Alienation

190 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Örgüt kültürünün yabancılaşma üzerindeki etkisi

İlişkisel tarama modelindeki bu araştırma, ortaöğretim kurumu öğretmenlerinin örgütsel kültür algılarının işe yabancılaşma üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2015–2016 Eğitim - Öğretim Yılında Siirt merkezde 20 ortaöğretim okulunda (lisede) görev yapan 525 öğretmen oluşturmaktadır. Evrende görev yapan öğretmen sayısının çok fazla olmaması sebebiyle örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Ancak dönen406 ölçekten 378 tanesinin analiz edilmeye uygun olduğu görülmüştür. Bu araştırma için Terzi (2005) tarafından geliştirilen ve okullardaki kültürel yapıyı ortaya çıkaran "Örgütsel Kültür Ölçeği"ile Elma (2003) tarafından geliştirilen ve öğretmenlerin okula yabancılaşma düzeyini belirleyen "İşe Yabancılaşma Ölçeği"kullanılmıştır. Araştırmada sonucunda elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 21 ve R-Project paket programlarından yararlanılmıştır. Analiz kapsamında güvenirlilik analizi, frekans tabloları, bağımsız örneklem t-testi, ANOVA, Pearson Korelasyon vePath analizi uygulanmıştır. Analizlerin normallik varsayımları Kolmogorov-Smirnov testiyle incelenmiştir. Varyansların homojenliği için Levene testi kullanılmıştır. Test sonuçları α=0.01 veya α=0.05 hata düzeylerinde yorumlanmıştır. Öğretmenlerin örgüt kültürüne ilişkinalgılarıcinsiyet, öğrenim düzeyi, kıdem ve medeni duruma göre anlamlı bir farklılık göstermezken,yaşa göre ise sadece bürokratik kültür alt boyutundaanlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Benzer olaraköğretmenlerin işe yabancılaşmaalgılarıöğrenim düzeyi, kıdem, medeni durumve yaş değişkenine göre anlamlıfarklılıkgöstermemiştir; ancakcinsiyetegöreöğretmenler arasında anlamsızlık ve yalıtılmışlık alt boyutlarında anlamlıbir fark görülmüştür. Bunailavetenöğretmenlerin örgüt kültürü algılarıylaişe yabancılaşma arasında negatif düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Yapılan analizlerdeörgüt kültürünün işe yabancılaşmanın anlamlıbiryordayıcısıolduğugörülmüştür. Ayrıca araştırma sonuçlarına göre örgüt kültürünün boyutları okula yabancılaşma boyutu üzerinde yordama etkisine sahip değildir. Diğer yandan destek kültürünün yabancılaşmayı yordamadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgüt, Kültür, Örgütsel Kültür, YabancılaĢma.

KültürOrtaöğretim kurumlarıYabancılaşma+3
Mehmet Sabir Çevik
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme ve yabancılaşma algılarına cinsiyet ve medeni durumun etkisi: Bir meta analiz çalışması

Bu çalışmanın amacı; öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme ve yabancılaşma algılarına cinsiyet ve medeni durumun etkisini meta analiz yoluyla incelemektir. Geliştirilen tarama stratejisi doğrultusunda örgütsel sosyalleşme konulu cinsiyet değişkenini içeren 11, medeni durum değişkenini içeren 4; yabancılaşma konulu cinsiyet değişkenini içeren 27, medeni durum değişkenini içeren 20 çalışma meta analize dâhil edilmiştir. Çalışmada okul kademesi ve coğrafi bölge değişkenleri açısından moderatör analizi yapılmıştır. Tüm meta analizlerde rassal etki modeli temel alınmıştır. Çalışmada, Excel, Comprehensive Meta-Analysis programlarından yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre örgütsel sosyalleşme konusunda, örgüt dili tarihi alt boyutunda erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre ve örgüt politikası alt boyutunda evli öğretmenlerin bekar öğretmenlere göre örgütsel sosyalleşme algılarının düşük düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür. Yabancılaşma konusunda ise Anlamsızlık ve Yalıtılmışlık alt boyutunda erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre ve yine yalıtılmışlık alt boyutunda bekar öğretmenlerin evli öğretmenlere göre yabancılaşma algılarının düşük düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul, öğretmen, örgütsel sosyalleşme, yabancılaşma, meta analiz

CinsiyetMedeni durumMeta analizi+4
Halil İbrahim Göztok
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kentsel mekanda ayrışmanın gündelik hayata ve kişisel sanat pratiğine etkisi

Günümüzde dünya nüfusunun yarısından fazlasının yaşadığı kentler, kurulduklarından beri yönetilir, mekânsal olarak ayrıştırılır ve güçlüler tarafından işgal edilir. Modernizm ile birlikte katmerlenen bu süreç, günümüzde bizzat kentsel mekânın metalaşması, kolayca ve kerelerce el değiştirebilmesi ile kentin yönetimsel boyutunun karmaşıklaşmasına yol açmıştır. Böylece kentte yaşayanlar için önceleri yönetimlerce sosyo-ekonomik kurallar doğrultusunda mahalleler, sokaklar ve alanlar aracılığıyla yaşanan mekânsal ayrışma, Postmodern süreçte doğanın, kentsel belleğin, kamusal alanların tahribatıyla kent insanının artık kendini tecrit etmeyi yeğlemesine doğru evrilmiştir. Çünkü bu ucu bucağı belirsiz tahribat, bireylerin alanlarını hiç ummadıkları şekilde daraltmış, onları yalnızlaştırarak yaşadıkları hayata yabancılaştırmış ve gündelik hayatlarını doğrudan etkilemiştir. Bu sebeple "gündelik hayat ve eleştirisi" 19.yy'dan beri sanatın ve felsefenin önem verdiği konular arasında yer alırken, kentin gündelik hayatına dair sıradan kişisel tespitlerin önemi gün geçtikçe açığa çıkmaktadır. Tüm sanat alanları bu tespitlerin vurgulanmasında önemli bir ifade biçimi olarak rol oynamaktadır. Anahtar Sözcükler Kent, Mekân, Ayrışma, Yabancılaşma, Gündelik Hayat, Sanat

Günlük yaşamKentsel mekanSanat+5
Esma Burcu Havası
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The theme of alienation in two dystopian novels: Brave new world and Fahrenheit 451

