Tüketim alışkanlıkları
55 theses under this subject heading
Tüketim ve israf: Ortaköy ilçesi üzerine bir değerlendirme
Ortaköy ilçe halkının tüketim ve israf ile alakalı görüş ve düşüncelerinin ele alındığı bu çalışmanın temel amacı: İlçe halkının gündelik yaşantısında tüketim ve israf yapmalarına sebep olan faktörleri ve ihtiyaç olgusunun bu faktörler içindeki yerini belirlemek ve dinin tüketim ve israf ile olan ilişkisini ele almaktır. Bu çalışmanın konu zaman ve yer bakımından üç temel sınırlılığı vardır. Konu açısından tüketim ve israf genel bir konu olması hasebiyle tüketimi ve sebeplerini; tüketim toplumu ideolojisi, ihtiyaç, marka ve reklam olarak belirlerken tüketimi dini, kültürel ve toplumsal boyutlarıyla ele aldık. Aynı şekilde israfın sebepleri, savurganlık, cimrilik, dünyevileşme, liyakat istismarı ve zaman bilincinin kaybı olarak belirlenmiştir. İsrafı maddi yönüyle gıda ve giyim israfı, manevi (değer) yönüyle de insan ve zaman israfı olarak sınırladık ve israfı dini ve toplumsal boyutlarıyla ele aldık. İkinci sınırlılığımız ise zamandır. Bu kısımda araştırmanın saha çalışması (Aralık 2019) tarihinde yapılmış olup bundan sonraki süreç verilerin analizi ve raporlaştırma süreci olmuştur. Araştırmamızın son sınırlandırması ise yer ile alakalıdır. Araştırmamız Ortaköy ilçe merkezi ile sınırlandırılmıştır. Araştırma sonucunda ihtiyaç olgusu ve dini tutumların tüketim ve israfa dair davranışların belirlenmesinde etkin rol oynadığı tespit edilirken, geçim şartları, sosyokültürel durum ve kapitalizmin de ilçe halkının tüketim ve israf algısını şekillendirdiği görülmüştür.
Obeziteyi önlemede obezite vergilerinin potansiyel rolü: İstanbul ili örneği
Bu çalışma Türkiye' de İstanbul ili baz alınarak uygulanabilecek bir obezite vergisinin, bireylerin tüketim alışkanlıkları üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, 504 denekten elde edilen veriler dikkate alınmıştır. Araştırmada yer alan hipotezlerin test edilmesine yönelik Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Ki Kare Testi uygulanmıştır. Araştırmada yer alan hipotezler Basit Regresyon Analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda, bireylerin obezite vergisine yönelik genel olarak olumlu bir tutum sergiledikleri ve verginin sağlıksız gıda tüketiminde azalmaya yol açacağı görülmektedir. Ancak diğer bir tarafta, verginin, devlet tarafından gelir amacı güdülerek çıkarıldığı, düşük gelirli bireyleri ve vergilendirilecek gıda üreticilerini olumsuz etkilediği, özel hayata müdahele ettiği ve gelir dağılımında bozucu etkilere neden olduğu yönünde olumsuz görüşlerde mevcuttur. Ayrıca mükellefler, obezite ile mücadelede, eğitim ve bilgilendirme politikalarını vergiye kıyasla daha etkili yöntem olarak görmüşlerdir.
Erasmus öğrencilerinin tüketim kültürü alışkanlıkları Nicolaus Copernicus University örneği
Geçmiş dönemlerde ihtiyaçlar sonucu tüketim belirleniyordu. Günümüzde hızla artan ürün çeşitleri ve satış stratejileri ile birlikte tüketim alışkanlıkları değişmiştir. Kapitalizmin ve küreselleşmenin etkisiyle, tüketicilerin tüketim alışkanlıklarını ''tüketim kültürü'' ve ''tüketim toplumu'' kavramları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu çalışma Polonya'da bulunan Nicolaus Copernicus University'de eğitim gören erasmus öğrencilerine uygulanmıştır. Çalışmada derinlemesine görüşme tekniği ile 19-28 yaş aralığında, 24 katılımcıya 14 sorudan oluşan mülakat uygulanmıştır. ulacaktır
مقاصد الاستهلاك وأهدافها في ظل مقاصد الشريعة
Consumption, according to the Islamic perspective, is the direct human consumption of Goods and Services, to Satisfy human desires and needs, But It does not stand on the threshold of the goal of worldly purpose, but rather takes the space of regulation as a result when establishing the interest of the hereafter as well. To build an integrated society that is solid in its strength. Consumption has a special importance for the Islamic economic system as a whole, and its preference over positive economic approaches deserves study, scrutiny and research. The Study was divided into three chapters, each chapter dealing with a part of that thesis. The first chapter dealt with: definitions related to the study, which were concerned with defining consumption and purposes linguistically and idiomatically, and clarifying the meaning that we would like to reach from our use of these terms, and then explaining the impact of those legitimate purposes on the general economic system and its effects on the economic structure and the desired goal of studying this behavior and the possible results. To ascertain the economic reality of the country if these methods are followed. As for the second chapter: the study was concerned with studying the importance of consumption from a legal perspective, and that consumption has an innate value, which God Almighty instilled in humans, as well as directing and considering it as One of The necessities of worship, and that it is the outcome per person reward if it is performed in the correct legal ways. And addressing the protection of money from tampering and misuse and the importance of money in Islamic law as the primary material in consumption, and the necessities of purpose in preserving money leading to protecting money from misuse, and addressing the five necessities and their impact on achieving social Security in the lives of all peoples. And in the third chapter, I dealt with: the objectives of consumption purposes in Islamic law and the legal controls for the consumer, so the Muslim consumer cannot be similar to other non-Muslims in his consumption system, as well as emphasizing the issues of what is permissible and forbidden, reward and punishment in our direct dealings with the issue of consumption, and moderation and moderation in spending that pushes us away On the methods that violate Islamic law and lead to the destruction of money and deserving of divine punishment, and it clarifies the approach that must be followed to achieve the public benefit within the legal limits and objectives. Asking God to bless us and Muslims with goodness and blessings. Keywords: Purposes. Consumption. Services. Islamic Economy. Protection of Funds. Necessities.
