Violence
507 theses under this subject heading
Örgütlerde psikolojik şiddetin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde örgütsel yabancılaşmanın aracı rolünün belirlenmesi
Son günlerde adını sıkça duyduğumuz psikolojik şiddet kavramı, çalışanları hem fiziksel hem de ruhsal açıdan olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Örgütler de ise olumsuz geri bildirimleri olmuştur. Örgütlere birçok olumsuz bildirimleri olan ve örgüt için en önemli sermayelerden biri olan insanı, çıkılmaz bir duruma sokmaktadır. Bu olumsuzluklara bakıldığında ise, çalışanların işyerine ve işe karşı yabancılaşmasıyla başlayarak işten ayrılma niyetine kadar uzanan hatta insanın yaşamına son vermesi gibi sonuçlar doğurmaktadır. İlgili konular ile yapılan literatür araştırma sonucunda varolan çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Yetersiz bulunan literatür çalışmasından dolayı, kamu ve özel kurumlar da gerçekleşen psikolojik şiddetin işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde örgütsel yabancılaşmanın aracı rolünün belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada öncelikle psikolojik şiddet, örgütsel yabancılaşma ve işten ayrılma niyeti kavramları örgütsel düzeyde ele alınarak açıklanmıştır. Çalışmanın etik kurallar çerçevesinde gerçekleşebilmesi için gerekli izinler alınmıştır. Alınan izin sonrasında Adana merkez ilinde faaliyetlerini sürdüren özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlara kolayda örneklem yöntemiyle 342 anket gönderilmiş ve 310 anketten geri dönüş sağlanmıştır. Geri dönüş yapılan anketler de eksik cevaplandırma olmadığından dolayı çalışmaya bu anketlerle devam edilmiştir. Elde edilen veri setinin analizi kapsamında, doğrulayıcı faktör analizi, değişkenler arası ilişkilerin incelenmesi için korelasyon analizi, aracılık testi, değişkenler arası karşılaştırma analizi ve yol analizi için yapısal eşitlik modellemesi analizlerinden yararlanılmıştır. Doğrudan etki modeli incelendiğinde bağımsız değişken olan psikolojik şiddet bağımlı değişken olan işten ayrılma niyeti ile pozitif yönlü etkilemektedir (p<0,05). Bu sonuçlara göre aracılık şartı için temel kriter sağlanmıştır. Sonuç olarak, psikolojik şiddetin, işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde örgütsel yabancılaşma kısmi aracılık ettiği ortaya konulmuştur (p>0,05).
Sağlık çalışanlarına yönelik fiziksel ve sözel şiddet sıklığı ve ilişkili faktörler
Amaç: Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, hasta veya hasta yakınları tarafından uygulanan sözlü, fiziksel ve/veya cinsel saldırı durumu olarak tanımlanmaktadır. Birçok sektörle karşılaştırıldığında daha yaygın olan bir halk sağlığı sorunudur. Sağlık personelinde depresyon, motivasyonda ve iş doyumunda azalma, sağlık hizmetlerinde verim düşüşü gibi önemli sorunlara neden olmaktadır. Bununla birlikte, şiddet önlenebilir bir sorundur. Risk faktörlerinin belirlenmesi, şiddeti önleme açısından önemlidir. Bu çalışma, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet sıklığını ve risk faktörlerini bulmayı amaçlamaktadır; sosyodemografik faktörler; cinsiyet, yaş, meslek, anksiyete, depresyon ve empati. Yöntem: Kesitsel nitelikteki bu çalışma 2019 yılında Hatay'da birinci(Aile Sağlığı Merkezleri ve 112 Acil Sağlık İstasyonları), ikinci(Devlet Hastaneleri ve Özel Hastaneler) ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında(Üniversite Hastanesi) yapıldı. Çalışmanın evreni Hatay'da bulunan 9966 sağlık çalışanı olup, çalışmanın örneklemi openepi örneklem hesaplama yöntemi ile seçilen 612 sağlık çalışanıdır[%95 Güven düzeyinde, Olayın görülme sıklığı %23, Uygun görülen sapma %4, Tasarım etkisi: 1.5]. Cevap vermeme oranları göz önüne alındığında % 10 ekleyerek 672 kişiye ulaşılması hedeflenmiştir. Çok aşamalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır; tabakalı, küme ve sistematik. Katılımcılara sosyodemografik özellikler, fiziksel şiddet, sözel şiddet, şiddetle ilgili genel sorular, Empatik Eğilim Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği bölümlerinden oluşan anket uygulandı. Analizlerde Ki Kare, Mann-Whitney U, Lojistik Regresyon, Spearman Korelasyon, Student T, One Way ANOVA ve Kruskal Wallis testleri kullanıldı ve p<0,05 önemli kabul edildi. Bulgular: Çalışmamızda katılımcıların %50.0'si iş hayatı boyunca sözel veya fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Ayrıca %18,5'i her iki şiddet türüne de uğramıştır. Çalışma hayatı boyunca fiziksel şiddete uğrama sıklığı %18,8 iken sözel şiddete uğrama sıklığı %68,2 idi. Son 12 ayda ise fiziksel şiddete uğrama sıklığı %11,0 iken sözel şiddete uğrama sıklığı %57,9 bulundu. Acil serviste çalışmak, hekim olmak, hemşire olmak ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında çalışmak sözel şiddet için risk faktörüdür. Öfke, kaygı gibi kişilik faktörleri şiddetin en önemli nedenleri olurken, güvenlik önlemlerinin artırılması şiddeti engellemek için önde gelen önlemlerdir. Sonuçlar: Sağlık çalışanlarının yarısı sözel veya fiziksel şiddete uğramaktadır. Her beş çalışandan biri hem sözel hem fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Sözel şiddet fiziksel şiddetten daha yaygındır. Gerekli müdahalelerin yapılmaması durumunda sağlık sisteminde ciddi sorunlar doğacaktır. Anahtar Kelimeler: Sağlık çalışanı, şiddet, empati, anksiyete, depresyon
Türk sinemasında şiddet: 2002-2012 yılları arasında gişe hasılatı yapan beş filmdeki şiddet öğeleri üzerine bir araştrıma
Şiddet, bilinen en eski tarihten beri insanlığın ve kültürün bir parçası olmuştur. Tanımı ve anlamı toplumlara ve dönemlere göre farklılıklar göstermesine rağmen, bugün hala toplumlar ve bireyler şiddeti problem çözme aracı olarak kullanmaktadır. Kültürün bir parçası olması sonucunda, şiddetin resim, edebiyat, müzik ve sinema yapıtları üzerinde güçlü bir etkisi bulunmaktadır. Şiddet ve şiddetin kullanımı, içinde bulunduğu yapıtın amaçları doğrultusunda şekillenmektedir. Bu çalışma, yüksek gişe hasılatı yapan filmlerde yer alan şiddet eylemlerini, şiddet eylemlerinin türlerini ve şiddetin kullanım amacını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, öncelikle incelenen filmlere içerik çözümlemesi yapılarak sahip oldukları şiddet içeriklerinin türleri ve kullanım sıklıkları ortaya çıkarılmıştır, bulunan şiddet eylemlerinin işlevi incelenmiştir. Anahtar kelimler: Sinema, Şiddet, Şiddetin Türleri, Yüksek Gişe Hasılatı Yapan Filmler, Frekans Analizi.
