Water pollution
59 theses under this subject heading
Gölünyazı Gölü(Çorum)'nün trofik yapısı üzerine bir araştırma
Bu çalışmada Gölünyazı Gölü (Çorum) fitoplankton ve fitobentoz diyatomelerinin belirlenmesi için Nisan 2021 ile Mart 2022 tarihleri arasında göl üzerinde belirlenen 2 istasyondan periyodik olarak her ay örneklemeler yapılmış ve incelenmiştir. Örneklerin sayım ve teşhisleri yapılmış, alglerin mevsime bağlı değişimleri belirlenmiştir. Çalışmada fitoplankton florasında Bacillariophyta (30), Chlorophyta (4), Euglenozoa (4), Cyanobacteria (2), Charophyta (2), Cryptophyta (1), Miozoa (1) ve Ochrophyta (1) divizyolarına ait toplam 45 takson edilmiştir. Gölünyazı Gölü fitoplanktonunda en fazla organizma sayısına sahip alg grubu Bacillariophyta olup bu divizyoyu Euglenozoa takip etmiştir. Bentik alglerde (Epifitik ve epilitik) ise Bacillariophyta divizyosunun 13 ordosuna ait toplam 41 takson tespit edilmiştir. Bacillariophyta divizyosu içerisinde ise dominant alg ordosu 10 takson içeren Naviculales takımı olmuştur. Ayrıca istasyonlardan alınan su örneklerinin fizikokimyasal analizleri yapılmış, elde edilen verilerle tespit edilen organizmalar arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Fitoplanktonun ve fitobentoz diyatomelerin çeşitlilik, düzenlilik, sıklık ve NMDS analizleri yapılmış, su kalite gösterge durumları tespit edilmiştir. Ayrıca fitoplanktondaki türlerin Fitoplankton Topluluğu İndeksi (Q indeks), fitobentoz diyatomelerin göller için Trofik Diyatome İndeksi (TDIL) hesaplanmış, çalışma alanında tespit edilen türlerin indikatör özelliklerinden yararlanarak su kalitesi belirlenmeye çalışılmıştır. Fitoplankton topluluğu indeks (Q indeks) sonuçlarına göre Gölünyazı Gölü'nün ekolojik su kalitesi "çok iyi" olarak sınıflandırılmıştır. Buna karşın çalışma alanımızın dominant ve subdominant organizmalarının daha çok toleranslı türlerden oluşması araştırma alanımızda kirlilik baskısının olduğunu göstermektedir. Yine Shannon çeşitlilik indeksi'ne göre de gölün "Kötü" ekolojik kalite durumuna ve "Oksijensiz-Çok Kirlenmiş" kirlilik sınıfına girdiği görülmüştür. Oysa fitoplanktonda kirliliğe toleranslı türler daha yaygın rastlanmışken fitobentozda (epifitik ve epilitik florada) daha çok temiz sularda bulunan kirliliğe hassas türlerin daha yaygın olduğu görülmüştür. Epifitik ve epilitik algler üzerinden hesaplanan Göller için Trofik Diyatome İndeks (TDIL) sonuçlarına göre Gölünyazı Gölü "zayıf" su kalite sınıfına karşılık gelen ötrofik ekolojik statüye sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışma alanındaki veriler değerlendirildiğinde Gölünyazı Gölü'nün kirlenme tehditiyle karşı karşıya olduğu görülmüştür. Gölünyazı Gölü sucul ekosisteminin korunabilmesi için ya göl çevresi mera alanlarına dönüştürülmeli ya da göl civarında yapılan tarımın organikleştirilmesi teşvik edilmelidir. Böylelikle gölü kirleten faktörlerin kontrol altında tutulması gerekmektedir. Ayrıca Gölünyazı Gölü'ndeki biyoçeşitliliğin ve sulak alanın korunması adına su sıkıntısının yaşandığı mevsimlerde göl alanına çevredeki derelerden kontrollü bir şekilde su girişinin sağlanması önem arz etmektedir. Anahtar Kavramlar: Göl, su kalitesi, fitoplankton, fitobentoz, indisler Bilim Kodu: 20322
Bazı akuatik organizmalara bağlı olarak Felent Çayı (Porsuk-Kütahya)'ndaki kirliliğin tespiti
Bu çalışmada Porsuk Nehri'nin ana kollarından biri olan Felent Çayı'ndaki su kalitesinin belirlenmesi amacıyla epilitik diyatomeler kullanılmıştır. Felent Çayı özellikle tarımsal ve evsel kirliliğe maruz kalmaktadır. Bu çalışmada bazı kimyasal parametreler ile sucul organizmalar Haziran 2006 ile Mayıs 2007 tarihleri arasında incelenmiştir. Sonuçta, akarsu boyunca seçilen beş istasyonda 41 cinse ait toplam 117 diyatome taksonu ile bazı büyük taban omurgasızları üyeleri tespit edilmiştir. Yine Felent Çayı'ndaki su kalitesi OMNIDIA programı kullanılarak incelenmiştir. Sonuçlar IDAP, WAT, CEE ve IPS indeksleri ile ölçülen kimyasal değerler arasında oldukça yüksek korelasyon olduğunu göstermiştir.
Porsuk Çayı su, sediment ve bazı balık türlerinde ağır metal miktarlarının araştırılması
Porsuk Çayı, Kütahya ve Eskişehir il sınırlarından geçerek Türkiye'nin önemli su potansiyellerinden bir olan Sakarya Nehri'ni besleyen ve her iki il içinde önemi tartışılmaz bir akarsudur. Özellikle, Eskişehir iline kadar olan kısmının içme ve kullanma suyu havzası olması nedeni ile su kalite çalışmaları ve alınacak tedbirler bölgede bulunan ekosistemlerin sağlığı açısından büyük önem arz etmektedir. Evsel, endüstriyel ve tarımsal atıklarla yoğun bir şekilde kirletilen Porsuk Çayı'nın, kaynağından Sakarya Nehri'yle birleştiği yere kadar olan bölgenin araştırıldığı bu çalışmada, kirletici faktörler dikkate alınarak seçilen istasyonlardan mevsimsel olarak alınan su, sediment ve balık örneklerinde (kas, solungaç ve karaciğer) makro ve mikro element seviyeleri tespit edilmiştir. Ayrıca, Porsuk Çayı su kalitesinin değerlendirilmesi amacı ile fizikokimyasal parametreler de araştırılmıştır. Element analizleri (Pb, As, Hg, Al, Cu, Zn, Mn, Fe, Ni, Cr, Cd, B, Ca, Mg, K, Na, P) ICP-OES cihazı ile yapılmış ve elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Su, sediment ve balık örneklerinden elde edilen sonuçlar ulusal ve uluslararası mevzuatlarda yer alan limit değerlerle karşılaştırılmıştır. Porsuk Çayı'nın kaynağı ile karşılaştırıldığında, Kütahya ve Eskişehir illeri çıkışında yoğun organik ve inorganik kirlilikten dolayı su kalitesinin düştüğü, sediment ve balık dokularında kirlilik yükünün önemli derecede yükseldiği tespit edilmiştir.
