Synthesis of acrylic emulsion polymer and using in paint formulation
2015
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Nilgün Kızılcan
Abstract (TR)
Metal sahip olduğu yüksek performanslı özelliklerinden dolayı çevremizde görülen birçok yapıda kullanılmaktadır. Bu uygulamalar binalardan, köprü inşaatlarına, gemilerden, otomotiv sektörüne kadar geniş bir yelpazeye kapsamaktadır. Bu uygulamaların temel yapısını oluşturan metal, atmosferdeki oksijen, su ve nemden kolayca etkilenmekte ve bu etkilenme sonucu performansını kaybetmektedir. Atmosferik şartlardan dolayı metal yüzeyde oluşan pas, metalin mekanik özelliklerinin yitirilmesine neden olarak, kullanım ömrünü azaltmakta ve ülke ekonomisini ciddi bir şekilde etkilemektedir. Bu yüzden atmosferik şartlardan etkilenmemesi için her türlü metal için koruyucu önemler alınması gerekilmektedir. Korozyondan dolayı metal yüzeyde oluşan pas, metal içindeki demir iyonlarının hava ve su ile reaksiyon vermesi sonucu oluştuğu için, bu reaksiyonun önlenmesi ile metaller korozyona karşı korunabilir. Metal yüzey üzerinde oluşan bu reaksiyonu önlemek için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu koruyucu yöntemlerden en yaygın kullanılanı ise, yüzeylerin kaplanarak su ve hava ile temasının kesilmesidir. Kaplama, diğer bir ismi ile boya, su ve solvent bazlı olmak üzere iki çeşide ayrılabilmektedir. Metali atmosferik şartlardan korumak için uygulanan boya ya da kaplama malzemelerinde özellikle endüstriyel uygulamalarda solvent bazlı boya çeşidinin kullanımı hakimdi; fakat son dönemlerde, solvent bazlı ürün kullanımının kısıtlanması ve uçucu organik bileşen / volatile organic compound (VOC) kontrolü ile su bazlı ürünlerin hem teknik hem de yasal olarak ön plana çıkmalarına sebep olmaktadır. Böylece insan sağlığı ve çevre üzerinde olumsuz etkileri bulunan solvent bazlı ürünlerdeki zehirli ve parlayıcı maddelerin kullanımı, su bazlı ürünlere geçerek azaltılacaktır. Tez aşamasında, korozyonu önleyici su bazlı bir boya formülasyonu üretilerek, korozyon ve yapışma performansı ISO standartlarına göre değerlendirilecektir. Boya formülasyonun ana bileşeni olan bağlayıcı, akrilik olacak ve emülsiyon polimerizasyon yöntemi ile sentezlenecektir. Polimerin yapışma ve korozyon direncinin iyileştirilmesi için ayrıca ketonik reçine sentezi yapılacak ve sisteme eklenmesi için çalışılacaktır. Yapılacak olan proje ile ketonik reçineler ile desteklenen su bazlı emülsiyon polimerlerinin metal kaplama boya formülasyonunda korozyon ve yapışma direnci test edilecektir. Kaplama formulasyonlarına eklenebilecek son ilave ketonik reçineler, kaplamanın yapışma ve korozyon direncini arttırarak kullanım ömrünü arttırmaktadır. Ketonik reçineler düşük moleküler ağırlıklı ve termoplastik reçineler sınıfındadır. Genellikle polimerik maddelerle kullanıldığında, yapışmayı arttıcı ve parlaklık verici özelliklerini kopolimerlere taşırlar. Ketonik reçineler, keton ve aldehit monomerlerinin kimyasal reaksiyonu sonucu meydana gelmektedir. Bu reçineler üre, poliüretan, fenol gibi yardımcı hammaddeler ile desteklenerek performans özellikleri xxii iyileştirilebilmektedir. Akrilik polimer, su bazlı emülsiyon polimerizasyonu yöntemi ile sentezleneceğinden ketonik reçinenin su bazlı sistemlerler içinde kolayca çözünebilmesi ve homojen bir yapının oluşturulması gerekmektedir. Bu yüzden, siklo hekzan formaldehit reçinesi yapısındaki yüksek –OH grubundan