Futbolda erkeklik ve şiddet: Nefer taraftar grubu örneği
Bu çalışmanın amacı; futbol taraftarlarının (saha içi ve saha dışındaki futbol ile ilişkili faaliyetlerde) erkeklik kültürünün, gözlenen şiddet ile olan ilişkisini araştırmaktır. Araştırmanın örnekleminin oluşturulmasında yargısal örnekleme yöntemiyle Eskişehirspor taraftar gruplarından biri olan Nefer grubu seçilmiştir. Nefer taraftar grubuna üye taraftarlar arasında kolayda örnekleme yöntemiyle 348 taraftara internet ortamında Google Drive formları aracılığıyla ulaşılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, BEM Cinsiyet Rolü Envanteri ve Şiddet Kültürü Ölçeklerinden yararlanılmıştır. Verilerin bilgisayar ortamına aktarılması ve analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirlik analizleri için Açımlayıcı Faktör Analizi(AFA) yapılmış ve Cronbach alpha katsayıları hesaplanmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesinde t-testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon analizlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde; erkeklik kültürü ile şiddeti onaylama arasında ve şiddete maruz kalma ile şiddeti onaylama arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bunun yanında katılımcıların şiddeti onaylama düzeyleri yaş gruplarına ve eğitim durumlarına göre anlamlı şekilde farklılaştığı ortaya konulmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Türkiye'deki futbol ile ilintili şiddetin anlaşılması ve önlenmesi hususunda yararlı olabilecek teorik öngörülerin, pratik bulgular ile de desteklenebileceği sonucuna katkı sağlamıştır.
Öğretmenlere yönelik şiddetin okul iklimi açısından değerlendirilmesi: Niğde ili örneği
Bu araştırmanın amacı, görüşlerine dayalı olarak öğretmenlerin okullarında maruz kaldıkları şiddet olayları, bu olayların nedenlerine ilişkin bireysel ve örgütsel faktörleri ortaya çıkarmak ve bunlara ilişkin çözüm önerileri geliştirmektir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılı Niğde ili Merkez ilçede yer alan resmi liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmenlere yönelik şiddet anketi ve okul iklim ölçeği kullanılmıştır. Öğretmenlere yönelik şiddet anketi araştırmacı tarafından geliştirilmiş, okul iklim ölçeği ise alanyazında var olan bir ölçeğin uyarlamasıdır. Araştırmanın bulgularına göre, erkek öğretmenler kadın öğretmenlere, lisansüstü mezunu öğretmenler lisans mezunu öğretmenlere, 6-10 yıl arası mesleki kıdeme sahip öğretmenler 1-5, 11-15, 16-20 ve 21 yıl üzeri mesleki kıdeme sahip öğretmenlere göre daha sık şiddete uğramaktadır. Ayrıca C tipi liselerdeki öğretmenler A ve B tipi liselerdeki öğretmenlere göre, meslek liselerindeki öğretmenler genel liselerdeki öğretmenlere göre, kırsaldaki liselerdeki öğretmenler şehirdeki liselerdeki öğretmenlere göre ve büyük liselerdeki öğretmenler daha küçük liselerdeki öğretmenlere göre daha sık şiddete uğramaktadır. Araştırmanın bulgularına göre okul ikliminin başarı baskısı ve kurumun savunmasızlığı alt boyutlarının öğretmenleri şiddetten korumada, meslektaş liderliği ve profesyonel öğretmen davranışı yaşanan olay sonrası öğretmenlerin iyileşme süreci adına daha önemli olduğu söylenebilir. Fakat öğretmenlere yönelik şiddet sorununa öğretmenlerin ve okulların belirli özelliklerinden ziyade öğrencilerin akademik başarı düzeyi, sosyoekonomik ve sosyokültürel seviyeleri açısından yaklaşılmasının daha önemli olduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Okul şiddeti, Öğretmenlere yönelik şiddet, Okul iklimi
Afganistan'da kadınlara yönelik şiddet üzerine sosyolojik bir inceleme
Afganistan farklı etnik gruplardan oluşmuş ve tarihsel olarak farklı siyasal, toplumsal ve ekonomik süreçlerden geçmiş bir ülkedir. Bu değişim süreci içinde kadınların durumu ve onlara yönelik şiddetin düzeyi, türü ve oranı da farklılaşmıştır. Bu çalışmanın temel amacı Afganistan'da kadınlara yönelik şiddeti sosyolojik olarak incelemektir. Bu inceleme şu sorular etrafında yapılmıştır: Tarihsel süreç içinde Afganistan'da kadınların toplumsal konumu nasıl değişmiştir? Bu değişime bağlı olarak Afganistan'ın farklı siyasal dönemleri içinde kadın yönelik şiddetin yönü ve boyutu nedir? Son dönemde Afganistanlı kadınlar toplumda ve aile içinde ne tür şiddete maruz kalmaktadır? Kadınların şiddete maruz kalma nedenleri nelerdir? Kadına yönelik şiddetle mücadelede gelinen durum nedir? Bu sorular feminist kuram çerçevesinde irdelenmiş ve ataerkillik kavramı temelinde analiz edilmiştir. Bu analiz birincil ve ikincil kitaplara, makalelere, dergilere, resmi raporlara, internet haber kaynaklarına ve araştrımacının tanıklık ettiği olaylara dayanmaktadır. Anahtar kelimeler: Ataerkillik, Şiddet, Kadın, Afganistan,
Malatya merkez sağlık ocaklarında çalışan hekim, hemşire ve ebelerin şiddet deneyimleri ve kadına yönelik şiddetle ilgili tutum ve davranış düzeyleri
Kadına yönelik şiddet dünyada ve Türkiye'de gün geçtikçe artan bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırma sağlık ocaklarında çalışan personelin şiddete maruz kalma durumlarını ve sağlık personelinin kadına yönelik şiddet konusunda bilgi ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmış kesitsel bir çalışmadır.Çalışmanın evrenini; Malatya il merkezinde bulunan 28 merkez sağlık ocağında çalışan hekim, hemşire ve ebeler oluşturmuştur. Araştırma evrenindeki 541 kişiden 512`si araştırmaya katılmıştır. Verilerin toplanmasında; Tanıtıcı bilgi formu, ?Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek Formu? ve hemşire, ebe ve hekimlerin kadına yönelik şiddetle ilgili olarak tutum ve davranış düzeylerini belirlemek için Tutum formu kullanılmıştır.Katılımcıların; yaş ortalaması 33,6±6,4`tür. Çalışmaya katılanların; %81,8'i kadın, %18.2'si erkektir, Araştırmaya katılan kadınların %51,1'i, erkeklerin %54,8'i yaşamı boyunca en az bir kere şiddete maruz kalmıştır. Erkeklerin babaları tarafından daha fazla şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir. (P<0.05) Araştırma kapsamındaki hemşirelerin %58,7'si, ebelerin %53,1'i ve hekimlerin %49,5'i iş yaşamı boyunca hasta, yasta yakını ve kendi çalışma arkadaşı tarafından en az bir kere şiddet görmüştür. Çalışanların %77,1'i mezuniyet öncesinde kadına yönelik şiddet eğitimi almamıştır. Mezuniyet sonrasında ise personelin %31,6'sinin kadına yönelik şiddet eğitimi almadığı belirlenmiştir. Ebelerin %79,5`i, hemşirelerin %57,5`i ve hekimlerin %69,9'u mezuniyet sonrası kadına yönelik şiddet eğitimi almıştır. Hekimlerin %74,3`ü, hemşirelerin %73,2`si ve ebelerin %67,5`i kadına yönelik şiddet olayı ile karşılaşmış, %81,8'i bildirim yapacağını ifade etmiştir. Sağlık çalışanlarının kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımlarına ilişkin toplam ölçek puanı 18,6±3,7 olarak bulunmuştur. Katılımcıların ortalama14,7±3,2 tutum puanı aldığı saptanmıştır.Sonuç olarak; sağlık çalışanlarının kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımlamada yetersiz kaldıkları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Şiddet, kadın, tutum, hemşire, ebe
