Yorumlama
55 theses under this subject heading
Sa'lebî'nin el-Keşf ve'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân adlı eserinde Kur'ân'ı yorumlama yöntemi
Ebû İshâk Ahmed b. Muhammed b. İbrâhim es-Sa'lebî en-Neysâbûrî eş-Şâfiî, hicrî IV. asrın sonu ile V. asrın başında yaşamış meşhur müfessirlerden birisidir. Müfessir Sa'lebî'nin doğum tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmadığı, ancak kaynakların çoğunda İran'daki İslâm hilâfetinde önemli rol oynamış olan Horasan bölgesinin Nişâbûr şehrinde dünyaya geldiği zikredilmiştir. Müfessir, h. 427 (m. 1035) yılının Muharrem (Kasım/Aralık) ayında yine bu şehirde vefat etmiştir. Tefsirin mukaddime bölümünde de onlarca hocadan ilim tahsil ettiğini ifade eden müfessir; kendisinden sonra ün kazanmış ve aynı zamanda talebesi olan başta el-Vahidî olmak üzere birçok âlim de ondan ilim tahsilinde bulunmuşlardır. Zamanın önde geleni, mütedeyyin, sâdık, eşsiz sağlam nakli ile güvenilir gibi sıfatlarla tanımlanmış olan müfessir; başta tefsir, Kur'ân ilmi, lugat, kırâat, edebiyat, tarih vb. ilimlerde büyük şöhret kazanmıştır. Özellikle tefsir ilmine dair te'lif etmiş olduğu el-Keşf ve'l-Beyân fî (an) Tefsîri'l-Kur'ân adlı eseri, rivâyet tefsirleri arasında önemli bir konumda olup, daha sonraki dönemlerde tefsir kitapları yazanlar için müracaat kaynağı olmuştur. Bunun dışında birçok esere sahip olan yazarın bilinen en önemli eserlerinden biri de Kitâbul-Arâisi'l-Mecâlis fî Kısası'l-Enbiyâ'dır. Bu çalışmamızda Sa'lebî'nin tefsirindeki Kur'ân-ı yorumlama yöntemi esas alınmıştır. Çalışmamızın ilk bölümünde müfessirimizin yaşadığı asır, hayatı, ilmî kişiliği, hocaları, öğrencileri ve ilim dallarına göre yazmış olduğu eserleri hakkında bilgi verdik. İkinci bölümde müfessirin tefsirinde rivayet ve dirayet yönünü her açıdan incelemeye çalıştık. Üçüncü bölümde ise "Ulûmu'l-Kur'ân" yönünden değerlendirdik. Bu bölümleri yazarken belirlemiş olduğumuz konulara göre âyetleri seçmiş ve hakkındaki müfessirin görüşlerini aktararak zaman zaman uygun gördüğümüz yerlerde ise kendi görüşümüzü de ortaya koymaya gayret gösterdik. Bununla beraber başka kaynaklardan da faydalanmayı ihmal etmedik.
Klasik ve modern fıkıh düşüncesinde makâsıd içtihadının ilke ve sınırları
IX. yüzyılda genelde İslam, özelde ise fıkıh düşüncesinin donuklaşma ve gerileme sürecine girdiği şeklinde baskın bir kanaat bulunmaktadır. Bu düşünce büyük ölçüde İslam'ın temel kaynaklarının makâsıdî (teleolojik) olmaktan ziyade lafzî (literal) bir yoruma tabi tutulmasıyla doğrudan ilişkilendirilmiştir. Bu bağlamda geleneğe hâkim olan lafzî yorum yaklaşımının, İslam dünyasının geride kalmasına neden olduğu iddia edilmiş, makâsıdî yoruma ise sık vurgu yapılarak ön plana çıkarılmıştır. Bu sâikle modern dönemde bazı araştırmacılar gâî yorumu bir çıkış yolu olarak görmüş, bu yöntemi içtihatta merkeze alarak lafzî yorumun/beyan içtihadının bir tarafa konulması gerektiğini ifade etmişlerdir. Bunlar kısaca usul ilminin bir kenara bırakılmasını, nass ile makâsıdın çatışması durumunda ise makâsıdın tercih edilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Ancak bu düşüncenin birçok içtihadî ve hukukî probleme sebebiyet vereceğinden bu içtihat yönteminin delil değerini ve ilkelerini belirleme gereği doğmuştur. Buna binaen tezde, makâsıd içtihadının delil değeri, problemleri ve makâsıd içtihadının ilke ve sınırları tespit edilmeye çalışılmıştır. Neticede makâsıdın gayri mansûs meselelerde delil olduğu, bu yöntemle içtihat edilebileceği, ancak zaptı sağlanmadığı takdirde İslam hukukunun formel ve normatif yapısına zarar vereceği, makasıd içtihadının bir takım ilke ve sınırlarının bulunduğu görülmüştür. Bu çalışmanın birinci bölümünde makâsıdın, tarihi serüvenine, dayandığı temel kavramlara ve kısımlarına değinilmiştir. İkinci bölümde içtihat yöntemleri, makâsıd içtihadının delil değeri ve ilkeler belirlenmeden başvurulan içtihadın doğuracağı hukuki problemler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise içtihat/yorum ilkeleri, makâsıd içtihadını sınırlayan deliller, bu yöntemin genel ve özel ilkeleri konularına göre incelenmeye çalışılmıştır.
مسميات الصوت في القرآن الكريم (دراسة موضوعية)
This research deals with the relationship of phonetic names in the Qur'an with meanings and expressions, and the study of the number of phonemic names in the interpretation of the text is an objective study that explains the Qur'an and its meaning, it includes the phonetic meaning of the word, as well as the way of realizing its phonetic significance, The names of sounds in the Quran are one of the important topics in the linguistic and exegetical studies of the Quran, the Quran is distinguished by its unique linguistic aesthetics, which is evident in its precise use of sounds to convey certain meanings and psychological effects on the listener, Understanding these terms is important for understanding and contemplating the meanings of the Quran. The study of the names of the sounds in the Quran is one of the studies that help to clarify the linguistic methods used, The work of this research is based on knowing the origin, meaning, connotation, the linguistic, verbal, and phonetic timbre of the word and proving that this sound is the sound of something that exists, regardless of whether it is within the audible or inaudible boundaries, There are sounds whose meaning and musical timbre are indicated by the following: there are whispered, hidden sounds that are almost not included in the auditory frequencies of the human ear, and there are high sounds that the human ear cannot handle, It is a very high frequency that leads to the destruction and torment of the person exposed to these sounds, In this research, I followed the objective inductive approach in analyzing and interpreting the word and knowing its phonetic aspects that contribute to giving meaning to the word. The sounds are divided into several sections, including a section on humans, a section on animals and inanimate objects, The research also concluded that there is a relationship between the sound uttered in the Arabic language, and the meaning and significance of that sound in the Qur'an, the importance of the study lies in its contribution to the understanding of the Quranic text, in addition to tilizing linguistic studies in interpreting the meaning and significance of sound.
