Executive functions
84 theses under this subject heading
Otizm ve tipik gelişim gösteren çocukların şematik bellek performanslarının incelenmesi
Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların şematik bellek performansları karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmada katılımcı çocukların şematik bellek performanslarını incelemek amacıyla ilişkili ve ilişkisiz farklı ortam ve nesne fotoğraflarının kullanıldığı deney materyalleri alanyazınla tutarlı olarak hazırlanmıştır. Çalışmaya 48-96 ay aralığında olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuk katılmıştır. Araştırma da otizmli çocuklar ile TGG'li çocukların sözel olmayan zekâ performansları Renkli Matrisler Raven Zekâ testi kullanılarak eşleştirilmiştir. Araştırma kapsamında otizmli ve TGG'li çocukların dil becerileri, Türkçe Erken Dönem Dil Testi (TEDİL-3) uygulanarak değerlendirilmiştir. Çocukların şematik bellek puanları gruplar arasında karşılaştırılmış ve şematik bellek puanlarının, dil puanları ve sözel olmayan zekâ puanları ile ilişkileri grup içinde incelenmiştir. Araştırma sonuçları gruplar arasında TGG'li çocukların şematik bellek performanslarının otizmli çocuklardan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Şematik bellek performansları ayrıntılı incelendiğinde TGG'li çocukların ortam ile ilişkisiz nesneleri, ortam ile ilişkili nesnelere göre daha fazla hatırladıkları görülmüştür. Otizmli çocukların şematik bellek performansları incelendiğinde ortam ile ilişkili ve ilişkisiz nesneleri hatırlamaya yönelik anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırma bulguları tartışılmış, ileri araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.
Açık uçlu materyaller ile çocukların oyun davranışlarında ve yürütücü işlev becerilerinde ortaya çıkan değişimin incelenmesi
Araştırmanın amacı, açık uçlu materyaller aracılığıyla çocukların oyun davranışları ve yürütücü işlev becerilerinde ortaya çıkan değişimi incelemektir. Çalışma, eylem araştırması deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, öğretmen-araştırmacı rolündedir. Ankara ili Etimesgut ilçesinde bir anasınıfındaki 60-77 ay arası 24 çocuk, çocukların ebeveynleri, öğretmen araştırmacı ve İnandırıcılık Komitesi üyeleri çalışmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırma, durum saptama, uygulama süreci olarak iki evrede yürütülmüştür. Çocukların yürütücü işlev becerileri hakkında Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ), Baş-Ayak Parmakları-Dizler-Omuzlar Görevleri (BADO), Çocuk Davranışları Değerlendirme Ölçeği (ÇDDÖ), Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlevler Envanteriyle (ÇDYİE); oyun davranışları hakkında ise Yürütücü İşlev Becerileri Odaklı Oyun Davranışları (YİBOD) Kontrol Listesi ve Oyun Gözlem Formu (OGF) aracılığıyla veri toplanmıştır. Nitel verilerin analizinde tümevarımsal içerik analizi kullanılmıştır. Nicel verilerden kontrol listelerinin değerlendirmelerinde frekans ve ortalama değerleri hesaplanmıştır. Durum tespiti aşaması ve eylem döngülerinin tamamlanmasının ardından uygulanan ölçekler ön test- son test olarak değerlendirilmiştir. Normal dağılım koşulu sağlandığından grup içi karşılaştırmalarda "t testi" kullanılmış, elde edilen her anlamlı değer için etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Müdahale sonrası çocukların yürütücü işlev becerilerinden işleyen bellek, bilişsel esneklik, dikkat, engelleyici kontrol, organizasyon ve planlama becerilerinde ve önemli düzeyde gelişim gözlenmiştir. Uygulanan eylem döngüleri sonrasında sergilenen oyun davranışları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde ise gözlenen değişimin olgunlaşmış oyun davranışlarına işaret ettiği tespit edilmiştir.
Prematüre bebeklerin gelişimsel sürecinde uyku, duyusal işlemleme ve yürütücü işlevler arasındaki ilişkinin incelenmesi: Düzeltilmiş ilk 1 yaş
Bu çalışmanın amacı (i) prematüre bebeklerde 3. ve 12. aylarda yapılacak değerlendirmelerle gelişimsel süreçlerin parçası olan General Movements (GMs), uyku karakteristikleri, duyusal işlemleme, gelişimsel değerlendirme, yürütücü işlevlerin gelişimini ve farklılıklarını değerlendirmek, (ii) prematüre bebeklerde doğum haftasıyla GMs, uyku, duyusal işlemleme, gelişimsel sonuçlar ve yürütücü işlev ilişkilerini incelemek, (iii) 3. ve 12. ayda uyku ve duyusal işlemleme arasındaki ilişkiyi incelemek, (iv) 12. ayda yürütücü işlevler ve gelişimsel değerlendirmeler arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Çalışma kapsamında 32. hafta öncesi ve sonrası gestasyonel haftaya göre iki gruba ayrılan 81 prematüre bebek, düzeltilmiş 3. aylarında GMs, Genişletilmiş Bebek Kısa Uyku Anketi, Infant Sensory Profile-2 ve Bayley Bebek ve Çocuk Gelişimi Ölçeği – III (Bayley-III) kullanılarak değerlendirildi. Bebeklerin 12. ayda yapılan uzun dönem takiplerinde, yürütücü işlev testi, Genişletilmiş Bebek Kısa Uyku Anketi, Toddler Sensory Profile-2 ve Bayley-III testi uygulanmıştır. 3. ayda yapılan GMs, uyku karakteristikleri, duyusal işlemleme ve gelişimsel değerlendirme sonuçları açısından gruplar arasında fark yoktu (p>0,05). 12.ayda yapılan değerlendirmelerde duyusal işlemleme ve yürütücü işlev değerlendirmeleri arasında fark bulunmazken (p>0,05), grupların uyku karakteristiklerinden gece uyanık kalma süresinin 32 haftanın altında doğan grupta daha yüksek olduğu (p=0,044) ve yine bu grupta Bayley-III kognitif (p= 0,010) ve motor (p=0,006) değerlendirme sonuçlarının anlamlı olarak düşük olduğu bulundu. Erken dönem ayrıntılı GMs analizi sonucunda elde edilen Motor Optimalite Skoru (MOS) ve alt bölümleri, 3. ayda uyku karakteristiklerinden toplam uyku süresi, gece uyanık kalma süresi, uyku pozisyonu ve horlama ile, 3. ve 12. ay Bayley-III motor sonuçlarıyla ve yürütücü işlev değerlendirmelerinden planlama testi sonuçlarıyla ilişkili bulundu (p<0,05). Bebekler 3. ayda duyusal işlemlemelerine göre tipik/atipik olarak ayrıldığında atipik duyusal işlemlemeye sahip bebeklerin gece ve toplam uyku sürelerinin anlamlı olarak kısa olduğu görüldü (p<0,05). Duyusal işlemleme ve uyku değerlendirme sonuçlarının hem 3. ayda hem de 12. ayda birbirleriyle ilişkili olduğu ve 12. ayda gündüz uyku süresinin gece uyanma sayısının, uyku yerinin ve horlama varlığının tipik/atipik duyusal işlemleme süreçleriyle ilişkili olduğu bulundu (p<0,05). Son olarak yürütücü işlev testlerinin Bayley-III kognitif sonuçlarıyla her aşamada olmak üzere, Bayley-III motor ve dil sonuçlarıyla da ilişkili olduğu bulundu (p<0,05). Çalışmamızın sonuçlarıyla birlikte, prematüre bebeklerin erken dönemden itibaren motor gelişiminin yanında uyku, duyusal işlemleme ve yürütücü işlev gelişiminin takibinin önemli olduğu görülmektedir. Erken dönem spontan motor hareketlerin, ileri dönem motor sonuçların yanı sıra kognitif gelişimin ve yüksek kognitif süreçlerin belirleyicisi yürütücü işlevlerin öngörüsünde katkı sağlayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun yanında duyusal işlemleme problemlerine yüksek ihtimalle uyku problemlerinin eşlik edebileceği ve bu problemlerin nörogelişimsel süreçleri olumsuz etkileyebileceği düşünülmektedir.