Müzik eğitiminin ortaöğretim öğrencilerinin şiddet eğilimlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; ''15?18 yaş aralığında yer alan, öğrenim gördüğü ortaöğretim kurumunda müzik eğitimi almış ve almamış olan lise öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde Müzik Eğitimi'nin etkisi var mıdır?'' sorusuna cevap aramaktır.Bu çalışma; bağımlı değişken olarak öğrencilerin şiddet eğilimlerinin, bağımsız değişken olarak öğrencilerin okul türü, müzik eğitimi ve müzik yaşantı durumlarının test edildiği bir çalışmadır.Bu çalışma; yoğun müzik eğitimi alan Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Müzik Bölümü öğrencileri ile yoğun müzik eğitimi almayan Genel Lise öğrencilerinin şiddet eğilim düzeyleri ile müzikal yaşantıları arasındaki ilişkinin araştırılması sonucunda elde edilen bulguların; milli eğitim sistemi, okul yapılanması, gelecekte yapılacak çalışmalara ışık tutması ve barış temelli bir toplum oluşması amacında kullanılabilirliği bakımından önem taşımaktadır.Araştırmada İstanbul, İzmir, Mersin, Ankara, Trabzon, Erzincan, Adıyaman illerinde 2010-2011 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören güzel sanatlar ve spor liselerinin müzik bölümü ve genel lise 9, 10, 11, 12. sınıf öğrencilerine Müzik Yaşantısı Anketi ve Şiddet Eğilim Ölçeği uygulanması ile gerekli veriler elde edilmiştir.Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Türkiye ortaöğretim kurumlarından Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi (GSSL) müzik bölümü öğrencileri ile Genel Lise öğrencileri arasındaki şiddet eğiliminin ölçüldüğü ve müzik eğitiminin öğrencilerin şiddet eğilimlerine etkisini ortaya koymak üzere yapılan bu çalışma, İlişkisel Tarama modeline uygun bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de 2010?2011 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 89 Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Müzik bölümü öğrencileri (5800 öğrenci) ile 3327 Genel Lise (2002076 öğrenci) öğrencileri oluşturmaktadır (Milli Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim, 2011).Araştırmanın örneklemini 2010?2011 eğitim-öğretim yılında eğitim-öğretim yürüten, Türkiye'nin yedi farklı bölgesinde yer alan 7 güzel sanatlar lisesi müzik bölümü öğrencileri ile aynı illerde yer alan 7 genel lise öğrencileri oluşturmaktadır. İllerin ve okulların belirlenmesinde seçkisiz (basit, tesadüfî) örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Seçkisiz örneklemde temel alınan birimlerin örneklem için seçilme olasılıkları eşittir (Büyüköztürk, Çakmak, Akgün, Karadeniz, Demirel, 2011: 99).Örneklem hesaplanırken Karatay (2007) tarafından verilmiş olan örneklem hesaplama formülü kullanılmış ve elde edilen sonuçlar, Karatay tarafından verilmiş olan evren-örneklem tablosundaki + 5% hata payı ile alınabilecek örneklem sayıları ile karşılaştırılmıştır.Veri toplama aracı olarak; Göka, Bayat, Türkçapar, tarafından 1995 yılında Milli Eğitim Bakanlığı adına yapılan `'Orta öğrenim kurumunda okuyan öğrencilerin saldırganlık ve şiddet eğilimleri'' kullanılmak üzere geliştirilmiş ve 1997 yılında Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu tarafından yapılmış olan `'Aile içinde ve toplumsal alanda şiddet `' başlıklı çalışmada kullanılmak üzere Göka ve Bayat tarafından yeniden değerlendirilerek temel yapısı bozulmadan geliştirilen Şiddet Eğilim Ölçeği (Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1998) ve araştırmacı tarafından geliştirilmiş Müzik Yaşantısı Anketi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 17.00 programı kullanılmıştır.Araştırma sonucunda Genel Lise öğrencilerinin şiddet eğilimi düzeylerinin, Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Müzik Bölümü öğrencilerinin şiddet eğilimi düzeylerine göre daha yüksek olduğu, ilköğretimde alınan müzik eğitiminin her iki okul öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde etkisi olduğu, ortaöğretimde alınan müzik eğitimi yoğunlaştıkça öğrencilerin şiddet eğilim düzeylerinin düştüğü görülmüştür. Ortaöğretimde alınan müzik eğitimi okul türlerine göre değerlendirildiğinde; öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde her hangi bir etkisinin olmadığı, okul dışında alınan özel müzik eğitiminin genel lise öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde etkisinin olduğu ve özel müzik eğitimi alma durumu arttıkça şiddet eğilim düzeyinin düştüğü bulunmuştur. Özel müzik eğitiminin GSSL Müzik Bölümü öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde ise her hangi bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Müzik kültürü durumunun öğrencilerin şiddet eğilimleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu ve müzik kültürü arttıkça şiddet eğilim düzeyinin düştüğü görülmüştür. Öğrencilerin dinledikleri müzik türlerinin de şiddete eğilimlerini etkilediği, içeriğinde umutsuzluk öğesini yoğun olarak barındıran Arabesk müzik dinleyenlerin şiddet eğilimlerinin yüksek olduğu ve bu müzik türünün ağırlıklı olarak Genel Lise öğrencileri tarafından dinlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin müzik eğitimi alma ihtiyacı durumunun GSSL Müzik bölümü ile Genel Lise öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde etkisinin olduğu, ayrı ayrı okul türlerine göre ise anlamlı etkisinin olmadığı görülmüştür. Sınıf durumu değişkenine bağlı olarak bakıldığında, Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi öğrencilerinin sınıf durumlarının şiddet eğilimi düzeyini etkilemediği, Genel Lise öğrencilerinde ise sınıf durumlarının, şiddet eğilimi düzeyleri üzerinde anlamlı bir fark oluşturduğu ve 9. sınıf öğrencilerinin şiddet eğilimi düzeylerinin 12. sınıf öğrencilerinin şiddet eğilim düzeylerine göre düşük olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Şiddet, Şiddet Eğilimi, Sanat Eğitimi, Müzik Eğitimi, Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi, Genel Lise.