Brave New World and Fahrenheit 451 are both about how the influence of technology affected mankind. Brave New World depicts a future where people are produced scientifically. Fahrenheit 451 is about a future where firemen start fires instead of extinguishing them, in order to burn books. Huxley?s and Bradbury?s novels are above all about the theme of alienation and people that are affected by it. The aim of this paper is to analyse the theme of alienation in Aldous Huxley?s Brave New World and Ray Bradbury?s Fahrenheit 451 from sociological and psychological viewpoints and to present evidence that support the paper?s purpose. The paper is divided into five chapters. The first chapter is an introduction to the concepts of alienation, dystopia and mass culture, and the Postwar Literary World. The second chapter explains the theme of alienation in Brave New World; dealing with the features of alienation in Huxley?s ideal society and discusses how alienation manifests in three characters in Brave New World; finally focuses on the issue of isolation and being outcasts from society which the theme of alienation also can be linked to. The third chapter presents the theme of alienation in Fahrenheit 451; deals with the features of alienation in Bradbury?s ideal society and discusses how alienation manifests in three characters in Fahrenheit 451; finally focuses on the issue of isolation and being outcasts from society which the theme of alienation also can be linked to. The fourth chapter focuses on similarities and differences between features of alienation in both novels. The fifth chapter is a summary of this thesis, including the conclusions drawn from the study. Key Words: Dystopia, Alienation, Technology, Isolation, Outcast.

Bradbury, MalcolmNovelAlienation+2
Eylem Altuntaş
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

The concept of alienation in Tennessee Williams' works

Tennessee Williams who is distinguished with the masterly use of dramatic devices such as light, music, and stage setting, his poetic language as well as the extraordinary themes on which his works are centered is often regarded as one of the greatest American dramatists of the twentieth century. As a gifted writer, Tennessee Williams managed to create many impressive characters since he had an empathetic understanding of the human soul and its most powerful motives, which direct the acts of individuals. He focuses not only depicting their identities but also their interaction with other members of society. Most of his heroes and heroines suffer because they fail to adapt themselves to the established values of the environment in which they live; therefore, they are usually confused and unable to fulfill their prescribed roles. In that sense in most of his works it is noticed that his characters, under the pressure of harsh reality, develop the feeling of alienation. They escape from the reality to seek refuge under the shadow of illusion. However they cannot get rid of the harsh reality and finally, they live their life with the very feeling of frustration, loneliness and alienation.This dissertation aims at exploring Tennessee Williams? characters in some of his works in respect to the concept of alienation. It is important to note that this study covers Tennessee Williams? three major plays and one novel; The Glass Menagerie (1944), Portrait of a Madonna (1946), A Streetcar Named Desire (1947), The Roman Spring of Mrs. Stone (1950). The reason to confine this dissertation to scrutinising these four works is that the feeling of alienation is so distinct in the characters and it plays the central theme in these works. The introduction gives a general information on Tennessee Williams? biography and his theatre in relation to the theme of alienation which shapes his works. In the second chapter the concept of alienation is discussed within the framework of various theories put forward by leading thinkers. The third chapter presents detailed studies of the works and analyse comparatively how this concept is reflected in these works. The conclusion presents a general evaluation that Tennessee Williams dealt with the theme of alienation to project the internal conditions of his characters who, by not showing the capacity to experience an awakening, cannot overcome their illusion. Key Words: Alienation, Illusion, Isolation, Self- Awareness.

American literatureAmerican theatreTheater plays+2
Olcay Ergülü
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin okula yabancılaşma sorunu: İstanbul ili Silivri ilçesi örneği

Çağımızın gerekliliği olarak ortaya çıkan değişimler ve yenilikler insan faktörünü düşünme ve üretimden uzaklaştırmıştır. Toplumsal baskılar, ideolojik düşünceler, bürokrasi, yönetim, statü, hiyerarşik durum ve ekonomik yetersizlikler insanların kendi düşünce ve değerlerini koruyamamaktadır. Birey kendisini yetersiz ve önemsiz hissederek, kendine ve yaşadığı çevreye yabancılaşır. Baskılar sonucunda bireyler yaratıcılıktan, kendilerini yenilemekten uzaklaştılar. Bir bakıma kendilerini gerçekleştirememektedirler. Bu çalışmada amaçlanan, orta öğretim öğrencilerinin yaşadıkları yabancılaşma düzeyinin belirlenmesidir. Öğrenci Yabancılaşma Ölçeği: güçsüzlük 6 madde, kuralsızlık 5 madde, soyutlanmışlık 5 madde ve anlamsızlık boyutunda 4 madde olmak üzere dört alt boyuttan ve toplam 20 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğe ilişkin iç tutarlılık katsayısı; birinci boyut için .79, ikinci boyut için .75, üçüncü boyut için .76, dördüncü boyut için .76, ölçeğin geneli için .86'dır (Çağlar, 2013). Araştırma çalışma grubu 2014-2015 eğitim öğretim yılı İstanbul ili Silivri ilçesinde bulunan 13 ortaöğretim kurumunda eğitim gören 444 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini anlamak için tüm değişkenlerin çarpıklık değerlerine bakılmıştır ve değişkenler normal dağılım göstermediği saptanmıştır. Bu duruma göre verilerin normal dağılmadığı gerekçesiyle Farksızlık Testleri için Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H Testleri kullanılmıştır. "Ortaöğretim öğrencilerinin okula yabancılaşma sorunu; İstanbul ili Silivri ilçesi örneği" veri toplama aracı faktörlerine yönelik algılarında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek için Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi uygulanmıştır. Araştırma bulgularında sosyo ekonomik değişkenler açısından yabancılaşma boyutunda anlamlı bir fark bulunmaktadır. Sosyo-ekonomik durumu orta düzeyin üstü olan öğrenciler diğer öğrencilere göre daha fazla yabancılaşma yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde ölçeğin toplam ortalaması 52,86 olarak hesaplanmıştır. Bu sebepten öğrenciler orta düzeyde yabancılaşma yaşamaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Yabancılaşma, Eğitimde Yabancılaşma, Ortaöğretim Öğrencileri.