Hazır kahve satın alma ve tüketim alışkanlıkları: Türkiye'deki tüketicilere yönelik bir uygulama
Günümüzde, pazarlamacılar stratejilerini oluştururken öncelikle tüketicileri anlamaya çalışmaktadır. Bu nedenden dolayı pazarlamacıları ürün stratejilerini geliştirmeden önce müşteriyi anlamaya çalışmaktadırlar ve müşterinin ihtiyaç ve davranışlarına göre aksiyon almaktadırlar. Nitekim Türkiye Araştırmacılar Derneği'nin yaptığı araştırmaya göre 2013 yılında Türkiye'de pazar araştırma sektörüne 213 milyon USD harcanmıştır. Her ürün grubunun kendine özel tüketici kitlesi ve satın alma davranışları bulunmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada hazır kahve tüketicilerin satın alma ve tüketim alışkanlıkları incelenmiştir. Çalışmada Türkiye'yi temsilen her bölgeden olmak koşuluyla toplam 12 ilden 18-45 yaş arası belirtilen ses gruplarından 780 kişiyle yüz yüze araştırma tekniği ile kağıt kalem metodu (PAPI) uygulanmıştır. En çok tüketilen hazır kahve çeşidi 3ü1 arada çeşidi olduğu ortaya çıkmıştır. Satın almayı etkileyen en önemli üç nedenin ürünün kahve, şeker ve krema karışımının kıvamında olması, uygun fiyatta olması ve kendi alanında lider bir marka olması sonucuna varılmıştır. Araştırmada dikkat çekici sonuçlardan biride bu ürünleri kullanan kişilerin %97 gibi büyük bir bölümü markaların ürünlerle birlikte yaptıkları hediye çekilişine katılmadıklarıdır. Ayrıca bu ürün grubuyla ilgili bilgi kaynaklarından en çok televizyon reklamlarının takip edildiği sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Hazır kahve, Satın alma alıĢkanlıkları, Tüketim alıĢkanlıkları
Sosyal medyanın üniversite öğrencilerinin tüketim davranışları üzerine etkisi: Manisa Celal Bayar Üniversitesi İİBF örneği
Tüketici davranışları, iktisat bilim dalında, sosyal yıllarda her yönü ile ele alınmaktadır. Bilişsel faktörler, çevresel faktörler, duygusal faktörler, tüketici davranışının belirlenmesinde etkili konumlar sahip olmaktadır. Belirsizlik ve risk altında karar vermek tüketici davranışlarında rasyonelliği etkilemektedir. Satın alma öncesi ve satın alma sonrası tüketici davranışlarında önemli bir faktör olarak sosyal medyayı ele almaktayız. Sosyal medya, teknolojinin gelişip, internetin daha hızlı erişime açılmasıyla birlikte hayatımıza girmiştir. Sosyal medya uygulamaları, insanları birbirine yaklaştıran, dünyanın herhangi bir noktasından bir olayı yakalayıp, anlık paylaşıma açılmasını sağlayan geniş bir iletişim ağının parçaları olmaktadır. Tüketim ve E-ticaret konusunda, sosyal medya uygulamalarının yer edinmesinin, en önemli sebepleri, herkesin erişebileceği nitelikte olmalarıdır. Neredeyse her ünlü markanın ve bunun yanında da butik firmaların bir sosyal medya sayfası bulunmaktadır. Bu sayede, ürünlerini tanıtma, reklamını yapma ve pazarlama stratejisi geliştirmede hızlı ve ilgi çekici bir yöntem olarak bu çevrim içi platformları kullanmaktadır. Sosyal medya tüketiciler için aynı zamanda, geniş ürün ağını, bulunduğu konumdan tanıma imkanı sağlamaktadır. Mağazaları tek tek gezmek, satın danışmanından bilgi almak yerine, bulunduğu konumdan sosyal medya aracılığı ile ürününün özelliklerini görme, doğrudan marka ile iletişime geçme ve bilgi alma açısından daha cazip hale gelmiştir. Ayrıca tüketici davranışlarında, bilgi almada, karar vermede, tecrübe paylaşımında etkili bir konuma sahip olmuştur. Online ticaret ağının bir parçası haline gelen sosyal medya küçük işletmelere de ev sahipliği yapmaktadır. Farklı alanlarda yeni ticaret ve ürün ağlarını desteklemektedir. Tüketici için doğrudan iletişim ile güvenilir bilgi alma, online satın alımda önemli bir konumdadır. Bu sebeple tüketici davranışlarının belirlenmesinde satın alım öncesinde olduğu kadar satın alma sonrasında da, tüketicinin hissedeceği tatmin duygusu veya olumsuz bir tecrübeyi aktarma, diğer kullanıcılar ile paylaşma niteliği taşıdığı için, önem arz etmektedir. Bu bağlamda, Manisa ilinde, Celal Bayar Üniversitesi'nde yapılan çalışmayla, üniversite öğrencilerinin tüketici davranışlarında sosyal medyanın etkisini ortaya koyabilmek, hem sosyo-kültürel açıdan hem de ekonomik aksaklıklar ile eksiklerini belirleyerek tavsiye sunabilme sebebi ile bir alan araştırması yapılmıştır.
Ev kadınlarının tüketim alışkanlıklarını belirleyen etmenler: Araban ilçesi örneği
Tüketim, basit bir satın alma edimi dışında sosyal ve kültürel boyutları olan bir süreçtir. Tüketim, ihtiyaçlara dayanmasının yanısıra arzulara da dayanmaktadır. Kadının toplumdaki rollerine göre tüketim alışkanlıkları farklılık göstermektedir. Bu çalışmada kadınların tüketim eğilimlerinin ihtiyaç temelli ve sembolik olarak ayrımı yapılmaya çalışılmıştır. Kadının medya, alışveriş merkezleri, kredi kartları, boş zaman ve tüketici davranışlarını etkileyen sosyo-kültürel etmenlerden olan moda gibi tüketim araçlarının ev kadınlarının tüketim süreçlerine etkisi araştırılmaya çalışılmıştır. "Ev Kadınlarının Tüketim Alışkanlıklarını Belirleyen Etmenler: Araban İlçesi Örneği" adlı çalışmada öncelikle tüketimin teorik boyutu ele alınmaktadır. Çeşitli yönleri ile tüketim açıklandıktan sonra çalışmanın uygulama kısmına geçilmektedir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşme kullanılmıştır. Bu kapsamda seksen bir katılımcı ile yüz yüze görüşmeler yapılmış, görüşmelerin ses kayıtları sonradan yazıya dökülüp betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir.