Aile içi duygusal / psikolojik şiddeti önlemede öfke kontrolü ve dinin rolü
Her gün gerek basından gerekse bizzat şahit olduğumuz aile içi şiddet dozunu öylesine artırdı ki, tüm dünyada devletler yasalarına, özellikle bu konuda dezavantajlı durumda olan kadın ve çocuklara yönelik pozitif ayrımcılık içeren maddeler eklemek durumunda kaldılar. Şiddeti, güçlü olanın kendinden daha zayıf olanlara karşı uyguladığı zorbalık ve sindirme hareketi olarak düşünürsek, ilk aklımıza gelen fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet veya çocuklara yönelik istismar olacaktır. Ancak, görevim icabı bana gelen soru ve şikâyetlerden anladığım kadarıyla - bir çoğu bunu bir şiddet unsuru olarak kabullenmese de – kadınlar ve çocuklar için en yaralayıcı, unutma ya da kabullenme konusunda en çok zorlandıkları husus duygusal /psikolojik (manevi) şiddettir. Bu nedenle araştırmamızın konusunu, hakaret etme, küçük düşürme, tehdit etme, aşırı kıskançlık vb. her türlü ruh sağlığını bozucu davranışlar şeklinde tezahür eden duygusal/psikolojik şiddet, bunu önlemeye yönelik öfke kontrolü ve İslam dininin öfke kontrolüyle ilgili tavsiyeleri oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar: Saldırganlığı ister doğuştan getirdiğimiz içsel bir dürtü, isterse sonradan dış etkileşimler sonucu elde edilen bir davranış olarak kabul edelim aile içi şiddetin ortaya çıkmasında bireylerin saldırganlık düzeyleri ve öfkelerini ifade etme yöntemleri büyük rol oynamaktadır. Aile içi duygusal/psikolojik şiddet kişilerin kolaylıkla ifade edemediği hatta çoğu zaman farkına bile varmadıkları bir şiddet çeşidi olmasına rağmen sonuçları bakımından en yıpratıcı olanıdır. Öfke kontrolü, saldırganlık düzeyini aşağı çekmede dolayısıyla ortaya çıkabilecek şiddeti önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Din algısı ve dinin kişiler üzerinde bir yaptırım mekanizması oluşturduğu düşünülürse İslam Dini'ni doğru anlama ve algılamanın öfke kontrolü dolayısıyla da aile içi şiddeti önlemede ne kadar etkili olduğu ortaya çıkacaktır. Anahtar Kavramlar: Öfke, Öfke kontrolü, Aile İçi şiddet, Din.
Kadına yönelik dijital şiddet: Siber zorbalık
Bu çalışmanın amacı kadınların maruz kaldıkları dijital şiddete yönelik bir algılarının olup olmadığı, dijital şiddetin türünü, dijital şiddete maruz kalma sıklığını, dijital şiddetin hangi platformlar üzerinden gerçekleştiğini, dijital şiddete kim tarafından maruz bırakıldığı, dijital şiddete neden maruz bırakıldığı, dijital şiddetle baş etme yöntemlerini saptamaktır. Çalışma kapsamında araştırmacı tarafından hazırlanan Kadına Yönelik Dijital Şiddet-Siber Zorbalık anketi çevrimiçi (çevrimiçi) olarak katılımcılara aktarılmıştır. Kadına Yönelik Dijital Şiddet –Siber Zorbalık anketi edebiyat taraması ardından daha önce gerçekleştirilen araştırmalardan sorular derlenerek hazırlanmıştır. Çorum'da yaşayan 488 kadınla gerçekleştirilen anket analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, katılan kadınların neredeyse tamamına yakını dijital şiddete maruz kalmıştır. Kadınların dijital şiddet algılarının düşük olduğu birbirini destekleyici sorulara verilen cevaplarla ortaya konmuştur. Çorum'da yaşayan kadınların maruz kaldığı dijital şiddet türü küfür, tehdit ve hakarete uğrama ve ısrarlı takiptir. Dijital şiddete tanımadığı/anonim hesaplar tarafından maruz bırakılmış ve en çok Instagram üzerinden dijital şiddete uğradığı saptanmıştır. Diğer çalışmalarda görülen genellikle yakın çevreyle paylaşmama durumu Çorum örneğin tersi bir durum sergilemekte, kadınlar yaşadıkları dijital şiddeti yakın çevreleri ile paylaştıkları görülmektedir. Kadınların neredeyse tamamına yakını yaşadığı dijital şiddetin nedenini dini görüş, mezhep, siyasi görüş ve etnik kimliğine bağlamamaktadır. Cinsiyetinden kaynaklandığını düşünen kadın sayısı araştırmaya katılan kadın sayısının yarısına (%48,8) yakındır. Dijital şiddetle mücadele etme yöntemi olarak engelleme –bloklama, uygulama içinde şikâyet etme, ekran görüntüsü alma, güvenlik ayarlarını gözden geçirme olarak belirlenmiştir. Yaşanılan dijital şiddet karşısında hukuki yollara başvuran kadın sayısı oldukça düşük çıkmış, kadınlar genellikle kendi başlarına mücadele etme yöntemini benimsediği saptanmıştır. Bu tez çalışması boyunca kadınların dijital şiddet deneyimleri çok boyutlu ele alınıp incelenmiştir.