Tüketicilerin satın alma kararında online ürün yorumlarından etkilenme düzeyinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Tüketicilerin satın alma kararını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Ağızdan ağıza pazarlamanın uzantısı olan online yorumlar da bu faktörlerden biridir. Online yorumlar; ağızdan ağıza pazarlamanın elektronik ortamda gerçekleştirilmesidir. Online yorumlara başvuran tüketiciler ürün bilgisi, deneyim ve memnuniyet gibi kriterleri karşılaştırma hakkı kazanırlar. Bu araştırma ürüne yönelik online tüketici yorumlarının satın almaya etkisini araştırmak üzere hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda online yorumlara ve satın alma davranışına dair teorik çerçeveye yer verilmiş ve veri toplama amacıyla anket çalışması yapılmıştır. Bu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde e ticaret ve e tüketim kavramı üzerinde durulmuştur. Gerekli kavramsal tanımlamalar ve açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde elektronik ağızdan ağıza pazarlama ve online yorum kavramları incelenmiştir. Üçüncü bölümde gerekli ön testler yapılmış, oluşturulan modelle ilgili sayısal veriler açıklanmıştır. Veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini kolayda örneklem yöntemine göre belirlenen 505 katılımcı oluşturmaktadır. Anket çalışmasıyla toplanan verilerin değerlendirilmesi için SPSS STATISTIC 21 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda online ürün yorumlarının tüketici satın alma kararını etkilediği ve tüketicilerin online alışveriş sıklıkları arttıkça web sitesinin özellikleri ve yorumun özelliklerinin satın alma kararları üzerinde daha etkili olduğu bulunmuştur.
Sosyal bilgiler dersi harita okuma ve yorumlama becerisinin öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre incelenmesi
Coğrafyanın dağılış ilkesini gösteren, bilgiyi anlamlandıran ve günlük hayatın her safhasında kullanılan haritaların nasıl okunacağı ve yorumlanacağı hem eğitim hem de iş hayatı için oldukça önemlidir. Renkleri anlama, sembolleri bilme, mesafe ölçme, konum belirleme ve yön bulma gibi alt basamaklara ayrılan harita okuma ve yorumlama becerisi ülkemizde ortaokul Sosyal Bilgiler dersi kazanımları arasındadır. Bu çalışmanın amacı harita okuma ve yorumlama becerilerine yönelik Sosyal Bilgiler öğretmenleri ile 5. 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin görüşlerini belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için Adana İli, Pozantı ve Seyhan İlçelerinden 100 öğretmen ve 100 öğrenci ile anket uygulaması yapılmış ardından 20 öğretmen ile görüşme ve 20 öğrenci ile odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada kullanılan anketler, görüşme ve odak grup görüşmesi soruları araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Bu araştırma görüşme ve anketin yapıldığı karma bir araştırma olarak adlandırılabilir. Araştırmada elde edilen nitel bilgilerin çözümlenmesinde içerik analizi; araştırmadan elde edilen nicel bilgilerin çözümlenmesinde ise betimsel istatistik tekniklerinden frekans, yüzde, aritmetik ortalama değerleri kullanılmıştır. Nicel veriler SPSS 21.0 programından yararlanılarak bilgisayar ortamında çözümlenmiştir. Öğretmen adaylarına lisans yıllarında harita ile ilgili bilgisayar uygulamaları konusunda eğitim verilmesi gerektiği (=4,80) ve öğretmenlerin harita kullandığında öğrencilerin konuları daha iyi anladığı (=4,90) belirlenmiştir. Ayrıca derslerde harita okuma ve yorumlama becerisini geliştirmek için Google-earth gibi dijital platformlardan yararlanan öğretmenlerin ortalamasının =1,65 ve ders kitaplarında; harita üzerinden yön bulma, mesafe algılama ve taslak çizim etkinliklerine yer verilmiştir diyen öğretmenlerin ortalamasının =2,55 olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen görüşmelerine göre ders kitaplarındaki haritaların ve duvar haritalarının renklerin solgun ve boyutlarının küçük olmasından dolayı eğlenceli ve dikkat çekici olmadıkları (n=14) buna ek olarak konuya uygun haritaların ve duvar haritalarını saklayacak etkileşimli Sosyal Bilgiler laboratuarlarının yetersiz olduğu (n=13) tespit edilmiştir. Öğrencilere göre sosyal bilgiler dersleri için haritalar önemlidir (=4,90) öğrenciler harita, üzerindeki renklerin anlamlarını bilmektedirler (=4,19) ancak taslak harita çizme konusunda problem yaşadıkları belirlenmiştir (=3,21). Öğrencilerin ders, iş, tatil gibi hayatımızın her alanında haritaların önemini bildikleri ve haritalardan az da olsa telefondan, navigasyon cihazlarından, dijital platformlar ile akıllı tahtadan eğlenceli bir şekilde yararlandıkları bulunmuştur. Ülkemizdeki öğretim programları okul öncesinden ortaöğretime kadar harita okuma ve yorumlama becerisi yönünden zenginleştirilmelidir. Ortaokul 5, 6 ve 7. Sınıf Sosyal Bilgiler ders kitapları haritalarının kartografik tasarımları öğrencilerin seviyelerine uygun olarak yeniden gözden geçirilmelidir. Okulların fiziki şartları akıllı tahtalar, yansıtım cihazları ve kabartma haritalar yönünden iyileştirilmelidir. Haritalara yönelik dijital uygulamalar, ders kitapları ile paralel e-içerikler ve etkileşimli oyunlar ile dilsiz haritalar hazırlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler dersi, harita, harita okuma ve yorumlama becerisi.