Tüketim kültürünün elektronik ticarete yansımaları: Banka çalışanları üzerine bir uygulama (Diyarbakır örneği)
Tüketim kelimesi sonu gelmeyen istek, arzu ve ihtiyaçların miras yoluyla yeni nesillere aktarımına dayalı kültür kavramıyla iç içe geçmiş bir bütünlüktedir. Bu bütünlük teknolojik yeniliklerle tüketim alışkanlığını bir kültür olarak yansıtmaktadır. Dijitalleşme sürecinde tüketim kültürünün yeni alışkanlığı olarak "elektronik" kavramı, ticaret modelini kökten değiştirirken ticaretin "e" hali yani "Elektronik Ticaret" oluşturulmaktadır. Bu bağlamda söz konusu çalışma tüketicilerin tüketim davranışlarının elektronik ticarete olan yansımalarını amaçlamaktadır. Dijitalleşme sürecinde tüketim davranışlarını yansıtan bu araştırma, evren büyüklüğü 700 kişi olarak belirlenerek Diyarbakır ilinde 160 banka çalışanı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu tüketicilere yönelik 30 sorudan oluşan bir anket çalışması uygulanmış olup ayrıca görüşme esnasında saptanan bulgularda dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda tüketicilerin teknolojik gelişim içerisinde tüketim alışkanlıkları veya davranışlarının geleneksel ticaret anlayışından uzaklaşarak elektronik ticaret sürecine yöneldiği gözlemlenmiştir. Günümüzde elektronik ticaretin geleneksel ticarete göre daha fazla tercih edildiği analiz edilmiştir. Tüketim noktasında sosyal medya reklam ve tanıtım faaliyetlerinden tüketicilerin daha çok etkilendikleri ve alışverişlerini ağırlıklı olarak mobil uygulamalar üzerinden gerçekleştirdikleri saptanmıştır. Ayrıca genellikle giyim sektöründe alışveriş gerçekleştirilirken çoğunluğun kredi kartıyla ödeme yöntemini tercih ettiği gözlemlenmiştir.
Hedonik tüketim reklamlarının nöropazarlama açısından eye-tracking ile incelenmesi
Gelişen günümüz koşullarında insanların tüketim alışkanlıkları da gitgide değişim göstermektedir. Tüketim alışkanlıkları değiştikçe bireyler çevre, psikolojik, gündelik hayatın stresinden kaçma, birbirine benzeme ya da birbirinden ayrışma gibi çeşitli nedenlerle alışverişlerini rasyonel faktörlerin etkisinde olan faydacı tüketimden, hedonik tüketime yani haz odaklı satın alma davranışına kaydırmışlardır. Nöropazarlama da kişinin gerçekte hangi duygularla tüketime yöneldiğini yani satın alma kararına yön veren bilinçaltı düşünceleri, duyguları ve arzuları ortaya çıkaran bir süreçtir. Bu çalışmayla tüketicilerin günlük hayatta haz alma duygusu ile ürün tercih etmelerine beynin nasıl tepki verdiğinden yola çıkıp; hedonik tüketim ve nöropazarlamayı birleştirerek, tüketicilerin hedonik içerikli reklamlara olan tepkileri ve bu reklamları gerçekte nasıl algıladıkları nöropazarlama tekniklerinden Eye-Tracking (Göz İzleme) yöntemi ile deneysel olarak incelenmiştir. Bu çalışmada Algida Magnum markasına ait Hedonik tüketime yönelik 5'er saniyelik slayt haline getirilmiş 7 görsel izlettirilmiştir. Eye-Tracking analiz yöntemi ile katılımcıların göz hareketleri incelenerek bu reklam görsellerine verdikleri tepkilere ilişkin veriler analiz edip yorumlanmıştır. Bu çalışma teorik anlamda nöropazarlama ve hedonik tüketim literatürüne katkı sağlamasının yanı sıra akademik çalışmalar arasında yeni bir çalışma özelliği de taşımaktadır. Uygulama anlamında da bundan sonra yapılacak deneysel çalışmalara yol gösterici bir çalışma niteliğindedir.
Yeni medya ve tüketim: Çevrimiçi tüketim alışkanlıklarının Elazığ örneğinde analizi
Hızla gelişen ve değişen teknoloji ile birlikte artan internet kullanımı, zaman içinde internet alışverişinin büyümesine de etki etmiştir. İnternet alışverişi ile ürünü seçip siparişini verip ödemesini yapmak sadece birkaç dakikayı almaktadır. Bununla birlikte internet ve yeni medya, tüketicilerin alışkanlıklarını da değiştirerek, tüketim kültüründe yeni büyük bir yeniliğe neden olmuştur. Bu çalışma, tüketim kültürü çerçevesinde internetten alışveriş yapan tüketicilerin profillerini ortaya koymayı hedeflenmektedir. Bu kapsamda tüketicilerin internet alışverişine olan bakış açıları ve internetten alışveriş yapma pratikleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın veri toplama aşamasında online anket tekniği kullanmıştır. 30 sorudan oluşan anket, 600 kişilik örneklem grubuna uygulanmıştır. Araştırma sonucunda tüketicilerin internet alışverişine olan bakış açısı, yeni medya ile değişen tüketim alışkanlıkları ve internet üzerinden alışveriş yapan tüketicilerin değişen tercihlerine ilişkin çeşitli sonuçlar elde edilmiştir.