Taraftarların futbolda şiddetin kaynağına ilişkin görüşleriyle sporda özdeşleşme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı taraftarların futbolda şiddetin kaynağına ilişkin görüşleriyle sporda özdeşleşme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu kapsamda verilerin elde edilmesi amacıyla katılımcılara ölçek ve demografik bilgilerini belirlemek amacıyla anket uygulanmıştır. Araştırmamıza 252'si erkek 31'i kadın olmak üzere 283 kişi katılım göstermiş ve sonuçlar SPSS programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar taraftar özdeşleşmesine ilişkin görüşlerin şiddet arasındaki bağlantının kurulmasına yönelik analiz edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 22 paket programına kullanılarak analiz edildi. Katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durumu, eğitim gibi değişkenlere ait veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Verilerden alınan değerlerin normallik testleri için örneklem grubu 50'den büyük olduğu için Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için Tek-Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve İndepented t testi kullanılmıştır. Homojenliği sağlanan veriler Scheffe ve Hochberg GT2 testi ile homojenliği sağlamayan veriler ise Tamhane Post-Hoc çoklu karşılaştırma testi yapılmıştır. Ölçek alt boyutları arasındaki ilişkiyi belirlemek için veriler normal dağılım gösterdiğinden Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. İstatistiksel değerler %95 güven aralığında değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmanın bulgularına göre özdeşleme ile spor medyasından, hakem kararlarından, antrenör ve teknik direktörden ve sporcu davranışlarından kaynaklanan şiddet alt boyutları arasında pozitif zayıf bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların takımla özdeşleşmesi arttıkça spor medyasından, hakem kararlarından, antrenör ve teknik direktörden ve sporcu davranışlarından kaynaklanan şiddet artmaktadır. Özdeşleşme ile taraftar ve amigolardan kaynaklanan şiddet arasında bir ilişki saptanmamıştır (p>0,05).
Bir insan hakları sorunu olarak kadına yönelik "şiddet"
Bu çalışmada son yıllarda üzerinde sıkça konuşulan "insan hakları" kavramının ne olduğu, "insan" yaşamının neden değerli olduğu, insanın onurunun ve değerinin çiğnenmesine sebep olan "şiddet"in ne olduğu ve neden bir hak ihlali sayıldığı, şiddetin neden bir insan hakları sorunu olarak ele alınması gerektiği tartışılmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde insan hakları kavramının antropolojik temelleri açıklanmaya çalışılarak, "şiddet" ve "insan hakları" ilişkisine ışık tutmak için bazı filozofların "insan" görüşlerine yer verilmektedir. Bununla birlikte, tezle ilgisinde, insan hakları kavramının kimi düşünürlerce nasıl içeriklendirildiği ortaya konarak, bazı temel insan hakları görüşlerine yer verilecektir. Böylece "insan" kavramının "insan hakları" ve özellikle de "şiddet" kavramıyla nasıl ilişkilendirildiği gösterilmeye çalışılacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde "şiddet" kavramı üstünde durularak şiddetin ne olduğu anlatılmaya çalışılmış, şiddetin yalnızca kadına yönelik bir sorun mu yoksa "insan"a yönelik bir sorun mu olduğu tartışılmıştır. Şiddetin cinsiyet ayrımına dayanmayan, insan türünün tüm üyelerine yönelik bir insan hakları ihlali olduğu vurgulanmaya çalışılmıştır. "Kadın" olmanın, "insan" olmaktan tümüyle farklı olduğuna dair inanış ve düşünceler, feminist kuramlarla ilgi kurularak eleştirel bir biçimde ele alınmıştır. Bu bağlamda, feminist kuramların kadına bakışları ortaya konulmaya çalışılmış, "cins" ayrımının yalnızca "cinsiyet" ile ilgili olduğu, toplumsal cinsiyet algısının çoğu zaman yanılgılara ve hatta kadına yönelik şiddete sebep olduğu dile getirilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, insan hakları kavramının, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın her insanı, türün her bir üyesini ilgilendirdiği, temel bir hak olan yaşama hakkının ve dokunulmazlıkların cinsiyete bağlı bir sorun olmadığı, her insanın onurunu veya değerini korumanın her kişinin sorumluluk ve ödevi olduğu, insan olmanın açık bilincine sahip olmakla insana sırf insan olduğu için değer vermekle, etik eylemenin her tek kişinin ödevi olduğunun farkında olmakla şiddete engel olunabileceği ve insanca yaşanabileceği gösterilmeye çalışılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Ġnsan, Ġnsan Hakları, ġiddet, Kadın Hakları,Etik
Türkiye'de kadın futbol liglerinde mücadele eden sporcuların saldırganlık ve sosyal karşılaştırma düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma, 2015-2016 sezonunda "Türkiye Kadın Futbol Liglerinde Mücadele Eden Sporcuların Saldırganlık ve Sosyal Karşılaştırma Düzeylerinin İncelenmesi", amacıyla yapılmıştır. Çalışma evrenini 2015-2016 sezonunda Kadın Futbol 1. Lig, 2. Lig ve 3. Ligde mücadele eden takımlardan 244 sporcu oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların kişisel bilgilerinin belirlenmesi için kişisel bilgi formu yer almaktadır. İkinci bölümde sosyal karşılaştırma, üçüncü bölümde ise saldırganlık ölçeği yer almaktadır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi için SPSS 20 Windows paket programı kullanılmıştır. Katılımcıların saldırganlık ve sosyal karşılaştırma puanlarının kadın futbolcuların bireysel ve ailesel faktörlerine göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla T testi ANOVA ve MANOVA analizlerine yer verilmiştir. Elde edilen anlamlı farklılıkların hangi gruplar arasında kaynaklandığını belirlemek amacıyla tamamlayıcı hesaplardan TUKEY testi kullanılmıştır. Çalışmada anlamlılık düzeyi P<0,5 olarak alınmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda sporcuların saldırganlık ve sosyal karşılaştırma puanları ile bireysel ve ailesel faktörleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0,05). Buna ek olarak; annenin eğitimi ve ailenin geliri ile sporcuların saldırganlık puanları arasında istatistiksel açıdan fark vardır. (P<0,001) Sonuç olarak; kadın futbolcularda ailesel faktörlerden annenin eğitimi ve aile geliri saldırganlık puanlarına etki etmekte, anne eğitimi yükseldikçe ve ailenin geliri arttıkça sporcuların saldırganlık düzeyleri artmaktadır.
