliğini en çok arttıran sektör ?Diğer Ulaşım Araçları İmalat Sanayi?sidir.
Hidroelektrik santrallerinde enerji verimliliğine türbinin etkisi
Her geçen gün artan enerji ihtiyacını karşılamak için güçlü enerji politikalarına ihtiyaç bulunmaktadır. Dünya, enerji ihtiyacını karşılamak için yıllardır fosil yakıtları kullanmaktadır. Ancak bu kaynakların zararlı olması, yakın tarihte tükeneceğinin öngörülmesi gibi sebepler, yenilenebilir enerji ve verimlilik çalışmalarını ülkeler için öncelik haline getirmiştir. Hidroelektrik santralleri yenilenebilir enerji kaynakları arasında gösterilmektedir ve bu santrallerin verimlilikleri de yüksektir. Ancak zaman içerisinde yaşanan yıpranmalar santrallerde performans ve verimlilik düşüşlere neden olmaktadır. Santral verimliliğini etkileyen en önemli faktör ise türbindir. Santrallerde yapılacak olan saha performans testleri ile teçhizatın mevcut durumu sağlıklı bir şekilde görülebilir, verim izleme sistemi ile ünite, generatör, türbin, santral verimleri anlık olarak izlenebilir. Böylece teçhizatlara gerekli müdahaleler zamanında yapılabilir, performanstaki düşüşlerin önüne geçilebilir. Bu çalışmada, Hidroelektrik Santrallerinde Enerji Verimliliğine Türbinin Etkisini tespit etmek için Alpaslan-1 HES'te verim izleme sistemi kurulmuş, boya seyreltme ile debi ölçüm metodu ve Winter-Kennedy metodu kullanılarak türbin saha performans testleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan testlerde türbin veriminde %3,5 oranın da bir kaybın olduğu tespit edilmiştir.
Mühendislik fakültelerinin tercih edilebilirliklerinin ve etkinliklerinin AHP, VZA ve VZA-AHP bütünleşik yöntemleri ile değerlendirilmesi
Üniversite eğitimi, kişinin kendini geliştirmesinde en etkili olan süreçlerdendir. Bu sebeple yükseköğretim kurumlarının eğitim etkinliğinin araştırılması ve buna yönelik çalışmaların arttırılması gerekmektedir. Bir eğitim kurumunun etkinliğini etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. Birden fazla ölçütün dikkate alındığı, çok girdi ve çok çıktının olduğu bu ve benzeri süreçlerde etkinlik analizi yapmak araştırmacının işini zorlaştırabilmektedir. Bu yüzden literatürde araştırmacılara destek olabilecek yöntemler mevcuttur. Türkiye'de 1992 yılından beri var olan 12 üniversitenin mühendislik fakültesi bazında etkinliğini değerlendirmek amacı ile gerçekleştirilen bu çalışmada, en çok tercih edilen Çok Ölçütlü Karar Verme Yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve etkinlik değerlendirme yöntemlerinden Veri Zarflama Analizi (VZA) kullanılmıştır. Çalışmada, üniversitelerin web sitelerinden ve University Ranking by Academic (URAP) resmi sitesinden elde edilmiş 2019-2020 eğitim yılı verileri kullanılmıştır. Çalışma kapsamında olan üniversitelerin mühendislik fakülteleri, üç ana ve 11 alt kriter göz önünde bulundurularak, AHP ile üniversitelerin tercih edilebilirlik sıralaması elde edilmiştir. Ayrıca, AHP'de yer alan aynı kriterler kullanılarak VZA ile üniversitelerin etkinlik değerleri hesaplanmıştır. Etkinlik düzeyinin ölçülmesinde bu kriterlerin sekizi girdi, üçü çıktı değişkeni olarak belirlenmiştir. Etkin olmayan birimler ve bu birimlerin etkin olmak için referans alabileceği üniversite grupları belirlenmiştir. Etkinlik analizinde kullanılan bir diğer yöntem olan Veri Zarflama Analitik Hiyerarşi Prosesi (VZAHP) ile analiz tekrarlanmış ve bu iki yöntemin sonuçları karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak; etkin çıkmayan üniversitenin, etkin olabilmesi için hedef değerleri belirlenmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çok Ölçütlü Karar Verme, AHP, Türkiye'de Mühendislik Eğitimi, VZA, VZAHP, Etkinlik Analizi
Toplam etkinlik ve veri zarflama analizi üzerine karşılaştırmalı yaklaşımlar ve bir uygulama
142 ÖZET Etkinliğin ve verimliliğin güncelliğini yitirmeyen sorunların başında gelmesi, bunların ölçülmesi alanında gelişmeler yaşanmasına neden olmuş ve bu konuda birçok çalışma yapılmıştır. Veri zarflama analizi kullanılan etkinlik ölçüm yöntemlerinden biridir. VZA'nın diğer bazı etkinlik ölçüm yöntemlerine göre daha olumlu görünen yönler içermesi ve yapılan çalışmalardan olumlu sonuçlar alınması, bu yöntemin tüm uygulamalarda başarılı sonuçlar vereceğinin garantisi değildir. Yapılan incelemeler sonucunda VZA tekniğinin uygulanmasında dikkat edilmesi gereken bazı noktalar olduğu tespit edilmiştir. Veri zarflama analizi uygulamalarında girdi ve çıktı değişkenlerinin belirlenmesi, karar birimlerinden oluşan gözlem kümesinin seçilmesi kilit noktalardır. Etkili yorumların yapılabilmesi ve Veri zarflama analizi'nin sonuçlarının yöneticiler ve diğer birimler tarafından kabul görmesi açısından, girdi-çıktı değişkenlerinin