Şiddet

Bu konu başlığı altında 644 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadına şiddet uygulayan erkeklerin psikososyal süreçleri üzerine analiz

Kadı͏na yöne͏lik şiddet, sadece bi͏r kişisel davranış de͏ğil;͏ t͏oplu͏m, ͏kültür ve zihin dinamiklerinin birleşiminden oluşmuş çok͏ yön͏lü bir durumdur. Literatürde kadı͏n͏a yönelik şiddet genelde mağdur merkezli yaklaşımla incelenir, fakat ͏şid͏det uygulayan erke͏kler͏in ͏so͏syal ve psikolojik s͏üreçle͏r͏i yeterince araştırılmamaktadır. Bu tez, bu boşluğu doldurmak için şiddet olayını yapan kişi aç͏ısından incelemekte ve erkekliğin toplumsal yaratımının şiddet eğilimi üzerindeki etkisini tart͏ışmakt͏adır. Araştırma,͏ nitel bir yol se͏ç͏miş ve belge incelemesi ile geniş kayna͏k taramasına dayanımaktadır. Etik ve sosyal hassasi͏yetler yüzünden saha g͏örü͏şm͏eleri yapılmamıştır. Kuramsal çerçeve; Heise'nin ekolojik modeli͏, Connel͏l'in ü͏stün erke͏klik te͏orisi ve Johnson'ın şiddet türleri üzerine kurulmuştur. Bu teorik yollarla, erkeklerin toplumsal cinsiyet rolleri, g͏üç bağ͏ları ve kültürel k͏ura͏llarla etk͏ileşim içinde şiddet davranışları geliştirdiği incelenmiştir͏. Elde edilen bulgular͏, Türkiye'de ͏şiddet uygulayan erkeklere yönelik çalı͏şmal͏arın az olduğunu;͏ mevcut͏ hizmetl͏erin ise genel͏likle mağdur ͏oda͏klı yapıldığını göstermektedir. Ç͏a͏lışmada, şiddetin önl͏enebilmesi iç͏i͏n sadece m͏ağduru korumaya ͏değil, ͏failin psikoso͏syal ͏i͏yi͏l͏eşmesine ve toplumsal farkındalığın artmasına͏ dayalı politikaların geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda tez, kadına yönelik ş͏iddet͏ literatürüne fail odaklı y͏aklaşımıyla teorik ve toplums͏al düze͏yde özgün bir katkı͏ sunmaktadır. 2015-2025 zamanına ait veril͏eri͏n incelemesin͏e göre, Türk͏i͏ye'de kadın ölümleri ͏dalgal͏ı bir yol izlemekte ve genel͏de a͏rtmaktadır. Bulgular, olayların çoğunun yakın partner şiddeti͏ bağlamında ve ateşli silah kullanımıyla olduğ͏unu gösteriyor.

Erk güdüsüErk sorunsalıErkek egemenliği+6
Gamze Haşhaş
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet: Tekirdağ İl sağlık Müdürlüğü kurumlarında sağlıkta şiddet vakaları

İnsanlık tarihi ile birlikte var olan şiddet, sahip olunan güç ya da kudretin başka bir insana, kendine veya başka bir gruba yaralama ve kayıpla sonlanan yada sonlanma ihtimali olan tehdit şeklinde ya da bizzat uygulanması sonucu ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde toplumun her kesiminde şiddet davranışlarının yaygınlaştığı ve sıradanlaştığı görülmektedir. Şiddet toplumun tüm kesimlerinde görülmekle birlikte özellikle işyerlerinde gittikçe artan ve tüm çalışanları etkileyen bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Son yıllarda ülkemizde sağlık çalışanlarına yönelik her gün sözel (bağırma, hakaret etme, tehdit etme, aşağılayıcı konuşma vb.) şiddet, fiziksel (itme, kakma, bıçakla saldırma, eşyalara zarar verme vb.) şiddet, hatta cana kast etme gibi şiddet olgusunun var olduğunu, basın yayın organlarında ve sosyal medya hesaplarında sıklıkla paylaşılır hale geldiği bilinmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın iki önemli amacı bulunmaktadır. İlk olarak sağlıkta şiddet konusunda farkındalık oluşturulması, ikinci olarak ise, Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü Kurumlarında 2016-2018 Yılları Arası Sağlıkta Şiddet Vakaları Beyaz Kod bildirimlerinin analizleri yapılarak, sağlıkta şiddeti azaltmaya yönelik önerilerde bulunmaktır. Çalışmamızın sonucunda Tekirdağ İli'nde en fazla sağlıkta şiddet Çerkezköy İlçesinde ve sağlık kuruluşları arasında Çerkezköy Devlet Hastanesinde yaşandığı, hekimlerin diğer sağlık çalışanlarına göre daha fazla şiddete maruz kaldığı ortaya çıkmıştır. Çerkezköy Devlet Hastanesinde sağlık ta şiddet ile ilgili spesifik araştırmalar yapılarak, önlemler alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Sağlık Çalışanı, Sağlıkta Şiddet, Beyaz Kod

Sağlık personeliTekirdağÇalışanlar+1
Hacer Tokgöz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile içi şiddet nedeniyle kadın konukevinden hizmet alan kadınların sosyo-demografik faktörler açısından değerlendirilmesi: Trakya bölgesi örneği

Aile içi şiddet tüm toplumlar ve sosyo-ekonomik gruplardaki kadınları etkileyen önemli bir sorundur. Aile içi şiddet, kadınlarda, sakatlıklar, cinsel yolla bulaşan HIV/AIDS vb. hastalıklar, intihar, ilaç-alkol bağımlılığı, travma sonrası stres bozukluğu gibi fiziksel, sosyal ve ruhsal problemlere yol açmaktadır. Şiddet gören kadınların genel sağlık durumu kötüleşmekte, yaşam kaliteleri düşmekte bu nedenle de; sağlık hizmeti kullanma oranları artmaktadır. Dünyada milyonlarca kadının şiddete maruz kaldığı bilinmektedir. Ancak gelenekler, kadının statüsünün düşük olması ve ekonomik özgürlüğünün olmaması gibi nedenlerle kadına yönelik şiddet çoğunlukla gizli tutulmaktadır. Konukevleri şiddete maruz kalan kadınların koruma altında tutulduğu mekânların başında gelmektedir. Bu çalışmada aile içi şiddet sebebiyle kadın konuk evinde kalan kadınlar sosyo-demografik faktörler açısından araştırılmıştır. Çalışma çerçevesinde, Trakya bölgesindeki üç şehirdeki (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ) kadın konukevinde kalan, aile içi şiddet öyküsü olan 69 kadına uygulanan anketlerden elde edilen bulgular analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, eğitim seviyesi, ekonomik durum, birlikte yaşanılan süre, şiddet görme öyküsü gibi değişkenlerin kadınların şiddete maruz kalmaları üzerindeki etkisinin öne çıktığı görülmüştür. Bunun yanında, şiddete maruz kalmanın psikolojik açıdan farklı seviye ve türlerde rahatsızlıklara sebebiyet verdiği bulgulamıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgularla bu mağduriyetin yarattığı belirtilerin azaltılmasına yönelik çözümler elde edilmiştir. Bu çalışmanın, aile içi şiddet nedeniyle kadın konukevinden hizmet alan kadınların sosyo-demografik faktörlerin incelenmesi açısından ilerleyen dönemlerde yapılacak araştırmalar ve müdahale programlarına katkı sağlayabilecek bulgular sunduğu düşünülmektedir.