Futbol seyircilerinin empatik eğilimleri ile sporda saldırganlık ve şiddet düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Şanlıurfa örneği)
Bu çalışmanın amacı futbol seyircilerinin empatik eğilimleri ile sporda saldırganlık ve şiddet düzeyleri arasında ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, Şanlıurfa ilinde bulunan futbol seyircileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden tesadüfi olarak seçilen, 18 yaş ve üzeri 285, toplam 312 futbol seyircisi katılımcıdan oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak geliştirilen kişisel demografik özelliklerini tespit etmek için bilgi formu kullanıldı. da Dökmen (1988) tarafından geliştirilen "Empatik Eğilim Ölçeği" envanteri kullanıldı. ''Sporda Seyirci Saldırganlığı ve Şiddet Ölçeği" Şanlı (2014) tarafından geliştirilen envanter kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların araştırmacı tarafından Araştırma problemlerine cevap bulmak için deneklere uygulanan anketler bilgisayar ortamında SPSS 15,0 ile girildi. Araştırma sonucunda Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05).Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının spor yapma süresine göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının lisanslı sporcu olma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının alkol kullanma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanların cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının spor yapma süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının lisanslı spor yapma şekline durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının alkol kullanma durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir ( p<0,05). Yapılan normallik sınamasında her iki ölçek puanlarının normal dağılım gösterdiği tespit edildiğinden t testi uygulanmıştır, takım algısı değişkenlerine göre karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (OneWay ANOVA) testi uygulanmıştır. ANOVA testinde gruplar arasında anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi iki grup arasında olduğunu belirlemek amacıyla LSD Post Hoc testinden yararlanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla öncelikle Pearsonkorelasyon analizi yapılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 (p<0,05) olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seyirci, Saldırganlık, Şiddet, Spor, Empati.
Orta öğretim düzeyindeki tek ebeveynli sporcu öğrencilerin 12 haftalık sportif etkinliklerinin saldırganlık ve şiddet eğilimi düzeylerine etkilerinin incelenmesi
Varhan, Tek Ebeveynli Orta Öğretim Öğrencilerinin 12 Haftalık Sportif Etkinliklere Katılımının Saldırganlık ve Şiddet Eğilimleri Üzerine Etkisinin Araştırılması. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2016. Bu çalışmanın amacı, tek ebeveynli orta öğretim öğrencilerinin 12 haftalık sportif etkinlikleri öncesindeki saldırganlık ve şiddet eğilimlerinin, uygulanan sportif etkinlikler sonrası değişip değişmediğinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde Afyonkarahisar'da orta öğretimde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrenden seçilen 109 tek ebeveynli öğrenciden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak yukarıda belirtilen tek ebeveynli öğrencilerden oluşan örneklem gurubuna eş zamanlı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen "Saldırganlık Envanteri" (Kiper 1984), Göka, Bayat ve Türkçapar (1995) tarafından geliştirilen "Şiddet Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. İstatiksel analizlerde; Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. Kolmogorov-Smirnov testi sonucunda, p>0.05 bulunduğu için verilerin çözümlenmesinde, parametrik istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, çok değişkenli frekans ve yüzde dağılımlarına ilişkin çapraz tablodan (Crostab) yararlanılmıştır. Çalışma öncesi ve çalışma sonrası tek ebeveynli öğrencilerin saldırganlık ve şiddet eğilimi durumların karşılaştırılmasında Eşleştirilmiş Örneklem t Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, tek ebeveynli öğrencilere yaptırılan 12 haftalık sportif etkinlikler sonucunda genel saldırganlık ve şiddet eğilim düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Tek ebeveyn, Öğrenci, Spor, Saldırganlık, Şiddet
Futbol seyircilerinde saldırganlık, şiddet ve holiganizme yönelik davranışların önlenmesinde serbest zaman etkinliklerine katılım etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, futbol seyircilerinde saldırganlık, şiddet ve holiganizme yönelik davranışların önlenmesinde serbest zaman etkinliklerine katılım etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan bu araştırmaya, Türkiye Futbol Federasyonu 2014/2015 sezonu Süleyman Seba Süper Liginde farklı coğrafi bölgelerden katılım sağlayan 13 futbol kulübünden 2625 futbol seyircisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmada, seyircilerin saldırganlık ve şiddet düzeylerini belirlemek için Güçlü ve Şanlı (2013) tarafından geliştirilen ve 21 maddeden oluşan Sporda Seyirci Saldırganlığı ve Şiddet Ölçeği ve Witt ve Ellis tarafından 1985 yılında geliştirilip Türkçe uyarlaması Yerlisu Lapa ve Ağyar (2011) tarafından yapılan, 17 maddeden oluşan Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük Ölçeği kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler Microsoft Office Excel programı kullanılarak bilgisayar ortamına aktarılmış ve verilerin analizi ve değişkenler arası karşılaştırmalarda SPSS 20.0 programından faydalanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, aylık ortalama gelir, sahip oldukları haftalık serbest zaman durumları ile sporda saldırganlık ve şiddet düzeyleri arasında istatistiki açıdan anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, katılımcıların cinsiyet yaş, medeni durum, sahip oldukları haftalık serbest zaman durumları ile serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyleri arasında istatistiki açıdan anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05); katılımcıların aylık ortalama gelirleri ile serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyleri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Anahtar Kelimeler: Futbol, Serbest zaman, Saldırganlık, Şiddet, Holiganizm
12. sınıf öğrencilerinin aile içi şiddete yönelik tutumları ve toplumsal cinsiyet algıları arasındaki ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma lise döneminin son sınıfı olan 12. sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algısı ve aile içi şiddete yönelik tutumlarını belirleyerek, birbiri üzerinde etkisi olup olmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Toplumumuzda sıkça görülen şiddet olaylarına önleyici çalışmalar yapılması gerektiğinden yapılan olan araştırma sonuçları; lise düzeyindeki öğrencilere yönelik yapılabilecek aile içi şiddet konusunda önleyici rehberlik çalışmalarına veya farkındalık oluşturmaya yönelik eğitim programlarının hazırlanmasına veri oluşturacak, toplumsal bir sorunun çözümüne de katkı sağlayacaktır. Araştırmanın evrenini, Bursa ilinin merkez ilçelerindeki 2021-2022 eğitim öğretim yılında öğrenim gören lise düzeyindeki okullarda bulunan 12. sınıf öğrencilerinin tamamı oluşturmaktadır. Örnekleme ise merkez ilçelerde bulunan farklı türdeki liselerde eğitim almakta olan 418'i erkek, 259'u kadın olmak üzere toplam 677 öğrenci alınmıştır. Nicel araştırma yöntemiyle araştırma yapılmış, uygulanan ölçek sonuçları istatistiksel olarak analiz edilerek değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda öğrencilerin aile içi şiddete yönelik ve toplumsal cinsiyet algısı tutumlarının düşük düzeyde olduğu, bu tutumlar arasında anlamlı düzeyde ve pozitif yönde ilişki olduğu bulunmuştur (p< .01).