Öğretmen adaylarının yürütücü işlev becerilerinin ayrık duygular ile etkileşiminin bilgisayar simülasyonu ortamında incelenmesi
Bu çalışmada bilişsel süreçleri anlama ile denetlemeyi kapsayan ve öğretmenler için en temel yeterliklerden biri olduğu vurgulanan yürütücü işlev becerileri ile öğretmen duygularının ve duygu geçişlerinin etkileşiminin bilgisayar simülasyonu temelinde hazırlanan bir dizi öğretim görevinde incelenmesi amaçlanmaktadır. Katılımcılar bir devlet üniversitesinde öğrenim gören öğrenciler arasından seçilmiştir. Araştırmada EEG, EDA, yüz verileri üzerinden duygu tanımlaması yapılmıştır. Veriler, olay ilişkili osilasyonlar, sıralı örüntü madenciliği ve fark analizleri aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları öğretmen adaylarının öğretim görevinde mutluluk, şaşkınlık, korku ve nötr/tarafsız olma halini kalıcı olarak deneyimlediğini, zaman zaman tarafsızlık halinden şaşkınlık ve korku deneyimlemeye geçiş yaşandığını göstermektedir. Araştırmanın bir diğer sonucu ise öğretmen adayları pozitif değerlikteki bir duyguyu deneyimlerken simülasyondaki öğretim görevinde sunulan görevin türüne göre sergiledikleri performansın değiştiğidir. Örneğin öğretmen adayları mutluluk deneyimlerken yeni bir müdahale yöntemini gerektiren bir görevle karşılaştıklarında doğru müdahale yöntemi uygulayabilmişlerdir. Fakat şaşkınlık deneyimlerken kuralı sürdürmeleri gereken durumla karşılaştıklarında yanlış müdahale yöntemi uygulama eğilimi göstermişlerdir. Benzer durum negatif değerlikteki küçümseme ve kızgınlık için de geçerlidir. Öğretmen adayları buldukları müdahale yöntemini tekrar uygulamaları gereken bir uyaranla karşılaştıklarında, küçümseme deneyimliyorlarsa doğru müdahale yöntemi uygulama eğilimi göstermişlerdir. Fakat kızgınlık halinde iseler yanlış müdahale yöntemi uygulamış oldukları gözlemlenmiştir. Ayrıca katılımcıların duygu durumlarına göre yürütücü işlev becerisi incelendiğinde negatif durumlarda nötr durumlara göre çalışma belleği performansı ve güncelleme performansının daha iyi olduğu bulunmuştur.
Yeme bağımlılığı ile yürütücü işlevler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bağımlılık konusu düşünüldüğünde genel olarak akla gelen madde, alkol ya da kumar bağımlılıklarıdır. Ancak son dönemlerde yapılan çalışmalar başka türde bağımlılıkların da olduğunu ortaya koymuştur. Günlük alışkanlıkların içinde fark edilmesi güç olan ancak gerek psikolojik gerekse de fizyolojik olarak ciddi bir öneme sahip olan yeme bağımlılığı bunlardan bir tanesidir. Bu çalışmada yeme bağımlılığının yürütücü işlevlerle olan ilişkisi, yeme bağımlılığı ile yürütücü işlevlerin karşılıklı etkileşimleri nöropsikolojik değerlendirme yapılarak araştırılmıştır. Çalışmanın evrenini, Haliç Üniversitesi psikoloji lisans programı öğrencileri oluşturmuştur. Çalışmanın örneklemini, evreni belli örneklem hesabı ve %95 güven aralığı ile %5 hata payına göre 206 öğrenci oluşturmuştur. İlk aşamada, çalışmaya gönüllü olarak dahil olan her bir katılımcıya sosyodemografik veri formu ile beraber Yale Yeme Bağımlılığı Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği verilecek ve yeme bağımlılığı kriterlerini karşılayan Beck Depresyon Ölçek skoru 17'nin altında olan katılımcılar belirlenmiştir. İkinci aşamaya, yeme bağımlılığı olan bireyler ve rastgele seçilmiş sayıca eşleştirilmiş yeme bağımlısı olmayan bireyler dahil edilmiştir. İkinci aşamada her bir katılımcıya, Stroop Testi, Wisconsin Kart Eşleme Testi, Wechsler Bellek Ölçeği ve Çizgilerin Yönünü Belirleme Testi uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde, SPSS for Windows 22.0 programı kullanılmıştır. Yeme bağımlısı olan ve olmayan iki grubun sosyodemografik verileri ile ölçek/test skorları karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeme Bağımlılığı, Yürütücü İşlevler, Bağımlılık
Yaşlı bireylerde denge ve yürütücü işlev ilişkisinin değerlendirilmesi
Vücudun en önemli yeteneklerinden biri hem dinlenme hem hareket halindeyken yer çekimine göre konumunu korumaktır. Yürüme ve denge kontrolünde yürütücü işlev önemli bir bilişsel faktördür. Yürüme performansı için farklı yürütücü işlev bileşenlerinin etkileşimi gereklidir. İnsanların yaşlanma süreciyle birçok yapı ve organ yaşa bağlı değişiklikler gösterir. Yaşlanmaya bağlı olarak denge sistemi bileşenlerinin ve yürütücü işlevlerin zayıflaması yürüme ve dengeyi etkileyebilir, düşme riskini artırabilir. Bu çalışmanın amacı yaşlı bireylerde denge ve yürütücü işlev becerilerinin ilişkisini incelemektir. Çalışmaya 60 yaş ve üstü toplam 84 sağlıklı birey dahil edilmiştir. Çalışmada bireylere Zamanlı Kalk Yürü Testi, Mini-BESTest, Digit Symbol Substition Test (DSST), İz Sürme Testi A ve B (İST-A, İST-B) Yaşlılar için Fiziksel Aktivite Ölçeği, Geriatrik Depresyon Ölçeği uygulandı. Elde edilen bulgulara göre Mini-BESTest ve Zamanlı Kalk Yürü Testi sonuçları ile DSST, İST-A, İST-B sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki çıkmıştır (p<0.05). Yaşlanma ile hem denge becerilerinde hem de yürütücü işlev becerilerinde azalma görülmüştür (p<0.05). Geriatrik Depresyon Ölçeği ile Zamanlı Kalk Yürü Testi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p<0.05). Yaşlılar için Fiziksel Aktivite Ölçeği ile hem Mini-BESTest hem Zamanlı Kalk Yürü Testi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p<0.05). Bulgularımız doğrultusunda denge becerileriyle yürütücü işlev becerileri arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Denge becerileri yüksek olan bireylerin düşük olanlara göre daha iyi yürütücü işlev becerisi gösterdiği çalışmamızda sunulmuştur. Çalışmamızdan elde edilen sonuçlara göre denge ve yürütücü işlevlerin birbirleriyle ilişkili olduğu, bu ilişkiye fiziksel aktivite ve depresyonun katkı sağladığı görülmektedir.
