Vestibüler hastalıklar

Bu konu başlığı altında 60 tez

Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ani işitme kaybı olan hastalarda vestibüler bulguların olmasının işitme kaybının düzelmesine etkisi

Amaç: Ani işitme kaybı (AİK) nedeniyle tedavi edilen hastalarda vestibüler yakınmaların varlığının, işitme kaybı tipi ve şiddetinin AİK prognozu üzerine etkisini araştırmak. Gereç ve Yöntem: Mart 2019- Nisan 2022 tarihler arasında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümüne AİK nedeni ile başvuran 130 hasta incelendi. Bu hastalardan dahil etme kıstaslarına uyan 40 tanesi çalışmaya alındı. Hastalar başvuru sırasında vestibüler yakınmaları olan (Grup A) olmayanlar (Grup B) olarak iki gruba ayrıldı. Hastalar işitme seviyesine göre sınıflandırıldı. Tanı sırasında hastalar odyometri, videonistagmografi ve vHIT ile değerlendirildi. Videonistagmografik değerlendirme sırasında kalorik test yapıldı. Sistemik kortikosteroid tedavi bitiminden bir ay sonra odyometrik değerlendirme tekrarlandı. Bulgular: Vestibüler yakınması olan Grup A 29, olmayan Grup B ise 11 hastadan oluşmaktaydı. Grupların tedavi öncesi ve sonrası işitme dereceleri ve konuşmayı ayrıt etme skorlarında anlamlı düzelme izlenirken, işitme konfigürasyonu, tinnitus ve kulakta basınç hissinde anlamlı bir fark izlenmedi. Modifiye Siegel kriterlerine göre grupların işitme derecelerine bakıldığında, hafif derecede işitme kaybı olan hastalarda tam düzleme olduğu görüldü. Vertigosu olan hastalarda AİK olan kulakta kalorik yanıt zayıftı. Ayrıca hızlı fazı sağlam kulağa doğru vuran nistagmus saptandı. Gruplar arası işitme derecelerine göre vHIT testin sonuçları karşılaştırıldığında anlamlı bulgular bulunamadı. AİK olan tarafta kanal kazanımları zayıftı. Sonuç: Ani işitme kaybı olan hastalarda işitme kaybı derecesi arttıkça hastalarda vertigo yakınma ve bulgularının görülme oranı artmaktadır. Bu klinik tabloya sahip hastaların tedaviye yanıtları daha düşük olarak bulunmuştur. Anahtar kelimeler: ani işitme kaybı, kalorik test, vertigo, vestibüler fonksiyon testi, vHIT

Baş itme testiKalori testleriVertigo+6
Annagul Berdıyeva
Mersin University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Sanal gerçeklik cihazlarının vestibüler yetmezliği olan hastalarda vestibüler rehabilitasyon amaçlı kullanımı

Günümüzde vestibüler rehabilitasyon kavramı baş dönmesi ve denge bozukluğunun tedavisinde özellikle değerlendirme sırasında saptanan bozukluklar ve fonksiyonel kısıtlılıklara yönelik bireysel, programlanmış egzersizlere dayanan ve geniş klinik kapsamlı bir yaklaşımdır. Bu çalışmada hedeflenen, teknolojiye ayak uydurarak sanal gerçeklik gözlüğü kullanımının hastaların vestibüler rehabilitasyon egzersizleri ile statik ve dinamik denge, düşme riski, düşme korkusu, anksiyete ve depresyon üzerine etkilerini araştırmaktır. Toplam 41 hastadan 21 kişi geleneksel vestibüler rehabilitasyon grubuna, 20 kişi ise sanal gerçeklik dayanaklı vestibüler rehabilitasyon grubuna alınmıştır. Sanal gerçeklik ile vestibüler rehabilitasyon alan gruba günlük 20 dakika olmak üzere 1 ay içerisinde 20 seans egzersiz yaptırılmıştır. Hasta kontrolleri tedavi öncesi, 15. gün, 30. gün, 90. gün ve 180. gün olarak yapılmıştır. Dinamik posturografi, Berg denge ölçeği, statik SVV(Öznel görsel dikey) ve dinamik SVV, öznel yaşam kalitesi ölçekleri ile hasta kontrolleri yapılmıştır. Dinamik posturografi, SVV, Berg denge ölçeği(BDÖ), hastane depresyon ve anksiyete ölçeği(HAD), Baş dönmesi engellilik envanteri(DHI-S) formu ve Montreal bilişsel ölçeği kullanılmıştır. Dinamik posturografi sonuçlarında sanal gerçeklik tabanlı vestibüler rehabilitasyon grubunda postural stabilite testinde anteior posterior stabilite indeksinde ve medial lateral stabilite indeksinde istatistiksel fark izlenmiştir fakat; geleneksel rehabilitasyon grubunda sadece medial lateral stabilite indeksinde istatistiksel fark izlenmiştir. Dinamik posturografi testlerinin gruplar arası karşılaştırmasında, sanal gerçeklik tabanlı vestibüler rehabilitasyon grubu ile geleneksel vestibüler rehabilitasyon grubu arasında istatistiksel fark izlenmemiştir. Statik SVV ve dinamik SVV testlerinde her 2 grup arasında istatistiksel bir fark izlenmemiştir. Sanal gerçeklik destekli vestibüler rehabilitasyon uygulanan grup 2'de BDÖ, HAD(depresyon), HAD(anksiyete) ve DHI-S skorlarının tümünde istatistiksel olarak anlamı iyileşme saptanmıştır(p<0,05). Geleneksel rehabilitasyon grubuna baktığımızda HAD(depresyon), HAD(anksiyete) ve DHI-S skorlarında istatistiksel anlamlı fark saptanmıştır(p<0,05) fakat; BDÖ skorunda istatistiksel fark izlenmemiştir. Sanal gerçeklik destekli vestibüler rehabilitasyon uygulanan grup ve geleneksel vestibüler rehabilitasyon uygulanan grup arasında BDÖ, HAD(depresyon), HAD(anksiyete) ve Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği skalalarında istatistiksel fark izlenmemiştir. Bu umut verici bulguları göz önünde bulundurarak, geleneksel vestibüler rehabilitasyon ile birlikte sanal gerçeklik cihazların kullanımını savunabiliriz. Bunun amacı, tek taraflı vestibüler hipofonksiyondan etkilenen hastalar üzerindeki etkileri uzun vadede bile en üst düzeye çıkarmak olacaktır.

DengeRehabilitasyonSanal gerçeklik+3
Ulaş Metin
Pamukkale University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlıklı bireylerde farklı frekanslarda tone burst ve chirp uyaranları ile elde edilen servikal vestibüler uyarılmış myojenik potansiyellerin karşılaştırılması

Çalışmamızda sağlıklı bireylerde farklı frekanslarda tone burst ve chirp uyaranları ile elde edilen cVEMP yanıtlarının saptanması ve bu bulguların karşılaştırılması hedeflenmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'nun 22.03.2016 tarihli ve 27/04 sayılı kararı ile etik kurul açısından uygun bulunmuştur. Çalışma, 19-65 yaş arası toplam 65 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmamıza herhangi bir otolojik, nörootolojik ve vestibüler sistem ile ilgili şikâyet ve hastalığı olmayan, normal dış kulak yolu ve timpanik membrana sahip, elektroakustik immitansmetri değerlendirilmesinde, orta kulak basıncı ±50 daPa sınırlarında ve TipA timpanograma sahip ve saf ses ortalaması 125-8000 Hz arasında 15 dB ve daha iyi olan bireyler dâhil edilmiştir. VEMP'in ilk pozitif (P1) ve onu takip eden negatif dalgasının (N1) latansları ve bu iki dalganın tepe noktaları arasında kalan P1-N1 amplitüdleri ve VEMP Asimetri Oranı (VAR) karşılaştırılmıştır. 500 Hz Tone burst uyaran için; P1 latans ortalaması 12.89 ± 0.81 (ms), N1 latans ortalaması 21.13 ± 1.65 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 104.99 ± 36.85 (µV)' dir. 500 Hz Frekansa-spesifik chirp uyaran için; P1 latans ortalaması 7,79 ± 0.86 (ms), N1 latans ortalaması 16.16 ± 1.67 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 129.32 ± 41.25 (µV)' dir. 1000 Hz Tone burst uyaran için; P1 latans ortalaması 11.72 ± 0.85 (ms), N1 latans ortalaması 19.54 ± 1.62 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 88.39 ± 29.65 (µV)' dir. 1000 Hz Frekansa-spesifik chirp uyaran için; P1 latans ortalaması 8.7 ± 0.88 (ms), N1 latans ortalaması 16.7 ± 1.75 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 110.07 ± 35.77 (µV)'dir. İki farklı frekansta (500 ve 1000 Hz), chirp uyaran ile tone burst uyaran P1 (ms), N1 (ms) ve P1-N1 (µV) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışma ile her iki frekansta chirp uyaran ile tone burst uyarana kıyasla dalga latansları daha erken, amplitüdleri daha yüksek ve morfolojik açıdan daha net dalgalar elde edilmiştir.