Mehmet Feyzi Efendi'nin Kur'an'ı yorumlama ilkeleri
Asırlardan bu zamana kadar yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim pek çok âlim tarafından tefsir edilmiş, yorumlanmaya çalışılmıştır. Mehmet Feyzi Efendi de, Kur'an'dan bazı ayetleri yorumlayarak, Kur'an ve sünnet ışığındaki irşadı ile sadece Kastamonu'da değil, Kastamonu dışında da etkili olmuş bir âlimdir. Çalışma başlıca iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mehmet Feyzi Efendi'nin Kur'an anlayışını etkileyen şahıslar ve Kur'an'ı yorumlamada öncelikleri ele alınırken, ikinci bölümde Mehmet Feyzi Efendi'nin Kur'an'ı yorumlama ilkeleri, genel ve özel ilkeler çerçevesinde ele alınmıştır. Söz konusu ilkeler, Kur'an'ın okunmasından hayata geçirilme sürecine kadar gerekli şartlar, Kur'an'ı anlama ve okuma metodları ve bazı ayetlerin başka bir ayete, hadise veya ehl-i sünnet âlimlerin görüşlerine dayandırılan ayet yorumları ile delillendirilmiştir. Ayrıca, ayetlerin dilbilimi, işarî ve zahirî yönüyle tefsirine de değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Mehmet Feyzi Efendi, Kastamonu, ayet, tefsir, ehl-i sünnet, metot.
Haber doğruluk-hakîkat ilişkisinin hermeneutik tezâhürleri üzerine bir deneme: Haberin yorumlanma sürecine dâir bir araştırma
Profesyonel gazetecilik uygulamalarına yoğunlaşan akademik çalışmalar, haberin doğruluğunu ve hakîkatini, profesyonel gazetecilik uygulamalarının belirlediği ön kabulünün yerleşmesine sebep olmuştur. Haberi yorumlayanlar yeterince araştırılmamış, ihmal edilmiştir. Ancak haberin doğruluğu ve hakîkati en az profesyonel gazetecilik faaliyetlerindeki kadar fertler nazarında, yorum vasıtasıyla, inşâ edilmektedir. Bu tezin amacı haberin fertlerin anlam dünyasındaki yerini hermeneutik gelenek çerçevesinde ortaya koymak ve bu sayede haber doğruluk/hakîkat ilişkisini belirleyen hermeneutik unsurları açığa çıkarmaktır. Çalışma, haberin doğru yorumlanmasını sağlayacak epistemolojik bir yöntem değil haberin anlaşılmasında ve yorumlanmasında ortak bazı yönlerin olduğunu ileri sürmektedir. Araştırma, mezkûr amaca uygun biçimde iki safhalı olarak planlanmıştır. İlk safhada, doğrunun mâhiyeti ve doğrunun hakîkat ile nasıl bir ilişkisi olduğu "doğruluk kuramları" çerçevesinde, doğru/hakîkat ve "anlama" arasındaki ilişki ise hermeneutik düşünce zemininde ele alınmıştır. Son olarak haber doğruluk/hakîkat ilişkisinin iletişim kuramları nezdinde nasıl değerlendirildiği hermeneutik gelenek çerçevesinde tartışılmıştır. İkinci safha, haber doğruluk/hakîkat ilişkisinin yorum yoluyla nasıl inşâ edildiğini fenomenolojik bir saha araştırması ile ortaya koymaktadır. Bu amaçla "maksimum çeşitlilik", "amaçlı tabakalandırma" ve "kartopu" örnekleme yöntemleri bir arada kullanılarak belirlenen 46 katılımcıyla mülâkat gerçekleştirilmiştir. 48 gün süren saha araştırmasından toplanan ham veri MAXQUDA 20 nitel analiz programı ile tahlil edilmiş ve katılımcıların görüşleri 5 ana tema, 14 tema ve 17 alt tema altında tasnif edilmiştir. Saha araştırması, katılımcıların haberin doğruluğunu/hakîkatini kıyas, kaynak, değer ve tecrübe zemininde belirlediğini ortaya koymuştur. Tezin sonuç bölümü çalışmanın teorik ve uygulama kısımlarından ulaşılan çıkarımlardan yola çıkılarak yazılmıştır. Buna göre toplam 9 hermeneutik unsurun haberin anlaşılmasında ve haber doğruluk/hakîkat ilişkisi üzerinde tesirli olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu hermeneutik unsurların "tecrübî bilgileri haberi anlamak için kullanma", "haberde kullanılan kavramların gramatik yapısına âşinâ olma", "haberi anlamak için hızlı hüküm verme", "doğrularını riske atacak cesarete sahip olma" ve "haberi sorgulama" olmak üzere 5'i fert kaynaklı iken; "haberi yazanın ortak tinine âşinâ olma", "ortak tine hâkim baskın tutarlı önermeler bütününün farkında olma", "hakîkî anlama yaklaşacak kadar zamanın geçmiş olması" ve "haber kaynaklarına erişebilme" olmak üzere 4'ü ise toplum kaynaklıdır.
Tunceli/Ovacık'ta Hızır orucu rüyaları
En eski çağlardan itibaren insanların ilgisini çeken rüya ve rüyalardan yorum çıkarma günümüzde bir bilim haline gelmiştir. Bu bilimin aradığı sorular değişse de ilk insanlardan itibaren değişmeyen tek şey ise rüyaların gelecekte yaşanabilecek yaşantılara dair ipucu niteliğinde bazı sinyaller verip vermediği sorusuydu. Hızır rüyaları da geleceğe dair bilgi vermesinden dolayı Tunceli ve yöresinde oldukça önemsenmektedir. Bu rüyalar, sadece her yılın ocak ve şubat ayları arasındaki bir aylık süreçte görülmektedir. Tunceli ili, Ovacık ve diğer ilçelerini kapsayan çalışma alanımızda 164 rüya, kadın ve erkek 141 kişiye, sorular yüz yüze sorularak görüşülmüştür. Bu rüya örneklerinden 66 tanesini Freud, Jung, İbni Şirin, Nablusi ve Hızır rüyalarının yorumuna göre ayrı ayrı analiz edilmeye çalışılmıştır. Diğer örnekler ise yorumlanmadan yazılmıştır. Aldığımız rüyaların hepsinin de çıktığı ve diğer bilim insanları olan Freud, Jung yorumlamalarıyla bazı sembollerin örtüştüğü tespit edilmiştir.