5-6 yaş çocuklarına yönelik tasarlanan eğitsel dijital oyunun yürütücü işlev becerilerine etkisi
Araştırmanın amacı, okul öncesi dönem 5-6 yaş grubu çocuklarının yürütücü işlev becerilerine yönelik bir eğitsel dijital oyun tasarımının yapılması ve tasarlanan oyunun çocukların yürütücü işlev becerilerine etkililiğinin ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda araştırma iki aşamalı olarak yürütülmüştür. Birinci aşamada, 5-6 yaş grubu çocukların yürütücü işlev becerilerini desteklemeye yönelik bir eğitsel dijital oyun tasarlanmıştır. İkinci aşamada, tasarlanan eğitsel dijital oyunun yürütücü işlev becerileri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desende yürütülmüştür. Çalışma grubu oluşturulurken amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının belirlenmesinde Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlevler Envanteri (ÇDYİE) (Childhood Executive Function Inventory) kullanılmıştır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak "Yürütücü İşlevler Bataryası- Bilgisayar Donanımlı Dokunmatik" kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarında bulunan çocukların yürütücü işlev becerilerine ilişkin ölçeklere ait öntest ve sontest ölçümlerinden aldıkları puanların ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olup olmadığını görmek amacıyla normallik testi yapılmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için ANCOVA testi ile verilerin analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda çalışma belleği, bilişsel esneklik ve engelleyici kontrol bileşenleriyle yürütücü işlev becerilerine yönelik tasarlanan 'Benim Mutlu Çiftliğim' adlı eğitsel dijital oyunun çocukların yürütücü işlev becerileri üzerinde anlamlı bir farklılığa yol açtığı görülmüştür. Bu bulgu ile birlikte tasarlanan eğitsel dijital oyunun çocukların yürütücü işlev becerileri üzerinde olumlu ve önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya koyulmuştur.
İki dilli katılımcılarda dil ve bozucu etki kontrolünün birleştirilmiş stroop ve dil değiştirme görevi yoluyla incelenmesi
Şimdiye kadar yapılan çalışmalar, tek dilli kişilere kıyasla iki dilli kişilerin yönetici işlev görevlerinde daha başarılı bir performans sergilediğini göstermiştir. Farklı çalışmalar, iki dilli kişilerde sadece bir dilin kullanılması gereken durumlarda bile, her iki dilin sürekli olarak eş zamanlı etkinleştiğini göstermiştir. Bu durum, tek dillilerden farklı olarak iki dilli kişilerde otomatik olarak ortaya çıkan hedef olmayan dilin kontrol edilmesi için bir takım kontrol süreçlerinin kullanılması gerektiğine işaret etmektedir. Hedef olmayan dilin kontrolünün, esasında genel yönetici kontrol işlevleri aracılığıyla gerçekleştiği, dil kontrolüne ilişkin tecrübe ve pratiğin de iki dilli kişilerde genel yönetici kontrol işlevlerinin daha başarılı kullanımına yol açtığı ileri sürülmüştür. Bu çalışmada, dil kontrolü ve yönetici kontrolün alanyazında ileri sürüldüğü gibi aynı kontrol mekanizmalarıyla gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemek amacıyla, hem dil kontrolü (Dil geçişi maliyeti) hem bozucu etki kontrolüne (Stroop etkisi) ilişkin eş zamanlı ölçüm alınan, özgün bir Birleştirilmiş Stroop ve Dil Değiştirme görevi oluşturulmuş ve bu görev farklı dil değiştirme bağlamlarında uygulanmıştır. Görevde iki dilden uyumlu ve uyumsuz uyarıcılar sunulmuş, katılımcılardan uyarıcılar hangi dilde sunulduysa mürekkep rengini o dilde adlandırmaları (zorunlu bağlam) ve mürekkep rengini tercih ettikleri dilde adlandırmaları (serbest bağlam) istenmiştir. Tasarlanan Birleştirilmiş Stroop ve Dil Değiştirme görevinin ilk olarak geçerliği incelenmiş ve sonuçlar görevin geçerli bir ölçüm aracı olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Ardından, görevden elde edilen dil geçişi maliyeti ve Stroop etkisi puanları incelenmiş ve sonuçlar dil kontrolü talebi düşük olan dil değiştirme bağlamına (serbest bağlam) kıyasla yüksek olan bağlamda (zorunlu bağlam), dil geçişi maliyetinin yanı sıra Stroop etkisi performansının da daha başarısız olduğunu göstermiştir. Dahası, dil geçişi maliyeti performansının, uyumlu uyarıcılara kıyasla uyumsuz uyarıcılarda daha başarısız ve benzer şekilde Stroop etkisi performansının da dil tekrarlarına kıyasla dil geçişlerinde daha başarısız olduğu görülmüştür. Bozucu etki ve dil kontrolünün aynı kontrol mekanizmalarıyla gerçekleştiği, her iki işlevi gerektiren bir görevde aynı bilişsel kaynak paylaşıldığı için her iki işleve ilişkin performansın düştüğü sonucuna varılmıştır. Sonuçlar, Ketleyici Kontrol Modeli (Green, 1998), Uyuma Dayalı Kontrol Hipotezi (Green ve Abutalebi, 2013) ve Çelişki İzleme Kuramı (Botvinick ve ark., 1999) çerçevesinde açıklanmıştır.