DengeFrekansHareket+7
Handan Çınar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

OVEMP'te uygulanan farklı uyaranların ('KLİK', 'tone-burst', 'CHIRP') farklı yaş gruplarındaki sağlıklı bireyler üzerinde karşılaştırılması

ÖZET oVEMP'te Uygulanan Farklı Uyaranların ('klik', 'tone-burst', 'chirp') Farklı Yaş Gruplarındaki Sağlıklı Bireyler Üzerinde Karşılaştırılması Çalışmamız Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi KBB kliniği odyoloji bölümünde gerçekleştirilmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi Etik Kurulu tarafından 22.03.2016 tarih ve 27/06 numaralı kurul kararı ile çalışmanın uygunluğuna karar verilmiştir. Çalışmamızda farklı yaş gruplarında normal işiten sağlıklı yetişkin kişiler de 'klik','chirp','tone-burst' uyaranlar ile elde edilen oVEMP yanıtlarının amplitüd ve latans açısından karşılaştırılması hedeflenmiştir. Çalışma 19-60 yaş arası 66 gönüllü ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya daha önce vestibüler rahatsızlık yaşamamış, otoskopik muayene bulguları normal, hava yolu saf ses ortalaması (500-2000 Hz) 15 dB'den az olan,akustik immitansmetri sonuçlarında Tip A timpanogram elde edilen ve akustik refleks eşikleri normal olan bireyler dahil edilmiştir. Uygulama sırasında ortaya çıkan ilk negatif dalga (N1) devamında ortaya çıkan pozitif dalga (P1) latansları ve bu iki dalganın tepe noktaları arasında kalan (P1-N1) amplitüdleri karşılaştırılmıştır. Yapılan uygulamalar sonucu Chirp uyaran ile sağ kulak N1 5,9+/- 0,9 ms P1 11,06+/-0,92 ms P1-N1 10,51+/-7,2(μV);sol kulak N1 6,03+/-1,05ms P1 11,3+/-1,07ms P1-N1 11,93+/-7,33(μV) olarak elde edilmiştir. Klik uyaran ile sağ kulak N1 8,68 +/- 1,44 ms P1 12,73+/-1,8 ms P1-N1 2,77+/-2,05(μV); sol kulak N1 8,63+/-1,47ms P1 12,68+/-1,86ms P1-N1 2,86+/-1,94 olarak elde edilmiştir. Tone-burst uyaran ile sağ kulak N1 10,01+/-0,86 ms P1 14,89+/-1,21 ms P1-N1 7,09+/-5(μV) ; sol kulak N1 10,08+/- 0,88 P1 15,09+/-1,17 ms P1-N1 7,5+/-3,5(μV) olarak elde edilmiştir. Elde edilen N1(ms),P1(ms) ve P1-N1(μV) ortalamalarında her üç uyaran tipi arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur.(p<0,05) Yaptığımız çalışma ile tone-burst ve klik uyarana göre chirp uyaran ile oVEMP sonuçlarının daha kısa latans , yüksek amplitütte ve morfolojik olarak daha net dalgalara sahip olduğu chirp uyaranının güvenilir ve kullanılabilir bir uyaran olduğu gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: chirp, click, oVEMP, tone-burst

Akustik impedans testleriKulak hastalıklarıOdyoloji+4
Banu Baş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Benign paroksismal pozisyonel vertigoda vestibüler uyarılmış myojenik potansiyel (VEMP) ve video head ımpuls (VHIT)test bulguları

BPPV en yaygın periferik vestibüler sistem hastalığıdır. Kanalolitiazis ve kupulolitiasiz kabul edilen iki teoridir. BPPV'de vestibüler testlerin klinik önemi bilinmektedir. Çalışmamızda posterior kanal BPPV'de cVEMP, oVEMP ve vHIT bulguları incelenmiş ve Epley manevrasının bu testlerde oluşturduğu değişiklikler değerlendirilmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi KBB Kliniği'nde, yürütülen çalışmaya Dix-Hallpike testi (DHT) ile posterior kanal BPPV tanılı 36 hasta alındı. Otolojik ve nörootolojik hastalık hikâyesi olmayan 42 gönüllüden kontrol grubu oluşturuldu. Çalışma ve kontrol grubuna tedavi öncesi cVEMP, oVEMP ve vHIT'leri yapıldı. Testlerden sonra hasta gruba Epley manevrası uygulandı. Manevra sonrası iyileşme gözlenen hastalara testler tekrar edildi. cVEMP testinde; P1 ve N1 dalgaların latansları, P1-N1 amplitüdleri ve iki kulak arasındaki asimetri oranları analiz edildi. oVEMP testinde N1 ve P1 dalgaların latans ve amplitüdleri değerlendirildi. vHIT'de ise; infrared kamera kullanılarak etkilenen posterior kanaldaki kazançlar, tedavi sonrası ve normatif veriler ile karşılaştırıldı. cVEMP testinde tedavi öncesi ile sonrasındaki değerler kontrol grubuna göre karşılaştırıldığında P1ve N1 latanslarında anlamlı farklılık bulunmadı. Tedavi öncesi 84,75 μV ve sonrası 89,64 μV olan P1-N1 amplitüdü kontrol grubundaki 110,39 μV olan P1-N1amplitüdüne göre anlamlı şekilde düşük bulundu. (p<0.05). oVEMP testinde; tedavi öncesi ile tedavi sonrasında N1 latansı, N1P1 amplitüd ve asimetri değerleri kontrol grubuna göre farklılık göstermemesine rağmen, 14,59 ms olan tedavi öncesi P1 latansına göre 15,11ms olan tedavi sonrası P1 latansında anlamlı uzama görüldü (p<0.05). vHİT'de ise; tedavi öncesi ve sonrası kazanç değerlerinde hasta ve kontrol grupları arasında istatistiksel farklılık elde edilemedi. Vestibüler rehabilitasyon başarısını ölçmede VEMP yardımcı bir yöntem olarak kullanılabilir, ancak vHIT'te BPPV'nin tanı ve takibinde destek sağlayacak ek bilgi elde edilememiştir. Anahtar Kelimeler: BPPV, cVEMP, oVEMP, vHIT

DengeNistagmusUyarılmış potansiyeller-işitsel+4
Serap Er
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Relapsing remitting multiple skleroz hastalarinda odyo-vestibüler bulgular

Multiple skleroz, işitme ve denge sistemlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Amacımız, relapsing remitting multiple skleroz (RRMS) hastalarında lezyon tutulumuna göre odyo- vestibüler bulguların araştırılmasıdır. 25 RRMS hastası (10 supratentorial ve 15 supratentorial+infratentorial lezyonlu-50 kulak) ve 30 sağlıklı birey (60 kulak) çalışmaya alınmıştır. Tüm bireylere Baş Dönmesi Engellilik Anketi (BDEA), Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği, Odyometrik, İmmitansmetrik Değerlendirme, Distortion Product (DPOAE) ve Transient Otoakustik Emisyon (TEOAE), İşitsel Beyin Sapı Cevabı (İBC), Vestibüler Uyarılmış Kas Potansiyelleri (VEMP) ve Videonistagmografi testleri uygulanmıştır. Hava yolu (250-6000 Hz ve 12500-16000 Hz) ve kemik yolu işitme eşikleri ve akustik refleks decay görülme sıklığı RRMS'li olgularda (500,1000, 2000 Hz) kontrol grubundan anlamlı şekilde yüksek elde edilmiştir (p>001). Bazı frekanslarda TEOAE ve DPOAE cevabı ve SNR oranında gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). İBC'de I, III, V. dalga mutlak latansları ve I-III, I-V, III-V dalgalar arası latanslarında supratentorial+infratentorial grupta anlamlı şekilde uzama saptanmıştır (p<0,01). sVEMP'de P1 ve P1-N1 latansında RRMS hastalarında anlamlı uzama elde edilmiştir (p<0,05). VNG'de; sakkad, pursuit, pozisyonel ve kalorik testte supratentorial+infratentorial grupta anormallikler saptanmıştır. BDEA fonksiyonel alt skorunun supratentorial+infratentorial grupta en yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). RRMS hastalarında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, santral etkilenimi destekleyen işitsel ve vestibüler bulgular elde edilmiştir.. Anahtar Kelimeler: İnfratentorial, işitme, relapsing remitting multiple skleroz, supratentorial, vestibüler,

