Alienation

152 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Michael Haneke sinemasında suç temasının simülasyon kuramı ile ilişkileri bağlamında yeniden değerlendirilmesi

Televizyon için çektiği filmler ve serilerle birlikte yirminin üzerinde sinemasal yapıta imza atmış olan Michael Haneke, bu yapıtların büyük bir bölümünün senaryosunu da kendisi yazmış olan, auteur olarak adlandırılabilecek bir yönetmendir. Aldığı ve aday gösterildiği pek çok ödül, onun toplum analizinin başarısını kanıtlar niteliktedir. Filmlerinde sıkça karşılaşılan 'suç'un, 'suçlu olma/suçluluk' teması içinde ele alınıp tartışılmasının, yönetmenin özellikle geç kapitalist burjuva toplumu analizini anlayabilmek açısından önem taşıdığı düşünülmektedir. Yaşadığı toplumla ve hatta aile içindeki biçimsel bağlarıyla, kendi kendine de yabancılaşmış olan geç burjuva bireylerin, kendilerini içinde buldukları suç, suçluluk ve şiddet içeren olayların anlatıldığı filmlerin analizini yapabilmek için bu çalışmada en uygun bulunan kuram olan simülasyon yaklaşımının odaklarına yer verilmiş, Avrupa'nın Soğuk Savaş'tan itibaren modern toplumsal tarihi, suç kavramıyla ilişkileri, dönemin önemli düşünürlerinin yaklaşımları ve Avrupa sinemasından örnekler hakkında bilgi verilmiştir. Suç ve suçluluk kavramlarının, Jean Baudrillard tarafından 1970'lerin sonlarında ortaya konan Simülasyon Kuramı ile ilişkilerinin, Michael Haneke filmlerinde ortaya çıkış biçimlerini anlayabilmek adına yönetmenin Benny's Video (1992), 71 Fragmente einer Chronologie des Zufalls (1994), Funny Games (1997), Code inconnu: Récit incomplet de divers voyages (2000) ve Caché (2005) filmleri bu çalışmada analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Simülasyon, simülakr, gerçeklik, hiper gerçeklik, burjuva, suç,suçluluk, yabancılaşma, sosyolojik eleştiri, postmodern, yapı söküm

BenzetimGerçeklikHaneke, Micheal+5
Özgen Alpoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Anton Çehov öykücülüğündeki yabancılaşma imgesinin Nuri Bilge Ceylan sinemasındaki dönüşümü

Sanatın farklı dalları ortaya çıktıkları dönemlerden bu yana alışveriş içinde olmuşlardır. Bu etkileşim, sanatların günümüzde aldıkları şeklin belirleyici unsurlarından biridir. Sinema da, yapısının el verdiği ölçüde, diğer sanatların anlatılarından, anlatım olanaklarından ve tekniklerinden yararlanmıştır. Gerek sözlü gerek yazılı olsun, mirası insanlık kadar eski olan edebiyat, sanatların en gencini besleyen, büyüten ve değiştiren kaynakların başında gelmektedir. Edebi eserlerin uyarlamalar aracılığıyla perdeye taşınması, sinemanın ilk günlerinde başlayan, artarak devam eden ve günümüzde de popülerliğini yitirmeyen bir yöntemdir. Dünya edebiyatında sayısız yapıt, aslına sadık kalınarak ya da sinemanın gerekleri doğrultusunda dönüştürülerek filme aktarılmıştır. Edebi eserin büyük ölçüde hazır bir senaryo sunması ve bilinirliğinden ötürü belirli bir gişe başarısı vadetmesi, sinemacıların bu yola başvurmasının başlıca nedenleridir. Ancak zamanla kimi yönetmenler için uyarlama çok daha bireysel bir süreç haline gelmiş, etkisi altında kalınan roman ya da öykünün, gücünden bir şey yitirmeden filme aktarılabilmesi düşüncesi öne çıkmıştır. Ülkemizde de durum farklı değildir. Gerek yerli, gerek yabancı yazarların eserlerinden uyarlamalar yapan yönetmenler sinema tarihimizde önemli bir yer tutmaktadır. Rus yazar Anton Çehov'un öykülerini filmlerine taşıyan Nuri Bilge Ceylan bu isimlerin başında gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Anton Çehov, Nuri Bilge Ceylan, Uyarlama, Yabancılaşma

Ceylan, Nuri BilgeHikayeSinema+4
Anıl Özcan Dinç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey eserlerinde kimlik bunalımı ve anlam arayışı

Yirmi birinci yüzyıla ait Türk ve Japon edebiyatından seçilmiş iki eserde görülen toplumsal sorunlara duyarlılık, yaşanan kimlik bunalımı, dayatılan toplumsal kuralların yüksek sesle dile getirilişi ve insanın nasıl bir bunalıma sürüklendiği edebiyatta yansımalarını bulmuştur. Kapitalist toplum yapısı Doğu-Batı fark etmeksizin tüm toplumlarda insanı kaosa ve bu kaosun yarattığı hoşnutsuzluk, belirsizlik ve bu belirsizliğin getirdiği kimliksizleşmeye sürüklemektedir. Bu nedenle, bu çalışmada farklı kültürlerden Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey adlı eserlerde eleştirilen postmodern toplum düzeninin söz konusu eserlere nasıl yansıtıldığı ve anlatı sonunda roman karakterlerinin bireysel mücadelelerinde ne ölçüde başarılı oldukları üzerine karşılaştırmalı bir çalışma yapmak hedeflenmiştir. Çalışma, Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey adlı eserlerindeki kimlik sorununun incelenmesiyle sınırlandırılmıştır. Çalışmanın esas amacı, inceleme konusu eserlerde yazarların ortak konuyu nasıl işlediklerinin izlerini sürmektir. Bu bağlamda farklı disiplinlerden de yararlanılması nedeniyle yöntem olarak çoğulcu inceleme yöntemi kullanılmış, söz konusu eserler sosyolojik ve psikanalitik eleştiri kuramları merkeze konularak incelenmeye çalışılmıştır. Felsefi ve sosyolojik bakış açısıyla postmodern toplumda yabancılaşma nedir, nasıl gerçekleşir ve bireylerin bunalıma sürüklenmelerinin nedenleri nelerdir sorularına yanıt aranmıştır. Sonuç bölümünde ise söz konusu eserler arasında çalışma konusu bağlamında saptanmış ortak, benzer ve farklı noktalara vurgu yapılarak eserlerin karşılaştırılmasına ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Haruki Murakami, Mine Söğüt, Postmodern, Yabancılaşma, Kimlik Bunalımı

Karşılaştırmalı edebiyatKimlikKimlik inşası+7
Seda İşcan
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretimde okullarında görev yapan öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeylerine ilişkin algıları: Malatya ili örneği

Bu araştırma, resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeylerinin güçsüzlük, anlamsızlık ve yalıtılmışlık boyutlarında cinsiyete, kıdeme, okul büyüklüğüne (büyük, küçük ve orta büyüklükteki okul), öğretmenlerin branşına, medeni durumlarına ve öğrenim durumlarına göre değişip değişmediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.Araştırmanın evrenini, Malatya ili merkez ilçedeki 76 resmi ilköğretim okulunda görev yapan 3326 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, 31 resmi ilköğretim okulunda görev yapan 719 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmanın verileri, Elma (2003) tarafından geliştirilen İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin İşe Yabancılaşması Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında çözümlenmiştir. Öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeylerinin cinsiyet, medeni durum ve branş değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesinde t-testi, okul büyüklüğü, öğrenim durumu ve kıdem değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için ise tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA) uygulanmıştır.İlköğretim okulu öğretmenlerinin işe yabancılaşma düzeyleri; genel ortalamaya göre ¯X:1,74 ile ?Hiçbir Zaman ? düzeyi olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin işe yabancılaşmalarının en yüksek olduğu boyut ?Güçsüzlük? boyutudur. Güçsüzlük boyutunu ?Yalıtılmışlık? ve ?Anlamsızlık? boyutları takip etmektedir.Araştırma sonucunda, Güçsüzlük alt boyutu ile Anlamsızlık ve Yalıtılmışlık alt boyutları arasında pozitif yönlü orta güçte anlamlı bir ilişki; bununla beraber işe yabancılaşma ölçeği arasında ise pozitif yönlü güçlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Araştırmanın ikinci alt boyutu olan Anlamsızlık alt boyutu ile Yalıtılmışlık alt boyutu arasında pozitif yönlü orta güçte anlamlı bir ilişki; işe yabancılaşma ölçeği ile arasında da pozitif yönlü güçlü anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın üçüncü alt boyutu olan Yalıtılmışlık alt boyutu ile işe yabancılaşma ölçeği arasında da pozitif yönlü güçlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir.Ayrıca, branş öğretmenlerinin, büyük okullarda görev yapan öğretmenlerin, mesleki kıdemi az olan öğretmenlerin ve lisansüstü öğrenime sahip öğretmenlerin daha yüksek düzeyde işe yabancılaştığı bulunmuştur. Araştırma sonucunda, branş, okul büyüklüğü, kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerinin işe yabancılaşma düzeyinde anlamlı farklılık yaratmış olduğu ortaya konulmuştur.Anahtar Sözcükler: Yabancılaşma, İşe Yabancılaşma, İlköğretim Okulu Öğretmenleri.