Aile içi şiddetKadın konuk evleriKadınlar+4
Rıza Mutlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşyerinde şiddetin iş performansı ve yaşam kalitesi üzerine etkisi: Tekirdağ ili sağlık sektöründe uygulama

Diyalog, anlaşmazlık ve tartışma, işyeri iletişiminin en önemli unsurları arasındadır. İşyerinde iletişimin başarı elde etmede, verimlilik sağlamada ve iyi iş ilişkileri sürdürmede çok önemli olduğu açıktır. Müşteri odaklı hizmet anlayışın yerleşmesi ve artan rekabet koşulları, günümüz iş yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu durum işyerindeki iletişimi daha da önemli kılmaktadır çünkü bu çerçevede iletişimde yaşanan sorunlar hizmete taraf olanlar arasında ciddi çatışmaların yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu çalışma, sağlık çalışanlarının işyerinde yaşadığı şiddet olaylarının yaşam kalitesi ve iş performansı üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Ayrıca işyeri şiddetinin, iş performansı üzerine etkisinde, yaşam kalitesinin aracılık rolünü tespit etmeyi amaçlamaktadır. Analizlerde, YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) kullanılmıştır. Bugüne dek yapılan araştırmalar, yaşam kalitesini genel olarak fiziksel sağlık boyutuyla değerlendirmiştir. Ancak, yaşanılan işyeri şiddeti, ağırlıklı olarak psikolojik etkilere neden olmaktadır. Bu nedenle, yaşam kalitesini psikolojik sağlık açısından değerlendirmek, daha gerçekçi araştırma sonuçlarına ulaşılmasını sağlayacaktır. Çalışanların psikolojik sağlığını içeren yaşam kalitesi boyutunu, iş performansını ve işyeri şiddetini bir arada değerlendiren, literatürde herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu yönüyle bu araştırma, öncü bir rol oynamaktadır. Kamu sağlık sektöründe 682 katılımcı ile gerçekleştirilen bu araştırma sonucunda; iş yerinde yaşanılan şiddet algısı arttıkça, çalışanların yaşam kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Çalışanların yaşam kalitesindeki artış, iş performansına olumlu yansımakta; iş yeri şiddeti algısındaki artış ise, yaşam kalitesinde ve iş performansında düşüşe neden olmaktadır. Araştırma sonuçları yaşam kalitesinin, iş yerinde şiddetin, iş performansı üzerindeki etkisinde, tam aracı etki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İşyeri şiddeti, Yaşam kalitesi, İş performansı, Sağlık Yönetimi, Yapısal Eşitlik Modeli

PerformansSağlık kuruluşlarıSağlık personeli+7
Yasemin Çabuk
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil hemşirelerinin karşılaştıkları şiddet türlerinin tükenmişlik düzeylerine etkisi: Bir meta-analiz çalışması

Acil servislerde çalışmak, insanların acılarına tanık olma, öngörülemezlik kişilerde stres oluşumuna neden olur. Bu ortam çalışanların tükenmişlik düzeylerinde de etkili olur. Sağlık çalışanlarına arasında hemşirelerin; hemşireler arasında ise acil servis birimlerinde çalışanların diğer hemşirelere göre tükenmişlik düzeyleri daha fazladır. Bu çalışma 'Acil Hemşirelerinin Karşılaştıkları Şiddet Türlerinin Tükenmişlik Düzeyine Etkisi' ni belirlemek amacı ile meta-analiz çalışması olarak planlandı ve niceliksel araştırma yöntemlerinden meta-analiz yöntemi ile yapıldı. Scopus, Sciencedirect, Pubmed, Medline, Ulusal Tez Merkezi, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Kütüphanesi katalog ve veri tabanlarından bilimsel makaleler ve tezler tarandı ikinci olarak ulaşılan araştırmaların referans bölümünün araştırılması yapıldı. Taramada "Acil Servis", " Hemşire", "Şiddet Türleri", "Tükenmişlik Düzeyi" kelimeleri Türkçe ve İngilizce olarak özet bölümünde tarandı. 24 Eylül 2021 tarihli yapılan son taramaya göre toplamda 3823 çalışma tespit edildi ve incelendi. Araştırma verileri, 10 bilimsel makale üzerinden elde edildi. Analize dahil edilen makalelerin toplam örneklem sayısı 4412'dir. Analize dahil edilen 10 makalenin meta-analiz uygulamasında inceleme sonucunda araştırmaların heterojen bir yapıda olduğu belirlendi. Hesaplamalar sonucunda etki büyüklükleri dağılımının rastgele etkiler modeline göre (p<0.05) değerlendirildi. Yayın yanlılığını belirlemek amacıyla Huni grafiği (Funnel plot), Rosenthal'in Güvenli N yöntemi ve Orwin'in Güvenli N yöntemi kullanıldı. Yapılan hesaplamalara göre şiddet yaşayan hemşirelerin yaşamayanlara göre 2,5 kat, erkek hemşirelerin kadın hemşirelere göre 1,8 kat, 30 yaş altı hemşirelerin 30 yaş üstü hemşirelere göre 2,2 kat, mesleki deneyimi 10 yılın altında olan hemşirelerin mesleki deneyimi 10 yılın üzerinde olan hemşirelere göre 1,9 kat ve sözel şiddetle karşılaşan hemşirelerin diğer şiddet türleri ile karşılaşan hemşirelere göre 4,3 kat daha fazla tükenmişlik yaşadığı tespit edildi. Anahtar kelimeler: Acil Servis, Hemşire, Şiddet Türleri, Tükenmişlik Düzeyi, Meta-Analiz

Acil hemşirelikAcil servis-hastaneHemşirelik+7
Büşra Çınar Tozar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin fiziksel şiddete ilişkin kaygı düzeyleri ve fiziksel şiddet yaşamış öğretmenlerin görüşleri