Okul öncesi dönem çocuklarının yürütücü işlev becerileri ve geometrik şekil algılarının incelenmesi
Okul öncesi dönem birçok kritik dönemi içerisinde barındıran ve bu kritik dönemlerin başarılı bir şekilde atlatılması için nitelikli desteğe ihtiyaç duyulan bir dönemdir. Birçok gelişim alanı gibi yürütücü işlev becerileri ve geometrik algı da okul öncesi dönemde gelişmektedir. Bu araştırmada okul öncesi çocuklarının yürütücü işlev becerileri ile geometrik şekilleri tanımaları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma türü karma yöntem araştırmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu Denizli il merkezindeki MEB'e bağlı resmi anaokullarına devam eden 48-66 ay arasındaki 100 çocuk oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çocukluk Dönemi Yönetici İşlevler Envanteri (ÇDYİE) ile Geometrik Şekilleri Tanıma Testi kullanılmıştır. Okul öncesi çocuklarının yürütücü işlev becerileri ve geometrik şekilleri tanımaları yaş, cinsiyet, anne-baba öğrenim düzeyi, okul öncesi eğitim alma yılı ve gelir düzeyi değişkenlerine göre ayrı ayrı incelenmiştir. Elde edilen verilerin analizleri sonucunda okul öncesi çocuklarının yürütücü işlev becerileri ile geometrik şekilleri tanımaları toplam puanları arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Geometrik şekilleri tanıma testi daire alt boyutu ÇDYİE arasında anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Yürütücü işlev becerileri puanlarının ve geometrik şekilleri tanıma puanlarının yaş, cinsiyet, anne-baba öğrenim düzeyi, gelir düzeyi ve okul öncesi eğitim alma yılına göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: yürütücü işlevler, engelleyici kontrol, çalışma belleği, geometri, okul öncesi
Genç yetişkinlerde gürültü türlerinin bilişsel becerilerin üzerindeki etkisinin incelenmesi
Gürültü, genellikle istenmeyen herhangi bir ses olarak adlandırılır. Gürültünün bilişsel performans üzerindeki etkisi ile ilgili literatürde çelişkili raporlar olmakla birlikte, bilişsel beceriler üzerinde etkisi olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmada, normal işitmeye ve normal genel zekâ puanına sahip 18-39 yaş aralığındaki 47 genç yetişkinde, gürültü türlerinin bilişsel beceriler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Katılımcılara öncelikle odyolojik değerlendirme yapılmıştır. Normal işitmeye sahip olan katılımcılara Raven Standart Progresif Matrisler Testi uygulandıktan sonra çalışmanın temel uygulamasında katılımcılar sessiz kabine alınarak sessizlik, beyaz gürültü ve konuşma gürültüsü koşullarında sırasıyla Sayı Dizisi Öğrenme Testi, Stroop Testi ve Sözel Akıcılık Testi uygulanmıştır. Testlerin sonrasında katılımcılardan Konuşma, Uzaysal Algı ve İşitme Kalitesi Ölçeği'ni doldurmaları istenmiştir. Kısa süreli bellek becerilerinin değerlendirildiği Sayı Dizisi Öğrenme Testi'nde sessizlik ve anlamsız konuşma gürültüsü koşulları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmiştir (p<0.001). Yürütücü işlev performansının değerlendirildiği Stroop Test'inde üç dinleme koşulunda da Stroop performansı açısından anlamlı farklılık elde edilememiştir (p<0.001). Uzun süreli bellekten geri çağırma becerisi ve sözel akıcılık becerisini değerlendirdiğimiz Sözel Akıcılık Test'inde tüm koşulların birbiri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir (p<0.05). KUİK ölçeğinde konuşma algısı ve genel puan arttıkça konuşma gürültüsü koşulundaki Stroop uyaran kartı düzeltme sayısının azaldığı gözlenmiştir (p<0.001). Anahtar Kelimeler: Beyaz gürültü, konuşma gürültüsü, genç yetişkin, yürütücü işlevler, sözel akıcılık, kısa süreli bellek.
Akut inme hastalarında motor imgeleme yeteneği ve yürütücü fonksiyonlar arasındaki ilişkinin incelenmesi
Gerçek bir hareketin açığa çıkmasında çevreden gelen görsel, işitsel ve proprioseptif girdilerin yanında bilişsel fonksiyon ön plandayken, hareketin imgelendiği süreçte planlama, süreci başlatma, dikkat gibi yürütücü fonksiyonlara düşen görev artmaktadır. Ancak bu zamana kadar motor imgeleme (Mİ) yeteneği ile yürütücü işlevler arasındaki ilişki gösterilmemiştir. Bu çalışmanın amacı akut dönem inme hastalarında Mİ yeteneği ve yürütücü fonksiyonlar arasındaki ilişkinin incelenmesiydi. Mİ'nin zamansal özelliği mental kronometri testleriyle, kolaylık özelliği ise öz-bildirim ölçekleriyle ölçülmektedir. Ancak akut inme hastalarında Mİ'nin kolaylık parametresinin değerlendirilmesinde geçerli ve güvenilir bir öz- bildirim ölçeği bulunmadığından, ilk basamak olarak kinestetik ve vizüel olmak üzere iki alt boyuttan oluşan Hareket İmgeleme Anketi-İkinci Versiyon'un (HİA-İV) Türk diline uyarlanması, geçerlik ve güvenirliğinin araştırılması planlandı. Çalışmaya yaşları 50-75 arasında değişen 56 akut inme hastası ve 50 sağlıklı birey dahil edildi. Yaşam kalitesi Barthel İndeksi (Bİ), mental kronometri 10 metre yürüyüş testi, motor fonksiyonlar Motor Değerlendirme Ölçeği (MDÖ), gövde vertikalliği Gövde Bozukluk Ölçeği, yürütücü işlevler İz Sürme Testi (İST) ile değerlendirildi. HİA-İV anketi, test tekrar test güvenilirliği için inme sonrası 3. ve 7. gün olmak üzere iki kez tekrar edildi. Anketin vizüel imgeleme alt boyutunun orta, kinestetik imgeleme alt boyutu ve anket genelinin iyi seviyede test-tekrar test güvenirliğe sahip olduğu bulundu (sırasıyla sınıf içi korelasyon katsayısı: 0,669; 0,797; 0,785). Anketin iç tutarlılığının ise vizüel ve kinestetik imgeleme alt boyutları için iyi seviyede, anket geneli için ise mükemmel seviyede olduğu bulundu (sırasıyla Cronbach alfa katsayıları: 0,835; 0,831; 0,902). HİA-İV anketinin, birleşim geçerliğinin incelenmesinde kullanılan Bİ ile orta (rho= 0,32, p<0,05); Mental Kronometri Skoru ile zayıf-orta (rho= -0,28 p<0,05); MDÖ ile zayıf-orta (rho= 0,31, p<0,05) ilişki bulunurken, gövde vertikalliği ile arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (rho=0,02, p>0,05). Sağlıklı kontrol grubu ve inme hasta grubundaki HİA-İV'nin toplam puanları arasında fark olduğu (p=0,001) ve anketin bilinen grup geçerliliğine sahip olduğu tespit edildi. İST ile HİA-İV'nin toplam puanı arasında orta düzeyde (rho= -0,40, p=0,002) bir korelasyon bulunurken, Mental Kronometri skoru ile korelasyon bulunmamıştır ( rho= -0,173, p=0,203) Sonuç olarak, HİA-İV'nin Türkçe versiyonu akut inme hastalarında Mİ yeteneğini değerlendirmek üzere kullanılabilecek güvenilir ve geçerli bir ölçüm aracıdır. Mİ ve kognisyon birbirinden ayrı düşünülmemesi gereken fonksiyonlardır. Anahtar Kelimeler: Hareket İmgeleme Anketi-İkinci Versiyon, akut inme, güvenirlik ve geçerlik, motor imgeleme, yürütücü fonksiyonlar
Disleksili çocuklarda yaratıcı dans eğitiminin motor fonksiyonlar ve yürütücü işlevlere etkisi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışma disleksili çocuklarda yaratıcı dans eğitiminin motor fonksiyonlar ve yürütücü işlevler üzerine etkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Elli bir disleksili çocuğun tamamladığı çalışmada, randomize olarak 26'sı rutin okuma yazma eğitimi alırken, diğer 25'ine ek olarak haftada 3 kez, 4 hafta boyunca yaratıcı dans eğitimi verilmiştir. Katılımcıların motor fonksiyonları Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik 2 Testi Kısa Formu kullanılarak, yürütücü işlevleri Yürütücü İşlevler ve Aktivite Rutinleri Ölçeği ile değerlendirilmiş olup, ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, eğitim grubunun motor yeterlilik düzeyinde ve yürütücü işlev ve aktivite rutinlerinde (p=0,001) anlamlı düzeyde iyileşme görülmüştür. Son değerlendirmelere bakıldığında kontrol grubunda motor yeterliliğin el becerisi açısından (p=0,019) geliştiği görülürken, diğer motor fonksiyon alanlarında ve yürütücü işlevlerde anlamlı farklılık bulunmamıştır. Tedavi sonrası eğitim grubu ile kontrol grubu karşılaştırıldığında; eğitim grubunun motor fonksiyonlarında iyileşme görülmüştür. Buna rağmen, eğitim grubunun yürütücü işlevlerinde puan artışı gözlemlenmesine karşın, istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Bu bulgular doğrultusunda, yaratıcı dans eğitiminin özellikle motor fonksiyonlar üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle, disleksili çocukların rutin tedavisine dâhil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Buna rağmen, yaratıcı dans eğitiminin uzun dönem takibinin yapıldığı ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Disleksi; dans terapi; motor beceriler; yürütücü işlev