Lise öğrencileriOrtaöğretim okullarıYabancılaşma+1
Meral Filiz Pala
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelerde işe yabancılaşma: İstanbul ilinde özel ve kamu hastanelerinde bir uygulama

Bu araştırmanın amacı, kamu ve özel hastanelerde çalışan hemşirelerin iş-aile rol çatışması, iş tatmini, iş tasarımı ve kişilik özelliklerinin işe yabancılaşma algılarının üzerindeki etkilerini açıklamaktır. Ayrıca hemşirelerin işe yabancılaşma durumlarının; cinsiyete, yaşa, medeni duruma, eğitim seviyesine, mesleki ünvanına, kurumda çalışma süresine, iş deneyimine ve çalıştığı kuruma göre değişip değişmediğini ortaya koymaktır. Bu kapsamda birinci olarak hemşirelerin yaşadıkları iş-aile rol çatışmasının, iş tatmininin, iş tasarımının ve kişilik özelliklerinin işe yabancılaşma durumlarına olan etkileri araştırılmıştır. Araştırma da örneklemi oluşturan hemşirelere, araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", Mottaz tarafından geliştirilen "İşe Yabancılaşma Ölçeği", Weiss ve arkadaşları tarafından geliştirilen "Mineseto İş Doyum Ölçeği", Oldman ve Hackman tarafından geliştirilen "İş Tanılama Ölçeği", Carlson ve arkadaşları tarafından geliştirilen "İş-Aile Rol Çatışması Ölçeği" ve John ve arkadaşları tarafından geliştirilen "Beş Faktör Kişilik Özellikleri Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinde bulunan kamu ve özel hastaneler de görev yapan tüm hemşireler oluşturmaktadır. Örnek büyüklüğünün saptanmasında hastanelerin tam teşekküllü ve hemşire sayısının 200'ün üzerinde olması gibi özellikler dikkate alınmıştır. Kura usulü ile iki kamu ve bir özel hastane belirlenmiştir. Literatür verilerine göre %95 güven düzeyinde minimum örneklem 375 olarak bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS 21.0 ve AMOS 23.0 programında çözümlenmiştir. Hemşirelerin işe yabancılaşma düzeylerinin cinsiyet ve çalışılan kuruma göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesinde t-testi, yaş, medeni hal, mesleki unvan, eğitim seviyesi, kurumda çalışılan süre ve mesleki deneyim süresine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için de tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular, hemşirelerin yaşadıkları iş-aile rol çatışmalarının, işe yabancılaşmanın güçsüzleşme ve kendine yabancılaşma boyutları üzerinde etkili olduğunu, hemşirelerin iş tasarımlarının görevin tanımı ve anlamlılığı boyutlarının, işe yabancılaşmanın kendine yabancılaşma ve güçsüzleşme boyutları üzerinde etkili olduğunu, otonominin ise işe yabancılaşmanın anlamsızlaşma boyutu üzerinde etkili olduğunu, hemşirelerin iş tatminlerinin dışsal tatmin boyutunun kendine yabancılaşma boyutu üzerinde etkili olduğunu ve hemşirelerin kişilik özelliklerinden; özellikle nevrotik kişiliğin ise işe yabancılaşmanın anlamsızlaşma boyutunda etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca araştırma sonucunda, medeni durum değişkeni hariç diğer demografik faktörlere göre işe yabancılaşma durumunda farklılaşma olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yabancılaşma, İş Tasarımı, İş-Aile Rol Çatışması, Kişilik Özellikleri, İş Tatmini.

HastanelerHemşirelerKişilik özellikleri+4
Esinderya Alömeroğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hakan Günday romanlarında aylaklık ve gündelik yaşam

Bu çalışma Türk Edebiyatı'ndaki aylakların Hakan Günday eserleri bağlamında yaşadıkları dönüşüm ve gündelik hayat pratiklerini incelemektedir. Amaç, gelişmelerin yaşandığı Tanzimat dönemiyle birlikte ortaya çıkan aylak karakterlerden 2000'lere kadar olan süreçte toplumsal değişkenlerle birlikte yaşadıkları dönüşümü tartışmaya açmaktadır. Cumhuriyet Dönemi'ne kadar rastlanan karakterlerde, aylaklığın bir tür yanlış batılılaşma ve tüketim motivasyonuyla gerçekleştiği gözlemlenebilir. Özellikle Aylak Adam romanından sonra aylaklığın çıkış noktası yabancılaşma ve anti toplumsallık olmuştur. 2000'lere gelindiğinde Hakan Günday eserleri ile daha da radikal tavırlara bürünen Aylakların karşıt oldukları toplumsal yapıyla birlikte nasıl toplumsal değişimlerden etkilendiğinin altı çizilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Aylaklık, Yabancılaşma, Hakan Günday

AylaklıkGünday, HakanGünlük yaşam+3
Asiland Sinan Karaman
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan örgütsel destek ile örgüte yabancılaşma etkisinde sanal kaytarma rolünün araştırılması

Algılanan örgütsel destek çalışanın, örgütün kendi katkısına değer vermesi ve mutluluğunu önemsemesini algılama tarzı olup çalışanları etkileyen, politika, kural ve faaliyetlerin deneyim kaynaklı bütün olarak tanımlanır. Örgüte yabancılaşma ise kurum ya da işe yabancılaşma, çalışmaya karşı ilgi göstermemek, içten bağlanamama ve soğuma olarak ortaya çıkan psikolojik bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada algılanan örgütsel destek ile örgüte yabancılaşma etkisinde teknolojik gelişmelerle ortaya çıkmış bir kavram olan sanal kaytarma davranışları ve faaliyetleri incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Algılanan Örgütsel Destek ile ilgili bilgiler aktarılmıştır. İkinci bölümde yabancılaşma kavramı tanımlanmıştır. Üçüncü bölümde Sanal Kaytarma tanımı ve davranışları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise araştırmanın amacı, yöntemi ve araştırmaya ait analizlerin değerlendirilmesi kısmı yer almaktadır. Çalışma sonuç ve öneriler kısmı ile tamamlanmıştır.