dolayı seçilmiştir. Yapısındaki –OH grubundan dolayı su bazlı sistemlere daha kolay entegre olabileceği öngörülmüştür. Su bazlı emulsiyon polimerlerinin sentezinde 2-EHA ve MMA gibi akrilik monomerler kullanılarak, metal kaplama malzemesine sertlik, yapışma ve kimyasal direnç özellikleri kazandırılmaktadır. Emulsiyon polimerizasyonu yöntemi kullanılarak çeşitli morfolojilerde polimer sentezi gerçekleştirilebilmektedir. Tez çalışmasında core-shell, çekirdek-kabuk, morfolojisi seçilmiştir. Core-shell morfoloji ile iki farklı özellik aynı polimer yapısında buluşturulabilmektedir. Çekirdek kısmında düşük Tg değerlerinde polimerler üretilebilmektedir. Bu sayede polimere elastikiyet ve düzgün film oluşturma özellikleri kazandırılmaktadır. Kabuk kısmında ise, daha sert monomerler kullanılarak polimere sertlik kazandırılmaktadır. Polimerin bu kısımda Tg değeri arttırılarak, polimere kimyasal direnç, UV dayanımı ve atmosferik şartlara karşı direnç özellikleri kazandırılabilmektedir. Tez aşamasında polimer morfolojisinin core-shell seçilmesinin nedeni ise, metal yüzeylerin sert oluşundan, korozyon direnci ve yapışma performansının iyi olması gerektiğinden yola çıkılarak seçilmiştir. Metal yüzey sert olduğundan dolayı üzerine uygulanacak kaplamanın düzgün film oluşturabilmesi için yeterince elastik olması gerekmektedir. Bu yüzden polimerizasyon aşamasında, ilk emülsiyon kısmında 2-EHA monomeri daha fazla eklenerek yumuşak bir çekirdek kısmı elde edilmiştir. Kaplama malzemesinin metali korozyona karşı koruması ve yüzeye iyi yapışması için daha sert olması gerekmektedir. Bu yüzden kabuk kısmı 2-EHA'ya göre daha sert olan MMA monomerinin daha fazla kullanılması ile elde edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen saf polimer ile ketonik reçine yardımcı kimyasalı eklenen polimerin, metal boyasında korozyon ve yapışma direncine olan etkisi kıyaslanacaktır. Polimer ve ketonik reçine sentezinin performans analizlerinin ölçülmesi için su bazlı metal boya formülasyonu dizayn edilmiştir. Bu formülasyon düşük Pigment Volume Consentration (PVC) değerine sahip, içerisinde polimer miktarı fazla olan bir formülasyondur. Formülasyonda korozyon engelleyici herhangi bir dolgu maddesi ya da katkı maddesi bulunmamaktadır. Böylelikle polimer ve ketonik reçine performansı daha kolay değerlendirilebilmektedir. Korozyon direncinin tayini için tuzlu suya batırma yöneti kullanılmıştır. Bu yöntemde paslanır metale uygulanan boyalar kürlendirildikten sonra, tuzlu suya batırılarak korozyon maruziyeti gözlemlenmektedir. Ayrıca boyalar, alüminyum, galvanize ve paslanmaz metale de uygulanmış ve ISO 2409 standardına göre ıslak ve kuru yapışma performansları değerlendirilmiştir. Tezde 3 farklı boya üretilmiştir. İlk boya sadece akrilik polimerinin olduğu, içerisine ketonik reçine eklenmeyen boyadır. İkinci boya akrilik polimer ve sentezlenen ketonik reçine karışımı ile yapılmıştır. 3 numaralı boya ise akrilik polimer ve ticari olarak satışı bulunan ketonik reçine karışımı ile üretilmiştir. Amaç, ketonik reçinenin korozyon ve yapışmaya olan etkisini incelerken, diğer yandan sentezlenen ve ticari olarak satılan ketonik reçine arasındaki performans analizini de yapmaktır. Reçineler katı halde bulunduğu için polimere eklenmeden önce uygun bir çözücü ortamında homojen hale getirilmesi gerekmektedir. Katı halde bulunan siklohekzon fomaldehit reçinesi aseton gibi uygun bir çözücü ortamında öncelikle