Antlaşmaların yorumuna farklı bir yaklaşım: AİHM'nin dinamik yorumu ve takdir payı doktrini
Uluslararası antlaşmaların yorumuyla ilgili kurallar Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (1969) ile belirlenmiştir. Klasik antlaşmalar rejimine göre belirlenen bu kurallar, insan hakları antlaşmalarının uygulanmasına nezaret eden yargı organları tarafından farklı yorumlanıp uygulanmaktadır. Antlaşmanın amacını ön planda tutan insan hakları antlaşmalarının denetim organları, klasik antlaşmalar rejiminin mütekabiliyet ve rıza unsurunu geri plana atmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de antlaşmanın amacını merkeze aldığı dinamik yorum yöntemini uygulamaktadır. Dinamik yorum yöntemi maddi hakların kapsamını genişletici bir rol oynamaktadır. Yöntemin bu etkisi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olan devletlerin başlangıçta kabul etmedikleri yeni yükümlülüklerle karşılaştıklarına dair eleştirilere yol açmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi getirilen eleştirileri hafifletmek adına içtihat yoluyla takdir payı doktrinini geliştirmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin uygulanması konusunda taraf devletlere belirli bir hareket alanı tanıyan bu doktrin, dinamik yorum yönteminin hakların kapsamını genişletici etkisi nedeniyle istenilen sonucu vermekten uzak kalmakta ve sınırları belirsizleşmektedir. Mahkemenin benzer davalarda farklı kararlar vermesi hukuki belirliliği azaltmakta ve hatta Mahkemenin çifte standart uygulamakla itham edilmesine yol açmaktadır. Bu tezde, dinamik yorum yöntemi ve takdir payı doktrininin teoride ve pratikte nasıl işlediği izah edilmeye çalışılmış ve ikisi arasındaki ilişki analiz edilmiştir.
İnternetteki tüketici yorumlarının tüketici satın alma davranışlarına etkisi: İstanbul Sultanbeyli'de görev yapan öğretmenler üzerinde bir araştırma çalışması
Günümüzde gelişen teknolojiyle, kişiler ürün ya da markalar hakkındaki deneyimlerini büyük kitlelere aktarmaktadır. Özellikle internet teknolojisinde yaşanan gelişmeler, katılımcı web şeklinde de adlandırılan Web2.0 uygulamaları kullanıcılara içerik geliştirme, kendi yaratıkları bir videoyu, bir müzik parçasını paylaşma gibi pek çok özelliği ile kullanıcıların çok daha üretken bir pozisyona gelmelerine imkan tanımıştır. Tüm bu imkanlar günümüz tüketicisinin de markalar karşında çok daha güçlü bir pozisyona gelmelerine neden olurken aynı zamanda tüketicilerin üretim sürecine de dahil olmalarını kolaylaştırmıştır. ?Kullanıcı güdümlü içerik? şeklinde Türkçeleştirilen User Generated Content (UGC), tüketiciler tarafından üretilen görüşleri, önerileri, tavsiyeleri ve ürünler, markalar, şirketler hakkında daha çok kişisel deneyimlere dayanan yorumları kapsamaktadır. Web2.0 ile birlikte sosyal medya araçlarının ortaya çıkması yeni ortamları yaratmaktadır. Bloglar, forum siteleri, sosyal ağ siteleri, video siteleri ve sanal topluluklar gibi yeni ortamlar; internet kullanıcılarının birbirleriyle iletişim kurmalarına, fikir ve deneyimlerini paylaşmalarına olanak sunmaktadır. Bu durumlar dikkate alınarak hazırlanan bu çalışma, internetteki tüketici yorumlarının tüketici satın alma davranışlarına etkisi ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.Bu tez çalışması, İstanbul Sultanbeyli'de görev yapan öğretmenler üzerinde gerçekleştirilen bir araştırma çalışmasıdır. Çalışmanın kavramsal çerçevesinde; iletişim, ağızdan ağıza iletişim, tüketici davranışları ve satın alma karar süreci, online ağızdan ağıza iletişim, sosyal medya\sanal topluluklar kavramlarına değinilmiştir. Çalışma, 385 öğretmen üzerinde anket tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiş tanımlayıcı bir araştırmadır. Elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS for Windows 17.0 programı kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart Sapma) kullanılmıştır. Hipotez testleri olarak Non-Parametrik testlerden Kruskal Wallis H-Testi ve Mann Whitney U testleri, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının tablo, grafik ve diyagram çizme ve yorumlama becerisine ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının tablo, grafik ve diyagram çizme ve yorumlama becerisine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın amacına uygun olarak, nitel araştırma türlerinden olan durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma, 2019- 2020 eğitim- öğretim yılında Fırat Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültelerinde öğrenim gören 4. Sınıf Sosyal Bilgiler öğretmen adayları ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, amaçsal örnekleme stratejilerinden biri olan kolay ulaşılabilir durum örneklemesine göre belirlenmiştir. Çalışma grubunda, gönüllülük esasına dayalı olarak 36 kadın, 14 erkek olmak üzere toplam 50 kişi yer almıştır. Araştırmada verilere yarı yapılandırılmış görüşme formu ile ulaşılmıştır. Ulaşılan bu verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Veriler, NVİVO 11 nitel veri analiz programı ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucuna göre öğretmen adaylarının genel olarak beceri kavramını; bir işi yapabilme ve kazılması gereken davranış olarak açıkladıkları belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının tablo, grafik ve diyagram çizme ve yorumlama becerisi için genellikle sayısal verilerin, bir durumun ya da bir olayın görsellerle ifade edilmesi şeklinde tanımlamalar yaptıkları tespit edilmiş ve bu becerinin kazandırılması konusunda Sosyal Bilgiler dersini yeterli gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının bu becerinin kazandırılması için birçok yöntem-teknik ile araç- gerecin kullanılabileceğini ve bu becerinin anlamayı kolaylaştırdığını ve kalıcı öğrenmeyi sağladığını ifade ettikleri tespit edilmiştir. Bu beceriye Sosyal Bilgiler Öğretim Programında yer alan diğer öğrenme alanlarında da yer verilebilir ve tüm kademelerdeki öğrencilere kazandırılması hedeflenen bir beceri olması sağlanabilir.