Zihin kuramının bilişsel psikoloji bağlamında incelenmesi: Yönetici işlevlerden ayrıştırma ve bilgisayar temelli batarya geliştirme çalışması
Bu doktora tez çalışmasının temel amacı, Zihin Kuramı'nı (ZK) bilişsel psikoloji kuram ve yaklaşımları çerçevesinde deneysel yöntembilim açısından farklı boyutlarıyla (bilişsel ve duygusal) irdeleyen, sosyal etkileşim niteliği olan ve canlı-renkli animasyonlardan oluşan özgün bir ZK bataryası geliştirmek ve Hacettepe-Bilgisayar Temelli ZK (Hacettepe-BTZK) Bataryası olarak adlandırılan bataryadaki görevlerin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını yapmaktır. İkincil amaç ise, ZK'nin yönetici işlevlerden ayrı bir bilişsel beceri olup olmadığını göstermeye yönelik özgün bilgisayar temelli canlı-renkli animasyonlardan oluşan yönetici işlev görevleri geliştirmek ve geliştirilen bütün görevlerin iki farklı yaş grubu için kültürümüze özgü normlarını belirlemektir. Bataryanın geçerlik ve güvenirlik çalışmaları 18-36 (20.56±3.19) yaş aralığında toplam 214 gönüllü sağlıklı yetişkinle, yaşa göre norm belirleme ve hipotez testlerine yönelik çalışmalar 18-64 yaş aralığında toplam 112 gönüllü sağlıklı yetişkinle yürütülmüştür. ZK bataryasının yapı geçerliği DFA ile değerlendirilmiş ve elde edilen uyum indeksleri modelin çok iyi bir uyuma sahip olduğunu ortaya koymuştur [χ2 (19, N = 214) = 26.14, p>0.05, χ2/sd = 1.38, RMSEA = 0.042, SRMR = 0.05, GFI = 0.97, AGFI = 0.95, CFI = 0.98, TLI (NNFI) = 0.97]. Ölçüt geçerliği ölçümü için kullanılan Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği (DEZTÖ) ile geliştirilen Hacettepe-BTZK Bataryası'ndan alınan puanlar arasında pozitif yönde ve anlamlı (r=0.32, p<0.05) bir ilişki bulunmuştur. Yargıcılararası güvenirlik ve iç tutarlılık katsayıları sırasıyla r=0.94 ve r=0.72 olarak bulunmuştur. Ayrıca bilişsel ve duygusal ZK görevleriyle alternatif yönetici işlev görevlerine ilişkin norm verileri ayrı ayrı belirlenmiştir. Hipotezlerin test edilmesi için yapılan analizler sonucunda, bilişsel ZK puanlarının duygusal ZK puanlarından; ironi görevlerinden alınan puanların ise ikinci derece yanlış-inanç görevlerinden alınan puanlardan daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Elde edilen sonuçlara göre, geliştirilen Hacettepe-BTZK Bataryası'nın ekolojik geçerliği yüksek, kültürümüze uygun ve psikometrik açıdan güçlü bir değerlendirme aracı olduğu; ayrıca ZK'nin yönetici işlevlerden deneysel olarak ayrıştığı gösterilmiştir. Bununla birlikte, geliştirilen alternatif yönetici işlev görevlerinin de ZK ve diğer bilimsel araştırmalar kapsamında kullanılabileceği düşünülmektedir.
Okul öncesi dönem çocuklarında sembolik oyun, duygu düzenleme becerileri ve yönetici işlevler ilişkisinin incelenmesi
Okul öncesi dönemde, çocukların sembolik oyun oynama becerileri, duygu düzenleme becerileri ve yönetici zihinsel işlev becerileri hızlı bir gelişim göstermektedir. Alan yazınında bilişsel ve duygusal becerilerin sembolik oyun ile güçlü ilişkiler içinde olduğu ifade edilmiştir. Yönetici zihinsel işlevler ve duygu düzenleme becerilerinde bu yaş döneminin en önemli kazanımlarından sembolik oyunun rolünü anlamak bu araştırmanın en temel amacıdır. Bu amaçla çocukların sembolik oyun, duygu düzenleme ve yönetici zihinsel işlev becerileri; Ankara'da ikamet etmekte olan, okul öncesi eğitime devam eden 3, 4 ve 5 yaşlarındaki 65 çocukla çalışılmıştır. Sembolik oyun performansı yarı yapılandırılmış gözlem ile ölçülmüş ve video kayda alınmıştır. Oyun sırasındaki beden veya hayali nesne kullanma sıklığı (pandomim testi), bir nesneyi başka bir nesne yerine kullanma, olmayan bir nesneye atıfta bulunma, nesneye özellik atfetme, senaryo oluşturma davranışlarına göre kodlanmış ve oyun oynama süreleri de ölçülmüştür. Duygu düzenleme becerileri için çocuğun kurduğu oyunun bozulmakla tehdit edilmesi halinde vereceği tepkileri gözlemeye yarayan Aç Timsah oyunu kullanılmıştır. Yönetici zihinsel işlevler Gece-Gündüz ve Fısıldama görevleri kullanılarak ölçülmüştür. Çocukların dil (Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi) ve zihin kuramı becerileri (Görünüş-Gerçeklik görevi) de kontrol edilmiştir. Sembolik oyun ölçümlerinden pandomim testinde beden kullanma sıklığı yaşa göre azalırken hayali nesne kullanma sıklığı yaşla birlikte artmaktadır. En karmaşık sembolik oyun alt becerisi olarak kabul edilen senaryo yazma becerisi de yaşla birlikte artış göstermektedir. Yönetici zihinsel işlev görevlerinin de pandomim testi sırasında hayali nesne kullanma sıklığı, oyun oynama süresi ile pozitif yönlü ilişkide olduğu görülmektedir. Oyun oynama süresinin aynı zamanda çocukların dil ve zihin kuramı becerileri ile de ilişkili olduğu bulunmuştur. Yalnızca Gece-Gündüz görevinin ise oyun sırasında çocukların oluşturdukları senaryolarla ilişkili olduğu bulunmuştur. Bu korelasyon ilişkileri temel alınarak hiyerarşik regresyon analizi uygulandığında yönetici zihinsel işlevler üzerinde dil becerilerinin oynadığı rolün sembolik oyunun önüne geçtiği görülmektedir. Bunun sebebinin sembolik oyun performansının dil becerileri ile ilişkisinin olabileceği tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sembolik oyun, yönetici zihinsel işlevler, duygu düzenleme becerileri, dil becerisi ve zihin kuramı
Erken çocuklukta olmayan bir şeyi varmış gibi düşünebilme becerisinin yönetici zihinsel işlev ve duygusal becerilerle ilişkisi
Karşıolgusal düşünme, yönetici zihinsel işlev, zihin kuramı ve duygu anlama becerileri erken çocuklukta gelişen önemli bilişsel ve duygusal becerilerdir. Bu becerilerin doğasını ve ilişkisini incelemek erken çocukluk dönemindeki gelişimi anlayabilmek ve gerekli müdahaleleri oluşturabilmek için önemli görünmektedir. Çalışmanın örneklemini, anaokuluna devam eden, yaşları 3, 4 ve 5 olan 82 çocuk oluşturmaktadır. Katılımcılardan Kıyas Görevi, Yer Değişimi Görevi, Nedensel Zincir Görevi, El Oyunu, Gece-Gündüz Oyunu, Beklenmedik İçerik Görevi ve Duyguları Kavrama Testi aracılığıyla bilgi toplanmıştır. Ayrıca kontrol değişkeni olan dil becerilerinin ölçümünde TEDİL (Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi) kullanılmıştır. Yapılan hiyerarşik regresyon analizinde, karşıolgusal düşünebilme görevlerinden yer değişimi görevinin yönetici zihinsel işlev becerileri tarafından anlamlı bir şekilde yordandığı görülmüştür. Ayrıca, karşıolgusal düşünme görevlerindeki performanslar birbiri ile ilişkili bulunamamıştır. Bulgular literature doğrultusunda tartışılmıştır. Karşıolgusal düşünme becerisi ile ilgili kültürlerarası çalışmaların yapılması önemli görülmüştür. Karşıolgusal düşünme becerisini geliştirebilmek için yapılacak müdahalelerde, yönetici zihinsel işlev becerilerinin rolü göz önünde bulundurulmalıdır.