Akustik impedans testleriMultipl sklerozOdyoloji+5
Levent Küfeciler
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Benign paroksismal pozisyonel vertigo atak döneminde oksidatif stresin rolü

Benign paroksismal pozisyonel vertigo (BPPV), toplumda görülen baş dönmelerinin en yaygın tipidir. Acil servise orta-şiddetli vertigo ile başvuran hastaların neredeyse % 10 kadarında BPPV mevcuttur. Etyolojisinde bir çok faktör suçlanmıştır. Olguların çoğu idiyopatik olmakla birlikte, kafa travması (% 17), vestibüler nörit (% 15), vertebrobaziler iskemi, labirentit ve kulak cerrahisi altta yatan nedenler olabilir. Antioksidan savunma mekanizması ve serbest radikaller arasındaki dengenin serbest radikaller lehine bozulması oksidatif stress olarak tanımlanır. Artmış serbest radikaller reaktivite özelliği nedeniyle pek çok yoldan hücre ve dokuları zedeler. Son birkaç yıldır oksidaitf stres ile birçok hastalığın ilişkili olduğu savunulmuştur. 40 hasta ve 30 sağlıklı gönüllü üzerinde yaptığımız bu çalışmada dinamik tiyol- disülfid homeostazisinin ve iskemi modifiye albümin düzeyinin BPPV atak, BPPV remisyon ve kontrol grubu arassındaki farklılıklarını göstermek istedik. Sonuçta tiyol değerinin atak döneminde kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük olduğunu bulduk. Bu durumu BPPV' nin etyopatogenezinde oksidatif stresin rol alabileceğini vurguladık.

DengeNüksOksidatif stres+3
Ahmet Akkoz
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2017
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Vestibüler migrende kognitif ve vestibüler uyaranla ileri MR görüntüleme

Amaç: Çalışmamızda vestibüler ve epizodik migren hastalarında; vestibüler yolakların uyarılması sonrası 5 farklı taskla oluşan kortikal aktivasyon değişimlerinin görüntülenmesi ve vestibüler ağ ve ağrı algılanmasında anahtar rolü olan talamusta görülebilecek metabolik değişikliklerin saptanması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı'nda vestibüler migren tanısı konulan 15 hasta ve epizodik migren tanısı alan 15 hasta prospektif olarak çalışmaya alınmıştır. Kalorik test öncesinde ve hemen sonrasında hastalar çekime alınmıştır. Çekim sırasında hastaların konjuge göz hareketleri, kognitif task, görsel uyaran ile uyarılma sırasında 3 Tesla MR cihazı 32 kanallı baş koili ile BOLD fMRG verileri alınmıştır. Aynı zamanda kalorik test öncesi olguların MR Spektroskopi incelemesi yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS v20 ve SPM programları kullanılmıştır. Bulgular: Fonksiyonel MR görüntülemede; kalorik test sonrasında, parmak-burun testi sırasında, vestibüler migrenli hastalarda serebellum ve insulada aktivasyon artışı saptanmıştır. Vestibüler migren hastalarında, obje isimlendirme sırasında dilbilim ile ilişkili korteksler aktivasyon göstermiş olup kalorik test sonrası bu hastalarda talamik aktivasyon artışı belirlenmiştir. Migren hastalarında kalorik test sonrası vizüel uyaran sırasında oksipital lobda aktivasyon kaybı gözlenmiştir. Vestibüler migrenli olgularda ve auralı ve aurasız migrenli olgulara göre sol talamus posteriorda kolin kaybının olduğu saptanmıştır. Sol talamus posterior NAA/Kolin oranının, migren öyküsü olmayan vestibüler migrenli hastalarda artış gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç: Vestibüler ve epizodik migren hastalarında, vestibüler yolak aktivasyonu sonrası kognitif ve farklı tasklar uygulanması sırasında beyin bölgelerinde oluşan aktivasyon değişimleri hastalık patofizyolojisi ve atak sırasında oluşabilecek fonksiyon değişimleri hakkında bilgi sağlar. Anahtar sözcükler: Fonksiyonel MRG, migren, vestibüler migren

Baş ağrısıBaş ağrısı bozukluklarıBiliş+5
Hazal Selvi Çubuk
Çukurova University
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Periferik vertigosu olan bireylerde kraniosakral osteopatinin baş dönmesi ve denge üzerinde etkisinin araştırılması

Çalışma, periferik vertigosu olan bireylerde kraniosakral osteopatinin baş dönmesi ve denge üzerine etkisini araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya, 24-50 yaş arası 24 kadın (% 80), 6 erkek (%20) olmak üzere toplam 30 birey alındı. Çalışmamız tedavi ve kontrol olmak üzere iki gruba ayrıldı. Vestibüler supresan ilaçlarını tamamen bırakmak isteyen bireyler kraniosakral tedavi grubuna, ilaçlarını tamamen bırakmak istemeyen bireyler ise kontrol grubuna dahil edildi. Her grupta 15 birey yer aldı. Bireyler, baş dönmesi ve denge açısından değerlendirildi. Baş dönmesinin değerlendirilmesinde vizüel analog skalası (VAS) kullanıldı. Denge ise Berg denge testi ve Aktiviteye Spesifik Denge – Güvenirlilik Skalası (The Activities Specific Balance – Confidence Scale, ABC) ile değerlendirildi. Kraniosakral tedavi programı haftada bir kez olmak üzere 6 seans olarak uygulandı. Çalışmaya dahil edilen tüm bireyler 6 haftalık tedavi boyunca, tedaviden önce, tedavinin 3. haftası ve tedavinin 6. haftası olmak üzere 3 kez değerlendirmeye alındı. Tedavi sonunda, tedavi öncesi ve tedavi sonrası gruplar kendi içinde karşılaştırıldığında, baş dönmesi ve denge açısından iki grupta da anlamlı olarak iyileşme olduğu saptandı (p<0.05). Gruplar karşılaştırıldığında ise, kraniosakral osteopatinin baş dönmesi ve denge üzerinde ilaçlı gruba göre daha etkili olduğu gözlendi (p<0.05). Sonuç olarak; kraniosakral osteopatinin periferik vertigosu olan bireylerde bir tedavi seçeneği olarak diğer tedavilere ek olarak kullanılabileceği görüşündeyiz. Konuyla ilgili kanıtların oluşabilmesi için yeni çalışmalara gereksinim vardır.

Baş dönmesiDengeOsteopatik tıp+3
Feride Atay
Hasan Kalyoncu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik otitis medialı hastalarda vestibüler fonksiyonların değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı kronik otitis media ve cerrahisi uygulanan hastalardaki vestibüler sistem tutulumunun incelenmesidir. Bu çalışmaya Kasım 2019 - Aralık 2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalında KOM tanısı alıp cerrahi planlanan, yaşları 17-63 arasında toplam 45 hasta(21 erkek 24 kadın) dahil edildi. Hastalar uygulanan cerrahi işleme göre tip 1 timpanoplasti (n:26) ve canal wall up mastoidektomi (n:19) grubu olarak iki alt gruba ayrıldı. Tüm hastalar preoperatif ve postoperatif (1. ay) olmak üzere Video Head İmpulse Test ile değerlendirildi. Hastalar ameliyat öncesi ve sonrası olarak değerlendirildiğinde, patolojik ve sağlam kulaklar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı. Ayrıca her iki cerrahi grupta ameliyat öncesi ve sonrası VOR kazançlarında istatistiksel olarak bir farklılık saptanmadı (p>0,05). Sonuç olarak KOM hastalarının cerrahi öncesi ve sonrasında VOR kazançları normal sınırlarda elde edildi. KOM'lu hastalarda vestibüler disfonksiyonu net olarak ortaya çıkarabilecek; hasta sayısının arttırıldığı, ilave kantitatif verilerin dahil edildiği ve iki değişken arasında güçlü bir korelasyonu doğrulayan çalışmalara ihtiyaç vardır. Ayrıca KOM tanısı alan hastalarda ameliyat öncesi ve sonrası vestibüler değerlendirmede düşük frekanslı SSK fonksiyonlarının ve otolitik organların değerlendirilebildiği testlerin VHIT ile birlikte kullanılmasının yararlı olabileceğini düşünmekteyiz.