Türk Vergi Hukukunda vergi suç ve kabahatleri bakımından yorum ve ispat
Vergi borcu/alacağı ilişkisi niteliğinin etkisi ile kamu gücü ağır basan vergi hukuku kavram ve kurumları, yorum ve ispata dair yaklaşımlar yoluyla vergi ödevlisi için katlanılması ağır sonuçlar ihtiva edebilmektedir. Özellikle vergi idaresi ve yargı organlarında, vergiden kaçınma, vergi kaçakçılığı ve vergi kanunlarının içerik sorununa dair üretilen yorum ve ispata ilişkin doktrin, uygulama ve yaklaşımlar konuyu özellikli hale getirmektedir. Hukuk düzeni içerisinde ifade bulmanın koşutu olan insan haklarına sıkı bağ çerçevesinde, kamu düzenini tamamlayıcı fonksiyon vergi hukukunda yorum ve ispat kavramlarını, içerik, sınır, özellikler gibi konularla hiçbir zaman güncelliğini kaybetmeyecek şekilde belirginleştirmektedir. Vergi hukuku, ceza hukuku ve idare hukuku gibi kamu gücü varlığının en etkin hissedildiği alanların etkileşim alanında olan, kavram ve kurumlarını bu hukuk dallarından devşiren vergi ceza hukukunda ise yorum ve ispat, vergi hukukunda önemsenen ve özel bir kimliğe sahip olan yorum ve ispattan farklı ele alınmalıdır. Bir boyutuyla vergi idaresi, vergi yargısı, diğer boyutuyla adli yargının konu alanına dahil olan vergi ceza normlarının yorum ve ispatı, kendine özgü bir takım özellikler ihtiva ederken, bu özelliklerin açığa çıkartılması ve bunlara dair farkındalığının oluşturulması ihtiyacı içindedir. Bu doğrultuda, vergi ceza hukukunun gelişimine katkı sağlayacak nitelikte, vergi ceza normunun varlığı ve bu varlığın gerektirdiği kendine özgü yapı izah edilerek, vergi hukukunda özgün kimliğe sahip olan yorum ve ispatın, vergi suç ve kabahatleri nezdindeki etkisi ve önemi ile özellik gösterdiği düşünülen hususlar değerlendirilmektedir. Bu noktada vergi suç ve kabahatlerinin, vergi hukukunu tamamlayan fonksiyona sahip olduğu fikri ile ele alan çalışmamız, farklı yargılama usullerinin kendi yapılarına has özelliklerini kaybetmeden pozitif düzenlemeler itibariyle çözümler sunmakta ve "olması gerekene" ilişkin düşünceler içermektedir.
İnternet haber yorumları ve demokrasi: 2007 yılı seçimlerinde internet haber sitelerindeki okuyucu yorumları üzerine bir inceleme
Çalışma; internetin yaygınlaştığı ve etkisini giderek artırdığı günümüzde, internetin kamusal bir alan oluşturarak demokratikleşmeye katkı sağlayıp sağlamadığını çözümlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, internet üzerinden her geçen gün daha da yaygınlaşan toplumun sesini duyurma sürecinin bir boyutunu yansıtmaktır. Çalışmada internet ve internet haberciliği yapan gazetelerin yorum sayfaları aracılığıyla kamusal katılımın sınırları, tartışmalarla ortaya konulmaktadır. Yurttaşların fikirlerinin geleneksel medyada yeteri kadar yer bulamaması yurttaşları internete yönlendirmekte ve yurttaşlar internet üzerinden söz sahibi olabilmektedir. Yurttaşların internet üzerinden bu katılımları gazetelerin yayım politikalarını da etkileyebilmektedir.Çalışmada, internet haberciliğinin en eski iki örneği olan Milliyet ve Zaman gazetelerinin internet sitelerindeki haberlere yapılan yorumlar incelenmiştir. 2007 yılında Türkiye'nin gündeminde en fazla süreyle yer tutan Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Milletvekili Genel Seçimi sürecinde, Milliyet ve Zaman gazetelerinin internet sitelerindeki haberler niteliksel analiz yöntemi ile incelenmiştir. Bu yorumlardan ortaya çıkan temalar çalışmada ele alınmıştır. Gazetelerin sitelerine konulan yorumların gazete politikasına olan etkileri incelenmiştir. Çalışmada, internetten yapılan yorumların analizi de yurttaşların gelecek kaygısı da yansıtılmaya çalışılmıştır. Bu kaygı üzerinden ortaya çıkan tartışmaların kategorik ve tematik olarak analizi yapılmıştır.Çalışma iki ana kısımdan oluşmaktadır. Çalışmanın ilk kısmında iletişim teknolojilerine getirilen liberal ve eleştirel yaklaşımlar, kamusal alan, kamusal alan ve demokrasi, internetin demokratik potansiyeli ve eleştirisi ile internete kamusal katılım konuları ele alınmıştır. Bu kısım, çalışmanın kuramsal temelini oluşturmaktadır. İkinci kısım ise araştırmanın konusu olan Milliyet ve Zaman gazetelerinin internet sitelerinde yer alan 2007 yılı Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Milletvekili Genel Seçimi ile ilgili haberlerin analizini kapsamaktadır.
Tefsir ilminin gelişim süreci bağlamında Alak suresi yorumunun değerlendirilmesi
Tefsir ilmi târihî süreç içerisinde çeşitli aşamalardan geçmiştir. Devam eden bu süreci başlangıcından itibaren kabaca üç döneme ayırmak mümkündür. Hz. Peygamber'den Muhammed b. Cerîr et-Taberî'ye (ö. 310/923) kadar olan süreç erken dönem, Taberî'den sonra 19. asra kadar devam eden süreç klasik dönem, 19. asırdan günümüze kadar gelen süreç de modern dönem olarak isimlendirilmektedir. Çalışmamızda kendine özgü karakteristik özellikleri olan bu dönemlerin Kur'ân yorumunda ne tür farklılaşmalar ortaya çıkardığını, Alak sûresi üzerinden göstermeye çalıştık. Bununla geçmişte yaşandığını bildiğimiz, günümüzde de çok sık karşımıza çıkan yorum farklılıkları üzerinden Müslümanların birbirini yıpratmasının çok da anlamlı olmadığını, yorum farklılaşmalarının belli sebeplere dayanan tabiî bir durum olduğunu göstermek istedik. Çalışmamız bir giriş, üç ana bölüm ve bir sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın yöntem ve sınırlarından bahsedilmiş, ardından birinci bölümde erken dönem özetlenmiş, sonrasında belirlenmiş beş tefsir üzerinden Alak sûresi yorumları incelenerek değerlendirilmiştir. İkinci bölümde klasik dönem ve üçüncü bölümde modern dönem için aynı yol izlenmiştir. Sonuç bölümünde ise bütüncül bir bakış açısıyla erken dönemden modern döneme kadar geçen süreç içerisinde oluşan değişim gözler önüne serilmeye çalışılmış ve belli sınırlar içinde kalan yorum farklılıklarının doğal bir durum olduğu vurgulanmıştır.