Bu araştırmanın amacı öğretmelerin fiziksel şiddete ilişkin kaygı düzeylerini çeşitli değişkenlere ‎göre incelemek ve mesleki yaşamlarında fiziksel şiddete uğramış öğretmenlerin şiddetten nasıl ‎etkilendiklerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden açımlayıcı sıralı desen ‎kullanılmıştır. Betimsel tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın nicel aşaması 2019 - 2020 eğitim – ‎öğretim yılında Siirt ili ve ilçelerindeki liselerde görev yapan 657 öğretmen ve yöneticinin katılımı ile ‎gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nitel aşamasında ise mesleki yaşamında fiziksel şiddet yaşamış 10 ‎öğretmen ve yönetici ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın nicel verileri geliştirilen Fiziksel Şiddet ‎Kaygı Ölçeği (FŞKÖ) kullanılarak, nitel verileri ise geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ‎kullanılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin çözümlenmesinde; tanımlayıcı istatistikler, t-testi, tek yönlü ‎varyans analizi (ANOVA), Kruskall Wallis testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Ayrıca çoklu ‎karşılaştırma testlerinden Tukey HSD testi kullanılmıştır. Nitel veriler betimsel analiz ve içerik analizi ‎yapılarak betimlenmiştir.‎ Araştırmanın nicel verilerinin analiz sonuçlarına göre; liselerde görev yapan öğretmen ve ‎yöneticilerin ölçeğin genel toplamındaki kaygılarının, maruz kalma kaygılarının ve destek algılarının yüksek ‎düzeyde, olumsuz sonuç kaygılarının ise çok yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğretmen ve ‎yöneticilerin olumsuz sonuç kaygıları ve destek algıları; cinsiyet, görev yeri, okul türü değişkenlerine göre ‎farklılaşmaktadır. Öğretmen ve yöneticilerin olumsuz sonuç kaygıları kıdem değişkenine göre ‎farklılaşmaktadır. Katılımcıların ölçeğin toplamındaki kaygıları memleket değişkenine göre ‎farklılaşmaktadır. Katılımcıların en çok fiziksel şiddet kaygısı yaşadıkları kişilerin ise öğrenci ve veliler ‎olduğu tespit edilmiştir.‎ Araştırmanın nitel aşamasında öğretmenlerin en çok öğrencilerin fiziksel şiddetine maruz ‎kaldıkları belirlenmiştir. Ayrıca velilerin, yöneticilerin ve diğer çalışanların fiziksel şiddetine maruz kalan ‎öğretmenler de vardır. Fiziksel şiddet yaşayan öğretmenler kişisel, duygusal, ailevi, mesleki ve sosyal ‎anlamda çeşitli sıkıntılar yaşamışlardır. Fiziksel şiddet yaşayan katılımcıların hiç biri profesyonel destek ‎almazken, bir kısmı çevre desteği almıştır.

Eğitimde şiddetFiziksel şiddetKaygı+5
Mehmet Erkan Demir
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikolojik şiddetin hemşirelerin iş doyumu üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı hemşirelerin uğramış oldukları psikolojik şiddetin iş doyumları üzerine olan etkiyi araştırmaktır. Yapılan birçok çalışmada hemşirelerin uğramış oldukları şiddetin sonuçları görülmekte ve şiddet sonrasında iş doyumlarında olan azalma neticesinde kurumunda etkilendiği görülmektedir. Bu çalışma bir devlet hastanesinde çalışan 234 hemşireye anket uygulanarak yapılmış tanımlayıcı bir araştırmadır. Veri toplamasında Kişisel Veri Formu, Psikolojik Şiddet Ölçeği (PŞÖ), İş Doyumu Ölçeği (İDÖ) kullanılmıştır. İstatistiksel analiz için SPSS 23.0 for Windows programı kullanılmıştır. Değerlendirme sonuçlarının tanımlayıcı istatistikleri; kategorik değişkenler için sayı ve yüzde, sayısal değişkenler için ortalama, standart sapma, minimum, maksimum olarak verilmiştir. Bu çalışmada, hemşirelerin %59,8'i kadın, %50,4'ü evli, %51,3'ü 26-35 yaş arasında, %34,6'sının çocuğu bulunmakta, %56,8'i lisans mezunu, %57,7'si sigara kullanmakta, %16,7'si sürekli ilaç kullanmakta ve %35'i yaşantısından memnun olarak elde edilmiştir. Bu çalışmada hemşirelerin %36,3'ü mesleği isteyerek seçmiş, %55,1'i mesleği değiştirmek istemekte, %83,8'i gece-gündüz karışık vardiya düzeninde çalışmakta, %54,7'si her zaman uyku problemi yaşamakta olduğu tespit edilmiştir. PŞÖ toplam ve alt boyutlarının ortalaması 93,3±26,1, İş Tatminin ortalaması 50,4±11,3' tür. Çalışmada kullanılan ölçekler Shapiro-Wilk normallik dağılım testi ile incelenerek, İş tatmini ile PŞÖ toplam ve alt boyutu puan dağılımlarının normallik göstermediği tespit edildi (p<0,05). Önceki dönemlere göre sağlık çalışanlarına uygulanan her türlü şiddet olaylarının büyük ölçüde artış gösterdiği ve alınan önlemlerin yetersiz olduğu literatürde var olan çoğu çalışmadan elde edilen ortak bir sonuçtur. Bu çalışmada, hemşirelerin cinsiyet değişkeninin 'İş tatmini' toplam, 'İç tatmin've 'Dış tatmin' alt ölçek boyutları ve 'Kişinin itibarı', 'Kendini gösterme ve iletişim oluşumu', 'Sosyal ilişkiler', 'Kişinin sağlığı' ile 'Kişinin yaşam kalitesine ve meslek durumu' alt ölçek boyutları arasındaki anlamlı fark bulunmamıştır. PŞÖ toplam ölçek boyutu puanları ise erkek hemşirelerde kadın hemşirelere göre daha fazla bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hemşire; Psikolojik şiddet; İş Doyumu

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Müjde Menekşe
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sporda bireylerarası ilişkilerde şiddet