Baş itme testiKulak hastalıklarıMastoidektomi+6
Sakine Koç
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyellerde normatif veriler ve test retest değişkenliği

Vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller, periferik vestibüler sistemin uyarılması ile tetiklenen miyojenik refleks cevaplarının ölçülmesi temeline dayanan bir elektrofizyolojik test yöntemidir. Refleks cevabı sternokleidomastoid kas üzerinden ölçülüyorsa servikal VEMP, ekstraoküler kaslar üzerinden ölçülüyorsa oküler VEMP olarak isimlendirilir. Servikal VEMP'in sakkül ve inferior vestibüler sinir kaynaklı vestibülokollik refleksin aktivasyonunu, oküler VEMP'in ise vestibülooküler refleks aktivasyonu gösterdiği belirtilmiştir. Bu çalışmanın amacı servikal VEMP'e ait normatif verilerin elde edilmesi ve test retest değişkenliğini değerlendirilerek standardizasyona katkı sağlanması ile test güvenirliğinin ortaya konulmasıdır. Çalışmada sağlıklı katılımcılar her grupta 30 kişi olacak şekilde yaş gruplarına göre üçe ayrılmış (1. Grup:10-17 yaş arası, 2. Grup: 18-59 yaş arası, 3. Grup: 60 yaş ve üzeri) ve herbirine ortalama 12 gün ara ile iki kez servikal VEMP testi uygulanmıştır. Testler baş rotasyonu metodu kullanılarak 80, 85, 90 ve 95 dB uyaran şiddetlerinde ve 500, 1000 ve 2000 Hz tone burst uyaran ile yapılmıştır. Her iki kulak ayrı ayrı test edilmiştir. Test parametrelerinin ortalama değerleri hesaplandığında P1 latansı 18,43±3,09 ms, N1 latansı 25,77±3,5 ms, P1-N1 interlatansı 7,34±2,53 ms ve amplitüd 32,84±28,81 μV olarak saptanmıştır. Kulak tarafı ve cinsiyet açısından ölçülen parametreler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. P1 latansı, N1 latansı, P1-N1 interlatansı ve amplitüd değerleri gruplar arasında karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı farklılıkların olması yaş gruplarına göre ayrı normatif verilerin belirlenmesi gerektiği kanısına varılmıştır. Test ve retest karşılaştırıldığında latans süreleri ve amplitüd değerlerinde anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak; bu çalışma ile servikal VEMP'in tekrarlanabilir bir test olduğu gösterilmiş olup tanı testi olarak güvenilir bir test olduğu görülmüştür. Standardizasyon için her kliniğin kendi normatif değerlerini belirlemesi ve bunun için yaş gruplarını da dikkate alması yerinde olur. Amplitüd değerlerindeki geniş dağılım ve standart sapmanın fazla olması nedeniyle test sonuçlarının değerlendirilmesinde amplitüdten çok latans değerlerinin dikkate alınması daha uygundur.

DengeTestlerUyarılmış potansiyeller+4
Kadri Sert
Manisa Celal Bayar University
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hiper/hipotiroidili hastalarda odyovestibuler sistemin değerlendirilmesi

Bu çalışma, hiper/hipotiroidili hastalarda odyovestibüler sistemin değerlendirilmesi ve bu hastalıkların işitme ve denge sistemine olan etkilerinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 50 Graves ve 50 Hashimoto hastalığı tanısı almış hasta ile 50 sağlıklı gönüllü alınmıştır. Çalışmaya alınan tüm olgulara saf ses ve konuşma odyometrisi, timpanometri ve akustik refleks ölçümü, işitsel uyarılmış beyin sapı cevapları (ABR) ve videonistagmografi (VNG) yapılarak veriler kaydedilmiştir. Videonistagmografi değerleri kontrol grubu, Hashimoto/Hipotiroidi ve Graves/Hipertiroidi grupları arasında değerlendirilmiş ancak gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Saf ses ve konuşma odyometrisi testinde; Graves hastası olan olguların Hashimoto ve kontrol grubundaki olgulara; Hashimoto hastası olan olguların sağ kulak ve sol kulak için 250 - 6000 Hz'de ölçülen odyometri değerlerinin kontrol grubundaki olgulara kıyasla daha yüksek olduğu bulunmuştur. Olguların hastalık süresine göre işitmeleri değerlendirildiğinde hastalık süresinin işitme bulgularını etkilemediği görülmüştür. İşitsel uyarılmış beyin sapı cevapları testinde; Graves/Hipertiroidi, Hashimoto/Hipotiroidi hastası olan olguların sağ kulak ve sol kulak için 80 dB'de ölçülen I. dalga latans değerlerinin kontrol grubundaki bireylere kıyasla daha yüksek olduğu, fakat 80 dB'de ölçülen III. ve V. dalga latans değerleri açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılık olmadığı; 80 ve 60 dB'de I-III ve I-V interpik latans değerlerinin grup I' de, grup II ve III'e göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak bulgularımıza dayanarak hipotiroidi ve hipertiroidinin vestibüler sistem üzerine etkisinin olmadığını, ancak hipertiroidi ve hipotiroidinin işitme sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: İşitme kaybı, hipotiroidi, hipertiroidi, vestibüler sistem

HipertiroidizmHipotiroidizmOdyoloji+5
Utku Ozan Öz
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vestibular schwannoma hastalarında farklı radyocerrahi tekniklerinin dozimetrik olarak karşılaştırılması

Bu çalışmada, 20 Vestibular Schwannoma hastasının dozimetrik verileri kullanılarak LGK ve Linak tabanlı SRS teknikleri karşılaştırılmıştır. Çalışmada LGK Perfexion cihazı, GammaPlan TPS ve TrueBeam STx cihazı ve Eclipse TPS kullanılmıştır. Linak tabanlı planlar; 6X (600MU/dk) ve 6XFFF (1400MU/dk) enerjileri ile DCA ve VMAT planlamaları olarak yapılmıştır. Tüm planlarda tek fraksiyonda 12 Gy doz tanımlanmıştır. PCI, HI, GI, V1, V5, koklea ve beyin sapı dozları karşılaştırılmıştır.Tüm planlarda eşit konformaliteler sağlanmaya çalışıldığı için beklenildiği üzere PCI değerleri benzer çıkmıştır. GI değerleri karşılaştırıldığında en iyi doz düşüşünü LGK planları (2.71±0.18) gösterirken heterojenitesi en yüksek (2,09 ±0,09) planlar olarak bulunmuştur. Kritik organ dozları tüm planlarda kabul edilebilir sınırlardadır. VMAT ve 2ARK planları optimizasyonda belirlendiği gibi en homojen planlar olurken çevresel dozu en yüksek planlar olduğu gözlenmiştir. GI değerleri sırasıyla 5.09±2.24 ve 5.79±2.38. HI değerleri benzer çıkmıştır ve sırasıyla 1.16±0.06 ve 1.14±0.04 olarak hesaplanmıştır. VMAT ve DCA planları kendi aralarında karşılaştırıldığında; FF ve FFF enerjileri ile yapılan DCA planlarında doz düşüşü daha hızlı sağlanabildiği gözlenirken VMAT-2 ve DCA ve DCA-FFF planlarında heterojenite benzer şekilde yüksektir. Sonuç olarak LGK Perfexion ile kritik organ koruması sağlanırken optimal PCI ve GI değerleri elde edilmiştir.Linak tabanlı tedavilerde en optimal planların DCA planları olduğu görülürken, tümör lokalizasyonu ve işitmenin olup olmamasına göre uygun tedavi tekniğine karar verilmelidir.