Üniversite öğrencilerinin meyve tüketimi ve meyve tüketimlerinin tatlı ve ekşi tat tercihleri ile ilişkisi
Bu araştırma üniversite öğrencilerinin meyve tüketimi ve meyve tüketimlerinin tatlı ve ekşi tat tercihleri ile ilişkisinin saptanması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcılarını, Selçuk Üniversitesi'nde eğitim görmekte olan 17-35 yaş arası 125 kız ve 185 erkek öğrenci olmak üzere toplam 310 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veriler üç aşamada toplanmıştır; birinci aşamada bireylerin beslenme durumları ve bazı alışkanlıkları saptanmıştır. İkinci aşamada, bireylerin beslenme durumlarını değerlendirmek üzere 24 saatlik besin tüketimi kaydı yöntemi kullanılmıştır. Üçüncü aşamada ise, tat tercihlerini belirlemek için duyusal değerlendirme yapılmıştır. Araştırma sonucunda, BKİ ortalamalarında cinsiyetler açısından gruplar arasında p<0.01 düzeyinde, fark anlamlı bulunmuştur. Obez) öğrenci olmadığı görülmüştür. Araştırmaya katılanların günlük sigara tüketiminde, kız ve erkekler arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Günde bir paket ve bir paketten çok sigara içen erkeklerin oranı % 51.7 iken bu oran kızlarda % 17.2 olmuştur. Katılımcıların öğün alışkanlıklarının düzenli olmadığı ve en çok sabah öğününün atlandığı (% 60.6) saptanmıştır. Genç erişkinlerin diyetle günlük ortalama enerji ve besin öğesi tüketimleri değerlendirildiğinde, alınan enerji miktarı erkek öğrencilerde 2075.9 ± 965.85 kkal/gün, kız öğrencilerde 1681.6 ± 865.36 kkal/gün olarak bulunmuştur. Erkeklerin anlamlı ölçüde kızlardan daha fazla günlük enerji aldıkları belirlenmiştir. Cinsiyete göre proteinden başka, B?? vitamini, biotin, karbonhidrat, B? vitamini ve çinko, pantotenik asit, folat (p<0.01), B? vitamini, demir ve fosfor tüketimleri arasında da istatistiksel açıdan fark anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Öğrencilerin K vitamini ve fosfor alımının 2/3 RDA değerlerini aştığı görülmüştür. Genel olarak niasin, folat, magnezyum, kız öğrencilerin ise kalsiyum ve demir yönünden yetersiz beslendiği ve her iki grubun yarıya yakın kesiminin yetersiz enerji aldığı saptanmıştır. Kaldıkları yer neresi olursa olsun öğrencilerin toplam olarak sadece % 46.5'inin, günde 3-4 porsiyon meyve tükettiği belirlenmiştir. Öğrencilerin BKI'lerine göre meyve tüketim tercihleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). BKI şişman grubunda yer alanların % 68.8'i tatlı meyveyi tercih etmişlerdir. Erkek ve kız öğrencilerin günlük ortalama meyve tüketim miktarları açısından aralarında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Erkeklerin ortalama 128.67 gram, kızların ise ortalama 125.58 gram günlük meyve tükettikleri bulunmuştur. Tat numunelerini beğenme düzeylerinde, cinsiyete göre bir fark belirlenmemiştir (p>0.05) Erkek ve kız öğrenciler tatlılık oranı yüksek olan tatları ekşi tatlardan daha çok beğenmişlerdir. Öğrencilerin tat tercih puanlarıyla meyve tüketim miktarları arasında bir ilişki bulunmamıştır. Cinsiyete göre yapılan doğrusal regresyon analizleri sonuçlarına göre de hem kız hem erkek öğrencilerin yine bağımsız değişken olarak alınan tat tercih puanları bağımlı değişken olarak alınan meyve tüketim miktarlarının anlamlı bir yordayıcısı değildir. Türkiye'de yaşayan bireylerin tat/besin tercihine yönelik yapılacak araştırmalar, besin sektöründeki duyusal değerlendirmelere, tatlı olan besin tüketiminin azaltılması ve çocukların ekşi tat içeren besin tüketiminin artırılması adına stratejiler geliştirilmesinde yardımcı olabilir.
Büyük alışveriş merkezlerinin ideoloji ve tüketim ilişkisi çerçevesinde incelenmesi: Denizli örneği
Tez kapsamında; genel olarak tüketim toplumunun ideolojisi ve bu ideoloji çerçevesinde yeni bir tüketim mekanı ( aracı) olarak büyük alışveriş merkezlerinde tüketicinin yönlendirilmesi olgusu ve bu olgunun tüketicinin özgürlüğü ve bağımsızlığı açısından ve bir sosyal yönetim unsuru olarak tartışılması amaçlanmıştır.Tüketim ideolojisi temelinde genel olarak tüketimin bir sosyal düzen (yönlendirme, yönetme) işlevi gördüğü ve tüketicinin özgür ve bağımsız tercih yaparak tükettiği düzlemindeki liberal ekonomi temelli tezin aksine, tüketim alanında ve mekânında bir yönlendirme ve tercihlerin yönlendirilmesinin, kısıtlanmasının söz konusu olduğu şeklindeki temel varsayımımız ile ilgili olarak kuramsal zeminde tüketicinin özgürlüğü, seçme özgürlüğü ve yönlendirme kavramları tartışılması yapılmış, yönlendirme konusu, gözetim, zaman, akılcılaştırma, mekan olmak üzere dört baslık altında ele alınmıştır.Çalışmanın üçüncü ve dördüncü bölümlerinde, bir yeni tüketim aracı olarak büyük alışveriş merkezlerinin mekansal yapısı, kurgusu ve yönlendirme araçları derinlemesine incelenmiş, yöntemle ilgili dördüncü bölümde ise konunun çok yönlülüğü ve ampirik açıdan değerlendirme zorluğu nedeniyle iki farklı inceleme yöntemi belirlenmesinin daha uygun olacağı düşünülmüş, seçilen iki büyük alışveriş merkezi örneği üzerinden alışveriş merkezlerindeki yönlendirme konusu; mekan (maddi biçim) ve insan unsuru (deneyim) açısından iki şekilde ele alınmıştır.İlk olarak alışveriş merkezlerinin maddi biçiminin, mekânsal yönünün ve mekansal özelliklerindeki yönlendirme izlerinin tartışılması için toplumsal göstergebilimsel inceleme yöntemi kullanılmış, İkinci olarak alışveriş merkezlerinin kullanıcıları olarak alışveriş deneyimi bağlamında tüketiciler açısından anket yoluyla betimsel bir analiz yapılmıştır.Sonuç olarak, alışveriş merkezleri, içermiş oldukları çeşitli tüketim seçenekleri ile birlikte tüketiciye özgürlük sağlar görünürken, aynı zamanda çeşitli taklitlerle ve oluşturulan eğlence ve büyülü atmosferle onu kendisine bağlayarak; dışarıya çıkmasını önlemekte, mekânsal ve zamansal yönlendirme stratejileri ile tüketicinin talep ve davranışlarını etkilemekte ve böylece tüketiciye verdiği sözde özgürlüğü elinden almaktadır. Bu nedenle gerçek durum bizce bir özgürlük yanılsamasından ibarettir. Bu tez çalışmasında geniş bir şekilde tartışması yapılan; liberal kapitalist ekonomik sistemde tüketimin bir özgürlük alanı, daha çok da bir seçme özgürlüğü alanı olarak kurgulanması, tüketicinin, çıkarlarını en iyi şekilde takip eden, bilgili ve istekleri tüketici talepleri olarak ifa¬de bulan özerk bir eyleyici ve rasyonel aktör olduğu şeklindeki söylemleri ve `tüketici özgürlüğü' kavramının kendisi, liberal-kapitalist ekonomik sistemin tüketimi ve tüketiciyi yönlendirme ve bağımlılaştırma amacıyla ürettiği ideolojik bir söylemdir ve sosyal yönetimin bir aracıdır.