Bu çalışmada spor alanında roller üstlenen aktörler arasındaki ilişkilerde şiddet fenomenini nasıl yaşadıkları ve sonrasında yaşama yansıyabilen şiddet eğilimleri ile alanda yarattıkları kültür incelenmiştir. Sporcuların kendilerinden yaşça büyük, statü olarak güçlü olan kişilerce sıklıkla fiziksel şiddete maruz bırakıldıkları, çeşitli biçimlerle psikolojik, ekonomik, cinsel şiddet deneyimlerine sahip oldukları görülmüştür. Sporcular arasında ise hiyerarşi ve hegemonya yaratma arzusuna dayalı güç gösterilerinden beslenen akran zorbalığının örneklerine rastlanmaktadır. Araştırmanın nicel bulguları şiddete maruz kalan sporcuların şiddet eğiliminin yüksek olduğunu göstermektedir. Araştırmanın nicel ve nitel bulguları şiddete maruz kalan sporcuların bu durumu şikayet etmekten kaçındıklarını, bir şey yapılacağına inanmadıklarını, şikayet prosedürlerini bilmediklerini, şiddet sonrası üzüntü, depresyon, korku, motivasyon bozukluğu, spor yaşamını kaybetmek konusunda güçlü endişeler yaşadıklarını göstermektedir. Ayrıca bulgular; sporcuların branşlarına özgü yanlış antrenman periyotlanması, müsabaka, kamp programları konusunda bilgi sahibi olmamak, yöneticilerce yapılan keyfi uygulamalarla sakatlık, performans kaybı, psikolojik rahatsızlıklar, kilo problemleri, uluslararası müsabakalara katılamamak, kariyer planlaması yapamamak gibi önemli problemler yaşadıklarını göstermektedir. Herhangi bir şiddet türüne maruz kalan sporcular, kulüp ya da antrenör değişikliği veya sporu bırakmak zorunda kaldıklarını ifade etmektedirler. Antrenörler, spor yöneticilerinin eğitimleri, sporcuları koruyan politika belgeleri ve uygulamaların artırılmasının alanda şiddet davranışlarının azalmasında rol oynayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Şiddet Türleri, Cinsel Taciz, Akran Zorbalığı, Bireylerarası Şiddet Davranışları.

Bireysel şiddetCinsel şiddetDuygusal şiddet+6
Gülay Özen
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sanatta travma ve beden

"Sanatta Travma ve Beden" başlıklı bu raporda travma kavramının geçmişten günümüze kadar çeşitli sanat dallarında nasıl farklı yollarla anlatıldığı, sıkışmışlık, kırılganlık, yalnızlık gibi ruhsal durumların beden kavramı üzerinden plastik sanatlar alanında nasıl ele alındığı araştırılmıştır. Bu çalışmada sanat bağlamında şiddet sonucu ortaya çıkan travmanın etkileri, bu etkiler ile birlikte nasıl hayatı idame ettirdiğimizi ve bize ne hissettirdiğine dair kişisel araştırmalar sunulmuştur. Travmanın kökeni ve çıkış noktası kapitalizm, şiddet, dışavurumculuk kavramlarıyla zenginleştirilmiş, bu doğrultuda sanat alanında beden üzerinden farklı biçimlendirmelerle olgunlaşması sağlanmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde travmaya neden olan şiddet olgusunun, ne türden biçimlerde karşımıza çıktığı ve birey üzerinde etkileri anlatılmıştır. Devamında bu etkiler dışavurumculuk kavramı ile farklı sanatçı çalışmaları üzerinden örnekler ile sunulmuştur. Araştırmanın ikinci bölümünde ise kapitalizm olgusu ile modernizm sonrası sanat irdelenmiştir. Bunalımların, ruhsal sıkıntıların bireyi modern dünyadan nasıl kopardığı, postmodern filozoflardan örnek söylemler doğrultusunda açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise, travma kavramı ve beden ilişkisinin plastik sanatlara yansımaları, sanatçılardan örnek çalışmalar ile açıklanmıştır. Son olarak dördüncü bölümde, tüm bu kavram ve olgular dahilinde ortaya çıkan çalışmanın sonucunda, travma kavramının, heykel alanında beden üzerindeki yansımaları ve biçimleri, çalışmalarda kullanılan malzeme ile ilişkisi gösterilmiştir.

BedenHeykelHeykel sanatı+4
Derya Uzun
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde siber flört şiddetinin yatırım modeli bağlamında incelenmesi

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin siber flört şiddetine maruz kalmaları ve siber flört şiddeti uygulamaları ile bağlanımları arasında doyum, seçeneklerin niteliğini değerlendirme ve yatırımın aracı rolünü incelemektir. Ayrıca üniversite öğrencileri arasında siber flört şiddetinin çeşitli değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu uygun örnekleme yöntemiyle ulaşılan 684 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "Siber Flört İstismarı Ölçeği (SFİÖ)" ve "İlişki İstikrarı Ölçeği (İİÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25 kullanılarak bağımsız örneklemler için t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve PROCESS aracılık analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet, alkol kullanımı, çocukluk çağında aile içinde şiddete maruz kalma, romantik ilişki süresi, yüz yüze flört şiddeti türlerine maruz kalma ve yüz yüze flört şiddeti türlerini uygulama değişkenlerinin siber flört şiddetine maruz kalma ve/veya siber flört şiddeti uygulama boyut ve/veya alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılaştığı tespit edilmiştir. PROCESS analizi sonucunda siber flört şiddetine maruz kalma ile bağlanım arasındaki ilişkide doyum ve seçeneklerin niteliğini değerlendirmenin aracılık etkisinin tamamlayıcı aracılık olacak şekilde anlamlı olduğu saptanmıştır. Siber flört şiddeti uygulama ile bağlanım arasındaki ilişkide doyum, seçeneklerin niteliğini değerlendirme ve yatırımın aracılık etkisinin yalnızca dolaylı aracılık olacak şekilde anlamlı olduğu belirlenmiştir. Bulgular alanyazın ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

Siber şiddetYakın partner şiddetiYatırım modelleri+5
Selen İlgen
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gender-based violence (GBV) : Its effects on development and the society , initiatives in place focus on the women and young girls of the far north region Cameroon

GBV is a complex social problem and also a major barrier to development and affects all level of the society , the study will focus on the far north region of Cameroon where this practices are done under the umbrella of culture religion or tradition ,a number of initiatives have been created to fight against this types violence but it still prevails despite all these efforts .Violence against women has been called "the most pervasive yet least recognized human rights abuse in the world." The far north region in Cameroon has a population of three and a half million majority of whom are women but it is a patriarchal and conservative society , and is one of the poorest and underdeveloped region in the country ,right from birth male children are given priorities and privileges while female children are believed to move to their husbands family sooner or later so anything done for them is seen as a waste of resources .The male children have more opportunities ,some parents believe sending female children to school may affect her negatively even though primary education is free parents are still reluctant to send them. Some of these girls who stay at home finally are sent to forced or early marriages and find themselves at the mercy of these men where she is relegated to the role of housewife , without resources and without skills which makes it difficult for them to secure jobs and are therefore dependent .if girls are given the same opportunities as boys they could exploit their potentials by not only being autonomous but will also contribute to the society through skills, input and ideas . The violence may sometimes not be seen but its impact is felt on development and within the society, communities and the country as a whole .