İş Hukukunda yorum
Belli yorum yöntemlerine göre, yorum araçları ve yorum ilkelerinin uygulanması ile yürütülen bir hakim faaliyeti olarak tanımlanan yorum ile, adaletli ve sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek için, ilk önce yoruma hangi hallerde başvurulabileceğinin sınırlarının belirlenmesi, daha sonra da yorumlama sırasında kullanılacak araçlar ile esas alınacak ilkelerin ve yöntemlerin ortaya konulması gerekmektedir. Bu tezde, İş Hukuku'nda yoruma hangi hallerin varlığı halinde başvurulacağı, yorum sırasında kullanılacak araçlar ve esas alınacak yöntem ve ilkeler ortaya konulmuştur. Ancak, İş Hukuku'nda yorum konusu açıklanırken, klasik yorum yöntem ve ilkelerinin tamamen bir tarafa bırakılarak yeni yorum yöntem ve ilkelerinin ortaya konulması değil, daha ziyade iş hukukunun bağımsız bir hukuk dalı olması sebebiyle klasik yorum yöntem ve kurallarının İş Hukuku'nda ne şekilde uygulanacağı belirtilmiştir. İş Hukuku'nda, bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasının tarihi sebeplerinden ileri gelen ve ön planda tutulan bir amaç olan "işçiyi koruma" amacının yorum konusunda da etkin bir rol oynayacağı muhakkaktır. Ancak, İş Hukuku'na, yalnızca işçinin korunması ihtiyacı karakterini vermeyip, ayrıca bu koruma ihtiyacı ile ülkenin üretim düzenini doğrudan etkileyen çalışma barışının sağlanması amacı arasında bir denge sağlama lüzumu da İş Hukuku'na damgasını vurmaktadır. Bu itibarla, İş Hukuku mevzuatı ve sözleşmelerinin yorumunda işçi lehine yorum ilkesine, kural olarak değil, diğer ilkeler ve araçlar yardımıyla bir sonuca varılması mümkün olmadığı takdirde başvurulmalıdır. Nitekim, iş mevzuatı hükümlerinin yorumu gereği ortaya çıktığında, öncelikle amaçsal yorum yöntemine başvurularak normun amacının ortaya çıkarılması;bunun gibi, iş hukuku sözleşmelerinin yorumu söz konusu olduğunda da, öncelikle güven teorisi çerçevesinde tarafların gerçek ortak iradelerinin saptanması gerekmektedir.
Yeme içme sektöründe sosyal medyanın rolü: Sosyal medya kullanıcılarının işletmelere yaptığı yorumların incelenmesi
İletişim alanında gelişen ve değişen teknoloji ile birlikte birçok değişim ve gelişim yaşanmaktadır. Yeme-içme sektörü de bu değişimden etkilenmektedir. İnternet dünyasında meydana gelen son gelişmeler iletişimin yönünü de değiştirmiştir. Web 2.0 teknolojilerinin gelişmesi ile işletmeler ile misafirlerin iletişiminde daha aktif, bizzat içerik üreten ve içerik yayan etkin bir hedef kitle oluşmuştur. Bu iletişimde eski dönemlerde mesaj direkt olarak kaynaktan (misafirden) alıcıya (çalışana) iken yani yüzyüze iletişimden; iletişim artık kaynaktan dolaylı yollarla alıcıya gitmektedir. Bu iletişimde de temel faktör web 2.0'ın sonucu olan sosyal medya mecralarıdır. İşletmeler de sosyal mecraları aktif olarak kullanmaya başlamışlardır. Globalleşmenin arttığı dünyamızda tüketicinin istekleri ve davranışları çok büyük bir değişim geçirmiş olup geleneksel reklam alanlarının etkisi de dolayısıyla günümüz tüketicisi üzerinde azalmış bulunmaktadır. Bu kapsamda günümüz markaları da tüketiciye ulaşmak ve daha sağlam ilişkiler kurmak için en çok kullanılan interneti yeni bir reklam alanı olarak görmeye başlamışlardır. Kısacası sosyal medya üzerinden pazarlama ve reklamcılık; firmanın amaçlarına yönelik olarak sosyal medya mecralarına reklam ve pazarlama içeriklerini entegre etmeleri yani tüketicileri buna maruz bırakmalarıdır. Bu tez çalışmasının içeriği Türkiye'de yeme-içme hizmeti sunan işletme grupları ve yeme içme hizmetlerine misafirlerin yaptığı yorumlardır. Çalışmada spesifik sosyal medya alanlarından seçilen aktif sosyal medya kullanıcılarının yer aldığı 6 ana konulu toplamda 28 sorunun yer aldığı bir araştırma bölümü gerçekleştirilmiştir. Araştırma içerisinde katılımcıların demografik özellikleri, sosyal medyadaki konumları değerlendirilmiştir. Yanı sıra genel ve özel anlamda gerçekleştirilen reklamcılık faaliyetleri üzerine konuşulmuştur. Yeme içme sektöründe işletme-misafir ilişkisine yön vermesi hedeflenen küçük bir grupla çalışılmış alan çalışmadır.
Türk vergi yargısında kıyas yasağı ilkesi
Kusursuz olması için sarf edilen tüm çabalara rağmen kanunlarınzaman zaman boşluklar içermeleri doğaldır. Bu bilinçle hazırlanan kanunlarınyapılmasında benimsenen soyut kural yöntemi kanun koyucunun sadecesoyut hukuk kurallarını düzenlemekle yetinmesini, hâkimin karşılaşacağıolaylarda cevapları kanunu yorumlayarak bulmasını gerektirmektedir. İşte busüreçte hâkimler çeşitli mantık kurallarından faydalanmaktadırlar.Bu kurallardan bir tanesi olan kıyas, bir olayla ilgili olarak kanundadüzenlenmiş olan kuralın nitelikleri benzer ancak kanunda düzenlenmemişolan olaya da uygulanması anlamına gelmektedir.Özel hukukta sıklıkla başvurulan kıyas yoluna vergi hukukundabaşvurulmasının yasak olmasının nedeni vergilerin kanuniliği ilkesidir. Busayede kanunda düzenlenmedikçe mükelleflere vergisel yükümlülükyaratılmasının önüne geçilerek hukuki güvenlik sağlanmaktadır.