YabancılaşmaÖğretmenlerİlkokul öğretmenleri+2
Fatma Kılçık
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Alev Alatlı'nın fikirlerinin sosyolojik açıdan değerlendirilmesi

Türkiye'de edebiyat, Batı'daki değerinin aksine uzun yıllar sosyal bilimlerin odak noktasının dışında kalmıştır. Oysaki edebiyat disiplini, felsefe ve sosyal bilimler, özellikle de sosyoloji için çok değerli bulguların yer aldığı bir bilgi deryasıdır. Türkiye'de, romancı kimliğiyle tanınan Alev Alatlı, ülkemizdeki çoğu sosyal bilimcinin aksine, toplumsal konuları ve sorunları tahlil ederken, edebiyat alanından önemli ölçüde istifade etmiştir.Alatlı, Aristoteles mantığının tek düzeliğine karşın "saçaklı mantık"ın önemine vurgu yapan, bütüncül düşünce biçimini öne çıkaran, anti-pozitivist, gerçekçi bir romancıdır. Alatlı, Doğu-Batı ayrımı hakkındaki düşüncelerini, coğrafyadan ayrı olarak, biyofilik ve nekrofilik yönden kâinatı algılama tarzındaki farklılıkların üzerine kurmuştur. Alatlı'ya göre, Türk toplumu, Doğu ve Batı arasında arafta kalmış, ahlâk yapısı kapitalist sistemin zorlamasıyla göreceli ahlâka kurban gitmiş, değerler dünyasında büyük karmaşalar yaşamış, genç nüfusu cehalete yenik düşmüş, insanları Batılılaşmanın tesiriyle çeşitli açmazlarla karşı karşıya kalmış, kimlik bunalımı yaşamış, fertleri birbirine yabancılaşmış bir toplum haline gelmiştir.Alatlı, Türk toplumunun Batılılaşma süreciyle nekrofilik bir ruha büründüğünü, kendi yapısına ve dokusuna ters düşen bir yabancılaşma yaşadığını iddia etmiştir.Alatlı, Türk insanının derin kültürel bağlarında yatan özgürlük ruhuna vurgu yapmıştır. Alatlı, dünyayı tahakküm altına alan yağma düzenine eleştirel bakmıştır. Türk toplumunu dünyanın emniyet supabı olarak görmüştür. Alatlı, Türk toplumunun sahip olduğu değeri ve önemi fark etmiştir. O, Türk toplumunun özünü bulması için eserler kaleme almıştır.Tezimiz, Alatlı'nın kaleme aldığı yazıların ışığında, Türk toplumunu hangi dinamikler açısından nasıl değerlendirdiğini konu edinmiştir. Bunun yanı sıra tezimizde, Alatlı'nın toplum sorunlarına bakışını, Doğu-Batı ayrımına, Türk toplumuna ve insanına dair fikirlerini tahlil etmeyi amaçladık. Türkiye'de edebiyat dünyası ve sosyal bilimlerde önemli bir yere sahip olan Alatlı'nın görüşlerini genel ivbir çerçeveye oturtmaya çalıştık. Tezimiz, genellikle edebi yönüyle ele alınmış olan Alatlı'yı, sosyolojik bir perspektifle bütün yönlerini incelemiş olan ilk çalışmadır.Anahtar SözcüklerAlev Alatlı, Aydınlanma, Modernizm, Postmodernizm, Pozitivizm, Oryantalizm, Yabancılaşma, Biyofili, Nekrofili, Batılılaşma, Türk Toplumu, Türk İnsanı, Aydın, Bütüncül Düşünce, Kavram Kargaşası, Saçaklı Mantık, Rölativistik Ahlâk, Murat

Alatlı, AlevAydınlanmaBatılılaşma+7
Çağrı Aslan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Sporda yabancılaşma ve kişilik özellikleri ilişkisi üzerine bir alan araştırması

Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'nden eğitim alan sporcuların sporda yabancılaşma ve kişilik özelliklerinin araştırması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmanın evrenini TOHM merkezinde eğitim alan sporcular ve TOHM bulunan illerde tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilmiş sporcular oluşturmaktadır. Çalışmada sporcuların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik hazırlanmış ''Kişisel Bilgi Formu'', geçerlik güvenirlik çalışması tarafımızdan yapılan ''Sporda Yabancılaşma Ölçeği'' ve Alkan (2007) tarafından uyarlama çalışması yapılmış John, Donahue ve Kentle (1991) tarafından geliştirilen "Beş Faktör Kişilik Envanteri'' uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda sporcuların değişkenlere ait frekans ve yüzde dağılımları verilmiştir. Sporda yabancılaşma ölçeği ve alt boyutlarının cinsiyete göre farklılığını test etmek için yapılan Bağımsız Örneklem t-Testi sonucuna göre TOHM'nde eğitim alan ve karşılaştırma grubu olarak şeçilen TOHM'da eğitim alamayan sporcularda anlamlı farklılık tespit edilmişken, yaş, eğitim durumu ve gelir durumuna göre ise bazı alt boyutlarda anlamlı fark tespit edilmiştir. Beş faktör kişilik ölçeğinde ise gelir durumuna göre alt boyutlarda anlamlı fark bulunamazken, yaş, eğitim durumu ve cinsiyete göre bazı alt boyutlarda anlamlı fark tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucuna göre; beş faktörlü kişilik envanteri alt boyutları olan açıklık ve duygusal dengesizlik sporda yabancılaşma ile anlamlı ilişkiler göstermektedir. TOHM merkezinde yatılı eğitim alan ve almayan sporcuların sporda yabancılaşma ve kişilik envanteri puanlarına yapılan Bağımsız Örneklem t-Testi sonucuna göre; sporda yabancılaşma durumlarında anlamlı fark tespit edilirken, kişilik envanteri ve alt boyutlarında fark tespit edilememiştir. Sonuç olarak; sporcuların algıladıkları yabancılaşma düzeyleri ve sahip oldukları kişilik özellikleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Sporcuların sahip oldukları demografik özellikleri, sosyal çevrelerinin değişmesi, aile yanından uzak spor hayatlarına devam etmeleri gibi faktörler sporda yabancılaşma ve alt boyutlarında anlamlı fark yaratırken, beş faktör kişilik envanteri ve alt boyutlarında ise daha az anlamlı fark tespit edilmiştir. Sporcuların sahip oldukları sosyal çevrenin ve kişilik özelliklerinin yabancılaşma düzeylerinde etkili olduğu dolayısıyla performanslarının da etkilenebilecekleri düşülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, Sporda yabancılaşma, TOHM,

Kişilik özellikleriOlimpiyatlarSpor+2
Gamze Deryahanoğlu
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan örgütsel desteğin örgütsel yabancılaşma üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, algılanan örgütsel desteğin örgütsel yabancılaşma üzerindeki etkisini belirlemeye yöneliktir. Günümüz koşullarında örgütler için önemli bir kaynak haline gelen işgörenler, desteklenmediklerini hissettikleri takdirde performanslarında azalış yaşayabilmekte ve bu durum örgütün devamlılığını tehlikeye atabilmektedir. Bu nedenle algılanan örgütsel desteğin örgütsel yabancılaşma üzerindeki etkisini belirlemek, işgörenlerin memnuniyet ve performansının artması örgütlerin ise varlıklarının devamlılığı açısından önem teşkil etmektedir. Yapılan çalışmada kapsamlı bir literatür taraması yapılarak algılanan örgütsel destek ve örgütsel yabancılaşma kavramları ile ilgili teorik bilgi verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde algılanan örgütsel destek kavramının tanımı, kuramsal temelleri, etkileyen temel faktörler, sonuçları ve yapılmış çalışmalar ele alınmıştır. İkinci bölümünde yabancılaşmanın tanımı, örgütsel yabancılaşmanın tanımı, boyutları, nedenleri, sonuçları, önleyecek müdahaleler ve yapılmış çalışmalar ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise algılanan örgütsel destek ve örgütsel yabancılaşma arasındaki etkiyi belirlemeye yönelik uygulama kısmı ele alınmıştır. Çalışmanın uygulama kısmı Manisa ilindeki teknoloji ve beyaz eşya alanında faaliyet gösteren iki işletmenin çağrı merkezindeki 186 işgörenin katılımı ile gerçekleşmiştir. Çalışmada değişkenler arasındaki ilişki korelasyon ve regresyon analizleri ile belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda algılanan örgütsel destek, örgütsel yabancılaşma ve boyutları olan güçsüzlük, anlamsızlık, kuralsızlık, yalıtılmışlık ve kendine yabancılaşma arasında negatif yönde, anlamlı bir etki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Algılanan Örgütsel Destek, Örgütsel Yabancılaşma.