Sexual violenceGenderSexism+5
Famanou Kampete
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ankara İlinde üniversite hastanelerinde, acil tıp alanında çalışan hekimlerin, kadına yönelik şiddet olgularının yönetimine ilişkin bilgi, tutum ve uygulamalarının tıp etiği açısından değerlendirilmesi

Bu doktora tez çalışması, acil tıp alanında çalışan hekimlerin kadına yönelik şiddet olgu yönetimlerine ilişkin bilgi, tutum ve uygulamalarını tıp etiği açısından değerlendirmek ve araştırma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda acil servislerde şiddet olgu yönetimine katkı sunacak pratik bilgiler ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada niteliksel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ilinde acil tıp uzmanlık eğitimi veren yedi üniversite hastanesinin Acil Tıp Anabilim Dallarında çalışan hekimler oluşturmaktadır. Araştırmaya toplam 35 hekim katılmıştır. Her bir hekimle birebir derinlemesine görüşme yapılmış ve yapılan görüşmelerin sesli kaydı alınmıştır. Ayrıca görüşme yapılan hekimlerin çalıştığı acil servislerde günün belirlenen saatlerinde belirlenen başlıklara uygun olarak gözlem yapılmış ve gözlem notları tutulmuştur. Elde edilen veriler çözümlenmiş ve analiz edilmiştir. Verilerin analizleri sonucunda hekimlerin bilgi, tutum ve uygulamalarına yönelik bağlam, tema ve alt temalardan oluşan bulgular elde edilmiştir. Verilerin yorumlanması sonucunda acil tıp alanında kadına yönelik şiddet olgu yönetimi sürecinde tıp etiğini temel alan özel yaklaşımların gerekliliği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, araştırma bulguları ve ulusal/uluslararası literatür ışığında acil tıp alanında "tıp etiği açısından" ve "tıbbi açıdan" kadına yönelik şiddet olgu yönetim modeli önerilmiştir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAnkara+7
Arif Hüdai Köken
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gender violence and Alice Walker's novel The Colour Purple, Toni Morrison's novel The Bluest Eye

This thesis is explains and analyzes gender violence in two novels, Toni Morrison's The Bluest Eye (1970), and Alice Walker's The Color Purple (1982). Specifically, the treatment of violence, rape, incest and gender identity in the novels are examined in order to highlight. The trauma suffered by black women and girls in both novels, highlighting how the color of their skin becomes an undesirable identity for the protagonists Pecola and Celie. The primarily goal of the thesis is the analyses of slavery, sexual abuse, and racism, illustrating how since being forcibly taken to America, black people agonized both psychologically and physically over their place in the world and in America. The thesis will also make clear that the brutal treatment of black women was not single sided: that only white people perpetrated this brutality. Instead, the thesis builds on ideas about black male aggression against black women, an internalized system of brutality, which hugely affected black women's lives. The thesis is divided into five chapters inclusive of introduction and conclusion. The first chapter is divided into three sections, each introducing a specific subject. The first section deals with the suffering of black women at hands of both white and black men. The second section highlights violence in The Bluest Eye and The Color Purple. The third section deals with the long reaching impact of slavery in both novels. The second chapter explains the historical background of slavery in The United States of America, while analyzing racism and its impact on the lives of African-Americans and concluding with the genesis of the Civil Rights Movement. Chapter three deals with how black males use physical, sexual, and psychological violence towards black females; which explains the cause of protagonist's mental breakdowns. Chapter four highlights the strategies used by black women which lead to the emancipation of the novels' protagonist from black men's use of physical, sexual, and psychological violence to limit both their power and their sense of self-esteem. The final chapter is the conclusion that reestablished the connections between the history of African-Americans and the literature written about their experience.

African-American cultureSex offensesRacism+5
Ary Syamanad Tahir
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The projection of racism in Richard Wright's Black Boy

Racism is a prominent theme in the Black American Literature. The purpose of this study is to demonstrate racism in the novel Black Boy by Richard Wright through examining ways of racial discrimination against black community during the times when the Jim Crow Laws were implemented. According to the Constitution of the United States of America, everyone is born with equal rights. However, the term 'equality' was non-existent or irrelevant in the states of Southern America. Black Boy narrates the life, struggles and eventual triumph of a young, destitute Black Boy growing up in the unruly state of Mississippi under the appalling legislations of the Jim Crow Laws. There, the Jim Crow Laws were unanimously being amended and forced upon the inhabitants of those states. The black community was very harshly treated during those times. Even innocuous incidents, like looking at a white person in the eye were punishable by law. Racial discrimination and hatred for the blacks were at their peak in the early 1900s. The punishments were very brutal and included forceful arrest, severe beating and mob-lynching. Many problems arose in the society from the unlawful persecution of the African-Americans. In his entire life, young Richard never paid any heed to the assumption of the white masters and he fought them with intellect, which he did when he moved to France where he led a rather peaceful life. The story in the novel Black Boy mainly recollects the life of Wright and more importantly his interactions with the whites, his neighbors and his own family who were scared and very pious during Jim Crow Era. Richard Wright and his contemporaries decided to denounce the flagrant discrimination by writing about it in their novels, essays and short stories. Their goal was to create awareness among the population about the harmful effects of this prejudice on the daily lives of the black community and also work together to solve those pressing issues. This study lays emphasis on issues such as violence which occurs abundantly in the novel Black Boy and on the poverty, lack of food and education, as well. The life that Richard Wright faced in his childhood and early adulthood was very traumatic. But due to his endless efforts, intelligence and desire to fight against injustice, he was able to achieve considerable success as a black despite living under the Jim Crow Laws. Keywords:Richard Wright, Black Boy, Racism, Jim Crow Laws, Black American Literature, Violence, Hunger and Alcohol.