Gösterişçi tüketim: Diyarbakır örneği
Gösterişçi tüketim hem geleneksel hem de modern dönemlerde gözlenebilen bir tüketim biçimidir. Diyarbakır, geleneksel ve modern kültürel kodların bir arada var olduğu kentsel bir mekândır. Bu anlamda geleneksel dönemlerin kolektivist kültürü ile modern dönemlerin bireysellik kültürünün eş zamanlı yaşantılandığı kentsel bir mekân olmasından dolayı, gösterişçi tüketimin her iki biçiminin de Diyarbakır'da görülebileceği varsayılmış ve çalışmada bir taraftan biçimsellik bağlamında yerel özellikler diğer taraftan buna iten nedenler anlaşılmaya çalışılmıştır. Geleneksel kültürün baskın kolektivist karakteri ile modern kentsel mekânların birey merkezli karakterinin genelde tüketimi özelde gösterişçi tüketimi nasıl etkilediği saha çalışması zemininde araştırılmıştır. Saha çalışmasında 30 kişi ile nitel araştırma yöntemlerinden biri olan derinlemesine mülakat yapılmıştır. Çalışmada ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında, son dönemlerde gelişen yaşam standartlarına ve tüketimsel olanaklara paralel olarak geleneksel ve modern kodların gösterişçi tüketimi tetiklediği görülmektedir. Öte yandan statüsel fark ya da bireysel fark ortaya koymayı amaçlayan gösteriş olgusunun sadece maddi nesnelerin tüketiminde değil sosyokültürel ortamlar ve dini görevlerin ifası gibi maddi olmayan alanlarda da kayda değer bir oranda var olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Tüketim, Gösterişçi Tüketim, Kolektivist Kültür,Bireysellik Kültürü, Geleneksel Dönem, Modern Dönem.
İlköğretim öğrencilerinin gıda tüketimleri, tercihleri ve beden kütle indekslerinin incelenmesi
Bu araştırma, Ankara ili Polatlı ilçesinde bulunan iki devlet ilköğretim okulunda öğrenim gören 7 ? 15 yaş arası çocuklar üzerinde yürütülmüştür. Öğrencilerin demografik özellikleri, gıda tüketimleri, tercihleri ve bunların BKİ'leri arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla anket formu ve 24 saatlik hatırlatma tekniği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin frekansları alınmış, veriler SPSS ve BeBIS programlarından yararlanılarak değerlendirilmiş ve Pearson korelasyon katsayısı ile korelasyon analizi yapılmıştır.Çalışmaya, 297 kız ve 182 erkek olmak üzere toplam 461 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin % 43.2'si 13-15 yaş, % 37.5'i 10-12 yaş arasındadır. Araştırmaya katılan kızların ağırlıkları ortalama 40.4±11.3 kg, erkeklerin ise 38.3±12.2 kg'dır ve kızların boy ortalamaları 1.46±0.13 m, erkeklerin ise 1.45±0.14 m olarak bulunmuştur. Çalışma kapsamındaki öğrencilerin % 61.3'ünün BKİ değerleri normal sınırlardan daha düşük iken 7-9 yaş arası öğrencilerde bu oran % 87.6'dır. Kızların BKİ ortalamaları 18.4±2.9, erkeklerin ise 17.8±3.0 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin % 96.6'sının kantinden poğaça ve simit almayı tercih ettiği, % 56.0'sının okula yürüyerek 10 dakika ve daha az sürede gittiği ve % 51.0'inin amatörce sporla uğraştığı saptanmıştır. Öğrencilerin % 69.4'ünün yağdan gelen enerji değerinin alınan referans değerlere göre olması gerekenden fazla olduğu ve % 63.6'sının karbonhidrattan gelen enerji değerinin olması gerekenden az olduğu saptanmıştır. Yapılan değerlendirmede enerji alımı ile BKİ arasında istatistiki açıdan anlamlı ilişki bulunmamıştır (r= .07; p =0,13; p > 0,05).Bu dönemde kazanılan beslenme alışkanlıkları yetişkin döneme yansıyacağından, okul çağı çocukların beslenme durumları değerlendirilmeli, çocuklara yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalıdır.
Kadınların yağ tüketim şekillerinin ve sıklıklarının tespiti üzerine bir araştırma
Çalışma; kadınların yağ tüketim şekillerini, sıklıklarını tespit etmek amacıyla Bolu ili Mengen ilçesinde Ocak 2008-Şubat 2008 tarihleri arasında 318 kadın arasında yürütülmüştür. Kadınlar hakkındaki kişisel bilgiler ile yemek hazırlama ve pişirme yöntemleri, yağ kullanım şekilleri ile sıklıkları, kullandıkları yağ çeşit ve miktarları ile ilgili bilgiler hazırlanan anket formu yoluyla elde dilmiştir. Elde edilen verilerin yüzde ve frekansları alınmış, gerekli görülen verilere ki-kare bağımsızlık testi (X2) uygulanmış ve veriler SPSS 13.0 (Statistic Package for Social Sciences) programından yararlanılarak değerlendirilmiştir.Araştırma kapsamına alınan kadınların %2.8'i 25 yaş ve altı, %79.6'sı 26-64 yaş arasında ve %17.6'sı da 65 yaş ve üzerindedir. Araştırmaya dahil olan kadınların %61.0'inin aylık toplam geliri 500-1000 YTL arasında, %19.2'sinin 1001-1500 YTL arasında iken, %13.8'inin ise 1501 YTL ve üstündedir. Kadınların %90.6'sının en sık uyguladığı yemek pişirme yöntemi kavurma, %4.7'sinin kızartma, %2.2'sinin fırında pişirme yöntemini en çok uyguladıkları saptanmıştır. Katılımcıların %79.6'sının beslenme hakkındaki bilgilerini aile büyüklerinden, %28.9'unun televizyon ve/veya radyodan, %11.9'unun gazete ve/veya dergiden, %6.3'ünün arkadaşlarından, %4.1'inin doktorlardan ve %3.5'inin kitaplardan aldıkları tespit edilmiştir.Kadınlara verilecek beslenme eğitiminin, ailelerdeki beslenme alışkanlıklarında olumlu yönde değişiklikler yapması ve gelecek nesillerin de bu alışkanlıkları benimseyecek olması açısından çok önemli olduğu düşünülmektedir.