CerrahiNörom-akustikRadyocerrahi+5
Meltem Yılmaz
Acıbadem University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Periferik vestibüler sistem hastalıklarında vestibüler uyarılmış myojenik potansiyeller(VEMP)

Uyarılmış vestibüler myojenik potansiyeller(VEMP) testi periferik vestibüler hastalıkların tanısında kullanılabilecek yeni bir vestibüler test olduğu bildirilmektedir. VEMP'lerin, sakkül ve/veya inferior vestibüler sinir fonksyonunu ortaya koyan klinik bir testtir. Bu çalışmanın amacı, VEMP'lerin, Meniere Hastalığında (MH) ve rekürrent vestibulopatide (RV) tanılarındaki yerini ve bu hastalıklarda sakkül ve inferior vestibüler sinirin hangi oranlarda tutulum gösterdiğini belirlemektir.Kontrol grubu için 21 hastanın 42 kulağı, MH tanısı almış 32 hastanın 45 kulağı ve RV tanılı 35 hastanın 47 kulağı çalışmaya dahil edilmiştir.RV grubunda 11 kulakta (%22)VEMP cevabı alınamamış, 4 kulakta (%8)asimetri oranı yüksek bulunmuş, 15 kulakta(%35) p13 ve/veya n23 latans uzaması,4 kulakta (%8) interaural latanslarda uzama saptanmış ve 13 (%28) kulakta normal VEMP cevabı elde edilmiştir. MH grubunda ise 23 (%51)kulakta VEMP cevabı elde edilememiş, p13 ve /veya n23 latans uzamaları 9 kulakta, interaural latans uzamaları ise 5 kulakta kaydedilmiş ve 8 kulakta normal VEMP cevabı elde edilmiştir.VEMP testi, periferik vestibüler rahatsızlıkları olan hastalarda uygulaması kolay bir tanı testtir. MH hastalarında sakküler hidropsa bağlı patolojik VEMP cevapları gözlenirken, RV grubunda daha çok inferior vestibüler sinir tutulumunu belirtebilecek latans uzamaları gözlenmiştir.

OdyolojiVestibüler fonksiyon testleriVestibüler hastalıklar
Nilüfer Öndağ
Gazi University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Lazer dopler ile oral cerrahi işlemlerde yumuşak doku greft materyali olarak kullanılan amniyon membranın klinik olarak değerlendirilmesi

Giriş: Amniyon zarının greft materyali olarak kullanımı vestibuloplasti ve beyaz lezyonu olan hastalarda sekonder iyileşmeye bırakılan cerrahi alanlarda dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın amacı; vestibuloplasti ve beyaz lezyonlu hastalarda biyopsi yapıldıktan sonra sekonder iyileşmeye bırakılan yara yüzeylerine greft materyali olarak kullanılan amniyon membranın lazer doppler ile mukoperiosteal kan akımı üzerine etkileri ve amniyon membranın uygulama kolaylığı, hemostatik durumu, ağrı, epitelizasyonu, yara boyutu, beslenme durumu, skar kontraktürü açısından etkilerinin kontrol grubu ile karşılaştırmalı klinik olarak değerlendirilmesidir. Çalışmamızda, ameliyat öncesi, ameliyat sonrası 1. hafta sonunda ve 2. hafta sonunda kan akımı değerlendirildi, bu değerler ameliyat öncesi kan akımı değerleri ile karşılaştırıldı. Klinik gözlem formu oluşturularak membranın klinik olarak etkileri 7 parametre üzerinden değerlendirildi. Tam veya kısmi greft nekrozu vakamız olmadı. Gereç ve Yöntem: Vestibuloplasti işlemi yapılacak olan hastalar ile beyaz lezyon (liken ya da lökoplaki) tanısı şüphesiyle biyopsi işlemleri yapılacak olan hastaların, yaşları 35 ve 70 arasında değişen cerrahi işlemlerinde amniyon membranı kullanılan toplamda 40 hasta klinik olarak değerlendirilmiştir. Çalışma her gruptan 20 hasta seçilerek kan akımındaki değişiklikler, membranın uygulama kolaylığı, hemostatik durum, ağrı, epitelizasyonu, yara boyutu, beslenme durumu açısından değerlendirilmiştir. Çalışma her gruptan 20 hasta seçilecek şekilde 2 grup olarak tasarlanmıştır. 1. grupta greft materyali olarak amniyon zarı uygulanan hasta grubu, 2.grupta greft kullanılmaksızın sekonder iyileşmeye bırakılan hastalarda inceleme yapılmıştır. Her grupta preoperatif, postoperatif 7. günde ve 2.haftada 5 farklı noktalardan mukoperiosteal flebin 5 ayrı aynı noktalarından flebin mukoperiosteal kan akımı lazer doppler flowmetre (LDF) ile her nokta için 30 saniye süre ile ölçülmüştür. Elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılıp program tarafından (PeriSoft for Windows, Perimed) kaydedilmiştir ve elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Preoperatif ve postoperatif 7.günde ve 2.hafta mukoperiosteal ölçümlerde perfüzyon ünitesi (PU) değerlerinde tüm ölçüm noktaları için, postoperatif dönemde amniyon zarı uygulanmış grubun ölçümlere ait değişim ortalamalarının kontrol grubunun ölçümlere ait değişim ortalamalarından istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksekti(p<0,05). Amniyon zarı uygulanmış hasta grubunda bulunan hastaların tamamının tüm zamanlarda membranın uygulamasının kolay olduğu, kanamanın ve ağrının olmadığı, epitelizasyonun daha hızlı olduğu ve skar kontraktürü olmadığı istatiksel olarak tespit edilmiştir. Yara boyutu ölçümlerinde, amniyon zarı uygulanan hastalar kontrol grubuna göre zamanla istatiksel olarak anlamlı derecede daha fazla azaldığı bulunmuştur. (p<0,05) Sonuç: Amniyotik membran biyolojik greft materyali olarak açık yara defektlerin kapatılması için uygun ve güvenilirdir, vestibüloplasti sonrası ikincil kontraktürü önler. Doku perfüzyonu, epitelizasyon ve skar boyutu iyileşme için iyi bir öngörücü faktör olabileceğinden, amniyon zarının açıkta kalan periostun ve herhangi bir açıkta kalan mukoza tabakasının iyileşme döneminde başarılı olduğu bulundu.

Akış ölçerAmnionLazer tedavisi+3
Merve Arıcı
Bolu Abant İzzet Baysal University
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Vestibüler migren tanısı alan bireylerde farklı uyaran modelleriyle vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyellerin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, VM hastalarında sVEMP ve oVEMP testlerinde farklı uyaran modelleri ( tone burst, klik ve chirp) kullanılarak latans ve amplitüd üzerine etkisini kontrol grubu ile karşılaştırmak amaçlanmıştır. Çalışmaya, Şubat 2022- Eylül 2022 tarihleri arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı' nda, Vestibüler migren tanısı almış 26 birey (52 kulak) ve 26 sağlıklı birey (52 kulak) dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara, 500 Hz tone burst (TB) ve 500 Hz Frekansa spesifik chirp ve klik uyaran ile vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (sVEMP, oVEMP) testleri uygulanmıştır. sVEMP ve oVEMP testinde tüm uyaran (chirp, TB ve klik) yanıtlarında VM grubu kontrol grubuna göre eşik değerleri istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0.00). Chirp uyaran yanıtları TB uyaran yanıtlarına göre; VM grubunda sVEMP ve oVEMP testinde, kontrol grubunda oVEMP testinde P1, N1 latans, P1-N1 amplitüd ve eşik değerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktur (p> 0.05). Chirp uyaran yanıtları klik uyaran yanıtlarına göre; VM hasta ve kontrol grubunda sVEMP ile oVEMP testlerinde P1-N1 amplitüd ve yanıt oran değerleri istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Chirp uyaran yanıtları klik uyaran yanıtlarına göre VEMP eşik değerleri istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşük bulunmuştur (p<0.05). 500 Hz frekansa-spesifik chirp uyaran ile yapılan VEMP testinde kontrol grubu VM grubuna göre, sVEMP P1-N1 amplitüd değeri ile oVEMP N1 latans değeri istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0.05). 500 Hz TB uyaran ile yapılan teste, VM grubu kontrol grubuna göre, sVEMP P1-N1 amplitüd ve asimetri oranı ile oVEMP P1, N1 latans ve asimetri oranı istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Klik uyaran ile yapılan sVEMP testinde VM hasta grubu kontrol grubuna göre N1 latans, P1-N1 amplitüd ve istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşük bulunmuştur (p<0.05). sVEMP testinde VM grubu kontrol grubuna göre asimetri oranı istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Vestibüler migren hastalarında ve kontrol grubunda sVEMP ve oVEMP yanıtları 500 Hz TB uyaranda %100 elde edilmiştir. sVEMP ve oVEMP testinde en az yanıt oranı her iki grupta da klik uyaran ile elde edilmiştir. En yüksek yanıt oranı 500 Hz tone burst uyaran bulunmuştur. 500Hz frekansa spesifik chirp uyaranın yanıt oranları ile amplitüd değerlerinin yüksek olması, eşik değerlerinin düşük olması ve daha düzgün dalga morfolojisi nedeniyle VM hastalarında VEMP testi ile vestibüler sistem değerlendirilmesinde etkili bir uyaran olduğu sonucuna varılmıştır.