African-American cultureAmerican literatureAmerican novel+5
Darbaz Azeez Sadeq
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The representations of domesticity, motherhood and violence in Toni Morrison's Beloved and Alice Walker's The Color Purple

At a time when women around the world were staging a fight against gender discrimination and calling for equal rights with men in their various societies, black American women also tried to make their voices heard. As history holds it, unlike other women especially in the west, their story is different because it was shaped by slavery, which made them not only inferior to men but to women of other races. Coupled with the roles of housekeeping and motherhood assigned to women, thus sidelining them from decision making issues in the society, the African American woman also had to deal with the belittlement, violence and segregation from the white society during and after slavery. In this regard, Tony Morrison and Alice Walker like a host of other black writers, took it upon themselves to tell the stories that were often ignored or could not be perfectly told by men or white writers. Through similar characters Sethe and Celie in the novels Beloved and The Color Purple, Morrison and Alice very much brings out the themes of motherhood, domesticity and violence which affected the lives of the African American woman in various ways. Set in the South of the United States of America where slavery and segregation were most practiced, the novels depict the maltreatment and relegation and of black women both by the white society and the black society. Though Morrison's Beloved is set during slavery and Walker's The Color Purple set during the Jim Crow Laws that separated black and white people, the characters still share similarities in the ways they experience motherhood, domesticity and violence. Morrison and Walker offer an explicit feminist conceptualization of African American politics that exposes and enriches concepts of black feminism and radicalism. In Beloved, Morrison depicts the adverse side of motherhood that many writers of the time failed to consider. By attempting to exercise her motherly role in a period of extreme suffering, Sethe loses her identity and in the process also suppresses that of Denver her daughter. This is occasioned by the maternal ties that link Sethe to her children that preclude her individuation and thwart her self-development. Sethe sacrifices her being. Indeed, we see throughout the novel that all her efforts are directed at atoning for her losses as a daughter and re-establish herself as a good black mother based on the society's conceptualizations. The Color Purple brings out the domestication and motherhood roles of women during the time and the fact that these roles meant that women had no voices, they were to remain silent and suppress their feelings as well as opinions. A good example of domestication of women in Celie's society is Sophia who was a rebellious woman but is forced to silently acquiesce to the social norms of servitude to one's husband and household chores. Similar to Morrison's argument that the suffering in the society caused women to resent the role of motherhood, Sophia is extremely detached with the children that are under her charge. My thesis investigates how Toni Morrison and Alice walker portray the issue of domesticity, motherhood and violence in their novels Beloved and The Color Purple, during and after the days of slavery. The thesis also will provide the possibilities that lead to the characters emancipation. Keywords: Motherhood, Domesticity, Racism, Black Feminism, African-American Literature, Violence, Slavery, patriarchy

African-American cultureAmerican literatureMotherhood+6
Diyar Esa Mohammed
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal şiddetin önlenmesinde belediyelere düşen sorumluluklar

Hazırladığımız bu çalışma, ülkemizde giderek artan toplumsal şiddet olaylarını kuramsal açıdan irdelemeyi hedeflemektedir. Sosyolojik açıdan şiddet olgusu çok sayıda değişken tarafından çözümlenmektedir. Bu çerçevede, bireylerin kültürel yapısı, sosyalleşme biçimi ve aile yapısı gibi faktörlerin bireylerin şiddete eğilimli olmalarında veya şiddet davranışlarını sergilemelerindeki etkisi ve rolü açıklanmaya çalışılmıştır. Şiddetin yayıldığı alanları ve yerel yönetimlerin şiddeti önlemek adına üzerine düşen sorumlulukları araştırmak ve sonuç olarak şiddet davranışlarının kültürel, yapısal ve etkileşimsel faktörlerden oluşan genel bir kuramsal perspektif tarafından daha iyi çözümlenebileceği gibi engellenebileceği de ileri sürülmüştür. Belediye ve toplumsal şiddet doğrudan bağlantılı değildir ve yerel yönetimlerin yaptırım gücü sınırlıdır. Fakat araştırmamızın kapsamında yerel yönetim anlayışına farkındalık getirmek ve toplum düzenine katkı sağlamak amaçlandığı için yerel yönetimler ve toplumsal şiddet ilişkisi kurularak çözüm yolları aranmıştır. Araştırma konumuza siyasal şiddet ve terör dahil edilmemiştir.

BelediyelerSosyal şiddetYerel yönetimler+1
Atakan Özdilek
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveyn reddi algısı yüksek olan ergenlerin şiddet eğilimine yönelmesinde bağlanma biçiminin etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinde şiddet gerekçeli disiplin cezası alıp almama durumunun ebeveyn reddi ve bağlanma stilleri çerçevesinde değerlendirilmesidir. Ebeveyn reddi ve bağlanmanın yanı sıra şiddet eğilimine yönelimle ilişkili koruyucu ve risk faktörlerinin de incelenmesi hedeflenmektedir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Şişli ve Kağıthane ilçelerinde 2016-2017 eğitim öğretim yılında liselerde disiplin kurulundan şiddet gerekçeli ceza almış 43 öğrenci ve seçkisiz seçilen hiç ceza almamış 102 öğrenci olmak üzere toplam 145 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Ebeveyn Kabul Red Ölçeği (Anne-Baba formu) (EKRÖ/Anne-Baba), Şiddet Eğilimi Ölçeği (ŞEÖ) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-1 (YİYE-I) oluşturmaktadır. Araştırmada; betimsel analizler, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Spearman Korelasyon analizi, Shapiro-Wilk ve çoklu regresyon analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler bilgisayarda "SPSS for Windows 18.0" programında çözümlenmiş, manidarlık düzeyleri ayrıca belirtilmiş ve bulgular araştırmanın amaçlarına uygun olarak tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda öğrencilerin ebeveyn reddi ve bağlanma değişkenlerinin şiddet gerekçeli disiplin cezası alıp almamaları açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Erkek öğrencilerde şiddet duygusu ve başkalarına şiddet uygulama davranışı kız öğrencilere göre daha yüksek düzeydedir. Yakın ilişkide yaşantılar envanterine göre kız öğrencilerde kaçınma daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Şiddet gerekçeli ceza alan ve almayan çocuklarda Ebeveyn reddi ölçeği anne formuna göre sıcaklık/şefkat ile kaygılı bağlanma arasında zayıf ve ters yönde ilişki varken, düşmanlık/saldırganlık ile kaygılı bağlanma arasında pozitif yönde ve doğrudan bir ilişki tespit edilmiştir. Şiddet gerekçeli ceza alan ve almayan çocuklarda Ebeveyn reddi ölçeği baba formuna göre kayıtsızlık/ihmal ile kaygılı bağlanma arasında çok zayıf ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

BağlanmaBağlanma stilleriEbeveyn kabul veya reddi+4
Fatih Karaboğa
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Xavier Durringer ve Philippe Minyana'nın oyunlarında şiddet olgusu