Asi Nehri (Antakya)'nın bazı fiziksel, kimyasal ve biyolojik parametrelerinin tespiti
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ ASİ NEHRİ (ANTAKYA)'NİN BAZI FİZİKSEL, KİMYASAL VE BİYOLOJİK PARAMETRELERİNİN TESPİTİ Meltem TAŞDEMİR (DURAL) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Yrd.Doç.Dr.M.Z.Lugal GÖKSU Yıl: 1998, Sayfa: 45 Jüri : Yrd.Doç.Dr.M.Z.Lugal GÖKSU Prof. Dr. Ercan SARIHAN Yrd.Doç.Dr. Sevim POLAT Bu çalışma, Hatay bölgesinin sahip olduğu en önemli su kaynaklarından biri olan Asi Nehri'nin kirlilik düzeyinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma 1 yıl sürmüş ve bu süre içinde Asi nehrinde 12 kez örnekleme yapılmıştır. Su kalite parametrelerinden, çözünmüş oksijen, pH, sıcaklık, iletkenlik, KOt, Amonyak azotu, nitrit azotu, nitrat azotu, fosfat, AKM, sertlik, silikat ölçülmüştür. Yapılan çalışmalar sonucunda Asi Nehri'nin az kirli su sınıfında, olası bir kirlenme tehditi altında olduğu kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Asi nehri, kirlilik, su kalite parametreleri
Adana Sofulu bölgesi düzensiz çöp depolama alanında oluşan çöp sızıntı sularının yeraltı ve yüzey sularına kirlilik etkisi
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA SOFULU BÖLGESİ DÜZENSİZ ÇÖP DEPOLAMA ALANINDA OLUŞAN ÇÖP SIZINTI SULARININ YER ALTI VE YÜZEY SULARINA KİRLİLİK ETKİSİ MEHMET TÜRKMENOĞLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ KİMYA ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Hunay EVLİYA Yıl: 2002, Sayfa: 87 Jüri : Prof. Dr. Hunay EVLİYA Prof. Dr. Mesut ANIL Doç. Dr. Şermin GÜL Belediye katı atık depolama alanları çevre kirliliğine neden olan önemli kaynaklardan bir tanesidir. Adana ilinde, Türkiye'deki diğer büyük şehirlerde olduğu gibi, uygunsuz katı atık yönetimi problemi mevcuttur. Adana Büyük Şehir Belediyesi. JICA ve Çukurova Üniversitesi işbirliği ile Sofulu çöp depolama alanında yapılan iyileştirme çalışmalarında; sızıntı suyu ve temiz su drenajı, gaz toplama ünitesi, sızıntı suyu resirkülasyonu, su kalite analizleri, kompost kalite analizleri, çöp yığınlarının tesfîyesi ve çöplerin üzerinin toprakla örtülmesi çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmada Adana Sofulu çöp depolama alanında oluşan sızıntı sularının yer altı ve yüzey sularına olan kirlilik etkisi araştırılmıştır. 2000 yılının ilk altı ayı boyunca çöp sızıntı sulan ile alan çevresinden ve içinden alınan yüzey ve kuyu suyu örnekleri, kirlilik parametrelerince analiz edilmiştir. Kimyasal oksijen ihtiyacı, biyolojik oksijen ihtiyacı, nitrat, nitrit, fosfat ve ağır metal analiz sonuçlan çöp depolama alanı kaynaklı bir kirlenmenin var olup olmadığının araştırılması için kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Katı Atık, Sızıntı Suyu, Su Kirliliği, Çöp Boşaltım Alanı
Karataş Akyatan lagünündeki balıklarda pestisit kalıntılarının araştırılması
Akyatan. lagününde- avlanan 'kefal, levrek ve çipura balık türlerinin farklı yaşlarda et ve organlarında pestisit kalıntı araştırması yapılmıştır. Kefal örneklerinde toplam pestisit miktarı yaş ilerledikçe arttığı gözlenmiştir. 2,3,4 yaş grubu kefal örneklerinde pestisit miktarı zikredilen sıraya göre 0.251 ppm, 0.643 ppm, 0.889 ppm olarak bulunmuştur. a-BHC, Heptaklor, Aldrin, Kloropyrifos, Dieldrin, endosülfan, endrin, OP'DDD, PP'DDD, PP'DDT kefal örneklerinin her yaş grubu et ve organında görülmüştür. Levrek örneklerinde ette bulun toplam pestisit miktarı yaş artışı ile artış göstermiştir. Organda rastlanan toplam pestisit miktarı 2 yaş grubunda düşüş gösterirken 3 yaş grubunda tekrar bir artış göstermiştir. Toplam pestisit kalıntısı en fazla 3 yaş grubunda gözlenmiştir. Endrin, PP'DDT, aldrin, bütün et ve organda görülmüştür. Çipura örneklerinde ette aldrin, hekzaconazol ve heptaklor olmak üzere 3 tür, organda ise 15 tür pestisit görülmüştür. Ette görülen pestisitlerin miktarının organda daha yüksek olduğu tesbit edilmiştir. PP'DDT ve aldrin kefal ve levrek balık türlerinin her yaş grubu et ve organında, aldrin ise her 3 tür balığın bütün et ve organlarında gözlenmiştir. Bulunan pestisitlerin düzeyleri çeşitli ülkelerin tolerans sınırlarının altındadır. Araştırma sonuçları Akyatan Lagünü 'nde avlanan kefal levrek ve çipura balık türlerinde bulunan pestisit kalıntılarının insan sağlığı açısından sakınca meydana getirmeyecek seviyede olduğunu göstermiştir.