Migren hastalıklarıUyarılmış potansiyeller-işitselVestibüler hastalıklar
Ömer Küçüköner
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
10
DoktoraAçık ErişimTR

Unilateral periferik vestibüler yetmezlikte video head impulse test (VHIT) ve fonksiyonel head impulse test (fHIT) sonuçlarının karşılaştırılması

Bu çalışmada, unilateral kronik periferik vestibüler yetmezliği olan hastaların; (1) tüm SSK'larda farklı baş akselerasyonlarında VOR'daki fonksiyonel bozulma durumunun fonksiyonel head impulse test (fHIT) ve VOR yolunun bütünlüğünün video head impulse test (vHIT) ile değerlendirilmesi, (2) Kanal parezi düzeyi ile fHIT'de elde edilen toplam ortalama doğru cevap yüzdesi (DCY) ve vHIT'de elde edilen VOR kazançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi, (3) bu test sonuçlarının sağlıklı kontrollerin sonuçlarıyla karşılaştırılması ve, (4) Baş Dönmesi Engellilik Envanteri (BEE)'nden elde edilen subjektif baş dönmesi engellilik algı düzeyinin, DCY ve VOR kazancıyla korelasyonunun incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, 'unilateral kronik periferik vestibüler yetmezlik' tanısı alan ve yaş ortalaması 48,42±13,05 olan 48 hasta (deney grubu) ile herhangi bir sağlık problemi olmayan, yaş ortalaması 46,06±12,57 olan 35 sağlıklı kişinin (kontrol grubu) katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubu, ayrıca bitermal kalorik test sonucunda elde edilen kanal parezi yüzdesine göre, hafif, orta ve ileri düzey kanal parezisi olmak üzere üç alt gruba ayrılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına sırasıyla vHIT ve fHIT yapılmıştır. Deney grubuna ayrıca, BEE uygulanmıştır. Standart fHIT Sonucu (3000-6000 °/sn2 baş akselerasyon aralığındaki toplam doğru cevapların oranı)'na göre, deney grubunun horizontal SSK'da etkilenen ve sağlam tarafının toplam DCY arasında anlamlı düzeyde fark elde edilmiştir (p<0,05). Vertikal (anterior ve posterior) SSK düzleminde ise, iki kulak arasında anlamlı bir fark çıkmamıştır (p>0,05). Ayrıca, her SSK'da deney grubunun baş akselerasyonu 3000'den 6000 °/s2'ye arttıkça, DCY düşmeye başlamıştır. Kanal parezi düzeyi ile DCY arasında horizontal SSK düzleminde negatif yönlü düşük düzeyde (r=-0,289), vertikal SSK düzleminde ise negatif yönlü ve orta düzeyde (r=-0,370 ve r=-0,490) anlamlı bir korelasyon bulunmuştur. Deney grubunun etkilenen tarafının fHIT ve vHIT sonuçları arasında, lateral ve posterior SSK'larda pozitif yönlü ve orta düzeyde; anterior kanalda pozitif yönlü ve zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştır (p<0,05). BEE toplam puanı ile vHIT ve fHIT sonuçları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmamıştır (p>0,05). Kontrol grubunun fHIT ve vHIT sonucu, tüm SSK'lar düzleminde, deney grubunun etkilenen tarafına göre anlamlı düzeyde yüksek elde edilmiştir (p<0,05). Bu sonuçlar, unilateral kronik periferik vestibüler yetmezliği olan hastalarda, baş akselerasyonları arttığında ve kanal parezi düzeyi yükseldiğinde, fHIT'in VOR fonksiyonelliğindeki bozulmaya işaret ettiğini göstermektedir. vHIT VOR yolunun bütünlüğünü, fHIT ise VOR fonksiyonelliğini değerlendirdiği için, VOR değerlendirmesinde birbirini tamamlayıcı testler olarak klinik uygulamada yer alması yararlı olacaktır. Her iki test de subjektif baş dönmesi engellilik algısıyla ilişkili bulunmadığı için, bu algıyı arttıran psikolojik faktörlerin de incelenmesinin, daha kapsamlı bir değerlendirme sağlayabileceği görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler / Keywords: Functional Head Impulse Test (fHIT); Video Head Impulse Test (vHIT); Kalorik Test; Baş Dönmesi Engellilik Envanteri

Baş dönmesiBaş itme testiTeşhis testleri+3
Gülce Kirazlı
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fonksiyonel baş savurma testinin yaş ile korelasyonu

Bu çalışmada, sağlıklı bireylerde fonksiyonel head impulse test (fHIT) ile elde edilen doğru cevap yüzdesi (DCY)'nin yaş değişkeni ile korelasyonunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmaya 18 – 70 yaş aralığında 50 erkek ve 55 kadın olmak üzere toplam 105 gönüllü birey katılmıştır. Yapılan kulak burun boğaz muayenesiyle odyolojik ve vestibüler değerlendirme sonucu sağlıklı olan bireyler çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada Beon Solution, Zero Branco (TV), Italya marka fHIT sistemi kullanılmıştır. Çalışmamızda tüm semisirküler kanallarda (SSK) yaş artışıyla beraber ortalama DCY'de azalma gözlendi. Yaş değişkeni ile ortalama DCY arasında lateral semisirküler (SSK)'da istatistiksel olarak negatif yönde orta düzeyde (-0,311), posterior SSK'da negatif yönde düşük düzeyde (-0,257) anlamlı bir ilişki gözlendi (p<0,05). Anterior SSK'da yaş ile ortalama DCY arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlenmedi (p>0,05). Yaş grupları arasında inceleme yapıldığında ise üç SSK'da da 36-54 yaş grubu ortalama DCY'nin, 55-70 yaş grubu ortalama DCY'den yüksek olması istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). 18-35 yaş grubu ortalama DCY'nin 55-70 yaş grubu ortalama DCY'den yüksek olması lateral ve posterior SSK'da istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (p<0,05), anterior SSK'da 18-35 yaş grubu ortalama DCY'nin 55-70 yaş grubu ortalama DCY'den yüksek olması istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0,05). 18-35 yaş grubu ortalama DCY ile 36-54 yaş grubu ortalama DCY arasındaki fark ise üç SSK'da da istatistiksel olarak anlamlı elde edilmedi (p>0,05). Lateral, anterior ve posterior SSK'larda 1000 o/sn2'den 7000 o/sn2'ye akselerasyon artmasıyla beraber tüm SSK'larda DCY'de düşüş gözlendi. fHIT fonksiyonel açıdan vestibülo-oküler refleksi (VOR) dolaylı yoldan değerlendiren, kolay uygulanabilir bir test bataryasıdır. Mekanizması VOR fonksiyonelliğinin DCY üzerinden dolaylı ölçümüne dayanan fHIT cihazı, diğer test bataryaları ile birleştirildiğinde tanı ve rehabilitasyon süreçlerinde hızlı ve daha güvenli sonuçlar elde edilmesine yardımcı olmaktadır. fHIT değerlerinin yaş ile ilişkisini incelediğimiz çalışmamızda, tüm SSK'larda yaş artışıyla VOR'u fonksiyonel açıdan yansıtan ortalama DCY'de azalma gözlenmiştir. Yaptığımız bu çalışma çeşitli hasta gruplarında yapılacak çalışmalarda karşılaştırma yapmak açısından ve patolojik sonuçları fonksiyonel açıdan belirleme adına da önemli bir yol gösterici olacaktır. Anahtar Kelimeler: Yaş; fonksiyonel head impulse test (fHIT); semisirküler kanal; VOR