çözülmüştür. Bu reçine çözeltisi su bazlı emülsiyon polimerizasyonu ile sentezlenen akrilik bağlayıcı diğer ismi ile polimere 5% oranında eklenerek homojen bir karışım elde edilmeye çalışılmıştır. Akrilik polimer – ketonik reçine karışımı, metal kaplama boyasına eklenerek metale doğrudan uygulanabilen bir boya elde edilmiştir. Elde edilen boya yapışma performansının değerlendirilmek üzere alüminyum, galvenize, paslanır ve paslanmaz metal olmak üzere 4 farklı metal üzerine aynı kalınlıkta uygulanarak, aynı şartlarda kürlenmeye bırakılmıştır. Korozyon performansının ölçülmesi için de sadece paslanır metallere uygulama yapılmıştır. Tüm boyalar oda şartlarında kürlendirildikten sonra yapışma ve korozyon kontrolleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada akrilik bağlayıcı kendi halinde, sentezlenen ketonik reçine ile karıştırılarak ve piyasadan alınan UK100 isimli ketonik reçine ile aynı oranda karıştırılarak 3 farklı boya elde edilmiştir. Bu 3 boyanın kendi aralarında performansı incelendiğinde, ketonik reçineli karışımların alüminyum ve paslanır yüzeylerde özellikle ıslak yapışmayı iyileştirdiği tespit edilmiştir. Sentezlenen ve ticari olarak satışı olan ketonik reçineler kendi aralarında kıyaslandığında, sentezlenen ketonik reçinenin daha iyi performansa sahip olduğu bazı metal tiplerinde görülmektedir. Korozyon direnci incelendiğinde de, yine ketonik reçinelerin korozyon direncini arttırdığı saptanmıştır. Çalışma sırasında ketonik reçinenin akrilik emülsiyon karıştırıldığı sırada bazı stabilite problemlerine rastlanmıştır. Su bazlı emülsiyon polimerleri, ketonik reçineleri homojen ıslatamamıştır. Polimer-ketonik reçine karışımı içerisinde stabiliteyi bozan aglomerasyona uğramış ketonik reçine parçacıkları görülmüştür. Bunu önlemek için çeşitli yüzey aktif ajanların yanında non-ionic, yüksüz, sürfaktanlar da sisteme eklenmesine rağmen stabilite için yeterli bulunmamıştır. Bunun için ileriki aşamalarda reçinenin, akrilik polimerin hazırlanması sırasında akrilik polimere kimyasal olarak bağlanması ile elde edilecek akrilik polimer-reçine kopolimerleri hazırlanması ve boya forrmülasyonunda tekrar test edilmesi planlanmaktadır. Polimer emülsiyonu sırasında sisteme eklenecek olan ketonik reçineler, polimerler ile kimyasal bağ yaparak sisteme daha iyi entegre olabileceği öngörülmektedir. Böylece herhangi bir stabilite sorununun ve aglomerasyon probleminin engelleneceği varsayılmaktadır. Sistem ile daha iyi entegre olan ketonik reçinenin yapışmayı ve korozyon direncini daha da arttırması öngörülmektedir.
Author
Dr. Elis Kırımlı
Institution
How to Cite
Elis Kırımlı (Yüksek Lisans Tezi). Synthesis of acrylic emulsion polymer and using in paint formulation, 2015, Istanbul Technical University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Istanbul Technical University
- Investigation Of Stretching Effect With Mixed Finite Element Formulations For Laminated Beams And Plates(2023)
- Veri madenciliği yöntemlerini kullanarak anemi sınıflandırılmasına yönelik bir uygulama(2015)
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- İlçe belediye hizmet binalarında tasarım yaklaşımlarının mekân dizim yöntemi ile incelenmesi(2015)
- Bir II. Alman İmparatorluğu projesi: Kaiser Wilhelm Anıtı'ndan Alman çeşmesine(2015)
- Soil salinity mapping by integrating remote sensing data with ground measurements; a case study in Lower Seyhan Plate, Adana, Turkey(2015)