Algılanan örgütsel destekSanal kaytarmaYabancılaşma+1
Emine Ayaz
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir sıkıntı mekânı olarak "eve" ilişkin fenomenoljoik bir yaklaşım

Yapılan bu tezde, ev kavramına farklı bir boyuttan bakarak deneyimsel olarak evin ne anlama geldiği üzerinde durulmuştur. Bunu yaparken de evi sıkıntı ile ilişkilendirip nasıl sıkıntı mekânına dönüştüğü anlaşılmaya çalışılmıştır. Yöntem olarak seçilen fenomenoloji ile birlikte evin bu deneyimsel boyutu incelenmiştir. Modernitenin getirdiği evsizlik, eve sıkışmışlık hissi ile postmodernizmin yapısı içinde oluşan göç, nostalji, ev özlemi gibi yersizyurtsuzlaşmaya dair kavramlar tartışmaya açılarak bireyler üzerinde nasıl bir etki yaptığı irdelenmiştir. Alman filozof Martin Heidegger düşüncesindeki ikamet etme, yerleşme durumlarına bağlı olarak oluşan evsizlik hissi sıkıntı ile bağdaştırılarak sunulmuştur. Toplumsal cinisyet rolleri ile oluşan kamusal alan ile özel alan ayrımı incelenmiş kadının ev içine kapatılması ve ev içi emeğin görülmezliği üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte tüm bu kavramların sanat alanında nasıl kendine yer bulduğuna bakılmış, konu örnekler ile somutlaştırılarak anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sıkıntı, Ev, Evsizlik, Fenomenoloji, Göç, Sanat

EvlerEvsiz insanlarEvsizlik+7
Işık Sungurlar
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyun bağımlılığı ile saldırganlık eğilimi ve sosyalleşme arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dijital oyun bağımlılığının çeşitli psikolojik etkilere sebep olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, bireylerdeki dijital oyun bağımlılık düzeyinin saldırganlık eğilimi ve sosyal kaygı, algılanan sosyal destek, yabancılaşma sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişkisini incelemektir. Bu amaçla 18 – 30 yaş aralığındaki kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 370 genç yetişkine Sosyo Demografik Bilgi Formu, Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Buss- Perry Saldırganlık Ölçeği (BPSÖ), Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Dean Yabancılaşma Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda yaş faktörünün dijital oyun bağımlılıyla negatif yönde anlamlı bulunmuştur. Cinsiyet ile dijital oyun bağımlılığı düzeyi incelendiğinde erkek olmak ile dijital oyun bağımlılığı düzeyi arasında anlamlı ve yüksek düzeyde ilişkili bulunmuştur. Evinde bilgisayar bulunma durumu ile dijital oyun bağımlılığı düzeyinin belirginlik, dayanıklılık ve durum değiştirme boyutlarında evinde bilgisayar olan genç bireylerin dijital oyun bağımlılığı düzeyleri, bilgisayarı olmayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Dijital oyun bağımlılığı ile yabancılaşma düzeyi ve sosyal yalıtılmıştık boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Dijital oyun bağımlılığı düzeyi ile algılanan sosyal destek düzeyi ve aile alt boyutu arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeyi ve kaçınma, kaygı boyutları arasında pozitif ve anlamlı ilişki saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılığı ve saldırganlık; fiziksel saldırganlık, öfke, düşmanlık ve sözel saldırganlık alt boyutları arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Bu çalışmanın dijital oyun bağımlılığı konusunda alanyazına katkı sağlaması hedeflenmektedir.

Algılanan sosyal destekOyun bağımlılığıOyunlar+7
Nurdan Aydemir
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okulu yöneticilerinin kişisel ve örgütsel değer uyumunun örgütsel adanma ve yabancılaşma üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, 2008/2009 Öğretim yılında Afyonkarahisar ilindeki ilköğretim okullarında çalışan ilköğretim okulu yöneticilerinin kişisel ve örgütsel değer uyumunun örgütsel adanma ve yabancılaşma üzerine etkisi olup olmadığını belirlemektir.Bilimsel bir özellik taşıyan araştırmanın evrenini Afyonkarahisar ilinde bulunan ilköğretim okullarındaki yöneticiler oluşturmaktadır. Bu araştırmada ?Yücel Değerler Ölçeği?, ?Yücel Yabancılaşma Ölçeği? ve ?Yücel Kurumsal Sadakat Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırmada anket yöntemi ile elde edilen veriler, öncelikle faktör analizine tabi tutularak; korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmak suretiyle analiz edilmiştir.Yapılan bu araştırma sonuçlarına göre, yöneticiler tarafından en fazla kişisel gelişimin önemsendiği görülmüştür. Bedensel aktivitenin ise en az önemsenen değer olduğu görülmüştür. Kurum tarafından en fazla desteklenen değerler ise etki etme ve etkili olma olarak saptanmıştır. Bağımsızlık ve otonomi değerinin ise kurum tarafından en az desteklenen değer olduğu görülmüştür. Yöneticilerin kişisel ve örgütsel değer uyumunda etki etme ve etkili olma değeri ile arkadaşlık ve dostluk değerlerinde uyumluluk görülmüştür. Diğer değerlerde ise uyum tespit edilememiştir.İlköğretim okulu yöneticileri tarafından arkadaşlık ve dostluk, etki etme ve etkili olma, kabul görme ve farkına varılma, çalışma mekanı, yükselme ve ilerleme, ekonomik güvence ve yardımlaşmaya verilen önem ile kuruma olan adanmışlık arasında pozitif ilişki bulunmuştur.Ortamın bağımsızlık ve otonomiyi destekleme derecesi, bedensel aktiviteyi destekleme derecesi, iş çeşitliğini desteme derecesi, kişisel gelişimi artırma derecesi, kabul görme ve farkına varılma derecesi, çalışma mekanının kişiye hitap etme derecesi, yardımlaşmanın desteklenme derecesi ve iş ortamının yükselme ve ilerlemeyi destekleme derecesi ile kurama olan adanmışlık arasında pozitif ilişki bulunmuştur.

Eğitim yönetimiKişisel değerlerKişisel uyum+5
Tevfik Yıldırım
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ve ortaokul öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile işe yabancılaşma algıları arasındaki ilişki: Uşak ili örneği

Bu araştırma, kamu ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri ve örgütsel adalet algıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini; Uşak ilindeki 226 kamu ilkokul ve ortaokulunda, 2013-2014 eğitim öğretim yılında görev yapan, 1379 ilkokul öğretmeni ve 1416 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Uşak ilindeki kamu ilkokul ve ortaokullarında görev yapan 356 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak öğretmenlere Elma (2003) tarafından geliştirilen işe yabancılaşma ölçeği ile Polat (2007) tarafından geliştirilen örgütsel adalet ölçeği uygulanmıştır. Veriler SPSS programında çözümlenmiştir. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplararası karşılaştırmalarında Tek yönlü (One way) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Post-hoc testi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda İlkokul ve Ortaokul öğretmenlerinin işe yabancılaşma algıları "nadir" düzeyde ve örgütsel adalet algıları "orta" düzeyde olarak bulunmuştur. Yapılan analizlerden elde edilen bulgularla, algılanan örgütsel adalet ile işe yabancılaşma arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AdaletUşakYabancılaşma+4
Kamuran Aydın
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşim Ustaoğlu sinemasında yolculuk, benlik ve kimlik ilişkisi