Baş itme testiTeşhis testleriVestibül+5
Tuğba Emekci
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tip 1 diyabetes mellitus tanılı erişkin hastalarda VHIT, C-VEMP, O-VEMP ile vestibüler sistem değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada amacımız tip 1 Diyabetes Mellitus (DM) tanılı erişkin hastalar ve kontrol grubu katılımcılarda VHIT, C-VEMP, O-VEMP testlerini karşılaştırarak, diyabetli hasta grubunda periferik vestibüler sistemin etkilenip etkilenmediğini incelemektir. Yöntem: Bu çalışma 2020 yılında, 18-50 yaş arasındaki Başkent Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'na başvuran 21 kontrol grubu ve Endokrinoloji Bölümü'ne başvuran Tip 1 DM tanılı 20 hasta grubu katılımcısıyla Otoloji kliniğinde yürütüldü. Katılımcılara, detaylı Kulak Burun Boğaz muayenesinden sonra timpanometri, VHIT, C-VEMP, O-VEMP testleri yapıldı. Bulgular: Çalışma kapsamındaki 41 katılımcının 23'ü kadın, 18'i erkekti. Sağlıklı kontrol grubun yaş ortalaması 31,14±7,38, hasta grubunun yaş ortalaması ise 29,8±8,50 olarak hesaplanmıştır. Tip 1 DM hastalarının kontrol grubuyla C-VEMP P1, N1 latanslarını karşılaştırdığımızda hasta grubun P1 ve N1 latanslarında uzamış sonuçlar elde ettik. Sonuçlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (p<0,05). Buna ek olarak C-VEMP amplitüdlerinde ve VHIT, O-VEMP testlerinin hem latans hem de amplitüd sonuçlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Sonuç: Hasta grup C-VEMP latanslarındaki gecikmeler doğrultusunda sakkül makülası ve/veya inferior vestibüler sinir yolağının etkilenmiş olduğunu düşünmekteyiz. Literatür bilgileri ve sonuçlarımız değerlendirildiğinde tip 1 DM hastalarında vestibüler sistem değerlendirilmesi ile ilgili daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğu görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler: video baş itme testi, vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller, tip 1 diabetes mellitus.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 1Uyarılmış potansiyeller+3
Ceyda Nur Şenol
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Benign paroksismal pozisyonel vertigo'da etkilenen semisirküler kanal ile yaşam kalitesi, anksiyete ve rezidüel dengesizlik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Benign paroksismal pozisyonel vertigo (BPPV), sık karşılaşılan ve hastaları oldukça rahatsız eden periferik vestibüler sistem bozukluğudur. Tutulan kanala göre (posterior, lateral, anterior) farklı manevralar uygulanarak tedavi edilebilmektedir. Klinik gözlemler sonucunda BPPV'nin hastalarda yarattığı etkilerin farklı olduğu düşünülmüştür. Çalışmanın amacı, BPPV'de etkilenen kanal ile hastaların yaşam kalitesinin ve anksiyete düzeyinin ve yine etkilenen kanal ile etkilenen kanala uygun manevra yapıldıktan sonra BPPV tedavisi tamamlanan hastalarda rezidüel dengesizlik durumunun değerlendirilmesidir. Bu amaçla anamnez ve gerekli testler sonucu BPPV tanısı konulan 18 – 65 yaş arasındaki hastalara BPPV tedavisinden önce Vestibüler Bozukluklarda Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği (V-GYA) ve Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği (HADÖ), tedaviden sonra Berg Denge Ölçeği (BDÖ) uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda etkilenen kanala göre HADÖ ve BDÖ skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak HADÖ'nün alt boyutları tek tek analiz edildiği zaman etkilenen kanala göre psişik alt boyutunda fark bulunmazken, somatik alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p=0,046). Mann Whitney U testi ile farkın posterior – anterior grupları arasında olduğu belirlenmiştir. Etkilenen kanala göre VGYA skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p=0,000). Mann Whitney U testi ile farkı yaratan grubun anterior semisirküler kanal olduğu belirlenmiştir. Etkilenen semisirküler kanalın hastayı hangi açıdan ve ne ölçüde etkilediğinin bilinmesi hastaya yaklaşımı ve tedavi sürecini planlamayı kolaylaştıracaktır.

AnksiyeteKulak hastalıklarıKulak-burun-boğaz hastalıkları+4
Gamze Nas
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Benign paroksismal pozisyonel vertigo tanısı almış bireylerde manevra sonrası alınan fayda ile fiziksel aktivite sıklığı arasındaki ilişki

Amaç: Bu çalışmanın amacı benign paroksismal pozisyonel vertigo (BPPV) tanısı almış bireylerde manevra sonrası alınan fayda ile fiziksel aktivite sıklığı arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 2021 yılında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Odyoloji Kliniği'nde BPPV tanısı almış, toplam 66 hasta dahil edildi. Tüm hastalara bir haftalık fiziksel aktiviteyi değerlendirmek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Uzun Formu (UFAA) ve bir yıllık fiziksel aktiviteyi değerlendirmek için Fiziksel Aktivite Alışkanlığını Değerlendirme Anketi (FAADA) uygulandı. Çalışmaya dâhil edilen 66 hasta için; BPPV'de tam bir iyileşme sağlanana kadar uygulanan her bir manevra, manevra sonrası alınan faydayı belirlemek için BPPV tanısı aldıktan sonra yapılan ilk manevrada iyileşenler, yapılan iki manevrada iyileşenler ve yapılan üç manevrada iyileşenle şeklinde üç gruba ayrıldı. Elde edilen sonuçların istatistiksel analizleri IBM SPSS Statistics Base 25.0 (IBM SPSS Statistics for Windows, IBM Corp. Released 25.0.0, Armonk, NY: IBM Corp.) ile değerlendirildi. İstatistiksel anlamlılık için p değerinin 0.05'in altında olması anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya yaş ortalaması 56,26 ± 15,003 olan BPPV tanısı konmuş 47 kadın, 19 erkek toplam 66 hasta dâhil edildi. Benign paroksismal pozisyonel vertigoda tam bir iyileşme sağlanana kadar uygulanan her bir manevra sayısı için bağımsız üç grup ile bir haftalık anket skorları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Benign paroksismal pozisyonel vertigoda tam bir iyileşme sağlanana kadar uygulanan her bir manevra sayısı için bağımsız üç grup ile bir yıllık anket skorları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmada ise bir manevra ve iki manevra bir yıllık anket skorları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Sonuç olarak çalışmamız, BPPV tanısı almış hastalarda manevrada alınan fayda ile fiziksel aktivite arasındaki ilişkinin belirlenmesinde destekleyici bilgi sağlamıştır. Çalışmamızın sonucuna göre son bir yıl içindeki günlük fiziksel aktivite skoru düşük elde edilen kişilerde BPPV tedavisi için daha fazla sayıda manevra gerektiği saptanmıştır. Son bir hafta içindeki günlük fiziksel aktivite skorunun ise BPPV tedavisi için manevra sayısını etkilemediği saptanmıştır. İleri çalışmalar için ise BPPV tanısı almış hastalarda yaş gruplarının ve kanal tutulumunun daha fazla sayıdaki popülasyonda değerlendirme yapılmasının faydalı olabileceği kanaatindeyiz.

AnketlerEgzersiz tedavisiFiziksel aktivite+3
Büşra Nehir Şahin
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Akustik travmalarda vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (VEMP)

Bu çalışmanın amacı Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görevi esnasında patlamaya maruz kalan, beraberinde sensorinöral işitme kaybı gelişmiş olan hastalarda geç dönemde baş dönmesinin servikal ve oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (cVEMP, oVEMP) ve Baş Dönmesi Engellilik Envanteri (BEE) ile değerlendirilmesidir. Çalışmaya 22 sağlıklı erişkin gönüllü (44 sağlıklı kulak) ve blast travma geçirmiş 25 askeri personel (43 hasta kulak) hasta grubu olarak dahil edilmiştir. Kontrol ve hasta grubuna hem 500 Hz Tone-Burst (TB) hem 500 Hz Narrow Band (NB) Level Specific (LS) CE-Chirp uyaran ile cVEMP ve oVEMP testleri yapılmıştır. Hasta grubuna ayrıca Baş Dönmesi Engellilik Envanteri (BEE) doldurtulmuştur. 44 sağlam kulağın hepsinden hem TB hem de NB LS CE-Chirp uyaran ile cVEMP ve oVEMP yanıtları alınmıştır. Kontrol grubunda cVEMP ve oVEMP testinde P1 ve N1 latansı NB LS CE-chirp uyaran kullanıldığında, TB uyarana göre istatistiksel olarak anlamlı kısa izlenmiştir. P1N1 amplitüdü NB LS CE-chirp uyaran kullanıldığında, TB uyarana göre istatistiksel olarak anlamlı büyük izlenmiştir. Ayrıca hem cVEMP hem oVEMP'de NB LS CE-chirp uyaranda, TB uyarana göre istatistiksel olarak anlamlı düşük eşik izlenmiştir. Hasta grubun Baş Dönmesi Engellilik Envanteri (BEE) ortalaması 14.80 ± 23.38 (0-88.00) bulunmuştur. Hasta grubunda etkilenen 43 kulağın 3'ünde hem NB LS CE-Chirp uyaranla hem de TB uyaranla cVEMP yanıtı alınmamıştır. 43 kulağın 38'inde TB uyaran ile oVEMP yanıtı alınırken, 40'ında NB LS CE-Chirp uyaran ile oVEMP yanıtı alınmıştır. TB ve NB LS CE-chirp uyaran ile yapılan cVEMP ve oVEMP testlerinde kontrol ve hasta grubu arasında P1 latans, N1 latans ve P1N1 amplitüd açısından istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmemiştir. Sonuç olarak blast travma sonrası geç dönemde otolit organların fonksiyonlarının etkilenmediği görülmüştür.