Farklı adsorbanlar ile sulu çözeltilerden klorofenol giderimi
Klorofenoller tarım, endüstri ve halk sağlığı gibi pek çok alanda kullanılmakta ve tehlikeli atıklar listesinde öncelikli kirleticiler olarak tanımlanmaktadırlar. Literatürde fenol ile kirlenmiş atık suların arıtılmasına yönelik çok çeşitli yöntemler önerilmektedir. Ancak yapılan çalışmalar, fenolik bileşiklerin gideriminde adsorpsiyonun daha çok tercih edilen yöntem olduğunu göstermektedir.Bu çalışmada çevreye yayılımlarının daha çok olduğu bilinen ve atık sularda bulunan 2-klorofenol, 2,4-diklorofenol ve 2,4,6-triklorofenol giderimi üzerine çalışılmıştır. Sorpsiyon deneyleri şeftali çekirdeğinden üretilmiş aktif karbon, Amberlit XAD-4 ve CMSt/DVB adsorbanları kullanılarak kesikli sistemde gerçekleştirilmiştir.Adsorbanların klorofenolleri tutma kapasiteleri ve klorofenol seçicilikleri belirlenmiştir. Sorpsiyon işlemlerinin Langmuir ve Freundlich adsorpsiyon izotermleri ile uygunlukları incelenmiştir.
Microplastic pollution from past to present in freshwater ecosystems: Susurluk basin case
When evaluated on a global scale, microplastic pollution in aquatic ecosystems has become an important problem in recent years. Most of the studies on this pollution have been carried out in marine environments, but considering the transport routes, the investigation of plastic pollution in freshwater ecosystems has become an important issue. Historical data on the accumulation of plastic use in aquatic ecosystems, which increased with the industrial revolution in many parts of the world, is limited. In this study, the accumulation of microplastic pollution over time in Bursa region, where human activities and related pollutant production is high, was investigated by using paleolimnological approaches in two selected points, Uluabat Lake and Kocaçay Delta. Two short core samples were taken from the bottom sediments of both sampling points and these sediments were used for both dating and determination of microplastics deposited from top to bottom. It has been determined that there is Microplastic accumulation in Uluabat Lake starting from the 1960s. Especially in the lake where fiber dominance is high, this accumulation is thought to be related to the intense fishing activities. In the samples analyzed in the Kocaçay Delta, many different types of microplastics have been accumulated since 2014, although its dating was not as good as in the lake system due to the continuous mixing of the sediment in the Delta. In this study, in which the temporal profile of microplastic pollution in a freshwater ecosystem is researched for the first time in our country, it has shown that microplastics can be used as a good indicator in paleolimnological approaches, and in this way, it has revealed that an important development can be achieved both in understanding the plastic accumulation profile in the past and in providing data about the protection methods that can be taken for the future.
Akarsu ekosisteminde su kalitesi değerlendirilmesinde swat modeli uygulaması: Tatlıçay havzası örneği (Çankırı, Türkiye)
Su, çevre sağlığını etkileyen en önemli aktörlerden biridir. Bu nedenle suyun doğadaki davranışının tahmin edilmesi, izlenmesi ve su kirliliğinin oluşmadan önlenmesi, çevre sağlığı açısından oluşabilecek sorunların önüne geçmeyi kolaylaştırmaktadır. Suyun davranışını tahmin etmek için hidrolojik döngünün havza bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için, hidrolojik süreçlerin matematiksel temsilini yapmaya yarayan hidrolojik modellerden faydalanma potansiyeli yüksektir. Hidrolojik modeller, çevre sağlığı alanında sıklıkla karşılaşılan sorunlardan kötü su kalitesi, kirlilik, partikül ve sediman taşınımı, yağ ve petrol türevlerinin yayılması gibi problemlerin tahmini ve izlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, Çankırı İli yerleşiminde çevre sağlığını iyileştirmeye yönelik çözümler önermek için 2 boyutlu bir yüzey suyu modeli olan SWAT kullanılarak, Tatlıçay akarsu ekosistemi ve mevcut su kalitesi simüle edilmiştir. Girilen verilerin doğruluğu ve modelin geçerliliği yapılan kalibrasyon ve validasyon çalışmalarıyla kontrol edilmiş, oluşabilecek olumsuz senaryolar karşısında hızlı, doğru ve etkili çözüm üretebilme imkanı sunulması amaçlanmıştır.
Bursa sahil kesimlerinde mikroplastik kirliliğinin araştırılması
Günümüzde yaygın şekilde kullanılan plastiklerin parçalanması sonucu mikroplastik adı verilen parçacıklar oluşur. Mikroplastikler farklı taşınım yolları ile su ortamına kadar ulaşmaktadır. Su ortamına ulaşan mikroplastikler, ortamda bulunan canlılar tarafından tüketilmektedir. Böylece mikroplastikler besin ağına dahil olarak insan tüketimine kadar ulaşmaktadır. Bu sebeple, denizlerde mikroplastik kirliliğinin araştırılması önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Marmara Denizi'nin Bursa'ya kıyısı olan kesimlerinde mikroplastik kirliliğinin araştırılmasıdır. Çalışma kapsamında 5 istasyonda Ağustos 2022 ve Şubat 2023 tarihlerinde iki mevsimde deniz yüzey suyu ve su kolonu örneklemesi yapılmıştır. Ön işlemler sonrası stereo mikroskop kullanılarak ilk olarak şekil, renk ve boyut sınıflandırması yapılmış, daha sonra Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektrofotometresi (FTIR) spektroskopi ile polimer türleri belirlenmiştir. Ayrıca örnek alınan her istasyonda deniz suyunun pH, sıcaklık, çözünmüş oksijen, tuzluluk, toplam çözünmüş katı madde, renk, askıda katı madde, amonyum azotu, nitrat azotu, toplam azot ve toplam fosfor miktarı gibi parametreler ölçülmüştür. Elde edilen verilen, mekansal ve mevsimsel olarak karşılaştırılmıştır. Numunelerin alındığı mevsimlere ve istasyonlara bağlı olarak mikroplastik miktarlarına ait veriler incelendiğinde istayonlarda 105 - 287 aralığında mikroplastik miktarına rastlandığı belirlenmiştir. Mevsimler arasında mikroplastik bolluğu karşılaştırıldığında, yazın kışa göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. En sık rastlanan mikroplastik tipinin ise mikroboncuk olduğu görülmüştür. Mikroplastiklerin polimer yapısını belirlemek için gerçekleştirilen FTIR analizlerinde, polietilen, polietilen tereftalat, polipropilen ve polivinil klorür polimer tipinin olduğu tespit edilmiştir. Mikroplastiklerin neden olduğu kirlilik son derece önemlidir bu yüzden kirlilik oluşmadan engellenmelidir. Bu doğrultuda içeriğinde plastik olmayan ürünlerin satışının desteklenmesi, kozmetik ürünlerinde kullanılan mikroboncukların kullanımının yasaklanması, tekstil ürünlerinin geliştirilmesi, çamaşır makineleri tahliyelerinde filtreler kullanılması, atıksu arıtma tesislerinin mikroplastik giderim verimlerinin arttırılması, iyileştirilmiş atık yönetimi oluşturulması ve uygulanması gibi önlemler alınmalıdır.