Algılanan örgütsel destekYabancılaşmaÇağrı merkezi+2
Ahmet Denizmen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına göre öğretmenlerin mesleki tükenmişlik ve yabancılaşma düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmada, okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına göre öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri ve yabancılaşma düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Kütahya il merkezindeki ortaokul ve ilkokullarda görev yapmakta olan 314 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Okullarda Örgütsel Güç Kaynağı Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği- Eğitimci Formu ve İşe Yabancılaşma Ölçeği ile toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek için betimsel istatistikler, ikili karşılaştırmalarda t-testi, üç ve daha fazla karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ilişkiyi ortaya koymada Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, okul müdürleri, sırasıyla en çok uzmanlık gücünü, yasal gücü, karizmatik gücü, ödül gücünü ve zorlayıcı gücü kullanmaktadır. Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına ilişkin öğretmen görüşleri; medeni durum, branş, yaş, eğitim düzeyi, kurumdaki süresi ve mesleki süresi değişkenlerine göre farklılık göstermezken, cinsiyet ve kurum türü değişkenlerine göre bazı boyutlarda farklılık göstermektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler orta düzeyde duygusal tükenme, düşük düzeyde duyarsızlaşma ve kişisel başarı algısına sahiptir. Öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleriyle ilgili görüşleri; kurum türü, branş, yaş, eğitim düzeyi, kurumdaki süresi ve mesleki süresi değişkenlerine göre kişisel başarı boyutunda, kurum türü, branş ve yaş değişkenlerine göre duygusal tükenme boyutunda, kurum türü, branş, yaş ve mesleki süre değişkenlerine göre duyarsızlaşma boyutunda anlamlı bir farklılık vardır. Öğretmen görüşlerine göre mesleki yabancılaşmaları; cinsiyete, medeni duruma, eğitim düzeyine, kurumdaki süresine ve mesleki süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, kurum türü, branş ve yaş değişkenlerine göre bazı boyutlarda farklılık göstermektedir. Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarının, mesleki tükenmişlik ve yabancılaşma düzeyleri ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Belirlenen bu ilişki genel olarak düşük düzeyde, bazı alt boyutlarda ise orta düzeydedir.

Eğitim yönetimiGüç kaynaklarıMüdürler+4
Hüseyin Tanrıverdi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The concept of isolation in Sylvia Plath's works

In this study it is emphasized how the isolation and death concept ofSylvia Plath?s works applied into the poetry pattern. Foreknowledge on isolation is putforward and the period of the poet is analyzed related to the works and past. Generally,twentieth century is the concept of isolation, and in detail, it is the examination of theisolation related works of Sylvia Plath who is a writer of the Post modern period.In the first chapter, the concept of isolation is explained in a social way and itsevolutions are given from the beginning of history. The concept of isolation is evaluatedin sociological, psychological and theoretical ways.In the second chapter the themes of death and suicide developing related to theconcept of isolation are explained in Plath's works. The poems with the comparativeanalysis and The Bell Jar are presented by an analysis deeply made in the concepts ofisolation and death.

Plath, SylviaAlienationDeath+3
Hale Erdoğmuş Altunay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde yabancılaşma ile tükenmişlik sendromu arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir araştırma

Örgüt içerisindeki çatışmalar ve artan negatif davranışlar büyük sorunları beraberinde getirmektedir. Yabancılaşma psikolojik bir sorun olarak kabul edilmesin rağmen örgütleri de ilgilendiren bir kavramdır. Ortaya çıkışı çok eski yıllara dayanan yabancılaşma, örgütlerde yakın zamanlarda önem kazanmıştır. Yabancılaşmanın sebep olduğu olumsuz sonuçlar, örgütlerde yabancılaşmanın fark edilmesini sağlamıştır. Genel olarak örgütlerde yabancılaşmayla mücadele edebilmek için çok fazla çalışma yapılmamıştır.Araştırmalarda yabancılaşmanın olumsuz sonuçlarını vurgulamak amacıyla çok sayıda çalışma yapılmıştır. Literatürde yabancılaşmanın etkilediği örgüt sorunlarından bir tanesi tükenmişlik sendromudur. Tükenmişlik sendromu, örgüt bireyinde iş yapma isteğinin kalmaması, bireyin olaylara tepkisiz kalması, kendini yalnız, yeteneksiz ve başarısız hissetmesi gibi duyguları kapsayan bir durumdur.Yabancılaşma sonucu sergilenen ve istenmeyen olumsuz davranışlar örgüt içerisindeki diğer bireylerin tükenmişlik sendromu yaşamalarını da etkileyebilmektedir. Yabancılaşan bireydeki belirtiler, onun tükenmişlik sendromu yaşadığının göstergelerini taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: Örgütlerde Yabancılaşma, Tükenmişlik Sendromu.

Tükenmişlik sendromuYabancılaşmaÖrgütsel davranış
Meltem Özçınar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğrencilerinde teknoloji kullanımı eksenli yabancılaşma: Düzce Merkez ilçe örneği

Günümüz modern toplumlarında teknolojik gelişimin vardığı düzeye bağlı olarak oluşan pek çok sorundan söz edilebilir. Temelde bağımlılıklar, yabancılaşma ve değer ölçülerinin değişimi gibi kimi sorunlar özellikle ilköğretim düzeyi öğrenciler üzerinde geniş etki alanlarına sahip olmaktadır. Öğrencilerin güvenli teknoloji kullanma bilincinden yoksun olma durumuna bağlı olarak gözlemlenen problemler internet bağımlılığı, cinsel içerikli videolara erişim, kişisel bilgileri ele geçirme, korsan yazılım gibi etik olmayan davranışlar ile zihinsel ve fiziksel gelişimlerine uygun olmayan bilgilere erişim sağlamaları sayılmaktadır. Teknoloji eksenli yabancılaşma olarak kavramsallaştırılan bu olguda anne baba tutumlarının rolü analiz edilmektedir. Söz konusu problemleri incelemek için nicel bir çalışma olan tarama deseninde bir araştırma gerçekleştirilmiştir. 2014-2015 eğitim öğretim yılında Düzce merkez ilçede eğitim öğretime devam eden ortaokul yedinci sınıf öğrencileri arasından seçilen örneklem üzerinde anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler tezin varsayımları doğrultusunda frekans dağılımları, yüzdeler, çapraz tablolar, ortalama, t testi ve ANOVA testlerinden yararlanılarak betimsel olarak çözümlenmektedir.

Ana-baba tutumuDüzceEğitim psikolojisi+5
Ömer Çalışkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Albert Camus felsefesinde yabancılaşma ve ölüm

Saçma ve başkaldırı kavramları Albert Camus'nün düşüncesinin mihenk taşlarıdır. İnsan zihni ve dünya arasındaki iletişimde oluşan boşluk yine insanı yabancılaşma ile yüz yüze getirir. Camus'nün öğretisi bu yabancılaşma ile ortaya çıkan uyumsuzun idrakinden hareketle bir başkaldırı felsefesine geçiştir. Bu düşünce sistemindeki geçiş evresinde ölüm kavramı önemli bir basamaktır. Albert Camus'nün felsefesinde yabancılaşma ve uyumsuzluk probleminden hareketle başkaldırı ve intihar kavramları ön plana çıkar. Bu kavramlar üzerinden hareketle yaşamın anlamına dair bir sorgulama meselesinin ortaya çıkışı Camus'nün tüm ana kavramlarıyla bütünsel bir anlam taşımaktadır. Bu çalışma Albert Camus felsefesinde yabancılaşmanın rolünü ve Camus'nün düşüncesinde ölüm kavramını irdelemeye çalışmıştır. Onun felsefi öğretisinin derinine inebilmek adına Camus'nün varoluş felsefesindeki yerine ve temel kavramlarına yer verilmiştir. Tezin birinci bölümünde Albert Camus'nün varoluş felsefesi içindeki yerine değinilmek istenmiştir. İkinci bölümde tezin ana meselelerinden biri olan yabancılaşma kavramı irdelenmiş neden ve sonuçları üzerinden tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise tezin diğer bir ana meselesi olan Albert Camus felsefesi içinde ölüm kavramı incelenmiştir.