Bu çalışmanın amacı Fransız tiyatrosunun iki önemli yazarının oyunlarının odağına farklı biçimlerde yerleştirdikleri şiddet olgusunu analiz etmektir. Giriş bölümünün ardından ikinci bölümde şiddetin etimolojisi ve farklı tanımları incelenmektedir. Araştırmamızın üçüncü bölümü antik tragedyadan, postdramatik tiyatroya şiddetin tiyatro tarihinde nasıl ele alındığını ve seyirciyle hangi ölçüde buluşabildiğini ortaya koymaktadır. Dördüncü bölümde, Xavier Durringer'nin yazdığı "Dilimin Ucunda Öldürme İsteği adlı oyunda banliyölerde yaşanan şiddetin gündelik hayatın sıradan bir parçasını haline gelişini incelemek, bu durumun arkasında yatan tarihsel gerçeği ve bugün gelinen noktayı anlamamıza yardımcı olmaktadır. Beşinci bölümde ise Philippe Minyana'nın kaleme aldığı "Anne-Laure ve Hayaletler" adlı oyunu aracılığıyla toplumun her katmanına yerleşen şiddeti incelerken sözel şiddetin çağdaş bireyin insan ilişkilerini nasıl etkilediğini farklı açılardan yorumlamamıza olanak sağlayacaktır. Her iki bölümün sonunda şiddeti farklı yönleriyle ele alan bu oyunlar için reji önermesi yer almaktadır.

Durringer, XavierFransız tiyatrosuMinyana, Philippe+3
Lemi Mark Levitas
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yakın ilişkide psikolojik şiddet deneyimi ile travmatik stres belirtileri arasında peritravmatik sıkıntı ve kontrol kaybı ile posttravmatik duyguların aracı rolü

Bu çalışmada yakın ilişkide deneyimlenen psikolojik şiddet stresörleri ile travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) arasında travma sırasında deneyimlenen olumsuz duygular ve algılanan kontrol ile travma sonrası korku, çaresizlik, utanç ve öfkenin aracı rolü sınanmıştır. Psikolojik şiddet stresörlerini kapsamlı bir şekilde ölçebilecek Yakın İlişkide Psikolojik Şiddet Ölçeği geliştirilerek maddelerin işlerliği 337 kişiyi içeren bir pilot çalışmada incelenmiştir. Ulaşılabilir örnekleme ile partner şiddeti deneyimi olan 1012 kadınla yürütülen ana çalışmada ölçeğin güvenirlik katsayısı .98 olarak hesaplanmıştır. Faktör analizi ile ölçeğin yapı geçerliliği incelenmiş ve ölçeğin fiziksel ve duygusal ihtiyaçların ihmali, zarar vermeye yönelik korku yaratan tehditler, özgürlüğü kısıtlama/kıskançlık, aşağılayıcı muamele, tartışma sırasındaki korkutucu, zarar vermeye yönelik tehditler, güven sarsıcı davranışlar, suçlama ve delirdiğine inandırılma şeklinde sekiz yapıdan oluştuğu görülmüştür. Katılımcıların %42.9'u yalnızca psikolojik şiddet deneyimlemiştir ve bu kişilerde TSSB oranının %35.3 olduğu görülmüştür. Fiziksel / cinsel / psikolojik şiddet yaşayanlarda ise TSSB oranı %50.7 olarak bulunmuştur. Fiziksel ve cinsel şiddetin etkisi kontrol edilerek yapılan yapısal eşitlik modellemesi sonucu psikolojik şiddet stresörleri üzerinde kişinin algıladığı kontrolün olay esnasında deneyimlediği sıkıntıyı etkilediği gözlenmiştir. Travma sırasında deneyimlenen sıkıntı düzeyinin travma sonrası korku, çaresizlik, utanç ve öfke ile ilişkili olduğu ve bu duyguların TSSB belirtilerinin şiddetine etki ettiği görülmüştür. TSSB'ye en fazla etkiyi güvenliğe yönelik süregiden tehditle ilişkili korku ve yaşamdaki genel kontrol kaybı algısının yaptığı bulunmuştur. Bu bulgular, psikolojik şiddet stresörlerinin tek başına deneyimlendiğinde de travmatik strese yol açtığını, bu etkiyi süregiden korku ve kontrol kaybı algısı üzerinden gerçekleştirdiğini göstermiştir. Partner şiddeti deneyimlemiş kadınlarda TSSB tedavisinde kontrol algısına odaklanan sağaltım yöntemlerine odaklanılması önerilmiştir.

Aile içi şiddetPsikolojik travmaPsikolojik şiddet+6
Sinem Cankardaş Nalbantçılar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşru görme ile cinsiyetçi tutumlar ve adil dünya inancı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşru görme ile cinsiyetçi tutumlar ve adil dünya inancı arasındaki ilişkinin araştırılması bu çalışmanın temel amacı olarak belirlenmiştir. Çalışmada literatür taraması ve anket uygulaması yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Yapılan anket kapsamında İstanbul ilinde 105 erkek ve 103 kadın olmak üzere 208 kişiyle görüşülmüştür. Evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddetin meşrulaştırılması üzerinde etkili olan faktörlerden cinsiyetçi tutumlar ve adil dünya inancı ekseninde açıklama getirilmiştir. Adil dünya inancı ile evlilikte kadına yönelik şiddeti meşru görme davranışı arasındaki ilişkisi daha önceki çalışmalarda incelenmemiştir. Bu yönüyle bu araştırma sonraki araştırmalara ışık tutacak niteliktedir. Elde edilen sonuçlara göre genel (global) adil dünya inancının ve düşmanca cinsiyetçiliğin evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşrulaştırma düzeyi üzerinde anlamlı bir etkisi vardır. Genel (Global) adil dünya inancı ve düşmanca cinsiyetçilik arttıkça evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşru görme davranışı artmaktadır.

Adil dünya inancıAile içi şiddetCinsiyetçilik+2
Ceren Kurtay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heteroseksüel gençlerin flört şiddetine yönelik söylemleri