Uçucu küllerin liç karakteristiklerinin ve çevreye etkilerinin araştırılması
Bu tez çalışmasında, ülkemizdeki termik santrallerden açığa çıkan uçucu küllerin liç karakteristikleri incelenmiş ve elde edilen veriler kullanılarak uçucu küller nedeniyle Termik Santrallerin yakın çevresinde oluşabilecek çevresel etkilerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır.Pilot bölge olarak seçilen Afşin Elbistan-A Termik Santrali merkez nokta alınarak, yakın ve uzak çevresinden çeşitli örnekler toplanmıştır. Termik santralin çevresinden 4 yönde 12 farklı noktadan toprak örnekleri ve çeşitli derinliklerde 6 farklı noktadan yeraltı suyu örnekleri alınmıştır. Bu örneklerde 8 faklı ağır metal (Pb, Cd, Cr, Cu, Ni, Zn, Co ve Mn) analiz edilmiştir. Alınan toprak örneklerinin analiz sonuçları, krom ve nikel miktarları açısından Toprak Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği sınır değerlerinin aşıldığını göstermiştir. Su örneklerinde ise hiçbir sınır değer aşılmamıştır.Afşin Elbistan-A Termik Santrali dışında; Su gözü, Yatağan, Soma, Seyitömer, Tunçbilek, Çatalağzı ve Çan Termik Santrallerinden alınan uçucu kül örneklerinin liç karakteristikleri belirlenmiştir. Uçucu kül örneklerinde, sıvı katı oranı 10 l/kg olacak şekilde 5 gün üst üste seri liç işlemi gerçekleştirilmiş ve elde edilen liç çözeltileri Atomik Absorbsiyon Spektrometresi'nde ağır metaller yönünden analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre tüm kül örnekleri Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği'ne göre tehlikesiz atık sınıfındadır. Ancak, analiz sonuçlarının gözlenen 8 ağır metalin hepsinin çözeltiye geçtiğini göstermesi, depolama sahaları yakın çevresindeki topraklarda ve yeraltı sularında kirlilik birikimi riskinin yüksek olduğunu göstermektedir.
Kastamonu ilinin yeraltı sularının potansiyel kalitesinin incelenmesi, kirletici konsantrasyonlarının tespiti ve yeraltı sularının tarımsal sulama için uygunluğunun değerlendirilmesi
Yeraltı suları tatlı su kaynakları arasında buzullar ve kar sularından sonra en ciddi kaynaktır. Bu kaynaklar en çok sulama suyu olarak tüketilir. İyi tarım uygulamalarının daha verimli, etkin ve sürdürülebilir hale gelmesi için kullanılan suların fiziko-kimyasal kalite özellikleri büyük önem arz etmektedir. Kızılırmak havzasının alt havzası olan Kastamonu ili yüzey suları bakımından zengin kaynaklara sahiptir. Ancak yüzey sularına erişim il bazında homojen ve dengeli dağılmamaktadır. Yüzey sularına erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde içme-kullanma ve tarımsal sulama amaçlı kullanım için ihtiyaç duyulan suyun yeraltı sularından karşılanması zorunluluk haline gelmiştir. Bu çalışmada Kastamonu ili yeraltı suları kalite özellikleri tarımsal sulama kullanımı yönünden uluslararası kabul görmüş sınıflandırma sistemleri kullanılarak değerlendirilmiş ,sular sınıflandırılmıştır. Kastamonu Alt Havzasında 12/11/2020 -19/05/2022 tarihleri arasında 4 Dönem Yüzey suyuna erişimi olmayan 27 noktadan alınan su numuneleri sulama suyu uygunluk kriteri açısından incelenmiştir. Buna ek olarak 2018-2022 yılları kurak ve yağışlı dönemlerde (Eylül –Nisan) 6 adet rasat gözlem istasyonu kuyularından alınan su numuneleri sulama suyu uygunluk değerlendirmesinin zaman bağlı değişimi değerlendirilmiştir. İnceleme amacıyla; pH, Elektriksel İletkenlik EC, Anyonlar F⁻-Cl⁻, SO₄² Katyonlar Na⁺, NH₄⁺, K⁺², Ca⁺², Mg⁺² Karbonat Bikarbonat CO32-, HCO3- , Bor (B) parametre analizleri kullanılmıştır. Bu parametre değerleri ile Sodyum Yüzdesi (% Na), Sodyum Adsorbsiyon Oranı (SAR), Kalıntı Sodyum Karbonat (RSC) değerleri, ABD tuzluluk laboratuvarı sınıflandırma sistemi, Wilcox (1948) grafik sistemi kullanılarak sulama suyu sınıflandırması yapılmıştır. Çalışma sonucunda incelenen alandaki yeraltı sularının büyük bölümünün sulama suyu kullanımı için uygun olduğu Kastamonu Alt Havzası'nda RSC. SAR ve %Na değerinin sulama sezonu ile doğrudan etkilenmediği, Wilcox diyagramlarına göre havzada suların çoğunlukla "Çok İyi – İyi" ve "İyi Kullanılabilir" sular sınıfında. ABD Tuzluluk Lab. diyagramlarına göre ise çoğunlukla "C2S1" ve "C3S1" sınıfında yer aldığı görülmektedir. Uzun dönemli incelemelerde rasat kuyu numuneleri fizikokimyasal parametrelerinin zamana bağlı değişimi sınırlığı olduğu grafiklerle görülmüştür. Çalışma alanında yeraltı suyu karakteristikleri birbirine yakın olsa da kimyasal içerik bakımından farklılıklar göstermektedir. Yeraltı suyu kullanılarak yapılan sulamalarda analiz sonuçları ile birlikte yetiştirilecek bitkinin suyun kalite özelliklerine uygunluğu, bitki dayanımı ve verimlilik potansiyeli dikkate alınmalıdır.