Çocuklukla başlayan benlik gelişiminde ailenin katkısı önemli bir başlangıç noktası oluşturur. Birey anne ve babasından gördüğü davranışlarla, çocukluk döneminde grup içinde etkileşimler sağlayarak kendi benliğini oluşturma sürecinde ilk adımını atar. Psikoloji çalışmalarında benlik kavramının üzerinde önemle durulmasının sebebi, bireyin çocukluktan itibaren sağlıklı bir benliğe sahip olmasının, toplumun ve toplumsal süreçlerin gelişiminde referans oluşturmasıdır. Geleneksel ve modern toplumda benliğin toplumla ve bireylerle girdiği ilişki sonucunda birey kendi benliğini oluştur. Benliklerin, modern toplumda sağlıksız gelişimi ise bireylerin birbirine ve topluma yabancılaşmasına sebep olmaktadır. Benliğin sosyolojik bakış açısıyla ele aldığı kimlik kavramı, aynı şekilde toplumla ilişkiye giren benliğin, çevresine göre kendini şekillendirdiği kimlik yapısıdır. Bireyin bu anlamda kolektif, etnik, kültürel, cinsel, bireysel gibi pek çok kimliği bulunmaktadır. Kimlik oluşumu etkileşimli ve sürekli yapısından dolayı daima bir inşa halindedir ve bu süreçte kimlikler kendi benlikleriyle, oluşturdukları kimlikleri arasında yolculuk yaparlar. Sinemanın bir dil olarak anlam yaratmada kendi bakış açısını geliştirmesi, filmlerinde benliğin ve kimliğin yolculuğunu konu alan Yeşim Ustaoğlu Sineması'nda karşımıza çıkmaktadır. Ustaoğlu, filmlerinde ortak tema olarak benlik, kimlik ve yolculuk ilişkisini ele alır ve bu tema üzerinden bireylere kendi kimliklerini sorgulamalarını, kendi kimliklerini bulma adına yolculuğa çıkmalarını amaçlar. Bu bağlamda, çalışmanın kavramsal çerçevesini benlik, kimlik ve modernleşme süreciyle ortaya çıkan yabancılaşma kavramı oluşturur. Genelde Türk Sineması, özelde Yeşim Ustaoğlu Sineması'na odaklanan bu çalışma, içerik analizi yöntemiyle Ustaoğlu'nun Pandora'nın Kutusu, Araf ve Tereddüt filmlerini yolculuk, benlik ve kimlik ilişkisini üzerinden çözümleyip, Yeşim Ustaoğlu Sineması'na yeni bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Benlik, Kimlik, Yolculuk, Yabancılaşma, Yeşim Ustaoğlu, Sinema

Benlik gelişimiBenlik kavramıKimlik+5
Melike Demirbaş
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Latife Tekin'in romanlarında yabancılaşma

Yabancılaşma günümüzde hayatımızın her alanında karşımıza çıkan temel sorunlardandır. Aynı şekilde edebiyatın da ilgi alanına girmiş olan yabancılaşma adeta her alanı çepeçevre sarmış durumdadır. Tanzimat ile birlikte başlamış olan modernleşme akımı Türk toplumunda bir karmaşa ortaya çıkarmış, bunun sonucu olarak da kültüre ve toplum değerlerine olan yabancılaşma romanlarda ele alınmaya başlanmıştır. Yabancılaşmayı, insanın öz benliğine ve içinde yaşamış olduğu toplumun sosyo-kültürel değerlerine ters davranışlar göstermesi şeklinde açıklayabiliriz. Çalışma, beş bölümden ve Kaynakça'dan meydana gelmektedir. Latife Tekin'in romanlarında yabancılaşma konusunu ele aldığımız için ilk bölümde yabancılaşma kavramının tarihi, Dünya ve Türk edebiyatındaki yeri ile ilgili bir giriş yapılmıştır. İkinci bölümde Latife Tekin'in romanlarını beslediği sosyal ve kültürel alt yapının tespit edilebilmesi için yazarın hayatı, sanatı, eserleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde incelenen romanlar hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise incelediğimiz romanların yabancılaşma bağlamında analizi yapılmıştır. Sonuç bölümünde de çalışma ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça'da; yararlanılan kitapları, makaleleri, yayımlanmış ve yayımlanmamış tezleri, internetteki veriler alfabetik sırayla uygun bir biçimde verilmiştir. Türk edebiyatında 1980'den sonrası dönemde önemli isimlerinden biri olan Latife Tekin günümüzün de önemli meselelerinin başında gelen yabancılaşma olgusunu, kişilerin yaşadığı iç çatışmaları, bireyin psikolojik durumunu romanlarında sergilemiştir. Bu çalışmada insanoğlunun önemli meselelerinden biri olan "yabancılaşma" olgusuna yer verilmiş ve Latife Tekin'in romanlarındaki bireylerin göstermiş oldukları normal olmayan davranışlar, kendilerine ve yaşadıklara topluma yabancılaşmaları yabancılaşma olgusuyla bağdaştırılarak işlenmiştir. Anahtar sözcük: Latife Tekin, Yabancılaşma, Modernizm, Postmodernizm, Türk Edebiyatı.

ModernizmRomanTekin, Latife+3
Hatice Yitik
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nuri Pakdil'in tiyatrolarında kavramlar