Okul öncesi dönemde yaratıcılık eğitiminin yaratıcılık performansı, yönetici zihinsel işlevler ve duygu düzenleme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi dönemdeki yaratıcılığı geliştirmek için bir eğitim programı geliştirmek ve eğitimin benlik düzenleme boyutları olan yönetici zihinsel işlevler ve duygu düzenlemeye etkisini incelemektir. Çalışmanın örneklemini, Antalya'da okul öncesi eğitim gören 4 ve 5 yaşındaki 80 çocuk oluşturmaktadır. Eğitim grubuna hayal gücü ve sembolik oyun etkinliklerine dayalı olan yaratıcılık eğitimi verilmiştir. Kontrol grubuna ise herhangi bir eğitim verilmemiştir. Yaratıcılık değerlendirilirken, ön-testte Alternatif/ Farklı Kullanım Görevi, son-testte Örnekleme Görevi kullanılmıştır. Benlik düzenleme boyutlarından yönetici zihinsel işlevler, ön-testte Gece- Gündüz Görevi ve Boyut Değiştirerek Kart Eşleme (BDKE) Görevi'yle ölçülürken, son-testte Kar- Çimen Görevi ve Kafa- Ayaklar- Omuzlar- Dizler (KAOD) Görevi'yle ölçülmüştür. Duygu düzenleme ise ön-test ve son-testte Duygu Kavrama Testi (DKT) kullanarak ölçülmüştür. Duygu düzenlemeye dair ön-testteki diğer ölçüm, Hediye Bekleme-1 Görevi'yken; son-testte, Hediye Bekleme-2 Görevi'dir. Kontrol değişkeni olarak belirlenen dil becerileri, Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL) ile ölçülmüştür. Analizler esnasında t-testleri, Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, karışık model tekrarlayan ölçümler için ANOVA ve ANCOVA varyans analizleri kullanılmıştır. Bulgulara göre eğitimden sonra çocukların yaratıcılıklarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Yönetici zihinsel işlev ölçümlerinden olan BDKE ve KAOD Görevi arasında eğitimden sonra artış olduğu bulunmuştur. Duygu düzenleme ölçümlerinden DKT puanlarının ise eğitimden sonra arttığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: yaratıcılık, benlik düzenleme, yönetici zihinsel işlevler, duygu düzenleme
Genç yetişkinler için yönetici işlevlere odaklanan bilişsel davranışçı bir program geliştirme ön çalışması
Bu tez çalışmasının ilk amacı, yönetici işlevlerde sorun yaşayan genç yetişkinlere yönelik Bilişsel Davranışçı bir grup terapisi programı geliştirmek ve bunu bir ön çalışmayla deneyerek programa son şeklini vermektir. İkinci amacı ise geliştirilen bu program yardımıyla, yönetici işlevlerde sorun yaşayan genç yetişkinlerin yaşam kalitelerini arttırmak ve umutsuzluk düzeylerini azaltmaktır. DEHB tanısı almış, 18-30 yaş aralığında, duygu düzenleme, zaman yönetimi, planlama, düzenleme, problem çözme gibi konulardan en az birinde sorun yaşayan, 5'i kadın 5'i erkek toplam 10 genç yetişkin, katılımcı olarak tercih edilmiştir. Ancak Mental Retardasyon/Anlıksal Yetersizlik, Öğrenme Bozukluğu, Majör Depresyon, Bipolar Bozukluk ya da Madde ile İlişkili Bozukluklara dair ek tanısı olan genç yetişkinler bu çalışmanın dışında tutulmuştur. Tek grup ön test-son test desenine sahip bu çalışmada veri toplama araçları olarak, Brown Dikkat Eksikliği Bozukluğu Ölçeği-Yetişkin Formu (Brown DEBÖ-Y Formu), Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'nda Algılanan Yaşam Kalitesi Ölçeği-Yetişkin Formu (DEHB-AYKÖ-Y Formu), Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri analizinde, eşleştirilmiş örneklemler t testi (paired sample t test) kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS 20.0 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, katılımcıların DEHB-AYKÖ-Y Formu'nun Psikososyal Uyum Alt Ölçeği puanları ile Brown DEBÖ-Y Formu'nun Düzenleme ve Harekete Geçme Alt Ölçeği puanları hariç diğer bütün ölçek ve alt ölçeklerden aldıkları öntest ve sontest puanları arasında araştırmanın lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.
Inter and intra-individual behavioral variability predicted by neural activity in the multiple demand network
A wide range of cognitive tasks consistently identify a Multiple Demand (MD) network in frontal and parietal brain regions. Its activity is closely linked to executive functions (EFs) such as attention, task switching, solving novel problems and manipulating information in the working memory. We here investigate the relation between MD neural activity and EFs using a large fMRI dataset (n=120). We examine this relation through two approaches (1) inter-individual variability, addressing several methodological challenges: We find that MD activity - which varies substantially across individuals, but is consistent within individuals across time - can explain a substantial proportion of variance in individual performance on a spatial working memory task such that individuals who find the task challenging, increase their MD activity substantially to improve their performance. This suggests that MD activity tightly reflects the executive demand of an individual. In the second approach we examine (2) trial-by-trial variability by employing three different models to fuse reaction time (RT) data with the BOLD time-series. We find that BOLD amplitude increases with longer RTs. This is consistent with the findings from the first approach showing increased MD activity for slower individuals. Together both findings support the view that within and between individual differences are manifested in the same brain regions. These results have implications for (1) understanding brain processes of EFs through ID studies (2) given that ID in EF are largely genetically determined, genetic variability can be linked to the neural activity of the MD network as an intermediate stage to link genetics with behavior (3) using ID in fMRI responses as clinical biomarkers.
