DoctorateOpen Access

Virginia Woolf ve Erendiz Atasü'nün romanlarında erkek egemen söylem ve ideolojisinin kadın metinselliği ve cinselliği yoluyla yıkılması ve yeniden yapılandırılması

Is this your thesis?

This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.

2016
0 views
0 downloads

Abstract (TR)

Genel olarak, insanlar arasında iletişim kurmayı ve/ya düşüncelerini aktarmayı sağlayan ortak işaretler sistemi olarak tanımlanan dil, aslında, kadınların yaşam alanlarını sınırlamada ve onların itaatkâr bir hayat sürmelerini sağlamada her zaman etkin ve baskın bir rol oynamıştır. Bu sınırları çizilmiş hayat içerisinde tüm medeniyetler ataerkil olmuş, tarih hep erkekler tarafından belirlenmiş, edebiyat ise fallus merkezli erkek egemen dille yazılmıştır. Kadınlar, kendilerini erkeğin değersiz 'ötekisi' olarak tanımlayan bu kısır döngüden kurtarabilmek için, erkek egemen söylemin ve dilinin tüm sabit ve hiyerarşik yapılarını yıkmanın ve yeniden yapılandırmanın yollarını bulma arayışı içine girmiştir. Virginia Woolf ve Erendiz Atasü bu arayışın öncülerindendir ve onlara göre mevcut olan tek yol, kadınların beden/akıl, kadın/erkek, ben/öteki olarak belirlenmiş ataerkil sınırlandırmaların ötesine geçmeleridir. Bu da ancak 'kapsayan ve bütünleştiren dişil dil' ile oluşturulacak olan 'dişil yazın' ile mümkündür. Kadınların/kadın yazarların, ataerkil söylemleri kalıplaştıran ve normalleştiren erkek-egemen dil ile ilgili kaygıları göz önünde bulundurularak, bu çalışmada öncelikle, fallus merkezli ideolojilerin kadınları olumsuzlayan ve ötekileştiren yapısı ortaya konulmakta, ardından bu ideolojilerin kurmuş olduğu düzeni tersine çevirebilmenin bir yolu olarak kadın yazını değerlendirilmektedir. Bu amaçla, post-yapısalcı feminizm kuramları temel alınarak, farklı dönemlerin yanı sıra felsefi, dini ve kültürel yapıları da birbirinden çok farklı toplumlarda yaşamış olan Woolf ve Atasü'nün dişil metinleri incelenmekte, tüm bu farklılıklara ve engellere rağmen ortak bir dişil dilin varlığı sorusu üzerine odaklanılmaktadır. İki yazarın karşılaştırmalı analizi, dişil dilin fallus tarafından yönetilen erkek egemen dil ve söylemini yıkabileceğini ortaya koymaktadır. Yazarlara göre bu yıkım ancak akışkan, çok yönlü, farklı ve hiyerarşiden uzak kadın bedeninin zevklerini yazarak gerçekleşecektir. Kadın bedenini ve deneyimlerini mevcut söylem ve ideolojilerin kontrol ve otoritesinden özgür kılmayı başaran bu yeni şiirsel dil, 'beden ve akıl' arasındaki mesafeyi yok eder ve değişmez kabul edilen cinsel farklılıkların ötesine geçerek 'bütünlüğü' yakalar. Tüm zıtlıkları kapsayan ve bütünleştiren bu yeni oluşumla, Virginia Woolf ve Erendiz Atasü, farklılıklar ve kültürel çeşitlilik gerçeğine dayalı yeni bir dünya yaratılabileceğinin olasılığını göstermektedir. Dişil dil ve söylem ile yaratılmış bu dünyada biyolojik ve toplumsal cinsiyetler ayırt edilmeksizin herkes eşit olacaktır. Sonuç olarak, 'dişil dilin' ataerkil ideolojiler ve söylemler çerçevesinde oluşturulmuş toplumsal cinsiyet ilişkilerini ve rollerini yeniden yapılandırarak, yalnızca kadınlar için değil, tüm insanlar için eşitlikçi ve hak temelli ortamlar sunacağı kanıtlanmıştır.

Author

Muzaffer Derya Subaşı

How to Cite

Muzaffer Derya Subaşı (Doktora Tezi). Virginia Woolf ve Erendiz Atasü'nün romanlarında erkek egemen söylem ve ideolojisinin kadın metinselliği ve cinselliği yoluyla yıkılması ve yeniden yapılandırılması, 2016, İstanbul Aydın University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul Aydın University