Nuri Pakdil, yazın hayatına girdiği lise yıllarından beri adından sıkça söz ettirmeyi başarmış bir yazarımızdır. Onun kendine has dil tutumu pek çok kesim tarafından ilgiyle takip edilmiştir. Nuri Pakdil, kendi kavram sözlüğünü yazmış bir yazardır. O, döneminde sıkça kullanılan emek, mülkiyet, sömürü, yabancılaşma, özgürlük, işçi gibi kavramları İslamî temellerle yeniden yazmıştır. Kavramları yeniden yorumlayıcı bu davranış, döneminde çok ses getirmiştir. Denemelerinde bu kavramlar üzerine çokça yazı yazmıştır. Nuri Pakdil'in şiir, deneme, gezi, günlük gibi pek çok türde eseri vardır. Tiyatro da yazdığı türlerden biridir. Yedi kısa tiyatrosu mevcuttur. Bu oyunlar üzerinde kapsamlı akademik bir çalışma yapılmamıştır. Nuri Pakdil, tiyatrolarında da bahsettiğimiz kavramları ele almış ve onları simgesel bir dille konu içinde aktarmıştır. Nuri Pakdil'in tiyatrolarının sanatsal zenginliğini ortaya çıkartmak, sembolik dille işlediği kavramları anlaşılır ve görünür kılmak, yazarı ve eseri doğru anlamak açısından önemlidir. "Nuri Pakdil'in Tiyatrolarında Kavramlar" adlı tezimizin amacı Nuri Pakdil'in tiyatrolarında kullandığı kavramları tespit edip bu kavramların geçtiği sembolik dil yapısını çözümleyerek anlam zenginliğini ortaya çıkartmaktır. Çalışmamız iki bölüm hâlinde incelenmiştir. İlk bölümde yazarın hayatı, sanatı, eserleri anlatılmıştır. İkinci bölümde tiyatroları biçim ve içerik açısından kısaca incelenmiştir. Asıl inceleme konumuz olan kavramlar kısmında tespit edilen kavramlar Nuri Pakdil'in düşünce dünyasında göre açıklanmış, Kavramlar başlığı altında tiyatroları incelenmiştir. İncelememizin sonuç kısmında tiyatrolarındaki kavramlar hakkında değerlendirme yapılmıştır.

KavramlarPakdil, NuriTiyatro+5
Beyzanur Uyar
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışmanın sanatsal temsilleri

Geçmişten bugüne insanlığın ayrılmaz bir parçası olan çalışma faaliyeti, insan bedeni ile doğrudan ilişkili bir durumdur. Çeşitli ihtiyaçların karşılanması için girişilmek zorunda kalınan bu durum bize çok normal gelmeye başlasa da bedenin ve derinin hissizleşip yabancılaşması bir sorunsala dönüşmektedir. Toplumsal çelişkiler ve bireyin yabancılaşması ile ilgili konularda oldukça duyarlı olan Sanatçı için bu durum üzerinde çalışılacak önemli bir kavramsal içerik haline gelmiştir. Çalışma eylemi ile insan bedeni arasındaki ilişkiyi sanatsal açıdan ele almak için, konu ile bağlantılı olabilecek eserler incelenmiş ve literatür taramalarından destek alınmıştır. Farklı dönemlerde farklı etkilere maruz kalan çalışan bedenin bütün şartlarda nesneleştiriyor olması yapılan araştırmalar ve incelenen eserler tarafından desteklenmiştir. Araştırmalar kapsamında yapılan sanatsal üretimler, çalışan bedenin nesneleşmesi bağlamında beden ve nesne arasındaki ilişkiyi sorgulatacak nitelikte olmuştur. Tez sürecindeki sanatsal üretimlerde çalışan birey nesne olarak imgeleştiriliştir. Sanatçıya göre çalışma eylemi, şartlara bağlı etkisi azalıp artsa da insanı duyulardan uzaklaştırması insani özelliklerini azalttığı anlamına gelmektedir. Bu yüzden daha çok iş malzemeleri üzerinde yapılan üretimler hem çalışanla hem de nesne kavramına bir bağ niteliği oluşturacak şekilde ele alınmıştır. Üretimlerde resim, video ve yerleştirme gibi farklı alanlar üzerinden anlam arayışına girilmiştir.

Fiziksel nesneNesneResim sanatı+4
Dilan Akan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanma sonrası yaşam deneyimleri: Ebeveyne yabancılaşmaya ilişkin nitel bir araştırma

Aile; çocuğun toplumsallaşmasına, kişilik ve kimlik gelişimine destek olan birey için doğal ve en birincil ortamdır. Parçalanmış aile ise ölüm, boşanma ve ayrılma olarak üç ana şekille ortaya çıkan aile tipidir. Çalışmanın konusu çerçevesinde ele alınan boşanmayla parçalanmış ailelerde; boşanma sürecinde ve bağlantılı olarak ortaya çıkabilen anlaşmazlıklar sürecinde çocuğun özellikle velayetini alamamış olan ebeveynine yabancılaşabildiği görülebilmektedir. Literatürdeki baskın görüş, yabancılaşmanın; ebeveynlerden birinin çeşitli motivasyonlarla, çocuğu diğer ebeveyne bilerek yabancılaştırdığı üzerinedir. Ek olarak, ebeveynler arasında gerçekleşebilen aile içi işlevsel olmayan iletişim örüntüleri temelinde boşanma öncesi, sırası ve/veya sonrası yaşanan pek çok farklı ilişkisel nedenle gerçekleşebildiği de bilinmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı; boşanmayla parçalanmış ailelerin boşanma davasına kadarki süreci veya dava da dahil tüm süreci 18 yaşından küçükken geçirmiş olan şimdiki ergin çocuklarının, ebeveyne yabancılaşma konusundaki deneyimlerini yapısal aile sistemleri kuramı aracılığıyla ortaya koymak ve bu konu üzerinden çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaçla 29 özneyle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Boşanma öncesindeki aile içi işlevsel olmayan etkileşim örüntülerinden doğan iletişim sınırları ve bu doğrultuda şekillenen ilişki yapıları, bu dönemde temeli atılan yabancılaşma deneyimiyle ilk ve en önemli bağlantıdır. Boşanmanın ve beraberinde yaşanan ilgili sorunların bu temelin üzerine eklemlenerek yabancılaşmayı güçlendirebildiği görülmüştür. Öznelerden bazıları için boşanmanın hayatlarına olumsuz etkisinin ya da hiçbir etkisinin olmaması, aile yapısının ve üyeler arası ilişkilerin önemini göstermiştir. Özneler arasında boşanma sonrasında ebeveynine karşı duygu ve düşüncelerinde var olmayan bir yabancılaşmayı deneyimlediği görülen bir kişi yoktur. Boşanma öncesi veya sırası süreçlerde yaşananlar ebeveynle ilişkinin yabancılaşma boyutuna ulaşmasına neden olmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında sosyal hizmet çerçevesinde sunulan en belirgin iki öneri; tüm süreç boyunca herkesin ulaşabileceği belediye gibi kurum ve/veya kuruluşlardan verilebilecek aile danışmanlığı hizmetiyle bir destekleme programının uygulanması ve velayet davalarında uygun görülen aileler için alternatif bir seçenek olarak "ortak velayet" uygulamasıdır.