Camus, AlbertFelsefi düşünceUmut+6
Özgün Zülal Şimşek
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri işletmelerinde çalışma koşullarının, işgörenler üzerindeki yabancılaşma etkisi ve bir uygulama

?Endüstri sletmelerinde Çalısma Kosullarının, sgörenler Üzerindeki Yabancılasma Etkisi ve Bir Uygulama? baslıklı arastırma; özellikle fiziksel çalısma kosullarının, çalısanlar üzerindeki olumsuz etkileri ortaya koymayı ve bu etkilerin çalısanları tükenmislige ve yabancılasmaya itebilecegini göstermeyi amaçlamıstır. Arastırma; özellikle tükenmislik ve yabancılasma konularında, alandaki literatür boslugu göz önüne alındıgında önemli bir eksikligi giderme amacını da tasımaktadır. Arastırma; endüstri sektöründe görev yapan tüm mavi yakalıları kapsamakla birlikte, bu alanda yer alan çalısan sayısının çoklugu, tüm mavi yakalı çalısanların arastırmaya katılmasını imkânsız kılmıstır. Bu nedenle arastırmada sekiz isletmenin çalısanları yer almıstır. Çalısmada öncelikli olarak literatür taraması yapılmıs, fiziksel çalısma kosullarının ergonomi bilimi altında incelenme süreci detaylı olarak aktarılmıstır. Arastırmada anket ile veri toplama yöntemi tercih edilmis; bununla birlikte, arastırmacının isverenlerle, sendika temsilcileriyle ve çalısanlarla yaptıgı görüsmelerin ve gözlemlerinin sonuçlarına da yer verilmistir. Anket çalısmasına; gıda, tekstil, otomotiv, lastik gibi farklı sektörlerden sekiz isletmede çalısan iki yüz doksan dokuz çalısan katılmıstır. Anket çalısması, stanbul'un yanı sıra Bursa ve Kocaeli gibi illerde yerlesik isletmelerde gerçeklestirilmistir. Yapılan arastırmada; özellikle olumsuz fiziksel çalısma kosullarının, çalısanları ne derece etkiledigine ve sonuçlarının ölümcül olabilecegine deginilmistir. Yapılan analizlerde, çalısanların demografik özellikleri, fiziksel kosullardan memnuniyetleri, örgütlenme düzeyleri gibi faktörler ile tükenme ve yabancılasma düzeyleri arasında anlamlı iliski olup olmadıgına bakılmıstır. Arastırma; genis fakat göz ardı edilebilir bir konuyu ele aldıgından, devamlı gelistirilmesi gerektigi de çalısma dahilinde belirtilmistir. Anahtar Kelimeler : Çalısma Kosulları, Ergonomi, Tükenmislik Sendromu, Yabancılasma, Meslek Hastalıkları, s Kazaları

ErgonomiTükenmişlik sendromuYabancılaşma+1
Rahel Behar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Albert Camus'de uyumsuz insan

Albert Camus 20.yüzyılın en önemli filozoflarından birisidir. Camus felsefesini edebiyatla birleştirmiş ve çağının sorunlarını insanlara, sanatıyla sunmuştur. Camus'ye göre insanın dünya ile olan iletişimsizliği uyumsuzluğun kendisidir. Bu uyumsuzluk sadece dünya ile insan arasındaki iletişimsizlikten kaynaklanır oysa dünyanın kendisinde bir uyumsuzluk yoktur. Camus'nün uyumsuz insanı, bu noktada şekil alır. Uyumsuz insan anlamsızlığın dünyada olmadığını fark eder ve anlam arayışını bırakır, ölümden sonrası için bir başka dünya inancı taşımaz, çünkü inanç umut barındırır umut ise insanı sürekli bir beklenti ve anlam arayışına sokar. Uyumsuz insan gerçeğin üzerini boyamak yerine onu açığa çıkarandır. Bu tezde ben bu doğrultuda Albert Camus'nün uyumsuz insan profilini tarif edeceğim; insanın dünya ile olan ilişkisindeki çelişkileri Camus felsefesi çerçevesinde değerlendireceğim; insanın ölüm karşısındaki durumu ve yabancılaşmasını ele alacağım ve sonuç bölümünde ise tezin tamamında anlatılmış olan insan-dünya ilişkisinin genel ifadesini vereceğim. Anahtar Kelimeler: Albert Camus, Ölüm, Yabancılaşma, Uyumsuzluk

Camus, AlbertUyumsuzlukUyumsuzluk felsefesi+3
Hasret Ertürk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

Al-Ightrab in Shear Al-Yatimiyah Ibn Zuraiq al-Baghdadi

A research that deals with the story of the poet who was alienated and then died where he was expatriate. He left Baghdad in the hope of finding a living in Andalusia, so his wish came. His orphaned poem, which is the princess of expatriate poems in (40) lines, cried and cried for those who read it and allowed it, and she is still uttering it. Andalusia and its preservation in the breasts from its Abbasid era to the present day. We have made an effort to extract the connotations of alienation in its social, emotional and psychological forms, and distribute them to sections dealing with the beginning of the research on alienation in Arabic literature and alienation, linguistically and idiomatically, and then giving an overview of the poet's life in terms of place of birth until his death in alienation. The research deals with three chapters, the first of which is social alienation, which is considered the most important influence in the life of the individual, negatively or positively. The spiritual relationship between the poet and his society from the emotional side, and what results from this from compatibility or dissonance and a feeling of belonging, which is followed by satisfaction and rejection. Also in the research, the poetry of Ibn Zuraiq Al-Baghdadi was compared with a large number of collections and poems of poets who were contemporary with him or after him. Keywords: Şiir, İghtrab, İbn Zuraiq, albaghdadi, Eleştiri

Hüssen Salahaldeen Hassan Saeed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenler: Mevcut konumları, algı ve beklentileri üzerinden sınıfsal bir çözümleme Adana örneği

Bu çalışmada öğretmenlerin hem mevcut konumları, algı ve beklentileri üzerinden sınıfsal konumları çözümlenmeye çalışılmış hem de yabancılaşma düzeylerinin derecesi analiz edilmeye çalışılmıştır.Bu çalışmanın örneklemini, Adana şehir merkezinde faaliyet gösteren dershane, özel okul ve devlet okullarında çalışan kadrolu, sözleşmeli, ücretli öğretmenler ve idarecilerden oluşan 311 denek oluşturmaktadır.Öğretmenlerle ilgili bilgi toplamak amacıyla 54 soru altında 175 maddeden oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için betimsel frekans dağılımı ve çapraz tablolardan yararlanılmıştır.Bu tezin genel sonuçları olarak öğretmenlerin iktisadi olarak birbirlerine yakın olduğu, tercih ve eğilimler olarak da büyük oranda benzeştiği söylenebilir. Çalışma tarzları ve gelir tarzları açısından emekçi, yaptıkları işin niteliği ve eğilimleri açısından küçük burjuva oldukları ileri sürülebilir.Yine öğretmenlerin kendine, öğrenciye ve mesleğine yabancılaştığı da görülmektedir. Ancak beklenilenin tersi mevcut konumları ile algı ve beklentilerinin öğretmenlerin yabancılaşma düzeyi üzerinde anlamlı bir farklılaşma yaratmadığı görülmektedir.