Karadere Baraj Göleti (Taşköprü-Kastamonu) su kalitesinin ve canlılar üzerine etkisinin belirlenmesinde sediment ve sitotoksik analizin kullanımı
Her geçen gün kıymeti daha da artan tatlı su kaynaklarının kalitesinin belirlenmesi ve takibi için yapılan çalışmaların kullanılalabilir su kaynağına ulaşmak kadar önemli hale gelmiştir. Hazırlanan doktora çalışmasında, Kastamonu ili Taşköprü İlçesi Donalar Mevkii'nde bulunan Karadere Baraj Göleti'nin su kalitesi belirlenmesinde geleneksel yöntemlerin yanı sıra sediment analizi ve doğrudan canlılara olan etkisini tespit için sitotoksisite analizlerinin kullanılmasının etkinliğinin belirlenmesi amaçlandı. Yerüstü Su Kalitesi Kriterleri Yönetmeliği'nde belirtilen standartların hücre canlılığını nasıl etkilediğinin araştırılması öncelikli olarak hedeflendi. Bu kapsamda göletten aylık periyotlarla alınan su örneklerinin fiziko-kimyasal analizleri, sitotoksik analizleri ve Radon konsantrasyonu ölçümleri yapıldı. Kirliliğin en fazla tespit edildiği Haziran ayında alınan sediment örneği ise organik madde miktarı, ağır metal içeriği ve fizikokimyasal parametler açısından analizlendi. Fiziko-kimyasal analizlerle 28 parametrenin (Sıcaklık (OC), Çözünmüş Oksijen (mg/L), Tuzluluk (ppt), ph, Elektriksel İletkenlik (µs/Cm), Askıda Katı Madde (Mg/L), Kimyasal Oksijen İhtiyacı (mg/L), Biyolojik Oksijen İhtiyacı (mg/L), Klorür (mg/L), Fosfat (mg/L), Sülfat (mg/L), Sülfit (mg/L), Sodyum (mg/L), Potasyum (mg/L), Toplam Sertlik (mg/L), Toplam Alkalinite (mg/L), Magnezyum (mg/L), Kalsiyum (mg/L), Nitrit (mg/L), Nitrat (mg/L), Amonyum Tuzu (mg/L), Demir (mg/L), Kurşun (µg/L), Bakır (µg/L), Kadmiyum (µg/L), Civa (µg/L), Nikel (µg/L), Çinko (mg/L)) analizi sonucu Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliğine göletin su kalitesi sınıfı II olarak belirlendi. Sitotoksisite çalışmaları MTT, LDH, Live-Dead analizleri ile hücrelerin morfolojileri Hematoksilen-Eozin boyama ile incelendi. Gölet suyunun hücrelerde nekroza ve apoptoza sebep olmadığı, hücre canlılığını hücrelerde transformasyona sebep olmayacak düzeyde desteklediği görüldü. Sediment analizlerinin sonucu, dip temizliği yapılmadan doldurulan göletin sediment kalitesinin düşük olduğu belirlendi. Ayrıca gölet suyunun, kullanımını olumsuz etkileyecek ölçekte radyoaktivite göstermediği belirlendi. Elde edilen sonuçlar, sitotoksik analizler ve sediment analizlerinin göletin su kalitesi hakkında erken bir bilgi almak için kullanılabileceğini göstermektedir.
Düzce ilindeki içme ve kullanma sularının durumunun değerlendirilmesi
Bu kesitsel çalışmanın amacı Düzce ilinde içme ve kullanma sularının günlük üretilen ve dağıtılan miktarı, altyapı özelikleri, odak nokta, numune alma, kirlilik ve dezenfeksiyon durumu ve sularla ilişkili hastalıkların dağıtılan su ile ilişkisinin değerlendirilmesidir.Düzce ili ve ilçelerinin tamamını kapsayan çalışmada Düzce Sağlık Müdürlüğü'nün içme ve kullanma sularının izleme ve denetleme çalışmalarına ait form ve kayıtları veri toplamada kullanıldı. Veriler 6 ana başlık altında incelendi.Düzce il genelinde kişi başına düşen su miktarı ortalama 214 litredir. İl nüfusunun % 10'unun kişi başına düşen günlük su miktarı halen 100 litrenin altındadır. İçme ve kullanma sularının depo durumları değerlendirildiğinde % 83'ünün numune alma musluğu ve koruma alanı bulunmadığı, % 95'inde klorlama cihazı olmadığı tespit edildi. Kontrol izleme kapsamında alınan 771 numunenin % 52'si bakteriyolojik olarak uygun değildi. Düzce ili içme ve kullanma sularından 2009 yılı içerisinde 18.275 bakiye klor ölçümü yapıldığı saptandı. Yapılan ölçümlere bakiye klor tespit edilmeme oranı % 1,7 iken, yapılan ölçümlerin % 53,7'sinin bakiye klor düzeyinin 0,5 ppm düzeyinde olduğu tespit edildi. Eylül ayında diğer aylara oranla 0,5 ppm düzeyindeki bakiye klor miktarının daha düşük oranda olduğu, aynı ay akut barsak enfeksiyonları bildiriminde artış yaşandığı saptandı.Düzce ilinde içme ve kullanma suyu kaynaklarının potansiyelinin yeterince kullanılmadığı, içme ve kullanma suyu depolarının önemli bir kısmının taşıması gereken gerekli şartları sağlamadığı, bazı odak noktaların temsil yeteneklerinin yeterli düzeyde olmadığı, numune alma periyotlarında sistemli bir yöntem izlenmediği, köylerde klorlama çalışmalarının etkin olmadığı gözlendi. İçme ve kullanma sularından numune alınacak odak noktaların özellikleri, numune alma periyotları gibi kriterlerde belirli standartların sağlanması, su sağlayıcı ve izleyici kurum ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen yeni bir mevzuatın düzenlenmesinin su kalitesinin artmasına yarar sağlayacağı düşünüldü.Anahtar Sözcükler: İçme ve kullanma suyu, su deposu, odak nokta, su analizi, bakiye klor düzeyi, Düzce
Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi kapsamında Türkiye'de entegre havza yönetimi
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de suyun miktar ve kalitesinin her geçen gün azalması, bu alana yönelik ilgi düzeyini artırmakta ve konuyla ilgili daha fazla çabanın sarf edilmesini sağlamaktadır. Bu kapsamda ülkemizdeki su yönetimi anlayışı, bir taraftan kullanılabilir su potansiyelinin arttırılması diğer taraftan nehir havzası bazında örgütlenme ve suyun kirliliğinin engellenmesi gibi iki ciddi uğraşı alanına sahiptir. İlk uğraşı alanı, Türkiye'nin uzun yıllardır benimsediği bir politikanın, ikincisi ise özellikle AB sürecinin etkisinin izlerini taşımaktadır. Çalışma,
Karaçomak deresinin fiziko-kimyasal parametrelerinin mevsimsel olarak belirlenmesi
Birçok gelişmekte olan ülkelerde, kullanılabilir su kaynakları ve sağlık altyapısındaki iyileştirme nüfus artışı ve şehirleşme ile aynı paralelde ele alınmadığından akarsulardaki kirlilik hızlı büyüyen birçok ilde en önemli su kalite konusudur. Günümüzde akarsu su kalitesinin değerlendirilmesinde birçok farklı fiziksel ve kimyasal parametreler kullanılmaktadır. Bu tezin amacı Kastamonu ilinde yer alan Karaçomak deresinin fizikokimyasal özellikleri ve su kalite sınıflarının mevsimsel olarak belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak dere üzerinde beş farklı istasyon seçilmiştir. Ardından her bir istasyondan Ekim 2016-Temmuz 2017 tarihleri arasında mevsimsel olarak alınan su örneklerinde sıcaklık, pH, çözünmüş oksijen, amonyum, nitrit, nitrat, fosfat, Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ), Biyolojik Oksijen İhtiyacı (BOİ) ve toplam su sertliği gibi su kalite parametreleri ölçülmüştür. Derenin su kalitesi ise Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği'ne göre belirlenmiştir. Çalışma neticesine elde edilen sonuçlar bize bazı fiziksel ve kimyasal parametreler bakımından istasyonlar arasında çok az varyasyonların meydana geldiğini ve derenin yüksek kalitede (kirlenmemiş) suya sahip olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak şu an için derenin yoğun bir kirlilik tehdidi altında olmamasına rağmen derenin yer aldığı havza içerisindeki insan faaliyetlerinin su kalitesi üzerine olan etkilerini azaltmak için yakın bir şekilde gözlemlenmesi gerektiği tavsiye edilebilir.
Çevre eğitimi uygulamaları kapsamında su analizleri için yöntem geliştirme
Bu çalışmanın amacı, atık su ve içme suyu kimyasal analizleri için, uygulaması kolay ve ekonomik olacağı düşünülen, çevre eğitimi ve endüstriyel alanlardaki uygulamalı çalışmaları da destekleyebilecek bir yöntem geliştirmektir. Bu amaç kapsamda, Farklı derişimlere sahip standart çözeltilerden hareketle çözelti renk şiddetine bağlı olarak "Derişim Kontrol Kartları"nın geliştirilmesi ve bu kartların KOİ, Amonyum ve Nitrat parametrelerinin analizinde kullanılması hedeflenmiştir. Geliştirilen yöntemin uygulanabilirliği test edilmiş ve güvenirlik-geçerlilik çalışmaları, ayrıca yapılmıştır. Bu amaçla, araştırmacı tarafından çeşitli içme suyu ve atık su numuneleri üzerinde, kontrol kartları ile tespit edilen derişim aralıkları, spektrofotometre cihazları ile uygun sayıda yapılan ölçümlerden sonra elde edilen derişim değerleri ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmalardan sonra, yöntemin ekonomik ve uygulanabilir olduğu, eğitim-öğretim faaliyetlerinde ve endüstriyel uygulamalarda kullanılabilecek bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır.
Alacakaya krom yatağı çevresindeki suların ağır metal kirliliği potansiyelinin incelenmesi