BoşanmaBoşanmış ailelerEbeveynler+5
Sümeyra Ceylan Dolanbay
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zeki Demirkubuz sinemasında yabancılaşma

Bu tez çalışması, Zeki Demirkubuz sinemasında modernlik ve yabancılaşma kavramlarını fenomenolojik film çözümleme yöntemiyle ele almayı amaçlamaktadır. Modernleşme sürecinin bireyde yarattığı kimlik, değer ve anlam krizleriyle bağlantılı olarak ortaya çıkan yabancılaşma olgusu, Demirkubuz'un filmografisinde belirgin bir şekilde izlenebilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, modernizmin birey üzerindeki yıkıcı etkilerinin yönetmenin filmlerinde nasıl temsil edildiğini ortaya koymaktır. Tez kapsamında Masumiyet (1997), Yazgı (2001), Kader (2006), Yeraltı (2012) ve Hayat (2023) filmleri analiz edilmiştir. Çalışmada hem bireyin topluma hem de bireyin kendine yabancılaşma biçimleri incelenmiştir. Yabancılaşma kavramı Hegel, Marx, Camus ve Dostoyevski gibi düşünürler üzerinden teorik çerçeveye oturtulmuş; filmlerdeki karakterler bu bağlamda değerlendirilmiştir. Araştırmada, Demirkubuz'un modern insanın içsel yalnızlığını, toplumsal uyumsuzluğunu ve değer boşluğunu merkezine alan anlatı yapısının, yabancılaşma kavramını anlamada özgün bir sinemasal alan sunduğu sonucuna varılmıştır. Tez, hem Zeki Demirkubuz sineması üzerine literatürdeki bir boşluğu doldurmakta hem de modern sinema ve sosyoloji ilişkisini yeni bir perspektifle ele almaktadır.

Demirkubuz, ZekiModernizmTürk sineması+1
Abdulkadir Yenel
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Anlaşmalı/çekişmeli boşanma davalarında velayete konu olan çocukların ebeveyn yabancılaşması ve depresyon düzeylerinin incelenmesi

Her geçen gün artan bir olgu olarak karşımıza çıkan boşanma; ebeveynleri ve çocukları etkileyen ciddi sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada çekişmeli ve anlaşmalı boşanma davalarında velayete konu olan çocukların ebeveyn yabancılaşması ve depresyon düzeylerini belirlemek, çekişmeli ve anlaşmalı boşanma davalarında velayete konu olan çocukların ebeveyn yabancılaşması ve depresyon düzeyleri arasında fark olup olmadığını saptamak ve ebeveyn yabancılaşması ile depresyon arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Kocaeli Adliyesi'nde 2022/2023 tarihleri arasında devam eden çekişmeli boşanma davası ve anlaşmalı boşanma davasına konu olan toplam 100 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak çocukların ve ailelerinin sosyo-demografik bilgilerinin yer aldığı Kişisel Bilgi Formu, ebeveyn yabancılaşması düzeyini belirlemek için Baker Yabancılaşma Ölçeği ve depresyon düzeyini belirlemek için Çocuklar için Depresyon Ölçeği (kullanılmıştır. Çalışmada ikili gruplarda bağımsız gruplar için t testi, üçlü grup analizlerinde Kruskal-Wallis H analizi, depresyon, ebeveyn yabancılaşması, çocuğun yaşı, ayrı yaşama süresi ve ebeveynle görüşme sıklığı arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi olarak .05 alınmıştır. Çalışma sonucunda depresyon ve ebeveyn yabancılaşma puanlarında boşanma türüne göre gruplar arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığı, her iki boşanma türünde de depresyon ve ebeveyn yabancılaşması arasında ilişki olduğu, ebeveyn yabancılaşmasının depresyonu pozitif yönde ve anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

BoşanmaDepresyonYabancılaşma
Hazal Fatma Altın Üzer
İstanbul University-Cerrahpaşa · Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 salgın sürecinde antrenörlerin öz yeterlik, tükenmişlik ve yabancılaşmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Günümüzde insanlar Covid-19 salgın süreci içerisinde gündelik hayatlarında yabancılaşmayı, tükenmişliği yoğun olarak yaşamakta, öz yeterlik inancını kaybetme durumlarına gelmektedir. Yeni dönemde pandemi sürecinin beraberinde getirdiği olumsuzluklar, insanoğlunun psikolojik açıdan birçok şeyi de kaybetmesine neden olmuştur. Ruhsuz bireyler, anlamsız bir hayatı yaşayan kişilere dönüşmüştür. Bu sebepten ötürü kişi; çevresindekilere hatta kendisine bile yabancılaşmış, umutsuzluk hissi içinde tükenmişlik duygusuyla karşı karşıya kalmıştır. Böylece özellikle kişinin iş ortamından uzaklaşmasıyla kendisinin yapabileceği yetkinlikler değerini yitirmiştir. Umutsuz boş bir hayatta yaşam mücadelesi içinde tükenmiş ve kişinin iş ortamından uzaklaşmasıyla kendisinin yapabileceği özelliklere sahip olduğu inancını kendinde bulamayıp öz yeterliklerini yitirmiş duruma gelmişlerdir. Bu çalışmada, Covid-19 salgın sürecinde antrenörlerin öz yeterlik, tükenmişlik ve yabancılaşmaları arasındaki ilişinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada, verilerin araştırmanın amacı doğrultusunda toplanabilmesi için anket tekniği kullanılmış, pandemi koşulları nedeniyle katılımcılara elektronik anket (e-anket) uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Avrupa ve Asya yakasındaki, farklı spor branşlarına hizmet veren, 2020 yılında aktif olarak görev yapan antrenörler oluşturmaktadır. Gönüllülük usulüne uygun olarak araştırmaya katılan 330 antrenörün sosyo-demografik bilgilerini dökümante etmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak ayrıca; Koçak'ın geliştirerek geçerlilik ve güvenilirlik çalışmasını yaptığı Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği, Maslach ve Jackson'ın geliştirdikleri, Ergin tarafından Türk kültürüne uyarlanan Maslach Tükenmişlik Envanteri ve son olarak Dean tarafından geliştirilen Güğercin ve Aksay'ın uyarladıkları Yabancılaşma Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde, frekans analizi, bağımsız gruplar için t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Sonuçlar, araştırmada ele alınan değişkenlerin cinsiyet, yaş ve eğitim süresi gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığını ancak iş deneyimi ve antrenörlük deneyimi açısından farklılaşmadığını göstermiştir. Araştırma değişkenleri arasında, literatürle uyumlu, olarak korelasyonlar olduğu gözlemlenmiştir. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçları hem tükenmişliğin hem de antrenör öz yeterliğinin yabancılaşmayı yordayan alt boyutları olduğunu ortaya çıkarmıştır.