ve karar birimlerinin seçimi ve sayısı son derece önemlidir. Hiç kuşkusuz, üretim sürecini iyi bir şekilde simgelemeyen bir girdi- çıktı modeli sonucu elde edilecek etkinlik ölçütleri de son derece sağlıksız olacaktır. Etkinlik ölçümünde, üretim biriminin neyi ölçmeyi hedeflediğinin ortaya açıkça konması gerekir. VZA uygulamalarında da amaçların açıkça belirtilmesiyle uygun VZA modeli seçilerek etkinlik ölçümü yapılmalıdır. Aksi taktirde, yanlış model seçimiyle ulaşılan sonuçlar da farklılaşacak, belki de etkinlik ölçümü doğru sonuçları vermeyecektir. İncelenen bazı VZA çalışmalarında tek dönemlik ölçümlerin yapıldığı ve sonuçların bu ölçümlere paralel olarak eksik yorumlandığı tespit edilmiştir. Potansiyel iyileştirme sürecinde karşılaşılan teorik eksiklikler ve VZA modellerinin çözümünde girdi - çıktı değişkenlerine atanan ağırlıkların seçimindeki serbestlik dikkati çeken diğer noktalardır. Ayrıca VZA143 modelerinin çözümü aşamasında farklı yazılım programlarıyla kullanıldığında farklı sonuçlara ulaşılabileceği görülmüştür. Bu eksikliklerin belirlenmesiyle beraber VZA'nın uygulandığı çalışmalarda, karar vericinin amaçları doğrultusunda VZA modelleri üzerinde yapabileceği değişiklikler ile sonuçları yönlendirilebileceği tespit edilmiştir. Bu araştırmanın temel amacı, VZA tekniğinin uygulanmasında dikkat edilmesi gereken bu noktaların ayrıntılarıyla incelenmesi ve finans sektörünün kalbi olan bankacılık sisteminde yapılacak bir uygulama ile doğruluğunun ispatlanmasıdır. Bu nedenle çalışmanın son bölümünde, daha önce incelenen VZA literatürü içinde yer alan çalışmaların uygulama bölümlerinde tespit edilen farklılaşmaların nedenleri ve bunların sonuçları nasıl etkilediği, Türkiye Bankacılık Sektörü içinde yer alan ticaret bankalarının bilançolarından elde edilen değişkenler kullanılarak gösterilmeye çalışılmıştır.
Turkish banking sector efficiency analysis for the period of 1990 - 2012 and the relation between crisis and bank efficiency
The precondition of the increase in the efficiency of the banks depends on their ability to compete. Through the banking sector with high competitive power, economic dynamism is promoted, and economic stability is ensured. The alteration in macroeconomic conditions affects th performance of the banking sector and financial stability. This thesis was used the methods of DEA to analyze the efficiency of 19 commercial banks operating in Turkey during the period of 1990 - 2012 for intermediation and profit approach. Malmquist Productivity Index method was used for examining the sources of total factor productivity change of the banks, especially during the crisis period. The datas of the analysis have been grouped by the ownership and scale status in order to investigate how efficiency differs among these groups. In the last section, the regression analysis was performed to examine how efficiency differs according to the macroeconomic and bank specific variables. Productivity loss on the basis of profit efficiency was restricted in the crisis period, while productivity increase in terms of profitability was experienced after the crisis period. Large scale banks experienced productivity increase in terms of intermediation approach whereas small and medium banks were subjected to a little productivity loss. During the period 2003, owing to the progress achieved in the technology and also through the effects of disinflation process, increase occured in total productivity of the banks. However due to the regress in scale efficiency values for private and foreign banks according to profit approach and foreign banks according to intermediation approach during the disinflation period led to takeover and consolidation between the banks. Increase in banks' total loans / total deposit ratio led to increase in productivity. Rise in GDP ratio led to increase in the banks' technical efficiency for profit and intermediation approach. Inflation, ROA and ROE ratio for profit approach had positive effect on banks' total factor productivity, while ROE for intermediation approach had negative effect on banks' total factor productivity. Increase in GDP and nonperforming loans / total loans ratio led to increase in pure technical efficiency for intermediation approach. ROE and total deposit / total assets ratio for intermediation approach had negative effect on scale efficiency, yet ROA ratio had positive effect on scale efficiency. Furthermore non performing loans / total loans ratio had positive effect on technical change. Key Words: Data Envelopment Analysis, Malmquist Total Factor Productivity Index, Bank‟s Efficiency, Crisis, Macroeconomic Indicators, Financial Ratios, Regression Analysis