SınıfYabancılaşmaÖğretmen algısı+3
Zahide Turan Aslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessDE

Eine didaktisch- komparatistische annäherung an die phänomene " empathie, identitätsuche und fremdverstehen" in der kinder-und jugendliteratur: dargestellt an den werken , von Canan Tan's „Eroi̇nle Dans" und Renate Welshs „Dieda oder das fremde Kind"

Die Kinder- und Jugendliteratur beinhaltet in sich öfters zugleich die Motive und Bilder der Interkulturalität. Beim interkulturellen Lernen werden die Begriffe das Eigene und das Fremde verglichen, die Sterotype und Vorurteile werden analysiert bzw. kommentiert. Es ist sehr erfreulich, beim interkulturellen Lernen und bei effektiven Bearbeitungen mit der KJL zu begegnen. Meist wird man mittels der Literatur zu einem Vermittler, bei dem man interkulturelle Brücken aufsetzt und den Lernenden neue Horizonte eröffnet. In diesem Zusammenhang sehen wir, dass vor allem die KJL sich psychologische, pädagogische, kognitive und juristische Dimensionen thematisiert. Es ist bekannt, dass bei den Werken der KJL nicht nur unterhaltsame, humorvolle, fiktive und fantastische Themen bearbeitet werden, sondern auch Themen wie Leid, Trauer, Kummer und vor allem Probleme, die die Jugendlichen im Alltag zu begegnen sind, die in den Werken der KJL thematisiert werden. Denn KJL ist eine Literatur, die die Kinder und Jugendliche auf das Leben vorbereitet oder sich auch als eine Mission sieht, eine Wert- Erziehung zu geben. Sei es in der Muttersprache- oder auch im Fremdsprachenunterricht, so wie auch bei der Komparatistik Vorlesung, es wird in der Unterrichtsvorlesung verlangt, dass die literarischen Werke, die im Unterricht als Informationstransfer dienen, die ein Kontakt zwischen dem Text-Leser aufbauen, didaktisiert werden. Aber die Arbeiten und Werke,fehlen in Hinsicht auf die Vielfätigkeit und Effektivität des Unterrrichtsablaufs. Diesen Ausgangspunkt zufolge werden die für die Arbeit ausgewählten Werke didaktisiert. Die komparatistische Vorlesung wurde im Studiumjahr 2015-2016 an der Çukurova Universität, an der Abtelung für Deutschlehrerausbildung praktisiert. Die Didaktisierung wurde an den 1.,2., 3., und 4. Studienjahren praktisiert bzw. durchgeführt. In dieser Arbeit wurden die Werke, die im 20. Jahrhundert eine wichtige Stelle gefunden haben, von der österreichischen Autorin Renate Welsh "Dieda oder das Fremde Kind" und von der türkischen Autorin Canan Tan "Eroinle Dans" im Rahmen der Komparatistik didaktisiert. Ziel bei der Didaktisierung der Werke war es bei unterschiedlichen Kulturen und Erfahrungen, den Leser die ähnlichen Schmerzen, Kummer, oder Begeisterungen aufzuzeigen, ihnen dazu auffordern, sich an den Protagonisten mit Empathie annähern zu können. Weiter haben wir uns darum bemüht den Jugendlichen, in dem Prozess, in dem sie biologisch und psychologisch aufgewachsen sind, von der frühen Kindheit an (2-6 Jahre) (Oğuzhan, 2001, S.2) aufmerksam zu machen, ihnen bewusst zu machen, in wie weit sich ihre Identitätssuche entwickelt hat, welche Erschwernisse sie überwunden haben und in diesem Zusammenhang wieder wie sie das Fremdverstehen, das Fremde akzeptieren bzw. anzueignen haben. Einige Gründe für die Auswahl der KJL sind, dass die Sprache schlicht, einfach, und verständlich ist. Die Werke der KJL vermitteln uns die Alltagsprobleme, Erfahrungen, Erlebnisse der Kinder und Jugendlichen. Sie vermitteln uns neben fiktiven, fantastischen Ereignissen auch die realen Ereignisse und die Situationen, die die Jugend im Alltag zu begegnen sind. In beiden Werken wurden die Erfahrungen, die Erlebnisse, das Fremdverstehensgefühl, die Diskriminierung der Protagonisten in Werken unter den Gesichtspunkten der KJL hermeneutisch miteinander verglichen und analysiert. In unserer Arbeit wurde die Handlungs- und produktionsorientierte Methode angewandt, mit der wir eine aktive, kreative, produktive und kritische Lernergruppe erreicht haben. Die Leser sollten sich an einem Text vorurteilslos annähern können. Beim Frontalunterricht sind nicht die Lerner aktiv, sondern der Lehrer. In einer Lernatmosphäre, bei der die Lerner nicht aktiv, kreativ und beteiligt sind, wird das erzielte Ziel nicht in dem erwünschtem Niveau sein. In dem Frontalunterricht wird der Fremdsprachenunterricht meist als Frage- Antwort durchgeführt. In wie weit ist es möglich, die Leistungen der Lernende im Frontalunterricht bewerten zu können? Um ein dauerhaftes, effektives Lernen anbieten zu könnnen, ist es wichtig, dass die Lernende das Gelernte internalisieren können. Mit der ausgewählten Handlungs- und produktionsorientierten Methode, bei der vielfätige Aktivitäten praktisiert werden, den hierzu wird eine effektive, kreative und erfolgreiche Leistung der Teilnehmer beabsichtigt .Mit der Anwendung der jeweiligen Methode, wird die Rezeptionsästhetik gefördert, bei der durch eine Lernenezentrierte Methode ein aktives, kreatives, und erfolgreiches Lernen erreicht wird. Die Handlungs- und produktionsorientierte Methode beabsichtigt, dass die Individuen beim Lesen eines Textes, sich vorurteilslos an das Werk annähern, das Fremde beim Eigenem bzw. das Eigene beim Fremden entdecken können. Somit wird im Rahmen einer interkulturellen Annäherung, der Fachbereich Komparatistik von Einheitlichkeit zu einer Lernatmosphäre, bei der die Lernende spaβ am Lernen haben. Mit der entsprechenden Methode wurde versucht, die kulturell geprägte Werke unter den Begriffen 'Empathie, Fremdverstehen und Identitässuche' zu analysieren. Es ist eine Priorität, die kulturelle Ähnlichkeiten, Unterschiede und Ähnlichkeiten den Lernenden bewusst zu machen und sie zum kritischen, kreativen Lesen zu verleiten. Ein weiteres Ziel war es sich an einheimischen und fremden Werken vorurteilslos anzunähern und die Hindernisse gegen das Fremde weitgehend minimieren zu können. Um die Begriffe 'Empathie, Fremdverstehen, und Identitätssuche' im Rahmen der KJL zu vergleichen und analysieren zu könnnen haben wir ein deutsches und ein türkisches Werk ausgewählt, demzufolge wir die Gelegenheit bekommen haben, das Eigene, das Fremde, die kulturellen Ähnlichkeiten und Unterschiede miteinander zu konfrontieren. In dem Arbeitsprozess wurden die unten angegebenen Aktivitäten durchbearbeitet, die als ein Treffen der Komparatistik mit der Imagologie akzeptiert und bei dem die kulturelle Ähnlichkeiten und Unterschiede der Imagen deutlicher werden: Vor dem Lesen beider Werke, wurde an den Lernenden eine Vorbereitungsumfrage erstellt, um die Interessen, Gedanken der StudentInnen zu den Begriffen Empathie, Fremdverstehen und Identitätssuche zu evaluieren. Dieser Umfragebogen enthält also Informationen zu den Begriffen Empathie, Fremdverstehen und Identitätssuche. Es bereitete und motivierte die StudentInnen auf diese Begriffe. Der zweite Umfragebogen enthält Informationen zum Inhalt der Werke, der dritte Umfragebogen dient für die Evaluation der Werke allgemein. Vor der Bearbeitung der Werke im Unterricht wurde nach dem ersten Umfragebogen der zweite Umfragebogen erstellt, der Fragen zum Ablauf und Inhalt der Werke enthält. Vor dem Lesen der Werke war unser Ziel, die wahrscheinlichen Vorurteile, Gefühle, Gedanken der Lernenden den Werken gegenüber abzuleiten, ihre Erlebnisse, Erfahrungen hervorzubringen und eine Rückkehr zu ihren Privatleben zu machen war ein weiteres Ziel unser Arbeit. Mit dem dritten, dem Evaluationsumfragebogen haben wir, dass in einem Semester und am Ende der Arbeit durch den Lernenden durchbearbeitet wurde, mit zwei Umfragebögen bewertet. Die Arbeit besteht aus 7 Abschnitten. Bei dem 1 Abschnitt der Arbeit wird auf das Problem, auf die Relevanz, die Grenzen und das Ziel der Arbeit eingegangen. Der 2. Abschnitt der Arbeit, reflektiert uns den theoretischen Hintergrund der Komparatistik, die Fachgeschichte der Komparatistik, den Vergleich, die Literaturmethoden, die Handlungs- und produktionsorientierte Methode, Wirkung der Rezeptionsästhetik, die Relevanz der KJL im DaF- Unterricht und ihre Entwicklung in der Türkei. Im 3. Abschnitt der Arbeit werden die Definitionen der Begriffe Empathie, Fremdverstehen, Identitätssuche, Vorurteile und Stereotypen vermittelt. Im 4. Abschnitt der Arbeit, versuchen wir die Begriffe Empathie, Fremdverstehen und Identitätssuche in den Figuren beider Werke zu analysieren und zu reflektieren. Dabei versuchten wir auch von der pschoanalytischen Literatur Daten zu profitieren. "Die pschoanalytische Literaturtheorie" versucht die Begriffe, die Persönlichkeit des Autors zu verstehen und sein Unterbewusstseinsprozess zu identifizieren; für diese gibt es zwei Wege: Man sieht eine Betrachtung von dem Werk zum Werkautor, von dem Werkautor zum Werk."(http://www.turkedebıyatı.org/psikoanalitik-edebiyat kuramı) Das Ziel ist hier also, die gegebene Nachricht von den Figuren oder von dem Leben, Erfahrungen und Erlebnisse des Autors zu entnehmen. In dem 5. Abschnitt werden die Umfragebögen und deren Befunde dargestellt. Einige Konklusionen, die wir in dieser Arbeit erreicht haben sind folgende; Die StudentInnen entdecken die Unterschiede; Ähnlichkeiten und Gemeinsamkeiten selber. Die didaktische Berarbeitungen verleiten die StudentInnen zum aktiven, kreativen, produktiven und kritischem Lernen. Die komparatistische Arbeiten bieten einer Person die Gelegenheit, von anderen Kulturen in die eigene Kultur zu schauen und dies kann verhindern, dass sich eine Person überlegen sieht oder sich in einem Minderwertigkeitskomplex gefangen fühlt. In dem 6. Abschnitt wird eine didaktische Annäherung an die Werke vermittelt. In diesem Zusammenhang werden die Unterrichtsmodelle, die Unterrichtsbeispiele, der Unterrichtsablauf, die Frist für die Didaktisierung der Werke, die Unterrichtsmethode, die Unterrichtsbeispiele zu den beiden Werken, die Aktivitäten der StudentInnen bzw. die Befunde dargestellt. Um ihnen also den StudentInnen im Unterricht einen aktiven, kreativen, produktiven, kritischen Anteil und einen vorurteilslosen Verhalten gegenüber den anderen Kulturen anzustreben, wurde im Unterricht mit unterschiedlichen Aktivitäten gearbeitet. Bei der Präsentation des Werkes Dieda, wurden zwei verschiedene Videos am Anfang des Unterrichts gezeigt. Während uns das eine Video ein Kriegsabschnitt vermittelte, lieferte uns das zweite Video die Rolle eines Stiefsmutters. Darauf wurden die, StudentInnen aufgefordert, ein Resümee des Werkes aufzuschreiben. Als nächstes wurde die Inhaltsangabe des Werkes am Diashow präsentiert. Mit leitenden Fragen wurden die StudentInnen dazu geleitet, ihre Gedanken zum Ablauf des Werkes aufzuschreiben. Als weitere Aktivitäten haben die StudentInnen das Ende der Geschichte aufgeschrieben, umgeschrieben, die Geschichte wieder geschrieben, reproduziert, und szenisch dargestellt. Somit wurden die StudentInnen zur aktiven, kreativen, kritischen Beteiligung geleitet. Bei der Präsentation des Werkes Eroinle Dans, wurde anhand einiger Zeichnungen zum Thema des Werkes angefangen. Als nächstes sollten die StudentInnen das Ende der Geschichte anhand den gegebenen Zeichnungen schreiben. Somit haben die StudentInnen die Gelegenheit bekommen ihre eigenen Texte mit dem originalen Text zu vergleichen. Danach sollten die StudentInnen das Ende der Geschichte umschreiben und die Geschichte reproduktieren bzw, wieder schreiben. Nach der Präsentation, Bearbeitung beider Werke im Unterricht, haben die StudentInnen Collagearbeit gemacht, Monopoli und Lotto Spiel vorbereitet. Nach der Analyse und Bearbeitung der Werke, wurden den StudentInnen Evaluationsumfragebogen erstellt. Mit diesen Umfragebogen wurde beabsichtigt, dass die StudentInnen ihre Vorurteile zum Fremden und zum Eigenen bewusst werden, die Ähnlichkeiten, Unterschiede und Gemeinsamkeiten bei der eigenen und fremden Kultur sehen. Die erstellten Umfragebögen bieteten den StudentInnen eine Erleichterung zum Verstehen des Inhalts und Thema der Werke. Um eine aktive, kreative Beteiligung der StudentInnen im Unterricht zu fördern und eine vorurteilslose Annäerung an zwei kulturell verschieden geprägte Werke darzustellen, wurden im Unterricht unterschiedliche Aktivitäten durchgenommen. Einige der Aktivitäten im didaktischen Sinne, die wir mit den StudentInnen im Unterricht durchbearbeitet haben sind folgende: > Die Gedanken und Emotionen zum Text aufschreiben. > Die Texte kommentieren und kritisieren. > Das Eigene und Fremde vergleichen. > Die Gedanken im kulturellen Zusammenhang äuβern. > Die Feststellung der kulturellen Unterschiede, Gemeinsamkeiten und Ähnlichkeiten in den Werken. > Die Feststellung der Vorurteile und der Stereotype. > Akzeptanz und Ablehnung des Fremden und des Eigenen. > Das Fremde und das Eigene verstehen. Im 7. Abschnitt der Arbeit werden die Ergebnisse und die methodische Forschungsvorschläge dargestellt. Schlüsselwörter: Image,Vorurteil, Stereotype, Empathie, Fremdverstehen, Identitätssuche.