Yeni kentlilerin kente uyum sürecinde karşılaştıkları sosyo-ekonomik problemler ve tüketim alışkanlıklarında meydana gelen değişmeler
vnı ÖZET Yüksek Lisans Tezi YENİ KENTLİLERİN KENTE UYUM SÜRECİNDE KARŞILAŞTIKLARI SOSYO EKONOMİK PROBLEMLER VE TÜKETİM ALIŞKANLIKLARINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER. Ebru ÖZGÜR Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı 2003, Sayfa 70 Türkçe Özet ; Kırsal bölgelerimizden kentlerimize olan göç ve göç edenlerin, kentsel çevrenin gerektirdiği bazı koşullan hazırlayarak veya uygulayarak, kentte oturan birer birey haline gelmeleri, yani kentlileşmeleri, yalnız büyük kentlerimizi değil, bütün toplumumuzu ilgilendiren sorunlardan biri olarak görülmektedir. Kırsal bölgelerimizden kentlerimize olan içgöçün, 1950 yılından beri hızla arttığı kentlerimizde, nüfus artışı ile birlikte iş, konut, yol, su, elektrik gibi temel ihtiyaçlar arasında, dengesiz bir gelişme olduğu anlaşılmaktadır. Görünür baza ekonomik faktörleri, içgöç nedeni olarak ileri süren kaynaklar, kente göç edenlerin, geldikleri kırsal bölgelerin, sosyo-ekonomik yönlerden, en düşük seviyedeki bireyleri oldukları ve tarımda makineleşme sonucu işsiz kalarak, kente göç etmekten başka çare bulamadıkları izlenimini vermektedir. Köy ve şehrin hayat tarzları, gelenek ve görenekleri, kültürleri, iş alanları, işbölümü bakımından birbirinden farklıdır. Köyden şehre göç eden insanların, eski davranış ve alışkanlıklarım, örf ve adetlerini, geldikleri yerde bırakmadıkları aşikardır. Göç sırasında, kültürleri de beraberlerinde şehre gelmektedir. Şehre göçle birlikte, göç edenlerin şehirdeki gelirleri, çalıştıkları işler, yerleşim şekilleri ve barınakları bakımından, değişmeler olduğu gözlenmektedir.IX Tüm bu değişikliklerin yanında, şehre göçle birlikte, yeni tüketim kalıplan benimsenmiş ve kentlilerin alışverişlerinde gösterdikleri davranışlar, örnek alınmaya başlanmıştır. Burada, aslında verilmek istenen mesaj; "biz de artık kentliyiz" 'dir. Acaba bu gerçekleşmiş midir? Biz de bu araştırmamızda, kırsal alanlardan göç etmiş bulunan kimselerin, tüketim alışkanlıklarındaki değişmelerin, derecesini ve yönünü tespit etmeye çalıştık. Anahtar sözcükler : Göç, içgöç, kentlileşme, uyum, kültür, sosyal ve kültürel değişme, tüketim alışkanlıkları.
Kadınlara verilen beslenme eğitiminin besin tüketim düzeyleri beslenme alışkanlıkları ile beslenme ve osteoporoz (Kemik erimesi hakkındaki bilgilerine etkisinin saptanması
Bu araştırma; kadınlara verilen beslenme eğitiminin, besin tüketim düzeyleri, beslenme alışkanlıkları ile beslenme ve osteoporoza ait bilgilerine etkisini saptamak amacıyla; Ankara Valiliği, Çubuk Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde kursiyer olan 90 kadın üzerinde yürütülmüştür. Araştırmacı tarafından veri toplamak amacıyla hazırlanan anket formları, ön test olarak kullanılmış, kadınların konuya ilişkin mevcut bilgi ve tutumları saptanmıştır. Daha sonra bir grup kadına (n=30), sadece yüz yüze eğitim verilmiş (grup 1); diğer bir grup kadına da (n=30) araştırmacı tararından geliştirilen beslenme ve osteoporoza ait bilgileri kapsayan el kitabı verilmiştir (grup 2). Hiçbir eğitim verilmemiş kadınlar ise (n=30) kontrol grubu (grup 3) olarak seçilmiştir. Ön test olarak kullanılan anket formları tekrar düzenlenerek; son test olarak kullanılmış ve kadınların konuya ilişkin bilgi ve tutumları tekrar ölçülmüştür. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 10.0 for Windows(Statistical Program for Social Sciences) paket programından yararlanılmış; t testi, varyans analizi ve önemlilik testleri uygulanıp, sayı ve yüzdeleri alınmıştır. Gruplar arası ön test ve son test sonrasında oluşan farkın belirlenmesinde p<0,05 önemlilik düzeyi loıllanılmıştır. Kadınların %86,7'sinin ev hanımı, %73,4'ünün evli olduğu, %57,8'inin günde üç öğün, yemek yediği, %41, Finin öğün atladığı, %40,6'sının vakit bulamadığı için öğün atladığı belirlenmiştir. Ayrıca araştırmaya katılan kadınların; %72,2'sinin hiç beslenme eğitimi almadığı, %30,0'unun beslenme bilgilerini radyo-televizyondan aldıkları, %40,0'ının beslenme bilgilerini kendilerinin yetersiz buldukları, %58,9'unun bu eğitimi beslenme öğretmeninden almak istedikleri, %37,7' sinin bu eğitimi kısa süreli kurs şeklinde almak istedikleri, %48,9'unun beslenme eğitimi "çok gereklidir" şeklinde fikir belirttikleri, %72,2'sinin osteoporozu daha önceden duydukları, %57,7'sinin herhangi bir hastalık durumunda kullandıkları ilaçların prospektüsünü okudukları, %77,7'sinin sağlıklı bir yaşam için sporun gerekli olduğunu düşündükleri ancak %26,6'smın düzenli olarak spor yaptıkları saptanmıştır. Beslenme eğitimi öncesi ve sonrası her günkü süt tüketimi yüz yüze eğitim grubunda %23,3-%83,3; el kitabı dağıtılan grupta %23,3- %50,0; kontrol grubunda %20,0-%25,0 olarak tespit edilmiştir. Eğitim sonrası kadınların beslenme ve osteoporoz ile ilgili bilgi düzeyleri halamından gruplar arasında anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Verilen el kitabının da eğitimde etkisinin önemli olduğu bulunmuştur. Osteoporoz ve korunma konusunda bu eğitimin etkili olacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte yeterli ve dengeli beslenme eğitiminin, öğretimin her aşamasındaki kişilere verilmesi, ayrıca da neslin devamını ve eğitimini sağlayan ve örgün eğitim fırsatım kaçırmış kadınlara da halk eğitim merkezleri vb. yerlerde eğitim imkanlarının hazırlanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Kadın Eğitimi, Kadın Beslenmesi, Osteoporoz ve Beslenme, Beslenme Eğitimi.