The absurdist view of the self in Harold Pinter's plays Dumb Waiter and Moonlight
In the middle of the twentieth century, a new type of drama entered the history of theatre in order to challenge all the existing dramatic conventions of the traditional theatre and to argue about the absurdity of existence, the meaninglessness of life, and the lack of communication among individuals. This movement, called the Theatre of the Absurd, rejected the traditional forms of the theatre and developed new sets of conventions, new ways of using the stage, while exploring new concepts of ontology and serving as a vehicle for the materialization and dissemination of existentialist ideas.Entitled ?The Absurdist View of the Self in Harold Pinter?s Plays Dumb Waiter and Moonlight?, the present thesis reinterprets the critical idea that the Theatre of the Absurd expresses the purposelessness of life and that it reifies the existentialist conception by focusing on two plays by Harold Pinter, Dumb Waiter and Moonlight. With these two writings, especially, Harold Pinter achieves originality and creates his personal style as a result of the playwright?s inventiveness, yet remaining an exponent of absurdist drama.This thesis consists of two chapters, one theoretical and another representing the textual analysis of the plays. In the first part, the Theatre of the Absurd and its origins and main characteristics are stated, along with the presentation of the relationship between absurdist drama and the philosophy of Existentialism, and finally of the absurdist tradition in Pinter?s drama. The second part consists of a comparative approach to the two plays concerning the absurdist view of the self and in relation to a number of important thematic and structural perspectives common to both texts, such as setting, characters, language, stage directions, menace and violence.Key Words: The Theatre of the Absurd, pinteresque, violence, menace, silence
Mobbingin örgütsel bağlılığa etkisi ve bir uygulama
Son yıllarda insan kaynakları ve yönetim organizasyon alanında yapılan çalışmaların büyükçe bir kısmı beşeri sermaye, yani insan üzerine odaklanmıştır. Bir işletme ya da kurum için en önemli bileşen olan beşeri sermayenin en verimli şekilde kullanılması için insan kaynaklarının da en etkin bir şekilde kullanılması gereklidir.İnsan kaynaklarının etkin kullanımında ise bireye yönelik çalışmaların önemi ön plana çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında örgütsel bağlılık, ekip çalışması, personel güçlendirme, örgüt kültürü, örgüt iklimi gibi pek çok kavram günümüzde literatüre girmiştir. Örgütsel bağlılık kavramı ise, bireyin çalıştığı işletme ya da kurumu ne derece benimsediğini gösteren önemli bir göstergedir.Yapılan bu çalışmada, iş yerinde psikolojik taciz olarak nitelendirilen ve günümüzde oldukça yeni bir kavram olan ?mobbing? kavramının örgütsel bağlılık üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bireylerin daha etkin ve daha verimli çalışabilmeleri için iş yeri ortamında öncelikle kendilerini güvende hissetmeleri şarttır. Bunun sağlanması için işyerinde psikolojik tacizin nedenlerinin ve etkilerinin incelenmesi önem arz etmektedir.
Bir ifade biçimi olan şiddetin yaygınlaşması
Tam olarak sınırları çizilip tanımlanamayan şiddet kavramı devirden devire, toplumdan topluma farklı şekillerde, farklı amaçlarla uygulanagelmiş ve yine her devirde farklı yorumlanmış, aynı zamanda da toplumları tehdit etmiş değişken bir olgudur. Günümüzde ise zevk için öldürenlerin sayısının gün geçtikçe artması birçok insanın kendini güvensiz hissetmesine, toplumbilimcileri de `nereye gidiyoruz' sorusunu cevaplamaya yönlendirmiştir. Günümüz toplumunu tehdit eden şiddet olgusunun bu biçiminin ortaya çıkmasında gerek bilgi gerek bilek gücü yönünden daha güçlüler rol oynarken; maruz kalanlar açısından da (diğer biçimlerinde olduğu gibi) daha çok güçsüzlerin nasibini alması, dolaylı yollardan şiddetin güç ve iktidar ile olan ilişkilisini gün yüzüne çıkarmaktadır.Bu araştırmada şiddetin bilinen kasıtlı ve planlı olması yönünün dışında aile içinde ve bireyler arası ilişkilerde şiddetin ani tepkiler olarak iletişimde kullanım sıklığının giderek artması ve sıradanlaşması ele alınmış, sebeplerinin yanında şiddetin kullanım sıklığını ve biçimini belirleyen faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır.Çalışma sonucunda şiddeti sıradanlaştıran faktörler tespit edilmiş, şiddetin sıkça kullanılan ifade biçimine dönüşmesinin arka planındaki etkenler ve bir ifade biçimi olan şiddetin yaygınlaşması istatistiki veriler doğrultusunda incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: İfade, Normalleşme, Suç, Şiddet.
Kütahya ilköğretim okullarındaki öğrencilerin şiddet algısı üzerine sosyolojik bir çalışma
Şiddet gerek sosyal, gerekse psikolojik açıdan pek çok olumsuz etkileri olan, bireyin yetenek ve becerilerini kullanmasını etkileyen, dolayısı ile bireysel hedeflere ulaşmayı engelleyerek önce bireyleri, sonra da toplumu sosyolojik açıdan etkileyen bir konudur. Hem şiddet uygulayan, hem de şiddete maruz kalan birey açısından geçerli olan bu durum, etkisini en fazla eğitim kurumlarında, özellikle ilköğretim çağında göstermektedir. Bu nedenle ilköğretim okullarında şiddet ve şiddet eğiliminin tespit edilip, çözüm için bir dizi önerilerin getirilmesi önem arz etmektedir. Öte yandan ülkemizde yapılan sınırlı sayıdaki alan çalışmaları ve bilimsel araştırmalarda, şiddet ya mesleki boyutları ile bir bilim disiplinince ele alınmış, ya da durumun daha çok teorik kökenleri üzerinde durulmuştur. Bu araştırmaların genelinde daha çok ekonomik durum üzerinde durulmuştur. Oysaki şiddetin gerek sosyoekonomik, gerekse sosyokültürel alanda oldukça geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında şiddetin temel nedenlerinin sosyolojik açıdan ele alınması daha doğru olur.Bu araştırmada, Kütahya ilindeki ilköğretim okullarındaki öğrencilerin şiddet algıları ve bu algıyı etkileyen demografik etmenler araştırılmıştır. Araştırmada, Kütahya ilinde ilköğretim okullarındaki 123 öğrenci üzerinde anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre annenin eğitim durumu ve kardeş sayısı ile şiddet algısı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunurken, babanın eğitim durumu ve cinsiyete göre bir ilişki gözlemlenmemiştir.Anahtar Kelimeler: Şiddet; İlkokul; Eğitim; Sosyoloji.