Zeynep Tekin Medeni
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yozgat ili iş yeri isimleri

Bu çalışma, Yozgat ili iş yeri isimlerinden hareketle, anket çalışması metodu kullanılarak hazırlanmıştır. Türkiye Türkçesinin tarihi, Türkçede yabancılaşmanın görülme nedenleri, ad bilim üzerine anlatımlar ve ad biliminde yer adlarının durumuna değinilmiştir. Yozgat ilinin ve Yozgat isminin tarihi anlatılmıştır. Aynı toprak üzerinde daha önce yer alan milletlerin dil özellikleri ve bu sebeple dilin uğradığı değişim üzerinde durulmuştur. Yabancılaşma nedenleri ve bu konuda neler yapılabileceği anlatılmıştır. İş yeri isimlerinin hangi şartlarda verildiğine dair yapılan anket çalışmasında Yozgat ilinde ve bazı ilçelerinde (Sarıkaya, Boğazlıyan, Kadışehri) işyerlerine verilen isimlerin eğitim durumlarına göre de farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmış, birçok iş yeri isminin konuluşunda herhangi bir araştırma yapılmadığı belirlenmiştir. İş yeri isimleri kökenleri itibariyle incelenmiş, isimler arasında Türkiye Türkçesi'nin yanında, Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Yunanca, Eski Türkçe, Moğolca, Soğdca, Sanskritçe ve kökeni bilinmeyen iş yeri isimlerinin kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Bu isimlerin anlamları araştırıldıktan sonra çalışmaya eklenmiştir. Anket sorularına verilen yanıtların analizleri yapılmış, çalışmalar ile ilgili çeşitli konularda grafikler hazırlanarak istatistikî verilerin netleştirilmesi sağlanmıştır. Sonuç bölümünde yapılan tüm çalışmaların amaçları, sonuçları ve konuyla ilgili neler yapılabileceğine dair öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Yozgat, İş Yeri İsimleri, İş Yeri İsimlerinde Yabancılaşma, Ad Bilim, Türkiye Türkçesi

AdbilimiDilbilgisiDilbilim+7
Zeynep Yazıcı
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital örgüt kültürü bağlamında işgücü çevikliği, yabancılaşma ve psikolojik güçlendirme ilişkisi

