Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan Ermeni Kiliseleri koruma ve kullanım durumları
Bu tez size mi ait?
Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.
Özet (TR)
Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Hıristiyanlık dönemine ait önemli merkezlere ev sahipliği yapmıştır. Hıristiyanlığın doğduğu ve yayıldığı topraklar ile dinin yayılma sürecinde kavşak noktası olması sebebiyle Erken Hıristiyan mimarisinin bazı geleneklerini devam ettirmesinin yanında, mimari kurguda özel yapı tiplerinin inşası da bu bölgede gerçekleşmiştir. Hıristiyanlık dinini seçen ilk toplum olan Ermenilerin, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşadığı başlıca şehirler olmalarına rağmen, GAB kentleri olan Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa ve Gaziantep kent merkezlerinde yer alan Ermeni Kiliseleri bugüne kadar kapsamlı bir biçimde incelenmemesi tez konusu olarak seçilmesinde önemli etkenler olmuştur. Osmanlı'nın, İslam Hukukuna dayanarak, din ya da mezhep esasına göre egemenliği altındaki toplulukları, örgütlü bir şekilde yönetmesi "millet sistemi" adını almıştır. İslâm hukuku kapsamında, cemaat olarak kabul edilerek devlet organizasyonu içinde yer alan "Zimmi" de denilen Ermeniler Osmanlı İmparatorluğunda, dinsel ayrımla temellenerek "millet" olarak kabul edilmiştir. Bu sistem, kendini kent dokusunun gelişiminde gösterdiği gibi, mimari karakteristiklerin oluşumunda da belirgin rol oynamıştır. Müslüman ve gayrimüslimlerin yaşadıkları mahallelerin birbirinden ayrıldığı Osmanlı kentlerinde, gayrimüslimler için sosyal kısıtlamaların yanı sıra farklı toplulukların dini ritüellerini gerçekleştirebilmeleri için kilise ve diğer ibadet yerleri var olsa da yeni kilise yapımı yasaklanmıştır. Yasaklar çerçevesinde; yeni kiliselerin inşasına izin verilmese de, mevcut kiliselerin onarımı izne bağlanmış, yeni eklemeler ve değişiklikler yapılmamasına özellikle dikkat edilmiştir. XVIII. yüzyılın ikinci yarısındaki siyasal gelişmeler ve özellikle Rusya ile yapılan anlaşmalar gereği; Osmanlı ülkesindeki Hıristiyanların yeni kiliseler yapma ve eski kiliselerini onarmalarına ilişkin kolaylıklar getirilmiştir. Tanzimat ve Islahat Fermanları ile birlikte onarıma ve inşaya yönelik tüm güçlükler giderilmiş ve dinî yapıların sayı olarak artmasının yanında boyutlarının büyümesinin de önü açılmıştır. XVI. yüzyılda başlayan ve XIX. yüzyılda yoğunlaşarak artan misyonerlik faaliyetleri sonucunda ise, Ermeniler arasındaki mezhep birliği parçalanmış, Gregoryen Ermeni cemaati yanında Katolik ve Protestan Ermeni cemaatleri ile mezheplerin ihtiyaçları doğrultusunda yeni plan tipine sahip kiliseler ortaya çıkmıştır. Ancak, tehcir, zorunlu göç ve savaş sebebiyle Ermenilerin yaşadıkları bölgelerden ayrılması sonucu kiliselerin terk edilmesiyle, oldukça hızlı bir yok oluş süreci başlamıştır. Kullanılmayan yapılar yok olmaya yüz tutmuş, farklı işlev verilen kiliseler ise kimliğinden uzaklaştırılmıştır. Bu durumun yanı sıra yağma olayları vuku bulmuş, sadece defineciler değil yapı malzemesi temin etmek isteyenler için neredeyse malzeme deposu olarak görülmüş ve kiliseler hızla yok olmuştur. Bakımsızlık, doğal ve atmosferik etkiler, imar politikaları ve hava kirliliğine maruz kalan kiliselerde de tahribat günbegün artmaktadır. Korunmaları ve geleceğe güvenle devredilmelerini sağlamanın kültürel bir sorumluluk olduğu, Ermenilere ait kiliselerin bir bütün olarak bölgedeki yayılımını saptamak ve günümüzdeki son durumlarını ortaya koymak tezimizin amacını belirlemiştir. Ayrıca, kiliselerin etkileşim alanlarını da irdeleyerek dinsel ve mimari açıdan yerinin belirlenmesinin yanında, ritüellerin, mimari kurguyu oluşturması ve mekanlara yansıması da ortaya konmaya çalışılmıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde günümüze ulaşan V. yüzyıl ile XIX. yüzyıl arasında tarihlendirilen Diyarbakır'da dört, Gaziantep'te üç, Şanlıurfa'da ve Mardin'de ikişer adet olmak üzere, on bir kilise yapısı, çalışma kapsamını oluşturmuştur. Tarihsel süreç içersinde tamamen ortadan kalktığı tespit edilen kilise yapılarına ise kaynaklardan ulaşabilen ve yerinde yapılan araştırmalar sonucu elde edilen bilgiler doğrultusunda, metin içinde yer verilmiştir. Yapıların; bölgelere göre gelişim süreçleri, önceki araştırmalar ile ulaşılan veriler ışığında oluşturulan plan tipolojisi ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. İncelenen tüm kiliseler, tarihçesi, plan tipi, süsleme, malzeme ve teknik özellikleriyle tanıtılmaya çalışılmıştır. Kiliselerin bugünkü durumu analiz edilerek, korunma sorunları ve hasarları, nedenleriyle birlikte araştırılmıştır. Her kilise, yapısal sorunları ile tek tek ele alınarak, ayrıntılı çalışmalarla o yapıya özel, onarım ve yeniden işlevlendirme önerilerini içeren projelerin hazırlanması gerekliliği vurgulanmış, yasal ve örgütsel boyutta fikirler geliştirilmeye çalışılmıştır.
Yazar
Semra Hillez Halifeoğlu
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Semra Hillez Halifeoğlu (Yüksek Lisans Tezi). Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan Ermeni Kiliseleri koruma ve kullanım durumları, 2016, Dicle University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Dicle University tezlerinden daha fazlası
- Karayolları köprü ve menfez tasarım debilerinin coğrafi bilgi sistemleri ile belirlenmesi(2022)
- El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm adlı eserin tefsir usûlü açısından incelenmesi(2024)
- İslam hukukunda engellilerin durumu(2010)
- 6 şubat 2023 kahramanmaraş merkezli depremler sonucu Dicle Üniversitesi Tıp fakültesi hastanelerine başvuran depremzedelerin adli tıbbi incelenmesi(2024)
- İngilizlerin XIX. yüzyılda Kıbrıs'taki arkeolojik keşifleri(2024)
- Okul müdürlerinin hizmetkar liderlik davranışları ile algılanan örgütsel destek arasındaki ilişki(2024)