İbn Haldun'un yorum kuramı
Bu çalışmada, İbn Haldun'un, kurucusu olduğu Umran ilminin dayandığı bilgi kuramı üzerinde durulmaktadır. Tabiat bilgisine odaklanan geleneksel felsefenin dayandığı bilgi kuramının tarihi ve toplumsal olguları anlama ve açıklamakta yetersiz kaldığına inanan İbn Haldun, Umran ilmini, beşeri hayatın sabit ve değişken şartlarını araştıran yeni bir disiplin olarak tanımlar. Bu ilim aracılığıyla İbn Haldun'un aynı zamanda farklı bir epistemoloji ve toplumsal ontoloji inşa ederek tarih ve toplum bilgisine yeni bir yorumlama çerçevesi geliştirdiği bu çalışmanın ana tezi olarak ortaya konulacaktır. Bu tezi de, Umran ilminin yöntemi, kullandığı temel kavramlar ve bunlar aracılığıyla İbn Haldun'un tarih, toplum ve bilgi konularını yorumlaması ile ispatlamaya çalışacağız. Birinci bölümde İbn Haldun'un tarih yorumu ele alınmıştır. Bu bölümde İbn Haldun'un Umran ilmini tarihsel aktarımların doğrulanmasında metot olarak kullanışı üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, Umran ilminin zaruret, gereksinim ve lüks kategorileri gibi temel kavramları ele alınmaktadır. Ayrıca bu bölümde İbn Haldun'un yaşanan hayatın kategorilerini temel alarak, realist bir yaklaşım içerisinde meydana getirdiği toplum yorumu irdelenmektedir. Üçüncü ve son bölümde İbn Haldun'un umran ve ilimler arasında kurduğu ilişki ve Mantık, Felsefe, Kelam ve Tasavvuf disiplinlerini yorumu ve bu disiplinlere yönelik eleştirileri üzerinde durulmaktadır. Çalışmada İbn Haldun'un bir sosyal gerçeklik ontolojisi meydana getirdiği ve realist, kısmen rasyonalist bir yorum kuramı sunduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarih, Umran, Yorum, Bilgi, Toplum.
Anlam üzerine girişilen bir mücadele alanı olarak songmeanings.com: "Radioactive" örnek olayı
Bir anlam aktarım aracı olarak müziği ele aldığımızda müzikteki salt tınıların anlamı ne denli kesin ve doğrudan aktarabileceği belirsizdir. Müziği oluşturan ezgi, ritim, armoni vb. unsurların dinleyici tarafından nasıl alımlanacağı ve yorumlanacağı büyük değişkenlik arz eder. Diğer yandan şarkı türlerinde sözlerin kullanılması görece olarak müziğin anlam aktarım gücünü artırır. Sözler aracılığıyla şarkının kodaçımı ve analizi mümkün olur. Ancak şarkı yazarı anlamı belli okumalarla sınırlandırmak istese dahi keyfi okumaların önüne geçemeyebilir. Bunda bir ileti/metin olarak şarkının yayımlandığı tarihsel ve kültürel bağlam; alıcıların/dinleyicilerin toplumsal konumları, kültürel deneyimleri ve ideolojik tercihleri etkendir. Ayrıca sanatçının toplum içerisindeki konumu ve yapmış olduğu açıklamalar gibi müzik dışı etkenler de müziğin nasıl alımlandığını etkiler. SongMeanings.com çeşitli sanatçılara ait şarkı sözlerinin yer aldığı ve kullanıcıların şarkı sözlerini yorumladığı, tartıştığı bir platformdur. Ayrıca kullanıcılar, beğendikleri veya beğenmedikleri yorumlara puan ve yanıt vererek şarkının nasıl "okunması" gerektiğine ilişkin katılım gösterirler. Bu sayede belli okuma biçimlerinin öne çıkmasına veya marjinalleşmesine yol açarlar. Bu çalışmada, müzikte anlam üzerine mücadelenin gerçekleştiği bir alan olan SongMeanings.com özelinde, "Radioactive" adlı şarkının kullanıcılar arasında nasıl farklı şekillerde anlamlandırıldığı, yorumlandığı ve tartışıldığı çeşitli kavramlar temelinde ele alınır.
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin Türkçe deyimleri bilme, anlama ve yorumlama düzeyleri üzerine bir araştırma: Afyonkarahisar il merkezi örneği
Bu araştırma ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin deyimleri bilme, anlama ve yorumlama düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu beceriler, sınıf düzeyinin, cinsiyetin, okuma alışkanlığının ve ilk kez karşılaşılan bir deyimin anlamını öğrenmek üzere tercih edilen yolların etkileri açısından incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini oluşturan öğrenciler, Afyonkarahisar il merkezinde ilköğretim ikinci kademede öğrenim görmektedir. Veriler, bilgi toplama formu ile toplanmıştır. Bilgi toplama formunda öğrencilerden, tek başına ve cümle içinde verilen farklı anlam yapılarındaki deyimleri, deyimlerin doğru şekillerini, kelimelerin deyim oluşturup oluşturmadığını, deyimlerin özelliklerini, alışılmamış bağdaştırmalar ve atasözleri arasında verilen deyimleri belirlemeleri istenmiştir. Ayrıca öğrencilerin aynı anlama gelen deyimlerle ilgili tercihleri ve bağlam içinde yer alan deyimleri yorumlama becerileri incelenmiştir.Sonuç bölümünde deyimleri öğrenme ve öğretmeye ilişkin önerilere yer verilmiştir.
Beşinci sınıf öğrencilerinin tablo ve grafik okuma ve yorumlama başarı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin sıklık tablosu ve grafik (çizgi ve sütun) okuma ve yorumlama başarı düzeylerinin incelenmesidir. Bu araştırma Afyonkarahisar il örnekleminde yapılmış olup, araştırmaya 181'i kız ve 181'i erkek olmak üzere toplamda 362 beşinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Bu analizlerin sonunda çizgi grafiği ile ilgili olan çoktan seçmeli testin güvenirlik katsayısı 0,72 olarak, sütun grafiği ile ilgili olan testin güvenirlik katsayısı 0,80 olarak hesaplanmıştır. Veriler Friedman testi, Kruskal-Wallis testi ve Mann-Whitney U testleri kullanılarak analiz edilmişlerdir. Bu çalışmanın sonucunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: Öğrencilerin en fazla çizgi grafiğinde başarılı oldukları daha sonra sütun grafiği ve sıklık tablosu okuma ve yorumlamada başarılı oldukları bulunmuştur. Ayrıca, cinsiyet değişkeninin önemli bir faktör olduğu ve kız öğrencilerin çizgi grafiği ile ilgili sorulan soruları çözmede erkeklere göre daha başarılı oldukları sonucuna varılmıştır. Benzer şekilde, öğrenci ders ilgisi değişkenin de önemli bir faktör olduğu görüşmüştür. Tablo ve grafik okuma ve yorumlamada matematik dersine ilgisi olan öğrenciler, matematik dersine ilgisi olamayan öğrencilere göre daha başarılı oldukları ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Beşinci sınıf, sıklık tablosu, cinsiyet, matematik ilgisi, grafik okuma ve yorumlama.