Araştırmada, dijital bir örgüt kültürü bağlamında işgücü çevikliği, yabancılaşma ve psikolojik güçlendirme ilişkisi incelenmiştir. Dijital örgüt kültürü, örgütlerin dijital süreçlerinin başarısı için bir gereklilik olarak vurgulanmaktadır. Bunun yanında, dijital gelişmeler çalışanlardan yeni beceriler talep etmekte ve çalışanların özerkliğine müdahale eden yeni güç araçları yaratmaktadır. Dijitalleşmenin ortaya çıkardığı yeni güç araçları, çalışanlarda genel bir yabancılaşma duygusunu tetiklemekte; çalışanın emeğine, üretim sürecine, topluma ve kendisine yabancılaşma duyguları birbiri içerisine gömülmektedir. Dijital örgüt kültürünün talepkar yapısının, çalışanlarda yabancılaşma duygularını tetikleyebileceği varsayılmıştır. Ancak çevik bir işgücünün muhtemel yabancılaşma duygusu üzerinde negatif bir etki yaratacağı iddiasıyla araştırma tasarlanmıştır. Bunun yanında, işgücü çevikliği ve yabancılaşma ilişkisinde psikolojik güçlendirmenin düzenleyici rolü araştırılmıştır. Araştırmada içerik analizi, bibliyometrik analiz ve karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın literatür kısmında, araştırma bağlamını oluşturan dijital örgüt kültürü üzerine yapılan çalışmaların sistematik bir analizini ortaya koymak ve kavramı oluşturan boyutları belirleyebilmek için içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Analiz sonucunda dijital örgüt kültürü yedi boyutlu bir yapı olarak belirlenmiştir. İşgücü çevikliği, yabancılaşma ve psikolojik güçlendirme değişkenleri bibliyometrik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiş ve kavramların gelişim seyri yorumlanmıştır. Yapılan bibliyometrik analiz sonucunda kavramları çeşitli dönemlerde ele almanın mümkün olduğu ve tüm değişkenlere son yıllarda ilginin arttığı görülmüştür. Yapılan ortak atıf analizinde göre işgücü çevikliği ve yabancılaşma kavramları tarihsel bağlamda dönemlere ayrılmıştır. Psikolojik güçlendirme kavramını ise yayın sayıları açısından farklı dönemlerde incelemenin mümkün olduğu görülmüştür. Alan araştırması için araştırma modeli çerçevesinde veri toplamak için nitel ve nicel yöntemden oluşan karma yöntem kullanılmıştır. Araştırma örneklemini, dijitalleşmenin iş süreçlerinde yoğun olarak kullanıldığı ve Manisa'da faaliyet gösteren bankacılık sektörü çalışanları oluşturmaktadır. Alan araştırmasının iki amacı vardır. İlk olarak, araştırma bağlamını oluşturan dijital örgüt kültürünün araştırma örnekleminde geçerliliğini doğrulamak amaçlanmıştır. Bu amaçla, içerik analizi sonucu elde edilen yedi boyut üzerinden 9 banka şube müdürüyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ikinci amacı, işgücü çevikliği, yabancılaşma ve psikolojik güçlendirme ilişkisini ortaya koymaktır. Bunun için anket tekniğini kullanarak 317 banka memurundan geçerli veri toplanmıştır. Araştırmanın nitel analiz sonuçlarına göre bankacılık sektöründe dijital örgüt kültürüne ve kavramın belirlenen yedi boyutuna dair verilere rastlanmıştır. Yapılan görüşmelerde, dijital örgüt kültürünün çevik çalışanlar talep ettiği görülmüştür. Nicel analiz sonuçlarına göre ise işgücü çevikliğinin yabancılaşma üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik güçlendirmenin yalnızca anlam boyutunun düzenleyici rolü vardır. Araştırma bulgularına göre, dijital örgüt kültürünün çalışanlarda yaratması muhtemel yabancılaşma duygularının çevik bir işgücü ile azaltılabileceği görülmüştür. Ayrıca, çalışanların yapılan işi ya da görevi anlamlı hissetme dereceleri ne kadar yüksekse, işgücü çevikliğinin yabancılaşma üzerindeki etkisi o oranda artmıştır. Araştırmada içerik analizi, bibliyometrik analiz ve karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın literatür kısmında, araştırma bağlamını oluşturan dijital örgüt kültürünü ve kavramı oluşturan boyutları belirleyebilmek için içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Analiz sonucunda dijital örgüt kültürü yedi boyutlu bir yapı olarak ele alınmıştır. İşgücü çevikliği, yabancılaşma ve psikolojik güçlendirme değişkenleri bibliyometrik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiş ve kavramların gelişim seyri yorumlanmıştır. Yapılan bibliyometrik analiz sonucunda kavramları çeşitli dönemlerde ele almanın mümkün olduğu ve tüm değişkenlere son yıllarda ilginin arttığı görülmüştür. Alan araştırması için araştırma modeli çerçevesinde veri toplamak için nitel ve nicel yöntemden oluşan karma yöntem kullanılmıştır. Araştırma örneklemini, dijitalleşmenin iş süreçlerinde yoğun olarak kullanıldığı ve Manisa'da faaliyet gösteren bankacılık sektörü çalışanları oluşturmaktadır. Alan araştırmasının iki amacı vardır. İlk olarak, araştırma bağlamını oluşturan dijital örgüt kültürünün araştırma örnekleminde geçerliliğini doğrulamak amaçlanmıştır. Bu amaçla 9 banka şube müdürüyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ikinci amacı, işgücü çevikliği, yabancılaşma ve psikolojik güçlendirme ilişkisini ortaya koymaktır. Bunun için anket tekniğini kullanarak 317 banka memurundan geçerli veri toplanmıştır. Araştırmanın nitel analiz sonuçlarına göre bankacılık sektöründe dijital örgüt kültürüne ve kavramın boyutlarına dair verilere rastlanmıştır. Dijital örgüt kültürünün çevik çalışanlar talep ettiği görülmüştür. Nicel analiz sonuçlarına göre ise işgücü çevikliğinin yabancılaşma üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik güçlendirmenin yalnızca anlam boyutunun düzenleyici rolü vardır. Araştırma bulgularına göre, dijital örgüt kültürünün çalışanlarda yaratması muhtemel yabancılaşma duygularının çevik bir işgücü ile azaltılabileceği görülmüştür. Ayrıca, çalışanların yapılan işi ya da görevi anlamlı hissetme dereceleri ne kadar yüksekse, işgücü çevikliğinin yabancılaşma üzerindeki etkisi o oranda artmıştır. Araştırmada içerik analizi, bibliyometrik analiz ve karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın literatür kısmında, araştırma bağlamını oluşturan dijital örgüt kültürünü ve kavramı oluşturan boyutları belirleyebilmek için içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Analiz sonucunda dijital örgüt kültürü yedi boyutlu bir yapı olarak ele alınmıştır. İşgücü çevikliği, yabancılaşma ve psikolojik güçlendirme değişkenleri bibliyometrik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiş ve kavramların gelişim seyri yorumlanmıştır. Yapılan bibliyometrik analiz sonucunda kavramları çeşitli dönemlerde ele almanın mümkün olduğu ve tüm değişkenlere son yıllarda ilginin arttığı görülmüştür. Alan araştırması için araştırma modeli çerçevesinde veri toplamak için nitel ve nicel yöntemden oluşan karma yöntem kullanılmıştır. Araştırma örneklemini, dijitalleşmenin iş süreçlerinde yoğun olarak kullanıldığı ve Manisa'da faaliyet gösteren bankacılık sektörü çalışanları oluşturmaktadır. Alan araştırmasının iki amacı vardır. İlk olarak, araştırma bağlamını oluşturan dijital örgüt kültürünün araştırma örnekleminde geçerliliğini doğrulamak amaçlanmıştır. Bu amaçla 9 banka şube müdürüyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ikinci amacı, işgücü çevikliği, yabancılaşma ve psikolojik güçlendirme ilişkisini ortaya koymaktır. Bunun için anket tekniğini kullanarak 317 banka memurundan geçerli veri toplanmıştır. Araştırmanın nitel analiz sonuçlarına göre bankacılık sektöründe dijital örgüt kültürüne ve kavramın boyutlarına dair verilere rastlanmıştır. Dijital örgüt kültürünün çevik çalışanlar talep ettiği görülmüştür. Nicel analiz sonuçlarına göre ise işgücü çevikliğinin yabancılaşma üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik güçlendirmenin yalnızca anlam boyutunun düzenleyici rolü vardır. Araştırma bulgularına göre, dijital örgüt kültürünün çalışanlarda yaratması muhtemel yabancılaşma duygularının çevik bir işgücü ile azaltılabileceği görülmüştür. Ayrıca, çalışanların yapılan işi ya da görevi anlamlı hissetme dereceleri ne kadar yüksekse, işgücü çevikliğinin yabancılaşma üzerindeki etkisi o oranda artmıştır.