Ankara'da X, Y, Z kuşaklarının kahve tüketim alışkanlıklarının incelenmesi
Yoğun rekabetin hâkim olduğu günümüz dünyasında tüketicilerin tüketim olgusu, alışkanlıkları, arzu ve isteklerinin belirlenmesi amacıyla araştırmalar büyük önem kazanmaktadır. Tüketim olgusu, sofistike bir yapıya sahip olmasından dolayı tarih boyunca bilim dallarının ilgisini çeken önemli bir konu olmuştur. 21'inci yüzyılda ülkemiz açısından kahve tüketim olgusunda yeni bir boyut kazanarak, Avrupa ve Amerika tarzı kahve tüketim kültürünün yerleşmesine, yeni tarz kahve dükkânlarının açılmasına ve yeni markaların boy göstermesine neden olmuştur. Kahve endüstrisinde (Türk kahvesi) üreticilerin varlıklarını devam ettirebilmeleri ve üstün rekabet piyasasında performansı sergileyebilmeleri için kuşaklararası kahve tüketim alışkanlıklarının değişiminin incelenmesi önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, X, Y ve Z kuşaklarının kahve tüketim alışkanlıklarının incelenmesi, kuşaklararası tüketim ilişkilerinin belirlenmesi ve kahve tercihlerini etkileyen önemli faktörlerin saptanmasıdır. Tez çalışmasının temelini oluşturan üç farklı kuşağın (X, Y, Z) kahve tüketim alışkanlıklarının incelenmesi, yaş kriteri ve kahve tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişki ile paralel bir incelemedir. Farklı kuşaklardan oluşan katılımcıların kahve tüketim alışkanlıklarına verdikleri yanıtların çapraz ki-kare değerlendirmesinde farklı yaşlar (kuşaklar) ile kahve tüketim alışkanlıkları arasında önemli bir farkın olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. Örnek olarak kahve tüketim şeklinde her üç farklı kuşağın %54,5' i kahveyi sade tükettiği, her üç farklı kuşağın %38,7' si aynı marka kahveyi (Starbucks) seçtikleri, her üç farklı kuşağın %54,8' i Türk kahvesini tercih ettikleri, farklı eğitim durumuna ve farklı medeni duruma sahip katılımcılar ile kahve tüketim alışkanlıkları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı gözlenirken (p>0,05), çalışma durumunun kahve tüketim alışkanlıkları üzerine etkisi ve ilişkisi diğer kriterlere nazaran daha anlamlı olduğunu (p<0,05); genel olarak anket verilerini incelendiğinde kuşaklar arası farkın, kahve tüketim alışkanlıklarını çok da etkilemediği görülmektedir.
Geç Osmanlı Dönemi'nden 1970'li yıllara kadar değişen tüketim alışkanlıkları, mağazacılık ve mağaza mimarisi
Modernleşme ve modern mağazacılığın temelleri Geç Osmanlı döneminde atılmaya başlanmıştır. Somut olarak Tanzimat'ın ilanıyla başlayan modernleşme sürecinde Batılılaşma hareketlerinin tüketime yön verdiği görülmektedir. Bu tezde modern mağazacılığın Türkiye'de ortaya çıkması ve Batılı tüketim davranışlarının Türkiye'ye gelmesi ve gelişim süreci ele alınmıştır. Değişen siyasal ve toplumsal hayat, departmanlı mağazaların gelişimi açısından önem taşımaktadır. Yaşanan siyasal ve toplumsal değişimlerin giyim, mağazacılık, sanat ve mimariyi yakından etkilediği görülmektedir. Geç Osmanlı'da bon marşelerle başlayan modern mağazacılık süreci Erken Cumhuriyet döneminde Sümerbank mağazaları, 1950-1970 dönemleri arasında ise Gima, Yeni Karamürsel ve Vakko mağazaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Son dönem mağazaları ise giyim-kuşamın yanında sosyal aktivitelerle de adlarından söz ettirerek, Türkiye'de modern mağazacılığın önemli sembolleri haline gelmiştir. Bu bağlamda farklı dönemlerde yaşanan değişimlerle departmanlı mağazacılığın şekillendiği ve geliştiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Departmanlı mağazacılık, Sümerbank, Gima, Yeni Karamürsel, Vakko
Ücret ve tüketim ilişkisi
Ücretler ve tüketim fordist dönem boyunca uyumlu bir biçimde hareket etmişlerdir. Kitlesel üretim ve kitlesel tüketim anlayışı içerisinde ücretlerdeki artışlar, tüketim harcamaları yoluyla toplam talebi arttırmıştır. Otuz yıllık bu süreçte sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme sağlanmıştır. Küreselleşmeyle birlikte ücretlerin toplam gelirden aldığı pay azalmıştır. Artan finansal faaliyetler, işgücü kurumlarının zayıflaması, teknolojik gelişmeler, yeni üretim süreçlerinin ve bunlarla uyumlu işletme yapılarının ortaya çıkması bu azalışın temel gerekçelerini oluşturmaktadır. Ücretin marjinal tüketim eğiliminin sermaye gelirinin marjinal tüketim eğiliminden fazla olmasından dolayı ücretlerdeki azalışın toplam tüketim harcamalarını olumsuz etkileyeceği varsayılmaktadır. Ayrıca, değişen işgücü talebine bağlı olarak nitelikli ve niteliksiz işgücü arasındaki eşitsizlikler de hızlı bir şekilde artmıştır. Bu sorunlara çözüm bulabilmek için tüketim harcamaları finansal piyasalar aracılığıyla desteklenmiştir. Böylece ücretler ve tüketim arasında daha önceki dönemde yaşanan uyumun sonuna gelinmiştir. Bu bağlamda ortaya çıkan sonuç ise; borçlanma, artan eşitsizlik ve yoksulluk, sürdürülemez büyüme ve son olarak daha sık ve yıkıcı ekonomik krizlerdir. Çalışmanın birinci bölümünde teorik çerçeve çizilmekte ve kavramlar tanımlanmıştır. İkinci bölümde küreselleşmeyle birlikte ücretler ile tüketim arasında meydana gelen bakışımsızlığın gerekçeleri ortaya koyulmuştur. Son bölümde ise bu durumun hem işgücü piyasalarına hem de ulusal ekonomilere etkileri araştırılmıştır.