Okuduğunu anlama yorumlama ve dört işlem becerisinin 6.sınıf fen bilimleri dersi sürat konusundaki öğrenci başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı ilköğretim 6.sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi sürat konusundaki akademik başarısının, okuduğunu anlama, yorumlama ve dört işlem becerisi ile aralarında ilişki olup olmadığını incelemektir. Bu yüzden araştırma, ilişkisel tarama modelinde betimsel-bağıntısal bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Ağrı İli'nin Eleşkirt ilçesinde bulunan bir ortaokulun 6.sınıf öğrencilerinden 224 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen kuvvet ve hareket ünitesinin sürat konusu ile ilgili başarı testi ve Cereno (1998)'nun geliştirdiği sayısal yetenek testi ile okuduğunu anlama ve yorumlama testi kullanılmıştır. Araştırmada, istatistiksel analiz yöntemlerinde; betimsel analiz (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, mod, medyan, ranj, basıklık, çarpıklık) kullanılmıştır. Verilerin homojen dağılıp dağılmadıklarını belirlemek için normallik testlerinden yararlanılmıştır. Ayrıca başarı testleri arasındaki ilişkiyi tespiti etmek için; Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, cinsiyete dayalı akademik başarılarındaki değişimi ölçmek için bağımsız örneklem t-testi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni yordama gücünü tespit etmek için ise basit doğrusal regresyon analizi ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Verilerin normal dağılım yaptığını tespit ettikten sonra uygulanan parametrik testlerin neticesinde; okuduğunu anlama, yorumlama ve dört işlem becerisi ile fen bilimleri başarısı arasında sırasıyla r= 0,522 (orta düzeyde), r= 0,684 (yüksek düzeye çok yakın) pozitif yönlü korelasyon olduğu görülmüştür. Cinsiyet ile akademik başarı arasında herhangi bir anlamlı ilişki tespit edilmemiştir. Son olarak dört işlem becerisi ile okuduğunu anlama ve yorumlama başarıları birlikte fen bilimleri başarı varyansını %48,4 oranında açıklayabildiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara dayanarak; fen bilimleri öğretmenleri ile Türkçe ve matematik öğretmenleri arasında işbirliği yapılmasının gerekliliğine dair önerilerde bulunulduğu gibi fen bilimleri dersinin başarısına etki edebilecek farklı etkenlerin de araştırılabileceği gibi birçok öneride bulunulmuştur.
Din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri bağlamında lise öğrencilerinin İslam düşüncesindeki yorum farklılıklarına ve eğitimine bakışları
Birçok alanda insanların yaşam biçimlerini şekillendiren din ve inançların öğretimi konusu günümüzde büyük bir önem görmektedir. Bir çok farklı inanç ve düşüncedeki insanın bir arada yaşadığı bir dönemde bireylerin hem kendi din ve inançlarını öğrenmesi hem de farklı din ve inançları tanıyarak diğerlerini anlamaya çalışması büyük bir öneme sahiptir. Bu kapsamda günümüzde okullarda çoğulcu din eğitiminin bir gereği olarak, çoğunluk dışındaki diğer dinlerin ve bir din içerisindeki farklı yorumların öğretiminin önemine yönelik uygulamalar ve çalışmalar giderek artmaktadır. Çoğulcu düşünce yapısının bir gereği olarak Türkiye'de özellikle 2000 yılından sonra öğretim programlarında hem diğer dinlerin hem de bir din içerisindeki çoğulculuk bağlamında itikadi, fıkhi ve tasavvufi yorumların öğretimine daha çoğulcu perspektifle yer verilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda ilköğretim ve ortaöğretimde DKAB öğretim programlarında ve ders kitaplarında bazı sınıf seviyelerinde bu konulara yer verilmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin İslam düşüncesindeki yorum farklılıklarına ve bunların öğretimine yönelik düşüncelerini tespit etmek ve program geliştirme çalışmalarına katkı sağlamaktır. Bu çerçevede Sakarya ili merkez ilçelerinden seçilen on farklı lisede 956 öğrenciye anket uygulanmış ve sonuçları SPSS programında analiz edilerek değerlendirilmiştir.
Kültürel farklılıkların müşteri memnuniyeti üzerindeki rolü: Turizm sektöründe online yorumların analizi
Gelişen teknoloji ile internet kullanımının bilgiye erişmede en sık kullanılan kaynaklar arasına girmesi, tüketicilerin satın alma süreçlerini son derece kolaylaştırmaya başlamıştır. Özellikle turizm sektörü gibi deneyimsel ürün ve hizmet içeren sektörlerde potansiyel müşteriler satın alma kararları sürecinde riskten kaçınmak için ikna edici ve açıklayıcı bilgi kaynaklarına başvurmaktadır. Bu kaynakların en bilindikleri geçmişte aile, arkadaşlar ve yakın çevre iken günümüzde artık internet siteleri, forumlar, bloglar ve sosyal medya gibi online platformlar, bu platformlarda yapılmış olan online yorumlar ve bu yorumlara verilmiş yıldız derecelendirmeleridir. Online platformlarda bulunan tüketici yorumları potansiyel müşterileri pozitif veya negatif yönde etkileyebilmektedir. Turizm sektöründe karar vericiler otellerinin iyi bir üne sahip olup potansiyel müşterileri kazanabilmeleri için müşterilerinin memnuniyetini kazanmak durumundadırlar. Aldıkları hizmetten memnun kalan müşterilerin pozitif online değerlendirmeleri sonucunda işletmelerin ünü artar ve potansiyel müşteriler olumlu yönde etkilenir. Kültürel farklılıkları göz önünde bulundurarak verdikleri hizmetlerde fark yaratan otel işletmeleri her kültürden müşterisini memnun edebilir ve potansiyel müşteriler için iyi bir üne sahip olabilir. Bu kapsamda, çalışmanın temel amacı kültürel farklılıkların memnuniyet algısına etkisini bulmak olarak belirlenmiştir. Çalışmada Antalya'da bulunan bir otele ait 5 farklı kültürden yapılmış online yorumlar analiz edilmiştir. Sonuç olarak turizm sektöründe kültürel farklılıkların memnuniyet algısı üzerindeki etkileri ortaya çıkarılmıştır. Çalışma amacına göre araştırmalar kapsamında nicel araştırma olarak değerlendirilmektedir. Kapsadığı süre bakımından anlık bir çalışmadır ve o anki durumu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda çalışma metin madenciliği yöntemi ile içerik analizi yapılarak gerçekleştirilmiştir