Psikolojik güçlendirmeSayısal kültürYabancılaşma+3
Serap Demirler
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel ve Cengiz Dağcı'nın Yurdunu Kaybeden Adam adlı romanlarında yabancılaşma: Karşılaştırmalı bir çalışma

Cengiz Dağcı ve Cengiz Aytmatov'un Türk dünyası edebiyatlarındaki önemleri yadsınamaz bir gerçektir. Bu çalışmada Cengiz Aytmatov'un "Gün Olur Asra Bedel" ve Cengiz Dağcı'nın "Yurdunu Kaybeden Adam" adlı romanlarında yabancılaşma olguları nelerdir, Türk dünyası edebî metinlerinde yabancılaşma teması nasıl işlenmiş ve bu tema karakterlere nasıl yansıtılmış gibi soruların cevabını bulmak üzere çalışmanın yapılması hedeflendi. Tezimizin özünü oluşturan yabancılaşma kavramını açıklarken yabancılaşma hakkındaki sosyoloji ve felsefe uzmanlarının görüşlerine yer verildi. Bu kısımda birçok felsefe ve sosyoloji literatürü tarandı ve elde edilen veriler alınıp yorumlandı. Kırım ve Kırgız edebiyatının nesir alanındaki çalışmaları araştırıldı. Cengiz Aytmatov ve Cengiz Dağcı'nın biyografileri ve eserleri incelendi. Cengiz Aytmatov ve Cengiz Dağcı'nın tüm eserleri özetlendi. İncelemenin son kısmında Cengiz Aytmatov'un "Gün Olur Asra Bedel" ve Cengiz Dağcı'nın "Yurdunu Kaybeden Adam" adlı romanlarında yabancılaşan karakterler tespit edildi. Söz konusu romanlardan alıntılar yapılarak yorumlandı. Tez çalışmamızın sonuç bölümünde ise ulaşılan bilgilerin ışığında birtakım çıkarımlarda bulunuldu. Anahtar Sözcükler: Yabancılaşma, Cengiz Aytmatov, Cengiz Dağcı, Kırım Edebiyatı, Kırgız Edebiyatı

Yabancılaşma
Ebru Altundaş Karakaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sessizlik ilişkisi: Gaziantep'te bir alan araştırması

Bu çalışmanın temel amacı örgütsel yabancılaşma ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu amaçla T.C. Adalet Bakanlığı'na bağlı taşra teşkilatı olan Gaziantep Adliyesinde farklı unvanlarda (cumhuriyet savcısı, hakim, yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir) çalışmakta olan kamu personeli üzerinde bir alan araştırması yapılmıştır. Anket yöntemi ile elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 23 istatistik programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda örgütsel yabancılaşmanın örgütsel sessizlik alt boyutları olan kabullenici sessizlik, korunmacı sessizlik ve korumacı sessizlik ile ilişkisi olduğu ve örgütsel yabancılaşmanın sessizlik boyutları üzerinde etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

GaziantepSessizlikYabancılaşma+2
İbrahim Halil Donatbayan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hiper gerçek yaratım aracı olarak distopik filmlerde mekânsal davranış incelemesi

Hiper gerçek; orijinali tükenmiş, kökenden yoksun bir gerçeğin, modellerle türetimidir. Özgün öncülden doğan ama paradoksal biçimde bağsız bu yeni gerçek, Postmodern sonrası gerçek bozumunun dökümüdür. Distopya ise ütopyanın zeminsiz iyimserliğine bir başkaldırıdır. Olası gelecek gerçeğine uyarı niteliği taşıyan bu karşı imge, toplumların özgü geleneklerinden koparıldığı, totaliter tutumla keskin sosyal sınıfların belirlendiği, her şeyin tüketim çarkına sokulup tek tipleştirildiği, insanın metalaştırıldığı, yerin bellek ve bağlamdan koparıldığı bir çerçeveyi örneklemektedir. Uyarı niteliğindeki distopya, geleceğin olası toplum ve mekân panoramasının ön izlemesini sunarak eleştirel bir ayna yaratmak ister. Bu iki olgunun ekseniyle birlikte tezde, hiper gerçek ve distopik mekân/ mekânsal davranış aralığı zemin olarak seçilmiştir. Bu bağlamda çalışma, gerçekliğin devinimlerinin distopik iziyle gelecek mekânına ve mekânsal davranışına atfedilmiş öngörülerin sorgusudur. Gerçeği tartışmayı ve nesnesi mekân/mekânsal davranış olan senaryoları bir çeşit simülakr oluşturan distopik filmler üzerinden okumayı amaçlayan tezde; •Gerçeğin yolculuğu ve hiper gerçeğin karşılığı, •Gerçek(lik)teki değişimin nasıl bir mekânsal veri sunacağı, •Mekânsal davranış ve onun dış etmenler eksenindeki değişimi, •Bir fikrin aktarımı amacıyla mekânı kullanan, sinema, edebiyat ve iç mimarlık disiplinlerinin distopik ideolojideki gelecek mekânı/ mekânsal davranışı öngörüsü, •Kurgu eserlerle simüle edilmiş olası gerçeğin yersizleşme/ yabancılaşma/ aidiyetsizlik gibi mekânsal davranış dökümleri sorgulanmıştır. Yöntem olarak nitel araştırma yaklaşımı içindeki betimsel analizi izleyen çalışmada, öncelikle gerçek- hiper gerçek olgularının kavramsal karşılığı, tarihteki yolculuğu ve mekânsal imgesi araştırılmıştır. Ardından davranışa mekân ekseninde bakılıp bilişsel harita ve mekânsal boyutta davranışın morfolojisi değerlendirilmiştir. Hiper gerçek yaratım amacıyla incelen distopik filmlerin değişim parametreleri olarak, bir mekânın anlamsal taşıyıcılığını yapan kavram ve davranışlardan "yersizleşme, yabancılaşma, aidiyetsizlik" nosyonları seçilmiştir. Distopyanın çerçevesinin daha iyi anlaşılması adına olgunun kuramsal araştırması yapılmış, süreci ve örnekleri incelenmiştir. Sınırlılık alanında ise distopyanın hiper gerçek mekân dökümü için Snowpiercer (Yönetmen: Bong Joon- ho), High Rise (Yönetmen: Ben Wheatley) ve Blindness (Yönetmen: Fernando Meirelles) filmleri irdelenmiştir. Gerçek/ hiper gerçek ekseninde yapılan analizlerden elde edilen mekânsal davranış bulguları, distopik film mekânlarıyla birlikte değerlendirilmiş, bu mekânlarda geleceğin olası gerçeği ve mekânsal davranış öngörüleri takip edilmiştir.

AidiyetDistopyaHipergerçeklik+2
Zahide Salan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyatroda müzik kullanımının epik tiyatro örneğinde Bertolt Brecht üzerinden incelenmesi

Antik Yunan döneminden beri hakim olan tiyatro anlayışı Bertolt Brecht tarafından 20. yüzyılda değişime uğramıştır. Sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan sosyal ve ekonomik problemler ve Karl Marx'ın görüşleri ile şekillenen bu yeni sanat anlayışı Epik tiyatronun oluşumuna öncü olmuştur. Bu anlamda, Bertolt Brecht'in oyunlarında kullanılan dekor, ışık ve müzik gibi sahne elemanları ideolojinin bir parçası olarak kullanılmıştır. Araştırma sırasında Bertolt Brecht'in eserlerinde birlikte çalıştığı besteciler ve eserleri geriye dönük bir literatür ile incelenmiştir. Eserler içindeki müzik ile politik öğelerin ilişkisi değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda önceki eserlerde de sık sık değinilen seyirci ve oyun arasındaki yabancılaşma ögelerine de değinilmiştir. Anahtar kelimeler: Bertolt Brecht, Epik Tiyatro, Yabancılaşma, Marksizm

Brecht, BertoltEpik tiyatroMüzik+4
Derya Bakırezen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Behçet çelik romanlarının varoluşçu yabancılaşma bağlamında incelenmesi

Yabancılaşma; insanın yeryüzünde yaşama deneyiminin en derin ve karmaşık duygularından biridir. Çoğunlukla insanın kendisine, çevresine ve hatta dünyaya karşı ilgisini kaybetmesi şeklinde görünürlük kazanan bu olgu, zaman zaman hayatın kaçınılmaz bir parçası haline gelir. Kaynağını kimi zaman bireyin iç dünyasından, kimi zaman da dış dünyanın hızla değişen dinamiklerinden alan yabancılaşma, bu yönüyle çağımızın en güncel meselelerinden biridir. Bu, malzemesi insan olan tüm sosyal bilimlerde yabancılaşmanın bir problem olarak kendine yer bulmasına gerekçe gösterilebilir. İnsanın kendisiyle ve toplumla olan iletişimini, iletişimsizlik noktasına taşıyan bir varoluş sorunu olarak yabancılaşmanın; döneminin bir yansımasını sunan edebi eserler üzerinde de kendine geniş bir yer bulduğunu söylemek mümkündür. Bundan yola çıkarak araştırmamız, son dönem Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Behçet Çelik'in Dünyanın Uğultusu, Soluk Bir An ve Belleğin Girdapları adlı romanlarında Sartre'ın Varoluşçu düşüncesi etrafında şekillenen yabancılaşma olgusunun tematik yansımalarını tespit etmeyi amaçlamaktadır.

Yabancılaşma
Deniz Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Related subjects