Üniversite e-spor takım oyuncularına verilen aerobik egzersiz eğitiminin reaksiyon zamanı ve bilişsel fonksiyonlara olan etkisi
Çalışmamızın amacı, üniversite e-spor takım oyuncularına verilen aerobik egzersiz eğitiminin reaksiyon süresi, nöropsikolojik parametreler ve duygu- durum üzerine etkisini incelemektir. Çalışmaya 18-25 yaşları arasında olan ve üniversitelerin e-spor takımlarında aktif rol alan 26 sağlıklı profesyonel e-sporcu dahil edildi. E-sporcular, AG (n=13) ve KG (n=13) gruplarına randomize edildi. Reaksiyon zamanı Microgate-Optojump Next cihazı ile nöropsikolojik parametreler Digit Span Test, Stroop Test, Fitts Law Test, Wisconsin Card Sorting Test, Corsi Block Task testleri ile aerobik egzersiz kapasitesi Artan Hızda Mekik Yürüme Testi ile ve duygu-durum Beck Depresyon Envanteri, Beck Anksiyete Envanteri ile kör bir değerlendirmeci tarafından değerlendirildi. Tüm değerlendirmeler, her 2 grupta da 6. haftada tekrarlandı. AG grubuna 6 hafta boyunca haftada 3 kez, toplam 18 seans, seans başına 50 dk, MKH'nin %55-74'ünde aerobik egzersiz uygulanırken KG grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmadı. İstatistiksel analizler hem gruplar arası hem de grup içi zaman (ön test, son test) olarak gerçekleştirildi. Sonuç olarak, grup içi değerlendirmede aerobik egzersiz grubunun Stroop test-zaman farkı ve Beck anksiyete skorunda anlamlı düzeyde azalma görülürken artan hızda mekik yürüme testi mesafesinde anlamlı düzeyde artış görüldü (sırasıyla p=0,015, p=0,014, p=0,001). Gruplar arası yapılan değerlendirmede sadece artan hızda mekik yürüme testi mesafesi sonuçlarında anlamlı düzeyde iyileşme görüldü (p=0,005). Gruplar arası karşılaştırmada, reaksiyon zamanı parametrelerinde ve nöropsikolojik parametrelerde anlamlı bir değişim görülmedi (p>0.05). E-spor oyuncularının, sağlık kazanımları için aerobik egzersiz yapmalarını önermekle birlikte performans parametrelerini ve duygu durumlarını iyileştirecek en efektif yöntemi belirlemek amaçlı çalışmalara ihtiyaç vardır.
Yönetici karmaşık dikkat işlevlerini değerlendiren testlerin 8, 9 ve 10 yaş grubu Türk çocuklarında güvenilirlik ve geçerlilik çalışmaları
Bu araştırmada, yönetici tipte karmaşık dikkat işlevlerine yönelik olarak geliştirilmiş olan Stroop Testi (Stroop Color Word Test), Children?s Color Trails Test (Renkli İz Sürme Testi), Verbal Fluency Test (Sözel Akıcılık Testi) ve Symbol Digit Modalities Test (Sembol Sayı Modalitesi Testi) adlı testlerin 8, 9 ve 10 yaş grubundaki Türk çocukları örnekleminde güvenilirlik ve geçerlilik çalışması yapılmıştır. Araştırmaya İstanbul?da bulunan özel bir ilkokulda 3., 4. ve 5. sınıf düzeylerinde okuyan, yaşları 8 ile 11 arasında değişen 160 öğrenci katılmıştır. Ayrıca güvenilirlik çalışmasında Çapa Tıp Fakültesi Nöroloji bölümünde, klinik tanı almış, denk yaş düzeylerinde olan 20 katılımcı (14 kız ve 6 erkek) ile birlikte toplam 180 katılımcının verileri incelenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilere araştırmacı tarafından seçici ve odaklanmış dikkati ölçmek üzere Stroop Testi, görsel algı ve iz sürmeyi ölçmek üzere Children?s Color Trails Test, sözel akıcılığı ölçmek üzere Verbal Fluency Test, görsel tarama, görsel iz sürme ve sürekli görsel dikkati ölçmek için Symbol Digit Modalities Test uygulanmıştır. Test tekrar test (retest) uygulamak için yine örneklem grubundan rastgele (random) olarak seçilmiş olan 15 katılımcıya bu testlerin yanı sıra ayrıca, İz Sürme Testi, WİSC R Şifre Testi ve Stroop T-Bag Testi uygulanmıştır. Araştırma veri analizleri betimsel istatistik analizler, güvenilirlik ve geçerlilik analizleri çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak elde edilen bulgular Stroop Testi, Children?s Color Trails Test, Verbal Fluency Test ve Symbol Digit Modalities Test adlı testlerin 8, 9 ve 10 yaş grubundaki klinik ve sağlıklı Türk çocukları örnekleminde yararlanılabilecek güvenilir ve geçerli nöropsikolojik değerlendirme araçları olduğunu desteklemektedir.