Türkiye'de terörizm ve terörist profili
Terörizm insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Mağduriyet algılamaları ile toplumun farklı kesimlerindeki eşitsizlik anlayışına bağlı hak arama yöntemi olarak terörizm ve şiddet, sorunlara çözüm bulmak adına sıkça başvurulan yöntem olmuştur. Ortaya koyduğu korku sayesinde de varlığını sürdürmüştür. Terörizm son yıllarda devletlerin karşılaştıkları en önemli sorunların başında gelmiştir. Ulusal veya bölgesel düzeyde başlayan terör faaliyetleri gelişen teknoloji ile birlikte uluslararası bir nitelik kazanarak devletlerin tek başına üstesinden gelebilecek boyutları aşmış bulunmaktadır. Terörizm öznel ve nesnel açıdan sürekli değişim geçiren, kendisini yenileyen dinamik bir yapıdır. Durağan kalıplar içerisine hapsedilerek tanımlama ve terörizm ile mücadele edilemez. Terörizm ile mücadelede hukuki çerçeveye bağlı kalınarak ABD ve AB tarafından hazırlanan terör örgütleri listelerinin objektif ve genişletilerek hazırlanması önemlidir. Terörizm mağduru ülkelerde kendi terörist örgütlerini bu listelere aldırma mücadelesi içerisinde olmalıdır. Terörizm sadece güvenlik sorunu olarak algılanmamalıdır. Güvenlik sorunu yanında sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları olan büyük bir sorundur. Bu nedenle terörizmi doğuran ve besleyen siyasal ve kültürel zeminin çok iyi tahlil edilmesi ve ortaya konulması gerekmektedir. Terör hareketlerinin temelinde sosyal, psikolojik, siyasal ve ekonomik faktörlerin etkili olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır. Terör örgütleri toplumdaki farklılıkları ve sorunları kullanarak kendi propagandalarıyla kitleleri motive ederek, örgütlerine eleman ve yaptıkları eylemlere taban kazandırabilmektedirler. Propaganda taktik metotlarını kitle iletişim araçları ile profesyonelce kullanarak kendilerine ve eylemlerine meşruiyet kazandırma çabası içerisinde bulunmaktadırlar. Terörizm ile mücadele kapsamında son zamanlarda terörist ile mücadele yanında terörist profili çalışmaları yapılmaktadır. Çok yeni olan bu teknik terör sorununu anlamada ve sorunun çözümüne yönelik sağlıklı politikalar üretmede büyük önem taşımaktadır. 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında dünya genelinde çok tartışılan El Kaide terörünün Türkiye uzantısı ve yapılanmalarının profili bu çalışma ile incelenmeye çalışılarak, örgütle mücadele ve çözüm yöntemlerine katkı sağlayacak doğru tespitlere ulaşabilmek amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Terör, Şiddet, Propaganda, Medya, Profil.
Ergen futbolcular da şiddet eğilimi ile sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi(Ankara İLİ örneği)
Bu çalışmada ergen futbolcuların şiddet eğilimleri ile sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmaya U14 yaş grubundan 200, U17 yaş grubundan 200 amatör futbolcu olmak üzere toplam 400 kişi katılmıştır. Araştırmanın verileri anket formu ile toplanmıştır. Veriler SPSS 15 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada "Şiddet Eğilimi Ölçeği" ve "Sosyal Destek Düzeyi" ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonunda sporcuların yaşları ile şiddet eğilim durumları arasında (p-değeri=,000), anne çalışma durumlarıyla, algılanan sosyal destek düzeyleri arasında (p-değeri=,047), baba çalışma durumlarıyla, şiddet eğilim durumları arasında (p-değeri=,030), baba eğitim düzeyleriyle, algılanan sosyal destek düzeyleri arasında (p-değeri=,039), televizyonda izlenilen program içerikleriyle, şiddet eğilim durumları arasında (p-değeri=,020) ve sporun hoşgörüyü arttırma durumuyla, algılanan sosyal içerik düzeyleri arasında (p-değeri=,000) anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer demografik bilgiler ile şiddet eğilim durumu ve algılanan sosyal içerik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
Türkiye'de cinsel tacize karşı mücadelede "Mor iğne Kampanyası"
Bu çalışma, Türkiye'de cinsel tacize karşı feminist kadınlar tarafından 2 Kasım 1989 tarihinde başlatılan Mor İğne Kampanyası'nı incelemektedir. Birinci bölümde, araştırmanın kapsamı ve çerçevesi doğrultusunda kadın hareketi için büyük önem arz eden Fransız Devrimi ve dönemin alt yapısının temel dinamikleri hakkında bilgilere yer verilmiş, devrim öncesi kadın durumu ve haklar elde etmek için verdikleri mücadele anlatılmıştır. Amerika ve İngiltere özelinde de kadın hakları için verilen mücadele incelenmiştir. İkinci bölümde, kadın hareketlerinin zirvede olduğu 1980 Türkiye'sinde cinsel taciz, kadına şiddet ve tecavüze karşı kampanyalar anlatılmıştır. O yıllardaki politik ortamın, askeri darbenin kadın hareketine etkisi irdelenmiştir. Feminist yayınların oluşumu ve gelişiminin kadın hareketine etkisine değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde 1990'lı yıllarda Türkiye'de kadın hareketinin geldiği nokta, 1980'lerdeki hareketliliğin 1990'lara yansıması, ortaya çıkan kazanımlar ve kurumsallaşma açısından atılan adımlar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde 1980 ve 1990'larda yasal reformlar için yapılan kampanyalara yer verilmiş, Dünya ve Türkiye özelinde kadınların verdikleri mücadele anlatılmıştır. Beşinci bölümde ise çalışmanın ana konusunu oluşturan Mor İğne Kampanyası tüm yönleriyle incelenmiştir. Kampanya fikrinin ortaya çıkışı, kampanya için seçilen mekânlar, uygulanış biçimi, kamuoyu çalışmaları ve basın yansımaları etraflıca irdelenmiştir.