Bu çalışmada, Elazığ İli Alacakaya ilçesi krom yatakları çevresindeki yüzey ve yeraltı sularındaki ağır metal kirliliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda bölgede gözlenen dereler, galeriler ve kaynak sularından temmuz ayında (2021) su örnekleri toplanmıştır. Bu örneklerde çok sayıda katyon ve anyon analizleri yaptırılmıştır. Alınan su örneklerinin anyon analizleri Elazığ İl Özel İdaresi Analiz laboratuvarında iyon analizöründe, katyon analizleri ise Acme (Kanada) Analiz Laboratuvarı'nda ICP-MS'de yapılmıştır. Bu analiz sonuçlarına göre yöredeki suların sınıflaması yapılmış ve buna göre bölgedeki suların Mg+2, Ca+2 ve HCO3- 'ca zengin sular olarak sınıflandırılmıştır. Bu çalışmada, bölgedeki suların ağır metal seviyeleri kirlilik kriterleri açısından değerlendirilmiştir. Bölgedeki sularda ortalama 24.9 ppb Al, 0.6 ppb As, 13 ppb B, 40.7 Br, 15.6 ppm Cl, 0.04 ppb Co, 8.6 ppb Cr, 12 ppb Fe, 28.08 ppm Mg, 3.71 ppm Na, 0.81 ppb Ni, 4832 ppb Si, 0.03 ppb Pb, 21.9 ppb Sr, 0.03 ppb U ve 1.85 ppb V içerdiği saptanmıştır. Bu sulardaki ağır metal seviyeleri, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)'nün içme suyu standartlarının altında değerler bulunmuştur. Yöredeki yüzey ve yeraltı suları, bölgedeki yoğun madencilik çalışmalarına rağmen herhangi bir ağır metal kirliliği saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Elazığ, Alacakaya, ağır metal kirliliği, yüzey ve yeraltı suları
Farklı illerden toplanan su örneklerinde nıs inhibitörü olan perklorik asit düzeylerinin araştırılması
Perklorik asit suda oldukça mobil ve stabil bir inorganik anyondur. Perklorik asidin kimyasal özellikleri iyoda benzerdir ve sodyum-iyot taşıyıcısının (NIS) tiroid bezine iyot taşımasını baskılar. Yetersiz iyot alımı durumunda, hassas popülasyonlarda (gebeler, bebekler, çocuklar) tiroid disfonksiyonlarına neden olabilmektedir. Daha önceki çalışmada, İstanbul, Kayseri ve Isparta'da 24-saatlik idrar örnekleri analiz edilmiş ve çalışmaya katılanların perklorik aside maruz kaldığı görülmüştür. Bu çalışmada, Ankara, Isparta, İstanbul, Kayseri ve Sakarya şehirlerinden, tüm şehirleri kapsayacak şekilde toplam 145 rastgele örnek alınarak, musluk sularında perklorik asit düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Perklorik asit analizleri için HPLC-MS/MS yöntemi kullanılmıştır. Deteksiyon limiti ve kantifikasyon limiti, sırasıyla, 0.008 ve 0.026 µg/L olarak hesaplanmıştır. Analizler arası varyasyon (%CV) düşük ve orta seviyedeki örnekler için hesaplanmıştır. Buna göre 0.4 ve 2 µg/L konsantrasyonundaki kontrol örnekleri için %CV değerleri, sırasıyla, %6.72 ve %2.72 olarak hesaplanmıştır. Örneklerin %97.9'unda perklorik aside rastlanmıştır. Ölçülen perklorik asit düzeyleri <0.02 µg/L ile 3.75 µg/L arasında değişmektedir. Örneklerin ortalaması 0.17 µg/L'dir. İstanbul, Ankara, Sakarya, Kayseri ve Isparta illerindeki medyan düzeyleri, sırasıyla, 0.081, 0.081, 0.041, 0.27 ve 0.029 µg/L olarak bulunmuştur. En yüksek perklorik asit konsantrasyonu 3.75 µg/L olarak Ankara'da ölçülmüştür. Kayseri ilinde medyan 0.27 µg/L, %75 persentil 0.34 µg/L olarak ölçülmüştür. Örneklerdeki perklorik asit konsantrasyonları, EPA tarafından musluk suları için belirlenen güvenlik sınırının (15 µg/L) altında saptanmıştır. Sonuç olarak, bu şehirlerde insanların maruz kaldığı perklorik asit kaynağının sular olmadığı gözlenmiştir. Asıl kaynağın besin maddeleri olduğu düşünülmekte ve bundan sonra yapılacak araştırmaların bu yönde devam etmesi gerekmektedir.
Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirlerinden Karadeniz'e taşınan çözünmüş besin elementleri düzeylerinin araştırılması
Bu tez çalışmasında, Samsun ili Bafra ve Çarşamba ilçelerinde Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirlerinin Karadeniz'e döküldüğü noktalarda 2013-2017 yılları arasında mevsimsel periyotlarla 14 ölçüm ve örnekleme gerçekleştirilmiştir. İncelenen su kalite parametreleri pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik, çözünmüş oksijen, bulanıklık, toplam sertlik, askıda katı madde (AKM), sülfat, klorofil-a, nitrat azotu (NO3-–N), nitrit azotu (NO2-–N), amonyum azotu (NH4+–N), o-fosfat fosforu (o-PO43-–P) ve silikat (Si)'tır. Çalışma kapsamında Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirlerinde besin elementlerine ait karakteristik değerler hesaplanmış, ayrıca mevsimsel ortalama derişimler belirlenerek, sonuçlar mevzuatta ilgili yönetmeliklerin su kalite kriterleri tablolarındaki sınır değerlerle karşılaştırılmıştır. Kızılırmak nehrinde NO3-–N, NO2-–N, NH4+–N, o-PO43-–P ve Si için hesaplanan karakteristik değerler (µM) sırasıyla, 60,93; 3,06; 12,13; 1,03; 424 ve Yeşilırmak nehrinde ise 89,43; 1,79; 18,09; 7,00; 385 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, mevsimsel debiler kullanılarak nehirler aracılığıyla Karadeniz'e taşınan besin elementi yükleri hesaplanmıştır. Kızılırmak nehrinden Karadeniz'e taşınan yıllık ortalama NO3-–N, NO2-–N, NH4+–N, o-PO43-–P, Si, ve AKM miktarları ton cinsinden sırasıyla 1430; 62; 329; 52; 24056; 34585 ve Yeşilırmak nehri için ise bu değerler, 4120; 62; 349; 243; 35048, 47445 olarak tespit edilmiştir.