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yaşayan gençlerin flört şiddetine dair söylemlerine kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarların" ve konuşmalar esnasında ortaya çıkan "ideolojik ikilemlerin" incelenmesidir. Çalışmanın katılımcılarını 18-30 yaş aralığında 8 kadın ve 7 erkek oluşturmaktadır. Her bir katılımcıyla bireysel olmak üzere toplamda 15 ayrı görüşme yapılmıştır. Görüşmeler ses kayıt cihazına kaydedilmiş, bilgisayar ortamında yazılı hale dönüştürülmüş ve metinler söylem analizi ile incelenmiştir. Konuşma metinlerinde Toplumsal Cinsiyet, Biyoloji, Sevgi, İlişki olmak üzere olmak üzere dört açıklayıcı repertuara ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak, "Şiddet Kabul Edilemez/Kabul Edilebilir Şiddet" şeklinde adlandırabileceğimiz bir ideolojik ikilemin söz konusu olduğu görülmüştür. Bulgulara genel olarak bakıldığında, ataerkil ve iki-kutuplu cinsiyet ideolojisine dayalı toplumsal cinsiyet normlarının, ilişkilerde partnerlerin rol, sorumluluk ve beklentilerinin oluşmasında belirleyici olduğu; ilişkilerde bu beklentilerin karşılanmamasının flört şiddetine zemin hazırladığı, meşruiyet kazandırdığı ve partnerlerin 'sevgiyi' sorgulamasına neden olduğu söylenebilir. Söz konusu toplumsal cinsiyet normlarıyla bağlantılı olarak, katılımcılar romantik ilişki pratikleri ve gereklilikleri, insanın ve/veya erkeğin biyolojik/doğal yapısı veyahut "sevgi" üzerinden flört ilişkilerinde görülen şiddeti olağanlaştırmakta, meşrulaştırmakta ve/veya şiddetin varlığını kabul etmemektedirler. Anahtar Kelimeler: Flört Şiddeti, Toplumsal Cinsiyet, Söylem Analizi, Açıklayıcı Repertuarlar, İdeolojik İkilemler

Cinsel kimlikFlörtGençler+3
Olga Çimen
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevrimiçi gazete haberlerinde suç olgusu: Okuyucu yorumlarına yönelik bir inceleme

21. yy. toplumunda internet teknolojisinin gelişimi ile bireylerin haber alma ve habere ulaşma imkân ve olanakları artmıştır. Bireylerin internet aracılığıyla dünya medyasında ve yerel medyada yer alan haberlere ulaşımı yer, mekân ve zaman fark etmeksizin hızlı ve kolay hale gelmiştir. Bu doğrultuda gelişen ve yaygınlaşan çevrimiçi gazetecilik kitle iletişiminin karşılıklı olarak sürdürülebilmesi için yorum yapma olanağı sunmaktadır. Okuyucuların gündemde yer alan haberlere aktif katılım göstererek duygu, düşünce, görüş ve önerilerini açık ve net şekilde dile getirdiği görülmektedir. Bu bağlamda çalışma kapsamında Türkiye çevrimiçi gazetelerinden en çok ziyaretçi alan habertürk.com, ensonhaber.com ve haber7.com sitelerinde yer alan kadın ve erkek cinsiyetlerinin suçlu veya mağdur olduğu haberlere yönelik okuyucu yorumlarının nicel içerik analiz yöntemi ile çözümlemesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda toplumsal alanda erkeğin suçlu olduğu haberlere en çok "hakaret, şiddet ve küfür ifadesi" içeren yorumlar yapıldığı, kadının suçlu olduğu haberlere ise "kadın suçluluğunun savunulduğu" düşüncesi içeren yorumlar yapıldığı görülmüştür.

HaberlerSanal gazetelerSanal haberler+3
Esra Öztürk Çakmak
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orta ve lise düzeyi öğretmenlerinin olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ile öğrencilere yönelik şiddet davranışları arasında duygu düzenleme becerilerinin aracılık etkisi

Bu çalışmada orta ve lise düzeyi öğretmenlerinin olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ile öğrencilere yönelik şiddet davranışları arasında duygu düzenleme becerilerinin aracılık etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla İstanbul ilinde bir özel okulda görev yapan her branştan öğretmenler, müdür ve müdür yardımcıları olmak üzere toplam 129 kişiden veri toplanmıştır. Araştırmada demografik soru formu, Çocukluk Çağı Travmaları ölçeği (CTQ),Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği(DDGÖ) ve öğretmen istismar davranışları soru formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin çocukluk çağı travmaları ölçeğinden aldıkları puanlar ile öğretmenlerin öğrencilere yönelik toplam istismar davranışı puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Çocukluk çağı travmasının istismar davranışı üzerine etkisinde duygu düzenleme güçlüğünün tam aracılık etkisi olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulguların ayrıntıları ele alınmış ve yorumu yapılmıştır. Bu doğrultuda ilerideki uygulama ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Çocukluk çağı travması, duygu düzenleme, istismar, şiddet

Duygu düzenlemeLise öğretmenleriOrtaokul öğretmenleri+6
Dilek Özbek
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şiddetin sosyo-kültürel kaynakları ve medya metinleri aracılığıyla sunumu

ÖZET ŞİDDETİN SOSYO-KÜLTÜREL KAYNAKLARI VE MEDYA METİNLERİ ARACILIĞIYLA SUNUMU Seda YAVUZ Yüksek Lisans Tezi, Medya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Filiz SUSAR Mart 2014 – 97 sayfa Şiddet, toplum içinde ortaya çıkan ve kültürel bir öğe olarak öğrenimi sağlanan bir olgu olma özelliğine sahiptir. Şiddet ana başlıklarıyla fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel olmak üzere çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Şiddeti meydana getiren kaynaklar incelendiğinde, şiddetin biyolojik ve psikolojik kaynaklarındansa sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklarının daha fazla etkin olduğu görülmektedir. Sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklara bakıldığında kitle iletişim araçları tüm dünyada en büyük paya sahiptir. Şiddet, her türlü medya metini aracılığıyla topluma sunulmakta ve toplum bunu bazen bunu takip etmekte bazen de buna maruz kalmaktadır. Medya teknolojik gelişmelerle beraber sosyalleşmenin başat araçlarından biri haline gelmiştir. Televizyon bugün, ulaşılması en kolay ve en yaygın olan medya organıdır. Televizyonun geniş kitlelere yayılması ve kolay ulaşılır olması ona toplumsal ve kültürel bir güç kazandırmıştır. Televizyon birey, toplum ve kültür üzerinde önemli derecede etki sahibidir. Şiddetin medya metinleri aracılığıyla sunumunu incelediğimiz bu çalışmada, gençlik dizileri içerisinden örneklem olarak "Güneşi Beklerken" adlı dizi seçilmiştir. Bu dizide Gerbner'in "Ekme-Yetiştirme" tezinin aşamalarından olan ileti çözümlemesi uygulanmıştır. İleti çözümlemesi aşaması için araştırmaya konu olan dizinin araştırmayı sonlandırdığımız tarihe kadar yayınlanmış olan bölümlerinde içerik çözümlemesi yapılmıştır. Çözümlenen ve sayısallaştırılan ileti özellikleri kategorilere kodlanarak dizideki ekme açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan çözümleme sonucunda araştırmada elde edilmek istenen amaçlar doğrultusunda ortaya koyduğumuz problemler test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Kültür, Medya, Sosyalleşme, Gençlik

GençlerGençlikKültür+7
Seda Yavuz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00

İlgili konular