Multipl skleroz (MS) ve hidrosefali hastalarının bilişsel profillerinin bellek, dikkat, yönetici işlevler ve görsel-mekansal algı açısından karşılaştırılması
Hafızaya kayıt yapamamaktan ziyade dikkat sorunlarından kaynaklandığı kabul edilen bilişsel kusurlara sahip olan MS (Multipl Skleroz) ve Hidrosefali hastalarının bilişsel performanslarını karşılaştırma konusunda literatür bilgisi sınırlı kalmaktadır. Söz konusu araştırma, benzer bilişsel profil gösteren MS ve Hidrosefali hasta grupları arasında bellek, dikkat, yönetici işlevler ve görsel mekansal algı açısından ne tür farklılıklar görüldüğünü araştırmayı amaçlamıştır. Bu amaca ek olarak, hasta gruplarında bulunan kadın ve erkekler arasında bahsi geçen testlerde gösterilen performans açısından fark olup olmadığına da bakılmıştır. Böyle bir bilginin bu iki gruba dahil hastaların hatırlama profilleri ve öğrenme stratejileri hakkında daha ileri bilgi sağlayacağı düşünülmüştür. Çalışmaya İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji A.B.D. Davranış Nörolojisi polikliniğine başvuran 21-45 yaş aralığında cinsiyet, yaş, el tercihi bakımından eşleştirilmiş 33 MS ve 33 Hidrosefali hastası katılmıştır. Katılımcıların sözel bellek (Öktem-SBST), dikkat ve yönetici işlevler (Sayı Menzili Testi, Sözel Kategorik Akıcılık Testleri, Stroop Testi) ve görsel-uzamsal algı (Benton Yüz Tanıma Testi) performansları karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre bu iki hastalık arasında görsel-uzamsal beceriyi değerlendiren ?Benton Yüz Tanıma Testi? ile hafızanın alt boyutlarından olan ?En Yüksek Öğrenme? ve ?Yanlış Tanıma? puanları arasında istatistiksel açıdan farklılık görülmektedir. Analizler, Benton Yüz Tanıma Testi ile hafıza testlerinin ?En Yüksek Öğrenme? ve ?Yanlış Tanıma? alt boyutlarında Hidrosefali lehine sonuçlar vermiştir. Bunlara ek olarak, istatistiksel açıdan anlamlı olmasa da hasta gruplarındaki kadınlarda sözel bellek kusurlarının erkeklere göre daha az görülmesi de önemli bir bulgudur. Aynı sonuçtan sözel bellek performansını değerlendiren Öktem-SBST?nin yaratıcısı Öget Öktem (2011) de bahsetmektedir. Gelecekte yapılacak olan araştırmalar nedeni henüz bilinmeyen bu fark üzerinde durabilir. Anahtar Kelimeler: Nöropsikolojik Değerlendirme, Multipl Skleroz, Hidrosefali, Sözel Bellek, Dikkat, Yönetici İşlevler, Görsel-Mekansal Algı
Çoklu madde bağımlılarında ödüle duyarlılık ve çoklu madde kullanımının yönetici/yürütücü işlevler üzerinde etkisi
Bu araştırmanın iki amacı bulunmaktadır. Birincisi, çoklu madde bağımlılığında ödüle duyarlılığın rolünü anlamaktır. İkincisi ise uzun süreli çoklu madde kullanımının yönetici yürütücü işlevler (dikkat, entellektüel, sosyal işlevler) üzerindeki olası etkilerini incelemektir. Bu amaçla çalışmada; çoklu madde kullanan (12 E/8 K) ve madde kullanmayan (12 E/8 K) katılımcı gruplarının DİS/DAS Ölçeği, İ5KPK, RKŞT ve Gözler testi performans puanları mukayese edilmiştir. Çoklu madde kullanımını olan katılımcı grubun ödüle olan duyarlılıkları nedeniyle DİS/DAS ölçeği DAS boyutundan madde kullanmayan gruba göre daha yüksek puan alması beklenmektedir. Aynı zamanda çoklu madde kullanan katılımcı grubunun psikoaktif maddelerin dopaminerjik sistem üzerinde yarattığı etkiler nedeniyle İ5KPK, RKŞT ve Gözler Testi performans puanlarının madde kullanmayan katılımcı grubuna göre daha düşük olması beklenmektedir. İki katılımcı grubun performans puanlarının karşılaştırılması sonucunda elde edilen bulgulara göre; psikoaktif madde kullanımı olan grubun madde kullanmayanlara göre DİS/DAS ölçeği DAS boyutunun anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda madde kullanan grubun RKŞT ve İ5KP nöropsikolojik test performanslarında anlamlı düzeyde farklılıklar saptanmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular daha önce yapılmış araştırma bulguları çerçevesinde tartışılmıştır.
Okul müdürlerinin yönetim süreci işlevlerinde karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri: Bir nitel analiz
Bu çalışmanın amacı, 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılında okul müdürlerinin okul yönetimi sürecine ait işlevleri yerine getirirken karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlara yönelik geliştirdikleri çözüm yollarını belirlemektir. Nitel araştırma yaklaşımıyla gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılı Trabzon'un ilçelerinde yer alan anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan 18 okul müdürü oluşturmaktadır. Veriler literatür taraması ve uzman görüşü sonucu üç bölümden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik ve betimsel analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre okul müdürlerinin yönetim süreci işlevleri kapsamında en fazla personel hizmetleri, okul işletmesi hizmetleri ve eğitim-öğretim hizmetleri alanlarında sorunlarla karşılaştığı tespit edilmiştir. Bu sorunların dağılımı incelendiğinde, personel hizmetleri alanında "personelin görevlendirilmesi, denetlenmesi ve yetiştirilmesi"; okul işletmesi hizmetleri alanında "maddi imkansızlıklar"; eğitim ve öğretim hizmetleri alanında ise "öğretimin yapılması-izlenmesi ve rehberlik" konularının ön plana çıktığı görülmüştür. Okul müdürleri karşılaştıkları bu sorunların bir kısmını öğretmen, öğrenci, veli, üst yöneticiler ve çevre ile gerçekleştirdikleri iletişim ile çözebildiklerini, ancak "öğretmen atama takvimi, ücretli öğretmen görevlendirilmesi, okul geliri" gibi birçok sorunda çözüm üretemediklerini ifade etmişlerdir. Özellikle öğretmen yetiştirilmesi ve eğitim öğretim faaliyetlerinde karşılaşılan sorunlara daha etkili çözüm yolları üretebilmeleri için okul müdürlerinin bu alanlarda gelişimlerinin desteklenmesi gerekmektedir.
Obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastalarda intihar riskinin bilişsel esneklik ve sosyal biliş ile ilişkisinin değerlendirilmesi
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı obsesif kompulsif bozukluk tanısı alan hastalarda intihar riskinin sosyal biliş ve bilişsel esneklikle ilişkisini belirleyerek önlenebilir ölüm nedenlerinden biri olan intiharı erken tespit etmek, önlem almak ve uygun tedavileri geliştirebilmeye yardımcı olmaktır. YÖNTEM VE ARAÇLAR: Çalışmamızın örneklemi, Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Polikliniği'ne başvurarak Obsesif Kompulsif Bozukluk tanısı alan (n=51) hastalardan oluşmaktadır. Psikiyatrik değerlendirme, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabının beşinci baskısı (DSM-V) ölçütlerine göre klinisyen tarafından yapılmıştır. Hastalara Sosyodemografik Veri Formu doldurulmuş, Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği (Y-BOCS) uygulanarak hastalığın şiddeti, Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE) uygulanarak bilişsel esneklik skorları, İma Testi ve Gözlerden Zihin Okuma Testi (GZOT) uygulanarak sosyal biliş skorları, İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ) uygulanarak da intihar riski hesaplanmıştır. BULGULAR: İOÖ, intihar düşüncesi ve intihar girişimi ile sosyodemografik ve klinik veriler karşılaştırıldığında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark görülmemiştir (p>0,05). Y-BOCS ölçeği ile İOÖ total ve alt ölçekleri arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Bu korelasyon istatistiksel olarak anlamlı ölçülmüştür (p<0,05). Y-BOCS ölçeği ile BEE arasında negatif korelasyon, İOÖ total ve alt ölçekleri ile BEE arasında da negatif korelasyon saptanmıştır (p<0,05). Geçmiş intihar düşüncesine sahip kişilerin BEE skorları düşük olarak saptanmıştır (p<0,05). Sosyal biliş değerlendirme ölçekleri ile İOÖ arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanamamıştır_(p>0,05). SONUÇ: OKB'de bilişsel esnekliğin az olması ile, hastalık şiddetinin ve intihar olasılığının yüksek olması arasında ilişki saptanmıştır. Hastalık şiddetinin intihar olasılığını artırmasında bilişsel katılığın aracı rol üstlendiği düşünülmüştür. Sosyal bilişsel beceriler ile intihar olasılığı, geçmiş intihar düşüncesi ve intihar girişimi öyküsü arasında ilişki saptanmamıştır. Bilişsel esnekliğe yapılacak terapötik müdahalelerin intihar riski ve hastalık prognozuna olumlu katkı yapacağı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel esneklik, intihar, obsesif kompulsif bozukluk, sosyal biliş, yürütücü işlevler