Kentleşme sürecinde tüketim: Antalya semt pazarları örneği
Tüketim geçmişten günümüze varlığını devam ettiren bir olgudur. İnsanlar mal ve hizmetleri tüketerek öncelikle yemek, içmek, barınmak ve güvenlik gibi temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşılarlar. Ancak sosyo-ekonomik alanda meydana gelen değişimler zaman içinde "tüketim"e farklı bir boyut daha kazandırmıştır. Toplumsal değerlerin metalaşması, bireylerin tüketim alışkanlıklarında rasyonellikten uzaklaşması ve tüketim kültürünün her geçen gün yaygınlaşması tüketim olgusunda meydana gelen değişimleri hızlandırmıştır. Endüstrileşme ile birlikte üretimdeki artışlar, beraberinde tüketim artışlarını da getirmiştir. Tüketim, sadece fizyolojik ihtiyaçları gidermeye yönelik bir aktivite olmaktan çıkmış, insanların yaşamlarının ve yaşam tarzlarının şekillenmesinde de rol oynamaya başlamıştır.Bu çalışmada tüketimin Türkiye'de sosyo-ekonomik açıdan değişen görünümünün ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma genel olarak, kavramsal, kuramsal, tarihsel ve ampirik olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır.Anahtar kelimeler: Kent, tüketim, tüketim kültürü, sembolik tüketim, semt pazarları.
Duygusal özdeşleşme sürecinde reklamlarda sembolik tüketim retoriğinin kullanımı: Otomotiv sektörü örneği
Geçmişten günümüze değişim yaşayan tüketim olgusu, fizyolojik ihtiyaçların giderilmesinin yanı sıra postmodern kültürün de etkisiyle hem psikolojik hem de sosyolojik ihtiyaçların karşılanmasını tanımlamaktadır. Sembolik tüketim, ürünlerin ve hizmetlerin taşıdıkları sembolik anlamlara göre tüketiciler tarafından anlamlandırılıp bireyin çevresine statüsünü ve prestijini göstermek amacıyla satın alınması ve tüketilmesidir. Günümüzde modern yaşamı kuşatan ve ilk örnekleri antik zamanlara kadar uzanan reklamcılık sektörü, tüketiciyi ikna etmek için retoriği etkin bir şekilde kullanmaktadır. Bu tez çalışmasının önemli yenilikçi yaklaşımı "sembolik tüketim retoriği" ve "duygusal özdeşleşme" "kavramlarıdır. Sembolik tüketim retoriği, tüketiciyi ikna etme amacıyla semboller kullanıp retorik aracılığıyla tüketicinin tüketilen ürün ile duygusal bağ kurmasını sağlayan ve duygusal özdeşleşme sürecini şekillendiren bir alandır. Duygusal özdeşleşme, belirli marka, kişi, olay ya da grupla ilgili duygusal bağ kurma hissidir. Reklamlarda markaya ait sunulan duygusal çağrışımlar, tüketicinin marka ile duygusal özdeşleşmesinin temellerini oluştururlar. Tüketici, marka ile duygusal bağ kurması sonucunda markayı rakiplerinden ayırmaktadır. Bu çalışmanın ana konusu, Burke'ün retorikte özdeşleşme kuramı açısından tüketicinin otomobille arasında kurduğu duygusal bağ kurma ölçüsünde yaşadığı duygusal özdeşleşmedir. Burke göre, özdeşleşme sağlanmadan ikna gerçekleşmez. Çalışma, tüketiciyi ikna etmek için hazırlanan reklamlarda duygunun stratejik kullanımının önemini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla modern yaşamın sembolü haline gelen ve sembolik tüketim nesnesi olarak görülen otomotiv sektörüne ait otomobil reklamları kullanılmıştır. Bu reklamlarda otomobil, sembolik tüketim retoriği kullanılarak tüketiciye insanbiçimselleştirilmiş şekilde sunulmaktadır. Otomobilin, tüketicinin marka ile duygusal özdeşleşmesini sağlama sürecinde hangi duyguları kullandığı ve tüketici tarafından nasıl alımlandığı odak grup görüşme yöntemiyle ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Instagram kullanan ev hanımları ve çalışan kadınların tüketim alışkanlıklarının incelenmesi: Afyonkarahisar örneği
Araştırmanın temel amacı, internetin yaygınlaşmaya başlaması ve sosyal medya mecralarının da gittikçe topluma hakim olmasıdır.Sosyal medyanın gittikçe yaygınlaşması yaşamsal ilişkileri etkileyen ve şekillendiren bir süreç haline gelmiştir.Bilginin hızlı bir şekilde yayılması sonucunda insanların bilgiye kolaylıkla ulaşabilmesi kişiye katkı sağladığı ifade edilebilir. Bilginin yayılmasıyla beraber üreten kesimin yanında tüketen kesimde yer almaktadır. Üretim ve tüketimde kullanılan sosyal medya mecralarından en popüler ve tercih edilen Instagram üzerinden yapılmaktadır. Çalışmada Instagram kullanan ev hanımı ve çalışan kadınların tüketim alışkanlıkları olarak kozmetik, giyim, aksesuar gibi birçok üründen hangilerini daha çok tercih ettikleri ve sosyal medya mecralarından Instagram'da ne kadar vakit geçirdikleri üzerine araştırma gerçekleştirilip, tartışılmıştır.
Küreselleşmenin Türk toplumunun tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkisi
Küreselleşme ulaşım, iletişim ve enformasyon alanındaki gelişmelerle birlikte toplumsal ve kültürel düzenlemeler üzerinde mekansal uzaklıklardan kaynaklanan farklılıkları ortadan kaldıran süreci anlatan bir kavramdır. Artık dünyanın bir noktasında yaşanan bir gelişme bütün dünyayı etkisi altına almaktadır. Tüketim ise, ihtiyaç sahibi olan insanın ihtiyacını gidermek için girdiği sürece denir. Küreselleşme hemen her şeyi etkisi altına almıştır. Kültürün bir öğesi olan tüketimi de etkisi altına almıştır. Belli bir yerde geçerli olan tüketim etkinlikleri bütün dünyayı etkisi altına almayı başarabilmiş ve ?tüketim kültürü