AntrenörCOVID 19Spor+4
Gizem Okur
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gözetim kapitalizmi bağlamında sosyal medya ve yabancılaşma

Enformasyon teknolojilerindeki gelişmeler neticesinde yaşanan dijital dönüşüm mevcut toplumsal yapı olarak nitelendirilen enformasyon toplumunu gözetim toplumuna doğru dönüştürmektedir. Bireylerin internet kullanımıyla açığa çıkan dijital verilerin merkezi öneme sahip olduğu bu toplumsal yapının ekonomik süreçleri gözetim kapitalizmi etrafında şekillenmektedir. Özellikle kullanıcı davranışlarına atıf yapan bu dijital verilerin gözetlenerek uygulama içi kişiselleştirmeler ve hedefli reklamcılık süreçleri için kullanılması sosyal medyayı kapitalizme eklemlemekte ve kültürel bir üretim yapısı olarak kapitalist rasyonalitenin yeni medya üzerinden işlemesine olanak sağlamaktadır. Sosyal medya şirketleri, kullanıcılarının dijital etkinliğinden elde ettiği verileri hammaddeye dönüştürerek reklam veren müşterilerine satmaktadır. Teknolojik gelişmeler ve ortaya çıkan rekabetçi pazarlar neticesinde bu davranışsal veriler kullanılarak reklam veren müşterilerin amaçları doğrultusunda bireyleri bir takım zihinsel ve maddi öğelere yönlendirerek davranışlarını değiştirmeyi amaçlamaktadır. Bireylerin davranışsal verilerinin değer üreten bir meta olarak kullanımı dijital emek türünü ortaya çıkarmakta bu emeğin ürünleri bireyi sosyal medya platformlarına daha fazla bağımlı kılan ve tıkla-satın al süreçlerinin içine çeken yabancılaştırıcı bir güç olarak çıkmaktadır. Bu anlamda çalışmada; sosyal medyanın maddi kültür üreten bir medya aracı olarak birey ve toplum üzerindeki derin etkilerinin anlaşılmasından ziyade, öncelikle bireyi böyle bir yabancılaştırıcı ilişkinin içine çeken toplumsal fenomenlere odaklanılmıştır.

Dijital emekGözetim kapitalizmiGözetim toplumu+4
Yusuf Sağlam
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanmış ailelerin 13-17 yaş grubu çocuklarında ebeveyne yabancılaşma sendromunun depresyon düzeyine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, anne babası boşanmış 13-17 yaş grubundaki çocuklarda ebeveyne yabancılaşma sendromu ve depresyon düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ilinde yer alan danışmanlık merkezine boşanma sonrası danışmanlık hizmeti almaya gelen 52 boşanmış aile ve ergenlik dönemindeki çocukları oluşturmaktadır. Araştırmada çocukların yabancılaşma düzeylerini belirlemek amacıyla uzman görüşü doğrultusunda hazırlanan 'Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu Anketi', ergenlik dönemindeki çocukların depresyon düzeylerini belirlemek amacıyla Aaron Beck tarafından geliştirilen 'Beck Depresyon Envanteri' kullanılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup, analizler SPSS v 25.0 programı ile yapılmıştır. Yapılan normallik testi sonucunda verilerin normal dağılmadığı görülmüştür (p<0,5). Bu doğrultuda çalışmada Fisher-Freeman-Halton Exact ve Spearman's Rho Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ebeveyn yabancılaşması ve ergenlerin depresyon düzeyleri arasında istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.1).

Ana-babaBoşanmaDepresyon+2
Saadet İrem Turgut
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kent melankolisi

Kentler, çağlar boyu insanlık tarihi ile birlikte gelişme göstermişlerdir. Toplumsal ilişkilerin merkezi olan kentler, Sanayi Devrimi ile birlikte dönüm noktası yaşamışlardır. 18.yy'daki Sanayi Devrimi insanlara kolaylık, üretim bolluğu vadederken aslında büyük bir bunalımın habercisi olmuştur. Artık insanlar, kırsaldan ve doğal yaşamdan koparak sanayileşen yerlere gelip nüfus merkezleri kuracaklardır. Modern yaşamın merkezi olan kentler, yalnızca toplumsal yaşamı değil sanatı da etkilemiştir. Kentin bireyde yarattığı tahribat Sanayi Devriminden beri sanatçının ele aldığı konulardan biri olmuştur. İnsanoğlu bilinçsizce, kentlerde tüketim kültürüne ve anonimleşmeye her geçen yüzyıl daha da sürüklenmiştir. Bu tüketim kültürü metalaşan insanı ve bunun sonucunda bireyde derin bir yalnızlığı doğurmuştur. Günümüzde de önünü alamadığımız bilinçsiz kentleşme, modern yaşamın getirdiği anonimleşme, bireylerde ağır bir içe kapanışa, duyarsızlaşmaya neden olmuştur. Sanatta kent imgesi bu yüzden farklı anlamlara bürünerek karşımıza çıkmaktadır. Kentlerin fiziksel görünümünden öte kentteki bireyin yaşantısı sorunsal haline gelmiştir. Sanatçılar kent mekânını günümüzde, yeni, biçim ve teknolojilerle bireyin iç dünyası üzerinden sorgulamışlardır. Bu bağlamda "Kent Melankolisi" isimli bu tezdeki yaklaşım, değişen kent algısının birey üzerinde yarattığı melankolidir. Sanat dalları arasındaki ilişki dikkate alınarak (resim, sinema, edebiyat) yapılan bu çalışmada bireysel kent deneyimleri yer almaktadır. Kaynak taramaları ve okumalar sonucunda kazanılan veriler tezde kullanılmıştır. Çalışma boyunca üç farklı başkentte (Viyana, Berlin ve Ankara) kent-birey ilişkisini bireysel gözlemleme imkânı bulunmuş, kentteki bireyin melankoli ile iç dünyası sanatsal yaratım için temel oluşturmuştur. Kenti yaşayan bir birey olarak elde edilen deneyimler konu olarak ele alınmıştır.

Kent dokusuKent estetiğiKentler+4
Fergana Kocadoru
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00

Related subjects