AkustikUyarılmış potansiyellerUyarılmış potansiyeller-işitsel+4
Fatma Ceyda Akın Öçal
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlıklı erişkin bireylerde okuler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel ( OVEMP) normal değerleri

Kuvvetli ses ve vibrasyon gibi uyaranlar, baş hareketi olmaksızın refleks oküler hareketleri başlatabilirler. Yakın zamanda kullanıma giren okuler vestibüler uyarılmış myojenik potansiyel testi, noninvaziv olarak inen (assenden ) vestibüler yolu ve beyin sapında çaprazlanan vestibülooküler refleksi değerlendirmektedir. Bu çalışmanın amacı sağlıklı erişkin bireylerde oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel normal değerlerini belirlemektir.Çalışma, Başkent Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda kulak şikayeti olmayan 38 adet gönüllü, sağlıklı birey ile yürütülmüştür. Çalışmaya katılan bireylere KBB muayenesini takiben odyolojik değerlendirim, pozisyonel testler uygulanmıştır. Saf ses ortalamaları 20 dB'den iyi olan, pozisyonel testlerinde nistagmus saptanmayan bireyler çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel testi yapılarak, elde edilen dalgaların latans ve amplitüd değerleri saptanmıştır.Çalışmaya alınan 38 (76 kulak) sağlıklı bireyin 18'i erkek, 20'si kadın; yaş ortalaması 40,2± 11.6 (22-58) idi. N1 latansı sağ kulak için 9,8±2,1 msn, sol kulak için 9,3±1,9 msn (p=0,312) idi. Sağ kulakta P1 15,0±2,3 msn, sol kulakta 14,7±2,2 msn (p= 0,651) idi. Amplitüd değerleri sağ kulakta 3,3±1,5 µV, sol kulakta 3,3±1,1 µV (p= 0,919) bulundu. Her iki cinsiyet için parameterlere bakıldığında latans ve amplitüd değerleri arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Yaş ve oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel testi ilişkisine bakıldığında, N1 değerleri ile yaş arasında pozitif bir korelasyon saptandı(r=242, p =0,0359). Aynı şekilde P1 değerleri ile yaş arasında da pozitif bir korelasyon saptandı(r=250, p=0,030). Ancak yaş ile amplitüd arası anlamlı ilişki yoktu (r=052, p=0,633). Elde edilen bulgulara göre cinsiyet ve kulak yönü test sonuçlarını etkilemediğinden toplam 76 kulak için test parametreleri hesaplandı. Buna göre, N1 latansı 9,62±2,02 (4,30-16,00) msn; P1 latansı 14,90 ±2,33 (9,0-21,00) msn idi. Amplitüd ortalaması 3,36 ±1,36 (1,06-8,48) µV idi.Okuler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel latans değerleri literatüre benzer olarak saptanmıştır. Elde edilen değerler, kliniğimizin yetişkin normatif değerleri olarak belirlenmiştir. Sonuçlar vestibüler hastalıkların değerlendiriminde kullanılacaktır.Anahtar Kelimeler: Vestibulookuler refleks, okuler vestibuler miyojenik cevap, normatif veri

Uyarılmış potansiyeller-görselUyarılmış potansiyeller-işitselVestibül+3
Hatice Seyra Erbek
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Migren, vestibüler migren ve meniere hastalığı ayırıcı tanılarında öykü, üç yönlü video baş savurma testi ve videonistagmografinin yeri

Vestibüler migrenin santral mi, yoksa periferik vestibüler sistemin bir bozukluğu mu olduğu ve hastalığın patofizyolojisi henüz netlik kazanmamıştır. Vestibüler migrenli hastalar genellikle kısmi (vestibüler) Meniere hastalığında olduğu gibi diğer medikal tanılarda olan yaygın semptomlarla kliniğe başvurmaktadırlar. Kulakta dolgunluk hissi ve fluktuan işitme kaybı öyküsü Meniere hastalığında daha sık görülmekte olan semptomlar olmasına rağmen, bazı araştırmacıların vestibüler migrenli hastalarda da benzer şikayetleri tespit etmesi iki hastalık arasında bağlantı olduğunu düşündürmektedir. Çalışmamızda vestibüler migren, Meniere hastalığı olan hastalarda, hastaların odyolojik ve vestibüler şikayetleri, migren baş ağrısı ve taşıt tutması öyküsü derlenmiştir. Hastaların üç yönlü video baş savurma testi (vHIT) ve bitermal kalorik testi de içeren videonistagmografi (VNG) bulguları değerlendirilerek; hasta öyküsüyle testlerdeki bulgular arasında herhangi bir ilişki olup olmadığı gösterilmeye çalışılacaktır. Araştırma Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Yerel Etik Kurulu tarafından onaylandı (KA16/41). Kulak Burun Boğaz polikliniklerine 2015 Ocak ile 2016 Eylül tarihleri arasında baş dönmesi şikayetiyle başvuran hastalar retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Öyküsünde, klinik, odyolojik değerlendirme, nörotolojik testleri ve gereken durumlarda çekilen radyolojik görüntülemesinde; benign paroksismal pozisyonel vertigo, vestibüler nörinit, köşe patolojisi, perilenf fistülü, labirentit, orta kulak veya iç kulak anomalisi ile santral nedenli (kanama, infarkt, serebellar patoloji) baş dönmesi bulguları olanlar dışlanmıştır. Hastalar 3 gruba ayrılmıştır. 1. grupta kesin veya olası vestibüler migren tanısı alan 34 hasta; 2. grupta vestibüler migren tanı kriterlerine uymayan ve kesin, muhtemel veya olası Meniere hastalığı tanısı alan 30 hasta; 3. grupta migren öyküsünün olduğu Meniere hastalığı tanısı alan 22 hasta olduğu saptanmıştır. Her üç grubun demografik bilgileri ve öykü ve nörotolojik test bulguları kıyaslanmıştır. Vestibüler migren kadınlarda ve daha genç yaşlarda daha sık görülmekte iken, Meniere ve migren öyküsünün olduğu Meniere hastalığı cinsiyet açısından anlamlı farklılık göstermemektedir. Atak sırasında eşlik eden kulak şikayeti ve odyolojik değerlendirmede alçak frekans işitme kaybı varlığı 1. grupta diğer iki gruba kıyasla anlamlı derecede düşük bulunmuştur. 2. grupta taşıt tutması en az oranda saptanmışken migren öyküsünün olduğu diğer iki grupta anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Taşıt tutması öyküsüyle vHIT'te vestibulo-okuler-refleks kazancı (VOR gain) arasında pozitif korelasyon olup yakalayıcı sakkad ve kalorik testte kanal parezisi arasında ilişki bulunamamıştır. VNG'de baş sallama sonrası tek başına horizontal ve horizontal-vertikal nistagmus birlikteliği 2. grupta daha sık olup VNG' de vertikal nistagmuslar üç grupta benzer oranlarda görülmektedir. Kanal parezisinin olması tek başına üç grup arasında farklılık göstermemektedir. Post-head shaking nistagmus ve kanal parezisinin birlikte olması 1. grupta diğer iki gruba kıyasla daha düşük oranda görülmektedir. vHIT'te yalnızca lateral VOR gain kaybıyla birlikte yakalayıcı sakkad varlığı 2. grupta anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Bu bulgular ışığında, vestibüler migrenin diğer periferik ve santral vestibüler hastalıklardan ayırıcı tanısında atakta eşlik eden kulak şikayetleri ve odyolojik değerlendirmenin önemli olduğu, taşıt tutması öyküsünün, migren baş ağrısı öyküsüyle yakın ilişkili olduğu savunulabilir. VNG'nin, Meniere hastalığı ayırıcı tanısında daha fazla bulgu verdiği, kanal parezisinin tek başına ayırıcı tanıda yeterli olmayabileceği; lateral vHIT'in, Meniere ve vestibüler migren hastalıklarının ayrımında önemli olduğu, vHIT'te VOR gain kaybı olmaksızın yakalayıcı sakkad olmasının da patolojik kabul edilmesi gereken bir durum olabileceği önerilebilir. Anahtar kelimeler: Migren, meniere, vestibüler migren, vHIT, taşıt tutması

Baş ağrısıHareket tutmasıMeniere hastalığı+5
Hüseyin Samet Koca
Başkent University
2016
10

İlgili konular