Elazığ kenti evsel atıksularında bulunan azot bileşiklerinin mevsimsel değişiminin araştırılması
Ill ÖZET Yüksek Lisans Tezi ELAZI? KENTİ EVSEL ATIKSULARINDA BULUNAN AZOT BİLEŞİKLERİNİN MEVSİMSEL DE?İŞİMİNİN ARAŞTIRILMASI Gülşad USLU Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 1993, Sayfa: 54 Bu çalışmada, "Elazığ Kenti Evsel Atıksularında Bulunan Azot Bileşiklerinin Mevsimsel Değişimi" araştırılmıştır. Elazığ kenti evsel atıksularınm deşarj edildiği noktadan alman atıksu örneğinde fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Atıksu örneğinin analizinde standart metodlardan yararlanılmış ve elde edilen sonuçlar, istatistiksel olarak değerlendirilerek azotlu bileşiklerin mevsimsel değişimi incelenmiştir. Yapılan çalışma Elazığ kenti evsel atıksularım karakterize etme bakımından önem taşımaktadır. Çalışmaların sonucunda elde edilen veriler değerlendirildiğinde, azotlu bileşiklerin mevsimlere bağlı olarak değişim gösterdiği belirlenmiştir. Keban Baraj Gölü'ne verilen evsel atıksular, bitki besin maddeleri bakımından gölü olumsuz yönde etkilemektedir. Atıksularm, ağır metal yönünden gölü kirletici etkileri olmadığı fakat bununla beraber evsel atıksularm ihtiva ettiği mikroorganizmaların göl kirliliğinde büyük önem taşıdığı belirlenmiştir. Göle giren mikroorganizmalar, su canlılarını ve dolayısıyla da besin zincirini olumsuz yönde etkileyerek gölün ekolojik dengesini bozabilmektedir. Gerekli tedbirler alınmadığı taktirde, şimdi olmasa bile ileride Keban Baraj Gölü, organik bir kirlilikle karşı karşıya kalacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Evsel atıksu, azotlu bileşikler, nitrat, nitrit, amonyak, nitrifîkasyon, denitrifikasyon, göl kirliliği
Keban baraj gölü Uluova bölgesinin bitki besin maddeleriyle yüklenmesinin incelenmesi
Ill ÖZET Yüksek Lisans Te2i KEBAN BARAJ GÖLÜ ULOÜVA BÖLGESİNİN BİTKİ BESİN MADDELERİYLE YÜKLENMESİNİN İNCELENMESİ Yusuf SAATÇİ Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilİm Dalı 1993, Sayfa 72 Bu çalışmada. Keban Baraj Gölü Uluova Bölgesi'nin bitki besin maddeleriyle yüklenmesi araştırılarak geleceğe yönelik tahminlerde bulunulmuştur Bu amaçla golün en yoğun kulanılan kısmı olan Uluova Bölgesi'nde uç istasyondan su örnekleri alınarak incelendi. Ayrıca basta Murat Nehri olmak Üzere, yağış, evsel atıksular, hayvansal atıklar, tarım alanları ve ormanlık araziler ût kırsal alanlardan yüzey akış ile baraj gölüne ulaşan besi maddesi yükleri tesbit edilmiştir. Keban Baraj golü uluova Bölgesinde yapılan araştırmalar neticesinde golde biriken azot ve fosforun kritik yükün üzerinde olduğu sonucuna varılarak. bitki besin madeleri yüklerinin azaltılabilmesi için gerekli önlemlerin alınması amacıyla çeşitli öneriler sunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Bitki Besin Maddeleri, Ötrofikasyon, Kirlilik Yükü, Vollenveider Metodu.
Elazığ ve çevresindeki içme ve kullanım sularında radyoaktivite seviyelerinin tayini
Ill ÖZET Yüksek Lisans Tezi ELAZIĞ ve ÇEVRESİNDEKİ İÇME ve KULLANIM SULARINDA RADYOAKTİVİTE SEVİYELERİNİN TA YİNİ * Cumhur CANBAZOĞLU Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Fizik Anabilim Dalı 1998, Sayfa: 111 Bu çalışmada, örneklerin ısı ile kaynatılmadan buharlaştınlması yönteminden faydalanılarak sayıma hazır hale getirilen su numunelerinin radyoaktivite sayımlan, uygun sintilatörlerle Düşük Seviyeli Alfa Sayıcısı temel olmak üzere, Geiger Müller sayıcısı, sintilasyon (Nal(Tl)) sayıcısı, yarıiletken (yüzey engelli silikon) detektör ve gaz orantılı sayıcının kullanımı ile karşılaştırmalı olarak yapılmıştır. Elde edilen veriler kullanılarak su numunelerinin alfa ve beta radyasyon seviyeleri belirlenmiştir. Buna göre; Elazığ yöresinin içme ve kullanım sularındaki genel ortalama alfa ve beta aktiviteleri sırası ile 0.0968 ± 0.0360 Bq/lt ve 0.1562 ± 0.0395 Bq/lt olarak hesaplanmıştır. Bu aktivite değerleri kullanılarak, Elazığ ve yöresindeki suların radyoaktivite seviyesinin değişimini gösteren bir radyasyon haritası elde edilmiştir. Sonuçlar, WHO (Dünya Sağlık Teşkilatı), TSE (Türk Standartları Enstitüsü) ve İSKİ (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi) gibi yetkili kurumlar tarafindan kabul edilmiş konsantrasyon limitleri ile karşılaştırılmış; bölgenin alfa ve beta aktivitelerinin genel ortalamasının, standart değerlerin altında olduğu ve insan sağlığı açısından herhangi bir tehlike arz etmediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Elazığ ve Yöresi, Sulardaki Radyoaktif Kirlilik, Radyoaktivite, Radyasyon. *: Bu tez, YDABÇAG-569 nolu proje ile TÜBİTAK tarafindan desteklenmiştir.
Organik kirleticilerin sudaki adsorpsiyonunun incelenmesi
Klorlu uçucu organik bileşikler suda önemli derecede çevre problemi yaratan kirleticilerdir. Bu çalışmada diklorometan, 1,2-dikloroetan, kloroform, 1,1,1-trikloroetan ve karbontetraklorür'ün sudaki dinamik davranışları tek taraflı moment tekniği kullanılarak incelenmiştir. Çalışılan izleyicilerin (kirleticilerin) suda tersinir adsorplandığı sıfırıncı momentlerinin değerlendirilmesi ile görülmüştür. İzleyicilerin adsorpsiyon denge sabiti ve penetrasyon mesafesi puls ? tepki deneyleri için türetilen birinci mutlak ve ikinci merkezi moment yardımıyla elde edilmiştir. Deneyler 30°C deki tek taraflı adsorpsiyon hücresinde gerçekleştirilmiştir. Diklorometan, 1,2-dikloroetan, kloroform, 1,1,1-trikloroetan ve karbontetraklorür izleyicileri için gaz su ara yüzeyindeki adsorpsiyon denge sabitleri bulunmuştur. Bu çalışmada tek taraflı adsorpsiyon hücresinde moment tekniği kullanılarak adsorpsiyon denge ve penetrasyon mesafesi değerlerinin başarılı bir şekilde değerlendirilebileceği görülmüştür.Diklorometan, 1,2-dikloroetan, kloroform, 1,1,1-trikloroetan ve karbontetraklorür izleyicileri için gaz su ara yüzeyindeki adsorpsiyon denge sabitleri sırasıyla 0,255 cm³/cm², 0,3 cm³/cm², 0,73 cm³/cm², 0,49 cm³/cm² ve 0,54 cm³/cm² hesaplanmıştır. Bu izleyiciler için penetrasyon mesafeleri sırasıyla 0,01 cm, 0,006 cm, 0,01 cm, 0,04 cm ve 0,018 cm olarak bulunmuştur.